Ansiklopedik Sözlük
B
- b
- (Alm byte, Fr octet, İng byte) (İng) “byte” > “bayt” okunur. Elektronik ve bilgisayar bilimlerinde genellikle 8 bit'lik dizilim boyunca 1 veya 0 değerlerini bünyesine alan ve kaydedilen bilgilerin türünden bağımsız bir bellek ölçüm birimi olan bayt (byte)'ın simgesidir. 1 b (byte > bayt) = 8 bit. 1 kb (kilobayt) = 1x103 b = 1 024 b. 1 Mb (megabayt) = 1 Mb = 1x106 b = 1 048 576 bayt. 1 Gb (gigabayt) = 1 Gb = 1x109 b= 1 073 741 824 b. 1 Tb (terabayt) = 1 Tb = 1x1012 b = 1 099 511 627 776 b. 1 Pb (petabayt) = 1 Pb = 1x1015 b. 1 Eb (eksabayt) = 1x1018 b. 1 Zb (zettabayt) = 1x1021 b. 1 Yb (yottabayt) = 1x1024 b. bayt (İng byte)’ın kısaltmasının SI Birim Sistemi birim ve yazım kuraları gereği “b” olması gerekirken yaygın yanlış (galat-ı meşhur) olarak bayt “B” ile simgelenmektedir. Doğrusu bit’in “bit”, byte (bayt)'ın ise “b” ile gösterilmesidir.
- B ayarı
- (Alm lampeneinstellung, Fr réglage de l'ampoule, İng Bulb setting > B setting) Bir örtücü konumu olan “Bulb” (uzun pozlama) için kullanılan kısaltma. Bu modda perdenin açık kalma süresini kullanıcı belirler. Bu örtücü konumunda, fotoğraf çekim düğmesi (deklanşör) basılı tutulduğu süre boyunca örtücü açık kalır. “B modu”, “B pozlama” ya da “uzun pozlama” olarak da adlandırılır. Bazı makinelerde ayrı olarak B modu olmaz, bu moda geçmek için Av ya da M modlarında 30 saniyenin üzerine çıkmak gerekir. bkz T ayarı. / Eski ışıkölçerlerde parlaklık için kullanılan kısaltma.
- B kalite cam
- (Alm glas der B-qualität, Fr verre de qualité B, İng B quality glass) İki yüzeyi de düzgün paralel olan optik cam; T kalite cam. Filtre yapımında kullanılır.
- B modu
- (Alm lampeneinstellung, Fr réglage de l'ampoule, İng Bulb setting > B setting) bkz B ayarı.
- B şeridi eğrisi
- (Alm B-spline, Fr spline B, İng B-spline) Bilgisayar ortamında iki boyutlu ya da üç boyutlu grafik tasarımında kullanıln, matematiksel bir formülle oluşturulan çizgi ya da eğri. Başlangıç ve bitiş noktaları sabit olan; belirli işlevlere bağlı olarak çizgiyi etkileyen bir dizi kontrol noktalarıyla tanımlanır. Kontrol noktalarının durumu değişebilir ve işlevleri farklılık gösterebilir; bu şekilde eğrinin de biçimi değişir.
- B tipi renkli film
- (Alm farbfilm vom typ B, Fr film couleur de type B, İng type B color film) 3200 K renk sıcaklığına sahip yapay aydınlatmaya dengelenmiş renkli filmlerin genel adı.
- B tipi renkli film
- (Alm farbfilm vom typ B, Fr film couleur de type B, İng type B color film) 3200 K renk sıcaklığına sahip yapay tungsten ışığa ayarlanmış renkli film.
- B-W
- (Alm Schwarz und Weiß, Fr Noir et Blanc, İng Black & White) Özellikle internet ortamında Siyah Beyaz fotoğraf çekimini ifade eder. Sıklıkla hashtag olarak sosyal medyada kullanılmaktadır. bkz S-B.
- bağıl açıklık
- (Alm relative spanne, Fr envergure relative, İng relative span) Işık düzengecinin en büyük çapının, merceğin odak uzunluğuna bölünmesiyle elde edilen ve bir merceğin gerçek ışıklılığını belirten açıklık değeri; bağıntılı açıklık, izafi açıklık, rölatif açıklık. bkz bağıl mercek açıklığı.
- bağıl diyafram açıklığı
- (Alm relative blende, Fr ouverture relative, İng relative aperture) Bir merceğin ışık geçirme gücünü anlatan ve odak uzaklığının, kullanılan mercek açıklığına bölünmesi ile elde edilen sayı. bkz bağıl mercek açıklığı.
- bağıl mercek açıklığı
- (Alm relative blende, Fr ouverture relative, İng relative aperture) Bir objektifin ışık geçirme gücü. Herhangi bir mercek veya fotoğraf çekiminde kullanılan fotoğraf makinesi objektifinin giriş merkezindeki çap ile mercek odak uzaklığının birbirine bölünmesinden elde edilen, (f4.5, f3.3) gibi harflerle gösterilen mercek oranı; bağıntılı açıklık, izafi açıklık, mercek pozlama gücü; mercek aydınlığı, bağıntılı açıklık, rölatif açıklık, açıklık oranı, mercek açıklığı, mercek açıklık oranı, açıklık noktası, diyafram, diyafram noktası, diyafram açıklığı, objektif açıklığı, objektif açıklık oranı, objektif hızı, f sayısı, mercek hızı, nokta, nokta sayısı, açıklık oranı. Mercek asal odak uzaklığının (f), objektif giriş bebeği çapına (d) oranı (n=f/d ile bulunan değer) veya mercek sisteminde d giriş bebeği çapını, f odak uzaklığı cinsinden (d=f/n) denklemine göre veren (l/n) oranı. Pratikte n sayısı, giriş bebeğinin yüzölçümü (1, 2, 4, 8, …) sayıları oranında değişme yapacak şekilde seçilir, bunlardan en büyük açıklığa “objektifin aydınlığı” denir. Bir objektif üzerinde bağıl açıklık değeri 12 olarak gösterildiğinde, bu objektifin odak uzunluğu 50 mm, etkili açıklığı 25 mm ve en açık diyafram değeri f2'dir. Bu sayı ne denli küçükse objektif duyarlığı o denli büyüktür ve az ışık şartlarında da çalışabilir. bkz bağıl açıklık. bkz f/sayısı. bkz objektif gücü.
- bağlantı
- (Alm link, Fr lien, İng link) İnternet sayfalarında, web sayfaları ve farklı uygulamaya geçişi sağlayan ilişki. Kullanıcı, fareyle basit bir tıklama işlemi ya da benzer bir komutla, interneti kullanarak bir ögeden öbürüne geçişi sağlar. Bilgisayar programlarının değişik bölümlerindeki ögeleri birleştiren özellik. bkz hipermetin. / (Alm einstecken, Fr brancher, İng jack in) Elektrik sistemine bağlanmak. / Bir bilgisayar sistemine ya da ağa bağlanmak. / Sanal gerçeklik benzetimine girmek.
- bağlantı noktası
- (Alm hafen, Fr port, İng port) Bilgisayar sistemine giriş çıkış (input-output) aygıtı ya da çevresel öge bağlamada kullanılan yuva. / Su altı fotoğraf makinelerinin koruyucu kılıfında fotoğraf çekimi ve görüş sağlayan pencere. / Bilgisayarda, bir sistem ya da platformdan öbürüne bilgi, dosya veya programı taşımak ya da aktarmak.
- bağlantı vidası
- (Alm schraubbefestigung, Fr montage à vis, İng screw mount) Bir bileşenin öbürüne bağlanmasını sağlayan bağlantı sistemi. Örneğin filtrenin objektife bağlantı ya da objektifin fotoğraf makinesi gövdesine bağlantı sistemi.
- bağlantılı metin
- (Alm hypertext, Fr hypertexte, İng hypertext) Bilgisayarda, bağlantılarla başka belgelere ya da aynı belgenin bölümlerine hatta bilginin uzak kaynaklarına eklenebilen metin dosyası türü; hipermetin, üst metin. Kullanıcı fare ile hipermetini tıkladığında, hiperbağlantı aracılığıyla öbür metin belgeleri ya da grafiksel ögelerle iletişim sağlar. Hipermetin belgeleri hazırlamak için “Hyper Text Mark-up Language” - HTML kullanılır. HTML bir belgeden öbürüne atlamayı kolaylaştırmak için tasarlanmıştır. Hipermetinler, kağıt üzerindeki kelimeler ve resim veya fotoğraflar gibi doğrusal olarak ilerleyen bir durum oluşturmaz. Kullanıcı bir konuyu izlerken bir yerden farklı bir yere atlayabilir. Hipermetin; metin grafik, resim, fotoğraf, çizelge içerir.
- bağlayıcı
- (Alm koppler, Fr coupleur, İng coupler) Renkli film banyosu sürecinde kullanılan, rengi geliştirmeyi sağlayan organik kimyasal bileşim; renk bağlayıcı. Renkli filmlerde ayrı katmanlardaki renk boyacıyı maddeleri etkileyerek renkleri oluşturur. / Optik gücü yaymak ya da bölümlemek için kullanılan optik donanım; optik bağlayıcı. / Optik parçayı bir aydınlatma kaynağı ya da akım yönlendiriciye bağlamak için kullanılan donanım.
- bağlı gölge
- (Alm gebundener schatten, Fr ombre liée, İng bound shadow, core shadow, form shadow) Bir nesnenin kendi üzerinde oluşan gölgesi. Bir ışık kaynağının aydınlattığı nesnenin kendi üzerinde, doğrudan ışık almayan karanlık kısımlarında oluşan gölgedir. Yüzeyin yapısını, formunu ve üç boyutlu hacmini ortaya çıkarır; düşen (atılan) gölgeden (İng cast shadow) farklı olarak nesnenin kendisinden ayrılamaz, nesnesine bağlı gölge. Nesnenin hacmini ve yapısını belirginleştirir. Düşen (atılan) gölge (İng cast shadow) nesnenin başka bir yüzeye (yere, duvara) yansıttığı gölgeyken, bağlı gölge nesnenin karanlıkta kalan yüzeyidir. Işığın geliş yönüne göre nesnenin aydınlanmayan kısmında yer alır. Fotoğraf, resim, çizim ve 3D modellemede nesnelerin gerçekçi ve üç boyutlu görünmesi için bağlı gölgenin doğru uygulanması temel unsurlardan biridir. bkz atılan gölge.
- bakaç
- (Alm sucher, Fr viseur, İng vizor, finder, viewfinder, viewfinder system) SLR, DSLR, aynasız ve bazı kompakt fotoğraf makinelerinde bulunan; fotoğraflanan nesneye odaklanmak ve konuyu kadrajlamaya (çerçevelemeye), çekilecek fotoğraftaki alanı görerek sınırlamaya yarayan optik sistem; vizör. Bazı fotoğraf makinelerinde optik bakaç (optical viewfinder) vardır. Bu sistemde gelen ışık ayna ve prizma sistemleriyle bakaca yansıtılır. Bazı fotoğraf makinelerinde ise elektronik bakaç kullanılmaktadır. EVF (Electronic Viewfinder) denen bu sistemde algılayıcıya düşen görüntü, arada ayna ya da prizma olmaksızın sayısal olarak bakaca yansıtılmaktadır. Bakaç yoluyla görülen konu aynı zamanda film ya da algılayıcının yüzeyine ulaşır. Bakaç, modern fotoğraf makinelerinde, pozlandırmayı denetlemeye yarayan bilgileri de içerir.
- bakaç çizgileri
- (Alm absehen, Fr réticule, İng reticle) Bakaçların görüntüyü yansıtan yüzeylerinde yer alan, dördüllerden oluşan kafes biçimindeki çizgiler.Görüntünün netlemesini, ölçümünü ve gösterimini sağlamak amacıyla kullanılır. Agrandisörlerde netlemeye yardımcı olmak, mikroskoplarda ise ölçüm sağlamak amacıyla kullanılır.
- bakaçlı makineler
- (Alm kameras mit sucher, Fr appareils photo avec viseur, İng cameras with viewfinders) Büyük format fotoğraf makinelerinin çoğu bu tiptedir; vizörlü makineler. Işığı ve dolayısıyla görüntüyü bakaca getiren bir yansıtma sistemi (refleks düzeneği) kullanmak yerine görüntü doğrudan film düzlemi üzerine gelir. Film yerleştirilmeden önce görüntünün oluştuğu ve yarı saydam (buzlu cam) yüzeyde netleme ve kadraj kontrolü yapılır. Bu yüzey film düzlemiyle aynı yerdedir ve netleme ve kadrajlama bittikten sonra objektif kapatılır, film takılır ve pozlama yapılır. Bu makinelerde filmler tek tek takılır. bkz büyük format.
- bakımlık
- (Alm handbetrachter, Fr visionneuse manuelle, İng hand viewer) Film karesinin ya da saydamların görünümünü sağlayan aygıt. Görüntü, bir büyüteç üzerinde görülür. Büyütecin arkasında saydam taşıyıcı ve arkasında basit ışık kaynağı yer alır.
- bakır tonlayıcı
- (Alm kupfertoner, Fr toner en cuivre, İng copper toner) Bromür baskıları tonlamada kullanılan bir yöntem. Morumsu kırmızı ve sıcak tonlu siyahlar elde edilir.
- bakış
- (Alm sicht, Fr voir, İng view) Optik yoluyla bir konuya yönelme biçimi. Bakış açısı ve boyutu fotoğraf makinelerinde; objektifin odak uzunluğuna, konunun fotoğraf makinesine olan uzaklığına ve özel etki filtrelerine göre değişir. / Bir konu ya da sanat eserini dikkatli ve eleştirel olarak izleme.
- bakış açısı
- (Alm blickwinkel, Fr angle de vue, İng opinion, angle of view) Objektifin bir konuyu gördüğü, sınırları kesin olarak belli bir açı. Bakış açısının derecesi objektifin odak uzaklığına ve kullanılan filmin boyutuna göre değişir. bkz bakış alanı.
- bakış alanı
- (Alm sichtfeld, Fr champ de vision, İng field of view) Bir mercek ya da optik sistemde, bakış açısının kapsadığı yer. bkz bakış açısı.
- bakış boşluğu
- (Alm blickrichtungslücke, Fr voir l'écart de direction, İng gap of vision, view direction gap) Çerçeve içindeki bir insan ya da canlının bakış yönünde bulunan boşluk, yüz hatlarının bittiği nokta ile çerçevenin kenar çizgisi arasındaki alan. Fotoğrafta bakış boşluğu, portre veya özne çekimlerinde kişinin baktığı yönde bırakılan kasıtlı boş alandır. Bu teknik, öznenin sıkışmış görünmesini engeller, fotoğrafa derinlik, denge ve anlatım gücü katar. Genellikle üçler kuralı ile birlikte kullanılır. Öznenin neye baktığını merak ettirmek ve görüntünün nefes almasını sağlamak. Kişi sağa bakıyorsa, karenin sağ tarafında daha fazla boşluk bırakılır; sola bakıyorsa sol tarafta bırakılır bu boşluk. Genellikle özne, kadrajın 1/3'lük kısmına yerleştirilirken, boşluk 2/3'lük alanda bırakılır. Bakış boşluğu durağan gözler için kullanılırken, hareket boşluğu (İng lead room) hareketli nesnenin (araba, koşan insan) ilerlediği yönde bırakılan boşluktur.
- bakış noktası
- (Alm standpunkt, Fr point de vue, İng point of view) Çıplak gözle bakış veya gözlemde gözün, fotoğraf çekiminde fotoğraf makinesinin veya bunların izdüşüm merkezlerinin bulunduğu nokta; gözlem noktası. Fotoğraf makinesinde bakışı sağlayan objektifin konuya göre durumu.
- bakış yüksekliği
- (Alm blickhöhe, Fr hauteur du regard, İng gaze height) Fotoğraf makinesinin objektifinin asal ekseninin çekilen konunun kütle merkezine göre konumu. Konuya üstten (baskıcı bakış yüksekliği), aynı düzeyden (fotoğrafçının gözünden bakıyormuş gibi), alttan (köpek ya da karınca gözüyle) bakılabilir. / Bakış yüksekliği, perspektif çizim ve fotoğrafçılıkta, gözlemcinin göz hizasının (veya fotoğraf makinesinin) yer düzleminden olan dik yüksekliğidir. Ufuk çizgisi ile doğrudan bağlantılı olan bu yükseklik, gözlemcinin duruş pozisyonuna (ayakta, otururken) veya boyuna bağlı olarak değişir ve sahnenin nasıl görüneceğini belirler. Bakış yüksekliği, ufuk çizgisi (İng horizot) ile aynı seviyededir. Gözlemci yukarı veya aşağı hareket ettikçe bakış yüksekliği ve buna bağlı olarak ufuk çizgisi de hareket eder. Nesnelerin üstten, alttan veya tam karşıdan (göz hizasından) görünmesini sağlar. Ölçüm, her zaman referans alınan yer düzleminden (zemin) başlar.
- balıkgözü
- (Alm fischauge, Fr oeil de poisson, İng fish-eye) bkz balıkgözü objektif.
- balıkgözü objektif
- (Alm fischaugenobjektiv, Fr lentille fish-eye, İng fish-eye lens) Normal objektiflerden çok daha geniş (100°'nin üzerinde) açılı (çok kısa odak uzunluklu) objektiflere verilen genel ad. İnsan gözünün normalde yaklaşık 53 derecelik bir görüş açısı vardır. Balık gözü objektiflerin kimileriyle 180° hatta 220° görüş açısı elde edilebilmektedir. Balıkgözü objektifin sağladığı görüntü, film ya da algılayıcının görüntü alanına sığmaz ve fıçı sapması sonucu dairesel bir şekil alır. Bu tür objektiflerin verdikleri görüntüde aşırı bir görüntü bozulması (eğri hatlarla bükülme ve yuvarlaklık, dairesel görüntü) söz konusudur. Görüntü dışbükey ayna görüntüsü biçiminde belirir.
- balistik fotoğraf makinesi
- (Alm ballistische kamera, Fr caméra balistique, İng ballistic camera) Roketler, füzeler ve uydular gibi objeleri görüntülemek için genellikle geceleri kullanılan, hassas yer fotoğraf makinesi.
- bant
- (Alm band, Fr groupe, İng band) Bir iletişim ortamında belli bir frekans aralığını kapsayan bölge.
- bant geçirici filtre
- (Alm bandpassfilter, Fr filtre passe-bande, İng band-pass filter) Karışık sinyalleri düzenlemek için uygulanan bir tür filtreleme sistemi. Filtreleme sistemi, bir sinyalin düşük geçiş ve yüksek geçiş şeklinde, sinyalin düşük ve yüksek bölümlerinin geçişlerini engeller şekilde işler.
- bant genişliği
- (Alm bandbreite, Fr bande passante, İng bandwidth) Radyo, televizyon kanalı, uydu, ses hoparlörleri gibi sistem ve aygıtlarda kullanılan ya da iletilen frekans demetinin genişliği. / Bir sistemde dolaşan bilgi miktarının frekans olarak ifade edilen ölçüsü.
- banyo
- (Alm chemische bäder, Fr bains chimiques, İng baths, chemical baths) Duyarlı yüzeylerin işlenmesinde belirli bir işlemin gerektirdiği maddeyi erimiş olarak içinde bulunduran bir sıvıdan geçirme işlemi. / Film ve fotoğraf kağıtlarında pozlamayla duyar kat üzerinde oluşan gizli görüntüyü görülebilir kılmak, geliştirme banyosunun kimyasal işleminin sona ermesini sağlamak ve ışık görmemiş olan gümüş bromür zerreciklerini kendi içine alarak filmin saydamlaşmasını ve ışıktan etkilenme özelliğini yok etmek ve benzeri daha birçok işlemi yapmak için kullanılan çeşitli kimyasal bileşimler. Pozlanmış film ve fotoğraf kağıtları belirli sıcaklık ve sürelerle bu eriyik içine daldırılarak tutulur. bkz geliştirme banyosu.
- barit
- (Alm baryt, Fr baryte, İng baryta) Kağıt ve diğer lifli malzemelerden yapılmış olan fotoğraf kağıtlarında duyarlı katmanın emilmesini önlemek için kullanılan baryum sülfattan yapılma kaplama.
- barkod
- (Alm barcode, Fr code à barres, İng barcode) Çubuk kod ya da çizgili verilerin görsel özellikli makineler tarafından okunabilmesi için çeşitli kodlama yöntemleriyle sunulması. Barkod, ürünlerin hızlı ve hatasız tanınması, takibi ve stok yönetimi için kullanılan, farklı kalınlıktaki çizgiler ve boşluklardan (veya 2D karekodlardan) oluşan, optik okuyucularla taranabilen görsel bir veri sistemidir. Ürün adı, fiyatı ve üretim yeri gibi bilgileri içeren benzersiz bir numaralandırma (genellikle 13 haneli İng European Article Number (aynı kısaltma ile İng International Article Number [EAN]) sistemidir. Perakende, depo ve lojistik sektörlerinde ürünlerin üretimden satışa kadar olan tüm süreçlerinin dijital ortamda takibini sağlar. Barkod okuyucular (tarayıcılar), lazer veya fotoğraf makinesi aracılığıyla barkod üzerindeki siyah-beyaz desenleri okur ve bu veriyi bilgisayardaki ürün bilgisiyle eşleştirir. 1 Boyutlu (1D) Barkodlar; çizgilerden oluşur ve kısıtlı bilgi barındırır (örneğin EAN, UPC). 2 Boyutlu (2D) Barkodlar; karekodlar (QR Code) veya Data Matrix gibi noktalar/karelerden oluşur, daha fazla veri saklayabilir. Uluslararası standartlara uygun barkodlar genellikle Küresel Standartlar 1 (İng Global Standards 1 - GS1) Türkiye kurumundan başvuru yapılarak temin edilir. Barkod sistemi, manuel hata oranını ciddi oranda düşürerek operasyonel süreçleri hızlandırır.
- Barlow merceği
- (Alm Barlowlinse, Fr lentille de Barlow, İng Barlow lens) İngiliz matematikçi ve fizikçi Peter Barlow tarafından tasarlanan mercek türü. Objektife eklendiğinde, geçerli olan odak uzunluğunu artırır. Fotoğrafçılıkta, objektifin odak uzunluğunu 2X ya da 1-4X artırttırmak için objektifle fotoğra makinesi arasına takılan teleçeviriciler bu sisteme göre çalışır. bkz ıraksal mercek. bkz teleçevireç.
- baryum
- (Alm barium, Fr baryum, İng barium) Suda çözülebilen, gümüş parlaklığında kolayca dövülebilen element halinde bulunmayan toprak alkali metal. Baryum oksit, dağılımı değiştirmeden belirli bir kırılma göstergesi sağlamak amacıyla belli optik cam türlerine uygulanır.
- baryum camı
- (Alm bariumglas, Fr verre de baryum, İng barium glass) Baryum elementi kullanılarak üretilen cam türü. Ağır bir element olan baryum, camın kırılma katsayısı ve parlaklığını arttırırken göreli olarak düşük ışık dağılımı sağlar.
- baryum sülfat
- (Alm baryt, Fr baryte, İng baryta) Fotoğrafçılıkta kullanılan baskı kağıtlarında duyarlı yüzeye kaplanan ana madde. Beyaz bir yüzey sağlar, daha çok yüksek kaliteli sergi baskıları için kullanılır; elyaf tabanlı (İng fibre-base - FB), baryta.
- baryumlama
- (Alm bariumisierung, Fr baryumisation, İng bariumization) Fotoğrafçılıkta kağıtları baryum sülfatla kapladıktan sonra üzerine ışığa duyarlı emülsiyon dökme.
- bas-rölyef
- (Alm basrelief, Fr bas-relief, İng bas-relief) Aynı görüntünün hem negatif hem de pozitif filmlerinin birbirine yapışık fakat biraz kaydırılmış durumda agrandisöre takılması ve basılması sonucu elde edilen fotoğrafa verilen ad. Bu yöntemle elde edilen fotoğraflar, ara tonları bulunmayan ve cisimleri dış çizgileri ile ortaya koyan ve biraz da üç boyutlu izlenimi veren fotoğraflardır.
- basamak
- (Alm blende, Fr F/arrêt, İng F/stop) bkz F durağı. bkz durak. bkz diyafram değeri.
- basamaklama
- (Alm treppenstufen, Fr marches d'escalier, İng stair-stepping) Aslında düz olan bir çizginin pürüzlü, tırtıklı ya da basamaklı gibi yeniden üretimi. / (Alm klammerung, belichtungsreihe, Fr bracketing, bracketing d'exposition, İng bracketing, exposure bracketing) Sayısal fotoğraf makinelerinin (DSLR) çoğunda var olan bir pozlama ayarı. Basamaklama, aynı sahnenin genellikle üçte üç, yarı veya nokta aralıklarla birden fazla görüntü alarak pozlama seçeneklerinin seçimi oluşturulmasını içerir. Birçok fotoğraf makinesi, özel bir fonksiyon olarak braketleme seçeneği sunar. Fotoğrafı etkileyen herhangi bir değişkenin basamaklaması yapılabilir. En yaygın basamaklama türü pozlama basamaklamasıdır. Bu tür basamaklamada bir sahne farklı pozlama değerleriyle çekilir. Fotoğraf makinesi bu ayara getirildiğinde makine otomatik olarak belirlenen sayıda (genelde 3 ya da 5) seri çekim yapar. Her bir çekimde poz değerini otomatik olarak değiştirir ve arka arkaya birbirine ardışık farklı ışık ayarlarında fotoğraf çekilir. Böylece fotoğrafçı daha sonra bu 3 veya 5 poz görüntüden en mükemmelini kullanabilir veya bu fotoğrafları birleştirip yüksek dinamik aralıklı (İng High Dynamic Range – HDR) fotoğraf elde edebilir. Diğer çok kullanılan basamaklama çeşitleri “beyaz ayarı” ve “flaş pozlaması”dır. bkz basamaklı pozlama. bkz poz taraması.
- basamaklı görüntü tüpü
- (Alm tube à image en cascade, Fr tube à image en cascade, İng cascade image tube) Düşük ışık koşullarında kullanılmak amacıyla tasarlanan görüntüleme aygıtı. Birincinin çıktısının ikincinin girdisi olduğu ve bu şekilde basamaklı bir yükselme oluşturan bir seri ışık çoğaltıcıları veya yğkselticileri içerir. Gece görüşü sağlamak için kullanılır. Aynı sistem tambur tarayıcıları foto-çoğaltma tüpünde de kullanılır.
- basamaklı pozlama
- (Alm klammerung, Fr bracketing, İng bracketing) Sayısal fotoğraf makinelerinin (DSLR) çoğunda var olan bir pozlama ayarı. Belirlenen normal pozlama değerlerini değiştirerek aynı konunun birden çok fotoğrafının çekimini sağlayan pozlama yöntemi. Fotoğraf makinesi bu ayara getirildiğinde makine otomatik olarak belirlenen sayıda (genelde 3 ya da 5) seri çekim yapar. Her bir çekimde poz değerini otomatik olarak değiştirir ve arka arkaya birbirine ardışık farklı ışık ayarlarında, genellikle aynı konunun normal, yarım ve iki kat değerinde üç farklı pozlama değeriyle fotoğrafı çekilir. Böylece fotoğrafçı daha sonra bu 3 veya 5 poz görüntüden en mükemmelini kullanabilir veya bu fotoğrafları birleştirip HDR fotoğraf elde edebilir.
- BASIC
- (İng Beginners All-purpose Symbolic Instruction) Yeni kullanıcılara en kısa zamanda program yapmayı öğreten, “yeni başlayanlar için çok işlevli simgesel komutlar kodu” anlamındaki program dili.
- basılı belge
- (Alm gedrucktes dokument, Fr document imprimé, İng printed document) Kağıt, fotoğrafik altlık veya diğer medyaya basılan ve doğrudan kullanıcı tarafından yorumlanabilen ürünler.
- basım işlemi
- (Alm druckverfahren, Fr processus d'impression, İng printing process) Basımı gerçekleştirmek amacıyla başvurulan yol ve yöntemlerin tümü. Örneğin siyah beyaz fotoğrafçılıkta karanlık odada baskı sürecinde uygulanan yöntemler. bkz baskı işlemi.
- basın fotoğrafçılığı
- (Alm pressefotografie, fotojournalismus, Fr photographie de presse, photojournalisme, İng press photography, photojournalism) Gazete, dergi ve haber ajansları için habere konu olan olayı fotoğraflama mesleği; foto muhabirliği. Basın fotoğrafçılığı, toplumsal olayları, haber niteliği taşıyan anları ve gündelik yaşamı görsel hikayelerle aktaran bir gazetecilik dalıdır. Yazılı veya görsel medyada, bir haberi kanıtlamak, belgelemek ve anlatmak amacıyla kullanılan objektif, dürüst ve olay anında çekilen fotoğrafları kapsar. Çekilen fotoğrafın bir olayı anlatması veya bilgi vermesi gerekir. Olayı olduğu gibi yansıtmak, manipüle etmemek esastır. Tarihe not düşmek ve yaşananlara tanık olmak amacını taşır. Haber değerini yitirmeden, zamanında iletilmesi (genellikle dijital yollarla) kritiktir. Foto muhabirleri, toplumsal yaşamı belgeler. Foto muhabirleri, haberi sadece yazıyla değil, görüntüyle kurgulayarak okuyucuya sunan hikaye anlatıcılarıdır. Savaş, afet, siyaset, spor veya günlük yaşam gibi çok geniş bir alanda çalışabilirler. Bazen bir fotoğraf, sayfalarca süren bir yazıdan daha etkili olabilir; toplumsal hafızada yer eder ve duygu aktarımı sağlar. bkz foto muhabirliği. / Fotoğraf yoluyla habercilik yapma.
- başkalaştırma
- (Alm sich verwandeln, Fr métamorphose, İng morphing) Bir şekli ya da görüntüyü öbürüne dönüştürmek için kullanılan görüntü işleme işi.
- baskı
- (Alm unterdrückung, Fr oppression, İng oppression) Filmdeki negatif görüntünün fotoğraf kağıdına pozitif olarak basım işlemi. Bir negatifin içinden geçirilen ışıkla kart üzerinde pozitif görüntü oluşturulur. / Negatif film görüntüsünün fotoğraf kağıdına pozitif olarak basılmış biçimi. / (Alm drucken, Fr imprimer, İng print) Bir bilgisayar dosyasının yazdırılmış, görülebilir hali. Sayısal çekim baskılarını, farklı yöntemler kullanarak yapmak mümkündür. En yoğun olarak kullanılan, fotoğraf stüdyosunda bastırma ve püskürtmeli yazıcılar ile yapılan baskı yöntemleridir.
- baskı aygıtı
- (Alm druckmaschine, Fr machine à imprimer, İng printing machine) Baskı işini gerçekleştiren aygıt. bkz agrandisör.
- baskı denemesi
- (Alm drücken ziehen, Fr appuyer tirer, İng press pull) Bir yazıcıdan, bir negatiften ya da pozitif materyalden projeksiyon ya da kontakt baskıyla yapılan fotoğrafik kopya. / Bir yazıcıdan alınan çıktı. / Bir baskıda bir levha tarafından alınmış mürekkepli görüntü. bkz prova baskı.
- baskı dışı
- (Alm ausdrucken, Fr impression, İng printing-out) Karanlık oda ya da kimyasal süreçleri kullanmadan fotoğrafik görüntü elde etme.
- baskı dışı fotoğraf
- (Alm ausdruckpapier, Fr papier d'impression, İng Printing-out Paper - POP) Sadece ışığın pozlamasıyla görüntünün oluştuğu fotoğraf kağıdı. Banyo işlemine gerk kalmadan, pozlama sonunda görüntü fotoğraf kağıdı üzerinde ortaya çıkar. Portre fotoğrafçılığında, belirlenen pozlar içinde seçim yaparken kullanılır.
- baskı işlemi
- (Alm druckverfahren, Fr processus d'impression, İng printing process) bkz basım işlemi.
- baskı kalıbı
- (Alm pressplatte, Fr plaque de presse, İng plate, press plate) bkz basım işlemi.
- baskı kusuru
- (Alm knutschfleck, Fr suçon, İng hickey) Baskı yapılan yüzeylere tutunan ve baskıda lekelere neden olan toz parçacıkları veya tüycükler.
- baskı levhası
- (Alm platte, Fr platine, İng platen) Düz yataklı tarayıcılarda, taranacak olan malzemenin üzerine yerleştirildiği cam yüzey.
- baskın dalga boyu
- (Alm dominante wellenlänge, Fr longueur d'onde dominante, İng dominant wavelength) Rengin öznel duygusuna eşit renkli ölçümlü objektif sembolü. / Genellikle görünen renge hemen hemen aynı düşen renkli bir ışıktaki dalga boyu. Renkli filtreden geçen dalga boyu buna örnektir.
- baskın renk
- (Alm dominante farbe, Fr couleur dominante, İng dominant color) Tek renkli (monokromatik) renk sisteminde, rengin dalga boyu ölçülmüş bir renge, beyaz karıştırıldıktan sonra renk ölçümü eşlenebilen tayfsal rengin dalga uzunluğu.
- başlık
- (Alm stativkopf, Fr tête de trépied, İng head, tripot head) Bir üçayağın alıcı (fotoğraf makinesi) ile birleştiği yerde bulunan ve alıcının olduğu yerde çeşitli yönlere dönebilmesini sağlayan çeşitli yapıdaki araçlar. / (Alm untertitel, Fr légende, İng caption) Bir fotoğrafın üstüne ya da yanına yazılan kısa yazı.
- başlık bilgisi
- (Alm titelinformationen, Fr informations sur le titre, İng title information, header information) Tanımlama amaçları için fotoğraf negatifleri üzerine yazılan bilgi ve aynı zamanda negatif üzerinde bu tür bilgileri yazmak için ayrılan yer; film başlıklama, negatif başlıklama, film başlık bilgisi.
- bastırma
- (Alm abschrecken, Fr trempe, İng quenching) Flaşın çakma, ışık verme süresini azaltma işi. Flaş tüpündeki elektrik şarjının başka yönw aktarılması ya da boşaltılması yoluyla yapılır. / Bazı nesnelerin ışık saçma özelliğinin azaltılması işi.
- batarya
- (Alm batterie, Fr batterie, İng battery) Elektrik enerjisi sağlamak amacıyla iki ya da daha fazla pilin birbirlerine kullanım amacına bağlı olarak gerilimi artırmak için seri (ardışık) ya da sığayı artırmak için paralel bağlanmasıyla meydana gelen sistem. bkz pil.
- Bauhaus / Bauhaus Okulu
- (Alm Staatliches Bauhaus > Bauhaus / ev inşa etme) Alman sanatçı Walter Gropius'un 1919'da Almanya Weimar'da kurduğu, araştırmaya yönelik ve modern tasarımın temellerini atan, uygulamalı bir sanat ve tasarım okulu. Bauhaus, sanat, zanaat ve teknolojiyi birleştirerek, fonksiyonel ve estetik tasarımların oluşturulmasını amaçlamıştır. Bu okul, mimarlıktan grafik tasarıma, mobilyadan tekstil tasarımına kadar birçok alanda etkili olmuştur. Bauhaus üyesi sanatçılar, “form işlevi izler” anlayışıyla günlük yaşamdaki nesneler için özgün stiller geliştirdiler. Işık, boyut, hareket, doku gibi temel ögelerden hareketle yeni bir güzel sanatlar dili geliştirdiler. 1933'te Hitler tarafından kapatılınca ABD Chicago'da devam ettiyse de Almanya'daki düzeye bir daha ulaşamadı. Bauhaus fotoğraf akımları da bu okulun etkisi altında şekillenmiştir. Bauhaus fotoğrafçılığında, deneysel teknikler ve kompozisyonlar ön plana çıkmıştır. Negatiflerin manipülasyonu (yönlendirilmesi), fotomontaj, ışıkla çizim (fotogram) gibi deneysel yaklaşımlar bu akımın özelliklerindendir. Bauhaus'da eğitim veren öğretmenler, fotoğrafçılığın sadece bir belgeleme aracı olmadığını, aynı zamanda bağımsız bir sanat formu olarak da kabul edilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Bu perspektif (bakış açısı), fotoğrafçılığın sadece gerçekliği yansıtmakla kalmayıp, aynı zamanda onu yeniden şekillendirebileceği fikrini ortaya koymuştur. Bauhaus fotoğrafçılığı, döneminin ötesinde bir vizyona sahip olup, fotoğraf akımlarına yön vermiş, modern fotoğrafçılığın gelişimine önemli katkılarda bulunmuştur.
- baut
- (Alm baud, Fr bauds, İng baud) Veri akış hızı.
- Bayer modeli
- (Alm Bayer-muster, Fr modèle Bayer, İng Bayer pattern) Renk bilgisini sağlamak için algılayıcıların üzerine yerleştirilmiş mozaik ya da ızgara biçimli renklendirilmiş filtre sistemi. Kırmızı, yeşil ve mavi filtreler görüntü sağlayan algılayıcılar üzerine yerleştirilir.
- bayonet
- (Alm bajonett, Fr baïonnette, İng bayonet) Değişebilir, değiştirilebilir objektifli fotoğraf makinelerinde, objektifin gövdeye kolaylıkla takılıp çıkarılmasını sağlayan kilitli mekanizma. Her markanın bayoneti kendine özeldir, özel dönüştürücüler olmadan bir markanın objektifi diğerine uymaz. Örneğin Canon objektifi doğrudan Sony'e takılamaz. Sigma, Tamron, Tokina gibi üreticiler her bayonet için özel objektif üretmektedir; örneğin Sigma 180 mm f2.8 OS'nin Canon ve Nikon için ayrı modelleri vardır. Çok kullanılan gövde üreticilerinin bayonet tipleri; Canon EF (tam kare Canon objektifler için), Canon EF-S (APS-C Canon objektifler için), Nikon F (DSLR için), Nikon 1 (1 serisi aynasızlar için), Pentax K (DSLR'ler için), Pentax Q (Q serisi aynasızlar için), Sony A (DSLR ve SLT'leri için), Sony E (NEX serisi için), Olympus/Panasonic m4/3, Samsung NX, Fuji X, Sigma SA, Leica M, Leica R'dir. bkz tırnaklı objektif bağlantısı.
- bayonet ağzı
- (Alm bajonettverschluss, Fr monture à baïonnette, İng bayonet mount) Fotoğraf makinesi ve donatılrında tamamlayıcı parçaları birleştiren bağlantı yuvası. Objektifin fotoğraf makinesinin gövdesine, objektif gölgeliğinin objektife birleştirilmesinde kullanılır.
- bayt
- (Alm byte, Fr octet, İng byte) Elektronik ve bilgisayar bilimlerinde genellikle 8 bit'lik dizilim boyunca 1 veya 0 değerlerini bünyesine alan ve kaydedilen bilgilerin türünden bağımsız bir bellek ölçüm birimi, sayısal bilginin birimi. Simgesi b'dir. Bir bilgisayar hafızasında 8 bit'ten oluşan bir bütünü ifade eder. 1 b (byte > “bayt” okunur)= 8 bit). 1 kb (kilobayt) = 1x103 b = 1 024 b. 1 Mb (megabayt) = 1 Mb = 1x106 b = 1 048 576 bayt. 1 Gb (gigabayt) = 1 Gb = 1x109 b= 1 073 741 824 b. 1 Tb (terabayt) = 1 Tb = 1x1012 b = 1 099 511 627 776 b. 1 Pb (petabayt) = 1 Pb = 1x1015 b. 1 Eb (eksabayt) = 1x1018b. 1 Zb (zettabayt) = 1x1021 b. 1 Yb (yottabayt) = 1x1024 b. bkz b.
- baz
- (Alm base, alkali, Fr base, alcali, İng base, alkali) Suda çözündüğünde hidroksit iyonu veren madde.
- bazier
- (Alm bazier, Fr bazier, İng bazier) Uygulanabilir denetim noktalarıyla tanımlanmış bir eğri ya da kama. Çizim tipi grafik programlarında ve yazı tipi yaratmada kullanılır.
- BCPS
- (Alm Lichtstärke der Kerze in Sekunden, Fr Puissance du Faisceau en Candelas en Secondes, İng Beam Candle Power Seconds - BCPS) Ampul ya da flaş ünitesinin ürettiği ışığın 1 saniyedeki yoğunluğu; ışık mum gücü saniye. İki misli BCPS, bir f/durağı fazla ışık üretmek anlamındadır.
- bedava yazılım
- (Alm kostenlose ware, Fr articles gratuits, İng free ware) Hiçbir ücret ödemeden kopyalama ve kullanım sağlayan yazılım türü.
- beden sanatı
- (Alm körperkunst, Fr art corporel, İng body art) İnsan bedenini eserin konusu ya da nesnesi olarak alan sanat türü; vücut sanatı. En yaygın vücut sanatı formları dövme ve pirsing olarak sıralanabilir. Scarification (kazıma), branding (markalama), subdermal implants (deri altı implantlar), scalpelling (neşter atma), bedene şekil verme (örneğin korse ile tight-lacing/sıkı bağlama), full body tattoo (tam vücut dövme) ve body painting (vücut boyama) gibi formlar beden sanatı kapsamına girer.
- Beer geliştirici
- (Alm Bierentwickler, Fr le développeur de Beer, İng Beer´s developer) İki ayrı eriyikten oluşan; metol ve hidrokinon içeren kontrast kağıt banyosu.
- Beer yasası
- (Alm Beers gesetz, Fr la loi de la Beer, İng Beer's law) Işığın geçtiği malzeme tarafından emilmesi, ışık ışınlarının içinden geçtiği molekül sayısı ile doğru orantılıdır. Eğer ışığı emen molekülde kimyasal değişimler olursa, bu yasa geçerli değildir. Eğer emici malzeme emici olmayan bir ortamda çözülmüş ise emilme, çözeltinin konsantrasyonuna bağlıdır.
- beğen butonu
- (Alm like-button, Fr comme le bouton, İng like button) Facebook paylaşım sitesinde paylaşılan bir gönderiyi “beğenmeye yarayan” sayısal buton. Beğen butonu (İng like button), sosyal medya platformlarında ve web sitelerinde kullanıcıların bir içeriği (fotoğraf, video, yazı, yorum vb) beğendiklerini, takdir ettiklerini veya onayladıklarını hızlıca ifade etmelerine olanak tanıyan etkileşim aracıdır. Amaç; içerik üreticisine geri bildirim sağlamak, içeriğin daha fazla kişiye ulaşmasını (etkileşimi) artırmak ve kullanıcının ilgisini göstermektir. Tıklanabilir bir kalp, başparmak yukarı (İng thumbs up) simgesi veya "Beğen" yazısı şeklinde bulunur. Instagram'da bir gönderiye çift dokunmak da beğenme işlevi görür. Kullanıcı butona tıkladığında, sunucuya "bu içeriği beğendim" sinyali gönderilir ve genellikle buton renk değiştirerek (örneğin; kırmızı, mavi) beğenildiği bilgisini görselleştirir. Facebook, Instagram, YouTube, Twitter (X), LinkedIn gibi neredeyse tüm sosyal ağlarda bulunur. Facebook gibi platformlarda, beğen butonuna basılı tutularak kalp, kahkaha, üzgün veya kızgın gibi farklı duygusal tepkiler (reaksiyonlar) de verilebilir. Beğeni sayısı yüksek içerikler, platform algoritmaları tarafından öne çıkarılır. İçerik üreticileri için bir onay mekanizmasıdır, güdüleme sağlar. Kullanıcıların içerikle pasif (edilgen) bir izleyiciden aktif (etken) bir katılımcıya dönüşmesini sağlar.
- Bekerel ışınları
- (Alm Becquerelstrahlen, Fr rayons Becquerel, İng Becquerel rays) Filmin banyo edilmesi aşamasında, gümüş tuzları üzerindeki sislenmeye neden olan radyoaktif ışınlar.
- bel düzeyi bakaç
- (Alm sucher auf hüfthöhe, Fr viseur à hauteur de taille, İng waist-level viewfinder) Fotoğrafçının fotoğraf makinesini göğüs seviyesinden aşağı doğru tutarak baktığı bakaç türü. İlk kez Brownie kutu fotoğraf makinesinde daha sonraları çift objektifli refleks fotoğraf makinelerinde ve Rolleiflex, Hasselblad gibi makinelerde uygulanmıştır. 35 mm Nikon F2 ve Canon F-1 gibi fotoğraf makinelerrinde de penta prizma çıkartılarak bakaç bu şekilde kullanılabilir.
- belge
- (Alm dokumentieren, Fr document, İng document) Bir gerçeğe tanıklık eden fotoğraf, film vb; vesika, doküman.
- belgesel
- (Alm dokumentarisch, Fr documental, documentaire, İng documental, documentary) Belge niteliği taşıyan film, fotoğraf veya televizyon programı; dokümanter.
- belgesel film
- (Alm dokumentarfilm, Fr film documentaire, İng documentary film) Hayattan alınan herhangi bir konuyu, kendi doğal çevresi ve akışı içinde veya gerçeğe en yakın bir biçimde hazırlanmış yapay bir yerde işleyen, belirli bir amacı yansıtan film; dokümanter film.
- belgesel fotoğraf
- (Alm dokumentarisches foto, Fr photo documentaire, İng documentary photo) İnsanları veya hayvanları, belirli bir bölge veya ortamda, zor koşullar altında gözlemleyip fotoğraflayarak o yer ve konu hakkında oluşan dökümleri anlatmayı amaçlayan bir fotoğraf türü; dokümanter fotoğraf. Belgesel fotoğrafta, olaylar sahnelenmez, poz verilmez; an, olduğu gibi yakalanır. Amaç; bilgilendirmek, farkındalık yaratmak, sosyal sorunlara dikkat çekmek veya tarihi kaydetmektir. Tek bir kareden ziyade, bir konuyu derinlemesine ele alan fotoğraf dizileri (foto röportaj) sıkça kullanılır. Tarihe not düşer, zamanın ruhunu (Alm zeitgeist) yansıtır.
- belgesel fotoğrafçılık
- (Alm dokumentar fotografie, Fr photographie documentaire, İng documentary photography) Gerçek yaşam olaylarını, insanları, mekanları veya toplumsal sorunları, olduğu gibi (nesnel) kayıt altına alarak hikayeleştiren, tarihi belge niteliği taşıyan bir fotoğrafçılık dalı; dokümanter fotoğrafçılık. Genellikle sosyal sorumluluk, foto muhabirliği veya antropolojik amaçlarla; savaşlar, göçler, günlük yaşam ve dezavantajlı gruplar gibi konuları derinlemesine işler. Olayları manipüle etmeden, doğrudan ve doğru bir şekilde temsil eder. Tek bir kare yerine, bir konuyu kapsamlı bir seri veya proje olarak anlatır. Zamana tanıklık eder, geleceğe bilgi bırakır. Toplumsal sorunlara dikkat çekmeyi ve kamuoyu oluşturmayı amaçlar. Genellikle saha çalışması gerektirdiği için sabır ve teknik beceri ister. Belgesel fotoğrafçılığı, konusuna ve yaklaşımına göre, “sosyal belgesel fotoğrafçılık”, toplumsal sorunları (fakirlik, çocuk işçiler, çevre kirliliği) konu alır; “foto röportaj/haber fotoğrafçılığı”, güncel olayları ve siyasi gelişmeleri, haber değeri taşıyacak şekilde belgeler; “kültürel/antropolojik belge”, kaybolmaya yüz tutmuş gelenekler, yerli halklar veya belirli yaşam tarzlarını kaydeder; “günlük yaşam belgeseli”, sıradan insanların hayatlarını, sokak sahnelerini veya belirli bir ortamı (örneğin metro, otogar vb) uzun süre gözlemleyerek fotoğraflar.
- belgeselci
- (Alm dokumentar filmer, Fr documentariste, İng documentarian) Belgesel fotoğraf veya film çeken veya bunun üzerinde çalışan kimse.
- Belitski hafifletme eriyiği
- (Alm Belitski-blitzlösung, Fr solution éclaircissante Belitski, İng Belitski lightening solution) Negatifler için asit saptama banyolarında tonları açıcı olarak kullanılan, ferrik potasyum sitrat ya da oksalat eriyiği.
- bellek
- (Alm erinnerung, Fr mémoire, İng memory) Bilgisayar veya bilgisayar temelli aygıtlarda, verilerin korunduğu ve gerektiğinde kullanılmak üzere toplandığı bölüm; hafıza. Sabit ve taşınabilir tipi vardır. / Fotoğraf makinesinin dosya depolama ortamı; hafıza. Çoğu fotoğraf makinesi, görüntüleri kaydettikten sonra enerji taşımak için güç gerektirmeyen güvenli ve son derece güvenilir bir depolama biçimi olan flash bellek kullanır. Flash bellek, kullanıcı bunu istemedikçe görüntüleri silmez. Bazı fotoğraf makinesileri sınırlı miktarda dahili belleğe sahiptir, ancak bu dahili bellek kesinlikle bir düzineden fazla görüntü yakalamak için yeterli değildir.
- bellek çubuğu
- (Alm speicherstick, Fr stick mémoire, İng memory stick) Sony firmasının ürünleri için tasarlanmış ve çoğunlukla Sony markalı sayısal fotoğraf makinelerinde kullanılan bir bellek kartı türü.
- bellek kartı
- (Alm speicher karte, Fr carte mémoire, İng memory card) Sayısal fotoğraf makinesinde çekilen fotoğrafların depolandığı; fotoğraf ve film dosyası gibi verileri saklamak için kullanılan çıkarılabilir bir elektronik depolama gereci; hafıza kartı. Fotoğraf algılayıcı tarafından süzülen fotoğraf verilerini alarak, dosya düzenlemesi biçiminde, başka bir taşıyıcıya aktarılana veya silinene kadar kayıtta tutan elektronik bellek taşıyıcıdır. Çeşitli büyüklük, hız ve fotoğraf makinesi markalarına göre özel olarak üretilir. Sığaları 4, 8, 16, 32, 64 MB, … olabilir. Bellek kartının sığası kadar veri aktarım hızı da önemlidir. Compact Flash Card (CF), MultiMedia Card (MMC), Secure Digital Card (SD), Microdrive, Memory Stick, Secure Digital High Capacity (SDHC) bu kartlardan birkaçıdır.
- bellenim
- (Alm firmware, Fr micrologiciel, İng firm ware) Sayısal Fotoğraf makinelerindeki işletim sistemi; donanım yazılımı, gömülü kod, şirket kodu, üretici kodu. Zaman zaman üretici firmalar bu işletim sistem yazılımını geliştirirler ya da var olan hataları düzeltirler ve bir üst versiyon/sürüm şeklinde internet sitelerinden yayımlarlar ki kullanıcılar bu yeni sürümü internet üzerinden kendi makinelerine aktararak daha verimli biçimde makinelerini kullanabilsinler...
- benek desen
- (Alm speckle-muster, Fr motif moucheté, İng speckle pattern) Lazer ışınlarında açık ve koyu tonların sürekli değişen yapısı.
- benzer renk sıcaklığı
- (Alm korrelierte farbtemperatur, Fr température de couleur corrélée, İng correlated color temperature) Bir aydınlatma kaynağından yayılan ışığın renk niteliği. Kelvin olarak belirlenen bir örnek, renk testine benzerliğiyle ölçülerek belirlenir.
- beşincil sapmalar
- (Alm aberrationen fünfter ordnung, Fr aberrations du cinquième ordre, İng fifth-order aberrations) Yuvarlaksal (küresel) sapma, astigmatlık, biçim bozumu, alan sapması ve kuyruk sapmasının birincil derecede etkili olmadığı tek renkli sapma türü; ikincil sapmalar.
- beşli prizma
- (Alm pentaprisma, Fr pentaprisme, İng pentaprism) Genellikle tek objektifli yansıtmalı fotoğraf makinelerinde odaklamanın yapılmasını ve hareketli aynadan gelen görüntünün göze olduğu gibi iletilmesini sağlayan optik düzenek; pentaprizma.
- beta değeri
- (Alm beta-wert, Fr valeur bêta, İng beta value) Bir duyar katın, kontrast ifadesinin değişim ölçüsü yönteminin, Almanlar tarafından kullanılan değeri.
- beyaz
- (Alm weiß, Fr blanc, İng white) Nesne, boya ya da yüzey; düşen ışığı yüksek düzeyde, görülebilen dalga boylarını ise aşağı yukarı (yaklaşık) eşit düzeyde yansıtan nesne, boya ya da yüzey. Örneğin kar, beyaz boya, beyaz mermer gibi. / Işık kaynağı; ışık düzeyi yüksek olan ve belli bir temel rengi içermeyen ışık kaynağı. Aynı miktada kırmızı, yeşil ve mavi ışığın bileşiminden oluşur. / Beyaz nokta; kırmızı, yeşil ve mavi renkteki en yüksek değere ulaşan pikseller. / RGB değerinin neredeyse eşit olduğu piksel. / CMYK bütün değerleri sıfır ya da çok düşük olan boyalı alan ya da dört renkli baskı alanı.
- beyaz ayarı
- (Alm weißabgleich, Fr balance des blancs, İng White Balance - WB) Çekim yapılan ortamdaki ışığın renk sıcaklığına uygun biçimde renklerin doğru olarak ayrıştırılabilmesi için beyaz bir düzlemin referans alınarak sayısal fotoğraf makinesine tanıtılması işlemi; beyaz dengesi ayarı. Nesnenin rengini görüntünün rengine eşitleyerek fotoğrafın aslına uygun renkte görünmesini sağlayan denetim. bkz beyaz dengesi ayarı.
- beyaz bileşen
- (Alm weiße komponente, Fr composant blanc, İng white component) Rengin doygunluğunu ya da ikisi birbirine karıştırıldığında belli bir ışık kaynağının rengini açan renklerden her biri. Örneğin siyan renkli ışığın yeşil miktarı kırmızı ışığın doygunluğunu azaltır. Çünkü yeşil kırmızıya göre siyan renginin beyaz bileşenidir. bkz gri bileşen.
- Beyaz Dengesi
- (Alm weißabgleich, Fr balance des blancs, İng white balance) Fotoğraf makinesinin gün ışığı, kapalı, floresan aydınlatma ve elektronik flaş gibi farklı ışık koşullarında renklerin doğal görünmesini veya tonunu düzeltebilmesini sağlama düzeneği, yeteneği; WB. Birçok fotoğraf makinesi, genellikle –ama her zaman değil– olabildiğince doğru olan Otomatik WB modu sunar.
- beyaz dengesi ayarı
- (Alm weißabgleich, Fr balance des blancs, İng White Balance - WB) Sayısal fotoğraf makinelerinde renk sıcaklığının ölçümünden sonra kayıt edilecek olan tüm fotoğraf değerleri için yapılan düzeltme. Ortamdaki ışığın “renk sıcaklığını” dengelemek için yapılan bir işlemdir. Fotoğraf makineleri bunu kendileri de yapabilir (Automatic White Balance - AWB / otomatik beyaz dengesi (ayarı)), kullanıcının değiştirmesine izin de verebilir. Makinenin modeline göre tam otomatik, el ile ya da her iki yöntemle de yapılabilir.
- beyaz düzeyi
- (Alm weißwert, Fr niveau de blanc, İng white level) Bir görüntü veya fotoğrafın, parlak bölümlerine karşılık olan değer. Bu bölümler; siyah beyazda tonu, renklide ise rengi içermez.
- beyaz ışık
- (Alm weißes licht, Fr lumière blanche, İng white light) Görülebilir tayf içindeki tüm renklerin eşit bileşiminden oluşan fiziksel enerji.
- beyaz nokta
- (Alm weißpunkt, Fr point blanc, İng white spot, white point) bkz beyaz.
- beyaz perde
- (Alm silberleinwand, Fr écran argenté, İng silver screen) Göstericiden çıkan görüntülerin üzerinde yansıdığı, sinema filminin oynatıldığı yüzey. / (mec) Sinema.
- beyazlatıcı
- (Alm aufheller Fr blanchisseur, İng bleach, whitener) Beyazlığı artırmak amacıyla kullanılan madde. Siyah beyaz ya da renkli baskılarda beyaz alanları geliştirmek amacıyla kullanılır. Görüntünün ton çeşitliliğini geliştirir. Floresan maddesi kullanılarak yapılır. bkz parlatıcı.
- beyazlık derecesi
- (Alm albedo, Fr albédo, İng albedo) bkz aklık. bkz albedo. bkz yansıtabilirlik.
- beyti muzlim
- (Ar beyt-i muzlim, eskiden) Fotoğraf makinesi, karanlık oda, fotoğraf kutusu.
- Bezier eğrisi
- (Alm Bezier-kurve, Fr courbe de Bézier, İng Bezier curve) Fransız mühendis Pierre Étienne Bézier tarafından, iki nokta ve bir çizgi temeline dayanarak geliştirilen eğri türü. Bilgisayar ortamında yapılan grafik ve çizim programlarında, üç boyutlu bilgisayar modellemesi için kullanılan eğri.
- biçem
- (Alm stil, Fr style, İng styl) Sanatçının görüş, duyuş ve anlayışındaki kendine özgü anlatış biçimi; biçem, hava, stil, tarz.
- biçim
- (Alm bilden, Fr formulaire, İng form, format) Bir şeyin dış çizgileri bakımından niteliği, dış görünüş; hat, şekil, eşkal, model. / Güzel sanatlarda en, boy ve derinlik olarak üç boyutlu görünüş; “şekil” karşıtı. / Güzel sanatlarda bir sanat döneminin ya da sanat türünün özel yolu. / Metin, resim, film ve verileri bilgisayarın anlayabileceği kalıp; format.
- biçim bozumu
- (Alm verzerrung, Fr distorsion, İng distortion) Fotoğraf baskı işleminde elde edilen, normal görüntünün büyüklüğünde, oranlarında ya da tonlarındaki herhangi bir değişim; biçim bozulması. / Bir nesnenin görüntüsünde, fiziksel gerçeğine uygun olmayacak şekilde bozulma ya da değişiklik; bozulma. bkz çarpıklık. bkz eğrisel bozulma. bkz panoramik bozulma. bkz perspektif bozulması. bkz radyal bozulma. bkz stereoskopik bozulma.
- bienal
- (Alm alle zwei jahre, Fr biennal, İng biennial) Bir yıl ara ile, iki yılda bir yapılan etkinlik; yılaşırı. bkz yılaşırı.
- bikromat işlemi
- (Alm bichromatverfahren, Fr procédé bichromate, İng bichromate process, bichromated albumin process) Fransız hekim Georges Bonnet tarafından 1890'da geliştirilmiş organik yapışkanlar (sakız, zamk, albümin ve jelatin) ile birleşen potasyum ya da amonyum bikromatla uygulanan fotomekaniksel çoğaltma işlemi; bikromatlı albümin işlemi.
- bikromatlı jelatin
- (Alm bichromatierte gelatine, Fr gélatine bichromatée, İng bichromated gelatin) Alman fizikçi, mineralog Georg Adolf Suckow tarafından 1839'da geliştirilmiştir. Buna göre; çözülebilir bir bikromat bileşimiyle ışığa duyarlı hale getirilir. Bağlayıcı olarak da jelatin kullanılır.
- bileşen
- (Alm komponente, Fr composant, İng component) Objektifin optik parçası; tek bir mercek elemanı ya da birleştirilmiş birden çok elemandan her biri. / Bir bileşiğin moleküllerindeki elementler ya da alt grupların her biri.
- bileşik
- (Alm verbindung, Fr composé, İng compound) İki ya da daha çok maddenin belli oranlarda tepkimeye girerek oluşturduğu madde. Bu madde, kendisini oluşturan maddelerden farklıdır ve bileşenleri fiziksel yollarla birbirinden ayrılmaz.
- bileşik objektif
- (Alm zusammengesetzte linse, Fr lentille composée, İng compound lens) İki ya da daha fazla sayıda mercek kullanılarak yapılan objektif. Böylece objektiflerin kırma indisini büyütmek, görüntü bozulmalarını gidermek ve görüntü kalitesini yükseltmek mümkündür.
- bilezik flaş
- (Alm ringblitz, Fr flash annulaire, İng ring flash) Konu üzerinde en az gölge oluşturmak amacıyla kullanılan, önden yumuşak ışık veren flaş türü. Yarı ya da tam dairesel halka şeklindeki bir flaş ünitesinden oluşur. Objektifin çevresine bir bilezik takar gibi yerleştirilerek kullanılır.
- bilgisayar sanatı
- (Alm computerkunst, Fr art informatique, İng computer art) Bilgisayar desteğiyle üretilen sanat.
- bilgisayarlarda veri transferi
- (Alm datenübertragung in computern, Fr transfert de données dans les ordinateurs, İng data transfer in computers) Bilgisayardaki verileri ara elemanlar (zip, disket, SCSI vb) yardımıyla başka bilgisayarlara taşıma yöntemidir. Disketlerin en önemli özellikleri taşınabilir olmalarıdır; bilgiler bir diskete kopyalandıktan sonra istenilen yere götürülebilir. Ancak diskete fazla bilgi konamaz, başka bir deyişle kapasiteleri sınırlıdır. Ayrıca disketteki bilgilere ulaşım da pek hızlı değildir. Yine de taşınabilir ve ucuz olmaları kolaylık sağlar. DD, (Double Density) çift yoğunluklu, HD (High Density) yüksek yoğunluklu, ED (Extended-Density) geliştirilmiş yoğunluklu anlamına gelir. / Sabit diskler (hard disk), tek parçadır. Bilginin saklandığı disk şeklindeki manyetik yüzey, elektromekanik kısma sıkıca yerleştirilmiştir; çıkarılıp takılamaz. Disklerin sığası, disketlere göre çok fazladır; giga byte. / CD ve sürücüleri, diğer bir yardımcı bellek birimidirler. Üzerine yazma yapılamayan ve ROM gibi davranan CD'ler kısaca CD-ROM olarak anılır. Kapasiteleri, 600 MB'tan az değildir. Bir kez yazma yapabilen ve sonra yalnızca okunabilen CD'ler WORM (Write Only Read Multiply) olarak adlandırılır. Bilgi kaydetmek için kullanılan boş CD'lere CD-R (CD Recordable) denir. Bazı CD'ler hem okunabilir hem de yazılabilir türdendir. Bu tür CD'lere CD-RW (CD-Read Writable) Okunabilir-Yazılabilir CD) denir. Bilgisayarlar arasındaki doğrudan veri transferi bilgisayar ağları ile sağlanır. İki bilgisayar herhangi bir yolla doğrudan birbirine bağlanarak iletişimde bulunabilir. Günümüzde ajans ve matbaalardan film çıkış merkezlerine (servis bürolara) bilgisayar ağları yoluyla işlerin transef yolları aranmaktadır. Şimdilik ağların sığaları yüksek çözünürlüklü dokümanları aktarmaya yetmemekle birlikte önümüzdeki yıllarda bu uygulama aktif olarak basım sektöründe görülücektir. / Sayısal fotoğraf makineleri, görüntüleri fotoğraf filmi yerine hafızasına kaydeder. Üzerindeki LCD ekran sayesinde çekildiği anda fotoğrafı görebilme olanağı sunar ve böylece hata olasılığını en aza indirir. Bu görüntüler istendiği zaman silinebilir ve istenilen sürece korunabilir. Çekilen fotoğraflar, ek bir donanım gerektirmeden, kendi bağlantı kablosu ve programı aracılığıyla bir bilgisayara aktarılabilir. Film çıkış öncesinde tasarımı yapılmış basılacak materyallere fotoğraflar bu ortamlardan transfer edilebilir. / DVD Teknolojisi (Digital Versatile Disk), CD-ROM'ların yerini alması planlanan yeni bir optik disk teknolojisi olup 17 gigabyte'lık video, ses ve diğer tipte veri saklama alanına sahiptir. Bu da 133 dakikalık bir filmin tek bir diskte tutulabilmesi anlamına gelir. DVD'lerden de baskı öncesi MÜY (Masa Üstü Yayıncılık) ortamına görüntü transferi mümkün. / SCSI (Small Computer System İnterface), küçük bilgisayar sistem arabirimi. Çevre birimlerini bilgisayara bağlamak için kullanılan bir paralel arabirim standardı olup ajans ve matbaalardan servis bürolara yüksek kapasiteli verilerin trasferinin gerçekleştirilmesinde kullanılan bir aygıt. Diğer bir ifadeyle taşınabilir sabit disk. / ZIP, PC'lerde yaygın olarak kullanılan bir veri sıkıştırma biçimi. PSZIP ve PKUNZIP isimli iki yardımcı program, verileri sıkıştırmak ve tekrar açmak için kullanılır. PSZIP kullanılarak sıkıştırılan dosyalar, uzantısı ZIP olan tek bir dosya altında toplanır. Sıkıştırılmış dosya istenirse kendi kendine açılacak bir biçimde oluşturulabilir. Böyle bir durumda sıkıştırılmış dosyaları otomatik olarak açar. Windows altında çalışan Winzip ve WinRar yazılımları da aynı şekilde dosyaları sıkıştırmak ve açmakta kullanılır. Ayrıca disket şeklinde olan ZIP'ler de normal disketlerin yetmiş katı kapasiteye sahiptirler. Veri transferinde yüksek kapasiteli işlerde ZIP'ler tercih edilir. / Full Motion Capture yazılımı , TV-Video vb ortamlardan, MÜY ortamına veri transferini sağlar. TV kartının Soft ware'inde bulunan bir yazılımdır. Yakalama anlamına gelir. TV açıkken görüntü üzerinde farenin sağ tuşuna tıklanır. Bi lgisayarda TV ekranı üzerine gelen seçenek kutusundan Full Mation Capture seçeneği işaretlenir.
- bilgisayarlı flaş sistemi
- (Alm computergestütztes flash-system, Fr système flash informatisé, İng computerized flash system) Günümüz teknolojisinde flaşlar, optik fotosel bir göz ve küçük bir bilgisayar sistemiyle donatılmıştır. Fotoğrafı çekilecek objeden yansıyan ışığa göre bilgisayar sistemi, ideal ışık şiddeti ile belirli bir uzaklık alanı içerisinde otomatik poz denetimi sağlar.
- bilgisayarlı tomografi
- (Alm computertomographie, Fr tomodensitométrie, İng computerized tomography - CT) Tıpta, düşük dozda x ışını kullanarak bilgisayar yoluyla üç boyutlu yumuşak doku görüntüleme yöntemi.
- bindirerek eşleme
- (Alm bump-mapping, Fr cartographie de relief, İng bump mapping) Sayısal süreçle, görüntünün yüzeyine uygun şekilde rengini etkilemeden yapılan değiştirme işlemi. Görüntü üzerindeki küçük hataları yok etmek için kullanılır. Doku eşlemeyle karıştırılmamalıdır.
- bindirme
- (Alm montage, Fr montage, İng montage) İki ya da daha fazla görüntünün birbiri üzerine bindirilerek, başka bir deyişle farklı filmlerdeki farklı görüntülerin aynı kağıt üzerinde birleştirilerek kullanılması işlemi. İki ayrı sayısal görüntünün (Photoshop ya da benzeri) bir grafik ya da fotoğraf işleme programıyla birleştirilmesi de aynı işlemdir. / (Alm überlappen, Fr chevaucher, İng overlap) Genellikle yüzde olarak (% 20, % 60 gibi) veya ondalıklı olarak (0.20, 0.60 gibi) ifade edilen, bir fotoğrafın diğer bir fotoğrafta ortak bir alanı kapsama oranı, ileri ve yan bindirme oranları. bkz binme. / (Alm überlagerung, Fr surimpression, superposition, İng superimposition, superimposure, superimposed image) Özel bir görsel etki sağlamak amacıyla aynı duyar katın iki ayrı çevirimde kullanılması ya da iki ayrı çevirimin birbiri üstüne konarak aynı film üzerine basılması; süperpoze, üst üste film çekme, üst üste çekim. Bu durumda iki ayrı görüntü birbiri üstüne binmiş olarak ortaya çıkar.
- bindirme alanı
- (Alm überlappungsbereich, Fr zone de chevauchement, İng overlapping area) Ardışık ve bindirmeli olarak çekilen komşu fotoğrafların birbirini örten ortak kısımlarına verilen ad.
- bindirme oranı
- (Alm überlappungsrate, überlappungsverhältnis, Fr taux de chevauchement, İng overlapping rate, overlap ratio) Ardışık olarak çekilmiş bindirmeli fotoğrafların birbirini örten ortak kısımların miktarına verilen ad. Komşu iki fotoğrafın ortak olan boyutunun tüm fotoğrafın boyutuna oranı veya bu oranın yüzde olarak değeri.
- binme
- (Alm überlappen, Fr chevaucher, İng overlap) Bitişik iki görüntünün ek yerinde üst üste gelen parçası.
- binoküler görme
- (Alm binokulares betrachten, Fr visualisation binoculaire, İng binocular viewing) Çift gözle görme olayı veya çift gözle bakıldığında cisimlerin derinliklerinin de algılanması suretiyle üç boyutlu olarak görülmesi olayı; stereoskopik görüş.
- binoküler görüş
- (Alm binokulares sehen, Fr vision binoculaire, İng binocular vision) Bir çift gözle eş zamanlı olarak sağlanan görüş. / Çift gözle bakarken gözde oluşan ve kaydedilen görüntü.
- binoküler görüş alanı
- (Alm binokulares gesichtsfeld, , Fr champ visuel binoculaire, İng binocular visual field) Çift gözle bakıştaki görüş alanı.
- binoküler gözlük
- (Alm fernglas, fernglas, doppelbrille, Fr jumelle, jumelles, lunettes doubles, İng binocle, binoculars, double eye-glass) bkz çift gözlük.
- bip
- (Alm durch pixel verschachtelte bänder, Fr bande entrelacée par pixel, İng band interleaved by pixel - bip) bkz piksel sıralı format.
- bir kere kullanım
- (Alm einmalgebrauch, Fr à usage unique, İng one-time-use) Materyalin yalnızca bir seferlik kullanılmasına izin veren, yayınlama ya da telif hakkı lisansı. Bir kez kullanıldıktan sonra lisans hakkı biter.
- bire bir
- (Alm eins-zu-eins, Fr face à face, İng one-to-one) Doğal büyüklüğünde yapılan yeniden üretim. “1/1” ya da “1x”lık görüntü büyültmesi. Görüntü, konuyla aynı boyuttadır.
- bire bir kopya
- (Alm eins-zu-eins-kopie, Fr copie à l'identique, İng one-to-one copy) Röprodüksiyonda, orijinal ile aynı büyüklükte yapılan baskı; bire bir (1/1) kopya. Kopya ürün, aslıyla aynı boyuttadır. bkz kontak ölçü.
- biricik
- (Alm nur, einzigartig, Fr seulement, unique, İng only, unique) Bir benzeri daha olmayan, eşsiz, benzersiz eser. bkz ünik eser.
- birinci banyo
- (Alm entwickler, Fr développeur, İng developer) bkz geliştirme banyosu. bkz geliştirici banyo.
- birincil piller
- (Alm primärbatterien, Fr piles primaires, İng primary batteries) Piller ve bataryalar; voltaj (gerilim), akım, iç yapısı, kapasitesi, şarj olma özelliği, boyutu ve fiyatlarına göre birincil (tek kullanımlık) ve ikincil (çok kullanımlık, yeniden şarj edilebilir) olarak iki ana tipte tasarlanıp üretilir. Birincil pil veya bataryalar; lityum, karbon, çinko, alkali, magnezyum, cıva gibi maddelerden oluşur. bkz tek kullanımlık piller.
- birincil renk sapması
- (Alm primäre chromatische aberration, Fr aberration chromatique primaire, İng primary chromatic aberration) Optik yeterlilikle ilgili bir kusur. bkz kromatik sapma.
- birincil renkler
- (Alm primärfarben, Fr couleurs primaires, İng primary colors) Işık olarak; kırmızı, yeşil ya da mavi renklerden bir tanesi; katmalı birincil renkler. Boya olarak; siyan, macenta ya da sarı renklerden bir tanesi; çıkarmalı birincil renkler. / Optikte, birincil renk sapması, ana renkler. bkz ikincil renkler. bkz üç renkli.
- birincil tayf
- (Alm primärspektrum, Fr spectre primaire, İng primary spectrum) Beyaz ışığın bir optik ızgarada kırılması sonucunda farklı renklere ayrılması.
- birleşik baskı
- (Alm kombinierte ausgabe, Fr édition combinée, İng combined edition) İki ayrı negatifin aynı fotoğraf kağıdı üzerinde basılması yöntemi.
- birleşik çizgiler komutu
- (İng compound path) Adobe Illustrator'da iki noktayı birleştirmeyi veya iki çizginin birleşerek bir alan haline gelmesini sağlayan komut (Adobe Illustrator > Object > Compound Path).
- Birleşik Fotoğraf Uzmanları Grubu - BFUG
- (İng Joint Photographic Experts Group - JPEG) bkz jpeg / JPEG.
- birleştir komutu
- (İng join) bkz birleşik çizgiler komutu (İng compound path).
- birleştiren ayça merceği
- (Alm bedeckender meniskus, Fr ménisque de couverture, İng coverging meniscus) Gelen ışığı belli bir noktaya doğru yaklaştırarak birleştiren, dışbükey ve içbükey yüzeyli mercek; yakınsak mercek.
- birleştirme
- (Alm komponieren, Fr composition, İng compositing) Bir ya da daha çok görüntüyü temel bir görüntüyle birleştirme işlemi. Birleştiren görüntü, temel görüntünün üzerinde sanal bir katman içinde tutulur; bu şekilde boyut ve uyumdaki değişiklikler temel görüntüyü etkilemeden yapılır.
- birleştirme halkası
- (Alm flansch, Fr bride, İng flange) Agrandisör ya da büyük boy fotoğraf makinelerinde kullanılan birleştirme parçası; flanş. Bir parçayı yerinde tutmak ya da korumak için kullanılır.
- bit
- (İng “binary” + “digit” > bit) Bilgisayar bilgi verilerinin en küçük birimi; ikil. Sayısal görüntünün temel birimi (1 byte (b)=8 bit). Sayısal sistemler verileri tanımlamak için ikili sayı sistemi, sadece 1 (bir) ve 0 (sıfır) değerlerini kullanır. “açık-kapalı”, “aşağı-yukarı” gibi sadece iki olası durum vardır. “bit”; bu sistemde kullanılan (sadece iki olası durum) 0 (sıfır) ve 1 (bir)'i ifade eden “binary” ve “digit” kelimelerinin kısaltmasıdır. Sayısal görüntüler genellikle her pikseli temsil etmek için kullanılan bit sayısıyla tanımlanır; yani 1 bitlik bir görüntü monokromdur; 8-bit bir görüntü 256 renk veya gri tonları destekler; 24 veya 32-bit görüntüler ise daha geniş renk aralığı destekler.
- bit cinsiyeti
- (Alm bisschen sex, Fr peu de sexe, İng bit sex) Bir bit, ya 0 (kapalı) ya da 1 (açık) değerini alır. İkisi birlikte olamaz.
- bit derinliği
- (Alm bittiefe, Fr profondeur de bits, İng bit depth) Bir bilgisayarın yan birimi tarafından kayda geçirilen veri ölçümü. Renk ya da yoğunluk gibi çözünürlük ölçümlerinde kullanılır. Bit eşlemli bir görüntü veya video framebuffer arabelleğindeki her bir pikselin temel üç renk olan kırmızı, yeşil, mavi'nin ya da gri tonlamanın renk derinliğini anlatır. Her bir temel renk için en az 8 bit vererek renk bilgisi oluşturan bir piksel, 3 (kırmızı, yeşil, mavi) x 8 = 24 bit'lik bir renk derinliğini ifade eder. Bir bit, iki durum ya da 2n şeklinde ifade edilir. Bir bit derinliği olan görüntünün iki olası değeri vardır. Siyah beyaz 8 bit, 28 ya da 256 durum şeklinde ifade edilir. Bit derinliği 8 olan bir görüntünün 256 olası gri ton değeri vardır. Bu şekilde siyahtan beyaza doğru kesiksiz bir geçiş sağlanır. Renkli görüntüde ise 1 bit için olası 2 renk, 2 bit için 4 renk, 4 bit için 16 renk, 8 bit için 256 renk, 24 bit için olası 16 777 216 renk vardır. Renk derinliği, renk sunumunun sadece bir yönüdür ve renklerin ifade edilebildiği hassasiyeti ifade eder; diğer yön, bir renk yelpazesinin ne kadar geniş bir şekilde ifade edilebileceğidir. Hem renk hassasiyeti hem de gam tanımı, renk uzayındaki bir konuma sayısal kod değeri atayan bir renk kodlama spesifikasyonu (kodlama dokümanı) ile gerçekleştirilir.
- biteşlem
- (Alm bitmap, Fr image bitmap, İng bitmap) Piksellerle düzenlenmiş renk kareleriyle tanımlanan resim ve fotoğraflar; ikileşlem. Genellikle raste resimler olarak adlandırılır. Biteşlemler, belirli bir pikselin rengini belirten bit dizisidir. Bu diziler, renk tablosu ile ilişkilendirilir.
- biteşlemli
- (Alm bitmap, Fr bitmap, İng bit-mapped) Bilgisayar ekranındaki görüntünün, bellekteki veri bitlerinin doğrudan karşılığı olan renkli noktalarla tanımlama işi; biteşlemli. bkz ikileşlemli.
- bitişik komşu
- (Alm nächster nachbar, Fr voisin le plus proche, İng nearest neighbor) İçerisinde yeni pikselin değerinin en yakın piksellerin değerlerinden kopyaandığı bir tür enterpolasyon (içten kestirim) türü. bkz içten kestirim.
- bitmap
- (İng bitmap) Sayısal bilgiyi parça parça haritalayarak depolama yöntemi. Tümüne belirli renk ve aydınlık değerleri yüklenmiş resim noktalarından (piksel) yapılandırılmış görüntü; bit eşlemi. Piksellerin yoğunluğu, görüntü çözünürlüğünün ne kadar keskin olacağını belirler. Görüntünün sadece % 100 siyah ve % 100 beyaz noktacıklardan elde edilmesi ile oluşur. Siyah ve beyaz noktaları sık veya seyrek kullanımı ile uzaktan bakıldığında göz bu alanları gri değerler olarak algılar (Adobe Photoshop > Image > Mode > Bitmap). Sıkıştırılmadıkları için çok büyük kapsamlı olan ve “bmp” uzantısı/soy adını taşıyan bitmap dosyalarında kaydedilir. Çoğu fotoğraf dosyası bit haritalanmıştır. Bir görüntü bilgisinin bit ile tek tek kaydedilme yöntemidir. Bitmap görüntüleri tüm bilgisayar türleriyle uyumludur. Bit ile kaydı yapılan “bmp”, “pict”, “tiff”, “pcx”, “gif” gibi birçok fotoğraf/görüntü/resim formatı vardır.
- bitüm
- (Alm bitumen, Fr bitume, İng bitumen) Işığa karşı duyarlı bir asfalt türü. Asfalt bitümü; çıktığı Filistin'in güneyindeki bölgenin adıyla Yahudiye olarak da bilinir.
- biyometrik fotoğraf
- (Alm biometrisches foto, Fr photo biométrique, İng biometric photo) Standartları, International Civil Aviation Organization (ICAO) tarafından belirlenen ve makinede okunabilen seyahat belgelerinde kullanılan yüksek kaliteli, belli ölçüleri ve özellikleri olan, yüz biyometrisinin tespit edilebildiği fotoğraflara verilen ad; biyometrik vesikalık fotoğraf. 50 mm x 60 mm boyutunda, beyaz fonda ve desensiz olmalıdır. Fonda gölgeler oluşmamalıdır. Yüz fotoğrafın ortasında yer almalı ve saçlar yüzü kapatmamalıdır. Yüz tümüyle net olmalı, fotoğrafta leke veya bükülmeler olmamalıdır. Fotoğraf, yüzün doğal renklerini yansıtmalıdır.
- biyometrik vesikalık fotoğraf
- (Alm biometrisches foto, Fr photo biométrique, İng biometric photo) bkz biyometrik fotoğraf.
- bliks
- (Alm bleichfix, Fr solution à l'eau de javel, İng bleach fix > blix) Ağartıcı ve sabitleme banyosunun birlikte olduğu kimyasal; bleach solüsyon.
- bloklanmış gölgeler
- (Alm blockierte schatten, Fr ombres bloquées, İng blocked shadows) Fotoğrafik bir görüntüde gölge detaylarının eksikliği veya kaybı anlamına gelen bir terim, genellikle düşük çözünürlüklü (ve daha az dinamik) bir görüntüleme sensörü tarafından çekilen görüntülerin veya az pozlamanın bir sonucudur. Kaybolan gölge detayları genellikle fotoğraf düzenleme uygulamalarında (kısmen) geri kazanılabilse de, HDR (Yüksek Dinamik Aralık) görüntüleme –iki veya daha fazla parantez içindeki görüntünün örneklenip gölge, vurgu ve orta ton detaylarının artırılmış seviyeleri içeren tek bir görüntü dosyasına birleştirildiği HDR (Yüksek Dinamik Aralık) görüntüleme– gölge ve vurgu detaylarını korumak için fotoğraf makinesi içi giderek daha yaygın bir çözüm haline gelmiştir.
- bluetooth işlevi
- (Alm bluetooth-funktion, Fr fonction bluetooth, İng bluetooth function) Gelişmiş fotoğraf makinelerinde bluetooth teknolojisiyle görüntülerin sosyal medya veya bilgisayara aktarılmasını ya da bilgisayarla fotoğraf makinesine kumanda edilmesini sağlayan düzenek. Bluetooth Temel Görüntüleme Profilini destekleyen herhangi bir aygıttan görüntülerin doğrudan indirmenizi sağlayan Bluetooth, kullanıcıyı “kablo stresi”nden kurtarmanın yanı sıra, uzaktan video kamera işlevselliğini de sağlar.
- blur
- (Alm verwischen, Fr se brouiller, İng blur) Hareketin dondurulamamasından kaynaklanan netsizlik; flu görüntü, fluluk. Hareketin dondurulmaması, çekim anında makinenin sallanmasından ya da görüntülenecek cismin hareketini donduracak yeterli örtücü hızının seçilmemiş olmasından kaynaklanabilir. / Görüntü işleme programlarındaki netsizlik, bulanıklık. bkz blur.
- blusensitif fimler
- (Alm blusensitif films, Fr films sensibles au bleu, İng blusensitif films) Işığın mavi rengine hassas olan filmlerdir. Mavi ve tonlarına karşı duyarlıdır. Ara kopyalarda ve siyah-beyaz işlerde kullanılır. Naturel bir emülsiyona sahip oldukları için simgesi “N” ile gösterilir. Karanlık odadaki güvenlik ışığı turuncudur.
- bmf / BMF
- (İng Binary Material File - BMF) BitMap dosyalarında standart olarak kullanılan bir dosya uzantısı. Dos, OS/2 ya da Windows uyumlu bilgisayarlardaki standart fotoğraf formatıdır.
- bmp / BMP
- (İng BitMaP - BMP) Microsoft Windows tarafından kullanılan bit eşlemli bir dosya formatı. Görüntü piksellerini bit-bit tanımlayan sıkıştırılmamış bir grafik biçimidir. Her birine belirli renk ve aydınlık değerleri yüklenmiş görüntü noktalarından (piksel) yapılandırılmış görüntü. Sıkıştırılmadıkları için çok büyük kapsamlı olan ve bmp uzantısı taşıyan Bitmap dosyalarına kaydedilir. Windows ve boya yazılımında kullanılır. BMP formatı RGB, indeksli renk, gri tonlu ve Bitmap renk modlarını destekler.
- body
- (Alm körper, Fr corps, İng body) Gövde. Fotoğraf makinesinin kasasına verilen ad. Ne yazık ki Türkçede, biraz da özentiden olsa gerek, kimilerince “body” olarak da kullanılmaktadır. Nasıl yazıldığını bilmeyenler (Türkiye'de Türkçe konuşulduğu için doğal olarak herkes İngilizce sözcüklerin nasıl yazıldığını ve okunduğunu bilmek zorunda değildir) “gövde” terimini kullanmak yerine “badi”, “bodi”, “bady” gibi farklı şekillerde de yazmaktadırlar. “Body”; “televizyon”, “megabayt” gibi uluslararası kabul görmüş bir terim değildir, sadece bir nesnenin İngilizce karşılığıdır. bkz gövde.
- bokeh
- (Jap bokeh, Alm boke, Fr boké, İng bokeh) Japonca “bokeh” kelimesinin İngilizce transliterasyonu (harf çevirisi), "sis" veya "bulanıklık" anlamına gelir. “Boh-keh” olarak telaffuz edilir ve sınırlı alan derinliğine sahip bir fotoğrafta, özellikle parlak alanların çevresinde, ancak bunlarla sınırlı olmayan, odak dışı alanlara atıfta bulunur. Bokeh, keskin olmayan alanlarda küçük daireler şeklinde görünür. Objektifin açıklığının kanatlarıyla oluşturulan açıklığın şekline bağlı olarak, dairesel veya daha az dairesel görünür. / Bokeh, fotoğrafın arka planında, net alan derinliği (NAD) dışında oluşan bulanıklık etkisine verilen addır. Fotoğraf makinelerinde kullanılan objektiflerin, odaklama dışında kalan net olmayan alan oluşturma niteliğidir. Görsel olarak yumuşak tonlamalı ve yüksek ışıklı alanların netsiz olarak oluşturduğu küresel görünüm, iyi nitelikte bokeh olarak kabul edilir. Nesnenin keskin köşelerinin belirdiği görüntüler ise düşük nitelikte bokeh olarak kabul edilir.
- bölgesel kontrol
- (Alm lokale kontrolle, Fr contrôle local, İng local control) bkz maskeleme.
- boloölçer
- (Alm bolometer, Fr bolomètre, İng bolometer) Işınım enerjisinin ölçüm ve aranması amacıyla kullanılan aygıt; ışınımölçer.
- bomba
- (Alm bombe, Fr bombe, İng bomb) Bir bilgisayarın donmasına, sapmasına kısaca bombalanmasına neden olan karışıklık ya da hata.
- Bool cebiri
- (Alm Boolescher wert, Fr Booléen, İng Boolean) İngiliz matematikçi ve filozof George Boole tarafından geliştirilen sayısal devrelerin analiz ve tasarımını sağlayan matematik kuramı. Mantık ilkelerine göre doğru yanlış gibi bir karşıt durumun elektrik anahtarına uygulamasını açıklar. Bilgisayar sisteminde 0 (sıfır)'lar yanlış, 1 (bir)'ler doğru olarak ifade edilir. Sayısal bilgisayar devrelerine uygulanmasında, ikili değişkenler üzerinden tanımlanan sayısal uygulamaları gösterir.
- bor asidi
- (Alm borsäure, Fr acide borique, İng boron acid, boric acid) Geliştirici banyoda potas ve alümlü saptayıcıların ömrünü uzatmak için kullanılan kristal yapılı beyaz toz halinde madde; asit borik, borik asit.
- boraks
- (Alm borax, Fr borax, İng borax) Yoğunlaşmış borik asitten türeyen; renksiz, beyaz ve gri renkli, kristal yapılı bir madde; sodyum tetraborat, teneker. Soğuk suda az eridiği ve zayıf alkali özelliğinden dolayı, banyoda ince gren geliştiricilerinde etkileyici olarak kullanılır.
- borik asit
- (Alm borsäure, Fr acide borique, İng boron acid, boric acid) Sabitleme banyosunun çamurlaşmasını önlemek, ömrünü uzatmak için kullanılan zayıf bir asit; asit borik, bor asidi.
- boş film
- (Alm aktie stock, Fr action, stock, İng stock) Henüz fotoğraf makinesinde kullanılmamış, duyar katı ışıktan etkilenmemiş olan film şeridi; stok. Fotoğraf kağıtları için de kullanılır.
- boş objektif
- (Alm nullobjektiv, Fr objectif nul, İng null lens) Asferik objektiflerin doğruluğunu belirlemek amacıyla kullanılan objektif türü.
- boş optik
- (Alm optischer rohling, Fr blanc optique, İng optical blank) Son halinde parlatılacak duruma getirilmiş, son şekline biçimlendirilmiş cam.
- boşa büyültme
- (Alm leeres vergrößerungsglas, Fr magnificence vide, İng empty magnificiatin) Sayısal görüntüyü oluşturan bilgileri değiştirmeden, görüntünün boyutunu arttırma işlemi.
- boşaltmak
- (Alm ausladen, Fr décharger, İng off-load) Bilgisayarda veriyi belli kaynakları serbest bırakmak için başka bir aygıta ya da bir ağın parçasına taşıyarak işlemek.
- boşluktaki görüntü
- (Alm luftbild, bild im raum, Fr image aérienne, image dans l'espace, İng aerial image, image in space) Boşluktaki bir düzlemde ya da tümüyle saydam bir yüzeyde oluşan gerçek görüntü. Yüksek güçte ve netlik derinliği çok az olan bir mercekle oluşturulan görüntü, buzlu cam gibi yarı saydam bir yüzeyde olmasa bile görülebilir.
- box camera
- (İng box camera) bkz kutu fotoğraf makinesi.
- boy
- (Alm breite, Fr largeur, İng width) Herhangi bir filmin eniyle belirtilen büyüklüğü.
- boy aynası
- (Alm ganzkörper spiegel, figuren spiegel, Fr miroir pleine longueur, miroir de figures, İng full length mirror, figure mirror) Boy aynası, genellikle uzun ve dar formda tasarlanmış, kişinin baştan ayağa tüm vücut yansımasını görebileceği büyük bir düzlem (düz) aynadır; endam aynası. Farklı boyutlarda ve çerçevelerde üretilen boy aynaları, hem dekorasyon hem de günlük kullanım için pratik çözümler sunar. Çerçevesiz modeller, minimalist dekorasyonlara uyum sağlarken, ahşap ve metal çerçeveli modeller ise farklı tarz ve stilere kavuşur. Günlük kıyafet kontrolü ve kişisel bakım için kullanılan bu aynalar, dekoratif amaçla yatak odası, antre, koridor, salon, banyo veya giyinme odalarında yer alır. Giyinme, duruş kontrolü ve evden çıkmadan önce son kontrolleri yapmayı sağlar. Boy aynaları, alanın büyüklüğüne göre ayaklı olur veya duvara monte edilebilir. Bir boy aynasının, kişinin kendisini tümüyle görebilmesi için kişinin boyunda olması gerekmez. Aynanın boyunun, kişininin boyunun yarısı kadar uzunlukta (boyda) olması ve kişinin ayakucundan göz hizasına kadar olan yüksekliğin yarısı kadar bir yüksekliğe asılması yeterlidir (örneğin kişinin boyu 180 cm (1.80 m) ve yerden göze kadar olan yükseklik 170 cm (1.70 m) ise gerekli ayna boyu 90 cm (0.90 m), asılması gereken yerden yükseklik ise 85 cm (0.85 m)'dir). bkz endam aynası.
- boya
- (Alm malen, Fr peinture, İng paint) Başka cisimlerin yüzeyinde renkli bir katman oluşturmada kullanılan, bir bağlayıcı içinde dağılmış renklendirici madde. Suluboyadan yağlıboyaya çeşitli boyalar üretmek için farklı renklendirici madde ve bağlayıcı çeşitleri vardır. / Sayısal görüntüde, sayısal bir fırça kullanarak rengi, dokuyu ya da çeşitli etkileri uygulama. / Sayısal görüntüye fırça darbeleriyle uygulanan renk. bkz boyar madde.
- boya akması
- (Alm bluten, Fr saigner, İng bleed) Baskı yapıldıktan sonra kağıdın kenarlarından akan malzeme. Fotoğrafın her kenarından akabilir. Boya akması fotoğrafın baskı niteliğini bozar. / Bilgisayar grafiklerinde yakın yoğunluktaki nesnelerin birinden öbürüne dağılan renk açılımı. bkz nokta değişimi.
- boya aktarım baskı
- (Alm farbstoffübertragung, Fr transfert de colorant, İng dye transfer) Üç renk ayrımına göre renkli baskı yapma işi. Renkli fotoğrafçılıkta üç ana renk kırmızı, yeşil, mavi ve bunların tamamlayıcısı olan siyan, macenta ile sarı belirli bir süreç içinde kullanılarak renkli fotoğraf baskısı yapılır.
- boya kalemi filtresi
- (İng colored pencil) Adobe Photoshop artistic (sanatsal) filtrelerinin altında bulunur ve var olan görüntüyü renkli kalemlerle çizilmiş gibi gösterir (Filter > Artistic> Color Pencil).
- boya maddesi
- (Alm pigment, Fr pigment, İng pigment) Pigment. bkz pigment.
- boya silme işlemi
- (Alm farbstoffzerstörungsprozess, Fr processus de destruction du colorant, İng dye destruction process) Görüntü geliştirme sürecinde, görüntünün belirli yerlerindeki boyanın silinerek yeniden renklendirme işlemi. Renkli fotoğrafçılıkta kullanılan ağartma banyosu bunu yapar.
- boya süblimasyon yazıcıları
- (Alm Farbsublimationsdrucker, thermodrucker, Fr imprimantes à sublimation thermique, imprimantes thermiques, İng dye-sublimation printers, thermal printers) Sayısal fotoğraf makinesiyle çekilen görüntülerden, bilgisayar gerekmeden doğrudan baskı yapabilme olanağını sağlayan bir yazıcı türü. Bu tip yazıcılarda görüntü eldesi için, boya süblimasyonu tekniği kullanılmaktadır. Boya süblimasyonlu yazıcılarda buharlaştırılmış renk boyası görüntüyü oluşturur. Mürekkep jetli yazıcıların aksine, baskı yüzeyine ince mürekkeb damlacıkları püskürtürken, boya-sub yazıcılar çok yüksek sıcaklıklara ısıtıldığında kısa süreliğine buharlaşan bir selofan şeridi kullanır ve bu yüzeye taşınır. Temelde üç renkli bir süreç (siyan, magenta, sarı ve koruyucu kaplama) olan boya-sub yazıcılar, ticari matbaalarda dayanıklı, yüksek kaliteli fotoğraf baskılarını hızlı ve nispeten uygun fiyatlı üretebilme yetenekleriyle popülerdir.
- boya süblimleşmesi
- (Alm farbsublimation, Fr sublimation, İng dye sublimation) Isı enerjisi yoluyla renklerin kağıt üzerine basılmasını sağlayan yazıcı türü. Boya süblimasyonu süreci uygulanarak baskı yapılır. Buharlaştırılmış renk boyası, süblimasyona uğratılmış renk boyası görüntüyü oluşturur. Mum gibi mürekkebin buharlaşıp özel bir alıcı kağıtla bağlanması için yeterince yüksek sıcaklıklara ısıtıldığı, böylece sürekli ton rengine sahip görüntüler elde edildiği bir baskı yöntemi. Süblimasyon kelimesi, boyanın doğrudan katı bir halden gaza geçmesi ve sıvı aşamayı tamamen atlaması nedeniyle kullanılır. Boya süblimasyon baskıları aynı zamanda boya-sublimler olarak da bilinir.
- boyar madde
- (Alm farbstoff, Fr colorant, İng dye) Malzemeleri boyamada kullanılan doğal ya da sentetik boyar madde; boya.
- boyar madde kümesi
- (Alm farbstoffwolken, Fr teindre les nuages, İng dye clouds) Renkli filmde, krmojenik boyar madde oluşumlarının her birinin mikroskobik noktası. Siyah beyaz filmlerdeki grene benzer.
- boyca büyütme
- (Alm lineare vergrößerung, Fr grossissement linéaire, İng linear magnification) Bir cismin, optik sistemde elde edilen görüntüsünün uzunluğu (görüntü boyu=hg=g) ile o cismin gerçek uzunluğu (cisim boyu=hc=c) arasındaki oran; doğrusal büyütme (m= hg/hc = g/c).
- boylamsal kromatik aberasyon
- (Alm longitudinale chromatische aberration, Fr aberration chromatique longitudinale, İng longitudinal chromatic aberration) bkz boylamsal renk sapması.
- boylamsal renk sapması
- (Alm longitudinale chromatische aberration, Fr aberration chromatique longitudinale, İng longitudinal chromatic aberration) Merceklerde, odak noktasına farklı mesafelerden farklı renklerin gelmesinden dolayı meydana gelen, bir görüntünün tüm parçalarının kesinliğini ve net görüntüsünü etkileyen bir mercek sapma ve aberasyon hatası.
- boys kamerası
- (İng boys camera) Şimşek çakmalarını kaydetmek için tasarlanmış fotoğraf makinesi.
- boyuna film büzülmesi
- (Alm schrumpfung der folie in längsrichtung, Fr retrait longitudinal du film, İng ) longitudinal film shrinkage) Film, cam veya emülsiyonun fabrikada, aletsel yapım nedeniyle oluşan büzülmesi veya diğer bir ifade ile, boy ölçüsünün yüzdesi cinsinden küçülme şeklindeki film büzülmesi; boylamasına film büzülmesi.
- boyut
- (Alm größe, format, Fr taille, dimension, İng size, dimension) Bir nesnenin herhangi bir yöndeki uzantısı. Nesnenin en, boy ve yüksekliği olarak ölçülen uzunluktan her biri. Sanat ortamında; yüzey üzerinde gerçekleştirilen resim, fotoğraf vb iki boyutlu ya da heykel, mimari vb üç boyutludur. / Fotoğraf makinelerinde, filmlerde, fotoğraf kağıtlarında ve görüntülerde büyüklüğü (en ve boy ölçüsünü) ifade eden terim; format. / Bir konunun, o konuyu oluşturan bileşenlerinin düzenlenmesiyle oluşan anlamlı durum. Görüntü boyutu, zaman boyutu gibi.
- boyutlu ışık kaynağı
- (Alm dimensionale lichtquelle, Fr source de lumière dimensionnelle, İng dimensional light source) Bir dakikadan daha büyük açı altında görülen ışık kaynağı; küresel ışık kaynağı. Boyutlu ışık kaynağı gözlemciden çok uzakta ise bu kaynağın iki ayrı nktasından çıkarak gözlemcinin gözüne ulaşan ikiışın arasındaki açı 1 dakikadan daha küçükse noktasal kaynak olarak algılanır.
- boyutuna göre pil çeşitleri
- Halk arasında kalem pil olarak adlandırılan ve sıklıkla kumanda pili de denilen AA pil ve AAA piller ile 9 V'luk bataryalar da çokça bilinen ve kullanılan pil çeşitleridir. Buton pil; düğme pil. Bu pillerin boyutları değişkenlik gösterir. Genellikle 1620, 2016, 2025 2032, 2430, 2450 gibi kodları bulunmaktadır. A pil; genellikle tercih edilmeyen pil boyutları arasında yer almaktadır. Özel uygulamalarda tercih edilir. Çapı 17 mm, yüksekliği 50 mm'dir. AA pil; halk dilinde “kalem pil” olarak bilinir. En sık kullanılan piller arasında yer almaktadır. Kumandalarda, tansiyon aletlerinde, kablosuz farelerde (mouselarda) çok sık kullanılmaktadır. Çapı 14.5 mm, yükseklik 50.5 mm'dir. AAA pil; halk dilinde “ince kalem pil” olarak da anılır. Bu piller uzaktan kumandalarda, duvar saatlerinde, oyun konsollarının kumandalarında kullanılabilir. Çapı 10.5 mm, yüksekliği 44.5 mm'dir. AAAA (4A) pil; günlük hayatta çok sık kullanılmayan ancak bazı özel uygulamalarda görülen bir pil çeşididir. Çapı 8.3 mm, yüksekliği 42.5 mm'dir. Oldukça ince bir pildir. 7/5A - 450LAH pil; A pilin 7/5'i kadardır. 450LAH olarak da bilinir. Bazı özel uygulamalarda kullanılır. Genellikle endüstriyel uygulamalarda karşılaşılmaktadır. Çapı 18 mm, yüksekliği 68 mm'dir. SC pil; “small C” olarak da bilinir. Çapı 22 mm, yüksekliği 42.5 mm'dir. Genellikle endüstriyel uygulamalarda tercih edilir. 4/5 SC pil; small C pilin 4/5'i kadardır. Şarjlı matkapların içerisinde görülebilir. Çapı 22 mm, yüksekliği 34 mm'dir. C pil; çapı 26 mm, yüksekliği 50 mm'dir. Şarjlı radyolar, ışıldaklar gibi farklı uygulama alanları vardır. Boyutlarının büyük olmasından dolayı depolayabildikleri enerji miktarı diğer pillere göre daha fazladır. D pil; çapı 34 mm, yüksekliği 61.5 mm'dir. Çok tercih edilen pil çeşitleri arasında değildir. 9V'luk batarya - 6LR61; pek çok farklı uygulamada görülebilir. Bu piller 9 V olup dikdörtgenler prizması biçimindedir. Ölçüleri; 18 mm x 27 mm x 49 mm'dir.
- bozma filtresi
- (İng distort) Adobe Photoshop filtre ailesinden biri olan distort (bozma) efektleri bir görüntüyü geometrik olarak bozar (Filter > Distort).
- bozucu etki
- (Alm aliasing, Fr alias, İng aliasing) Bilgisayar sisteminde ses ya da görüntü oluşurken ortaya çıkan hata. Ses frekansı ya da görüntü piksel işleme sürecinde ortaya çıkar; ses dosyalarında tıslama, görüntü dosyalarında kenarlarda kırpıklık olarak ortaya çıkar.
- bozucu etki önleyici
- (Alm kantenglättung, Fr anticrénelage, İng anti-aliasing) Bilgisayar sisteminde görüntü ya da harf dizimi sisteminde ortaya çıkan bozucu etkiyi düzeltme işlemi.
- bozulma
- (Alm verzerrung, Fr distorsion, İng distortion) Biçim bozumu. bkz biçim bozumu. / (Alm korruption, Fr corruption, İng corruption) Bir bilgisayar dosyası veya kaydının okunamaz hale gelmesi, hiç açılamaması ya da anlamsız bilgiler üretme işi. Bu dudrum dosyadaki bir hata sonucunda oluşur.
- bozunma
- (Alm zersetzung, Fr décomposition, İng decomposition) Birleşik bir maddenin daha basit bileşenlerine ayrılması. / (Alm zerfall, Fr désintégration, İng disintegration) Işın etkin, radyoaktif bir çekirdeğin ışınım salarak değişikliğe uğraması.
- bps
- (Alm bit pro sekunde, Fr bit par seconde, İng bit per second – bps Veri aktarım hızı birimi; 1 saniyede geçen bit miktarı. (byte (bayt) > b ile karıştırılmaması için bps’nin bitps olarak kısaltılması/yazımı doğrudur.)
- Brewster açısı
- (Alm Brewster-winkel, Fr sngle de Brewster, İng Brewster angle) Düzlem kıranyüze ulaşan ışınların tümü kırılarak ikinci yayılma ortamına giremez. Ortamın katodiyoptrik (kırıcı ve yansıtıcı) yapısı nedeniyle bir kısmı gelme ortamına yansır. Gelme açısının özel bir değerinde yansıyan ışınla kırılan ışın birbirine dik olur. Bu özel duruma karşılık gelen gelme açısına Brewster açısı denir. Brewster açısı bağıl kırılma indisinin belirlenmesinde kullanılır (n12=n2/n1=tan). Burada n12, 1 ortamından 2 ortamına geçişteki bağıl kırılma indisi; n1, 1. ortamın kırılma indisi ve n2, 2. ortamın kırılma indisi; ise ilk ortamdaki gelen ışının geliş açısıdır. 1. ortam hava ya da boşluk ortamı ise n1=1 alınabileceğinden bu özel durumda 2. ortamın mutlak kırma indisi, n12=n2/n1=tan → n2/1=tan → n2=tan olur. bkz kırılma indisi.
- brikolaj
- (Alm bricolage, Fr bricolage, İng bricolage) Kolaj (kesyap) çalışmalarında gerçekleştirilen eylem, bitiştirme. bkz yaptak. bkz yaptakçılık.
- bromür
- (Alm bromid, Fr bromür, İng bromide) Bromhidrik (hidrobromik) asidin tuzu ya da esteri. Işığa duyarlı tuz olan gümüş bromür ile geliştiricilerde sınırlayıcı olarak kullanılan amonyum ve potasyum bromür, fotoğrafçılıkta kullanılan başlıca bromürlerdir.
- bromür fotoğraf kağıdı
- (Alm bromid-fotopapier, Fr papier photographique au bromure, İng bromide photographic paper) En yaygın olarak kullanılmakta olan fotoğraf kağıdı türüdür. Bu kağıdın duyar katı daha çok gümüş bromürden (AgBr) oluşur.
- bromürlü gümüş
- (Alm silberbromid, Fr bromure d'argent, İng silver bromide) bkz gümüş brömür.
- bromürlü gümüş kağıdı
- (Alm silberbromidpapier, Fr papier au bromure d'argent, İng silver bromide paper) Küçük ve orta boy negatif agrandismanında (büyütülmesinde) kullanılan, üzerine emülsiyon olarak bromürlü gümüş sürülmüş ve yapıştırılmış olan, çok duyarlı bir kağıt, resim kağıdı veya fotoğraf kağıdı.
- bromürlü kağıtlarda yedirme
- (Alm imprägnierung in bromidpapieren, Fr imprégnation dans les papiers bromés, İng impregnation in bromide papers) Bromürlü kağıda basılmış fotoğrafın tonlarını permanganat asidi ve saptama ile ağartma işlemi. Dokulu kağıtlarda gravüre benzer bir görüntü verir.
- bronzlaştırma
- (Alm bronzieren, Fr bronzage, İng bronzing) Siyah gümüş görüntünün yüksek sıcaklıkta kurutulup gümüşün zerrecikler haline getirilmesi. Böylece saçılma ve yansıma arttırılarak, kahverengi mor tona dönüşüm sağlanır.
- Brownie
- (İng) 1900 yılında üretilen Kodak marka kutu fotoğraf makinelerinin tescilli adı.
- BSI
- (İng British Standards Institute - BSI) İngiliz Standartlar Enstitüsü. / İngiliz standartlarına göre filmlerin ışığa karşı duyarlıklarını belirleyen ölçü birimi. bkz ISO.
- Bubble Jet yazıcılar
- (Alm Bubble-Jet-drucker, Fr imprimantes Bubble Jet, İng Bubble Jet printers) Canon firmasının ürettiği bir çeşit yazıcı olan Bubble Jet, sayısal fotoğraf makinelerinden doğrudan baskı alınabildiği gibi bellek kartından ve bilgisayardan da baskı imkanı sağlayan özelliğe sahiptir.
- budamak
- (Alm kürzen, Fr tronquer, İng truncate) Adlandırmaya uydurmak amacıyla bazı harfleri keserek dosya ismini kısaltmak.
- buffer
- (Alm puffer, Fr tampon, İng buffer) bkz ara bellek. bkz geçici bellek. bkz tampon bellek.
- buffer bellek
- (Alm pufferspeicher, Fr mémoire tampon, İng buffer memory) Ara bellek (İng buffer bellek), fotoğraf makinesinde işlenmeyi bekleyen görüntü verilerinin geçici bir "tutma alanıdır". Tamponlar, fotoğraf makinesinin önceki görüntü dosyaları işlenirken kapatmaya gerek kalmadan yeni görüntü dosyalarını yakalamaya devam etmesini sağlar. Yazıcılar ayrıca, yazıcının daha önce sıraya girmiş görüntü dosyalarını çıkarırken aynı anda birkaç fotoğrafı sıraya koymanızı sağlayan tamponlar da kullanır. bkz ara bellek. bkz geçici bellek. bkz tampon bellek
- bug
- (Alm insekt, Fr bogue, İng bug) Bir yazılım ya da donanımda meydana gelen hata ya da sorun.
- buharlama
- (Alm altern, Fr vieillissement, İng aging) Belirli kimyasallara, neme ve ısıya maruz kalan malzemelerde zamanla meydana gelen değişiklik. Bu değişim her zaman yok edici etki oluşturmaz. Kağıt baskısında buharlama yoluyla daha iyi ton değerleri elde edilebilir.
- bükme aracı
- (İng shear) Adobe Photoshop distort (bozma) filtresinin altında bulunur ve görüntüyü bir eğri yardımıyla eğmede kullanılır (Filter > Distort > Shear).
- bükülme
- (Alm krümmung des feldes, Fr courbure du champ, İng curvature of field) Objektiflerin neden olduğu ve odak düzleminde bükülme ile sonuçlanan görüntü bozulması. bkz fıçı bükülmesi.
- bulanık
- (Alm unscharf, Fr flou, İng out-of-focus) Optik sistemde, görüntünün odak noktasına düşmemesinden doğan durum; flu. objektif ve film yüzeyi, birbirleriyle ilişkili olarak doğru konumda olmadığı için görüntü net olmaz. Bu durum, özel bir görsel etki oluşturmak için de yapılır. bkz eşlenik. / (Alm schlammig, Fr boueux, İng muddy) Gri, parlak ya da sisli görünen ve kontrast olarak düşük baskı.
- bulanık dairesi
- (Alm kreis verwischen, Fr cercle flou, İng blur circle) Bir merceğegelen ışınlerın, merceği geçtikten sonra odak düzleminde noktalar yerine daireler oluşturmasıyla oluşan bulanık alan. Bir dairesel alanın çapı yaklaşık olarak 0.025 mm olduğunda, insan gözü bunu nokta şeklinde net olarak görür. Çapı daha büyük olan dairesel alanları insan gözü nokta şeklinde ama netsiz görür. Dairesel alanların çapı, görüntünün netlik ölçüsünü verir.
- bulanık görüntü
- (Alm unscharfes bild, Fr image floue, İng unsharp picture) Herhangi bir nedenle bulanık olarak görülen görüntü türü.
- bulanıklaştırma
- (Alm defokussieren, Fr défocalisation, İng defocus) Bir optik sistemde, görüntünün odak noktasına düşmemesi sonucunda bulanık bir görüntünün oluşması.
- bulanıklaştırma filtresi
- (İng blur filter) Adobe Photoshop filtre ailesinden biri olan blur (bulanıklaştırma) filtresi çeşitli seçenekleri ile bir görüntüyü bulanıklaştırmaya yarar; yani netliğini azaltır (Filter > Blur).
- bulanıklık
- (Alm unscharf, Fr flou, İng unsharp) Bir optik sistemde, görüntünün odak noktasına düşmemesinden doğan durum. İnce ayrıntıların keskinliği az ve kontrast değeri düşük olur. bkz USM. / (Alm trübung, Fr turbidité, İng turbidity) Objektif, cam ya da duyar kat gibi bir ortamın, netlik ya da bulanıklıktan yoksun olması. Bulanıklık ışığın dağılmasında bir artışa neden olur.
- bulanıklık dairesi
- (Alm kreis der verwirrung, Fr cercle de confusion, İng circle of confusion) Yaklaşık olarak 25.5 cm görüş uzaklığından ayırt edilebilen en küçük ayrıntının oluşturduğu büyüklük. Genellikle çapı 1/25.5 cm olan leke ya da daire olarak kabul edilir. İyi aydınlatılmış olan bir nesnenin 0.025 mm'den küçük bir görüntü ayrıntısı, bir aygıt yardımı olmaksızın çıplak gözle 25.5 cm uzaklıktan ayırt edilemez; bu nedenle, en son fotoğraf çıktısının bu nitelikten iyi olması gerekmez. Bu hesaplama objektiflerin tasarımına temel oluşturur; ayrıca alan derinliği cetveli oluştururken ve fotoğraf çıktısı hazırlarken kullanılır.
- bulanıklık önleyici
- (Alm anti-unschärfe, Fr anti-flou, İng anti-blur) Bulanıklık önleyici yüksek hassasiyetten nesnelerin hareketinden kaynaklanan bulanıklık problemini ortadan kaldırır. Fotoğraf makinesindeki ISO ayarının yükseltilmesi objektifin daha fazla ışık hassasiyeti alması demektir. Bu nedenle hareket eden nesnelerin yakalanabilmesi için daha fazla deklanşör hızı gerekir. Bir diğer neden ise fotoğraf makinesinin hareket etmesidir. Optik görüntü dengeleyiciler, fotoğraf makinesinin titremesini algıladığı zaman doğru açıyı ayarlaması için objektifi hareket ettirerek her türlü fotoğraf makinesi hareketini telafi eden sensörler (algılayıcılar) bulunur. Sayısal fotoğraf makinelerinde bulanıklık önleyici ve titreşim emici özellik artık olmazsa olmazlardandır. Bu özellikler sayesinde en net görüntülere ulaşılabilir ve tripot olmadan da net fotoğraflar çekilebilir. bkz titreşim azaltma.
- bulaşıcı gelişme
- (Alm infektiöse entwicklung, Fr développement infectieux, İng infectious development) Az pozlanmış grenlrin gelişimini hızlandıran kimyasal geliştirme türü. Bu kimyasal işlem, az pozlanmış grenlerin, tam pozlanmış grenlerle bitişik olduğunda gerçekleşir. Sonuç görüntünün kontrastlığı yüksek olur.
- bulaştırma çubuğu
- (İng smudge stick) Adobe Photoshop artistic (sanatsal) filtresinin altında bulunur ve bir görselin ayrıntılarını yumuşatarak açık renk alanların ışığını artırır (Filter > Artistic > Smudge Stick).
- Bulb
- (İng Bulb mode > Bulb modu > Bulb > B) bkz Bulb modu.
- Bulb modu
- (İng Bulb mode) Uzun pozlama gerektiğinde kullanılan pozlama süresi ayar modu; Bulb > B. B modu olarak da bilinir. Bu modda perdenin açık kalma süresini kullanıcı belirler. Fotoğraf makinesinde deklanşör basılı tutulduğu sürece perdenin açık kalmasını sağlayan bir enstantane değeridir. Bazı makinelerde ayrı olarak B modu olmaz, bu moda geçmek için Av ya da M modlarında 30 saniyenin üzerine çıkmak gerekir.
- bulucu
- (Alm detektor, Fr détecteur, İng detector) manyetik dalga, gaz, radyoaktif mineral vb bulmaya yarayan aygıt.
- bulucu fotoğraf makinesi
- (Alm sucherkamera, Fr caméra de recherche, İng finder camera) bkz kılavuz fotoğraf makinesi.
- bulut filtresi
- (İng clouds) Adobe Photoshop render (canlandırma) filtresinin altında bulunur ve bulutlu bir gökyüzü görüntüsü yaratır. Bunu yaparken etkin olan katmanın yerine bulutlu doku geçer (Filter > Render > Clouds).
- Bunsen-Roscoe yasası
- (Alm Bunsen-Roscoe-gesetz, Fr Loi Bunsen-Roscoe, İng Bunsen-Roscoe law) Alman fizik ve kimyacı Robert W. Bunsen ile İngiliz kimyacı Henry E. Roscoe'nin birlikte geliştirdikleri yasa. Kimyasal bir değişimin, ışığın emildiği oranda olduğunu açıklar.
- Burst modu
- (Alm Burst-modus, Fr mode rafale, İng Burst mode) Deklanşöre basıldığında makinenin hızlı bir şekilde görüntüyü oluşturabilme yeteneği. Bir tampon bellek kullanarak çekimler arasındaki veri iletimini geçici olarak hızlandırma düzeneğidir. Arka arkaya çekilen görüntüler, fotoğraf makinesinin her birini kaydetmesini beklemeye gerek olmadan hızlı biçimde kaydedilebilir. Bu özellikle spor, hareket ve vahşi yaşam fotoğraflarında olduğu kadar, hayatta bir kez karşılaşılabilecek görüntülerin çekilmesinde de kullanılabilir. Kullanıcı bir seri fotoğraftan istediğini seçer, diğerlerini siler.
- buse baskı
- (Alm kuss, Fr baiser, İng kiss) İyi bir izlenim ya da doğru mürekkep yedirmesini sağlamak amacıyla yapılan hafif basınçlı baskı.
- bütünleşim
- (Alm fraktal, Fr fractale, İng fractal) Her parçası bütün olarak aynı karaktere sahip bir eğri ya da geometrik şekil; fraktal. Kıvrımları ya da küçük parçaları bütününe benzeyen nesneler. Fraktaller, özellikle doğada bulunan düzensiz desen ve yapılar bilgisayar modelleme sürecinde kullanılır. bkz fraktal.
- büyük boy
- (Alm großformat, Fr grand format, İng large format) Yaprak film, 4 inç x 5 inç (9.96 cm x 12.5 cm) kullanan büyük boy fotoğraf makinesi veya agrandisör.
- büyük boy fotoğraf makineleri
- (Alm großformatkameras, Fr caméras grand format, İng large format cameras) Yaprak (plak) filmin kullanıldığı fotoğraf makineleri; stüdyo makineleri. Bir ray sistemi üzerinde, filmin konulduğu gövde ve ona bağlı bir körük sisteminden oluşur. Gövdenin arkasında film taşıma şaşesi ve objektif yer alır. Körük ve ray sistemi yoluyla ileri-geri, aşağı-yukarı ve eğimli hareketler yapabilen bir fotoğraf makinesidir. Örtücü sistemi, objektif üzerindedir. Genellikle üçayak üzerinde, 6 cm x 6 cm ve daha büyük filmlerle çekim yapılır. bkz büyük format fotoğraf makineleri.
- büyük format
- (Alm großformat, Fr grand format, İng large format) Filmler boyutları (format) itibariyle, standart (); orta ve büyük format olmak üzere üçe ayrılır. Büyük format, orta format olarak kabul edilen x , x , x (en x boy) ölçülerinden daha büyük filmler için kullanılır. Büyük formatın avantajı, görüntü kalitesinde çok az kayıpla, oldukça büyük baskılara izin verebilmesidir. Büyük formatta gren sorunu yoktur ve örnek baskılar (kontakt) doğrudan negatiflerden yapılabilir.
- büyük format fotoğraf makineleri
- (Alm großformatkameras, Fr caméras grand format, İng large format cameras) Genellikle x ve daha büyük boyda tabaka (plak) film kullanan ya da bu formatta üretilmiş sayısal fotoğraf makinelerinin genel adı. Teknik ve stüdyo makineleri olarak da bilinir. Bu makinelerde perspektif düzeltmeler yapılabilir.
- büyük odak uzunluğu
- (Alm langer fokus, Fr mise au point longue, İng long focus) Fotoğraf makinelerinin kullanmakta olduğu filmin köşegen uzunluğundan daha büyük odak uzunluğuna sahip objektiflere verilen genel ad.
- büyüklük
- (Alm größe, Fr ampleur, İng magnitude) Gökbilimde, gök nesnesinin bağıl parlaklığının ölçümü. Yıldızlar parlaklığına göre 1'den 6'ya kadar sınıflandırılır. 5 büyüklük aşamasının farklılığı, parlaklıkta 100x’e eşittir.
- büyülteç
- (Alm vergrößerungsgerät, Fr agrandisseur, İng enlarger) bkz agrandisör.
- büyültme
- (Alm erweiterung, Fr agrandissement, élargissement, İng enlargement) Film karesindeki bir görüntünün büyültülerek fotoğraf kağıdına basılması işi; büyütme, agrandisman. bkz büyütme. bkz agrandisör. / (İng magnificiation) Nesnenin görüntüsünü, kendi büyüklüğüne oranlama işi. Nesnenin boyutuna göre farklı büyültme türleri vardır. Yanal ya da düz büyültme; görüntünün verilen parçasının uygunluğunun nesnenin o parçasındaki uygunluğuna oranı. Alan büyültme; görüntüdeki alanın nesnedeki haline oranı. Açısal büyültme; nesnenin mercekten görünen açısının çıplak gözle görülen açısına oranı. bkz boşa büyültme.
- büyültme faktörü
- (Alm vergrößerungsfaktor, Fr facteur d'agrandissement, İng enlargement factor) Bir fotoğraf, harita, kağıt baskı, negatif veya pozitifin orijinalinden daha büyük bir boyuta getirilmesinde uygulanan büyültme oranı veya kısaca, büyütülmüş film veya fotoğrafın boyutu ile orijinal film veya fotoğrafın boyutu arasındaki oran.
- büyültme gücü
- (Alm vergrößerungsrate, Fr taux de grossissement, İng magnifying, magnification rate) Bir nesnenin, optik bir cihazdan görüldüğü andaki doğrusal boyutunun, çıplak gözle görüldüğü andaki boyutuna oranı. Örneğin büyültme gücü 3 olan bir cihazla herhangi bir nesne veya objeye bakıldığında, nesnenin boyutunun 3 kat daha büyüdüğü söylenebilir.
- büyültme katsayısı
- (Alm vergrößerungsfaktor, Fr facteur de grossissement, İng magnification factor) Reprodüksiyon işleminde orijinalin büyütülmesi için kullanılan katsayı. Orijinal (özgün) ve büyütülmüş resim veya fotoğrafın ölçeklerinin birbirine oranı.
- büyültme merceği
- (Alm lupe, Fr loupe, İng magnifier) bkz büyüteç.
- büyültücü
- (Alm vergrößerungsgerät, Fr agrandisseur, İng enlarger) Negatif ve saydam film görüntüsünü, fotoğraf kağıdına kendi orijinal boyutlarından daha büyük boyutlarda ve net olarak basılabilmesini sağlayan optik düzenek; agrandisör, büyülteç. Bir ışık kaynağı yoluyla negatif veya pozitif saydam görüntüleri fotoğraf kağıdı üzerine aktarır. Görüntü netlendiğinde büyültme işlemi tamamlanır. Bir agrandisörü oluşturan temel parçalar; aydınlatma kaynağı, taşıyıcı kol, negatif taşıyıcı, objektif ve netleme sistemidir. bkz agrandisör.
- büyülü fener
- (Alm magische laterne, Fr lanterne magique, İng magic lantern) Gösterim aygıtlarının atası sayılan saydam resim veya fotoğrafların yüzey üzerinde ışık ve optik yoluyla gösterimini sağlayan ilkel aygıt. Önünde optik sistem ve içinde ışık kaynağı bulunan bir tür karanlık kutu. Optik sistemin odak noktasına yerleştirilen saydam resim veya fotoğraf, ışık kaynağından gelen ışık ve optik sistem yoluyla yüzeye düşürülür.
- büyüteç
- (Alm lupe, Fr loupe, İng magnifier) Küçük cisimleri, nesneleri, harita detaylarını ve yazıları büyültmeye yarayan, basit bir yakınsak mercek veya mercek dizgeli optik bir cihaz; pertavsız. Odak uzaklığı birkaç santimetre civarındadır. Görüntü sanaldır/görünendir.
- büyüteç aracı
- (Alm zoom, Fr zoom, İng zoom) Ekranda görüntülenen alana yakınlaşma ve uzaklaşmada kullanılan araç.
- büyütme
- (Alm erweiterung, Fr agrandissement, İng blow up, enlargement, magnification, enlarge, magnify) Bir fotoğraftaki ayrıntıların daha iyi görülebilmesi ve seçilebilmesi için yapılan büyültme işlemi veya bir fotoğraf, harita, kağıt baskı, negatif veya pozitifin orijinalinden daha büyük bir boyuta getirilmesi işlemi; büyültme; agrandisman, kart baskısı. bkz büyültme. bkz kart baskısı. / Bir nesnenin, objenin gerçek boyutunun büyütülmüş görüntüsüne oranı; merceğin gücü. / bir obje veya nesneyi, harita veya fotoğrafı daha büyük ölçeğe sokma ve ölçeğini daha büyük hale getirme işlemi. / Büyültme eylemi ve büyütülmüş resim, fotoğraf, harita ve benzeri materyallere verilen ad.
- büyütücü
- (Alm vergrößerungsgerät, Fr agrandisseur, İng enlarger) Büyültücü, büyütücü. bkz agrandisör.
- büyütülmüş kontak baskı
- (Alm vergrößerter kontaktdruck, Fr tirage par contact agrandi, İng enlarged contact print) Kontak baskı yapılacak şekilde düzenlenmiş olan film şeritlerinin, belirli bir düzen içinde büyütülmesiyle yapılan baskı.
- buzlu cam
- (Alm opalglas, Fr verre opale, İng opal glass) Işığı dağıtmak amacıyla kullanılan, ne saydam ne de ışık geçiren cam türü. / (Alm mattglas, Fr verre dépoli, İng ground glass) Büyük boy fotoğraf makinelerinde, netleme yapılan yüzeyde hem nesnenin netlemesi hem de nesnenin görülmesini sağlamak amacıyla kullanılan cam levha. Bu yüzeye bakıldığında gelen ışık yumuşak, dağılmış olarak görülür. Camın yüzeyi ışığın yumuşatılmasını, dağıtılmasını sağlamak amacıyla asitle aşındırma, taşlama yapılarak buzlu hale getirilir.
- büzülme
- (Alm schwindung, kontraktion, folienschrumpfung, Fr rétrécissement, contraction, retrait du film, İng shrinkage, contraction, film shrinkage) Film, cam ve üzerindeki emülsiyonun nem, sıcaklık, çekme, itme gibi nedenlerle boyut değiştirmesi; fotoğraf, film veya bunların üzerindeki emülsiyonun zamanla ve çeşitli dış etkilerle boyut değiştirmesi ve gerçek boyutundan sapması veya içinde bulunduğu nem ve sıcaklık derecesinin değişmesine bağlı olarak fotoğraf filminin (çizim kağıdı, harita gibi) boyutunda meydana gelen değişme; film büzülmesi, film çekmesi. Son yıllarda, filmin enine ve boyuna büzülme değerlerini teknik bakımdan istek sınırına indiren, kronar (cronar), maylar (mylar), dupont de nemours gibi film bazları ve film taşıyıcıları üretilmiştir.
- büzülme değeri
- (Alm ausmaß der schrumpfung, Fr quantité de retrait, İng amount of shrinkage) Bir materyalin sıcaklık ve nem yüzünden küçülmesi, büzülmenin bu etkilenen boyuta oranı ve büzülme katsayısı.