Ansiklopedik Sözlük

G

← Tüm harfler
g
(Alm gramm, Fr gramme, İng gram) Kütle ölçüsü birimi “gram”ın kısaltması. “gram” (g) ve onun 1000 katı olan “kilogram” (kg) ağırlık birimi değildir. Ağırlık birimi SI birim sisteminde “newton” (N)'dur. / (Alm schwerkraft, schwere, schwere beschleunigung, Fr pesanteur, accélération de la pesanteur, İng gravity, acceleration due to gravity> g) Serbest düşen bir cismin kazandığı ivme olan “yerçekimi ivmesi” (cazibei arz tacili (câzibe-i arz ta'cili))'nin kısaltması.
G
(Alm gradyan, Fr gradien, İng gradyan) Bir fonksiyonun herhangi bir noktadaki en hızlı artış yönünü ve büyüklüğünü belirlemek için kullanılan bir terim olan “Gradyan”ın kısaltması. Gradyan, bir skalar alanın yön türevini ifade eder ve artımın en çok olduğu yere doğru yönelmiş bir vektör alanını verir. Bu, bir fonksiyonun minimum veya maksimum değerlerine ulaşma yolunu gösterir.
G çizgisi
(Alm G-bar, Fr barre G, İng G-bar) Bir filmin, duyarlık ölçümü eğrisinin orta ton parçasının, ortalama gradyan derecesş. Terim Ilford firması tarafından uyarlanmıştır. Kodak firması tarafından kontrast dizini olarak kullanılır. bkz gama. bkz kontrast dizini.
gam
(Alm farbskala, Fr gamme, İng gamut) Belirli bir sistemin üretebildiği ya da gösterebildiği renk kapsamı ya da aralığı; renk genişliği. bkz renk genişliği.
gam dışı
(Alm außerhalb des farbspektrums, Fr hors gamme, İng out of gamut) Bir renk aralığında görülebilen ya da çoğaltılabilen diğer renklerde görülemeyen, çıkartılamayan ya da üretilemeyen renkler.
gama
(Alm gamma, Fr gamma, İng gamma) Fotoğrafçılıkta; gama, gradasyon ölçü birimidir ve bir fotoğraf malzemesinin sertlik veya yumuşaklık derecesini sayısal olarak ifade eder. / Fotoğrafçılıkta, film banyosunda kullanılan geliştirici veya geliştirme işleminin ışığa karşı tepkisinin; bir fotoğraftaki kontrast değerinin ölçüsüdür. Fotoğrafçılıkta kullanılmakta olan duyar katların kontrast ölçümlerinde ve geliştirme (banyo edilme) oranını gösteren karakteristik parlaklık eğrisinde (zaman-gama eğrisi'nde), belli bir eğimle yükselmekte olan düz çizgi bölümü. Bu eğri her pikselin algılandığı sayısal değeri (0-255 arası) ile gerçek parlaklık değeri arasındaki ilişkiyi gösterir. Gama değeri arttıkça kontrast artar, ayrıca sahne genel olarak kararır. 1.0 gama değeri çok parlak görüntü verirken günümüzde neredeyse standart haline gelmiş gama 2.2 değeri (1/2.2 olarak da gösterilir) göze hoş gelen hafif kontrastlı bir görüntü verir. bkz zaman-gama eğrisi. / Monitörde, yüzeye görüntü yansımadan önce renk sinyallerinin düzenlenmesi, düzeltme ölçüsü. Gama, girdi ve çıktı arasındaki ilişkinin sayılarla ifadesidir. bkz G çizgisi.
gama düzeltmesi
(Alm gamma korrektur, Fr correction gamma, İng gamma correction) Görüntü verilerindeki siyah eğrisinin yükselmesini (gradasyon) düzeltmeye yarayan yöntem. Fazla veya az zıtlık (kontrast) içeren fotoğrafların düzeltilmesini sağlar. Veri girişinin doğru bir şekilde üretim değerine dönüşümünü sağlayan elektronik teknikler. Örneğin videoda ekranın yüzeyine yansımadan önce renk sinyalleri, gereken sonuca dönüştürmek için kullanılır. bkz gama. bkz renk yönetimi.
gamut
(Alm farbskala, Fr gamme, İng gamut) Bir renk sisteminin görüntüleyebildiği ya da basabildiği renk aralığı. bkz gam. bkz renk aralığı.
Gauss düzlemi
(Alm Gauß-ebenen, Fr plans de Gauss, İng Gauss planes) Kardinal noktaları. bkz kardinal noktaları.
Gauss merceği
(Alm Gauß-linse, Fr lentille Gauss, İng Gauss lens) Bir dışbükey ayça merceğinin (yakınsak merceğin) nesne tarafında, bir içbükey ayça merceğinin (ıraksak merceğin) de görüntü tarafında yer aldığı iki merceğin birleşiminden oluşan optik sistem. Dışbükey (yakınsak) mercek daha etkin olmasına rağmen içbükey (ıraksak) mercek de renk sapmalarını düzeltir.
Gauss noktaları
(Alm Gauß-punkte, Fr points de Gauss, İng Gauss points) Kardinal noktaları. bkz kardinal noktaları.
Gaussian optiği
(Alm Gaußsche optik, Fr optique Gaussienne, İng Gaussian optics) Optik eksendeki ya da optik eksenin çok yakınındaki ve küçük diyafram açıklığındaki geometrik optikle ilgilenen fizik kolu. bkz geometrik optik.
gaz boşaltmalı ekranı
(Alm gasgeschirrspüler-anzeige, Fr affichage de la vaisselle à gaz, İng gas dishharge display) bkz plazma ekran.
GB
(Alm Gigabyte, Fr Gigaoctet, İng Gigabyte) Gigabyte (Gigabayt okunur) sözcüğünün kısaltması. bkz gigabayt.
Gbps
(Alm Gigabit pro sekunde, Fr Gigabits par seconde, İng Gigabits per second - Gbps) Yüksek hızda çalışan ağ sistemlerinde, veri iletim hızının ölçümü; saniyede giga bit (Gbit/s).
gece fotoğrafçılığı
(Alm nacht fotografie, Fr photographie de nuit, İng night photography) Gün batımından sonraki ilk 45 dakika veya 1 saatlik zaman diliminde (altın saatler ve mavi saatlerde) ya da kent içinde gece fotoğrafik yerlerde yapılan fotoğraf çekimleri.
gece fotoğrafı
(Alm nacht foto, Fr photographie de nuit, İng night photograph) Gece vakti, karanlıkta düşük ışık koşullarında yüksek ISO, açık diyafram ve düşük enstantane (uzun pozlama) değerlerinin uygun bir kombinezonu ile ve tripot (üçayak) kullanarak veya yapay bir aydınlatma süresince özel nitelikteki emülsiyonlar üzerine kaydedilen fotoğraf.
gece görmesi
(Alm skotopisches sehen, Fr vision scotopique, İng scotopic vision) Gözün ağ tabakasındaki çubuk hücrelerin, düşük ışık seviyelerine uyum göstermesiyle gerçekleşen çok az renkli ya da tümüyle renksiz görme durumu. bkz akşam görmesi. bkz az ışık görmesi. bkz gündüz görmesi. bkz Purkinje değişikliği.
gece görüşü
(Alm nacht betrachter, Fr visionneuse de nuit, İng night viewer) Var olan cılız ışığı ya da kızılötesi ışığı artırmak için foto çoklayıcı tüpler kullanılarak yapılan, karanlık ve az ışıklı ortamlarda görüş sağlayan aygıt.
geçici bellek
(Alm flüchtiger speicher, Fr mémoire volatile, İng volatile memory) Verilerin saklandığı elektronik bellek türü; ana bellek. Örneğin RAM geçici bellektir ve bilgisayar kapatıldığında yok olur. CD-ROM geçici bellek değildir.
geçici bellek kartı
(Alm flash-speicherkarte, Fr carte mémoire flash, İng flash memory card) Bilgisayarda kullanılmak amacıyla tasarlanmış olan taşınabilir veri saklama sistemi. Ana aygıt içinde yer aldığında silinebilir olması nedeniyle “geçici” adı verilmiştir.
gecikme
(Alm verzögerung, Fr décalage , İng lag) Bir komutun çıkışı ya da bir hareketi başlatma ile hareketin olması arasındaki zaman aralığı. Örneğin çekim düğmesine basılmasıyla, örtücü sistemin açılması arasındaki zaman aralığı. / Enerji uyarımından sonra devam eden fosfordaki ışık yayılımı.
gecikme zamanı
(Alm verzögerungszeit, Fr temps de retard, İng delay time) “Deklanşör gecikmesi” olarak da bilinen gecikme süresi, bazen deklanşör düğmesine basıldığı zaman ile deklanşörün ateşlenmesi arasındaki gecikmeyi ifade eder. Daha ucuz point-and-shoot fotoğraf makineleri kullanıldığında en çok deklanşör gecikmesi görülür.
geciktirme plakası
(Alm verzögerungs platte, Fr plaque de retard, İng retardation plate) Filtrelerin içinde kullanılan optik ögeler. Filtre üzerine gelen ışık, dairesel bir şekilde polarize olmuş ışık olarak çıkar.
geçirgenlik
(Alm durchlässigkeit, Fr transmission, İng transparency, permeability, transmission) Herhangi bir film veya fotoğrafa ait emülsiyona gelen ışığın bir miktarının kırılarak öbür tarafa geçmesi sonucunda, bu geçen ışık miktarının gelen ışık miktarına oranı. Herhangi bir yüzey, materyal veya madde üzerine ışık gönderilmesi veya gelmesi durumunda, madde üzerinden geçen ışığın tutulan ışığa oranına verilen ad. Eğer 100 ışık birimi geçirgenliğe sahip bir madde üzerine düşen ışığın 10 tanesi bu maddeden veya malzemeden geçmeyi başarabiliyorsa, bu maddenin 1/10 veya % 10 geçirgenliğe sahip olduğu söylenebilir. Geçirgenlik değeri (t) her zaman 1 değerinden küçüktür ve “t=geçen ışık miktarı/gelen ışık miktarı” formülü ile hesaplanır. bkz geçirgenlik etkeni.
geçirgenlik etkeni
(Alm übertragungs faktor, Fr facteur de transmission, İng transmission factor) Bir ortama giren enerji miktarının, ortama düşen enerji miktarına oranı; geçirgenlik faktörü.
geçirim
(Alm übertragung, Fr transmission, İng transmission) Optikte, enerjinin bir ortama girişi, iletişimi ve radyan enerjinin ortamdan çıkışı. Örneğin camda ışığın geçirimi, ortama girişte ve çıkışta biraz enerji kaybına neden olur.
geçirme bandı
(Alm passband, Fr bande passante, İng pass band) Bir filtrenin, elektromanyetik tayfın geçmesine izin verdiği bölümü. Örneğin mavi filtrenin geçirme bandı mavi ışıktır.
geçiş işlevi
(Alm übertragungs funktion, Fr fonction de transfert, İng transfer function) Başka bir değişkene karşı, bir girdi seviyesiyle çıktı seviyesinin matematiksel simgesi ya da karşılaştırması. bkz MTF. bkz OYF.
geçme karalığı
(Alm vorübergehende dunkelheit, Fr obscurité passagère, İng passing darkness) Geçme çarpanının tersinin ondalık logaritması; iç optik yoğunluk. bkz iç optik yoğunluk.
geçmeli tarama
(Alm interlaced scannen, Fr balayage entrelacé, İng interlaced scanning) Televizyon ya da bilgisayar ekranlarında tarama yöntemi. Etkileşimli video, görüntülerin iki veri alanından oluştuğu, bir karelik aralıklarla yakalandığı ve hareketi doğal ve sarsıntısız bir şekilde yeniden üretmek için oynatıldığı yaygın olarak kullanılan bir video yakalama tekniği; taramalı tarama. Ekran satırları, çiftler ve tekler olarak taranır, bu şekilde ekranın tamamı iki tam döngüde taranmış olur. Geçmeli video, aşamalı olarak yakalanan videoya göre daha az depolama alanı kaplar.
gee çizgisi
(İng gee bar) Bir filmin karakteristik eğrisinin gama bölümünün kontrastlık ölçüsü; ortalama gradyan.
gelecekçilik akımı
(Alm futurismus, Fr futurisme, İng futurism) Fütürizm (Gelecekçilik), 20. yüzyılın başlarında (1909) İtalya'da Filippo Tommaso Marinetti tarafından başlatılan; hızı, makineleşmeyi, teknolojiyi, dinamizmi ve sanayi şehirlerini sanatın merkezine alan avangard bir sanat ve toplumsal akımdır. Geçmişin sanatsal değerlerini reddedip, geleceğin modernliğine odaklanan bu akım; resim, şiir, mimari ve müzikte hareketliliği savunmuştur. Hayatın baş döndürücü hızına ayak uydurmayı ve bunu sanata yansıtmayı hedefler. Sanayi çarkları, otomobiller, uçaklar ve makine sesleri eserlerin temel temasıdır. Geleneksel sanat anlayışlarına, müzeleri ve eski kültürlere karşı çıkarak yenilikçiliği savunur. Durağanlığa karşı, hareketli ve sürekli değişen bir estetik anlayışı benimser. Marinetti'nin 1909'da Le Figaro gazetesinde yayımladığı "Fütürizm Manifestosu" ile resmen başlamıştır. Filippo Tommaso Marinetti, akımın kurucusu ve fikir babasıdır. Umberto Boccioni, gelecekçi ressam ve heykeltıraştır. Giacomo Balla, ışık ve hız üzerine odaklanan ressamdır. Nazım Hikmet Ran, Türk edebiyatında gelecekçilik akımının en önemli temsilcisi olup, şiirlerinde makineleşme ve dinamizmi işlemiştir (örneğin "Makinalaşmak İstiyorum!"). Fotoğraf, Resim ve heykelden mimariye, edebiyattan müziğe, grafik tasarımdan modaya kadar geniş bir yelpazede etkisini göstermiştir. Özellikle mimaride modern şehirleşmeyi ve teknolojik yapıları ön plana çıkarmıştır. bkz fütürizm.
gelen ışık
(Alm einfallendes licht, Fr lumière incidente, İng incident light) Herhangi bir ışık kaynağından herhangi bir cismin yüzeyine düşen ışık; düşen ışık. Bir yüzeyin üzerine ulaşan hareket halindeki ışık dalgaları. “Yansıyan ışık” ya da “kırılan ışık”ın karşıtı. bkz düşen ışık.
gelen ışık ölçümü
(Alm messung bei einfallendem licht, Fr lecture de lumière incidente , İng incident light reading) Herhangi bir cisim üzerine herhangi bir ışık kaynağından düşen ışığın, bir “gelen ışıkölçer” yardımıyla ölçülmesi.
gelen ışıkölçer
(Alm einfallendes lichtmessgerät, Fr photomètre incident, İng incident light-meter) Fotoğrafı çekilecek nesnenin üzerine düşen ışığı ölçmek için kullanılan, ışığa karşı duyarlı gözünün üzerinde beyaz renkli küresel bir parça bulunan ışıkölçer türü. Işığın niceliğini ölçer. 180 derece'ye kadar varan geniş bir açıdan gelen ışığı toplayan oyuk ya da yarım küre biçimindeki ışık toplayıcı gözden oluşur. Bu ışık toplayıcı, nesne önünden objektif önüne doğru yöneltilerek ölçüm yapılır.
geleneksel fotoğraf
(Alm traditionelles toto, Fr photo traditionnelle, İng TRADitional Photo > TRAD Photo) FIAP'ın geleneksel fotoğraf tanımı; “Minimal düzeltmelerle orijinal görüntünün içerik ve mekanın gerçekliği değiştirilmeyen, doğal görünen fotoğraftır. Kadrajlama dışında orijinal fotoğraf üzerinde düzenleme, değiştirme, ekleme ve çıkarmalar kesinlikle yapılmamalıdır.”şeklindedir. bkz TRAD Photo.
geliş açısı
(Alm einfalls winkel, Fr angle d'incidence, İng angle of incidence) Bir yüzey üzerine düşen ışık ışınının, yüzeyin dikmesi ile arasında oluşan açı.
gelişkin grafik bağdaştırıcı
(Alm verbesserter grafikadapter, Fr adaptateur graphique amélioré, İng Enhanced Graphics Adaptor - EGA) Kişisel bilgisayarlarda grafikler için eş zamanlı 16 renge kadar gösteren standart video bağdaştırıcısı; gelişkin grafik bağdaştırıcı. bkz EGA. bkz SVGA. bkz VGA.
gelişmiş aksesuar yuvası
(Alm erweiterter zubehörsteck platz, Fr emplacement pour accessoires avancé, İng advanced accessory slot) Flaş işlemlerinde çeşitli gelişimler sağlayan; kablosuz bağlantı, ön flaş özelliği ve otomatik pozlama ayarı gibi olanaklar tanıyan yuva.
gelişmiş fotoğraf sistemi
(Alm erweitertes fotosystem, Fr système photo avancé, İng Advanced Photo System - APS) 35 mm fotoğraf makinesini öğrenmekle zaman harcamak istemeyen kullanıcılar için Kodak'ın fotoğraf çekimini kolaylaştırma girişimi. İlk olarak 1996'da pazarlanan ve 2004'te APS fotoğraf makinesinin ve 2011'de de filmin üretimi durdurulan tüketici fotoğrafçılığına yönelik bir film formatı. Klasik 35 mm filmin enine oranla IX240 olarak adlandırılan bu filmin perforeli (delikli) iki kenarı arasındaki uzaklık 35 mm; görüntü alanının eni 24 mm, boyu 36 mm olmakla birlikte kullanıcının tercihine bağlı olarak üç farklı formatta (H > yüksek çözünürlükte, 30.2 mm×16.7 mm, en-boy oranı 16/9, kırpma çarpanı 1.25; C > klasik, 25.1× mm× 16.7 mm, en-boy oranı 3/2, kırpma çarpanı 1.44; P > panoramik, 30.2 mm×9.5 mm, en-boy oranı 3/1, kırpma çarpanı 1.37) üretilmiştir. Aynı boyutta basımı sağlamak amacıyla daha yüksek oranda büyütülmeden dolayı APS'deki grenler daha belirgin olacaktır.
geliştirici
(Alm entwickler, Fr developpement, İng developer) Film ve fotoğraf kağıdına pozlanan gizli görüntüyü, gerçek görüntüye dönüştüren eriyik; geliştirme banyosu. Geliştirme banyosu, en çok ışıktan etkilenen gümüş tuzlarından başlayarak en az etkilenene doğru yavaş yavaş metalik gümüşe indirger. Bu şekilde gizli görüntü, gerçek görüntüye dönüşür; birinci banyo. bkz geliştirici banyo. / (Alm entwickler, software entwickler, Fr developpement, développeur de logiciels, İng developer, software developer) Bilgisayar yazılımı geliştiren ticari işletme, bir kişi ya da bir grup programcı.
geliştirici banyo
(Alm entwickler, Fr développeur, İng developer) Gözükmeyen/gelişmemiş gizil görüntüyü görünür kılmak için kullanılan kimyasal banyo; birinci banyo, geliştirme banyosu. bkz birinci banyo. bkz geliştirme banyosu.
geliştiriciler
(Alm entwickler, Fr développeurs, İng developers) Işığa karşı duyarlı malzemelerde ışık görmüş gümüş tuzlarını ayrıştırarak siyah metalik gümüşe dönüşmelerini sağlayan kimyasal bileşimlere verilen ad. Böylece gizil görüntü görülebilir duruma gelir. “1- Çok amaçlı banyolar; 2- İnce gren banyoları; 3- Yüksek kontrast banyoları” olmak üzere üç türlü geliştirici banyo vardır.
geliştirme
(Alm entwicklung, Fr développement, İng development) Pozlanmış bir film ya da fotoğraf kağıdındaki gizli görüntüyü, geliştirici eriyiği ile gerçek görüntüye dönüştürme. Işıktan etkilenmiş olan gümüş tuzlarının, metalik gümüşe indirgemesiyle oluşur; geliştirme etkisi, birinci banyo, geliştirici banyo. / (Alm erweiterung, Fr renforcement, İng enhancment) Bir görüntünün görsel ya da bir başka özelliğini geliştirme işlemi. Bu şekilde bir görüntünün bir ya da daha fazla niteliği değişir, görüntü başkalaşır. Örneğin renk canlılığı ve görünür keskinliğin artışı ya da görüntü hatalarının yok edilmesi gibi.
geliştirme banyosu
(Alm entwicklung, Fr développement, İng development) Film üzerinde gizil (gelişmemiş, görünmeyen, gizli) görüntüyü görünür kılmak için kullanılan kimyasal banyo; birinci banyo, geliştirici banyo.
geliştirme etkisi
(Alm entwicklungs effekt, Fr effet de développement, İng development effect) bkz geliştirme.
geliştirme işlemi
(Alm entwicklung, Fr développement, İng development) Işık görmüş gümüş tuzlarının ayrıştırılarak metalik gümüşe dönüştürülmesi ve gizil görüntünün görülebilir duruma getirilmesi süreci. Doğru geliştirme işlemi; uygun geliştiriciler, doğru sıcaklık, doğru sulandırma oranı, doğru süre ve çalkalama yapılması durumunda, olması gerektiği biçimde gerçekleştirilebilir. Bunlardan herhangi birindeki hata, sonucu etkiler.
geliştirme tankı
(Alm entwicklungs tank, Fr réservoir de développement, İng development tank) Işığa duyarlı olan fotoğrafik malzemenin karanlıkta içine konduğu, sonra normal ışıkta eriyiklerin içine döküldüğü, kimyasal maddelerden etkilenmeyen, ışık geçirmeyen özel kap.
gelme açısı
(Alm Einfalls winkel, Fr angle d'incidence, İng angle of incidence) Bir yüzey üzerine düşen (gelen) ışın ile yüzeye değme noktasından çıkılan dikme (normal) arasındaki açı; geliş açısı.
genel çekim
(Alm weitblick, Fr plan lointain, İng long shot) Nesnenin ya da konunun içinde bulunduğu mekanla birlikte görüldüğü çekim ölçeği.
geniş açı
(Alm weit winkel, Fr grand angle, İng wide angle) Objektif teknolojisinde genelde 50 mm ve altındaki odak uzaklığı için kullanılır. 24 mm altındaki açılar “çok geniş açı” (İng ultra-wide angle) olarak adlandırılır.
geniş açılı objektif
(Alm weit winkel objektiv, Fr objectif grand angle, İng wide angle lens) Odak uzaklığı normal objektiften kısa olan objektif. Konuyu daha geniş bir görüş açısı ile algılayan objektif türüdür. 35 mm film formatında 40 mm'den daha kısa odak uzaklığına sahip objektifler geniş açılı olarak kabul edilir. Bu terim aynı zamanda görüş açısı 50 dereceden daha geniş olan objektifler için de kullanılır.
geniş algılayıcı düzeni
(Alm breites spektrum, Fr large éventail, İng wide array) Bir alanı kaplamak amacıyla çubuk biçiminde yan yana dizilen foto algılayıcı dizini. bkz algılayıcı düzeni.
geniş bant
(Alm breitband, Fr large bande, İng wideband) Çok geniş renk aralığını ölçen renkmetre, yoğunlukölçer. / Geniş çaplı dalga boyundaki tayf enerjisinin dağılımını etkileyen filtre sistemi. / Geniş bir aralığı kapsayan frekans. / Yüksek oranda veri aktarımı. / (Alm breit band, Fr large bande, İng broad band) 2 Mbps'den daha fazla bilgi paylaşımı sağlama. EI ve TI standartlarından daha hızlıdır.
geniş ekran
(Alm breit bild , Fr écran large, İng wide screen) Geniş ekran, genellikle sinema veya oyun gibi alanlarda daha geniş bir görüş alanı sunan ekran türleridir. Geniş ekran formatları, yatay boyutun dikey boyuta göre daha geniş olduğu bir formattır ve bu sayede epik sahneler ve panoramik görüntüler için tercih edilir. En yaygın geniş ekran oranları arasında 1.85/1 (akademi oranı) ve 2.39/1 (scope) bulunur. Geniş ekranlar, özellikle video düzenleme, grafik tasarım ve oyun oynama gibi çoklu görevleri aynı anda yürütmek isteyen kullanıcılar için idealdir.
genişletme ağacı
(Alm Umfangs baum, Fr arbre des étendues, İng extents tree) Bilgisayarlardadepolama aygıtı tarafından tutulan veriler. Sabit disklerde tutulan büyük bir dosya, ardışıkolmayan parçalar halinde korunur.
genişletme kartı
(Alm erweiterungs karte, Fr carte d'extension, İng expansion card) Bilgisayarın ana kartına ek işlevler sağlamak için kullanılan eklenti.
genişlik
(Alm ausmaße, Fr étendues, İng extents) Bilgisayar grafiklerinde, bir nesnenin en küçük ve en büyük boyutları.
genlik
(Alm breite, Fr latitude, İng latitude) Bir kontrol ya da hareket sistemindeki kabul edilebilir hata aralığı. Örneğin görüntü niteliğini bozmayan az ya da çok pozlama hatası gibi. bkz pozlama genliği. / (Alm amplitude, Fr amplitude, İng amplitude) Salınarak periyodik olarak titreşen birnokta ya da bir nesnenin titreşim hareketiyle ortaya çıkan tepe noktası. Tepe noktası, denge durumundandan en çok uzaklaşılan noktadır. / Optikte, ışık dalgalarının taşıdığı enerjinin gücü ya da niteliği. Dalga genliği ışığın parlaklığını belirler.
geometrik bozulma
(Alm geometrische verzerrung, Fr distorsion géométrique, İng geometric distortion) Bir görüntünün şeklindeki değişiklikle ortaya çıkan biçim kusuru. Geniş açılı objektiflerde, elde edilen görüntünün kenarlarında ortaya çıkan, gözle görülür kusur. Yuvarlak nesneler elips, kare nesneler yamuk şeklinde görülür. Bu biçim bozumu etkisi genellikle, görüntünün doğru perspektiften görülmemesinden kaynaklanır.
geometrik görüntü
(Alm geometrisches bild, Fr image géométrique, İng geometric image) Saf geometrik optikler yoluyla bir görüntünün konumu ve şeklini sağlama.
geometrik işlemler
(Alm geometrische operationen, Fr opérations géométriques, İng geometric operations) Görüntünün geometrik yapısını değiştirmeyi amaçlayan görüntü işleme teknikleri; geometrik yönlendirme. Görüntünün şeklinin ya da büyüklüğünün değiştirilmesi, yana doğru hareket, ekseninde dönüş hareketi, perspektifin farklılaştırılması gibi.
geometrik merkez
(Alm geometrisches zentrum, Fr centre géométrique, İng geometric center) Bir nesnenin geometrisi yoluyla bulunan orta noktası. Optikte, bir merceğin merkez ekseni üzerinde ön ve arka köşelerinin ortasında yer alan hayali nokta. Genellikle, kullanılan bir merceğin mekanik ve fiziksel merkezidir.
geometrik metamerizm
(Alm geometrische metamerie, Fr métamérisme géométrique, İng geometric metamerism) Aydınlatma ya da görüş açısının değişimiyle ortaya çıkan, renktekigözle görülür değişim. Örneğin farklı görüş açılarından bakıldığında CD yüzeyinin renklerinin değişmesi.
geometrik optik
(Alm geometrische optik, Fr optique géométrique, İng geometric optics, geometrical optics) Bir ışık kaynağından yayınlanan ışınların tektürel ortamlarda doğrusal yörüngeler boyunca yayıldığını ilke olarak alıp –ışığın dalga doğasını (kırınım, girişim) göz ardı ederek– görünür ışığa ilişkin makroskopik olayları (yansıma, kırılma), geometrik yöntemlerle görüntü oluşumunu, bunlara ait yasaları ve bu olayların uygulaması olan aynalar, mercekler, prizmalar, aydınlanma ve optik araçları inceleyen optik dalı; ışın optiği. Geometrik optik, fotoğraf makinesi ve kamera mercekleri, gözlükler, mikroskoplar, teleskoplar ve büyüteçler gibi görüntüleme sistemlerinin tasarlanmasında temel teşkil eder. bkz fiziksel optik.
geometrik yönlendirme
(Alm geometrische operationen, Fr opérations géométriques, İng geometric operations) Geometrik işlemler. bkz geometrik işlemler.
gerçek
(Alm real, Fr réel, vrai, İng real, true) Optikte görüntü olarak; optik yoluyla yüzey üzerinde oluşturulan görüntü. / Optikte nesneler olarak; optik yoluyla görüntülenen fiziksel olarak var olan nesne.
gerçek büyüklük
(Alm lebens größe, Fr grandeur nature, İng life size) Fotoğrafı çekilen nesnenin büyüklüğü (c).
gerçek cisim
(Alm echtes objekt, wahres objekt, Fr objet réel, véritable objet, İng real object, true object) Optik yoluyla görüntülenen, fiziksel olarak var olan nesne. Gerçek cisim; bir ışık kaynağı olabileceği gibi bir ışık kaynağından gelen ışık ışınları ile aydınlatılmış bir karanlık cisim de olabilir.
gerçek görüntü
(Alm echtes bild, wahres bild, Fr image réelle, image vraie, İng real image, true image) Işık ışınları yoluyla bir yüzey veya ekran (görüntülük) üzerinde oluşturulan görüntü türü; hakiki görüntü, hayali hakiki (hakiki hayal). Optik sistemden geçen ışık ışınları, yüzey veya ekran üzerinde görüntüyü oluşturur. bkz boşluktaki görüntü. bkz görüntü. bkz sanal görüntü.
gerçek odak uzaklığı
(Alm nominelle brennweite, Fr longueur focale nominale, İng nominal focal lenght) Merceklerin, küresel aynaların ve fotoğraf makinelerinin odak uzaklıklarına göre sınıflandırılmasında kullanılan ve fabrikasyon olarak ayarlanmış biçimde kullanıcılara verilen verilen yaklaşık odak uzaklığı değeri; nominal odak uzaklığı. bkz nominal odak uzaklığı.
gerçek renkler
(Alm wahre farben, Fr vraies couleurs, İng true colors) Sayısal terminolojide 24 bit yani 16.7 milyon renk derinliğini ifade eden bir terim; gerçek renkler. Bir başka deyişle, gözün gördüğü gibi olan renkleri ifade eder. bkz true colors.
gerçek zaman
(Alm echt zeit, Fr temps réel, İng real time) Bir nesne ya da konunun özgün hareketiyle aynı olan saptama ya da gösterim. Hızlandırılmış ya da yavaşlatılmış hareketli olmayan zaman özelliği.
gerçeklik
(Alm wirklichkeit, Fr réalité, İng reality) Düşünceden bağımsız olarak var olan durumlar, olgular ya da nesneler toplamı.
gerçeküstü
(Alm surreal, Fr surréaliste, İng surreal) Gerçeği aşan, gerçeğin üstündeki gerçek; sürreal, sürrealite.
gerçeküstü fotoğraf
(Alm surreale fotografie, Fr photographie surréaliste, İng surreal photography) Gerçeküstücü fotoğraf; rüyalar, bilinçaltı ve mantık dışı sahnelerden esinlenerek gerçeklik algısını bozan, şaşırtıcı ve düşsel görüntüler yaratma sanatıdır. Mantık kurallarını reddeden bu akım, fotoğrafı kullanarak gerçek ile fantezi arasındaki çizgiyi bulanıklaştırır, olağan nesneleri tuhaf veya beklenmedik bağlamlarda sunar. Sanatçının bilinçli düşüncesinden ziyade rüya dünyasına ve bilinçaltına odaklanır. Gündelik nesneler, rüya benzeri, tekinsiz veya mantıksız bir atmosfer içinde bir araya getirilir. Gerçek olanı yansıtmak yerine, gerçekliğin ötesine geçerek çarpık ve irrasyonel bir evren tasvir edilir. Fotomontaj, solarizasyon, çift pozlama, kolaj gibi teknikler kullanılarak görüntünün manipüle edilmesi sıkça görülür. Bu akımda amaç, rüyaların somutlaşmasını sağlamak ve zihnin gizli yaratıcı noktalarına dokunmaktır.
gerçeküstü fotoğrafçılık
(Alm surreale fotografie, Fr photographie surréaliste, İng surreal photography) Gerçeküstü fotoğrafçılık, bilinçaltı, rüyalar ve mantık dışı unsurları kullanarak gerçekliği fantastik veya tuhaf bir şekilde sunan bir sanatsal yaklaşım; sürreal fotoğrafçılık. Aklın kontrolünden özgürleşen bu tarz, çift pozlama, fotomontaj ve manipülasyon gibi tekniklerle rüya benzeri, şaşırtıcı görüntüler yaratmayı hedefler. Gerçeküstücülük, rüyaların, arzuların ve bilinçaltının gizemli dünyasından beslenir. Sıradan nesneler, alışılmadık bağlamlarda (örneğin eriyen saatler) kullanılarak mantık kuralları reddedilir. Sürrealist fotoğrafçılıkta kullanılan yaygın teknikler arasında çift pozlama, montaj, kolaj, solarizasyon ve uzun pozlama bulunur. Amaç, gerçekliğin ötesine geçerek izleyicide merak, şaşkınlık veya tekinsizlik hissi uyandırmak ve derin, duygusal bir etki yaratmaktır. Sürrealizm, 1920'lerde Birinci Dünya Savaşı'nın yarattığı hayal kırıklığına tepki olarak doğmuş olup fotoğrafı sanatsal bir ifade aracı olarak kullanır. bkz sürreal fotoğraf. bkz sürreal fotoğrafçılık.
geri almak
(Alm rückgängig machen, Fr défaire, İng undo) Bilgisayarda bir tuş vuruşuyla ya da menü öge seçimiyle uygulama yazılımlarında düzeltme ya da benzeri işlemleri geri alma işi.
geri bildirim
(Alm rückmeldung, Fr retour, İng feedback) Bir sistem içinde neden-sonuç, girdi-çıktı, gönderici-alıcı arasındaki karşılıklı ilişki.
geri bildirim kontrolü
(Alm feedback-kontrolle, Fr contrôle par rétroaction, İng feedback control) Bir aygıtın girdi sinyalinden alınan geri bildirimi denetleyen sistem. Girdi-çıktı sinyalleri arasındaki karşılıklı ilişki.
geri odak uzunluğu
(Alm hintere brennweite, Fr longueur focale arrière, distance focale arrière, İng back focal lenght, back focal distance) Objektiflerde en geride yer alan merceğin arka yüzeyinin tepe noktasıyla odak düzlemi arasındaki uzaklık, genellikle -f harfi ile gösterilen mesafe; geri odak mesafesi, geri odak uzaklığı. Bu uzaklık nesne sonsuz konumunda netlendiğinde, optik eksen üzerinde ölçülür. Bu her zaman optik sistemin odak uzunluğuna eşit değildir.
geri odaklı objektif
(Alm retrofokus-objektiv, Fr objectif rétrofocus, İng retrofocus lens) Bir çeşit geniş açılı objektif tasarımı; ters teleobjektif. Bu objektiflerin arka noktası ve odak düzlemi arasındaki alanın uzunluğu, odak uzunluğundan daha büyüktür. Tek objektifli yansıtmalı fotoğraf makinelerinde, aynanın hareketi için bu objektifler gereklidir. Geri odaklı objektifler, görüntünün köşelerine dek düzgün bir aydınltma sağlar.
geri plan
(Alm hintergrund, Fr fond, arrière-plan, İng background) Bir fotoğrafta asıl konunun gerisinde kalan alan. bkz arka alan.
geriden gösterim
(Alm rückprojektion, Fr rétroprojection, İng rear projection) Yarı saydam bir yüzey üzerinde, izleyiciden yana olan yüzeyin gerisinden film ya da fotoğraf gösterim işi. Gösterim yapılan yüzey, gösterim aygıtı ve izleyici arasında yer alır. bkz önden gösterim.
geriye sarma
(Alm zurückspulen, Fr rembobiner, İng rewind) Fotoğraf makinelerinde, pozlanmış filmi kasetine ya da taşıyıcı kabına geri sarma işi.
geriye sarma düğmesi
(Alm rückspul taste, Fr bouton de rembobinage, İng rewind button) Filmli fotoğraf makinelerinde, geriye sarma düzeneğini çalıştıran düzenek.
geriye yansıtıcı
(Alm retro-reflektor, Fr rétro réflecteur, İng retro reflector) Işığı kaynağından geldiği doğrultuda ve fakat ters yöne doğru en az dağılmayla yönelten yüzey ya da aygıt.
germanyum
(Alm germanium, Fr germanium, İng germanium) Kızılötesi ışığı kırma özelliğine sahip yarı iletken madde.
gestalt
(Alm gestalt, Fr gestalt, forme, İng gestalt, shape) Birbirinden bağımsız olan ögeleri psikolojik bir süreç sonucu bütün oluşturacak şekilde gruplandırma eğilimi. Bütün (gestalt), onu oluşturan ögelerden daha büyük ve karmaşıktır. Gestaltı oluşturan ögelerin hepsi bütünle ilişki içindedir.
gezinme
(Alm navigation, Fr navigation, İng navigation) Kullanıcının bir veri tabanı programı içinde dolaşması.
GIF / gif
(Alm grafische oberfläche, Fr interface graphique, İng Graphic Interface - GIF / gif) ABDli CompuServe firması tarafından online (çevrimiçi) durumdayken fotoğrafları kullanabilmek için üretilmiş "grafik arayüz". / (İng Graphics Interchange Format - GIF) Grafik değişim biçimi. Yaygın sayısal görüntü formatlarından biridir. Daha az sayıda rengin barındığı görseller için kullanılan bir format (veri düzenlemesi)'tır. Verilerin 8 bit (en fazla 256 renk) kaydedilmesine izin verdiği için fotoğraf dosyalarında sınırlı olarak kullanılır. Basit hareketli görüntülerin de oluşturulabildiği gif formatı buton ve hareketli kutucuklar için idealdir. Renkli bir zemin üzerine transparan bir şekilde düzenleme yapılmasına da olanak verir. Çok az yer kapladığından genel ağ kullanımı için uygundur. Renk paletinin sınırlı olması ve sıkıştırıldığında renk bilgisinin kaybolması nedeniyle sayısal fotoğrafçılık alanında pek tercih edilmeyen bir formattır. Animasyon (canlandırma)'lar, küçük ve düşük çözünürlüklü film klipleri için uygundur.
gigabayt
(Alm gigabyte, Fr gigabyte, gigaoctet, İng gigabyte) (1 024 x 1 024 x 1 024=) 1073741824 (yaklaşık 1x 109 (1 milyar)) bayt'tan oluşan bilgisayar, disk alanı veya belge boyutu değeri. Simgesi Gb.
gılık
(halk ağzı, -Denizli; Rumeli göçmenleri-İstanbul yöresi) Fotoğraf. bkz kılık.
GIMP
(Alm interferogramm, Fr interférogramme, İng GNU Image Manipulation Program - GIMP) Fotoğraf rötuşlama, görüntü oluşturma ve düzenleme işlemleri için kullanılan, ücretsiz ve açık kaynaklı bir grafik tasarım yazılımıdır. Photoshop'a güçlü bir alternatif olan program; Windows, macOS ve Linux'ta çalışır, katman desteği ve zengin eklentilerle profesyonel çözümler sunar.
girdi çözünürlüğü
(Alm eingabeauflösung, Fr résolution d'entrée, İng input resolution) Tarayıcı, sayısal fotoğraf makineleri gibi aygıtların ayrıntıları ayırma yeteneğinin derecesi. En üst sınırı kullanabilen piksel sayısıyla belirlenir ancak kullanılan optiğin niteliği, parlaklık oluşturan aydınlatma, sürücü sistemindeki hatalar, düşük sistem kontrastı gibi nedenler girdi çözünürlüğünü düşürür.
giriş deliği
(Alm eingangs schüler, Fr élève d'entrée, İng entrance pupil) Göz bebeği girişi. bkz çıkış deliği. bkz göz bebeği girişi.
giriş odak noktası
(Alm vorderer fokus, fokus im objektraum, fokus auf die objektseite, Fr foyer antérieur, se concentrer dans l'espace objet, concentrez-vous sur l'objet, İng anterior focus, focus in the object space, focus on the object side) Cisim alanından optik eksene paralel olarak gelen ışınların merceği geçtikten sonra yakınsadıkları nokta; cisim odak noktası, ön odak noktası, cisim alanı odağı. bkz cisim odak noktası.
girişim
(Alm interferenz, Fr ingérence, İng interference) İki ya da daha fazla dalganın eklenmesi ve birbirinin üstüne binmesiyle enerji düzeyinin değişmesi. Kelebeklerin yanar döner renkleri, Newton halkaları gibi CD yüzeyi üzerinde görülen renkler.
girişim filtresi
(Alm interferenz filter, Fr filtre interférentiel, İng interference filter) Yüksek nitelikte filtre üretmek amacıyla girişime dayanan filtre tasarımı. Çoğu kere ışığı kırmak ve ortaya çıkan ışın demeti arasında girişim oluşturmak amacıyla dikkatlice yerleştirilen iki ince metal filmden oluşur.
girişim rengi
(Alm interferenz farbe, Fr couleur d'interférence, İng interference color) İki ya da daha fazla ışık ışını demetinin girişiminden kaynaklanan, rengin görsel duyumu.
girişimçizim
(Alm interferogramm, Fr interférogramme, İng interferogram) Bir girişimölçerle elde edilen fotoğraf klişesi.
giyotin
(Alm guillotine, Fr guillotine, İng guillotine) Basılan fotoğrafları küçültmek ya da kompozisyona uygun duruma getirmek için düzgünce kesimi amacıyla kullanılan, kağıt kesme aleti.
gizli alıntı
(Alm plagiieren, Fr plagier, İng plagiarise) Fotoğrafçının kendi düşünşel çabasının sonucu olmayan, bir başka fotoğrafçının bir fotoğrafının tamamını ya da bazı bölümlerini olduğu gibi kopyalaması ve kendi ismini yazarak kendi eseriymiş gibi göstermesi, onu sahiplenmesi; aşırma, intihal. Aşırma, hukuksal bakımdan ceza sonucunu doğuran bir işlemdir. bkz alıntı. bkz aşırma. bkz atıf. bkz iktibas. bkz intihal.
gizli görüntü
(Alm latentes bild, Fr image latente, İng latent image) Fotoğraf çekildikten sonra fotoğrafik duyar katta, pozlama sonucunda oluşan ancak gözle görülemeyen görüntü; latent görüntü, gizil görüntü. Duyar kattaki gizil (gizli) görüntü, filmde geliştirme banyosunda; algılayıcıda ise işlendikten sonra görünür gerçek görüntüye dönüşür. / Radyasyona maruz kalan fotoğraf filminde normalde görülmeyen, ancak fotoğraf banyolarından geçirildiği zaman ortaya çıkan görüntü.
gizli görüntü güçlendirmesi
(Alm latenzung, Fr latensification, İng latensification) Filme pozlanmış olan gizli görüntünün, yoğunluğunu ya da kontrastını artırmak amacıyla geliştirme banyosundan önce işlemden geçirme. Çok düşük ışıkta ya da cıva buharında pozlama ya da çeşitli zayıf asitlerle filmi etkileme gibi teknikler kullanılarak yapılır.
glazink
(Alm glasur, Fr glaçage, İng glazink) Fotoğrafa sıcaklık ve basınç altında sert ve parlak cila yapma işlemi. / Cam ya da merceği bir çerçeveye yerleştirme işlemi.
GN
(Alm leitzahlen, Fr Numéros guides, İng Guide Numbers - GN) bkz kılavuz sayılar.
GNU
(Alm GNU ist nicht Unix, Fr GNU n'est pas Unix, İng GNU's Not Unix - GNU) Kullanıcıların yazılımı çalıştırma, inceleme, değiştirme ve paylaşma özgürlüklerine saygı duyan, Unix benzeri, tamamen özgür bir işletim sistemi ve yazılım paketleri koleksiyonu. Richard Stallman tarafından 1983'te başlatılan bu proje, "GNU's Not Unix" (GNU Unix Değildir) ifadesinin kısaltmasıdır ve genellikle Linux çekirdeği ile birlikte kullanılarak (GNU/Linux) sistemleri oluşturur.
gofre filtresi
(İng emboss) Adobe Photoshop stylize (stilize) filtresinin altında bulunur ve görüntünün dış kenarlarının renklerini açık ve koyu değerlere çekere kabarık ya da içe göçük etkisi verir (Filter > Stylize > Emboss).
gök filtresi
(Alm himmels filter, Fr filtre du ciel, İng sky filter) Gökyüzüyle ön alan arasındaki parlaklık farkını azaltmak amacıyla tasarlanmış filtre türü. Gökyüzü filtreleri ile karıştırılmamalıdır. bkz gökyüzü filtresi.
gök günlüğü
(Alm ephemeriden, Fr éphémérides, İng ephemeris) Yılın her günü veya farklı aralıklar için gök cisimleri ve yapay uyduların hesaplanmış konumlarının gösterildiği basılı kitapçık; efemeris. Geçmişte tarihsel olarak gök cisimlerinin pozisyonları tarih ve zaman olarak düzenli aralıklarla kaydedilir ve değerleri baskılı tablolar haline getirilirdi. Modern gök günlüklerinde genellikle astronomik nesneler, yapay uydular ve yerin hareketleri matematiksel modeller şeklinde elektronik olarak hesaplanır. bkz efemeris.
gökkuşağı
(Alm regenbogen, Fr arc-en-ciel, İng rainbow) Gökkuşağı, güneş ışınlarının yağmur damlalarında -veya sis bulutlarında- kırılması ve içten tam yansımasının birlikte etkisi sonucu oluştuğu ve ışık tayfı renklerinin bir yay şeklinde göründüğü meteorolojik bir olay; alkım, ebekuşağı, ebemkuşağı, eleğimsağma, gelinkuşağı, hacılarkuşağı, meryemanakuşağı, yağmurkuşağı, alaimisema (alaim-i sema). Gökkuşaşağının görülebilmesi için Güneş'in gözlemcinin tam arkasında olması gerekir. Gerçekte gökkuşağı bir çember biçiminde oluşur ama yeryüzeyi altında kalan kısmı görülemediği için bir yay biçiminde grülür. Gökkuşağındaki renkler bir spektrum oluşturur. Güneşin ufuktan yüksekliği 52 dereceyi geçerse gökkuşağı oluşmaz. 43 derecenin altında da gökkuşağı oluşamaz. Koşullar gözlem için uygunsa iki kuşak gözlenebilir. İçteki birincil kuşak (dıştan içe doğru kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mor), dıştaki ikincil kuşak (içten dışa doğru kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mor) olarak adlandırılır. İki kuşak arasındaki karanlık bölge Alexander şeridi olarak adlandırılır. İlkesel olarak bir yağmur damlası içerisinde iki içten tam yansımadan fazlasının gerçekleşmesi mümkündür. Birincil ve ikincil gökkuşağı oldukça sık görülürken, üçüncül gökkuşağı son derece nadir görülür. Üçüncül gökkuşağı 40° 20´ açısal yarıçap değerine sahiptir. Üçüncül gökkuşağını oluşturan ışınlar yağmur damlalarında gerçekleşen üç içten yansımayla zayıfladığı ve oluştuğu esnada arka plan ışığının parlaklığından ötürü üçüncül gökkuşaklarının neredeyse tamamı görünmeze yakındır. Gözlemci yer değiştirdikçe gökkuşağının konumu da değişecektir. bkz ikincil gökkuşağı.
gökkuşağı hologramı
(Alm regenbogen hologramm, Fr hologramme arc-en-ciel, İng rainbow hologram) Bakış açısı değişikliğinin görüntünün renk tonundaki değişikliğiyle ortaya çıkan hologramın neden olduğu hologram türü. bkz hologram.
gökyüzü
(Alm himmel, Fr ciel, İng sky) Atmosferin gözle görünen bölümü; hava, feza.
gökyüzü filtresi
(Alm himmelslicht filter, Fr filtre de lumière du ciel, İng sky light filter) Genellikle hafif sarı renkli ve (doğal yoğunluk filtrelerinde olduğu gibi) hafif bir yoğunluk içeren, manzara fotoğraflarının çekiminde yararlanılan bir filtre türü. Belirli dalga boylarındaki renkleri süzerek daha doğal görüntüler elde edilmesini sağlar. bkz gök filtresi.
gölge
(Alm schatten, Fr ombre, İng shadow) Işık geçirmeyen (saydamsız) bir nesnenin üzerine düşen ışığın geçişini engellemesi nedeniyle kendi üstünde (bağlı gölge) ya da kendi dışında, bir başka yüzey üzerinde oluşan (atılan gölge) karanlık bölge. bkz atılan gölge. bkz bağlı gölge. bkz suda yansıma ile gölge farkı. / Pozlama açısından konunun karanlık bölgesi.
gölge çizim
(Alm ischias, Fr sciographique, İng sciagraphic) İngiliz bilim insanı, mucit ve erken fotoğraf öncüsü William Henry Fox Talbot'un geliştirdiği fotoğraf elde etme yöntemi; fotojenik çizim. bkz fotojenik çizim.
gölge filtresi
(İng shadow) Seçilen katmanın veya çizimin altına veya içine gölge düşürmeye yarar. Adobe Photoshop'ta Drop Shadow (Gölge Düşürme) ve Inner Shadow (İçeriye Gölge Düşürme) seçenekleri ile istenen sonuca ulaşılır.
gölge hatası
(Alm farb fehler, Fr erreur de teinte, İng shade error) Koyu camlardaki refraksiyon (kırılma)’dan kaynaklanan optik alet hatası.
gölgeleme
(Alm vignettierung, schattierung, Fr vignettage, ombres, İng vignetting, shading) Karanlık odada baskı aşamasında görüntünün belirli bir bölümünün daha açık tonda olmasını sağlamak için o bölümün daha az pozlanmasını sağlamak.
gölgeli fotoğraf
(Alm schattenfoto, Fr photo d'ombre, İng shadow photo) Gölge ile hacim (oylum), derinlik (üçüncü boyut) etkisinin verildiği fotoğraf.
gölgeli görüntü önleyici filtre
(Alm antivignettierungsfilter, Fr filtre anti-vignettag, İng antivignetting filter) Genellikle geniş açılı objektiflerde kullanılan, merceklerin verdiği değişken ışıkların düzeltilmesi için yoğunluğu derecelendirilmiş depozito taşıyan filtre.
gölgelik
(Alm schatten, Fr ombre, İng shade) Objektifi istenmeyen ışıktan korumak için kullanan koruyucu; güneşlik. Objektifin önüne takılan, ağız kısmı objektifin çapına göre biraz genişçe olan 4-5 cm boyunda bir boru. Sert plastik ya da metalden yapılır, gelen ışığı emmesi (soğurması) amacıyla içi ve dışı mat siyahtır. Gölgeliğin boyu ve çapı, objektifin odak uzunluğuna ve bakış açısına göre değişir. bkz güneşlik.
görme sürerliği
(Alm beständigkeit des sehens, Fr persistance de la vision, İng persistance of vision) bkz görünürde hareket.
görsel
(Alm visuell, Fr visuel, İng visual) Görme duyusuyla ilgili olan, görmeye dayanan. Görme organıyla ilgili olan uyum. Beynin görme algısıyla ilgili alanı, görme merkezi bu kapsam içinde kalır. / Bir konunun -örneğin bir roman ya da şiir gibi- görüntüleme özelliği taşıması.
görsel açı
(Alm sichtwinkel, Fr angle visuel, İng visual angle) bkz görüş açısı.
görsel algı
(Alm visuelle wahrnehmung, Fr perception visuelle, İng visual perception) Görsel duyunun birincil öneme sahip olduğu algılama biçimi. Çevredeki her şeyin, görünür ışığın sağladığı verilerle görme organı yoluyla bilincine varma. Ortaya çıkan algı, görme ve görsel olarak bilinir.
görsel bellek
(Alm visuelles gedächtnis, Fr mémoire visuelle, İng visual memory) Görülen şeyleri bellekte tutabilme yeteneği. Bu şekilde, görülen şeyler zihinsel olarak hatırlanır.
görsel düzen
(Alm visuelle struktur, Fr structure visuelle, İng visual structure) Görsel yapı. bkz görsel yapı.
görsel estetik
(Alm visuelle ästhetik, Fr esthétique visuelle, İng visual aesthetics) Bir görsel yapının, görüntünün daha iyi algılanmasını sağlayan görsel estetik ögelerinin düzenlenmesinin ortaya çıkardığı algılama duygusu.
görsel estetik kuralları
(Alm regeln der visuellen ästhetik, Fr règles d'esthétique visuelle, İng visual aesthetics rules) Bir görsel yapının algılama duygusunu düzenlmek amacıyla uygulanan yöntemler, yaklaşımlar.
görsel estetik ögeler
(Alm visuelle ästhetische elemente, Fr éléments d'esthétique visuelle, İng visual aesthetics elements) bkz görsel ögeler.
görsel iletişim
(Alm visuelle kommunikation, Fr communication visuelle, İng visual communication) Düşünce ve bilginin farklı biçimlerde aktarılmasında görsel yardımcılara bağlı olarak gerçekleşen iletişim.
görsel ögeler
(Alm visuelle elemente, Fr éléments visuels, İng visual elements) Bir görsel yapının görülmesini sağlayan; nokta, çizgi, şekil, yön, ton, renk, doku, boyut, değer, hareket gibi temel yapı elemanları; görsel estetik ögeler. Görsel yapıyı oluşturan ham malzeme. Bir görsel yapının anlatım yöntemini ve algılama duygusu sağlar.
görsel sanatlar
(Alm bildende kunst, Fr arts visuels, İng visual arts) Görme duyusuna yönelik, görsel algılamanın söz konusu olduğu resim, heykel, fotoğraf, sinema, video, mimarlık, oymacılık, dekoratif sanatlar vb sanat dalları.
görsel veri
(Alm visuelle daten, Fr données visuelles, İng visual data) Sayısal bilgilerin görsel olarak görüntülendiği veriler. Bir sayısal fotoğraf, ekran fotoğrafı, bilgisayarda yapılmış bir afiş çalışması vb çeşitli görsel veriler.
görsel yanılsama
(Alm visuelle daten, Fr données visuelles, İng optical illusion) bkz yanılsama.
görsel yapı
(Alm visuelle struktur, Fr structure visuelle, İng visual structure) Fotoğraf ve yüzeyi kullanan görsel sanatlarda, bir konuyu başarılı bir şekilde ifade edebilmek amacıyla, görsel estetik kurallarına dayanarak, iki boyutlu çerçeve içinde oluşturulan görsel algı çabası; görsel düzen.
görsel-işitsel
(Alm audiovisuell, Fr audio-visuel, İng audiovisual) Görme ve işitme duyularıyla ilgili olan; odyovizüel.
görselcik
(Alm miniaturansicht, Fr vignette, İng thumbnail) Görüntü, sayfa düzeni, grafik vb ögelerin düşük çözünürlükteki uyarlaması. bkz kör yazı.
görselleştirme
(Alm visualisierung, Fr visualisation, İng visualization) Fotoğrafta, fotoğraf dilini oluşturan ögeleri görsel yapıda, estetik enerji ve görsel güç oluşturacak biçimde tek tek çekimleri düzenlemeyi tasarlama süreci. Zihinsel olarak görüntülerin oluşturulması.
görünen açı
(Alm scheinbarer blickwinkel, Fr angle visuel apparent, İng apparent visual angle) Nesneden bakana doğru çizilen iki çizgi arasında oluşan aralık. Bu açı nesnenin boyutuna ve bakana olan uzaklığına, ışığın kırılmasına ve nesneye bir optik yoluyla bakılmasına göre değişir.
görünen ışık
(Alm sichtbares licht, Fr lumière visible, İng visible light) Tayfın içinde insan gözünün görebildiği -dalga boyu 400 nm – 700 nm, frekansı 430 THz – 750 THz ve foton enerjisi 3.3 eV – 1.7 eV aralığında olan- ışık dalgaları.
görünen kontrast
(Alm scheinbarer kontrast, Fr contraste apparent, İng apparent contrast) Bir konu ya da nesne üzerindeki en ışıklı ve en karanlık alanlar arasındaki parlaklık algılaması. En yüksek ve en düşük ışıklı alanların parlaklık değeriyle ölçülür.
görünen odak
(Alm virtueller fokus, Fr mise au point virtuelle, İng virtual focus) bkz sanal odak.
görünen parlaklık
(Alm scheinbare leuchtdichte, Fr luminance apparente, İng apparent luminance) Bir optik sistem yoluyla, nesnenin parlaklığını belirlemek. Görünen parlaklığın değişimi, doğrudan kullanılan optik sistemin etkili diyafram değeriyle birlikte ortam ışığının görünen kontraslığına bağlıdır.
görünen tayf
(Alm sichtbares spektrum, Fr spectre visible, İng visible spectrum) Tayfın içinde insan gözünün algılayabildiği -dalga boyu 400 nm – 700 nm, frekansı 430 THz – 750 THz ve foton enerjisi 3.3 eV – 1.7 eV aralığında olan- ışık dalgalarının yer aldığı bölge.
görüntü
(Alm bild, Fr image, İng image) Işık yoluyla yüzey üzerinde ortaya çıkan resim. Işık kaynağından çıkan veya nesneden yansıyan ışık ışınları yoluyla doğrudan, ya da aygıt kullanarak üretilir. Gölgeler ve yansımalar doğrudan ışık yoluyla üretilen görüntülerdir. Karanlık kutu ve teleskopla üretilen görüntülerse aygıt yoluyla üretilen görüntülerdir. / Üçboyutlu nesnelerin ışık kullanılarak yüzey üzerinde elde edilen iki boyutlu sureti/kopyası ya da temsili. bkz gerçek görüntü. bkz sanal görüntü.
görüntü alanı
(Alm feld der fläche, bildbereich, Fr champ de superficie, zone d'image, İng field of area, image area) Fotoğraf makinesi veya kamera objektifinin konumu ve konu ile arasındaki uzaklığa, kullanılan objektifin odak uzaklığına göre değişen, çerçeveyle belirlenen yer. / Görüntünün bakaç içindeki çerçevede kapladığı alan.
görüntü algılayıcısı
(Alm bild sensor, Fr capteur d'images, İng image sensor) Sayısal fotoğraf makinelerinde ışığa duyarlı olan ve görüntünün oluşturulmasını sağlayan bölümdür. CCD veya CMOS tipinde olan bu bölümün kalitesi ve içindeki ışığa duyarlı hücrelerin sayısı elde edilecek fotoğrafın kalitesini ve çözünürlüğünü belirler. Fotoğrafçılıkta CCD ve CMOS gibi görüntü algılayıcı çiplerin genel adıdır.
görüntü bağlılaşım
(Alm Bildzusammenhang, Fr corrélation d'image, İng image coorelation) Bir aygıtın görüntüsünü oluşturmak amacıyla, şablon (kalıp) olarak belirlenen görüntünün, gerçek bir görüntüyle karşılaştırılması. Şablon görüntü, fotoğraf makinesi görüntüsünün üzerine bindirilerek iki görüntünün birbirine uygunluğu belirlenir.
görüntü boyu
(Alm bild größe, Fr taille de l'image, İng image size) Fotoğraf makinesinde kullanılan filmin boyuna göre bu filmin üzerindeki görüntüyü oluşturan resmin çerçevesinin iki kenarı arasındaki uzaklık.
görüntü boyut oranı
(Alm bild seiten verhältnis, Fr rapport hauteur/largeur de l'image, İng image aspect ratio) Bir görüntünün boyunun eniyle karşılaştırılmasıdır. 35 mm formatındaki yatay duran bir filmin görüntüsü 24 mm yüksekliğinde ve 36 mm genişliğindedir ve bu oran “boy/en=3/2”dir. Sayısal fotoğraf makinelerinde bu oran 4/3'tür. bkz görüntü çerçeveleme oranı.
görüntü boyutu
(Alm bild dimension, Fr dimension de l'image, İng image dimension) İki boyutlu yüzey –film ya da fotoğraf kağıdı− üzerinde görsel estetik ögelerini kullanarak yaratılan boyut. Genelde iki boyutlu yüzey üzerinde yanılsama olarak üç boyutlu bir ortam yaratma çabası.
görüntü bozulması
(Alm aberration, bild verformung, Fr aberratio, déformation de l'image, İng aberration, image deformation) Çekilen fotoğrafların genellikle kenarlarında meydana gelen ve objektiflerden kaynaklanan görüntü bozulmaları. Basit objektiflerde meydana gelen başlıca yedi tür görüntü bozulması söz konusudur. Objektiflerin tasarımı sırasında yapılan bazı düzeltmelerle görüntü bozulmaları önlenebilmektedir. Daha küçük diyafram açıklığı seçmek de kimi bozulmaları en aza indirir.
görüntü büyültme
(Alm bild vergrößerung, bild zoomen, Fr grossissement de l'image, zoom d'image, İng image magnification, image zooming) Genellikle görsel yorumlama amaçları için ekrandaki görünümün ölçeğini geliştirmek üzere oluşturulan, bazen diğer bir görüntünün ölçeğine uyarlamak için yapılan bir sayısal görüntü büyültme işlemi. Aynı yolla görüntü küçültme de yapılabilir.
görüntü çerçeveleme oranı
(Alm bildseitenverhältnis, Fr rapport hauteur/largeur de l'image, İng image aspect ratio) Bir görüntüyü sınırlayan çerçevenin eni ile boyu arasındaki bağlantı. aörneğin 35 mm boyutundaki film için görüntünün eni 36 mm, yüksekliği 24 mm ve çerçeve oranı 1/1.5'tur. bkz görüntü boyut oranı.
görüntü çevirici
(Alm bild inverter, Fr inverseur d'image, İng image inverter) Bir görüntüyü ekseni etrafında 180 derece çeviren aygıt.
görüntü çözünürlüğü
(Alm bild auflösung, Fr résolution d'image, İng image resolution) Görüntünün kalitesi, genellikle 640x480, 1024x768, 1280x960, 1600x1200, 2048x1536 gibi sayılar ya da 0.3, 0.8, 1, 2.1, 3.1, 4, 5, 6 milyon piksel şeklinde ifade edilir. Temelde, fotoğraf makinesinde gövde + objektif sisteminin ne kadar ayrıntı verdiğini anlatmak için kullanılır. Fotoğraf makinelerinde, görüntü kalitesinden ziyade görüntünün hangi boyuta kadar büyüyebileceği noktasında fikir verir. Burada algılayıcının verebildiği detay kadar, gövdeye takılı olan objektifin çözebildiği ayrıntı miktarı da önemlidir. Sonuçta oluşan fotoğraftaki çözünürlük toplam piksel sayısına değil, piksellerin kalitesine bağlıdır. Örneğin 12 milyon piksele sahip Canon 5D, zamanımızda yaygınlaşan 16, 18, 20 milyon piksele sahip kompakt makinelerden daha çok çözünürlük verir. 16 milyon pikselli bir gövde ve düşük kaliteli bir objektiften alınacak çözünürlük, 12 milyon pikselli gövde ve yüksek kaliteli bir objektiften düşük olabilir. Photoshop benzeri görüntü işleme programlarında “çözünürlük” bazen baskı çözünürlüğü ile eş anlamlı olarak da kullanılır. bkz DPI.
görüntü dizici
(Alm Bild brief, Fr lettre illustrée, İng image letter) Bilgisayarda, çok yüksek çözünürlükte film ve fotoğraf kağıdı üzerine çıktı sağlayan aygıt. Fotoğraf baskılarında büyük negatifler ya da ara negatifler elde etmek için kullanılır.
görüntü düzeltme
(Alm bild registrierung, Fr enregistrement d'images, İng image registration) Görüntüler üzerinde uygulanan iki boyutlu bir geometrik düzeltme yöntemi.
görüntü düzlemi
(Alm bild ebene, Fr plan image, İng image plane) Sonsuzda olan bir nesnenin görüntüsünün, net olarak ortaya çıktığı iki boyutlu yüzey. Fotoğraf makinesindeki film ya da algılayıcı düzlemi; odak düzlemi. Bu düzlem kuramsal olarak bir düzlem olmasına rağmen uygulama kavisli durumdadır. Genellikle, görüntü ekseni optik eksene göre normaldir. / Bilgisayarda, video grafik ve etkileşimli çok amaçlılıkta, birkaç görüntü katmanından biri.
görüntü eni
(Alm bild breite, Fr largeur de l'image, İng image width) Görüntü boyutunun sınırlarını oluşturan çerçevenin genişliği.
görüntü estetiği
(Alm bild ästhetik, Fr esthétique des images, İng image aesthetics) Görüntüde görsel estetik yoluyla oluşturulan algılama duygusu. Görüntüye anlam ve biçim verebilme konularını içerir. bkz estetik. bkz görsel estetik. bkz medya estetiği.
görüntü işlemci
(Alm bild prozessor, Fr processeur d'images, İng image processor) Bir görüntüyü alan, verilerini sayısallaştıran ve daha sonraki süreçler için düzenlemeye koyan aygıt. Aygıtın bileşenleri, mikroişlemcili bir fotoğraf tarayıcısında oluşur.
görüntü işleme
(Alm Bild verarbeitung, Fr traitement d'images, İng image processing) Sayısal Fotoğraf makinelerinde bir görüntünün makine tarafından yakalanıp kaydedilmesine kadar geçen işlem süreci.
görüntü iyileştirme
(Alm bild verbesserung, Fr amélioration de l'image, İng image enhancement) Bilgisayarda yapılan canlandırma işleminde, görüntülerin bilgisayar yazılımları yoluyla işlenme işi. Bu şekilde görüntü değiştirilir ve geliştirilir.
görüntü kartı
(Alm grafik karte, Fr carte vidéo, İng video card) Bilgisayarlarda monitörün çalışmasını sağlayan ve görüntü işleme gerekli olan programlamayı yürütmek üzere tasarlanmış, ana karta takılan araç.
görüntü kaynağı
(Alm Bil dquelle, Fr source d'images, İng image source) Konunun görüntüsünü video teknolojisiyle üreten aygıtlar. Videonun temel görüntü kaynakları video kamera ve elektronik grafik-animasyon aygıtlarıdır.
görüntü keskinliği
(Alm schärfe, Fr acuité, İng acutance) Duyarlı katman üzerinde görüntüyü oluşturan yoğunluk sınırlarındaki kenar eğimi açısı olup görüntünün seçikliğini (netliğini) belirler. Bu açı büyüdükçe görüntü keskinliği de kaybolur. bkz keskinlik.
görüntü niteliği
(Alm bild qualität, Fr qualité d'image, İng image quality) Bir görüntünün onu oluşturan nesneyle ilişkinleştirilerek değerlendirilmesi. Nesnenin görüntüsünün, o nesneyi fiziksel yapısı ve içinde bulunduğu ortamıyla ilgili olarak ne derecede sunduğunun değerlendirilmesi. Çoğu kere öznel bir durumdur. Bu bağlamda görüntünün; parlaklığı, aydınlatmanın dağılımı, kontrastlığı, çözünürlüğü, görsel düzenlemesi, renk uyumu ve renk dağılımı gibi özellikleri göz önünde tutulur. Optiğin oluşturduğu sapmalar, atmosferdeki tozlar, algılayıcılardan kaynaklanan hatalar, optik sistem ve nesnelerin durumu görüntü niteliğini etkiler.
görüntü oranı
(Alm seiten verhältnis, Fr Rapport hauteur/largeur, İng Aspect Ratio - AR) Fotoğrafın yatay ve dikey boyutunun oranını gösterir. Genellikle kullanılan oranlar 3/2, 4/3, 16/9, 5/4'tür. Kompakt makinelerin çoğu ve m4/3 sistemi 4/3 oranlı görüntü oluştururken DSLR'ler 3/2 oranlı çekimler yapabilir. 16/9 daha çok video çekimlerinde gerçekleşen bir orandır.
görüntü parlaklığı
(Alm Bild helligkeit, Fr luminosité de l'image, İng image brightness) Bir görüntünün optik sistemde görüldüğü halinin parlaklık durumu. Bir aygıtın içinde görülen görüntünün ışıklılığı; nesnenin ışıklılığına optik sistemin iletmesine, sistemin diyafram açıklığına ve kontrastlığı sağlama düzeyine göre değişir.
görüntü sabitleme
(Alm bild stabilisierung, Fr stabilisation d'image, İng image stabilization) Özellikle zumlu teleobjektiflerle çekimlerde, düşük enstantaneyle fotoğraf çekerken makinenin sallanmasını engelleyerek fotoğraflardaki flulaşmayı azaltan yani makinenin hareketinden kaynaklanması olası çekim bozukluklarını engelleyen optik veya sayısal bir sistem; görüntü sabitleme işlemi. bkz bulanıklık önleyici. bkz görüntü sabitleyici. bkz titreşim azaltma.
görüntü sabitleyici
(Alm bild stabilisator, Fr stabilisateur d'image, İng image stabilizer) Görüntü Sabitleyici (IS), Titreşim Azaltma (veya kısaca görüntü sabitleyici olarak da bilinen anti-sarsıntı teknolojisi, fotoğraf makinesi hareketinin fotoğraf görüntüsü üzerindeki etkilerini azaltma yöntemi; titreşim önleyici (İng anti-shake), (İng Vibration Reduction - VR), görüntü dengeleyici (İng image stabilizer). Görüntü sabitleme, objektif veya fotoğraf makinesi gövdesinde sağlanabilir. Fotoğraf makinesi içi görüntü stabilizasyonu, fotoğraf makinesi algılayıcısının fotoğraf makinesi hareketinin ters yönüne hızla kaydıran ve görüntü hareketini etkili bir şekilde ortadan kaldıran "yüzen" mikrodişli bir aşamaya monte edilerek sağlanır. Fotoğraf makinesi içi görüntü sabitleme ile, sistemin avantajları herhangi bir bağlı objektifle gerçekleştirilebilir. Fotoğraf makinesi hareketini iptal etmenin alternatif yolu, objektifin arka kısmında jiroskopik olarak yönlendirilen "yüzen" bir eleman kullanmaktır; bu eleman fotoğraf makinesinin hareketinin ters yönüne hızla kayar. Elbette, her iki süreç de oldukça karmaşıktır ve istenen etkiyi elde etmek için aşırı yüksek hızlı veri işleme ile hassas objektif/algılayıcı hareketleri gerektirir. Görüntü sabitleme teknolojisinin nihai avantajı, bir fotoğraf makinesini el ile tutulmasına olanak sağlaması, görüntü sabitleyicisi olmayan fotoğraf makineleri veya objektif lerden birkaç daha yavaş enstantane hızları olmasıdır.
görüntü sensörü
(Alm bild sensor, Fr capteur d'images, İng image sensor) bkz görüntü algılayıcısı.
görüntü uzaklığı
(Alm bild abstand, Fr distance des images, İng image distance) Bir optik sistemde, mercekle görüntü arasındaki boşluk. Optik eksen üzerinde merceğin arka düğüm noktasını, odaklanan görüntüyle birleştiren çizginin uzunluğu. Bu uzaklık, marcek yakındaki nesneleri netlediğinde artar, uzaktaki nesneleri netlediğinde ise azalır.
görüntü yakalama
(Alm videoaufnahme, Fr capture vidéo, İng video capture) Durgun, hareketsiz görüntü oluşturmak amacıyla bir video filminden bilgi toplama, kayıt yapma işlemi. / Video görüntüsünden fotoğraf karesi oluşturmak amacıyla bilgisayarın temel ana kartına uyan özel kart.
görüntü yoğunlaştırıcı
(Alm Bildverstärker, Fr intensificateur d'image, İng image intensifier) Çok düşük ışık ortamlarında, neredeyse hiç ışık olmayan durumlarda görüntü üreten, optoelektronik aygıt. Işıksız, karanlık bir görüntü, ışık toplayan bir objektifle biraz geliştirilmiş bir görüntü olarak bir ekrana ve daha da geliştirilmiş halde bir başka ekrana yansıtılarak devam eder. Bu şekilde her aşama, gürültü etkisini azaltarak ve yüksek duyarlık sağlamak amacıyla bir önceki aşamanın üzerine yapılandırılır. bkz gürültü.
görüntü yükseltici
(Alm bild verstärker, Fr amplificateur d'images, İng image amplifier) bkz görüntü yoğunlaştırıcı.
görüntü zumlama
(Alm bild vergrößerung, bild zoomen, Fr grossissement de l'image, zoom d'image, İng image magnification, image zooming) bkz görüntü büyültme.
görüntüleme
(Alm bild gebung, ansehen, bilder, Fr mise en image, visualisation, imagerie, İng picturization, viewing, imagery) Görüntü boyutunu oluşturmak için çekimleri, sahneleri ve ayrımları düzenleme. / Konuyu, görüntü olarak verme. / Elektronik kayıt cihazları ile kaydedilmiş ve üretilmiş olan nesnelerin analog veya sayısal ortamdaki gösterimleri ve sunumları, bu şekilde alınan görüntüler. / Optik yöntemlerle film üzerine görüntü almaya yarayan optik görüntüleme sistemleri, elektronik yöntemlerle sayısal görüntü verilerini kaydetmeye yarayan elektronik görüntüleme aletleri ve diğer manyetik medyaların tümüne birden verilen ad. / Çeşitli optik, mekanik ve elektronik kayıt ve gösterim araçlarıyla, yeryüzünde bulunan nesnelerin müştereken temsili amacıyla görüntülerinin alınması yöntemi veya objelerden yayılan enerjinin (termal enerji) bir manyetik bant üzerine kaydedildikten sonra görünür hale getirilmesi işlemi. / Görselleştirme sürecinde tasarlanan konuyu, fotoğraf olarak gerçekleştirme. Görselleştirmenin gerçekleştirilme süreci. Görselleştirmeyi somutlaştırma.
görüntüleme işlemcisi
(Alm anzeigeprozessor, Fr processeur d'affichage, İng display processor) Fotoğrafçılıkta görüntüleme işlemcisi, sayısal veya analog görüntülerin analiz edilmesi ve manipüle edilmesi için kullanılan bir teknoloji; ekran işlemcisi. Bu işlemciler, görüntüleri belirli algoritmalar yardımıyla analiz ederek nesne tespiti, hareket algılama, yüz tanıma gibi işlemleri mümkün kılar. Görüntü işleme, tıbbi görüntüleme, güvenlik, eğlence sektörü ve derin öğrenme tabanlı bilgisayarla görme gibi çeşitli uygulamalarda önemli bir rol oynar.
görüntüleme oranı
(Alm bild rate, Fr taux d'imagerie, İng imaging rate) bkz hiperstereoskopi.
görüntüsel geçiş
(Alm interpunktion, übergang, Fr ponctuation, transition, İng punctuation, transtion) Bir çekimden ardından gelen çekime değişim anında ortaya çıkan geçiş durumu. Kesme, zincirleme, kararma, açılma, silinme vb geçişler.
görünüm
(Alm anzeige, Fr afficher, İng display) Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu; zevahir, fotoğraf, vizyon. / Bir nesneyi, konuyu ya da durumu görüntü olarak somutlaştırma.
görünür ışık
(Alm sichtbares licht, Fr lumière visible, İng visible light) İnsan gözünün algılayabildiği ve 400-700 nm (4.00 × 10−7 - 7.00 × 10−7 m)'lik çok dar bir aralıkta bulunan tüm renkler.
görünürde hareket
(Alm beständigkeit des sehens, Fr persistance de la vision, İng persistance of vision) Gözün ağ tabakasının bir görüntüyü, uyarının kesilmesinden 1/16 saniye sonrasına değin koruyabilmesi; görme sürerliliği. bkz görme sürerliliği.
görünürlük
(Alm intervisibilität, sichtweite, Fr intervisibilité, visibilité, İng intervisibilty, visibility) Pozlama, ışığın film veya sayısal görüntüleme algılayıcısın yüzeyine çarpması durumudur. Pozlama, objektif açıklığından geçen ışık hacmi (f/stop) ile pozlama süresi (deklanşör hızı) birleşmesiyle belirlenir. Doğru pozlama, en iyi şekilde ışıkölçer kullanılarak belirlenir ve manuel, program (otomatik), deklanşör önceliği ve diyafram önceliği gibi çeşitli pozlama modlarında belirlenebilir. / Yoğun siste görünebilen 15-20 metre'den, 50 km'ye değin giden değişik görüş uzaklıkları için hava duruluğu ölçüsü. bkz görüş.
görüş
(Alm sicht, intervisibilität, sichtweite, Fr vue, intervisibilité, visibilité, İng sight, intervisibilty, visibility) Çıplak gözle bir konuya yönelme. Sınırları kesin olmayan bir açıyla gerçekleşir. Konu ve göz arasındaki uzaklık görüşün boyutunu belirler. / (Alm intervisibilität, sichtweite, Fr intervisibilité, visibilité, İng intervisibilty, visibility) Gözle bir şeyi algılama yetisi.
görüş açısı
(Alm blick winkel, betrachtungs winkel, Fr angle de vue, angle de vision, İng angle of view, viewing angle) İnsanının görüş alanını belirleyen iki yarım doğrunun oluşturduğu geometrik biçim. İnsanın çıplak gözle, çevresinde net olarak gördüğü alanın oluşturduğu açı. Görüş açısı, sınırları kesin olarak belirlenmemiş bir açı. Optik sistemlerdeolduğu gibi sınırları kesin olan, değişmez bir açı değildir. Bakış açısıyla karıştırılır. bkz görüş alanı. / Çekilen konudaki objeleri boydan boya görüntüye alabilen açı. Bir objektifin duyar kat (film ya da algılayıcı) üzerine düşürdüğü görüntünün kullanılabilir bölümünü "görebilen" en geniş görüş açısıdır. Bir objektifin pozlama yaptığı ortamdaki alanın (açının) büyüklüğünü simgeler. Bu alan, çekim yapılan nesnenin objektife olan uzaklığına bağlı olarak değişmekle birlikte aynı zamanda kullanılan objektife de bağlıdır. Zum yapıldıkça yani odak değeri (mm cinsinden) arttıkça görüş açısı daralır. Teleobjektiflere oranla geniş açılı objektiflerde görüş açısı daha geniştir.
görüş alanı
(Alm blick winkel, sichtfeld, Fr angle de vue, champ de vision, İng angle of sight, field of sight, field of view) İnsan gözünde, görüş açısının kapsadığı yer. Görüş açısı ve bakış açısının kapsadığı alan. Bu alan, görüş açısı tek gözle ya da çift gözle görmekle ilgili olarak; bakış açısı ise kullanılan objektifin odak uzaklığına göre genişler ya da daralır. Görüş alanı belirli bir anda görülebilen gözlemlenebilir alandır. Gözlerin kafada konumlanmasına göre hayvanların görüş alanı değişiklik gösterir. İnsanlarda görüş alanı yatay ileriye doğru 180 derece, dikey görüş alanı da yaklaşık 180 derecedir. Derinlik algısı için önemli olan binoküler görüş, insan görüş alanının yalnızca 120 derecesini kapsar. Geriye kalan 60 derecede binoküler görüş olmamasının nedeni, her iki gözün de bu kısmı görememesidir. bkz görüş açısı.
görüş boyutu
(Alm sichtmaß, Fr dimension de vue, İng sight dimension) Görüş yoluyla ortaya çıkan açının kapsadığı alan. Konu ve göz arasındaki uzaklığa göre değişir.
görüş hattı
(Alm sichtlinie, Fr ligne de mire, İng line of sight) Bir gözlemcinin, düz bir çizgi boyunca hiçbir engel olmadan görmesi. Gözlemcinin gözlerini baktığı nesneyle birleştiren hayali doğru.
görüşölçer
(Alm optometer, Fr optomètre, İng optometer) Göz merceğinde, ışığın kırılmasında ortaya çıkan görüş bozukluğunu ölçen alet; optometre. bkz optometre.
gost
(Alm geist, Fr fantôme, İng ghost) Ana görüntünün yanındaki yansımayla ortaya çıkan ikinci görüntü. Arka yüzeyli aynalarda yansıyan yüzey ana görüntü iken, camın önündeki yansıma. / Bir görüntüde üst üste gelen bir ya da daha fazla ışık noktası ya da şekiller. / Beyaz ışık bir optik sistemden geçtiğinde oluşan renkler kuşağında görülen, gerçek olmayan renk çizgileri. Işınların düzensiz kırılması ve yayılmasından kaynaklanır.
GOST
(Rus Gossudarstvo - GOST) Devlet Standartları. / Bağımsız Devletler Topluluğu himayesi altında faaliyet gösteren bir bölgesel standartlar organizasyonu. / Eski Sovyetler Birliği zamanında, 1928'den başlayarak Sovyet (şimdi Rusya Federasyonu) standartlarına göre filmlerin ışığa karşı duyarlılıklarını belirleyen değerler. 1987'de ISO ile uyumlandırıldı.
gösterim
(Alm vorsprung, Fr projection, İng projection) Bir görüntünün görülmesini sağlamak amacıyla, optik aygıtlar ve ışık kullanılarak belirli bir yüzey üzerinde gösterilmesi. Genellikle yüzey üzerinde gösterilen görüntü, asıl görüntüden çok büyüktür. / Negatif filmden, büyük baskılar yapma süreci. Kullanılan fotoğraf kağıdı bu gösterim için tasarlanmıştır. / Gösterim için tasarlanmış objektif ve araçlar.
gösterim bozukluğu
(Alm projektive verzerrung, Fr distorsion projective, İng projective distortion) Gösterim yaparken, gösterim yüzeyi üzerindeki görüntüde ortaya çıkan bozukluk. Gösterim aygıtıyla, gösterim yüzeyinin birbirleriyle doğru konumda olmamasından kaynaklanır.
gövde
(Alm körper, Fr corps, İng body) Fotoğraf makinesinin objektif, harici flaş, batarya, bellek kartı gibi ögelerinin dışında kalan kasasına verilen ad.
göz
(Alm auge, Fr œil, İng eye) Görme organı. İnsan gözü, önünde kornea, iris ve gözmerceğinden oluşan, 24 mm çapında küre şeklinde bir biçime sahiptir. Göze gelen ışık ışınlarının kornea dış bükey yapısıyla odaklanmasını sağlarken iris de daralıp genişleyen bir delik şeklindeki açıklıkla miktarını ayarlar. Göz kürenin içine giren ışık ışınları, ışığa duyarlı hücrelerin yer aldığı ağ tabakaya ulaşır ve görüntü, ağ tabakada 0.3 mm'lik bir alan üzerinde ters olarak oluşur. Normal bir insan gözünün odak uzunluğu 16 mm'dir. Optik bir diyafram gibi çalışan irisin oluşturduğu deliğe “göz bebeği” adı verilir. Göz bebeği f4'ten f8'e hızla ayarlama yapabilir ancak f1.8'den f12'ye ayarlamak uzun sürer. İnsan gözünün görme keskinliği, ayırt etme yeteneği 0.0003 radyandır. bkz çubuklar. bkz ışık uyumu.
göz aralığı
(Alm interpupillenabstand, Fr distance interpupillaire, İng interpupillary distance) Uzaktaki bir nesneye bakarken iki göz bebeği arasındaki uzaklık. Bu uzaklık, 62-64 mm kadardır. / Dürbün ya da iki gözlü mikroskoplarda, aygıtların çıkış gözlerinin arasındaki ayrım. Kullanıcı, kendi gözlerine göre ayarlar.
göz arası mesafesi
(Alm inter-schüler, Fr nter-élèves, İng inter pupillaj) bkz gözler arası mesafe.
göz atıcı
(Alm browser, Fr navigateur, İng browser) HTML dosyalarını okuyan ayrıca e-posta okuma özelliği olan, Worl Wide Web (www)'nin üzerinde arama yapan, bilgi ileterek görüntülenmesini sağlayan yazılım; tarayıcı, web tarayıcı. İnternette milyonlarca bilgisayar üzerindeki birbirine bağlı web sayfalarına ulaşmak için bu yazılımlar kullanılır.
göz atmak
(Alm durchsuchen, Fr parcourir, İng browse) Kesin bir tarama biçimi olmaksızın fotoğraflara ve web sayfalarına göz gezdirmek. Bu yazılım, bir bakışta çok fazla bilgi sağlar. Örneğin gerektiğinde düşük çözünürlükteki bir görüntüden hızlı bir şekilde yüksek çözünürlükteki bir dosyaya geçişi sağlar.
göz bebeği
(Alm pupille, Fr pupille, İng pupil, pupilla) Omurgalı gözünde, göz merceğinin tam ortasında bulunan ve ışığın göze girerek ağ tabakasına ulaşmasını sağlayan, ışığın azlığına veya çokluğuna göre irisin çevresindeki silli yapının kasılması ile genişliği değişen, aydınlıkta daralan, karanlıkta genişleyen küçük açıklık, yuvarlak delik; bebek, giriş bebeği, çıkış bebeği, göz bebeği, pupil, hadeka. / Optik sistemlerde, içinden ışığın girdiği açıklık; diyafram. bkz diyafram.
göz bebeği çıkışı
(Alm austrittsschüler, Fr sortie d'élève, İng exit pupil) Çıkış deliği.
göz bebeği girişi
(Alm eingangs schüler, Fr élève d'entrée, İng entrance pupil) Objektifin önünden bakıldığında optik sistem içinde görülen delik; giriş deliği. Işığın fotoğraf makinesine girmesini sağlar. Bu deliğin çapı objektifin diyafram açıklığıyla aynıdır. bkz çıkış deliği. bkz f/sayısı.
göz çukuru
(Alm ovea, Fr ové, İng fovea) Gözün ağ tabakasında “sarı nokta” olarak adlandırılan bölgenin çukurlaşmış orta kısmı. Görmenin en keskin olduğu yer. Göz çukurunun çapı 1.5 mm ve görüş alanı yaklaşık 5 derecedir.
göz gezdirme olanağı
(Alm browser, Fr navigateur, İng browser) Kullanıcıların veri tabanı içindeki konu başlıklarını kısa sürede taramasını sağlayan olanak.
göz koruyucu
(Alm augenschutz, Fr protège-yeux, İng eye guard) Bakaçlarda, gözyerine takılan kauçuk ya da plastikten yapılmış, taç yaprak biçimli yardımcı donanım. Gözü doğru görme uzaklığında tutar ve sapan ışığın bakaca girmesini engeller.
göz merceği
(Alm okular, Fr oculaire, İng ocular) Gözün ön tarafındaki, mercek biçimindeki saydam organ. anesnelerin görüntüsünün ağ tabakaya dişmesini sağlar. / (Alm kristalline linse, Fr cristallin, İng crystalline lens) İnsan gözünde yer alan mercek türü. İki yüzü de dışbükey olan mercek. irisin hemen arkasında yer alır. / (Alm augenlinse, Fr lentille oculaire, İng eye lens) Bakacın, kullanıcının gözüne en yakın bölümü.
göz seğirmesi
(Alm nystagmus, Fr nystagmus, İng nystagmus) Gözlerin istem dışı istemsiz ve ritmik hareketlerle titremesi durumu; göz titremsi, nistagmus. Bu durum, göz ile beyin arasındaki yanlış iletişimden kaynaklanır ve gözlerin sağa, sola, yukarı veya aşağı yönde hareket etmesine neden olabilir. Nistagmus, doğuştan gelen veya sonradan gelişen olası sağlık durumlarıyla ilişkilendirilebilir ve denge kaybı, bulanık görme gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Tedavi, altta yatan nedenlere bağlı olarak değişiklik gösterebilir ve göz doktoru tarafından teşhis edilmesi gereken bir durumdur.
göz seviyesi
(Alm augenhöhe, blick auf augenhöhe, Fr niveau des yeux, regarder à hauteur des yeux, İng eye level, looking from eye level) Fotoğraf makinesinin konuya insanın göz düzeyinden bakması.
göz testi
(Alm sehtest, Fr examen de la vue, İng eye test) Göz testi, bireylerin görme yeteneklerini değerlendirmeye yönelik uygulanan bir yöntemdir. Bu testlerde farklı harf ve semboller kullanılarak görme keskinliği ölçülür. Snellen, LogMAR ve Tumbling E (E harfi testi) gibi yöntemler, göz sağlığını koruma açısından önemli araçlardır. Bu testler genellikle optometristler ve göz doktorları tarafından gerçekleştirilir. Göz testlerinde kullanılan harfler, görme keskinliğini ölçmek için özel olarak tasarlanmıştır. bkz LogMAR tablosu. bkz Snellen Tablosu. bkz E harfi testi.
göz titremesi
(Alm nystagmus, Fr nystagmus, İng nystagmus) Gözlerin istem dışı istemsiz ve ritmik hareketlerle titremesi durumu; göz seğirmesi, nistagmus. Bu durum, göz ile beyin arasındaki yanlış iletişimden kaynaklanır ve gözlerin sağa, sola, yukarı veya aşağı yönde hareket etmesine neden olabilir. bkz göz seğirmesi.
göz uzaklığı
(Alm augenabstand, Fr soulagement des yeux, İng eye relief) Bakaç optiğinde, bakacın en arkasındaki mercekle odak düzlemi arasındaki uzaklık.
gözden geçirme
(Alm durchgehen, Fr traverser, İng walk through) Bilgisayardaki bir görüntü, web sayfası ya da benzeri tasarımların çıkış birimlerini oluşturmak amacıyla nasıl kullanıldığının adım adım anlatımı.
gözlem
(Alm beobachtung, Fr observation, İng observation) Bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi; müşahede. / Bir gök cismini, bir gök olayını çıplak gözle veya bir araç yardımıyla izleyerek görülen değerleri tespit etme işlemi; rasat.
gözlem yönü
(Alm sichtlinie, blickrichtung, Fr ligne de mire, direction de visualisation, İng line of sight, viewing direction) bkz bakış doğrultusu.
gözleme ekseni
(Alm beobachtungsachse, Fr axe d'observation, İng observation axis) bkz fotoğraf makinesi ekseni.
gözleme merceği
(Alm okular, Fr oculaire, İng eyepiece) Herhangi bir optik alette göze en yakın noktada bulunan, göz bazı ayarlama düzeneğini de içinde bulunduran, görüntülerin göze sunulmasına ve görüntünün oluşturulmasına olanak sağlayan bir mercek elemanı; adesei ayniye (adese-i ayniye), gözleme merceği. bkz oküler.
gözler arası mesafe
(Alm interokular, Fr interoculaire, İng interocular) Bir insanın iki gözü arasındaki mesafe; göz tabanı (göz bazı). / Optik cihazlarda bir çift göz ile sisteme bakmak amacıyla kullanılan okülerler arası mesafe.
gözlükçü
(Alm optiker, Fr opticien, İng optician) Gözlük satan veya onaran kimse; optik, optisyen. / Numaralı gözlük camını reçeteye bağlı olarak kullanıma hazırlayan kimse; optik, optisyen. / Gözlük satılan ve onarılan iş yeri; optik.
gözün görüş açısı
(Alm blickwinkel des Auges, Fr angle de vision des yeux, İng eye viewing angle) Tek göz merceğinin yatayda yaklaşık 200° ve düşeyde 115°'ye sahip olan görüş açısı; bakış açısı. Sağ ve sol gözün birlikte üç boyutlu olarak gördüğü görüş alanı ise 114° civarında olup, göz merceği bu bakımdan geniş açılı (balıkgözü) bir objektif sayılır. Bunun dışında kalan alan iki boyutlu olarak görünür.
gözün intikal hızı
(Alm übertragungsgeschwindigkeit des auges, Fr vitesse de transmission oculaire, İng eye transmission velocity, eye transmission speed) Gözün herhangi bir görüntüyü net olarak görebilme hızı. Gözün bir görüntüyü görebilme hızı ortalama olarak 1/30 saniye'dir. Yani göz, değişim hızı 1/30 saniye'den daha az olan, diğer bir deyimle, bu süreden daha hızlı bir şekilde hareket eden nesne, olay ve hareketleri fark edemez.
gözün net görme alanı
(Alm augenklares sichtfeld, Fr champ de vision dégagé pour les yeux, İng eye clear viewing field) Tek gözün cisimlere, nesnelere bakarken cisimler üzerinde net olarak görebildiği alanın açı cinsinden karşılığı. Gözün görüş açısı içinde gözün net görme alanı 2-3° civarındadır.
gözyeri
(Alm okular, Fr oculaire, İng eyepiece) Bakacın göz yerleştirilen bölümü. Optik sistem yoluyla objektifin sağladığı görüntüyü göze aktarır.
gözyeri ayarı
(Alm messendes okular, Fr oculaire de mesure, İng measuring eyepiece) Mikroskoplarda kullanılan göz uzaklığı ayarı. / Fotoğraf makinesinin bakacını kullanıcının göz numarasına göre ayarlaması; Bazı fotoğraf makinelerinin vizörünün (bakacının) hemen yanında bulunan ve ± 2.5 arasında göz kusurunu telafi ederek gözlüksüz netleme yapmaya olanak tanıyan düzenek; diyopter düzeltmesi diyoptri ayarı, gözyeri ayarı. Bu ayar, fotoğrafçının çektiği görüntülerin netliğini ve odak doğruluğunu artırmak için kritik öneme sahiptir. Unutulmamalıdır ki, diyopter ayarları kusurlu gözün sorununa çare değildir. Gözü kusursuz olan kullanıcının da, gözü kusurlu olanın da diyopter ayarını uygun konuma getirerek gözüne uyarlaması, özellikle manuel netlemede sorun yaşamaması için gereklidir. bkz diyoptri ayarı. bkz diyopter düzeltmesi.
gözyeri merceği
(Alm okular linse, Fr lentille d'oculaire, İng eyepiece lens) Fotoğraf makinesinde bakaç sistemi içinde yer alan mercek türü.
GPS
(Alm Globales Positionierungssystem inse, Fr système de positionnement global, İng Global Positioning System) Dünya yörüngesindeki uyduları kullanarak herhangi bir hava koşulunda, 24 saat boyunca hassas konum, hız ve zaman bilgilerini sağlayan ABD yapımı uydu tabanlı bir radyo-navigasyon sistemi; Küresel Konumlandırma Sistemi. Telefonlar, araçlar ve askeri sistemler, uydulardan gelen sinyalleri alarak konumu hesaplar. Sistem, GPS; uzaydaki uydular, yer kontrol istasyonları ve kullanıcı alıcıları (telefon, GPS cihazı) olmak üzere üç bölümden oluşur. Dünya çevresinde dönen en az 24 uydudan oluşan bir ağdan yararlanır. Alıcı cihaz, en az 4 farklı uydudan gelen sinyaller arasındaki zaman farkını ölçerek kişi veya nesnenin nerede olduğunuzu (enlem, boylam, yükseklik) hesaplar. Üç uydu konumu belirlemek, dördüncü uydu ise alıcının saat hatasını düzeltmek ve daha doğru konumlandırma sağlamak için kullanılır. Bu koordinatlar, fotoğrafın çekildiği yere dair doğru referans noktaları olarak sayısal görüntülerin başlıklarına gömülebilir. Sistem, araç, denizcilik ve havacılık navigasyon sistemleri; araç takibi, kargo takibi ve kişi/evcil hayvan takibi; Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve hassas haritalama çalışmaları ile bankacılık sistemleri, haberleşme ağları ve enerji şebekeleri için hassas zaman senkronizasyonu amacıyla kullanılır. GPS teknolojisi, günümüzde haritalama uygulamalarından lojistik sektörüne kadar günlük hayatın ve endüstrinin vazgeçilmez bir parçasıdır.
GPU
(Alm Grafik verarbeitungsein heit, Fr Unité de Traitement Graphique, İng Graphics Processing Unit - GPU) Kişisel bilgisayar, iş istasyonları veya oyun konsollarında grafik yaratımı için kullanılan aygıttır. Modern GPU'lar bilgisayar grafiklerini işleme ve göstermekte son derece verimlidir ve yüksek paralel yapıları kompleks algoritmalar için CPU'dan daha etkin kılar. GPU ekran kartının hemen üstünde olabileceği gibi anakarta entegre halde de olabilir.
gradasyon
(Alm gradation, Fr gradation, İng gradation) Bir görüntüde bulunan renk değerlerinin grafik olarak ifadesi; gradasyon, gri tonlaması. Filmin sertlik ve yumuşaklık bakımından erişebileceği maksimum siyahlanma derecesi. bkz gri tonlaması. bkz kerteleme eğrisi.
gradiyent
(Alm gradient, Fr pente, İng gradient) Filmde, pozlamayla birlikte yoğunluktaki değişim oranı. / Sayısal görüntüde, piksel yoğunluğundaki değişimin oranı.
gradiyent indeks (indis) merceği
(Alm linse mit gradienten index, Fr gradient index lens, İng gradient index lens) Kırılma indisi bir eksen ya da yön boyunca değişen optik bileşeni.
grafik
(Alm diagramm, Fr graphique, İng graph, graphic, chart) Bir olayın çeşitli durumlarını göstermeye veya birkaç şey arasında karşılaştırma yapmaya yarayan çizgilerden oluşmuş biçim; çizge. / Biçim, desen veya çizgilerle gösterme.
grafik fotoğraf makinesi
(Alm Grafikkamera, Fr graphic camera, İng graphic camera) Matbaa için yüksek kontrastlı film üretmekte kullanılan fotoğraf makinesi. Teknolojinin gelişimiyle birlikte günümüzde bu fotoğraf makinesi yerine tarayıcılar kullanılmaktadır.
grafik kalem filtresi
(İng graphic pen) Adobe Photoshop sketch (çizim) filtresinin altında bulunur ve görüntüdeki ayrıntıları aktarabilecek şekilde ince ve düz çizgiler kullanır (Filter > Sketch > Graphic Pen).
grafik kullanıcı ara yüzü
(Alm grafische benutzeroberfläche, Fr interface utilisateur graphique, İng graphical user interface) bkz GUI.
grafik sanatı
(Alm grafik, Fr arts graphiques, İng graphic arts) Grafik sanatı, görsel sanatların bir parçası olup, bir fikri veya mesajı çizim, illüstrasyon, baskı teknikleri ve sayısal tasarım araçlarıyla görsel bir dile dönüştürür. Grafik sanat, estetik ve iletişim açısından önemlidir; çünkü bilgiyi estetik bir formda sunarak, duygular uyandırır ve mesajları daha etkili bir şekilde iletmeye yardımcı olur. Grafik sanat, baskı, serigrafi, tipografi gibi çeşitli teknikleri içerir ve reklamcılık, yayıncılık ve sayısal medya gibi birçok alanda kullanılır.
grafik tablet
(Alm grafik tablett, Fr tablette graphique, İng graphics tablet) Bilgisayarda grafik, resim ya da görüntü yönlendirmeyi amaçlayan programlar kullanırken imleç ya da fırçanın tam kontrolünü sağlayan araç. Bilgisayara bağlı, elektrostatik olarak şarj olan (yüklenen) düz bir panodan ve kalemden oluşur. Sistem, kalem ucun ayapılan baskı ya duyarlıdır. Kalemin hareketi ekrandaki imlecin hareketleriyle uyumludur.
grafiksel fotoğraf
(Alm grafisches foto, Fr photo graphique, İng graphic photo) Üç boyutlu modeli iki boyutlu düzleme aktarırken grafik ögelerin öne çıkarıldığı, derinliğin ışık ve gölge ile sağlandığı fotoğraf yaklaşımı.
granülarite
(Alm granularit, körnigkeit ät, Fr granularité, İng granularity, graininess) Granülarite, granüllülük. bkz grenlilik.
Grassman yasaları
(Alm Grassmanngesetze, Fr lois Grassmann, İng Grassmann's laws) Alman bilim adamı, fizikçi, matematikçi ve dilbilimci Hermann Günther Grassmann tarafından belirlenmiş olan renk ve katmalı renk karışımları üzerine ampirik çalışmaları kapsayan yasalar bütünü. Birinci yasa, bir rengi belirlemek için birbirinden ayrı olan üç değişkene gereksinim vardır. Herhangi bir renk, öbür üç rengin karışımına uygundur ancak bu üç renkten hiçbiri öbür ikisinin karışımıyla elde edilemez. İkinci yasa, katmalı bir renk karışışımında, renk tayfı özellikleri değil; kırmızı, yeşil ve mavi bileşenler önemlidir. Harhangi iki rengin karışımı, öbür üç rengin karışımı eklenerek eşleştirilebilir. Bir karışım birinci renkle eşleşirken öbür karışım renklerin ikincisiyle eşleşir. Üçüncü yasa, görülmesi mümkün olduğu sürece renk eşleştirme bütün ışık seviyesinde devam eder.
gravür etkisi
(İng mezzotint) Adobe Photoshop pixelate (pikselleştirme) filtresinin altında bulunur ve görüntünün içerdiği renkleri çizgi, nokta gibi seçenekler ile tam doygun hale getirir.
Gregorian teleskobu
(Alm Gregorianisches teleskop, Fr télescope Grégorien, İng Gregorian telescope) Küresel içbükey (çukur) aynanın kullanıldığı teleskop tasarımı.
gren
(Alm getreide, Fr grain, İng grain) Fotoğraf filmi üzerinde fotoğrafı oluşturan en küçük öge gümüş tanecikleri; zerrecikler. / Baskılar üzerinde görüntüyü oluşturan noktalar; zerrecikler. Bunlar ışıklandırılıp geliştirildikten sonra siyah metalik gümüş zerreciklerine dönüşerek görüntüyü oluştururlar. Yavaş filmler (düşük ISO/ASA değerli filmler, örneğin 25 ISO, 50 ISO) küçük grenlidirler ve oluşturdukları görüntü keskindir. Bunun tersi olarak hızlı filmler (yüksek ISO/ASA değerli filmler, örneğin 400 ISO, 800 ISO) büyük grenlidirler ve oluşturdukları görüntü keskin değildir; grenler görüntü üzerinde seçilebilir. Baskı aşamasında negatif ne kadar çok büyütülürse grenler de o kadar belirginleşir. Baskının nötr tonlarının hakim olduğu bölgelerinde daha belirgin görünür. bkz zerrecik. bkz kumlanma. / Kağıdın yüzeyinin pürüzlülük derece ve tipinin bir izlenimi. / Fotoğraf baskısında, siyah beyaz fotoğraf kağıtlarındagörüntüyü oluşturan tek tek noktalar. Renkli filmlerde boyar madde kümesi arasındaki boşluklardan ışığın geçerek fotoğraf kağıdını pozlamasıyla ortaya çıkar. / Kağıt yüzey dokusu. Kağıdın üretimi ya da perdahlanması aşamasında yapılır. bkz kümelenme.
gren filtresi
(İng grain) Adobe Photoshop texture (doku) filtresinin altında bulunur ve görüntüye farklı çeşitlerde gren ekler. Bu çeşitler arasında yumuşak, kontrast, genişletilmiş, yatay, dikey gibi seçenekler bulunur (Filter > Texture > Grain).
grenlenme
(Alm körnigkeit, Fr granularité, İng graininess) Görüntü ışığa duyarlı gümüş halejenür partiküller veya boya molekülleri aracılığıyla film üzerine gizli görüntü olarak işlenir. Görüntünün fazla büyütülmesi durumunda bu yapı (gren) gözle görülür. Görüntü ne kadar büyütülürse o denli göze çarpar, büyük boy baskılara ve slaytlara büyüteçle bakıldığında kolayca görülür. Düşük ISO'lu (yavaş) filmler, yüksek ISO'lu (hızlı) filmlere oranla daha küçük grenlere sahiptir. Grenlenme, “taneciklenme” olarak da adlandırılır. Sayısal fotoğrafta benzer durum “kumlanma” olarak adlandırılır. bkz grenlilik. bkz kumlanma.
grenlilik
(Alm granularität, Fr granularité, grain, İng granularity, graininess) Işıklama, yıkama ve saptama sonunda emülsiyon içinde yer alan tanecik sayısının ve ortalama boyutunun yüzey birimine oranı, özellikle büyültmelerde kendini gösteren ve yıkama işlemine uğrayan taneciklerin birbirine yapışması veya üst üste birikmesinden kaynaklanan öznel görüntü izlenimi; granülarite, pürüzlülük. Banyo işlemleri tamamlanmış filmin grenlerinin bir araya toplanmasından veya üst üste bindirilmesinden oluşan, fotoğrafik bir görüntünün grenliliği. Grenliliği yüksek olan bir görüntüde, görüntü sanki noktalardan oluşmuş izlenimi verir. bkz grenlenme. bkz kumlanma.
grenlilik ölçüsü
(Alm granularität, Fr granularité, İng granulaity, granularity) Fotoğrafik malzemelerin ışığa duyarlı yüzeylerindeki gren boyutunun, pozlama ve banyo işlemleri sonrasındaki değişimi ya da çeşitliliğin niceliği; ayrıntı düzeyi.
Grenz ışınları
(Alm Grenzstrahlen, Fr rayons Grenz, İng Grenz rays) Yumuşak X ışınları. Dalga boyu olarak ultraviyole (morötesi) ışınlara yakın ve gücü azdır. Radyo-transparan maddeleri şekillendirmek için kullanılır.
gri
(Alm grau, Fr gris , İng gray) Beyaz ve siyah arasındaki renk, kül rengi. Bir ışık renginin özü olan temel renk çıkarıldığında görülen renk. Örneğin kırmızı renkten kırmızı çıkarıldığında sadece gri renk görülür. / Beyaz ve siyah arasındaki parlaklığın her bir tonu. / Bir merceğin, parlatma işleminden önceki görünümü. / Radyasyon emiliminin birimi.
gri bileşen
(Alm graue komponente, Fr composant gris, İng gray component) Boyaların, mürekkebin ve filtrelerin karışımının, renk doygunluğunu azaltmak ya da seyreltmek işlevi. Genellikle üç renk sistemindeki iki ayrı rengi varsa; bu renk, toplam rengin doygunluğunu ya da yoğunluğunu azaltma eğiliminde olur. Katmalı renk sisteminde gri bileşen, rengi açar. Çıkarmalı renk sisteminde gri bileşen rengi koyultur. bkz UCR.
gri düzeyi
(Alm graustufe, Fr niveau de gris, İng gray level) Fotoğrafı dijital (sayısal) olarak oluşturan her bir pikselin siyahtan beyaz doğru olan parlaklık seviyesidir. 0 noktası siyahı, 255 noktası beyazı ifade eder. Bu arada kalan değerler diğer düzeyleri ifade eder.
gri eğimi
(Alm graue rampe, Fr rampe grise, İng gray ramp) Cyan (siyan), Magenta (macenta), Yellow (sarı) ve Key (Black) - CMYK ya da Hexachrome ayrımları sürecinde, siyahın ortaya çıkışını tanımlayan ayar.
gri filtre
(Alm neutraldichtefilter, Fr neutral density filter, İng neutral density filter) bkz gri ölçeği.
gri kart
(Alm graue karte, graustufen , Fr carte grise, niveaux de gris, İng gray card, grayscale) Poz ölçümünde, daha çok beyaz ayarını doğru yapmak için kullanılan gri renkli kart. Orijinali 20 cm×25.5 cm boyutunda ve 32 mm kalınlığında, ön yüzü beyaz ışığın % 18'ini yansıtan gri renkli, arka yüzü ise beyaz ışığın % 90'ını yansıtan yüzeylerden oluşan bir kart; “Kodak nötr test kartı”. Modern fotoğraf makinelerinde bazen bu kart yerine tam beyaz bir yerden beyaz okuması alınması daha iyi sonuç verebilir. bkz gri ölçeği.
gri kontak tram
(Alm grauer kontakt bildschirm, Fr écran de contact gris, İng gray contact screen) Matbaacılıkta; hem yalnız siyah-beyaz, hem de renkli orijinallerden veya yarıton negatiflerden pozitif tramlama.
gri ölçeği
(Alm graustufen, Fr niveaux de gris, İng grayscale) Siyah-beyaz dokümanları tarama modu. En açık gri ton değeri olan beyazdan başlayarak en koyu gri ton değeri olan siyaha kadar farklı gri ton değerlerini dereceli olarak gösteren ölçek; gri kart, gri skala. Genellikle beyazdan siyaha kadar on farklı gri ton değerini içerir. bkz yoğunlukölçer.
gri ölçeği değişimi
(Alm graustufen modifikation, Fr modification des niveaux de gris, İng grayscale modification) Bir tür görüntü yönlendirmesi. Parlaklık değerlerini ya da bütün renk kanallarını aynı anda ve aynı oranda değiştirme. Bu şekilde, her pikselin parlaklık değeri mümkün olan aralıkta belli bir dereceye kadar benzer bir parlaklık değeriyle değişir.
gri ölçeği görüntü
(Alm graustufenbild, Fr image en niveaux de gris, İng grayscale image) Sadece aydınlık değerinden oluşan, renk bilgisi olmayan görüntü türü. / Parlaklık değerinden daha fazla değere sahip piksellerden oluşan tek kanallı sayısal görüntü türü. bkz biteşlemli.
gri seviyesi
(Alm grau stufe, Fr niveau de gris, İng gray level) Negatif görüntü ya da pozitif fotoğrafın, bir piksel ya da piksel grubunun göze çarpan parlaklık seviyesi ya da değeri. bkz gri ölçeği.
gri skala
(Alm grau stufen, Fr échelle de gris, İng gray scale) bkz gri ölçeği.
gri ton
(Alm graut on, Fr ton gris, İng gray tone) Gri rengin ayırt edilebilen yoğunluğu. Açık ya da koyu gri renk.
gri ton değeri
(Alm grautonwert, Fr valeur du ton de gris, İng gray tone value) Gri tonu ifade etmek için kullanılır.
gri ton modu
(İng grayscale) Görüntünün tamamen siyah-beyaz olduğu renk modu. Siyahtan beyaza dığru tüm tonların bulunduğu bu renk modunun baskıda elde edilmesinde sadece siyah mürekkep kullanılır (Adobe Photoshop > Image > Mode > Grayscale).
gri tonlaması
(Alm gradation, Fr gradation, İng gradation, grade) Bir görüntünün sahip olduğu gri tonlarının sayısal olarak miktarı. Yumuşak görüntüde, çok sayıda gri tonu (siyahsız ve beyazsız); normal görüntüde siyah ve beyazın da bulunduğu normal sayıda gri tonu; kontrast görüntüde ise siyah, beyaz ve az sayıda gri tonu vardır.
grit
(Alm netz, Fr grille, İng grid) Belli açılarla yatay ve düşey çizgilerin oluşturduğu düzenleme. Fotoğraf makinesinde, bakaçta nesnelerin doğru şekilde yerleştirilmesinde; bilgisayarda, hazırlanmış olan bir sayfanın sütun genişliği, sınır boşluğu, aralık vb ögelerinin düzenlenmesi amacıyla kullanılır. / İki boyutlu diziliş. bkz algılayıcı düzeni.
güç
(Alm leistung, Fr pouvoir, İng power) Bir sistemden öbürüne enerji aktarım oranı. Genel olarak watt değeriyle ölçülür. Elektrik motorlarında olduğu gibi. Işık kaynaklarında lümen (İng lumen) değeriyle ölçülür. / Optik aygıtlarla, optik sistemin görüntüyü büyültmr gücü. / Merceklerin, ışığı eğme yeterliliğinin ölçümü. / Teleobjektiflerde, odak uzunluğunun geri odak uzunluğuna oranı. / Bir aygıt için enerji kaynağı sağlamak. Örneğin fotoğraf makinelerine takılan NiMH güç kaynağı.
güç kaynağı
(Alm stromversorgung, Fr alimentation, İng power supply) Belirli bir aygıtın doğru ve düzenli çalışması için akımın ve gerilimin niteliği. / Güç sağlanılan aygıt için uygun gerilim ve akıma AC desteği uyarlayan ünite. Güç kaynağı, güç dalgalanmalarını önlemek ya da aygıta sağlanılan gücü dengelemek için de tasarlanır.
güç paketi
(Alm netzteil, Fr bloc d'alimentation, İng power pack) Elektronik flaş ünitelerini kontrol etmek amacıyla kullanılan elektrik aygıtları.
güç tayfı
(Alm leistungs spektrum, Fr spectre de puissance, İng power spectrum) Belirli bir ışık kaynağı için bu dalga boyunda, ışığın “dalga boyu” ile “yayma gücü” arasındaki ilişkinin grafiksel sunumu.
güç yitirme
(Alm dämpfung, Fr atténuation, İng attenuation) Fizikte, bir ortam içindeki akışın ortama bağlı olarak yoğunluğunu giderek yitirme durumu. / Optikte, ışınların uzaklığın karesiyle doğru orantılı ve yüzeyin normaliyle yüzeyi kaynağa birleştiren doğrultu arasındaki açının kosinüsü ile ters orantılı olarak aydınlatma gücünü yitirme durumu. bkz aydınlanma yasası.
güçlü ana ışık
(Alm starkes haupt licht, Fr forte lumière principale, İng strong main light) Ana ışığın, bir görünçlüğün aydınlatılmasında geniş bir alanı iyice aydınlatacak durumda olması.
GUI
(Alm grafische benutzeroberfläche, Fr interface utilisateur graphique, İng Graphical User Interface) Bilgisayarla kullanıcı arasındaki etkileşimi, grafik sembolleri ve metin birleştiren ara yüz yoluyla sağlama yöntemi; Grafiksel Kullanıcı Arayüzü. Bilgisayarın grafik yeteneklerinden yararlanarak programın kullanımını kolaylaştıran bir program arayüzünü ifade eder. Kullanıcı monitörde sunulan pencere, simge ve metin kullanımıyla bilgisayarla etkileşime geçer. Genel olarak bütün kullanıcı bilgisayar etkileşiminde standart hale gelmiş olana GUI vardır; örneğin MacOs, Be-Os, Windows gibi.
guide numbers
(Alm leitzahlen, Fr nombres guides, İng guide numbers) bkz kılavuz sayılar.
gümüş
(Alm silber, Fr argent, İng silver) Bazı bileşikleri ışınıma duyarlı olan beyaz bir metal. Gümüş halojenürler, ışığa duyarlı gümüş bileşenlerini oluşturur. bkz gümüş halojenürler.
gümüş baskı
(Alm schwarz-weiß-druck, gelatinesilberabzug, Fr impression en noir et blanc, tirage argentique gélatino-bromure, İng black and white print, gelatine silver print) bkz siyah beyaz fotoğraf baskısı.
gümüş brömür
(Alm silberbromid, Fr bromure d'argent, İng silver bromide). Fotoğrafçılık tekniğinde kullanılan film ve fotoğrafların ışığa duyarlı katmanını oluşturan emülsiyon tabakasının yapısını teşkil eden ve güneş ışınlarının etkisiyle üzerinde gizli görüntü meydana gelen kimyasal bir madde; bromürlü gümüş. bkz bromürlü gümüş. bkz duyar kat. / Duyar katın temel gereci olan, jelatin içinde düzenli olarak dağılıp duyar katı oluşturan, soluk sarı renkli, erimez tuz biçimindeki gümüş bromür kırılcaları (AgBr).
gümüş brömürlü kağıt
(Alm silber bromid papier, Fr papier au bromure d'argent, İng silver bromide paper) Çok duyarlı kağıtlardır. Küçük ve orta boy negatif agrandismanında (büyütülmesinde) kullanılır. bkz brömürlü gümüş kağıdı.
gümüş çıkarma
(Alm silber erholt sich, Fr argent récupérer, İng silver recover) Film banyosu sürecinde, sabitleme banyosunda kalan artık gümüşün, banyodan ayrılıp alınması. bkz gümüş kazanma.
gümüş halojenürler
(Alm silber halogenide, Fr halogénures d'argent, tirage argentique gélatino-bromure, İng silver halides) Gümüşün halojenle oluşturduğu bileşik. Bromür, klorür ve iyot gibi alkali tuzlar gümüşle birleşerek ışığa duyarlı gümüş bileşenini oluşturur.
gümüş jelatin baskı
(Alm schwarz-weiß-druck, gelatine silber abzug, Fr impression en noir et blanc, İng black and white print, gelatine silver print) bkz siyah beyaz fotoğraf baskısı.
gümüş kazanma
(Alm silbererholung, Fr récupération d'argent, İng silver recivery) Film banyosu sürecinde kullanılarak bozulan kimyasal eriyiklerdeki gümüşü yeniden kazanmak amacıyla girişilen işlemler. Bunun için genellikle; süzme, gümüşle başka bir metalin yer değiştirmesini sağlama ve elektronik yöntem olarak üç yöntem uygulanır. bkz gümüş çıkarma.
gümüş klorür
(Alm silber chlorid, Fr chlorure d'argent, İng silver chloride) Duyar katın temel yapısını oluşturan ışığa duyarlı gümüş bileşeni. Tuz biçimindeki kristal yapısıyla duyar kat yüzeyini oluşturur. bkz duyar kat.
gümüş perde
(Alm silber leinwand, Fr écran argenté, İng silver screen) Gösterim aygıtının yansıtma gğcğnğ artırmak amacıyla üzerine hafif gümüş eriyiği sıvanmış gösterim yüzeyi.
gümüş tuzları
(Alm silber halogenide, Fr halogénures d'argent, İng silver halides) Işığa karşı duyarlı malzemelerin film duyar katında kullanılan, ışıktan etkilenmeye açık kristallerdir. Bunların başlıcaları gümüş bromür (AgBr), gümüş klorür (AgCl) ve gümüş iyodür (AgI)'dür. bkz gümüş halojenürler.
gümüşsüz
(Alm nichtsilber, Fr non-argent, İng nonsilver) Işığa duyarlı gümüş tuzları kullanılmadan yapılan fotoğrafik süreç.
gümüşü ağartma işlemi
(Alm silber färbe-bleichver fahren, Fr procédé de blanchiment à l'argent, İng silver dye-bleach process) bkz boya silme işlemi.
gün eşleme
(Alm synchro-sonne, Fr synchro-soleil, İng synchro-sun) Gün ışığında yapılan fotoğraf çekimlerde, flaş ışığının ortam ışığıyla dengede tutulduğu ışıklandırma tekniği.
gün ışığı
(Alm tages licht, Fr lumière du jour, İng day light) Doğrudan güneşten gelen ışık ışınlerı demeti. Parlaklık ve renk niteliği açısından farklılık gösterir. / Kavramsal olarak belirlenmiş bir ışık ölçüsü. Güneş ışığı, gökyüzü ve bulutlarla birleşerek renk sıcaklığını oluşturur. Gün ışığı 5400-5900 K renk sıcaklığı, mavi gökyüzü 6500 K renk sıcaklığı olarak kabul edilir. / Gün ışığı film; renk sıcaklığı 5400-5900 K (kelvin) ya da 6500 K mavi gökyüzüne ayarlanmış film. Elektronik flaşlar gün ışığı yayar. Genelde kullanılan filmler day light yani gün ışığı için ayarlıdır.
gün ışığı ampulü
(Alm tages licht lampe, Fr lampe lumière du jour, İng daylight lamp) Gün ışığına benzer ışık veren ampul türü. Ürettiği renk sıcaklığı açısından gün ışığına benzer.
gün ışığı filtresi
(Alm himmel slicht filter, Fr filtre de lumière du ciel, İng sky light filter) Parlak gün ışığında çekilen manzara, deniz fotoğrafları silik ve mavileşmiş görünür. Bu tür fotoğraflardaki aşırı maviliği gidermek, fotoğrafa kontrast ve sıcak bir hava vererek canlandırmak için gün ışığı filtresi kullanılır. Çarpanı bir (X) olduğundan (diyafram ve örtücü ayarlarında değişiklik gerektirmediği için) objektifi korumak amacıyla sürekli takılabilir, takılmalıdır da.
gün ışığına dengeli
(Alm tageslichtbalance, Fr équilibre de la lumière du jour, İng day light balance) Analog makinelerde en çok kullanılan film türü. Film üzerinde “diğer ışık koşullarına dengelidir” notu belirtilmediği sürece, film muhtemelen gün ışığına dengeli olarak üretilmiştir; gün ışığı dengesi. Bu tür film, doğal ışık veya normal flaş koşulları altında doğal renkler üretecektir. Tungsten ışığında (akkor ışık ampulü) çekildiğinde kırmızımsı sarı bir renk, floresan ışığında yeşil bir renk alacaktır. bkz day light balance.
gündüz etkisi
(Alm nacht für tageslicht, Fr la nuit pour la lumière du jour, İng night for daylight) Gece yapılan fotoğraf çekiminde gündüz etkisi oluşturma.
gündüz görmesi
(Alm photopisches sehen, Fr vision photopique, İng photopic vision) Gün ışığında gerçekleşen görme, ağ tabakadaki koni hücrelerinin parlak ışığa uyum göstermesi sonucunda olur. Gündüz aydınlığında görme durumu. Yaklaşık 10 cd/m2 üzerinde olan ışık düzeylerinde, konik hücreleri uyarılmasıyla renkli görme gerçekleşir. bkz akşam görmesi. bkz gece görmesi.
güneşlik
(Alm parasoley, Fr parasoley, İng parasoley, lens hood, lens shade) Fotoğraf makinesinde objektifin ön kısmına takılan ve pozlama sırasında istenmeyen dış ışığın objektif içinde yansımasını engelleyerek fotoğraflarda parlamalar (flare) oluşturmasını önleyen; genellikle sert plastik veya metal malzemeden yapılmış, gelen istenmeyen ışığı emmesi (soğurması) için içi ve dışı mat siyah boyanmış; objektifi darbelere, toza ve yağmura karşı koruyan bir aksesuar; şemsiye, gölgelik, ışık siperliği, objektif gölgeliği. Dış ışığın objektif içinde yansımasına engel olduğu için fotoğrafların netliğini artar. Güneşlikler, özellikle açık havada çekimlerde veya ışık kaynaklarının doğrudan objektife yöneldiği durumlarda kullanışlıdır. Gölgeliğin boyu ve çapı, objektifin odak uzunluğuna ve bakış açısına göre değişir. bkz gölgelik.
Gurney-Mott kuramı
(Alm Gurney-Mott-Theorie, Fr Théorie de Gurney-Mott, İng Gurney-Mott theory) 1938'de, İngiliz fizikçiler Ronald Wilfred Gurney ve Nevill Francis Mott tarafından metalik gümüşün, gümüş tuzlarının yapısındaki eksiklikte ortaya çıkan duyarlı alanlarda meydana geldiğini ileri süren ve fotoğraftaki gizli görüntünün oluşumunun en geniş kabul gören açıklamasını sağlayan görüşün bütünü. bkz elektron tuzağı.
gürültü
(Alm lärm, Fr bruit, İng noise) Bir fotoğraftaki istenmeyen noktacıklar; kumlanma, parazit. Sayısal fotoğrafçılığın yaygın bir sorunu olan gürültü, sayısal bir görüntüde renk artefakt (yapay doku)’larının larının ortaya çıkmasıdır. Çekim esnasında yeterli ışık olmaması, algılayıcı kalitesi, yüksek ISO değeri, yüksek kontrast, sahnede büyük oranda tek renk bulunması (örneğin mavi gökyüzü) gibi nedenlerden oluşabilecek hatalı piksellerdir. “Analog makinelerle çekimde buna grain adı verilirken, dijital dünyada “noise (gürültü)”, “kumlanma”, “parazit” de denir. Sensörlerin (algılayıcıların) üzerine düşen ışığı doğru analiz edememesi ile ilgili bir durumdur ve gürültü seviyesi yükseldikçe, görüntü kalitesi düşer. Sıcak ortamlarda sürekli çekim nedeniyle oluşan ısı birikimi, sayısal görüntülerde gürültü yapay dokularına da yol açabilir. Günümüzde birçok kaliteli sayısal fotoğraf makinesinde bulunan görüntü işlemciler, gürültü bastırma yazılımı kullanarak gürültü kaynaklı bozulmaların görünümünü en aza indirmektedir. Bu kaliteli fotoğraf makineleri, çok az gürültü üretmeleriyle ünlüdür. Buna karşılık daha düşük kalite makineler, daha fazla gürültü üretirler ve görüntü kalitesini bozarlar. Bu noktacıklar, özellikle açık renk alanlarda iyice çekilmezleşebilir. / Belli bir amaca yönelik olmayan rastlantısal ses. Bazı makinelerin dijital algoritmaları, noise seviyesini düşürecek şekilde gelişmişken, bazıları değildir. Benzer şekilde bazı yüksek MP değerine sahip makinelerde CCD/CMOS'taki devreler kalitesizdir ve fazla noise üretir. Bu durum, devrelerin birbirine yakınlığı ile de ilgilidir. Nasıl işlemcilere daha fazla transistör sığdırdıkça, daha fazla ısınma sorunu ortaya çıkıyorsa, CMOS ve CCD'lere de daha fazla piksel koymak, daha çok noise üretmesini sağlamaktadır. Zira noise, pikseller arası elektronik bir sorundur. Bu nedenle, kaliteli profesyonel cihazlar yüksek Mp değerlerine sahip olmalarına rağmen, ışık devrecikleri arasındaki mesafe daha fazladır ve sensörler birbirini daha az etkiler. Buna karşılık daha ucuz makinelerde sensörler daha sıkışık bir alana toplanır ve noise artar. Zira sensörler birbirine parazit yapar. bkz kumlanma. bkz parazit.
gürültü azaltma
(Alm lärmreduzierung, Fr réduction du bruit, İng noise reduction) Sayısal fotoğraf makinesinin görüntü işlemcisinde, "itilmiş" ISO derecelendirmeleri veya diğer elektriksel veya ısı nedeniyle oluşan gürültülerin görüntüde bastırılması veya ortadan kaldırılması sürecidir.
gürültü filtresi
(Alm rausch filter, Fr filtre anti-bruit, İng noise filter) Görüntüde ortaya çıkan gürültüyü azaltmak ya da artırmak amacıyla kullanılan görüntü işleme tekniği. Gürültüyü azaltmak için filtre, komşu piksellerin ya da piksel gruplarının değerleri arasındaki farkları azaltır. Gürültüyü artırmak için filtre, değerler arasındaki farklılıkları artırır.
güvenli film
(Alm sicherheits folie, Fr film de sécurité, İng safety film) Taşıyıcı tabanı selüloz asetattan yapılan filmlere verilen ad. Selüloz asetattan önce kullanılmakta olan selüloz nitrat tabanlı filmler yanıcı olmaları nedeniyle pek çok açıdan sakınca yaratmaktaydı.
güvenli ışık
(Alm sicheres licht, Fr lumière sûre, İng safe light) Karanlık odada, çalışabilecek kadar ışık sağlayan, duyar katı etkilemeyen özel yapıda bir lambadan elde edilen, rengi kullanılan emülsiyonu etkilemeyecek şekilde filtre edilmiş, düşük watt'lı karanlık oda ışığı; güvenlik ışığı. Genelde yaydığı ışık çok kuvvetsizdir ama karanlık odanın yeterince aydınlanmasını sağlar. bkz karanlık oda ışığı.
güzel
(Alm schönheit, bußgeld, Fr beauté, bien, İng beauty, fine) Her yönüyle hoş olan. Dilde var olan değerlerle, değerlendirmelerle ilgili bir soyutlama. Göze ve kulağa hoş gelen, görülmesi ve duyulması insana zevk veren. / Fotoğrafta; fotoğraf diliyle bir durum yaratarak görsel estetik ögelerin oluşturduğu görsel yapıyla hayranlık uyandırma.
güzel sanatlar
(Alm schöne kunst, Fr beaux-arts, İng fine art) Güzel ve güzeli algılama duygusuyla ilgilenen; mimari, resim, heykel, müzik, edebiyat, tiyatro gibi temel sanat alanlarına toplu olarak verilen ad; sanayiinefise (sanayi-i nefise).
güzel sanatlar fotoğrafçılığı
(Alm kunst fotografie, Fr photographie d'art, İng fine art photography) Güzel sanatlar fotoğrafçılığı, fotoğrafçının ticari veya belgesel amaçlardan ziyade, kendi sanatsal vizyonunu, duygularını ve hayal gücünü ifade etmek için oluşturduğu, tamamen estetik odaklı sanat türüdür. Gerçeği olduğu gibi yansıtmak yerine, sanatçının öznel bakış açısını yansıtan yaratıcı bir anlatım aracı olarak kullanılır. Fotoğrafçı, fotoğraf makinesinin önündekini sadece belgelemekle kalmaz, onu kendi sanatsal yorumuyla yeniden şekillendirir. Temel amaç, teknik beceriyi kullanarak izleyicide estetik bir haz veya duygusal bir tepki uyandırmaktır. Konu sınırlaması yoktur; portre, manzara, natürmort veya soyut çalışmalar sanatsal bir bakış açısıyla işlenebilir. Fotoğraf, bir mesaj, bir fikir veya sanatsal bir kavramı iletmek için bir araçtır. Natürmorttan manzaralara ve hatta portrelere kadar bu fotoğrafik ifade türü fotoğrafçı tarafından tanımlanır. Bu fotoğrafları güzel sanatlar kategorisine sokan unsur, fotoğrafçının yalnızca kendi sanatsal amacına yönelik oluşturduğu konular ve fotoğraflardır.
güzellik kusuru
(Alm schönheits fehler, Fr défaut de beauté, İng beauty defect) Bir optik sistemin üstünde ya da içinde yer almasına rağmen sistemin görüntü kalitesini etkilemeyen kusurlar. Örneğin bir objektifin dış merceği üzerindeki çok ince bir çizik ya da bir merceğin içindeki çok küçük bir hava kabarcığı uygulamada pek farklılık yaratmaz.