Ansiklopedik Sözlük
K
- k
- (Alm kilo, Fr kilo, İng kilo) “kilo” (bin) önekinin kısaltması. SI birim sisteminde kilo (k) ön eki, arkasındaki birimin 1000 katını ifade eder. Örneğin, 1 kg=1000 g. Sayısal teknolojide kilo (k) ön eki, sonrasında gelen terimin değerinin 1024 katını ifade eder. Örneğin, 1 kb=1024 b. bkz Çizelge 4. Birim Sistemi Önekleri, Sembol, Sayısal Değer ve Üstel Gösterimi. bkz Çizelge 5. Ondalık ve İkili Sistemde Üs Katlar için Önekler. / Film kaydedicilerin çözünürlük ölçüsü. Örneğin çözünürlüğü 4k –yanlış olarak 4K yazılmaktadır– olan bir aygıtın en yüksek 4000 çizgide gösterdiği anlamına gelir.
- K
- (Alm schlüssel farbe, Fr couleur des touches, İng key color > K, blacK > K) Anahtar renk veya siyah, CMYK renk ayrımındaki dördüncü renk (blacK). / Kelvin sıcaklık ölçeğinde Kelvin'in kısaltması. / / Film kaydedicilerin çözünürlük ölçüsü. Örneğin çözünürlüğü 4k –yanlış olarak 4K yazılmaktadır– olan bir aygıtın en yüksek 4000 çizgide gösterdiği anlamına gelir.
- kabarcıklama
- (Alm blasenbildung, Fr cloquant, İng blistering) Aşırı derecede floresan artkisiyle negatif filmde kabarcıklar oluşması.
- kabarma
- (Alm knicken, Fr flambage, İng buckling) Aşırı sıcaklık ya da gerilme nedeniyle film yüzeyinde ortaya çıkan tümseklik.
- kabartma
- (Alm carving, erleichterung , Fr sculpture, relief, İng carving, relief) Fotoğrafçılıkta, mastar sıkacağı/işkence (vidalı bir tür sıkıştırma aracı) ile kimi fotoğraflara verilen az kabarıklık.
- kablo deklanşörü
- (Alm kabel verschluss, kabel auslöser, Fr déclencheur à câble, İng cable shutter, cable release) Uzun süreli pozlamalarda, kısa süreli pozlamanın aksine fotoğraf makinesinin hareketi fotoğrafta fark edilir. Bu sorunu ortadan kaldırmak için makine bir tripod (üçayak) üzerine yerleştirilmeli ve kablo deklanşörü kullanılmalıdır. Kablo deklanşörünün vidalı ucu vardır ve bu uç deklanşöre vidalanarak sıkıştırılır. Kablo deklanşörüne göre yapılmamış bir makinede muhtemelen (kablolu veya kızılötesi ışınlarla çalışan bir düzenek gibi) başka bir kullanım yöntemi ve düzeneği vardır.
- kabul
- (Alm Annahme, Fr exposé, exposition, acceptation, İng acceptance) Uluslararası fotoğraf yarışmalarında; bir fotoğrafın jüri değerlendirmesinden geçerek sergilenmeye, katalogda yer almaya veya ödül adayları arasına girmeye hak kazandığını ifade eder; akseptans. Ödül (madalya, derece, başarı, mansiyon, özel ödül) almasa bile, fotoğrafın teknik ve sanatsal açıdan başarılı sayıldığını gösterir ve FIAP, GPU, PSA gibi uluslararası organizasyonlarda puan (ünvan) kazandırır.
- kabul açısı
- (Alm akzeptanz winkel, Fr angle d'acceptation, İng acceptance angle) Işığın bir optik ögeye girebilmesi için, girişte optik eksen ile yapacağı en büyük açı. / El ışıkölçerleri için yaklaşık 30 derecelik açı, nokta ölçümü yapan ışıkölçerlerde 1 ila 3 derece arasında bir açı kabul edilir. / Fiber optikte ışığın fiber içine girerken fiber ekseni ile yapacağı en büyük açı.
- kabza
- (Alm handhaben, griff, Fr poignée, İng handle) Çeşitli tipteki fotoğraf makinelerini kolay ve rahat tutabilmek için bir vida ile fotoğraf makinesinin altına takılan eklenti. El, omuz ve göğüs kabzaları vardır.
- kaçış noktası
- (Alm flucht punkt, Fr point de fuite, İng vanishing point) Perspektifte birbirine paralel olan çizgilerin, ufuk çizgisinde aynı noktada birleşmesi.
- kadmiyum sülfit
- (Alm cadmiumsulfid, Fr sulfure de cadmium, İng cadmium sulphide) Işığa karşı duyarlı elektriksel hücrelerin bir türü olup diğerlerine oranla ışığa karşı duyarlığı daha fazladır.
- kadraj
- (Alm rahmen, Fr cadre, cadrage, İng frame) Görüntünün iki boyutlu olarak içine alındığı alan; çerçeve. bkz çerçeve. / Fotoğraf makinesinin veya video kameranın bakacında görünen, fotoğraf karesinin veya film çerçevesinin içine dahil olan her şey. / Fotoğraf makinesinin bakacından bakıldığında görünen görüntü. / Görüntüyü çerçeve içine alma, sınırlama.
- kadrajlama
- (Alm rahmen, Fr encadrement, İng framing) Görüntünün bir kısmının bir amaç için kullanılması, kompozisyonu düzeltme veya bir görüntüyü var olan alana veya biçime sığdırma, çerçeveleme. / Bir görüntünün ihtiyaç duyulan alanını kısıtlama, çerçeveleme. bkz çerçeveleme.
- kadura
- (halk ağzı, Çorlu-Tekirdağ yöresi) Fotoğraf.
- kafes
- (Alm drahtrahmen, Fr filaire, İng wire-frame) Bir 3D modelin şekil olarak telden yapılmış gibi çizgisel olarak görünümü.
- kağıt
- (Alm papier, Fr papier, İng paper) Yüzeyine fotoğraf baskısı yapılan, ağaç ya da öbür elyaf malzemelerden üretilen bir tabaka. Fotoğrafçılıkta yaygın olarak, fotoğraf kağıdı olarak bilinir.
- kağıt banyosu
- (Alm papier verarbeitung, Fr traitement du papier, İng paper processing) Fotoğraf kağıdının duyar katına pozlanan gizli görüntünün gerçek görüntüye dönüştürülmesi süreci. Karanlık oda ortamında kimyasal işlemlerle yapılır.
- kağıt derecesi
- (Alm papier qualität, Fr qualité du papier, İng paper grade) Fotoğraf baskısı için kullanılan fotoğraf kağıtlarının, düşük kontrast 0 (sıfır) ve yüksek kontrast 6 (altı) sayısıyla gösterilmesi. Yaygın olan 1-5 sayılarıyla derecelendirme dizini.
- kağıt filmler
- (Alm papier folien, Fr films en papier, İng paper films) Siyah-beyaz kaba işlerde kullanılan, taşıyıcıları selüloz cinsi maddelerden yapılan filmlerdir.
- kalemli çizici
- (Alm stift plotter, Fr stylo traceur, İng pen plotter) Geniş ve doğru çizimler yapmak için tasarlanmış yazıcı teknolojisi. Farklı renkler için dört ya da daha fazla kalem kullanılabilir. Çizgileri temel alan mimarlık ve mühendislik çizimlerinde kullanılır.
- kalibrasyon
- (Alm kalibrierung, Fr étalonnage, İng calibration) Belirlenmiş koşullar altında, ölçülen büyüklüğün gerçek değeri (referans) ile onu ölçen aletin verdiği netice arasında bağlantı kurma işlemi. / Renk uygunluk ayarı. Monitörde görülen renkler ile baskıda görülen renklerin tonlarının uygunluk arz etmesidir. İyi kalibre edilmemiş bir monitörde gerçek renkler görülmez. Özellikle baskı alanların monitörlerini kalibre etmeleri önemlidir. / Matbaacılıkta, filmdeki nokta değerlerinin bilgisayar ekranındaki nokta değerleriyle aynı olmasıdır. Kalibrasyon filmin ışığa duyarlılık derecesine, pozlama süresine, filmin banyo makinesinden geçiş hızına, banyo eczalarının hazırlanışına ve banyonun sıcaklığına göre değişiklik gösterir. Kalibrasyon ayarları “RIP” yazılımı üzerinde yapılır.
- kalın
- (Alm deutlich, Fr audacieux, İng bold) Bir yazının daha kalın ve koyu renk halidir. Vurgulanması gereken yerleri ya da başlıkları öne çıkarmada kullanılır. Hemen her yazı karakterinin karakter stilinde bold (kalın) seçeneği vardır.
- kalın kenarlı mercek
- (Alm konkave linse, Fr lentille concave, İng concave lens) Kenarları ortasına göre kalın olan, optik eksene paralel (koşut) gelen ışın demetinin ışınlarını gerçek odak olmaksızın ıraksatan ve dışa doğru ayrılarak ilerlemesini sağlayan mercek; ıraksak mercek; ıraksal mercek, konkav mercek, içbükey mercek, çukur mercek, dağıtıcı mercek, negatif mercek. İki yüzü de içbükey veya bir yüzü içbükey diğer yüzü düz olabilir. bkz ıraksak mercek. bkz negatif mercek.
- kalın kristal cam
- (Alm kron glas, Fr verre couronne, İng crown glass) Daire şeklinde ortası kalın olan bu cam, düşük ışık dağılımı ve yüksek sertlik sağlayan bir tür optik camdır. bkz kristal cam.
- kalın mercek
- (Alm dicke linse, Fr lentille épaisse, İng thick lens) Mercek merkezi yerine bütün mesafelerin nodal noktalardan ölçüldüğü ve merceğin kalınlığının dikkate alındığını belirten ve geometrik optikte kullanılan bir terim.
- kalın pastel filtresi
- (İng rough pastels) Adobe Photoshop artistic (sanatsal) filtrelerinin altında bulunur ve toz pastel ile boyanmış havasını vermek için kullanılır (Filter > Artistic > Rough Pastels).
- kaliteli baskıya yakın
- (Alm nahezu buchstaben qualität, Fr qualité proche d'une lettre, İng near letter-quality) Matbaa baskısı niteliğinde yazıcı baskısı.
- kaliteyi korumak
- (Alm qualität halten, Fr garder la qualité, İng keeping quality) Belirli depolama koşullarında saklanan kimyasalların ya da malzemelerin değişmezliği.
- kalotip
- (Alm kalotypie, Fr calotype, İng calotype) İngiliz bilim insanı ve mucit William Henry Fox Talbot'un 1834'te geliştirdiği, modern fotoğrafçılığın temelini oluşturan ilk fotoğrafik görüntü çoğaltma yöntemi olan yarı saydam durumdaki kağıt üzerinde fotoğraf negatifleri elde etme yöntemi; talbotip. Kağıt üzerindeki bir negatif görüntü kullanılarak kontak baskı yoluyla çoğaltma yapılır. Gümüş tuzları ve gallik asitle duyarlı hale getirilen kağıt, fotoğraf makinesinde pozlanır. Kağıt üzerindeki negatif görüntü, şeffaflaştırılır ve kontak baskı yoluyla çoğaltılır.
- kalsiyum florür
- (Alm calcium fluorid, Fr fluorure de calcium, İng calcium fluoride) Değişen ışık dalga boylarına karşı kırılma indisi değişmeyen düzensiz ayrılma özelliği olan kübik yapılı tuz. Kromatik (renkser) sapmaları en üst düzeyde düzelten objektiflerdeki merceklerin üretiminde kullanılır. Yüksek genleşme kaysayısına sahiptir ve nem emicidir. Objektif merceği olarak kullanıldığında hava almayacak biçimde yalıtımlı tasarlanmalı ve objektifin en dışında yer almamalıdır.
- kamaşma
- (Alm fackel, Fr éclater, İng flare) Bir optik dizgedeki yüzeylerden duyar kat (film veya algılayıcı) üzerine yansıyarak görüntüdeki sertliği azaltan ya da görüntünün niteliğini bozan, istenmeyen ışık; parlama. Işığın mercekten geçmek yerine bir miktarının yansımasıyla oluşan etkidir. Özellikle ters ışıkta sorun olur ve çok sayıda mercek içeren objektiflerde daha fazla görülür. Bu durumda karşıtlık azalır, fotoğraf karesinin çeşitli yerlerinde istenmeyen renkler ortaya çıkabilir. Sorun; objektifi oluşturan merceklere üretim aşamasında birkaç kat kaplama yapılarak veya ışığın en öndeki merceğe çarpmasını engellemek için objektif kenarlığı (parasoley/güneşlik/gölgelik) kullanılarak çözülebilir.
- kamera
- (Alm kamera, Fr caméra, İng camera) İngilizcede “fotoğraf makinesi” anlamındadır. Türkçede video kamera/videoteyp anlamında kullanılmaktadır. Film ya da video çekimi yapılan aygıt. Objektif ve gövde olarak iki ana bileşenden oluşur. Kamera, objektiften giren ışığın miktarını ve pozlama süresini denetleyen mekanik ve elektronik sistemlerle birlikte, optik yoluyla ışığa duyarlı yüzey ya da algılayıcı üzerinde görüntü oluşturan bileşenleri ışık sızdırmayan bir kutu (gövde) içinde toplar. Fotoğrafçılıkta, “fotoğraf makinesi”, “digital camera”, dijital (sayısal) olarak çekim özelliğine sahip “sayısal fotoğraf makinesi” demektir. bkz fotoğraf makinesi. bkz video kamera, videoteyp.
- kamera açısı
- (Alm kamera winkel, Fr angle de la caméra, İng camera angle) bkz fotoğraf makinesi açısı.
- kamera hareketi
- (Alm kamera bewegung, Fr mouvement de caméra, İng camera movement) bkz fotoğraf makinesi hareketi.
- kamera konumu
- (Alm kamera positionierung, Fr positionnement de la caméra, İng camera positioning) bkz fotoğraf makinesi konumu.
- kamera küçültmesi
- (Alm kamera verkleinerung, Fr réduction de la caméra, İng camera reduction) bkz fotoğraf makinesi küçültmesi.
- kamera lucida
- (Alm klarer raum, Fr chambre lucide, İng lucid room, Lat > İt camera lucida) Kağıt üzerine resim yapmayı sağlayan, fotoğraf makinesinin ilk taslağı olan alet. bkz aydınlık kutu.
- kamera obskura
- (Alm dunkler raum, Fr pièce sombre, İng dark room, Lat > İt camera obscura) Fotoğraf makinesinin temeli, ilk örneği olan karanlık kutu, karanlık oda. Günümüz fotoğraf makinelerinin atasıdır. En basit şekliyle bir duvarında küçük bir delik bulunan karartılmış bir odadır. Bu delikten geçen ışık ışınları karşı duvarda, dışarıdaki görüntünün baş aşağı gelmiş biçimini oluşturmaktadır. Bu olaya ilk kez MÖ 4. yüzyılda Aristo tarafından değinilmiş, daha sonra geliştirilerek resim yapımında kullanılmıştır. 11. yüzyılda Arap astronomi bilginlerince güneş ve ay tutulmasını izlemek için kullanılmıştır. 16. yüzyılda bu araçlara yakınsak mercekler yerleştirilmiştir. Kamera obskura'ya ışığa karşı duyarlı bir malzeme yerleştirilmesini ilk düşünen kişi 1800'lerde İngiliz kimyager ve deneysel fotoğrafçı Thomas Wedgwood olmuş, Fransız Niepce bunu gerçekleştirmiş ve “ilk fotoğraf”ı 1826'da çekmeyi başarmıştır. bkz karanlık kutu.
- kanal
- (Alm kanal, Fr canal, İng channel) Bilginin farklı ve belirgin bileşenlerinin sıralanması ya da türlere ayrılması. Sayısal görüntülemede, bir görüntü her biri farklı renk (kırmızı, yeşil, mavi, ve gri ölçeği gibi) bilgileri taşıyan kanallardan oluşur.
- kanama
- (Alm überlauf, rand überlauf, Fr débordement, débordement de marge, İng overflow, margin overflow) Yazdırıldığında sayfanın dışına taşan bir fotoğraf veya çizgi. / Destek materyalinin liflerinin içinde yayılmış mürekkep.
- kanat fotoğrafı
- (Alm flügel foto, Fr photographie de l'aile, İng wing photograph) Hava fotoğrafçılığında, çok objektifli bir fotoğraf makinesinin kanat objektifinden veya bir kenardan çekilen fotoğraf.
- kandela
- (Alm candela, Fr bougie, İng candle) Aydınlatma yoğunluğunu (şiddetini) ölçen, ışık şiddeti temel birimi; kandil. 1 kandela, 1/600000 m2 büyüklüğünde siyah cisim (platinyum) yüzeyinin, dik doğrultuda, metrekare başına 101325 N basınç altında, yüzeyli kendi katılaşma sıcaklığında yayınladoğı ışık şiddeti 1 “kandela”dır. Aydınlatma kaynağının parlaklığını ölçen bir birim değildir. SI Birim Sisteminde “kandela”, “yeni mum” olarak bilinir. Kısaltması “cd”dir. bkz kandil.
- kandela gücü
- (Alm candela-leistung, Fr puissance de la bougie, İng candela power) Aydınlatma yoğunluğu (ışık şiddeti) birimidir. SI Birim Sisteminde “kandela” ile değiştirilmiştir.
- kandil
- (Lat candela, Alm candela, Fr bougie, İng candle) “kandela” > kandil; kısaltması “cd”.
- kansitrigensi
- (Alm konstringenz, Fr constringence, İng constringence) Optikte, yansıtan bir malzemenin görülebilen ışıktaki ayırıcı gücünün ölçüsü. bkz Abbe sayısı.
- kapasite
- (Alm kapazität, Fr capacité, İng capacity) Bir aygıtta saklanabilen veri miktarının ölçüsü; sığa. Örneğin bilgisayarlarda sabit diskin kapasitesi megabit (İng megabytes - Mbit) ile ölçülür.
- kapatma
- (Alm abschalten, Fr fermer, İng shutdown) Bilgisayarda, işletim sisteminin tüm açık uygulamaları sonlandırıp verileri diske kaydederek donanım gücünü güvenli bir şekilde kesmesi işlemidir. Bu süreç, açık dosyaları korur, arka plan işlemlerini durdurur ve sistemi bir sonraki açılış için hazırlar. Windows 10/11'de kapatma, çekirdek oturumunu hazırda bekletme dosyasına kaydederek daha hızlı açılmayı sağlayan hibrit bir yapı kullanır.
- kapı dürbünü
- (Alm türfernglas, Fr jumelles de porte, İng door binoculars) Kapılarda, içeriden dışarıyı görme amacıyla yapılmış optik sistem; Judas optiği, kapı gözü. İçerden dışarıya geniş açılı, dışardan içeriye dar ve netsiz görüntü sağlar. Kapı dürbünü, kapının dış tarafındaki alanı ev veya ofis içinden güvenle görmeyi sağlayan, genellikle içbükey mercekler kullanılarak dışarıdan içeri görünümü engelleyen optik veya satısal güvenlik cihazıdır. Kapı üzerine takılan bu küçük ama kritik araç, gelen kişiyi önceden tespit ederek güvenliği artırır. Klasik kapı dürbünleri; metal veya plastik malzemeden üretilen, mercekli, geleneksel modellerdir. Sayısal/video kameralı kapı dürbünleri; kapının dışına takılan bir video kamera ve içerideki ekrandan oluşur. Görüntüyü geniş ve net bir şekilde ekrana yansıtır. Akıllı (Wi-Fi) kapı dürbünleri; hareket algılama ve kayıt özellikleriyle, cep telefonu üzerinden uzaktan izleme imkanı sunar. Genellikle içbükey mercekler kullanılarak dışarıdan içerinin görünmesi engellenir, görüntü geniş açıdan tek bir noktaya odaklanır. Dışarıdan içerinin görünmesini engeller. Özellikle sayısal modeller, ekranı sayesinde gözü yaklaştırmadan görüntüleme imkanı verir. Genellikle 60 mm x 90 mm ölçülerinde olan bu ürünler, standart kapıların çoğuna rahatlıkla monte edilebilir. bkz Judas optiği. bkz kapı gözü.
- kapı gözü
- (Alm türspion, Fr Judas de porte, İng door viewer) Kapılarda, içeriden dışarıyı görme amacıyla yapılmış optik sistem; Judas optiği, kapı dürbünü. İçerden dışarıya geniş açılı, dışardan içeriye dar ve netsiz görüntü sağlar. bkz Judas optiği. bkz kapı dürbünü.
- kaplama
- (Alm beschichtung, Fr revêtement, İng lens coating > coating) bkz objektif kaplaması.
- kaplama alanı
- (Alm abdeck bereich, Fr zone de couverture, İng covering area) Bir objektifin ortaya çıkardığı görüntünün en net bölgesinin çapı. / (Alm fußabdruck, Fr empreinte, İng footprint) Bir optik bileşen üzerinde, düşen ışık demetinin kapladığı alan.
- kaplama gücü
- (Alm deck kraft, Fr pouvoir couvrant, İng covering power) Boya ya da mürekkebin altında kalanı saklama, örtme gücünün ifadesi. / Bir objektifin ortaya çıkardığı görüntünün, fotoğraf makinesinin görüntü alanının uygun olarak oluşturma gücü. Objektifin oluşturduğu görüntünün çapı, görüntü alanının diyagonal (köşegensel) uzunluğundan büyüktür.
- kaplamalı mercek
- (Alm beschichtete optik, Fr optique traitée, İng coated optics) Kırılma yüzeyi tam olarak bir ya da daha fazla çok ince materyal katmanıyla kaplı mercek elemanları. Bu kaymanlar düşen ışığın iletilmesini düzenler, ışığın yansıyarak azalmasını azaltır. akaplamanın bazı türleri, yüzeyi korumak için ya da nemden kaynaklanan buğulanmayı önlemek için kullanılır. Kullanılan kaplama materyalleri, buhar ya da elektroışın yöntemi kullanılarak çökeltilen magnezyum florid, silikon oksit, çinko sülfürdür. bkz kaplı mercek. bkz çoklu kaplamalı.
- kaplı mercek
- (Alm beschichtete linse, Fr lentille enduite, İng coated lens) Merceğin havalı cam yüzeyinin ince transparan film tabaka ile kaplanarak, yansıma ile oluşan ışık kaybının en aza indirilmesi işlemi. Kaplı olmayan merceklerdeki bu yansıma kaybı oranı her havalı cam mercek için yaklaşık % 4 kadardır. bkz kaplamalı mercek.
- kara ışık
- (Alm schwarz licht, Fr lumière noire, İng black light) Görünmeyen morötesi ve kızılötesi ışınım. Tayfın moötesi ve kızılötesi gibi görünmeyen bölgesinden yayılır. Kara ışık, floresan malzemelerin görünür ışık yaymasına neden olur ve karanlıkta fotoğraf çekmeyi sağlar.
- kara nesne
- (Alm schwarzer körper, Fr corps noir, İng black body) Kuramsal olarak bütün dalga boyundaki enerjiyi emen, enerjinin ısı özelliğini ortaya çıkarabilen nesne; siyah cisim. Kara nesne, akkorluğa değin ısıtılınca sürekli bir görünür ışık tayfı verir.
- kara nesne ışınımı
- (Alm schwarz körper strahlung, Fr rayonnement du corps noir, İng black body radiation) Kara nesnenin belirli sıcaklıklarda saldığı ışınım türü.
- karakteristik eğri
- (Alm kenn linie, Fr courbe caractéristique, İng characteristic curve) Işığa karşı duyarlı malzemelerin verimlilik grafiği; duyarlık ölçümü eğrisi. Bu malzemelerin pozlama, yoğunluk, duyarlılık, kontrast gibi konulardaki özelliklerini ortaya koyar. Örneğin bir filmin ışıktan etkilenmesini gösteren eğri türüdür. / Bir görüntünün girdi değerlerini çıktı değerlerine bağlayan eğri. Filmde karakteristik eğri tipik olarak S biçimindedir.
- karalama diski
- (Alm arbeits platte, Fr disque de travail, İng scratch disk) Verinin sanal bellek işlemleri boyunca geçici depo olarak kullanıldığı sabit disk alanı. Bu terim gelelikle Apple Mac kullanıcıları tarafından kullanılır. bkz takas dosyası.
- karanlığa uyum
- (Alm dunkle anpassung, Fr adaptation sombre, İng dark adaptation) İnsan gözünün düşük ışık düzeyine alışma süreci. Bu süreç, göz bebeğinin genişleyerek göze gelen ışık miktarını artırmasıyla gerçekleşir.
- karanlık akım
- (Alm dunkelstrom, dunkler strom, rauschen, Fr courant sombre, courant obscur, bruit, İng dark current, dark stream, noise) Bir ışık kaynağının ışımadığı halde çevrimden geçmekte olan artık akımı. Pikseller, ışık yokluğunda zaman içinde sinyal yükleri toplar; bu yükler pikselden piksele değişebilir. Sonuç karanlık akım veya daha yaygın olarak gürültü olarak bilinir. Sayısal fotoğraf makinelerinde ortaya çıkan bir durumdur. bkz gürültü.
- karanlık alan aydınlatması
- (Alm Dunkel feld beleuchtung, Fr éclairage en champ sombre, İng dark-field illumination) Makroçekim yaparken kullanılan bir aydınlatma. Koyu zemin üzerinde açık, ışıklı alanlar oluşturarak gerçekleşir.
- karanlık alan yoğunlacı
- (Alm dunkel feld kondensor, Fr condenseur à fond noir, İng dark-field condenser) Işığı yoğunlaştırmak için tasarlanmış araç. Dağınık haldeki ışık demeti bu araç içinden geçtikten sonra yakonsak koni biçiminde hareket ederek bir nokta üzerinde toplanır. Mikroskopların temel parçasıdır.
- karanlık gürültü
- (Alm dunkles geräusch, Fr bruit sombre, İng dark noise) Sayısal fotoğraf makinesi algılayıcısındaki karanlık akımın oluşturduğu elektronik etkinlik. bkz karanlık akım.
- karanlık ışığı
- (Alm dunkler strahl, Fr faisceau sombre, İng dark beam) Karanlık odada kullanılmak üzere tasarlanmış ışık kaynağı. Çok az ışık veren bu kaynak karanlık odada okumak için kullanılır. Işığa duyarlı malzemeler için uygun değildir.
- karanlık kutu
- (Lat camera obscura, Alm camera obscura, Fr chambre noire, İng camera obscura) Fotoğraf makinesinin ilk örneği olan ve atası sayılan, çok eskilere uzanan bir türü; karanlık kutu, karanlık oda. Dört tarafı kapalı bir karanlık odanın bir duvarının tam ortasına bir delik açıldığında delikten giren güneş ışığı deliğin tam karşısındaki duvara ulaşır. Böylece deliğin önündeki nesnelerin görüntüsü arka duvarda sağ-sol ve alt-üst ters olarak oluşur. Bu olaya ilk kez MÖ 4. yüzyılda Aristo tarafından değinilmiş, daha sonra geliştirilerek resim yapımında kullanılmıştır. 11. yüzyılda Arap astronomi bilginlerince güneş ve ay tutulmasını izlemek için kullanılmıştır. 16. yüzyılda bu araçlara yakınsak mercekler yerleştirilmiştir. Kamera obskura'ya ışığa karşı duyarlı bir malzeme yerleştirilmesini ilk düşünen kişi 1800'lerde İngiliz fotoğrafçı ve mucit Thomas Wedgwood olmuş, Fransız Niepce bunu gerçekleştirmiş ve ilk "fotoğrafı" 1826'da çekmeyi başarmıştır. bkz kamera obskura. / (Alm dunkle box, Fr boîte sombre, İng dark box) Işığa duyarlı malzemeleri korumak için tasarlanmış kap. İçine ışık girmesini engelleyen bir kapak yoluyla karanlık odada kolaylıkla açıp kapayarak kullanılır.
- karanlık oda
- (Alm dunkler raum, Fr chambre noire, İng dark room) Karanlıkta çalışmak, filmlerin banyo edilmesi ve kart baskısı yapılması için tasarlanmış, elverişli bir biçimde düzenlenmiş, karartılmış, ışık sızdırmayan; gerekli araç ve gereçleri de içeren oda.
- karanlık oda ışığı
- (Alm sicheres licht, Fr lumière sûre, İng safe light) Işığa karşı duyarlı malzemelerle çalışılan karanlık odada bunların ışıktan etkilenerek bozulmalarını önlemek için kullanılan özel ve genellikle kırmızı renkli ışık; güvenli ışık. Işığa duyarlı malzemelerin (örneğin, film veya fotoğraf kağıdı) zarar görmeden işlenebilmesi için kullanılan belirli bir tür aydınlatmayı tanımlar. Güvenli ışık, genellikle belirlenmiş dalga boylarında (örneğin, kırmızı ya da sarı ışık) olup, bu ışık altında çalışmak, fotoğrafik emülsiyonun daha az yanmasını sağlar veya hiç yanmasına neden olmaz. Bu nedenle, geliştiricilerin ve fotoğrafçıların fotolab gibi yerlerde güvenli bir şekilde çalışabilmesi için önemli bir ögedir. Karanlık oda ışığının gerçekten duyarlı malzemeleri etkileyip etkilemediğini saptamak için çalışma yapılan tezgahtan 1 metre kadar yükseğe yerleştirilmiş lambayı görecek bir noktaya bir fotoğraf kağıdı bırakmak ve üzerine bir metal para koymak gerekir. Bir süre sonra kağıt banyo edildiğinde üzerinde paranın izi çıkmamalıdır. bkz güvenli ışık.
- karanlık torba
- (Alm wickel tasche, Fr sac à langer, İng changing bag) Karanlık odanın yakın olmadığı durumlarda, içinde ışığa karşı duyarlı malzemelerin çeşitli işlemlere tabi tutulabileceği, kalın siyah bezden yapılmış torba.
- kararma
- (Alm garnieren, Fr finition, İng tarnishing) Objektif sistemi tarafından oluşturulan görüntünün köşelerindeki renk kaybı. / Bir görüntünün çerçevesi etrafındaki, aydınlatma açısı dar olan ve gerekli açıya sahip olmayan ışık kaynakları nedeniyle gerçekleşen ışık kaybı. / Masaüstü tarayıcıların görüntü keskinliği ve yoğunluğundaki, taranacak alandaki ışık algılayıcılarının alana yetersiz kalmasından kaynaklanan kayıp.
- karartma
- (Alm blackout, Fr black-out, İng blackout) Bilgisayarda çalışırken voltajın (gerilimin) çok kısa bir zaman dilimi içinde sıfıra düşmesi, elektrik gücünün tamamen kaybolması. Bu durum, RAM gibi bilgiyi yeniden kullanmak için elektrik gücüne ihtiyaç duyan sistemlerde bütün verinin yok olmasına neden olur.
- kardinal düzlemleri
- (Alm kardinal ebenen, Fr plans cardinaux, İng cardinal planes) Cisim alanından gelen paralel ışınların mercek sistemi (dizgesi) içinde optik eksen üzerinde ilk yakınsadıkları ve çıkıştan evvel ıraksadıkları noktalarda optik eksene dik olan düzlemler veya Gauss düzlemleri. bkz kardinal noktaları.
- kardinal nokta
- (Alm kardinal punkt, Fr point cardinal, İng cardinal point) bkz asal nokta.
- kardinal noktaları
- (Alm himmels richtungen, Fr points cardinaux, İng cardinal points) Cisim alanından gelen paralel ışınların mercek sistemi (dizgesi) içinde optik eksen üzerinde ilk yakınsadıkları ve çıkıştan evvel ıraksadıkları noktalar.
- kare
- (Alm rahmen, Fr cadre, İng frame) Film ya da bellek, bellek kartı üzerindeki her bir görüntü. Görüntü, gerçekte –kare filmler dışında– dikdörtgenseldir. / Objektiften bakaca aktarılan görüntünün alan sınırı.
- kare hızı
- (Alm bild rate, Fr fréquence d'images, İng frame rate) Film gösteriminde ya da çizgi filmde, saniyede geçen kare ya da tek görüntü sayısı.
- kare sayıcı
- (Alm bild zähler, Fr compteur d'images, İng frame counter) Fotoğraf makinelerinde kaç kare pozlandığını ya da pozlanacağını gösteren kadran.
- kare yakalama fotoğraf makinesi
- (Alm rahmen kamera, Fr caméra cadre, İng frame camera) Kısa sürede, yüksek hızda birbiri peşine fotoğraf çekerek belirli kareleri, yakalamak için tasarlanmış fotoğraf makinesi.
- kare yakalayıcı
- (Alm frame grabber, Fr carte d'acquisition, İng frame grabber) Bir video karesini ya da birbiri ardına gelen kareleri, sayısallaştırarak bilgisayar ortamında kopyalamak, depolamak için tasarlanmış yazılım ve donanım birleşimi.
- karışık renk
- (Alm misch farbe, Fr couleur mélangée, İng mixed color) Tayfın yedi renginden iki ve daha fazla renginin birleşimi olan renk; karıştırılmış renk.
- karışma
- (Alm mischen, Fr mélange, İng mixing) İki ya da daha çok maddenin bir araya gelip birbiri içinde dağılması. Örneğin kimyasalların bileşimi. / İki ya da daha fazla veri kanalının birbiri üstüne bindirilmesi. Sayısal görüntü, müzik ve video düzenlemelerinde olduğu gibi. / Farklı frekanstaki ışıkdemetinin bileşimi.
- karma ortam
- (Alm misch technik, Fr médias mixtes, İng mixed media) Birden çok görsel-işitsel ortamın bir arada kullanıldığı iletişim ortamı.
- karo filtresi
- (İng tiles) Adobe Photoshop stylize (stilize) filtresinin altında bulunur ve görüntüyü karelere böler. Karelerin büyüklüğü ve sayısı diyalog kutusundan belirlenebilir (Filter > Stylize > Tiles).
- karosel
- (Alm karussell, Fr carrousel, İng carousel) Projeksiyon aracında kullanılmak üzere tasarlanmış, tambur şeklinde yuvarlak, 35 mm saydam film taşıyıcısının ticari adı. Üzerindeki kanallara 35 mm çerçeveli saydamlar yerleştirilerek gösterim aygıtına takılarak kullanılır.
- karşılıklılık yasası
- (Alm gegenseitigkeitsgesetz, Fr loi de réciprocité, İng reciprocity law) Bir pozlam sürecinde, ışığa duyarlı malzemnin tepkisibin bütün ışık enerjisine orantılı olması kuralı. Pozlama deengeleme kuralı uygulamada, örneğin 1/1000 s - f2 ve 1 s – f64 gibi iki farklı pozlama değerinin aynı yoğun lukta görüntü sağladığı şeklinde bilinir. bkz Çizelge 2. Eşdeğerlilik Çizelgesi. bkz pozlama dengesi kuralı.
- karşıtlık
- (Alm kontrast, Fr contraste, İng contrast) Bir görüntüdeki en parlak alanla en karanlık bölgenin arasındaki ışık değeri “karşıtlığı” belirler; zıtlık. bkz zıtlık.
- kart
- (Alm postkarte, Fr carte postale, İng postcard) 9 cm x 12 cm boyutlarındaki fotoğraf, kartpostal. / Genellikle dikdörtgen biçiminde ince kartondan yapılmış, A6 (10.5 cm x 14.8 cm) boyutunda, bir yüzü fotoğraflı veya resimli, öbür yüzüne bir şeyler yazılabilen, zarfsız da postalanmaya uygun posta yazışma kartı; kartpostal, posta kartı. bkz kartpostal. / (Alm planke, Fr conseil, İng board) Elektrik ve elektronikte, baskılı devre kartı türü. Video kaydı, grafik işlemi hızlandırma ve iletişim gibi ek özellikleri sağlamak için bilgisayarın kasasına (ana karta) eklenen; işlemcileri, belleği ve öbür bağlantıları içerir. Mac bilgisayarlarda da “kart” adıyla kullanılır. / (Alm karte, Fr carte, İng card) Bir bilgisayarın ana kartına takılabilen basılı devre kartı türü. Bilgisayara; işlemci, bellek, bağlayıcı, video ve grafik işlemleri ya da iletişim sistemleri gibi ek özellikleri eklemek için kullanılır.
- kart baskısı
- (Alm erweiterung, Fr agrandissement, İng enlargement) Genellikle küçük boyutlu olan negatif filmlerdeki görüntüyü, kendilerinden çok daha büyük boyutlu ve pozitif olarak gerçekleştirilen kart baskısı işlemi; agrandisman; büyütme. bkz büyütme.
- kart derecesi
- (Alm kartenbewertung, Fr évaluation de la carte, İng card rating) Fotoğraf kartının kontrastlık derecesidir. 0-1 derece kartlar yumuşak, 2-3 derece kartlar normal, 4 ve üzerindeki kartlar sert kontrastlıdır.
- kart okuyucu
- (Alm kartenleser, flash speicherleser, Fr lecteur de carte, lecteur de mémoire flash, İng card reader, flash memory reader) Taşınabilir bellek (İng flash memory) olarak bilinen bellek kartlarındaki bilgilerin bilgisayar ortamına kolay ve hızlı biçimde aktarılmasını sağlayan elektronik bir alet. Fotoğraf makinelerinin marka ve modellerine bağlı olarak üreticilerce farklı boyut ve sığada bellek kartları üretilmektedir. "Paralel", "USB" ve "Firewire" ile bilgisayara bağlanabilen modelleri olmakla birlikte, Compact Flash, Smart Media, Memory Stick, SD ve MMC kartları okuyabilen çoklu kart okuyucular da mevcuttur.
- kart okuyucu/yazar
- ((Alm kartenleser/-schreiber, Fr lecteur/écrivain de cartes, İng Card Reader/Writer) Sayısal fotoğraf makinesi çıkarılabilir bellek kartından doğrudan bilgisayara –fotoğraf makinesi bilgisayara bağlamak zorunda kalmadan– veri aktarılmasını sağlayan elektronik bir cihaz.
- kartografik film
- (Alm kartografischer film, Fr film cartographique, İng cartographic film) Harita negatif ve/veya pozitif fotoğraf çekimi için kullanılan, boyutsal sabitesi olan bir baskı filmi.
- kartografik fotoğrafçılık
- (Alm kartografische fotografie, Fr photographie cartographique, İng cartographic photography) Fotoğraftan fotogravür, fotolitografi, helyogravür, kalotip gibi ışığa duyarlı yüzeylerde klişeler kullanarak yapılan, birden çok kopya üretmek amacıyla kullanılan baskı yöntemi. bkz fotomekanik.
- karton filtresi
- (İng cutout) Adobe Photoshop artistic (santsal) filtrelerinin altında bulunur ve var olan görüntüyü renkli kartonlardan kesilmiş gibi ayrıntılardan arındırarak kaba bir hale getirir (Filter > Artistic > Cutout).
- kartpostal
- (Alm postkarte, Fr carte postale, İng postcard) 9 cm x 12 cm boyutlarındaki fotoğraf, kartpostal. / Genellikle dikdörtgen biçiminde ince kartondan yapılmış, A6 (10.5 x 14.8 cm) boyutunda, bir yüzü resimli veya fotoğraflı, öbür yüzüne bir şeyler yazılabilen, zarfsız da postalanmaya uygun posta yazışma kartı; kart, posta kartı. bkz kart.
- kartuş
- (Alm die kartusche, Fr cartouche, İng cartridge) Filmin çekilmeden önce ve çekildikten sonra ışık almasını engelleyecek biçimde yapılmış plastik ya da mikadan koruyucu kılıf. Kartuş koruyucu içindeki filmler genellikle minyatür boy fotoğraf makinelerinde kullanılmaktadır.
- kartvizit
- (Alm visiten karte, Fr carte de visite, İng visiting card) Genel olarak sahibinin adı ve soyadı, bağlı bulunduğu kurum, ünvanı ve iletişim bilgilerinin yer aldığı tasarımlardır. Çoğunlukla kartvizit baskıları bristol kartona yapılmaktadır. Kartvizitler için sıklıkla kullanılan ölçüler; eni için 5 – 5.5 cm, boyu için 8-9 cm'dir. / 1852-1854 yıllarında geliştirilen, bir yüzey üzerinde birden çok (6 ya da 8 tane) vesikalık fotoğraf elde etme yöntemi; çoklu vesikalık. Aynı fotoğraf makinesi üzerindeki 6 ya da 8 tane objektifle gerçekleşir. bkz çoklu vesikalık.
- kaset
- (Alm kassette, Fr cassette, İng cassette) Belirli uzunluklarda (24 veya 36 poz ya da istenilen uzunlukta sarılmış), 35 mm’lik filmin ışıktan korunması için içine konduğu, metal ya da plastikten koruyucu kılıflı makara kutu; bkz kartuş. / İçinde, görüntü ve seslerin kaydedildiği, gerektiğinde yeniden kullanılmasını sağlayan bir manyetik şeridin bulunduğu küçük kutu.
- kasıtlı fotoğraf makinesi hareketi
- (Alm absichtliche kamera bewegung, Fr mouvement intentionnel de la caméra, İng Intentional Camera Movement - ICM) İzleyicide duygusal bir tepki yaratmak amacıyla gerçekliği değiştirmeye yönelik bir araç olarak kullanılan kreatif bir fotoğraf tekniği. Fotoğrafçı bilinçli olarak kamerasını veya objektifini hareket ettirerek soyut veya sanatsal görüntüler oluşturmayı amaçlar. ICM, genellikle uzun pozlama süreleri ve düşük ışık koşulları altında kullanılır ve sonuçlar bulanık ve soyut bir görüntü oluşturur. Bu teknik, görsel olarak ilginç ve yaratıcı sonuçlar elde etmek isteyen fotoğrafçılar arasında popülerdir.
- kastanyola
- (Alm reise, Fr voyage, İng trip) Objektif kapağını ya da başka bir aygıtı açma, iki ya da daha fazla aygıtın hareketlerini eşlemek amacıyla kullanılan mekanik, elektronik kılavuz.
- katadioptrik
- (Alm katadioptrisch, Fr catadioptrique, İng catadioptric) Görüntü oluşturmak için ışığın hem yansımasını hem de kırılmasını kullanan optik sistem. Yansıma için ayna, kırılma için mercek kullanılır. Aynaya ek olarak yerleştirilen mercek yoluyla kusurların ortadan kalkması sağlanır.
- katadioptrik objektif
- (Alm katadioptrische linse, katadioptrisches objektiv, Fr lentille catadioptrique, objectif catadioptrique, İng catadioptric lens, catadioptric objective - CAT) Görüntü oluşturmak için içbükey küresel (çukur) aynaların kullanıldığı sistem. bkz aynalı objektif.
- katadioptrik tele objektif
- (Alm katadioptrisches teleobjektiv, Fr téléobjectif catadioptrique, İng catadioptric tele lens) Objektif içindeki ışık, sadece merceklerden kırılarak geçmekle kalmaz, aynalar yardımıyla katlanarak yolunu uzatır. Böylece, optiğin yapısı küçük tutularak odak uzaklığı arttırılmış olur. Bu objektifte diyafram açıklığı sabittir. bkz aynalı tele objektif.
- katı optikler
- (Alm solide optik, Fr optique solide, İng solid optics) Elemanları arasında hiç hava boşluğu bulunmayan objektif tasarımı.
- katkılı yıkama
- (Alm wasch hilfe, Fr produit de lavage, İng wash-aid) Fotoğraf filmi ve baskı kağıtları banyo işleminde, özellikle sabitleme banyosunun eriyiğinden arındırmak amacıyla yapılan yıkama işlemi; katkılı yıkama işlemi. bkz hipo arıtıcı. bkz katkılı yıkama işlemi.
- katkılı yıkama işlemi
- (Alm wasch hilfe, Fr aide au lavage, İng washing-aid) Katkılı yıkama. bkz katkılı yıkama.
- katlama
- (Alm drängen, Fr pousser, İng pushed process, pushing) Fotoğraf filminin hızını ya da kontrastlığını artırmak amacıyla filmin normalden daha fazla geliştirme banyosundan etkilenmesini sağlama. bkz zorlama.
- katlı optikler
- (Alm gefaltete optik, Fr optique pliée, İng folded optics) Işık yolunu optik kat yaparak daha yoğun hale getiren optik sistem. bkz optik kat.
- katmalı
- (Alm zusatzstoff, Fr additif, İng additive) Süreç olarak, ikiden fazla ışık renkleriyle (boya rengi değil) ekleme ya da karıştırma yoluyla renkler elde etme; toplamsal. / Kimyada, tepkimeyi hızlandırmak için bir maddeye başka bir madde ekleme.
- katmalı birincil renkler
- (Alm additive primär farben, Fr couleurs primaires additives, İng additive primary colors) bkz birincil renkler.
- katmalı renk karışımı
- (Alm additive farb mischung, Fr mélange additif de couleurs, İng additive color mixing) Renklerin ışık olarak karışımı; toplamsal renk karışımı, RGB. Birincil renk olarak kabul edilen kırmızı (Red), yeşil (Green) ve mavi (Blue)’nin ışık olarak karışımı. Bu karışım sonunda beyaz renk ortaya çıkar.
- katmalı renkli baskı
- (Alm additiver farb druck, Fr impression couleur additive, İng additive color printing) Saydam ya da negatif renkli filmlerden, renkli fotoğraf kağıdına baskı yapma yöntemi; toplamsal renkli baskı. Bu yöntemde, filtre yoluyla kırmızı, yeşil ve mavi renkleri renkli fotoğraf kağıdına farklı miktarlarda pozlanarak yeni renkler elde edilir.
- katman
- (Alm schicht, Fr couche, İng layer) “Photoshop” gibi grafik, resim ve fotoğraf işleme yazılımlarının bir özelliği. İşlem yapılmak istenen bir görüntünün, üst üste dizilmiş katlardan oluşmasını sağlayarak, her katmanın diğerlerinden bağımsız olarak kendi başına işlem görmesini sağlar. Böylece çok değişken ve tehlikesiz görüntü işlemleri mümkün olur. / Film tabanı üzerine sürülen duyar kat, koruyucu yüzey, astar gibi tabakaların her biri.
- katman efektleri
- (Alm ebenen effekte, Fr effets de calque, İng layer effects) Bir katmana ait olan efektler. Seçilen efekt yalnızca etkin olan katmanı etkiler. Bu özellik efektleri aktif hale getirmede veya devre dışı bırakmada pratiklik de sağlar.
- katman stili menüsü
- (Alm ebenen stil, Fr style de calque, İng layer style) Bu menüde yer alan seçenekler sadece seçili katmana etki eder.
- katman yöntemi
- (Alm ebenen modus, Fr mode calque, İng layer mode) Çok katmanlı bir görüntüde, bir katmanın altındaki katmanla uyumu ya da etkileşimine karar veren görüntü üzenlemesi ya da geliştirme tekniği.
- katmanlar
- (Alm schichten, Fr couches, İng layers) Vektörel ve piksel tabanlı görsel yazılımların, çizimlerin ya da resimlerin birbirlerine karışmalarını önlemek için sunduğu sistem.
- katmerli
- (Alm multiplex, Fr multiplex, İng multiplex) İki ya da daha fazla sinyal ya da veri türünü aktarmak amacıyla birleştirme. <saydam gösterisi için görüntüleri ya da kayıtları birleştirme gibi.
- katoptrik
- (Alm katoptrisch , Fr catoptrique, İng catoptric) Işığı sadece yansıma yüzeyleri kullanarak yönlendiren ya da odaklayan sistem. Katodiyoptri ile karıştırılmalıdır. bkz aynalı objektif. bkz diyoptri.
- katot
- (Alm kathode, Fr cathode, İng cathode) Sıvı ve gazlar üzerinden akım akıtılan düzenlerde negatif yüklü olan ve elektron üreten elektrot.
- katot ışını tüpü
- (Alm kathod enstrahlröhre, Fr tube cathodique, İng cathode-ray tube - CRT) bkz CRT.
- kavrama gücü
- (Alm auflösungs vermögen, Fr pouvoir de résolution, İng resolving power) Gözün, objektiflerin ya da ışığa karşı duyarlı yüzeylerin görüntü üzerindeki ince ayrıntıları algılama gücü. Fotoğrafçılıkta sonuçsal görüntü hem objektifin hem de duyar katın kavrama gücü ile yakından ilgilidir. Kavrama gücü bir anlamda, her milimetreye düşen çizgi sayısı ile ifade edilir. Değer ne kadar yüksekse çözünürlük de o kadar iyidir. Yavaş filmler, genelde gızlı filmlerden daha yüksek çözünürlüğe sahiptir.
- kavramsal sanat
- (Alm konzept kunst, Fr art conceptuel, İng conceptual art) Kavramsal sanat, sanatta nesnelerin betimlenmesinin ötesine geçerek, ifade edilmek istenen düşüncenin veya fikrin ana unsur haline geldiği bir akımdır. Bu akımda, eserin fiziksel formu kadar, onun taşıdığı fikirler ve kavramlar önemlidir. Kavramsal sanatın adı da, sanatçının işlediği kavramları vurgulayan üsluplarından gelir. Kavramsal Sanat, özellikle fotoğrafı kullanarak, sanatın sınırlarını genişleten ilk postmodern fotoğraf akımlarından biri olarak görülür. Bu akımda, fotoğraf sadece bir görsel araç olmaktan çıkıp, fikirlerin ve kavramların iletişiminde merkezi bir rol oynamaya başlar. Fotoğraf, bu akımda, nesnelerin ve sahnelerin sadık bir temsilinden ziyade, daha soyut ve düşünsel mesajları aktarmanın bir yolu olarak kullanılır.
- kavs-i kuzah
- (Alm regenbogen, Fr arc-en-ciel, İng rainbow) Gökkuşağı, Güneş ışığının yağmur damlalarında yansıma sonucu yer değiştirmesi ve kırılma sonucu dağılmasıyla meydana gelen, ışın tayfı renklerini bir yay şeklinde açığa çıkaran meteorolojik/optik bir olgu; gökkuşağı. Gözlemci, Güneş'i arkasına aldığında, her bir yağmur damlasında iki kırılma ve bir içsel yansıma sonucu meydana gelen birincil gökkuşağını gözlemleyebilir. Ekseni Güneş yönünün tersinde ve merkez açısı 42° olacak şekilde tepesi gözlemcinin gözünde bir koni tasavvur edilir. Bu durumda birincil gökkuşağı, koni yüzeyinde yatan her bir yağmur damlasında ışının yönünden sapmasıyla oluşur. Güneş ışığının yağmur damlasında kırılması esnasında ortaya çıkan ışın tayfı renklerinden mavi ve mor ışınlar kırmızıya göre daha çok kırıldığı için yayın alt kısmında, kırmızı ışınlar ise daha az kırıldığı için yayın üst kısmında yer alır. Gözlemci yer değiştirdikçe gökkuşağının konumu da değişecektir. bkz gökkuşağı.
- kayar nokta
- (Alm fest zelt, Fr chapiteau, İng marquee) Görüntü yönlendirme ve grafik yazılımlarda kullanılan seçme donanımı.
- kayar noktalı çerçeve
- (Alm marschierende ameisen, Fr fourmis en marche, İng marching ants) Grafik kullanıcıların, seçilen alan sınırlarını daha kolay görmesini sağlamak için ara birim donanımı. Sabit düz çizgi kullanmak yerine, hareketli olan siyah ve beyaz tirelerle sınırlanır.
- kaydetme
- (Alm anmeldung, Fr inscription, İng registration) Bir yazılım uygulamasının ya da internet servisinin kullanımlarına kaydolmak ve gereken koşulları kabul etmek. Kaydedilen kullanıcıların, kayıtlı olmayanlara göre yapabildikleri farklı olur.
- kaydırma
- (Alm scrollen, Fr défilement, rouleau, İng scrolling) Monitör ekranında tümü bir seferde görüntülenemeyecek kadar büyük olan belge ya da görüntünün çevresinde hareket etme işlemi. / (Alm schicht, Fr changement, İng shift) Fotoğraf makinelerinde, objektif ya da film yüzeyinin durumuna göre dikey ve yatay eksende yapılan hreket. / (Alm verfolgung, Fr suivi, İng tracking) Bir araç üzerine yerleştirilen fotoğraf makinesinin veya kameranın sağa, sola, yukarı, aşağı çeşitli yönlere hareket etmesi. / Dizgi ya da masaüstü yayıncılığında, bir metindeki bütün karakterler arasındaki boşlukları eşitleme; aralama. Geniş kaydırma yapma karakterler arasındaki boşluğu genişletir; dar kaydırma yapma ise karakterler arasındaki boşluğu sıkıştırır. Çift arası ile karıştırılır.
- kayıplı
- (Alm verlustbehaftet, Fr avec perte, İng lossy) Sayısal bir görüntü dosyasının detaylarını azaltabilen bir veri sıkıştırma tekniği. Çoğu video sıkıştırma tekniği kayıplı sıkıştırma kullanır. bkz kayıplı sıkıştırma. bkz kayıplı veri sıkıştırma. bkz kayıpsız sıkıştırma. bkz kayıpsız veri sıkıştırma.
- kayıplı ortam
- (Alm schickes medium, Fr fille moyenne, İng lassy medium) İçinden geçen radyasyonu çeken ya da dağıtan her madde.
- kayıplı sıkıştırma
- (Alm verlustbehaftete komprimierung, Fr compression avec perte, İng lossy compression) Sayısal dosyanın hem boyutunu küçülten hem de bilgi ya da veri kaybettiren sayısal işlem ya da algoritma.
- kayıplı veri sıkıştırma
- (Alm verlustbehaftete daten komprimierung, Fr compression des données avec perte, İng lossy compression, lossy data compression) JPEG (jpeg) dosyalarında olduğu gibi bilginin kaybolduğu ve geri alınamadığı, kimi zaman görüntünün kalitesini etkileyen sıkıştırma biçimi; kayıplı sıkıştırma, “kayıpsız veri sıkıştırma”nın karşıtı.
- kayıpsız sıkıştırma
- (Alm verlustfreie komprimierung, Fr compression sans perte, İng lossless compression) Sıkıştırmayı sağlamak için görüntü veri detaylarını kaldırmayan veri sıkıştırma tekniklerini ifade eden bir terimdir. Bu yöntem, genellikle dosya boyutunu azaltma açısından kayıplı yöntemlere göre daha az etkilidir, çünkü orijinal görüntünün tamamı korunur. bkz kayıplı.
- kayıpsız veri sıkıştırma
- (Alm verlustfreie daten komprimierung, Fr compression de données sans perte, İng lossless compression, lossless data compression) Görseli kaydederken hiçbir verinin kaybedilmediği sıkıştırma biçimi; kayıpsız sıkıştırma, “kayıplı veri sıkıştırma”nın karşıtı.
- kayıt hatası
- (Alm registrierungs fehler, Fr erreur d'enregistrement, İng registration error) Moiré veya merdiven etkisi gibi görüntüleme ve çevirme hatalarından kaynaklanan ve konuya uygun olmayan görüntü ögeleri. Kayıt hataları çoğunlukla, uygun olmayan görüntü işlemleri ve aşırı sıkıştırmalardan oluşurlar.
- kaynak
- (Alm ressource, Fr ressource, İng resource) Bir bilgisayarda sistemin ulaştığı –CPU, bellek, sabit disk ya da simgeler, iletişim kutuları, kullanıcı ayarları, dosyalar gibi– bileşenler.
- kazanç
- (Alm gewinnen, Fr gagner, İng gain) Bir sinyal herhangi bir devreyi ya da maddeyi çapraz olarak geçince ortaya çıkan sinyalin gücü ve şiddetindeki artış. Herhangi bir elektronik sistemin giriş sinyali ile çıkış sinyali arasındaki ilişkiyi ifade eder. Daha yüksek kazanç seviyeleri sinyali güçlendirir, bu da daha yüksek parlaklık ve kontrast seviyelerine yol açar. Daha düşük kazanç seviyeleri görüntüyü karartabilir ve kontrastı yumuşatacaktır. Etkili olarak, kazanç ayarı CCD veya CMOS algılayıcısının ışığa duyarlılığını etkiler. Sayısal fotoğraf makinesinde bu kavram, gümüş-haloid filmlerin ISO veya ASA derecelerine benzer. / Bir foto dedektörünün içindeki her bir foton başına ortaya çıkan elektron yarık çifti.
- kazıma
- (Alm kratzen, Fr gratter, İng scrape) İki film parçasını birbirine yapıştırarak eklemek için film yüzeyi üzerindeki duyar katı kazıyıcı yardımıyla sıyırma.
- kazıyıcı
- (Alm schaber, Fr grattoir, İng scraper) Film duyar katını kazımak için kullanılan araç.
- kb
- (Alm kilobyte, Fr kilooctet, kilobyte, İng kilobyte) “kilobyte” kelimelerinin kısaltılmış biçimidir (1 kb=1024 byte).
- KDM
- (İng Key Delivery Message (KDM) Şifreli bir Dijital Sinema Paketi (DCP)'nin belirli bir projeksiyonda, belirli bir zaman aralığında oynatılmasına izin veren, yapımcı tarafından oluşturulan sayısal anahtar kodudur. İçerik güvenliğini (DRM) sağlar; sadece yetkilendirilmiş sinema sunucularının filmi çözüp göstermesine olanak tanır. DCP formatındaki filmlerin izinsiz gösterilmesini engeller. Filmin sadece belirli tarihler (örneğin sinema salonunun programına göre belirlenmiş tarih 10-17 Nisan arası) aralığında oynamasını sağlar. KDM, sadece filmin gönderildiği sinema salonundaki sunucu (server) ile eşleşecek şekilde oluşturulur. Şifrelenmiş içeriği çözmek için gerekli şifre çözme anahtarını içerir.
- kedi gözü
- (Alm retroreflektierend, katzen auge, Fr rétroréfléchissant, oeil de chat, İng retroreflective, cat’s eye) Karayolu işaretlemesinde kullanılan, araç farlarından gelen ışığı geldiği yöne geri yansıtarak gece sürüşlerinde yol güvenliğini artıran, retroreflektif (geri yansıtmalı) özellikli, genellikle yol kenarlarına veya üzerine yerleştirilen küçük güvenlik butonları biçiminde; özel bir yansıtıcı; retroreflektör. Üzerlerine gelen ışığı aynı yöne yansıtırlar. Genellikle küçük silindirlerdir. Çoğu zaman nesnelerin varlığını işaret ederler veya sürücüyü yoldaki viraj gibi bir tehlikeye karşı uyarırlar. Kenarları birbirine dik, üç yüzeyin oluşturduğu bir fincandır. Fincanın ağzı kırmızı bir cam kapakla sımsıkı kapatılmıştır. Kap içindeki üç yansıtıcı yüzey, üzerine yönelen bir ışını üç yüzeyde birbiri ardınca yansıtarak kaynak, yansıtıcının tam karşısında olsun ya da olmasın ters yönde geriye yollama özelliğine sahiptir. Yansıyan ışın demetinin sürücünün gözüne ulaşması için gereli toplama işlemi, kabı örten cama hafifçe dışbükey eğrilik verilerek sağlanır. Kedi gözünü 1934’te İngiliz mucit Percy Shaw icat etmiştir.
- Kell katsayısı
- (Alm Kell-faktor, Fr facteur Kell, İng Kell factor) Birleşik tarama sisteminin etkili çözünürlüğünün ölçümü. Örneklenmiş bir görüntü sinyalinin bant genişliğini sınırlamak için kullanılan bir parametredir ve görüntü farklı bir ekran cihazında görüntülenirken vuruş frekansı desenlerinin ortaya çıkmasını önlemek için kullanılır. Etkili çözünürlük, her zaman tarama çizgilerinden daha azdır. Televizyon yayınları için katsayı, Radio Corporation of America (RCA) mühendisi ABDli Raymond Davis Kell'in 1948'deki çalışmalarına dayanarak tarama sıklığı % 70'i olarak alınır.
- kelvin (K)
- (Alm Kelvin, Fr Kelvin, İng Kelvin) Termodinamik sıcaklığın, bilim adamı İskoçyalı mühendis ve fizikçi Lord William Thomson Kelvin tarafından belirlenen standart birimi. Fotoğrafta ışığın renk sıcaklığını ölçmekte kullanılan birimdir. Mutlak sıfırı tanımlayan Kelvin'in adıyla anılır. Kelvin eşelinde K'nin sağ üstüne derece işareti konmaz. Özellikle renkli negatif ve saydam filmlerin asıl renklerine sadık kalması için çok önemli olan renk sıcaklığı, 2000 K'den 15000 K'ye kadar değişebilir. Gün ışığının renk sıcaklığı 5500 K'dir. Kelvin'in Sangrat (Celsisus) 'a dönüştürülmesi “ T (°C)= T (K) - 273.15 ”.
- kelvinmetre
- (Alm kolorimeter, Fr colorimètre, İng colorimeter) Renk sıcaklığı ölçme aleti, kolorimetre.
- kenar
- (Alm rand, Fr bord, İng edge) Filmlerin, genellikle ferforeli (delikli) iki yanı.
- kenar açılması
- (Alm rüschen, Fr frivole, İng frilling) Köşeler boyunca fotografik altlıktan emülsiyonun ayrılması.
- kenar alanı
- (Alm Randraum, Fr espace de bord, İng edge space) Fotoğraf filmi kenarında film karesi dışında kalan duyarlı yer.
- kenar belirleme filtresi
- (İng find edges) Adobe Photoshop stylize (stilize) filtresinin altında bulunur ve bir görüntününkenar çizgilerini belirlemek için kullanılır (Filter > Stylize > Find Edges).
- kenar keskinleştirme
- (Alm kantenschärfen, Fr affûtage des bords, İng edge sharpening) Sayısal görüntüde kenarları daha kolay görünür yapma işlevi, bu şekilde görünme keskinleşir. Görüntünün sınırlarında keskinleştirici filtre kullanılarak yapılır.
- kenar netleştirme filtresi
- (İng sharpen edges) Adobe Photoshop sharpen (netleştirme) filtresinin altında bulunur ve alanlarının birbiriyle buluştuğu noktalrı netleşmede kullanılır (Filter > Sharpen > Sharpen Edges).
- kenar numarası
- (Alm kantenzahlen, Fr numéros de bord, İng edge numbers) Üretim aşamasında filmin ferforeli kenarına pozlanan, kare numaraları ve filmle ilgili bilgiler. Bunların ton ve keskinliğine bakılarak film banyo işlemi değerlendirilir.
- kendi pozitif
- (Alm autopositiv, Fr autopositif, İng autopositive) Pozitif görüntü veren filmler ya da fotoğraf kağıtları. Bu fotoğraf malzemelerinde, ara negatif kullanmadan, özel banyo süreçleriyle dpğrudan pozitif görüntü elde edilir.
- kepenk
- (Alm scheunentor, fensterladen, Fr porte de grange, volet, İng barn door, shutter) Yapay ışık kaynaklarının üzerinde maskeleme elemanı olarak, ışın demetinin yayılma yönünü ve genişliğini düzenleyen hareketli kapakçıklar.
- kepenk kanatları
- (Alm scheunentore, Fr portes de grange, İng barn doors) Flaşlarda ışığın saçılmasını önleyen kanatlar. bkz kepenk.
- Kepler teleskobu
- (Alm Kepler-teleskop, Fr télescope Kepler, İng Kepler telescope) Sabit pozitif ön mercek ve bir odaklama merceği kullanarak tasarlanan optik sistem.
- Kerr etkisi
- (Alm Kerr-effekt, Fr effet Kerr, İng Kerr effect) Elektrik alanı ile ışık yayılma özelliğindeki değişiklik. Bir malzemenin kırılma indisi, elektrik alanına bağlı olarak değişir.
- Kerr hücresi
- (Alm Kerr-zelle, Fr cellule de Kerr, İng Kerr cell) Saniyenin milyarda birine kadar sürede pozlama sağlayan örtücü sistemi; elektronik örtücü. Kerr etkisine göre çalışır.
- kerteleme eğrisi
- (Alm gradation, Fr gradation, İng gradation) Bir görüntüde bulunan renk değerlerinin grafik olarak ifadesi; gradasyon, gri tonlaması. Fotoğrafta bulunan toplam aydınlık ve karanlık değerleri ile, kendi renk değeri gradasyon eğrileri ile gösterilen kırmızı, yeşil ve mavi (RGB) paylarını yansıtır. Görüntü işlemlerinde, 45° eğilim gösteren bir doğru göründüğünde, renk değerleri değiştirilmemiştir. Bu doğrunun üstünde bulunan kısımlarda renk değerleri arttırılmış, altında bulunan kısımlarda ise düşürülmüştür.
- kesafet
- (Alm dichte, Fr densité, İng density) bkz yoğunluk.
- kesikli tayf
- (Alm diskretes spektrum, Fr spectre discret, İng discrete spectrum) Tayfı oluşturan renklerin birbirinden keskin bir şekilde ayrılması, aralarında boşluk olması durumu.
- kesintiler
- (Alm unterbricht, Fr interrompt, İng interrupts) Bilgisayarlarda, merkez işlemciye yeni veri yüklerken ya da bellek kümelerinin içeriği karıştırılırken, durmasını söylemek için gönderilen sinyal.
- kesintisiz dalga lazeri
- (Alm dauerstrich laser, Fr laser à onde continue, İng continuous-wave laser) Sürekli bir ışını, basit patlamalı ya da dalgalı bir güçten çok sabit güçte yayan lazer türü.
- kesintisiz tayf
- (Alm kontinuierliches spektrum, Fr spectre continu, İng continuous spectrum) Güneş ya da aydınlatma kaynağının verdiği beyaz ışığın, bir prizmadan geçirildiğinde ışığı oluşturan renklerin ayrışması durumu. Renkler birbirinden, çizgisel bir sınır olmadan ayrılır. Kesintisiz tayf yedi renkten oluşur.
- kesintisiz ton
- (Alm conton, Fr contone, İng contone) Sürekli ton üretimi sağlayan sistem. Üretim, baskı ve gösterim sistemi olabilir.
- kesintisiz tonlu görüntü
- (Alm halb ton bild, Fr image en ton continu, İng continuous tone image) Görüntüyü oluşturan maddeler yardımıyla düşük yoğunluklardan yüksek yoğunluklara kadar pürüzsüz, kesintisiz geçişlere imkan sağlayan kayıt. Boya, gümüş ya da öbür maddeler kullanılarak yapılabilir. bkz sayısal görüntü. bkz yarım ton.
- kesişen aynalar
- (Alm sich kreuzende spiegel, sich schneidende ebene spiegel, Fr miroirs sécants, miroirs plans sécants, İng intersecting mirrors, intersecting plane mirrors) Yansıtıcı yüzleri arasında belli bir açı olacak biçimde yerleştirilmiş aynalar; kesişen düzlem aynalar. Kesişen aynalar arasındaki açı ise bu aynalarda oluşan sanal görüntü sayısı (n), n=(360/)-1 kadardır. Bu denel bir sonuçtur. Kesişen düzlem aynaların görüntülerinin tümü simetri nedeniyle merkezi aynaların eksenlerinin kesişme noktasını olan ve gerçek cismin bulunduğu noktanın bu noktaya olan uzaklığını yarıçap kabul eden çevrel çemberin üzerindedir. Örneğin aynalar arasındaki açı 90° ise n=(360/90)-1 → n=4-1 → n=3 sanal görüntü oluşur. Eğer aynalar birbirine paralel (=0°) ise görüntü sayısı sonsuz olur. bkz paralel aynalar.
- keskinlik
- (Alm klarheit, Fr netteté, İng sharpness) Fotoğrafik bir görüntünün netliğinin nesnel yani fiziksel ölçüsü; akütans. Görüntüyü oluşturan yoğunluk bölgelerindeki sınırların eğim açısının darlığı görüntünün keskinlik derecesini belirler. Bu açı büyüdükçe görüntü keskinliği kaybolur. / (Alm schärfe, Fr acuité, İng acutance) Görüntüdeki bitişik nesnelerin sınırlarının belirginliğiyle ilişkili olan öznel görüntü niteliği. Keskinliğin nesnel ölçümü ise akütans yoluyla yapılır. bkz akütans. bkz görüntü keskinliği.
- keskinlik etkisi
- (Alm Nachbarschafts effekte, Fr effets de proximité, İng adjaceny effects) Bir fotoğraf karesinin, karanlık ve ışıklı alanlarının sınır bölgesindeki gümüş tuzlarının abartılı bir şekilde gelişmesi sonucunda ortaya çıkan etki. Gümüş tuzlarının karanlık ve ışıklı alana göre yoğunluk farkı, keskinlik etkisiyle ortaya çıkar. Bu etki sayısal fotoğrafçılıkta, keskinlik filtresiyle ortadan kalkar.
- kesme
- (Alm zuschneiden, Fr recadrage, İng cropping) Bir fotoğrafın belli bir kısmını fotoğrafın geri kalanından “kesip” almak; “krop”, “kroplama”. Genellikle fotoğrafın istenmeyen bölümlerini çıkarmak ya da belli bir bölgeye dikkati çekmek için kullanılır.
- kesme çarpanı
- (Alm brennweitenvergrößerung, Fr loupe à distance focale, İng focal length magnifier) 35 mm'den (tam kare algılayıcı) daha ufak algılayıcıların görüntüyü büyütme oranı. Örneğin Nikon D7100 ile D600 ile aynı noktadan aynı objektiften yapılan çekimlerde, D7100'deki algılayıcı görüntüyü D800'e göre 1.5 kat daha fazla büyütür. İki gövdede de 300 mm objektif kullanırsanız D7100'deki görüntü “sanki” 450 mm objektif kullanıyormuş gibi görünür, dolayısıyla D7100'den daha fazla detay alırken aynı zamanda görüş açısı da daralır (450 mm - 300 mm farkı yüzünden). Kesme çarpanı objektifin özelliklerini değiştirmez, sadece ufak algılayıcı yüzünden objektifte oluşan görüntünün daha ufak bir kısmının görülmesini sağlar.
- kestirim
- (Alm schätzen, Fr estimation, İng estimate, estimation) Bilinmeyen bir değer için yapılan çıkarsama veya tahmin. Genellikle istatistikte veya bilimsel çalışmalarda, verileri analiz ederek bir değer veya durumu tahmin etmek için kullanılır. bkz içten kestirim. bkz dıştan kestirim.
- kestirme dalga boyları
- (Alm grenzwellenlängen, Fr longueurs d'onde de coupure, İng cutoff wavelengths) Renkli filtrelerde, filtreden geçişin % 5'in altına düştüğü dalga boyları. / Fiber optiklerde, ışığın fiber aracılığıyla yansıtılmadığı dalga boyu.
- kesyap
- (Alm ausschneiden und einfügen, Fr couper et coller, İng cut and paste) (kes-yapıştır > kesyap) Daha öncesinde var olan fotoğraflardan parçalar alınarak yeni bir fotoğraf üretilmesi işlemi, kesyap. / Birden fazla fotoğrafın bir yüzey üzerine yeni bir kompozisyon oluşturacak şekilde yapıştırılmasıyla elde edilen bir tür fotoğraf sanatı tekniği; kesyap, kolaj. bkz kolaj. bkz brikolaj. bkz popart.
- kg
- (Alm kilogramm, Fr kilogramme, İng kilogram > kg) SI Birim Sisteminde kütle ölçüsü birimi “kilogram”ın kısaltması.
- kHz
- (Alm kilohertz, Fr kilohertz, İng kilohertz > kHz) “1 titreşim/1 saniye” devirli bir olayın frekansına eşit frekans birimi olan Hertz > “Hz”in 1000 katına eşit olan frekans birimi (kiloHertz > kHz). bkz Hz.
- kiç
- (Alm kitsch, Fr kitsch, İng kitsch) “Bayağı ve kaba”, “dejenere/yoz ve aşağılayıcı basit tat” anlamındaki sözcük; “kötü, ucuz, basit, kalitesiz, bağımlı” sanat ürünleri için kullanılır. Sanat değeri olmayan ancak sanat eseri gibi pazarlanan, sözde sanat eseri, değersiz eser, bayağı ve kaba şey, zevksizlik", “kolayca pazarlanabilen, ucuz şeyler”, “daha çok dekoratif anlamda, gösterişli ve zevkten yoksun olan nesneler ve fotoğraflar” için de kullanılır.
- kılavuz
- (Alm führung, Fr guide, İng leader) Asıl filmin başında ve sonunda yer alan pay. Filmin fotoğraf makinesi, video kamera, gösterme aygıtı, basma aygıtı gibi farklı aygıtlara takılıp çıkarılmasını kolaylaştırır ve asıl filmin etkilenmesini engeller. Asıl film parçası gelene kadar makaraya dolanır.
- kılavuz fotoğraf makinesi
- (Alm sucherkamera, Fr caméra de recherche, İng finder camera, guiding camera) Haritacılıkta hava fotoğrafı çekiminde, ana fotoğraf makinesine optik eksenleri paralel olarak bağlanan, büyültmesi küçük, açısal alanı büyük olan ve yöneltmede kolaylık sağlayan yardımcı bir fotoğraf makinesi.
- kılavuz sayılar
- (Alm leitzahlen, Fr nombres guides, İng guide numbers - GN) Flaş kullanılarak çekilen fotoğraflarda doğru pozlamanın yapılabilmesi için kullanılan ve her flaşın ayrı ayrı sahip oldukları bir değer; kılavuz değer. / Flaşların gücünü belirmek için kullanılan bir sayıdır. Kullanma kılavuzlarında bu değer “GN” olarak bulunur ve bu sayılar genelde “feet” cinsinden verilir. Bu sayı genelde bir ISO değeriyle beraber verilir (örneğin “ISO200'de 43”). Bu sayı çekilecek objeye olan mesafeye bölünürse kullanılması gereken diyafram değeri bulunur. Örneğin ISO100'de GN değeri 43 ise (feet cinsinden) ve çekilecek kişiyle fotoğraf makinesi arasındaki uzaklık 4 metre ise kullanılması gereken f değeri (43 ft/3.28 m/ft)/4 m = 3.2 çıkar, yani objektifte f3.2 kullanılması gerekir. Burada 3.28; m/ft olarak dönüşüm çarpanıdır.
- kılıf
- (Alm jacke, Abdeckung, Fr veste, couverture, İng jacket, cover) Film ve disketlerde, koruyucu kapak ya da kaplama. / Sesli çekim yapılırken, kameradan gelecek gürültüyü azaltmak amacıyla kameranın etrafına sarılan ses yalıtım malzemesi.
- kılık
- (halk ağzı, -Denizli; Yumrutaş *Acıpayam, Narlıdere-Denizli; Bağarası *Söke-Aydın;-Çorum; Emirler *Mersin-Mersin; Pisi, Çöğmen, Şerefler-Muğla yöresi) Fotoğraf. bkz gılık.
- kilo
- (Alm kilo, Fr kilo, İng kilo) Bir birimin 1x103 (bin) katı anlamında bir önek (1000 g = 1 kg, 1000 m = 1 km, 1000 Hz = 1 kHz). / Halk ağzında, galat-ı meşhur (yaygın yanlış kullanım) olarak kilogram (kg) yerine kullanılır.
- kilobayt
- (Alm kilobyte, Fr kilooctet, İng kilobyte) 1024 (yaklaşık bin) bayttan oluşan bilgisayar, disk alanı veya belge boyutu değeri. Simgesi kb. Bir görüntü dosyasının boyutunu ifade etmek için kullanılır. Bu, dosyanın içerdiği bilgi veya görüntü verisi miktarıyla ilgilidir. Yaygın yanlış olarak KB biçiminde kullanılması SI birim sistemi yazım kuralları aykırıdır.
- kilovat
- (Alm kilowatt, Fr kilowatt, İng kilowatt) 1000 watt'a eşit elektrik gücü birimi (1000 W=1 kilowatt). Türkçede kilovat okunmakla birlikte SI Birimler Sistemi yazım kuralları gereği kısaltması “kW”dir (1000 W=1 kW).
- kimyasal
- (Alm chemisch, Fr chimique, İng chemical) Kimyasal madde. / Kimya ile ilgili, kimyevi.
- kimyasal banyo
- (Alm chemisches bad, Fr bain chimique, İng chemical bath) Fotoğraf film ya da kağıtlarda oluşturulan gizli görüntüyü görülebilir kılmak, geliştirme banyosunun kimyasal işleminin sona ermesini sağlamak ve ışık görmemiş olan gümüş bromür zerreciklerini kendi içine alarak filmin saydamlaşmasını ve ışıktan etkilenme özelliğini yok etmek ve benzeri daha bir çok işlemi yapmak için kullanılan çeşitli kimyasal bileşimler.
- kimyasal bileşim
- (Alm chemische zusammensetzung, Fr composition chimique, İng chemical compositon) Herhangi bir maddenin içerdiği kimyasal madde türleri.
- kimyasal etkinlik
- (Alm chemische reaktivität, Fr réactivité chimique, İng chemical reactivity) İki ya da daha fazla kimyasal mddenin tepkimelerinden farklı bir ya da daha fazla ürün verme eğilimi.
- kimyasal görüntü
- (Alm chemisches bild, Fr image chimique, İng chemical image) Optik yoluyla gelen görüntünün ışığa duyarlı kimyasal maddeyle kaplı yüzeylerde oluşturduğu görüntü türü. Açığa çıkması için ayrıca kimyasal işlemden geçmesi gerekir.
- kimyasal kararma
- (Alm chemisches ausbleichen, Fr décoloration chimique, İng chemical fade) Kimyasal işlemler yoluyla görüntüyü karartma işi.
- kimyasal madde
- (Alm chemische substanz, Fr substance chimique, İng chemical substance) Belirli bir homojen (tektürel) bileşimi olan ve mekanik yollarla ayrılamayan maddelerin genel adı.
- kimyasal netleme
- (Alm chemischer schwerpunkt, Fr foyer chimique, İng chemical focus) Bir optik sistemde aktinik etkileşim yoluyla oluşan netlik noktası; aktinik netleme. bkz aktinik netleme.
- kimyasal sislenme
- (Alm chemischer nebel, Fr brouillard chimique, İng chemical fog) Fotoğraf filmi ya da kağıtlarının tümü üzerinde oluşan ve görüntü kalitesini olumsuz yönde etkileyen yoğunluktur. Filmin gereğinden fazla geliştirici banyoda tutulması sonucu, ışık görmemiş olan gümüş tuzlarının film üzerine yapışmasından kaynaklanır.
- kimyasal süreç
- (Alm chemischer prozess, Fr processus chimique, İng chemical process) Kimyasal tepkimelerin olduğu işlem.
- kinetik
- (Alm kinetisch, Fr cinétique, İng kinetic) Hareketi, ona neden olan ve o hareketten doğan kuvvetleri de göz önüne alarak inceleyen bilim dalı. Kinematik büyüklüklere (konum, yerdeğiştirme, hız, ivme, zaman, yol, yörünge) ek olarak parçacığın kinetik incelemesinde kuvvet, kütle, katı cisimin kinetik incelenmesinde kuvvet, moment ve kütle eylemsizlik momenti bağıntılar içerisinde yer alır.
- kinetik enerji
- (Alm kinetische energie, Fr énergie cinétique, İng kinetic energy) Bir cismin hareketini sağlayan veya hareket eden cisimlerde bulunan enerji.
- kinetograf
- (Alm Kinetograph, Fr kinétographe, İng kinetograph) Kinetoskop cihazında oynatılan roll filmin çekimi için Edison ve ekibi tarafından tasarlanan fotoğraf makinesi. bkz kinetoskop.
- kinetoskop
- (Alm kinetoskop, Fr kinetoskop, İng kinetoscope) 1889'da ABD'li mucit Thomas Edison tarafından da kullanılan ve 1889-1892 arasında, onun bir çalışanı olan William Kennedy Laurie Dickson tarafından geliştirilen ilk film görüntüleme makinelerinden birisidir. Cihazın üstündeki bir gözetleme deliğinden filmler teker teker izlenebiliyordu. Ardışık görüntüler barındıran film şeridi bir ışık kaynağı önünden geçiririlerek hareket yanılsaması yaratıyordu. Kinetoskop tam anlamıyla bir film projektörü olmamakla birlikte, zaman içinde tüm sinematik projeksiyon aletlerinin temelini oluşturacak bir mantığa sahipti.
- kipleme
- (Alm modulation, Fr modulation, İng modulation) Genellikle ışık ya da ses enerjisinin başkalaşması, değişmesi. bkz MTF.
- kıranyüz
- (Alm bruchfläche, brechende oberfläche, Fr surface de rupture, surface réfractée, visage brisé, İng breakingface, refracting surface) Kırma özellikleri farklı iki saydam ortamı birbirinden ayıran arakesit yüzey; diyoptri; kırılma yüzeyi.
- Kirchoff yasaları
- (Alm Kirchoffsche gesetze, Fr lois Kirchhoff, İng Kirchoff laws) Karmaşık devre (çevrim)'lerin analizinde kullanılan, elektrik yükünün ve enerjisinin korunumuna dayalı, ilk kez 1845'te Alman fizikçi ve matematikçi Gustav Kirchhoff (Kirşof okunur) tarafından tanımlanan iki eşitlik. Kirchhoff'un birinci yasası; “bir elektrik devresinde akımın dallanabildiği herhangi bir düğümde, düğümden çıkan akımların toplamı, düğüme giren akımların toplamına eşittir”. İkinci yasa; “kapalı bir devre boyunca herhangi bir akış yönünde alınan potansiyel düşüşlerin cebirsel toplamı sıfıra eşittir”. Enerji bağlamında; “gelen enerji 1 birim kabul edildiğinde, cisim ve enerji arasındaki ilişkilerde herhangi bir cisim tarafından soğurulan, yansıtılan ve iletilen enerjilerin toplamı 1'e eşittir”.
- kırık görüntülü telemetre
- (Alm bildentfernungsmesser kaputt, Fr télémètre à image cassé, İng broken image rangefinder) Telemetreli fotoğraf makinelerinde netlik yapıldığında bakaçtan görülen iki yarı görüntü bir araya gelir. Böylece netlik yapıldığı anlaşılır. Bu terim, bazı refleks fotoğraf makinelerinin netleme ekranı içinde yarı görüntü sınırını ayarlamak için de kullanılır.
- kırılım
- (Alm refraktion, Fr refraction, İng refraction) Saydam bir ortamdan başka bir saydam ortama geçen bir ışının, doğrultu değiştirmesi; kırılma. bkz kırılma.
- kırılım fotoğrafı
- (Alm brechungs fotografie, schlieren fotografie, Fr photographie de réfraction, photographie schlieren, İng refraction photography, schlieren photography) Gaz ya da sıvılardaki yoğunluk değişikliklerinin oluşturduğu kırılım (kırılma)'ların fotoğrafını çekme; kırılma fotoğrafı.
- kırılma
- (Lat transpectus, Alm brechung, Fr réfraction, İng refraction) Bir saydam ortamdan başka bir saydam ortama geçen bir ışının ya da bir elektromanyetik dalganın aynı düzlem içinde kalarak doğrultusunu değiştirmesi.
- kırılma açısı
- (Alm brechungs winkel, Fr angle de réfraction, angle de rupture, İng angle of refraction, break angle) Kırılma indisleri başka başka olan iki ortamın ayrım yüzeyinde (düzlem kıranyüzde) geliş noktasındaki normali ile kırılan ışın arasında kalan açı; refraksiyon açısı. Kırılma açısı, geliş açısı ile aynı dikme üzerinde oluşur.
- kırılma fotoğrafı
- (Alm brechungs fotografie, schlieren fotografie, Fr photographie de réfraction, photographie schlieren, İng refraction photography, schlieren photography) Isılyoğruk saptamada kullanılan ve gaz ya da sıvılardaki yoğunluk değişikliklerinin oluşturduğu kırılmaların fotoğraflarını çekmeye dayanan işlem; kırılım fotoğrafı.
- kırılma göstergesi
- (Alm brechungs index, Fr indice de réfraction, İng index of refraction) Şeffaf bir malzemenin üzerine düşen ışığın ne kadarının kırıldığının ölçüsü; kırılma indisi. Işığın belirli bir ortamdaki hızının boşluktaki hızına oranı. bkz kırılma indisi.
- kırılma indeksi
- (Alm brechungs index, Fr indice de réfraction, İng index of refraction, refractive index) bkz kırılma indisi.
- kırılma indisi
- (Alm brechungs index, Fr indice de réfraction, İng index of refraction, refractive index, coefficient of refraction) Işığın bir saydam ortamdan bir başka saydam ortama geçişi sırasında birinci ortam (gelme ortamı)'daki yayılma hızının (v1) ikinci ortamdaki yayılma hızına (v2) oranı sabittir. Bu orana, 2 ortamının 1 ortamına göre bağıl kırılma indisi denir ve n12 sembolüyle gösterilir. Burada 1 indisi birinci ortamı, 2 indisi ikinci ortamı göstermektedir. n12= v1/v2 , n21= v2/v1 → v2=n21 v1 ve n12= v1/v2= v1/(n2 v1) → n12=1/n21 olur. Kırılma indisi, iki hızın birbirine oranı olduğundan boyutsuz bir sayıdır. Işık bakımından “kırılma indisi”, kırılma katsayısı; ortam bakımından ise “kırma indisi”, kırma katsayısı'dır. Herhangi bir ortamın, boşluğa göre kırılma indisine “mutlak kırılma indisi” denir (n=c/v). Işığın boşluktaki yayılma hızı, maddesel ortamdaki hızından büyük olduğundan, bir ortamın mutlak kırılma indisi daima 1'den büyüktür. Genellikle “kırılma indisi” denilince söz konusu olan “mutlak kırılma indisi”dir. Bağıl kırılma indisi kullanılırken hangi ortama göre olduğunun (nhava-cam, ncam-su gibi) belirtilmesi gerekir. Mutlak ve bağıl kırılma indisi tanımlarından yola çıkılarak ve 1 ile 2. ortamların mutlak kırma indislerinin n1=c/v1 ve n2=c/v2 olduğundan hareketle n12= v1/v2=(c/n1)/(c/n2) → n12=n2/n1 (=v1/v2) bulunur. O halde bir ortamın diğerine göre bağıl kırma indisi, bu ortamın mutlak indisinin diğer ortamın mutlak indisine oranına eşittir (n12=n2/n1). Aynı gelme ve kırılma ortamları için gelme açısının sinüsünün kırılma açısının sinüsüne oranı da sabittir. Bu sabit orana da ikinci ortamın birinci ortama göre bağıl kırılma indisi denir, n ile gösterilir (n12= n2 / n1 = sinα / sinβ). Birinci ortam boşluk ise bu orana mutlak kırılma indisi denir. Mutlak kırılma indisleri (n1, n2) ve gelme, kırılma açılarının sinüsü (sinα, sinβ) arasındaki ilişki (n12= v1/v2 = n2 / n1 = sinα / sinβ) şeklindedir. Buradan n1 sinα = n2 sinβ olur. Bağıntı bu haliyle kullanılır ve Snell yasası bağıntısı olarak bilinir. Kırılma katsayısı; ortam, sıcaklık, basınç ve ışığın dalga uzunluğuna göre değişir.
- kırılma katmanı
- (Alm brechungs schicht, Fr couche de réfraction, İng refraction layer) Işığı,n yoğunluğu sıcaklık nedeniyle farklı hava katmanlarında eğrisel bir yörüngede (eğri bir çizgi çizerek) yayılmasından doğan hata.
- kırılma noktası
- (Alm brechungs punkt, Fr point de réfraction, İng point of refraction) İki ortamın ayrım yüzeyini gelen ışının kestiği nokta.
- kırılma yasaları
- (Alm gesetz von Descartes, brechungs gesetz, Fr loi de Descartes, loi de la réfraction, İng law of Descartes, law of refraction) Descartes yasaları olarak da bilinir. 1- Gelen ışın, normal ve kırılan ışın aynı bir düzlem içindedir. 2- Gelme açısının sinüsünün kırılma açısının sinüsüne oranı sabittir. Bu sabit orana ikinci ortamın birinci ortama göre bağıl kırılma indisi denir, n ile gösterilir (n12= n2 / n1 = sinα / sinβ). Birinci ortam boşluk ise bu orana mutlak kırılma indisi denir. Mutlak kırılma indisleri (n1, n2) ve gelme, kırılma açılarının sinüsü (sinα, sinβ) arasındaki ilişki (n12= n2 / n1 = v1/v2 → n2/n1 = sinα / sinβ →) n1 sinα = n2 sinβ olur. Bağıntı bu haliyle kullanılır ve Snell yasası bağıntısı olarak bilinir.
- kırılma yüzeyi
- (Alm brechendes gesicht, Fr visage brisé, İng breakingface) Kırılma indisleri başka başka olan iki ortamı ayıran sınır yüzey; kıranyüz, diyoptri. Kıranyüz, düzlem veya küresel olabilir. bkz kıranyüz.
- kırılmış
- (Alm gebrochen, Fr réfracté, İng refracted) Doğrultusunu değiştirmiş olan bir ışık ışını ya da bir elektromanyetik dalga. bkz kırılma.
- kırınım
- (Alm beugung, Fr diffraction, İng diffraction) Işığın ya da bir dalganın dar bir yarıktan ya da çizikli bir yüzeyden geçince doğru yolundan ayrılarak gölge içinde girişim saçakları oluşturması. / Opak (saydamsız) nesnelerin köşelerine gelen ışının dönmesi (kırınımı) nedeniyle objenin görüntüsünün bükülmesi, bu nedenle dairesel bir açıklık vasıtasıyla görülen ve yansıtılan ışık noktasının, yavaş yavaş azalan bir yoğunluktaki ışık halkalarıyla çevrili parlak bir merkez gibi dağılma göstermesi; ışık bükülmesi. / Dalgaların engellerle sınırlı olmaları durumunda, bir ışınımın yayılma doğrultusunda görülen dalgasal yapı ile belirlenmiş sapma.
- kırınım ızgarası
- (Alm beugungs gitter, Fr réseau de diffraction, İng diffraction grating) Bir ışık demetini oluşturan farklı dalga boylarını birbirinden ayırmak için kullanılan optik gereç. Saydam ya da yansımalı bir yüzey üzerine çok sık çizgiler şeklinde bir ızgara oluşturarak yapılır. Düşen ışık, ızgaranın yarıklarından geçerek renklerine ayrılır.
- kırınım kısıtı
- (Alm beugungs begrenzt, Fr diffraction limitée, İng diffraction limited) Optik sistemlerde bütün optik sapmaların tamamen düzeltilerek sadece kırınım etkisinin optik yeterlilik için bir kısıt oluşturması.
- kırınım objektifi
- (Alm beugungs linse, Fr lentille diffractive, İng diffractive lens) Geleneksel objektiflere göre daha az eleman kullanılan ve kromatik sapmalarını (renkser sapınçları) tümüyle düzelten optik sistem. Bu optik sistemde kırınım kullanılır. Holografik optik ve ikili optik sistemlerde kullanılır.
- kırınım optikleri
- (Alm diffraktive optik, Fr optique diffractive, İng diffractive optics) bkz ikili optik.
- kırkyama
- (Alm patchwork, Fr patchwork, İng patchwork) Kumaş artıklarını birleştirerek örtü, yorgan yüzü vb'ni yapma işi.
- kırkyama filtresi
- (İng patchwork) Adobe Photoshop texture (doku) filtresinin altında bulunur ve görüntüyü renklerine göre ayırarak yama işi gibi gösterir (Filter > Texture > Patchwork).
- kırma indisi
- (Alm brechungsindex, Fr indice de réfraction, İng index of refraction, refractive index) Işık bakımından “kırılma indisi”, kırılma katsayısı; ortam bakımından ise “kırma indisi”, kırma katsayısı'dır. bkz kırılma indisi.
- kırmızı filtre
- (Alm rot filter, Fr filtre rouge, İng red filter) Film banyo, tab ve basılı kart banyosu işlemlerinin yapıldığı karanlık odalarda siyah beyaz baskı ve ortokromatik film banyosu işlemleri sırasında güvenli ışık kaynaklarında koruyucu etki amacıyla kullanılır. / Siyah beyaz fotoğrafçılıkta kontrastlığı yükseltmek amacıyla kullanılan filtre. Bu filtre mavi ve yeşil ışığı emer ve öbür renkteki ışıkları geçirir. Gündüz çekimlerinde gece etkisi oluşturmak amacıyla kullanılır.
- kırmızı göz
- (Alm rotes auge, Fr yeux rouges, İng red eye) Kırmızı göz, bazen elektronik flaşla insan veya evcil hayvan fotoğrafları çekerken ortaya çıkan bir kişinin gözlerinin kızarmış gözbebeklerini tanımlamak için kullanılan terimdir. Bu etki genellikle göz bebeği genişlediğinde, genellikle düşük ışıklı bir ortamda ortaya çıkar. Kırmızı renk, flaşın ışığının gözün arka kısmına çarpması ve kan damarlarını aydınlatması sonucu oluşur. Kırmızı göz, flaş genellikle fotoğraf makinesi objektifinden 6" uzağa yerleştirilerek önlenebilir. Kırmızı göz kusurunun kompakt sayısal fotoğraf makinelerinde çok yaygın olmasının nedeni, flaş tüpünün genellikle objektifin yanında olmasıdır ve bu nedenle ışık kişinin göz bebeğine doğrudan girer. Kırmızı göz için yaygın bir ön yakalama yöntemi, flaşı bitişik bir duvara veya tavana yansıtmaktır; bu da ışığı yumuşatır ve kırmızı göz etkilerini ortadan kaldırır.
- kırmızı göz bebeği etkisi
- (Alm rote-augen-effekt, Fr effet yeux rouges, İng red eye effect) Flaş ışığıyla çekilen renkli fotoğraflarda insanların göz bebeğinin kırmızı görülmesi; kırmızı göz etkisi. Flaş ışığının fotoğraf makinesinin objektifiyle aynı eksende olması durumunda orta çıkar. Çekim anında objektife bakılmazsa ya da flaş uyarıcı küçük şiddette çakmalarla gözü alıştırırsa bu etki yok olur. bkz kırmızı göz düzeltmesi. bkz kırmızı göz düzeltme modu.
- kırmızı göz düzeltme modu
- (Alm rote-augen-reduzierungs modus, Fr mode de réduction des yeux rouges, İng red-eye reduction mode) Fotoğraf makinelerindeki dahili flaş modlarından biri olup kırmızı göz etkisini yok edici flaş modu şeklinde ifade edilir. Bu modda çekimden hemen önce küçük şiddette birkaç kez flaş patlatılır, böylece göz flaşa alışmış olur.
- kırmızı göz düzeltmesi
- (Alm reduzierung roter augen, Fr Réduction des yeux rouges, İng Red-Eye Reduction - RER) Flaşlı fotoğrafçılıkta kırmızı göz (kızıl göz) etkisini, gerçek flaş çekiminden önce kısa bir ışık patlaması veya ön flaş kullanılarak göz bebeklerinin geçici olarak "durdurulması" yöntemidir. Bazı fotoğraf makineleri, son flaş ve görüntü yakalamadan önce göz bebeklerini kasılmaya teşvik etmek için birkaç kez çakan yerleşik bir ön flaşa sahiptir. Kırmızı göz birçok fotoğraf düzenleme programında elektronik olarak da ortadan kaldırılabilir. Birçok sayısal fotoğraf makinesi, fotoğraf makinesinde kırmızı göz hareketini elektronik olarak ortadan kaldıran yazılım uygulamaları içerir. Fotoğraf makinelerindeki dahili flaş modlarından biri olan RER parlak ışıkta oluşan gözlerdeki kızıllığı ortadan kaldırmak için tasarlanmıştır. Farklı sistemler vardır fakat hepsi flaş patlamadan fotoğraf karesinde yer alanların gözüne bir ışık göndererek hafif göz kısılmasını ve kırmızılığı önler.
- Kırmızı Kitap
- (Alm rotes buch, Fr livre rouge, İng Red Book) Temel ses CD'leri için standart. / Ağ güvenliğini sağlamak amacıyla ABD tarafından kurulan standart.
- kırpma
- (Alm ernte, Fr recadrer, İng crop) Bir görüntünün istenmeyen bölümlerinin agrandisörde büyütülüp çerçeve dışına atılması. / Fotoğraf çekme aşamasında makinenin görüş açısının ayarlanarak görüntünün istenilmeyen bölümlerinin çerçeve dışında bırakılması. / Sayısal bir görüntünün bilgisayar ekranında gereksiz kısımlarının dışlanarak kesilip yeniden çerçevelenmesi işlemi. Görsel düzenleme; yayın için belirlenmiş alana uydurma, yeni bir ortam için düzenleme, hata ve pislikleri yok etme ve yatay-dikey olarak yeniden düzenleme için yapılabilir.
- kışa hazırlama
- (Alm winterfest machen, Fr hiverner, İng winterize) Fotoğraf makinesi ve öbür aygıtların aşırı soğuk şartlarda kullanılmasını sağlayan hazırlama işi. Objektifler ve fotoğraf makinelerinin gövdelerinde soğuktan az etkilenen silikon tabanlı ya da polimer yağlar kullanılır. Günümüzde kullanılmıyor.
- kısa odaklı objektif
- (Alm objektiv mit kurzer brennweite, Fr objectif à mise au point courte, İng short focus lens) Odak uzaklığı, kullanılan filmin görüntü karesinin diyagonal (köşegensel) uzunluğundan az olan objektif; kısa odak uzaklıklı objektif, geniş açılı objektif. bkz geniş açılı objektif.
- kişisel bilgisayar
- (Alm Personal Computer, Fr ordinateur personnel, İng Personel Computer - PC) Şahsi (kişisel) kullanıma yönelik özel olarak tasarlanmış, herhangi bir uzman veya operatörün yardımı olmadan kişilerin kendi başlarına kullanabileceği bilgisayar türü. Masaüstü bilgisayarlar, dizüstü (laptop) bilgisayarlar ve tablet bilgisayarlar, PC'lere örnek olarak verilebilir. Kişisel bilgisayarlar evde, büroda veya mobil olarak (hareket halindeyken) kullanılabilirler. Kişisel bilgisayarlardaki yazılım uygulamaları; metin işlemeyi, tablolama programını, veritabanlarını, web tarayıcılarını, e-posta istemcilerini, oyunları, sayısız kişisel performans ve özel amaçlı yazılım uygulamarını kapsar. Modern kişisel bilgisayarlarda çoğunlukla internet bağlantısı bulunmakta ve internete (www) erişilebilmektedir.
- kıskı
- (Alm keilabsatz, Fr coin, İng wedge) Yoğunluk değişim ölçüsü olan optik bileşen. Örneğin bir ucu öbüründen daha yoğun olan düz ve kademeli geçişi sağlayan filtre. / Işığın yönünü çok az bir açıyla değiştiren ince üçgen şeklinde prizma. / Fotoğraf makinesiyle üçayak arasına konulan kama biçimindeki bileşen. bkz yoğunlukölçer.
- kıvrık nematik
- (Alm verdrehtes nematik, Fr nématique tordu, İng twisted nematic) Sıvı kristal ekran türlerinden birisi. bkz süper kıvrık nematik.
- kızılötesi
- (Alm Infrarot, Fr Infrarouge, İng Infrared – IR, saif) Elektromanyetik renk tayfının kırmızı ucunun ötesinde, gözle görülmesi olanaksız dalga boyuna sahip ışık ışınları; enfraruj (dalga boyu λ=700 nm - 1 mm, frekansı f=300 GHz - 430 THz, foton enerjisi E=1.7 eV - 1.24 meV). Özel olarak bu renge duyarlı kılınmış film ya da algılayıcılarla görüntülenebilirler.
- kızılötesi emülsiyon
- (Alm infrarot-emulsion, Fr émulsion infrarouge, İng infrared emulsion) Hem tüm renklerden hem de kızılötesi ışınlardan etkilenen emülsiyon türü.
- kızılötesi film
- (İng InfraRed > IR film) Yakın kızılötesi ışınıma duyarlı olan malzeme, film. Renk ortamında kullanıldığında; kırmızılar ve kızılötesi kırmızı, yeşil renkler mavi ve mavi renkler yeşil olarak çıkar. “IR film” olarak da bilinir.
- kızılötesi filtre
- (Alm infrarot filter, Fr filtre infrarouge, İng infrared filter) Kızılötesi dalga boyunu geçiren öbür dalga boyu ışıkları emen filtre türü. Görülen tüm dalga boyu ışıklar siyah olarak çıkar. Yeşilimsi kırmızı filtre kızılötesi filmlerle kullanılabilir.
- kızılötesi işareti
- (Alm infrarot markierung, Fr marque infrarouge, İng infrared mark) Kızılötesi (IR) film kullanırken objektiflerin netleme bileziğinde netleme ayarını yapabilmek için konulmuş işaret, netleme göstergesi üzerindeki kırmızı nokta; kızılötesi netleme işareti. Kızılötesi ışıkta nesneler biraz daha yakın görünür, kızılötesi netleme işareti bu durumu düzenler.
- kızılötesi ışın
- (Alm infrarot strahl, Fr rayon infrarouge, İng infrared ray) Uzaktan algılamada kullanılan bir dalga boyu bölgesi (dalga boyu λ=700 nm - 1 mm).
- klavye
- (Alm tastatur, Fr clavier, İng keyboard) Bilgisayarlarda iletişimi sağlayan giriş aygıtı. Üzerinde yer alan tuşlar yoluyla harflerin, sayıların, imgelerin, komutların girilmesini sağlar. Klavye tuş düzeni, ülkeden ülkeye değişir. Ülkemizde söz dağarcığımızdaki sözcüklerdeki harflerin kullanım sıklığı göz önünde tutularak Türkçe için özel olarak geliştirilmiş bir klavye çeşidi olan, 20 Ekim 1955 tarihinde Bakanlıklararası Standardizasyon Komitesi (TSE'nin önceli olan kurum) tarafından onaylanmış ve bu tarihten itibaren kullanılan F klavye yerine, yöneticilerimizin umursamazlığı nedeniyle söz dağarcığımızla uyuşmayan, İngilizce harflere göre dizilmiş Q (QWERTY) klavye kullanılır olmuştur. bkz F klavye. bkz Q klavye.
- klavye kısayolu
- (Alm tasten kombination, Fr raccourci clavier, İng keyboard shortcut) Klavyede, bir komutu gerçekleştiren tuş birleşimi. Örneğin seçilen bir metnin kopyalanıp yapıştırılması için “CTRL + C” ve yapıştırma için “CTRL + V”.
- klonlama
- (Alm klonen, Fr clonage, İng cloning) Sayısal fotoğrafçılıkta, görüntünün bir bölümünü başka bir görüntüye ya da aynı görüntünün farklı bir alanına kopyalama işlemi.
- klonlama komutu
- (Alm klon, Fr cloner, İng clone) Vektörel yazılımlarda bir çizimin, fotoğrafın veya şeklin olduğu yerde bir tane daha kopyalanmasına yarayan komut.
- klooj
- (Alm kluge, Fr kluge, İng kluge) Bilgisayarda, yazılımlarla ya da öbür sorunlarla ilgili olarak geçici çözüm; kludge. Örneğin sürücüler arasındaki sorunu çözmek gibi. bkz kludge.
- klorobromür
- (Alm chlorbromid, Fr chlorobromure, İng chlorobromide) Siyah beyaz fotoğrafçılıkta, gümüş klorür ve gümüş bromür karışımı kullanılarak üretilen bir tür fotoğraf kağıdı. Klorür kağıtlar ile bromür kağıtlar arası özelliklere sahiptir. Sıcak görüntü tonlarında bromür kağıtlara göre daha hızlıdır.
- klorobromürlü fotoğraf kağıdı
- (Alm chlorid-bromid-papiere, Fr papiers chlorure-bromure, İng chloride-bromide papers) Duyarlı katmanlarında gümüş klorür ve gümüş bromür karışımı içeren, orta ton fotoğraf kağıdı. Baskıda sıcak tonlar oluştururlar.
- kludge
- (Alm flickschusterei, Fr bidouiller, İng kludge) Bilgisayarda, bir soruna, özellikle de bilgisayar veya programlama sorununa yönelik gelişigüzel veya geçici bir çözüm; klooj. Örneğin sürücüler arasındaki sorunu çözmek gibi.
- kobalt cam
- (Alm kobalt glas, Fr verre de cobalt, İng cobalt glass) ABDli fizikçi Robert Williams Wood tarafından geliştirilen, ultraviyoleye (morötesine) yakın ışınım yaymak için tasarlanmış cam türü; Wood camı. Görülen alanı saydam değildir.
- Koch eğrisi
- (Alm Koch-kurve, Fr courbe de Koch, İng Koch curve) Genellikle kar tanesi gibi görünen, kıvrımın bir parçasının daha karışık şekilli öbürüyle değiştirilmesiyle ve sürecin tekrar edilmesiyle oluşan bir tür eğri. L sistem'in bir örneğidir. Yeşil bitkilerden buluşu gerçekleştiren Avustralyalı bilim insanı ve akademisyen David Lindenmayer'in adıyla anılır.
- Kodak
- (İng) ABD'de, 1888'de George Eastman tarafından, ilk elde taşınabilen fotoğraf makinesinin yapılmasıyla meydana çıkmış ABD firması. 2012'de gelişen sayısal teknolojiye ayak uyduramadığı için iflasını istedi. Halen sayısal fotoğraf makinesi, fotoğraf filmi, yazıcı ve bunların sarf malzemelerini üretiyor. bkz www.kodak.com/
- kodek
- (Alm codec, Fr codec, İng codec) Ses veya video gibi dijital medyayı sıkıştırarak boyutunu küçülten (kodlama) ve oynatırken tekrar açan (kod çözme) yazılım veya donanımdır. Veri aktarımını hızlandırır ve depolama alanından tasarruf sağlar. Popüler kodekler arasında Video için H.264 (AVC), H.265 (HEVC), VP9, AV1; Ses için MP3, AAC, FLAC gibi türleri bulunur ve medya oynatıcıların dosyaları işlemesini sağlar. Büyük medya dosyalarını (video/ses) verimli akış ve depolama için sıkıştırır, oynatmak için geri açar. "Coder" (Kodlayıcı - sıkıştırma) ve "Decoder" (Çözücü - açma) kelimelerinin birleşimidir. Ham video dosyaları çok büyük olduğundan, codec (kodek)'ler görüntü kalitesini ciddi oranda bozmadan dosya boyutunu küşültür. Kodek olmazsa, "Video codec'i desteklenmiyor" veya ses çıkmaması gibi hatalar alınır. Kodekler, sayısal içeriklerin internet üzerinden hızlıca yayınlanmasını (akış (İng streaming)) sağlayan teknolojinin temel taşlarıdır.
- kodlama
- (Alm codierung, Fr codage, İng encoding) Bilgisayarda, bir veriyi okunabilir sayısal biçime dönüştürme işlemi. Veri bu dönüştürme süreci sonunda; harfler, rakamlar, noktalama işaretleri ve belli sembollerden oluşan karakterler şeklinde kodlanır. bkz Huffman kodlaması. bkz RLE.
- kodlayıcı
- (Alm encoder, Fr encodeur, İng encoder) Kodlama işlemini yapan bir araç, yazılım, algoritma ya da kişi.
- kolaj
- (Alm collage, Fr collage, İng collage) Değişik malzemelerin; örneğin fotoğraf, gazete haberi ve resimlerin belirli bir anlayış içinde yan yana getirilerek yapıştırılmasıyla oluşan özgün çalışma. bkz kesyap.
- kolektif mercek
- (Alm kollektive linse, Fr lentille collective, İng collective lens) Işınları toplayarak optik sistemin arkasına yönlendirmek için tasarlanmış objektifler. Olabildiğince çok ışın toplayabilmek ve bunu gösterim aygıtı ya da agrandisör sistemine ileten büyük bir mercek.
- kolimat
- (Alm kollimiert, Fr collimaté, İng collimated) Her ışınının öbürlerine paralel olduğu ışık sarmalı. Kolimatör (daraltıcı, yönlendirici) aracılığıyla üretilir. Fotoğraf makinesi optiklerine düşen geniş ışık ışınları sarmalı için uygulanır.
- kolimatör
- (Alm kollimator, Fr collimateur, İng collimator) Bir tür, -ışın demetini daraltıcı, yönlendirici- optik araç. Holografi için kolimat ışığı ya da objektiflerin gücünü denemek için yapılan testlere yönelik, sonsuz konumunda bir hedef durumunu üretmek için kullanılır.
- kolodyum
- (Alm kollodium, Fr collodium, İng collodium) Fotoğraf camı yapımında ve cerrahlıkta kullanılan, alkolle eter karışımı içinde sıvı durumuna getirilmiş nitroselüloz (selüloz nitrat, flaş kağıdı ve silah pamuğu olarak da bilinir); kolodyo. Esnek ve esnek olmayan olarak iki temel tipi mevcuttur. Esnek tip sıklıkla cerrahi pansuman olarak veya pansumanı tutmak için kullanılır. Deri üzerine sürüldüğünde kolodyon nitroselüloz film oluşturarak kurur. Başlangıçta renksiz olmasına rağmen zamanla renk kazanır. Esnek olmayan kolodyon cam film yapımında ve tiyatro makyajında kullanılır.
- kolon fotoğraf makinesi
- (Alm streifen kamera, Fr caméra à bande, İng strip camera) Yüksek hızlı jet uçakları ile alçak irtifadan askeri keşif amaçlı görüntü alabilmek amacıyla kullanılan fotoğraf makinesi.
- kolonlama aracı
- (Alm klon-tool, Fr outil de clonage, İng cloning tool) Bilgisayarda, grafik, fotoğraf, resim vb görüntünün bir parçasını doğrudan başka bir parçasına kopyalama ya da yerleştirmek için kullanılan görüntü işleme yöntemi.
- kolorimetre
- (Alm kolorimeter, Fr colorimètre, İng colorimeter) Bir numunenin rengini insan gözüne benzer şekilde (kırmızı, yeşil, mavi) analiz eden ve ışık emilimini ölçerek renk yoğunluğunu belirleyen bir donanım cihazı; renkölçer. Üretimde kalite kontrol sağlamak, çözelti konsantrasyonlarını (yeğinliklerini) tespit etmek ve renk standartlarını karşılaştırmak amacıyla laboratuvar ile endüstride yaygın olarak kullanılır. bkz renkölçer.
- koma
- (Alm koma, Fr coma, İng coma) Merceğin asal ekseni üzerinde bulunmayan noktalardan gelen ışık ışınlarından kaynaklanır. Işık noktalarının eksen dışı olarak kuyruklu yıldız (komet) şeklinde görünmesine yol açan bir optik aberasyon, bir çeşit mercek kusuru, sapma. Objektifte merceğe çerçevenin kenarlarından gelen ışık ışınları, küresel yüzeyin çeşitli bölümlerinden geçerken, büyütme oranı değişir ve giderek büyüyen asimetrik dairesel şekiller dizisi oluşturur. Dairesel şekiller birlikte, kuyruklu yıldız şeklinde oluşur. Simetrik geniş açılarda ve büyük açıklıklı objektiflerde görülür. Koma, görüntüye kalıcı olarak zarar verir ve bu durum sonradan işlem yazılımıyla düzeltilemez. Bu nedenle, minimum koma gösterecek şekilde doğru tasarlanmış objektifleri seçmek önemlidir. Koma, diyafram açıklığını kısarak (görüntü parlaklığının azalması pahasına) veya daha gelişmiş tasarım yöntemleriyle azaltılabilir.
- kompakt flaş
- (Alm Compact Flash, Fr CompactFlash, İng Compact Flash - CF) Sayısal fotoğraf makinelerinde kullanılan bir tür veri saklama, bellek kartı. bkz CF.
- kompakt flaş
- (Alm Compact Flash, Fr CompactFlash, İng Compact Flash Card > Compact Flash – CF) Sayısal fotoğraf makinelerinde kullanılan bir tür veri saklama, depolama, bellek kartı. 36.4 mm x 42.8 mm x 3.43 mm ölçüsündedir ve PCMIA kartının dörtte biri kadardır. Çeşitli depolama kapasitelerinde mevcut popüler bir flash bellek cihazıdır. 512 Gb'ye kadar kapasitesi vardır. Sayısal fotoğraf makineleri ve bazı MP3 çalarlarda kullanılır. Önceki mekanik olarak çalıştırılan MicroDrive'ların aksine, yeni CF kartlar katı hal yapımlı, olabildiğince kararlı, dengeli ve aşırı çevresel koşullarda çalışabiliyor. Bir zamanlar fotoğraf makinesi içi veri depolama için baskın format olan CF kartlar, giderek daha küçük sayısal fotoğraf makinelerinde tercih edilen kart haline gelmesiyle artık ilgi odağı dışına çıkmıştır. bkz CF.
- kompakt fotoğraf makinesi
- (Alm kompakt kamera, Fr appareil photo compact, İng compact camera) Kolay taşınabilir boyutlarda, objektifi değiştirilemeyen ve hazır çekim modlarına sahip fotoğraf makinelerine verilen ad. bkz şipşak.
- kompoze etmek
- (Alm komponieren, Fr composition, İng compositing) İki ya da daha çok görüntüyü birleştirme işlemi, kompozit. bkz kompozisyon.
- kompozisyon
- (Alm komponieren, Fr composition, İng compositing) Görsel ögelerin düzenlenmesi sonucunda fotoğrafta ortaya çıkan görsel nitelik. / İki ya da daha çok görüntüyü birleştirme işlemi. bkz kompoze etmek. bkz kompozit.
- kompozit
- (Alm zusammengesetzt, Fr composite, İng composite) Farklı fotoğrafların parça ya da katmanlarını bir araya getirerek oluşturulan görsel. bkz kompoze etmek.
- kompresyon
- (Alm kompression, Fr compression, İng compression) bkz sıkıştırma.
- kömür filtresi
- (İng charcoal) Adobe sktch (çizim) filtresinin altında bulunur ve kömürle çizilmiş ve el ile dağıtılmış bir etki yaratır (Filter > Sketch > Charcoal).
- kondansatör
- (Alm kondensator, Fr condensateur, İng capacitor) İki iletken ve aralarındaki yalıtkandan oluşan, elektrik yükünü depo edebilen ve gerektiğinde boşaltabilen sistem; kapasitör, sığaç, yoğunlaç. Flaş sistemlerinde kullanılır. bkz yoğunlaç.
- kondenser
- (Alm kondensator, Fr condenseur, İng condencer) Noktasal bir ışık kaynağından gelen ıraksak ışık demetini, görüntülenecek nesneyi aydınlatmak için paralel veya yakınsak bir ışına dönüştüren optik bir mercek; aydınlatma merceği. bkz mikroskop kondenseri.
- koni hücre
- (Alm kegelzelle, Fr cellule conique, İng cone cell) bkz koniler.
- koniler
- (Alm kegel, Fr cônes, İng cones) İnsan gözünün ağ tabaka bölümünde yer alan ışık alıcı sinir hücreleri; koni hücre. Çubuklarla birlikte, gözün ışığa duyarlı alıcılarını oluşturur. Koniler, renkli ve ayrıntılı görmemizi sağlar. İnsan gözünde 6-7 milyon koni vardır. bkz çubuklar.
- konsantre eriyik
- (Alm aktie, Fr action, İng stock) Fotoğrafçılıkta kullanılmadan önce suyla seyreltilen eriyik türü; stok. Örneğin geliştirici. bkz derişik eriyik.
- Konstinsky etkisi
- (Alm Konstinsky-effekt, Fr effet Konstinsky, İng Konstinsky effect) Geliştirme banyosu sırasında yeterli çalkalama (ajitasyon) yapılmamasından kaynaklanan; görüntüde parlak ve karanlık bölgelerin birbirlerine tecavüz etmesi ile sonuçlanan hata. Çalkalama bu hatanın meydana gelmesini önler.
- kontak baskı
- (Alm kontaktdruck, Fr contacter imprimer, İng contact print) Görüntülerin özellikle siyah-beyaz fotoğrafların, büyütülmeden önce seçilebilmesi için negatifle aynı boyutta üretilen küçük baskıları. Kontak baskı almak için baskı kartının üzerine negatif film şeridi yerleştirilir ve pozlandırılır. Kontak baskı, hangi görüntünün büyütülüp karta basılacağına kara vermek amacıyla yapılır. / Filme çekilmiş görüntünün; başka bir film, kart ya da kalıp üzerine konularak pozlandırılması.
- kontak baskı kağıdı
- (Alm kontakt papier, Fr papier contact, İng contact paper) Yalnızca kontak baskı yapılmasında kullanılan, duyar katları ışığa karşı daha az duyarlı olan genellikle gümüş klorür kağıtlarıdır.
- kontak baskı şasesi
- (Alm kontaktieren sie den drucker, Fr contacter l'imprimeur, İng contact printer) Kontak baskı yapılırken kullanılan araçtır. Film şeritlerinin ve kağıdın birbirine yapışık durmasını sağlayacak biçimde yapılmıştır. Filmlerin ve kağıdın yapıştırıldığı üst parça camdan yapılmıştır. Kontak baskı şaselerinin en basiti uygun boyutlarda kesilmiş bir cam parçasıdır. Çok daha geliştirilmiş modelleri vardır.
- kontak ölçü
- (Alm kontakt größe, Fr taille des contacts, İng contact size) Röprodüksiyonda, orijinal ile aynı büyüklükte yapılan baskı; bire-bir (1/1) kopya. bkz bire bir kopya.
- kontrast
- (Alm kontrast, Fr contraste, İng contrast) Negatif görüntü ve pozitif fotoğrafta ton değerleri arasındaki yoğunluk farkı; zıtlık. En açıktan en koyu tona geçinceye kadar bir film ya da fotoğraf kağıdında ara gri tonlarının varlığı ya da yokluğudur. En aydınlık ve en karanlık arasındaki fark fazla olduğunda kontrast yüksek, bu fark az olduğunda kontrast düşüktür. Kontrastı etkileyen ögeler; konunun aydınlatılma oranı, objektifin özellikleri, duyarlı malzemelerin özellikleri, banyo edilme oranı, kullanılmakta olan agrandisörün özellikleri, kullanılan kontrast özelliği ve yüzey dokusudur. bkz zıtlık. / Ortam ışığında; en yüksekle ve en düşük aydınlanma arasındaki farkı gösteren görüntüdeki parlaklık ya da aydınlık dizini. / Film banyosunda; filmin banyo işlemiyle birleşimini gösteren karakteristik eğrisinin orta bölümü üzerindeki pozlama artışıyla oluşan yoğunluğun derecesi. / Aydınlatma kaynağı ya da ışık niteliği olarak; noktasal ışık kaynakları yüksek kontrast sağlar. Yumuşak ışık kaynakları düşük kontrast sağlar. / Fotoğraf kağıdında; 4-5 yüksek, 2-3 orta ve 1 düşük kontrast kağıt derecesi sağlar. / Objektif ya da görüntüde; genellikle Modulation Transfer Function - MTF (kripleme aktarım özelliği) değerine bağlı olarak belirlenen değer. / Renkte; renk çarkında birbirinin karşısına gelen renkler, mavi ve sarı, kırmızı ve yeşil, kontrast, zıt renklerdir. / Ekran görüntüsünde; ekranda görünen görüntülerin en yüksek parlaklık dizini. Bu elektron tabancasına uygulanan gama ile ölçülür. bkz gama. bkz G çizgisi.
- kontrast aralığı
- (Alm kontrastumfang, Fr plage de contraste, İng contrast range) Bir fotoğraf ya da görüntüde, en karanlık alanlar ile en aydınlık alanlar arasındaki oran.
- kontrast dizini
- (Alm kontrast index, Fr indice de contraste, İng contrast index) bkz G çizgisi.
- kontrast düzeyi
- (Alm kontrast grad, Fr degré de contraste, İng contrast grade) Çıktı kağıdının kontrast ya da gama düzeyinin ölçümü. Genellikle üreticisine göre değişmekle birlikte, 0 ila 6 arasında bir ölçekle işler. 2 ve 3 değerleri normal kontrastlığı gösterir.
- kontrast eksikliği
- (Alm mangel an kontrast, Fr manque de contraste, İng lack of contrast) Bir fotoğraf ya da görüntüde , en karanlık alanlar ile en aydınlık alanlar arasında kontrastlık olmaması ya da pek az olması.
- kontrast eşiği
- (Alm kontrast schwelle, Fr seuil de contraste, İng contrast threshold) Belli bir parlaklık düzeyinde, iki alanın tam bir algılanabilir parlaklık farkına sahip olduğu kontrast düzeyi.
- kontrast görüntü
- (Alm kontrast bild, Fr image contrastée, İng contrast image) Siyah, beyaz ve az sayıda gri ton değerinden oluşan görüntü türü.
- kontrast kontrolü
- (Alm kontrast kontrolle , Fr contrôle du contraste, İng contrast control) Değişken kontrast fotoğraf kağıtlarında kontrastlık düzeyini ayarlamaya yönelik olarak agrandisör üzerinde yer alan kadran ya da öbür araçlar. / Sayısal fotoğraf makinesi ya da bilgisayar ekranına yansıtılan görüntünün yüksek ışıklı ve gölge alanlarının kontrastını doğrudan ya da yazılımlar yardımıyla ayarlama aracı.
- kontrast oranı
- (Alm kontrast verhältnis, Fr rapport de contraste, İng contrast ratio) Bir fotoğraf ya da görüntüde, birbirine komşu tonlar arasındaki karanlık aydınlık ilişkisi.
- kontrastlık
- (Alm kontrast, Fr contraste, contrastant, İng contrast, contrasting) Herhangi bir fotoğraftaki farklı alanların farklı şiddette ışık alması sonucunda, kontrastlığın ve kararmanın farklı olması durumu.
- kontrastlık ayarı
- (İng contrast, contrast adjustment) Photoshop'ta, kontrast değeri, görüntünün renk ve ışık değerlerinin zıtlığı üzerinde oynamaya yarar. Kontrastlık arttıkça gri tonlar ve ara değerler yok olur (Image > Adjustments > Brightness/Contrast).
- kontrol paneli
- (İng control panel) Seçili olan şekil, resim ya da fotoğrafın özelliklerini belirten ve değiştirilmesine olanak veren, genellikle yazılımın üst kısmında bant olarak bulunan panele verilen ad [(Adobe Illustrator > Window > Control), (Adobe InDesign > Window > Control)].
- kontur
- (Alm kontur, Fr contour, İng contour) Resim ve fotoğrafta nesneyi belirgin gösteren çevre çizgisi.
- kontur çizgisi filtresi
- (İng trace contour) Adobe Photoshop stylize (stilize) filtresinin altında bulunur ve karanlık ve aydınlık farklarının olduğu kenarlarda ince bir çizgi atar ve konturların ortaya çıkmasını sağlar (Filter > Stylize > Trace Contour).
- kontur etkisi
- (Alm kontur effekt, Fr effet de contour, İng contour effect) Negatiflerin banyosu sırasında fazlaca pozlanmış bölgelerin sınırlarındaki yoğunluğun baskıda beyaz bir kenar oluşturacak şekilde artması; Mackie etkisi. Renkli negatiflerden yapılan baskılarda daha belirgindir.
- kontur paneli
- (İng stroke) Dış çizgi ile ilgili müdahalelerin yapıldığı panel. Vektörel yazılımlarda çizginin kalınlığı, rengi, birleşme yeri ve kesik çizgi ile ilgili seçeneklere bu panelden ulaşılır.
- konu
- (Alm thema, Fr thème, thèma, İng theme) Fotoğrafı oluşturan nesne, insan, manzara ya da durum, olay; tema. Fotoğraf makinesi objektifinin üzerine yöneldiği ve fotoğrafını çekmeyi amaçladığı canlı, cansız nesneler ve onların içinde yer aldığı durumlar bu kapsamdadır. / Sanatçının iç ve dış dünyasında var olan somut veya soyut olan her şey. / (Alm objekt, Fr objet, İng object) Bir optik sistemin yöneldiği ya da gösterdiği şey. Fiziksel olarak gerçek bir nesne ya da bir optik sistemin oluşturduğu nesnenin gerçek ya da sanal görüntüsü olabilir. / Programlamada soyut birimler olarak işlenilen değişkenler.
- konu ışıklılık aralığı
- (Alm leuchtdichtebereich des subjekts, Fr plage de luminance du sujet, İng subject luminance range) bkz ışıklılık aralığı.
- konu ışını
- (Alm objekt strahl, Fr faisceau d'objet, İng object beam) Bir hologramı oluşturma amacıyla kullanılan lazer ışığının ikisinden biri. Konu ışını konuyu aydınlatır ve holografik filme yansır.
- konu uzaklığı
- (Alm objektentfernung, Fr distance de l'objet, İng object distance) Konuyla, konuyu gösteren optik sistemin öndeki ilk yüzeyi arasındaki uzaklık ya da oluşan boşluk. Örneğin gözün korneası, fotoğraf makinelerinde objektifin en öndeki merceğiyle konu arasındaki uzaklık.
- konu üzerine düşen ışığı ölçen pozometre
- (Alm ein lichtmesser misst das auf das objekt fallende licht, Fr un posemètre mesure la lumière qui tombe sur le sujet, İng a light meter measures the light falling on the subject) Konunun üzerine düşen ışığı ölçen el pozometresidir. Önerdiği diyafram açıklığı ve enstantane bileşenleri fotoğraf makinesi ve objektif tarafından uygulanır. bkz yansıyan ışığı ölçen pozometre.
- konum
- (Alm status, Fr statut, İng status) Yoğunluk ölçümünde, ölçümlere uygun olan filtreler. Konum A, gösterim için renkli saydam. Konum D, renkli baskı. Konum M, renkli negatif. / (Alm position, Fr position, İng position, point position, place, attitude) Ölçme yoluyla belirlenen bir referans sisteminde konum veya belirli bir referans sistemine göre bir noktanın yerini tanımlayan veriler. / Uzayda veya yeryüzünde bir noktanın kapladığı yer. / (Alm standort, Fr emplacement, İng location) Yeryüzünde bir noktanın, enlem ve boylamların yardımıyla bulunan yeri; konuş, yer, vaziyet, lokasyon.
- konumsal ayırma gücü
- (Alm räumliche auflösung, pixelgröße, Fr résolution spatiale, taille des pixels, İng spatial resolution, pixel size) Piksel boyutu, en basit şekli ile, bir görüntüleme sistemi tarafından ayrık olarak kaydedilebilen iki nesne arasındaki en küçük uzaklık; yersel ayırma derecesi (gücü), konumsal rezolüsyon, piksel boyutu.
- konveks mercek
- (Alm konvexe linse, Fr lentille convexe, İng convex lens) Asal eksene paralel gelen ışınları, odak noktasında toplayan mercek türü. Ortası kenarlarına göre daha kalın mercek; pozitif mercek, kalın kenarlı mercek, yakınsak mercek. bkz pozitif mercek.
- konvolüsyon
- (Alm faltung, Fr convolution, İng convolution) Görüntüyü geliştirmek amacıyla matematiksel bir işlem uygulayarak ikileşlemli görüntülerin piksellerinin değerini dönüştürme; evrişim. Piksellerin sayısını, durumlarını değiştirmeden tek bir piksele ya da bir grup piksele uygulanır. bkz evrişim.
- kopya
- (Alm kopie, Fr copie, İng copy) Asıl, orijinal olanın benzerini elde etme. / Bir sanat eserinin veya yazılı bir metnin taklidi; eşlem, asıl karşıtı.
- kopya film
- (Alm film kopieren, Fr copier un film, İng copy film) Pozitif film.
- kopyalama fotoğraf makinesi
- (Alm kopierer, kopier kamera, Fr photocopieur, appareil photo de copie, İng copy machine, copying camera) Fotoğraf ve resimlerin düz yüzey üzerindeki asıllarını kopyalamak amacıyla kullanılan, objektifin arkasına uzun körükler eklenmiş fotoğraf makinesi; kopyalama makinesi.
- kör nokta
- (Alm optische scheibe, Fr disque optique, İng optic disc) Göz sinirlerinin girişini gösteren göz bölgesi. Bu bölgede hiçbir algılayıcı yoktur, kör bir alandır.
- kör yazı
- (Alm griechisch, Fr grec, İng greeking) Bilgisayarda sayfa tasarımı yaparken –metin ve görüntülerin yerini tutacak şekilde– asıl metinlerin anlamsız metinlerle ve görüntülerin gri bloklarla temsili.
- kornea
- (Alm hornhaut, Fr cornée, İng cornea) Gözün ön bölümünde bulunan, ışığı geçiren küresel zar; limbusta, saydam tabaka. Saat camı benzeri saydam bir tabakadır. Gözün ışıkla temas ettiği ilk ve optik anlamda en önemli yeridir. Birçok sinirle desteklenmiş çok duyarlı bir yüzeydir.
- koronograf
- (Alm koronagraph, Fr coronographe, İng coronograph) Güneşi çok yakından görmeyi sağlayan bir tür teleskop. Güneşin oluşturduğu halenin fotoğrafını çekme için kullanılır.
- körük
- (Alm brüllen, Fr soufflet, İng bellow, bellows) Objektif ile fotoğraf makinesinin gövdesi arasında bulunan genellikle ray üzerine yerleştirilmiş, esnek yapısı olan bir malzemeden yapılmış elbise kolu şeklinde, ışık geçirmeyen, akordeon gibi bastırılınca kısalan ve çekince uzayan düzenek. Raylar körüğün objektif ile gövde arasındaki mesafeyi değiştirmek amacıyla ayarlanmasını sağlar. Bu makro fotoğraf çekimini ve yakını odaklamayı mümkün kılar. Esnek körükler büyük formatlı makinelerde perspektif değişimini sağlamak amacıyla, film yüzeyinde objektifin eğimini mümkün kılar.
- köşe kararması
- (Alm vignettierung, Fr vignettage, İng vignetting) Genellikle objektiften kaynaklanan ve sorun olarak algılandığından ölçümlerde dikkat edilen, ışığın düşük kaldığı alanları ifade eden bir terim. Özellikle tele zum çekimlerde objektiften kaynaklanan “köşe kararması” yani ışığın merkezden kenarlara doğru azalması nedeniyle kararmaları ifade eder. Aynı kararmalar geniş açı (İng wide angle) çekimlerde pek hissedilmeyebilir. Objektif tasarımına bağlı olarak köşe kararması farklılıklar gösterir.
- köşebent
- (Far guşe + bend, Alm halterung, Fr support, İng bracket) Bir yere fotoğraf yapıştırmaya yarayan, üçgen biçiminde arkası zamklı küçük kağıt. / Birleşen iki tahta, fotoğraf ve resim çerçevesinin köşeleri vb'ni tutturmaya yarayan, dik açı biçiminde bükülmüş demir; L demiri.
- köşegen
- (Alm diagonale, Fr diagonale, İng diagonal) Bir film karesinin köşegen uzunluğunu ifade eden öge. Köşegen uzunluğu, objektifleri tanımlarken ve bazı hesaplamalarda kullanılır.
- Kostinski etkisi
- (Alm Kostinsky-effekt, Fr effet Kostinsky, İng Kostinsky effect) Geliştirme banyosu sırasında yeterli çalkalama (ajitasyon) yapılmamasından kaynaklanan ve görüntüde parlak ve karanlık bölgelerin birbirlerine tecavüz etmesi ile sonuçlanan hatadır. Komşu iki yoğun alanın ayrılır ya da çevrelerinden daha açık renkte olan komşu alanların birbirine yaklaşıyor gibi göründüğü ters etki durumu. Çalkalama bu hatanın oluşmasını önler.
- koşut kapı
- (Alm parallel port, Fr port parallèle, İng parallel port) PC uyumlu bilgisayarlarla, yazıcılar gibi doğrudan bağlanan, paralel kapı araçları arasındaki bağlayıcının tümü. Veriler ve kontrol bitleri paralel bağlanan kablolar yoluyla aynı zamnda yollanır.
- koşut tarama
- (Alm paralleles scannen, Fr balayage parallèle, İng parallel scanning) Bir eksen uzunluğunu kaplayan dedektörler, nesnenin bütün alanını örtmek amacıyla öbür eksen boyunca yayılarak yapılan tarama yöntemi. bkz iterek tarama.
- koyu çizgiler efekti
- (İng dark strokes) Adobe Photoshop brush strokes (fırça ucu) filtrelerinin altında bulunur ce koyu alanları kısa ve koyu çizgilerle, açık renkli alanları ise uzun ve beyaz çizgilerle tarar (Filter > Brush Strokes > Dark Strokes).
- koyuyu açma
- (Alm ausweichen, Fr esquiver, İng dodging) Karanlık odada agrandisörle fotoğraf kağıdına baskı yaparken, negatif filmde koyu olan alana daha fazla ışık vererek koyu alanı açma yöntemi. Aksi takdirde bu alan çok koyu çıkar. Günümüzde bu yöntem Photoshop ile yapılıyor. bkz yakma.
- kretuvar
- (Alm kretoire, Fr crétoire, İng cretoire) Film, karbon vb malzemeleri kesmede ve film üzerinde rötuş amaçlı kazıma işleminde kullanılan, iki kenarı keskin uçlu alet.
- kristal
- (Alm kristall, Fr cristal, İng crystal) Simetrik ve geometrik yapısı olan katı madde. Fotoğrafçılıkta kristaller, ışığa duyarlı gümüş tuzları olark duyar kat yüzeyinde kullanılır.
- kristal cam
- (Alm feuersteinglas, Fr verre de silex, İng flint glass) Bir optik cam türü. Yüksek ışık ayrımı ve yüksek kırılma dizini niteliğine sahiptir. bkz kalın kristal cam.
- kristal optikler
- (Alm kristall optik, Fr optique à cristal, İng crystal optics) Kristal optik ortamlarda ışığın davranışını açıklayan optik bilim dalı.
- kristalize filtresi
- (İng crystallize) Adobe Photoshop pixelate (pikselleştirme) filtresinin altında bulunur ve pikselleri tek renkten oluşan poligon (çokgen) şekline dönüştürür (Filter > Pixalete > Crystallize).
- kriter
- (Alm kriterium, Fr critère, İng criterion) Bir yargıya varmak veya değer vermek için başvurulan ilke; ölçü, kıstas, mısdak, miyar, ölçüt. bkz ölçüt.
- kritik açı
- (Alm grenzwinkel, grenzwinkel der internen total reflexion, Fr angle critique, angle critique de réflexion totale interne, İng critical angle, internal total reflection critical angle) Yayılan bir enerji ışınının saydam bir ortamdaki bir yüzeye gelip çarparak tamamının yansıdığı, hiçbir parçasının ortama girmediği durumdaki (içten tam yansıma durumundaki) minimum açı; içten tam yansıma sınır açısı, sınır açısı. Bu sınır açısı su-hava düzlem kıran yüzeyi için s(sh)=48.59°, cam-su için s(cs)=62.73° ve cam-hava için s(ch)=41.81°'dir. bkz içten tam yansıma. bkz sınır açısı.. bkz Snell yasası. bkz toplam iç yansıma.
- kritik aydınlatma
- (Alm kritische beleuchtung, Fr éclairage critique, İng critical illumination) Mikroskoplarda ışık kaynağının verdiği ışığın, aydınlatılan nesneye yansıtıldığı ya da nesneyi görüntüleme için ayarlandığı aydınlatma düzeni.
- kritik diyafram
- (Alm kritische blende, Fr ouverture critique, İng critical aperture) Bir objektifin en iyi toplam yeterliliğini sağlayan diyafram açıklığı. abir objektif sisteminin optik sapmaları düzeltme ve kontrastlığı belirleme arasındaki dengeyi en iyi sağlayan diyafram açıklığı.
- krom filtresi
- (İng chrome) Adobe Photoshop sketch (çizim) filtresinin altında bulunur ve görüntüyü cilalı krom yüzeye çizmiş etkisi verir (Filter > Sketch > Chrome).
- kroma
- (Alm chroma, Fr chrominance, İng chroma) Rengin ya da temel rengin doyma derecesinin ölçümü. Bir rengin ne kadar yoğunlukta olduğunun ölçüsüdür. Kroma ile renklerin saflığı belirlenir. Bir renk kromatik denildiğinde, temel renk içerdiği anlamına gelir. Kroma yükseldiğinde temel renk artar, kroma azaldığında temel renk azalır.
- kromatik
- (Alm chromatisch, Fr chromatique, İng chromatic) Renklerle ilgili olan; renkser.
- kromatik aberasyon
- (Alm chromatische aberration, Fr aberration chromatique, İng chromatic aberration) bkz kromatik sapma. bkz renkser sapınç.
- kromatik çözme gücü
- (Alm chromatisches auflösungs vermögen, Fr pouvoir de résolution chromatique, İng chromatic resolving power) Bir sürtmenin değişik dalga boylarını ayırt etmesinde olduğu gibi ışığı dağıtma yetisini ölçme işi.
- kromatik eşik
- (Alm chromatische schwelle, Fr seuil chromatique, İng chromatic threshold) Renklerin tam görülebilir olduğu en düşük ışık yoğunluğu.
- kromatik renk
- (Alm chromatische farbe, Fr couleur chromatique, İng chromatic color) Siyah ve beyaz gibi renk özelliği olmayan renklere karşın, kırmızı ve mor gibi renk özelliği olan renk; “akromatik renk” karşıtı.
- kromatik sapma
- (Alm chromatische aberration, Fr aberration chromatique, İng chromatic aberration) Mercekte görüntü elde ederken, görüntünün keskinliğinin değişmesi ya da büyüklüğünün değişik renkler olarak görülmesi şeklinde ortaya çıkan mercek kusuru; renk saçakları, renkser sapınç, renk sapması. Bir görüntünün toplu renk dalga boylarının ortak bir düzleme odaklanamaması durumunda meydana gelir. Eksensel ya da boylamsal kromatik sapma; kısa dalga boyundaki ışıklar örneğin mavi, dalga boyu uzun olan ışıklara göre merceğe daha yakın odaklanır. Temel kromatik sapma olarak bilinir. Enine ya da yanal kromatik sapma; dalga boyuna bağlı olarak görüntünün büyüklüğünün değişimidir. Örneğin mavi ışıkla aydınlatılan bir nesne, kırmızı ışıkla aydınlatılana göre biraz daha büyük görüntü oluşturur. Bu durum, küçük diyafram açıklığı kullanılarak düzeltilemez. Kromatik sapmanın sonuçları, özellikle çerçevenin kenarlarına doğru yüksek kontrastlı görüntülerin kenarlarında en çok fark edilir. Kromatik sapma en yaygın olarak daha ucuz objektiflerde görülür, ancak en iyi optikler bile belirli koşullarda zaman zaman daha düşük kromatik sapma seviyeleri gösterebilir. Bir diğer kromatik sapma türü "mor saçaklama" olarak adlandırılır; bu da sayısal fotoğraf makinelerinin ürettiği görüntülerde sıkça görülen mor çizgileri veya haleleri içerir. Mor saçak, algılayıcın piksellerini kapsayan ışık toplayan mikro objektiflerden kırılan ışıkla ortaya çıkar. Arka aydınlatmalı sahnelerde, bu mor püskül biçimi genellikle "İng blooming" (çiçeklenme) olarak adlandırılır. bkz renkser sapınç. bkz renk sapması.
- kromatik uyarlama
- (Alm chromatische anpassung, Fr adaptation chromatique, İng chromatic adaptation) Uzun süre bakma ile oluşan, renk duyarlığından kaynaklanan insan gözünün renk algısındaki değişimler.
- kromatiklik
- (Alm farbigkeit, Fr chromaticité, İng chromaticitiy) Işığın dalga boyu ve saflık bileşimi; kromatisite. Bir rengin baskın dalga boyu ve renk saflığıyla belirlenen bir renk niteliği. Görülen bir şeyin renk niteliğinin, temel renk ve doyma özelliklerine dayanan ölçümüyle belirlenir.
- kromatiklik dizisi (kromatiklik koordinatları)
- (Alm farb koordinaten, Fr coordonnées de chromaticité, İng chromaticity coordinates) Bir rengi tanımlamak ya da bir renk eşlemesi sağlamak için gerekli kırmızı, yeşil ve mavinin oransal değerleri. Aydınlatma konusunda uluslararası standartları belirleyen “Uluslararası Aydınlatma Komisyonu” (Fr Commission Internationale de l’Éclairage – CIE) sisteminde koordinatlar; X, Y ve Z'dir.
- kromatiklik şeması
- (Alm farb diagramm, Fr diagramme de chromaticité, İng chromaticity diagram) Genellikle ışık değerlerini çıkarmak için üç kromatiklik koordinatından birini öbürüne birleştirerek elde edilen renklerin grafiksel gösterimleri ve bunların ilişkileri. En yaygın olanı CIE şemasıdır. Bu şema at nalı şeklindedir.
- kromatisite
- (Alm farbigkeit, Fr chromaticité, İng chromaticitiy) bkz kromatiklik.
- kromatisite diyagramı
- (Alm farb diagramm, Fr diagramme de chromaticité, İng chromaticitiy diagram) bkz renk diyagramı.
- krominans
- (Alm chrominanz, Fr chrominance, İng chrominance) Renk bilgisi taşıyan görüntü ya da başka sinyal değeri. / Bir rengin temel renk ve doyma değerleri. / Parlaklık değerinin eşit olduğu noktada bir renk ile referans rengin arasındaki fark.
- kromojenik
- (Alm chromogen, Fr chromogène, İng chromogenic) Banyo işlemi sırasında renkli boyalar oluşturan ya da boyaları kullanan işlem ya da fotoğraf filmleri ve kartları gibi maddeler. Örneğin bağlayıcılar. bkz bağlayıcı.
- krono fotoğraf
- (Alm chronofotografie, Fr chronophotographie, İng chronophotography) Bir hareket, olay ya da durumun belli aralıklarla çekilen bir dizi fotoğrafla kaydedilmesi. Fotoğraf makinesiyle, hareketin belirlenen bölümü yüksek örtücü değeri kullanılarak, durgun kareler olarak kaydedilir. bu şekilde hareketi oluşturan durumlar tespit edilir.
- ksenon
- (Alm zenon, Fr zénon, İng zenon) Bazı ışık kaynaklarında elektronik flaşların tüplerinde kullanılan bir tür gaz.
- kuantum
- (Alm quantum, Fr quantum, İng quantum) Fizikte, değişime sokulabilecek bir büyüklüğün en küçük niceliği; kuvantum. Işıkta quantum, ışığın temel parçacığı olan foton ile ilişkilidir.
- kuantum verimliliği
- (Alm quanten effizienz, Fr efficacité quantique, İng quantum efficiency) Işığa duyarlı sistemin etkinliğinin ölçümü. Fotoğrafta, duyarlı yüzeye düşen ya da emilen her kuantum başına geliştirilebilir gümüş tuzları sayısı.
- küçücük fotoğraf makinesi
- (Alm ultraminiatur kamera, Fr appareil photo ultra-miniature, İng ultra-miniature camera) Genellikle film formatında fotoğraf makinelerinin genel adı; küçük boy fotoğraf makinesi. 16 mm genişliğindeki film kullananları geçmişte kullanılırdı.
- küçük boyutlu fotoğraf makinesi
- (Alm klein format kamera, Fr appareil photo petit format, İng small format camera) Genellikle 35 mm film veya daha küçük formatlı fotoğraf makineleri. Görüntü kalitesinden ödün vermeden maksimum taşınabilirlik sunan makinelerdir. En iyi seçenekleri arasında seyahat için 40 Mp APS-C Fujifilm X100VI, sokak fotoğrafçılığı için cep boyutunda Ricoh GR IV ve üst düzey tam çerçeve Leica Q3 sayılabilir. Sony A7C II gibi aynasız seçenekler ise küçük gövdelerde değiştirilebilir objektifler sunar.
- küçük resimler
- (Alm miniaturansichten, Fr vignettes, İng thumbnails) Sayısal görüntülere referans vermek veya düzenlemek için kullanılan küçük, temas sayfası boyutunda görüntü dosyaları; kapak resmi (fotoğrafı), küçük önizleme, önizleme görseli (resmi, fotoğrafı). Bir fotoğraf makinesinin LCD'sinde görünen görüntüler, büyük dosyanın küçük fotoğraflarıdır. Özellikle YouTube videoları ve dijital görseller için kullanılan, büyük dosyaların daha hızlı görüntülenmesini sağlayan, küçültülmüş görsellerdir. YouTube, Netflix veya diğer platformlarda videoya tıklamadan önce görünen kapak fotoğrafları; sanat galerilerinde, büyük fotoğraf ve tabloların hızlıca taranabilmesi için oluşturulan küçük önizlemeler; yüksek boyutlu görsellerin yavaş yüklenmesini önlemek için önizleme; dosya yönetiminde, bilgisayar veya telefon klasörlerinde dosyaların içeriğini anlamak için gösterilen küçük simgeler. olarak kullanılır. "thumbnails" kelimesi, Wikipedia ve Tureng gibi kaynaklarda özellikle dijital önizleme görselleri için teknik bir terim olarak da kullanılmaktadır.
- küçültme katsayısı
- (Alm reduktions faktor, Fr facteur de réduction, İng reduction factor) Bir fotoğraf, resim, harita, kağıt baskı, negatif veya pozitifin orijinalinden daha küçük bir boyuta getirilmesinde uygulanan küçültme oranı veya kısaca, küçültülmüş film veya fotoğrafın boyutu ile orijinal film veya fotoğrafın boyutu arasındaki oran.
- küçültme oranı
- (Alm untersetzungs verhältnis, Fr rapport de réduction, İng reduction ratio) Özgün ve küçültülmüş resim veya fotoğrafların ölçeklerinin birbirine oranı.
- kullanıcı
- (Alm benutzer, Fr utilisateur, İng user) Bilgisayarı kullanan kişi.
- kullanıcı arayüzü
- (Alm benutzerober fläche, Fr Interface utilisateur, İng User Interface – UI) İnsanlar ve makineler arasındaki etkileşimlerin gerçekleştiği arayüz. Bir kullanıcının bir makine ile nasıl etkileşime girebileceğini belirler. Kullanıcının bilgisayar yazılımları ile etkileşimini sağlayan yöntemlerin bileşkesinden oluşan bir çeşit ön sayfa.
- kullanım biçimine göre pil çeşitleri
- (Alm Batterietypen je nach Verwendung, Fr types de batteries selon l'utilisation, İng battery types according to usage) Genel olarak piller; tek kullanımlık (birincil) ve yeniden doldurulabilen piller (ikincil) olarak ikiye ayrılır. bkz tek kullanımlık piller. bkz tekrar kullanılabilen piller.
- kullanım süresi
- (Alm nutzungs dauer, Fr durée de vie utile, İng useful life, duration of use) Fotoğrafik duyarlı malzeme, ampul, pil, mürekkep kartuşu vb malzemelerin nitrliğinin brlirli bir seviyenin altına düşmeden önce kullanılma, varlığınıı sürdürme dönemi. “Son Kullanım Tarihi” - SKT”den farklı bir şeydir.
- kümelenme
- (Alm verklumpung, Fr agglomération, İng clumping) Gren, mürekkep, birlikte ortaya çıkıyor gibi görünen büyük öbek ya da kümelerin düzensiz dağılımı. Örneğin gümüş zerreciklerinin kümelenmesi görüntünün grenliliğini artırır; gümüş zerrecikleri, olduğundan daha büyük görünür. Mürekkep püskürtmeli çıktılarda kümelenme; renklerin çamurlaşmış olarak oluşmasına, kuruma süresinin uzamasına ve çözünürlüğünün azalmasına neden olur.
- kumlanma
- (Alm körnigkeit, Fr granulosité, İng graininiess) Sayısal olarak kaydedilen fotoğraflarda, geleneksel filmlerdeki kumlanmaya benzeyen kirlilik; grenlilik. Kumlanma, bir fotoğraftaki istenmeyen noktacıklardır. Algılayıcıların kendisine düşen ışığı doğru analiz edememesi ile ilgili bir durumdur ve kumlanma düzeyi yükseldikçe, görüntü kalitesi düşer. Günümüzde iyi makineler, çok az kumlanma üretmeleriyle ünlüdür. Buna karşılık daha düşük kaliteli makineler, daha fazla gürültü üretirler ve görüntü kalitesini bozarlar. Bu noktacıklar, özellikle açık renk alanlarda iyice çekilmezleşebilir. Kumlanma seviyesi, muhtelif parametrelerle ilgilidir. Ortak kumlanma problemleri, yüksek ISO değerlerinde ve az ışıklı ortamlarda kendisini gösterir. Buna karşılık ortak olmayan kumlanma problemleri de vardır ve makineden makineye farklılık gösterebilir. Bazı makinelerin dijital algoritmaları, kumlanma seviyesini düşürecek şekilde gelişmişken, bazıları değildir. Benzer şekilde bazı yüksek Mp değerine sahip makinelerde CCD/CMOS'taki devreler kalitesizdir ve fazla kumlanma üretir. Bu durum, devrelerin birbirine yakınlığı ile de ilgilidir. Nasıl işlemcilere daha fazla transistör sığdırdıkça, daha fazla ısınma sorunu ortaya çıkıyorsa, CMOS ve CCD'lere de daha fazla piksel koymak, daha çok kumlanma üretmesine neden olmaktadır zira kumlanma, pikseller arası elektronik bir sorundur. Kaliteli profesyonel fotoğraf makineleri yüksek MP değerlerine sahip olmalarına rağmen, ışık devrecikleri arasındaki mesafe daha fazladır ve algılayıcılar birbirini daha az etkiler. Buna karşılık daha ucuz makinelerde algılayıcılar daha sıkışık bir alana toplanır ve kumlanma artar zira algılayıcılar birbirine parazit yapar. Görüntü algılayıcı yüksek ışık duyarlığına göre ayarlandığında fazla kumlanma oluşur. Bilinçli olarak kullanıldığında bir tasarım aracıdır.
- küpe güvezi
- (Alm magenta, Fr magenta, İng magenta) Parlak ve koyu kırmızı renk; magenta rengi, karmen, tavşankanı. bkz magenta.
- küratör
- (Alm kurator, Fr curateur, İng curator) Müze, kütüphane, sergi, hayvanat bahçesi vb'ni yöneten ve etkinliklerini düzenleyen yetkili kimse.
- küreleştirme filtresi
- (İng spherize) Adobe Photoshop distort (bozma) filtrelerinin altında bulunur ve görüntüyü 3 boyutlu hale getirerek bir kürenin etrafını sarmış gibi gösterir (Filter > Distort > Spherize).
- küresel ayna
- (Alm sphärischer spiegel, Fr miroir sphérique, İng spherical mirror) Yansıtıcı yüzeyi bir küre parçasından kesilen parça (küre yüzeyi, küre kapağı) biçiminde olan, ışığı toplayarak veya dağıtarak odaklayan, düz olmayan optik ayna. Merkez (M), aynanın ait olduğu kürenin merkezidir. Odak noktası (F), asal eksene paralel gelen ışınların yansıdıktan sonra toplandığı veya uzantılarının geçtiği noktadır. Tepe noktası (T), aynanın yansıtıcı yüzeyinin merkez noktasıdır. Asal eksen, merkez ve tepe noktasından geçen doğrudur. Yansıtıcı yüzeyin kürenin iç kısmı (çukur, iç bükey) veya dış kısmı (tümsek, dış bükey) olmasına göre ikiye ayrılırlar. Işığı odaklama özellikleri sayesinde teleskoplar, araç yan aynaları ve güvenlik sistemleri gibi alanlarda görüntü büyütme veya geniş alan gösterme amacıyla kullanılırlar. Küresel aynalar, düz aynaların aksine görüntünün boyutunu ve yönünü değiştirebilirler. bkz çukur ayna. bkz parabolik ayna. bkz tümsek ayna.
- küresel görüntü bozulması
- (Alm sphärische aberration, Fr aberration sphérique, İng spherical aberration) Işığın tüm dalga boylarının belirli bir noktada toplanamadığı durumlarda ve daha çok büyük diyafram açıklığına ayarlanmış geniş açılı objektiflerde ortaya çıkan optik bozulma. En çok görüntü karesinin kenarlarına yakın yerlerde netlik azlığı olarak kendini gösterir. Sorun; bükülme yapmayan (aspheric) objektif gibi çeşitli optik yollarla veya f stopu aşağı indirerek çözülür. bkz küresel sapınç.
- küresel mercek
- (Alm sphärische linse, Fr lentille sphérique, İng spherical lens) Bütün yüzeyi küre biçiminde (kürevi, küresel) olan mercek.
- küresel sapınç
- (Alm sphärische aberration, Fr aberration sphérique, İng spherical aberration) Görüntü keskinliğinde kayba neden olan optik kusur; küresel sapma, küresel aberasyon. Bu hatadan yararlanılarak yumuşak odaklı objektifler yapılmaktadır.
- kurmaca
- (Alm fiktion, Fr fiction, İng fiction) Olmadığı halde varmış gibi tasarlanmış, kurgulanmış görüntü.
- kuru cam levha
- (Alm trockene glas platte, trockene platte, Fr feuille de verre sèche, plaque sèche, İng , dry glass sheet, dry plate) bkz kuru levha.
- kuru fırça filtresi
- (İng dry brush) Adobe Photoshop artistic (sanatsal) filtrelerinin altında bulunur ve kuru fırça tekniği ile bir görselin kenarlarını belirtmeye yarar (Filter > Artistic > Dry Brush).
- kuru levha
- (Alm trocken platte, Fr assiette sèche, İng dry plate) Analog fotoğrafçılıkta film öncesi dönemlerde kullanılan, bir yüzeyine ışığa duyarlı kimyasal malzeme sürülmüş cam levha; kuru cam levha. bkz kuru cam levha.
- kuru levha yöntemi
- (Alm trocken platten verfahren, Fr processus de plaque sèche, İng dry plate process) Kuru levhaların duyarlı yüzey olarak kullanıldığı fotoğraf yöntemi. 1880'li yıllarda kolodyum yönteminin yerini almıştır.
- kuru yapıştırma
- (Alm trocken montage, trocken positionierungs methode, Fr méthode de montage à sec, de positionnement à sec, İng dry mounting, dry positing method) Fotoğraf ile karton fon arasına özel bir tabaka yerleştirip sıcaklık etkisiyle fotoğrafı yapıştırma işlemi; kuru yapıştırma yöntemi.
- kurutma
- (Alm trocknen, Fr séchage, İng drying) Film ve fotoğraf kağıdının banyo süreci sonunda temiz, tozsuz, hava akımı olan bir yerde nemini giderme.
- kurutma aygıtı
- (Alm trocken maschine, Fr machine à sécher, İng drying machine) Film ve fotoğraf kağıdının kurutma işlemi için kullanılan karanlık oda aracı. Film ve fotoğraf kağıdı için farklı aygıtlar üretilmiştir.
- kurutma dolabı
- (Alm trockens chrank, Fr armoire de séchage, İng drying cabinet) Banyo işlemlerinden sonra ıslak film ya da kartların kurutulması için özel tasarlanmış kurutma mekanizması; kurutma makinesi.
- kütle
- (Alm masse, Fr masse, İng mass) Kütle, bir cismin içerdiği madde miktarının bir ölçüsü ve cisimlerin ivmelenmeye karşı gösterdiği direnç (eylemsizlik) olarak tanımlanan, konuma göre değişmeyen temel bir fiziksel büyüklüktür. Skaler bir büyüklük olan kütle, SI birim sisteminde kilogram “kg” ile ifade edilir, eşit kollu terazi ile ölçülür ve atom altı parçacıklardan gezegenlere kadar her şey için sabit bir değerdir. Kütle, Dünya'da, Ay'da veya uzay boşluğunda aynıdır; sıcaklık veya basınçtan etkilenmez. Bir mandanın içerdiği madde miktarı (kütlesi) bir fareden fazladır. Kütlesi büyük olan bir nesneyi (örneğin bir otomobili) hareket ettirmek veya durdurmak, kütlesi küçük olan bir nesneye (örneğin bir bisiklete) göre daha zordur. Kütle, eşit kollu terazi ile ölçülür. Halk ağzında yaygın yanlış (galat-ı meşhur) olarak kütle yerine ağırlık terimi kullanılsa da ikisi farklı terimlerdir. Kütle madde miktarını gösterirken, ağırlık bir kütleye etki eden yerçekimi kuvvetidir. Kütle her yerde aynıdır, ancak ağırlık bulunulan gezegene göre değişebilir. Örneğin Dünya'da 60 kg olan bir astronotun kütlesi Ay'da da 60 kg'dır, ancak ağırlığı Ay'ın yerçekimi daha az olduğu için azalır.
- kutu
- (Alm dose, blechdose, spulenbox, Fr boîte de conserve, boîte à bobines, İng can, tin, spool box) Film makaraların korunması, saklanması, sıralanması için yerleştirildikleri alüminyum, paslanmaz çelik, sert plastik ya da yoğruktan silindirik kap. / Film uzunluk birimi. "Bir kutu film, 35 mm'lik filmlerde, yaklaşık 145 cm'dir."
- kutu bulanıklık filtresi
- (İng box blur) Adobe Photoshop blur (bulanıklaştırma) filtrelerinin altında bulunur ve seçili alandaki pikselleri komşu pikselleri ile birbirine benzetme ilkesi ile çalışır (Filter > Blur > Box Blur).
- kutu fotoğraf makinesi
- (Alm boxkamera, Fr caméra boîte, İng box camera) George Eastman tarafından 1888'de tanıtılan en basit fotoğraf makinesi; kutu fotoğraf makinesi. Çok basit ve tek elemanlı bir fotoğraf makinesidir.
- kutu fotoğraf makinesi
- (Alm box kamera, Fr caméra à boîte, İng box camera) George Eastman tarafından 1888'de üretilen en basit fotoğraf makinesi; kutu makine. Çok basit ve tek elemanlı bir objektif, ışık geçirmez bir kutu ve arka tarafına roll film takılmasına olanak veren bir kızaktan ibarettir. Örtücü hızı ve diyafram değerleri sabit olup 1/25 saniye ve f/11'dir. Objektif çok yakın cisimler dışında her şeyi net çekebilecek biçimde seçilmiş, ayarlanmış olduğundan ayrıca bir de odaklama sistemi eklenmemiştir.
- kutu makine
- (Alm box kamera, box maschine, Fr caméra à boîte, machine à boîte, İng box camera, box machine) George Eastman tarafından 1888'de tanıtılan en basit fotoğraf makinesi; kutu fotoğraf makinesi. Çok basit ve tek elemanlı bir fotoğraf makinesidir. bkz kutu fotoğraf makinesi.
- kutup
- (Ar kutb, Alm pole, Fr pôle, İng pole) Bir optik bileşenin, optik eksene girdiği nokta; zirve. / Bir mıknatısın, mıknatıslığını topladığı uçların her biri.
- kutupsal koordinat sistemi
- (Alm polar koordinaten system, Fr système de coordonnées polaires, İng polar coordinate system) Noktaların birer açı ve Kartezyen koordinat sistemindeki orijinin eşdeğeri olup "kutup" olarak bilinen bir merkez noktaya olan uzaklıkları ile tanımlandığı, iki boyutlu bir koordinat sistemi. Kutupsal koordinat sistemi, matematik, fizik, mühendislik, denizcilik, robot teknolojisi gibi birçok alanda kullanılır. Bu sistem, iki nokta arasındaki ilişkinin açı ve uzaklık ile daha kolay ifade edilebildiği durumlar için özellikle kullanışlıdır. Kutupsal denklemler, çoğu eğri tipi için en kolay, bazıları içinse yegane tanımlama yöntemidir.
- kutupsal koordinatlar efekti
- (İng polar coordinates) Adobe Photoshop distort (bozma) efektlerinin altında bulunur ve görüntüyü dikdörtgen yerine dairesel çerçevelenmiş hale getirir (Filter > Distort > Polar Coordinates).
- kuvantum
- (Alm quantum, Fr quantum, İng quantum) bkz kuantum.
- kuvars halojen ampul
- (Alm quarz-halogen lampe, Fr lampe halogène à quartz, İng quartz halogen lamp) Bir akkor ışık kaynağı türü. Tungstenden yapılmış filaman ya da bobinin (makaranın), halojen gazı içeren bir kuvars ampulde ısıtılmasıyla yapılır. Çok yüksek ışık çıktısı ve reaksiyon üretir.
- küvet
- (Alm badewanne, Fr baignoire, İng bathtub) Karanlık odada, içine kimyasal eriyik konularak fotoğraf kağıdı banyosu için kullanılmak üzere tasarlanmış, fotoğraf kağıtları boyutlarına uygun olarak dikdörtgen şeklinde, bakalit vb değişik malzemelerden yapılmış kap.
- küvette geliştirme işlemi
- (Alm gerichtentwicklung, Fr développement de plats, İng dish development) Karanlık odada, ışığa karşı duyarlı malzemelerin ve çoğunlukla tabaka film ve fotoğraf kağıtlarının, içinde geliştirici banyo bulunan küvetlere tümüyle bastırılarak banyo edilmesi işlemi.
- kuvvetlendirici
- (Alm nachfüller, Fr réapprovisionnement, İng replenisher) Kullanılarak özelliklerini yitiren geliştirici banyolara eklenerek güçlerini kazanmalarını sağlayan katkı maddesi. / Fotoğrafçılıkta negatiflerin güçlendirilmesini sağlayan banyo.
- kuvvetlendirme
- (Alm nachschub, Fr réapprovisionnement, İng replenishment) Kullanılarak özelliklerini yitiren geliştirici banyolara katkı maddesi ekleyerek özelliklerini kaybetmesini önleme işlemi.
- KYM (Kırmızı, Yeşil, Mavi - KYM)
- (Alm Rot, Grün, Blau, Fr Rouge, Vert, Bleu, İng Red, Green, Blue - RGB) Kırmızı, yeşil, mavi ana renkleri.