Ansiklopedik Sözlük

H

← Tüm harfler
H
(Alm Hurter, Fr Hurter, İng Hurter > H) Fotoğrafik pozlama kısaltması. Fotoğrafik pozlama H=E t olarak formüle edilir. E, lux (lx) olarak aydınlatma ve t, saniye (s) olarak zaman değeridir.
H ve D eğrisi
(Alm H und D kurve, Fr Courbe H et D, İng H and D curve) Ferdinand Hurter ve Vero Charles Driffield'in hazırladığı, ışığa duyarlı malzemenin farklı pozlama değerleri ve geliştirme banyosuna tepkisini gösteren grafik sunum. Dikey eksen olan Y ekseni yoğunluğu, yatay eksen olan X ekseni pozlama değerini gösterir. bkz uç.
H-D eğrisi
(Alm zehe, Fr orteil, İng toe) Film karakteristik eğrisi (Hurter-Driffield eğrisi)'nin altta sola doğru kıvrılan bölümü; ayakucu. Eğrinin gölgeli bölgesi. Konunun gölgedeki yerleri burada yoğunlaşır. bkz ayakucu. bkz Hurter-Driffield eğrisi.
hacim
(Ar hacm, Alm lautstärke, Fr volume, İng volum) Bir cismin uzayda doldurduğu boşluk; oylum, cirim, sıygı. / Nesnelerin üçüncü boyutu, derinlik etkisi.
hafif renk
(Alm farbton, Fr teinte, İng tint) Bir renk işlemi. Bir renk tonuna beyaz eklenerek oluşturulan yeni renk.
hafıza kartı
(Alm speicher karte, Fr carte mémoire, İng memory card) Sayısal fotoğraf makinesinin çekilen fotoğrafları depoladığı çıkarılabilir kart; bellek kartı. Çeşitli büyüklüklerde ve genellikle fotoğraf makinesi markalarına özel olarak üretilir. CompactFlash, SmartMedia, SD/SDHC/SDXC, XD ve diğerleri gibi birkaç farklı hafıza kartı türü mevcuttur. bkz bellek kartı.
haftalık
(esk) Analog fotoğraf makineleri döneminde, çekilen fotoğrafların rötuşlanarak teslimi için verilen ön süre nedeniyle bu tür fotoğraflara verilen ad; haftalık fotoğraf. bkz alaminut.
halasyon
(Alm lichthof, Fr halation, İng halation) Parlak bir nesne film yüzeyine pozlandığında, nesnenin görüntüsünün çevresinde görülen bulanıklık. Nesneden gelen ışınların, filmin asetat tabakasına ya da fotoğraf makinesinin arka yüzüne çarparak yeniden duyar kata ulaşıp pozlamayı gerçekleştirmesi durumunda ortaya çıkar. / Parlak ışık ortamında, bitişik algılayıcılarda ortaya çıkan şarj sızıntısı sonucu algılayıcıda meydana gelen parıltı. bkz halelenme. bkz halasyon önleyici katman.
halasyon önleyici katman
(Alm antilichtschicht, Fr couche anti-halogénation, İng anti-halation layer) Fotoğtaf filmlerinde ışığa duyarlı kristal katman ile alt koruyucu katman arasında yer alan ışık emici katman. Filmi pozlayan ışığın, duyar katı geçtikten sonra alt koruyucu katmandan yeniden ışığa duyarlı katmana yansımasını engeller. bkz donukluk.
hale
(Alm halo, Fr halo, İng halation, halo) Karanlık bir alanın çevresindeki ışık çemberi; ayla, teker. / Işık kaynağı çevresinde renkli ışık ya da gökkuşağı çemberi içerisinde görülen sis ya da ışık bulutu. / Parlak bir ışık kaynağının fotoğrafında, ışık kaynağının çevresinde görülen ve halasyonun neden olduğu ışık çemberi. Emülsiyonun bulunmadığı yüzeye renkli bir madde (antihalo katman) sürülerek hale (ayla) olayı önlenebilir.
hale etkisi
(Alm halo-effekt, Fr effet de halo, İng halo effect) Elektronik görüntüde, elektriksel etki sonucunda oluşan haleye benzer durum.
halelenme
(Alm lichthof, Fr halation, İng halation) Film duyar katında ilerleyen ışığın parlak yüzeyli asetat tabana ya da makinenin arka yüzeyine çarparak yansıması ve yeniden duyarlı katmana dönüp filmi etkilemesi olayı; halasyon. Bunu önlemek için genellikle filmlere yansımayı önleyici bir “antihalo” katman konmaktadır. bkz halasyon.
halelenmeye karşı kaplama
(Alm lichthofschutzbeschichtung, Fr revêtement antihalo, İng antihalation coating) Filmlerin çoğunda parlak objelerin görüntülerinin büyütülmesinde hale oluşumundan kaçınmak için malzeme vardır. Olmaması halinde, duyar kat tarafından tümüyle emilmeyen ışık, duyar kat ve taban, taban ve hava ya da taban ve baskı tablasının yüzeylerinden yansır. Yansıyan ışık, parlak objelere bitişik görüntü detayını örter.
haleönler
(Alm anti-halo, Fr anti-halo, İng anti-halo) Fotoğraf filminde halenin oluşmasını engellemek amacıyla filmin taban katmanına sürülen madde.
halka flaş
(Alm ring blitz, Fr flash annulaire, İng ring flash) Fotoğraf makinesi objektifinin etrafına dairesel bir şekilde takılan, gölgesiz ve eşit aydınlatma sağlayan özel bir flaş türü; ring flaş. Temel amacı, konunun her yönden eşit aydınlatılmasını sağlayarak makro çekimlerde detayları ortaya çıkarmak veya portre çekimlerinde gözlerde ışıltı (İng catchlight) yaratmaktır. Makro fotoğrafçılıkta, küçük nesnelerin (böcekler, takılar, dental çekimler) çekiminde oluşan sert gölgeleri engeller ve doku detaylarını belirginleştirir. Portre fotoğrafçılığında, modelin gözlerinde halka şeklinde karakteristik bir ışıltı oluşturur ve yüze yumuşak, eşit bir ışık yayar. Işık kaynağı objektifle aynı eksende olduğu için nesnenin arkasında veya yanında belirgin gölgeler oluşmaz. Genellikle dairesel bir flaş tüpü veya LED halka şeklindedir, doğrudan objektife monte edilir. Makro çekimler için yüksek güçlü tüplü modeller tercih edilirken, portre çekimlerinde daha geniş çaplı LED halka ışıklar popülerdir.
halojen
(Alm halogen, Fr halogène, İng halogen) Bir grup kimyasal elemente verilen genel ad. Periyodik çizelgede A grubunda yer alır. Bunlardan brom (Br), klor (Cl), ve iyot (I); gümüş (Ag) ile birleştirilerek ışığa karşı duyarlı malzemenin yapımında kullanılır.
halojen lamba
(Alm halogen lampe, Fr lampe halogène, İng halogen lamp) İçine halojen konularak yapılmış olan tungsten lamba türü. Bu lambalar 3000 K, 3200 K veya 3400 K'de çalışır.
halojenür
(Alm halogenid, Fr halogénure, İng halide) Flor (Fl) , klor (Cl), iyot (I) ve astatin (At) halojenlerinden herhangi birinin bileşiği. Halejenürlerin gümüşle bileenleri değişik oranlarda ışığa duyarlıdır.
ham
(Alm roh, Fr brut, İng raw) Bilgisayarda, işlem yapılmamış haldeki dosya ya da tarama verisi. / Belli bir alana yönelik işlenmemiş veri. / Bir optik öge üretim sürecinde, işlem sürecine girmemiş optik cam. / Sayısal fotoğraf makineleri veya tarayıcı sensörleri tarafından yakalanan, sıkıştırılmamış ve işlenmemiş görüntü verileri; raw format. RAW dosyaları, fotoğrafçıların vizörlerinde gördüğü tüm ayrıntıları yakalamalarına olanak tanır ve genellikle büyük dosya boyutları ile yüksek kaliteli görüntüler sunar. RAW formatında çekim yapıldığında, geri alınabilecek bir şekilde düzenlenebilen, dönüştürülebilen ve sıkıştırılan yüksek kaliteli bir görüntü elde edilir. bkz ham dosyalar. bkz RAW. bkz RAW dosyası.
ham dosyalar
(Alm roh dateien, Fr fichiers bruts, İng raw files) Birçok profesyonel ve yarı profesyonel sayısal fotoğraf makinesi, JPEG, TIF ve diğer dosya formatlarının aksine, pozlama sırasında yakalanan tüm verileri düzenlenmemiş formatta içeren ham dosya yakalama seçeneği içerir. İşlendiğinde, ham dosyalar diğer görüntüleme formatlarında çekilen görüntülere göre çok daha kapsamlı şekilde ayarlanabilir ve JPEG, TIFF'ler vb olarak kaydedilebilir. Orijinal ham dosya değiştirilmemiş kalır ve başka amaçlar için herhangi bir zamanda yeniden işlenebilir.
hare
(Alm moire, Fr moiré, İng moiré) Bazı şeylerin üzerinde dalgalanır gibi görünen parlak çizgiler; alaca.
hareket
(Alm bewegung, Fr mouvement, İng movement) bkz fotoğraf makinesi hareketi.
hareket boşluğu
(Alm hauptraum, bewegungsbereich, Fr salle de plomb, amplitude de mouvement, İng lead room, range of motion) Fotoğrafta hareket boşluğu, hareket eden bir nesnenin veya canlının, kare içerisinde ilerlediği yönde bırakılan boş alandır. Bu teknik, öznenin sıkışmış görünmesini engeller, hız hissi verir ve izleyicinin gözüne hareket için bir "yol" sunarak kompozisyonu dengeler. Hız, devamlılık ve anlatım gücünü artırır. Genellikle konunun önünde, arkasından daha fazla alan bırakılarak uygulanır. Hareket eden nesne, kadrajın genellikle 1/3'lük kısmına yerleştirilirken, hareket ettiği 2/3'lük alan boş bırakılır. Örneğin koşan bir köpek sağa doğru gidiyorsa, karenin sağ tarafında daha fazla boşluk bırakmak hareket boşluğudur. Hareket boşluğu nesnenin hareket yönüne odaklanırken, bakış boşluğu (bakış yönü) bir canlının veya kişinin baktığı yönde bırakılan alanı ifade eder. Ancak her ikisi de benzer kompozisyon ilkelerine dayanır ve fotoğrafa denge katar.
hareket bulanıklılığı filtresi
(İng motion blur) Adobe Photoshop blur (bulanıklaştırma) filtresinin altında bulunur ve belirli bir harekti ya da hızı göstermede elverişlidir. Yalnızca belirlenen açıda bulanıklık yaratarak görüntüye hareket veriri (Filter > Blur > Motion Blur).
hareket kaçkınlığı
(Alm bewegungs parallaxe, Fr parallaxe du mouvement, İng movement parallax) Aynı hızda hareket eden iki nesnenin, yönlerinin farklı hızlarda hareket eder gibi göründüğü görsel olay. İki nesnenin gözlemciye farklı uzaklıkta olduğunda ortaya çıkar.
harita fotoğrafçılığı
(Alm mapping fotografie, charting fotografie, Fr photographie cartographique, photographie cartographique, İng mapping photography, charting photography) Harita fotoğrafçılığı veya teknik adıyla, havadan (uçak, İHA/drone) veya yerden çekilen fotoğraflar üzerinden ölçüm yapılması, bu ölçümlerin analiz edilmesi ve detaylandırılmasıyla harita veya 3 boyutlu modellerin oluşturulması süreci; fotogrametri. Bu yöntem, sadece fotoğraf çekmek değil, fotoğrafların geometrik özelliklerini kullanarak nesneler ve yüzeyler hakkında güvenilir coğrafi bilgiler elde etme bilimidir. Çekilen fotoğraflar, arazinin yüksekliğini, eğimini ve nesnelerin gerçek boyutlarını gösterir. Hava fotoğraflarındaki eğimlerin ve yer şekillerinden kaynaklı kaymaların giderilerek, harita hassasiyetinde dik görüntüler (ortofoto) oluşturulur. Grafiksel 2 boyutlu haritaların yanı sıra, 3 boyutlu (3D) arazi modelleri üretilebilir. Fotogrametrik haritalama, mühendislik ve planlama gerektiren birçok sektörde yaygın olarak kullanılır. Şehirlerin detaylı haritalarının çıkarılması; yol, baraj, köprü gibi inşaat projelerinde zemin analizi; arazi kullanımı ve yönetim katmanları oluşturma ve madencilikte ocak hacimlerinin hesaplanmasınde kullanılır. İnsansız Hava Araçları (İHA/drone) veya uçaklar ile arazinin birbirini takip eden, örtüşmeli fotoğrafları çekilir. Özel yazılımlar kullanılarak fotoğraflar birleştirilir, yer kontrol noktalarıyla ölçeklendirilir. Ortofoto haritalar veya 3D modeller elde edilir. Bu yöntemle üretilen haritalar, geleneksel yöntemlere göre çok daha hızlı, detaylı ve güncel veriler sunar.
harita fotoğrafı
(Alm karten foto, Fr photo de la carte, İng map photo) Harita fotoğrafı, yeryüzünün veya belirli bir bölgenin kuşbakışı görüntüsünün, hava araçları (uçak, drone) veya uydular kullanılarak çekilen yüksek çözünürlüklü fotoğraflarının, geometrik düzeltmelerden geçirilerek ölçekli bir harita niteliği kazandırılmasına verilen ad; hava fotoğrafı. Genellikle ortofoto olarak adlandırılan bu görüntüler, gerçek görüntülerin (fotoğraf) harita doğruluk özelliklerini taşıyan (koordinatlı) haline dönüştürülmüş şeklidir. Haritaların aksine, arazinin çizgisel değil, gerçek görüntüsünü sunar. Eğiklik, yeryüzü şekillerinden kaynaklanan kaymalar ve fotoğraf makinesi dönüklükleri giderilmiştir. Üzerinde mesafe, alan ve koordinat ölçümü yapılabilir. Üzerine, harita gridleri, yer isimleri ve yükseklik bilgileri eklenebilir. Bu görüntüler, klasik haritalara göre daha güncel veriler sunduğu için arazi planlaması, ormancılık, tarım ve mühendislik projelerinde yaygın olarak kullanılır.
hassas dijital zum
(Alm empfindlicher digitalzoom, Fr zoom numérique sensible, İng sensitive digital zoom) Görüntü kalitesini korurken elektronik olarak zum mesafesini artıran düzenek.
hassas fotoğraf makinesi
(Alm präzisions kamera, Fr caméra de précision, İng precision camera) Yüksek doğrulukta, yüksek çözünürlükte fotoğraf çekme ve sonuçlar verebilme kapasitesine sahip fotoğraf makinelerine verilen genel ad.
haşur
(Alm luken, ausgebrütet, schraffur, regiert, Fr hachures, éclose éclos, éclosion, gouverné, İng hachures, hatched, hatching, ruled) bkz tarama.
hata
(Alm fehler, Fr erreur, İng mistake, error) Sayısal veri aktarımı ya da çözümlemesi yaparken oluşan bilgisayar hatası.
hata düzeltme kodu
(Alm fehlerkorrekturcode, Fr code de correction d'erreurs, İng Error Correcting Code - ECC) Bilgisayar sistemlerinde, bir veri akışında asıl iletide oluşan hataları bulup düzelten yazılım. Bu yazılım; 0 ve 1 olarak ifade edilen verilerin aktarım sırasında, 0'ın 1 ya da 1'in 0 olarak algılanması sonucunda ortaya çıkan hataları düzeltir.
hatalı okuma
(Alm falsche lesart, Fr mauvaise lecture, İng wrong reading) Bilgisayarda, bir görüntü ya da metnin ayna görüntüsü gibi ters olarak ortaya çıkması.
hatasız mercek
(Alm anastigmat, Fr anastigmate, İng anastigmat) bkz anastigmat.
hatları yumuşatma
(Alm falsche lesart, Fr mauvaise lecture, İng wrong reading) Bir görüntüde belirlenen bir alanın kenarlarını, görüntü işleme programlarıyla yumuşatma işlemi.
hava balonları
(Alm luft glocken, Fr cloches à air, İng air bells) Fotoğraf filmi banyosu sırasında emisyonun yüzünde meydana gelen balonlar.
hava filmi
(Alm luft film, Fr film aérien, İng aerial film) Hava fotoğraf makinelerinde kullanılmak üzere özel olarak tasarlanmış olan, farklı uzunluk ve genişliklerde üretilen ve farklı emülsiyonlara sahip olan film.
hava fırçası
(Alm airbrush, Fr aérographe, İng air brush) Film, algılayıcı ya da objektif yüzeyindeki toz zerreciklerini basınçlı hava üfleyerek temizlemeye yarayan fırçalı araç.
hava fotoğrafçılığı
(Alm luftaufnahmen, Fr photographie aérienne, İng aerial photography) Yeryüzeyinin ya da atmosferin çeşitli özelliklerinin, uydu, balon, uçak, helikopter, drone (İHA) ve uçurtma içine yerleştirilen fotoğraf makinesi yardımıyla hava platformlarından, yüksekten kuşbakışı perspektifle fotoğraflanması işlemi; havadan fotoğraflama, havai fotogrametri. Hava fotoğrafları fotogrametri veya fotoyorum amacıyla emlak, haritacılık, tarım, arkeoloji ve sinema gibi sektörlerde detaylı görüntüleme ve belgeleme amacıyla kullanılır. Çekimler yapılacağı zaman, fotoğrafı çekilecek alan birbirine paralel şeritlere ayrılır. Her yüzeysel şerit, bir sonrakinden yaklaşık %15'lik bir parçaya taşar. Fotoğraf çekimleri ise; biri öbürünün aldığı yerin % 60'lık parçasını kapsayacak biçimde yapılır. Geleneksel yöntemlerde uçak veya helikopter kullanılırken, günümüzde daha düşük maliyetli ve erişilebilir olan drone (İHA)'lar yaygınlaşmıştır. Arazi incelemeleri, inşaat ilerleme takibi, turizm tanıtımları, düğün/etkinlik çekimleri ve arkeolojik keşifler bu teknikle yapılmaktadır. Geniş alanları tek bir karede gösterme, erişilmesi zor yerlerin görüntülenmesi ve yüksek kaliteli, detaylı görsel sunumu sağlar. Dik (dikey) hava fotoğrafları (haritacılık için) ve eğik hava fotoğrafları (manzara/mimari için) olarak iki ana teknikle çekilir.
hava fotoğrafı
(Alm luft bild, Fr photographie aérienne, photo aérienne, İng aerial photograph, aerial photo) Harita yapımında kullanılmak üzere uçak veya uydulardan çekilmiş ve yeryüzünün belirli bölümünü gösteren fotoğraflar. / Özellikle az gelişmiş ülkelerde, tasarlamayı kolaylaştırmak üzere, haritalama, yerbölümleme, bilgi toplama ve belli ölçütlere göre yorumlama amaçlarıyla belli bölgelerin ve alanların havadan çekilen fotoğrafı.
hava fotoğrafı haritası
(Alm aerometrische karte, Fr carte aérométrique, photographie cartographique, İng aerometric map) Bir kentin ya da kasabanın hava fotoğraflarından oluşan haritası.
hava fotogrametrisi
(Alm luft bildphotogrammetrie, Fr photogrammétrie aérienne, İng aerial photogrammetry) Hava fotoğraflarının çekimi ve işlenmesi ile uğraşan bilim ve sanat dalı; havai fotogrametri.
hava haritası fotoğrafçılığı
(Alm charting fotografie, mapping fotografie, Fr photographie cartographique, İng charting photography, mapping photography) bkz harita fotoğrafçılığı.
hava hücresi
(Alm luftglocke, Fr cloche à air, İng air bell) Fotoğraf filmi ya da fotoğraf kağıdı sıvıya daldırıldığında duyarlı yüzey üzerinde oluşan hava kabarcığı. Hava kabarcığı olan bölgeler, banyo sürecinde kimyasal maddelerden daha az etkilenerek açık ton değerinde kalır.
hava tabancası
(Alm air brushen, luftpistole, Fr aérographe, pistolet à air comprimé, İng airbrushing, air pistol) Banyo edilen film ya da basılı kartı kurutmak için kullanılan, sıcak veya oda sıcaklığında basınçlı hava üfleyen alet; fan. / Rötuş yapmak ve renklendirme için kullanılan kompresörlü hava tabancası.
havasal perspektif
(Alm luft perspektive, Fr perspective aérienne, İng aerial perspective) Atmosferde oluşan sis ve pus gibi meteorolojik olayların, manzara fotoğraflarında uzak planlardaki parlaklık oranının küçültülmesiyle oluşan uzaklık ya da derinlik duygusu; aeryal perspektif, hava perspektifi. Uzak planların parlaklık oranının azalması, sis, duman ya da başka atmosferik etkilerden kaynaklanır. Renkli fotoğrafta etki uzak planların görüntüsünün mavileşmesi şeklinde ortaya çıkar.
havasal sis
(Alm luft nebel, Fr brouillard aérien, İng aerial fog) Işığa duyarlı malzemelerden oluşan sis. Fotoğrafı çekilen konuda yer almayan bu sisi, geliştirme banyosu sırasında havanın etkisiyle oluşan yükseltgenme nedeniyle oluşur. Baskı sürecinde çok fazla geliştirme banyosu da buna neden olur.
hayalet çemberler
(Alm kreis der verwirrung, Fr cercle de confusion, İng circle of confusion) Görüntü üzerindeki ya da çevresindeki ışık kaynaklarının ya da kuvvetli yansımaların doğrudan objektife girmesi durumunda, görüntü üzerinde oluşmasına neden oldukları ışık halkaları; hayalet halkalar. Bu halkalar küçükse görüntünün seçikliğini (keskinliğini) etkilemezler, ancak belirli bir büyüklüğü geçtikten sonra fotoğrafta keskinlik (seçiklik) kaybına neden olurlar.
hayalet görüntü
(Alm geist, Fr fantôme, İng ghost) Yoğun ışıktan yansıyan ışıkla oluşan görüntü. Polarize filtre ile önlenebilir.
hayali görüntü
(Alm virtuelles bild, Fr image virtuelle, İng virtual image) Aynadaki gibi görülebilen fakat bir yüzey üzerinde gösterilemeyen görüntü; zahiri görüntü, sanal görüntü, görünen görüntü. bkz sanal görüntü.
hazır aksesuar yuvası
(Alm bereiter zubehörsteck platz, Fr emplacement pour accessoires prêt, İng ready accessory slot) Üzerine çeşitli harici flaşlar takılmasına olanak sağlayan yuva. Bu durum özellikle stüdyo ortamı için çok kullanışlıdır.
hazır program
(Alm paket, Fr emballer, İng package) Birlikte çalışmak için tasarlanmış yazılım uygulamaları; paket program. / Birlikte çalışmak için tasarlanan ya da amaçlanan yazılımın yanı sıra bilgisayar donanımı ve çevrresel parçaların bileşimi. Örneğin tarayıcılı bilgisayar, sayısal fotoğraf makinesi, görüntü düzenleme yazılımı.
HDR
(Alm hoher dynamik bereich, Fr plage dynamique élevée, İng High Dynamic Range - HDR) “Yüksek dinamik aralık” anlamına gelmektedir. Yüksek kontrastlı sahnelerdeki parlak ve karanlık bölgelerdeki detayları aynı anda tek çekimde yakalayabilecek algılayıcı ya da film henüz icat edilmediğinden, farklı pozlamalarda birden fazla fotoğraf çekerek sonradan birleştirme yöntemiyle bu bölgelerdeki detaylar açığa çıkarılmaya çalışılır. bkz basamaklama. Fotoğraftaki yüksek kontrast (aydınlık) ve düşük kontrast (karanlık) bölgelerin ortalamasının alınmasına dayanır. Genel olarak çok fazla ışık farkı olan çekimlerde kullanılan bu tekniği kullanabilmek için fotoğraftaki ögelerin hareketsiz olması ilk koşuldur. Bu yönteme “HDR Photography” ve böyle yüksek kontrastlı sahnelere de “yüksek dinamik aralığa sahip” denir. / Fotoğrafçılar arasında, renkleri ile fazlaca oynanmış, abartılı renklerdeki fotoğraflar şakayla karışık “HeDeR edilmiş Fotoğraf” olarak da nitelendirilir.
HDSLR
(Alm hochwertige digitale spiegel reflex kamera, Fr reflex numérique mono-objectif haute résolution, İng High Digital Single Lens Reflex) Yüksek çözünürlüklü video da çekebilen Sayısal Tek Objektifli Yansıtmalı (Digital Single Lens Reflex - DSLR) fotoğraf makinelerine verilen ad. 2013 yılı itibariyle bütün DSLR'ler ve aynasız makineler yüksek tanımlı (çözünürlüklü) video (720p ve üzeri) çekebilmektedirler. Günümüzdeki çoğu DSLR aynı zamanda HDSLR'dir, bu da terimleri neredeyse birbirinin yerine değiştirebilir kılar.
HDTV
(Alm hochauflösendes fernsehen, Fr télévision haute définition, İng High Definition Television) “Yüksek tanımlı televizyon” demektir. Normalde televizyon ekranındaki saniyede yatay satır okuma hızı 525 satır iken bu teknoloji televizyon ya da görüntü sistemlerinde saniyede satır tarama hızı 1125 satırdır ki bu daha kaliteli görüntü demektir.
He Ne Lazeri
(Alm He Ne laser, Fr He Ne laser, İng He Ne laser) Helyum (He) ve neon (Ne) kullanılarak yapılan en yaygın lazer türü.
hedef
(Alm ziel, Fr cible, İng target) Tarayıcı, fotokopi, objektif gibi aygıtları test etmek amacıyla kullanılan, belirli değerlere basılmış olan test nesnesi. Farklı boyutları içeren kolonlar, renk değerleri dizini vs ögelere göre basılır.
hedef kitle
(Alm ziel gruppe, Fr groupe cible, İng target group) Bilişimde mesajın gönderildiği, sunum ve gösteri veya sergi düzenlemede harekete geçirilmeye çalışılan insan veya insan topluluğu. Çekilen fotoğraflar stok fotoğrafçılıkta satış amaçlı çekiliyorsa, olası müşterilerin beklentilerinin bilinmesi ve ihtiyaç analizinin yapılması gerekir. Sergi, sunum veya gösteri için hazırlık yapılıyorsa metin, fon müziği ve fotoğrafların seçiminde hedef kitlenin yaş aralığ eğitim durumu, sosyolojik yapısının göz önünde tutulması gerekir.
hedef nesne kontrastı
(Alm ziel objekt kontrast, Fr contraste de l'objet cible, İng target object contrast - TOC) Hedefin, karanlık alanının aydınlık alanına oranı. Yüksek kontrastlı bir hedef, 1/1000’i aşan bir oranda olurken, düşük kontrastlı bir hedef ¼ ya da daha düşük bir oranda olabilir. bkz TOC.
Hefner lamba birimi
(Alm Hefner-einheits lampe, Fr lampe Hefner, İng Hefner unit lamp) Standart gaz lambası, 1900'lü yıllarda ışık şiddetinin ölçümü için kullanılan fiziksel standart. Bunun yerine artık kandela (İng candela) kullanılmaktadır. bkz akış derecesi.
helyograf
(Alm heliograph, Fr héliographe, İng heliograph) Güneş ışınımının, yoğunluğunu ve süresini kaydeden araç.
helyografi
(Alm heliographie, Fr héliographie, İng heliography) Fransız mucit Joseph Nicéphore Niépce'nin ışığa duyarlı yüzey üzerinde pozitif görüntü elde etmek için kullandığı yöntem; güneşle yazmak. Kurşun ya da kalay karışımından oluşan levha, lavanta yağıyla karıştırılmış yahuda bitümü (yahudiye) maddesiyle duyarlı hale getirilerek pozlandırılır. 1824'te daha sonra fotoğraf olarak adlandırılacak olan süreci tanımlamakta kullanıldı.
Herschel etkisi
(Alm Herschel-effekt, Fr effet Herschel, İng Herschel effect) Fotoğraf filmi üzerindeki gizli görüntünün, kızılötesi ışınımla pozlanması sonucunda ortaya çıkan sonuç. Bu etki nedeniyle geliştirme banyosundan sonra görüntünün kontrastlığı ve yoğunluğu azalır.
Hertz
(Alm Hertz, Fr Hertz, İng Hertz) Titreşim ya da devir sayısını göstern ölçü birimi; kısaltması Hz ( 1 Hz = 1 devir/s). Saniye başına düşen tam devir sayısıyla ifade edilir. Örneğin ses titreşimleri, alternatif akım, ışık titreşiminin sıklığı, entegre devrelerle kontrol edilen saatlerdeki devir sayısı. Alman fizikçi Heinrich Rudolf Hertz'in adından alınmadır.
hetoromatik ışık
(Alm heterochromatisches licht, Fr lumière hétérochromatique, İng heterochromatic light) Birden çok rengi içeren ışık türü. Bazı floresan hariç tüm öbür ışık kaynakları birden fazla renge sahiptir.
hiç düzeltilmemiş
(Alm unterkorrigiert, Fr sous-corrigé, İng under corrected) Optik sapmaların hiç düzeltilmemiş olduğu optik sistemler.
hicabı haciz
(Ar hicab-ı haciz) bkz diyafram.
hidrat
(Alm hydrat, Fr hydrater, İng hydrate) Bir cismin suyla birleşmesi ya da bazı madenlerde suyun etkisiyle oluşan bileşik. Hidratlar su içeren kristal yapılı katılardır, ısıtıldıklarında bu suyu yitirebilirler.
hidrojen iyonu derişimi
(Alm wasserstoffionen konzentration, Fr concentration en ions hydrogène, İng hidrogen ion concentration) Bir çözeltinin gerçek asitliliği ya da bazlılığı, pH değeriyle ölçülür. pH değeri 7 nötr olduğunu gösterir; asitlerin pH değeri 7'nin altında iken bazların pH değeri 7'nin üstündedir. pH değeri fotoğrafçılıkta kullanılan banyolarda önemlidir.
hidrokinon
(Alm hydrochinon, Fr hydroquinone, İng hydroquinone) Geliştirici banyolarda yüksek kontrast sonuçlar elde etmek için kullanılan bir madde. Metolfenidon adlı maddelerle birlikte kullanıldığında ise genel amaçlı ince gren banyoların yapılmasına yarar.
hidroksit
(Alm hydroxyde, Fr hydroxyde, İng hydroxide) Hidroksit iyonu içeren bileşik. Örneğin sodyum hidroksit bir alkali olarak bazı geliştirme banyolarında kullanılır.
hidroliz
(Alm hydrolyse, Fr hydrolyse, İng hydrolysis) Zayıf asit ve baz tuzlarının su ile tepkimeye girerek asit ya da baz özelliği göstermesi.
High Sierra
(Alm Hohe Sierra, Fr Haute Sierra, İng High Sierra) Bilgisayrda CD-ROM standardı. 1985'te CD-ROM biçimlerini saptamak amacıyla oluşturuldu. ISO 9660 da aynı işi görür ancak High Sierra ile uyumlu değildir. Standardı oluşturan grubun kaldığı otelle adlandırılır. bkz MPC-3. bkz QuickTime.
higroskopik
(Alm hygroskopisch, Fr hygroscopique, İng hygroscopic) Fotoğraf filmini kuru tutmak amacıyla kullanılan, suyu emen, nem emici malzeme.
hile
(Alm trick, Fr astuce, İng trick) Fotoğraf makinesi çekimiyle gerçekleşmesi güç, zaman alıcı, pahalı ya da imkansız olan işlemlerin optik, mekanik ya da bilgisayar yazılımlarıyla yapılması.
Hill objektifi
(Alm Hill könnte linsen, Fr Hill pourrait lentiller, İng Hill could lens) Aşırı geniş açı sağlayan balık gözü objektif. Gökyüzünü, bütün yarım küre olarak çerçeveleyen bu objektif, tasarlayıcısı olan Robin Hill'in soyadıyla adlandırılır. Hill'in tasarımı, modern ve aşırı geniş açılı fotoğraf objektiflerinin öncüsüdür.
hiperbağlantı
(Alm hyperlink, Fr lien hypertexte, İng hyperlink) Bilgisayarda, hipermetin ya da hipermedya belgelerine doğrudan erişim sağlayan elektronik bağlantı. Hiperbağlantı yoluyla kullanıcı; bütün belgeye, belge içindeki belirli bir ögeye ya da başka belgelere doğrudan ulaşır. Hiperbağlantılı bir ögenin üzerine fare ile tıklandığında, sistem kullanıcıyı otomatik olarak başka bir belgeye ya da web sitesine yöneltir. Buna “tıklama” ya da “geçiş bağı” adı verilir. Hiperbağlantı, dünya çapında ağ (www) dahil olmak üzere bütün hipermetin sistemlerinin en önemli bileşenidir. Web sitelerinde yaygın olarak kullanılır.
hiperfokal mesafe
(Alm hyperfokale distanz, Fr distance hyperfocale, İng hyperfocal distance) Fotoğraf makinesi merceğinin sonsuza odaklandığında en yakın nesneye olan mesafe. bkz hiperodak uzaklığı.
hiperfokal nokta
(Alm hyperfokaler punkt, Fr point hyperfocal, İng hyperfocal point) Bir objektif sonsuza odaklandığında, seçik görüntünün fotoğraf makinesine en yakın olduğu nokta. Objektif hiperfokal noktaya odaklandığında teorik olarak makine ile arasındaki uzaklığın yarısından sonsuza kadar seçik bir görüntü elde edilir. Odaklanma sistemi bulunmayan fotoğraf makinelerinde odaklama üretim sırasında bu noktaya yapılır. Objektif bu mesafeye odaklanırsa, oluşacak net alan derinliği (NAD), teoride bu mesafenin yarısı ile sonsuz arasındadır, bu yüzden teorik olarak sonsuz mesafeler bile net çıkar.
hiperfokal uzaklık
(Alm hyperfokale distanz, Fr distance hyperfocale, İng hyperfocal distance) bkz hiperodak uzaklığı.
HiperKart
(Alm HyperCard, Fr HyperCarte, İng HyperCard) Apple marka bilgisayarlarda kullanılan yazılım. Veriyi düzenlemek amacıyla kullanıcı ara yüzü ve esnek programlanabilir bileşenler sunar. En son 1960'larda güncellendi, günümüzde kullanılmıyor.
hiperkromatik değişme
(Alm hyperchromatische verschiebung, Fr décalage hyperchromatique, İng hyperchromatic shift) Boya ve renkte, rengi değiştirmeden yapılan koyulaştırma. Temel renk değişmeden boyanın görülen ışınım enerjisi azaltılarak sağlanır.
hipermedya
(Alm hypermedia, Fr hypermédia, İng hypermedia) Hipermetnin; genişletilerek metinle birlikte video, ses, animasyon gibi farklı ortamların bir arada, hiperbağlantı aracılığıyla, kullanıldığı ortam. Hipermedya farklı belgeleri, art arda gelen doğrusal bir yapı içinde sunmaz, kullanıcının yöntemini kolaylaştıran bağlantılarla, ortamların farklı türlerini birleştirir. Dünya çapında ağ (www), kamuya açık internet sistemi üzerinden bağlanan küresel hipermedya sistemidir.
hipermetin
(Alm hypertext, Fr hypertexte, İng hypertext) Bilgisayarda, bağlantılarla başka belgelereya da aynı belgenin bölümlerine hatta bilginin uzak kaynaklarına eklenebilen metin dosyası türü; üst metin, bağlantılı metin. Kullanıcı fare ile hipermetni tıkladığında, hiperbağlantı aracılığıyla öbür metin belgeleri ya da grafiksel ögelerle iletişim sağlar. Hipermetin belgeleri hazırlamak için HTML kullanılır. HTML bir belgeden öbürüne atlamayı kolaylaştırmak için tasarlanmıştır. ahipermetinler, kağıt üzerindeki kelimeler ve resimler gibi doğrusal olarak ilerleyen bir durum oluşturmaz. Kullanıcı bir konuyu izlerken bir yerden farklı bir yere atlayabilir. Hipermetin; metin, grafik, resim, çizelge içerir.
hipermetropluk
(Alm hypermetropie, Fr hypermétropie, İng hypermetropia) Gözde, gelen ışınların ağ tabakanın üzerine değil, ağ tabakanın arkasında odaklanması nedeniyle ortaya çıkan görme kusuru; uzak görme, hipermetropi, hiperopi. Görüntünün ağ tabakanın arkasına düşmesi sonucu ortaya çıkar. Gözün önüne uygun bir yakınsak mercek konularak düzeltilir.
hiperodak uzaklığı
(Alm hyperfokale distanz, hyperfokaler punkt, Fr distance hyperfocale, point hyperfocal, İng hyperfocal distance, hyperfocal point) Bir fotoğraf makinesi sonsuza odaklandığında seçik görüntü verebilen en yakın nokta ile fotoğraf makinesi arasındaki uzaklık. Bir fotoğrafta mümkün olan en geniş net alan derinliğini elde etmek için netleme yapılan noktanın fotoğraf makinesine olan uzaklığıdır.
hiperopi
(Alm weitsichtigkeit, Fr hypermétropie, İng hyperopia) bkz hipermetropi.
hipersonik
(Alm hyperschall, Fr hypersonique, İng hypersonic) Ses hızını 5 kat aşma. Mach 5 veya daha yüksek hızları ifade eder.
hiperstereoskopi
(Alm hyperstereoskopie, Fr hyperstéréoscopie, İng hyperstereoscopy) İki ayrı bakış noktası arasındaki uzaklığın, izleyicinin iki gözü arasındaki uzaklıktan daha fazla olduğu spektroskopik fotoğraf. Bu şekilde derinlik duygusu artar, spereoskopik etki abartılmış olur. bkz aşırı stereoskopi.
hipo
(Alm hypo, Fr hypo, İng hypo) Saptama banyosunun hazırlanmasında kullanılan sodyum tiyosülfit ya da hiposülfit adlı kristal maddenin kısaltılmış adı. Gümüş görüntüyü sabitleyen kimyasal eriyik; sabitleme banyosu. Fotoğraf filmi ya da fotoğraf kağıdına pozlanan görüntünün, geliştirme banyosu sonrasında, pozlanmamış gümüş tuzlarını temizlemek amacıyla kullanılır. bkz sabitleme banyosu.
hipo alum
(Alm hypoalaun, Fr hypo-alun, İng hypo-alum) Kahverengi tonlarını üreten kimyasal eriyik. Hipo çözeltisi, potasyum alüminyum sülfat ve öbür kimyasallardan oluşur.
hipo arıtıcı
(Alm hypo-eliminator, Fr hypo éliminateur, İng hypo eliminator) Fotoğraf filmi veya fotoğraf kağıdı duyar katında hipo kalıntılarını temizleyen kimyasal bir bileşim. Film ya da kağıt banyosu sürecinde, hipo banyosunu temizlemek amacıyla ana yıkama ve hipo banyosundan sonra kullanılır. Yüksek çözünür nitelikli bileşen sağlamak için tiyosülfatla tepkimeye giren amonyakla, oksijenli sudan oluşur. Formül; hidrojen peroksit > 100 ml, 0.880 amonyak > 10 ml ve 1 litreye tamamlayacak kadar su, hem film hem de kağıtlar için kullanılabilir. Bu eriyik kullanılmasından hemen önce hazırlanmalıdır. Suda durulanmış olan film ve kağıtlar; 10 dakika kadar bu eriyikte tutup bir kez daha bol su ile yıkanmalıdır.
hipo temizleyici
(Alm hypo-reiniger, Fr nettoyant hypo, İng hypo cleaner) Hipo banyosundan kalan artıkları temizleme amaçlı eriyik.
histogram
(Alm histogramm, Fr histogramme, İng histogram) Ton dağılımı. Birçok grafik/fotoğraf işleme yazılımında ve daha çok profesyonel sayısal fotoğraf makinesi sistemlerinde bulunan, bir görüntüde bulunan renk değerlerini gösteren bir grafik analiz çizelgesidir. Görüntüde oluşan olası kontrast hatalarını tanımlamak ve düzeltmek için kullanılır. Amacı pozlama yapılan ortamdaki ışık yoğunluğunu ölçmek ve bunu derecelendirmektir. Üst düzey sayısal fotoğraf makinelerinde fotoğraf çekimi sırasında ekrana getirmek mümkündür. Histogramlar en yaygın olarak, görüntünün gölgelerinin, orta tonlarının ve vurgularının ışık değerlerini yatay düzlem boyunca dikey zirveler ve vadiler olarak göstererek grafik şeklinde gösterilir. Histogram izlendiğinde, gölgeli (koyu) tonlar grafiğin sol tarafında, orta tonlar grafiğin orta kısmında, ışıklı (açık) tonlar (vurgular) ise sağ tarafta yer alır. Histogramda ekranın solunda yoğunlaşan çizgiler fotoğrafta karanlık noktaların yoğunluğunu, ekranın sağındaki çizgilerse aydınlık noktaların yoğunluğunu temsil eder. En ideal durum tüm bu çubuk-çizgilerin ekranın ortasında yoğunlaşmasıdır. Böyle bir ayarda renkler gerçekçi ve fotoğraflar da canlı çıkar. bkz seviyeler.
histogram gösterimi
(Alm histogrammanzeige, Fr affichage de l'histogramme, İng histogram display) Histogram ekranı, bir görüntüde her bir aydınlık değerinin kaç kez gösterildiğinin belirtildiği bir grafiktir. Aydınlatma koşullarını açık ve doğru biçimde gösterdiğinden pozlamanın ayarlanması için mükemmel bir araçtır. Bu işlev, birçok kayıt ve oynatma modunda kullanılabilir.
histogram işlevi
(Alm histogrammfunktion, Fr fonction histogramme, İng histogram function) Fotoğraf makinesinde, açık olduğunda histogram grafiğinin görüntülenmesini sağlayan işlev. Histogram işlevi açık olduğunda, ekranda bir histogram grafiği görüntülenir. Bu grafik, siyah ve beyaz geçişlerinin denetlenmesini sağlar.
hız
(Alm geschwindigkeit, Fr vitesse, İng speed, velocity) Bir duyar katın (filmin ya da algılayıcının) ışığa duyarlılığının ölçümü. / Örtücü sisteminde örtücü ya da pozlama süresi. / Bilgisayarlarda; ne kadar verinin depolanabileceği ve veriye ne kadar hızla erişilebileceğinin ölçüsü. / (Alm schnell, Fr rapide, İng fast) Hızlı film; ışığa duyarlığı yüksek olan film, az ışıklı ortamda görüntü elde etmeyi sağlayan film türü. / Belirli bir objektifin maksimum diyafram ayarını belirtmek için kullanılan bir terim. Hızlı objektif; 50 mm için f1.4, 500 mm için f4.5 gibi geniş diyafram açıklığı sağlayan objektifler. / Hızlı örtücü değeri; kısa süreli örtücü değeri. / Hızlı geliştirici; banyo süresinin kısa olduğu yüksek yoğunlukta olan geliştirme banyosu. / Hızlı yazıcı; çok kısa sürede verilen işlemi gerçekleştiren yazıcı. / Hızlı işlemci; 500 MHz'lik bir işlem hızına ya da hesaplama oranına sahip işlemci. / Hızlı renk; açılma-kararmaya karşı dirençli olan renk.
hızlandırıcı
(Alm beschleuniger, Fr accélérateur, İng accelerator) Fotoğrafçılıkta geliştirici kimyasal eriyiklerde, etkileşimin hızlandırılması amacıyla kullanılan kimyasal katkı maddesi. / Bilgisayarda bir bilgisayarın işlemlerini hızlandırmak için kullanılan özel yazılım.
hızlı
(Alm schnell, Fr rapide, İng fast) Hem maksimum diyafram açıklığı çok geniş bir objektifi hem de ışığa çok duyarlı filmi ifade etmek kullanılır. Her ikisi de doğru pozlamayı gerçekleştirmede (düşük akranlarına kıyasla) daha yüksek enstantane değerleri seçilmesine olanak tanır. bkz hızlı objektif.
hızlı doğrusal objektif
(Alm schnell geradlinige linse, Fr lentille rectiligne rapide, İng rapid rectilinear lens) Alman-İngiliz optikçi John Henry Dallmeyer'in 1860'larda yaptığı tasarıma dayalı objektif türü. Diyafram sisteminin her iki yanında birbirine simetrik, bir tarafı içbükey öbür yüzü dışbükey olan ayça (yakınsak) mercekler yer alır.
hızlı film
(Alm schneller film, Fr film rapide, İng fast film) bkz hız. bkz hızlı.
hızlı geliştirici
(Alm schneller entwickler, Fr développeur rapide, İng fast developer) bkz hız.
hızlı objektif
(Alm schnelles objektiv, Fr objectif rapide, İng fast lens) Diyafram değeri f2.8 ya da daha az olabilen objektiflere verilen ad. Bu tür objektifler diğerlerine göre daha fazla ışık toplayabildiğinden daha yüksek perde hızlarına izin verirler, bu yüzden “hızlı” olarak adlandırılırlar. bkz hız. bkz hızlı.
hızlı renk
(Alm schnelle farbe, Fr couleur rapide, İng fast color) bkz hız.
HLS
(Alm farbton, helligkeit, sättigung, Fr teinte, luminosité, saturation, İng Hue, Lightness, Saturation - HLS) Her bir değişkeni temsil eden karşılıklı üç dikey açıdaki renk modeli; temel renk, aydınlık, doyma.
HOE
(Alm holographisches optisches element, Fr elément optique holographique, İng Holographic Optical Element - HOE) bkz holografik optik eleman. bkz holografik optik öge.
Hogart kavisi
(Alm Hogarth-kurve, Fr courbe de Hogarth, İng Hogarth curve) Güzel sanatlarda nesnelerin S biçimli çizgide düzenlendiği, zarafet ve güzelliği akla getiren tasarım.
hologon
(Alm hologon, Fr hologone, İng hologon) Gelen ışığı bir merceğe ya da mercek sistemine yönlendiren holografik disk. Tarayıcılar, lazer yayıcılar ve uzaktan algılama sistemlerinde kullanılır.
holografi
(Alm holographie, Fr holographie, İng holography) Fotoğraf makinesi ya da filme gereksinim duymaksızın lazer ışınları ile üç boyutlu olarak görüntünün canlandırılmasını sağlayan karmaşık sistem. Bir lazerden gelen ışık ışınları demeti, eşfazlı bölünmüş şekilde kullanılarak bir nesnenin üç boyutlu görüntüsünü elde etme yöntemi. Lazer ışığı bir aynaya yansır, eşfazlı ışın demetlerinden biri nesneden fotoğraf filmine yansır, öbür ışın demeti doğrudan filme yansır. Bu iki ışın demeti birleştirilerek nesnenin üç boyutlu görüntüsü elde edilir. bkz hologram.
holografik bellek
(Alm holographisches gedächtnis, Fr mémoire holographique, İng holographic memory) Holografik işlemler yoluyla sayısal verilerin depolanması.
holografik mercek
(Alm holographische linse, Fr lentille holographique, İng holographic lens) bkz holografik optik eleman. bkz holografik optik öge.
holografik optik eleman
(Alm holographisches optisches element, Fr elément optique holographique, İng Holographic Optical Element - HOE) Bir merceğin hologramı, bazı durumlarda mercek yerine kullanılır; holografik mercek.
holografik optik öge
(Alm holographisches optisches element, Fr elément optique holographique, İng Holographic Optical Element - HOE) Bir merceğin hologramı, bazı durumlarda mercek yerine kullanılır; holografik mercek.
hologram
(Alm hologramm, Fr hologramme, İng hologram) Lazerle doğru ışıklandırma altında üretilen, nesnelerin gerçekte olduğu gibi, farklı açılardan görülebildiği üç boyutlu görüntü. Nesneler, var olan fiziksel büyüklüğüyle üç boyutlu fotoğrafik görüntü olarak üretilir. / Holografi işleminde, üçboyutlu görüntüyü oluşturmak üzere gerekli bilgileri taşıyan görüntü.
hologrametri
(Alm hologrammetrie, Fr hologramme, İng hologrammetry) Üç boyutlu holografik görüntü oluşturma ve holografi yardımıyla kabul edilebilir görüntü ve modeller elde etme sanatı veya bilimi.
holokamera
(Alm holokamera, Fr holocaméra, İng holocamera) Bir konunun hologramını oluşturan mekanik donanım. Donanım içindeki fotoğraf makinesi holografik görüntüyü kaydeder. Aydınlatma kaynağı olarak lazer dalgası kullanılır.
hot shoe
(Alm zubehörschuh, Fr chaussure accessoire, İng İng accessory shoe.) Fotoğraf makinelerinin üst kısmında yer alan kızak biçimli harici flaş bağlantı yeri; flaş kızağı. Bu harici flaş takma yuvaları sayesinde makinelerde o yere uygun “tepe flaş” olarak adlandırılan harici flaş modelleri kullanılabilir. bkz flaş kızağı.
HSB
(Alm Farbton, Sättigung, Helligkeit, Fr Teinte, Saturation, Luminosité, İng Hue, Saturation, Brightness - HSB) Rengin üç temel özelliğini; H (Hue > renk), S (Saturation > doygunluk) ve B (Brightness > parlaklık) tanımlayan renk modeli. Üç eksenden meydana gelir; dikey ekseninde parlaklık ya da aydınlık, öbür ekseninde doygunluk ve üçüncü ekseninde öbürlerine karşılıklı olarak temel renk ölçülür. bkz HLS.
HTML
(Alm Hypertext Markup Language, Fr Langage de Balisage Hypertexte, İng HyperText Mark-up Language - HTML) Genel ağda (Web'de) kullanılan bilgisayar dilinin temel standardı; standart metin işaretleme dili. Genel ağ (web) sayfaları, HTML dosyaları olarak sunuculara yerleştirilir ve bu hallerinde, metin, düzenleme, çapraz bağlantılar gibi gösterim için tüm gerekli ögeleri içerirler. Genel ağ sayfasına doğrudan bağlanan görüntüler yerine bir HTML dosyası, sadece ait olan görüntülerin adlarını ve kayıt yerlerini içerir. Explorer, Netcape (NetsCape) gibi internet göz atıcı yazılımlar tarafından okunabilir. Basit kelime işlem yazılımı tarafından yazılabilir. bkz göz atıcı. bkz web tarayıcı.
http
(Alm hypertext-transportprotokoll, Fr protocole de transport hypertexte, İng hypertext transport protocol - http) İnternet sayfalarının iletilebilmesi ve okunabilmesini sağlayan iletişim kuralı; üst metin aktarım iletişim kuralı.
https
(Alm hypertext transfer protocol secure, Fr protocole de transfert hypertexte sécurisé, İng hypertext transfer protocol secure - https) Güvenli hiper metin aktarım protokolü, internet üzerinde güvenli iletişim sağlamak için kullanılan bir protokoldür. “https”, http'nin bir uzantısıdır ve iletişim, Taşıma Katmanı Güvenliği (İng Transport Layer Security - TLS) veya öncesinde kullanılan Güvenli Soket Katmanı (SSL) ile şifrelenir. Bu sayede, istemci ile sunucu arasındaki veri trafiği güvenli bir şekilde iletilir ve verilerin doğruluğu sağlanır.
hücre
(Alm zelle, Fr cellule, İng cell) Bir ve birden fazla merceği ya da mercekler grubunu tutan kutucuk ya da optik sistemin parçası. / Işık ya da başka ışınım enerjisi dedektörü birimi ya da ögesi. Örneğin ışıkölçerlerdeki fotodiyot. / Işınımla elektrik direncinin değişen birimi ya da ögesi. Işığı ölçmeye yarayan aletlerde kullanılır.
hücre-i muzlime
(eskiden) Asıl anlamı fotoğrafçılıktaki “karanlık oda” olmakla birlikte Osmanlı dönemi hükümetlerinin, kuşkulandıkları mektupları kontrolden geçirttikleri gizli büroya verilen ad; karanlık hücre. II. Abdülhamid döneminde bu büro sürekli görev yaptı.
Huffman kodlaması
(Alm Huffman-Codierung, Fr codage de Huffman, İng Huffman coding) ABDli bilgisayar bilimci David Albert Huffman tarafından 1952'de geliştirilen bilgisayarlarda veri sıkıştırmak için kullanılan bir kodlama yöntemi. Kayıpsız bir veri sıkıştırma algoritmasıdır. pp3, jpeg gibi pek çok sıkıştırma algoritmasında kullanılır. bkz kodlama.
Hurter-Driffield eğrisi
(Alm Hurter-Driffield-kurve, Fr courbe de Hurter-Driffield, İng Hurter-Driffield curve) bkz H-D eğrisi. bkz karakteristik eğrisi.
Hz
(Alm Hertz, Fr Hertz, İng Hertz > Hz) Frekans ölçü birimi olan hertz'in kısaltması. bkz Hertz.