Ansiklopedik Sözlük
F
- f
- (Alm brennweite, Fr distance focale, İng focal length) Bir merceğin odak uzunluğunu (merceğin odak noktasının optik merkeze olan uzaklığını) gösteren kısaltma; odak uzaklığı.
- F
- (Alm mittel punkt, Fr point focal, İng focal point) Merceklerin odak noktasını belirtmede kullanılan kısaltma. / (Alm Fahrenheit, Fr Fahrenheit, İng Fahtenheit) Kimi ülkelerde halen kullanılmakta olan sıcaklık ölçüm ölçeği “Fahrenhayt”ın kısaltması. / (Alm Farad, Fr Farad, İng Farad) Elektriksel sığa birimi farad'ın simgesi.
- F klavye
- (Alm F-tastatur, Fr clavier F, İng F keyboard) F klavye, Türkçe dilinin fonetik özelliklerine ve harflerin kullanım sıklığına göre özel olarak tasarlanmış bir klavye düzenidir. Türkçede en çok kullanılan harfler (A, E, K, L, İ gibi) parmakların en kolay ulaşabileceği orta sıraya yerleştirilmiştir. Bu sayede yazma hızını ve verimliliğini maksimuma çıkarır. 1955'te Türk Dil Kurumu (TDK) ve İhsan Sıtkı Yener öncülüğünde geliştirilmiştir. En sol üstteki harf “F” ile başladığı için bu adı almıştır. Sol üstte sırasıyla F, G, Ğ, I, O, D harfleri yer alır. Türkçede en sık kullanılan harfler sağ ve sol el arasında dengelenir. Böylece ellerin yorulması önlenir ve on parmak kullanımına tam uyum sağlar. F klavye Türkçe için optimize edildiğinden, Q klavyeye göre çok daha hızlı ve hatasız yazı yazmaya olanak tanır. Q klavye dünya genelinde yaygınken, F klavye Türkiye'de özellikle resmi kurumlar, adliyeler ve okullarda standart olmakla birlikte yöneticilerin umursamazlığı nedeniyle Türkçe söz dağarcığıyla uyuşmayan, İngilizce harflere göre dizilmiş Q (QWERTY) klavye kullanılır olmuştur. Q klavyenin sol üst kısmında harfler Q, W, E, R, T, Y şeklinde sıralanırken; F klavyede bu dizilim F, G, Ğ, I, O, D şeklindedir. Kullanıcı, bilgisayarında veya telefonunda klavye düzenini değiştirmek isterse, işletim sisteminizin "Ayarlar" veya "Dil ve Giriş" menülerini kullanarak F klavye düzenini aktif edebilir.
- f-teta objektif
- (Alm f-theta linse, Fr lentille f-thêta, İng f-theta lens) Görüntü düzleminde düz bir alan sağlamak için tasarlanmış objektif türü. Görüntü yüksekliğinin, tarayıcının açısına prantılı olduğu bir objektiftir. Belge tarayıcı, okuyucu ve baskı sistemlerinde kullanılır.
- f/durağı
- (Alm blende, Fr f/arrêt, İng f/stop) Diyafram açıklığını belirten her bir durak; adım, basamak, din, f/stop. Objektif açıklığının büyüklüğünü ifade eden sayısal değer. Diyafram açıklığı standart bir ölçüdür ve her fotoğraf makinesinde aynı miktarı temsil eder. Belirli bir diyafram değerine sahip tüm objektiflerin, o değerde, aynı miktarda ışık geçirmeleri gerekir. Diyafram değerlerinin sayısal olarak yükselmesi, makineye girecek ışığın azalacağını, küçülmesi ise artacağını gösterir. Diyafram değerleri arasındaki en önemli bağlantı ise herhangi bir değerin bir öncesindeki değerin kendisine göre tam iki misli, bir sonraki değerin ise yine kendisine göre tam yarısı kadar ışık geçirgenliğini ifade etmeleridir. Bir f/durağı, duyar kata (filme ya da algılayıcı yüzeyine) ulaşan ışığın değerini iki kat artırmak ya da yarıya düşürmek demektir. Standart diyafram açıklıkları 1.4 , 1.6 , 1.8 , 2 , 2.2 , 2.4 , 2.8 , 3.2 , 3.5 , 4 , 4.5 , 5 , 5.6 , 6.3 , 7.1 , 8 , 9 , 10 , 11 , 13 , 14 , 16 , 18 , 20 , 22 , 25 , 29 , 32 , 36 , 42 , 45 , 50 , 57 , 64. Diyafram açıklığını 2'den 2.8'e değiştirme, duyar kata (filme ya da algılayıcıya) ulaşan ışığı ilkinin 1/4'üne indirmek anlamına gelir. Buna kıyasla diyafram açıklığını 2'den 1.4'e değiştirme duyar kata ulaşan ışık miktarını iki katına çıkarmaktır. Fotoğrafçılıkta “bir durak aç” veya “bir durak kapa” ifadesi yaygın olarak kullanılır. “bir durak kapa” daha yüksek f ayarı seçerek gelen ışığı azalmak, “bir durak aç” ise daha düşük f ayarı seçerek gelen ışığı artırmak anlamındadır.
- f/sayısı
- (Alm blendenzahl, Fr f/numéro, İng f/number) Diyaframın çeşitli açıklık durumlarını simgeleyen sayılar; f değeri, f sayısı, diyafram değeri. Diyafram değeri (f/ ); objektifin odak uzaklığının, diyafram açıklığı çapına bölünmesi (f/R) ile bulunur (f değeri =f/R). Aynı odak uzaklığı için en büyük R değerine karşılık gelen (f/R) oranı o objektifin açıklığıdır; objektifin hızlılığını belirler ve objektifin kalitesinin simgesidir. Bu değer 1'e ne kadar yakınsa objektif o denli hızlıdır ve kalitesi yüksek kabul edilir. Örneğin odak uzaklığı 200 mm olan bir sabit odak uzaklıklı objektifin kullanılabilir en büyük diyafram çapı 50 mm ise f değeri= (200mm / 50mm) > = f/4; aynı odak uzaklığına sahip bir başka objektifin kullanılabilir en büyük diyafram çapı 100 mm ise f değeri (açıklığı) =(200 mm / 100 mm) > = f/2 olur. Bu durumda f değeri f/2 olan objektif, f/4 açıklığına sahip objektiften daha hızlıdır, kalitelidir kabul edilir. bkz f/stop, f/durak. bkz diyafram değeri.
- f/stop
- (Alm blende, Fr f/arrêt, İng f/stop) Bir objektifin diyafram açıklığını veya diyafram açılmasını belirten her bir durak; adım, basamak, din. “f/stop”lar; f/1.4, f/5.6, f/22 vb gibi sayısal olarak tanımlanır. Daha büyük veya daha geniş diyaframlar ise daha fazla ışığın objektife girmesine izin verir, bu da daha hızlı enstantane hızları gerektirir. "Daha hızlı" (daha geniş) açıklıklar ayrıca seçici odaklama (dar alan derinliği) sağlarken, daha yavaş (daha küçük) açıklıklar daha fazla alan derinliği sağlar. Portreler için daha geniş diyafram tercih edilirken, manzaralar için daha küçük diyafram tercih edilir. /bkz f/durağı.
- fabrika ayarı
- (Alm werkstattkalibrierung, werkseinstellung, shop-anpassung, Fr étalonnage en atelier, réglage en usine, ajustement du magasin, İng shop calibration, factory adjustment, shop adjustment) Herhangi fotogrametrik amaçlı veya diğer alet, cihaz, sistem veya fotoğraf makinesi veya video kameranın orijinal üretimi yapılan fabrikası tarafından yapılmış olan ayar; fabrikasyon ayarı. / Sınırlı sayıda özel test cihazlarıyla donatılmış yerlerde, ayar laboratuvarlarında, hassas aletlere yapılan ayarlar ve fabrikasyon testleri.
- fabrika kabul edilebilirlik testi
- (Alm werksabnahmetest, Fr test d'acceptation en usine, İng factory acceptance test) Yazılım veya donanımın başarılı bir şekilde üretildiğini test etmek amacı ile üreticinin ortamında yapılan bir sistem testi. Sistem alıcıya teslim edilmeden önce alıcı ürünün gerekli şartları karşıladığına ve ürünün başarılı bir şekilde üretildiğine tanık olur.
- Fahrenhayt ölçeği
- (Alm Fahrenheit skala, Fr échelle Fahrenheit, İng Fahrenheit scale) Kimi ülkelerde halen kullanılmakta olan sıcaklık ölçüm birimi. Fahrenhayt ölçeğinde suyun donma noktası 320 ºF, kaynama noktası ise 212 ºF'tır. Fahrenhayt'ı, Santigrat (Celsius) 'a çevirme formülü “ T °C = (T °F - 32) / 1.8 ”.
- faksimile
- (Alm faksimile, Fr facsimilé, İng facsimile) Fotoğrafçılıkta, “aslından yapılan kopyalama” anlamında kullanılır; aslından ayırt edilemeyen kopya.
- fani
- (Alm phanie, Fr phanie, İng phanie) İnsan gözünün algıladığı ışık şiddeti.
- farad
- (Alm farad, Fr farad, İng farad) Elektriksel kapasite (sığa) ölçü birimi. İngiliz kimyager ve fizikçi Michel Faraday'ın adına izafeten farad. kısaltması F.
- farklı görüş uzaklığı
- (Alm entfernung des klaren sehens, Fr distance de vision distincte, İng distance of distinct vision) Normal (sağlıklı) bir gözün net olarak en yakından görebileceği uzaklık. Bu uzaklık 250 mm'dir.
- Farmer indirgeni
- (Alm bauernreduzierer, Fr Réducteur de Farmer, İng Farmer's reducher) İngiliz kimyacı E. H. Farmer tarafından siyah beyaz fotoğrafçılıkta, gümüş görüntüde oluşan yoğunluğun azaltılması için geliştirilen kimyasal. Potasyum ferrisiyanür ve sodyum tiyosülfat bileşiminden oluşan kimyasal, film ve kart baskılarda kullanılır.
- fazla geliştirme
- (Alm entwicklung, Fr développement, İng over development) Geliştirme banyosunun normalden daha fazla etkileyici olması. Geliştirici banyoyu üreten firmanın önerdiği geliştirme banyosunun süresini ya da sıcaklığını artırmak buna neden olur. Fazla geliştirme, görüntünün yoğunluğunu ve kontrastlığını artırır.
- fazla pozlama
- (Alm sehr ausgesetzt, Fr surexposition, İng over exposure) Fotoğraf makinesi ya da agrandisörde, film, fotoğraf kartı ya da algılayıcının açık bir diyafram ya da yavaş bir enstantane hızı seçimi nedeniyle görüntüyü oluşturmak için gereksinim duyduğu pozlama dengesinin aşılması, çok fazla ışık alması; fazla pozlandırma. Fazla pozlama sonucunda film yoğunluğu ve kontrastı artar, açık tonlu bir sonuç sağlar.
- Fechner yasası
- (Alm Fechners gesetz, Fr la loi de Fechner, İng Fechner's law) Alman ruhbilimci G.T. Fechner tarafından geliştirilen, insanda algılar ile algılara neden olan uyarıcılar arasındaki ilişkiyi belirleyen yasa. Görsel algılama bir aritmetik artış, görsel uyarıcılarda logaritmik bir artış gerektirir.
- Fermat ilkesi
- (Alm Fermats prinzip, Fr le principe de Fermat, İng Fermat's principle) Fransız matematikçi ve hukukçu Pierre de Fermat tarafından geliştirilen, ışığın homojen (tektürel) ortamda gideceği yere her zaman mümkün olan yollardan en kısa olanı seçerek yayıldığını belirleyen ilke; Fermat'ın en kısa zaman ilkesi. Fermat ilkesi, geometrik optiğin temelidir. İlke gereğince ışık ışınları homojen ortamlarda doğrusal yolla yayılır ve gelme açısı yansıma açısına eşit olur.
- ferrotip
- (Alm ferrotypie, Fr ferrotype, İng ferrotype) İnce ve pürüzsüz yüzeyli bir metal levhanın, ışığa duyarlı kimyasallarla kaplanarak pozlandığı fotoğraf elde etme yöntemi. Metal levha fotoğraf makinesinde pozlanır ve bilinen süreçle banyo edilir. Elde edilen görüntü pozitiftir.
- ferrotipleme
- (Alm ferrotieren, Fr ferrotation, İng ferrotying) Pürüzsüs cam gibi yüzeylere, yüksek basınçla yapılan baskılarda oluşan parlak noktalar ya da alanlar şeklindeki kusurlar.
- FF
- (Alm vollformat, Fr plein format, İng full frame - FF) Fotoğrafçılıkta, çekilen fotoğrafın bütünüyle basılması; tam çerçeve. Çekim sırasında yapılan çerçevelemenin baskıda aynı şekilde kullanıldığını belirtir. / 35 mm film boyutunda sensöre (algılayıcıya) sahip olan fotoğraf makinesini ifade eden terim; tam kare. Sayısal teknolojide, algılayıcı boyutunun film ölçüsü ile aynı olduğunu belirtir. bkz tam kare.
- FIAP
- (Alm Internationaler Verband für Fotokunst, Fr Fédération Internationale de l'Art Photographique (La FIAP), İng International Federation of Photographic Art) Uluslararası Fotoğraf Sanatı Federasyonu. Scienta (Bilim), Art (Sanat), Lumen (Işık); FIAP'ın üç slogan sözcüğüdür.
- FIAP Dernekler Arası Dünya Kupası
- (İng World Cup for Clubs – FIAP) Uluslararası Fotoğraf Sanatı Federasyonu, Dünya Fotoğraf Kupası, 2001 yılında kurulan ve fotoğrafçılığı daha önce hayal bile edilmemiş bir şekilde kutlayan benzersiz uluslararası bir takım yarışmasıdır. Elbette, başka birçok yarışma var ama sadece bir FIAP Kulüp Dünya Kupası var. FIAP üyesi olsun veya olmasın tüm fotoğraf derneklerine açık, 20 fotoğraf ve en az 10 farklı sanatçıyla katılım sağlanan prestijli bir takım yarışmasıdır. 20 renkli veya siyah beyaz sayısal fotoğraf ile katılım sağlanır; eserler arasında tematik uyum (koherentlik) aranmaz. FIAP üyesi dernekler veya kulüpler başvurabilir (federasyonlar katılamaz). Her kulüp tek bir takımla katılabilir. Takım, 10 farklı sanatçıdan toplam 20 eserden oluşmalıdır. Her sanatçı en fazla 2 eserle takıma katkı sağlayabilir. Daha önce başka bir FIAP Dünya Kupası'nda sergilenen fotoğraflar kullanılamaz. Fotoğraflar sayısal olarak, JPG formatında, RGB modunda, yüksek kalite (10-12 sıkıştırma) ve uzun kenarı minimum 2400-2500 piksel olacak şekilde hazırlanmalıdır. Jüri, kulüp genel toplam puanı ile bireysel fotoğrafları (altın, gümüş, bronz madalya ve mansiyonlar) ayrı ayrı değerlendirir. Takım olarak dereceye giren kulüplere ve bireysel olarak başarılı olan sanatçılara FIAP madalyaları ve mansiyonlar verilir.
- FIAP Siyah-Beyaz / Black & White (Monokrom/Monochrome) fotoğraf tanımı
- (Alm FIAP Schwarzweiß-Fotodefinition (Monochrom), Fr Définition de la photo FIAP en noir et blanc (monochrome), İng FIAP Black and White (Monochrome) photo definition) Koyu gri'den (siyah) çok açık gri'ye (beyaz), gri'nin çeşitli tonlarından oluşan fotoğraf monokrom fotoğraftır. Tek bir renkte tonlandırılmış siyah-beyaz fotoğraf, yine siyah-beyaz fotoğraf sınıflandırmasına girer ve katalog da siyah-beyaz kategorisinde olur. Diğer yandan, kısmen de olsa tonlandırılmış veya bir renk eklenmiş siyah-beyaz fotoğraflar renkli (polikrom/polychrome) fotoğraf kabul edilir ve renkli sınıflandırmasına girer.
- FIAP ünvanları
- FIAP (Uluslararası Fotoğraf Sanatı Federasyonu) ünvanları, fotoğrafçıların uluslararası yarışmalardaki başarılarına göre verdikleri AFIAP, EFIAP, EFIAP seviyeleri (Bronz-Platin), MFIAP ve onursal ünvanlar (ESFIAP, HonEFIAP) şeklinde sıralanır. Bu ünvanlar, sanatçıların yetkinliklerini ve fotoğraf dünyasına katkılarını tesciller. FIAP ünvanları ve seviyeleri aşağıdaki gibidir. AFIAP (Artist - FIAP); Sanatçı FIAP (Giriş seviyesindeki ünvandır). EFIAP (Excellence - FIAP); Mükemmellik FIAP (AFIAP seviyesinin üstüdür). EFIAP Seviyeleri (EFIAP Levels); EFIAP ünvanını aldıktan sonra başarıların devam etmesiyle bronz, gümüş, altın ve platin (d1, d2, d3) şeklinde yükselir. MFIAP (Master - FIAP); Fotoğraf Ustası FIAP (En yüksek teknik ve sanatsal başarı seviyesidir). ESFIAP (Excellence Service - FIAP); FIAP fotoğraf sanatına uzun yıllar hizmet edenlere verilen onursal ünvandır. HonEFIAP (Honorary Excellence - FIAP); FIAP tarafından verilen en yüksek onur ünvanıdır.
- fiber optik
- (Alm glas faser, Fr fibre optique, İng fiber optic) Çoğunlukla cam veya ender olarak da çok yüksek şeffaflığa sahip plastikten yapılan çok sayıdaki saydam lifler yardımıyla, bir görüntüyü çoklu toplam yansımayla ışık hızında iletebilen çok ince optik lif. Her lif yalnızca görüntünün bir parçasını taşır, bu nedenle görüntü devamlı bir resimden ziyade liflerden geçen lif boyutundaki hücrelerden oluşan bir mozaik şeklinde görülür.
- fiber optik kablo
- (Alm glas faser kabel, Fr câble à fibre optique, İng fiber optic cable) Demetler şeklinde düzenlenmiş fiber optikler, güçlendirici kablolar ve dış kaplamadan oluşan optik fiber paketi.
- fıçı biçimli bükülme
- (Alm fassförmige verzerrung, Fr distorsion en forme de baril, İng barel shaped distortion) Dördül (kare) biçimindeki bir cismin görüntüsünü, kenarları dışa doğru şişkin bir fıçı biçimine sokan bükülme veya distorsiyon hatası; fıçı bozulması. bkz fıçı bozulması.
- fıçı bozulması
- (Alm tonnenverzerrung, Fr distorsion en barillet, İng barrel distortion) Genel olarak kısa odak uzunluklu ve diyaframı önde bulunan objektiflerde ortaya çıkan ve görüntüdeki düşey hatların bir fıçıyı andıracak biçimde eğilmeleri ile ortaya çıkan görüntü bozulması; fıçı bükülmesi, fıçı distorsiyonu. / Genel olarak kısa odak uzunluklu ve diyaframı önde bulunan objektiflerde ortaya çıkan ve görüntüdeki düşey hatların bir fıçıyı andıracak biçimde eğilmeleri ile ortaya çıkan görüntü bozulması. bkz fıçı biçimli bükülme.
- fıçı bükülmesi
- (Alm tonnen verzerrung, Fr distorsion en barillet, İng barrel distortion) bkz fıçı bozulması.
- figür
- (Alm figur, Fr chiffre, İng figure) Resim, fotoğraf, heykel sanatında varlıkların biçimi.
- fiksaj
- (Alm feigen, Fr figues, İng figsage) Baskı sonrasında fotoğrafın ışıkla bozulmaz hale getirilmesi, sabitleştirme. / Kumaşların boya ve baskı sonrasında, boyanın kumaş yüzeyinde sabitlenmesi için yapılan işlemler. bkz fiksasyon. bkz saptama işlemi. bkz tespit işlemi.
- fiksasyon
- (Alm fixierung, Fr fixation, İng fixation) Görüntü kaydedilmiş film üzerindeki aktif gümüş tuzlarını çözüp yıkayarak filmi ışığa duyarsız hale getirme işlemi; saptama. tespit. bkz saptama işlemi. bkz tespit işlemi.
- fikser
- (Alm fixer, Fr fixateur, İng fixer) Işığa duyarlı malzemelerde poz görmeyen (poz dışı) kısımlardaki emülsiyonun atılmasını sağlayan banyo işlemi; hipo banyo, saptama banyosu. Film artık ışıktan etkilenmez hale gelir.
- file size
- (Alm dateigröße, Fr taille du fichier, İng file size) Dosyanın disk üzerinde kapladığı alan miktarı, dosya boyutu. bkz dosya boyutu.
- filigran
- (Alm wasserzeichen, Fr filigrane, İng watermark) Kağıtta üretim aşmasında oluşturulan, ışığa tutulduğunda görülebilen yazı, resim, çizgi, im; suyolu, su damgası. / Bilgisayarda, Photoshop vb grafik, resim, görüntü işleme programlarında metnin arkasına sayfa üzerine eklenebilen yazı, resim, logo; suyolu, su damgası.
- filigran
- (Alm wasserzeichen, Fr filigrane, İng watermark) Geleneksel olarak, filigran işareti güvenlik amacıyla kağıda gömülen bir görüntü veya simgedir (Kağıt paralarda bir filigran bulunur). Sayısal fotoğrafçılıkta, filigran, görüntünün telif haklarını korumak için görüntü verilerine gömülen bilgileri ifade eder.
- fill flash
- (Alm füllblitz, Fr flash d'appoint, İng fill flash) bkz dolgu flaşı.
- film
- (Alm häutchen, Fr pellicule, İng pellicule) Objektiften geçen görüntünün kalıcılığının sağlanabilmesi amacıyla ışığa karşı duyarlığı olan bromürlü gümüş bileşeninin jelatinli bir eriyik ile üzerine yapıştırılmış olduğu taşıyıcı saydam plastik şerit. Işığa duyarlı emülsiyon tabakası ile kaplanmış olan, siyah-beyaz, renkli ve infrared gibi farklı kullanım amaçları için çok farklı şekillerde üretilen, çeşitli tabakalardan oluşan, herhangi bir fotoğraf makinesi ile fotoğraf çekiminde ya da baskı işlemlerinde, özetle fotoğrafçılıkta ve fotomekanik çalışmalarda kullanılan, genellikle polyester veya triasetat gibi saydam materyallerden elde edilen bir altlık. Hava filmi, yersel film, siyah-beyaz film, tek renkli (pankromatik) film, çok renkli (multispektral) film, oto-tram film, kartografik film, infrared (kızılötesi) film, değişmez tabanlı (stable base) film, kolon (strip) film, topografik film, base film gibi çok farklı amaçlar için kullanılan çok çeşitli film türleri mevcuttur. Çok farklı tür ve özellikte filmlerden üç katmanlı emülsiyonlu filmler en çok kullanılanlarıdır. Antihole, taban ve emülsiyon tabakalarından oluşan, özelliklerine göre çeşitli dalga boylarındaki ışıklara karşı hassas bir materyaldir.
- film akışı
- (Alm film-streaming, film bewegung, Fr film en streaming, mouvement de film, İng movie streaming, movie movement) Pozlaması yapılmış bir filmin alıcı makaraya sarılarak, pozlaması yapılmamış boş film kısmının film düzlemine gelmesindeki hareket veya kamera üzerine yerleştirilmiş bir filmin alıcı ve verici makaralar üzerinde ileri yönde yaptığı hareket; film hareketi.
- film altlığı
- (Alm filmbasis, filmträger, Fr support de film, İng film base, film carrier) Işığa duyarlı emülsiyon tabakasını üzerinde taşıyan, ince, esnek, şeffaf ve boyut değiştirmeyen polyester veya triasetat gibi plastik materyalden veya kalın kağıt veya cam gibi malzemelerden üretilen bir film tabakası; film bazı, film tabanı, taşıyıcı tabaka, film taşıyıcısı.
- film ayırma derecesi
- (Alm filmauflösungsrate, Fr taux de résolution du film, İng film resolution rate) bkz ayırma gücü oranı.
- film ayırma gücü
- (Alm filmauflösung, Fr résolution du film, İng film resolution) Fotoğrafik amaçlı olarak kullanılan bir filmde, belirli bir uzaklıktan hangi dereceye kadar ayrıntıların ayırt edilebileceğini belirten bir kavram; film çözümleme gücü, rezolüsyon. Her filmin ayırma gücü farklı olabileceği gibi bir filmin rezolüsyonu, objektifin ayırma gücü ile de ilgilidir. Ayrıca filmin emülsiyonundaki grenlerin büyüklüğüne, fotoğrafı çekilen cismin kontrastlık derecesine, ışığın emülsiyondaki yayılma miktarına, filmin sertlik derecesine ve ışığın dalga uzunluğuna da bağlı olarak değişir.
- film banyo tankı
- (Alm filmbadbehälter, Fr réservoir de bain de film, réservoir de développement, tank, İng film bath tank, developing tank) Çeşitli boyutlardaki filmlerin banyo edilmesini sağlayan, içine ışık sızdırmayan ancak sıvı konulabilen, karanlıkta özel bir şekilde içine konulan filmin aydınlık ortamda da banyo yapılabilmesini sağlayan çelik ya da bakalit gibi maddelerden yapılmış kap.
- film banyosu
- (Alm filmverarbeitung, Fr traitement de films, İng film processing) Filmin duyar katına pozlanan gizli (gizil) görüntünün gerçek görüntüye dönüştürülmesi süreci. Karanlık oda ortamında kimyasal işlemlerle yapılır.
- film baskı levhası
- (Alm Film platte, Fr platine de film, İng film platen) Bir fotoğraf makinesi ya da video kamerada odak düzlemi üzerine filmi doğru olarak yerleştirmek için tasarlanmış düzenek.
- film bazı
- (Alm fotografische basis, film basis, Fr socle photographique, support de film, İng photographic base, film base) bkz film altlığı. bkz fotoğraf altlığı.
- film beyazlatma banyosu
- (Alm foto der bleichlösung, produits chimiques réducteurs, Fr photographie de la solution de blanchiment, İng bleaching solution photograph, reducer chemicals) Banyo işlemleri sırasında, fotoğraf veya filmleri ağartma işlemi için elverişli olan kimyasal eriyik. / Fotoğraf veya filmi banyo sırasında ağartmak ve beyazlatmak üzere özel olarak hazırlanmış kimyasallar ve banyo malzemeleri kullanılarak yapılan banyo işlemi; film indirgeme banyosu. bkz film indirgeme banyosu.
- film boyutu
- (Alm filmgröße, Fr taille du film, İng film size) Fotoğraf çekiminde kullanılan filmin eni ve boyu 35 mm film formatında 24 mm x 36 mm'dir. Havadan fotoğraf çekiminde kullanılan filmin eni ve boyu 30 cm x 60 cm, 19 cm x 20 cm'dir.
- film bozulması
- (Alm filmverzerrung, filmverformung, abbau, Fr distorsion du film, déformation du film, dégradation, İng film distortion, film deformation, degradation) Boş ya da dolu plastik filmde, çeşitli atmosferik etkiler ve olaylar, nem oranının artması, sıcaklık değişimi, zaman aşımı nedeniyle filmin orijinalliğini kaybetmesi, bayatlaması veya başka diğer nedenlerden dolayı filmin şekil, boyut ve ölçeğinin değişmesi; film deformasyonu, filmin bozulması.
- film büzülmesi
- (Alm schwindung, kontraktion, folienschrumpfung, Fr rétrécissement, contraction, retrait du film, İng shrinkage, contraction, film shrinkage) film çekmesi. bkz büzülme.
- film çıkarıcı
- (Alm filmauswahl, Fr sélecteur de film, İng film picker) Film kasetinin içine kaçan film ucunu dışarıya çıkartmaya yarayan gereç.
- film deformasyonu
- (Alm filmverformung, Fr déformation du film, İng film deformation) bkz film bozulması.
- film değiştirme torbası
- (Alm wickeltasche, Fr sac à langer, İng changing bag) Siyah renkli bir malzemeden yapılmış, ışık geçirmeyen ve içine el sokmak için iki kolu olan, aydınlık bir ortamda içinde film değiştirme işlevi yapılabilen torba.
- film duyarlığı
- (Alm emulsion, Fr émulsion, İng emulsion) bkz duyar kat.
- film düzlemi
- (Alm filmf lugzeug, Fr avion de cinéma, İng film plane) Fotoğraf makinesinin içinde, objektifin arkasında, görüntünün net olarak oluştuğu, objektifin optik eksenine dik olan ve odak noktasından geçen varsayımsal düzlem; odak düzlemi. Filmin ya da algılayıcının pozlanmak için durduğu yer. Seçik görüntü alınabilmesi için duyar kat (film ya da algılayıcı), fotoğraf makinelerinde bu varsayımsal düzlem üzerine yerleştirilir. bkz odak düzlemi. / (Alm film flugzeug, oberfläche der folie, Fr avion de cinéma, surface du film, İng film plane, surface of the film) Filmin üzerine yapıştırılmış olan gümüş bromürün meydana getirdiği düzlem, emülsiyon düzlemi veya film üzerine yapıştırılmış olan gümüş bromürün belirttiği yüzey; film yüzeyi.
- film fotoğrafı
- (Alm aktion immer noch, Fr action encore, İng action still) Bir sinema filminden çıkarılan fotoğraf; sinema filmindeki görüntüden elde edilen fotoğraf.
- film greni filtresi
- (İng film grain) Adobe Photoshop artistic (sanatsal) filtrelerinin altında bulunur ve görüntüye gren ekler (Filter > Artistic > Film Grain).
- film hızı
- (Alm film geschwindigkeit, Fr rapidite, vitesse du film, İng film speed) Filmin ışığa karşı duyarlılığını gösteren değer; DIN, ASA (ISO). Sayı arttıkça filmin duyarlılığı ve hızı artar. Işığa çok duyarlı bir filmi ifade eden yüksek sayılar “hızlı” olarak adlandırılır, yüksek enstantane değerleri gerektirir. Düşük değerler ise daha az duyarlı filmleri simgeler ve doğru pozlama için daha düşük enstantane değeri gerektirdiğinden “yavaş” olarak adlandırılır. bkz ISO. / (Alm film geschwindigkeit, geschwindigkeit der film bewegung, Fr vitesse du film, vitesse de déplacement du film, İng film speed, speed of film movement) Filmin akış hareketinde bir saniyede alınan yol.
- film indirgeme banyosu
- (Alm foto der bleichlösung, reduktions chemikalien, Fr photographie de la solution de blanchiment, produits chimiques réducteurs, İng bleaching solution photograph, reducer chemicals) bkz film beyazlatma banyosu.
- film kaseti
- (Alm film kassette, Fr cassette de film, İng film cassette) İçine ışık geçirmeyen, makaraya sarılı filmi içinde koruyan ve hareketini sağlayan, metal ya da plastikten yapılmış film taşıyıcı. Kaset içindeki film, normal ışık koşullarında saklanabilir ve gerektiğinde fotoğraf makinesine konur.
- film kaydedici
- (Alm film recorder, Fr enregistreur de film, İng film recorder) Fotoğraf filmini sayısal ortama dönüştürerek grafik dosyası oluşturan aygıt.
- film kontrastlığı
- (Alm film kontrastierend, kontrastierend, Fr film contrasté, contrastant, İng film contrasting, contrasting) bkz kontrastlık. bkz sertlik derecesi.
- film kovanı
- (Alm film des magazins, Fr film de magazine, İng film magazine, magazine) bkz magazin.
- film kurutma aleti
- (Alm film trockner, Fr séchoir à film, İng film drier) Isıtılmış hava hareketi yaparak yıkanmış filmin düzenli bir şekilde kurumasını sağlayan alet.
- film makarası
- (Alm film spule, Fr bobine de film, İng film spool) Üzerine filmin rulo halinde sarılı olduğu makara. bkz makara.
- film mozaiği
- (Alm film mosaik, mosaikfilm, Fr mosaïque de films, film mosaïque, İng film mosaic, mosaic film) bkz mozaik film.
- film penceresi
- (Alm film tor, Fr porte du cinéma, İng film gate) Film kamerası ve göstericilerinde, mercek sisteminin arkasında yer alan ve film üzerine açılan dikdörtgen aralık. Kullanılan filmin görüntü sınırlarına uygun bir aralıktır.
- film pozlandırıcılar
- (Alm film poser, Fr poseurs de films, İng film posers) Masaüstü yayıncılıkta, bilgisayar ortamından film çıkış makinesine pozlandırma yapan sistemler. Günümüzde bir film pozlandırıcıdan beklenen kalite, randıman, uygun boyuttur. Film pozlandırıcıların flatbed, iç tambur ve dış tambur sistemleri ile çalışan çeşitleri vardır. Piyasada en fazla kullanılanı iç tambur sistemidir. Bu sistemde, tamburun içinde sabit fotografik malzeme üzerine pozlandırma ilkesiyle, en yüksek pozisyonlama ve tekrarlama hassasiyeti sağlanmakta, böylece keskin ve her zaman aynı yoğunlukta tram noktaları elde edilmektedir. Söz konusu pozlardırma ilkesi basit olduğu kadar son derece etkilidir. Lazer tarafından gönderilen ışını saptırmak için sadece döner bir ayna kullanılmaktadır. Bu ayna lazer ışını her yerde aynı mesafede ve aynı açıda tambur üzerine monte edilmiş foto malzemeye dikey yönlendirmektedir. Pozlandırma sırasında ölçü hassasiyetini bozabilecek ne malzeme hareketi ne de lazer ışının modülasyonu gerçekleşmektedir.
- film rezolüsyonu
- (Alm film auflösung, Fr résolution du film, İng film resolution) bkz ayırma gücü oranı. bkz çözümleme gücü oranı. bkz film ayırma gücü.
- film takıcı
- (Alm Film ladegerät, Fr chargeur de films, İng film loader) 35 mm filmin standart uzunlukta boş kasete aktarılmasını sağlayan aygıt. aaaaaaafilm, karanlık odada aygıt içine yerleştirildikten sonra aktarma işlemi gün ışığında yapılır.
- film tarama
- (Alm scannen von filmen, Fr numérisation de films, İng film scanning) Fotoğraf filminde görüntüyü oluşturan analog bilgiyi, sayısala dönüştürmek için film tarayıcı kullanma işlemi.
- film tarayıcı
- (Alm film scanner, Fr scanner de films, İng film scanner) Saydam (diya) veya negatif filmlerin aslını sayısal sayısal görüntüye dönüştürmek için tasarlanmış tarayıcı. Pozitif ve negatif filmlerden ara basamak oluşturmadan fotoğraf dosyaları yapabilir.
- film taşıyıcı
- (Alm film träger, Fr support de film, İng film carrier) İçine film konulan, ışık geçirmeyen, filmin hareketini sağlayan ve fotoğraf makinesine kolaylıkla takılıp çıkartılabilen kapalı kutu sistemi; magazin. Orta boy (roll film) fotoğraf makinelerinde kullanılır.
- film ucu
- (Alm film tipp, Fr astuce pour le film, İng tongue, film tip) Filmin fotoğraf makinesine takılmasını sağlamak amacıyla biçimlendirilmiş olan filmin başlangıç uzunluğunun bir parçası.
- film verniği
- (Alm film lack, Fr vernis à film, İng film varnish) Sakız ağacı (Pistacia lentincus)'nın gövdesinden elde edilen, mastika olarak adlandırılan, suda çözünmeyen alkolde çözünen ve negatif filmlerde kullanılan reçine.
- film yazıcı
- (Alm film drucker, Fr imprimeur de films, İng film writer) Bir sayısal görüntüyü, ışığa duyarlı film üzerine aktaran aygıt. Bu şekilde, sayısal görüntü analog filme dönüştürülür.
- filtre
- (Alm filter, Fr filtre, İng filter) Objektifin önüne takılan, filme veya algılayıcıya ulaşan ışığı farklılaştıran ve renk tonlarını ayarlamaya yarayan bir maddeyle kaplanmış veya renklendirilmiş cam veya plastik eklenti; süzek, süzgeç. İçinden geçen ışığın özelliklerinde çeşitli değişiklikler yaratan cam, jelatin ya da asetattan yapılmış, çeşitli renklerdeki araçlardır. Fotoğraftaki son görüntüyü değiştirmek amacıyla objektifin ön kısmına takılan her şey filtredir. Filtrelerin, dairesel polarize, ısıtan, yıldız, yumuşatıcı çeşitlerinin yanında fotoğrafın tamamen rengini değiştiren çeşitleri de bulunmaktadır. Gelişmiş kimi fotoğraf makinesi modellerinde bazı efektler bu tür objelere ihtiyaç duyulmadan da sayısal olarak uygulanabilmektedir. Bu özel efektlere de “filtre” denilmektedir. Ayrıca özel etki oluşturmak, renk düzeltmeleri yapmak için de filtreler vardır. / Bilgisayarda; görüntüyü keskinleştirme, bulanıklaştırma, yayma, benzerini oluşturma gibi etkiler üretmek için kullanılan fotoğraf filtresi yazılımları. / Bilgisayarda, bir dosya formatını dönüştürmek için kullanılan yazılım uygulamasının parçası. / Bilgisayarda, belirli kaynaklardan gelen elektronik posta iletilerini reddetmek gibi gelen verinin ekrana taşınmasını yönlendiren program ya da uygulama parçası.
- filtre adaptörü
- (Alm fFilter adapter, Fr adaptateur de filtre, İng filter adapter) Filtre taşıyıcısını objektife bağlamaya yarayan bir araç.
- filtre çapı
- (Alm filterdurchmesser, Fr diamètre du filtre, İng filter diameter) Filtreler genellikle objektiflerin ön taraflarına vidalanırlar, bu yüzden filtrelerin çapıyla objektiflerin ön bağlantı noktalarının çapı birbirine uygun olmalıdır. Örneğin objektifin ön çapı “67 mm” ise satın alınması gereken filtrenin çapı da 67 mm olmalıdır.
- filtre çarpanı
- (Alm filter fabrik, Fr usine de filtres, İng filter factory) Her filtre, fotoğraf makinesinin duyar katına (film ya da algılayıcı yüzeyine) ulaşması gereken ışığın bir kısmını soğurur. Bu nedenle filtreli çekimlerde örtücü hızının artırılması ya da diyaframın açılması gerekir. Bu durumu filtre üzerinde belirten sayı; filtre etkeni, filtre faktörü. Pozlandırmanın kaç stop artırılacağı (+) veya (X) ile gösterilir. +1, pozlandırmanın 1 stop; +2, 2 stop; +3, 3 stop fazla olması gerektiğini ifade eder. Pozlandırmanın X2, pozlandırmanın 1 stop; X4, 2 stop ve X8, 3 stop fazla olması gerektiğini ifade eder.
- filtre dizisi
- (Alm filterpaket, Fr paquet de filtres, İng filter pack) Bilgisayarda, belli bir etkiyi oluşturmak amacıyla kullanılan filtre ya da filtreler dizisi. Renkli baskı sürecinde kullanılır.
- filtre etkeni
- (Alm filter fabrik, Fr usine de filtres, İng filter factory) bkz filtre çarpanı. bkz filtre faktörü.
- filtre katsayısı
- (Alm filter koeffizient, Fr efficacité du filtre, İng filter cofficient) Herhangi bir filtrenin ışığın belirli bir bölümünü yutması nedeniyle, bu filtrelerle belirli bir kararma ve kontrastlığı elde etmek için, filtre kullanmadan bulunabilecek pozlanma miktarının elde edilebilmesinde kullanılan katsayı.
- filtre taşıyıcı
- (Alm filter träger, Fr porte filtre, İng filter carrier) Fotoğraf çekimi sırasında kullanılacak olan filtreyi objektifin önünde tutan taşıyıcı; filtre tutucu.
- filtre uyarlayıcı
- (Alm step-up ring, Fr anneau intensifié, İng step up ring) Farklı çaplardaki filtrelerin objektiflere takılmasını sağlayan uyarlayıcı. Küçük çaplar için dış vidalı ve büyük çaplar için iç vidalı basit bir halkadan oluşur.
- filtreleme
- (Alm filterung, blühen, Fr filtration, épanouissement, İng filtering, blooming) Bir fotoğraf veya görüntüde kaydedilmiş olan nesnelerin ve ayrıntıların görünürlük ve yorumlanabilirliklerini arttırmak için görüntü frekanslarının değiştirilmesi işlemi. Merceğe gelen ve istenmeyen bazı ışınların mercekten geçmesini engellemek, yalnızca amaca uygun ışınların mercekten geçmesini sağlamak ve merceğin ışık geçirgenliğini arttırmak için, çeşitli filtre ve süzgeçler kullanılarak yapılan işlem. görüntüdeki her bir pikselin belli bir sayıda komşu pikseli de içine alan ağırlıklı bir hesaplamadan geçirilerek, bulunan yeni sonuç değerin o piksele atanması işlemi. bu işlemde, filtre, görüntünün tümüne ya da bir kısmına uygulanır.
- filtreli mercek
- (Alm blühende linse, gefiltertes objektiv, Fr lentille fleurie, lentille filtrée, İng bloomed lens, filtered lens) Işık geçirgenliğini arttırmak için filtre kaplanmış mercek.
- FinePix
- (İng) Fuji Film'in ürettiği, dünyanın en çok satılan sayısal kompakt fotoğraf makineleri dizisinden birinin markası. Yüksek başarım, nitelikli çekim ve kayıtlar ve olağanüstü yüksek düzeyli objektif donanımları ile ünlüdür.
- FIPS standartları
- (İng Federal Information Processing Standards - FIPS) Amerika Birleşik Devletleri Federal Bilgi İşleme Standartları (FIPS), Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü (NIST) tarafından askeri olmayan Amerika Birleşik Devletleri hükümet kurumları ve yüklenicilerinin bilgisayar sistemlerinde kullanılmak üzere geliştirilen ve kamuoyuna açıklanan bir dizi standarttır. FIPS standartları, bilgisayar güvenliği ve birlikte çalışabilirliği sağlamak için gereksinimler belirler ve uygun endüstri standartlarının henüz mevcut olmadığı durumlar için tasarlanmıştır. Birçok FIPS spesifikasyonu, Amerikan Ulusal Standartlar Enstitüsü (ANSI), Elektrik ve Elektronik Mühendisleri Enstitüsü (IEEE) ve Uluslararası Standartlaştırma Örgütü (ISO) gibi teknik toplulukların kullandığı standartların değiştirilmiş sürümleridir.
- fırça
- (Alm bürste, Fr brosse, İng brush) Görüntünün sınırlandırılmış bir alanını, gerçek bir fırçayla yapıyormuş gibi boyama, bulanıklaştırma, koyulaştırma gibi etkileri uygulamayı sağlayan görüntü kurgulama aracı. Kullanıcı fırçayla uygulama yaptığı alanın sınırlarını, bu sınırların geçişlerini, uyguladığı boyanın miktarını ve daha birçok ögeyi belirleyebilir.
- fırça darbeleri efekti
- (İng paint daubs) Adobe Photoshop artistic (sanatsal) filtrelerinin altında bulunur ve belirli fırça uçları ile görüntüye farklı müdahalelere olanak verir (Filter > Artistic > Paint Daubs).
- fırça ucu efektleri
- (İng brush strokes) Adobe Photopshop filtrelerinden biri olan brush strokes (fırça ucu) efektleri sanatsal efektlerde olduğu gibi görüntüye boyanmış ve çizimi yapılmış havasını verir (Filter > Brush Strokes).
- fırçayla geliştirme
- (Alm mit dem pnsel entwickeln, Fr développer au pinceau, İng developing with brush) Geliştirici banyo aşamasında, geliştiricinin film ya da fotoğraf kağıdına bir fırça ya da süngerle sürülerek banyo edilmesi.
- Fire Wire
- (İng fire wire) Fotoğraf makinesi veya tarayıcı ile bilgisayar arasında güncel ve hızlı bir bağlanma sistemi; IEEE-1394. Daha çok yeni versiyon bilgisayarlarda özellikle Macintosh'larda var olan bir nevi bağlantı kapısıdır. Fotoğraf ve video gibi çok yer kaplayan büyük dosyaların bilgisayar ortamına Seri, Paralel ve USB bağlantı kapılarına göre çok daha hızlı bir şekilde aktarılmasını sağlar. Sony'de adı i-Link olarak da ifade edilir.
- fırtına fotoğrafçılığı
- (Alm sturm fotografie, Fr photographie de tempête, İng storm photography) Fırtına fotoğrafçılığı, şimşekler, yıldırımlar, süper hücreler ve dramatik bulut yapıları gibi şiddetli hava olaylarını güvenli bir mesafeden belgelemeyi amaçlayan, teknik bilgi ve hazırlık gerektiren bir doğa fotoğrafçılığı türüdür. Genellikle uzun pozlama teknikleri ve geniş diyafram (f/8 gibi orta değerler) kullanılarak, doğanın vahşi güzelliğini yakalamak hedeflenir. Amaç, yıldırım, şimşek, dramatik bulutlar ve kasırga gibi hava olaylarını görüntülemektir. Sabit çekim için tripod (üçayak), geniş açı objektifler, Fotoğraf makinesi tetikleyicileri (yıldırım ve şimşek anını yakalamak için) ve hava koşullarına dayanıklı ekipman kullanılır. Genellikle düşük ISO ve uzun pozlama (uzun enstantane süresi) ile şimşeğin ışığı yakalanır. Diyafram ayarı, ortam ışığına göre f/5.6 - f/11 arasında değiştirilebilir. Doğrudan fırtınanın içinde olmak yerine, güvenli bir mesafeden (genellikle araç içinden) çekim yapılır. Sabır, pratik ve doğru zamanlama heyecan verici fotoğraflar çekilmesini sağlar.
- fiziksel geliştirme
- (Alm körperliche entwicklung, Fr développement physique, İng physical development) Herhangi bir kimyasal geliştirme ve değişim olmaksızın görüntünün oluşturulması süreci. Fiziksel geliştirici banyo eriyiklerindeki gümüş, fiziksel geliştirme işlemi sonucunda, ışık görmüş olan gümüş tuzları tarafından çekilmekte ve kendi üstlerine yapışmaları sağlanmaktadır. Bu yöntem, geliştirme sürecinin denetlenememesi nedeniyle pek kullanılmaz.
- fiziksel olgunlaşma
- (Alm körperliche reifung, Fr maturation physique, İng physical ripening) bkz Ostwald olgunlaşması.
- fiziksel optik
- (Alm physikalische optik, Fr optique physique, İng physical optics) Işığın ikili (tanecikli ve dalga) yapısından dalgasal yapısını ilke olarak alıp girişim, kırınım, polarizasyon olaylarını inceleyen optik dalı; fiziki optik. bkz geometrik optik.
- fizyoknotiri
- (Alm physiognotospur, Fr physiognotrace, İng physiognotrace) Yarı otomatik portre aquatintleri (bakır basım levhasının asitle aşındırılması yöntemiyle yapılan bir kazıresim tekniği; leke baskı) yapmak için kişinin fizyonomisinin izini sürmek üzere tasarlanmış bir araç. Bu araçla üretilen baskılara fizyolognotiri (İng fizyolognotrace) denir.
- FL
- (Alm fokus sperre, Fr verrouillage de la mise au point, İng Focus Lock - FL) bkz odak kilidi.
- flanş
- (Alm flansch, Fr bride, İng flange) Birleştirme halkası. bkz birleştirme halkası.
- flanş odak uzaklığı
- (Alm flansch brenn weite, Fr distance focale de la bride, İng flange focal distance)Optik eksen boyunca mercek yuvasının yüzü ile film düzlemi arasındaki uzaklık; flanş odak uzunluğu.
- flaş
- (Alm blitz, Fr éclair, İng flash) “Ani ışık”, “şimşek çakması” anlamında bir sözcük. Fotoğraf çekimi sırasında, yeterli ışık olmayan durumlarda, ortama kısa süreli/anlık olarak fakat çok parlak ışık yayan, yapay aydınlatma kaynağı; çakıntı. Fotoğraf makinesinin ışıklama süresi ile eşzamanda (senkron) çalışan anlık aydınlatma gereci; yapay ışık kaynağı. Genellikle fotoğraf makinelerine entegre (İng built-in flash) olarak gelir ancak gelişmiş modellere ayrıca flaş üniteleri de takılabilir (İng external flash). Elektronik ve magnezyum flaşlar olmak üzere iki türü vardır. Fotoğraf makinesinin üzerindeki tümleşik flaşlar en fazla 3 metreye kadar iş görür. Kızağa yerleştirilerek kullanılan speed light TTL flaşlar ise gerekli ışığı makinenin ölçüm sistemi ile uyumlu biçimde ölçerek çakarlar. Günümüzde tamamen karanlık ortamlarda da çekim yapılmasını kızıl ötesi ışınlarıyla sağlayan özel flaşlar da bulunmaktadır. Bu tür flaşların ışıkları insan gözünün algılayamayacağı dalga boyundadır. / Işık kaynağının çok kısa süreli parlamasıyla aydınlatma sağlama. / Işığa duyarlı malzemelerde kontrastı azaltma amacıyla pozlamadan önce, bütün yüzeyi ışık parlaması şeklinde çok kısa süreli pozlama. / İnternet ağında, animasyonla graik oluşturmak için biçim. bkz elektronik flaş.
- flaş ayağı
- (Alm blitz schuh, Fr chaussure chaude, İng hot shoe) Genellikle fotoğraf makinesi prizma muhafazasının üstünde bulunan ve elektronik flaş veya kablosuz verici takıp tetiklenmesine olanak tanıyan ray benzeri, bir aksesuar kızağı. Flaş ayağı, ayrıca harici mikrofonları, elektronik vizörleri, GPS cihazlarını ve saha monitörlerini desteklemek için de kullanılabilir. Çoğunlukla, üst model sayısal fotoğraf makinelerinde bulunur. bkz flaş kızağı.
- flaş bellek
- (Alm flash speicher, Fr mémoire flash, İng flash memory - FM) Görüntüleri kaydetmek için kullanılan taşınabilir bellek sürücüsü. bkz taşınabilir bellek.
- flaş bellek okuyucu
- (Alm flash speicherleser, Fr lecteur de mémoire flash, İng flash memory reader) bkz kart okuyucu.
- flaş beyaz dengesi
- (Alm blitz-weißabgleich, Fr balance des blancs, İng flash white balance) Zorlu çekim koşulları altında renk tonlarının korunmasını sağlayan bir sayısal fotoğrafçılık özelliği. Çok sayıda yansıtan yüzeyin bulunduğu durumlarda fotoğraf makinesi, nesnenin etrafındaki tüm ışık kaynaklarını algılayabilir ve renk bozulması oluşur. Bunu önlemek için flaş kullanıldığında çekimdeki beyaz dengesi otomatik olarak ayarlanarak renkler doğal halinde kaydedilir.
- flaş eşlemesi
- (Alm blitz synchronisation, Fr synchronisation flash, İng flash syncronization) Flaşın, obtüratörün açılmasıyla uyumlu olarak çalışması. Flaşın yanıp söndüğü an ile örtücünün açılıp kapanmasının eşzamanlı (senkronize) gerçekleşmesini sağlayan ayar. Flaş senkronizasyonu için gerekli olan örtücü (enstantane) hızı makinenin türüne göre değişir (1/125 s, 1/60 s gibi). Kendi içinde flaşı olan kompakt makinelerde ve özel kullanımlı flaşa sahip SLR makinelerde doğru örtücü hızı otomatik olarak ayarlanır. Fotoğraf makinelerinde genellikle iki tür flaş eşlemesi bulunmaktadır. Bunlardan "X" işaretli olan elektronik, "M" işaretli olanı magnezyum flaşlar için kullanılan eşleme noktalarıdır. bkz flaş senkronizasyonu.
- flaş kablosu
- (Alm blitz kabel, Fr câble flash, İng flash cable) Flaş kızağının ve TTL flaşların üretilmediği dönemlerde, flaşın fotoğraf makinesine bağlantısını sağlamak için kullanılan kablodur. Flaşın, kablo mesafesinden kullanılmasını sağlar. Oldukça ince ve kırılgandır.
- flaş kızağı
- (Alm blitz schuh, Fr chaussure chaude, chaussure flash, İng hot shoe, flash shoe) Fotoğraf makinesinin üzerinde yer alan flaş takmaya uygun yuva; flaş ayağı. Flaş ünitesinin ayağındaki bağlantılarla uyumlu elektronik bağlantıları vardır. Fotoğraf makinesi ile flaş arasında veri geçişi olması için gerekli olan bu bağlantılar deklanşöre basıldığında otomatik olarak harekete geçer. bkz flaş ayağı. bkz flaş yuvası.
- flaş modu
- (Alm blitz modi, Fr modes de flash, İng flash mode) Sony sayısal makinelerinde çeşitli flaş modları bulunmaktadır. Auto > Düşük aydınlatma koşullarında otomatik olarak devreye girer. Forced flash > Flaş her zaman etkindir. Anti red-eye reduction > Kişinin irisini küçülterek kırmızı göz efektini en aza indirmek için bir ön flaş titreşimi/çakması kullanılır. No flash > Flaş kullanılmaz.
- flaş ölçüm
- (Alm blitz messung, Fr mesure du flash, İng flash metering) Elektronik flaş tarafından üretilen ışık yoğunluğunu ölçmeye yarayan pozometre. Ölçümden alınan bilgi, uygun bir diyafram senkronizasyon (uyarlama) hızı kombinasyonu oluşturmakta kullanılır.
- flaş pozlama telafisi
- (Alm blitz belichtungs korrektur, Fr compensation d'exposition au flash, İng flash exposure compensation) Yeni teknoloji SLR ve DSLR fotoğraf makinelerinde ve/veya flaş ünitelerinde bulunan ve kullanıcıya otomatik flaş ayarında patlayan flaşın şiddetini azaltıp artırma olanağı veren denetim düzeneği. Çoğunlukla yumuşak dolgu flaşı eldesi amacıyla flaşın yoğunluğunu azalmak için kullanılır.
- flaş senkronizasyon hızı
- (Alm blitz synchronisations geschwindigkeit, Fr vitesse de synchronisation du flash, İng flash sync speed) Fotoğraf makinesinin flaşın çakması ile aynı anda çekebildiği maksimum perde hızı. Bu hız DSLR'lerde 1/125 ile 1/500 arasında değişir. Bazı harici flaş sistemleri 1/8000'e kadar çekime izin vermektedir.
- flaş senkronizasyonu
- (Alm blitz synchronisation, Fr synchronisation flash, İng flash syncronization) Flaşın, obtüratörün açılmasıyla uyumlu olarak çalışması. Flaşın yanıp söndüğü an ile örtücünün açılıp kapanmasının eşzamanlı (senkronize) gerçekleşmesini sağlayan ayar. Harici elektronik flaşı fotoğraf makinesine takıldığı bağlantı noktasını (genellikle bir PC portu veya fotoğraf makinesinin flaş kızağı ya da fotoğraf makinesinin harici flaşla "senkronize" yapabileceği en hızlı enstantane hızını tanımlamak için kullanılır. Çoğu DSLR'nin en yüksek senkronizasyon hızı 1/125 ile 1/320 saniye arasındadır, ancak bazı fotoğraf makinesi flaş kombinasyonları 1/15000 saniyeye kadar senkronize edilebilir. bkz flaş eşlemesi.
- flaş yoğunluk filtresi
- (Alm blitz dichte filter, Fr filtre de densité flash, İng flash density filter) Morötesi, görünür ve kızılötesi dalga boyu ışıkları eşit şekilde azaltarak geçiren yoğunluk filtresi. Gümüş tabanlı fotoğraf filmlerinde kullanılır.
- flaş yuvası
- (Alm blitz schuh, Fr chaussure chaude, İng hot shoe) Flaş iki türlü kullanılabilir, flaş kablosu ile ya da flaş yuvasına takılarak. Kızaklı tip flaşlar fotoğraf makinesinin üstünde yer alan yuvaya geçirilir ve her iki taraftaki akım ileticiler sayesinde flaş çalıştırılır. bkz flaş ayağı. bkz flaş kızağı.
- flash sync
- (Alm blitz synchronisation, Fr synchronisation du flash, İng flash sync) bkz flaş senkronizasyon hızı.
- flaşpiks
- (Alm flashpix, Fr flashpix, İng flashpix) Bir görüntüyü asıl görüntü boyutunun yarım, çeyrek, sekizde bir, … gibi değişen çözünürlük dizilerinde olarak yapılandırılmış dosya biçimi; dosya uzantısı “.fpx”. bkz piramit.
- Flatbed (Düz Yüzeyli) Tarayıcılar
- (Alm Flachbettscanner, Fr Scanners à plat, İng Flatbed scanners) Orijinal hareketsiz, okuyucu göz hareketli ve orijinalin yerleştiği yer düz bir yüzey olan yatay tarayıcılar; düz yüzeyli tarayıcılar. Bu tarayıcılar belirli bir kalınlığa kadar orijinalleri yüksek çözünürlükte tarayabilirler.Transparan orijinalleri tarama özellikleri de mevcuttur. Flatbed bir tarayıcı birçok bakımdan bir fotokopi makinesine benzer. Çizim veya fotoğraf tarayıcının kapağı altına yerleştirilir ve sayısal üretim süreci başlar. Flatbed tarayıcılarda CCD teknolojisi kullanılır. CCD, tarayıcının kafasında yer alan ve taranan nesneye binlerce ışın gönderen bir cihaz olan CCD'nin kısaltmasıdır. Kafa üzerindeki foto elektrik hücreler, ışığın CCD'ye geri yansıyan kırmızı, yeşil ve mavi (RGB) bileşenlerini algılar. Yansıtılan bu bilgiler görüntünün parlaklık ve koyuluğuna bağlı olarak algılanır ve bilgisayara kayıt edilebilecek biçimde sayısallaştırılır. Fladbed tarayıcılar daha çok herhangi bir opak (siyah-beyaz veya renkli) orijinalin bilgisayar ortamına aktarıp düzeltme işleminde kullanılan çözünürlük seviyesi, tamburlu ve saydam tarayıcılara göre düşük olan masa üstü tarayıcılardır.
- floppy disket ve memory stick için çift yuva
- (Alm zwei steckplätze für disketten und speicher karten, Fr deux emplacements pour disquettes et clés USB, İng dual slots for floppy disks and memory sticks) Sayısal görüntü depolaması için hem floppy disket hem de memory stick kullanılabilir. Görüntüler floppy disket'ten memory stick'e kopyalanabilir.
- floresans
- (Alm fluoreszenz, Fr fluorescence, İng fluorescence) Bazı nesnelerin üzerine gelen belli dalga boyundaki ışıkların başka dalga boyunda yansıması; florışıma. Örneğin morötesi olarak gelen ışık, görünen ışık olarak yansır. Gelen ışık kaybolduktan sonra bu etki çok çabuk kaybolur. bkz florışma. / Sayısal fotoğraf makinelerinde floresans ışığı K değerini belirleyen beyaz ayarı konumu.
- floresans ekranı
- (Alm fluoreszenz bildschirm, Fr écran fluorescent, İng fluorescence screen) Bir floresans malzemeyle kaplanmış şeffaf ekran. Fosfor bu işlemde kullanılabilir. Bu ekranlarda X ışını görüntüleri gösterilir. Filme gerek kalmadan X ışını görülebilir hale gelir.
- floresans etkisi
- (Alm fluoreszierender effekt, Fr effet fluorescent, İng fluorescent effect) bkz fosfor.
- floresans lamba
- (Alm leuchtstoff lampe, Fr lampe fluorescente, İng fluorescent lamp) Floresans ışığı yayan lamba türü. Alçak basınçlı cıva buharlı lamba.
- floresanslı fotoğrafçılık
- (Alm fluoreszenz fotografie, Fr photographie fluorescente, İng fluorescence photography) Floresans ışığı yayan nesnenin fotoğrafının çekimi. Floresans ışığı uygulamasının bitiminden sonra 10 saniyeden daha az sürede nesnenin parlamasının fotoğrafı. Geniş diyafram açıklığı ve yüksek duyarlıklı film gerekir. Adli inceleme, mikroskopi, dermatoloji alanlarında kullanılır.
- florışıma
- (Alm fluoreszenz, Fr fluorescence, İng fluorescence) bkz floresans.
- florit
- (Alm fluorit, Fr fluorine, İng fluorite) Optik kullanım için uygun biçimdeki kalsiyumflorür maddesi. Düşük kırılma dizini ve düşük ayrılmayla nitelendirilir. Kızılötesi ve morötesi dalga boyu ışıklara karşı saydamdır.
- florit objektif
- (Alm fluorit objektiv, Fr objectif en fluorine, İng fluorite objective) Yapısında florit kullanılan optik sistem. Bu objektifler, düşük ayrılma sağlar ve kromatik (renkser) sapmaları azdır.
- florografik fotoğraf makinesi
- (Alm fluorographische kamera, Fr caméra fluorographique, İng fluorographic camera) X ışını floresans ekranı görüntülerini fotoğraflayan aygıt. Bu fotoğraf makinelerinde kullanılan objektiflerin diyafram açıklığı çok büyüktür, örneğin f0.8 gibi.
- florür cam
- (Alm fluoridglas, Fr verre fluoré, İng fluoride glass) Zirkonyum florürü ile katkılanan optik cam türü. Bu şekilde optik camın iletme niteliği geliştirilir.
- flu
- (Alm unscharf, Fr flou, İng out of focus) Net olmayan fotoğraf ya da bir bölümü netlik alanının dışında kalan yer. Görüntünün net olmayan alanlarında ortaya çıkan estetik kaliteyi ifade eder. Japoncada bulanık anlamındaki (Jap bokeh >) boke de aynı anlamdadır. bkz fluluk.
- fluluk
- (Alm verwischen, Fr se brouiller, İng blur) Hareketin dondurulamamasından kaynaklanan netsizlik; blur, flu görüntü, fluluk. Hareketin dondurulmaması, çekim anında makinenin sallanmasından ya da görüntülenecek cismin hareketini donduracak yeterli örtücü hızının seçilmemiş olmasından kaynaklanabilir. / Görüntü işleme programlarındaki netsizlik, bulanıklık. bkz flu. bkz titrek görüntü.
- FM ekranı
- (Alm FM ildschirm, Fr écran FM, İng Frequency Modulation screen - FM screen) Frekans modülasyonlu ekran.
- fog
- (Alm nebel, Fr voile, İng fog) Işığa karşı duyarlı malzemelerin banyo işlemi sırasında zorlanmalarından (uzun süre tutulmalarından) ya da yanlışlıkla ışık görmelerinden kaynaklanan genel yoğunluk; sis, sislenme. bkz sis.
- fogant önleyici
- (Alm antibeschlagmittel, Fr anti-buée, İng anti foggant) Pozlanmamış gümüş tuzlarının gelişmesini engellemek için duyar kata kimyasal madde ekleme. Genellikle potasyum bromür maddesi kullanılır. Potasyum bromür, film geliştirme banyosunda da aynı etkiyi sağlar.
- fokal
- (Alm fokus, Fr focal, İng focus) Odak. bkz odak.
- fokal düzlem
- (Alm brennebene, Fr plan focal, İng focal plane) bkz odak düzlemi.
- fokal mesafe
- (Alm brennweite, Fr distance focale, İng focal lenght) bkz odak uzaklığı. bkz odak uzunluğu.
- fokometre
- (Alm fokusometer, fokusmesser, Fr focomètre, İng focometer) Fotoğraf makinelerinin objektiflerinin ve merceklerin odak uzaklığını ölçen ve sapınçlarını belirleyen aygıt; odakölçer; lensometre. bkz odakölçer.
- fokometri
- (Alm fokometrie, Fr focométrie, İng focometry) Merceklerin ve küresel aynaların odak uzaklıklarını ölçüm işi; odakölçüm. bkz odakölçüm.
- fon
- (Alm hintergrund, Fr fond, arrière-plan, İng background) Fotoğraf, ekran düzenlemesi veya resimde en arkada kalan yüzey, gerideki görünüm; arka plan, dipyüzey, fon. bkz arka alan. bkz arka plan. bkz dip yüzey.
- fon fotoğraf makinesi
- (Alm fon-kamera, Fr pour la caméra, İng fon camera) Geniş çaplı bindirilmiş görüntüler elde etmek için birbirine göre belli açılarla sistematik olarak yerleştirilen üç veya daha fazla fotoğraf makinesinden oluşan, teknik özellikleri, yapısı ve ilkeleri itibariyle trimetrogon kameraya (üçlü fotoğraf makinesine) çok benzeyen, özel amaçlı fotoğraf çekimlerinde kullanılan bir fotoğraf makinesi türü; bkz üçlü fotoğraf makinesi. bkz yelpaze fotoğraf makinesi.
- fon fotoğraf makinesi fotoğrafçılığı
- (Alm drei-kamera-fotografie, Fr photographie à trois caméras, İng tri-camera photography, fon camera photography) İlke ve yapı itibarıyle üçlü fotoğraf makinesi fotoğrafçılığı (trimetrogon fotoğrafçılık) tekniğine çok benzeyen, geniş çaplı bindirilmiş görüntüler elde etmek amacıyla birbirlerine göre belli açılarla sistematik olarak yerleştirilmiş olan üç veya daha fazla fotoğraf makinesi ile eş zamanlı olarak fotoğraf çekme yöntemi. bkz yelpaze fotoğraf makinesi fotoğrafçılığı.
- fon müziği
- (Alm hintergrund musik, Fr musique de fond, İng background music) Bir sunum yapılırken ona eşlik eden, müziğin potansiyel dinleyicilerin birincil odak noktası olmasının amaçlanmadığı, ancak içeriğinin, karakterinin ve ses düzeyinin insanlarda konsantrasyon (konuya yoğunlaşma), gevşeme, dikkat dağınıklığı ve heyecan gibi davranışsal ve duygusal tepkilerini etkilemek için kasıtlı olarak seçildiği bir müzik.
- fondü
- (Alm fondue, Fr fondue, İng fondue) Sinemacılıkta veya saydam gösterilerinde bir görüntünün yavaş yavaş kaybolması ya da belirmesine verilen ad.
- form
- (Lat forma, Alm bilden, Fr forme, İng form) Bir nesnenin şekli, boyutu, hareketi, dokusu, rengi ve tonu.
- format
- (Alm format, Fr format, İng format) Fotoğraf makinesinin verdiği görüntünün en ve boy olarak uzunluğu; boyut. bkz boyut. / Verilerin, bilgisayarlarda muhafazası ve bilgi işlem araçları arasında değişiminin sağlanabilmesi için sistematik olarak düzenlenmiş şekli. Bir sistemin veri dosyalarını bilgisayar ortamında tutma biçimi. / Sayısal cihazların ve yedekleme birimlerinin içindeki bilgilerin silinerek sıfırlanması ve sıfırdan kullanıma hazır hale getirilmesi de “format”, “format atma” olarak adlandırılmaktadır.
- fosfor
- (Alm phosphor, Fr phosphore, İng phosphor) Elektron ışınları ya da öbür ışıklar gibi elektromanyetik enerjiler ile yayılıyor ya da hazırlanıyor olması sonucu, gözle görülebilir ışığı yayan, ışıldama yapan madde. Işıldama, istenilen fiziksel olaydır; eğer ışıldama bir saniyeden fazla sürerse ya da düşen ışık gözden kaybolana kadar sürerse bu etkiye fosforlanma denir. Eğer ışıldamanın süresi daha kısaysa, bu da floresans etkisi adıyla anılır.
- fosforlanma
- (Alm phosphoreszenz, Fr phosphorescence, İng phosphorescene) bkz fosfor.
- fot
- (Alm phot, Fr phot, İng phot) CGS birim sisteminde aydınlanma birimi, kısaca ph ile gösterilir (1 ph = (1 lm/1 cm2) = 1 x 104 lx).
- foto
- (Alm foto, Fr photo, İng photo) “Işık” anlamında bir önek. / Işınım enerjisi. / Fotoğraf sözcüğünün kısaltması. / Fotoğrafçı sözcüğünün kısaltması. / Işıkla ilgili.
- foto algılayıcı
- (Alm fotosensor, Fr capteur photo, İng photo sensor) Işığı elektrik yüküne çeviren bir aygıt; foto sensör. bkz foto sensör.
- foto bildirmeni
- (Alm fernseh fotograf, Fr photographe de télévision, İng television photographer) Televizyon haber izlenceleri için gerekli fotoğrafları çeken kimse.
- foto bozunma
- (Alm photolyse, Fr photolyse, İng photolysis) Işık etkisi ile maddelerin bozunmaları ya da kimyasal etkinlik kazanmaları.
- foto CD
- (Alm Foto-CD, Fr CD-photos, İng photo CD) Görüntü dosyalarının, CD'lere depolanmasına dayanan sayısal görüntü yönetiminin özel sistemi. Sistem bir görüntüyü, Kodak'ın Yet Another Compiler - YCC formatına sayısallaştırmak için tarar; dosya CD'ye beş farklı seviyede depolanır. Bir CD en fazla 100 görüntüyü alabilir. DF, çok devreli Apple Mac uyumlu ya da IBM PC uyumlu bilgisayardaki herhangi bir CD ROM sürücüsünde çalıştırılabilir.
- foto maraton
- (Alm fotomarathon, Fr marathon de photos, İng photo marathon) Katılımcıların belirli bir şehirde, sınırlı sürede (genellikle 12-24 veya 36 saat) önceden açıklanan temalara uygun, düzenlenmemiş fotoğraflar ürettiği dinamik bir yarışma ve kültür etkinliği; fotoğrafçılar maratonu, foto safari. Sayısal makine veya cep telefonuyla herkese açık olan bu etkinlikte, amaç şehri keşfederek yaratıcı çekimler yapmaktır. Maraton, sabah başlar ve belirlenen istasyonlarda açıklanan temalara göre gün boyu sürer. Fotoğrafların "doğrudan fotoğraf makinesinden çıktığı gibi" (düzenlenmeden/ham) teslim edilmesi esastır. Katılımcıların yarışma başlangıcında veya herhangi bir aşamada o istasyonda olduğunu kanıtlamak için kayıt bürosu veya istasyonlardaki özel "FM İkonu"nun fotoğrafını çekmesi zorunludur. bkz foto safari.
- foto mozaik
- (Alm fotomosaik, orthofoto mosaik, Fr mosaïque de photos, mosaïque orthophoto, İng photo mosaic, orthophoto mosaic) Hava fotoğrafçılığında, birden fazla ortofotonun (geometrik olarak harita gibi olan fotoğrafik görüntünün) yan yana getirilmesiyle oluşturulan ve bir altlık üzerinde birleştirilen ortofoto görüntüye verilen ad. diğer bir tanımla, büyük bir alanın foto planını elde etmek amacıyla tek tek yapılan foto planların, detaylar yardımıyla kenarlaştırılıp birbirine eklenerek birleştirilmesi işlemi. bkz ortofoto mozaik.
- foto muhabirliği
- (Alm fotojournalismus, Fr photojournalisme, İng photojournalism). Gazete, dergi ve haber ajansları için habere konu olan olayı fotoğraflama mesleği; basın fotoğrafçılığı. Foto muhabirliği, haber niteliği taşıyan olayları, durumları ve hikayeleri fotoğraf veya video aracılığıyla belgeleyen, gerçeği nesnel ve etik çerçevede kamuoyuna aktaran bir gazetecilik dalıdır. Foto muhabirleri, yazılı veya görsel medyada, bir durumu anında ve şeffaf bir şekilde yansıtarak "bir fotoğrafın bin kelimeye bedel olduğu" anlayışıyla çalışırlar. Amaç, olayları dürüst ve tarafsız bir yaklaşımla görselleştirerek toplumu bilgilendirmektir. Haber fotoğrafçılığı, kurgu veya manipülasyondan uzak, gerçekliğe sadık kalan bir etik çerçeveye sahiptir. Bir foto muhabiri, haberi yazan kişinin aksine, olayın yaşandığı anda ve yerde olmak zorundadır. Sadece güzel bir görüntü değil, bir haber öyküsünü veya toplumsal durumu anlatan kareler hedeflenir. Basılı gazeteler, dergiler, çevrimiçi medya ve ajanslar (AA, Reuters vb) foto muhabirlerinin başlıca çalışma alanlarıdır. Foto muhabirleri; savaş, siyaset, spor, yaşam gibi haber değeri taşıyan tüm alanlarda gelişmeleri izler, fotoğraflar ve bu görüntüleri yayın kuruluşlarına ileterek kamuoyuna sunulmasını sağlar. Foto muhabirliği, fotoğrafçılıktan farklı olarak sıkı bir habercilik disiplini, hızlı olma zorunluluğu ve etik kurallara bağlılık gerektirir. bkz basın fotoğrafçılığı.
- foto safari
- (Alm fotosafari, Fr safari photo, İng photo safari) Foto safari, doğal yaşamı, vahşi hayvanları, bitki örtüsünü veya kültürel peyzajları yerinde gözlemleyip fotoğraflamak amacıyla düzenlenen organize geziler; doğada fotoğraf avcılığı, foto maraton. Avcılık amacı taşımayan bu doğa yürüyüşü veya arazi aracı gezileri, yaban hayatını koruma bilinciyle ve yüksek kaliteli kareler yakalama hedefiyle gerçekleştirilen bir doğa fotoğrafçılığı türüdür. Amaç, doğal güzellikleri, vahşi yaşamı ve kültürel mirasları fotoğraflayarak belgelemek. Genellikle arazi araçları (jeep), yürüyüş veya botlarla yapılan, profesyonel veya amatör fotoğrafçıların katıldığı doğa turlarıdır. Vahşi yaşam çekimleri için genellikle zum objektifli DSLR veya aynasız fotoğraf makineleri tercih edilir. Sadece yaban hayatı değil, tarihi yapılar, kuş gözlemciliği veya peyzaj (manzara) çekimleri de foto safari kapsamına girebilir. Vahşi yaşam foto safarisi, milli parklarda vahşi hayvanların doğal ortamlarında (örneğin; safari turları) görüntülenmesi; kültür/tarih foto safarisi, tarihi şehirlerde (örneğin Kapadokya veya Tepebağ) mekanların değişimi ve kültürel dokunun belgelenmesi; doğa/manzara foto safarisi, tortum Yüzen Adalar gibi ekolojik öneme sahip alanlarda çekim yapılması gibi türleri vardır. Foto safari, genellikle belirli bir rotada, uzman rehberler eşliğinde gerçekleştirilen ve hem gezi hem de sanatsal üretim içeren bir etkinliktir.
- foto sensör
- (Alm fotosensor, Fr capteur photo, İng photo sensor) Işığı elektrik yüküne çeviren bir aygıt; foto algılayıcı.
- foto tarayıcı
- (Alm fotoscanner, Fr scanner de photos, İng photo scanner) Sanat eserlerini yüksek çözünürlükte ve son derece doğru renklerle fotoğraflamak ve taramak için kullanılan özel bir tarayıcı türü.
- foto taş baskı
- (Alm fotolithografie, Fr photolithographie, İng photolithopraphy) Fotoğrafçılığın bir taş baskı plaka oluşturmak için kullanıldığı baskı tekniği; fotolitografi.
- fotoakım
- (Alm fotostrom, Fr photocourant, İng photocurrent) Fotoelektrik olayından elde edilen elektrik akımı.
- fotoaugliafobi
- (Alm photoaugliaphobi, Fr photoaugliaphobe, İng photoaugliaphobi) Parlak ışık korkusu.
- fotodiyot
- (Alm fotodiode, Fr photodiode, İng photodiode) Işık ışınları etkisiyle verdiği elektrik akımının şiddeti değişen yarı iletkenli diyot; ışık diyodu.
- fotoelektrik
- (Alm fotoelektrisch, Fr photo-électrique, İng photo-electric) Işık ışınlarının etkisiyle oluşan (elektron yayını, gerilim oluşumu, direnç ve indüktansta değişmeler vb) tüm elektrik olayları; ışılelektrik.
- fotoelektriksel hücre
- (Alm fotoelektrische zelle, Fr cellule photoélectrique, İng photo-electric cell). bkz ışığa duyarlı elektriksel hücre.
- fotoelektron
- (Alm photoelektron, Fr photoélectron, İng photoelectron) Negatif yükü taşıyan parçacık. Örneğin ışınımın emilmesiyle bir elektron kristal, gümüş halojenür normal konumundan kopar. Bu elektronlar, gizli görüntünün oluşmasını sağlar.
- fotofiniş
- (Alm fotofinish, Fr photo-finish, İng photo-finish) Amatör ve profesyonellerin filmlerini geliştirerek baskılarını yapan ticari kuruluşların işi. / Bir yarışta, yarışanların varış anını saptayan fotoğraf makinelerinin kısa adı.
- fotofiniş fotoğraf makinesi
- (Alm Zielfotokamera, Fr caméra photo-finish, İng photo-finish camera) Bir yarışın bitişinde, yarışanların varış sırasını kaydetmek için tasarlanmış ve üretilmiş fotoğraf makinesi. Bitiş çizgisi, ters yönde hareket eden film üzerine dikey bir aralık içinden saptanır.
- fotofloroskop
- (Alm fotofluoroskop, Fr photofluoroscope, İng photofluoroscope) ZnS gibi floresans yapan bir madde ile kaplı bir ekran vasıtasıyla X ışınlarının görülebilir hale getirilmesi.
- fotoflue
- (Alm photoflue, Fr photoflux, İng photoflue) Fotoğraf filmlerinin yıkanmasından sonra en son aşamada suya damlatılarak film üzerinde kireç gibi lekelerin oluşmasını önleyen sıvı kimyasal madde.
- fotofobi
- (Alm photophobie, Fr photophobie, İng photophobia) Yarattığı rahatsız edici etkiden dolayı kimi kişilerde görülen ışıktan kaçınma eğilimi; ışıktan korkma, ışık korkusu. / Fotofobi (ışık hassasiyeti), güneş ışığı, floresan veya akkor ışık gibi parlak ışık kaynaklarına maruz kalındığında gözlerde ağrı, rahatsızlık, sulanma veya gözleri kısma ihtiyacı duyulması durumudur. Bu durum bir göz hastalığından ziyade; migren, göz kuruluğu, enfeksiyon veya nörolojik sorunlar gibi altta yatan bir rahatsızlığın belirtisidir. Gözlerde yanma, batma, sulanma, gözleri kapatma isteği ve bazen baş ağrısı eşliğinde ışıktan kaçınma. En yaygın nedenler arasında migren, kornea aşınması, konjonktivit (kırmızı göz), göz kuruluğu, menenjit veya bazı ilaçların yan etkileri bulunur. Genellikle geçicidir ve altta yatan neden (örneğin migren veya enfeksiyon) tedavi edildiğinde ortadan kalkar. Fotofobi, gözlerdeki fotoreseptörler ile optik sinir arasındaki etkileşimden kaynaklanan, ışığa karşı anormal bir hassasiyettir. Genellikle gözlük kullanımı, ışığın azaltılması veya koruyucu gözlüklerle yönetilebilir. Şiddetli ve ani başlayan fotofobi, ateş veya baş ağrısı ile birlikte görülüyorsa ciddi bir durumun (menenjit vb) belirtisi olabilir ve derhal bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
- fotofor
- (Alm photophor, Fr photophore, İng photophore) Topladığı ışığı bir doğrultuda gönderen bir tür optik sistem.
- fotogerçekçi
- (Alm fotorealistisch, Fr photoréaliste, İng photorealistic) Bir fotoğrafı projeksiyon makinesiyle tuval üzerine yansıtarak üzerinden boyama tekniği, tuvali ızgaralara ayırarak çalışmayla elde edilen resim; fotorealistik. / Gerçek hayata mümkün olabildiğince yakın olan fotoğraflar çekme. / El baskısı yaparmış gibi sayısal teknolojinin olanaklarıyla, sayısal tabanlı fotoğraf baskısı. Bu baskılarda görüntü kalitesi ve fiziksel özellikleriyle el baskıs fotoğrafa yaklaşma amacı önemlidir. / Canlı gibi görünen renkler ve tonlar üretebilme.
- fotogerçekçilik
- (Alm Fotorealismus, Fr photoréalisme, İng photorealism) Fototogerçekçi fotoğraf ve resim akımı; fotorealizm. Fotogerçekçilik (Fotorealizm), 1960'ların sonunda ABD ve Avrupa'da ortaya çıkan, sanatçıların bir fotoğrafı referans alarak resmi, çizimi veya diğer grafik ortamları fotoğraf kadar yüksek detay ve hassasiyetle yeniden ürettikleri bir sanat akımıdır. Sanatçı, konuyu doğrudan değil, fotoğrafik yansımayı tuvale aktararak yorumdan kaçınır. Sanatçılar, gerçeğin kendisi yerine fotoğraf makinesinin kaydettiği görüntüyü (ışık, gölge, yansıma) temel alır. Görüntü, fotoğraftaki en küçük ayrıntılara kadar titizlikle tuvale veya başka bir ortama aktarılır. Sanatçı, kişisel fırça darbelerini veya duygusal yorumunu gizleyerek, mekanik ve nesnel bir yeniden üretim hedefler. Genellikle Pop Art akımının bir devamı olarak görülür ve konu olarak popüler kültür öğeleri, şehir manzaraları veya otomobiller sıklıkla işlenir. Fotogerçekçi akımın önde gelen ressamları John Baeder, Richard Estes, John Kacere, Jack Mendenhall, David Parish, Davis Cone ve Franz Gertsch, Ralph Goings, Audrey Flack, Chuck Close ve Robert Bechtle'dir. Fotorealizm, 1970'lerde zirveye ulaşmış olup, hipergerçekçilik akımının da temelini oluşturmuştur.
- fotoğraf
- (Alm foto, Fr photographe, İng photograph) Görüntüyü, ışığa karşı duyarlıklı (cam, kağıt gibi) bir yüzey (duyar kat) üzerinde özel makineyle saptama yöntemi. / Optik ve kimyasal süreçleri kullanarak yüzey üzerinde kalıcı görüntü elde etme. "Fotoğraf, ilk kez 1839'da İngiliz astronom Sir John Herschel tarafından konulmuş bir addır.” / Bir fotoğrafı çekme, yapma, üretme eylemi. / Doğada mevcut varlıkların veya şekillerin görüntülerinin ışığa duyarlı kağıt veya film üzerine ya da digital ortamlara yazımlanmasıyla elde edilen ürün. / (mec) Görüntü.
- fotoğraf akımları
- (Alm fototrends, Fr tendances photo, İng photo trends) Fotoğraf akımı; fotoğrafçılıkta belirli bir dönem veya grup tarafından benimsenen, belirgin estetik, teknik ve konseptüel (kavramsal) özelliklere sahip yaklaşım veya stil. Fotoğraf akımları, genellikle belirli sanatsal, toplumsal veya teknolojik gelişmelerin etkisiyle ortaya çıkar ve fotoğrafçılığın yönünü belirleyen eğilimlerdir. Bu akımlar, fotoğrafın işlenişi, sunumu ve içeriği konusunda farklı anlayışlar ve metodoloji (yöntembilim)'ler sunar. Fotoğraf akımları, tarihsel olarak birbirinden farklı dönemlere ait olabilir ve her biri fotoğrafçılığın evriminde önemli bir rol oynar. Piktoryalizm, Doğrudan Fotoğrafçılık (İng Straight Photography), Modernizm, Postmodernizm, Sürrealist Fotoğrafçılık, Fotojurnalizm ve Sokak Fotoğrafçılığı gibi akımların her biri, fotoğrafçılığın teknik ve sanatsal anlamda nasıl uygulanabileceği konusunda farklı bakış açıları sunar ve fotoğrafçılığın tarihsel gelişimine katkıda bulunur.
- fotoğraf almak
- (Alm foto machen, Fr prendre une photo, İng take photo) Bir fotoğraf makinesi aracılığıyla bir görüntüyü tespit etmek; fotoğraf çekmek. bkz fotoğraf çekmek.
- fotoğraf aygıtı
- (Alm Standbild kamera, Fr appareil photo, İng still camera) Fotoğraf çekmekte kullanılan aygıt; fotoğraf makinesi.
- fotoğraf bilgi kartı
- 1- (Alm EXIF/Metaveri, Fr EXIF/Metaveri, İng EXIF/Metaveri) Dijital fotoğrafçılıkta teknik verileri içeren metaveri. Sayısal fotoğraf makineleri veya akıllı telefonlarla çekilen her fotoğraf, dosyanın içine gizlenmiş teknik bilgiler içerir. Buna (İng Exchangeable Image File Format >) EXIF verisi veya "fotoğraf bilgisi" denir. Fotoğrafın çekildiği tarih/saat, kullanılan fotoğraf makinesinin markası/modeli, objektif bilgisi, enstantane hızı, diyafram değeri, ISO, flaş durumu ve hatta GPS konumu gibi detayları barındırır. Fotoğrafçının teknik ayarlarını incelemesi veya fotoğrafın nasıl çekildiğini belgelemesi için kullanılır. Fotoğraf makinesinin "izleme" modunda veya bilgisayarda dosya özelliklerinden görüntülenebilir. / 2- (Alm Karteikarte, Fr Carte mémoire, İng Flashcard) Eğitim ve Sunum İçin Bilgi Kartı. Ön yüzünde bir fotoğraf/görsel, arka yüzünde veya altında ise o görsele ait açıklayıcı bilgilerin yer aldığı bir eğitim materyalidir. Yabancı dil öğrenimi, tarih, biyoloji veya çocuk eğitiminde görsel hafızayı güçlendirmek amacıyla kullanılır. Bilgiyi kalıcı hale getirmek için "kısa ve öz" bilgiler içerir. / 3- (Alm Speicherkarte, Fr Carte mémoire, İng Memory Card) Hafıza Kartı. Bazen "hafıza kartı" (SD kart) ile karıştırılabilir. Hafıza kartı, fotoğrafların depolandığı fiziksel donanımdır. / 4- (Alm Foto informations karte, Fr fiche d'information avec photo, İng photo information card) Sergilenmek üzere paspartulanıp çerçevelenip askıya hazır hale getirilen fotoğrafın arka yüzünün sağ alt köşe kısmına yapıştırılarak sabitlenen, bu fotoğrafa ve fotoğrafçıya ilişkin bilgilerin yer aldığı, yaklaşık 8 cm x 8 cm boyutunda “fotoğraf kimlik kartı”. Bu kartta “Fotoğrafçının Adı Soyadı”, fotoğrafın pul baskısı, “Çekildiği Yer/Yıl”, “Fotoğraf Makinesinin Marka/Modeli”, “Çekim Değerleri” (ISO, F durağı, Poz süresi, Odak uzaklığı”), “Baskı Sayısı” (Bu fotoğraftan 1 ya da daha fazla baskı alındıysa bu baskının kaçıncı baskı olduğu/toplam baskı sayısı), fotoğrafçının iletişim bilgisi (“Telefon”u ve/veya “e-posta”sı). Baskı sayısı fotoğrafın kullanım hakkının verildiği/verileceği kişi sayısını belirtir. Baskı sayısının, fotoğrafın değerli sayılabilmesi için en fazla üçle sınırlandırılması uygun olur.
- fotoğraf bilimi
- (Alm fotografische wissenschaft, Fr science photographique, İng photographic science) Işık enerjisi yoluyla görüntü oluşturma konusunda; fizik, kimya ve matematik alanındaki çalışmalar; fotoğrafçılık bilimi, teknik fotoğrafçılık. Fotoğraf bilimi, fotoğrafın tarihi, teknolojisi ve çeşitli alanlarda nasıl kullanıldığını kapsayan bir disiplindir. Fotoğraf bilimi (veya teknik fotoğrafçılık), ışığı kullanarak görüntü oluşturma sürecini kapsayan fiziksel ve kimyasal prensipleri inceleyen disiplindir. Nesnelerden yansıyan elektromanyetik radyasyonun (ışık) lensler aracılığıyla odaklanıp, duyarlı yüzeyler (sensör/film) üzerinde kalıcı hale getirilmesini konu alır. Optik (Fizik); ışığın lensler aracılığıyla toplanması, odaklanması ve kırılması prensiplerini inceler. Fotokimya/Sensör Teknolojisi; ışığın film üzerindeki kimyasal etkilerini veya dijital sensörler (CCD/CMOS) tarafından elektrik sinyaline dönüştürülmesini kapsar. Işık ve Renk Teorisi; ışığın şiddeti, rengi ve kalitesinin görüntüyü nasıl etkilediğini analiz eder. Görüntü İşleme; kaydedilen verilerin dijital ortamda işlenmesi, iyileştirilmesi ve kalıcı hale getirilmesi süreçlerini içerir. Fotoğraf, sanatla birleştiğinde görsel hikaye anlatıcılığına dönüşürken, bilimsel yönüyle anı sabitleme, belgeleme ve teknik analiz (tıp, astronomi, adli tıp vb) amaçlarına hizmet eder.
- fotoğraf boyutu-çözünürlük ilişkisi
- Fotoğraf boyutu ve çözünürlüğü (MP-piksel), görüntünün sayısal netliğini ve fiziksel basılabilirliğini belirleyen doğrudan orantılı bir ilişkiye sahiptir. Yüksek çözünürlük (daha fazla piksel/MP) daha büyük dosya boyutu, daha yüksek detay ve daha kaliteli baskı anlamına gelirken, düşük çözünürlük görüntünün pikselleşmesine (grenli/bulanık) neden olur. Çözünürlük, bir fotoğrafı oluşturan toplam piksel sayısıdır (örneğin 6000 x 4000=24000 Megapiksel). Piksel sayısı arttıkça, fotoğrafın detay düzeyi artar, netlik ve keskinlik yükselir. Daha yüksek çözünürlük, daha fazla piksel verisi demek olduğu için dosya boyutu (MB) artar. Baskı kalitesi için genellikle inç başına 300 piksel (PPI) standart kabul edilir. 10 cmx15 cm bir baskı için 300 DPI'de en az 1200x1800 piksel gerekir. Ekranlar için düşük çözünürlük (72-96 PPI) yeterliyken, kaliteli fiziksel baskılar için yüksek çözünürlük (300+ PPI) şarttır. Yüksek çözünürlük daha fazla piksel, daha büyük baskı alanı ve daha yüksek dosya boyutu demektir. Orta kaliteli baskılar için önerilen piksel değerleri aşağıdaki gibidir. Baskı Boyutu Önerilen Piksel Yaklaşık Megapiksel 10 cm×15 cm 1200 × 800 piksel ≈ 1 Mp 20 cm×30 cm 2400 × 1600 piksel ≈ 4 Mp 30 cm×45 cm 3600 × 2400 piksel ≈ 9 Mp 40 cm×60 cm 4800 × 3200 piksel ≈ 16 Mp
- fotoğraf çekilmek
- Kişi ya da kişilerin bir başkası, örneğin fotoğrafçı tarafından fotoğraf makinesiyle görüntüsünün tespit edilmesi.
- fotoğraf çekme
- (Alm fotos machen, Fr prendre des photos, İng shooting, taking photos) Fotoğraf makinesiyle bir görüntüyü saptama.
- fotoğraf çekme zamanı
- (Alm Expositionszeit, mach ein foto, Fr délai d'exposition, prendre une photo, İng exposure time) bkz pozlama zamanı.
- fotoğraf çekmek
- (Alm um fotos zu machen, Fr prendre des photos, İng to take photos, take a picture, deyim) Fotoğraf makinesiyle bir görüntüyü saptamak, tespit etmek; bir şeyin fotoğrafını çekmek.
- fotoğraf çektirmek
- (Alm mach ein foto, Fr prendre une photo, İng take a photo) Fotoğraf makinesiyle bir görüntüyü saptatmak.
- fotoğraf değerlendirme
- (Alm fotointerpretation, Fr interprétation de photos, İng photo interpretation) Bir fotoğrafın içerdiği nitelik ve nicelik bilgilerinin değerlendirilmesi. Fotoğraf değerlendirme; teknik (netlik, ışık, kompozisyon) ve sanatsal (anlam, özgünlük, duygu) unsurların analiz edilerek bir fotoğrafın kalitesinin, bağlamının ve izleyici üzerindeki etkisinin incelenmesi sürecidir. Fotoğrafların seçilmesi, elenmesi ve sıralanması işlemlerini de kapsayan bu süreç, estetik ve teknik bir kritiktir. Teknik değerlendirmede ışık kullanımı, net alan derinliği, pozlama süresi, netleme ve kadraj gibi teknik özelliklerin doğruluğu incelenir. İçerik ve anlatım analizinde fotoğrafın ne anlattığı, hangi duyguyu aktardığı, özgünlüğü ve kompozisyonun gücü değerlendirilir. Fotoğraf okuma ve yorumlama: Fotoğrafın yüzeydeki görüntüsünün ötesine geçerek taşıdığı derin anlamların izleyici gözüyle üretilmesi ve açıklanmasıdır. Kritik yapmada; fotoğrafçının veya başkalarının çekilen fotoğraflar üzerinde beğenme, eleştirme veya sıralama yapmasıdır. Analitik yaklaşım; fotoğrafın belirli kurallara (altın kesim, kompozisyon, bakış yönü vb) göre incelenmesidir. Tersine görsel arama (doğrulama); fotoğrafın orijinal olup olmadığını, ne zaman/nerede yayınlandığını tespit etmek için Google Görseller gibi araçlarla yapılan incelemedir. Fotoğraf değerlendirme süreçleri, fotoğrafçının gelişimini artırmak, fotoğrafların anlamını derinleştirmek ve sanatsal bir değer biçmek amacıyla uygulanır.
- fotoğraf dili
- (Alm sprache der fotografie, Fr langage de la photographie, İng language of photography) Bir fotoğrafın özgünlüğünü sağlayan ve izleyiciyle iletişimini belirleyen göstergeler dizisi. Fotoğrafın resmetme tekniği yoluyla ortaya çıkan fotoğrafın anlatım yöntemi. Fotoğraf dili, sözcükler yerine görsel öğeler (ışık, kompozisyon, renk, perspektif) kullanarak hikaye anlatma, duygu aktarma ve mesaj iletme sanatıdır. Kelimelerden bağımsız olarak, dünyanın her yerinde anlaşılabilen evrensel bir görsel iletişim aracıdır. Işık ve gölge; fotoğrafın atmosferini belirler, duygu yaratır ve konuyu vurgular. Kompozisyon; çerçevenin içindeki öğelerin düzenlenişi (üçler kuralı, çizgiler, denge, yeröekimi etkisi) anlamı güçlendirir. Renk ve kontrast; duyguları tetiklemek ve izleyicinin dikkatini yönlendirmek için kullanılır. Perspektif ve açı; izleyiciye konuyu nasıl görmeleri gerektiğini söyler (örneğin, alt açı güçlü, üst açı zayıf gösterebilir). Alan derinliği; arka planı bulanıklaştırarak veya netleştirerek odak noktasını belirler. Fotoğraf dili; evrenseldir: Farklı dilleri konuşan insanlar tarafından anlaşılabilir. Anı dondurur; zamanın ve hafızanın tanığıdır. "Işıkla yazmak"tır. Teknik detaylardan ziyade, fotoğrafın uyandırdığı duygu ve anlattığı hikaye önemlidir. Kısaca fotoğraf dili, fotoğrafçının dünyayı nasıl gördüğünü ve hissettiğini izleyiciye aktardığı görsel bir alfabedir.
- fotoğraf düzenleme
- (Alm fotobearbeitung, Fr retouche photo, İng photograph editing) Sergileme, fotoğraf gösterisi, web sisteminde yayımlama ya da bir yayın için belirli bir amaca göre fotoğrafların seçilerek bir araya getirilmesi.
- fotoğraf elemanı
- (Alm bild element, Fr élément d'image, İng picture element, pixel) bkz piksel.
- fotoğraf esas noktası
- (Alm haupt punkt, foto haupt punkt, Fr point principal, photo point principal, İng principal point, photo principal point) bkz asal nokta.
- fotoğraf formatları
- (Alm bild formate, Fr formats d'images, İng image formats) Bilgisayar ortamında bir resim, fotoğraf veya vektörel çizimin bağımsız ve belirli bir sayfa düzeninde kaydedilme biçimi. En çok kullanılan biçimler; BMP, EPS, FlashPix, GIF, GIF 89, IFF, JPEG (jpg), PCX, PICT, PNG, TIFF'tir.
- fotoğraf işleme zamanı
- (Alm bild verarbeitungs zeit, Fr temps de traitement des images, İng image processing time) Sayısal fotoğrafçılıkta, deklanşöre basılmasıyla fotoğraf makinesinin yeni bir kareyi çekmeye hazır hale gelmesi arasındaki kayıp zaman. Bu kayıp zaman, fotoğraf makinesi tarafından, çekilen kareyi analog biçimden sayısal biçime çevirme ve bu kareyi belleğe almakta kullanılır.
- fotoğraf kağıdı
- (Alm fotopapier, Fr papier photographique, İng photographie paper) Yüzeyine fotoğraf baskısı yapılan, ağaç ya da öbür elyaf malzemelerden üretilen bir tabaka.
- fotoğraf karesi
- (Alm rahmen, Fr cadre, İng frame) Fotoğraf makinesinde, film penceresi yoluyla film üzerinde bir görüntü alanını, yatay-dikey olarak sınırlandıran iki boyutlu çerçeve. Fotoğraf karesi, bir fotoğraf makinesi veya video kamera ile çekilen, zamanın ve mekanın belirli bir anını hapseden, çerçevelenmiş tek bir görüntüye verilen addır. Bu alan 35 mm formatlı makinelerde dikdörtgenseldir. Anı ölümsüzleştiren, bir hikaye anlatan veya bir sahnenin bir saniyesini (sinemada 24-25 kare) gösteren teknik terimdir. Akıp giden zamandan bir anı, deklanşöre basarak sabitlemek ve belgelendirmektir. Sinema film şeridi üzerindeki her bir görüntü karesine de fotoğraf karesi denir. Fotoğrafçılıkta bir çekimi (İng shot), dramada ise grupların bedenleriyle oluşturduğu donuk görüntüyü ifade eder. Analog makinelerdeki film kutularının 36 poz (kare) olması ve eski fotoğraf makinelerinin çerçeve yapısından gelir. bkz alan. bkz görüntü alanı.
- fotoğraf kuramı
- (Alm fototheorie, theorie der fotografie, Fr théorie de la photo, théorie de la photographie, İng photo throry, photography theory) Fotoğrafı sosyal bilimlerdeki bir ya da birden çok kuram yoluyla açıklamak, yorumlamak.
- fotoğraf laboratuvarı
- (Alm fotolabor, Fr laboratoire photo, İng photo lab) Film banyosu, baskı gibi karanlık oda işlemlerinin yapıldığı yer.
- fotoğraf lambası
- (Alm foto flutlampe, Fr lampe à projecteur photo, İng photoflood lamp) Fotoğrafı çekilecek nesneleri aydınlatmaya yarayan, çoğu zaman yansıtıcılı, ışık etkinliği özellikle yüksek akkor lamba.
- fotoğraf makinesi
- (Alm kamera, Fr caméra, İng camera) Mercek veya mercek sistemi (objektif) ile çeşitli optik, mekanik ve elektronik parçalarla donatılmış, bir açıklık içerisinden geçen ışık vasıtasıyla herhangi bir nesnenin, ayrıntının veya arazi yüzeyinin görüntüsünü hassaslaştırılmış plaka veya şeffaf film üzerine ya da algılayıcı duyar katı vasıtasıyla bellek kartına kaydetmeye yarayan, içine objektif dışında başka bir yoldan ışık geçirmeyen, karanlık kapalı kutudan oluşan bir görüntü kayıt aygıtı. bkz kamera.
- fotoğraf makinesi açısı
- (Alm kamera winkel, Fr angle de la caméra, İng camera angle) Fotoğrafı çekilecek konu ile fotoğraf makinesi arasındaki yatay açı; alt açı. Alt fotoğraf makinesi açısı (alt açı) fotoğraf makinesinin nesneye alttan bakması, üst fotoğraf makinesi açısı (üst açı) fotoğraf makinesinin nesneye üstten bakmasıdır. Genellikle hatalı olarak “fotoğraf makinesi konumu” ve “bakış açısı”yla karıştırılır. bkz kamera açısı.
- fotoğraf makinesi asal ekseni
- (Alm kamera achse, Fr axe de la caméra, İng camera axis) Merceğin optik merkezinden doğrusal olarak geçen, objektifin çap doğrusuna, mercek düzlemine ve fotoğraf düzlemine dik olan hayali hat; fotoğraf makinesi asal ekseni, kamera esas ekseni, mercek ekseni, asal eksen, optik eksen, objektif ekseni, gözlem ekseni, gözleme ekseni, gözetleme ekseni, dürbün ekseni, bakış ekseni, görüş ekseni, çekim ekseni, pozlama ekseni.
- fotoğraf makinesi düzeneği
- (Alm kamera system, Fr système de caméra, İng camera system) Fotoğraf makinesi gövdesi ve objektfleriyle birlikte kullanmak ve farklı işlevleri gerçekleştirmek amacıyla tasarlanmış yardımcı malzemeler. Filtreler, flaş, üçayak, uzatma tüpü ve körüğü, uzatma kablosu gibi.
- fotoğraf makinesi hareketi
- (Alm kamera bewegung, Fr mouvement de caméra, İng camera movement) Fotoğraf makinesi hareketleri, fotoğraf makinesinin çekim sırasında yaptığı hareketleri ifade eder. Bu hareketler, fotoğraf makinesinin konumunu değiştirmek için kullanılan tekniklerdir ve fotoğrafçılık ile sinematografide büyük bir öneme sahiptir. Temel fotoğraf makinesi hareketleri “pan”, makinenin yatay olarak çevrilmesi; “tilt”, makinenin dikey olarak çevrilmesi; “dolly”, makinenin üçayak üzerinde hareket ettirilmesi; “zoom”, makinenin objektifinin uzunluğunu artırmak veya azaltmak; “takip”, bir karakterin hareketlerini takip etmek için kullanılan bir tekniktir. Bu hareketler, çekimlerin dinamikliğini artırarak izleyicinin odaklandığına yardımcı olur ve hikaye anlatımını destekler. / Pozlama sırasında fotoğraf makinesinin kıpırdaması ya da kımıldaması; kusurlu bir harekettir, yapılmaması gerekir. Görüntünün keskinliğinin bozulmasına neden olur. bkz hareket. / Genellikle büyük boy fotoğraf makinelerinde, objektifin ya da film yüzeyinin gövde üzerinde yer değiştirmesi. Bu şekilde, netleme ve perspektif düzenlemeleri yapılır. bkz fotoğraf makinesi hareketi.
- fotoğraf makinesi kalibrasyonu
- (Alm kamera kalibrierung, Fr calibrage de la caméra, İng camera calibration) Herhangi bir fotoğraf makinesinin kalibre edilmiş odak uzaklığı, köşe markalarına (köşe konumuna) göre asal noktanın konumu ve fotoğraf makinesi odak düzleminde etkili olan mercek distorsiyonunun belirlenmesi işlemi. Kalibrasyon işleminde gerçekleştirilen köşe markalarının düzeltilmesi ve merceğin konumlandırılması işlemi fotoğraf makinesi ayarlaması olarak tanımlanır. Belli bir fotoğraf makinesi belirtilmedikçe, bir merceğin distorsiyonu ve diğer optik karakteristikleri eş odak uzaklığında yerleştirilmiş bir odak düzleminde belirlenir ve bu işlem “mercek kalibrasyonu” olarak adlandırılır.
- fotoğraf makinesi konumu
- (Alm kamera position, Fr position de la caméra, İng camera position) Fotoğraf makinesinin çekimi yapılacak konuya uygun bir yere ve yüksekliğe yerleştiririlmesi. Fotoğraf makinesinin konumu, çekimde nesnenin nereden görüldüğü ve nereden gösterildiğini belirler. Bu konum, çekimde seyircinin bakış noktasını da etkiler; seyircinin bakış açısını belirler. bkz kamera konumu.
- fotoğraf makinesi küçültmesi
- (Alm kamera verkleinerung, Fr réduction de la caméra, camera reduction) Bir orijinalin aşamalı olarak çok küçük büyültmeya indirgenmesinde fotoğraflı süreçlerin kullanılması. bkz kamera küçültmesi.
- fotoğraf makinesi pozlaması
- (Alm kamera belichtung, Fr exposition de la caméra, İng camera exposure) Fotoğraf makinesindeki duyar kata (film ya da algılayıcı yüzeyine) ulaşan ışığın niceliği, objektifin diyafram açıklığı ve örtücü süresi tarafından belirlenir. Pozlama için nesneden fotoğraf makinesine ulaşan ışık, ortamına ve nesnenin parlaklığına göre değişir.
- fotoğraf mühendisliği
- (Alm foto technik, Fr ingénierie photographique, İng photographic engineering) Işık etkilemesi yoluyla görüntü üretimini sağlayan sistemlerin ya da aygıtların tasarımı ve ölçümünü yapmayı konu alan mühendislik alanı.
- fotoğraf ögesi
- (Alm bild element, Fr élément d'image, İng picture element) bkz fotoğraf elemanı. bkz piksel.
- fotoğraf okuma
- (Alm foto lesung, Fr lecture de photos, İng photo reading) Görüntü içerisindeki ögelerin (içerik, biçim, teknik, anlatım dili, hikaye vb unsurlarının) “betimlenmesi” işlemi.
- fotoğraf orta noktası
- (Alm mittelpunkt des fotos, Fr point central de la photo, İng photo center point) Bir fotoğrafın köşe veya kenar gösterge işaretlerini birleştiren ve yaklaşık olarak fotoğrafın ortasında bulunan nokta.
- fotoğraf parlaklığı
- (Alm fotografische größe, Fr grandeur photographique, İng photographic magnitude) Renk duyarlığı tanımlanmış, fotoğraf plaklarıyla çekilen yıldız fotoğrafları üzerinde ölçülen parlaklık.
- fotoğraf sanatçısı
- (Alm fotograf, fotokünstler, Fr photographe, artiste photo, İng photographer, photo artist) Doğrudan fotoğraf sanatıyla ilgili olarak üretim yapan, fotoğraf sanatı ürünlerini veren kimse.
- fotoğraf sanatı
- (Alm fotokunst, kunst der fotografie, Fr art photographique, art de la photographie, İng photo art, art of photography) Herhangi bir kavramı, düşünceyi, konuyu fotoğrafın anlatım dili yoluyla ortaya koymayı amaçlayan sanat dalı. Fotoğraf sanatçısı eserini ortaya çıkartırken, fotoğraf teknolojisinin sağladığı olanaklardan yararlanır.
- fotoğraf sepeti
- (Alm fotokorb, bilderkorb, Fr panier photo, İng photo basket, picture basket) Görüntü servisi sağlayan kurumlardan ya da bir bağlantı üzerinden abonelerin belli aralıklarla gönderdikleri resim, fotoğraf vb görüntüler için kullanılan iş istasyonu ya da hizmet bilgisayarı; resim sepeti. Erişilene kadar bu görüntüler, sepette bekler. bkz resim sepeti.
- fotoğraf tarzı
- (Alm kameraaugen stil, Fr style œil de caméra, İng camera-eye-style) Olayları, varlıkları fotoğrafla çekilmişçesine son derece nesnel bir halde anlatma tarzı.
- fotoğraf teknolojisi
- (Alm fototechnik, Fr technologie photographique, İng photographic technology) Fotoğrafçılıktakullanılmak amacıyla üretilmiş olan malzemeler, aygıtlar ve sistemler.
- fotoğraf yorumlama
- (Alm foto interpretation, Fr interprétation de photos, İng photo interpretation) Bir fotoğraf yüzeyde taşıdıklarından daha derin anlamlar içerir ve bunun açıklanması beraberinde gelir. Fotoğrafın ne anlattığının izleyici gözüyle anlamının üretilmesi işlemi. Fotoğraf okuma aşamasından sonraki evredir.
- fotoğrafçı
- (Alm fotograf, Fr photographe, İng photographer, still photographer) Fotoğrafçı, insanlara gördüklerini, kendi görüşünü de katarak aktaran; o anı diğer insanlarla paylaşan kişidir. (ÖG) / Fotoğraf çeken veya basan kimse. / İşliklerde çalışma fotoğrafı, oyuncu fotoğrafı ya da filmlerde, televizyon izlencelerinde kullanılacak fotoğrafları çekmekle görevli kimse. / Fotoğraf çekilen ya da fotoğraf makinesi satılan yer, fotoğrafhane. bkz fotoğrafhane.
- fotoğrafçılık
- (Alm fotografie, Fr photographie, İng photography) Fotoğraf çekme yöntemi. / Fotoğraf elde etmek için yapılan çalışmaların tümü, fotoğrafçının işi, fotoğrafçının mesleği. bkz fotoğraf sanatı.
- fotoğrafhane
- (Alm fotogeschäft, Fr magasin de photos, İng photo shop) Fotoğrafçının çalıştığı, fotoğraf çekilen veya fotoğraf makinesi satılan yer, fotoğrafçı.
- fotoğrafı çekilmek
- Kişinin fotoğraf makinesiyle görüntüsünün tespit edilmesi.
- fotoğrafik
- (Alm fotografisch, Fr photographique, İng photographic) Fotoğraf gibi. / Fotoğrafla ilgili, fotoğrafta kullanılan ya da fotoğrafla üretilen. / Fotoğrafçılıkla elde edilen. / Fotoğrafçılıkla ilgili. / Bir fotoğraf gibi olan.
- fotoğrafik çözünürlük
- (Alm fotografische auflösung, Fr résolution photographique, İng photographic resolution) bkz çözünürlük.
- fotoğrafik datum
- (Alm fotografisches datum, Fr référence photographique, İng photographic datum) Fotoğraf makinesi içinde filmin bulunduğu, tam olarak mercek odak düzlemi şeklinde ifade edilemeyen, fakat filmin bütün parçaları üzerinde merceğin kesin odak noktasının yerini saptamak için yerleştirilmiş bir varsayımsal düzlem; mercek odak düzlemi.
- fotoğrafik duyar kat
- (Alm emulsion, Fr émulsion, İng emulsion) Fotoğrafik malzemelerde kullanılan ışığa duyarlı katman. bkz duyar kat.
- fotoğrafik duyarlık
- (Alm fotografische empfindlichkeit, Fr sensibilité photographique, İng photographic sensitivity) bkz duyarlık.
- fotoğrafik görüntü
- (Alm fotografisches bild, Fr image photographique, İng photographic image) Fotoğrafın resmetme tekniğiyle yüzey üzerinde üretilen resim.
- fotoğrafik malzemeler
- (Alm foto materialien, Fr matériel photographique, İng photographic materials) Fotoğrafçılıkta kullanılan -film ve fotoğraf kağıdı gibi- duyar kat kaplı malzeme.
- fotoğrafik ölçüm) aleti
- (Alm fotografische vermessungsgeräte, Fr appareil de levé photographique, İng photographic surveying apparatus) bkz kamera.
- fotoğrafik pozlama
- (Alm belichtung fotografieren, Fr photographier l'exposition, İng photographing exposure) Işığa duyarlı bir fotoğraf malzemesinin ışıktan etkilenmesi. bkz pozlama.
- fotoğrafik seçiklik
- (Alm fotografische definition, Fr définition photographique, İng photographic definition) Baskı ya da öbür fotoğrafik görüntülerin ayrıntı seçikliğinin izleyici tarafından algılanması. bkz seçiklik.
- fotoğrafik tayf
- (Alm fotografisches spektrum, Fr spectre photographique, İng photographic spectrum) Işığa duyarlı fotoğrafik malzemelerin etkilendiği, tayf içindeki ışınımlar. Gama, X, morötesi, görünür ışık ve kızılötesi ışınımlar. bkz tayf.
- fotoğrafını almak
- (Alm mach dein foto, Fr prends ta photo, İng take your photo) Fotoğraf makinesiyle bir şeyin veya kimsenin görüntüsünü tespit etmek.
- fotoğrafla ödünç verme yöntemi
- (Alm foto lade system, Fr système de photochargement, İng photocharging system) Kitaplıkta, ödünç vermeyi fotoğrafla saptama yöntemi.
- fotoğraflama
- (Alm fotografieren, Fr photographier, İng photographing) Birini ya da bir şeyi fotoğrafla tespit etme, fotoğrafını çekme, görüntüleme işi.
- fotoğraflama
- (Alm Fotografie, fotografieren, Fr photographie, photographier, être photographié, İng photographing) Fotoğrafçılıkta, bir nesne ya da konuyu yüzey üzerinde görüntü olarak tespit etme. Fotoğraf çekme, görüntüleme işi. Fotoğraflama, ışık yoluyla duyar kat üzerine yapılır.
- fotoğraflama teknikleri
- (Alm fototechniken, Fr techniques de photographie, İng photography techniques) Bir nesne ya da konunun, iki boyutlu yüzey üzerindeki duyar kata ışık yoluyla görüntüsünü aktarırken kullanılan, uygulanan teknik ya da teknikler. Estetik ve kaliteli görüntüler elde etmek için ışık, kompozisyon, odaklama ve fotoğraf makinesi ayarlarının (diyafram, enstantane, ISO) bilinçli kullanılmasıdır. Altın kesim (bir bölü üç) kuralı, doğru açı seçimi, alan derinliği yönetimi ve perspektif kullanımı, ilgi çekici ve profesyonel fotoğraflar oluşturmanın temelini oluşturur.
- fotoğraflamak
- (Alm zu fotografieren, Fr photographier, İng to photograph) Birini ya da bir şeyi fotoğrafla tespit etmek, fotoğrafını çekmek, görüntülemek.
- fotoğraflanan an
- (Alm fotografierter moment, Fr moment photographié, İng photographed moment) Bir nesnenin ya da konunun fotoğraflandığı anın süresi. Bir insanın duruş, bakış gibi fotoğraflanma anının süresi. Fotoğrafın çekildiği an. bkz fotoğraflanma eylemi anı.
- fotoğraflanma eylemi anı
- (Alm moment des fotografierens, Fr moment de photographie, İng moment of photographing) Fotoğrafçının bir fotoğrafı çekme, pozlama süresi. bkz fotoğraflanan an.
- fotoğrafsal gerçek
- (Alm fotografische realität, Fr réalité photographique, İng photographic reality) Fiziksel gerçekten hareket ederek fotoğrafın dili yoluyla yeniden kurulan durum.
- fotoğrafsal uzam
- (Alm fotografischer raum, Fr espace photographique, İng photographic space) Bir fotoğrafta, fotoğraf dili yoluyla yaratılan ve baskıda gerçeklik kazanan fotoğrafa özgü yer.
- fotoğrafsal zaman
- (Alm fotografische zeit, Fr temps photographique, İng photographic time) Fotoğrafın teknik ve estetik gereklilikleriyle, fotoğraf diliyle birlikte ortaya çıkan öznel ve nesnel zamanın oluşturduğu boyut.
- fotoğrafya
- (İt fotografia, Alm foto, Fr photographier, İng photograph) Fotoğraf.
- fotogram
- (Alm fotogramm, Fr photogramme, İng photogram) Objelerin ışığa duyarlı fotoğraf malzemesinin üzerine doğrudan konması. Optik sistem ya da fotoğraf makinesi kullanılmadan çekilen fotoğraf; optik dışı fotoğraf. Agrandisörde, ışığa duyarlı madde olan siyah-beyaz veya renkli film veya fotoğrafik kağıt üzerine arzu edilen nesneler konulur ve pozlanır. Görüntü, negatif kullanılmadan doğrudan elde edilir. bkz optik dışı fotoğraf. / Fotoğraf makinesi ile fotoğraf çekmeyi, karanlık odada kimyasal işlemlerle beliren görüntüyü, ışığa duyarlı olan cam, film veya kağıt gibi bir yüzey üzerinde tespit etme temeline dayanan fotoğrafları üretmeyi meslek edinmiş olan kimse. / Fotogrametri için çekilen ya da kullanılan görüntü. bkz fotojenik çizim.
- fotogrametri
- (Alm photogrammetrie, Fr photogrammétrie, İng photogrammetry) Doğru ölçümler elde etmek amacıyla fotoğrafçılığın kullanımı; metrik fotoğraf. Drone, uçak veya uydu fotoğrafçılığıyla birlikte arazilerin 3 boyutlu topografik haritasını çıkarmak için kullanılan yöntem. Fotoğrafik görüntüleri ve elektromanyetik radyant görüntü ve diğer fenomenlerin desenlerini kaydetme, ölçme ve yorumlama sürecinde fiziksel nesneler ve çevre hakkında güvenilir bilgi edinme bilim ve teknolojisi; fotoğraflardan ölçüm yapma bilimi ve teknolojisi olarak da tanımlanabilir.
- fotogravür
- (Alm photogravüre, Fr photogravure, İng photogravure) Basılacak desenlerin baskı klişelerinin fotoğraf tekniğiyle metal levha ya da silindirlere oyularak hazırlanması biçimindeki fotomekanik baskı yöntemi. Yöntem, Çek ressam, grafiker ve fotogravürün mucidi Karel Václav Klic (> Karl Klic) tarafından 1879'da geliştirilmiş olup Fox Talbot'un buluşu olan “tuzlu kağıt baskı”ya dayanır.
- fotohalojenür
- (Alm photohalogenid, Fr photohalogénure, İng photohalide) Işığa hassas bir halojen tuzu.
- fotoiletkenlik
- (Alm foto leitfähigkeit, Fr photoconductivité, İng photoconductivity) Bir maddenin morötesi ışık, gamma ışınları veya görünür ışık gibi elektromanyetik ışınımları soğurarak elektrik iletkenliğinin değişmesi; bir maddenin ışığa maruz bırakıldığında elektriği iletme özelliği.
- fotojen
- (Alm fotogen, Fr photogène, İng photogenic) Işık yaratan, doğuran. bkz fotogen.
- fotojenik
- (Alm fotogen, Fr photogéniqu, İng photogenic) Işığın bazı cisimler üzerine yaptığı kimyasal etki ile ilgili veya bu etkileri yaratma özelliği taşıyan. bkz fotogen / Fotoğraf kağıdını çok etkileyen. / (mec) Fotoğrafta veya sinema filminde güzel görünen, iyi çıkan, güzel bir etki bırakan yüz, duruş, kimse.
- fotojenik çizim
- (Alm fotogene zeichnung, Fr dessin photogénique, İng photogenic drawing) Fotoğraf makinesi kullanılmadan fotoğraf kağıdında nesnelerin kontur olarak görüldüğü fotoğrafik görüntü elde etme yöntemi; gölge çizim. Gümüş nitrat eriyiğiyle duyarlı hale getirilen kağıt üzerine konulan yaprak, dantel gibi bir nesne güneş ışığında pozlanır. Kağıt üzerinde negatif görüntü elde edilir. Üzerinde görüntü olan kağıt, yağ ya da parafine sokularak şeffaflaştırılarak da kullanılır. Bu şeffaf kağıda aynı işlem bir kez daha uygulanarak pozitif görüntü elde edilir. 1834'te kullanılmaya başlayan bu yöntem, 20. yüzyılda “fotogram” adıyla kullanıldı.
- fotojeniklik
- (Alm fotogenität, Fr photogénicité, İng photogenicity) Fotoğrafta veya sinema filminde güzel görünme, iyi çıkma, güzel bir etki bırakan yüz, duruş sergileme durumu.
- fotojeoloji
- (Alm fotogeologie, Fr photogéologie, İng photogeology) Hava fotoğraflarıyla arazide yapılan değerlendirmelerle harita hazırlama.
- fotojurnalist
- (Alm fotojournalist, Fr photojournaliste, İng photojournalist) Olayları ve gerçek hayat hikayelerini fotoğraflar aracılığıyla anlatma sanatı olan bir profesyonel foto muhabiri. Fotojurnalistler, haberlerin fotoğraflarla iletilmesiyle birlikte, toplumsal değişimler ve sosyal olayları belgeleyerek derin duygusal tepkilere ve toplumsal değişikliklere ilham verme potansiyeline sahiptirler.
- fotojurnalizm
- (Alm fotojournalismus, Fr photojournalisme, İng photojournalism) Fotoğrafın habercilik amacıyla kullanılması; haber fotoğrafçılığı, görsel hikayecilik. Gelişen fotoğraf teknolojisi ile birlikte, 20. yüzyılda popülerlik kazanan bu dal, olay ve hikayeleri görsel olarak anlatmayı amaçlar. 1950'li yıllarda televizyon ve radyonun yaygınlaşması ile basılı haberciliğin fotoğrafa daha fazla önem vermesi ile gelişmiştir. Fotojurnalizm, sadece basit bir fotoğrafçılıktan daha fazlasıdır; doğru zamanlama, derinlemesine bir anlam ve etik bir yaklaşım gerektirir. Fotojurnalistler, savaşlar, doğal afetler, spor etkinlikleri, günlük yaşam ve toplumsal olaylar gibi birçok farklı konuda çalışabilir. Bu sanat dalı, izleyiciye olayları daha derinlemesine anlamada yardımcı olur. Bir fotojurnalist için en önemli şey, objektifliğini korumaktır. Fotoğraflar, gerçekleri tahrif etmeden, olayları olduğu gibi yansıtmalıdır. Bu nedenle fotojurnalizm, hem teknik hem de etik becerileri gerektiren bir alandır.
- fotokatot
- (Alm fotokathode, Fr photocathode, İng photocathode) Üzerine ışık düştüğünde, elektron salan katot.
- fotokimya
- (Alm photochemie, Fr photochimie, İng photochemistry) Işık etkisiyle meydana gelen kimyasal olayları inceleyen bilim dalı, fotoşimi.
- fotokimyasal
- (Alm photochemisch, Fr photochimique, İng photochemical) Işığın kimyasal etkileri ile ilgili. / Fotoğrafçılıkta kullanılan kimyasal madde. / Fotokimyayla ilgili.
- fotokimyasal etki
- (Alm photochemischer effekt, Fr effet photochimique, İng photochemical effect) Işığın neden olduğu kimyasal değişiklikler.
- fotokimyasal işlem
- (Alm photochemischer prozess, Fr processus photochimique, İng photochemical process) Işık enerjisnin kimyasal enerji olarak depolandığı tepkime.
- fotokimyasal tepkime
- (Alm photochemische reaktion, Fr réaction photochimique, İng photochemical reaction) Işık tarafından etkilenen tepkime.
- fotokinezi
- (Alm photokinese, Fr photokinésie, İng photokinesis) Hayvan ve bitkileri, ışığın etkisine göre kendilerine uygun bir zemin aramak üzere hareket etmeye zorlayan dürtü.
- fotokopi
- (Alm fotokopie, Fr photocopie, İng photocopy) Bir yazı, kitap veya biçimin ışık kaynağı kullanılarak fotoğraf yoluyla kopyasını çıkarma; tıpkıçekim. Bir belgenin fotokopi çekme işlemi, yaygın olarak baskı aracıyla yapılır. İki boyutlu bir asıl belgenin kopyasını yapmak için kullanılır. Tıpkıçekim; kağıt üzerindeki yazı, şekil, resim veya fotoğrafların bir başka kağıt ya da saydam levha üzerine olduğu gibi (1/1 oranında) ya da dağişik oranlarda büyütülerek veya küçültülerek aktarılmasını sağlar. Odaklama merceğinin bükülme ve alan eğriliği kusurlarından arındırılmış olması gerekir.
- fotokopi filtresi
- (İng photocopy) Adobe Photoshop sketch filtresinin altında bulunur ve fotokopi çekilmiş görüntüsü verir., kontrastlığı artırır (Filter > Sketch > Photocopy).
- fotokopici
- (Alm kopiergerät, Fr photocopieur, İng photocopier) Fotokopi işlerini yapan, fotokopi çeken kimse. / Fotokopi çekilen yer.
- fotokopicilik
- (Alm fotokopieren, Fr photocopie, İng photocopying) Fotokopicinin yaptığı iş.
- fotokromik
- (Alm photochrom, Fr photochromique, İng photochromic) Işığa maruz kaldığında bir maddenin tersinir olarak renk değiştirme özelliği. Bu maddelerin rengi ya da molekül yapıları, ışığa maruz kaldığında tersine çevrilebilir.
- fotokromizm
- (Alm photochromie, Fr photochromisme, İng photochromism) UV veya görünür ışığa maruz kaldığında bir maddenin tersinir olarak renk değiştirme özelliği.
- fotokromografi
- (Alm fotochromographien, Fr photochromographie, İng photochromographs) Fotoğrafları sonradan renklendirmek amacıyla Fransız fizikçi ve renkli fotoğrafın öncülerinden Louis Ducos du Hauron tarafından geliştirilmiş olan renkli fotoğraf tekniği. Bu teknik, ışığa maruz kaldığında pigment üreten mikrobakterilere dayanmaktadır ve matbaacılıkta renkli fotoğraf basma yöntemlerinden biridir.
- fotokromotipi
- (Alm Photochromotypen, Fr photochromotypes, İng photochromotypes) Matbaacılıkta renkli fotoğraf basma yöntemi.
- fotolimer
- (Alm photolimer, Fr photolimeur, İng photolimer) Işığın etkisiyle fotokimyasal değişime uğrayan polimer maddeler.
- fotolit
- (Alm photolyt, Fr photolyte, İng photolyte) Işıktan etkilenme sonucunda bozunan madde.
- fotolitik
- (Alm photolytisch, Fr photolytique, İng photolytic) Fotolitle ilgili. bkz fotolit.
- fotolitografi
- (Alm fotolithographie, Fr photolitographie, İng photolithography) Işığa duyarlı yüzeylerin üzerine fotomekanik yöntemlerle yapılan baskı yöntemi; foto taş baskı. Fotoğraf tekniği ile taş baskısı. 1874'te bu teknik kullanılarak Paris'te ilk Kur'an-ı Kerim baskısı yapıldı. İstanbul'a getirilen nüshaların beğenilmesi üzerine Matbaa-i Amire'de de Kur'an basımı yapılabilmesi için Hey'et-i Vükela (Bakanlar Kurulu)'ndan karar çıktı. bkz aksi ziya sanatı. bkz foto taş baskı.
- fotomak
- “fotoğraf makinesi” > fotomak. Fotoğraf makinesi’nin kısaltması.
- fotomakrograf
- (Alm makrofotografie, Fr photomacrographie, İng photomacrograph) Büyütülmüş fotoğraf.
- fotomaske
- (Alm fotomaske, Fr masque photo, İng photomask) Birleştirilmiş bir devrenin katmanlarından biri için devre kalıbının negatif görüntüsü.
- fotomekanik
- (Alm fotomechanisch, Fr photomécanique, İng photomechanics, photomechanical) Fotoğraftan fotogravür, fotolitografi, helyogravür, kalotip gibi ışığa duyarlı yüzeylerde klişeler kullanarak yapılan, birden çok kopya üretmek amacıyla kullanılan baskı yöntemi. bkz kartografik fotoğrafçılık.
- fotometre
- (Alm photometer, Fr photomètre, İng photometer) Bir ışık kaynağının, belli uzaklıkta oluşturduğu aydınlığı ölçme işinde kullanılan araç, ışıkölçer, ışılölçer. / (Alm belichtungsmesser, Fr posemètre, İng exposuremeter, lightmeter) Çeşitli ışık koşullarına göre en uygun sonucun alınabilmesi için duyar kat üzerine ne kadar ışık düşmesi gerektiğini bildiren aygıt; pozometre, fotometre, ışılölçer. bkz ışıkölçer.
- fotometri
- (Alm photometrie, Fr photométrie, İng photometry) Işık şiddetinin ölçülmesi, ışık ölçümü. / Parlaklıkların fotoğraf görünüşlerinin yoğunluklarından ölçülmesi; ışık ölçümü, ışılölçüm.
- fotometrik
- (Alm photometrisch, Fr photométrique, İng photometric) Işık şiddetini ölçme ile ilgili.
- fotomikrograf
- (Alm mikrofotografie, Fr photomicrographie, İng photomicrograph) Mikroskobik bir nesnenin bir fotoğraf makinesi ile donatılmış mikroskoptan elde edilen ve büyütülmüş fotoğrafı.
- fotomikrografi
- (Alm mikrofotografie, Fr photomicrographie, İng photomicrography) Bir nesnenin fotoğraf üzerinde gerçekte olduğundan daha küçük ölçüde gösterilmesi.
- fotomikroskobi
- (Alm fotomikroskopie, Fr photomicroscopie, İng photomicroscopy) Mikroskop yoluyla görülen nesnelerin fotoğraflarının çekilmesi.
- fotomodel
- (Alm fotomodell, Fr photo modèle, modèle photo, İng photomodel) Fotoğraf sanatı (fotoğraf ya da reklam fotoğrafları) için modellik eden kimse.
- fotomodellik
- (Alm fotomodellierung, Fr modélisation photo, İng photo modeling) Fotomodelin mesleği, yaptığı iş.
- fotomontaj
- (Alm fotomontage, Fr photomontage, İng photomontage) Bir konu üzerindeki eksik bölümleri tamamlamak ya da daha çok konuyu bir araya toplamak için birkaç fotoğrafı birleştirerek asıl olmayan başka bir görüntü oluşturma; fotokurgu. Fotoğraf görüntülerinin birleştirilme işlemi; duyar katın üst üste pozlandırılmasıyla, basılı fotoğrafların kesilip birleştirilmesiyle, birden çok gösterim aygıtının verdiği görüntülerin birleştirilmesiyle, bilgisayar yazılımlarıyla sayısal görüntülerin işlenmesi yoluyla yapılabilir. / Fotomontaj yapma işlemi ya da tekniği.
- foton
- (Alm photon, Fr photon, İng photon) Elektromıknatıssal ışınımda, ışık dalgalarının kimyasal değişime, karartma ve açılmaya neden olan, durgun kütlesi sıfır ve erkesi titreşim sıklığıyla Planck durganı (değişmezi, sabiti) çarpımına eşit olan bir nicem; ışıközü. Işığın gücü arttıkça foton etkisi de artar.
- fotonegatif
- (Alm photonegativ, Fr photonégatif, İng photonegative) Elektriksel iletkenliği, gelen ışığın artan yoğunluğu ile azalan madde.
- fotonik
- (Alm photonik, Fr photonique, İng photonics) Işığın üretimi, salınımı, iletimi, modülasyonu, sinyal işlemesi, belirlenmesi, anahtarlanması, amplifikasyonu, tespit edilmesi ve algılanmasınını konu edinen bilim dalı.
- fotopentür
- (Alm photopenture, Fr photopenterie, İng photopenture) Fotoğrafın boya yardımı ile boyanması işlemi. Fotoğraf sanatçısının, fotoğrafın plastik yapısına kattığı anlamlı dokunuşları ifade eder; yatkınlık ve deneyim gerektirir.
- fotopi
- (Alm photopie, Fr photopie, İng photopy) Gözün ışığa uyumu.
- fotopiksel
- (Alm fotopixel, Fr photopixel, İng photopixel) Görüntü sensörlerinde bulunan ışığa duyarlı fotonları tanımlar. Fotopiksel ifadesi ile anlatılmak istenen, ışığın gelmesiyle elektriksel olarak yüklenen hücrelerdir. Bu ifadedeki "foto" sözcüğü "foton" anlamındadır.
- fotopolimerizasyon
- (Alm photopolymerisation, Fr photopolymérisation, İng photopolymerization) Anında hologram oluşturma için ışık etkisiyle polimer (aynı yapıda iki veya daha fazla molekülün birbirine eklenmesiyle meydana gelen madde) üretme.
- fotorealistik
- (Alm fotorealistisch, Fr photoréaliste, İng photorealistic) Bir fotoğrafı projeksiyon makinesiyle tuval üzerine yansıtarak üzerinden boyama tekniğini, tuvali ızgaralara ayırarak çalışmayla elde edilen resim; fotogerçekçilik.
- fotoroman
- (Alm comic-buch, Fr bande dessinée, İng comic book) Fotoğraflar ve bunlara eşlik eden kısa konuşmalar, açıklamalarla gerçekleştirilen roman çeşidi. Fotoroman, genellikle, dergi ve gazete sayfalarında gerçekleştirilmiş bir film öyküsü görünüşündedir. Zaten birçok fotoroman, film fotoğrafından oluşturulmuştur. Bununla birlikte özgün fotoromanlar da vardır. Televizyondaki dizi filmler ya da televizyon oyunları için de aynı şey söylenebilir.
- fotosel
- (Alm fotozelle, fotoelektrische zelle, Fr cellule photoélectrique, İng photocell, photo electric cell) Üzerine düşen ışığın şiddetiyle orantılı olarak akım akım üreten elektromanyetik ışık algılayıcısı; fotopil, ışık diyodu, ışıkgöze. bkz ışık diyodu. / Bir ya da daha fazla yardımcı flaşın ana flaştan tetiklenerek aynı anda çaktırılması için kullanılan fotoelektrik düzenleyici.
- fotoşimi
- (Alm photochemie, Fr photochimie, İng photochemistry) Işık etkisiyle meydana gelen kimyasal olayları inceleyen bilim dalı, fotoşimi. bkz fotokimya.
- fotoskop
- (Alm fotoskop, Fr photoscope, İng photoscope) Merceklerin uyumundaki değişiklikleri, onların yüzeylerindeki yansımalarla gözlemeye yarayan aygıt.
- fotoşop
- (İng Adobe Photoshop > Photoshop) bkz Photoshop.
- fotostereosentez
- (Alm photostereosynthese, Fr photostériologie, İng photosterio synthesis) 1920'de Lumiere'in tasarladığı; peş peşe çekilen fotoğrafların üst üste konmasıyla kabartma etkisi veren fotoğrafik yöntem.
- fototek
- (Alm fotobibliothek, Fr photothéque, İng photo library) Fotoğraf belgeliği.
- fototepkime
- (Alm photoreaktion, Fr photoréaction, İng photoreaction) Işık etkisi sonucunda oluşan kimyasal tepkime.
- fototip
- (Alm fototyp, Fr phototype, İng phototype) Doğrudan doğruya konu üzerinde çekilen fotoğraf.
- fototropi
- (Yun photos / ışık; trope / dönme, Alm Phototropie, Fr phototropie, İng phototropy) Işıklandırılmış bir maddenin tersinir olarak renk değiştirmesi.
- foturaf
- (halk ağzı) Fotoğraf. bkz fotoğraf.
- Foucault bıçak ağzı testi
- (Alm Foucault-messerschneidetest, Fr test du couteau de Foucault, İng Foucault knife-edge test) Teleskop aynalarının biçimlendirme kalitesini (optik kalitesini) ve yüzey derecesini ölçmek için uygulanan test.
- Fourier analizi
- (Alm Fourier-analyse, Fr analyse de Fourier, İng Fourier analysis) Karışık bir dalga biçiminin içindeki kosinüs ve sinüs dalgası bileşenlerinin analizi için kullanılan matematiksel teknik. Holografi gibi optik olaylarda, optik modelleme ve görüntü kalitesinin analizi için kullanılır.
- FOV
- (Alm sichtfeld, Fr champ de vision, İng Field of View - FOV) Bir kişinin çevresinde net olarak görebildiği açı. / Bir objektifin duyar kat (film ya da algılayıcı) üzerine düşürdüğü görüntünün kullanılabilir bölümünü "görebilen" en geniş görüş açısı. bkz görüş açısı.
- FP ampul
- (Alm FP glühbirne, Fr ampoule FP, İng FP bulb) Perde obtüratörlerle kullanmak için flaş ampulü ışık-süre eğrisinin karşılaştırmalı uzun ve orta karar tek düze uç noktası vardır (25'ten 55 binde bir saniyeye yarı uç nokta çakış süresi). Obtüratör birimlerinde (en dar aralık genişliğinde) filmin aynı düzeyde pozlandırmalarını sağlayan obtüratör süresi azalırken uç çakış noktasını uzatarak kapsar.
- FP eşzamanlama
- (Alm FP-synchronisation, Fr Synchronisation FP, İng FP synchronization) Bir flaş ampülü ile bir perde obtüratörünü eş zamanlama yöntemi. Perde obtüratörlü fotoğraf makinelerine flaş ile yapılan pozlandırmalarda, fotoğraf makinesinin obtüratörü flaşın eşzamanlaması ile açılıp kapanmaz. Obtüratör flaş eşzamanlamasına kadar geçen zaman "kör zaman"dır. Bu zaman diliminde, duyar kat doğru pozlanmaz. Doğru pozlanma, bu belirtilen kör zamandan sonra obtüratör ile flaş eşzamanlaması sırasında olur.
- FPS
- (Alm bild pro sekunde, Fr image par seconde, İng Frame per Second - FPS) Saniyedeki kare sayısı; fotoğraf makinelerinde saniyede çekilen fotoğraf sayısını, video çeken cihazlarda filmin saniyede kaç kare ile çekildiğini ve oyun bilgisayarında ekrana saniyede kaç kare aktarıldığını gösterir. Bu sayı ne kadar yüksekse görüntüdeki akıcılık da o kadar artar. Oyun performansında hız ve görüntü kalitesi açısından önemli bir rol oynar. Video için saniyede 24, 25, 29.97, 30, 50, 60 kare gibi değerler sık kullanılan değerlerdir. Video sektöründe “frame rate” olarak da anılır. bkz frame rate.
- fragman
- (Alm fragment, Fr fragment, İng fragment) Bir sinemada bir sonraki programı veya filmi tanıtmak için filmden önce gösterilen örnek parçalar; gelecek program, tanıtma filmi. / (İng fragment) Adobe Photoshop pixelate (pikselleştirme) filtresinin altında bulunur. Görüntüdeki piksellerin dört adet kopyasını oluşturur ve yerlerini biraz kaydırarak üst üste getirir (Filter > Pixelate > Fragment).
- fraktal
- (Alm fraktal, Fr fractale, İng fractal) Her parçası bütün olarak aynı karaktere sahip bir eğri ya da geometrik şekil; bütünleşim. Kıvrımları ya da küçük parçaları bütününe benzeyen nesneler. Fraktaller, özellikle doğada bulunan düzensiz desen ve yapılar bilgisayar modelleme sürecinde kullanılır. bkz bütünleşim.
- fraktal sıkıştırma
- (Alm fraktale komprimierung, Fr compression fractale, İng fractal compression) Sayısal bir görüntüde birbirine benzer ögeleri tespit ederek bunlar arasında matematiksel ilişkiler oluşturan veri sıkıştırma tekniği. Sayısal görüntü dosyalarının saklanması ve iletilmesini kolaylaştırmak amacıyla kullanılır.
- frame
- (Alm rahmen, Fr cadre, carré, İng frame) Bir video görüntüsünü oluşturan saniyede akan en az 9, 15, 24, 30 kareden her biri, her bir sabit kare.
- frame rate
- (Alm bildrate, Fr fréquence d'images, İng frame rate) Bir video kameranın saniyede yapmış olduğu çekim oranını ifade eder. Normalde iyi bir video görüntüsü saniyede en az 24 kare çekim yapar. Fakat bu günlerde bazı kameraların video çekimleri saniyede 9 veya 15 kare şeklinde de olabilmektedir. Bunlar düşük çözünürlüklü olduklarından göz bunu pek algılayamamaktadır. Genelde bu özellik 9 fps, 15fps, 24fps, 30fps şeklinde karşımıza çıkar. Bunun açılımı örneğin 24 frame per second yani saniyede akım hızı 24 kareden oluşur şeklindedir. bkz FPS.
- Fraunhofer çizgileri
- (Alm Fraunhofer-linien, Fr lignes de Fraunhofer, İng Fraunhofer lines) Alman fizikçi Joseph Von Fraunhofer tarafından gözlenmiş ve adlandırılmış olan; güneş ışığının, teknik olarak beyaz ışığın tayfı olarak bilinen gökkuşağı demetinin içinde yer alan çok sayıdaki ince kalın çizgiler. Güneş tayfında, gözlenen elementler tarafından emildiğini gösteren koyu çizgiler.
- frekans
- (Alm frequenz, Fr fréquence, İng frequency) Işık, elektromanyetik ya da öbür dalga hareketlerinde, bir dalga hareketinin zaman biriminde –genellikle 1 (bir) saniye– salınım ve titreşim sayısı. Sabit bir noktadan geçen dalgaların dip ve tepe numaraları olarak belirlenir.
- Fresnel mercek
- (Alm Fresnel-linse, Fr lentille de Fresnel, İng Fresnel lens) Optik yapıya sahip malzemelerden üretilen, düz optik bileşeni. Dış bükey merceklere benzer, iç içe halkalardan oluşur. Negatif ya da pozitif güçte olabilir. Görüntü kalitesinin önemli olmadığı yerlerde, kalınlığı ve kütleyi azaltmak amacıyla mercek yerine kullanılır. Örneğin fener, projektör, video kamera ve fotoğraf makinesi bakaçlarında kullanılır.
- Fresnel projektör
- (Alm Fresnel-spot, Fr tache de Fresnel, İng Fresnel spot) Önünde Fresnel merceğin yer aldığı aydınlatma kaynağı.
- Fresnel sayısı
- (Alm Fresnel-zahl, Fr numéro de Fresnel, İng Fresnel number) Belirli bir dalga boyu için bir merceğin kırınım etkilerinin ölçümü. Düşük Fresnel sayısı, daha büyük kırınım etkisini belirler.
- FST
- (Alm flacheres vierkantrohr, Fr tube plus plat et plus carré, İng Flatter Squarer Tube - FST) Ekranlarda görünen, küresel değil, düz ve karesel yuvarlak olan bir tür katot ışını tüplü ekran. bkz düzleştirici kareleştirici tüp.
- FTP
- (Alm dateiüber tragungs protokoll, Fr protocole de transfert de fichiers, İng File Tranfer Protocol - FTP) İnternet ağı içindeki bilgisayarlar arasında 10 MB'ın üstünde gönderiler için tercih edilen hızlı bir veri aktarma sistemi; dosya aktarım protokolü. Gönderi yapılacak kişilerin FTP sunucularına veri aktarması ile gerçekleşir.
- Fujifilm
- (İng Fujifilm Holdings Corporation, Jap Fuji Firumu Hōrudingusu Kabushiki-gaisha) Fotoğraf teknolojileri, görüntüleme ve renk ayrım teknolojileri üreticisi bir Japon firmasıdır. Bütün görüntüleme teknolojilerini kendi bünyesinde üretebilen ve bu yüzden çok yüksek nitelikteki ürünleri, çok uygun fiyatlar ile dünya çapındaki kullanıcılara sunabilen bir şirkettir. Özellikle baskı teknolojileri ve yüklü AR-GE çalışmalarıyla sektörde öncülük eden bir firmadır. www.fujifilm.com/
- fütürizm
- (Alm futurismus, Fr futurisme, İng futurism) Fütürizm yani gelecekçilik makineleşen ve hareket kazanan toplumun ifade edilmesi için sanat eserlerinin de hızı ve hareketi içermesini gerektiğini amaçlayan bir sanat akımıdır. Diğer akımların hareketsiz ve durağan olduklarını, hayatın ve gerçeğin bu şekilde olmadığını söyleyen fütüristler fotoğraflarda hareketi hissettirmeye ve kronograf gibi tekniklerle hareketi çözümlemeye yönelik çalışmalar yapmışlardır. Fütürizm ve etkilediği fotoğraf akımları her zaman denemelere açıktı. bkz gelecekçilik.
- füzyon
- (Alm fusion, Fr fusion, İng fusion) Tek bir algı ya da duyarlık oluşturmak amacıyla birleştirilen iki ya da daha fazla uyarıcı tarafından gerçekleşen sinirsel ve sisnir sistemi işlemleri.