Ansiklopedik Sözlük

Y

← Tüm harfler
Y
(Alm Gelb, Fr Jaune, İng Yellow) Sarı, CMYK çoğaltımındaki sarı ayrım rengi. / Optikte; “Yakınsama”nın simgesi. Yakınsama formülü “Y (D)=1/f (m)” şeklindedir. Burada D, yakınsama birimi Dioptrinin kısaltması, f metre cinsinden odak uzaklığıdır.
Y ekseni
(Alm Y-achse, Fr axe Y, İng Y-axis) Bir görüntünün ya da görüntünün gösterildiği yüzeyin oluşturduğu çerçevenin yüksekliğini ifade eden doğru; ordinat. Çerçevenin dikey uzunluğu, “Y” eksenini belirler.
yaban hayatı
(Alm tier welt, Fr faune, İng wildlife) Yaban hayatı, insan kontrolü ve etkisi dışında, doğal ortamlarında (orman, çöl, sulak alan vb) kendi ekolojik döngüsü içinde yaşayan evcilleştirilmemiş hayvan, bitki ve diğer organizmaların tümüne verilen ad; vahşi yaşam. Genellikle memeliler, kuşlar, sürüngenler ve balıkları kapsasa da, ekosistemdeki el değmemiş tüm canlıları ifade eder. İnsan tarafından yetiştirilmeyen, doğada serbestçe beslenen ve üreyen canlılardır. Canlıların yaşamlarını sürdürdükleri, ormanlar, çayırlar, denizler gibi özgün bölgeler doğal yaşam alanları (habitat)dır. Yaban hayatı, türler arası rekabetle kendi doğal ekosistem dengesini kurar. Yaban hayatı, biyoçeşitliliğin korunması ve ekosistemlerin iklim değişikliği gibi tehditlere karşı dirençli kalması açısından büyük önem taşır. Türkiye'de av ve yaban hayatı yönetimi, sürdürülebilirlik ilkesiyle Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir.
yaban hayatı fotoğrafçılığı
(Alm tier fotografie, Fr photographie animalière, İng wildlife photography) Hayvanların doğal ortamlarında çekildiği, sabır gerektiren bir türdür. Yaban hayatı (vahşi yaşam) fotoğrafçılığı, hayvanların doğal ortamlarında davranışlarını belgeleyen, sabır ve kamuflaj gerektiren etik odaklı bir doğa fotoğrafçılığı türüdür. Uzun odaklı objektifler (telefoto), hızlı enstantane ayarları ve gizlenme çadırları gibi ekipmanlarla, hayvanları rahatsız etmeden, doğal rutinlerini bozmadan çekim yapmak temel ilkedir. Hayvanın güvenliği her zaman fotoğrafın önündedir. Yemleme yapılmamalı ve yavrulu yuvalar rahatsız edilmemelidir. En az 300 mm veya üzeri telefoto objektifler, sağlam bir tripod (üçayak) veya monopod (tekayak) ve kamuflaj giysileri/çadırları gereklidir. Hareketli hedefleri yakalamak için yüksek enstantane hızları (1/1000 ve üzeri) ve hızlı netleme (İng autofocus) sistemleri kullanılmalıdır. Hayvanların en aktif olduğu sabahın erken veya akşamüstü saatleri (altın saatler) tercih edilmelidir. Yaban hayatı, araçları insanlar için daha az tehdit edici algıladığından, araç içinden veya bir "fasulye torbası" (İng bean bag) desteğiyle çekim yapmak etkili bir yöntemdir. Fotoğraflamak istediğiniz türlerin davranışlarını ve yaşam alanlarını önceden araştırarak öğrenmek gerekir. Uzak bölgelere gitmeden önce yerel parklar, göl kenarları veya kuş cennetleri gibi alanlarda antrenman yapılması önerilir. Hayvanların fotoğrafçıya alışması için gizlenerek beklemek, aktif olarak onları kovalamaktan daha iyi sonuçlar verir. Yaban hayatı fotoğrafçılığı, doğal dünyayı koruma bilincini artırmak için güçlü bir araçtır ve hayvanların doğal ortamlarındaki karmaşık etkileşimlerini mercek altına alır. İzlenmesi, insan gözüyle görülmesi zor olan canlıların, “foto kapan” adı verilen algılayıcılı fotoğraf makineleri veya video kameralar yardımıyla doğal ortamlarında görüntülenmesi de bir yaban hayatı fotoğrafçılığı uygulamasıdır. bkz vahşi yaşam fotoğrafçılığı.
yaban hayatı fotoğrafı
( Alm tier foto, Fr photo animalière, İng wildlife photo) Yaban hayatı fotoğrafı; evcil olmayan memeli hayvan, kuş, böcek ve sürüngen gibi canlıların doğal ortamlarında belgelendiği, sabır ve saha bilgisi gerektiren bir doğa fotoğrafçılığı dalıdır. Vahşi yaşam fotoğrafçılığı, doğa fotoğrafçılığı, fauna belgeleme veya foto kapan çekimi olarak da adlandırılır. Bu tür, hayvanları rahatsız etmeden, genellikle kamuflaj veya teleobjektif kullanarak çekilir. Yaban hayatı fotoğrafı, vahşi yaşamın korunması ve belgelenmesi için önemli bir görsel belge niteliğindedir. Soyu tehlike altındaki türlerin kayıt altına alınarak korunma çalışmalarına katkı sağlar.
yağlı objektif
(Alm ölimmersions ziel, Fr objectif à immersion dans l'huile, İng oil-immersion objective) Yüksek güçte olan olan mikroskop objektifi türü. Mikroskop nesne tablası ve objektif ön elemanı arasındaki boşluk, şeffaf ve kırılma indisi yüksek olan bir yağla doldurulur. Böylece objektifin diyafram değeri artırılır.
yağlı pastel filtresi
(İng Conté Crayon) Adobe Photoshop Sketch (çizim) filtresinin altında bulunur ve görüntüye pastel boya ile çizilmiş etkisi verir (Filter > Sketch > Conté Crayon).
Yahudiye
(Alm iudaea, Fr iudaea, İng iudaea) Bitüm. bkz bitüm.
yakalanan ışık
(Alm licht einfangen, Fr attraper la lumière, İng catch light) Aydınlatma kaynağının kendisinin bir yüzey üzerine yansıması durumu. Genellikle portre fotoğraflarında gözbebeği üzerinde sert aydınlatma kaynağının yansıması şeklinde ortaya çıkar. Bu durum portre fotoğraflarında bir hata olarak görülür. “yakalanan ışık”, “kırmızı göz”den farklı bir şeydir.
yakın çekim
(Alm nahaufnahme, Fr gros plan, İng close up) Nesne ya da nesnenin bir ayrıntısının bütün çerçeveyi doldurduğu çekim ölçeği. / Yakın mesafeli çekim; close-up. Genellikle bir objektifin 20 cm'den daha yakın mesafeler arasında çekim yapabilme yeteneğine de denir. Bazı fotoğraf makinelerinde bu özelliğe -galatı meşhur (yaygın yanlış kullanım)- olarak “macro” da denmektedir. Mikro çekim de bu kapsamda yer alır.
yakın kızılötesi
(Alm nahes Infrarot, Fr proche infrarouge, İng near infrared) Kızılötesi ışınımın en kısası, çok az görülebilir olan dalga boyları, yaklaşık 0.75-35 m aralığındadır.
yakın morötesi
(Alm nahe ultraviolett, Fr proche ultraviolet, İng near ultraviolet) Morötesi ışınımın en uzunu, az görünen dalga boyları, yaklaşık 300-400 nm aralığında olan morötesi ışınım.
yakın nokta
(Alm naher punkt, Fr point proche, İng near point) Belirli bir netleme durumunda kabul edilebilen keskinliğin objektife olan en yakın noktası. Alan derinliğiyle ilgili hesaplamalarda kullanılır. / Çıplak insan gözünün en yakın rahat görüş uzaklığı. İtibari olarak 250 mm'dir ve bu uzaklık genellikle yaşa göre artar.
yakın plan fotoğrafçılık
(Alm Nahauf nahmen, Fr photographie en gros plan, İng close up photography) Genellikle makro çekimler için en küçük değer olan g/c=1/1'den daha küçük büyütme oranlarına (1/1, ½, ¼, … 1/10 gibi) sahip çekimlerdir.
yakınsak mercek
(Alm sammel linse, Fr lentille convergente, İng converging lens) bkz dışbükey mercek. bkz ince kenarlı mercek.
yakınsama
(Alm konvergenz, Fr convergence, İng convergence) Bir ince kenarlı merceğin ışınları birbirine yaklaştırma ölçüsü; (Y (D)=1/f (m)). Odak uzaklığının metre cinsinden tersidir, birimi diyoptri , kısaltması “D”dir (1 D= 1 m-1).
yakınsama derinliği
(Alm tiefe der konvergenz, Fr profondeur de convergence, İng depth of convergence) Nesnenin uzaklığının görüntüde değişmesi; menzil derinliği. Fotoğraf makinesinin objektifinin odak uzunluğu ve kullanılan diyafram değri bu duruma yol açar.
yaklaşım
(Alm ansatz, Fr approche, İng approach) Bir konuyu ele alış, bakış ve değerlendirme biçimi.
yaklaşma
(Alm konvergenz, Fr convergence, İng convergence) Giderek küçülen ışınların veya bir ışın yığınının bir araya gelmesi; yakınlama, yakınlaşma. Tipik olarak dışbükey ya da pozitif mercek gelen ışınlardan oluşur. / Uzaktaki nesnelere bakarken gözler düz konumda iken, nesne yaklaştığında gözlerin burna doğru yaklaşması. / Renk monitöründe üç elektron ışınının her bir renginin birleşmesi.
yakma
(Alm einbrennen, Fr brûlage, İng burning-in) Karanlık odada baskı aşamasında; görüntünün belirli bir kısmını koyulaştırmak için baskının o bölgesini seçip maskeleyerek normalden fazla ışık verip yeniden pozlandırarak koyulaşmayı sağlayan yöntem. Agrandisörde fotoğraf kağıdına baskı yaparken uygulanır. bkz yazma. / Geleneksel fotoğrafçılıkta uygulanan yakma yöntemini taklit eden sayısal görüntü işleme yöntemi. Bilgisayarda görüntünün belirli bir kısmını koyulaştırma işlemini bilgisayarda taklit eden sayısal görüntü hilesi. Görüntü işleme programında farklı boyutlarda fırça kullanılarak yapılır; örneğin piksellerin kırmızı, yeşil ve mavi (RGB) renklerin gri değeri artırılır.
yalancı dalga boyu
(Alm falsche farbe, Fr fausse couleur, İng false color) bkz kızılötesi.
yalancı renk
(Alm falsche farbe, Fr fausse couleur, İng false color) bkz kızılötesi.
yamultma
(Alm verziehen, Fr gauchissement, İng warping) Bir nesnenin bütün şeklini, genellikle kontrollü bir yolla bozan görüntü yönlendirme tekniği.
yan ışık
(Alm seitenlicht, Fr lumière latérale, İng side light) Işık nesneye sağdan ya da soldan gelir. Aydınlık ve karanlık yüzler yarı yarıyadır. Rölyef ve derinlik etkisi çok güçlüdür. Yarım tonlar zengindir. Renkler parlak ve doygundur. bkz yanal ışık.
yanal büyültme
(Alm seitliche vergrößerung, Fr grossissement latéral, İng lateral magnification) bkz büyültme.
yanal ışık
(Alm seitliches licht, seitenlicht, Fr lumière latérale, lumière latérale, İng lateral light, side light) Yanal ışık, objenin veya modelin sağ ya da sol tarafından (90 derece açı) gelen ışık türüdür. Fotoğrafta ve sinemada derinlik, doku ve üç boyutluluk hissi yaratmak için kullanılır. Işığın vurduğu taraf aydınlık kalırken, diğer taraf gölgede kalır. Bu da fotoğrafa dramatik ve güçlü bir hava katar. Yüzeydeki pürüzleri, çizgileri ve dokuları (örneğin; ahşap bir zemin, taş duvar veya portredeki kırışıklıklar) öne çıkarır. İki boyutlu bir görselde nesnelerin hacim kazanmasını sağlayarak üç boyutluymuş gibi görünmesine olanak tanır. Özellikle ürün fotoğrafçılığında (dokuyu göstermek için) ve portre çekimlerinde (dramatik yüz hatları elde etmek için) sıkça tercih edilir. Işığın açısını hafifçe öne veya arkaya kaydırarak, portrelerde ünlü Rembrandt aydınlatması gibi ikonik tarzlar yaratmak mümkündür. Gölge detaylarının çok sert olduğu durumlarda daha dengeli bir görüntü elde etmek için genellikle dolgu flaşı veya yansıtıcı (reflektör) ile desteklenir. bkz yan ışık. bkz yandan aydınlatma.
yanal kayma
(Alm seitliche verschiebung, Fr décalage latéral, İng lateral shift) Yaprak filmli fotoğraf makinelerinde, objektif veya film taşıyıcı bölümün yanlamasına hareketi. Bu hareketle film yüzeyi üzerindeki görüntünün durumu değişir.
yanal renk sapması
(Alm seitliche farbe, Fr couleur latérale, İng lateral color) bkz kromatik sapma.
yanal renkser sapınç
(Alm laterale farb- und chromatische aberration, Fr aberration chromatique latérale, İng lateral chromatic aberration) Değişik büyültmelerden dolayı değişik renkler oluşması sonucu meydana gelen ve mercek eksenindeki bir görüntünün keskinliğini etkileyen mercek sapınç hatası. Objektif içindeki merceklerin farklı dalga boyundaki ışınları farklı oranda büyütmelerinden kaynaklanır ve çoğunlukla fotoğraf karesinin kenarlarında görülür. bkz kromatik sapma.
yanar film
(Alm brennbarer stoff, Fr matière inflammable, İng flammable stock) Nitrat tabanlı kolay alevlenen film.
yanardönerlik
(Alm irisierend, Fr iridescent, İng iridescene) Farklı açılardan bakıldığında veya aydınlatmanın yönü değiştiğinde, yüzeyin üzerindeki renklerin değişmesi ve parlaması. Sabun veya deterjan köpüğü balonlarında, kelebek kanatlarında, midye kabuğu yüzeylerinde görülür. Bir ya da daha fazla yarı geçirgen yüzey üzerine düşen ışık ışınlarının bu yüzeylerden yansıyarak girişim yapması sonucunda ortaya çıkar. Düşen ışığın farklı dalga boylarında olması ve girişim konusuyla da ilişkilidir.
yandan aydınlatma
(Alm seitenbeleuchtung, Fr éclairage latéral, İng side lighting) Fotoğrafı çekilen nesnenin yandan aydınlatılması durumu. bkz yanal ışık.
yanılma payı
(Alm toleranz, Fr tolérance, İng tolerance) Sistem veya süreçlerin işleyişinde kabul edilebilir hata, yanlışlık. Yüksek yanılma payında, büyük hata kabul edilebilir. Düşük yanılma payınfa çok fazla hataya izin verilmez. Film banyosu işlemlerinde kullanılan kimyasalların sıcaklık derecelerinde uygulanır. Siyah beyaz fotoğraf süreçleri renkli fotoğrafa göre yüksek yanılma payına sahiptir.
yanılsama
(Alm illusion, Fr illusion, İng illusion) Var olan nesne ya da canlıyı yanlış, ayrımlı ya da olduğundan farklı olarak algılama; görsel yanılsama, optik yanılsama. Bir nesne veya tasarımdan gelen görsel uyaran bilgisinin yanlış, eksik, çarpıtılmış, biçim değiştirilmiş olarak algılanması ve yorumlanması sonucunda ortay çıkar.
yanıltmaca
(Alm täuschung, Fr tromperie, İng deception) Görsel uyaranın gerçek doğası hakkında yanıltıcı ve veya yanlış bilgi verme.
yanlış renk
(Alm falsche farbe, Fr mauvaise couleur, İng wrong color) Rengin keyfi tahsis edilişini anlatan görüntüler için kullanılan bir terim.
yanma
(Alm verbrennung, Fr verbrennung, İng combustion) Fazla pozlanma sonucu fotoğraf filminin ya da baskı kağıdının kararması.
yansılama
(Alm spiegelung, Fr miroir, réflexion, İng mirroring, reflection) Bir fotoğrafın biçimini bozmadan ona farklı bir anlam katmak ve biçimsel ile öz arasındaki farktan gülünç bir etki yaratma. Fotoğrafın zayıf taraflarını ortaya koyarak gülünç duruma düşürerek, alaycı ya da eleştirel olmaksızın mizahi bir taklit yapma işlemidir. bkz parodi.
yansıma
(Lat repercussus, Alm spiegelung, Fr reflet, İng reflection) Optikte, ışığın tanecik modelinde ; saydamsız bir cisim üzerine düşen ışık ışınlarının geliş doğrultusuna göre belli bir doğrultuda geri dönmesi. Dalga modelinde; bir engele çarpan dalgaların geldiği ortama geri dönmesi. bkz dağınık yansıma. bkz düzgün yansıma. / (Alm Fackel, Fr éclater, İng flare) Objektif içindeki mercek elemanlarından yansıyan ve görüntünün bozulmasına neden olan ışık olayı. / Aynada; yanal olarak tersine çevrilmiş ve sanal görüntü. bkz suda yansıma ile gölge farkı.
yansıma açısı
(Alm reflexions winkel, Fr angle de réflexion, İng angle of reflection) Saydamsız bir cisim üzerine düşen ışık ışınlarının iki ortamı ayıran bir yüzeyde yansıyan ışık ışınlarının normal (ışının yüzeye değme noktasından çıkılan dikme) ile yapmış olduğu açı. bkz dikme. bkz normal.
yansıma hologramı
(Alm reflexionshologramm, Fr hologramme de réflexion, İng reflection hologram) Yeniden oluşturulan görüntünün hologramından, bir yansıma olarak görülen hologram türü.
yansıma önleyici kaplama
(Alm antireflex beschichtung, Fr revêtement antireflet, İng anti-reflection coating) Optik ögelerde, yansımayı azaltmak için mercek yüzeyine uygulanan özel kaplama. Merceklerin yüzeyindeki ışın yansımalarını azaltmak için mercek yüzeyine, ışığı en az kayıpla geçiren çok ince yüzeyle bir ya da birkaç kat kaplanır.
yansıma yasaları
(Alm gesetze der reflexion, Descartes' gesetze, Fr lois de la réflexion, Les lois de Descartes, İng laws of reflection, Descartes' laws) Işınların, geliş açısıyla yansıma açısının birbirine eşit olduğunu belirleyen kural; Descartes (Dekart) yasaları. Işınlar geliş açısıyla yansır; “gelen ışının normalle yaptığı açı, yansıyan ışının normalle yaptığı açıya eşittir”. “Gelen ışın, yansıyan ışın ve yüzeyin geliş noktasındaki normali aynı bir düzlemde bulunur.” Bu iki kural yansıma yasası kuralları olarak bilinir. Gelen ışın ile bu ışının yüzeye değdiği noktadaki yüzeyin normali tarafından belirlenen düzleme “geliş düzlemi” denir.
yansımış aydınlatma
(Alm indirekte beleuchtung, Fr éclairage indirect, İng indirect illumination) Işık kaynaklarından bir ya da iki kez yansıyarak gelen ışık yoluyla yapılan aydınlatma türü. Duvarlar, tavanlar, yansıtıcı yüzeylerden gelen yansıyan ışıkla yapılan aydınlatmalar gibi. Bu şekilde, ışık yansıtıldığı yüzeyden bazı nitelikleri alır.
yansıtabilirlik
(Alm albedo, Fr albédo, İng albedo) bkz aklık. bkz albedo. bkz beyazlık derecesi.
yansıtaç
(Alm epidiaskop, Fr épidiascope, İng epidiascope) Şeffaf nesnelerin bir ekran üzerine görüntüsünün yansıtılması için tasarlanmış araç; epidiyaskop.
yansıtan mikroskop
(Alm spiegel mikroskop, Fr microscope à réflexion, İng reflecting microscope) Görüntü oluşumunun büyük ölçüde ya da kırılma yerine tamamen yansıma yoluyla olduğu mikroskop türü.
yansıtan objektif
(Alm ziel widerspiegeln, Fr objectif reflétant, İng reflecting objective) Görüntüyü oluştururken kırılma yerine içten tam yansımayı kullanan objektif tasarımı. Mikroskop ve teleskoplarda kullanılır. Renkleri yüksek düzeyde düzeltir. bkz aynalı objektif. bkz katadioptrik. bkz katoptrik.
yansıtıcı
(Alm reflektor, Fr réfléchissant, İng light projector, reflector) Işığı veya ısıyı yansıtmaya yarayan ayna veya ışıldak. bkz ışıldak. / Işığın istenilen yere düşmediği durumlarda ışığı istenilen yere düşürmek ya da nesnenin karanlıkta kalan bölümlerine doğal ya da yapay başka bir kaynaktan gelen ışığı yansıtmak için kullanılan, yansıtma özelliğine sahip herhangi bir maddeden yapılmış düzenek. Yansıtıcıların kendileri birer ışık (aydınlatma) kaynağı olmasalar bile başka ışık kaynaklarının ışığını yansıtarak gölgeleri yumuşatmak ve benzeri amaçlarla kullanılırlar. Yansıtıcı, nesnenin karanlıkta kalan bölgelerine ışığı yönlendirebilmek için ışığa doğrultulur. Altın renkli yansıtıcılar renkleri sıcaklaştırırken, gümüş ve beyaz renkli yansıtıcılar renklerde değişiklik yapmazlar. Değişik renklerde yansıtıcı kullanılarak fotoğrafı çekilecek nesnenin renklerinde değişiklikler elde edilebilir. Siyah renkli yansıtıcının görevi ise biraz farklıdır ve ışığı emerek görüntünün daha karanlık çıkmasını sağlar.
yansıtılabilirlik
(Alm albedo, Fr albédo, İng albedo) Bir yüzeyin üzerine düşen elektromanyetik enerjiyi yansıtma oranı; albedo. Bu oran, nesne yüzeyinin dokusuna , rengine ve yüzey genişliğine bağlı olarak değişir. Örneğin kar yüksek albedo (yansıtılabilirlik) oranına sahip olduğu için düşen ışığın büyük bölümünü yansıtır. İs kaplı bir yüzeyin albedo oranı düşüktür ve yüzey üzerine düşen ışığın büyük bölümünü emer.
yansıtım aygıtı
(Alm projektor, Fr projecteur, İng projector) Bir film veya belgenin, ışık kaynağından çıkan ışınlarla ekran veya perde üzerinde görüntüsünü oluşturan aygıt; gösterici, projektör, projeksiyon cihazı, projeksiyon makinesi.
yansıtma aracı
(Alm reflektieren, reflexionswerkzeug, Fr réfléchir, outil de réflexion, İng reflect, reflection tool) Vektörel yazılımlarda bir çizimin ya da şeklin olduğu yerden belirtilen açıya doğru simetrisinin alınmasına yarayan komut.
yansıtma flaş
(Alm projektions blitz, Fr flash de projection, İng projection flash) Konuya doğrudan vurdurmak yerine duvara, tavana ya da başka yüzeylere yansıtılarak kullanılan elektronik flaş. Daha yumuşak, daha dağınık bir ışık sağlar. Döner veya açısı değişir kafaya sahip flaşlar fotoğraf makinesine takılı olduklarında da yansıtılmış flaş kullanmaya olanak tanır.
yansıtmalı
(Alm reflektierend, Fr réfléchissant, İng reflective) Işık, ses, görüntü vb'ni geri göndermek, yansımasını sağlamak, aksettirmek. / (Alm reflex, Fr réflexe, İng reflex) Fotoğraf makinesine objektiften ışık yoluyla, objektifin hemen arkasında 45°'lik bir açıyla asılı olan eklemli düzlem aynada yansıyarak pentaprizmaya ve oradan da bakaca görüntü ulaştıran sistem; refleks. Ayna asılı olduğu yerden yukarı kalkarak görüntünün pozlama için duyarlı yüzeye ulaşmasını sağlar. bkz refleks.
yansıtmalı bakaç
(Alm spiegel sucher, Fr viseur réflexe, İng reflex view finder) Yansıtmalı vizör. bkz yansıtmalı fotoğraf makinesi.
yansıtmalı fotoğraf makinesi
(Alm spiegel reflex kameras, Fr appareils photo reflex, İng reflex cameras) Objektiften geçerek makineye giren görüntüyü bir aynalar sistemi ile bakaca, netleme camına ve film yüzeyine ileten fotoğraf makinesi türü; yansıtmalı fotoğraf makinesi. Bunlar; genelde “Tek Objektifli Yansıtmalı” (Single Lens Reflex - SLR), “Çift Objektifli Yansıtmalı” Twin Lens Reflex - TLR) fotoğraf makinesi olmak üzere iki türdür. bkz refleks fotoğraf makinesi.
yansıtmalı netleme
(Alm reflex fokussierung, Fr mise au point réflexe, İng reflex focusing) Yansıtmalı sistem kullanılarak netleme yapılması. Yaygın olarak tek objektifli yansıtmalı fotoğraf makinelerinde kullanılır. Yansıtmalı sistem, doğrudan objektif yoluyla nesnenin netleme camında görülerek netlenmesini sağlar. Objektif değiştiğinde sistemin çalışması değişmez. bkz refleks netleme. bkz yansıtmalı fotoğraf makinesi.
yansıyan
(Alm reflexionsgrad, Fr réflectance, İng reflactance) Nesnenin ışığı yansıtma becerisinin ölçümü. Beyaz nesneler 0.8'lik yansıma sağlar.
yansıyan ışık
(Alm reflektiertes licht, Fr lumière réfléchie, İng reflected light) Işık kaynağından çıktıktan sonra doğrudan veya dolaylı olarak bir saydamsız (ışık geçirmez) nesnenin yüzeyi üzerine düşüp geliş açısına eşit açıyla geliş ortamına geri dönen ışık; şua-ı münakis. “gelen ışık” karşıtı. / Yansıyan ışığın niceliği.
yansıyan ışık ölçümü
(Alm messung im reflektierten licht, Fr lecture de lumière réfléchie, İng reflected light reading) Bir ışıkölçer aracılığıyla konu yüzeyinden yansıyan ışık miktarının ölçülmesi yöntemi. Bu yöntemle ışık ölçümü, ışıkölçer konuya yöneltilerek yapılır.
yansıyan ışıkölçer
(Alm reflektiertes lichtmessgerät, Fr posemètre réfléchi, İng reflected lightmeter) Fotoğrafı çekilecek cismin üzerinden yansıyan ışığı (parlaklığı) ölçmek için kullanılan ışıkölçer; yansıyan ışık pozometresi. “gelen ışıkölçer” karşıtı. Çok geniş 60 derecelik bir açıdan, 1 dereceye kadar dar bir açıdan ışığı ölçen çeşitleri vardır. bkz gelen ışıkölçer.
yansıyan ışın
(Alm reflektierter strahl, Fr rayon réfléchi, İng reflected ray) Işık kaynağından çıktıktan sonra bir nesne üzerine doğrudan veya dolaylı olrak düşüp gelme açısına eşit açıyla geliş ortamına geri dönen ışın; şua-ı münakis. “gelen ışın” karşıtı. / Yansıyan ışının niceliği.
yapay
(Alm künstlich, Fr artificiel, İng artificial) Doğadaki örneklerine benzetilerek insan eliyle ya da aygıt yoluyla yapılmış veya üretilmiş; doğal olmayan, yapma, bileşimli, suni, tasni, sentetik, “doğal” karşıtı. / İçten olmayan tavır, davranış, duygu; yapmacık, sahte, suni, zahiri, sofistike. / Işık kaynağı olarak “yapay ışık”lar için kullanılır. bkz doğal. bkz yapay ışık kaynağı.
yapay görme
(Alm maschinelles sehen, Fr vision industrielle, İng machine vision) Otomatik denetim, süreç kontrolü ve sanayide robot rehberlik gibi uygulamalar için görüntüleme temelli otomatik denetim analiz sağlamak amacıyla kullanılan teknoloji. Örneğin araç ruhsat belgeleri, kimlik kartları gibi belgeleri bir yazılım yoluyla yönlendiren foto tarayıcı sistemleri.
yapay gün ışığı
(Alm künstliches tageslicht, Fr lumière du jour artificielle, İng artificial daylight) Renk sıcaklığı, gün ışığına ayarlanmış ışık veren aydınlatma kaynakları. Örneğin mavi renk ışık veren flaşlar, gün ışığı floresan ampul veya öbür gün ışığı yapay ışık kaynakları.
yapay ışık
(Alm künstliches licht, Fr lumière artificielle, İng artificial light) Fotoğrafçılık bağlamında güneş ışığı ve diğer doğal kaynaklar dışındaki her türlü ışık kaynağının yayınladığı ışık. Stüdyolarda kullanılan aydınlatma kaynakları, flaş lambaları, floresan lambaları vb ışık kaynaklarının yaydığı ışık. bkz yapay ışık kaynağı.
yapay ışık filmi
(Alm kunstlichtfilm, Fr film de lumière artificielle, İng artificial light film) Tungsten ışığı filmi. Fotoğraf çekilen ortamda günışığı yerine aydınlatma lambası vb yapay ışık kaynakları varsa renk sıcaklıklarında sapma olmaması için yapay ışık filmlerinin kullanılması gerekir. Yapay ışıklar kırmızıya kaçan sarı renklerdedir ve bu ortamlarda çekilen fotoğraflarda renkler turuncuya dönük olur. Bu özel filmler kırmızı/sarı renklerin baskınlığını azaltarak sonucun daha doğal olmasını sağlar.
yapay ışık kaynağı
(Alm künstliche lichtquelle, Fr source de lumière artificielle, İng artificial light source) Fiziksel bakımdan bir uyarı/etki sonucunda ışık yaymaya başlayan nesne. Örneğin kibrit, mum, ampul, flaş, yakamoz vb birer yapay ışık kaynağıdır. bkz doğal ışık kaynağı.
yapay zeka
(Alm Künstliche Intelligenz, Fr Intelligence Artificielle, İng Artificial Intelligence - AI) Yapay zeka (YZ), bilgisayarların insan benzeri öğrenme, akıl yürütme, problem çözme ve karar verme gibi zihinsel işlevlerini taklit etmesini sağlayan bir teknoloji bilimi. Büyük verileri analiz ederek örüntüleri tanıyan ve deneyimlerinden öğrenerek kendini geliştiren bu sistemler; ses tanıma, metin oluşturma ve otonom hareket etme gibi becerilere sahiptir. Amaç; insan zekasını simüle ederek karmaşık görevleri daha hızlı ve verimli gerçekleştirmektir. Yapay zeka, makine öğrenimi ve derin öğrenme yöntemlerini kullanarak, büyük veri setleri üzerinde eğitilen algoritmalar sayesinde örüntüleri tanır ve tahminler yapar. Üretken Yapay Zeka (GenAI) [ChatGPT, Gemini, DALL-E gibi yeni metin, görüntü veya içerik üreten sistemler]; Otonom Sistemler (Sürücüsüz otomobiller, robotik cihazlar); Doğal Dil İşleme (NLP) [Sohbet robotları (chatbotlar) ve sesli asistanlar (Siri, Alexa)] vb çalışma alanlarında tasarlanan yapay zeka yazılımları sağlık (tanı koyma), finans (dolandırıcılık tespiti), eğitim, üretim ve e-ticaret gibi pek çok sektörde kullanılır. Yapay zeka, sadece önceden tanımlanmış komutları uygulamaz; yeni verilerle kendini sürekli güncelleyerek daha isabetli sonuçlar üretme yeteneğine sahiptir.
yapısal ışık
(Alm strukturiertes licht, Fr lumière structurée, İng structed light) Bir nesnenin şeklini anlayabilmek amacıyla üzerine düşürülen ışık türü.
yapıştırmak
(Alm paste, Fr coller, İng paste) Bilgisayarda, geçici olarak depolanan bilgiyi –örneğin bir görüntü veya metni–, açık olan bir başka dosyaya –örneğin görüntü veya belgeye– yerleştiren, ekleyen yazılım uygulama komutu.
yaprak
(Alm blat, Fr feuille, İng leaf) Diyafram sistemlerinde kullanılan ince yaprak şeklindeki eleman; yaprakçık. Yapraklar iris şeklinde açılıp kapanarak diyafram değerini belirler. / Yaprak örtücü; diyafram sistemine benzer şekilde, yapraklardan oluşan örtücü sistem. / Yaprak film; büyük boy fotoğraf makineleri için üretilmiş filmler. Her bir film, olaka şeklindedir. bkz yaprak film.
yaprak film
(Alm plan film, Fr film en feuille, İng sheet film) Büyük boy fotoğraf makineleri için üretilmiş, tTek tek kullanılan büyük boyutlu film. Belirli boyutlardaki bu filmler özel taşıyıcı içinde makineye konur.
yaprak örtücü
(Alm zwischen dem objektivverschluss, dem zentralverschluss, Fr entre l'obturateur de l'objectif et l'obturateur à lames, İng between the lens shutter, leaf shutter) Objektif içine yerleştirilmiş merkezden dışa doğru açılıp dıştan merkeze doğru kapanan ve metal yaprakçıklardan yapılmış örtücü türü; diyafram örtüsü. bkz merkezi örtücü.
yaptak
(Alm verkettung, Fr enchaînement, İng concatenation, Tr yapıştır-tak > yaptak) Kolaj (kesyap) çalışmalarında gerçekleştirilen eylem, bitiştirme. bkz brikolaj.
yaratık kamerası
(Alm crittercam, Fr créaturecam, İng crittercam) Vahşi hayvanların doğal ortamlarındaki davranışlarını incelemek amacıyla üzerlerine takılan, görüntü ve ses kaydı ile çevresel verileri (sıcaklık, derinlik, hız) toplayan, ABDli belgesel film yapımcısı ve biyolog Greg Marshall'ın 1987'de vahşi hayvanları ve deniz altını görüntülemek üzere icat ettiği ve National Geographic tarafından geliştirilmiş küçük, su geçirmez bir video kamera ve veri kayıt sistemidir.
yardım menüsü
(İng help) Her yazılımda bulunan yardım menüsüdür. Bir yazılımla ilgili bir sorunda tek tek fotoğraflarla ve açıklayıcı metinlerle destek veren bir menüdür (Window > Help).
yardımcı renkler
(Alm substruktive farben, Fr couleurs substructives, İng substructive colors) Sarı, pembe ve firuze renklerin tümüne birden verilen ad.
yarı boy
(Alm halbe Größe, Fr demi-taille, İng half size) Resim ve fotoğrafta belden yukarısı.
yarı dalga plakası
(Alm halbwellenplatte, Fr lame demi-onde, İng half-wave plate) Bir ışık demetinin polarizasyonunun yüzeyde dönmesini sağlayan bir elektro optik malzemenin plakası ya da katmanı.
yarı gölge
(Alm halbschatten, Fr pénombre, İng penumbra) Yakındaki bir ışık kaynağıyla aydınlatılmış bir nesnenin gölgesinin kısmen karanlık olan dış kenarı. Uzaktan gelen ve geniş alan kapsayan ışık kaynağı yarı gölge oluşturmaz. bkz tam gölge.
yarı gümüşlenmiş
(Alm halbversilbert, Fr à moitié argenté, İng half-silvered) Yansıtıcı katmanla kaplanmış iletken malzeme. Gelen ışığın yarısını geçirir ve öbür yarısını yansıtır. Işığın ikiye ayrılmasında kullanılır. Telemetreli fotoğraf makinelerinin bakaç sisteminde, otomatik netleme sistemlerinde kullanılır. bkz dikroik.
yarı gümüşlü
(Alm halb silbrig, Fr demi-argenté, İng half-silvery) Yüzeyine gelen ışınları yansıttığı halde arkasındaki cismi de gösteren ayna.
yarı iki yönlü
(Alm halbduplex, Fr semi-duplex, İng half-duplex) Bir seferde tek bir yönden iletilebilen iki yönlü iletişim sistemi. bkz çift yönlü.
yarı iletken lazer
(Alm halbleiterlaser, Fr laser à semi-conducteur, İng semiconductor laser) Eş değer salınımla, eş kareli ışık üretmek amacıyla tasarlanmış bir tür ışık yayıcı diyot.
yarı otomatik pozlama
(Alm halbautomatischer belichtungsmodus, Fr mode d'exposition semi-automatique, İng semi-automatic exposure mode) Otomatik pozlama kontrolünü sağlayan sistem.Yarı otomatik pozlama diyafram öncelikli ve örtücü öncelikli olarak yapılır. Diyafram öncelikli kullanımda, fotoğrafçı diyafram değerini, sistem örtücü hızını belirler. Örtücü öncelikli kullanımda ise, fotoğrafçı örtücü hızını, sistem diyafram değerini belirler.
yarı saydam
(Alm durchscheinend, Fr translucide, İng translucent) Düşen ışığın bir bölümünü yansıtan, geriye kalanını ileten madde özelliği. Yarı saydam maddeler, ışığı bütünüyle geçirmediği, dağıttığı için ardındaki nesneleri bulanık gösterir.
yarı sayısal fotoğrafçılık
(Alm halbdigitale fotografie, Fr photographie semi-numérique, İng semi-digital photography) Opak veya saydam görüntülerin tarayıcıda taranarak bilgisayar ortamına aktarılması ve yeniden düzenlenmesi işlemlerine verilen ad.
yarı tek renkli
(Alm quasi-monochromatisch, Fr quasi-monochramatique, İng quasi-monochramatic) Enerjinin çoğunun bir tek dalga boyuna veya çok dar bir dalga bandında sınırlandırıldığı ışık ışınımı.
yarı ton orijinal
(Alm halbton-original, Fr demi-teinte originale, İng halftone original) Siyah ve koyu bir renkten beyaza kadar çok çeşitli renk ve gri tonların yer aldığı orijinalere verilen ad.
yarı transparan
(Alm halbtransparent, halbdurchlässig, Fr semi-transparent, semi-transmissif, İng semi-transparent, semi-transmissive) Işığı geçirdiği halde, gerisinde bulunan herhangi bir cismin sınırlarını ve biçimini göstermeyen.
yarım kare
(Alm halbrahmen, Fr demi-cadre, İng half-frame) 135 olarak bilinen normal tam kare (full frame) 35 mm film karesinin (24 mm x 36 mm) yarısı kadar olan (24 mm x 18 mm) film boyutu; half frame.
yarım ton
(Alm halbton, Fr demi-teinte, İng half-tone) Bir görüntünün normal bir görüş uzaklığında tam ton değerinde görülürken, gri ton değerinin zayıflayarak farklı büyüklükteki zayıf noktalar oluşturması; orta ton değeri. / Noktaları kullanarak ton sürekliliğini düzenleyen baskı tekniği. Grinin ya da rengin bir örnekliği, noktaların boyutu ya da yoğunluğunun değişimiyle sağlanır. Gri ölçeği görüntü ile karıştırılmamalıdır. / Bir fotoğrafta, en koyu ve en açık alanlar arasındaki gri tonların her biri.
yarım ton etkeni
(Alm Halbtonfabrik, Fr usine de demi-teintes, İng half-tone factory) bkz nitelik etkeni.
yarım ton hücresi
(Alm halbtonzelle, Fr cellule en demi-teinte, İng half-tone cell) Yarım ton, baskı veya çoğaltma sistemlerinde kullanılan en küçük birim alanı. Gri ölçeği ya da sürekli ton çoğaltımını benzetmek için kullanılır.
yaş kollodyum yöntemi
(Alm nassnkollodiumnverfahren, Fr procédé au collodion humide, İng wet collodion process) İngiliz kimyager, fotoğrafçı, mucit ve heykeltıraş Frederick Scott Archer tarafından 1851'de geliştirilen fotoğraf tekniği; yaş kollodyum tekniği. Duyarlı malzeme olarak kullanılan kolldyum, levha üzerine sürüldükten sonra levha kurumadan pozlama gerçekleştirilir. Elde edilen negatif görüntü kontak baskı yoluyla pozitife dönüştürülür.
yaslama
(Alm rechtfertigung, Fr justification, İng justification) Bilgisayarda masaüstü düzeni uygulamaları ve metin düzeninde, metin sütun genişliğini doldurmak amacıyla kelimeler ile yazılar arasına boş alan ekleme ve çıkarma süreci.
yassı plaka
(Alm teller, Fr plat, İng platter) Bilgisayarda, bilgiyi taşıyan sabit disk sürücülerinin bileşeni. Bir yemek tabağı biçiminde olup bir eksende durur ve dairesel bir çekirdeği içerir. Veriyi taşıyan yüzeyi, demir mıknatıssal maddeyle kaplıdır. Çoğu sabit disk sürücülerinde, iki ya da daha fazla yassı plaka yer alır.
yastık biçimli distorsiyon
(Alm nadelkissenförmige verzerrung, Fr distorsion en forme de coussin à épingles, İng pin cushion shaped distortion) Dördül (kare) biçimindeki bir cismin görüntüsünü, kenarları içe doğru basık bir yastık biçimine sokan bükülme veya distorsiyon hatası.
yastık sapması
(Alm kissenförmige verzerrung, Fr distorsion en coussinet, İng pincushion distortion) Bir görüntü karesinin, köşelerinin dışarıya doğru uzayıp kenarlarının içe doğru çekilerek yastık biçiminde olmasına neden olan mercek kusuru. bkz eğrisel bozulma. bkz fıçı bozulması.
yatay fotoğraf
(Alm horizontales foto, Fr photographie horizontale, İng horizontal photograph) Ekseni yatay durumda tutulan yersel bir fotoğraf makinesi ile çekilen fotoğraf.
yatay ışık
(Alm horizontales licht, Fr lumière horizontale, İng horizontal light) Güneşin doğuşu ve batışında yataya olabildiğince yakın gelen ışık. Bu ışık atmosferde fazla kırılır, renk sıcaklığı düşer. Nesnelerin gölgeleri uzun ve rölyef etkisi fazladır. Kontrast normal, yarım tonlar zengindir. Renkler doygun, kırmızı ve turuncu renk görüntüde etkilidir.
yatay kadraj
(Alm horizontaler rahmen, Fr cadre horizontal, İng horizontal frame) Yatay boyutun düşeyden daha fazla olduğu fotoğraf tipi. Hemen her fotoğraf makinesi normal çekimde bu tip bir çerçeve oluşturur. “Portre” tip çekimlerde genelde yatayın düşeyden uzun olması istenir. Bunu elde etmek için makineyi yan çevirmek gerekir. Bu şekilde fotoğraf makinesinin 90 derece açıyla döndürülüp çekilmiş pozlara İngilizcede “portrait” denmektedir. bkz portre. bkz yatay fotoğraf.
yavan
(Alm zu geringer kontrast, zu schwacher kontrast, nicht kontrastreich genug, zu weich, flach, geringer Kontrast, schwach, Fr contraste trop faible, contraste insuffisant, trop doux, plat, faible contraste, faible, İng too slight a contrast, too light a contrast, not contrasted enough, too soft, flat, low contrast, weak) Sertliği az olan, karanlık bölümleriyle aydınlık bölümleri arasında kesin ayırım bulunmayan görüntü.
yavaş eşleme
(Alm langsame synchronisierung, Fr synchronisation lente, İng slow sync) Bazı fotoğraf makine modellerinde yer alan bir dahili flaş modu; yavaş senkronizasyon. Normal flaş modunda fotoğraf makineleri minimum 1/30-1/60 s arasında perde hızında çekim yaparlar, “İng Slow Sync” modunda çekim hızı ne kadar düşerse düşsün flaş gene de patlar. Bu ayar sayesinde nesnenin arka planının da görüntüde çıkması mümkün olur.
yavaş objektif
(Alm langsames objektiv, Fr lentille lente, İng slow lens) Maksimum diyafram açıklığı normalin altında (örneğin f3.5, f/4, f/5.6 gibi değişken veya f/4, f/5.6 gibi sabit ama yüksek f-sayılarına sahip), dolayısıyla duyar kata (film ya da algılayıcıya) daha az ışık girmesine izin veren mercek sistemi. Hızlı objektiflere (f/1.4, f/1.8, f/2.8) göre içeri daha az ışık alır. "Yavaş objektif" olarak adlandırılmalarının nedeni, düşük ışıkta aydınlık bir görüntü oluşturmak için hızlı objektiflere kıyasla daha uzun deklanşör hızlarına (daha yavaş çekim) ihtiyaç duymalarıdır. Genellikle ekonomik, hafif ve kompakt yapıdaki "kit objektif" olarak adlandırılan başlangıç seviyesi zum objektiflerdir. Düşük ışıklı ortamlarda (gece, kapalı mekan) enstantane hızını düşürmeyi gerektirir, bu da titreme riski yaratabilir. Ayrıca, arka planı (bokeh) hızlı objektifler kadar yoğun bulanıklaştıramazlar.
yaygın ışık
(Alm scheinwerfer, Fr projecteur, İng floodlight) Geniş bir alana yayılan ışık.
yayıcı
(Alm diffusor, Fr diffuseur, İng diffuser) Aydınlatma kaynağı veya kaynaklarından gelen ışığın yayılmış olarak düşmesini sağlayan yardımcı malzeme; difüzer. Aydınlatma kaynağından çıkan ışığın dağılarak yayılmasını sağlamak amacıyla aydınlatma kaynağının veya aydınlatılan nesnenin önüne yerleştirilir. Yarı saydamlık sağlayan sentetik dokuma, buzlu cam ya da plastik katmanlı malzemelerden yapılır.
yayılım önleyici filtre
(Alm diffus-sperr filter, Fr filtre coupe-diffuseur, İng diffuse-cutting filter) Işığın dalga boyunun değişmesi nedeniyle kademeli olarak çoğalan ya da azalan ışığın emilmesini sağlayan renkli filtre türü.
yayılım yansıması
(Alm diffuse reflexion, Fr réflexion diffuse, İng diffuse reflection) Yüzey üzerine düşen ışınların birçok farklı açıdan yansıması durumu.
yayılım yoğunluğu
(Alm diffuse dichte, Fr densité diffuse, İng diffuse density) Aydınlatma yoğunluğunun ölçümü. Düşen ışığın yayılımı ve doğrudan gelen ışığın ölçümü olarak yapılır. bkz çift yayılım yoğunluğu.
yayılma
(Alm diffusion, Fr diffusion, İng diffusion) Herhangi bir aydınlatma kaynağdan gelen ışığın dağılarak yayılması durumu. Yansıyan ışığın, birçok açıya dağılarak yayılması şeklinde gerçekleşir. Sentetik ve camdan yapılmış yarı saydam malzemeler kullanılarak gerçekleşir.
yayılmış aydınlatma
(Alm diffuse Beleuchtung, Fr éclairage diffus, İng diffuse illumination) Aydınlatma kaynaklarından gelen ışınların dağılarak yayıldığı aydınlatma. Işınlar nesnenin üzerine farklı açılardan düşer. Bu aydınlatmada sert gölgeler oluşmaz.
yayılmış yoğunluk
(Alm diffuse dichte, Fr densité diffuse, İng diffuse density) Yayılmış aydınlatma sonucunda meydana gelen yoğunluk dağılımı durumu.
yayım gücü
(Alm emissionsgrad, Fr émissivité, İng emissivity) Bir yüzeyin göreli ışınım yayım gücü. Aynı sıcaklıkta bir materyalin ışınım yayımının kara nesnenin ışık yayımına oranı.
yayımlamak
(Alm laufen, veröffentlichen, Fr courir, publier, İng run, publish) Bir negatiften ya da fotoğraftan baskı yoluyla bir dizi üretmek.
yayınım
(Alm bestrahlung, Fr irradiation, İng irradiation) Bir ışın demetinin hava moleküllerine, toz parçacıklarına, pürüzlü yüzeylere çarparak değme noktasında yansıma kurallarına uyarak her doğrultuda gelişigüzel dağılması olayı; dağınık yansıma, yayınma, intişar-i ziya, teşaşür-i ziya, difüzyon. / Duyar katın fiziksel yapısından ötürü, içinden geçen ışığın yayılmasına neden olması; bu olay görüntü keskinliğini olumsuz yönde etkiler, keskinlik kaybı olur.
yayma
(Alm emission, Fr émissivité, İng emittance) Bir yüzeyden yayılan ışık enerjisi. bkz ışınsallık.
yazı aracı
(Alm typ, Fr taper, İng type) Yazı yazmak için kullanılan araç. Hem vektörel hem de piksel temelli yazılımlarda bulunur, ancak vektörel yazılımlarda çok daha sağlıklı sonuç verir.
yazı tipi
(Alm schriftart, Fr fonte, İng font) Alfabe (abece)'deki bütün harf, rakam ve sembollerin içinde olduğu bir yazı tasarımı. bkz sonradan yazı.
yazıcı
(Alm drucker, Fr imprimant, İng printer) Bilgisayar ve telefon gibi elektronik ortamlardaki sayısal metin ve görüntüleri kağıda veya öbür malzemeler üzerine basmaya yarayan çevre birimidir. Sayısal dosyaların, basılı kopyasını üreten bilgisayara bağlı çalışan bir aygıttır. Sayısal verileri kalıcı kopyalara dönüştürerek "çıktı" alınmasını sağlar. Bilgisayardan verilen komutlar doğrultusunda, içerisindeki mürekkebi (kartuş) veya tozu (toner) kağıda özel yöntemlerle basarak sayısal görüntünün aynısını fiziksel olarak oluşturur. Bilgisayara kabloyla (genellikle USB) bağlanabildiği gibi, modern yazıcılar Wi-Fi veya ağ (Ethernet) üzerinden kablosuz olarak da çalışabilir. Birçok yazıcı sadece çıktı almakla kalmaz; fotokopi çekebilir, tarama yoluyla kağıt belgeleri bilgisayara aktarabilir (tarayıcı) veya faks gönderebilir. Çıktı almak için bilgisayarda yazdırılacak belgeyi açılıp klavyeden “Ctrl + P” tuşlarına basılır veya belgenin üst menüsündeki "Dosya > Yazdır" adımları izlenir. Açılan pencereden yazıcı seçilerek işlemin onaylanması yeterlidir. Mürekkep püskürtmeli yazıcılar, özellikle renkli ve kaliteli fotoğraf baskıları için idealdir. Lazer yazıcılar, hızlı ve maliyetsiz metin baskısı sağladığı için genellikle yoğun ofis ortamlarında tercih edilir. 3 boyutlu (3D) yazıcılar, sayısal ortamdaki tasarımları plastik veya reçine kullanarak somut, fiziksel nesnelere dönüştürür. bkz çizici.
yazılı çıktı
(Alm drucken, Fr imprimer, İng print) Bilgisayardaki kağıt ya da öbür malzemeler üzerine yazıcı uoluyla basma.
yazılım
(Alm software, Fr logiciel, İng software) Bir bilgisayarda donanıma hayat veren ve bilgi işlemde kullanılan program, yordam, programlama dil ve belgelemelerin tümü. Yalnızca okunabilir belleğe (ROM) yazılmış yazılım programları veya verilerdir. Donanıma yüklenen program kodu veya veri bileşenleri. Firmware, yazılım ve donanımın birleşimidir. Sayısal fotoğraf makinelerinde, yazılım, kullanıcının fotoğraf makinesinin özelliklerini etkinleştirmesini ve kontrol etmesini sağlayan programdır. bkz donanım.
yazılım hatası
(Alm insekt, Fr bogue, İng bug) Bilgisayar yazılımlarında bir hata, yanlış, noksan, aksama ya da kusuru tanımlamak için kullanılır. Yazılımların içerisinde bulunan kodların hatlı olması ve bu hatalı kodların neden olduğu sorunlar şeklinde ortaya çıkar.
yazma
(Alm brennen, Fr brûler, İng burn) Bilgisayar ortamında CD-R, CD-RW veya DVD-ROM üzerine veri yazmak; yakma. Lazer ışığı kullanıldığı için bu ad verilmiştir.
yazmak
(Alm schreiben, Fr écrire, İng write) Bilgisayarda, sabit disk gibi sonunda erişim amacıyla kullanılan elektromanyetik ortama veri aktarma, kodlama veya taşıma. / Film veya ışığa duyarlı başka bir malzemeyi, film yazıcı ya da baskı makinesinde aşamalı ve taramalı yöntemle pozlandırma. / Bilgisayarlarda verileri daha sonra kullanmak amacıyla lazer ışığı kullanarak CD-R, CD-RW, MO ya da DVD diske kaydetme. / Bir verinin monitörde gösterilmesi.
YCbCr
(Alm Luminanz - Y, Chroma blau - Cb, Chroma rot - Cr, Fr Luminance - Y, Chroma bleu -Cb, Chroma rouge - Cr, İng Luminance - Y, Chroma blue - Cb, Chroma red - Cr) Videolarda ve sayısal fotoğrafçılıkta kullanılan ve parlaklığı (luma) -Y, kromadan (renk) ayıran bir renk uzayları ailesi; Y'CbCr, Y Pb/Cb Pr/Cr. Yeşil, insanların en hassas olduğu renkten dolayı doğal olarak parlaklığın bir parçası olarak yer alır. Luma ve kroma verilerini ayrı ayrı depolayarak, sıkıştırma algoritmaları daha fazla luma tutabilir çünkü insanlar buna karşı en hassas olur ve kroma düşürür. Y (İng Luminance); görüntünün parlaklık (gri tonlama) bilgisini taşır. Cb (İng Chroma blue); mavi renk farkı sinyalidir. Cr (İng Chroma red); kırmızı renk farkı sinyalidir."Y" parlaklığı temsil etmek için, "Cb" mavi farkı ve "Cr" kırmızı farkı temsil etmek için kullanılır. RGB'nin aksine, insan gözünün renkten ziyade parlaklığa daha duyarlı olmasından yararlanarak görüntüyü daha az veriyle sıkıştırır. Genellikle JPEG, MPEG, televizyon yayınları ve monitör ayarlarında (4, 4, 4, 4, 2, 2) kullanılır. bkz YIQ.
YCC
Kodak firması tarafından tescilli görüntü dosya formatı. Photo CD olarak bilinen fotoğraf disklerinde kullanılır. L*a*b* renk aralığına benzer. bkz YCbCr.
yedek ölçüm
(Alm backup-messung, Fr mesure de sauvegarde, İng backup measurement) Gri kart gibi bilinen bir ara tondan ölçüm alarak fotoğrafı çekerken bu pozlama değerini (diyafram açıklığı ve enstantane hızı) kullanmak.
yedekleme
(Alm sicherung, Fr sauvegarde, İng backup) Veri dosyalarının güvenlik, kayıt veya arşiv amacıyla çoğaltılarak depolanması. Asıl dosyanın aynı ya da sıkıştırılmış biçimde, küçük dosyalara ayrıştırılmış bölümler halinde, farklı bir ortam olarak yedeklemesi yapılır.
yedirme
(Alm füttern, Fr alimentation, İng feeding) Matbaacılıkta, Kimyasal maddelerin yardımı ile reprodüksiyon filmindeki tram noktalarının küçültülmesi.
yekpare mercekçik birimi
(Alm monolithisches linsenmodul, Fr module de lentille monolithique, İng monolithic lenslet module) Sayısal fotoğraf makinelerinde, ışık toplama yeterliliğini geliştirmek için CCD yüzeylerinde kullanılan bir dizi mikromercek. Mercekler yuvarlak, kare ya da altıgen şeklinde olabilir.
yelpaze fotoğraf makinesi
(Alm fon-kamera, Fr pour la caméra, İng fon camera) Geniş çaplı bindirilmiş görüntüler elde etmek için birbirine göre belli açılarla sistematik olarak yerleştirilen üç veya daha fazla fotoğraf makinesinden oluşan, teknik özellikleri, yapısı ve ilkeleri itibarıyle trimetrogon kamera (üçlü fotoğraf makinesi)'ya çok benzeyen, özel amaçlı fotoğraf çekimlerinde kullanılan bir fotoğraf makinesi türü. bkz fon fotoğraf makinesi. bkz üçlü fotoğraf makinesi.
yelpaze fotoğraf makinesi fotoğrafçılığı
(Alm für die kamerafotografie, Fr photographie avec appareil photo, İng fon camera photography) İlke ve yapı itibarıyle üçlü fotoğraf makinesi fotoğrafçılığı (trimetrogon fotoğrafçılık) tekniğine çok benzeyen, geniş çaplı bindirilmiş görüntüler elde etmek amacıyla birbirlerine göre belli açılarla sistematik olarak yerleştirilmiş olan üç veya daha fazla fotoğraf makinesi ile eş zamanlı olarak fotoğraf çekme yöntemi. bkz trimetrogon fotoğrafçılık.
yemek fotoğrafçılığı
(Alm food-fotografie, Fr photographie culinaire, İng food photography) Yiyecek fotoğrafçılığı. bkz yiyecek fotoğrafçılığı.
yeni görüş
(Alm neue optisch, Fr nouveau optiquement, İng new optically) 1920 ve 1930'ların avangard fotoğrafçılık hareketidir. Bu akım, fotoğrafın sadece belgeleme amacıyla sınırlı olmadığını, aynı zamanda yaratıcı ve deneysel bir sanat formu olarak da kullanılabileceğini savunmuştur. Neue Optik'in özellikleri arasında; deneysel kompozisyonlar, fotogramlar, fotomontajlar, oyunlar ve yönlendirmeler görülür. Yeni görüş fotoğraf akımı, fotoğrafçılığın sadece gerçeği belgelemekle kalmayıp aynı zamanda onu yeniden şekillendirme ve yorumlama gücüne sahip olduğunu göstermiştir. Bu hareket, modern fotoğrafçılığın temelini atmış ve fotoğrafın sanat dünyasındaki yerini sağlamlaştırmıştır.
yeni nesnellik
(Alm neue sachlichkeit, Fr nouvelle objectivité, İng new objectivity) Yeni nesnellik modern dünyanın olduğu gibi gösterilmesinden yana bir akımdı. Esere romantizm veya sürrealizm gibi sanatsal etkiler katmadan tasvir edilmesini benimseyen Almanya'daki sanatçılar ve yazarlar tarafından benimsenmişti. Fotoğrafta önceden kullanılan şiirselliği bir kenara atıp belgesel bir kalite getirmeyi amaçlıyordu.
yeniden başlatmak
(Alm neu starten, Fr redemarrage, redémarrer, İng restart, reboot) Bilgisayarın bütün uygulamalarının kapatılmasına, ön yüklemeyi tekrarlamasına veya işlemleri başlatmasına neden olma. Açık olan tüm programları ve arka plan işlemlerini kapatır, işletim sistemi çekirdeğini yeniden yükler. RAM'de biriken geçici verileri temizleyerek bilgisayarı hızlandırır. Donanım veya yazılım kaynaklı küçük hataları (sistem takılması vb) çözer. Windows güncellemelerinin veya yeni yüklenen programların aktif olması için gerekli bir işlemdir. “yeniden başlatma” (İng restart), “kapat" (İng shutdown) işleminden farklıdır. Windows 10/11'de "kapat" seçeneği, hızlı başlangıç özelliği nedeniyle sistemi tam kapatmaz, hazırda bekletme dosyası oluşturur. Ancak "yeniden başlat", sistemi her seferinde tümüyle kapatıp sıfırdan açtığı için daha derinlemesine bir temizlik sağlar. bkz kapat. bkz sıfırlama.
yeniden boyutlandırma
(Alm größenänderung, Fr redimensionner, İng resizing) Bir sayısal görüntünün çözünürlüğünü veya dosya boyutunu değiştirme. / Masaüstü yayıncılığında; bir görüntü veya grafik içeren bir kutunun boyutlarını değiştirme. / Karanlık oda çalışmalarında; negatif görüntüyü farklı boyuta getirerek yeniden netleme.
yeniden çevrilmiş görüntü
(Alm umgedreht, Fr renversé, İng flipped) Ters yüz görüntü. bkz ters yüz görüntü.
yeniden çoğaltım
(Alm reproduktion, Fr reproduction, İng reproduction) Bir sanat eserinde olduğu gibi bir şeyin aslına uygun kopyalanarak çoğaltılması; yeniden üretim. bkz yeniden üretim.
yeniden çoğaltım ölçeği
(Alm reproduktionsmaßstab, Fr échelle de reproduction, İng reproduction scale) Bir görüntüdeki belli bir boyutun, gerçeğindeki boyuta oranı. Örneğin görüntüdeki 1 cm, konu üzerine 2 cm'ye karşılık geliyorsa, yeniden çoğaltma ölçeği 1/2'dir. bkz büyültme.
yeniden düzenlenen görüntü
(Alm rekonstruiert, Fr reconstruit, İng reconstructed) Bir hologramı aydınlatarak üretilen görüntü. Işık demeti yeniden düzenlenerek ya da yeniden iletilerek yapılır.
yeniden geliştirme
(Alm sanierung, Fr réaménagement, İng redevelopment) Geliştirme banyosundan sonra pozlanması ya da geliştirme banyosundan etkilenmemiş olan gümüş tuzlarının yeniden pozlanarak geliştirme banyosuna ikinci bir kez tabi tutulması. Evrilir, reversal filmlerin banyo sürecinde yer alır.
yeniden örnekleme
(Alm resampling, Fr rééchantillonnage, İng re-sampling) Var olan pikselleri örnekleyerek ya da inceleyerek, gerekli hesaplamaları yaparak, piksellerin eklenmesi ya da kaldırılması. Bir görüntüyü yeniden boyutlandırma ve ekleme yapma işleminin parçası.
yeniden üretim
(Alm reproduktion, Fr reproduction, İng reproduction) Aslını bozmadan çoğaltma veya taklit biçimde yapılan üretim; röprodüksiyon; yeniden çoğaltım. bkz yeniden çoğaltım.
yeniden yazılabilir
(Alm löschbar, Fr effaçable, İng erasable) Silinebilir. bkz silinebilir.
yenileme
(Alm auffrischen, Fr rafraîchir, İng refresh) Bir CRT (Cathode-Ray Tube – Katot Işınları Tüpü) veya bilgisayar monitörü ekranının bir karesinin izleyen kareye değişmesi.
yenileme hızı
(Alm bildwiederholbfrequenz, Fr taux de rafraîchissement, İng refresh rate) Bir CRT (Cathode-Ray Tube – Katot Işınları Tüpü) veya bilgisayar monitörü ekranında, bir film karesinden sonra bir sonrakinin belirlenmesi için geçen süre.
yer
(Alm standort, Fr emplacement, İng location) Dışarıda fotoğraf çekiminin yapıldığı uzam; konum. bkz konum.
yer çekimi
(Alm schwerkraft, Fr pesanteur, İng gravity) Yer kütlesinin çekimi etkisiyle bir cismin, türlü bölümlerine uygulanan güçlerin bileşkesi; arz cazibesi (cazibe-i arz). kütlesi olan her şeyin (gezegenler, yıldızlar, insanlar) birbirini çektiği görünmez temel bir kuvvet; kütle çekim yasası. bkz Newton'un evrensel kütle çekim yasası.
yer çekimsel görüntüleme
(Alm gravitations bild gebun, Fr imagerie gravitationnelle, İng gravtational imaging) Yer altı yoğunluğundaki değişimleri göz önüne çıkarmak amacıyla yer çekimsel alandaki değişimlerin gösterilmesi.
yer tutucu
(Alm spitzenhalter, Fr titulaire de la dentelle, İng olace holder) Son çıktının yerini alacak olan tasarım ya da üretim. Genellikle düşük çözünürlükte ve dosya büyüklüğündedir. Genellikle, bütün dosya boyutlarını küçük tutarak düzenlemeyi ve tasarımı hızlandırmak amacıyla kullanılır.
yerini almak efekti
(İng displace) Adobe Photoshop distort (bozma) efektlerinin altında bulunur ve bir görüntüyü belirlenen başka bir görüntüye göre yeniden yerleştirmeye yarar (Filter > Distort > Displace).
yerleştir komutu
(İng place) Adobe Illustrator ve Adobe InDesign yazılımlarında bir resim ya da fotoğrafı sayfaya çağırmak için kullanılan komut. [(Adobe Illustrator > File > Place), (Adobe InDesign > File > Place)].
yerli
(Alm einheimisch, Fr indigène, İng native) Bir uygulama programına bağlı, genellikle ana yazılıma uygun olarak yapılandırılan dosya biçimi. / Belirli işlemci için özel olarak yazılan uygulama programı.
yersel fotoğraf
(Alm terrestrische fotografie, boden fotografie, Fr photographie terrestre, photographie au sol, İng terrestrial photograph, ground photograph) Yerden fotoğraf çekimine elverişli olan fotoğraf makinesi ile çekilen arazi fotoğrafı.
yersel fotoğraf makinesi
(Alm terrestrische kamera, Fr caméra terrestre, İng terrestrial camera) Arazi yüzeyi üzerinde bulunan objelerin ve topografik yüzeyin fotoğraflarını çekmek ve yeryüzü üzerinde kullanılmak üzere tasarlanan; odak uzaklığı, iç yöneltme elemanları ve teknik özellikleri hassas olarak bilinen, fotogrametrik fotoğraf makinesi; yer fotoğraf makinesi, arazi fotoğraf makinesi.
yeşil disk
(Alm grüne scheibe, Fr disque vert, İng green disc) CD etkileşimli format diski. 1991'de ortaya çıkmış olup günümüzde kullanılmamaktadır.
yeşil körlüğü
(Alm Deuteranomalie, Fr deutéranomalie, İng deuteranomaly) İnsan gözünün ağ tabakasındaki renge duyarlı hücrelerin, yeşile normalden daha az duyarlığı nedeniyle yeşil rengin anormal algılanması.
yığın
(Alm charge, Fr lot, İng batch) Aynı anda ortaya çıkan ve benzer ortamlarda oluşturulması sonucunda; duyarlık, kontrastlık, renk dengesi ve parlaklık gibi alanlarda benzerlik gösteren malzemeler. / Bütün ögelerin aynı düzenleme içinde bir araya getirilerek toplanması. Örneğin kayıpsız sıkıştırmalı veya sıkıştırmasız görüntü dosya düzenlemesi Tagged Image File Format - TIFF (Etiketli Görüntü Dosya Formatı)'ten JPEG formatına dönüştürülen bütün dosyaların tek bir dosyada toplanması.
yıkama
(Alm waschen, Fr lavage, İng washing) Analog fotoğrafçılıkta film ve fotoğraf kağıdındaki kaydedilmiş gizli görüntüyü açık ve kalıcı görüntü durumuna getirmek için yapılan işlemler dizisinin son aşaması. Film ve fotoğraf kağıtlarının yüzeylerindeki kimyasal eriyiklerden arındırmak amacıyla temiz suyla yıkama işlemi.
yıkamaç
(Alm entwickler, Fr développeur, İng developer) Fotokopi makinelerinde veya fotoğraf basımı işinde kullanılan yıkama aleti; developer.
yıkamak
(Alm wasserbad, Fr bain-marie, İng water-bath) Geliştirme banyosu aşamasından sonra yapılan su temiz banyosu. Bu aşamada, geliştirme banyosunun etkisi sürer, fotoğraf kağıtlarındaki yüksek ışıklı alanlarda ayrıntı ortaya çıkarken gölgeli alanlarda ayrıntı kaybolmaz. Negatif filmlerde ise tersi olur. / Geliştirme banyosunun sıcaklığını korumak amacıyla içinde tutulduğu su kabı (benmari (Fr bain-marie)).
yılaşırı
(Alm bienal, Fr biennal, İng bienal) Bir yıl ara ile, iki yılda bir yapılan kültürel veya sanatsal etkinlik, bienal. FIAP doğa bienali ve renkli baskı bienali, çiftli yıllarda; siyah-beyaz baskı bienali ve gençlik bienali ise tekli yıllarda yapılan ve ulusal ayağını Türkiye'de Türkiye takımı seçmelerini TFSF'nin gerçekleştirdiği uluslararası bir yılaşırı fotoğraf etkinliğidir.
yıldız ağı
(Alm sternen netzwerk, Fr réseau d'étoiles, İng star network) Yıldız topolojisi. bkz yıldız topolojisi.
yıldız filtresi
(Alm , Fr , İng star filter) Yıldız filtre, fotoğraf makinesi objektifinin önüne takılan ve noktasal ışık kaynaklarını (sokak lambaları, mumlar, yansımalar) 4, 6 veya 8 ışınlı yıldız şekillerine dönüştüren özel efekt filtresidir. Yüzeyindeki ince ızgara desenleri sayesinde ışığı kırarak gece çekimlerine, takı fotoğrafçılığına veya konserlere sanatsal, ışıltılı bir atmosfer katar. Işık kaynağının parlaklığına ve filtrenin üzerindeki desen yoğunluğuna (4x, 6x, 8x gibi) bağlı olarak ışığı bir veya birden fazla yöne doğru kırar. Özellikle gece şehir manzaraları, su üzerindeki yansımalar, konserler ve takı/mücevher çekimlerinde ışığı vurgulamak için kullanılır. Yıldız filtrelerin çoğu, dönen bir çerçeveye sahiptir. Bu sayede filtre çevrilerek yıldız ışınlarının yönü (açısını) ayarlanabilir. Görsellere profesyonel ve sinematik bir "parlama" (İng sparkle) efekti ekler. Yıldız filtresinin etkisini tam görebilmek için fotoğrafta güçlü ve net bir ışık kaynağı bulunması gereklidir.
yıldız fotoğraf makinesi
(Alm herausragende kamera, Fr caméra stellaire, İng stellar camera) Yıldızları görüntülemeye yarayan fotoğraf makinesi.
yıldız topolojisi
(Alm stern topologie, Fr topologie en étoile, İng star topology) Her bilgisayarı teker teker merkezi bir sunucuya bağlandığı yerel ağ düzenlemesi; yıldız ağı.
YIQ
(Alm helligkeits-farbinformationen-farbkomponenten, Fr Informations sur la luminosité et la couleur - composantes de couleur, İng brightness-color information-color components) ABD Ulusal Televizyon Standartları Kurulu - NTSC sisteminde kullanılan renk modeli. Y brightness (parlaklık bilgisini), I color information (renk bilgisini) ve Q ise color components (renk bileşenlerini) taşır.
yirmi dört bit görüntü
(Alm 24-bit-bild, Fr image 24 bits, İng 24 bit image) Kanal başına (bit/kanal veya bpc) 8 bit olan RGB görüntüler 24 bit görüntü (8 bit x 3 kanal= her piksel için 24 bit veri) olarak adlandırılır. Yaklaşık 64 milyon renk değeri içerir.
yiyecek fotoğrafçılığı
(Alm food-fotografie, Fr photographie culinaire, İng food photography) Yiyecek fotoğrafçılığı, yemeklerin ve içeceklerin görsel çekiciliğini artırarak iştah açıcı ve sanatsal bir şekilde sunulmasını amaçlayan bir reklam ve ticari fotoğrafçılık dalı; yemek fotoğrafçılığı, yiyecek içecek fotoğrafçılığı. Restoran menüleri, yemek kitapları, dergiler ve sosyal medya gibi mecralar için yapılan bu çekimlerde, doğru ışık, kompozisyon ve stilizasyon kullanılarak ürünün en lezzetli hali ön plana çıkarılır. Yiyeceği en estetik haliyle gösterip izleyicide iştah uyandırmak ve markanın kalitesini yansıtmaktır. Yemek fotoğrafı çekilirken dikkat edilmesi gereken nokta yemeğin tazeliğidir. Taze bir yemeğin dumanı üzerinde olmalıdır. Mutlaka sete ya da masaya gelen sıcak bir yemeğin dumanının tütmesi gerekmektedir. Dumanı üstünde olan yemeğin maksimum 30 saniyesi bulunmaktadır. Ancak yemeğin tazeliği fotoğrafın iyi görünmesi için en çok aranan özelliktir. Aksi takdirde taze bir görünümün yakalanması için farklı ve ekstra işlemlere ihtiyaç duyulabilmektedir. Dolayısıyla çekim aşamalarında süre oldukça önemlidir. Yemeğin fotoğrafta daha canlı, taze ve çekici görünmesi için düzenlemeler (stilizasyon (İng food styling) yapılabilir (örneğin sebzeleri parlatmak, sosları tazelemek, yapay duman tüttürmek vb). Menüler, reklam afişleri, yemek blogları, dergiler ve sosyal medya içeriklerinde kullanılır. Genellikle doğal veya yumuşak ışık tercih edilir. Doğru açı ve arka plan seçimi yemeğin dokusunu vurgulamak için kritiktir. Detayları yakalamak ve yemeğin dokusunu vurgulamak için 85 mm-100 mm arası makro objektifler kullanılır. Yemek fotoğrafçılığı sadece bir deklanşöre basmak değil; yemeğin hikayesini anlatan, renkleri ve dokuyu doğru yansıtan titiz bir planlama sürecidir. Bu sanatın temel amacı, yiyecekleri dikkat çekici ve iştah açıcı hale getirmektir. Yiyecek fotoğrafçılığı, gıda ürünlerini sanatsal bir şekilde öne çıkaran bir daldır. Yiyeceklerin ağız sulandıran fotoğraflarını çekebilme yeteneği; restoran reklamları, menü fotoğrafları ve konaklama hizmetleri sunan işletmelerin web siteleri için görseller oluşturarak ticari işler elde edilmesine yardımcı olabilir.
yoğun
(Alm dick, Fr épais, İng thick) Negatif filmlerde; gümüşün ya da rengin yoğunlaşmış olması. Aşırı pozlama veya geliştirme banyosu nedeniyle oluşur.
yoğunlaç
(Alm kondensator, Fr condensateur, İng capacitor) İki iletken ve aralarındaki yalıtkandan oluşan, elektrik yükünü depo edebilen ve gerektiğinde boşaltabilen sistem; kapasitör, kondansör, sığaç. Flaş sistemlerinde kullanılır. bkz kondansatör. bkz sığaç.
yoğunlaştırma
(Alm intensivierung, Fr intensification, İng intensification) Normalden daha az banyo edilmiş filmlerin kullanılabilir kılınmaları için yapılan kimyasal işlem. Bu işlem ağartma ve yeniden geliştirme aşamalarını içerir. Yoğunlaştırma işlemi için pek çok formül kullanılabilir. Bunlardan en çok kullanılmakta olan krom yoğunlaştırıcısıdır. A eriyiği, potasyum bikromat > 25 g, su > 500 ml; B eriyiği, hidroklorik asit > 25 g, su > 500 ml. 10 ölçü A eriyiği, 5 ölçü B eriyiği normal olarak kullanılması gereken orandır. Yoğunlaştırma oranının artırmak için A eriyiğinin oranını artırmak gereklidir. Eğer negatif bütünü ile ağartılmışsa sarı bir leke kalacaktır. Bu durumda zayıf potasyum metabisülfit eriyiğine batırılması gerekir. Daha sonra suda yıkanıp en son olarak da genel amaçlı bir geliştirici banyoda banyo edilmelidir (ince gren banyoları bu işlem için uygun değildir). Yoğunlaştırma işleminden sonra normal biçimde yıkanıp kurutulmalıdır.
yoğunluk
(Alm dichte, Fr densité, İng density > d) Duyarlı malzemelerin ışık görüp banyo edilmesinden sonra siyah metalik gümüşe dönüşen gümüş tuzlarının oluşturduğu yoğunluktur. Bu yoğunluk filmin ışık geçirgenliği ile ölçülmektedir. Karanlık alanların ton değerinin sayısal ölçümüoür. Bir ortamın saydamsızlığını ifade eder. Yoğunluk “d” harfiyle gösterilir. Yoğunluğuna göre negatif film ya da fotoğraf kağıdının karanlık alanlarının ışığı geçirme ya da yansıtma miktarı değişir. / Sayısal görüntüde piksellerin yoğunluğu; çözünürlük anlamına gelir ve görüntünün krskinliğini belirler. / (Alm intensität, Fr intensité, İng intensity) Bir ışık kaynağından yayılan enerjinin ölçümü. Bir ışık kaynağından belli bir yönde yayılan ışık enerjisinin oranı, şiddeti; ölçüm birimi kandela. bkz kandela. bkz lümen.
yoğunluk çözünürlüğü
(Alm intensitäts auflösung, Fr résolution d'intensité, İng intensity resolution) bkz bit derinliği.
yoğunluk filtresi
(Alm neutraldichte filter, Fr filtre à densité neutre, İng neutral densty filter) Işığın renk yapısını değiştirmeden sadece gücünü azaltan gri renkli filtre; ND filtresi. bkz doğal yoğunluk filtresi.
yoğunluk ölçümü
(Alm densitometrie, Fr densitométrie, İng densitometry) Görüntünün (ışığa duyarlı malzeme (film veya fotoğraf kağıdı) üzerindeki karanlık ve aydınlık bölgelerin) optik yoğunluğunu (koyuluğunu) nicel olarak ölçme işi; densitometri. Film ya da fotoğraf kağıdındaki görüntünün; gümüş, renk yoğunluğu ya da dağılımının mitarındaki değişimi değerlendirmek için kullanılır. Filmde emilen, fotoğraf kağıdında yansıtılan ışık açısından ölçülür. Filmin ışığa duyarlığı, gren yapısı, kontrastlığı vermesi ve renk sıcaklığı belirleyici olur. Densitometre (yoğunlukölçer) adı verilen cihazlarla yapılan bu ölçüm, negatiflerin kontrastını, pozlama doğruluğunu ve baskı kalitesini kontrol etmek için kullanılır. Özellikle analog fotoğrafçılıkta, banyo edilen filmin veya alınan baskının doğru yoğunlukta (siyah-beyaz dengesinde) olup olmadığını belirlemek ve kalite kontrolü sağlamaktır. Optik yoğunluk (density); film veya kağıdın ışığı ne kadar geçirdiğini veya yansıttığını ifade eder. Yüksek yoğunluk daha karanlık (siyah) bölgeleri, düşük yoğunluk ise daha açık (beyaz) bölgeleri gösterir. Densitometre (yoğunlukölçer), bir fotoğrafik materyalden geçen (transmitans) veya yansıyan (reflektans) ışık miktarını fotoelektrik bir hücre ile ölçer. Yoğunluk ölçümü; negatif yoğunluğunun ölçülmesi (pozlama kontrolü), baskı malzemelerinin kontrastının analizi ile baskı makinelerinin ve banyo süreçlerinin kalibrasyonunda kullanılır. Densitometri, özellikle Zone System (Bölge Sistemi) ile çalışan fotoğrafçılar için tutarlı sonuçlar elde etmesi için önemli bir işlemdir.
yoğunlukölçer
(Alm densitometer, Fr densitomètre, İng densitometer) Banyo aşamasında yapılan kimyasal işlemler sonucunda siyah metalik gümüşe dönüşerek oluşan yoğunluğu ölçen alet; densitometre. bkz densitometre. / (Alm stufenkeil, Fr cale de marche, İng step wedge) Bir fotoğrafın yoğunluğunun belirlenmesinde sıkça kullanılan, fotoğrafta bir uçtan diğer uca ve her bir tarafında geçirgenliğin dereceli ölçüldüğü cam plaka veya film şeridi; gri ölçeği. Ölçeğin her aşaması, yanındaki aşamadan 0.3 birim yoğunluk gibi belirli bir miktarda farklılık gösterir. Bir fotoğrafın yoğunluğunun belirlenmesinde kullanılır.
yollara dönüştür komutu
(İng convert to paths) bkz dış çizgi oluştur komutu.
yön tutamaçları
(Alm richtungs griffe, Fr poignées de direction, İng direction handles) Yön tutamaçları vektörel çizimlerde çizgilerin eğimini belirler. Bu tutamaçlara müdahale ederek eğrinin açısını ve uzunluğunu değiştirmek mümkün hale gelir.
yönser
(Alm isotrop, Fr isotrope, İng isotropic) Üzerine yönelmiş ışığa karşı davranışı her yönde aynı olan, yöne bağlı olarak değişmeyen ortam. Işık hızının her yönde aynı olduğu malzeme. Fotoğrafçılıkta yönser camlar kullanılır.
yöntem
(Alm Verfahren, Fr méthode, İng method) Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol; yordam, usul, prosedür. / Bilimde belli bir sonuca ulaşmak için, belirli bir plana göre izlenen yol.
yorgunluk
(Alm ermüdung, Fr fatigue, İng fatigue) Işık algılama aygıtları veya malzemelerinde veimlilik kaybı. Aygıt veya malzemenin, yüksek düzeyde ışıyan enerjiye ya da aydınlatmadan dolayı yorgunluk belirir. Örneğin selenyum hücreli ışıkölçerler, düşük ışıklı ortamlardaki değerleri, yüksek ışıklı ortamda kullanıldıktan sonra doğru olarak ölçemez.
Young-Helmholtz kuramı
(Alm Young-Helmholtz-theorie, Fr théorie de Young-Helmholtz, İng Young-Helmholtz theory) Renkli görme kuramı. Bu kurama göre renkli görme, gözün ağ tabakasında bulunan kırmızı, yeşil ve mavi ışığa duyarlı üç tür ağ tabaka algılayıcısı tarafından sağlanır.
yüklemek
(Alm hochladen, Fr télécharger, İng upload) Yerel bir bilgisayardan veya ağdan bir başka bilgisayara bilgi aktarımı. bkz indirmek. / (Alm laden, Fr charger, İng load) Fotoğraf makinesine çekim için boş, kullanılmamış film takma. / Bilgisayarın uygulamaları açıp işletebilmesi için belleğine yeterli uygulama yazılımı kopyalama. / Bilgisayar belleğini açabilmek amacıyla dosya kopyalama. / Bir aygıt elektrikle çalışırken elektrik gücü üzerinde oluşan durum. Ağır bir yükleme elektrik voltajını (elektriksel gerilimi) düşürebilir.
yüklenebilir çip
(Alm geladenes gekoppeltes bauelement, Fr dispositif à transfert de charges, İng Charged Coupled Device - CCD) Yarı iletken metallerin silikonla birleştirilmiş entegre devresi. Silikon bir taban üstüne, silikon oksit bir katman kaplıdır. Oksit katmanı, düzenli biçimde satır ya da sıralı olarak bir araya getirilmiş olan elektrotlar çevreler. Bu elektrotlar, algılayıcı ya da piksele karşılık gelir. Elektronlara düşen ışık, ışığın miktarının karşılığına ve elektroda utgulanan gerilim farkına göre elektrik yüklemeye, sinyale neden olur. Sinyalin yükünü okumak için elektrotun voltajı dönüşümlü olarak yükseltilir ve alçaltılır. Süreç buraya kadar analog olarsak gerçekleşir. Sinyal ölçüldüğünde, pikselin ışık değerine karşılık gelen sayısal koda dönüşür. 1930'lu yılların ortalarında geliştirilmiş ve ilk kez entegre devre üzerinde ve 1972'de bir video kamerada kullanılmıştır. bkz CCD.
yüksek
(Alm hoch, Fr haut, İng high) Kontrastlıkta; yüksek derecede ışığa veya yoğunluğa neden olma. Aydınlatma, film banyosu ve kağıt baskısında parlak ve karanlık alanların en yüksek değerde olması. / Değerde; parlak tonun orta ton değerinden daha yüksek olması. / Aydınlatmada; yüksek anahtar ışık aydınlatması. Görüntü ya da aydınlatma, ton değerinin ve parlaklığın yüksek olması.
yüksek akütans
(Alm hohe schärfe, Fr haute précision, İng high acutance) Bir filmin farklı ton alanları, ışıklı-karanlık arasındaki sınırı keskin kaydedebilme ölçüsünde geçiş eğiminin dik olduğu durum. Bu durumda görüntünün ton alanları arasındaki geçişin keskinliği artar, ayrıntı görülür. Bu durum filmde, gümüş tuzlarının geliştirme banyosu sırasında oluşur. bkz akütans.
yüksek başarım kod taşıyıcı
(Alm hochleistungs-seriell bus, Fr bus série haute performance, İng high-performance serial bus) Yüksek performans kod taşıyıcı. bkz IEEE 1394.
yüksek frekans filtresi
(Alm hoch pass filter, Fr filtre passe-haut, İng high-pass filter) Sadece yüksek frekansın geçmesini engelleyen filtre türü. Örneğin bilgisayarda görüntü işleme yazılımlarındaki keskinleştirici filtreler ve müzik kayıt sistemlerinde düşük frekansların karışmasını engelleyen filtreler; yüksek geçiş filtresi. bkz düşük geçiş filtresi.
yüksek hız fotoğrafçılığı
(Alm hochgeschwindigkeits fotografie, Fr photographie à haute vitesse, İng high-speed photography) Çok yüksek örtücü değerleriyle fotoğraf çekme. Klasik fotoğraf tekniğiyle, 1/2000, 1/4000, 1/8000, 1/10000 gibi örtücü değerlerini kullanarak özellikle çok hızlı hareket eden nesnelerin fotoğrafı çekilir. Bu amaca yönelik tasarlanmış özel fotoğraf makineleri de vardır.
yüksek hız holografisi
(Alm hoch geschwindigkeits holographie, Fr holographie à haute vitesse, İng high-speed holography) Holografi tekniklerini kullanarak birbiri ardına olayları çok kısa sürede kaydetmek.
yüksek hızda örnekleme
(Alm überabtastung, Fr suréchantillonnage, İng oversampling) Gerekli veya normal olandan daha yüksek bir sıklıkta çözünürlükteki kaynağı sayısallaştırarak ya da nicelleştirerek üretim niteliğini geliştirme süreci. bkz bit derinliği.
yüksek hızlı örtücü
(Alm hochgeschwindigkeitsverschluss, Fr obturateur à grande vitesse, İng high-speed shutter) Fotoğrafçılıkta, 1/2000 örtücü değerinin üstündeki değerler. Bu şekilde örtücü sisteminin açık kalma süresi çok kısalır. / Nano saniye; saniyenin birkaç milyarda biri kadar zamanda açık kalan örtücü değeri. Özel bilimsel çalışmalarda kullanılır.
yüksek ışık fotoğrafı
(Alm high-key-foto, Fr photographie high key, İng high key photograph) Genellikle berraklık, duruluk, hafiflik gibi duyguları aktarmayı hedefleyen bir fotoğraf tekniği; beyazda beyazı çekmek. Beyaz ve beyaza yakın tonların ağırlıkta olduğu fotoğrafları ifade etmek için kullanılır. High Key fotoğraf tekniği aslında “beyaz arka fon üzerinde beyaz çekim” demektir. Böyle bir çekimi yapmak oldukça basittir. Fotoğraf makinesiyle ışığı beyaz alanda ölçüp çıkan değeri iki stop açarak (örneğin f11'den f5'e getirerek) ayarlayıp çekim gerçekleştirilir. Banyo sırasında, High Key tekniğinde fazla pozlama yapılması ve yumuşak kart kullanılması gerektiği teknik bir ayrıntıdır. Deneme amaçlı bir high key çekim için beyaz bir kağıt veya kumaş parçasını kuzeye bakan bir pencere yanındaki bir masanın üstüne konur. Kumaş ya da kağıt parçasının tam ortasına bir yumurta ya da pinpon topu yerleştirilir. Fotoğraf makinesinin verdiği herhangi bir değerde fotoğraf çekilir. Eğer shutter hızı çok yavaşsa makinede titremeyi önlemek için tripod kullanılmalıdır. Hatta high-key portre için, açık renkli kıyafetler giymiş, sarı saçlı birisi, beyaz veya açık bir tonda boyanmış bir arka fonun önünde de çekilebilir. Daha sonra pozlamayı beyaz kısma getirerek iki kare arasında değerlendirme yapılırsa fark ortaya çıkar. bkz düşük ışık fotoğrafı.
yüksek kontrast film
(Alm filme mit hohem kontrast, Fr films à contraste élevé, İng high contrast films) Yüksek kontrasta sahip (az gri tonlu) görüntülerin elde edilmesi için özel olarak üretilen, yapılan film.
yüksek kontrast film banyoları
(Alm entwickler von filmen mit hohem kontrast, Fr développeurs de films à contraste élevé, İng high contrast films developers) Yüksek kontrasta sahip (az gri tonlu) görüntülerin elde edilmesi için özel olarak yapılan filmin kimyasal banyo işlemleri.
yüksek performans kod taşıyıcı
(Alm hochleistungs-seriell bus, Fr bus série haute performance, İng high-performance serial bus) Yüksek performanslı seri veri yolu. bkz IEEE 1394.
yüksek yarar ekranı
(Alm bildschirm mit hoher verstärkung, Fr écran à gain élevé, İng high-gain screen) Küçük bir görüş açısı içine yüksek verim sağlayan ekran. Yansıtılan parlak görüntünün temel olduğu önden gösterim etkisi oluşturmak amacıyla kullanılır.
yükseltgenme
(Alm oxidation, Fr oxydation, İng oxidation) Elektronların bir atom ya da molekülden ayrılmasını sağlayan kimyasal tepkime; oksidasyon.
yükseltme
(Alm upgrade, aufrüstung, Fr mise à niveau, mise à niveau, İng upgrade, upgrating) Kullanılan filmi ISO değerinden daha fazla değerde kullanmak. bkz uprating.
yumru mercek
(Alm torische linse, Fr lentille torique, İng toric lens) Bir ya da daha fazla yüzeyin lokma parçası veya kıvrımlı silindir gibi şekillendiği mercek tasarımı. İnsan gözündeki astigmatlığı düzeltmek için kullanılır. bkz silindirik mercek.
yumuşak
(Alm weich, Fr doux, İng soft) Fotoğrafın çok az netsiz veya bulanık olma durumu.
yumuşak görüntü
(Alm weiches bild, Fr image douce, İng soft image) Siyah ve beyazı olmayan çok sayıda gri ton değerinden oluşan görüntü.
yumuşak ışık
(Alm umgebungslicht, Fr lumière ambiante, İng ambient light) Konunun dağınık ışık kaynaklarıyla aydınlatılmasından dolayı gölge ile ışığın birbirine karıştığı durum; dağınık ışık. “çiğ ışık” karşıtı. bkz dağınık ışık. bkz ortam ışığı.
yumuşak net filtresi
(Alm weichzeichner filter, Fr filtre flou, İng soft-focus filter) Görüntünün dış hatlarını yumuşatmak üzere tasarlanmış filtre. Fotoğraf makinesi objektifinin önüne takılır.
yumuşak net objektifi
(Alm weichzeichner objektiv, Fr objectif à mise au point douce, İng soft-focus lens) Görüntünün dış hatlarını yumuşak üretmek üzere tasarlanmış objektif türü.
yumuşak odak
(Alm weicher Fokus, Fr mise au point douce, İng soft focus) Görüntünün seçik fakat keskin çizgilerle belirlenmemiş olduğu görüntü türü. Bu tür bir görüntü hem çekim hem de baskı aşamasında elde edilebilir. Bu iş için özel olarak yapılmış filtreler, objektifler bulunduğu gibi, çok daha basit yöntemlerle de elde edilebilirler.
yumuşatmak
(Alm weiter, Fr plus loin, İng farther) Görüntüyü işlerken, bulanıklaştırma veya belirsizleştirme işlemi yapmak. / Bir konunun, aydınlığını veya kontrastını azaltmak amacıyla konuyu noktasal olmayan (boyutlu) bir ışık kaynağıyla aydınlatmak.
yuva
(Alm stecker, Fr prise, İng plug) Çeşitli aygıtlarda giriş ve çıkış bağlantılarını sağlayan, dişi ve erkek fiş oyukları. Prize sokulan bacaklı elektrik fişi, erkek fiş; erkek fişin çıkıntılı uçlarını içine alacak şekilde tasarlanmış soketli bağlantı elemanı ise dişi olarak adlandırılır. .
yüzey bulanıklığı filtresi
(İng surface blur) Adobe Photoshop blur (bulanıklaştırma filtrelerinin altında bulunur ve görüntüdeki objenin dış kenarlarını koruyarak iç rengini ve pürüzlerini gidermede kullanılır (Filter > Blur > Surface Blur).
yüzey dokusu
(Alm textur, Fr texture, İng texture) Genelde, herhangi bir cismin yüzey yapısı; fotoğrafçılık özelinde ise fotoğraf kağıtlarının yüzey yapıları (örneğin parlak, mat, ipekli, …) anlamındadır.
yüzey sertleştirme
(Alm einsatzhärten, Fr cémentation, İng case hardening) Bir tür camüretme tekniği. Bu teknikle, darbeyle kırılma ya da ısınmayla dağılma ihtimali az olan sert yüzeyli cam üretilir. Objektif filtresi olarak kullanılacak çok ince camları üretmek için kullanılır.
yüzeye dolgu
(Alm zementierungsfläche, Fr surface de cimentation, İng cementing surface) Bir nesnenin yüzeyinde birleşik bir mercek elde etmek amacıyla öbür nesneyle dolgu şeklinde yapıştırılmasıyla nesnenin yüzeyinde ortaya çıkan özelkıvrım. İki nesne, iç yüzeylerinin kenarlarıyla birleştirilir.