Ansiklopedik Sözlük
P
- P
- (Alm Programm, Fr Programme, İng Program) DSLR fotoğraf makinelerinde “Program” konumunu gösteren kısaltma. bkz program konumu.
- P ayarı
- (Alm Programm, Fr Programme, İng Program) Program çekim modu. DSLR fotoğraf makinelerinde, ISO, pozlama telafisi ve flaş üniteleri dışındaki pozlandırma ayarlarının (diyafram ve enstantane değerinin) otomatik olarak makine tarafından yapıldığı ayar; P konumu, Program çekim modu.
- P konumu
- (Alm P stellung, Fr Position P, İng P position) Tam otomatik pozlama konumu. Diyafram ve örtücü değerinin makinenin içindeki bir program tarafından otomatik olarak belirlenmesi; Program çekim modu.
- pAg
- Çözelti ya da bir emülsiyonda gümüş iyonlarının yoğunluğunun ölçümü.
- PAL
- (Alm phasenwechsellinie, Fr Ligne d'alternance de phase, İng Phase Alternation Line - PAL) Analog televizyonlar için renk kodlama sistemi; evre değiştirme satırı. Geniş kullanımda olan televizyon ve video standardı, her saniyede 25 kare, 625 satır, 50 dizgedir.
- palet
- (Alm palette, Fr palette, İng palette) Ressamların boyaları üzerine dizerek fırça ile karıştırdıkları elde tutulan, tahta, plastik veya porselen tabla. / Bilgisayar programlarında uygulamaların ön alanında gözüken özel pencereler. Çeşitli işlem komutlarını üzerinde barındırırlar.
- palet bıçağı
- (İng palette knife) Adobe Photoshop artistic (sanatsal) filtrelerinin altında bulunur. Altta tuval vermış gibi heredeyse saydam bir resim görüntüsü elde etmek için kullanılır; resim bıçağı (Filter > Artistic > Palette knife).
- pan
- (Alm schwenken, Fr panoramique, İng panning > pan) Örtücü hızının en üst noktaya çıkartılmasına rağmen hareketin dondurulmaması ya da fotoğrafta hareket izlemi elde etmek için hareketli bir konuyu fotoğraf makinesi bakacından konu ile yaklaşık aynı yatay hızda izleyerek yapılan çekim türü; çevrinme. / Fotoğraf makinesinin yaptığı yatay hareket. / Üçayak ya da tekayak sabitleyicide döner kafa. bkz döner kafa.
- Pan
- (Alm panchromatischer film, Fr film panchromatique, İng Panchromatic film > Pan film > Pan) Beyaz ışık içindeki, gözle görülebilen, bütün renklere aşağı yukarı eşit şekilde duyarlı olan duyarlı madde ile kaplı siyah beyaz film; Pan, Pan film. Mavi, yeşil, kırmızı ve morötesi ışınlara karşı duyarlıdır. bkz pankromatik.
- pankromatik
- (Alm panchromatischer film, Fr panchromatique, İng panchromatic) Görülebilir renk tayfının tüm renklerine ve biraz da morötesi ışınlara karşı duyarlı bir duyar kata sahip olan filmlerin kod adı; Pan. / Fotoğrafçılık tekniğinde, siyah beyaz renkte veya grinin farklı tonları ile alınmış fotoğraflara verilen ad. bkz Pan.
- pankromatik emülsiyon
- (Alm panchromatische emulsion, Fr émulsion panchromatique, İng panchromatic emulsion) Kırmızı ötesi (kızılötesi) hariç tüm renklerden etkilenen emülsiyon ve film türü. bkz tek renkli emülsiyon.
- pankromatik filmler
- (Alm panchromatische filme, Fr films panchromatiques, İng panchromatic films) Işığın her rengine hassas filmlerdir; Pan film. Gri tonları olan yarıton filmlerdir. Simgesi “P”dir. Karanlık oda ışığı koyu yeşildir ama hiç kullanılmaması daha uygundur.
- pankromatik görüntü
- (Alm panchromatisches bild, panchromatische bildgebung, schwarzweiß bild (S/W-bild), Fr image panchromatique, imagerie panchromatique, image en noir et blanc (N/B), İng panchromatic image, panchromatic imagery, black/white (B/W) image) Görünen dalga boylarında nesnelerden yansıyan enerjinin, siyah beyaz olarak tek bir görüntü şeklinde kaydedilmesiyle elde edilen görüntü; P görüntü.
- panning
- (Alm schwenken, Fr panoramique, İng panning) Örtücü hızının en üst noktaya çıkartılmasına rağmen hareketin dondurulmaması ya da fotoğrafta hareket izlemi elde etmek için fotoğraf makinesinin, konunun hareketini izlemesi ve fotoğrafın tam bu anda çekilmesi işlemi; çevrinme. bkz pan.
- pano
- (Alm zwischenablage, Fr presse-papiers, İng clipboard) Bilgisayarda görüntü işleme programları ile görüntü düzenleme sırasında nesneleri geçici olarak tutmaya yarayan bellek alanı. Genellikle seçilen metin, grafik ve başka nesneden kesmek ya da kopyalamak yoluyla panoya konur.
- panorama
- (Alm panorama, Fr panorama, İng panorama) Bir fotoğraf makinesinin tek bir kareninkinden çok daha geniş bir alanda çekim yapabilme yeteneği. / Yatay olarak geniş bakış alanı sağlayan görsel sunuş. / Çok geniş görüş alanına sahip fotoğraf; panoramik fotoğraf. Bu tür çekimler yanyana çekilmiş 2'den fazla (genellikle 8-12) fotoğrafı daha sonra bir yazılım aracılığıyla birleştirerek yapılır. Özel tasarlanmış bazı fotoğraf makineleri bu işlemi fotoğraf çekimi sırasında da yapabilir. Her fotoğraf makinesinde olmayan bu özellik için genelde stitch adında bir yazılım kullanılır. bkz panoramik görüş.
- panoramik bozulma
- (Alm panorama verzerrung, Fr distorsion panoramique, İng panoramic distortion) Panoramik görüntü üretirken, fotoğraf makinesinin objektifinin hareketinin geometrisinin görüntüde neden olduğu değişiklik.
- panoramik fotoğraf
- (Alm panorama fotografie, Fr photographie panoramique, İng panoramic photograph, panoramic photography) Panorama niteliğinde yapılan fotoğraf çekimi ve bu şekilde çekilmiş olan fotoğraflara verilen ad.
- panoramik fotoğraf makinesi
- (Alm panoramakamera, Fr caméra panoramique, İng panoramic camera) Özel olarak yapılmış kendi ekseni etrafında dönerek tarama yapan bir objektife sahip, çok geniş bir görüş açısını, görüntü bozulmasına neden olmadan neredeyse iki kare uzunluğunda görüntü sağlayan özel tasarlanmış fotoğraf makinesi. Yatay perspektifli, ince uzun ve çok geniş görüş açılı görüntü sağlar. Kimi makinelerde bu görüş açısı 140 dereceye ulaşmaktadır. Sabit objektifleya da bir eksen üzerinde dönen objektifle çalışan türleri vardır. Elde edilen görüntü tek bir parçadan oluşur, eksizdir ve süreklilik içerir. bkz panoramik bozulma.
- panoramik görüş
- (Alm panoramabild, Fr photo panoramique, İng panoramic picture) Yüksek bir yerden bakılınca gözler önüne serilen engin görüş. / Ufuk hattı boyunca alınan fotoğraf veya ufuk boyu fotoğrafı; manzara fotoğrafı, manzara görüntüsü.
- Pantone
- (Alm Pantone, Fr Pantone, İng Pantone) Pantone Colour Formula Guide 2058 tire renk içeren ve her rengin ofset baskı sisteminde nasıl elde edileceğini karışım formülleriyle veren bir renk kataloğu; Pantone Renk Formülü Kılavuzu. Bu renkleri hem parlak (Coated - C) hem de mat (Uncoated - U) olarak ayrı ayrı gösteren bir renk kodlama ve sınıflandırma sistemidir. Pantone renk ifade edilirken renginin mat veya parlak bölümden seçildiğini belirtmek için renk numarasının sonuna U ve C harfleri eklenmektedir. Her bir karşılığı Pantone numarası mevcuttur ve her rengin altında formülü yazılıdır. Formül, yüzde ve ölçü olarak iki şekilde verilmiştir; Yüzde değeri karışıma giren ana renklerin % 100'e tamamlanmasıyla, ölçü değeri ise birim ölçü değerlerinin adet bölündüğünde yüzde değerini vermektedir. Pantone renkler baskıda CMYK mantığı ile oluşturulmaz. Bu renklere ek olarak ya da yalnız basılabilir. Pantone renkler özellikle rengin değişmesinin istenmediği kurumsal kimlik çalışmalarında tercih edilir. Renklerin ortak evrensel lisanı olarak tanımlanabilir.
- parabolik ayna
- (Alm Parabolspiegel, Fr miroir parabolique, İng parabolic mirror) Parabolik ayna, yüzeyi üç boyutlu bir paraboloid şeklinde olan ve paralel gelen ışık, ses veya radyo dalgalarını tek bir odak noktasında toplayan (veya odak noktasından çıkan ışınları paralel yansıtan) bir tür çukur ayna; paraboloid ayna. Küresel sapma (İng spherical aberration) yaratmadan ışığı mükemmel odaklamasıyla bilinir. Paraboloid aynanın bir kağıt düzlemi üzerindeki biçimi bir parabol olduğundan “parabolik ayna” da denir. Parabolik aynayı simetrik olarak iki parçaya bölen eksene “asal eksen” ya da “optik eksen”; asal eksenin aynaya değme noktasına “tepe” adı verilir. Tepeden geçen asal eksen dışındaki diğer eksenlere ise “ikincil eksen” adı verilir. Parabolik aynanın asal eksenine paralel gelen ışınların aynadan yansıdıktan sonra kesiştiği noktaya parabolik aynanın "asal odak noktası” denir. Asal odak noktası, asal eksen üzerindedir. Parabolik aynanın asal odak noktasına konulan noktasal bir ışık kaynağından çıkan ışınlar parabolik aynada yansıdıktan sonra paralel bir demet oluştururlar. Bu düzenek uygulamada “ışıldak” olarak adlandırılır. Otomobil farları ışıldağın ilkesi esas alınarak üretilir. Bir parabolik aynanın etkin (yansıtıcı yüzü), bir küre parçasına (küre kapağına) çok benzer. Fark, asal eksenden uzaklaştıkça belirginleşir. Küre kapağının uçları kendi üzerine kapanırken parabolün ayakları açılır ve sonsuza gider. Aynanın orta kısmı kullanılmak koşuluyla iç bükey küresel aynalar, parabolik aynalar yerine kullanılabilir. Uygulamada, küresel ayna yapmak daha kolay olduğundan aşırı duyarlı olmayan çalışmalar için parabolik ayna yerine iç bükey küresel aynalar kullanılır. Parabolik aynalar, yansıtmalı teleskopların ana aynalarında görüntü kalitesini artırmak; güneş fırınlarında veya santrallerinde ışığı toplayarak yüksek ısı enerjisi elde etmek (parabolik çanaklar); uydu yayınlarını veya radyo sinyallerini alıp odaklamak (parabolik çanak antenler); otomobil farları veya el fenerlerinde, kaynağın arkasına yerleştirilerek ışığı düz bir hüzme olarak yansıtmak ve lazer ışınlarını çok hassas odaklamak veya yönlendirmek için kullanılır. Parabolik aynalar, optik üreticileri tarafından yüksek hassasiyetli odaklama için tercih edilir. bkz çukur ayna. bkz küresel ayna. bkz tümsek ayna.
- parabolümsü yoğunlaç
- (Alm parabolischer kondensator, Fr condenseur parabolique, İng paraboloidal condenser) Mikroskoplarda karanlık alanların aydınlatılması amacıyla tasarlanmış yoğunlaç.
- paraksiyal
- (Alm paraxial, Fr paraxial, İng paraxial) Optik eksene yakın konumdaki ışın ya da ışın demeti.
- paralaks
- (Alm parallaxe, Fr parallaxe, İng parallax) Farklı iki yerden, uzaktaki bir noktaya yönelmiş iki doğrultu (ışın) arasındaki açı; ıraklık açısı. Bir konuya iki farklı noktadan bakıldığında ortaya çıkan iki farklı görüntü. / Bir fotoğraf makinesinin izleme sistemi tarafından izlenen görüntü ile görüntü algılayıcısı tarafından kaydedilen görüntü arasındaki fark. Örneğin bir bakaç ile objektifin sağladığı görüntüler arasındaki açı. Kompakt (İng Point-and-shoot) fotoğraf makinelerinde, objektifler fotoğraf makinesine yaklaştıkça bu sapma artar. Paralaks hatasını önlemek için yalnızca objektiften (TTL) izleme sistemleri ayarlanır. Bu durum, görüntünün büyüklüğü ve durumunda görünür bir değişikliğe neden olur. Çift objektifli fotoğraf makinelerinde netleme objektifi ile pozlama objektifi içinde ışığın aldığı yollar farklı olduğu için iki objektifteki görüntülerde paralaks hatası oluşur. Bakaçtan görülen görüntü ile duyar katta oluşan görüntü birbirinden farklıdır. bkz paralaks hatası. / Fotoğraf çekimi için çekim düğmesine basıldığı an ile fotoğrafın kesin olarak çekildiği an arasındaki zaman dilimi; zaman paralaksı. bkz paralaks düzeltme.
- paralaks düzeltme
- (Alm parallaxen korrektur, Fr correction de parallaxe, İng parallax correction) Bakaç ve objektifin aynı eksen üzerinde olmadığı durumlarda ortaya çıkan hatayı bakaç içindeki işaretlemelerle düzeltme işi. Bunun için bakaç içine görüntü sınırlarını belirleyen işaretlemeler yapılır. Sonuçta bu iki dikdörtgensel çerçevenin arakesitinde yer alan görüntü elde edilecektir.
- paralaks hatası
- (Alm parallax enfehler, Fr erreur de parallaxe, İng parallax error) Telemetreli fotoğraf makinelerinde, bakaçtan alınan görüntü ile objektiften duyar kat (film ya da algılayıcı) yüzeyine aktarılan görüntü arasındaki açı farkı. Refleks (yansıtmalı) olmayan fotoğraf makinesi sistemlerinde optik bakaç ile objektifin gördüğü kadraj (görüntü) birbiriyle aynı değildir. Filmdeki görüntü bakaçta görülenden boyut açısından farklıdır. Bu farklılığa paralaks hatası denir. Özellikle Leica M sisteminde ve optik bakaçlı bazı kompakt makinelerde bu durum söz konusudur. Bakacın çıkış noktası objektifte değil objektifin hemen yanındadır. Telefoto çekimlerde bu durum çok sorun oluşturmaz. Normal açılı (60-35 mm arası) çekimlerde paralaks hatası vardır ama bu duruma alışılması kolaydır. Yakın mesafeli çekimlerde bu hata çok belirgindir. Bu tip hata 35 mm'lik SLR makinelerde oluşmaz. DSLR ya da aynasız fotoğraf makinelerinde bu sorun yoktur çünkü bakaç her zaman objektifin gördüğünü gösterir. bkz paralaks. bkz paralaks düzeltme.
- paralel aynalar
- (Alm parallele spiegel, Fr miroirs parallèles, İng parallel mirrors) Yansıtıcı yüzleri karşı karşıya getirilmiş aynalardır; paralel düzlem aynalar. Dekorasyonda görüntüyü zenginleştirmek amacıyla kullanılır. Paralel aynalarda görüntü sayısı teorik olarak sonsuzdur. Bir görüntünün oluşabilmesi için en az iki tane ışının ya da ışın uzantısının kesişmesi gerekir. Paralel iki aynada bir ışını aynalara dik olarak gönderilerek birinci ışının uzantısı sonsuz tane olacak şekilde sağlanabilir fakat ikinci ışın dik olamayacağından bu ışının yansıması giderek aynaların kenarlarına doğru gidecek ve sonunda dışarda kalarak sınırlı sayıda ışın uzantısı oluşturacaktır. Bu durumda da sınırlı sayıda görüntü oluşur. Paralel iki aynadaki görüntü sayısı ancak aynalar sonsuz genişlikte olursa sonsuz olur.
- paralel yüzlü levha
- (Alm plan parallele platten, Fr plaques planes-parallèles, İng plane parallel plates) Birbirine paralel iki düzlem kıranyüz ile sınırlandırılmış optik cisim; paralel yüzlü cam levha. Bu cisim mikroskoplardaki “lam”a benzediği için çoğu kere “paralel yüzlü lam” olarak da adlandırılır. Hava-cam-hava veya hava-su-hava gibi aynı bir ortamda kalmak koşuluyla kalınlığı h kadar olan bir paralel yüzlü levhanın ilk düzlem kıranyüzüne ulaşan gelen ışının doğrultusu ile ikinci kıranyüzden çıkan kırılan ışının yayılma doğrultusu birbirine paraleldir ve fakat biraz kaymaya uğramıştır. Kayma miktarı (d), d=h(sin(-))/cos olarak bulunur. Üst üste yerleştirilmiş saydam paralel yüzlü levhalarda ya da bir kaba konulmuş karışmayan sıvılarda toplam kayma miktarı, kaymaların toplamı olarak alınır.
- parasoley
- (Alm gegenlichtblende, Fr para-soleil, İng lens hood, lens shade) Doğrudan gelen ışık ışınlarının objektifin içinde yansıyarak meydana getirdikleri lekeleri önlemeye yarayan ve objektifin önüne bağlanan silindir biçimli araç; güneşlik. bkz güneşlik. bkz ışık siperliği. bkz objektif gölgeliği.
- parazit
- (Alm lärm, Fr bruit, İng noise) Analog (filmli) makinelerle çekilen fotoğraflardaki gren (tanecik) teriminin dijital (sayısal) karşılığı, yumuşak ve daha bütünsel olması gereken görüntülerde bozukluk olarak ortaya çıkan renk özellikleri; gürültü, kumlanma. Parazit daha yüksek bir ISO ile çekilen fotoğraflarda oluşur. Görüntü sensörünün (algılayıcının) boyutu ve çözünürlüğü de parazit düzeyini etkiler. bkz gürültü.
- parazit azaltma filtresi
- (İng reduce noise) Adobe Photoshop noise (parazit) filtresinin altında bulunur ve görüntünün parazitinin tümünün veya tek bir kanaldan müdahalesine olanak verir (Filter > Noise > Reduce Despeckle).
- parazit ekleme filtresi
- (İng add noise) Adobe Photoshop Noise (Parazit) filtresinin altında bulunur ve filtresi genellikle degradeli geçişlerin ve bazı rötuşların farkedilir hale geldiği uygulamalarda görüntüyü daha gerçekçi bir hale getirmek için kullanılır (Filter > Noise > Add Noise).
- parazit filtresi
- (İng noise) Adobe Photoshop filtre ailesinden biri. İngilizcede “ses” ya da “gürültü” anlamına gelen noise sözcüğü görsel filtre olarak kullanıldığında görüntüde “parazit” veya “bozukluk” anlamına gelir. Görüntüyü bozmak veya kirlilik ve parazitleri gidermek için noise filtresinden yararlanılabilir. “noise” filtresi seçenekleri ile görüntüde doku yaratılabilir ya da çizik ve toz olan görsellelerin sorunları giderilebilir ( (Filter > Noise > …).
- parça film
- (Alm plan film, schnitt film, Fr feuille, film en feuille, film découpé, İng sheet film, cut film) bkz tabaka film.
- parfokal
- (Alm parfokal, Fr parfocal, İng parfocal) Bir mercek öbürüyle değiştirildiğinde, odaklamada hiçbir değişiklik olmaması için ayarlama ya da düzenleme yapma.
- parıldama
- (Alm blühen, Fr épanouissement, İng blooming) Bir algılayıcıda aşırı parlaklığın neden olduğu görüntü kaybı. / İnce bir film ya da merceğin kaplama yüzeyinde oluşan kusur. / Bir fotoğrafta ya da fotoğrafın bir bölümünde ortaya çıkan ve fotoğrafın ayrıntılarınının görülmesini engelleyen ışık.
- parıltı
- (Alm blendung, Fr éblouissement, İng glare) İzleyenin, görüş alanı içinde, genellikle bir ışık kaynağının yayınladığı parlak bir ışık nedeniyle hissettiği rahatsızlık. / (Alm lüster, Fr lustre, İng luster) Bir rengin başka renklerle ilişkili olarak görünümü. / Cilalı yüzeylerin parlaklığı ya da ışıltısı.
- parlak
- (Alm glänzend, Fr brillant, İng glossy) Düzgün, pürüzsüz, temiz ve ışıklı olan yüzey. / Bir yüzeyin ya da kağıdın parlak bir cisim olma özelliği. Kendi içinde yarı parlaktan yoğun parlağa doğru derecelendirilir. Yoğun parlak , son derece pürüzsüz ve parlatılmış bir yüzeydir.
- parlak çizgili bakaç
- (Alm leuchtlinien finder, Fr viseur à ligne lumineuse, İng bright-line finder) Objektifin görüş alanını parlak bir çerçeve yoluyla belirleyen bakaç. Telemetreli fotoğraf makinelerinde eklenen bir parça olarak kullanılır.
- parlak ışık
- (Alm hohe lichtintensität, Fr intensité lumineuse élevée, İng high light intensity) Işığı çok olan, yüksek derecede aydınlatma şiddeti olan.
- parlak ışık filtresi
- (İng neon glow) Adobe Photoshop artistic (sanatsal) filtrelerinin altında bulunur ve seçilen renk ile görüntüyü yumuşatarak bir parlama ekler (Filter > Artistic > Neon Glow).
- parlak nokta
- (Alm hervorheben, Fr souligner, İng highlight) Bir görüntünün parlak noktası. Gereğinden fazla aydınlatılmış bir alandır. Görüntünün bir alanına çok yüksek şiddette ışık yöneltme ya da yansıtma ile oluşur. Görüntü alanı içindeki parlak noktalar, pozlama değerini etkiler.
- parlak nokta maskesi
- (Alm hervorhebungs mask, Fr masque de surbrillance, İng highlight mask) Renkli saydamdan elde edilen düşük yoğunluklu negatif görüntü. Renkli saydamın parlak noktalarındaki ton değerleri düşürülerek tonlaması dengeli baskı elde edilir.
- parlak yer
- (Alm hot spot, Fr point chaud, İng hot spot) Aydınlatılmış büyük bir alan içinde, çevreleyen alandan daha parlak ya da çok güçlü aydınlatılmış küçük alan; parlak nokta. bkz parlak nokta.
- parlaklık
- (Alm glanz, Fr brillant, İng gloss) Bir yüzeyin, parlak ve pürüzsüz olarak ayna gibi görülmesini sağlayan özellik. Bu tür yüzeyler üzerine düşen ışığı yansıtır. bkz aynasal yansıma. / (Alm helligkeit, Fr luminance, brillance, İng brigthness) Bir alanın daha az veya daha fazla ışık yaymasıyla bağlantılı görsel algılanma niteliği. Rengin yansıttığı ışık ya da rengin siyah-beyaz olarak ne kadar aydınlık ve karanlık görüldüğü. / (Alm helligkeit, Fr luminosité, İng luminosity) Konudan yayınıp ya da yansıyıp objektife giden ışığın niceliği, bir yüzeyin, bakıldığı yöne doğru ışık yansıtma gücü. Parlaklık birimi, birim alana kandela'dır. bkz ışıklılık. / Bir optik sistemin içinden geçirdiği ışık gücünün, üzerine gelen ışık gücüne oranı, ışık geçirme gücü. Bir cismin üzerine ve yüzeyine gelen ışınları az veya çok soğurması niteliğinden ortaya çıkan özellik, duyu. / Sayısal bir görüntüdeki her bir pikselin siyahtan beyaza doğru olan parlaklık değeri. Genellikle parlaklıkta 0 değeri siyahı, 255 değeri ise beyazı ifade eder. / Bir nesnenin aydınlık ve karanlık bölgeleri arasındaki dengedir. Parlaklık, değerler arasındaki farkların yoğunluğuna ilişkinken; kontrast en aydınlık ve en karanlık değerler arasındaki farktır.
- parlaklık bozulması
- (Alm abnahme der helligkeit, abnahme der schärfe, Fr diminution de la luminosité, diminution de la netteté, İng decrease of brightness, decrease of sharp definition) Cisimlerin, bir fotoğrafın, filmin aydınlık, netlik gibi özelliklerinin alışılmışın dışında gerekli ve yeterli değerden daha aşağıya düşmesi.
- parlaklık çözünürlüğü
- (Alm helligkeitsauflösung, Fr résolution de luminosité, İng brightness resolution) Asıl görüntünün parlaklığının analog olarak, sayısal görüntüde tam bir pikselde nasıl gösterildiğinin değeri.
- parlaklık değeri
- (Alm helligkeits bereich, Fr plage de luminosité, İng brightness range) Bir konunun parlaklığının en aydınlık ve en karanlık alanlar arasındaki farkı. Parlaklık değeri konunun en ışıklı alanından en az ışıklı alanın çıkarılmasıyla elde edilir. “Kontrast” ile karıştırılmamalıdır.
- parlaklık etkeni
- (Alm luftige scheibe, Fr disque aéré, İng airy disk) Sapması olmayan nitelikli bir optik sistemin, düzenli ışık veren bir kaynakla oluşturduğu net görüntünün merkezindeki parlak nokta; parlaklık faktörü.
- parlaklık oranı
- (Alm helligkeitsbereich, Fr plage de luminosité, İng brightness range) Bir fotoğraf ya da görüntünün en aydınlık bölümü ile en karanlık bölümü arasındaki bağıntı.
- parlaklık uyarlama
- (Alm helligkeitsanpassung, Fr adaptation de la luminosité, İng brightness adaptation) Kişinin görsel algılama sisteminin, aydınlatma düzeyindeki farklılıklarına göre yaptığı ayar süreci.
- parlama
- (Alm fackel, Fr éclater, İng flare) Objektif içindeki merceklerden yansıyan ve görüntünün bozulmasına neden olan ışık yansıması; kamaşma. Işığın mercekten geçmek yerine bir miktarının yansımasıyla oluşan etkidir. Özellikle ters ışıkta sorun olur ve çok sayıda mercek içeren objektiflerde daha fazla görülür. Bu durumda karşıtlık azalır, fotoğraf karesinin çeşitli yerlerinde istenmeyen renkler ortaya çıkabilir. Sorun; objektifi oluşturan merceklere üretim aşamasında birkaç kat kaplama yapılarak veya ışığın en öndeki merceğe çarpmasını engellemek için objektif kenarlığı (parasoley/güneşlik) kullanılarak çözülebilir. / (Alm bestrahlungsstärke, Fr irradiation, İng irradiance) Bir yüzeyin enerjiyi aldığı oranın ölçüsü. Birimi wat/metrekare (= W/m2).
- parlatma
- (Alm glasur, Fr lustre, İng glaze) Parlak yüzeyli fotoğraf kağıtlarına, baskı aşamasından sonra, yıkama ve kurutma sürecinde uygulanan işlemler. Bu işlem ya özel parlatma makinelerinde ya da temiz parlak yüzeylere (örneğin cama) yapıştırılarak yapılabilir.
- parlayan
- (Alm leuchtend, Fr brillant, İng shining) Yüzeyi temiz ve ışıklı olan.
- parlayan kenar filtresi
- (İng glowing edges) Adobe Photoshop stylize (stilize) filtresinin altında bulunur ve siyah zemin üzerinde görüntünün kenar çizgilerini renkli olarak ortaya çıkarır (Filter > Stylize > Glowing Edges).
- parodi
- (Alm Parodie, Fr parodie, İng parody) bkz yansılama.
- parti taraması
- (Alm stapel scannen, Fr analyse par lots, İng batch scanning) Tek bir eylemde birden fazla görüntüyü tarama ve işleme yeteneği; toplu tarama. Toplu tarama yalnızca taranan veya düzeltilen tüm görüntülerin ton değerleri eşitse önerilir.
- pasif AF
- (Alm passiver AF, Fr AF passif, İng passive AF) Pasif otomatik netleme. bkz pasif otomatik netleme.
- pasif otomatik netleme
- (Alm passiver AF, Fr AF passif, İng passive AF) Konu ile olan uzaklığı ölçmek için ışık demeti ya da ses kullanmayan, objektifin yansıttığı görüntünün incelenmesini temel alan otomatik netleme türü. Tek objektifli yansıtmalı AF fotoğraf makinelerinde, loş ortamlar dışında pasif AF sitemi kullanılır. Loş ortamlar için ise kızılötesi ışınla pasif AF sistemi desteklenir. bkz aktif otomatik netleme.
- paspartu
- (Alm matt, Fr passe-partout, mat, İng matte) Sergilenmek üzere hazırlanan fotoğraf, gravür veya tablonun kenarlarında fon kağıdı ile oluşturulan, çerçeve ile konu arasındaki genişçe boşluk. Paspartu üzerinde eserin kendisinden başka, eser sahibi ve eserin adına ilişkin bilgiler de yer alır. / Fotoğrafları çerçevelemek için içi oyularak kullanılan kağıt ya da benzeri malzeme. Paspartu, eseri doğrudan cama değmekten korur (nemlenmeyi önler), esere odaklanmayı artırır ve daha profesyonel bir sunum sağlar. Genellikle mat beyaz, siyah veya nötr renkli kalın kartonlardan (İng matboard) üretilirler. bkz paspartu kenar boşlukları.
- paspartu kenar boşlukları
- (Alm trennränder der matte, Fr marges de séparation du tapis, İng mat parting margins) Paspartu kenar boşlukları, bir resim, fotoğraf veya sanat eserinin dış çerçevesi ile görselin kendisi arasında kalan, genellikle kartondan yapılan dekoratif ve koruyucu çerçeve bandı genişliğidir. Sanat eserini camdan ayırarak nefes almasını sağlar ve estetik bir odak noktası oluşturur. Uygulamada yaygın biçimde fotoğrafın dışında kalan paspartu (çerçeve) için (sol, sağ, alt ve üst) kenar genişlikleri eşit olarak alınıp uygulanıyorsa da doğrusu fotoğrafta yerçekimi etkisini öne çıkarmak ve bloklama için sol, sağ ve üst kenar boşlukları a cm alınıyorsa alt kenar genişliği 1.5 a olarak hesaplanıp uygulanmalıdır. Fotoğrafın boyutuna bağlı olarak a değerinin 13 cm x 18 cm için a=3 cm, 20 cm x 30 cm için 4 cm, 27 cm x 40 cm için 5 cm, 50 cm x 60 cm için 6 cm, daha büyük boyutlar için 8 cm alınması yeterli olur. Paspartunun sol, sağ ve üst genişliği için temel olan a değerinin en az, fotoğrafın uzun kenarının genişliğinin onda biri kadar olması önerilir. Paspartu kartonu, fotoğrafın her kenarından en az 5 mm kadarını kapatacak şekilde üst üste binmelidir (buna "kaplama" denir). Paspartulama işi iki ya da üç farklı renkte fon kartonu kullanılarak iç içe boş dörtgenler oluşturarak derinlikli olarak da hazırlanabilir. Tek kartonda da kartonun kalınlığı belli ölçülerde derinlik etkisi yaratacaktır. Paspartulama işi baskı veya web ortamında yayın öncesi, Photoshop’ta İngilizce “Image” > Canvas Size” ya da Türkçe “Görüntü” > “Tuval Boyutu” seçeneğinden gidilerek istenilen biçimde ve renkte tasarlanıp hazırlanabilir; isim (ad ve soyadı) ve tarih eklenebilir. Bu iş için web ortamından başkaca grafik ve resim/fotoğraf işleme programları da indirilip kullanılabilir. bkz paspartu.
- pastiş
- (Alm pastiche, Fr pastiche, İng pastiche) bkz öykünme.
- patlama
- (Alm ausblasen, Fr éteindre, İng blow out, explode, explosion) Sayısal fotoğraf makinelerinde oluşan bir görüntüleme hatası; üfleme. Özellikle algılayıcının duyarlık ayarının, konunun en parlak yerlerini karşılayamamasından kaynaklanır. Bazı hücrelerin fazla ışıklandırılmasından kaynaklanan, aydınlık fotoğraf bölümlerinin fazla parlaması olarak görünür. Bu da parlak detayların tamamen kaybolmasına yol açar. Doğru pozlamadan iki durak içinde yakalanan ham dosyalar dışında, aşırı parlak ışıkları sonradan düzeltmek zor, hatta imkansızdır.
- patlama hızı
- (Alm burst-rate, Fr taux d'éclatement, İng burst rate) Sayısal fotoğraf makinesinin bellek tamponu veya hafıza kartı doldurmadan önce sürekli olarak kaydedebildiği ardışık görüntü sayısı. Bir patlama görüntü yakalamak için fotoğraf makinesi önce "Burst" moduna veya "Sürekli" moda kilitlenmelidir.
- paylaşımlı yazılım
- (Alm shareware, Fr partagiciel, İng shareware) Kullan öde biçiminde sunulan yazılımlar; paylaşılan yazılam. Bu yazılımları denemek ücretsizdir. Ancak saklanacaksa ya da kullanılacaksa ücret ödenmelidir. bkz bedava yazılım. bkz telifsiz.
- PC
- Fotoğrafçılıkta çok popüler ve standart olan bir tür flaş bağlantısı. / (Alm perspektiven kontrolle, Fr Contrôle des perspectives, İng Perspective Control - PC) Nikon objektiflerde, perspektif kontrol özelliği. Shift ve tilt hareketi ile fotoğrafta form bozukluğunu engelleyen sistemdir. / (Alm personal computer, Fr ordinateur personnel, İng Personel Computer - PC) Kişisel bilgisayar. bkz kişisel bilgisayar.
- PC Kartı (PCMCIA Kartı)
- (Alm PC-Karte (PCMCIA-Karte), Fr Carte PC (carte PCMCIA), İng PC Card (PCMCIA Card) PC kartları kredi kartı boyutundadır ve donanım kapasitesi için bir standart olarak geliştirilmiştir; cihazların kapasitesini artırırlar. PCMCIA kartları, fotoğrafları bir fotoğraf makinesinden dizüstü veya masaüstü bilgisayara kolayca aktarmanın bir yolunu sunar. Son yıllarda, daha yeni ve daha küçük teknolojilerin yerini almasıyla PCMCIA kullanımı azalmıştır. bkz PCMCIA.
- PC senkronizasyonu
- (Alm PC-synchronisierung, Fr synchronisation PC, İng PC Sync) Harici elektronik flaş ünitelerini (stroblar) fotoğraf makinelerine bağlayan ve senkronize etmek için kullanılan standart bir bağlayıcıdır (İng connector).
- PCI
- (Alm Personal Computer Interconnect, Fr interconnexion informatique personnelle, İng Personel Computer Interconnect - PCI) Bilgisayarlara donanım eklenmesine olanak veren ara birim; kişisel bilgisayar bağlantısı.
- PCMCIA
- (Alm internationale vereinigung für speicherkarten für personalcomputer, Fr association internationale des cartes mémoire pour ordinateurs personnels, İng Personal Computer Memory Card International Association - PCMCIA) Kişisel Bilgisayar Bellek Kartı Uluslararası Birliği standartlarına uygun PC kartları bir kredi kartı büyüklüğündedir ve donanım yeteneği için bir standart olarak geliştirilmiştir; cihazları genişletir. PCMCIA kartları, fotoğrafları fotoğraf makinesinden dizüstü bilgisayara veya masaüstü bilgisayara kolayca aktarmanın bir yolunu sunar. Son yıllarda, PCMCIA, yeni (ve daha küçük) teknolojilerin yerini almasıyla daha az yaygınlaşmıştır. Bilgisayarlara takılarak fotoğrafların transferini sağlar. “Flash RAM”, “Statik RAM” ve “küçük sürücü şeklinde” olmak üzere üç tiptir. bkz PC Kartı (PCMCIA Kartı).
- PCMCIA adaptör
- (Alm PCMCIA karten adapter, Fr adaptateur de carte PCMCIA, İng PCMCIA Card adapter) Compact Flash veya Memory Stick gibi birtakım daha küçük hafıza kartlardaki bilgilerin diz üstü bilgisayara PCMCIA yuvadan aktarılabilmesi için üretilmiş bir adaptördür. İçi, örneğin Compact Flash veya Memory Stick kart büyüklüğünde oyuk bir PCMCIA kart gibidir. Bu oyuk alana CF veya MS kart yerleştirilerek böylece dizüstü bilgisayara aktarımı sağlanır.
- PCX
- (Alm bild austausch, Fr échange de photos, İng Picture Exchange - PCX) Boya uygulaması için Microsoft Windows'da kullanılan ikileşlemli görüntü formatı; görüntü değişimi.
- PDA
- (Alm Persönlicher Digitaler Assistent, Fr assistant numérique personnel, İng Personal Digital Assistant PDA) Ajanda, takvim, kişi rehberi ve not defteri gibi kişisel ve ticari görevleri yönetmek için tasarlanmış taşınabilir avuç içi cihazlara verilen isim; Kişisel Dijital Asistan. Akıllı telefonlardan önce hayatımızda olan; takvim tutma, adres defteri ve yapılacaklar listesi gibi temel ofis görevlerini mobil ortama taşıyan küçük cep bilgisayarlarıdır. Bluetooth veya kablo bağlantılarıyla masaüstü bilgisayarlarla veri eşitlemesi yaparak bilgi aktarımına olanak tanır. Genellikle bir dokunmatik ekrana ve menüleri yönetmek için özel bir kaleme sahiptir. Tüketici elektroniği pazarında PDA'lar büyük ölçüde yerini dokunmatik ekranlı modern akıllı telefonlara bırakmıştır. Ancak günümüzde bu teknoloji endüstriyel alanda evrimleşmiştir. Lojistik, depo yönetimi, saha servisleri ve güvenlik gibi sektörlerde kullanılan, barkod okuyucu ve GPS gibi özelliklerle donatılmış gelişmiş akıllı el terminalleri "Endüstriyel PDA" olarak adlandırılmaya devam etmektedir.
- PDF / pdf
- (Alm tragbares dokumentformat, Fr format de document portable, İng Portable Document Format - PDF) Gerek vektörel ve gerekse piksel tabanlı görselleri barındırabilmesi bakımından en esnek ve en yaygın kullanılan formatlardan biri; PDF formatı, taşınabilir belge formatı. İnternetten ücretsiz olarak indirilebilen Adobe Acrobat Reader yazılımı ile yaygın olarak kullanılır hale gelmiştir. PDF PostScript'e dayalıdır ve bir belgenin metin, baskı, grafik, görüntü düzenini korur. Baskıya yönelik en sağlıklı format olmasının yanında hemen her bilgisayar tarafından okunabilirliği de bir avantajdır.
- pel
- (Alm pel, Fr pel, İng pel) Bir görüntü ya da resmin, fotoğrafın en küçük ayrık bileşeni. Genellikle, katot ışın tüplü monitörlerdeki renkli nokta. bkz piksel.
- pelikül
- (Alm häutchen, Fr pellicule, İng pellicule) Üzerine henüz görüntü kaydı yapılmamış film; boş film, film şeridi; pellikül.
- pelikül ayna
- (Alm pellicula spiegel, Fr miroir pelliculaire, İng pellicule mirror) Bir yönde neredeyse saydam olan; üzerine düşen ışık ışınları demetini iki eşit olamayan parçaya bölmek amacıyla kullanılan ince ayna türü. Refleks (yansıtmalı) fotoğraf makinelerindeki hareketli ayna yerine hareket etmeden hem bakaca hem de pozlama yüzeyine görüntüyü aktarır. Tozlanma ve kırılgan olması nedeniyle, fotoğraf makinelerinde yaygın olarak kullanılmıyor.
- pencere
- (Alm fenster, Fr fenêtre, İng window) Alıcı, fotoğraf makinesi, gösterici, basım aygıtı gibi çeşitli aygıtlarda mercek ardında yer alan ve film ya da algılayıcı üzerine açılan pencereyi belirleyen dikdörtgen delik. / Fotoğraf makinelerinde; filmin kutusu ya da koruyucu kağıt üzerindeki sayıları, her çekimden sonra kalan kare sayısını gösteren açıklık. / Görülen tayfın bir ortam tarafından en az emilen bölümü. / Bilgisayarlarda; uygulamalar üzerinde açılan dörtgen çerçeve. İşlemler pencere içinde meydana gelir. / Grafik kullanıcı arabirimlerinde dosya ya da program içeriğinin görüntülendiği çerçeve. / (Alm tor, film tor, Fr porte, porte du cinéma, İng gate, film gate) Film kamerası ve göstericilerinde, mercek sisteminin arkasında yer alan ve film üzerine açılan dikdörtgen aralık. Kullanılan filmin görüntü sınırlarına uygun bir aralıktır. bkz film penceresi.
- pentaprizma
- (Alm pentaprisma, Fr pentaprisme, İng pentaprism) Refleks (yansıtmalı) fotoğraf makinelerinde eklemli aynadan yansıyarak netleme camına gelen sağ-sol ve alt-üst olarak ters olan görüntüyü optik bakaca doğru olarak gönderilmesini sağlayan beş yüzlü (beşgen) cam prizma. Nesnenin üç ayrı noktasından gelen ışığın netleme camı üzerinde oluşturduğu ters görüntü, pentaprizmayı oluşturan özel cam bloktan yansıyarak bakaca düz olarak ulaşır. Bu cam parçayı üretmek büyük bir maliyettir, bu yüzden niteliği görece düşük, ucuz DSLR’lerde bunun yerine “pentamirror” denen ayna sistemi kullanılır. Bu ayna sistemi daha karanlık bir görüntü verir. bkz beşgen prizma.
- perdahlı kağıt
- (Alm kalandriert, Fr calandré, İng calendered) Yüzeyi düz ya da yarı parlak olan kağıt.
- perde ömrü
- (Alm anzahl der fensterläden, Fr nombre de volets, İng number of shutters) Her deklanşöre basıldığında perdenin ne kadar süre eskidiğinin göstergesi; perde ömrü. Her deklanşöre basışta perde mekanizması hareket eder ve ömürden harcar. Fotoğraf makinelerinde algılayıcının önünde yer alan ve ışığı kontrol eden mekanik perde sisteminin (shutter), arızalanmadan önce gerçekleştirebileceği tahmini toplam çekim (fotoğraf) sayısıdır. Genellikle giriş seviyesi makinelerde 100000, profesyonel modellerde ise 300000-500.000+ çekim arasında değişir. Bu sayı, makinenin mekanik yorgunluğunu gösteren bir "kilometre" sayacı gibidir. Perde ömrü, makinenin arızalanmama garantisi değildir; 100000 ömrü olan bir makine 50000'de bozulabileceği gibi, 200000'e kadar sorunsuz çalışabilir de. Perde ömrü dolduğunda makine "çöp" olmaz; arabanın motorunun değişmesi gibi, perde mekanizması da teknik serviste değiştirilebilir.
- perde örtücü
- (Alm schlitzverschluss, Fr obturateur à plan focal, obturateur a fente, İng focal plane shutter) Odak düzleminin hemen önünde yer alan ve film ya da algılayıcı duyar katı yüzeyini tarayarak görüntünün oluşmasını sağlayan örtücü türü.
- perfore
- (Alm perforiert, Fr perforé, İng perforated) Sinema ve fotoğraf filmlerinin yanlarındaki film boyunca devam eden, filmin makinede ilerlemesini sağlayan dişlilerin içine girdiği delikler; delikli. “35 mm'lik filmde, 1 ayak (=1 foot=30.48 cm) uzunlukta 64 ferfore (delik) vardır.”
- periskop
- (Alm periskop, Fr périscope, İng periscope) Göz hareketi olmaksızın bütün çevreyi görmeye yarayan optik aygıt. Dikine tasarlanmış bir optik sistemden oluşur. Deniz altında ve askeri donanımlarda yaygın olarak kullanılır. Kelimenin kökeni, denizaltıların su altından su üstünü gözetlemesini sağlayan optik sisteme dayanır. İki ucunda aynalar veya prizmalar bulunan bu tüp düzeneği sayesinde, engellerin arkasından veya üzerinden görüntü almak mümkündür. Periskop, ilke olarak ters ve doğru yerleştirilmiş iki dürbünün bir tüp içine yerleştirilmesinden ibarettir. Ters dürbünde cisimler olduğundan daha küçük görülmesine rağmen görüş açısı çok büyüktür. Ters dürbünle genişletilmiş görüş sahası doğru dürbünle tekrar büyütülüp yaklaştırılarak gözlenir. Bu duruma göre görüntüyü büyütmek için üst (ters) dürbün görüntüsünün küçültülmesi; alt (doğru) dürbün görüntüsünün ise büyütülmesi gerekir. Bu işlemler periskop kafasına monte edilmiş kolların elle döndürülmesiyle yapılır. Günümüzde modern akıllı telefon kameralarındaki yüksek optik yakınlaştırma (zum) yapan mercek sistemleri de teknik olarak bu adla anılmaktadır.
- Periskop
- (Alm Periskop, Fr Périscope, İng Periscope) Periscope, en temel tanımıyla akıllı telefonlar üzerinden tüm dünyayla canlı video paylaşımı yapmayı sağlayan eski bir sosyal medya uygulamasıdır. Kullanıcılar, çevrelerinde olup bitenleri takipçilerine canlı olarak yayınlayabiliyor, izleyiciler de yorum ve 'kalp' göndererek bu yayınlara katılabiliyordu. Kayvon Beykpour ve Joe Bernstein tarafından kuruldu ve 2015 yılında Twitter tarafından satın alındı. Kullanıcılar hesaplarını Twitter ile bağlayarak anlık olarak mobil cihazlarından çevrelerini yayınlayabiliyordu. Yayınlanan videolar belirli bir süre boyunca tekrar izlenebiliyordu. Kullanıcı sayısının azalması ve maliyetlerin artması nedeniyle Mart 2021'de tüm faaliyetleri resmi olarak sonlandırıldı.
- perivizyon objektif
- (Alm perivisions objektiv, Fr lentille périvision, İng perivision lens) Dikey olarak 360 derecelik panoramik görüntüler fotoğraflamak için kullanılan çok geniş açılı objektif tipi.
- perspektif
- (Alm perspektive, Fr perspectif, İng perspective) Fotoğrafta, geriye doğru ufalan düzeniyle derinlik izlenimi, duygusu verme. Gerçekte üç boyutlu olan bir cismin iki boyuta indirgendiğinde büyüklüğü ve biçimi arasındaki ilişkidir. Fotoğrafta bir konu içine sığan farklı uzaklıklardaki objelerin birbirleriyle olan görsel ilişkisidir. Fotoğrafta perspektif izlenimi ya sonsuza doğru giderken yakınsayan çizgilerle ya da renk tonlarıyla sağlanır. / Bir mekan içindeki üç boyutlu nesneler ve aralarındaki mekan ilişkilerini, iki boyutlu bir yüzeyde grafik olarak betimleme yöntemi. Nesnelerin birbirine oranları, sabiit bir noktaya göre iki boyutlu yüzeye aktarılır. Bu şekilde iki boyutlu yüzeyde, üç boyutlu ve derinlemesine görüş etkisi sağlanır. Nesneler, belirlenen sabit görüş noktasından öteye doğru gittikçe küçülür. / Perspektif değiştirme etkisini yapan, çizim ya da görüntü işleme yazılımındaki araç. bkz atmosferik perspektif.
- perspektif bozulması
- (Alm perspektivische verzerrung, Fr distorsion de la perspective, İng perspective distortion) Çok geniş açılı bir objektifle çekilmiş olan fotoğrafın küçük bir baskısının, normal görme uzaklığından bakıldığında ortaya çıkan görüntü farklılığı. bkz geometrik bozulma.
- perspektif düzlemi
- (Alm perspektivische ebene, Fr plan de perspective, İng perspective plane) Perspektif merkezini içeren herhangi bir düzlem.
- perspektif geometri hatası
- (Alm perspektivischer geometriefehler, Fr erreur de géométrie de perspective, İng perspective geometry error) Dünya yuvarlaklığından kaynaklanan görüntü bozulması hatası.
- perspektif görüş
- (Alm perspektivische ansicht, Fr vue en perspective, İng perspective view) Bir yüzey üzerinde ya da üstünde belirli bir görüntüleyici konumu referans alınarak oluşturulan üç boyutlu görüntü.
- perspektif kontrolü
- (Alm perspektiven kontrolle, Fr Contrôle des perspectives, İng Perspective Control - PC) Perspektif bozulmalarını önlemek amacıyla film veya algılayıcı düzlemini konu ile paralel bir biçimde tutmak için (tilt-shilt gibi) özel objektif veya fotoğraf makinesinin bazı bölümlerinin yaptığı hareket. Bu hareketler aşağı-yukarı veya sola-sağa yanlara doğru olabilir. Yaygın olarak mimari fotoğraflardaki “arkaya devriliyormuş gibi” görünümünü ortadan kaldırmak veya manzara fotoğraflarında alan derinliğini artırmak için kullanılır.
- perspektif merkezi
- (Alm perspektivisches zentrum, Fr perspective center, İng perspective center) Perspektif ışın demetlerinin başlangıç ya da orijin noktası olarak kabul edilen, bir kamera veya fotoğraf makinesi ile pozlama esnasında cisim, nesne ve arazi yüzeyinden objektife gelen ışık ışınlarının görüntü oluşturmak üzere objektiften geçtiği nokta, fotoğraf çekim işleminin gerçekleştirildiği, pozlamanın veya kısaca ölçümün yapıldığı nokta; projeksiyon merkezi, mercek merkezi, fotoğraf makinesi merkezi, objektif merkezi, çekim merkezi, dış perspektif merkezi.
- perspektiflik
- (Alm perspektive, Fr perspective, İng perspectivity) İki geometrik konfigürasyonun, şeklin veya nesnenin noktaları, çizgileri ya da düzlemlerinin perspektif olarak birbirleriyle karşılaştırılması; perpektivite. Perspektivite kavramı genel olarak doğrusal perspektiflik olarak bilinir, çünkü açısal perspektiflik içerilmeden önce gerçek perspektif merkezinin belirlenmesi gereklidir.
- pertavsız
- (Alm lupe, Fr loupe, İng loupe, magnifier) İnce kenarlı mercek ya da mercekler kullanılarak yapılan, incelenecek nesnenin üzerine konularak bakılan büyüteç. Dokuma, baskı, fotoğraf, film vb incelemek için kullanılır. bkz büyüteç.
- Petzval objektifi
- (Alm Petzval linsengeber, Fr lentille Petzval, İng Petzval lens) Bir diyafram sisteminin önünde ve arkasında yer alan iki objektiften oluşan objektif türü. Dar bir alanda ve oldukça yüksek hızda iyi doğrulama sağlar. Portre objektifi olarak, gösterim aygıtlarında, düşük güçteki mikroskoplarda kullanılır.
- Petzval sapması
- (Alm Petzval krümmung, Fr courbure de Petzval, İng Petzval curvature) Alan sapması. bkz alan sapması.
- Petzval yüzey
- (Alm Petzval oberfläche, Fr surface du Petzval, İng Petzval surface) Odaksal düzleme paralel olan bir nesne düzleminin görüntüsüne dayanan, odaksal nokta üzerindeki eğimli yüzey.
- peyzaj
- (Alm landschaft, Fr paysage, İng lanscape) Doğal ve insan yapımı unsurların bir araya gelerek oluşturduğu estetik ve işlevsel çevre düzenlemesi; bir yerin doğal görünümükır fotoğrafı, kır resmi. Parklar, bahçeler, şehir meydanları ve doğa manzaraları peyzajın konusudur. Doğal peyzaj; İnsan müdahalesi olmadan, doğanın kendi kendine var ettiği dağlar, ormanlar ve nehirler gibi oluşumlardır. Kültürel (yapısal) peyzaj, insan eliyle planlanıp düzenlenen parklar, bahçeler, siteler ve kent peyzajı gibi alanlardır. Sert ve yumuşak yeyzaj, çim, ağaç ve çiçek gibi canlı unsurlar yumuşak peyzajı; taş döşemeler, yollar, banklar ve havuzlar gibi cansız materyaller ise sert peyzajı oluşturur. Bu alanların planlanması, tasarımı ve uygulanması Peyzaj Mimarlığı mesleği tarafından yürütülür. Alanında uzman kişiler, bitki örtüsü ve yapısal elemanları ekolojik bir denge içinde tasarlayarak yaşam alanlarını daha konforlu hale getirir. bkz peyzaj fotoğrafı. bkz manzara.
- peyzaj fotoğrafçılığı
- (Alm landschaftsfotografie, Fr photographie de paysage, İng landscape photography) Peyzaj fotoğrafçılığı, en temel tanımıyla doğal veya insan eliyle şekillendirilmiş yeryüzü parçalarının (dağlar, ormanlar, denizler, göller ve kır manzaraları) sanatsal bir bakış açısıyla fotoğraflanmasıdır. Doğanın büyüklüğünü ve ihtişamını yansıtmak amacıyla genellikle geniş açılı objektifler kullanılır. Çoğu zaman günün ilk ışıkları (altın saatler) veya gün batımı tercih edilir. Doğal aydınlatma, fotoğraftaki renkleri ve atmosferi doğrudan belirler. Ön plandaki detaylardan arka plandaki en uzak noktaya (örneğin bir dağ zirvesine) kadar her yerin net çıkması hedeflenir. Bazen fotoğrafa ölçek (büyüklük algısı) katmak için küçük insan veya yapı figürlerine yer verilse de, bunlar manzaranın önüne geçirilmemelidir. Doğa ve manzaraların estetik açıdan ölümsüzleştirildiği bu tür, fotoğrafçılıkta hem teknik bilgi hem de doğada doğru anı yakalamak için büyük bir sabır gerektirir. bkz manzara. bkz peyzaj fotoğrafı.
- peyzaj fotoğrafı
- (Alm landschaftsfoto, Fr photo de paysage, İng landscape photo) Kır görünümlerini konu alan fotoğraf; kır, manzara fotoğrafı. Peyzaj fotoğrafı, en temel tanımıyla doğal veya insan eliyle şekillendirilmiş yeryüzü parçalarının (dağlar, ormanlar, denizler, göller ve kır manzaraları) sanatsal bir bakış açısıyla fotoğraflanmasıdır. Bu tür fotoğraflarda temel odak noktası doğanın kendisidir. bkz manzara. bkz peyzaj. bkz peyzaj fotoğrafçılığı.
- Photo CUP
- (İng) PhotoCup, her hafta farklı temalarda fotoğraf kupaları düzenleyen, kullanıcıların yükledikleri fotoğraflarla para ödülü ve çeşitli ödüller kazanabildiği, oylama tabanlı bir fotoğraf yarışma platformudur. "En İyi Fotoğrafçı" ve "En İyi Oy Veren" kategorileri bulunan platformda, PhotoCup Instagram sayfası üzerinden güncel yarışmalar takip edilebilir. Fotoğraflar kupa formatında eşleşerek yarışır ve kazanan, kullanıcı oylarıyla belirlenir. Yarışmalarda "En İyi Fotoğraf", "En İyi Fotoğrafçı" ve "En İyi Oy Veren" şeklinde farklı kategorilerde, birincilik, ikincilik ve üçüncülük nakit para ödülleri verilir. Mobil uygulama üzerinden ücretsiz katılım sağlanabilir. Topluluk oylamasına ek olarak, usta fotoğrafçılardan oluşan "PhotoCup Masters" da oylamaya katılarak etkileşim sağlar. PhotoCup, fotoğrafçılar için bir portföy oluşturma, diğer fotoğrafçılarla tanışma ve fotoğrafların oylanarak ödüller kazanıldığı sosyal bir platform olarak öne çıkmaktadır. Farklı temalarda katılımların olduğu bu yarışmanın online olarak yapıldığı görülür. Katılımcılar bu yarışmaya bir fotoğrafı ile ücretsiz olarak katılabilmektedir. Katılım için ana sayfadan fotoğraf yüklenebilmektedir. Her tema için bir fotoğrafla, toplamda 6 fotoğrafla ücretsiz olarak katılım yapılabilmektedir. Bu yarışma çeşitli kategorilerde katılımın mümkün olduğu yarışma türleri arasında yer alırken etkileyici ödülleri ile dikkat çeker. Yarışmaya dünya genelinde katılım mümkün olurken yaklaşık olarak 100'den fazla ülkeden katılımcının başvuru yaptığı görülür.
- Photoshop
- (İng Adobe Photoshop > Photoshop) Adobe Inc. 'nin Windows ve macOS için geliştirip sunduğu piksel tabanlı görüntü, resim ve fotoğraf düzenlemede sayısal fotoğraf işleme yazılımı. Bir marka adıdır Vektörel işlemlerde ve yazı işleme konusunda da bazı yetenekleri olmakla birlikte, pazar lideri olmasını sağlayan özelliği bit resim işleme işlevini de taşıyan Photoshop; kuşkusuz bilgisayar dünyasının en kuvvetli, bilinen ve tercih edilen yazılımlarındandır.
- PICT
- (Alm bild, Fr image, İng picture > pict > PICT) Yaygın olarak MacOs'de kullanılan grafik dosya formatı; resim. PICT formatı, ilk olarak 1980'lerin ortalarında Apple Computer tarafından geliştirilmiştir. Bu format, tek alfa kanallı RGB dosyaları ve alfa kanalları olmayan indeksli renkli, gri tonlu ve Bitmap dosyalarını destekler. PICT formatı, büyük düz renkli alanlara sahip görüntüleri sıkıştırmada özellikle etkilidir. PICT2, 24 bit renk yoğunluğunu destekler.
- pigment
- (Alm pigment, Fr pigment, İng pigment) Renk vermek için kullanılan, yoğun renkli, suda tamamen veya hemen hemen çözünmeyen renkli bir inorganik malzeme; boya maddesi, boyar madde. Pigmentler çok ince katı tanecikler halindedir. Boya ve baskı mürekkeplerinde, yeni kuşak yazıcılarda kullanılır. bkz boyar madde.
- piksel
- (Alm pixel, gitterauflösung, Fr pixel, İng picture > pix + Lat elementa > pixel) Sayısal görüntünün yapıtaşı (en küçük ve bölünemeyen) olan birim kareler, gözek. Sayısal fotoğraf makinelerinin niteliğini belirleyen ölçütlerden biri, her fotoğraftaki üretilen piksel adedidir. Pikseller ayrıca, sayısal fotoğraf makinesiyle bir bilgisayar monitöründe çekilen görüntüyü topluca yeniden yaratan bireysel bileşenlerdir. Piksel sayısı ne kadar çok olursa, ekran veya görüntü çözünürlüğü o kadar yüksek olur. Bir algılayıcı veya ekran teknolojisinde kullanılan çözünürlük bilgisindeki her bir noktayı ifade eder. Örneğin 640×480 boyutunda bir fotoğrafta 307200 adet nokta bulunur ki bu noktaların her birine piksel denir. Piksel yoğunluğu arttıkça görüntü kalitesi de artar. Çok fazla piksel daha büyük alana baskı ya da daha büyük görüntü bilgisi anlamına gelir. Pikselin en-boy oranına “görüntü oranı” denir. Bu oran sayısal fotoğraf makinelerinde 1 (bir)'dir. Video ortamlarında 1'den büyük olabilir. Pikseller sayısal fotoğraf makinelerinde kare, sayısal videolarda ise dikdörtgen biçimlidir. bkz enterpolasyon. bkz temel renk.
- piksel boyutu
- (Alm pixelgröße, Fr taille des pixels, İng pixel size) bkz konumsal ayırma gücü.
- piksel en-boy oranı
- (Alm pixel-seitenverhältnis, Fr rapport hauteur/largeur des pixels, İng pixel aspect ratio) Piksel genişliği ile yüksekliği arasındaki bağıntı. Çoğu sistemde pikseller kare biçimlidir ancak bazı aygıtlar dikdörtgen piksellerle çalışır. Görüntü çerçeveleme oranıyla karıştırılmamalıdır.
- piksel sıralı format
- (Alm durch pixel verschachtelte bänder, Fr bande entrelacée par pixel, İng band interleaved by pixel) Matristeki her elemanın bant sayısı kadar piksel değerine sahip olması; yani, sırasıyla birinci pikseller (birinci banttan sonuncu banda kadar), ikinci pikseller (birinci banttan sonuncu banda kadar), ..., birinci satırın son pikseli (birinci banttan sonuncu banda kadar), ikinci satırın son pikseli (birinci banttan sonuncu banda kadar), ... şeklinde bir sıralama içerisinde piksellerin yerleştirilmesi işlemi.
- piksel tabanlı görsel tekniği
- (Alm raster grafik, Fr graphique raster, İng raster graphic) Piksel denilen kareciklerin oluşturduğu sayısal görüntü tekniği.
- piksel tabanlı görseller
- (Alm pixelbasierte visualisierungen, Fr visuels basés sur les pixels, İng pixel based visuals) Piksel adı verilen aynı boyutta küçük kareciklerin farklı renk ve ton bilgilerini taşımalarıyla görüntü oluşumuna dayalı görseller; piksel temelli görseller. İçerdiği her bir karenin bilgisini taşırlar.
- pikselasyon
- (Alm pixelierung, Fr pixellisation, İng pixelation) bkz piksellenme.
- pikselizasyon
- (Alm pixelisierung, Fr pixellisation, İng pixelisation, pixelization) bkz pikselleştirme.
- piksellenme
- (Alm pixelisierung, Fr pixellisation, İng pixelation, pixellisation) Bir görüntünün yüzde yüz oranından daha büyük bir oranda büyütülmesi ile oluşan piksellerin normal halinden daha büyük ve bozuk gözükmesini ifade eder.
- pikselleşme
- (Alm pixelierung, Fr pixellisation, İng pixelation) Sayısal bir görüntüde, tek tek piksellerin apaçık fark edilir olması. Sayısal bir görüntü dosyasının ölçeklendirilmiş (büyütülmüş) ve piksellerin artık birbirine karışıp pürüzsüz bir görüntü oluşturamadığı bir noktaya kadar bölünmesi. Pikselleşme ayrıca step benzeri veya dalgalı eğriler ve açılı çizgiler (“sivriler” olarak da bilinir) şeklinde de görülebilir. Kural olarak, bir görüntüde bulunan piksel sayısı ne kadar fazla ise, görüntüde pikselleşme olasılığı o kadar az olur.
- pikselleştirme
- (Alm pixelisierung, rasterisierung, Fr pixellisation, rastérisation, İng pixelisation, pixelization, rasterization) Belirli bir büyüklükte çıktı yapmadan önce, vektör görüntüyü tarama kafesi biçimine dönüştürme işlemi. / Bir bit işlemli görüntüyü, bir çıktı aygıtı ya da bir amaca yönelik olarak tarama kafesi biçimine dönüştürme işlemi. / Görüntü veya video düzenlemede öncelikle sansür için kullanılan bir teknik; jaggy, mozaikleme, pikselizasyon. Böylece görüntü, bir kısmı veya tamamı belirgin şekilde daha düşük bir çözünürlükte görüntülenerek bulanıklaştırılır. / Canlı aktörlerin bir animasyon filminde kare kare özne olarak kullanıldığı, bir veya daha fazla kare çekilirken tekrar tekrar poz vererek ve bir sonraki kare veya karelerden önce pozu biraz değiştirerek kullanılan bir stop motion tekniği. Bu teknik genellikle bir filmde canlı oyuncuları animasyonlu oyuncularla harmanlamanın bir yolu olarak kullanılır.
- pikselleştirme filtresi
- (İng pixelate) Adobe Photoshop filtrelerinden biri. Alt menüsünde yer alan seçenekler, birbirine benzer değerde ve renklerde pikselleri bir araya getirerek farklı şekiller elde edilmesine yardımcı olur (Filter > Pixelate).
- piktogram
- (Alm piktogramm, Fr pictogramme, İng pictogram) Ürün üzerinde yer alan ve ürünle ilgili herhangi bir özelliği görsel olarak ifade eden şekil. / Dağılımları küçük resimli sembollerle gösteren tematik bir harita.
- piktoryalizm
- (Alm bildhaftigkeit, Fr pictorialisme, İng pictorialism) bkz resimsi fotoğraf.
- pil
- (Alm zelle, batterie, Fr pile, cellule, batterie, İng cell, battery) Bir ya da daha fazla elektrokimyasal hücrenin depoladığı kimyasal enerjiyi dönüştürerek elektrik enerjisi üreten aygıt. Türkçede tek bir elektrokimyasal hücreden oluşan aygıta pil, iki ya da daha fazla hücrenin kendi içinde seri (ardışık) ya da paralel (yanaşık) bağlanmasıyla oluşmuş sisteme ise batarya denir. Piller ve bataryalar; voltaj (gerilim), akım, iç yapısı, kapasitesi, şarj olma özelliği, boyutu ve fiyatlarına göre birincil (tek kullanımlık) ve ikincil (çok kullanımlık, yeniden şarj edilebilir) olarak iki ana tipte tasarlanıp üretilir. Birincil pil veya bataryalar; lityum, karbon, çinko, alkali, magnezyum, cıva gibi maddelerden oluşur. İkincil pil ve bataryalar ise nikel kadmiyum, nikel hidrit, kurşun asidi gibi maddelerden oluşur. Gerilimi düştüğünde yeniden şarj edilebilen bu ikincil pil veya bataryalar, elektrik depolayan bir tür aküdür. bkz batarya.
- pil veri sayfası
- (Alm datenblatt der batterie, Fr fiche technique de la batterie, İng battery data sheet) Bir pil veya bataryanın verileri fiziksel özellikler ve performans (başarım) özellikleri olarak iki grupta toplanabilir. 1- Fiziksel özellikler; çap, yükseklik ve kütle. 2- Başarım özellikleri; deşarj kapasitesi, yazılı gerilim, enerji yoğunluğu (kütle-hacim), şarj (standart yükleme akımı, standart şarj akımı, maksimum yükleme akımı, şarj sonu gerilimi, kesme akımı), deşarj: (sandart boşalma akımı, maksimum sürekli deşarj akımı, maksimum deşarj gerilimi), başlangıç empedansı, çalışma sıcaklığı (yükleme, boşalma), depolama sıcaklığı (ay içinde, gönderim durumu), doluluk oranı (%).
- pilin aşırı deşarj gerilimi
- (Alm batterie-tiefentladespannung, Fr tension de décharge excessive de la batterie, İng battery over-discharge voltage) Aşırı deşarj gerilimi pilin minimum geriliminden daha fazla şarj olması durumunda gerçekleşir. Lityum iyon pillerin ömrünün ciddi oranda kısalmasına yol açar.
- pilin aşırı şarj gerilimi
- (Alm überladespannung der batterie, Fr tension de surcharge de la batterie, İng battery overcharge voltage) Pil veya bataryanın maksimum şarj geriliminden daha fazla şarj edilmesi anlamına gelir. Özellikle lityum iyon piller için çok tehlikelidir ve ömrünün kısalmasına yol açar.
- pilin boyutu
- (Alm größe der batterie, Fr taille de la batterie, İng size of battery) Pil ve bataryalar kendi arasında pek çok farklı boyutlarda bulunmaktadır. Bunlar AA, SC, D gibi adlandırmalar alabileceği gibi, 14500, 18350, 18650, 21700 gibi adlar da alabilmektedir.
- pilin C değeri
- (Alm C-wert der batterie, Fr valeur C de la batterie, İng C value of battery) Pil veya bataryanın C değeri pil veya bataryanın kapasitesi ile doğrudan ilgili olup, maksimum deşarj akımını belirleyici terimdir. Örneğin; 1000 mAh pil veya batarya 3C değerine sahipse, 1000 mAh x 3C = 3000 mA deşarj akımı verebileceğini ifade eder.
- pilin çevrim ömrü
- (Alm lebensdauer der batterie, Fr durée de vie de la batterie, İng battery cycle life) Bir ikincil pil veya bataryanın ömrünü süre ile ifade etmek yerine genellikle “cycle” terimi ile ifade edilir. Örneğin; 500 cycle bir pil veya batarya, 500 defa şarj/deşarj ömrü var anlamına gelmektedir.
- pilin enerji yoğunluğu
- (Alm energiedichte der batterie, Fr densité énergétique de la batterie, İng energy density of battery) Bir pil veya bataryanın hacmen veya kütlesinin depolayabildiği enerjiye oranıdır. Bu durum genellikle pil veya bataryanın kimyasına göre farklılık gösterebilir. Aynı zamanda üreticiler aynı hacimde daha yüksek veya düşük kapasiteli pil veya bataryalar da üretebilmektedir.
- pilin kapasitesi (mAh / Wh)
- (Alm kapazität der batterie, Fr capacité de la batterie, İng capacity of battery) Pil veya bataryanın kapasitesi (sığası) içerisinde depoladığı enerji miktarını ifade eder. Pil veya bataryanın kapasitesi ne kadar yüksek olursa o kadar uzun süre kullanım sağlar.
- pilin kimyası
- (Alm chemie der batterie, Fr chimie de la batterie, İng chemistry of the battery) Pil veya batarya tasarım ve üretiminde önemli bilgiler arasında pilin kimyası da yer almaktadır. Bu durum pil veya bataryanın pek çok özelliğini belirleyicidir. Bunlar; Alkalin, lityum, Ni-MH, Ni-Cd, lityum iyon gibi farklı kimyalar olabilir.
- pilin maksimum deşarj akımı
- (Alm maximaler entladestrom der batterie, Fr courant de décharge maximal de la batterie, İng maximum discharge current of the battery) Bu değer pil veya bataryanın en fazla karşılayabileceği akım değerini belirler. Bazen C değeri olarak da belirtilir.
- pilin nominal gerilimi
- (Alm nennspannung der batterie, Fr tension nominale de la batterie, İng nominal voltage of battery) Bir pil veya bataryanın yüksüz bir şekildeki gerilimini ifade eder. Bu gerilim değeri pilin üzerinde yazar ve pil veya bataryanın enerjisinin ortalama değeri olarak kabul edilir. Örneğin; lityum iyon pil veya bataryalar genellikle 2.75 V ile 4.2 V gerilim aralığında çalışırken nominal gerilimi genellikle 3.6 V-3.7 V aralığında görülmektedir.
- pin-point fotoğrafçılık
- (Alm punktgenaue fotografie, Fr photographier avec précision, İng pinpoint photography) Genellikle gelişmiş gps destekli uçuş, navigasyon ve fotoğraf çekimi olanaklarından yararlanmak suretiyle, yersel veya hava fotoğrafları çekiminde, proje alanının yalnızca istenen herhangi bir noktası veya bölgesinin, proje alanında bulunan ve görüntüsü alınmak istenen belirli bir obje ya da hedefin, büyük obje, cisim veya hedeflerin istenen herhangi bir bölümünün tek bir stereo çifti ya da tek bir fotoğrafının alınması tekniği; noktasal fotoğrafçılık.
- ping
- (Alm klingeln, Fr pinger, İng Portable Network Graphics – PNG >ping) Portable Network Graphics – PNG teriminin yaygın söylenişi. bkz PNG.
- pinhole
- (Alm nadellöcher, Fr trous d'épingle, İng pinholes) Herhangi bir ortamda ve atmosferde bulunan toz parçacıklarının, hava kabarcıklarının ya da çözülmemiş kimyasal maddelerin neden olduğu, negatif filmler üzerinde görülen küçük ve açık noktalar ve lekeler. / (Alm lochblende, Fr sténopé, İng pinhole) bkz pinhole yöntemi. bkz iğne deliği. bkz pinhole fotoğraf.
- pinhole fotoğraf
- (Alm lochfoto, Fr photo au sténopé, İng pinhole photo) Karanlık oda, kutu fotoğrafı, objektifsiz fotoğraf. Pinhole, yani iğne deliği fotoğrafçılığının teorik altyapısı; karanlık ve kapalı bir ortama çok küçük bir delikten giren ışığın tam karşısındaki duvarda dışardaki görüntünün aynısını ters biçimde oluşturmasına dayanır. Görüntünün oluştuğu duvara negatif veya pozitif film konulabilir. Netleme ve pozlama süresi denemelerle oluşur. Hareket netsizliğinin önüne geçmek için hareketsiz konuların çekimi önerilir.
- pinhole fotoğraf makinesi
- (Alm lochkamera, Fr sténopé, İng pinhole camera) Bir metal kola kutusu, ayakkabı kutusu, tencere vb iğne deliği fotoğraf makinesi olarak düzenlenebilir. Hazır pinhole fotoğraf makinesi satan firmalar da var. Bir analog ya da sayısal fotoğraf makinesinin objektifi çıkarılıp bayonete saydamsız bir kapak yerleştirip ortasından iğne ile delerek de makine hazırlanabilir. Sayısal özelliği olmayan kutu ya da gövdeden oluşan makinede kadrajlama, pozlama süresi denemelerle olgunlaştırılır. Sayısal makinede ön izleme ve uzun pozlama sonunda çıkan görüntü de izlenebilir.
- pinhole yöntemi
- (Alm pinhole methode, Fr méthode du sténopé, İng pinhole method) Karanlık kutunun ön yüzüne objektif yerine geçmek üzere açılan 0.25-1 mm çapındaki bir iğne deliğinden geçen ışınların kutunun arka yüzünde duyar kat (film ya da algılayıcı) üzerinde ters görüntü oluşturmasına dayanan yöntem; iğne deliği yöntemi. bkz pinhole fotoğraf.
- pinpad bozulması
- (Alm , Fr , İng Pinpad distortion) Daha ucuz objektiflerde yaygın olan, yatay veya dikey düzlemdeki paralel çizgilerin içe doğru büküldüğü bir optik bozulma türü; pinpad distorsiyonu. Pinpad bozulması, namlu bozulmasının tam tersidir.
- pipitre
- (Alm retuschier box, Fr boîte de retouche, İng retouching box) (Fr pupitre/rahle, sehpa > pipitre > pipitri “rötuş sandığı”. Analog fotoğrafçılık döneminde negatif filmlerin veya cam negatiflerin üzerine elle rötuş (İng retouch) yapabilmek için kullanılan ışıklı, şeffaf bir tezgah veya aygıttır. Günümüzde bilgisayarda yapılan Photoshop rötuş işlemlerinin, eski yıllardaki manuel karşılığıdır. bkz rötuş sandığı.
- piramit
- (Alm pyramide, Fr pyramide, İng pyramid) Görüntü dosyaları için bir kodlama tekniği.
- plan konveks
- (Alm konvex planen, Fr plan convexe, İng plan convex) Bir yüzü düzlem biçiminde, diğer yüzü içbükey şekilde olan mercek veya başka bir cisim.
- plano
- (Alm plano, Fr plan, İng plano) Düz olan, genellikle merceklerin ve aynaların yüzeyi için kullanılır. Bazı anlatımlarda “mükemmel düzlüğü”, objektifin “yüzey bölümü”nü ifade eder. bkz düzlemsel.
- planografik
- (Alm planografisch, Fr planographique, İng planographic) Düz olan baskı sistemi ya da görüntü taşıyıcısı.
- plastik folyo filtresi
- (İng plastic wrap) Adobe Photoshop artistic (sanatsal) filtrelerinin altında bulunur ve görüntüyü sanki plastik folyo ile kaplanmış gibi gösterir (Filter > Sketch > Plastic Wrap).
- plastik fotoğraf kağıdı
- (Alm fotopapier aus kunststoff, Fr papier photo en plastique, İng plastic photo paper) Plastik tabanlı, yırtılmaz yapıda ve harikulade renkler sunan bir fotoğraf kağıdı. İstenirse arkasından ışık verilerek yarı şeffaf hale getirilebilir ve tıp alanında kullanılabilir.
- plastik mercek
- (Alm kunststofflinse, Fr lentille en plastique, İng plastic lens) Saydam plastik ya da optik reçineden yapılan optik bileşen.
- plastik sanatlar
- (Alm plastische künste, Fr arts plastiques, İng plastic arts) Heykel, seramik gibi biçimlendirme ve modellemeyi içeren üç boyutlu olan sanatlar. Çoğu kere tüm görsel sanatları ifade eder.
- platform
- (Alm plattform, Fr plate-forme, İng platform) Kullanılan işletim sistemi tarafından tanımlanan bilgisayar sistemi türü. Örneğin Apple Macintosh ya da Mac Platformu MacOs kullanılır. bkz platformlar arası.
- platformlar arası
- (Alm plattformübergreifend, Fr multiplateforme, İng cross-platform) Bilgisayar yazılımı, dosya ya da dosya formatı. Birden fazla bilgisayar platformu ya da işletim sisteminde kullanılabilir.
- plazma ekran
- (Alm plasma-display, Fr écran plasma, İng plasma display) İki elektrot arasındaki neon gibi elektrik akımı ile iyonize edilen (iyonlaştırılan) sıkıştırılmış gazların (plazma) kullanıldığı bir görüntüleme teknolojisi. Genellikle 30 inç (76 cm) ve daha yukarı boyuttaki televizyonlar ve sayısal ekranlarda kullanılır ve yüksek çözünürlük, geniş izleme açıları ve derin siyahlar sunar. Plazma ekranlar, iyonize gaz hücreleri sayesinde görüntüyü doğrudan yayarlar ve hareketli görüntülerde akıcılık sağlar. Ayrıca, plazma ekranlar, LED ve LCD ekranlara göre daha fazla enerji harcarlar. bkz gaz boşaltmalı ekran.
- Plug-n-Play
- (Alm Plug-and-Play, Fr Prêt à l'emploi, İng Plug-n-Play) Daha çok Windows işletim sistemi için bilgisayar ve onlara bağlanan yan ürünlerin bağlantıları noktasında kullanılan bir terimdir. Bağlantı fiziksel olarak gerçekleştirildikten sonra bağlantısı yapılan cihaz ile hemen çalışmaya geçilebileceğini ifade eder ki bu tür konular daha önceleri sorun oluştururdu ve kişi bu problemi çözmek için saatlerce hatta bazen günlerce sistem ile uğraşmak zorunda kalabilirdi.
- plugin
- (Alm plug-in, Fr plug-in, İng plug-in) Fotoğraf işleme yazılımları gibi bilgisayar yazılımlarında işlem kapasitesini (sığasını) genişleten ek düzenlemeler; eklenti. bkz eklenti.
- PMS
- (Alm Pantone-Farbsystem, Fr Système de correspondance Pantone, İng Pantone Matching System - PMS) Pantone Eşleme Sistemi. bkz Pantone.
- PMT
- (Alm foto mechanische übertragung, Fr transfert photo mécanique, İng Photo Mechanical Transfer - PMT) Mekanik Fotoğraf Aktarımı. Baskı için kullanılacak olan plakaların fotoğraf tekniğiyle hazırlandığı çeşitli yöntemler. / Elektron çoğaltıcı aygıt. bkz elektron çoğaltıcı.
- PNG / png
- (Alm tragbare netzwerkgrafiken, Fr graphiques réseau portables, İng Portable Network Graphics - PNG) İnternet kullanımı amacıyla önerilen, kayıpsız bir şekilde sıkıştırılmış olan görüntülere yönelik dosya formatı; ping, Taşınabilir Ağ Grafiği. GIF'e patentsiz bir alternatif olarak geliştirilen bu format, görüntülerin dünya çapında Web'de görüntülenmesi amacıyla kayıpsız sıkıştırma için kullanılır. GIF'in yerine www konsorsiyumu tarafından benimsenen bazı eski web tarayıcı sürümleri PNG görsellerini desteklemeyebilir.Transparanlığı ve doğru renk kullanımı ile esnek ve zengin bir formattır. Kimi sunucular bu formatı desteklemediği için yaygınlaşamamıştır.
- PoF
- (Alm schwerpunkt, Fr point focal, İng Point of Focus) Netleme düzlemi. bkz netleme düzlemi.
- polakart
- (Alm pola-karte, Fr carte polaire, İng pola card) Polaroid fotoğraf baskı stiline verilen adlardan biri; fotopola, polafoto. Fotoğraf görselinin etrafında beyaz alan bırakılmasıyla kendinden çerçeveli bir fotoğraf baskısı görünümü vermektedir. Fotoğraf görselinin alt kısmındaki beyaz alan daha geniştir. Böylece o kısma yazı yazma imkanı sağlar.
- polariskop
- (Alm polariskop, Fr polariscope, İng polariscope) Maddelerin özelliklerini, polarize ışıkta incelemeye yarayan aygıt.
- polarizasyon
- (Alm , Fr polarisation, İng polarization) Işık ışınları ve titreşimlerin tek bir düzlemde (yatay ya da düşey) sınırlandırılması gibi bir yolla ışığın yönünün değiştirilmesi sanatı ya da işlemi; polarma, kutuplanma, kutuplaşma, ucaylama. Dalga teorisine göre ışık, yayılma doğrultusuna dik bütün düzlemlerde titreşim gösterir. Bir polarize ortamdan geçen ışık titreşimleri tek bir düzleme sınırlandığı zaman, o düzlem polarize olmuştur denilir. Işık titreşimlerinin tek bir düzlem durumuna getirilmesi. bkz düzlem polarize ışık. / Elektromıknatıs dalgaların ışınımına belirli bir yön verme; sıralama ya da gruplama işlemi; ucaylama.
- polarizasyon filtresi
- (Alm polarisations filter, Fr filtre polarisant, İng polarization filter) bkz polarize filtre.
- polarizasyon gözlüğü
- (Alm polarisations glas, Fr verre de polarisation, İng polarisation glass) bkz polarize filtre.
- polarizasyon yöntemi
- (Alm polarisations methode, Fr méthode de polarisation, İng polarisation method) Birbirine dik yatay ve düşey eksen üzerinde yayılan ışık ışınlarından yararlanarak, farklı eksenlerden gelen ışınların ayrı ayrı göze sunulması ile uygulanan bir yapay stereoskopik görme yöntemi.
- polarizatör
- (Alm polarisator, Fr polariseur, İng polarizer) Polarize olmamış doğal ışığı, polarize ışığa dönüştüren aygıt.
- polarize filtre
- (Alm polarisationsfilter, polarisationsglas,, Fr filtre polarisant, verre polarisant, filtre polarisateur, İng polarisation filter, polarisation glass, polarizing filter) Işığın alımında tüm yönlerde yaptığı (düşey, yatay ve ilerleme doğrultularındaki) salınmayı tek bir düzleme indiren ve böylelikle parlak yüzeyli cisimlerdeki yansımaları yok eden filtre türü; polarizasyon filtresi, polarize süzgeç. Yansımanın yok edilebilmesi için parlak yüzeyin metalik olmaması gerekmektedir. Yansıyan ışınlar genelde cisimlerin kontrastını azalttığı için manzara çekimlerinde kullanılması tavsiye edilen bir filtredir. Bu maksatla kullanılan gözlüklere “polarizasyon gözlüğü” denir.
- polarize ışık
- (Alm polarisiertes licht, Fr lumière polarisée, İng polarized light) Işığın her yöne salınımını sonlandırmak. Normal gün ışığı her yönde salınım yaparak ilerler, bazı yansıtıcı yüzeyler ışığın her yöne yaptığı salınımı sınırlandırır. Böylece bu tür yüzeylerden yansıyan ışık ışınları tek yöne salınım yaparak ilerler; bu ışığa “polarize ışık” denir. Su ve cam yüzeylerde çok sık karşılaşılır.
- polaroit fotoğraf makinesi
- (Alm polaroid kamera, Fr appareil photo polaroïd, İng polaroid camera) Doğrudan özel hazırlanmış bir film/kart üzerine pozlama yapan fotoğraf makinesi, polaroid. 1945'te ABD'de Edwin Land tarafından icat edilmiştir. Pozlamayla oluşan negatif görüntünün bir dizi merdanenin arasından geçerken kimyasal madde içeren tabakasının kırılması ile banyo edilerek pozitif görüntüye dönüşmesi biçiminde çalışan fotoğraf makinesidir. 1980li yıllarda çok revaçta olan bir şipşak fotoğraf makinesiydi.
- polikrom
- (Alm mehrfarbig, polychrom, Fr multicolore, polychrome, İng multicolor, polychrome) İki veya daha fazla renkli. bkz çok renkli.
- POP
- (Alm ausdruckpapier, Fr papier d'impression, İng Printing-out Paper - POP) bkz baskı dışı fotoğraf.
- pop art
- (Alm Pop art, Fr Pop art, İng Pop art, 1950'ler ve 60'lar boyunca özellikle Amerika ve İngiltere'de gelişen bir sanat akımıdır. Andy Warhol'un “nesnelere düşkünlük” olarak tanımladığı bu akım, popüler kültürün imgelerini, tüketim toplumunun simgelerini ve kitle iletişim araçlarının gücünü ön plana çıkarır. Pop art, gündelik hayatın, ünlülerin ve tüketim ürünlerinin görsellerini kullanarak, bu ögeleri sanat eseri olarak sunar ve bu şekilde soyut ve duygusal bakış açılarını dışlar. Pop art akımında, çekilen fotoğraflar, sıklıkla kolajlar, illüstrasyonlar ve fotomontajlar şeklinde işlenmiş ve popüler kültürün çeşitli yönlerini yansıtmıştır. Fotoğraf, bu akımda, gündelik nesneleri ve popüler imgeleri yeniden yorumlama ve bunları sanatsal bir bağlamda sunma aracı olarak kullanılmıştır. Pop artın etkisi, günümüzde de sürmektedir. Bu akımın görsel dili ve estetiği, reklamcılık, grafik tasarım ve diğer görsel sanatlar alanlarında sıkça görülebilir. Pop art, sadece sanat tarihinde önemli bir dönemi temsil etmekle kalmaz, aynı zamanda modern tüketim toplumunun ve popüler kültürün sanat üzerindeki etkilerini de gözler önüne serer.
- Porro prizma
- (Alm Porro-prisma, Fr prisme de Porro, İng Porro prism) İtalyan mühendis, topograf, optikçi İgnazio Porro tarafından 1850'de icat edilen, genellikle birbirine yapıştırılan iki dik açılı prizma kullanılması ile açıklanabilen, ekseni veya izdüşüm ışınını 180 derece saptıran ve yansımanın olduğu düzlem içinde görüntüyü çeviren prizma. Bir ikizkenar dik üçgen kesitli prizmanın tabanına dik olarak ulaşan ışının 2 adet 45 derecelik ikizkenar yüzeyde içten tam yansıma yaparak ilk geliş doğrultusuna paralel biçimde geri döndüğü prizma.
- portfolyo
- (Alm portfolio, Fr portefeuille, İng portfolio) Bir fotoğrafçının belirli bir zaman dilimi ve belirli bir amaç dahilinde beceri, yetenek, güçlü ve zayıf yönlerini öğrenme alanları ile ilişkili olarak gösteren, başarı durumunu yansıtan gelişim dosyası; bireysel gelişim dosyası. Görsel bir sunumu da içeren özel bir dosyadır. Özgeçmiş / Curriculum Vitae – CV'den farklı olarak dosya sahibinin sadece "ne yaptığını" değil, "nasıl yaptığını" somut kanıtlarla (tasarım, rapor, proje vb) göstererek yeteneklerini belgeleyen ve rakiplerinden sıyrılmasını sağlayan profesyonel bir sunum aracıdır.
- portre
- (Alm porträt, Fr portrait, İng portrait) Tek bir kişinin karakteristik ya da özel yanlarını öne çıkaran fotoğrafı. Resim, fotoğraf, heykel ve benzeri sanat türlerinde bir kişinin yüzünün ve yüz ifadesinin betimlenmesi ile oluşturulan eserdir. Bu eserlerin amacı, kişinin görünüşünü, kişiliğini ve ruh halini yansıtmaktır. bkz otoportre. bkz portre fotoğrafı. bkz portre fotoğrafçılığı.
- portre fotoğrafçılığı
- (Alm porträt fotografie, Fr photographie de portrait, İng portrait photography) Bir kişinin veya grubun kimliğini, kişiliğini, ruh halini ve özünü; ışık, kompozisyon, pozlama ve arka plan teknikleri kullanarak yakalamayı amaçlayan bir sanat dalıdır. Sadece dış görünüşü değil, kişinin hikayesini yansıtan bu fotoğraflar, stüdyo çekimlerinden doğal yaşam tarzı çekimlerine kadar çeşitlilik gösterir. Portre fotoğrafçılığında amaç, konunun karakterini ve içsel dünyasını vurgulamaktır. Doğru ışıklandırma (çapraz, ters vb), arka plan seçimi, diyafram ayarı (f/2.8 – f/5.6) ve modelle kurulan iletişim temel ögeler. Portre türleri; geleneksel (stüdyo), çevresel (yaşam alanı), doğal/yaşam tarzı ve sanatsal/kavramsal portreler olarak çeşitlendirilebilir. Büst (baş-omuz), yarım figür (bel üstü) veya tam figür şeklinde çekimler yapılabilir. Genellikle arka planı bulanıklaştırarak özneyi ön plana çıkaran 85 mm ve üzeri odak uzaklığına sahip objektifler tercih edilir. Portre fotoğrafçılığı, anlık fotoğraflardan ziyade, önceden planlanmış ve özenle yapılandırılmış görüntülerdir. bkz portre fotoğrafı.
- portre fotoğrafı
- (Alm porträt foto, Fr photo de portrait, İng portrait photo) Bir kişinin veya grubun ifadesini, kişiliğini ve ruh halini yansıtmayı amaçlayan, odak noktası genellikle yüz olan fotoğrafçılık türüdür. Başarılı bir portre için göz hizasından çekim, doğru ışıklandırma, arka plan seçimi ve modelle iletişim kurarak doğal bir ifade yakalanması esastır. En keskin netlik daima modelin gözlerinde olmalıdır. Yumuşak ve yönlü ışık, yüz hatlarını belirginleştirmek ve derinlik katmak için tercih edilir. Konuyu arka plandan ayırmak için düşük diyafram değerleri (f/1.8, f/2.8 gibi) kullanılarak arka plan bulanıklaştırılır (bokeh etkisi). Genellikle göz hizası tercih edilir, ancak yaratıcı sonuçlar için alt veya üst açılar da kullanılabilir. Genellikle 85 mm, 100 mm veya daha yüksek odak uzunluğuna sahip objektifler portre çekimi için idealdir. Akıllı telefonlarda "Portre Modu" (İng Portrait Mode) kullanılarak arka plan otomatik olarak bulanıklaştırılabilir. İyi bir portre fotoğrafı için modelin rahat hissetmesini sağlayarak doğal ifadeler yakalanmalıdır; çekim açısı değiştirilerek (alt/üst) farklı perspektifler denenmelidir; portre fotoğrafları hem kişinin dış görünüşünü hem de iç dünyasını yansıtan bir hikaye anlatmalıdır. bkz portre. bkz portre fotoğrafçılığı.
- portre kadrajı
- (Alm vertikaler rahmen, Fr cadrage vertical, İng vertical framing) Fotoğraf makinesi dikey olarak tutulup çekilen fotoğraf; portre kadrajı. bkz dikey çerçeveleme.
- posterizasyon
- (Alm posterisierung, tonwerttrennung, Fr postérisation, séparation des tons, İng posterization, tone seperation) Bir fotoğraftaki renk tonlarının azaltılması işlemi. Sonuçsal fotoğrafta çok parlak ve çok karanlık bölgelerle, çok sınırlı sayıda ara tonları kalır. / Doğal bir şekilde olan tonlar yerine açık bir şekilde sınırları çizilmiş ton aralıkları olan bir baskı şekli.
- posterize filtresi
- (İng poster edges) Adobe Photoshop artistic (sanatsal) filtrelerinin altında bulunur ve bir görüntünün içerdiği renkleri azaltarak detaylarından arındırmaya yarar (Filter > Artistic > Poster Edges).
- postmodernizm
- (Alm postmodernismus, Fr postmodernisme, İng postmodernism) 1970'lerde, Batı toplumlarında yaşanan hayat şartlarının iyileşmesi, ticari ve teknolojik gelişmeler, kültürel üretimi artırmış ve bu dönemi tanımlamak için postmodernizm terimi kullanılmıştır. Postmodernizm, özellikle fotoğrafı, görsel sanatların önde gelen bir dalı olarak konumlandırmıştır. Bu dönemin fotoğraf sanatçıları, geleneksel temsil teorilerini sorgulamış ve fotoğrafı, bu teorileri yeniden değerlendirme aracı olarak kullanmışlardır. Bu akımın fotoğraf sanatçıları, fotoğrafı sadece görsel bir araç olarak değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel eleştirinin bir parçası olarak kullanmıştır. Onların eserleri, fotoğrafın gücünü ve etkisini, sadece görsel bir medyumdan öte, bir iletişim ve ifade aracı olarak göstermiştir. Postmodern fotoğrafçılık, bu dönemde toplumun değişen yüzünü yansıtmanın yanı sıra, görsel sanatların ve fotoğrafın sınırlarını zorlayarak, sanatın kendisini yeniden tanımlamasına da katkıda bulunmuştur.
- PostsSript
- (Alm nachwort, Fr post-scriptum, İng PostScript - PS) Adobe tarafından geliştirilen; metin ve grafikleri yüksek kaliteli baskı için tanımlayan, cihazdan bağımsız bir sayfa tanımlama ve programlama dili; sonradan yazı. Vektör tabanlı bu dil, Bézier eğrilerini kullanarak belgeleri oluşturur ve lazer yazıcılar gibi PostScript destekli cihazlarda tutarlı çıktı sağlar. bkz sonradan yazı.
- potasyum bromür
- (Alm kaliumbromid, Fr bromure de potassium, İng potassium bromide) Geliştirme banyosu formüllerinde sınırlayıcı olarak kullanılan kimyasal bileşim.
- poz
- (Alm pose, Fr pose, İng pose) Resim ve fotoğrafta duruş. / Fotoğraf makinesinde kullanılan filmde her bir kare. / Fotoğrafta objektifin açık kaldığı süre.
- poz saati
- (Alm pose-uhr, Fr pose horloge, İng pose clock) Karanlık odada çalışırken agrandisöre bağlı olarak pozlandırma süresini belirlemeye yarayan bir tür zaman sayacı.
- poz süresi
- (Alm expositions zeit, Fr temp de pose, délai d'exposition, İng exposure time) Duyar kat (film veya algılayıcı) üzerinde biriktirilen ve kaydedilen ışık miktarı. En iyi görüntüyü yakalayabilmek için doğru pozlama önemlidir, yüksek sinyaller için pozlama süresi düşürülür.
- poz taraması
- (Alm klammerung, Fr bracketing, İng bracketing) Alınacak sonuçlarda herhangi bir pozlandırma hatasına yer vermemek için aynı konuyu birbirine yakın ama farklı diyafram ya da enstantane hızı ile çekme yöntemi. bkz nokta ölçüm ve zon sistem. / Çekim pozunun belli bir miktar altında ve de üstünde seri olarak pozlandırılma modu.
- poz vermek
- (Alm pose, Fr pose, İng pose) Resim yaptırmak veya fotoğraf çektirmek için durum almak. / Bir ressam, yontucu veya fotoğrafçıya model olarak belli bir durumda durmak.
- poz yoğunluğu
- (Alm expositions entschädigung, belichtungs korrektur, Fr compensation d'exposition, İng Exposure Compensation > EV compensation) Fotoğraf makinesinin yapabildiği daha karanlık ve daha parlak yönde pozlama değerini gösterir.
- pozisyon
- (Alm stellung, haltung, Fr position, attitude, İng position, attitude) Konum, durum, tutum. Fotoğrafta pozisyon, modelin vücut duruşunu (beden dili), açılarını ve kadraj içindeki konumunu ifade eder. Çekim türüne göre (portre, ürün veya manzara) konunun estetik, duygusal ve teknik olarak en iyi şekilde yansıtılması amacıyla kurgulanan duruştur. Portre ve model pozları bağlamında, fotoğrafı çekilen kişinin yüz ve beden duruşudur. Omuzların fotoğraf makinesine göre açısı (dik veya 45 derece), ellerin konumu ve yüzün yönü, fotoğrafın enerjisini belirler. Fotoğraf makinesi/özne konumlandırması (Kompozisyon) bağlamında, fotoğraftaki ana objenin veya modelin kadraj içinde nereye yerleştirileceğidir. Görsel dengeyi sağlamak için üçler kuralı (konunun karenin 1/3 çizgilerine veya kesişim noktalarına yerleştirilmesi) gibi teknikler kullanılır. Işık ve pozlama bağlamında, "poz" sözcüğü bazen fotoğrafçılıktaki pozlama (İng exposure) ile karıştırılır. Pozlama, fotoğraf makinesinin duyar katına (film veya algılayıcısına) giren ışık miktarını ve süresini ifade eder. Fotoğraflarda en iyi sonucu almak için modelin vücudunun fotoğraf makinesine tam cepheden değil, hafif açıyla durması ve kolların vücuda tam yapışık olmaması gibi klasik duruş teknikleri sıklıkla uygulanır. bkz konum.
- pozitif
- (Alm Positiv, Fr positif, İng positive) Doğadakinin aynı renk tonunda (pozitif görüntü) görüntü veren duyar katlara sahip boş film; pozitif film. bkz pozitif film. / İşlemelikte (karanlık odada) işlenerek gizil pozitif görüntüleri belirmiş film. / Konunun aslı gibi aynı renk ve ton değerinde olan görüntü; pozitif görüntü. / Negatif bir filmden fotoğraf kağıdına yapılmış baskı. / Görüntüsü pozitif olan saydam.
- pozitif duyar kat
- (Alm positives gefühl, positive emulsion, Fr sol à sens positif, émulsion positive, İng positive sense floor, positive emulsion) Pozitif filmin duyar katı.
- pozitif film
- (Alm filmpositiv, positivfilm, Fr film positif, İng film positive, positive film) Siyah beyaz veya renkli fotoğrafçılıkta, doğadakinin aynı renk ve ton değerinde görüntü veren duyar katlara sahip film; pozitif. Orijinaldeki açık yerleri açık, koyu yerleri koyu veren filmdir. Görüntü olan yerlerin ışık geçirmediği, diğer yerlerin ışık geçirdiği film.
- pozitif görüntü
- (Alm positives foto, Fr photographie positive, İng positive photograph) Pozitif duyar katlı filmin fotoğraf makinesinde kullanılıp işlemelikte (karanlık odada) işlendikten sonra verdiği görüntü. Böyle bir görüntüde konuların doğadaki aydınlık ve karanlık bölümleri olduğu gibi yer alır. “Negatif görüntü” karşıtı.
- pozitif mercek
- (Alm positive Linse, Fr lentille positive, İng positive lens) Optik eksene paralel olarak gelen ışık ışınlarını odak noktasına yakınsayan ve toplayan mercek; tümsek mercek, ince kenarlı mercek, konveks mercek, dışbükey mercek, toplayıcı mercek, konvergens mercek, yakınsak mercek. Yakınsama ön imi + çıktığı için pozitif mercek adı verilir. bkz yakınsak mercek.
- pozlama
- (Alm belichtung, Fr exposition, İng exposure) Işığa duyarlı bir malzeme veya algılayıcıda, gizli görüntü oluşturmak üzere ışığın ulaşması süreci; pozlanma, pozlandırma, çekim, poz. Işık bilgisinin fotoğraf makinesinde objektiften geçerek film veya algılayıcı üzerine düşmesi ile, agrandisörde fotoğraf kağıdına ışık verilerek görüntü/fotoğraf oluşturma. / Işığa duyarlı malzemeye ulaşan ışık enerjisi miktarı. / Işığa duyarlı bir materyali, bir film veya fotoğraf kağıdını ışığa veya bir ışık kaynağına maruz bırakma işi. bkz pozlama dengeleme hatası.
- pozlama anı
- (Alm belichtungszeitbpunkt, öffnungszeitpunkt des shuttles, Fr instant d'exposition, instant d'ouverture de la navette, İng instant of exposure, instant of opening of the shuttle) Bir fotoğraf makinesi veya video kameranın pozlama anı, film üzerine pozlama yapmak üzere objektiften yeterli ışığın geçmesini sağlamak için obtüratörün açıldığı an, genellikle obtüratörün ışık almak üzere en çok açıldığı an.
- pozlama aralığı
- (Alm belichtungsabstand, belichtungsintervall, Fr distance d'exposition, intervalle d'exposition, İng exposure distance, exposure interval) Ardışık fotoğraf çekiminde, iki pozlama ve fotoğraf çekimi arasında geçen zaman aralığı.
- pozlama aralığı belirleme
- (Alm belichtungsreihen, Fr bracketing d'exposition, İng Exposure Bracketing EV) bkz bracketing. bkz basamaklama. bkz Exposure Bracketing EV.
- pozlama dengeleme hatası
- (Alm versagen der gegenseitigkeit, Fr échec de la réciprocité, İng reciprocity failure) Işığa duyarlı malzemelerde, verilen pozlama karşılığı olarak duyar katın gösterdiği tepki, gelen ışığın bütün enerjisiyle orantılı değildir. Duyar katların ışık duyarlılıkları dar bir alt üst sınır içinde söz konusudur. Bunun dışına çıkıldığında pozlama dengesi hatası yapılmış olur. Yani kaliteli görüntü alma olasılığı azalır.Özellikle uzun pozlama yapıldığında bu karşılıklılık bozulur. Filmin duyar katı daha yavaşmış gibi davranır ve pozlama değerlerinin düzenlenmesi durumu oratya çıkar. bkz pozlama dengeleme yasası.
- pozlama dengeleme yasası
- (Alm gegenseitigkeitsgesetz, Fr loi de réciprocité, İng reciprocity law) Bir pozlama sürecine, ışığa duyarlı malzemenin tepkisinin bütün ışık enerjisine orantılı olması kuralı. <pozlamada dengeleme yasası uygulamada, 1/1000-f2 ve 1-f64 iki farklı pozlama değerinin aynı yoğunlukta görüntü sağladığı şeklinde bilinir. bkz pozlama dengesi kuralı / pozlama dengesi yasası / pozlama dengelemesi kuralı / pozlama dengelemesi yasası.
- pozlama dengesi
- (Alm belichtungs balance, Fr bilan d'exposition, İng exposure balance) Belirli bir ışık ortamında, filmin görüntü oluşturabilmek için gereksinim duyduğu ışık miktarı. Bu ışık miktarı diyafram ve örtücü hızı ile kontrol edilir. bkz exposure balance.
- pozlama dengesi hatası / pozlama dengelemesi hatası
- (Alm versagen der gegenseitigkeit, Fr échec de la réciprocité, İng reciprocity failure) Duyar katların ışık duyarlılıkları dar bir alt üst sınır içinde söz konusudur. Bunun dışına çıkıldığında pozlama dengesi hatası yapılmış olur. Yani kaliteli görüntü alma olasılığı azalır.
- pozlama dengesi kuralı
- (Alm gegenseitigkeitsgesetz, Fr loi de réciprocité, İng reciprocity law) Bu kurala göre; “pozlama=ışık yoğunluğu x süre”dir. Burada ışık yoğunluğu makineye giren ışık miktarı, süre ise örtücünün açılıp kapanma hızını ifade eder. bkz eşdeğerlilik kuralı. bkz eşdeğerlilik çizelgesi.
- pozlama dizini
- (Alm belichtungsindex, Fr indice d'exposition, İng Exposure Index - EI) Filmin duyarlık derecesine göre doğru pozlama sağlamak amacıyla ışıkölçer ya da fotoğraf makinesi ayarlarındaki sayılardan oluşan dizin. bkz EI.
- pozlama etkeni
- (Alm belichtungsfaktor, Fr facteur d'exposition, İng exposure factor) Fotoğraf çekiminde filtre, uzatma tüpü kullanıldığında ya da makroçekim gibi özel çekimler yapılırken, doğru pozlamayı sağlamak için var olan pozlama değerinin değişimini gösteren katsayı sistemi; pozlama faktörü. Örneğin faktör 2'de, 1/500'den 1/250 ya da f16'dan f8 diyafram değeri değişimi yapılarak doğru pozlama sağlanır.
- pozlama genliği
- (Alm belichtungs spielraum, Fr latitude d'exposition, İng exposure latitude) Filmin pozlamaya karşı olan duyarlık alanını gösteren derecleme. Film geniş pozlama genliğine sahip olduğunda, birkaç durak eksik ya da fazla pozlama hala kabul edilir sonuç verir. Örneğin pozlama genliği +1, -1 denildiğinde, bu film bir f/durağı eksik ya da fazla pozlandırılabilir.
- pozlama kilidi
- (Alm belichtungssperre, Fr verrouillage de l'exposition, İng exposure lock) Metre ölçümü yapıldığında, bazı durumlarda karenin ana konusu görüntünün merkezinde olmayabilir. Konu içindeki ana konuyu doğru pozlamak için pozlama kilidine basılır, çekilmek istenen konu karenin içine tekrar yerleştirilir. Genellikle modern makinelerde pozlama kilidi işlemi deklanşöre yarım basarak, daha sonra metre ölçümü işlemini yaparak, daha sonra konu yerleştirilerek yapılır.
- pozlama ölçümü
- (Alm belichtungsmessung, Fr mesure de l'exposition, İng exposure metering) Işık ölçümü. Fotoğraf makinesinin dahili ışıkölçeri (pozometre) ile diyafram ve enstantane değeri olarak ölçülür. Pozlama ölçümü ile, fotoğrafı doğru veya istendiği gibi pozlayabilmek için, ışık algılayıcıyı yüzeye ne kadar ışık düşeceği belirlenir. Sonuç; diyafram ve enstantane değerleri olarak bildirilir.
- pozlama süresi
- (Alm expositions zeit, Fr délai d'exposition, İng exposure time) Işığa duyarlı bir materyale tam ve başarılı olarak gizli görüntünün saptanması için gerekli pozlamanın devam ettiği süre.
- pozlama telafisi
- (Alm belichtungskorrektu belichtungs balance, Fr compensation d'exposition, bilan d'exposition, İng exposure compensation, exposure balance) Belirli bir ışık ortamında, film ya da algılayıcı duyar katının görüntü oluşturabilmek için gereksinim duyduğu bir ışık miktarı vardır. Bu ışık miktarı diyafram ve örtücü hızı ile kontrol edilir. Çoğu fotoğraf makinesi, çekilen sahnedeki aydınlık ve karanlık alanların ortalamasını alarak fotoğrafı nötr (orta gri tonlarında) yapmaya çalışır. Ancak beyaz karların çok olduğu veya siyah bir objenin odak noktasında bulunduğu durumlarda bu ölçüm yanılır. Fotoğraf Makinesinin ışıklama ölçümünde belirlediği değerden farklı değerleri kullanmaya yönelik bir ayardır; maruziyet tazminatı (pozlama telafisi). Sayısal fotoğraf makinesinde artı/eksi yönde yani daha parlak ya da daha karanlık yönde fotoğraf makinesinin yapabildiği pozlama değerini ifade eder. EV değeri birçok makinede +2.0 ile -2.0 arasında değişen bir cetvelde ortam aydınlatması veya karartmasının belirli ölçeklerde gerçekleştirilmesini sağlar, bazı DSLR'ler -5 ve +5 EV arasında oynamaya izin verir. Çoğunlukla ±2 değerleri arasında ve 1/3 basamaklar ile ayar yapılır. Böylece, konuya göre daha hoş pozlanmış fotoğraflar elde edilebilir. Pozitif değer (+); fotoğraf makinesinin ışığı yetersiz bulup karanlık (az pozlanmış) çıkaracağı durumlarda kullanılır (örneğin tamamen beyaz bir manzara veya arkadan gelen güçlü ışık). Pozlama telafisi +1 veya +2 yapılarak fotoğraf aydınlatılabilir. Negatif değer (-); ışıkölçerin ortamı olduğundan daha parlak (fazla pozlanmış) göreceği durumlarda kullanılır (örneğin gölgede kalan bir nesneye odaklanırken arka plandaki patlayan parlak gökyüzünü kısmak için). Telafi -1 veya -2 seviyesine getirilerek fotoğraf koyulaştırılabilir. Bu özellik sayesinde, özellikle diyafram öncelikli (A veya Av) veya enstantane öncelikli (S veya Tv) yarı otomatik çekim modlarında, makinenin varsayılan ayarları hızla geçersiz kılınabilir. / (Alm entschädigung für expositionswert, Fr compensation de la valeur exposée au risque, İng Exposure Value Compensation) Otomatik ayarlı çoğu fotoğraf makinelerinde bulunan ve kullanıcıya ölçüm değerinden daha fazla (+ değerler) ve daha az (- değerler) pozlama olanağı veren düzenek. Fotoğraf makinesinin ışıkölçerinin gösterdiği "doğru" pozlama süresine ekleme veya çıkarma işlemi sonucunda nihai pozlama önerilen pozlama süresinden daha açık veya daha koyu olur. Çoğu fotoğraf makinesi, pozlama telafisini yarım, üçte bir veya tam nokta aralıklarla sağlar. "Doğru" pozlamanın mutlaka "en iyi" poz anlamına gelmediği unutulmamalıdır.
- pozlama toleransı
- (Alm expositions toleranz, Fr tolérance d'exposition, İng exposure tolerance) Işığa karşı duyarlı malzemenin fazla ya da eksik pozlandığında hala kabul edilebilir sonuç ortaya çıkartan pozlama değerleri. bkz pozlama dengesi. bkz pozlama dengelemesi. bkz pozlama telafisi.
- pozlama zamanı
- (Alm expositions zeit, Fr délai d'exposition, İng exposure time) Fotoğraf çekiminde pozlamanın yapıldığı an, ışıklama zamanı veya ışığa duyarlı bir materyalin, film, algılayıcı veya fotoğraf kağıdının ışığa maruz bırakıldığı zaman süresi.
- pozlandırma
- (Alm belichtung, Fr exposition, İng exposure) Kullanılan filmin, baskı kartının ya da algılayıcının duyarlılığına göre, yüzeyinin yeterli ve doğru ışık alması.
- pozlanma
- (Alm belichtung, Fr exposition, İng exposure) Bir fotoğraf veya filmin emülsiyonu üzerine ışık düşürülmesi olayı. Herhangi bir cisimden gelen ışınlar, görüntü oluşturacak şekilde bir optik sistemden geçirilerek belli bir süre duyar kat (emülsiyon ya da algılayıcı) üzerine düşürülürse, o görüntü kaydedilmiş ve o emülsiyon pozlanmış olur.
- pozlanma duyarlığı
- (Alm belichtungsempfindlichkeit, Fr sensibilité de l'exposition, İng exposure sensitivity) Herhangi bir film veya fotoğraf kağıdı emülsiyonunun ya da algılayıcının duyar katının kaç lüks'lük ışık altında kaç saniyede pozlanacağını gösteren birim; pozlanma hassasiyeti. bkz pozlanma hızı.
- pozlanma hızı
- (Alm belichtungsgeschwindigkeit, Belichtungsempfindlichkeit, Fr vitesse d'exposition, sensibilité d'exposition, İng exposure speed, exposure sensitivity) Herhangi bir film veya fotoğraf kağıdı emülsiyonunun ya da algılayıcının duyar katının kaç lüks'lük ışık altında kaç saniyede pozlanacağını gösteren birim.
- pozometre
- (Alm belichtungsmesser, Fr posemètre, İng exposuremeter, lightmeter) Fotoğraf makinesinin gövdesinde bulunan, bağımsız olarak da kullanılabilen; fotoğrafı çekilecek bir cisim üzerine düşen ya da ondan yansıyan ışığın şiddetini ölçmeye yarayan; ışık ölçüsünü doğru enstantane ve diyafram değeri olarak veren elektronik alet; ışıkölçer, pozlamaölçer. Günümüzde hemen tüm fotoğraf makinelerinin pozometresi (pozlama ölçeri) bulunmaktadır. Ayrıca el pozometreleri de vardır. Bu aygıtlar kullanıcıya daha fazla seçenek sunar ve daha hassastır. Fotoğraf makinelerinin üzerinde bulunan tipte pozometreler gibi konudan yansıyan ışığı ölçen aygıtlara yansımalı pozometre denir. Konu üzerine düşen/gelen ışığı ölçen aygıtların kullanımı da bir diğer ölçüm tekniğidir. Bu cihazın gösterdiği ışık değerine göre gerekli diyafram ve deklanşör çekim hızı ayarı yapılır. bkz ışıkölçer.
- PPI / ppi
- (Alm pixel pro zoll, Fr pixels par pouce, İng Pixels Per Inch - PPI) Çizgisel olarak bir inch başına piksel sayısı; piksel yoğunluğudur. Taranan (örneklenen) görüntüdeki çözünürlük birimidir. PPI ne kadar yüksek olursa görüntü o kadar ayrıntı kazanır ve daha yüksek görüntü kalitesi sağlar. Ekranlar 72 ppi, inkjet yazıcılarda ise gerçeğe yakın görüntü baskısı elde etmek için en az 150 ppi çözünürlük gerekir.
- PQ geliştirici banyolar
- (Alm PQ entwickler, Fr développeurs PQ, İng PQ developers) Fenidon ve hidrokinon içeren geliştirici banyoların genel adıdır.
- prensip odağı
- (Alm hauptziel, Fr objectif principal, İng principle focus) bkz odak.
- presbiyopi
- (Alm presbyopie, Fr presbytie, İng presbyopia) Yakındaki nesneleri net görmeme durumu. Orta yaşlarda ortaya çıkan bir görme kusuru.
- prime lens
- (Alm erstklassiges objektiv, Fr objectif principal, İng prime lens) bkz sabit odaklı objektif.
- primitif
- (Alm primitiven, Fr primitifs, İng primitives) Kapsamlı, karmaşık biçimler üretmek amacıyla bilgisayar grafik yazılımlarında yer alan kare, yay ya da koni gibi görsel ögeler. / Fotoğrafçılıkta veya genel olarak görsel sanatlarda "primitif" (ilkel, naif veya başlangıç aşaması), modernleşme öncesi dönemleri, akademik kurallardan uzak duran tarzları ya da ilk insan topluluklarının sanatsal ifade biçimlerini tanımlamak için kullanılır. Modern fotoğrafçılık ve resim sanatında primitivizm, sanayileşmeye ve karmaşık modern topluma bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. İlk çağ toplumlarının, Afrika kabilelerinin veya Amerika yerlilerinin maske ve heykellerindeki sadelik ve mistik ruhun eserlere yansıtılmasıdır. Günümüzde bazı fotoğrafçılar, çağdaş teknikleri reddederek çıplak insan doğasını, kabile yaşamlarını, bozulmamış kabile geleneklerini veya doğadaki sembolizmi ilkel (primitif) bir sadelik ve doğallıkla fotoğraflamayı tercih ederler. Akademik bir sanat eğitimi almamış, kurallara veya teknik detaylara takılmadan, doğrudan içinden geldiği gibi saf ve amatör bir üslupla fotoğraf çeken kişileri veya onların eserlerini tanımlamak için kullanılır. Burada "ilkel" kelimesi aşağılayıcı değil; işlenmemiş, saf ve samimi anlamlarını taşır. İlk fotoğraf makinesi prototiplerini (örneğin Camera Obscura mantığını, pin holeyi), çok temel mekanik sistemleri veya fotoğrafın ilk icat edildiği 19. yüzyıl başlarındaki en ilkel (iptidai) teknikleri tanımlamak için kullanılır.
- priz
- (Alm jack, Fr jack, İng jack) Elektrik bağlantısı sağlamak için fişe uyumlu yuva. Priz, elektrikli cihazları çalıştırmak için şebeke elektriğine güvenle bağlanılmasını sağlayan, genellikle duvarlara veya yüzeylere sabitlenmiş bir elektrik bağlantı noktasıdır. Cihazların kablo uçlarındaki fişler prize takılarak enerji akışı sağlanır. Topraklı Priz; olası elektrik kaçaklarını toprağa aktararak kullanıcıyı ve cihazlarını elektrik çarpmalarına karşı koruyan en güvenli standart priz türüdür. UPS Priz (Kesintisiz Güç Kaynağı), genellikle ofislerde kullanılır. Elektrik kesintilerinde devreye giren güç kaynaklarına bağlıdır ve veri kaybını önler. USB Priz; üzerinde doğrudan USB girişi bulunduran, şarj adaptörüne ihtiyaç duymadan telefon veya tablet şarj edebilen modern prizlerdir. Prizlerin içinde elektrik iletimini sağlayan metal yuvalar ve terminaller bulunur. Fişin metal uçları bu yuvalara temas ettiğinde devre tamamlanır ve elektrik akımı cihaza güvenli bir şekilde ulaşır. İnşaat veya yapı sektöründe sıkça kullanılan "betonun (çimento) suyunun priz alması" ifadesi, dökülen betonun kimyasal tepkimeye girerek donmaya ve sertleşmeye başlaması sürecini tanımlar ve elektrik prizinden farklı bir kavramdır.
- prizma
- (Alm prisma, Fr prisme, İng prism) Birbirlerine paralel olmayan iki düzlem yüzeyle kısmen sınırlanmış, görüntüyü hiç değiştirmeden kırılma ve içten yansımalarla farklı yönlere ileten, transparan bir optik alet; menşur, biçme. Üçgen prizma üzerine yöneltilen polikromatik beyaz ışık demetini kırarak beyaz ışığı oluşturan renklerin ayrışmasını sağlar, (kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mor) tayf (renk dizgesi) oluşturur. Kullanılacağı ışığa uygun, saydam maddeden (örneğin görünür ışık için camdan, morötesi ya da kızılaltı (kızılötesi) için kuvarstan) yapılma üçgen biçme; sinema ve televizyonda çeşitli optik dizgelerde ya da optik hilelerde kullanılır.
- prizmalı dürbün
- (Alm prisma-fernglas, Fr jumelles à prisme, İng prism binocular) bkz dürbün.
- profesyonel
- (Alm professional, Fr professionnel, İng professional) Bir işi kazanç sağlamak amacıyla meslek olarak edinen, o alanda özel eğitim, bilgi ve deneyim kazanmış, sorumluluk sahibi ve işini en iyi şekilde yapmaya odaklanan kimse; amatör karşıtı. Yapılan işte teorik ve pratik olarak yeterli bilgi seviyesine ulaşmış olmayı ifade eder. Hobinin aksine, o işten hayatını kazanmak temel amaçtır. İş disiplinine sahip olma, ahlaki kurallara uyma ve görevleri kişiselleştirmeden zamanında tamamlama refleksidir. Profesyonel bir yaklaşım, sürekli gelişime açık olmayı ve yapılan işi ciddiyetle yerine getirmeyi gerektirir. / (s) Ustalaşmış, uzmanlaşmış kişi. bkz amatör, özengen.
- profesyonel foto CD
- (Alm Profi-Foto-CD, Fr CD photo professionnel, İng pro photo CD) Özellikleri geliştirilmiş foto CD. Her profesyonel foto CD otuz görüntülük belleğe sahiptir.
- profil
- (Alm profil, Fr profil, İng profile) Fotoğrafçılıkta, insanın yüzünün yandan görünüşü. / Sosyal medya ve bilişimde bir kişinin tanıtıcı ve ayırt edici özelliklerin bütünü. / Kendi çalışma davranışını yönetmek ya da değiştirmek amacıyla, öbür araçlar tarafından kullanılan monitör ve tarayıcı gibi bir aracın niteliklerinin tanımı.
- program
- (Alm programm, Fr programme, İng program) Belirli şartlara ve düzene göre yapılması öngörülen işlemlerin bütünü; izlence. / Yapılacak bir işin bölümlerini, bölümlerin sırasını ve zamanını gösteren tasarı, izlence; eğitimde yetişek. / Bilgisayarın belirli bir görev ya da görevleri yerine getirmesi için tasarlanmış ifade ve yönergeler bütünü.
- program konumu
- (Alm Programmmodus, Fr mode programme, İng program mode) Sayısal fotoğraf makinesinde tam otomatik pozlama konumu. Diyafram ve örtücü değerinin makinenin içindeki bir program tarafından otomatik olarak (kendiliğinden) belirlenmesi. P kısaltmasıyla gösterilir.
- Programmed AE
- (Alm programmierte automatische belichtung, Fr exposition automatique programmée, İng Programmed Automatic Exposure - Programmed AE) Fabrikasyon olarak programlanmış otomatik pozlamaya işaret eder. Bu ayarlamada fotoğraf makinesi diyafram ve çekim hızı değerlerini otomatik olarak oluşturur. Tam otomatik çekime benzer ama daha fazla kontrol imkanı verir.
- Progressive Scan
- (Alm Progressiver Scan, Fr balayage progressif, İng Progressive Scan) Bir nevi CCD çeşididir ki "Interlaced" CCD çeşidinden daha sonra bulunup kullanılmaya başlanmıştır.
- projeksiyon
- (Alm projektions, Fr projection, İng projection) Bir film veya belgenin ışık kaynağından çıkan ışınlarla ekran veya perde üzerinde görüntüsünün oluşturulma işi, iz düşümü. / Saydam ya da saydam olmayan resim ya da fotoğrafları bir perdeye yansıtma.
- projeksiyon makinesi
- (Alm projektions maschine, Fr appareil de projection, İng projection machine) Diapozitif filmlerin (slayt-saydamların) tek tek seyredilmesini sağlayan cihaz; yansıtım aygıtı. / LCD teknolojisi ile birlikte gelişen transparan LCD üzerinde oluşan görüntünün kuvvetli bir projektör ışığı ile merceklere yöneltilip istenilen mesafedeki bir perde üzerinde görüntünün odaklaştırılarak görsellik elde etme tekniğine ve bu işlevi üstlenmiş makineye verilen genel ad.
- projektör
- (Alm projektor, Fr projecteur, İng projector) Karanlıkta bir hedefi aydınlatmak için kullanılan dar, uzun bir ışın demeti çıkaran ışık kaynağı; ışıldak. Genellikle spor alanları gibi dış mekanlar ve sahne gösterileri aydınlatmasında kullanılır. / Bir film veya belgenin, ışık kaynağından çıkan ışınlarla ekran veya perde üzerinde görüntüsünü büyük ölçekte oluşturan alet, yansıtım aygıtı.
- PROM
- (Alm programmierbarer festwertspeicher, Fr mémoire morte programmable, İng Programmable Read-Only Memory - PROM) Bilgisayar ve elektronikte, verilerin bir kez yazılıp değiştirilemediği bellek türü; Programlanabilir Salt Okunur Bellek. bkz EPROM. bkz EEPROM.
- proses merceği
- (Alm prozess objektiv, Fr lentille de traitement, İng process lens) bkz işlem merceği.
- protanomali
- (Alm protanomalie, Fr protanomalie, İng protanomaly) Gözün kırmızı rengi görme kusuru. Kırmızı ışığa duyarlı koni hücrelerinin (L-koni) işlev bozukluğu nedeniyle kırmızı renkleri yeşilimsi, soluk veya koyu algılama durumudur. Genetik bir kırmızı-yeşil renk körlüğü türüdür ve renkleri ayırt etmede güçlüğe neden olabilir, ancak genellikle hafif düzeydedir.
- protokol
- (Alm protokoll, Fr protocole, İng protocol) Bir ağ üzerinde yer alan bilgisayarlar arasındaki iletişimi yöneten kurallar kümesi.
- prova baskı
- (Alm probedruck, pressabzug, handprobedruck, pressabzug, Fr épreuve, tirage sous presse, épreuve manuelle, épreuve sous presse, İng proof, press pull, hand proof, press proof) Kontrol veya düzeltme amacıyla herhangi bir yöntemle üretilen, üzerinde gerekli düzeltmelerin veya uygun detayların işaretlendiği bir deneme baskısı.
- PSD
- (Alm Photoshop Dokumente, Fr Documents Photoshop, İng Photoshop Documents - PSD) Adobe Photoshop resim, grafik ve fotoğraf işleme programının temel dosya (veri) formatı (biçimi). Adobe yazılımları ile uyumlu bir formattır. Farklı görüntü katmanları yaratmaya ve bunların üzerinde işlem yapmaya olanak sağlar. Özellikle katmanlı ve maskeli çalışmalar yapılırken kullanılır.
- psikolojik
- (Alm psychologisch, Fr psychologique, İng psychological) Psikolojiyle ilgili; ruh bilimsel, ruhsal.
- psikolojik zaman
- (Alm psychologische zeit, subjektive zeit, Fr temps psychologique, temps subjectif, İng psychological time, subjective time) Sürenin hissedilişi, zamanın nitelikle ilgili yönü; öznel zaman. bkz öznel zaman.
- psişik
- (Alm hellseher, Fr psychique, İng psychic) Bedenli ruhla ilgili olan, ruhi, ruhsal.
- psoydoskop
- (Alm pseudoskop, Fr pseudoscope, İng pseudoscope) Prizmalar ya da aynalar yoluyla normal olarak sağ göze görünmesi gereken görüntüyü sol göze, sol göze görünmesi gerekeni de sağ göze aktaran aygıt. Bu şekilde derinlik algısı tersine çevrilir; tepe noktaları çukur, çukurlar tepe olarak görülür.
- psoydoskopik
- (Alm pseudoskopisch, Fr pseudoscopique, İng pseudoscopic) Tersine çevrilmiş görüntü sunan psoydoskop görüntü. bkz psoydoskop.
- Pulitzer Fotoğrafçılık Ödülü
- (İng Pulitzer Prize for Photography) Bu ödül her yıl ABD'de verilen bir ödüldür ve müzik, edebiyat, dergi, gazete gibi birçok branşta verilen ödüllerden biridir. 1942 ve 1967 yılları arasında verilmiştir. 1968 yılından sonra Pulitzer Fotoğrafçılık Ödülü ve Pulitzer Son Dakika Haber Fotoğrafçılığı Ödülü olmak üzere iki ayrı kolda verilmeye başlanmıştır. Fotoğrafçılar açısından oldukça prestijli kabul edilen ödülün kazanılması her fotoğrafçının hayal ettiği bir durumdur. Pulitzer ödülleri dış baskılardan etkilenmeyen ve olabildiğince adil olarak seçim yapılan ödül türleri arasında yer alır.
- punctum
- (Alm punctum, Fr point ponctuel, İng punctum) Bir fotoğrafın içerisinden beklenmedik biçimde çıkan ve aniden kişiselleştirilen, sizi delip geçen anlamdır. Bu anlamı barındıran obje fotoğraftaki herhangi bir şey olabileceği gibi, bir fotoğraf içinde bu anlamı izleyiciye veren hiçbir şey de olmayabilir. Tümüyle kişisel ve açıklanmasına gerek olmayan bir etkidir.
- pupil
- (Alm pupille, Fr pupille, İng pupil, pupilla) Gözde irisin ortasında bulunan, ışığın azlığına veya çokluğuna göre büyüyüp küçülen yuvarlak delik; bebek. bkz göz bebeği.
- Purkinje değişikliği
- (Alm Purkinje-verschiebung, Fr changement de Purkinje, İng Purkinje shift) Renkler karardıkça mavi ile ilgili olarak kırmızının algılanan parlaklığındaki azalma durumu. Genel ışık düzeyi azaldıkça, renk ayrımı kaybolur, karanlıkta sadece renklerin parlaklık farkı görülür. bkz gece görmesi.
- pus
- (Alm dunst, Fr brume, İng haze) Havadaki sarkık parçacıklar nedeniyle ışığın saçılması sonucunda ortaya çıkan bir tür sis. Ortamın görülen kontrastı azalır.
- pus filtresi
- (Alm dunstfilter, Fr filtre à brume, İng haze filter) Morötesi ışığı emen filtre.
- püskülcük
- (Alm flocken, Fr flocculus, İng flocculus, Ar sehabe) Kalsiyum spektrumunda K-çizgisinde çekilmiş güneş fotoğraflarında görülen benekler.
- püskürtme
- (Alm sputtern, Fr pulvérisation, İng sputtering) Vakum ortamında yüksek enerjili iyonların bir hedef malzemeye çarparak atomlarını koparması ve bu atomların alt tabaka üzerine ince film/kaplama olarak çökelmesi işlemi. “Fiziksel Buhar Biriktirme” (İng Physical Vapor Deposition - PVD) yöntemi olan bu teknoloji, yarı iletkenler, optik kaplamalar ve nanoteknolojide yüksek hassasiyetli kaplamalar için yaygın olarak kullanılır. bkz vakum kaplama.
- püskürtme kontur filtresi
- (İng sprayed strokes) Adobe Photoshop brush strokes (fırça ucu) efektlerinin altında bulunur vegörüntünün baskın renkleri ile konturları vurgular (Filter > Brush Strokes > Sprayed Strokes).
- püskürtmeli yazıcı
- (Alm jet drucker, Fr imprimante à jet, İng jet printer) Bilgisayardaki yazı metinlerinin ve görüntülerin kağıda dökülmesini sağlayan cihaz; inkjet yazıcı, mürekkep püskürtmeli yazıcı. Mürekkep damlacıklarını kağıda püskürtme yöntemi ile çalışan yazıcılar, fotoğrafların kağıda aktarılmasında niteliksiz ve pahalı kaldıklarından, resim dökümleri için pek önerilmezler.
- pütür
- (Alm zahn, Fr dent, İng tooth) Basma ve çizme amacıyla kullanılan kağıt, film vb ortamların (pürüzlü, grenli, sert yumuşak katmanlı gibi) yüzey niteliği.