Ansiklopedik Sözlük
Ç
- çadır aydınlatması
- (Alm zeltbeleuchtung, Fr éclairage de tente, İng tent lighting) Mücevher, gümüş, metal vb ışığı çok yansıtan objelerin fotoğrafı çekilirken yansımaları önlemek için kullanılan aydınlatma şekli. Obje, yağlı kağıt ya da beyaz astar bezinden yapılmış bir çadırın içine yerleştirildikten sonra dış taraftan aydınlatılır.
- çağdaş sanat
- (Alm zeitgenössische kunst, Fr art contemporain, İng contemporary art) Genellikle 1960'tan bu yana üretilen sanat eserlerini tanımlamak için kullanılır.
- çakan ışık kaynağı
- (Alm kurzblitz-lichtquelle, Fr source de lumière à flash bref, İng short-flash light-source) bkz elektronik flaş.
- çakışan açı
- (Alm konvergenzwinkel, Fr angle de convergence, İng angle of convergence) İki gözün aynı anda, aynı bir nesneye baktığında görüş açısını oluşturan çizgilerin belirlediği geometrik biçim. / optik eksene ulaşan ışınların belirlediği geometrik biçim.
- çalışırken takas
- (Alm hot-swap, Fr échange à chaud, İng hot swapp) Bilgisayarda sistem çalışırken, aygıta sistemden çıkarılabilme ya da bir başka yere yerleştirebilme olanağı sağlayan, bağlantı ya da aygıt özelliği. Örneğin SCSI (Small Computer System Interface) değiştirilmeden, fire wire yoluyla çalışırken takas işlemi yapılabilir. bkz çalışırken takçıkar.
- çalışırken takçıkar
- (Alm hot-plugg, Fr branchement à chaud, İng hot-plugg) Çalışır durumdaki bir aygıta, dışardan bir başka aygıt ya da bileşen ekleme. Bilgisayarlarda, çalışan sistemi kapatmaksızın sistem bileşenlerini değiştirme işlevi. Sadece çalışırken takas ya da çalışırken takçıkar sisteme uygun olarak tasarlanmış olan sistemlerde kullanılır. bkz çalışırken takas.
- çalışma
- (Alm arbeiten, Fr fonctionnement, İng working) Belirli oranda sulandırılarak kullanılmaya hazır duruma getirilen banyo. / Belirli sıcaklıkta çalışan kimyasal maddenin gereken sıcaklığa kadar ısıtılması ya da soğutulması. / Bilgisayar dosyalarında, asıl dosyaya dokunmadan üzerinde düzenlemeler yapılan asıl dosya kopyası. / Çıktılarda daha fazla ya da çoklu bskı yapmak için dayanak olarak kullanılan baskı.
- çalışma aydınlatması
- (Alm arbeitslicht, Fr lampe de travail, İng working light) Bir çekim ortamında, çekim için hazırlık yapılırken ortamın çalışma yapılabilecek düzeyde aydınlatılması.
- çalışma belleği
- (Alm direktzugriffsspeicher, Fr mémoire à accès aléatoire, İng Random-Access Memory - RAM) Rastgele erişimli bellek. Bilgisayardaki “Gelişigüzel Ulaşım Belleği”. Bir bilgisayarın en genel bellek tipidir ki bilgisayar işlemcisi (CPU) bu bellek ile bilgisayarda açılmış ve kullanılan program ya da yazılım için bir yer tutarak işlem yapılabilmesine olanak sağlar. Buna göre ne kadar RAM, o kadar fazla işlem ya da fazla program ile aynı anda çalışabilme olanağı demektir. Ana bellek ve diğer veri taşıyıcı belleklerin aksine çalışma belleği, bilgisayar kapatıldığında, tümüyle silinir.
- çalışma fotoğrafı
- (Alm produktion noch, Fr la production est toujours, İng production still) Bir filmin tanıtımında kullanılmak üzere saptanan ve filmin çevirilişiyle ilgili çalışmaları gösteren fotoğraf.
- çalıştır
- (Alm laufen, Fr courir, İng run) Bilgisayarda, bir programı yerine getirme, bir görev ya da program serisini çalıştırma emri verme.
- çalkalama
- (Alm agitation, Fr agitation, İng agitation) Film ya da fotoğraf kağıdının ışığa karşı duyarlı yüzeyinin, banyo sırasında, banyo ile daha düzgün temasını sağlayan yöntem. Çalkalama ile, kimyasal işlemler süresince duyarlı yüzeye sürekli olarak bozulmamış banyoların temas etmesi sağlanır. Bu yöntem özellikle film ve kağıtların geliştirme banyosunda bulundukları sırada ve saptama (tespit) banyosunun ilk birkaç dakikasında çok önemlidir. Üretici firmaların bu konuya ilişkin önerilerine aynen uyulmalıdır.
- çalkalayıcı
- (Alm agitator, Fr agitateur, İng agitator) Çalkalama işini gerçekleştiren aygıt.
- çan eğrisi bulanıklığı filtresi
- (İng Gaussian blur) Adobe Photoshop blur (bulanıklaştırma) filtrelerinin altında bulunur ve kullanıcının istediği değeri vererek bulanıklığın artmasını veya azalmasına olanak tanır (Filter > Blur > Gaussian Blur).
- çapa noktaları
- (Alm ankerpunkte, Fr points d'ancrage, İng anchor points) Bilgisayarda kullanılan Photoshop vb görüntü, çizim işleme programlarındaki vektörel çizimlerde, çapa noktaları çizginin aralıklarını belirler ve çizginin bölümlerini birbirine bağlar.
- çapraz tarama efekti
- (İng crosshatch) Adobe Photoshop brush strokes (fırça ucu) efektlerinin altında bulunur ve çapraz tarama tekniği ile görüntüyü yeniden resmeder (Filter > Brush Strokes > Crosshatch).
- çarpık ışın
- (Alm schrägstrahl, Fr rayon oblique, İng skew ray) Optik eksenle kesişmeyen ışın demeti. Boylamsal olmayan herhangi bir ışın. Bu ışınların, optik sistemde ilerlemesini hesaplamak çok güçtür.
- çarpıklık
- (Alm schlüsselsteinbildung, Fr clé de voûte, İng keystoning) Gösterim aygıtıyla yansıtılan bir görüntünün, dikdörtgen değil de kare şeklinde oluşmasına neden olan şekil bozukluğu.
- çatı prizması
- (Alm dachprisma, Fr prisme en toit, İng roof prism) Bir dik açılı prizmanın; uzun, paralel kenarlı yansıtma yüzleri üzerinde bir çatı biçiminde kesit içeren prizma türü.
- çatlak filtresi
- (Fr craquelure, İng crack) Adobe Photoshop texture (doku) filtresinin altında bulunur ve bu filtre görüntüyü yükseltilmiş bir yüzey üzerine baskı uygulanmış ve çatlaklar oluşmuş gibi gösterir (Filter > Texture > Craquelure).
- çekim
- (Alm fotoshooting, Fr séance photo, İng photo shooting) Fotoğraf makinesinin bir kez çalıştırılmasıyla başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. / Fotoğraf makinesi veya kameranın bir kez çalıştırılıp durmasıyla ya da diğer görüntü kaynaklarıyla elde edilen yapımın en küçük parçası.
- çekim düğmesi
- (Alm entriegelungstaste, Fr déclencheur, bouton de déverrouillage, İng shooting button, release button, shutter-release) Fotoğraf makinesinde fotoğraf çekilirken basılan, çekim işlemini başlatan düğme.
- çekim düğmesi boşluğu
- (Alm abstand der entriegelungstaste, Fr espace entre le bouton de déverrouillage, İng release button gap) Fotoğtaf makinesinde çekim düğmesine basılmasıyla sistemin açılması, harekete geçmesi arasındaki zaman aralığı.
- çekim düğmesi uzatma kablosu
- (Alm kabelauslöser, auslöser-verlängerungskabel, Fr libération du câble, rallonge de bouton d'obturation, İng cable release, shutter button extension cable) Fotoğraf çekerken deklanşöre basıldığında doğabilecek titreşimleri yok etmek ya da deklanşöre uzaktan kumanda edebilmek amacıyla kullanılan esnek ve bükülebilen tel biçimindeki deklanşör; çekim düğmesi kablosu, deklanşör çubuğu, deklanşör uzatma kablosu. Genellikle B ve T örtücü konumunda, makine üçayak üstünde olduğunda kullanılır.
- çekim menzili
- (Alm schießstand, Fr stand de tir, İng shooting range) Bir fotoğraf makinesinin nesneleri keskin olarak görüntüleyebildiği erim. Asgari uzaklıktan sonsuza kadar seçim yapılabilir.
- çekim objektifi
- (Alm aufnahmeobjektiv, Fr prendre un objectif, İng taking lens) Fotoğraf makinesinde, duyar kat üzerinde görüntü oluşturan optik sistem. Çift objektifli yansıtmalı fotoğraf makinelerinde, altta yer alan objektif (üstteki objektif netleme ve çerçevelemeyi sağlar). / Fotoğraf makinesinde taşıyıcı sistem üzerindeki iki ya da daha fazla objektiften, gövde üzerindeki objektif yuvasına takılı olan.
- çekim ölçeği
- (Alm bildmaßstab, schießmaßstab, Fr échelle de l'image, échelle de tir, İng image scale, shooting scale) “İnsanın görüntüde kapladığı alan” ölçütünden yola çıkarak çerçevelenen nesne ya da konunun, görüntü çerçevesi içinde kapladığı yer ve oluşturduğu boşluğun değişmesinden meydana gelen çeşitli boydaki çekim dizisi, nesnelerin görüntülenme büyüklükleri üzerine yapılan çerçeveleme oranı sınıflandırması. Genel, orta ve yakın çekim, ayrıntı çekimi, baş çekimi, omuz çekimi, göğüs çekimi, bel çekimi, diz çekimi, boy çekimi gibi. Çekim ölçeği, fotoğraf makinesi ile çekim yapılan nesne ya da konu arasındaki uzaklık ve kullanılan objektifin odak uzunluğununa göre değişir.
- çekim sayısı
- (Alm nummer nehmen, Fr prendre le numéro, İng take number) Herhangi bir konunun aynı çekim ölçeğinde yapılan çekimlerinin sayısını, adedini gösteren sayı.
- çekirdek
- (Alm kernel, Fr noyau, İng kernel) Belirli görüntü teknikleri üzerine kopyalanan ve matematiksel olarak işlenen piksel grupları. Genellikle üç pikselden herhangi tek sayılı çapraz pikseller arasında değer alan bir kare biçimindedir. / Bilgisayarın çalışması için bellekte devamlı olarak bulunması gereken işletim sisteminin temel parçaları. bkz maske. bkz matris. / (Alm kern, Fr cœur, İng core) Bir optik fiberin ışığı ileten merkez bölgesi.
- çentik
- (Alm kerbe, Fr entailler, İng notch) Pozisyon belirlemek amacıyla filmin ya da rulonun kenarındaki ele gelen, filmin kenarına V biçiminde yapılan oyuk. Özellikle yaprak filmlerde, filmin duyar katlı yüzeyini ve türünü belirlemek amacıyla kullanılır.
- çentik filtresi
- (Alm kerbfilter, Fr filtre coupe-bande, İng notch filter) Işınımın çok dar türde dalga boylarını engellemek amacıyla yasarlanan filtre türü.
- çerçeve
- (Alm rahmen, Fr cadre, İng frame) Film üzerindeki her bir film karesini, görüntü alanını yatay-dkay olarak sınırlayan doğrular. Sinema ve fotoğrafçılıkta görüntünün iki boyutlu olarak içine alındığı alanfotoğraf makinesi veya kameranın film penceresince oluşturulur; kadraj. bkz kadraj. / Bilginin bir ekrandaki değeri. / Seri şekilde kopyalanan hareketteki bir görüntü. / Resim, fotoğraf, yazı, ayna gibi şeyleri süslemek ya da bir yere asılabilecek duruma getirmek için bunlara geçirilen kenarlık.
- çerçeve oranı
- (Alm seitenverhältnis, Fr rapport hauteur/largeur, İng aspect ratio) Bir fotoğraf karesinin eni ile boyu arasında bulunan bağlantı. Örneğin 135 ya da 35 mm filmlerde 24 mm x 36 mm olan her bir film karesi için çerçeve oranı; 1.5/1'dir. / (Alm format, Fr format, İng format) Film yüzeyindeki görüntünün eni ve boyuna göre belirlenen bağlantı; format. / Çerçevenin yatay ve dikey eksenlerinin oranı. bkz film penceresi.
- çerçeveleme
- (Alm rahmen, Fr encadrement, İng framing) Amaçlanan, belirlenen konunun bakacın ve dolayısıyla film ya da algılayıcının ikiboyutlu alanı içine başarılı bir şekilde ifade edebilmek amacıyla görsel yapı içinde yerleştirilmesi; kadrajlama. bkz kadrajlama. bkz görsel yapı. / Görüntünün bir kısmının bir amaç için kullanılması, kompozisyonu düzeltme veya bir görüntüyü var olan alana veya biçime sığdırma. / Bir görüntünün ihtiyaç duyulan alanını kısıtlama. / Fotoğrafı çekilecek cismin, gerek büyüklük, gerek yer bakımından görüntü çerçevesine göre düzenlenmesi işi.
- çerçeveleme oranı
- (Alm bildrate, Fr taux de trame, İng framing rate) Kullanılan filmin veya fotoğrafın ya da ekranın eni ve boyu arasındaki oran.
- çerçevesiz şövale
- (Alm randlose staffelei, Fr chevalet sans bordure, İng borderless easel) Kenarlarında çerçeve oluşturmadan baskı yapılan kağıdı tutan gereç. Kağıdı tutmak için sakız benzeri yapışkan kullanılır, kağıt kenarlarına iz bırakmayacak şekilde tutulur ve vakum emişi yöntemleri uygulanır.
- çerez
- (Alm cookie, Fr cookie, İng cookie) Bilgisayarlardaki küçük metin dosyaları. Örneğin web sitesi ile internet kullanıcısı arasında değiş tokuş edilen veri ya da küçük metin dosyası. / Bir internet sitesinin bizzat kendisi tarafından siteye eklemiş olduğu ve kullanıcı davranışlarını analiz eden küçük metin dosyaları. Kullanıcının verilerine dayalı olarak kullanıcının site içerisindeki tüketici davranışları sadece internet sitesinin sahibi tarafından analiz edilir. Ziyaret edilen internet sitesinin sahibi tarafından değil anlaşma yapılan reklamveren (advertiser) veya herhangi bir sistem tarafından siteye eklenen ve genellikle kullanıcı iznini ihlal eden çerez türleri de vardır.
- çevirici
- (Alm konverter, Fr convertisseur, İng converter > Tr konvertör) Objektifle fotoğraf makinesi arasına takılan ve objektifin odak uzunluğunun artırılması amacıyla kullanılan bilezik şeklindeki özel araç; uzatıcı tüp, konvertör. Bu araçlar odak uzunluğunu üzerlerinde yazılı değerlere göre iki ya da üç misli gibi değerlere yükseltir. Bu arada görüntü kalitesinde kayba da neden olurlar.
- çevirmek
- (Alm drehen, Fr tourner, İng turn) Fotoğraf dosyaları ile ilgili olarak, “bir düzenlemeden diğerine geçiş” anlamındadır. Örneğin çok büyük olan bmp dosyaları, genelde, JPEG veya TIFF sıkıştırmalı dosya düzenlemelerine çevrilir.
- çevre halkası
- (Alm klingeln herum, Fr sonner autour, İng ring around) Renkli agrandisörlerde baskı yaparken, renk dengesinin doğru olması amacıyla hangi ayarların ne şekilde yapılacağını belirleyen test düzeneği. Kullanılan filtre karışımları sistematik olarak test edilerek baskı alınır ve bu baskılara göre değerlendirme yapılır.
- çevre sanatı
- (Alm land-art, Fr art terrestre, İng land art) İçinde yaşanılan çevre ortamıyla ilişkiyi geliştirmeye önem veren sanat türü.
- çevresel
- (Alm peripher, Fr périphérique, İng peripheral) Alan olarak, bir optik sistemin alanının sınırı ya da kenarı. / Görüntü olarak, sarı lekenin uzağında ya da ağ tabakanın 5 derece ötesinde ortaya çıkan görsel duyumlar. / Bilgisayarda, dışarıdan bağlanan ve doğrudan kontrol edilen aygıt.
- çevrim dışı
- (Alm offline, Fr hors ligne, İng off-line) Veri kaynağıyla doğrudan bağlantısı olmaksızın, kullanıcının doğrudan ulaşabildiği bir kaynakta bütün gerekli dosyaların indirildiği, kopyalandıdığı; veri ya da dosyalarla çalışma biçimi. bkz düğüm.
- çevrim içi
- (Alm online, Fr en ligne, İng on-line) Kullanıcının uzaktaki bir kaynakla bağlantıyı sağladığı, veri ve dosyaları işleme, çalışma biçimi. Bilgisayar sistemlerinde, açık ve çalışır durumdaki ağ (network) ya da bağlantıyı belirtir. İnternet çalışırken bir kullanıcı internette çevrim içidir. bkz çevrim dışı.
- çevrinme
- (Alm schwenken, Fr panoramique, İng panning > pan) Fotoğraf makinesinin veya video kameranın yatay ya da düşey ekseni çevresinde sağa, sola ya da yukarıya, aşağıya, devinimi; özellikle yatay çevrinme. / Örtücü hızının en üst noktaya çıkartılmasına rağmen hareketin dondurulamaması ya da fotoğrafta hareket izlenimi elde etmek için fotoğraf makinesinin, konunun hareketini izlemesi ve fotoğrafın tam bu anda çekilmesi işlemi.
- çeyrek dalga yaprak
- (Alm viertelwellenplatte, Fr plaque quart d'onde, İng quarter-wave plate) İçinden geçen ışıkta, dairesel polarizasyona neden olan katman ya da ince plaka.
- çeyrek ton
- (Alm viertelton, Fr quart de ton, İng quarter tone) Beyaz ve yarım ton arasındaki tonsal orta değer. % 25 siyah boya ya da mürekkeple doldurulmuş olan bir nokta alanının , % 25 ya da 8 bit gri dizinindeki 64'lük bir gri düzeyi.
- çiçek fotoğrafçılığı
- (Alm blumen fotografie, Fr photographie de fleurs, İng flower photography) Çiçek fotoğrafçılığı, bitkilerin renklerini, dokularını ve estetik formlarını ön plana çıkaran, doğanın güzelliğini yansıtan bir doğa fotoğrafçılığı türüdür. Yakın plan (makro) veya genel çekimlerle çiçeği izole ederek ya da bağlam içinde sanatsal tekniklerle (ışık, kompozisyon, perspektif) yakalamayı hedefler. Yakın çekimlerde el titremesini önlemek için tripod (üçayak) kullanımı önemlidir. Ayrıntıları yakalamak için makro objektifler veya uzun odaklı teleobjektifler tercih edilir. Sabahın erken saatleri veya akşamüstü gibi ışığın yatay ve yumuşak geldiği zamanlar, homojen aydınlatma için idealdir. Çiçeği vurgulamak için arka planın sade olması (izolasyon) önemlidir. Yere yakın açılar, çiçeğin formunu daha etkileyici gösterir. Yağmurdan hemen sonraki zamanlar, su damlacıklarının yarattığı estetik görüntü nedeniyle çiçek çekimi için en iyi anlardır.
- çiçeklenme
- (Alm blühen, Fr épanouissement, İng blooming) Sayısal görüntü dosyalarının daha parlak alanlarında parlak veya renkli bir hale görünümü. Blooming, Sayısal fotoğraf makinesindeki görüntü algılayıcının bir kısmının çok fazla ışığa maruz kalması ve komşu piksellere sinyal "sızıntılarına" neden olması durumunda oluşur. bkz kromatik sapma.
- çift arası
- (Alm kerning, Fr crénage, İng kerning) Matbaacılıkta dizgi ya da masaüstü yayıncılığında, çift harf arasındaki boşluk düzeni. bkz kaydırma.
- çift banyolu
- (Alm zwei bäder, Fr deux bains, İng two-bath) Fotoğrafçılıkta kullanılan banyolarda, tek banyonun işlem etkisini artırmak amacıyla art arda iki eriyik kullanımı. Siyah beyaz fotoğrafçılıkta geliştirme ve sabitleme banyolarında kullanılır.
- çift bellek modülü
- (Alm duales inline-speichermodul, Fr module de mémoire double en ligne, İng Dual In-line Memory Module) bkz DIMM.
- çift çizgisel ara değerlendirme
- (Alm bilineare Interpolation, Fr interpolation bilinéaire, İng bilinear interpolation) Üzerinde çalışılmakta olan pikselin -köşelerdeki değil- kenarlarındaki dört pikseli kullanan bir ara değerlendirme, kestirim yöntemi. Çift kübik değrlendirmeden daha az oiksel kullandığı için uygulaması biraz daha hızlıdır.
- çift dışbükey mercek
- (Alm bikonvexe linse, Fr lentille biconvexe, İng biconvex lens) İki yüzü de kenarlarından merkeze doğru dışa eğimli yüzleri (dışbükey) olan tek mercek elemanına verilen ad; çift dışbükeyli mercek.
- çift düzey
- (Alm zweistöckig, Fr à deux niveaux, İng bi-level) Görüntünün beyaz ve siyah değerleri içermesi; biteşlemli çift düzey. Bir biteşlemli olan çift düzeyli görüntü, siyah ve beyaz piksel dışındaki öbür pikselleri içermez.
- çift Gauss merceği
- (Alm doppel-Gauss-linse, Fr lentille de Gauss double, İng double Gauss lens) İki Gauss mercek sisteminin arka arkaya gelmesiyle oluşturulan optik sistem. bkz Gauss merceği.
- çift görme
- (Alm diplopie, Fr diplopie, İng diplopia) Tek bir nesnenin iki tane görülmesi. Bir göz öbürüne göre sapma göstererek, iki gözün bir arada odaklama yapmamasından kaynaklanır.
- çift görüntü prizması
- (Alm doppelbildprisma, Fr prisme à double image, İng double image prism) Bir objenin iki görüntüsünü oluşturan, bir mercekle birlikte blok bir prizma.
- çift gözlük
- (Alm doppelbrille, Fr lunettes doubles, İng binoculars, binocle, double eye-glass) Her iki göz için ayrı ayrı merceği olan gözlük.
- çift içbükey mercek
- (Alm bikonkave linse, Fr lentille biconcave, İng biconcave lens) Her iki yüzü de kenarlarından merkeze doğru içe eğimli (içbükey) olan tek mercek elemanına verilen ad; çift içbükeyli mercek.
- çift kat kağıt
- (Alm doppelgewicht, Fr double poids, İng double-weight) Tek kat kağıtlardan daha kalın ve kütleli olan kağıt türü.
- çift kırılım
- (Alm doppelbrechung, Fr double réfraction, İng double refraction) İkili kırılım. bkz ikili kırılım.
- çift kübik
- (Alm bikubisch, Fr bicubique, İng bicubic) Üzerinde çalışılan bir pikselin çevresindeki sekiz pikseli de kullanan ara değerlendirme yöntemi. bkz bitişik komşu.
- çift küresel mercek
- (Alm doppelte sphärische linse, Fr lentille sphérique double, İng double spherical lens) İki yüzeyi de küresel biçimde -içbükey ya da dışbükey- olan mercek.
- çift negatif
- (Alm duplikat negativ, Fr négatif en double, İng dublicate negative) Orijinal negatif veya diyapozitiften tekrar üretilen negatif. Çift negatif işlemi, orijinalin gerçek üretimi veya daha az veya çok kontrastlık elde edilmesi için üretimi işlemi olabilir. Direkt pozitif malzeme, kimyasal geri işlem ve film kopyalama işlemleri ile bir pozitif yapmak için bir çift negatif elde etmek gerekli değildir.
- çift netleme
- (Alm gekoppelter range-finger, Fr doigt de gamme couplé, İng coupled range finger) Objektifin netleme sistemiyle telemetrenin birlikte çalıştığı netleme sistemi türü. Bakacın ortasına yerleştirilen bir nesne, otomatik olarak objektifin netleme sistemi tarafından netlenir. Fotoğraf makinelerinde kullanılan netleme sistemidir.
- çift objektifli yansıtmalı
- (Alm doppellinsen reflex, Fr réflexe à double objectif, İng Twin Lens Reflex - TLR) Bazı orta formattaki fotoğraf makinelerinde iki ayrı objektif bulunmaktadır. Alt alta konan bu objektiflerden üstteki görüntünün vizöre “bakaç”a aktarılmasını, diğeri ise filmin pozlanmasını sağlar. Bu tipteki fotoğraf makinelerinde sorun paralaks hatası olarak bilinen ve bakaçtan görülen görüntü ile film düzlemi üzerine düşen görüntü arasındaki alansal farktır.
- çift odaklı mercek
- (Alm bifokale linse, Fr lentille bifocale, İng bifocal lens) Uzak ve yakını aynı mercek yoluyla görmeyi sağlayan her biri ayrı odak uzunluğunda olan iki parçalı mercek türü. Fotoğrafçılıkta, objektifin önüne takılarak kullanılan çok yakın ve uzaktaki nesneleri netlemeyi sağlayan özel etki (efekt) merceği.
- çift pozlama fotoğrafçılığı
- (Alm doppel belichtungs fotografie, Fr photographie en double exposition, İng double exposure photography) Geçmişte manuel olarak uygulanan ancak sayısal düzenleme yazılımlarıyla daha erişilebilir hale gelen çift pozlamada, yeni bir görüntü oluşturmak için iki görüntü istiflenir. Çift pozlama, iki veya daha fazla farklı görüntünün tek bir karede üst üste bindirilmesiyle oluşturulan, hayaletimsi veya gerçeküstü bir etki yaratan sanatsal fotoğrafçılık tekniğidir. Bu teknik, her iki görüntünün de kısmi görünürlüğünü sağlayarak katmanlı bir görsel sonuç üretir. Tekniğin temeli, ilk çekimin üzerine, filmi veya sayısal algılayıcıyı ilerletmeden ikinci bir çekim daha yapılmasına dayanır. Filmli makinelerde; bir film karesi üzerinde iki poz çekilerek veya aynı rulonun iki kez kullanılmasıyla gerçekleştirilen bu yöntem, genellikle önceden kestirilemeyen sanatsal sonuçlar doğurur. Sayısal makinelerde; çoğu modern sayısal makinede dahili "çoklu pozlama" modu bulunur. Bu mod, görüntüleri otomatik olarak birleştirir. Hayaletimsi görüntüler, rüya benzeri manzaralar veya sanatsal portreler oluşturmak için kullanılır. Net bir silüet veya belirgin bir form, ikinci görüntünün ayrıntılarıyla birleştirildiğinde daha etkili sonuçlar verir.
- çift renk
- (Alm duoton, Fr bichromie, İng duotone) Tonal derecelemeyi artırmak için iki rengin baskı işleminde kullanılması. bkz dörtton. bkz üçton.
- çift yayılım yoğunluğu
- (Alm doppelte diffuse dichte, Fr double densité diffuse, İng double diffuse density) Düşen ışık yoğunluğunun, bütün aydınlatma ve yayılan ışığa göre yapıldığı ışık ölçümü. Günümüzde nadiren kullanılmaktadır. bkz yayılım yoğunluğu.
- çift yönlü
- (Alm duplex, Fr duplex, İng duplex) Birbirine bağlantılı olan iki aygıtın çift yönlü iletişim kurması. İki yönde de eş zamanlı iletişim, tam çift yönlüdür. Bir aygıtın iletici olarak çalıştığı durumda ise yarım yönlüdür.
- çiftli sistem
- (Alm doppelsystem, Fr double système, İng double system) Filmde iki görüntüyü yan yana kaydeden mikro film sistemi.
- çiiiz yapmak
- (argo) Fotoğraf çektirirken gülümser gibi çıkmak amacıyla dişlerini gösterenlerle alay etmek için söylenir.
- çıkan ışın
- (Alm auftauchender strahl, Fr rayon émergent, İng emergent ray) Hava gibi az yoğun bir ortamdan paralel yüzlü cam gibi yoğun bir ortama geçerek ilerleyen ışık ışını; ortaya çıkan ışın. Hava ortamı içinden gelen ışın, hava-cam kıranyüzünde kırılarak (kırılan ışın) cam ortamında ilerleyipe ikinci kıranyüzde tekrar kırılarak son ortama girer ve yoluna devam eder. Bu son ışına ortaya çıkan ışın denir. Ortaya çıkan ışın (çıkan ışın), –son ortam ilk ortamla aynı kırılma indisine sahip değilse– gelen ışına paralel değildir.
- çıkarımsal birincil renkler
- (Alm subtraktive primärfarben, Fr couleurs primaires soustractives, İng subractive primary colors) Renk teorisi çerçevesinde, diğer renklerin karıştırılmasıyla elde edilemeyen ve temel renkler olarak kabul edilen renkler; çıkarmalı birincil renkler. Işık olarak; kırmızı, yeşil ya da mavi renklerden bir tanesi. Boya olarak; siyan, macenta ya da sarı renklerden bir tanesi. / Optikte, birincil renk sapması, ana renkler.
- çıkarımsal renk karışımı
- (Alm subtraktive farbmischung, Fr mélange soustractif de couleurs, İng subtractive color mixing) Rengin boya yani pigment olarak karışımı; çıkarmalı renk karışımı. Genellikle ana boya renkleri magenta, yellow (sarı) ve cyan karışımıdır. / Cyan, magenta ve sarı filtrelerini beyaz ışık altında kullanarak elde edilen renkli görüntü.
- çıkarımsal renk yöntemi
- (Alm subtraktive farbmethode, Fr méthode de coloration soustractive, İng subtractive color method) bkz CMYK.
- çıkarımsal renkler
- (Alm subtraktive primärfarben, Fr couleurs primaires soustractives, İng subractive primary colors) Üç ana ışık rengi olan kırmızı (Red), yeşil (Green) ve mavi (Blue)'nin birleşmesinden ortaya çıkan renkler; çıkarmalı renkler. Cyan, Magenta ve Yellow (sarı)'dur. Kırmızı ve yeşil ışığın birleştiği yerde sarı; yeşil ve mavi ışığın birleştiği yerde cyan; mavi ve kırmızı ışığın birleştiği yerde magenta rengi ortaya çıkar.
- çıkartılan çekim
- (Alm rausnehmen, Fr sortie, İng out-take) Kurgu işlemi ve görüntü seçim sürecinde kullanım dışı kalan görüntü parçaları.
- çıkıntı ve girinti
- (İng bevel and emboss) Adobe Photoshop Layer Effects (Katman Efektleri) ailesinden bir efekt. Katmanın dış kenarlarına müdahale ederek çıkıntı ve girinti görüntüsü elde etmeye yarar.
- çıkış
- (Alm ausfallen, Fr abandonner, İng dorp-out) Görüntüdeki bozukluk ya da çoğaltım işleminde verinin kaybolması, gösterilememesi. / (Alm jack-out, Fr jack-out, İng jack-out) Bir elektrik sisteminden çıkmak işi. / Bilgisayar sisteminden ya da ağlardan çıkmak işi. / Sanal gerçeklik benzetiminden çıkmak işi. / (Alm ausgang, Fr sortie, İng exitance) Bir yüzeyden yansıma ya da ışınım yoluyla çıkan ışık ya da enerji, ışınım gücü ölçüsü. Işık için eksitens (çıkış), lümen/metrekare (lm/m2)'dir.
- çıkış açısı
- (Alm austrittswinkel, Fr angle de sortie, İng exit angle) Bir optik sistemden çıkan ışık ışınıyla sistemin optik ekseni arasında oluşan geometrik biçim.
- çıkış deliği
- (Alm austrittsschüler, Fr sortie d'élève, İng exit pupil) Optik sistemlerde, diyafram açıklığının odak düzleminin arkasından bakıldığında görülen delik şeklindeki açıklığı; göz bebeği çıkışı. Objektiflerde diyafram açıklığıyla sınırlıdır. bkz giriş deliği. bkz göz bebeği çıkışı.
- çıktı
- (Alm ausgabe, Fr sortir, İng output) Bilgisayar, kamera veya fotoğraf makinesinin çıkışı yardımıyla aktarılan verilerin tümü. / Bilgisayar hesaplaması sonucu, herhangi bir işlem ya da bilgi işleme işi. / Bilgisayardaki bir metnin, şeklin veya çizimin yazıcı kullanılarak kağıda dökülmüş biçimi. / (Alm gedruckte kopie, Fr copie papier, İng hard copy) Bilgisayardaki bilginin görülebilir olarak kağıt, film yüzeyine basılması; sert kopya.
- çıktı aygıtı
- (Alm ausgabegerät, Fr périphérique de sortie, İng output device) Gözle görme, sergileme amacıyla bilgisayar çıktısı yapmak için kullanılan monitör, yazıcı ve video göstericileri gibi aygıtlar ya da mekanizma. bkz çıktı.
- çıktı çözünürlüğü
- (Alm auflösung, Fr résolution, İng output resolution) Bir çıktı aygıtı tarafından basılan ya da sergilenen en ince ayrıntının ölçümü. bkz aygıt çözünürlüğü.
- çimdik efekti
- (İng pinch) Adobe Photoshop distort filtrelerinin altında bulunur. Bir görüntünün bir bölümünü sıkıştırır; görüntüde, belirlenen değere göre, içe doğru girinti veya dışa doğru çıkıntı oluşur (Filter > distort > Pinch).
- çini mürekkebi
- (Alm tusche, Fr tusche, İng tusche) Taş baskı için kullanılan yüzeylerin üzerine yazmak amacıyla mumsuz reçineyle formüle edilmiş olan mum boyalar, renkler.
- çıplak
- (Alm nackt, nackte wand, Fr nu, İng naked, naked wall, nude) Çıplak vücut fotoğrafı, nü. bkz nü. / Çıplak vücut resmi, nü.
- çıplak ampul
- (Alm nackte glühbirne, Fr ampoule nue, İng bare bulb) Flaş ya da diğer aydınlatma kaynaklarını, yansıtıcı ya da ışığı sertleştirici elemanlar olmadan çıplak halde kullanma. Küçük flaşlar ve tungsten halojen aydınlatma kaynakları sert ışık üreterek, keskin gölgeler ve yüksek kontrasta neden olur.
- çırpıntı filtresi
- (İng ripple) Bir görüntüyü suyun altındaymış gibi göstermek için suda oluşan dalgaları görüntüye ekler (Filter > Distort > Ripple).
- çizgi resim
- (Alm strichzeichnungen, Fr dessin au trait, İng line art) Ara gri tonlar olmadan, siyah çizgiler ve boş alanlar kullanılarak yapılan sanatsal çalışma. Bazen siyah zemin üzerine beyaz çizgiler de kullanılır. bkz bit derinliği.
- çizgi tayfı
- (Alm linienspektrum, Fr spectre de raies, İng line spectrum) İçerisinde çok az sayıda görülebilir dalga boyu sunan ışık. Birkaç zayıf dalga boyu dışında hiçbir renk içermez.
- çizici
- (Alm plotter, Fr traceur, İng plotter) Plotter (çizici), bilgisayarda hazırlanan büyük boyutlu (A2, A1, A0 vb) vektörel çizimleri, fotoğraf ve resimleri, grafikleri ve projeleri yüksek hassasiyetle kağıda veya farklı materyallere aktaran özel bir büyük formatlı yazıcı türüdür. Standart yazıcıların aksine vektör çizgilerini (noktadan noktaya) kusursuz çizecek şekilde tasarlanmıştır. Mimarlık ve mühendislikte, CAD programlarıyla hazırlanan detaylı kat planları ve teknik projelerin basımı; reklam ve matbaacılıkta, afiş, pankart, folyo kesim (vinil), tabela ve büyük ölçekli görsel baskıları ile haritacılıkta detaylı coğrafi haritalar ve uydu görüntüsü çıktıları almakta kullanılır. Mürekkep Püskürtmeli (Inkjet) Plotter, günümüzde en yaygın kullanılan modeldir. Kartuş veya toner yerine hassas püskürtme teknolojisiyle çalışır. Kalemli Plotte klasik bir mekanik çizim cihazıdır. Bilgisayardan aldığı komutla çok uçlu özel kalemleri kağıt üzerinde gezdirerek çizim yapar. Kesici Plotter ise baskı yapmak yerine; reklam, ambalaj ve endüstriyel etiket üretiminde vinil, folyo gibi malzemeleri bıçak ucuyla kesmek için kullanılır. “çizici”ler genellikle kağıt israfını önlemek için rulo (top) kağıt kullanır ve geleneksel cihazların aksine metin basımından ziyade teknik çizim ve görsel netlik için optimize edilmiştir. bkz yazıcı.
- çizik
- (Alm kratzen, Fr gratter, İng stratch) Yüzey üzerinden enine olmaktan çok boyuna olan bozukluk. Film yüzeyinde oluşan çiziğin gidermesi güçtür ancaktarayıcılarda özel yazılımlar yoluyla çıkartılabilir. Optik yüzeyde, örneğin bir objektif yüzeyindeki çizik göze hoş görünmez ancak genel olarak görüntüde göze çarpan bir bozulmaya neden olmaz.
- çizim filtreleri
- (İng sketch) Adobe Photoshop filtr e ailesinden biri olan sketch (çizim) filtresi alt menüsünde yer alan filtreler el çizimi görünüşü veya sanatsal görünüm elde etmek için kullanılır. Aynı zamanda 3 boyutlu efekt elde etmek için de kullanılabilirler (Filter > Sketch).
- çizim kalemi aracı
- (Alm stift, Fr stylo, İng pen) Hassas çizimler için pen (çizim kalemi) aracı tercih edilmelidir. Çizim kalemi (pen), düz çizgilerden karmaşık şekillere kadar pek çok alanda kullanılabilecek en güçlü çizim aracıdır. bkz serbest çizim kalemi.
- çizim kopyalama komutu
- (İng trace) bkz otomatik çizim kopyalama komutu.
- çoğaltım
- (Alm duplikat, Fr double, İng duplicate) Negatif film ya da saydam (slayt, dia) olarak asıl fotoğrafın kopyalanarak çoğaltılması işi. Çoğaltım yaparken renk, kontrast ve ayrıntı olabildiğince asıl fotoğrafa yakın üretilmelidir. Çoğaltımın her aşamasında; renk, keskinlik ve çözünürlük değerleri kayba uğrar. Sayısal dosyaların kopyalanması ya da çoğaltılma sında da bu tür kayıplar olur.
- çoğaltım negatifi
- (Alm duplikat negativ, Fr dupe négatif, İng dupe negative) Bir pozitiften baskı yoluyla elde edilen negatif türü.
- çoğaltım pozitifi
- (Alm duplikat positiv, Fr dupe positif, İng dupe pozitive) Bir pozitiften baskı yoluyla elde edilen pozitif türü.
- çoğaltım yapma
- (Alm duplizieren, Fr duplication, İng duplicating) Negatif ya da saydam olarak asıl fotoğrafın kopyalanarak çoğaltılması işi. Bu işlem, analog ya da sayısal yöntemle yapılır. Analog yöntem; fotoğraf makinesi, objektif ve özel film kullanılarak yapılır. Renk düzeltmelerine imkan sağlayan ucuz ve kolay bir yöntemdir. Bu yöntemle kontrastlık düzeltmesi yapılamaz ve görüntü kalitesinde bozulma, çatlaklar ve toz tanecikleri oluşur. Sayısal yöntem; elektronik olarak asıl fotoğraf bilgisayar ortamında çoğaltılır. Elde edilen sonuç, çoğaltım için filme de aktarılabilir. Asıl fotoğrafın üzerinde çalışırken çeşitli hatalar, kontrastlık ve renk düzeltmeleri yapılır. Sayısal yöntemin donanımı pahalıdır . Süreç çoklu çoğaltımlar için yavaştır.
- çok amaçlı geliştirici banyo
- (Alm universalentwickler, Fr développeur universel, İng universal developer) Genellikle metol ve hidrokinon içeren ve hem film hem de kağıt banyosu olarak kullanılabilen geliştirici banyolara verilen ad. Bu banyoların film ve kağıtlar için sulandırma oranları değişmektedir.
- çok anlamlılık
- (Alm polysemie, Fr polysémie, İng polysemy) Birden çok anlam içerme ve bildirme niteliği.
- çok araçlılık
- (Alm multimedia, Fr multimédia, İng multimedia) Birden çok kitle iletişim aracının bir arada kullanılması durumu; çoklu ortam. Ses, görüntü, fotoğraf, resim, metin, çizim (grafik), canlandırma ögeleri gibi araçların bilgisayar temlli olarak bir arada kullanılması.
- çok bölgeye göre odaklama
- (Alm mehrzonenfokussierung, Fr mise au point multizone, İng multi zone focusing) Bu özellik Nikon D1, Nikon Coolpix 990 ve Casio QV-4000 gibi bazı modellerde var olan bir özelliktir. Kadraj genelde 9 bölgeye bölünmüş olup kullanıcının çekmek istediği obje hangi bölgede yer alıyor ise o seçilebilir ve odaklamanın sadece o bölgeye göre yapılması sağlanmış olur.
- çok dereceli
- (Alm mehrstufig, Fr multigrade, İng multigrade) Işığın durumuna göre kontrastlık derecesi değişen siyah beyaz fotoğraf kağıdı; çoklu kontrast kağıdı. / Çoklu kontrast siyah beyaz fotoğraf kağıtları için tasarlanmış agrandisör. / Çoklu kontrast siyah beyaz fotoğraf kağıtları için tasarlanmış agrandisör ışık kaynağı. Tek ışık kaynağı ve filtre sistemi ya da ışık karışımı sağlayan iki ışık kaynağından oluşur.
- çok geniş açılı fotoğraf makinesi
- (Alm Superweitwinkelobjektiv, superweitwinkelkamera, Fr objectif super grand angle, caméra super grand angle, İng super wide angle lens, Super Wide Angle Camera - SWAC) Odak uzaklığı 90 mm'den daha küçük olan ve ortalama 90 mm civarında olan fotoğraf makineleri. 100 derece'den büyük görüş açısına sahip ve odak uzaklığı yaklaşık olarak objektif köşegeninin 3/2'sinden (1.5 katından) küçük olan, 100 mm'den daha küçük ve ortalama olarak 88-90 mm civarında odak uzaklıklarına sahip olan, özellikle orta ve küçük ölçekli fotoğraf çekimlerinde kullanılan fotoğraf makinesi ve mercek türü; ultra geniş açılı mercek.
- çok hızlı film
- (Alm hochgeschwindigkeitsfilm, Fr film à grande vitesse, İng high-speed film) Işığı duyarlılığı çok yüksek olan film türü.
- çok ışıklı görüntü
- (Alm high-light-bild, Fr image en haute lumière, İng high light image) Açık tonların baskın olduğu bir görüntü. Çok ışıklı bir görüntünün etkisi biraz daha az pozlandırılarak artırılabilir.
- çok kanallı mod
- (İng multichannel mode) Özel baskı yöntemleri için kullanılmaya elverişli olan çok kanallı mod, her bir kanalda 256 ton gri kullanarak görüntüyü renklerine ayırır. RGB ya da CMYK bir dosya çok kanallı moda çevrildiğinde var olan kanallar spot renk kanalı haline gelir (Adobe Photoshop > Image > Mode > Multichannel).
- çok katmanlı
- (Alm mehrschichtig, Fr multicouche, İng multilayer) Mercek üzerinde birkaç katmandan oluşan, yansımayı önleyen ya da koruyucu kaplama yüzeyi. / Film ya da fotoğraf kağıtlarında birkaç katmandan oluşan, farklı dalga boylarına duyarlı yüzey. / Her biri görüntünün farklı bölümlerini taşıyan metin, bir alfa ya da başka bir kanal ile birden fazla katmandan oluşan sayısal görüntü.
- çok kullanımlık piller
- (Alm sekundär batterien, Fr piles secondaires, İng secondary batteries) Piller ve bataryalar; voltaj (gerilim), akım, iç yapısı, kapasitesi, şarj olma özelliği, boyutu ve fiyatlarına göre birincil (tek kullanımlık) ve ikincil (çok kullanımlık, yeniden şarj edilebilir) olarak iki ana tipte tasarlanıp üretilir. Çok kullanımlık pillerde elektrik üretiminin pil içinde neden olduğu kimyasal reaksiyonun ters yönde elektrik verildiğinde ters yönde kimyasal reaksiyon olarak gerçekleştirilmeye müsait olanlardan seçildiği pillerdir; ikincil piller, yeniden şarj edilebilen piller. İkincil pil ve bataryalar nikel kadmiyum, nikel hidrit, kurşun asidi gibi maddelerden oluşur. Gerilimi düştüğünde yeniden şarj edilebilen bu ikincil pil veya bataryalar, elektrik depolayan bir tür aküdür. Kurşun-asit pil; araçlar, alarm sistemleri ve kesintisiz güç ihtiyacı olan yerlerde kullanılır. Lityum-iyon pil; çok yaygın olan türdür. Yüksek şarj yoğunluğu vardır. Dizüstü bilgisayar, cep telefonları, müzik çalarlar ve daha birçok taşınabilir elektronik cihazda kullanılır. Lityum-iyon polimer pil; lityum-iyon pilin temel karakteristiklerini taşır, farkı daha az şarj yoğunluğu olmasıdır. Bu pilin kimyası üreticinin ihtiyacına göre kullanım yeri avantajı yaratabilmesidir (örneğin; ultra ince pil). Sodyum-sülfür (NaS) pil; Nikel-demir pil; Nikel metal hidrür (Ni-MH) pil;Nikel-kadmiyum pil; Li-Ion ve Ni-MH pil tiplerinin tüm uygulamalarında kullanılabilir. Bu pil, uzun şarj adedine sahiptir (1500 defanın üzerinde). Fakat diğer tiplere göre daha az enerji yoğunluğuna sahiptir. Ni-Cd piller eski teknolojide kullanılmakta olup hafıza sorunlarına yol açmaları nedeniyle yerini modern pillere bırakmaktadır. Ayrıca içerdiği kadmiyum nedeniyle kullanımı sınırlandırılmaktadır. Sodyum-metal klorür pil; Nikel-çinko pil; Erimiş tuz pili; bu pilin avantajı elektriği üreten ve depolayan kısımlarının tuzlu sıvının hareket edebilmesiyle birbirinden bağımsız olabilmesidir. bkz birincil piller. bkz tek kullanımlık piller.
- çok mercekli fotoğraf
- (Alm mehr linsen fotografie, Fr photographie multi-objectifs, İng multi-lens photography) Çok mercekli fotoğraf makinesiyle çekilen fotoğraf.
- çok noktaya göre odaklama
- (Alm multi-spot-fokussierung, Fr mise au point multi-points, İng multi spot focusing) Fotoğraf makinesinin, çekimi yapılan alanın birçok bölgesini hesap ederek en uygun otomatik olarak netleme yapabilmesi kabiliyetidir ki bu özellik gelişmiş modellerde mevcuttur.
- çok objektifli fotoğraf makinesi
- (Alm kamera mit mehreren objektiven, mehrlinsenkamera, Fr appareil photo à objectifs multiples, appareil photo multi-objectifs, İng multiple lens camera, multi-lens camera) Her yönden eş zamanlı pozlamalar yaparak geniş bir alanı fotoğraflarla kapatmak için iki ya da daha fazla mercek eksenlerinin sistematik olarak sabit açılarla yerleştirildiği fotoğraf makinesi; çoklu fotoğraf makinesi. Değişik film ve filtre kombinasyonları ile aynı geometrik noktadan aynı zaman diliminde, fotografik spektrumun çeşitli dalga boylarını içeren fotoğrafların elde edildiği, çoğu kez 4 objektife sahip olan fotoğraf mainesi sistemlerine verilen ad. Panoramik fotoğraf makinesi, çoklu fotoğraf makinesinin özel bir düzende tasarlanmış türüdür. / Kısa zaman aralığında gerçekleşen olayları, çok fazla karede fotoğraflamayı sağlayan aygıt.
- çok odaklı objektif
- (Alm multifokale linse, Fr lentille multifocale, İng multifocal lens) bkz değişir odaklı objektif. bkz zum objektif.
- çok renk işlemi
- (Alm mehrfarbentrennung, mehrfarbenprozess, Fr séparation multicolore, processus multicolore, İng multicolor seperation, multicolor process) bkz çok renkli ayırma.
- çok renkli
- (Alm mehrfarbig, polychrom, Fr multicolore, polychrome, İng multicolor, polychrome) İki veya daha fazla renkli.
- çok renkli ayırma
- (Alm mehrfarbentrennung, mehrfarbenprozess, Fr séparation multicolore, processus multicolore, İng multicolor seperation, multicolor process) Üç renk yönetimi ile elde edilen sarı, mavi ve kırmızı renklere yansız olan dördüncü bir rengin bunların üzerine basımı yöntemi, çok renk yöntemi.
- çok sargılı fotoğraf makinesi
- (Alm multiband-kamera, Fr caméra multibande, İng multiband camera) İçine farklı filmler konulan ve farklı dalga boyu ışığa uygun objektifler ve filtrelerle donatılan, üç ya da daha fazla fotoğraf makinesinden oluşan fotoğraf makinesi seti. Arama-kurtarma ve arazi haritalama uçaklarında kullanılır.
- çok sert
- (Alm zu hart, Fr trop dur, İng too hard) Görüntünün karanlık ve aydınlık alanları arasındaki oranın çok yüksek olması durumu.
- çok taratma
- (Alm überscannen, Fr surbalayage, İng over-scanning) Bir kereden daha fazla tarama süreci; aşırı tarama. bkz aşırı tarama.
- çoklu çekim
- (Alm mehrfachbelichtung, Fr exposition multiple, İng multiple exposure) bkz çoklu pozlama.
- çoklu görüntü
- (Alm mehrbild, Fr multi-images, İng multi-image) Aynı anda bir yüzey üzerinde birden çok görüntünün birlikte gösterimi.
- çoklu kaplamalı
- (Alm mehrschichtig, Fr multicouche, İng multicoated) Bir optik sistemin ışık aktarımını artırmak ve yansımayı azaltmak amacıyla mercek yüzeyinin şeffaf yalıtkan bir maddeyle çok katlı olarak kaplanması. Katmanlar, genellikle dönüşümlü olarak alçak ve yüksek kırılma göstergesi olarak düzenlenir. Çoklu kaplamalı optikler gelen ışığın % 100'lük aktarımını sağlar ve ışığın belirli dalga boyunu geçirerek nötr gri bir görüntü oluşturur. bkz kaplamalı mercek.
- çoklu kontrast kağıdı
- (Alm mehrstufig, Fr multigrade, İng multigrade) Işığın durumuna göre kontrastlık derecesi değişen siyah beyaz fotoğraf kağıdı; çoklu kontrast kağıdı. / Çoklu kontrast siyah beyaz fotoğraf kağıtları için tasarlanmış agrandisör. / Çoklu kontrast siyah beyaz fotoğraf kağıtları için tasarlanmış agrandisör ışık kaynağı. Tek ışık kaynağı ve filtre sistemi ya da ışık karışımı sağlayan iki ışık kaynağından oluşur. bkz çok dereceli.
- çoklu odak
- (Alm gleitsichtbrille, Fr varifocale, İng vari-focal) bkz değişir odak.
- çoklu oturum
- (Alm multisession, Fr multisession, İng multisession) Verinin farklı zamanlarda alınmasına izin veren CD-ROM.
- çoklu pozlama
- (Alm mehrfachbelichtung, Fr exposition multiple, İng multiple exposure) Aynı fotoğraf karesine 2 veya daha fazla pozlama yapılmasıdır. Fotoğraf makinesinde bu fonksiyon varsa, örneğin önce bir çiçeği çekip sonra bir kişiyi çekip aynı karede hem çiçek hem de kişi gösterilebilir. Bu sayede özel etkiler yaratılabilir. Örneğin teleobjektifle çekilmiş ay fotoğrafı ile geniş açı objektifle çekilmiş manzara fotoğrafı üst üste çekilirse, ay normal görüntüsüne göre oldukça büyük bir görüntüde olacaktır. bkz çoklu çekim. bkz üst üste çekim.
- çoklu tarama
- (Alm multiscan, Fr balayage multiple, İng multiscan) Farklı çözünürlüklerin gösterilmesini sağlayan monitör ya da katot ışınlı gösterici.
- çoklu tayf fotoğrafçılığı
- (Alm multispektrale fotografie, Fr photographie multispectrale, İng multispectral photography) Tayfın çok dar bir bölümünün geçmesini sağlayan özel filtre ve film kullanarak çekilen fotoğraf işi.
- çoklu vesikalık
- (Alm visitenkarte, Fr carte de visite, İng visiting card) 1852-1854 yıllarında geliştirilen, bir yüzey üzerinde birden çok 6 ya da 8 tane vesikalık fotoğraf elde etme yöntemi; kartvizit. Aynı fotoğraf makinesi üzerindeki 6 ya da 8 tane objektifle gerçekleşir.
- çökme
- (Alm absturz, Fr accident, İng crash) Bir bilgisayarın istenmeyn bir şekilde devre (çevrim) dışı kalması; bomba. Yazılım hatası ya da yazılım çakışması, virüs, bozuk dosya engellemesi, ani voltaj (gerilim) değişimi, okuma ya da sabit disk hatası gibi nedenlerle ortaya çıkar. bkz bomba.
- çözelti
- (Alm lösung, Fr solution, İng solution) Katı, sıvı veya gaz halindeki bir maddenin katı, sıvı veya gaz halindeki başka bir ortam içerisinde homojen (tektürel-bağdaşık) olarak dağılması, çözülme sonucu ortaya çıkan madde; solüsyon, mahlul, eriyik, solüsyon. bkz eriyik.
- çözelti yoğunluğu
- (Alm lösungsdichte, Fr densité de la solution, İng solution density) Bir çözeltide, eriyen maddenin çözücüye oranı. Her kütledeki kütle, her hacimdeki kütle ya da her hacimdeki hacim olarak gösterilir. En sonuncusu sıvı karışımlar için kullanılır. Yoğunluk yüzde ile ifade edilir.
- çözüm gücü
- (Alm auflösungsvermögen, Fr pouvoir de résolution, İng resolving power) Bir optik sistem tarafından kaydedilen en yüksek uzamsal frekansın ölçümü. Işığın dalga doğasına göre sınırlandırılır ve Rayleigh ölçütlerine göre dalga boyu ile değişir. / Görüntüde ayrık çizgiler olarak görülebilen milimetre başına düşen azami çizgi sayısı olarak kullanılan, görüntüleme sistemindeki tanımın matematiksel ifadesi veya herhangi bir görüntünün ayırma derecesi; çözümleme gücü.
- çözümleme filtresi
- (Alm analysefilter, Fr filtre de l'analyseur, İng analyser filter) Genellikle güneş ışınlarını bileşimindeki yalın ışınlara ayıran, onlardan yalnızca belirli bir kısmını geçiren süzgeç; çözümleyici süzgeç.
- çözünürlük
- (Alm auflösung, Fr résolution, İng resolution) Optikte, bir optik sistemin birbirine yakın iki noktayı net olarak aktarabildiği en az uzaklık. Optiğin yöneldiği konuda milimetreye düşen çizgi sayısıyla belirlenir. / Sayısal bir görüntüyü yakalamak veya görüntülemek için hem yatay hem dikey olarak kullanılan piksel sayısını ifade eder. Çözünürlük ne kadar yüksekse, görüntü detayları o kadar ince olur. / Sayısal fotoğraf makineleri ve tarayıcılarda, bir konunun ayrıntılarını yeniden üretebilme yeteneğinin ölçümü. Görüntüdeki piksel sayısının ölçüsü; rezolüsyon. İyi ayrıntı verme birimi. Sayısal fotoğraflar, mozaik çalışmaları gibi kare biçimli birçok görüntü noktasından oluşur. Belirli renk bilgilerini barındıran bu noktalar “piksel” olarak adlandırılır. Bunların sayısı ne kadar fazla olursa fotoğraf, o kadar ayrıntı zenginliğine sahip olur; yani, daha fazla fotoğraf noktalarına ayrılabilir; yani, “çözülebilir”. Çözünürlük sayısı arttıkça görüntü kalitesi de artar. Ancak, yüksek çözünürlük aynı zamanda daha yüksek bir bellek gereksinimi ve daha güçlü bir işlemci kullanımı gerektirir. Sayısal fotoğraf makinelerinde, kullanılabilir olan piksellerin toplam sayısı; sayısal görüntünün her bir inçkaredeki piksel sayısı ve buna bağlı olarak görüntünün ortaya çıkardığı toplam renk ve ışık değeridir. Sayısal fotoğraf makineleri gibi kayıt cihazlarında da çözünürlük, ne kadar piksel algılandığını belirtir. / (İng definition) Ekranlarda ise, gösterilebilen nokta sayısı değeridir. Bilgisayar ekranının dikey ve yatay olarak gösterilecek piksel yoğunluğudur. Çözünürlük arttıkça ekran küçülür; aynı şekilde çözünürlük küçüldükçe piksel boyutu büyür. Çözünürlük değiştiği zaman masaüstü bilgisayar ekranında simgelerin büyüklüğü de değişir. Ekran değerleri, piksel/inç cinsiyle ifade edilir ve ekran tiplerine göre 83 ila 120 piksel/inç arasındadır. Piksel/inç değeri aynı olan ekranlarda görüntü oranı da aynıdır. 1024x768 çözünürlük pek çok ekran için standarttır. Veriler, mutlak değerler olarak gösterilir. Standart çözünürlük 640x480 piksel'dir. Çözünürlük 320x240, 640x480, 1024x768, 1280x960, 1600x1200, 2048x1536 piksel gibi sayılar ya da 0.3, 0.8, 1, 2.1, 3.1, 4, 5, 6 milyon piksel şeklinde ifade edilir. 2k çözünürlük, genellikle 2048×1080 piksel olarak ifade edilir ve yatay piksel sayısı 2000'den biraz fazla olduğu için “2k” olarak adlandırılır. Bu çözünürlük sıklıkla sayısal sinema endüstrisinde kullanılır. 4k çözünürlük ise, 3840×2160 piksel olarak ifade edilir. Bu çözünürlük daha yüksek bir piksel sayısı içerir ve daha yüksek bir ayrıntı düzeyi sağlar. 4k, özellikle televizyonlar ve monitörler için popüler hale gelmiştir ve yüksek kaliteli görüntüler ve videolar için standart haline gelmiştir. / Tarayıcılarda inç başına düşen nokta sayısı. / Yazıcılarda, çıktının noktaları ya da satırları ayırma, gösterme yeteneğinin ölçümü. İnç başına düşen noktalarla belirlenir. / Bir sistemin , renklerin ya da yoğunluğun çeşitliliğini ayırma yeteneğini ölçme işi. / Bir merceğin ya da duyar katın, fotoğraf görüntüsünde en inceayrıntıları sağlayabilme yeteneği.
- çözünürlük hedefi
- (Alm auflösungsziel, Fr objectif de résolution, İng resolution target) Objektif, film ve tarayıcı gibi optik temelli sistemlerin çözünürlük yeteneğini test etmek amacıyla kullanılan çizelge şeklindeki tasarım. Küçük aralıklardaki satırların oluşturduğu grup dizileri ya da merkezden dışa doğru ışık yayan satırların oluşturduğu tasarımlardan meydana gelir.
- çubuk hücre
- (Alm stabzelle, Fr cellule à bâtonnets, İng rod cell) bkz çubuklar.
- çubuklar
- (Alm stangen, Fr tiges, İng rods) İnsan gözünün ağ tabakasında yer alan ışık alıcı çubuk hücreler; çubuk hücre. Duyarlığı çok yüksektir; düşük çözünürlüktedir ve renge duyarlı değildir. Karanlık ya da gece görüşü sağlar. İnsan gözünün ağ tabakasında 130 milyon çubuk yer alır. bkz koniler.
- çukur ayna
- (Alm hohlspiege, Fr miroir concave, İng concave mirror) Yansıtıcı yüzeyi, yuvarsal (küresel) içbükey ayna; konkav ayna, muka'ar ayna. Kürenin iç yüzeyinin yansıtıcı olduğu aynalardır. Işığı bir noktada (odak) toplayarak yansıtırlar. Cismin aynaya olan uzaklığına bağlı olarak görüntüyü ters-gerçek veya düz-büyük/küçük yapabilirler. Makyaj aynaları, dişçi aynaları, el fenerleri ve teleskoplarda kullanılır. Bir parabolik aynanın etkin (yansıtıcı yüzü), bir küre parçasına (küre kapağına) çok benzer. Fark, asal eksenden uzaklaştıkça belirginleşir. Küre kapağının uçları kendi üzerine kapanırken parabolün ayakları açılır ve sonsuza gider. Aynanın orta kısmı kullanılmak koşuluyla iç bükey küresel aynalar, parabolik aynalar yerine kullanılabilir. Uygulamada, küresel ayna yapmak daha kolay olduğundan aşırı duyarlı olmayan çalışmalar için parabolik ayna yerine iç bükey küresel ayna (çukur ayna)'lar kullanılır. bkz düzlem ayna. bkz parabolik ayna. bkz tümsek ayna.
- çukur baskı
- (Alm tiefdruck, Fr rotogravure, İng rotogravure) bkz rotogravür.
- çukur mercek
- (Alm konkave linse, Fr lentille concave, İng concave lens) Ortası çevresine göre daha ince olan ve geçirdiği ışın demetini ıraksaklaştıran mercek; ıraksak mercek. bkz negatif mercek. bkz ıraksak mercek. bkz kalın kenarlı mercek.