Ansiklopedik Sözlük

S

← Tüm harfler
s
(Ar saniye, Alm second, zweite, Fr second, İng second) SI Birim sisteminde zaman birimi saniye'nin kısaltması. / Bir dakikanın altmışta biri olan zaman birimi. / Açı birimi derecenin üç bin altı yüzde biri (1/3600 °).
S
(Alm verschluss priorität, Fr priorité à l'obturateur, İng Shutter-priority > S) Fotoğraf makinesinde “örtücü önceliği” konumunu gösteren kısaltma.
S-B
(Alm Schwarz und Weiß, Fr Noir et Blanc, İng Black & White > B-W) Siyah-Beyaz çekimi ifade eder. / Siyah-beyaz film. bkz siyah-beyaz.
saat zamanı
(Alm objektive zeit, Fr temps objectif, İng objective time) Nicelik olarak ölçülebilir zaman; saat zamanı, nesnel zaman. bkz nesnel zaman.
Sabatier etkisi
(Alm Sabatier effekt, Fr effet Sabatier, İng Sabatier effect) Yarı banyo edilmiş bir görüntünün beyaz ışıkla tekrar pozlanarak yarı negatif, yarı pozitif bir görüntü elde edilmesi; Sabattier etkisi, Sabattier faktörü. Fransız bilim adamı Armand Sabatier (soyadı yanlışlıkla çift ”t” ile yazıldığı için literatürde “Sabattier etkisi” olarak da bilinir) tarafından 1860'ta kayda geçirilmiştir. Geliştirme banyosu tamamlandıktan ya da geliştirme banyosunun ileri aşamasından sonra duyarlı malzemenin çok kısa süreli pozlandırılması yoluyla negatif görüntünün pozitife döndürülmesi. Geliştirme banyosu aşamasında yapılan pozlama, bir tür ikinci pozlamadır. Bu şekilde, geliştirme banyosu sürecindeki duyar katta hala ışıktan etkilenme durumundaki gümüş tuzları, yeniden pozlandırılmış olur. bkz solarizasyon.
sabit CD sürücüsü
(Alm festplatte (CD) nur-lese-speicher (ROM), Fr Disque dur CD mémoire morte, İng Hard Disk Compact Disc Read-Only Memory – HD CD-ROM) Bilgisayarın işletim sistemini, tüm programlarınızı ve dosyalarınızı kalıcı olarak depolayan ana kayıt ünitesidir. İçine fiziksel bir CD takılmaz. Bilgisayarda işletim sisteminin kurulu olduğu ve verilerin kaydedildiği ana depolama alanıdır. Manyetik plakalar (HDD) veya mikroçipler (SSD) kullanır. bkz sabit disk. / Optik Disk Sürücüsü (CD/DVD/Blu-ray Sürücüsü); CD veya DVD disklerini okumak ve/veya bunlara veri yazmak için kullanılan donanımdır. Bilgisayar kasasının içine monte edilmiş ("sabit") veya USB ile harici bağlanan çeşitleri vardır. Müzik dinlemek, yazılım yüklemek veya film izlemek için kullanılan disk okuyucudur. bkz DVD.
sabit disk
(Alm fest platte, Fr disque dur, İng hard disc, hard disk) Bilgisayarlarda, tek bir birime takılı bir ya da daha çok ince sert yuvarlak diskten oluşmuş elektromanyetik veri saklama ortamı. Veriler bu disklere kaydedilerek saklanır. Bilgisayar sabit diski (HDD veya SSD), işletim sistemi, programlar, fotoğraflar ve videolar da dahil olmak üzere tüm sayısal verileri kalıcı olarak depolayan ve bilgisayar kapandığında dahi bilgilerin kaybolmasını önleyen temel donanım birimidir. Bilgisayarın geçici hafızası olan RAM'in aksine, sabit disk verileri bilgisayar kapalıyken bile güvenle saklar. Dosya saklama kapasitesi Gigabayt (GB) veya Terabayt (TB) cinsinden ölçülür. Diskin veri okuma ve yazma hızı bilgisayarın açılış süresini ve dosya aktarımını doğrudan belirler. : Geleneksel mekanik yapıdaki HDD'ler içinde dönen diskler barındırırken, daha yeni ve hızlı olan SSD'lerde hareketli parça yoktur, veriler elektronik çiplerde tutulur.
sabit diski birleştirme
(Alm defragmentierung, Fr défragmentation, İng defragmentation) Bilgisayarda sabit diskin farklı bölümlerinde yer alan parçalar şeklindeki dosyaların birleştirilmesi işlemi. Bu şekilde parçalar halinde dağılmış olan dosyalar bir araya getirilerek birleştirilir.
sabit diyafram
(Alm feste blende, Fr ouverture fixe, İng fixed aperture) Normalde değişken odaklı objektifler geniş açıdan dar açıya doğru gittikçe diyafram artar. Eğer bir fotoğraf makinesinde diyaframı sabit tutacak bir seçenek var ise odak uzaklığına bakmaksızın diyafram hep aynı değerde kalarak çekim yapılabilir. Bu durumda objektifte geniş açıdan dar açıya giderken diyafram açıklığı sabit kalır. Örneğin 18-55 mm kit objektifler değişken diyaframlıdırlar, 18 mm'de f3.5 olan maksimum diyafram değeri 55 mm'de f5.6'ya iner (sayı arttıkça diyafram açıklığı ufalır). Buna karşılık 24-70 mm f2.8 objektifleri hem 24 mm'de hem de 70 mm'de f2.8 olarak kullanılabilir.
sabit netleme
(Alm fester fokus, Fr mise au point fixe, İng fixed focus) Netleme kontrolünün olmadığı objektifler, netleme işlemi sabit bir uzaklık olarak tasarlanır. Genellikle geniş açılı olan bu okjektiflerde 2-4 m uzaklıkta netleme ayarlanmıştır.
sabit netlemeli fotoğraf makinesi
(Alm kamera mit festem fokus, Fr appareil photo à mise au point fixe, İng fixed focus camera) Objektifi belli bir uzaklığa sabit olan, netleme ayarı değişmeyen, basit ve küçük boy fotoğraf makinesi.
sabit odaklı
(Alm fester fokus, Fr mise au point fixe, İng fixed focus) Objektifte ayrıca bir odaklama sisteminin bulunmamasıdır. Bu tür araçlar üretim aşamasında belirli bir noktaya odaklanmışlardır. Orta büyüklükte bir diyafram açıklığıyla (f/8) yaklaşık 2 metreden sonsuza kadar her şeyi seçik görür.
sabit odaklı objektif
(Alm objektiv mit festem fokus, Fr objectif à mise au point fixe, İng fixed focus lens) Odak uzunluğu değişmeyen objektiflere verilen ad. 24 mm - f1.4, 50 mm - f1.8, 300 mm - f2.8 gibi objektifler sabit odaklı objektiflerdir.
sabitleme
(Alm stabilisierung, Fr stabilisation, İng stabilization) Bir maddedeki değişim ya da bozulma oranını azaltan hethangi bir işlem. / Fotoğraf makinesi ya da objektifteki kımıldamadan dolayı görüntüde ortaya çıkan bozulmaları azaltan işlem.
sabitleme banyosu
(Alm fehlerbehebung, problemlöser, Fr développement de fixation, fixateur, İng fixing development, fixer) Negatif film ya da fotoğraf kağıdına pozlanan görüntünün, geliştirme banyosu sonrasında, pozlanmamış gümüş tuzlarını temizlemek için kullanılan kimyasal eriyik; hipo. Gümüş görüntüyü sabitleyen kimyasal eriyik; asit hipo, fiksleme banyosu, tespit banyosu, saptama banyosu. bkz hipo. bkz saptama banyosu. bkz tespit banyosu.
sabitleyici
(Alm fixer, Fr fixateur, İng fixer) Işık görmeyerek metalik gümüşe dönüşmeyen gümüş tozlarını kendi içine alarak filmin saydamlaşmasını sağlayan ve artık ışıktan etkilenmeyecek duruma getiren kimyasal banyo işlemi.
saçak
(Alm randbereich, Fr frange, İng fringe) Daha ucuz objektiflerle ilişkilendirilen saçak, sayısal görüntünün yüksek kontrastlı kısımlarının kenarlarında rengin "sızması"nı ifade eder. Saçak genellikle yüksek kontrastlı bir nesnenin bir tarafında camgöbeği bulanıklaşma olarak görünür, diğer tarafında ise kırmızı veya efenda rengi (İng ephenda color) bulanıklığı ile tamamlanır. bkz saçaklanma.
saçaklanma
(Alm fransen, Fr franges, İng fringing) Fotoğrafçılıkta saçaklanma (renk saçaklanması veya kromatik sapma), yüksek kontrastlı nesnelerin kenarlarında oluşan istenmeyen renkli çizgiler veya "hayalet" görüntülerdir. Genellikle mor, macenta, mavi, yeşil veya kırmızı renklerde görülen bu etki, objektifin farklı ışık dalga boylarını (renkleri) aynı odak noktasına düşürememesi sonucu oluşan bir optik kusurdur. Işığın objektif elemanı merceklerden geçerken farklı derecelerde kırılması (dağılım) sonucu oluşur. Genellikle aydınlık ve karanlık bölgelerin kesiştiği yüksek kontrastlı kenarlarda (örneğin, gökyüzüne karşı duran ağaç dalları) belirginleşir. “Boyuna (İng longitudinal) kromatik sapma”, görüntünün tamamında renkli saçaklar oluşturabilir; “enine (İng lateral) kromatik sapma” ise genellikle görüntünün kenarlarında ortaya çıkar. Mor saçaklanma (İng purple fringing), sayısal algılayıcıların ışığı işleme biçimiyle ilgili olan, özellikle parlak yüzeylerde mor renkli lekeler bırakan bir türdür. Lightroom veya Photoshop gibi düzenleme yazılımlarında "Kromatik Sapmayı Gider" seçeneği ile düzeltilebilir, diyaframı kısmak (örneğin f8veya daha yüksek) saçaklanmayı azaltabilir. Saçaklanma, daha düşük kaliteli lenslerde veya geniş açılı çekimlerde daha yaygın olarak görülür.
saçılım
(Alm streuung, Fr diffusion, İng scattering)Bir ışık demetinin havadaki küçük parçacıklara, kabarcıklara çarparak ya da yarı saydam maddelerin içinden geçerek gelişigüzel dağılması olayı. bkz Callier etkisi.
saflık
(Alm reinheit, Fr pureté, İng purity) Ana rengin öbür renkleri içerm derecesini öznel bir şekilde ölçen renk niteliği. / Doygunluğun renk niteliği. Örneğin yüksek saflıktaki bir rengin, doygunluğu da yüksektir. / Kimyasallardaki kirlilik eksikliği ölçüsü.
sag
(Alm durchhängen, Fr affaissement, İng sag) Normal bir voltajın (gerilimin), gerilim seviyesinin kısa süreli düşmesi. / (Alm sagittal, Fr sagittal, İng sagittal) “sagital” teriminin kısaltması. bkz sagital.
sagital
(Alm sagittal, Fr sagittal, İng sagittal) Işın ve hat olarak, ışın yelpazesi çizgisi ya da merkeze yerleştirilen ve optik eksene göre doğru açılarla duran bir çemberin, yarıçapı üzerine dizilen hayali hat. bkz astigmatizm. bkz ışınsal.
sahne fotoğrafı
(Alm fotos von sets, Fr photographies de décors, İng photographs of sets) Sahne fotoğrafı; tiyatro, konser, bale veya dans gibi canlı performansları, sanat icra edildiği sırada (aksiyon anında) görüntüleyen bir fotoğrafçılık türüdür. Temel amacı, sergilenen gösterinin hikayesini, atmosferini ve oyuncuların duygularını en doğal haliyle belgelemektir. Işıkların sürekli değiştiği ve genelde düşük ışıklı ortamlarda yani zorlu ışık koşullarında çalışmayı gerektirir. Dansçıları veya hareketli oyuncuları net yakalayabilmek için yüksek enstantane (hızlı perde) hızı şarttır. En önemli kural, gösterinin akışını bölmemek ve seyircileri ya da sanatçıları rahatsız etmemektir. Bu tür fotoğrafçılıkta genellikle flaş kullanılmaz; yüksek ISO ve diyafram ayarlarıyla uzun odaklı telefoto objektiflerden yararlanılır. Sanatsal kararlar ile belgesel niteliği arasındaki dengenin kurulması gerekir. / Dekoru ve sahne eşyaları tamamlanmış olan sahnenin fotoğrafı.
sahte çözünürlük
(Alm falsche auflösung, Fr résolution fallacieuse, İng spurious resolution) Gerçek çözünürlük sınırlarının ötesindeki yüksek kontrastlı ayrıntıların çözümlenmiş gibi göründüğü optik olay.
sahte optik
(Alm pseudoptisch, Fr pseudoptique, İng pseudoptic) Konuyla ilgili olarak yandan tersine çevrilen bir görüntü.
sahte renk
(Alm pseudofarbe, Fr pseudo-couleur, İng pseudocolor) Renkleri farklı gri ölçeğine göre belirleyerek renklendirilen görüntü. / Renkli film ya da algılayıcılarda, farklı dalga bantlarına renklerin rastgele konulması. / İşleme yazılımı kullanarak bir görüntünün gerçek hayattaki gibi olan renklerini değiştirme süreci.
salınım
(Alm swing, Fr balançoire, İng swing) Büyük boy fotoğraf makinelerinin, dikey bir eksen üzerinde gövde ya da film taşıyıcı bölümünün ayarlanması. bkz düşey çevrinme. bkz kaydırma.
salt okunur
(Alm schreibgeschützt, Fr en lecture seule, İng read-only) Sayısal bilgi depolama sisteminin bir özelliği. Örneğin bilgisayar belleği, CD içerisindeki dosyalar sadece açılabilir ya da kopyalanabilir ancak herhangi bir şekilde değiştirilemez ve düzenlenemez. bkz ROM.
samimi fotoğraf
(Alm ehrliches foto, Fr photo franche, İng candid photo) Samimi fotoğraf, kişilerin fotoğraf makinesine poz vermediği, yapaylıktan uzak, doğal anları yansıtan, "hayattan bir kesit" sunan dürüst fotoğraflardır. Genellikle hazırlıksız yakalanan duyguları, içten gülümsemeleri ve gerçek samimiyeti belgelemeyi amaçlar. Kişiler bilinçli olarak poz vermez, genellikle fotoğraf çekildiğinin farkında değildir. Zamanın durdurulduğu, o ana özel duygu ve atmosferin korunduğu karelerdir. Fotoğrafçının modelle kurduğu iyi iletişim, doğal ve samimi pozlar yaratmanın en etkili yolları sayesinde pozların içten olmasını sağlar.
samimi fotoğrafçılık
(Alm ehrliche fotografie, Fr photographie franche, İng candid photography) Samimi fotoğrafçılık, insanların fotoğraf makinesinin farkında olmadığı, doğal hallerini, samimi ifadelerini ve o anın gerçekliğini yansıtan, poz verilmeyen fotoğraf çekim tarzıdır. "Hayattan bir kesit" sunan bu tarzda, özneler bilinçli bir şekilde poz vermezler, bu da fotoğrafa doğal ve samimi bir atmosfer katar. Kişilerin anlık duygularını ve doğal hareketlerini yakalamaya odaklanır. Genellikle fotoğrafçının, konunun haberi olmadan veya konunun fotoğraf makinesine odaklanmadığı anlarda çekim yapmasıyla oluşur. Fotoğrafın sanatsal anlam kazanması için samimi olunması gerekir, teknikten ziyade duygu ön plandadır. Portreler, sokak fotoğrafçılığı, düğünler veya günlük yaşam sahnelerinde sıkça tercih edilir. Hızlı deklanşör hızı ve genellikle odak uzaklığı yüksek objektifler, konuyu rahatsız etmeden çekim yapmayı kolaylaştırır. Bu çekim tarzı, öznelerin en gerçek ve duygusal anlarını ölümsüzleştirmek için idealdir.
samimi manzara
(Alm intime landschaft, Fr paysage intime, İng intimate landscape) Sadece insan odaklı değil, doğanın küçük ve ayrıntılı parçalarını (örneğin; yosunlu bir kaya, kıvrılan bir dere, vb) odak noktası yapan teknik için kullanılır.
Samsung
Güney Kore'de Lee Byung-Chul tarafından 1938'de yakın ülkelere kurutulmuş balık, sebze ve meyve satmak amacıyla kurulan şirket 1960'lı yıllarda tv ve 2010'da cep telefonunu da üretim alanına sokmuştur. Halen tv, cep telefonu ve fotoğraf makinesi ve eklentileri ağırlıklı üretim yapan uluslararası bir şirket markasıdır. bkz www.samsung.com/global/galaxy/ , bkz www.samsung.com/tr/
Samsung Fotoğraf Yarışması
(İng Samsung Photo Contest) Samsung, dönem dönem hem uluslararası hem de yerel düzeyde, özellikle Galaxy serisi telefonların kamera yeteneklerini vurgulayan fotoğraf yarışmaları düzenlemektedir. Bu yarışmalar genellikle Instagram üzerinden veya samsung.com Members topluluğu aracılığıyla yapılır. Fotoğraf Dergisi ve samsung.com topluluğundaki önceki yarışmalar, yaratıcılığı teşvik etmeyi ve en iyi mobil fotoğrafı seçmeyi amaçlar. Yarışmalar, genellikle #SamsungMembers, #GalaxyPhotography veya özel hashtagler ile Instagram platformlarında duyurulmakta ve yürütülmektedir. Yarışmaya katılım, çoğunlukla 18 yaş üstü herkese açık olup, en iyi fotoğraf örnekleri Samsung Members Community sayfasında paylaşılmaktadır. En yeni Galaxy amiral gemisi telefonlar, profesyonel ekipmanlar veya nakit ödüller verilmektedir. Güncel Yarışmalar: Yarışma duyurularını ve güncel takvimi tfsfonayliyarismalar.org gibi platformlardan veya doğrudan Samsung Türkiye Instagram hesabından takip edilebilir.
sanal
(Alm virtuell, Fr virtuel, İng virtual) Gerçekte yeri olmayıp zihinde tasarlanan; gerçek olmayan, hayali, farazi. / Bilgisayar, tablet, cep telefonu vb kullanılarak genel ağ ortamında oluşturulan, gerçek dünyada yaşıyormuş duygusu uyandırabilen yapılandırma; dijital, sayısal. / Herhangi bir ışık ışınının düşmediği ya da ışık ışınının çakışmadığı noktada ortaya çıkan görüntü; sanal görüntü. Örneğin düzlem aynadaki görüntü sanaldır, aynanın arkasında aslında ışık yoktur.
sanal bellek
(Alm virtueller speicher, Fr mémoire virtuelle, İng virtual memory) Bilgisayarda var olan RAM yeterli olmadığında, ek bellek gerektiğinde, sistemin sabit disk alanını geçici olarak kullanıp RAM'a benzeterek sürekli bellek alanı sağlaması.
sanal gerçek
(Alm virtuelle realität, Fr réalité virtuelle, İng virtual reality) bkz sanal.
sanal gerçeklik
(Alm virtuelle realität, Fr réalité virtuelle, İng virtual reality) Kişinin bir ya da birden çok duyusuna hitap eden ve kullanıcıların hareketleri ile gerçek zamanlı oluşan bilgisayar yaratımlı, sanal yani gerçek benzeri bir dünya; bilgisayarlar tarafından simüle edilen (benzetişilen) ortamlar. Çoğu sanal gerçeklik ortamı bir bilgisayar ekranı yoluyla edinilen görsel deneyimlerden ibaret olmakla birlikte kimi ortamlar duyma, hareket gibi başka duyulardan da yararlanır.
sanal görüntü
(Alm virtuelles bild, Fr image virtuelle, İng virtual image) Aynadaki gibi görülebilen fakat bir yüzey üzerinde gösterilemeyen görüntü; görünen görüntü, hayali görüntü, zahiri görüntü. bkz görünen görüntü. bkz sanal. bkz zahiri görüntü.
sanal makine
(Alm virtuelle maschine, Fr machine virtuelle, İng virtual machine) Başka bir işletim sistemine ait olan yazılımın çalıştırılabildiği farklı bir işletim sistemindeki yazılım tabanlı ortam. Var olan işletim sistemine kurulduğunda uyumlu olarak çalışmalarına izin veren bir yazılım.
sanal odak
(Alm virtueller fokus, Fr mise au point virtuelle, İng virtual focus) Iraksak merceklerde ışığın kırıldıktan sonra kırılan ışınların uzantılarının birleştiği nokta; görünen odak, zahiri odak. bkz görünen odak. bkz zahiri odak.
sanat
(Ar san'at, Alm kunst, Fr art, İng art) Duygu ve düşünceleri göze ve gönüle hitap edecek şekilde söz, yazı, resim, fotoğraf, heykel vb ile ifade etme konusundaki yaratıcılık.
sanat adamı
(Alm kunstmann, künstler, Fr homme d'art, İng art man, artist) bkz sanatçı.
sanatçı
(Alm künstler, Fr artiste, İng artist) Güzel sanatların herhangi bir dalında yaratıcılığı olan, eser veren kimse; sanat adamı, sanat eri, sanatkar. Sanatçı, yaratıcılık, hayal gücü ve teknik becerilerini kullanarak estetik, duygusal veya düşünsel değeri olan eserler (fotoğraf, resim, müzik, sinema, edebiyat vb) ortaya koyan kişidir. Zanaatkardan farklı olarak, sadece bir ihtiyacı karşılayan eşyalar üretmek yerine özgün ve duygulara hitap eden bir ifade biçimi yaratır. Eserlerinde kendi imzasını, bakış açısını ve kişisel yorumunu yansıtır. İnsanların düşüncelerine, ruh hallerine veya toplumsal olaylara dokunarak onlarla empati kurar ve bir mesaj iletir. Seçtiği sanat dalının (örneğinfotoğraf sanatçısı makinesinin özelliklerini, yeteneklerini, eklentilerini kullanma, çekim teknikleri, kompozisyon, ışık bilgisi vb) gerektirdiği teknik donanıma ve pratik bilgiye sahiptir. “Yalnız elleriyle çalışan insan işçidir. Elleri ve kafasıyla çalışan insan ustadır. Elleri kafası ve yüreğiyle çalışan insan sanatkardır.” (Johann Wolfgang von Goethe) bkz zanaatkar.
sanatçılık
(Alm kunst, Fr talent artistique, İng artistry) Sanatçı olma durumu; sanatkarlık.
sanatsal
(Alm kunst, künstlerisch, Fr art, artistique, İng art, artistic) Sanata ilişkin, sanatla ilgili; sanatlık.
sanatsal filtreler
(İng artistic filters) Adobe Photoshop filtre ailesinden biri olan artistik filtreler ile resimsi, resmimsi sanatsal görüntüye sahip bir görsel elde etmek mümkündür (Filter > Artistic).
sanatsallık
(Alm kunst, Fr talent artistique, İng artistry) Sanatsal olma durumu.
sandviç
(Alm sandwich druck, Fr impression sandwich, İng sandwich printing > (İng sandwich) Uyum sağlayan iki diyapozitifi üst üste kullanma yöntemi. bkz sandviç baskı.
sandviç baskı
(Alm sandwich druck, Fr impression sandwich, İng sandwich printing) İki ya da daha fazla negatifin agrandisörde bir araya getirilip fotoğraf kartına tek bir görüntü halinde basılması.
sangan
(Alm sungun, Fr sungun, İng sungun) Tugsten-halojen lambaların takıldığı yapay aydınlatma kaynağı.
saniyede kare
(Alm bild pro sekunde, Fr images par seconde, İng Frame Per Second - FPS) Motorlu fotoğraf makineleri ya da film kameralarında, film penceresinden saniyede geçen film karesi sayısı. / Sayısal fotoğraf makinelerinde; bir saniyede kaydedilen kare sayısı.
santigrat
(Alm Celsius, Fr Celsius, İng Celsius) bkz Celsius.
sanzitometri
(Alm zentitometrie, Fr centitométrie, İng centitometry) Filmlerdeki emülsiyonların duyarlılığının ölçülmesi işlemi; sentitometri. Artan ışık karşısında emülsiyonların kararışını grafikle gösterirken aynı zamanda emülsiyonun kontrast derecesi bakımından da özelliğini belirtir.
sapma
(Alm aberration, Fr aberration, İng aberration) Optikte, bir objektif sisteminin mükemmel görüntüyü oluşturmada yaptığı hataların sonucunda ortaya çıkan küresel, renk, bükülme ve astigmatlık bozulmalar biçiminde görüntü kusurları. Fotoğraf görüntüsünde kullanılan objektifin optik sınırlamaları nedeniyle oluşan görüntü kalitesi veya renk işarımında bozulma. Sapmalar genellikle görüntünün yüksek kontrastlı kısımlarında halasyon veya çerçevenin kenarlarına doğru rengin "bulaşması" şeklinde ortaya çıkar. Bunu düzeltmek için birkaç elemandan oluşan objektif (İng compound lens) kullanmak gerekir. Asferik mercek yüzeyleri ve gelişmiş mercek kaplamaları, genellikle daha pahalı veya karmaşık merceklerde sapmaları azaltmak amacıyla kullanılır.
sapma açısı
(Alm abweichungs winkel, Fr angle de déviation, İng angle of deviation) Gelen ışının uzantısı ile kırılan ışın arasındaki açı.
saptama banyosu
(Alm reparateur, badreparatur, Fr fixateur, bain de fixation, İng fixer, fixing bath) Film ve kart banyolarında kullanılan kimyasal bir solüsyon. İçerisinde % 25 hiposülfit eriyiği bulunan banyo. Hiposülfit aşamalı olarak etkilenirken gümüş tuzcukları sodyum tuzlarına dönüştürerek metalik gümüşü açığa çıkarır. Pozlanmamış ya da banyo edilmemiş gümüş tuzlarını suda çözülebilir tuzlara dönüştürür ve bu tuzlar durulama işlemi sırasında suya karışırlar. Saptama banyosu; 250 g hiposülfit, 20 g metabisülfit, 1 litre su. Asitli saptama banyosu; 250 g hiposülfit, 15 g sodyumsülfit, 1 litre su. Hızlı saptama banyosu; 350 g hiposülfit, 25 g amonyum klorür, 1 litre su. Sertleştirici saptama banyosu; 250 g hiposülfit, 50 g sodyumsülfit, % 40'lık 125 cc formalin, çözelti su eklenerek 1 litreye tamamlanır. bkz sabitleme banyosu.
saptama işlemi
(Alm fixierung, Fr fixation, İng fixation, fixing bath) Işığa duyarlı malzemelerde poz görmeyen kısımlardaki emülsiyonun atılmasını sağlayan banyo işlemi; saptama banyosu, tespit banyosu. Film bu işlemden sonra artık ışıktan etkilenmez hale gelir. bkz sabitleme banyosu. bkz saptama banyosu. bkz tespit banyosu.
saptırma
(Alm ablenkung, Fr déviation, İng deflection) Işınların ya da bir ışık dalgasının hareket yönünü değiştirmesi. Mat yüzeyler üzerinde ortaya çıkar.
sardırma efekti
(İng twirli) Adobe Photoshop distort (bozma) filtresinin altında bulunur ve görüntüyü helezonik biçimde sarmal haline getirmede kullanılır (Filter > Distort > Twirl).
sarı
(Alm gelb, Fr jaune, İng yellow) Yeşil ve kırmızı arasındaki, 570-590 nm arasındaki dalga boyu ışıkla ilgili görsel algının adı. / Üç renkli işlemlerde kullanılan ve mavinin tamamlayıcısı olan ana renk. / Dört ya da altı renkli üretimde kullanılan ayrım renklerinden biri. / Fotoğraf kağıdı baskısında; eksik işlem ya da kimyasal eriyiklerin değişiminden kaynaklanarak, rengin beyazdan kreme ya da beyaza yakın bir duruma dönüşmesi.
sarı filtre
(Alm gelb filter, Fr filtre jaune, İng yellow filter) Siyah beyaz fotoğrafçılıkta kontrastı yükseltmek amacıyla kullanılan filtre türü. Bu filtre mavi ışığı emer ve öbür renkteki ışıkları geçirir, mavi gökyüzünü koyu gri vererek beyaz bulutların daha belirginleşmesini sağlar.
Sarı Kitap
(Alm Gelbes Buch, Fr Livre Jaune, İng Yellow Book) Veriyi standart CD-ROM üzerine yazma ölçütü. Bilişimde Sarı Kitap (Yellow Book), Sony ve Philips tarafından 1983 yılında yayımlanan ve geleneksel ses CD'lerine (Kırmızı Kitap) bilgisayar verisi depolanmasını sağlayan CD-ROM standardını tanımlayan teknik belgeler dizisidir. CD-ROM standart serisi olan Rainbow Books (Gökkuşağı Kitapları) içerisinde sayısal veri depolamayı temsil eden önemli yapı taşlarından biridir. Müzik CD'lerinin veri depolamak için nasıl kullanılacağını (hata düzeltme protokolleri ve dosya sistemleri dahil olmak üzere) belirler. Bilgisayar dosyalarını depolamaya uygun Mod 1 (İng Mode 1) ve sıkıştırılmış ses/video verilerini (CD-ROM XA) depolamaya uygun Mod 2 (İng Mode 2) veri yapılarını içerir. CD teknolojisindeki farklı format ve kullanımlar standartlaştırılırken her bir özel kılavuza kapağının rengi verildiği için Gökkuşağı Kitapları, Gökkuşağı Serisi) denmiştir (örneğin; müzik CD'si için Kırmızı Kitap, CD-ROM için Sarı Kitap, CD-R için Turuncu Kitap, CD-RW için Çok Okunurlu Mavi Kitap).
sarı leke
(Alm gelbe makula, Fr macula lutea, İng macula lutea) Gözün ağ tabakasında, ışığa duyarlı görme hücrelerinin en yoğun bulunduğu bölge. Keskin ve nitelikli görmeyi sağlar. Sinirlerin göze girdiği yer; koniler, çubukların yaklaşık iki katı sayıda ve çapı 3-5 mm aralığındadır. Sarımsı renkteolduğundan “sarı leke”, “sarı nokta” olarak bilinir.
sarı nokta
(Alm gelber fleck, Fr tache jaune, İng yellow spot) Sarı leke. bkz göz çukuru. bkz sarı nokta.
sarı yansıtıcı
(Alm gold reflektor, Fr réflecteur doré, İng gold reflector) Koyu ya da açık sarı renkli yansıtıcı. Bir aydınlatma (ışık) kaynağının verdiği ışığı yansıtarak ortamın renk dengesini yumuşatmak amacıyla kullanılır.
satır arası algılayıcı
(Alm inter-frame-sensor, Fr capteur inter-cadre, İng inter-frame sensor) bkz ara kare algılayıcı.
satır boyunca kodlama
(Alm codierung entlang der linie, Fr codage de la longueur d'exécution, İng runlength encoding) bkz RLE.
satır içi bağlantı
(Alm im einklang, Fr en ligne, İng in-line) İnter sayfası belgesinin bir parçası olan dünya çapında ağ (www) sayfasının görüntüsü ya da bir başka özelliği
satürasyon
(Alm sättigung, Fr saturation, İng saturation) Rengin saflık derecesi. bkz doygunluk.
saydam
(Alm transparent, Fr transparent, İng transparent) İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmayan cisim; şeffaf, transparan. bkz transparan. / (Alm diapositiv, gleiten, Fr diapositive, glisser, İng diapositive, slide) Gerçek renk ve tonları ya da bunların S-B karşılıkları olan gri tonlarını doğrudan doğruya pozitif görüntü olarak üretebilen, genellikle içinden ışık geçirilip perdeye yansıtılarak kullanılan film türü; diapozitif > dia > diya, saydam film > saydam, slayt.
saydam fotoğraf
(Alm gleiten, Fr glisser, İng slide) Bir gösterim aygıtı yardımıyla perdede büyütülmüş olarak gösterilmek üzere saydam bir tabana çıkartılmış pozitif fotoğraf.
saydam fotoğraf çoğaltıcı
(Alm dia-duplikator, Fr duplicateur de diapositives, İng slide duplicator) Renkli saydam fotoğraf ya da resimleri aynı boyutta kopyalamak amacıyla tasarlanmış araç.
saydam göstericisi
(Alm diaprojektor, Fr projecteur, İng slide projector) Fotoğraf diya/saydam/slayt'larını göstermek için kullanılan opto-mekanik bir cihaz; diyapozitif projeksiyon makinesi, projektör, slayt projektörü.
saydam kağıt
(Alm pergamin, Fr glassine, İng glassine) Negatifleri ve baskıları saklamak için kullanılan saydam ya da yarı saydam kağıt.
saydam resim
(Alm gleiten, Fr glisser, İng slide) Bir gösterim aygıtı yardımıyla perdede büyütülmüş olarak gösterilmek üzere saydam bir tabana çıkartılmış pozitif resim.
saydam tarayıcılar
(Alm transparente Scanner, Fr scanners transparents, İng transparent scanners) Saydamların daha geniş bir dinamik aralıkları vardır; bu yüzden taramadan elde edilen görüntü opak bir nesneden daha iyi olur ve büyütülmeye daha fazla olanak sağlar. Çoğu saydam tarayıcısında CCD sabittir ve ışık foto algılalıyıcıları bir dizi ayna ve mercek kombinasyonu (birleşimi) aracılığı ile yönlendirilir. Saydam tarayıcıların optik sistemi genellikle flatbed (düz yataklı) tarayıcılardan daha iyi olur.
saydamlık
(Alm transparenz, Fr transparence, İng transparency) Saydam olma durumu; şeffaflık. / Görüntünün arkadan ışık vererek görüldüğü film, renkli çıktı ya da tepegöz filmi. / Fon renginin bir maske ya da ön alandaki bir piksel yoluyla görülebilme derecesi, % 100 saydam olan pikseller görülmez, % 0 olan saydam pikseller fon rengini tümüyle kaplar. / Aygıtlarda, saydam filmi görüntülemeyi sağlayan düzenek.
saydamsız
(Alm undurchsichtig, Fr opaque, İng opaque) Işık, ses gibi herhangi bir dalga hareketinin geçmesine elverişli olmayan madde; opak. / Işık geçmesine elverişli olmayan boya ya da tabaka; opak. Örneğin film üzerindeki lekeleri yok etmek ya da maskeleme yapmak amacıyla kullanılan boya. bkz saydamsızlık.
saydamsız göstericisi
(Alm undurchsichtiger projektor, Fr projecteur opaque, İng opaque projektor) Saydamsız yüzeylerdeki resim, fotoğraf, kitap sayfası, her çeşit basılı gereç, vb'ni görüntülüğe büyük görüntülerini yansıtan bir çeşit gösterici; episkop. bkz episkop.
saydamsızlık
(Alm opazität, Fr opacité, İng opacity) Saydamsız olma durumu. / Herhangi bir dalga deviniminin (ışık, ses, röntgen ışını, vb) geçmesine elverişli olmayan, ışık geçirmez. / Filmin ışık geçirmezlik durumu ve bunun ölçümü. / Bir mürekkebin ya da boyanın, var olanı örtme, belirsizleştirme yeteneğinin belirtisi; kaplama gücü.
sayfa
(Alm seite, Fr page, İng page) Üzerine basılan metin ve çizimler gibi ögelerle birlikte basılı belgenin tek yüzü. / Yazılı bir sayfanın monitör ekranında sunumu. / Genellikle bir web sitesinin adresi, URL tarafından tanımlanan bilgi bütünü.
sayfa tanımlama dili
(Alm seiten beschreibungs sprache, Fr langage de description des pages, İng page description language) Bilgisayar program(lama) dili, sayfa açıklama dili.
sayısal
(Alm digital, Fr numérique, İng digital) Verilerin sayılarla ayrılan ayrı ayrı sinyallerle gösterilmesi; dijital. Işık ya da ses dalgalarının sayılarla basamaklanmış veriler olarak temsili. Bilgisayar sistemlerinde ikili rakamlar (0 (sıfır) ve 1 (bir)) kullanılır. Bunlar gruplar oluşturarak sayıları ya da alfabetik karakterleri gösterir. Örneğin kaynağından çıkan bir sesin, kesintisiz olarak ilerleyen verilerin, ikili sayı tabanındaki sayılarla tanımlanarak kaydedilmesi.
sayısal arkalık
(Alm digitale rückseite, Fr dos numérique, İng digital back) Klasik orta format makinelerde film yerine kullanılabilen, takılıp çıkarılabilen sayısal görüntü elde etmeye yarayan elektronik düzenek.
sayısal baskı
(Alm digitaler offset, Fr décalage numérique, İng digital offset) Gelişen lazer yazıcılar matbaaya gerek kalmaksızın baskı yapılabilmesine olanak vermiştir. Matbaa mürekkebi kullanmadan bilgisayar bağlantılı bir düzenekle kuru sistemden yararlanılarak kağıt üzerine baskı yapabilen çağdaş bir baskı tekniği; dijital ofset, sayısal çift kopyalı baskı tekniği.
sayısal baskı sipariş dosyası
(Alm digitales druckauftragsformat, Fr format de commande d'impression numérique, İng Digital Print Order Format - DPOF) Dijital baskı sipariş formatı. Arada bir bilgisayar olmaksızın bir sayısal fotoğraf makinesinin, yine DPOF'u destekleyen bir yazıcıya doğrudan bağlanarak çekilen fotoğrafların baskısının yapılabilmesini sağlayan özellik. DPOF uyumlu fotoğraf makineleri, dijital baskılar için sipariş verisi oluşturabilirler. Kullanıcı, her fotoğrafın kaç tane basılacağını belirleyebilir. Fotoğraf tarihi de basılabilir. DPOF ile, her fotoğrafın küçük halini içeren bir dizin baskısı da istenebilir.
sayısal boyama sistemi
(Alm digitales punkte system, Fr système de points numériques, İng digital point system) Boyayarak resmetme tekniğinin; sulu boya, yağlı boya gibi yöntemlerini bilgisayar ortamında yazılım yoluyla elde etmek.
sayısal diyafram
(Alm numerische apertur, Fr ouverture numérique, İng numerical aperture) Optik sistemlerin ışık aktarım gücünün ölçümünü sağlayan donanım; dijital diyafram. Mikroskoplarda kullanılır.
sayısal filtre
(Alm digitalfilter, Fr filtre numérique, İng digital filter) Bilgisayar ortamında belirlenen bir veriyi, yazılım ya da donanım yoluyla işleyerek yeni bir veriye dönüştürme işlemi. Sayısal görüntülerde; kesjinleştirme, donuklaştırma, biçimini bozma, doku ekleme veya çıkarma vb birçok başkalaştırma etkisi bu filtre uygulamasıyla yapılarak yeni görüntüler elde edilir.
sayısal fotoğraf
(Alm digitales Foto, Fr photographie numérique, İng digital photo, digital photograph) Analog negatif veya pozitif filmi sayısal tarayıcılarla tarayarak sayısala dönüştürülmüş ya da sayısal fotoğraf makineleriyle çekilmiş görüntü; dijital fotoğraf.
sayısal fotoğraf makinesi
(Alm digital kamera, Fr appareil photo numérique, İng digital camera) Geleneksel fotoğraf makinesinin optik, pozlama sistemleri ve gövde yapısını kullanarak sayısal sisteme göre çalışan, film yerine algılayıcı ve dönüştürücü kullanan fotoğraf makinesi; dijital fotoğraf makinesi. Klasik analog makinelerden farkı; ışığa duyarlı yüzey olarak film yerine CCD veya CMOS algılayıcı çip ve bellek ünitesi, bakaç yerine sayısal ekran ve işlemci kartı vardır. Algılayıcı üzerine ulaşan görüntü, pozlama süreci tamamlandığında bellek kartına kaydedilerek depolanır. Optik sistemi, gövde yapısı, sayısal veri işleme ve görüntü oluşturma yapısına göre farklı tasarımları vardır.
sayısal fotoğrafçılık
(Alm digitale fotografie, Fr photographie numérique, İng digital photography) Görüntüleri film yerine doğrudan dijital (sayısal) ortamlara kaydeden teknolojilerin genel adı; dijital fotoğrafçılık.
sayısal görüntü
(Alm digitales bild, Fr image numérique, İng digital image) Sayısal veri işleme sistemine göre yüzey üzerinde oluşturulan, sayısallaştırılmış elektronik sinyallerden oluşan görüntü türü; dijital görüntü. Örneğin bilgisayar ekranındaki görüntü. Ekran, kağıt yüzey gibi ortamlarda kullanılır. Sayısal görüntü, “evet-hayır” ya da “0-1” şeklinde basamaklanmış sinyallerden oluşur. bkz sayısal.
sayısal görüntü oluşum süreci
(Alm digitale bildbearbeitung, Fr traitement d'images numériques, İng digital image processing) Fotoğraf makinesinde, optik yoluyla elde edilen analog görüntünün algılayıcı üzerindeki her bir pikselin yapısına uygun olarak sayısal değerlere dönüştürülmesi işi.
sayısal sinyal işlemci
(Alm digitaler signalprozessor, Fr processeur de signal numérique, İng Digital Signal Processor - DSP) Dijital sinyal işlemci. Sinyallerin sayısal olarak temsil edilmesini, bilgilerin çıkarılması, geliştirilmesi ya da analizini yapan işlemci.
Sayısal Tek Objektifli Yansıtmalı
(Alm digitale spiegel reflex kamera, Fr reflex numérique mono-objectif, İng Digital Single Lens Reflex - DSLR) Dijital (sayısal) görüntüler yakalayan Tek Objektifli Yansıtmalı (Single Lens Reflex - SLR) fotoğraf makinesi. bkz DSLR. bkz Sayısal Tek Objektifli Yansıtmalı Fotoğraf Makinesi.
Sayısal Varlık Yönetimi - SVY
(Alm digitales asset-management, Fr gestion des actifs numériques, İng Digital Asset Management - DAM) Bu, görsel dosyaları gibi dijital varlıkların ithalatı, dışa aktarılması, notlandırması, kataloglama, depolama, geri alınması ve dağıtımıyla ilgili görevlerin yönetimi ve karar alma sürecidir.
sayısal veri
(Alm digitale daten, Fr données numériques, İng digital data) Sayısal veri; sayısallaştırılmış sinyal. Bir analog sinyalden belirli örnekler alınır ve analog sinyalin tam karşılığı olmayan sayısal sinyal oluşturulur. Girişteki verinin saklanma veya aktarılma şeklinin değiştirilmesiyle elde edilir. bkz dijital veri. bkz veri.
sayısal yakınlaştırma
(Alm digital zoom, Fr zoom numérique, İng digital zoom > dijital zum) Var olan görüntünün, çözünürlük değiştirilmeden büyütüldüğü sanal bir yakınlaştırmadır. Objektif üzerinde 2X, 4X, 6X, 8X, 10X, … gibi yer alan sayılar fotoğraf makinesinin 2, 4, 6, 8, 10 kademe olarak çekim alanına yakınlaşması anlamındadır. Sayısal fotoğraf makinesinde kullanılan, bir yazılım aracılığıyla yapılan fotoğrafı büyütme eylemidir. Var olan görüntü, çözünürlük değiştirilmeden büyütülür. Dijital zum, gerçek yakınlaştırma (optic zoom)'dan tümüyle farklıdır ve kullanıcıyı yanıltmacadır. Bu tür büyütmeyi bir grafik/fotoğraf düzenleme programında da (GIMP, Paintshop, Photoshop vs) yapmak mümkündür. Buna “interpolasyon (içten kestirim) ile yapılan büyütme” de denir. Bu işlem sonucunda netliğin bozulması ve fotoğraf kalitesinin düşmesi kaçınılmazdır. Kompakt sayısal fotoğraf makinesi alırken dijital zum değil optik zum özelliğine bakılmalıdır. Video çekimlerinde sayısal yakınlaştırma bir değere kadar kaliteyi gözle fark edilemeyecek kadar az etkileyebilir. bkz optik yakınlaştırma-uzaklaştırma.
sayısal yoğunlukölçer
(Alm digitale densitometrie, Fr densitométrie numérique, İng digital densitometry) Yoğunluk dağılımını sayısal sisteme göre belirleyerek gösteren yoğunlukölçer türü; dijital yoğunlukölçer.
sayısal-analog dönüştürücü
(Alm digital-analog-wandler, Fr convertisseur numérique-analogique, İng digital-to-analog converter) Sayısal bir veriyi analog veriye dönüştüren aygıt.
sayısallaştırma
(Alm digitalisieren, digitalisierung, Fr numériser, numérisation, İng digitize, digitasation, digitization) Dijitalleştirme. Bir görüntüdeki parlaklık veya renk gibi analog bilgileri ve sesi bilgisayarda kullanılmak üzere sayısal formata dönüştürme. / Saydam filmler, negatif filmler veya baskıların elektronik olarak korunması. Bu örnekler bir tarayıcı tarafından algılanarak, görüntü dosyası halinde kaydedilir.
scanner
(Alm scanner, Fr scanner, İng scanner) Resim, fotoğraf ve yazı taramaya yarayan bilgisayar çevre birimi. bkz tarayıcı.
scanner film
(Alm scanner film, Fr film scanner, İng scanner film) Elektronik renk ayrım makinelerinde kullanılan yüksek hassasiyette film türü.
Scheimpflug kuralı
(Alm Scheimpflug-regel, Fr règle de Scheimpflug, İng Scheimpflug rule) Büyük boy fotoğraf makinelerinde çekim yaparken konu düzlemi ekseni, objektif düzlemi ekseni ve duyar kat (film ya da algılayıcı) düzlemi ekseni aynı bir doğrultuda olursa konu, diyafram açıklığına bağlı kalmaksızın net oluşur.
Scheiner
(Alm Scheiner, Fr Scheiner , İng Scheiner) Fotoğraf filmlerinin hızına ilişkin Alman astronom Julius Scheiner tarafından 1894'te geliştirilen bir standart. 1934'te DIN'e geçilince terk edildi. Diğerleri ASA (ISO), DIN, BSI, Weston ve GOST.
Schlieren optikleri
(Alm Schlieren optik, Fr optique Schlieren, İng Schlieren optics) Hava, su veya cam gibi şeffaf ortamlardaki yoğunluk farklarından kaynaklanan kırılma indisi değişimlerini (gözle görülmeyen hava akımları, ısı dalgaları vb) görünür kılan bir görüntüleme tekniği. Işığın sapması ilkesine dayanarak akışkanlar dinamiği, aerodinamik ve ısı transferi çalışmalarında türbülansları, şok dalgalarını ve sıcaklık farklarını tespit etmek için kullanılır. Genellikle ayna veya mercekler kullanılarak paralel (kolimasyonlu) ışık ışınları demeti üretilir, incelenen alandan geçen ışık bir bıçak kenarı (kesici) ile maskelenir ve fotoğraf makinesine düşürülür. Şeffaf malzemelerdeki optik düzensizlikleri ve gazların hareketlerini insan gözünün göremeyeceği hassasiyette tespit eder.
Schmidt
(Alm Schmidt, Fr Schmidt, İng Schmidt) Büyük diyafram açıklığı ve bakış alanı sağlayan optik sistem. Sistem küresel bir ayna yoluyla çalışır. Astronomi ve uzay fotoğrafçılığındakullanılır.
Schumann kaplaması
(Alm Schumann-teller, Fr assiette Schumann, İng Schumann plate) Morötesi dalga boyundaki ışınımları kaydetmek amacıyla, cam bir yüzey üzerini fotoğrafik duyarlı kimyasalla kaplama işlemi.
SCSI
(Alm schnittstelle für kleine computer systeme, Fr interface pour petit système informatique, İng Small Computer System Interface - SCSI) Küçük Bilgisayar Sistem Arayüzü. Bilgisayar ile özellikle harici bir harddisk, scanner, CD-R, dijital fotoğraf makinesi gibi aletlerin birbirlerine bağlanması ve hızlı bir şekilde veri transferi yapabilmesi için geliştirilmiş bir bağlantı şeklidir. Bugünlerde FireWire başka bir ifadeyle IEEE-1394 bağlantı yuvası SCSI'nın yerini almaya başlamıştır.
SCSI çok hızlı
(İng Small Computer System Interface ultra – SCSI ultra) Veri iletiminin SCSI-2'ye göre iki kat daha hızlı olduğu SCSI versiyonu. Hızlı SCSI-2 ile birleştirildiğinde, verinin en yüksek işlem kapasitesi 20 Mb/s'dir. bkz SCSI-2.
SCSI hızlı
(İng Small Computer System Interface fast – SCSI fast) Veri iletiminin iki kat hızlı olduğu SCSI versiyonu. SCSI-2'nin bir versiyonu. Verinin en yüksek işlem kapasitesi 10 Mb/s kadardır. bkz SCSI-2.
SCSI kapsamlı
(İng Small Computer System Interface wide – SCSI wide) Bağlantı kablosuna başka başka bir kablo ekleyerek hızlı SCSI ile birleştirildiğinde veri işleme kapasitesi 20 Mb/s'ye kadar, ultra ile birleştirildiğinde 40 Mb/s'ye kadar artabilen SCSI.
SCSI-1
(İng Small Computer System Interface-1) En yavaş veri işleme sığasına sahip temel SCSI standardı. bkz SCSI.
SCSI-2
(İng Small Computer System Interface-2) SCSI'nın 5 Mb/s'ye kadar işlem sığasıyla geliştirilmiş hali. bkz SCSI.
SD bellek kartı
(Alm sichere digitale speicher karte, Fr carte mémoire numérique sécurisée, İng Secure Digital Memory Card – SD Memory Card) Sayısal fotoğraf makinelerinde kullanılan ek veri toplama birimi; güvenli sayısal bellek kartı. Bu şekilde fotoğraf makinesinin daha çok veri, fotoğraf kaydetmesini sağlar. Video kameraları ve cep telefonlarında da kullanılır. CompactFlash (CF) kartlarından çok daha küçük olan SD bellek kartları, fotoğraf makinesi üreticilerinin sayısal fotoğraf makinelerinin boyutunu daha da küçültmesini sağlamıştır. Ayrıca çıkarılabilir belleğe sahip cep telefonları, Kişisel Dijital Asistan" (İng Personal Digital Assistant) PDA'lar ve diğer küçük elektronik cihazlarda da yaygın olarak bulunur. Yeni nesil (ve daha hızlı) SD kartlar arasında SDHC ve SDXC hafıza kartları bulunur.
SECAM
(Alm farbsequenz a speicher, Fr Séquence Couleur A Mémoire - SECAM, İng color sequence a memory) Eski Sovyetler Birliği, Avrupa ve Orta Doğu ülkelerinde kullanılan televizyon yayını ve video standardı. Tarama çizgisi sayısı 625 ve alan frekansı 50 Hz'dir. bkz PAL.
seçebilirlik
(Alm selektivität, Fr selectivity, İng selectivity) Normal pozlandırılmış olan bir filmin, film banyosunun sis etkisi oluşturmadan işlevsel yoğunluğuna taşıyabilme yeteneğinin ölçümü.
seçici
(Alm auswähler, geschworener, Fr sélectionneur, juré, İng selector, juror) Seçme işini yapan kimse, kurul vb.
seçici iletim
(Alm selektive übertragung, Fr transmission sélective, İng selective transmission) Dalga boyuna bağlı olarak farklı miktardaki ışığın bir ortam yoluyla iletimini sağlama. Bu olay, görülebilir dalga boylarındaki ışıkla meydana geldiğinde ortamın farklı renklerde görünmesine neden olur.
seçici kurul
(Alm jury, Fr jury, İng jury) Yarışma, sınav vb etkinliklerde başarılı, üstün olanları seçmek amacıyla oluşturulmuş kurul; seçiciler kurulu, jüri.
seçici netleme
(Alm selektiver fokus, Fr mise au point sélective, İng selective focus) Bir konunun belli bir bölümünü net olarak ortaya çıkarmak amacıyla kısıtlı bir alan derinliği kullanma işi. Bu şekilde, konunun öbür bölümleri tümüyle netsizdir.
seçici yansıma
(Alm selektive reflexion, Fr réflexion sélective, İng selective reflection) Dalga boyuna bağlı olarak, farklı miktardaki ışığın bir yüzeyden ya da sadece yüzeyin altına yansıtılması. Bu olay, görülebilir dalga boylarındaki ışıkla meydana geldiğinde, nesnelerin farklı renklerde görünmelerine neden olur.
seçik
(Alm netto, Fr nette, İng net, sharp) Bir konunun duyar kat ya da almaç görüntülüğü üzerindeki görüntüsünün bulanıklıktan uzak, her noktasının görüntüde bir nokta oluşturacak arılıkta olması; net.
seçik görüntü
(Alm eindeutiges bild, Fr image distincte, İng distinct image) Bir konunun duyar kat ya da almaç görüntülüğü üzerindeki görüntüsü; bulanıklıktan uzak, her noktası görüntüde bir nokta oluşturacak arılıkta ise bu bir “seçik görüntü”/“net görüntü”dür.
seçiklik
(Alm definition, Fr définition, İng definition) Bir optik sistemin üretiği görüntünün keskinliği. / Optik ya da görüntüleme sisteminin, berraklık ve görülebilen bir test görüntüsünün niteliği üzerinden değerlendirilmesi; fotoğrafik seçiklik. bkz fotoğrafik seçiklik.
seçiklik alanı
(Alm schärfentiefe, Fr profondeur de champ, İng depth of field) bkz alan derinliği.
seçme gücü
(Alm macht der wahl, Fr pouvoir de choix, İng power of choice) İnsan gözü, objektif ya da fotoğrafik bir duyar katın (algılayıcı ya da filmin), ayrıntıları ayırma gücü.
seçmek
(Alm wählen, Fr sélectionner, İng select) Bilgisayarda, yazılım komutu veya büyük bir nesnenin bir bölümünü belirleme işlemi. Seçim için belirli bir alan belirlendiğinde, konunun öbür bölümleri etkilenmeden, seçilen alan üzerinde işlem yapılır.
sehabe
(Ar sehabe, Alm flocken, Fr flocculus, İng flocculus) Kalsiyum spektrumunda K-çizgisinde çekilmiş güneş fotoğraflarında görülen benekler. bkz püskülcük.
Seidel sapmaları
(Alm Seidel aberration, Fr aberration de Seidel, İng Seidel aberration) Alman matematikçi Philipp Ludwig von Seidel tarafından 1885'te belirlenen; bir mercek sisteminin, birincil ve tek renkli görüntü bozuklukları. Bunlar, küresel sapma, koma, astigmatlık, zemin eğriliği ve yapısal bozulmadır.
sekans
(Alm sequenz, Fr séquence, İng sequence) Fotoğrafçılıkta ve sanatta görüntülerin, çoğunlukla zamansal olmayan bir tür oluşturacak biçimde art arda sıralanması. bkz dizi.
sekiz bit görüntü
(Alm 8 bit bild, Fr image 8 bits, İng 8 bit image) Bilgisayar veya fotoğraf makinesi ekranında çözünürlüğü oluşturan her piksel için rengi temsil eden bir sayı atanır. Bu sayının değerinin tutulduğu hücre 8 bitte ikili sistemde 8 haneli uzunluğa kadarki hali ile kaydedilir. 1 pikselin renk kaydı için en az 00000000, en fazla 11111111 ikili değer alabilir. Bu da 0-256 arasında bir renk demektir. Ana renkler oluşturulabilir ama ara renklerin hepsi oluşturulamaz. 256 ya da daha az renk içeren görüntü kayda geçirilir. bkz 8 bit görüntü.
sekizli
(Alm oktett, Fr octuor, İng octet) Bilginin sekiz bitlik grubu. Bilgi iletişiminde kullanılır.
selenyum
(Alm selen, Fr sélénium, İng selenium) Işığa karşı duyarlı elektriksel hücrelerden biri olup ışığa karşı kadmiyum sülfit hücrelere oranla daha fazla duyarlıdırlar. / Fotoğrafçılıkta, gümüşü öbür gümüş bileşenlerinden daha dayanıklı olan gümüş selenüre dönüştürmek amacıyla tonlama formüllerinde kullanılan element.
selenyum hücre
(Alm selen zelle, Fr cellule au sélénium, İng selenium cell) Işıkölçerlerde kullanılan fotoelektrik aygıt. Selenyum üzerine ışık düşünce küçük bir gerilim üretir ve bu gerilim ışık miktarını göstermesi amacıyla ibreyi hareket ettirmek için kullanılır. Düşük ışık ortamları için uygun değildir.
selenyum toner
(Alm selen-toner, Fr toner au sélénium, İng selenium toner) Siyah beyaz fotoğraf baskılarında kullanılan bir banyo. Fotoğrafın rengini değiştirir ve havadaki sülfür bileşiklerinden kaynaklanan olumsuz kimyasal etkilerden korur. Gölgelerin ayrıntısını koyultarak karanlık alanların tonunu geliştirir.
self timer
(Alm selbstauslöser, Fr retardateur, İng self timer) Fotoğraf makineleri ve akıllı telefonlarda bulunan otomatik zamanlayıcı özelliği; otomatik zamanlayıcı. Deklanşör düğmesine basıldıktan sonra fotoğraf çekimi için 2, 5 veya 10 saniyelik bir gecikme yaratarak, fotoğrafçının da kareye girmesine veya özellikle uzun pozlamada makinenin titremesini önleyerek net çekimler yapılmasına olanak tanır. Fotoğraf makinesi üçayak üzerinde sabitlenerek çekim gerçekleştirilmelidir. bkz otomatik zamanlayıcı.
selfi
(Alm selfie, Fr selfie, İng selfie) Kişinin, görçek bir sayısal fotoğraf makinesi ya da kameralı cep telefonu kullanarak kendini veya kendisinin de içinde olduğu bir grubu sosyal ağlarda paylaşmak için özel olarak çektiği otoportre, fotoğraf ya da kısa video; özçekim, görçek. Özçekim bir ayna karşısında durarak yansımanın çekimi ya da akıllı telefonun ön kamerası ile yukarıdan, kol boyu mesafesinden çekilir. bkz özçekim. bkz selfitis.
selfitis
(Alm selbstsucht, Fr égoïsme, İng selfishness, ruhb) Selfitis, kişinin takıntılı bir şekilde kendi fotoğrafını (selfie) çekip sosyal medyada paylaşma dürtüsüyle karakterize edilen, özgüven eksikliği ve dikkat çekme ihtiyacından kaynaklanabilen bir bağımlılık türüdür. Genellikle 3 seviyede (sınırda, akut, kronik) incelenen bu durum, günde 6'dan fazla selfie paylaşıldığında kronik düzeye ulaşır. Selfitis, Amerikan Psikoloji Derneği (American Psychological Association - APA) tarafından obsesif kompulsif bir eğilim olarak gündeme getirilmiştir. Sınırda (İng Borderline) Selfitis; kişinin günde en az üç kez kendi fotoğrafını çekmesi ancak hepsini sosyal medyada paylaşmamasıdır. Akut Selfitis; günde en az üç selfie çekip, her birini sosyal medya platformlarında paylaşma durumudur. Kronik Selfitis; selfie çekmek için kontrol edilemeyen bir istek duyma ve günde en az altı defa sosyal medyada paylaşma ile karakterizedir. Genellikle bireyin özgüven eksikliğini giderme çabası, dikkat çekme isteği veya sosyal onay arayışı olarak ortaya çıkar. Kişinin kendi fotoğraflarını çekmekten ve bunları paylaşmaktan obsesif (takıntılı) bir haz duymasıdır. Teknoloji çağının getirdiği “gelişmeleri kaçırma korkusu” (İng Fear of Missing Out - FOMO) ile bağlantılı bir e-hastalık olarak tanımlanır. Uzmanlar, bu durumun bir bağımlılık olduğunu ve yardıma ihtiyaç duyulabileceğini belirtmektedir. bkz selfi. bkz özçekim.
selüloit
(Alm zelluloid, Fr celluloïd, İng celluloid) Selüloz, nitrat ve kafurdan yapılan; bükülebilir, ince ve saydam, yanmaz film taban malzemesi.
selüloz
(Alm zellulose, Fr cellulose, İng cellulose) Bitkilerin hücre yapısının temel maddesi. Ağaç hamuru, pamuk, keten, kenevir gibi yeşil bitkilerden elde edilir.
selüloz asetat
(Alm cellulose acetat, Fr acétate de cellulose, İng cellulose acetate) Film tabanında kullanılan, ağaç hamurundan üretilmiş olan kimyasal madde. Selüloz asetat filmler güvenlidir, eskiden kullanılan selüloz nitrat filmler gibi yanıcı değildir.
selüloz ester
(Alm cellulose ester, Fr ester de cellulose, İng cellulose ester) Selülozun bir sitle işlenmesiyle elde edilen organik tuz. Örneğin selülozun asitik asitle işlemden geçirilmesiyle, film tabanını oluşturan ester selüloz asetat elde edilir.
selüloz nitrat
(Alm zellulosenitrat, Fr nitrate de cellulose, İng cellulose nitrate) Nitrat tabanlı filmlerin temel maddesi. Yanıcı özelliğe sahiptir. bkz selüloz asetat.
senaryo
(Alm szenario, Fr scénario, İng scenario, screenplay) Görsel-işitsel tiyatro oyunu, piyes, film, dizi film, belgesel veya serbest konulu fotoğraf gösterimi vb eserlerin sahnelerini ve akışını gösteren yazılı metin. Çekimler için rehber işlevi gören, oyuncuların eylemlerini ve teknik ayrıntıları içeren bir taslaktır. Ayrıca, bir amaca ulaşmak için önceden planlanan olaylar dizisi veya uydurulan düzen anlamında da kullanılır. Edebi metin değildir, okunmak için değil çekilmek için yazılır. Genelde şimdiki/geniş zaman kipiyle, sahne sahne ve numaralandırılarak yazılır. Karakterler, mekanlar, diyaloglar ve kamera hareketlerini içerir.
senaryo düzenlemeleri
(Alm szenario bearbeitungen, Fr modifications du scénario, İng scenario edits) Sayısal fotoğraf makinelerinde çok kullanılan bir özellikler kümesidir. Sıkça tekrarlanan belirli çekim durumlarına göre ayarlanmış ve öncelikle diyafram ve enstantane değerlerini içeren ayarların toplamının birleşimidir.
senkron kablosu
(Alm synchronisierungs kabel, Fr câble de synchronisation, İng sync cable) İki veya daha fazla cihaz (örneğin telefon-bilgisayar, fotoğraf makinesi-flaş, jeneratör-şebeke) arasında veri aktarımı, dosya yedekleme veya eşzamanlı çalışma sağlamak için kullanılan bağlantı kablosu; eş zamanlama kablosu, senkronizasyon kablosu. Genellikle USB, Lightning veya özel veri pinlerine sahip kablolar bu amaçla kullanılır. bkz eş zamanlama kablosu.
senkronizasyon
(Alm Synchronisation, Fr synchronisation, İng synchronization) Elektrikte, bir yedek dalgalı akımla bir makineye eşzamanlılık kazandırma işlemi; eş zamanlama. / Fotoğraf makinesinin perdesi açıkken flaşın çakması. bkz eş zamanlama.
sensitometre
(Alm sensitometer, Fr sensitomètre, İng sensitometre) Işığa duyarlı malzemelerin (film, sensör vb) ışığa karşı verdiği tepkiyi ve gümüş yoğunluğunun, alınan ışık miktarına göre nasıl değiştiğini inceleyen bir bilimsel cihaz; duyarlılık ölçer. Bu cihazlar, fotoğrafik filmlerin veya optik dedektörlerin giriş-çıkış kazancını (ışık sinyalini elektriksel sinyale dönüştürme kapasitesini) ölçer.
sensitometri
(Alm sensitometrie, Fr sensitométrie, İng sensitometry) Fotoğrafik filmin ışığa duyarlı malzemelerin bilimsel incelenmesi; duyarlılık ölçümü. İsviçreli kimyacı Ferdinand Hurter ve İngiliz kimyacı Vero Charles Driffield'in (yaklaşık 1876) erken siyah-beyaz emülsiyonlarla ilgili çalışmalarına dayanır. Üretilen gümüş yoğunluğunun, alınan ışık miktarına ve gelişim yöntemi ile zamana göre nasıl değiştiği belirlenir.
sensör
(Lat sensus / duyumsama, Alm sensor, Fr capteur, İng sensor) Hareket, renk, ısı, sıcaklık, ışık, nemlilik, konum, ses düzeyi vb fiziksel durumları algılayan aygıt; algılayıcı. / Sayısal fotoğraf makinelerinde, filmin yerini alan, ışığa duyarlı yüzey, ışığa duyarlı piksellere sahip elektronik yonga. Görüntü, algılayıcı üzerinde oluşur. Objektif yoluyla oluşan görüntüyü algılar. bkz algılayıcı. bkz CCD. bkz CMOS. bkz yüklenebilir çip.
sepya
(Alm sepia, sepia-tönung, Fr sépia, virage sépia, İng sepia, sepia toning) Çeşitli kimyasal banyolarla fotoğraf baskısının kahverengi ve tonlarına boyanması işlemi. / Bazı sayısal fotoğraf makinelerinde kullanılan sayısal efektlerden birini ifade eder. Sepia çekimleri daha çok kahverengi tonajlı tek renk şeklindedir.
serap
(Far serab, Alm Fata Morgana, Fr morgana, İng fata morgana) Atmosferde ışık ışınlarının kırılmasından doğan ve çöllerde kolaylıkla gözlemi yapılabilen optik göz yanılması, uzaktaki bir cisme bakarken sanki bir su yüzeyinden yansıyormuş gibi cisimle birlikte ters görüntünün oluşumu; ılgım, yalgın, pusarık.
serbest çizim kalemi aracı
(Alm bleistift, Fr crayon, İng pencil) Serbest çizimler için kullanılan serbest çizim kalemi, detayları olmayan kaba çizimlerde olabildiğince kullanışlı ve hızlı bir araçtır.
sergi
(Alm ausstellung, Fr exposition, İng exhibition) Bir arada sergilenmiş sanat yapıtlarının bütünü. / Sergileme işinin yapıldığı yer, mekan.
sergileme
(Alm ausstellung Fr exposé, exposition, , İng exhibition) Serme, sergileme işi, sergi; ekspozisyon. / Fotoğraf yarışmalarında; bir fotoğrafın jüri değerlendirmesinden geçerek sergilenmeye, katalogda yer almaya veya ödül adayları arasına girmeye hak kazandığını ifade eder. bkz kabul.
serpilme
(Alm blühen, Fr floraison, İng bloom) Yüksek nitelikteki pikselden ona yakın olan piksellere doğru yayılan sızıntı.
sert
(Alm hart, Fr dur, İng hard) Aydınlatmada; yüksek kontrast veren aydınlatma türü. Aydınlık ve gölgeli alanlar arasındak oran 1/20 olur. / Fotoğraf kağıtlarında; belli bir pozlama derecesinde yüksek kontrastlı görüntü sağlayan kağıt. / Negatif filmlerde; genellikle fazla geliştirme banyosu süresi uygulanması sonucunda, yüksek kontrastlı görüntü oluşması. / Suda; yüksek kalsiyum ve magnezyum içerikli çözünmüş tuzların bulunması. / X ışınlarında; yüksek enerjili kısa dalga boyu. / Kaplamada; optik ve filtrelerde kullanılan koruyucu katman.
sertleştirici
(Alm härter, Fr durcisseur, İng hardener) Genellikle saptama banyosu ile birlikte duyar katların fiziksel direncini artırmak için kullanılan kimyasal madde.
sertleştirme
(Alm härten, Fr durcir, durcissement, İng tanning) Jelatin emülsiyonu sağlamlaştırma. Morötesi ışık kullanılarak yapılabilir.
sertlik derecesi
(Alm grad, Fr grade, İng grade) Fotoğraf kağıtlarındaki kontrastlık derecelendirmesidir. 0-5; en yumuşaktan en serte kadar olan sertlik derecelerini ifade eder. Farklı üreticilerin üretmekte oldukları aynı sertlik derecesindeki fotoğraf kağıtlarının birbirini tutmayabileceği bilinmelidir. bkz film kontrastlığı. bkz kontrastlık.
Servis Büro
(Alm Service Büro, Fr Bureau de Service, İng Service Office) Matbaalarda basılacak orijinalin kalıbının pozlandırılması için gerekli olan renk ayrım filmini oluşturan hizmet sektörüne verilen ad. Ayrıca grafik tasarım için gerekli olan fotoğraf ve resimlerin kaliteli orijinal taramaları da servis bürolarda tarayıcılar tarafından yapılır.
ses
(Alm audio, Fr audio, İng audio) Neredeyse tüm sayısal fotoğraf makineleri, video yakalama yetenekleriyle birlikte ses de kaydedebilir. Fotoğraf makinesinin markası ve modeline bağlı olarak, ses fotoğraf makinesinin dahili mikrofonu, mikrofonları kullanılarak mono veya stereo olarak kaydedilebilir veya fotoğraf makinesinin ses girişine takılan yüksek kaliteli mikrofonlar aracılığıyla kullanılabilir. Durağan görüntüler için bile, çoğu fotoğraf makinesi görüntü dosyasına gömülü kısa ses notları kaydedebilir.
seviyeler
(Alm ebenen, Fr niveaux, İng levels) Hangi parlaklık seviyelerinin daha çok ya da daha az sayıda pikselde olduğunu histogram üzerinden gösteren grafik sunum. bkz histogram.
seyreltilmiş eriyik
(Alm verdünnte lösung, Fr solution diluée, İng dilute solution) Sulandırılmış eriyik. bkz sulandırılmış eriyik.
seyreltme
(Alm verdünnung, Fr dilution, İng dilution) Sulandırma. bkz sulandırma.
sferokromatizm
(Alm sphärochromie, Fr sphérochromatisme, İng spherochromatism) Küresel sapmanın dalga boyuyla değiştiği biçimsel görüntü kusuru. Küresel sapmanın kromatik (renkser) değişkeni, beşincil sapma.
SFX
(Alm spezial effekte, Fr effets spéciaux, İng Special Effects - SFX) Özel Efekt(ler); film, oyun ve müzik prodüksiyonlarında diyalog ve müzik dışındaki atmosfer seslerini (patlama, kapı gıcırtısı vb) veya çekim anında yaratılan fiziksel efektleri ifade eder. Ayrıca bilgisayarda "İng Self-Extracting" (kendi kendine açılan) dosyalar için de kullanılır. Ses efektleri (İng sound effects), film, video veya oyunlarda izleyicinin deneyimini artırmak için kullanılan, diyalog ve müzik dışındaki sesleri (örneğin ayak sesleri, silah sesi) oluşturmak; özel efektler (İng special effects - SPFX/SFX), çekim sırasında fiziksel olarak yaratılan, bilgisayar ortamında yapılmayan efektler (patlamalar, maketler vb) oluşturmak; SFX dosyası, ek bir sıkıştırma programına (WinRAR, Zip) ihtiyaç duymadan, üzerine tıklandığında kendi dosyalarını çıkaran .exe uzantılı arşiv dosyası) oluşturmak için kullanılır. VFX (Visual Effects - Görsel Efektler) ile Farkı: SFX genellikle çekim sırasında fiziksel olarak veya post-prodüksiyonla sese eklenirken, VFX bilgisayar ortamında sonradan eklenen görüntü efektleridir. bkz CGI. bkz VFX.
sharpen
(Alm schärfen, Fr aiguiser, İng sharpen) Daha keskin odak görünümü için görüntü işleme programına bir görüntü düzeltme filtresi uygulanması.
SHGM
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM), Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'na bağlı, Türkiye'deki sivil havacılık faaliyetlerini düzenleyen, denetleyen ve Türk sivil havacılık otoritesi olarak görev yapan özel bütçeli kamu kurumudur. Hava aracı tescili, pilot lisanslandırılması, İHA (drone) kayıtları ve havacılık güvenliği standartlarını belirler. Uçuş emniyeti ve havacılık güvenliği çerçevesinde sivil havacılık faaliyetlerini kurallara bağlamak; pilotlar, kabin memurları ve hava trafik kontrolörleri için lisans ve sağlık sertifikaları düzenlemek; İnsansız Hava Aracı (İHA) kullanıcılarının ve araçlarının kayıt işlemlerini sayısal ortamda yönetmek; hava aracı tescil, teknik belge (Özel Uçuş İzni) ve emniyet denetimlerini gerçekleştirmek görev, sorumluluk ve yetkileri arasındadır. Kurum, 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu çerçevesinde faaliyet gösterir ve idari/mali özerkliğe sahiptir. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) SHGM drone ehliyeti (resmi adıyla İHA Pilot Sertifikası), Türkiye hava sahasında 500 g ve üzeri İHA/drone uçurmak için Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) tarafından belirlenen yetkili kurumlardan alınan yasal lisans veya sertifikadır. Bu belge, ticari veya hobi amaçlı uçuşlarda yasal sorumluluğu ve eğitim yetkinliğini doğrular.
shutter
(Alm verschluss, Fr obturateur, İng shutter) Fotoğraf makinesinde film veya algılayıcıya iletilen ışığın süresini kontrol eden bir mekanizma. Yaprak deklanşör objektifleri, çoğu görüntü fotoğraf makinesi objektifi ve birçok orta format objektifi içerir ve kendi özel deklanşörlerine sahiptir. bkz örtücü.
shutter lag
(Alm auslöseverzögerung, Fr décalage d'obturation, İng shutter lag) bkz deklanşör gecikmesi.
shutter priority AE
(Alm verschlusspriorität AE, Fr priorité à l'obturation AE, İng shutter priority AE) bkz enstantane öncelikli çekim modu.
shutter release
(Alm auslöser, Fr déclencheur, İng shutter release) bkz deklanşör.
shutter sayısı
(Alm anzahl der fensterläden, Fr nombre de volets, İng number of shutters) Her deklanşöre basıldığında perdenin ne kadar süre eskidiğinin göstergesi; perde ömrü. bkz perde ömrü.
shutter speed
(Alm verschlusszeit, Fr vitesse d'obturation, İng shutter speed) bkz deklanşör hızı.
SI birim sistemi
(Alm Internationales Einheiten System, Fr Système International d'Unités > SI, İng International System of Units) Uluslararası Birim Sistemi (Système International d'Unités > SI) 1960'ta toplanan 11. Tartılar ve Ölçüler Genel Konferansı'nda tüm dillerde değiştirilmeden kullanılması kararlaştırılarak kabul edilmiştir. Fiziksel niceliklerin ad ve simgelerinin standartlaştırılmasında uluslararası yetkiye sahip Uluslararası Standartlaşma Örgütü (International Organisation for Standardization – ISO) tarafından da kabul edilmiştir. Türk Standardları Enstitüsü tarafından da kabul edilen güncel ve standart ölçü sistemidir. MEB tarafından her aşamadaki eğitim kurumunda kullanılması tebliğ edilmiştir. Dünya genelinde bilimsel, ticari ve teknik alanlarda birliği sağlamak için 20 Mayıs 2019'dan itibaren tamamen doğal sabitler üzerine yapılandırılmıştır. bkz ISO. bkz SI birimlerinin yazım ve kullanımında uyulacak kurallar.
SI birimlerinin yazım ve kullanımında uyulacak kurallar
SI birimleri ile bu birimlerle verilen niceliklerin sayısal değerlerinin yazılması ve kullanımının aşağıdaki kurallara bağlı kalmak birlikteliği sağlamakta ilk adım olacaktır. Birimlerin simgeleri kesindir. Kişisel isteğe, ülkelere göre ya da başka dillere çeviri sırasında değiştirilemez. Birimler yalnız tekil olarak kullanılır. Çoğul şekilleri hiç kullanılmaz. Cümlenin sonu değilse birimden sonra nokta konulmaz. Örneğin “4 kg. kütleli” değil, “4 kg kütleli”. Birden fazla sayıda birim ile simgelenen boyutlar için birimler birbirinden biraz aralık yazılabilir ama birimler arasına çizgi (-), nokta (.), virgül (,) gibi işaretler konulamaz. Örneğin kuvvet için “F = m a” tanımından yola çıkılarak “kg m s-1”yazılır. Sayısal değerler ondalık kesir halinde ise tam kısım ile kesir birbirinden nokta ( . ) ile ayrılır. Türkçede çoğu kere bu ayırma işi için virgül ( , ) kullanıloyorsa da “ve” anlamındaki virgül ile karıştığından yukarıda değinilen amaçla virgül kullanılmaması uygun olur. Kaldı ki uluslararası bilim dergilrine gönderilen makalelerde bu bağlamda nokta kullanılırken ulusal kullanımda bu kural dışlanmaktadır. Örneğin “taban kenarları 2,4 m, 8,7 m ve yüksekliği 3,5 m olan” anlatımı yerine “taban kenarları 2.4 m, 8.7 m ve yüksekliği 3.5 m olan” anlatımı daha anlaşılırdır. Sayısal değer ile birim arasına hiçbir işaret konulmaz. Örneğin “2.85 kg” yazılır. Birim yazılırken birden fazla sayıda bölüm işareti ( / ) kullanılmaz. Bölüm işaretinin hiç kullanılmaması daha uygundur. Örneğin “m/s2” değil, “m s-2” yazılır. Kelvin eşelinde sıcaklık için derece işareti ( ° ) kullanılmaz. Örneğin “324.30 °K” değil 324.30 K” yazılır. Çok rakamlı sayısal değerlerin okunmasında kolaylık sağlamak amacıyla ondalık kesirdeki noktadan başlanarak sola ve en sağdan başlanarak kesir noktasına doğru rakamlar üçer üçer gruplandırılarak biraz aralık yazılır. Üçer rakamlı grupların arasına ayrıca nokta ya da virgül gibi işaretler konulmaz. Örneğin 17 548.25 624 363 (on yedi bin beş yüz kırk sekiz tam on milyonda yirmi beş milyon altı yüz yirmi dört bin üç yüz altmış üç) gibi. Verilen birim için az ya da çok kat simgelerden yalnızca bir tanesi kullanılabilir. Örneğin “1*10-12 F = 1 F” değil, “1x10-12 F=1 pF” ; “1 000 000 m=1 kkm” değil “1 000 000 m=1 Mm” yazılır. Değerler bir üslü çarpanla verilirken araya küçük bir çarpı işareti “ * “ konur. “k=8.998x109 N m2 C-2” gibi.
SI temel açı birimleri
(Alm SI-grundwinkeleinheiten, Fr unités d'angle de base SI, İng SI basic angle units) Düzlem açı birimi; radian (rad). Hacimsel (katı) açı birimi; steradian (sr).
SI temel birimleri
(Alm SI-basis einheiten, Fr Unités de base SI, İng SI base units) Uluslararası Birim Sistemi yedi temel ölçüye odaklanır. Önemli olan, bu ölçüleri kullanarak diğer tüm birimlerin türetilebilmesidir. Temel ölçekler simgeleri ve tanımları aşağıdaki gibidir. 1- Uzunluk birimi; metre (m). Işığın boşlukta 1/299 792 458 saniyede kat ettiği mesafe. 2- Kütle birimi; kilogram (kg). 1000 gram'a eşittir. Mayıs 2019'dan itibaren fiziksel bir nesne yerine, evrensel bir sabit olan Planck sabiti (h)'nin 6.62607015x10-34 J s (kg m2 s-1) olarak sabitlenmesiyle tanımlanmaktadır. 3- Zaman birimi; saniye (s). Sezyum-133 atomunun temel halinin çok ince yarılmış iki enerji düzeyindeki geçişe karşılık gelen ışıma periyodunun 9192631770 katı 1 s'dir. 4- Elektrik akımı birimi; amper (A). Temel yükün (e) 1.602176634x10-23 Coulomb (C=A s) değerine sabitlenmesiyle tanımlanır. 5- Termodinamik sıcaklık birimi; kelvin (K). Boltzman sabitinin (k) 1.380649x10-23 J/K değerine sabitlenmesiyle tanımlanır. 6- Işık şiddeti birimi; kandela (cd). 540*1012 Hz frekanslı monokromatik bir ışık kaynağının, belirli bir yöndeki ışıma şiddeti 1/683 W/sr (watt/steradyan) olan ışık şiddeti birimidir. 7- Madde miktarı birimi; mol (mol). 6.02214076x1023 (Avogadro sabiti, NA) kadar temel tanecik (atom, molekül, iyon) içeren sistemdir.
SI türev birimleri
(Alm SI-Ableitungs einheiten, Fr unités dérivées du SI, İng SI derivative units) Birçok diğer fiziksel büyüklüğün tanımlanmasında yedi temel birimden türetilmiş birimler kullanılır. Alan birimi; (m2) Hacım birimi; (m3) Özgül hacim birimi; (m3/kg) > m3 kg-1 Yoğunluk birimi; (kg/m3) > kg m-3 Hız birimi; saniyede metre (m/s) > m·s-1 İvme birimi; saniyede metre kare (m/s²) > m·s-2 Açısal hız birimi; (rad/s) > rad s-1 Açısal ivme birimi; (rad/s2) > rad s-2 Kuvvet birimi; Newton (N) > kg·m/s2 > kg m s-2 Basınç birimi; Pascal (Pa) > kg/m·s2 > kg m-1 s-2 (veya N/m2 > N m-2) Momentum birimi; (kg m/s) > kg m s-1 Açısal momentum birimi; (kg m2/s) > kg m2 s-1 Enerji, İş birimi; Joule (J) > kg·m2/s2 > kg m2 s-2 (veya N·m) Güç birimi;Watt (W) > kg·m2/s3 > kg m2 s-3 (veya J/s > J s-1) Elektrik yükü birimi; Coulomb (C) > A s· Elektrik direnci birimi; Ohm (Ω) > kg·m2/s3·A2 (veya V/A) Elektrik potansiyeli (gerilim) birimi; Volt (V) > kg m2s-3A-1=JA-1 s-1=W A-1 Elektrik iletkenliği birimi; Siemens (S) > kg-1 m-2 s2= Ω-1 Elektrik sığası birimi; Farad (F) > A2 s4 kg-1 m-2=A s V=C V-1 Magnetik akı birimi; Weber (Wb) > kg m2 s-2 A-1=V s İndükleme birimi; Henry (H) > kg m2 s-2 A-2=V s A-1=Wb A-1 Magnetik akı yoğunluğu birimi; Tesla (T) > kg s-2 A-1=V s m-2=Wb m-2 Frekans birimi; Hertz (Hz) > s-1 Işık akısı birimi; Lumen (lm) > cd sr Aydınlanma şiddeti birimi; lux (lx) > cd sr m-2=lm m-2 Işıma dozu birimi; Gray (Gy) > m2 s-2=J kg-1 Radyoaktiflik birimi; Bequrel (Bq) > s-1 Keyfi sıcaklık birimi; Celsius (°C) > 0 °C=273.15 K Liste, tüm türev birimleri kapsayacak biçimde büyütülebilir. Burada sıklıkla karşılaşılan birimler listelenmiştir.
SIC
(Alm superintegriertes kostenrechnungs system, Fr Super Intégration des Coûts, İng Super Intergrated Costing - SIC) Nikon objektiflerdeki iç yansımaları, düşük kontrast ve ışıklı objektif yansımalarını azaltan kaplamadır.
sıcak
(Alm warm, Fr chaud, İng warm) Renk tayfının kızıl ucundaki renkler; sarı, kırmızı, turuncu, kızıl. / Ton olarak; siyah beyaz baskılarda çok az renkli gibi olan sarımsı kırmızı ton. / Işık olarak; çok ısı enerjisi çıkartan ya da içinde mavi rengin çok az bulunduğu ışık.
sıcak ayna
(Alm heißer spiegel, Fr miroir chaud, İng hot mirror) Kızılötesi ışığı yansıtan, beyaz ışığı geçiren ayna türü. Bu etkiyi aynanın kaplaması sağlar.
sıcak haddeleme
(Alm warm walzen, Fr laminage à chaud, İng hot rolling) Kağıt üzerinde pürüzsüz bir yüzey oluşturmak amacıyla pamukla kaplı ve ısıtılmış bir merdane kullanılarak kağıt yüzeyini haddeleme yöntemi.
sıcak ışık
(Alm warmes licht, Fr lumière chaude, İng warm light) İçinde mavi rengin çok az bulunduğu ve çok ısı enerjisi üreten ışık.
sıcak renkler
(Alm warme farbe, Fr couleur chaude, İng warm colors) Kişide bıraktığı ruhsal etki bakımından; kırmızı, turuncu, sarı. Mavi, lacivert mor renge göre daha kısa dalga boylu, dolayısıyla taşıdığı enerji daha az olduğu için gerçekte renk sıcaklıkları daha düşüktür yani fiziksel olarak soğuk renklerdir. / Fiziksel olarak; dalga boyları mavi, lacivert, mor renk ise uzun dalga boyuna sahip oldukları için daha çok ısı enerjisi ürettiklerinden sıcak renklerdir. bkz soğuk renkler.
sıcaklık
(Alm hitze, Fr chaleur, İng heat) Bir özdek ya da ortamın, soğuk ya da sıcak olma durumunun ölçüsü; hararet. / Bir ısılölçerle ölçülen ısıl yeğinlik; suhunet. Sıcaklık, halk arasında yaygın bir yanlış olarak bir tüe enerji olan ısı ile karıştırılmaktadır. Isı bir tür enerjidir, birimi Joule (J) ve kalori (cal)'dir (1 cal=4.1868 J). Sıcaklık ise bir maddedeki moleküllerin veya atomların ortalama kinetik enerjilerinin (hareketliliğinin) bir ölçüsüdür. Maddenin sıcaklığı veya soğukluğu hakkında bilgi veren, enerji aktarımının yönünü belirleyen temel bir fiziksel özelliktir. Termometre ile ölçülür ve Celsius (°C), Fahrenheit (°F) veya Kelvin (K) birimleriyle ifade edilir.
sıcaklıkla geliştirme
(Alm hitzeent wicklung, Fr développement de chaleur, İng heat development) Sıcaklık yoluyla görüntü geliştirme yöntemi; termografi. Fuji firması tarafından termal (ısıl) yazıcılarda kullanılmıştır.
sıcaklıkölçer
(Alm thermometer, Fr thermomètre, İng thermometer) Sıcaklık ve sıcaklık değişimlerini ölçen cihaz; termometre. Özellikle fotoğraf filmi ve baskı kağıdı banyo işlemlerinde sıcaklıkların belirlenmesinde kullanılan bir cihazdır. bkz. termometre.
Siena Uluslararası Fotoğraf Ödülleri
(İt Premi Siena, İng Siena Awards) İtalya'da düzenlenen ve dünyanın en prestijli fotoğraf yarışmalarından biri olan Siena Uluslararası Fotoğraf Ödülleri, her yıl seyahat, doğa, belgesel ve sokak fotoğrafçılığı gibi çeşitli kategorilerde en iyi kareleri ödüllendirir. Yarışma, Siena festivali kapsamında kazananları onurlandırır. Amaç, Dünyanın dört bir yanından profesyonel ve amatör fotoğrafçıların en iyi çalışmalarını sergilemek, fotoğraf sanatını teşvik etmektir. "Yolculuklar ve Maceralar", "Büyüleyici Yüzler ve Karakterler", "Doğanın Güzelliği", "Belgesel ve Foto Muhabirliği" gibi farklı alanları kapsar. Ödül Töreni, Siena, İtalya'da düzenlenen festival çerçevesinde, Teatro dei Rinnovati'de gerçekleştirilir.
sıfır
(Alm null, Fr zéro, İng zero) Yoğunlukölçerin hiç tepki veremediği gösterge durumu. / Örtücü hızı, diyafram açıklığı gibi ayarları düzenlemek amacıyla ölçek ya da bir göstergenin ortasına iğne, işaret çubuğu ya da çok küçük ampul yerleştirmek. / Özellikle büyük format fotoğraf makinelerinde yapılan ayarlamaları göstermk amacıyla konulan işaret ya da gösterge.
sıfırlama
(Alm zurücksetzen, Fr réinitialiser, İng reset) Bilgisayarda sıfırlama (reset), donmuş veya yanıt vermeyen bir sistemi, cihazın üzerindeki fiziksel düğmeyle (donanım) ya da işletim sistemi menüleri aracılığıyla (yazılım) yeniden başlatma işlemi; reset. Bu işlem bilgisayar donduğunda veya kilitlendiğinde; sistem yavaşladığında veya hatalar verdiğinde; yeni bir donanım/yazılım kurulduktan sonra sistemi yenilemek için yapılır. Bu işlem, geçici verileri temizler, donanımı yeniden başlatır ve sistemi "kapat-aç" yaparak fabrika ayarlarına döndürebilir. Yazılım reset (soft reset/yeniden başlat); Windows'daki "yeniden başlat" (restart) seçeneği veya Ctrl+Alt+Delete kullanımıdır. Sistem verilerini kaydetmeye çalışır ve daha güvenlidir. Donanım reset (hard reset); kasa üzerindeki küçük düğmedir. Gücü anında kesip yeniden başlatır. Genellikle sistem tamamen donduğunda kullanılır. Donanım reset (kasa düğmesi), kaydedilmemiş verilerin (açık belgeler vb) kaybolmasına neden olabilir. Fabrika ayarlarına sıfırlama; Bilgisayarı ilk alındığı günkü haline getirir. Dosyaları saklayarak veya silerek (format) yapılabilir. / (Alm initialisieren, Fr initialiser, İng initialize) Bilgisayarda; veri almak amacıyla bellek kayıtlarını formatlama ya da sıfırlama işlemi. İlk kullanımına hazır hale getirme.
sığ alan derinliği
(Alm geringe schärfentiefe, Fr faible profondeur de champ, İng shallow depth of field) Fotoğrafı çekilen konuda, öne çıkarılan net kısımların dar olmasını ifade eder.
sığaç
(Alm kondensator, Fr condensateur, İng capacitor, capacitance) İki iletken ve aralarındaki yalıtkandan oluşan, elektrik yükünü depo edebilen ve gerektiğinde boşaltabilen iki uçlu bir devre elemanı; kapasitans, kondansatör, yoğunlaç, meksefe. bkz kondansatör.
sihirbaz değneği
(Alm zauberstab, Fr baguette magique, İng wand) Sayısal görüntüyü düzenleyen araç. bkz sihirli çubuk.
sihirli çubuk
(Alm zauberstab-werkzeug, Fr outil baguette magique, İng magic wand tool) Sayısal görüntüyü düzenleyen araç. Örneğin Photoshop'ta az çok benzer değerde olan pikselleri ilk örneklenenlerin yerine seçmek için kullanılır.
sıkıştırma
(Alm zip, Fr zip, İng zip) Bir dosyadaki verilerin kodlanması yoluyla boyutunun küçültülmesi, azaltılması işlemi. Fotoğrafçılıkta “imaj (görüntü) dosyalarının boyutlarını belli algoritmalara göre ufaltma” anlamında kullanılır. Normalde sıkıştırılmamış dosyalar çok büyüt boyutlarda olurlar. Örneğin; bir sayısal fotoğraf makinesinin oluşturduğu görüntü dosyası en az 640 piksel x 480 piksel çözünürlüklü olsa, bu 307200 piksellik bir görüntü dosyası demektir. Her bir piksel 24 bit renk derinliğine sahip olduğuna göre bu görüntü dosyası yaklaşık 1 Mb'lık bir dosya olacak demektir. Bu nedenle sayısal makineler genellikle görüntü dosyasını sıkıştırarak kaydeden görüntü formatı kullanırlar ki oluşacak bu 1 MB'lık görüntü dosyası daha az yer kaplayarak daha fazla fotoğraf çekebilme olanağı oluşabilsin. Sıkıştırılmamış TIFF dosyaları 50-300 MB boyutlarına kadar çıkabilir. Bunun önüne geçmek için fotoğraftaki bilgilerin bir kısmı insan gözünün fark edemeyeceği şekilde sıkıştırılır, böylece benzer kalitede daha ufak dosya boyutlu bir fotoğraf elde edilir. Kayıplı ve kayıpsız sıkıştırma olarak ikiye ayrılır. Kayıplı sıkıştırmada, matematiksel işlemler vasıtası ile daha az önemli olan görüntü verileri (örneğin en ince renk basamakları veya çok küçük ayrıntılar) bir daha geri gelmemek üzere, silinir. Buna karşılık kayıpsız sıkıştırma, görüntü verilerini toplamak ile yetinir. Bu işlemde; örneğin aynı şekilde olan büyükçe bir alana, aynı renk değeri tayin edilir; böylece, kayıpsız sıkıştırılmış olan dosyaları, tam olarak yeniden yapılandırmak mümkündür. En yaygın olarak kullanılan sıkıştırma formatı “jpg (JPEG)”dir. JPEG dosyaları yaygın olarak 1/4 ve 1/16 oranlarında sıkıştırılarak saklanır. Sıkıştırma esnasında fotoğraf dosyasında her ne kadar birçok kimse tarafından anlaşılamasa da veri kaybının olduğunu unutmamak gerekir. TIFF de istenirse sıkıştırılabilen formatlardandır. / (Alm kompression, Fr compression, İng compression) Sayısal bir görüntü dosyasının boyutunu küçülterek bellek kartları ve sabit disklerin depolama kapasitesini boşaltma yöntemi. Sıkıştırma teknolojileri, görüntüden detay ve renk çıkarıp kaldırmadıkları açısından birbirinden ayrılır. Kayıpsız teknolojiler görüntü verilerini detayları ortadan kaldırmadan sıkıştırırken, "kayıplı" teknolojiler bazı detayları kaldırarak görüntüleri sıkıştırır. Ortak Fotoğrafçılık Uzmanları Grubu (JPEG), JPEG, PDF ve PostScript dil dosya formatları tarafından desteklenen kayıplı bir sıkıştırma formatıdır. Çoğu video formatı da kayıplı formatlardır. TIFF dosyaları ise JPEG ve diğer kayıplı dosya formatlarından çok daha stabildir. Verilerin kodlama yolunu değiştirerek sayısal dosyaların büyüklüğünü düşürme sürecinde verilerin depolanma aşamasında fiziksel bir değişim olmaz. bkz GIF. bkz JPEG. bkz kodlama. bkz LZW.
sıkıştırma bozulması
(Alm kompressions verzerrung, Fr distorsion de compression, İng compression distortion) JPEG sıkıştırma algoritmaları yüzünden ya da bazen objektiften ötürü fotoğraf üzerinde oluşan renk, detay veya şekil bozulmalarını ifade eder.
sıkıştırma sürücüsü
(Alm zip-laufwerk, Fr lecteur zip, İng zip drive) Bir tür taşınabilir depolama aygıtı.
sıkıştırma yoğunluğu
(Alm packungs dichte , Fr densité d'emballage, İng packing density) Bir bütün içinde kaç tane parçanın ya da adetin olduğunu ölçme. Örneğin bir algılayıcının mikro devresinde kaç tane ışık dedektörü olması gibi.
sıklet
(Ar siklet, Alm gravitation, gravitationskraft, gewicht, Fr gravité, force gravitationnelle, poids, İng gravite, gravitational force, weight) Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke kuvvet; ağırlık, gravite, yerçekimi kuvveti.
silika jeli
(Alm kiesel gel, Fr gel de silice, İng silica gel) Nemli ve ıslak ortamlarda fotoğraf donanımını korumakta kullanılan, nemi kolayca emen kristalize madde. bkz silis jeli.
silikleşmiş
(Alm grau, Fr grisé, İng grayed) Bilgisayarda, grafik kullanıcı ara yüzünün bir özelliği. Bu özeellikte, menü ya da grafik kutusu, kullanılabilir ya da grafik kutusu, kullanılabilir ya da erişilebilir olmadığını göstermek için siyah değil gri görünür.
silikon fotodiyot
(Alm silizium phodiode, Fr phosphodiode au silicium, İng silicon phodiode) Fotoğraf makinelerinin ışıkölçerlerinde, flaşölçerlerde vb kullanılan ışık.
silindirik mercek
(Alm bitorische linse, Fr lentille bitorique, İng bitoric lens) İki yüzeyi de kabartma şeklinde olan mercek türü. / (Alm zylinder linse, Fr lentille cylindrique, İng cylindrical lens) Bir yüzeyi silindir şeklinde tasarlanmış mercek türü. Otomatik netlemeli fotoğraf makinelerinde kullanılır.
silinebilir
(Alm löschbar, Fr effaçable, İng erasable) Daha fazla veri alabilmek için verinin silinebilir ya da yok edilebilir olmasını sağlayan sayısal depolama ortamı.
silinme
(Alm wischen, Fr essuyer, İng wipe) İkinci çekimin görüntüsü çerçevenin bir yerinde görünürken, ilk çekimin görüntüsünü belli bir biçim içinde silerek yerini alması. / Bilgisayarlarda, elektronik olarak depolanmış olan bütün verileri sabit diskten silme, ortadan kaldırma işlemi.
silis jeli
(Alm kiesel gel, Fr gel de silice, İng silica gel) Ortamdaki nemi emmesi amacıyla kullanılan beyazımsı toz ya da tanecikler. Film ve filmle ilgili araçların bulunduğu ortama bir kese içinde konulduğunda ortamdaki nemi azaltır. bkz silika jeli.
silme
(Alm löschen, Fr supprimer, İng delete) Bilgisayarda silme işlemi. Bir elektronik dosyayı görülmez ve üstüne yazılabilir hale getirme işlemi, dosyayı geri dönüşüm kutusuna gönderme sürecinde uygulanır. Dosya çok büyükse geri dönüşüm kutusuna gönderilmeden de yok edilebilir. Geri dönüşüm kutusuna gönderilen bir dosya -geri dönüşüm kutusu boşaltılmadan önce- gerekirse geri alınabilir. / Bir kaydı diskten, kasetten veya başka bir kayıt ortamından yok etme. / Seçilmiş belirli bir harf, kelime, grafik ya da görüntüyü silme işlemi. Silme işlemi, işletim sistemlerine göre farklı şekillerde uygulanır.
silmek
(Alm löschen, Fr effacer, İng erase) Bir bellek, bant ya da kayıt ortamlarında, var olan bir kaydın silinmesi ya da ortamdan kaldırılması. Silinmiş olan bir kayıt yeniden kullanılamaz.
silüet
(Alm silhouette, Fr silhouette, İng silhouette) Bir konunun, beyaz fon önünde tamamen zıt siyah görüntüsü, karaltı. Aydınlık bir zemin üzerinde karanlık şekilden oluşan görüntüleme tekniği. / Bir şeyin yalnız kenar çizgileriyle tek renk olarak beliren görüntüsü, karaltı, gölge.
silüet aydınlatması
(Alm silhouetten beleuchtung, Fr éclairage des silhouettes, İng silhouette lighting) İnsan gözü ile fotoğraf makinesinin çalışma ilkesinde, çok aydınlık bir fon önünde duran ışıksız bir nesne silüet etkisini ortaya çıkarır. Silüet, nesnenin bakılan açıya göre izdüşümüdür. Objenin rengi, dokusu hakkında bilgi vermez; sadece boyutu ve biçimiyle ilgili bilgi verir. Chiaroscuro aydınlatma türleri içinde aydınlık-karanlık zıtlığının en keskin şekilde vurgulandığı aydınlatma türüdür.
simetri
(Alm symmetrie, Fr symétrie, İng symmetry) Eksen olarak alınan bir doğrudan, benzer noktaları karşılıklı olarak aynı uzaklıkta bulunan iki benzer parçanın birbirine göre olan durumu; bir şeklin, nesnenin veya harfin bir merkez ya da eksen etrafında iki eş parçaya bölünmesi ve bu parçaların birbirinin ayna görüntüsü (yansıması) olması durumudur; bakışım, tenazur. Temelinde denge, orantı ve düzen barındıran bu özellikte, şekil simetri doğrusu boyunca katlandığında iki taraf tam olarak üst üste çakışır. Dikey simetri; nesneyi yukarıdan aşağıya doğru iki eş parçaya böler. Yatay simetri; nesneyi soldan sağa doğru iki eş parçaya böler. Çapraz (diyagonal) simetri; eğik bir çizgiyle sağlanan simetridir. Dönme simetrisi; bir şeklin, merkezi etrafında belirli bir açıyla döndürüldüğünde kendisiyle aynı görünmesidir. Bir şekil iki eş parçaya bölünemiyorsa “asimetrik”tir. bkz simetrik.
simetri ekseni
(Alm symmetri eachse, Fr axe de symétrie, İng axis of symmetry) Şekli iki eş parçaya bölen hayali çizgi; simetri doğrusu. Şekil bu çizgi (doğru) boyunca katlandığında üst üste gelir.
simetri noktası
(Alm symmetrie punkt, Fr point de symétrie, İng symmetry point) Bir şeklin üzerindeki her noktanın, merkeze olan uzaklığının eşit ve zıt yönlü olacak şekilde eşleştiği merkezi nokta; simetri merkezi. Bu nokta etrafında 180° döndürülen bir şekil, başlangıç görüntüsüyle çakışır. Merkez noktası simetrik parçaların tam ortasında yer alır.
simetrik
(Alm symmetrisch, Fr symétrique, İng symetric) Ön ve arka elemanları benzer olan objektif. / Bir nesnenin, şeklin veya görüntünün iki yarısının birbirinin ayna görüntüsü olacak şekilde tam uyum göstermesi durumu; bakışımlı, mütenazır, simetrili. Ortadan bir çizgi (simetri ekseni) çekildiğinde iki tarafın birbirine eş olduğu, katlandığında çakışan yapılara simetrik denir. İki tarafı birbirine uymayan, düzensiz şekillere asimetrik denir.
simge
(Alm symbol, Fr symbole, İng symbol) Duyularla ifade edilemeyen bir şeyi belirten somut nesne veya işaret; alem, remiz, rumuz, timsal, sembol. Belirli bir insan topluluğunun uzlaşımı sonucu özel bir anlam kazanmış işaret.
SIMM
(Alm einzelnes inline-speicher modul, Fr module de mémoire en ligne unique, İng Single In-Line Memory Module - SIMM) Bağlantı iğnelerinin tek çizgide oluştuğu bir tür bellek modülü; tek sıra hafıza modülü.
sinematograf
(Alm kinematograph, Fr cinématographe, İng cinematograph) Fransız mühendis ve sanayici Auguste ve Louis Lumiere Lumière Kardeşler) tarafından 1895'te geliştirilen, hareketli görüntüleri kaydetmeye, işlemeye ve perdeye yansıtmaya yarayan ilk taşınabilir film makinesi. Hem kamera hem de projeksiyon cihazı işlevi gören bu cihaz, sinemanın doğuşunu sağlamış ve saniyede 16 kare hızında görüntü akışı sunarak hareket illüzyonu (yanılsaması, algı yanılması) yaratmıştır.
sınır açısı
(Alm grenzwinkel der internen total reflexion, grenzwinkel, Fr angle critique de réflexion totale interne, angle critique, İng internal total reflection critical angle, critical angle) Az yoğun bir ortamdan çok yoğun bir ortamı (n1 > n2) ayıran düzlem kıranyüze gelen ışınlar için çok yoğun ortamda daima bir kırılan ışın söz konusudur. Gelme açısı 0 < ≤ 90° arasında değerler alabilir. Kırılan ışın için kırılma açısının =90° olması durumunda ışın düzlem yüzeyi tam yalayarak (teğet olarak) çıkar. Bu kırılma açısına karşılık gelen gelme açısından daha büyük açılarda gelen ışın ikinci ortama geçemeyecek, sınır yüzeyde tam olarak gelme ortamına geri yansıyacaktır. Bu olaya “içten tam yansıma” denir. Kırılan ışının yüzeye teğet olarak çıkmasına ( kırılma açısının 90°'lik değerine) karşılık gelen gelme açısına “sınır açısı” (kritik açı) denir ve s olarak gösterilir; içten tam yansıma sınır açısı. Bu sınır açısı su-hava düzlem kıran yüzeyi için s(sh)=48.59°, cam-su için s(cs)=62.73° ve cam-hava için s(ch)=41.81°'dir.
sınır etkisi
(Alm kanten effekt, Fr effet de bord, İng edge effect) Geliştirme banyosunun özelliği olarak farklı yoğunluktaki alanların sınırlarında ortya çıkan belirgin kontrast farkı. Bu etki, geliştirme banyosunun yoğun pozlanmış alanları hemen etkilemesiyle oluşur. Az pozlanmış alanlarda ise bu etki nispeten az olur. bu şekildeyoğun alanın sınırı, yoğun bir alan içinde daha yoğun olarak ortaya çıkar. Az yoğun bir alanın sınırı ise az yoğun bir alan içinde daha az yoğundur.
sinyal gürültü oranı
(Alm signal rausch verhältnis, Fr rapport signal-bruit, İng signal noise ratio) Bir sistemdeki sinyal gücünün aynı sistemde sinyalin yokluğunda var olan gürültüye oranını gösteren bağıntı. Genellikle desibel (dB) olarak ölçülür. bkz desibel.
Sir John Herschel
(Yun photos (ışık), graphus (yazmak, çizmek) > photopgraphy > Fr photographe > fotograf > Tr fotoğraf) “Fotoğraf” sözcüğünü bu yeni buluş için 1839'da öneren İngiliz gökbilimci, Uranus'u bulan bilim adamı.
sıralı holografi
(Alm inline-holographie, Fr holographie en ligne, İng in-line holography) Tek boyutlu hologramlar. bkz Denisyuk hologramı.
sıralı olma
(Alm reich weite, Fr gamme, İng range) Değerlerin ya da türlerin, büyüklüğü ve genişliği. Örneğin bir görüntünün yoğunluğunun oluşturduğu sıralı durum. Renk tonlarının bir sahnede sıralı olarak ortaya çıkışı.
sis
(Alm nebel, Fr voile, İng fog) Bir film Filmin duyar katında görüntünün oluşumunu etkilemeyen donukluk veya ışığa duyarlı materyaldeki görüntü formunda olmayan yoğunluk; fog. Filmin duyar katına pozlamadan önce istenmeyen ışık sızması, duyarlık derecesinin artması, geliştirme banyosunun sıcaklık derecesinin artması, banyo sürecinde istenmeyen kimyasal etkiler sis oluşmasına neden olur. / Sıcak ve nemli havanın aniden değişmesiyle oluşan atmosferik oluşum. Nesnelerin uzakta görülmesi, renklerinin ve görünüşlerinin yumuşaması gibi etkiler oluşturur. / yeterince parlatılmamış olan camın bulanık ve puslu görünümü. / Optik bir yüzeyde oluşan rutubet (nem) buğusu.
sis etkisi
(Alm nebel effekt, Fr effet de brouillard, İng fog effect) Görüntüde sis görünüşü meydana getiren özel etki.
sis filtresi
(Alm nebel filter, Fr filtre antibrouillard, İng fog filter) Görüntüde sis görünüşü meydana getiren filtre türü.
sis önleyici kaplama
(Alm antibeschlagbeschichtung, Fr revêtement antibuée, İng anti-fogcoating) Nemin buharlaşmasını durdurmaya yönelik olarak optik ögenin dış yüzeyine uygulanan kaplama.
sisleme
(Alm beschlagen, Fr buée, İng fogging) Negatif görüntü ya da pozitif fotoğrafta görülen tül şeklindeki yoğunluk; sislenme. Bu, görüntünün bir parçası değildir. Kimyasal maddeler ya da pozlama nedeniyle oluşur.
sislenme
(Alm beschlagen, Fr buée, İng fogging) Işığa karşı duyarlı malzemelerin banyo işlemi sırasında zorlanmalarından (uzun süre tutulmalarından) ya da yanlışlıkla ışık görmelerinden kaynaklanan genel yoğunluk; sisleme.
sistem
(Alm system, Fr système, İng system) Birlikte çalışacak şekilde tasarlanan ve işlev açısından birbirlerini tamamlayan ögeler ve araçlar bileşimi. / Fotoğraf makinelerinde, birbirine uyumlu çalışacak şekilde tasarlanmış olan gövde, objektifler, flaşlar, yardımcı donanımların toplamı. / Bilgisayarlarda, birbirine bağlanıp birlikte çalışan, monitör, yazıcı, tarayıcı, CD yazıcı, çıkarılabilen sürücü gibi aygıtların toplamı.
sıvı kristal
(Alm flüssig kristall, Fr cristaux liquides, İng liquid crystal) Moleküler yapısı kristalin türüne göre, sıcaklıkta ve manyetik alan vb değişikliklere göre değişen madde. bkz LCD. bkz sıvı kristal ekran.
sıvı kristal ekran
(Alm flüssig kristallanzeige, Fr affichage à cristaux liquides, İng Liquid Crystal Display - LCD) Likit kristal ekran. Birçok dijital fotoğraf makinesinin arka kısmında yer alan LCD, çekilen fotoğrafın ön izlemesini görmeye yarar. Ekran aynı zamanda bazı ayarlar için arayüz görevi de görür. Farklı modelleri vardır: TFT ve DSTN en çok bilinenleridir. TFT, DSTN'ye göre daha parlaktır ve renk ve kontrastını daha doğru verir. Buna karşılık TFT daha çok elektrik harcar.
siyah
(Alm schwarz, Fr noir, İng black) Rengin hiç olmadığı ya da tüm ışığın temel renklerinin emildiği ortam. / Bir fotoğrafın sahip olduğu en yüksek (maksimum) yoğunluk. “ak, beyaz” karşıtı. / Baskıda başka harflerden daha kalın görünen harf türü.
siyah beyaz
(Alm einfarbig, Fr monochrome, İng monochrome) Tek renk temeline dayanan, siyahtan beyaza kadar çeşitli yoğunluk derecelerini gösteren film. bkz tek renk. / (Alm schwarz und weiß, Fr noir et blanc, İng black and white, B & W, B-W) Sadece grinin ton değerlerinde görüntü veren fotoğraf, fotoğraf malzemeleri ve süreçleri, monokrom ya da yaygın olarak siyah beyaz olarak bilinir. / Tek renkli (monokromatik) fotoğrafçılık ya da renkli bir nesnenin gri ton değerlerinde yeniden üretimi için kullanılan terim; kısaltması S-B.
siyah beyaz baskı
(Alm schwarzweißdruck, gelatinesilberabzug, Fr tirage noir et blanc, tirage argentique gélatino-bromure, İng black and white print, gelatine silver print) bkz siyah beyaz fotoğraf baskısı.
siyah beyaz film
(Alm schwarz-weiß film, Fr film noir et blanc, İng black and white film, B and W, B-W) Grinin ton değerlerini, beyazdan siyaha grinin ton değerlerini ortaya koyan duyar katlı film. Negatif ve pozitif cinsi vardır.
siyah beyaz fotoğraf baskısı
(Alm schwarz weiß foto druck, Fr black and white photo print, İng black and white photo print)Siyah beyaz negatif film görüntüsünün pozitif olarak duyar kat kaplı yüzeye baskı yapmanın klasik yöntemi. Duyar kat, jelatinin bağlayıcı olarak kullanıldığı gümüş halojenürleri, gümüş tuzları eriyiğinden oluşur. Genellikle, siyah beyaz fotoğraf kağıtları bu duyar katla kaplanır. Agrandisör baskısında bu yöntem kullanılır. bkz gümüş baskı. bkz gümüş jelatin baskı. bkz siyah beyaz baskı.
siyah beyaz fotoğrafçılık
(Alm schwarz-weiß fotografie, Fr photographie en noir et blanc, İng black and white photography) Siyah beyaz fotoğrafçılık, renkli dünyayı gri tonları, kontrast, ışık ve gölge dengesiyle yeniden yorumlayan, dikkat dağıtıcı renkleri eleyerek forma, dokuya ve kompozisyona odaklanan monokrom bir sanat türüdür. Bu teknik, duyguyu güçlendirip zamansız, dramatik ve sanatsal görüntüler yaratmak için kullanılır. Renklerin yokluğu, izleyicinin dikkatini doğrudan konuya ve fotoğrafın hikayesine çeker, portreleri ve manzaraları daha derinlemesine gösterir. Başarılı bir siyah beyaz çekim, ışığın geliş açısı ve gölge (kontrast) oyunuyla şekillenir. Renkler olmadığında, objelerin yüzey dokuları (duvar, deri, kumaş vb) ve geometrik formlar ön plana çıkar. Çekilen fotoğraflar tarihsel bir bağlamdan bağımsız, zamansız bir hava kazanır. Siyah beyaz fotoğraf çekiminde, sert ışık yüksek kontrast yaratırken, yumuşak ışık detayları ön plana çıkarır. Kırmızı bir nesnenin siyah beyazda açık gri, mavi bir gökyüzünün ise koyu gri görünebileceğini hesaplayarak çekim yapılmalıdır. Işığı yandan alarak dokuların daha belirgin hale gelmesi sağlanmalıdır. Renkler olmayacağı için çizgiler, şekiller ve kadraj düzeni (üçte bir kuralı/altın kesim vb) çok daha önemlidir. Siyah beyaz çekim yapmak, fotoğrafçılık sanatının temellerinin (diyafram, enstantane, ISO) daha iyi anlaşılmasına olanak tanır. Bu sade fotoğrafçılık biçimi, ilham verici sanatsal eserler için mükemmel olabilir ancak aynı zamanda renkler dikkat dağıtmadan fotoğraf kompozisyonunun temel becerilerini öğrenmek için de yararlı bir alıştırmadır.
siyah beyaz negatif film
(Alm schwarzweiß-negativ film, Fr film négatif noir et blanc, İng black and white negative film) Fotoğrafçılıkta kullanılan negatif görüntü veren siyah beyaz film. Siyah beyaz film denildiğinde negatif film anlaşılır.
siyah beyaz pozitif film
(Alm schwarzweiß-positiv film, Fr film positif noir et blanc, İng black and white positive film) Fotoğrafçılıkta kullanılan pozitif görüntü veren siyah beyaz film.
siyah düzeyi
(Alm schwarzwert, Fr niveau de noir, İng black level) Görüntünün en karanlık alanının parlaklık seviyesi. Bu düzey düzgün ayarlanmadığında siyah, gri olarak ortaya çıkar.
siyah gümüş
(Alm schwarz silber, Fr argent noir, İng black silver) Film pozlandırıldıktan ve geliştirme banyosundan sonra biçim kazanan metalik gümüşler.
siyan
(Alm cyan, Fr cyan, İng cyan) Tayfın 1/3'ünü emen kırmızının çıkartılmasıyla yansıyan ya da geçen mavi-yeşil renk; mavi-yeşil. Mavi ve yeşil bileşimiyle elde edilen renktir. Çıkarmalı renk karışımının ana rengi, katmalı renk karışımının ikincil rengidir. Siyan, kırmızı rengin tamamlayıcısıdır.
siyanotip
(Alm cyanotypie, Fr cyanotype, İng cyanotype) Kağıda gümüş yerine demir tuzları emdirilir. Bir tabaka kağıt demir amonyum sitrat ve potasyum iyonize demir solüsyonu ile karanlıkta kaplanır ve kurutulur. Kopyalanacak örnek kağıdın üzerine konur ve baskı çerçevesine yerleştirilir. Pozlandırma işlemi gün ışığında, yaklaşık 15 dakikada yapılır. Sonrasında kağıt suda yıkanır. Oksitlenme yöntemi baskıyı siyan rengine çevirir. Yöntem adını bu durumdan alır. 1842'de İngiliz Sir John Herschel önermiştir.
size
(Alm größe, Fr taille, İng size) Fotoğraf makinesi, film, fotoğraf kağıdı ve görüntülerde büyüklüğün ölçüsünü ifade eden terim. bkz boyut.
skotoskop
(Alm skotoskop, Fr scotoscope, İng scotoscope) X ışınları aracılığıyla iç organların gölgesinin ekran üzerine düşürülerek muayenesini sağlayan aygıt. bkz gece görüşü.
skotoskopi
(Alm skotoskopie, Fr scotoscopie, İng scotoscopy) X ışınları aracılığıyla iç organların gölgesinin ekran üzerine düşürülerek muayenesi, floroskopi. / Gözün kırma gücü ve kırma hatalarının retinoskop aracılığıyla belirlenmesi, retinoskopi.
sky light filter
(Alm himmelslicht filter, Fr filtre de lumière du ciel, İng sky light filter) bkz gün ışığı filtresi.
slayt
(Alm folie, dia positiv, Fr diapositive, dia positif, İng slide, dia positive) Üzerindeki resim, fotoğraf ve şekilleri beyaz bir zemin üzerine yansıtmak amacıyla tepegöz ve gösterim aletine konan şeffaf, ışığı geçiren kağıt veya madde; saydam, diyapozitif, diya. / Banyo edildikten sonra pozitif görüntü veren film türü, saydam. / Saydam bir yüzey üzerine alınmış, gösterim aletinde kullanılmaya özgü pozitif görüntü; saydam. / Üzerine görüntü alınmış fotoğraf camı. bkz saydam.
slow sync
(Alm langsame synchronisierung, Fr synchronisation lente, İng slow sync) bkz yavaş eşleme.
SLR
(Alm einzel linsen reflex, Fr réflexe à objectif unique, İng Single Lens Reflex - SLR) “Tek objektifli yansıtmalı” fotoğraf makinesi. Objektiften gelen ışığın bir ayna + penta (beşgen) prizma sistemiyle bakaca düz olarak aktarıldığı fotoğraf makinesi sistemidir. Hem kadrajlama hem de çekim için gelen ışığın objektifin içinden geçerek pozlanması bu objektiften gerçekleşir. Bu makinelerin en büyük özelliği vizörden bakıldığında alınan görüntü, duyar kat düzlemine düşecek görüntü ile aynıdır. SLR'lerin avantajı, fotoğraf makinesinin kaydedeceği sahnenin tam olarak görülebilmesidir.Bu da paralaks hatası denen kusurun ortadan kalkmasını sağlar. SLR sistemde görüntü duyar kat (film ya da algılayıcı) üzerinde oluşturulur. Modern SLR sistemlerinde görüntü sayısal algılayıcıda oluşturulur ve bu sistemlere DSLR denir (Digital SLR). bkz tek objektifli yansıtmalı.
SLT
(Alm einzel linsen-transparent, Fr lentille unique translucide, İng Single Lens Translucent - SLT) Sayısal fotoğraf makinelerinde; SLR'ye benzeyen, sabit ve yarı geçirgen ayna sistemi; yarı geçirgen ayna.
small format camera
(Alm klein format kamera, Fr appareil photo petit format, İng small format camera) bkz küçük format fotoğraf makinesi.
smartmedia
(Alm smartmedia, Fr médias intelligents, İng smartmedia) Sayısal Fotoğraf makinelerinde kullanılan bir tür bellek/hafıza kart çeşidi; akıllı medya. “3.3 V” ve “5 V”luk şeklinde iki tipi vardır. 3.3 V'luk olan, çok yaygın olarak kullanılan tipidir. 5 V'luk olan ise genellikle sadece Fuji fotoğraf makinelerinde kullanılır. bkz SSFDC.
smartmedia adaptör
(Alm smartmedia adapter, Fr adaptateur multimédia intelligent, İng smartmedia adapter) 3.5 inç'lik bir floppy disk şeklinde olan bu adaptör, SSFDC tipi hafıza kartlarını kabul eder ve bu adaptörle bu kartlardaki bilgiler bilgisayara transfer edilir.
SMILE
(Alm sphärische mikrointegrierte linse, Fr lentille micro-intégrée sphérique, İng Spherical Micro-Integrated Lens - SMILE) CCD algılayıcı ögelerine ışık toplamak amacıyla kullanılan çok küçük objektif; küresel mikro tümleşik objektif.
SMPTE
(Alm Gesellschaft der Film- und Fernsehingenieure, Fr Société des Ingénieurs du Cinéma et de la Télévision, İng Society of Motion Picture and Television Engineers - SMPTE) 1916'da ABD Washington, DC'de kurulan, günümüzde New York, White Plains merkezli “Sinema ve Televizyon Mühendisleri Derneği” (SMPTE), hareketli görüntü, yayıncılık ve dijital medya için teknik standartlar, önerilen uygulamalar ve mühendislik kılavuzları geliştiren küresel bir meslek kuruluşudur. Sinema, IP üretimi ve ses alanlarında teknolojiyi tanımlamak için mühendisleri ve yaratıcıları bir araya getirir.
Snell yasası
(Alm Snells gesetz, Fr loi de Snell, İng Snell's law) Işığın farklı kırıcılık indisine sahip iki ortam arasındaki sınırda yön değiştirerek kırılmasını açıklayan fizik yasası; n1 sin = n2 sin (Burada n1 , n2; birinci ve ikinci ortamın kırma indisi; geliş açısı; kırılma açısıdır). Snell yasası; “Işık, iki nokta arasında en kısa sürede ulaşabileceği yolu seçer” ifadeli Fermat ilkesi üzerine kuruludur. Snell yasası, Snell-Descartes yasası olarak da bilinir.
Snellen Tablosu
(Alm Snellen Tablosu, Fr Tableau de Snellen, İng Snellen Tablosu) En yaygın olanı Snellen harfleridir (ilk sırada E (30.5 m); ikinci sırada F, P (15.2 m); üçüncü sıra T, O, Z (10.67 m); dördüncü sıra L, P, E, D (7.6 m); beşinci sıra P, E, C, F, D (6.1 m); altıncı sıra E, D, F, C, Z, P (4.6 m); yedinci sıra F, E, L, O, P, Z, D (3.8 m); sekizinci sıra D, E, F, P, O,T, E, C (3.0 m); dokuzuncu sıra L, E, F, O, D, P, C, T (2.3 m); onuncu sıra F, D, P, L, T, C, E, D (2.0 m); onbirinci sıra P, E, Z, O, L, C, F, T, D (1.5 m). Çocuklar veya okuma yazma bilmeyenler için "Dönen E" veya Landolt halkası gibi semboller kullanılır. Optotipler, vuruş genişlikleri toplam karakter yüksekliğinin 1/5'i olacak şekilde geometrik olarak tasarlanır. Hastanın belirli bir mesafeden (genellikle 6 metre veya 20 fit) en küçük optotip satırını okuması beklenir. Snellen eşeli, 1862'de Hollandalı göz hekimi Franciscus Cornelius Donders tarafından bulunan keskinlik formülü için bir ölçüm aracı olarak geliştiren Hollandalı göz doktoru Herman Snellen'in adını taşır. Snellen tablosu, göz doktorlarının 6 metre (20 fit) mesafeden görme keskinliğini (netliğini) ölçmek için kullandığı, yukarıdan aşağıya doğru küçülen harflerden (optotipler) oluşan standart bir göz çizelgesidir. 1862'de Hollandalı göz hekimi Dr. Herman Snellen tarafından geliştirilen bu tablo, feet cinsinden 20/20 (veya m cinsinden 6/6) gibi değerlerle kişinin uzağı ne kadar net gördüğünü belirler ve gözlük/mercek ihtiyacını saptar. Amaç, görme keskinliğini ölçmek ve kırma kusurlarını (miyopi, hipermetropi) tespit etmektir. En üstte büyük bir harf (genellikle 'E') ve altta küçülen harf sıraları bulunur. Hasta bir gözünü kapatarak harfleri okur, ardından diğer gözü test edilir. Bu test, özellikle çocuklarda görme kusurlarının erken tespiti için de kullanılır. Sonuçlar farklı şekillerde yazılabilir. En yaygını Snellen kesri’dir (örneğin 6/12). Üstteki sayı (6) test mesafesini (metre), alttaki sayı (12) ise normal gören birinin o sırayı kaç metreden okuyabildiğini gösterir. Yani 6/12, sizin 6 metreden gördüğünü normal bir gözün 12 metreden görebildiği anlamına gelir. Payda ne kadar büyükse, görme o kadar düşüktür. 6/6 “normal” kabul edilir. 6/4.5 gibi sonuçlar ise normalden iyi görmeyi gösterir.Örneğin, test uygulanan kişinin 6/4 görüşü varsa, 6 m uzaklıktaki bir nesne, çoğu insanın 4 m uzakta dursa göreceği kadar net görüyor demektir. Bu, kişinin görüşünün normalden daha iyi olduğu anlamına gelir. Eğer kişinin 6/12 görüşü varsa, bir nesneden 6 m uzakta gördüğü şey, normal görüşe sahip birinin 12 m uzaktan görebileceği şeydir. Bu, kişinin görüşünün normalden daha kötü olduğu anlamına gelir çünkü nesneye daha yakın olması gerekir. Düzeltici mercekler olmadan 6/6'dan az görüşü varsa, durumu daha net görmesine yardımcı olacak seçenekler irdelenir. Ondalık Notasyon da kullanılır (6/12 = 0.5, 6/6 = 1.0 gibi). Değer ne kadar yüksekse, görme o kadar iyidir.
sodyum tiyosülfat
(Alm natriumthiosulfat, Fr thiosulfate de sodium, İng sodium thiosulphate) Bağlayıcı madde olarak kullanılan sodyum tuzu. Genel olarak hipo adıyla bilinen sabitleme banyosunu oluşturan eriyik. bkz hipo.
soğuk
(Alm kalt, Fr froid, İng cold) Bir fotoğraf ya da görüntü de soğuk renklerin hakim olması durumu.
soğuk ayna
(Alm kalter spiegel, Fr miroir froid, İng cold mirror) Görülebilir ışığı yansıtırken, kızılötesi ışığı arkasına geçirecek şekilde tasarlanmış olan ayna türü. Bu etkiyi sağlamak için özel kaplama teknikleri kullanılır. Projektör türü aydınlatma kaynaklarında olduğu gibi, yoğun ışığın gerektiği ancak kızılötesinin istenmediği durumlarda kullanılır. bkz dikroik.
soğuk ışık
(Alm kaltes licht, Fr lumière froide, İng cold light) İçinde kırmızı rengin çok az bulunduğu ve çok az ısı enerjisi üreten ışık.
soğuk ışık kaynağı
(Alm kalt licht quelle, Fr source de lumière froide, İng cold light source) Kızılötesi (ısı) radyasyonu neredeyse hiç içermeyen, enerjiyi ısı yerine ışığa dönüştüren yüksek verimli aydınlatma türüdür. LED'ler, floresan lambalar ve neonlar bu gruba girer. Akkor kaynakların aksine, elektrik enerjisini ısıya değil doğrudan ışığa dönüştürürler. Genellikle 4000 K-6500 K ve üzeri renk sıcaklıklarına sahiptirler, bu da maviye çalan beyaz (serin) bir ışık verir. Isı üretmedikleri için biyolojik örneklerin incelenmesinde, tıbbi endoskopide ve çalışma alanlarında sıkça tercih edilir.
soğuk katot
(Alm kalt kathode, Fr cathode froide, İng cold cathode) Yüzeyinde yüksek voltajlı bir gradyen kullanarak ışık ya da elektron biçiminde ışık yayan alet. Elektrik gerilimiyle hızlandırılan elektronlar katoda çarparak elektron yayılmasına neden olur. Sıcak katotların karşıtıdır, herhangi bir Isı etkisi olmaksızın elektron yayar.
soğuk katot agrandisör
(Alm kalt kathoden vergrößerungsgerät, Fr agrandisseur à cathode froide, İng cold cathode enlarger) Soğuk katodun ana ışık kaynağı olarak kullanıldığı agrandisör türü. Ana ışık kaynağı olarak, mavi ışık açısından zengin olan yüksek aktinik ışıklı, soğuk ışık kaynağı kullanılır. Multigrade fotoğraf kağıdı için uygun değildir.
soğuk renkler
(Alm kalte farben, Fr couleurs froides, İng cold colors) Kişide bıraktığı ruhsal etki bakımından mavi, lacivert ve mor renk. Fiziksel olarak dalga boyları kırmızı, turuncu ve mora göre daha uzun ve dolayısıyla taşıdığı enerji daha fazla olduğu için gerçekte renk sıcaklıkları daha yüksektir. bkz sıcak renkler.
soğurganlık
(Alm extinktion, absorptionsvermögen, Fr absorbance, absorptivité, İng absorbance, absorptivity) Bir ışık demeti bir maddeden geçerken ışığın madde tarafından emilen kısmı; absorbans, soğurganlık, soğurum.
soğurma
(Alm apsorption, Fr apsorption, İng apsorption) Bir nesnenin başka bir nesne içinde tutulması. / Kimyada; bir maddenin başka bir madde içinde tutulması. / Fizikte; ışığın iletimi ya da yansıması sırasında ortaya çıkan ışık kaybı. Bir ortamdaki nesnenin üzerine düşen ışığın bir bölümünün bu nesne tarafından emilmesi, yutulması. Örneğin siyahın soğurması yüksektir ve üzerine düşen ışığın çok azını yansıtır. Beyazın ise soğurması düşüktür ve üzerine düşen ışığın tamamını yansıtır.
soğurma gücü
(Alm absorptions vermögen, Fr pouvoir d'absorption, İng absorption power) Bir nesnenin üzerine düşen ışığın niceliğinin, yansıyan ya da iletilen ışığın niceliğine oranı.
sokak fotoğrafçılığı
(Alm straßen fotografie, Fr photographie de rue, İng street photography) Gelişme aşamasındaki fotoğrafçılar için mükemmel bir başlangıç noktası olan bu yaşam tarzı fotoğrafçılığı, hayatı belirli bir ortamda yakalamaya odaklanır. Kamusal alanlarda günlük yaşamı, rastlantısal karşılaşmaları ve insan-mekan ilişkisini doğal haliyle, kurgu olmadan belgeleyen bir sanat türüdür. Genellikle habersiz ve anlık çekilen bu fotoğraflar, hayatın içinden samimi hikayeler anlatmayı, şehrin ritmini ve insan etkileşimini yansıtmayı amaçlar. Stüdyo ışıkları veya modellik içermez; hayat olduğu gibi, anlık olarak yakalanır. Cadde, park, toplu taşıma, kafe gibi halka açık yerlerde çekim yapılır. İnsanların günlük işlerindeki halleri veya sokakla kurdukları etkileşim temel konudur. "Belirleyici an" olarak adlandırılan, kompozisyonun ve konunun en etkileyici olduğu saliseleri yakalamak hedeflenir. Belirli bir ekipman zorunluluğu yoktur; hızlı davranabilmek için genellikle kompakt veya aynasız makineler tercih edilir. İlginç bir arka plan veya ışık bulup, insanların oradan geçmesini beklemek (bekle-gör tekniği) sıkça kullanılır; sabırlı olmak gerekir. Çevreyi rahatsız etmeden, fark edilmeden çekim yapmak doğal kareler için özellikle önemlidir. Sokağı alt açılardan veya yüksek bir noktadan görerek, sıradan anları dikkat çekici hale getirmek mümkündür. Kamusal alanda çekim yapılsa da, insanların özel alanlarına saygı duymak ve onları rahatsız etmemek esastır. Özellikle yakın plan portrelerde izin almak, hukuki sorunlar yaşamamak için tavsiye edilir.
sokak fotoğrafı
(Alm straßen fotografie, Fr photographie de rue, İng street photography)
solarizasyon
(Alm solarisation, Fr solarisation, İng solarization) Duyar katın fazla pozlandırılması nedeniyle görüntüde ortaya çıkan ters tonlar; ışınlama. Bu, özel bir etki olarak, geliştirme işlemi sırasında duyar katın çok kısa süreli olarak beyaz ışığa gösterilmesi ile de yapılabilir. / Fotoğrafik malzemenin aşırı derecede fazla pozlandırılması, artan poz nedeniyle yoğunluğun azalması; ışınlama. bkz evrilir. bkz ışınlama. bkz Sabatier etkisi.
solarize filtresi
(İng solarize) Adobe Photoshop stylize (stilize) filtresinin altında bulunur. Solarize filtresi karanlık oda temelli bir filtredir ve bir fotoğrafın tonlarını görsel efekt elde etmek üzere değiştirir (Filter > Stylize > Solarize).
solma
(Alm fading, Fr décoloration, İng fading) Gümüş, boya maddesi veya boya görüntüsü içinde zamanla gerçekleşen yoğunluk kaybı.
soluk
(Alm ausgewaschen, Fr délavé, İng washed-out) Tamaında ya da bir bölümünde; renklerin doygunluğu ve kontrastının düşük ya da tonların kontrastının düşük ve ışık yoğunluğunun yüksek olduğu fotoğraf, baskı, görüntü.
son kat
(Alm übermantel, Fr supercouche, İng supercoat) bkz üstlük.
son kullanma tarihi - SKT
(Alm verfallsdatum, Fr date d'expiration, İng expiry date) gıda, ilaç ve kozmetik gibi ürünlerin güvenlik ve kalite standartlarına uygun olarak tüketilebileceği veya kullanılabileceği son günü ifade eder. Bu tarihten sonra ürünlerin tüketilmesi sağlık açısından risk (zehirlenme vb) taşıyabilir. Genellikle ambalaj üzerinde "Gün/Ay/Yıl" formatında belirtilir. SKT, güvenlik odaklıdır; "Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi" (TETT) gibi kaliteyi değil, ürünün güvenliğini garanti eder. SKT, güvenlik son sınırını, TETT ise ürünün en iyi kalitede olduğu süreyi belirtir.
söndürmek
(Alm töten, Fr tuer, İng kill) Bir ışık kaynağının çalışmasına son vermek.
sonlandırıcı
(Alm terminator, Fr terminateur, İng terminator) Small Computer System Interface (SCSI) / Küçük Bilgisayar Sistem Arayüzü zincirindeki çevrimi kapatan, SCSI bağlantı noktasıyla birleşen üçgen blok şeklindeki aygıt. Sonlandırıcı rezistansı ya da uç birim uyarlayıcı.
sonlandırma rezistansı
(Alm abschluss widerstand, Fr résistance de terminaison, İng terminating resistor) bkz sonlandırıcı.
sönme oranı
(Alm extinktions verhältnis, Fr taux d'extinction, İng extinction ratio) Polarize ışığın gücü. Polarize filtreden en düşük düzeydeki iletimin gücüyle en yüksek düzydeki iletim gücünün karşılaştırılmasıyla belirlenir.
Sonnar
(Alm Sonnar, Fr Sonnar, İng Sonnar) Düşük parlama, yüksek hız ve nitelikli düzeltme sağlayan fotoğraf makinesi objektiflerinin orta ve uzun odaklı grubu.
sonradan yazı
(Alm nachwort, Fr post-scriptum, İng postscript) Bir sayfa ya da başka ortamlar üzerinde basılan ögeleri belirlemek amacıyla tasarlanmış sayfa tanımlama dili. İngilizce söylenişi olan “postscript” olarak kullanılır.
sonsuz
(Alm unendlich, Fr infini, İng infinite) Fotoğrafçılıkta “∞” işaretiyle gösterilen netleme pozisyonu; namütenahi, payansız. Objektife netleme yaparken ışık gelen en uzak nokta ki genellikle 200 metrenin üzerinde ufuk çizgisine kadar uzanan bölgedir.
sonsuz durağı
(Alm unendlichkeits stopp, Fr arrêt à l'infini, İng infinity stop) bkz sonsuzluk.
sonsuz gama
(Alm unendlich gamma, Fr gamma infini, İng infinity gamma) bkz sonsuzluk.
sonsuzluk
(Alm unendlichkeit, Fr infini, İng infinity) Optikte; bir objektif ya da optik sistemin sonsuz konumundaki nesneyi netlemesi. Çok uzakta olan nesnelerden gelen paralel ışınlar yoluyla netleme gerçekleşir. / Sonsuz gama; film banyosu sisteminde, ulaşılabilen yüksek gama düzeyi. / Bilgisayarda; yeniden kurulma ile sonlandırılmadığı sürece tekrar eden açılma ya da döngü. / Sonsuz durağı; sonsuz konumundaki bir nesnenin, objektifle netlendiğinde, netleme bileziği üzerinde uzaklığı gösteren işaret. Optik sistemlerde “∞” işaretiyle gösterilir.
sönüm
(Alm aussterben, Fr extinction, İng extinction) Azalması durumunda fark edilmeyen aydınlatma düzeyi. Yüksek aydınlatma ortamlarında, aydınlatma seviyesinde bir azalma olduğunda genel görünüm bundan etkilenmez. Ortamın aydınlatma düzeyi sönüm seviyesinin altına düştüğünde, gölgeli alanlardaki ayrıntı baskıda ortaya çıkar.
sönümölçer
(Alm extinktionsmesser, Fr compteur d'extinction, İng extinction meter) Bakacı yoluyla kullanılan, eski tip bir ışıkölçer. Bakacından bakıldığında, farklı koyuluklarda olan şeffaf test rakamları görülür. abunların en koyu ve en açık görülenleri ortamın ışık durumunu belirler. Okunan bu değerler, kullanılan filmin duyarlığıyla ilişkilendirilip bir cetvele uyarlanarak pozlama değeri belirlenir.
Sony
1946'da Japonya'da Akito Morita tarafından Totsuko adıyla kurulmuş, hemen Ibuka Masaru ile birleşerek gece görüş dürbünü üretimine geçmiş, ardı sıra elektronik aletler üretimine geçilmiş ve şirket adı ABD pazarına uyumlanmak için 1958'de Sony olarak değiştirilmiştir. bkz www.sony.com/ , www.sony.com.tr/
Sony Dünya Fotoğraf Ödülleri
(İng Sony World Photography Awards) 2007'de Scott Gray tarafından kurulmuş olup, şu anda Gray'in sanat etkinlikleri şirketi Creo'nun bir yan kuruluşu olan Dünya Fotoğrafçılık Organizasyonu (İng World Photography Organisation – WPO), yıllık Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleriyle tanınan bir İngiliz şirketidir. Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri ve güzel sanat fotoğrafçılığı ile hareketli görüntü sunmaya adanmış Fotofuarlar dahil olmak üzere yıl boyunca etkinlik portföyünü düzenler. Şirket ayrıca, bireysel sanatçıların sergilerinden fotoğrafçılık konusundaki platformlara kadar çeşitli ortaklar için fotoğraf etkinlikleri yaratır, üretir ve sunur sunar; sanatçılar ve 20'den fazla ülkeden küratörler içerir. Sony firması tarafından düzenlenen bu ödüller her yıl fotoğrafçılara verilmektedir. Katılımcıların eserleri, oluşturulan jüri tarafından elemeye tabi tutulurken dereceye girenlere de ödül verilir. Ödüller, geçen yılın fotoğrafçılığı ve çeşitli fotoğraf türleri için verilmektedir. Ödüllerin kuruluşundan bu yana 200'ü aşkın ülke ve bölgeden 1.5 milyondan fazla görüntü katılmıştır. Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri dört yarışmaya sahiptir (Profesyonel – 10 kategoride çalışma alanları; Open – 10 kategoride en iyi tekil görseller; Gençlik – 12-19 yaş arası genç fotoğrafçıların çalışmaları; Öğrenci – fotoğrafçılık öğrencilerinden çalışmalar). Ödüller, her yıl müze ve galeri yöneticileri, küratörler, yayıncılar, yazarlar ve sanatçılar tarafından değerlendirilir. Ayrıca Dünya Fotoğrafçılık Akademisi tarafından da desteklenmektedirler. Her yıl Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri, seçilmiş bir kişi/seçilmiş kişiyi Fotoğrafçılığa Olağanüstü Katkı ödülü ile onurlandırır. İlk Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri töreni Cannes'ta düzenlendi, sonraki törenler her yıl Nisan ayında Londra'da düzenleniyor ve ardından yılın kazanan ve kısa listeye giren eserlerinin sergisi Londra'daki Somerset House'da düzenleniyor. Eserler daha sonra Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri Sergi turu kapsamında dünya çapında sergileniyor.
sosyal gerçeklik
(Alm soziale realität, Fr réalité sociale, İng social reality) İnsanların iletişim ve etkileşim içerisinde oldukları, bireylerin ortaklaşa paylaştıkları ve birbirlerinin algılarını belirledikleri tarihsel ve toplumsal alan.
sosyal medya
(Alm soziale medien, Fr réseaux sociaux, İng social media) Genel ağda oluşturulan sosyal ağlar üzerinden kullanıcılar arasında görsel ve işitsel malzeme paylaşımını, bilgi aktarımını, haberleşmeyi sağlayan iletişim ortamı. / İnternet ve taşınabilir teknolojiler sayesinde etkileşimli paylaşıma dönüştürülmüş olan iletişim biçimi.
soyut
(Alm abstrakt, Fr abstrait, İng absract) Varlığı duyularla algılanamayan, mücerret, “somut” karşıtı, abstre.
soyut fotoğraf
(Alm abstraktes Foto, Fr photo abstraite, İng abstract photo) Görüntünün nesneden bağımsız, ayrıntıdan çok ve öncelikle renk, biçim ve çizgiler yoluyla açıklanacak biçime dönüşmüş hali. Soyut fotoğraf; fiziksel dünyadaki nesnelerin doğrudan betimlenmesi yerine, renk, ışık, gölge, doku ve form gibi görsel öğelerin kullanılarak, izleyicide duygu veya düşünce uyandıran, gerçeküstü veya tanınmaz hale getirilmiş görüntüler yaratma sanatıdır. Görüneni olduğu gibi değil, sanatsal bir bakış açısıyla yeniden yorumlar. Nesneler; yakın çekim ya da makro çekim, farklı açılar veya ışık oyunlarıyla bağlamından koparılarak ilk bakışta ne olduğu anlaşılmaz hale getirilir. Konudan ziyade, renklerin uyumu, çizgiler ve dokuların oluşturduğu görsel etki ön plandadır. Her izleyicide farklı bir his veya anlam uyandırmayı hedefler. Uzun pozlama, kasıtlı fotoğraf makinesi hareketi (ICM), odak dışı bırakma (blur), yansımalar ve aşırı yakın çekimler sık kullanılır. Fotoğrafçı; çevresindeki sıradan nesnelere (bir bina yüzeyi, su damlaları, gölgeler, dokular) farklı perspektiflerden bakarak, onları birer şekil ve renk kompozisyonu olarak kadraja alıp soyut çalışmalar üretebilir. bkz soyutlama.
soyut fotoğrafçılık
(Alm abstrakte fotografie, Fr photographie abstraite, İng abstract photography) Soyut fotoğrafçılık, fiziksel nesnelerin gerçekçi tasvirinden ziyade renk, ışık, gölge, doku ve form gibi görsel unsurları kullanarak duygu veya fikirleri ifade eden sanatsal bir yaklaşımdır. Konunun doğrudan tanınamadığı, gerçeklikten kopuk, deneysel ve yaratıcı bir tarz olan bu türde amaç, izleyiciye nesnenin kendisini değil, hissettirdiklerini aktarmaktır. Nesneler, bağlamından koparılarak veya yakın çekim ve makro ile ne olduğu anlaşılamayacak bir hale getirilir. Detaylar, desenler, çizgiler ve renklerin uyumuna odaklanılır. Perspektif, ışık ve hareket kullanılarak sıradan nesneler sanatsal formlara dönüştürülür. Tamamen soyut fotoğrafçılık, fotoğrafçının iç dünyasını ve duygularını yansıtan öznel bir dışavurumdur. Soyut fotoğrafçılığı merak edenlere nesnelere farklı açılardan bakma ve yaratıcılığı ön plana çıkarma önerilir.
soyutlama
(Alm abstraktion, Fr abstraction, İng abstraction) Fotoğrafta nesnenin herhangi bir yanını öbürlerinden ayırarak tek başına ele alma işlemidir. Fotoğrafın nesneyle ilgisi bir ölçüde sürer. Fotoğrafta soyutlama, gerçek bir nesne veya sahnenin doğrudan kendisini göstermek yerine; şekil, renk, doku, ışık ve gölge gibi temel görsel unsurlara odaklanarak yeniden yorumlanmasıdır. Amaç, neyin fotoğraflandığını gizleyerek izleyicide estetik ve duygusal bir merak uyandırmaktır. Kullanıcı fotoğraf makinesiyle soyut eserler üretmek için aşağıdaki yöntemleri kullanabilir. Bir binanın tamamını çekmek yerine, sadece pencere camındaki yansımalara veya paslı bir yüzeyin dokusuna odaklanmak. Pozlama sırasında fotoğraf makinesini yatay veya dikey olarak hareket ettirerek net ve tanınabilir şekilleri renkli çizgilere dönüştürmek. Yakın çekim ya da makro çekimle bir nesnenin (örneğin bir yaprak veya su damlası) insan gözünün normalde göremediği soyut desenlerini ön plana çıkarmak. Işığın objeler üzerinde oluşturduğu keskin kontrastları kullanarak şekilleri ve çizgileri geometrik formlara indirgemek.
SPARC
(Alm skalierbare prozessorarchitektur, Fr architecture de processeur évolutive, İng Scalable Processor ARChitecture - SPARC) Bir tür RISC (Reduced Instruction Set Computer/İndirgenmiş Komut Takımıyla Hesaplama) işlemci; Ölçeklenebilir işlemci mimarisi.
spektrograf
(Alm spektrograph, Fr spectrographe, İng spectrograph) bkz tayfçeker.
spiral
(Alm spiral, Fr spirale, İng spiral) Fotoğraf filmlerinin banyosunda kullanılan ve banyoların filmin bütün yüzeylerine homojen (tektürel, dengeli) olarak temas etmesini sağlayan metal ya da plastikten üretilmiş karanlık oda ekipmanı.
spiral destek
(Alm spiralförmige montage, Fr montage hélicoïdal, İng helical mounting) Objektifler ya da optik bileşenlere takılarak kullanılan, döndürüldüğünde merkezi bir eksen üzerinde, aşağı yukarı hareket eden yardımcı malzeme.
spor fotoğrafçılığı
(Alm sport fotografie, Fr photographie de sport, İng sports photography) Spor fotoğrafçılığı, spor etkinlikleri, sporcular ve aksiyon anlarının heyecanını, hızını ve duygusunu belgeleyen özel bir fotoğrafçılık dalıdır. Genellikle foto muhabirliğinin bir parçası olarak kabul edilen bu tür; yüksek hız, dikkat, tecrübe ve kaliteli ekipman gerektirir. Amaç, mücadelenin hikayesini dramatik ve net karelerle anlatmaktır. Sporcuların en hareketli ve dinamik anlarını (koşu, atlayış, vuruş vb) yakalamaya odaklanılır. Sadece skoru değil, kazananın sevincini, kaybedenin üzüntüsünü ve mücadelenin yarattığı yoğun duyguları yansıtır. Yüksek enstantane hızlarına çıkabilen fotoğraf makineleri ve telefoto objektifler gibi hızlı odaklama yapabilen, performans odaklı ekipmanlar kullanılır. Zamanlama çok önemlidir; belirleyici anı kaçırmamak için refleksi güçlü olmayı gerektirir. Yerel maçlardan uluslararası büyük organizasyonlara kadar her türlü spor dalını kapsar. Hareketli anları, yüksek enstantane hızları kullanarak yakalayan türdür. bkz spor fotoğrafı.
spor fotoğrafı
(Alm sportfoto, Fr photo de sport, İng sports photo) Spor fotoğrafı, atletik etkinliklerin, sporcuların ve rekabet anlarının görsel olarak belgelenmesidir. Yalnızca hareketi dondurmakla kalmaz; sporcunun fiziksel çabasını, rekabetin gerilimini, zaferin coşkusunu ve mağlubiyetin dramını izleyiciye aktaran dinamik bir sanat ve gazetecilik disiplinidir. Hızlı aksiyonları keskin bir şekilde yakalamak (hareketi dondurmak) için yüksek enstantane hızları (örneğin 1/1000 s ve üzeri) kullanılır. Sadece skor veya gol anı değil, sporcuların yüz ifadeleri ve sahadaki ruh hali ön plandadır. Uzaktaki sporcuları net olarak kadraja alabilmek için çoğunlukla yüksek odak uzaklığına sahip telefoto objektifler tercih edilir. Spor fotoğrafları, maç veya yarış anında mücadelenin, hızın ve hareketin en yoğun olduğu anları yakalar (aksiyon fotoğrafı); Maç sonu sevinçleri, sakatlanma anlarını veya antrenmanlardaki insani hikayeleri belgelendirir (duygu odaklı çekimler). bkz spor fotoğrafçılığı.
spot değişim
(Alm spotlack, Fr vernis ponctuel, İng spot varnish) bkz özel renk.
spot renk
(Alm sonder farbe, Fr couleur d'accompagnement, İng spot color) CMYK ofset baskıda palet dışında yer alan ekstra renklere verilen ad. Altın rengi, fosforlu renkler ve gerekince tasarımcı tarafından belirlenen CMYK dışında kullanılması gereken renklere spot renk adı verilir. / Spot renk, her belirli renk için önceden karıştırılmış tek bir mürekkep kullanan bir baskı yöntemidir. Renkleri oluşturmak için camgöbeği, macenta, sarı ve siyahtan oluşan küçük noktaların karıştırıldığı CMYK'nin aksine, spot renk, tek parça ve tutarlı bir mürekkep alanı olarak basılır. Her spot renk önceden seçilir, tam olarak belirtilen özelliklere göre karıştırılır ve baskı sırasında kendi kalıbına uygulanır. Bu sayede, nerede ve ne zaman basılırsa basılsın, her seferinde aynı renk sonucu elde edilir. En yaygın spot renk sistemi Pantone Eşleştirme Sistemi (Pantone Matching System - PMS)'dir. Tasarımcılar, kesin bir eşleşme elde etmek için renkleri "Pantone 186 C" gibi numaralara göre seçerler. TOYO, DIC veya HKS gibi diğer sistemler farklı bölgelerde kullanılsa da fikir aynıdır “tek mürekkep = tek renk = sürpriz yok”.
spotmetre
(Alm spotmeter, Fr spotmètre, İng spotmeter) bkz noktasal ışıkölçer.
spotmetri
(Alm spotmetrie, Fr spotmétrie, İng spotmetry) bkz noktasal ışık ölçümü.
spotölçer
(Alm spotmeter, Fr spotmètre, İng spotmeter) Bir nesnenin, yaklaşık 1 derecelik bir açıyla, dar bir alanın ışıklılığını yansıyan ışık olarak ölçen ışıkölçer; spotmetre. bkz noktasal ışıkölçer.
sRGB
(Alm standard rot grün blau, Fr standard rouge vert bleu, İng standard Red Green Blue - sRGB) "standart Kırmızı Yeşil Mavi". Sayısal dünyada renklerin tutarlı bir şekilde görüntülenmesini sağlayan uluslararası bir renk uzayı standardıdır. Renk standartları için "en düşük ortak payda"dır, çünkü en ucuz bilgisayar ekranlarında da yeniden üretilebilir. 1996'da HP ve Microsoft tarafından, monitörler, yazıcılar ve internet siteleri arasında renklerin farklı görünmesini (örneğin telefonda görülen bir rengin bilgisayarda farklı çıkmasını) engellemek için geliştirilmiştir. İnternet üzerindeki içerikler, oyunlar, sayısal fotoğraflar ve çoğu ekran için varsayılan standarttır. % 100 sRGB kapsamına sahip bir ekran, renkleri olması gerektiği gibi, gerçeğe en yakın şekilde gösterir. Windows işletim sistemleri için standart renk gamı. sRGB aynı zamanda Adobe RGB, daha geniş gamut renk alanına sahip olup renk veriminde daha yüksek hassasiyet arayanlar için tercih edilir. Kısaca; sayısal içeriklerin (fotoğraf, video, web) üretildiği “standart renk dili”dir.
SSFDC
(Alm Solid State Floppy Disc Card, Fr carte disquette à semi-conducteurs, İng Solid State Floppy Disc Card - SSFDC) Smart Media kartı.
SSL
(Alm secure sockets-schicht, Fr couche de sockets sécurisée, İng Secure Sockets Layer - SSL) Kişisel gizlilik ve güvenilirlik sağlayan, ağ üzerindeki bilgi transferi sırasında bilginin bütünlüğü ve gizliliği (data protection) için sunucu ile istemci arasındaki iletişimin şifrelenmiş şekilde yapılabilmesine imkan veren, bu sayede gizliliğinin ve bütünlüğün korunmasını sağlayan Netscape tarafından geliştirilmiş bir güvenlik protokolü; güvenli soket katmanı. SSL protokolü bütün yaygın web sunucuları (server) ve tarayıcıları (browser) tarafından desteklenen bir protokoldür ve standart bir algoritmadır. Milyonlarca web sitesinde güvenli veri iletişimi için kullanılmaktadır. SSL fonksiyonun çalışabilmesi için sunucu tarafında bir anahtar (private key) ve istemci tarafında çalışacak bir sertifikaya (public key) ihtiyaç duyulmaktadır.
stadya
(Alm stadien, Fr stadia, İng stadia) Bir noktanın takeometreye olan uzaklığını ölçmek için, bu nokta üzerine düşey doğrultuda konan santimetrelere bölünmüş mira.
standart boyut
(Alm format, Fr format, İng format) Kullandıkları film boyutu olan (görüntü alanı 24 mm x 36 mm) ya da bu film formatında üretilmiş analog ya da sayısal fotoğraf makinelerine verilen ad.
standart objektif
(Alm standard objektiv, Fr objektiv standard, İng standard lens) Normal, sağlıklı bir gözün algıladığı biçimde algılanabilen görüntü oluşturan objektif; normal objektif. Fotoğrafçılıkta ve videoda standart objektifleri tanımlayan en belirgin özellikler şöylece sıralanabilir. Odak uzaklığı, full frame sensörlü makinelerde bu değer genellikle 50 mm'dir. Sensör boyutuna (APS-C vb) göre bu değer 35 mm gibi odak uzaklıklarına da karşılık gelebilir. Çekilen fotoğraflarda görüntünün ne uzakta (teleobjektif gibi) ne de abartılı bir şekilde geniş (geniş açı) görünmesini sağlar. Çıplak gözle odaya bakıldığında ne görülüyor, kadrajda da o görülür. İnsan gözüne olan benzerliği sayesinde çok yönlüdür; portre, sokak fotoğrafçılığı, günlük yaşam (belgesel) ve ürün çekimlerinde sıkça tercih edilir. bkz normal objektif.
Stefan-Boltzmann yasası
(Alm Stefan-Boltzmann-gesetz, Fr loi Stefan-Boltzmann, İng Stefan-Boltzmann law) Bir kara nesne (siyah cisim)'den yayılan enerji oranı, siyah cismin mutlak sıcaklığının dördüncü gücüyle arttığını belirleyen kural. Avusturyalı Sloven fizikçi, matematikçi ve şair Josef Stefan bu ilişkiyi ortaya koymuş, öğrencisi Avusturyalı fizikçi Ludwig Eduard Boltzmann ise ilişkinin kuramsal temelini oluşturmuştur. Bir siyah cismin birim yüzeyinden birim zamanda yayılan toplam enerji; j = T4. Burada j, toplam ışıma şiddeti (W/m2); (sigma), Stefan-Boltzmann sabiti ( 5.67x10-8 W m-2 K-4) ve T ise cismin sıcaklığıdır, birimi K. Formül; siyah cisimler için geçerlidir. Herhangi bir gerçek cisim için formüle bir de yayınım (emissivity) katsayısı () eklenir (j = T4).
stenograf
(Alm steganographie, Fr stéganographie, İng steganography) Bir ileti ya da işareti sayısal bir dosya içinde gizleme tekniği. Bu şekilde, ileti görülmez ve dosyanın işleyişini değiştirmez.
stereo
(Alm stereo, Fr stéréo, İng stereo) Yunanca "katı" veya "üç boyutlu" anlamına gelen stereos kelimesinden türetilmiştir. Kaydedilen veya radyo ile yayımlanan sesleri, ses kaynaklarının mekandaki dağılımına uygun olarak iletme tekniği; stereofoni. Stereo, sesi sol ve sağ olmak üzere iki ayrı kanal üzerinden ileterek daha derinlikli, gerçekçi ve üç boyutlu bir dinleme deneyimi sunan ses teknolojisidir. İnsan kulağının işitme mekanizmasını taklit ederek seslerin yönünü ve konumunu hissettirir; özellikle müzik ve filmlerde sürükleyici bir atmosfer sağlar. Ses, tek bir kaynaktan (mono) değil, birbirinden bağımsız en az (sol-sağ) iki hoparlörden çıkar. Sese derinlik ve hareket hissi katarak dinleyiciye sahnedeymiş gibi gerçeklik hissi verir. Kulaklıklar, müzik setleri, araba ses sistemleri ve televizyonlar gibi birçok cihazda standart olarak bulunur. Mono ses tek kanaldan gelir ve düzdür. Stereo ise sesi ikiye bölerek (sağ/sol) daha geniş bir ses alanı oluşturur.
stereo fotoğraf
(Alm stereo foto, Fr photo stéréo, İng stereo photo) Stereo fotoğraf, insan gözünün derinlik algısını taklit ederek, aynı sahnenin iki farklı açıdan (genellikle insan gözleri arasındaki mesafe kadar farkla) çekilen iki fotoğrafının birleştirilmesiyle elde edilen üç boyutlu (3D) görüntüleme tekniğidir. Bu yöntemle nesnelerin derinliği ve hacmi hissedilir. İki objektifli özel fotoğraf makineleri veya yan yana yerleştirilmiş iki fotoğraf makinesi kullanılarak, sol ve sağ göz için hafifçe farklı perspektiflere sahip iki ayrı görüntü kaydedilir. Bu iki fotoğraf, “stereoskop” adı verilen özel bir alet veya anaglif (kırmızı-mavi) gözlükler aracılığıyla incelendiğinde, beyin bu iki görüntüyü tek bir 3D görüntü olarak algılar. Eğlence amaçlı 3D fotoğrafçılığın yanı sıra, topografik haritalama (stereo fotogrametri), uydu görüntü analizi ve robotik görüş sistemlerinde mesafe hesabı yapmak için yaygın olarak kullanılır. Stereo görüntüler, derinlik algısı sayesinde düz bir fotoğraftan daha gerçekçi bir görsel deneyim sunar. bkz stereo fotoğraf makinesi. bkz stereoskop. bkz stereoskopik çifti.
stereo fotoğraf makinesi
(Alm stereo kamera, Fr stereo kamera, İng stereo camera) Birbirinden çok az farkla görüntü alan, birbirlerine uyumlu iki objektifin yer aldığı fotoğraf makinesi. İki objektifin sağladığı bakış açısı arasındaki uzaklık, yaklaşık olarak, insanın gözleri arasındaki uzaklığa eşittir. bkz stereoskopik fotoğraf. bkz stereoskopik fotoğraf makinesi.
stereoskop
(Alm stereoskop, Fr stéréoscope, İng stereoscope) Stereoskopik çiftlerin incelenmesinde kullanılan, konuyu derinlikli ve kabartma (üç boyutlu) olarak gösteren optik alet.
stereoskopik
(Alm stereoskopisch, Fr stéréoscopique, İng stereoscopic, stereoscopical) Stereoskopla ilgili olan.
stereoskopik bozulma
(Alm stereoskopische verzerrung, Fr distorsion stéréoscopique, İng stereoskopic distortion) Üç boyutlu fotoğraflar görüntülendiğinde, derinlik ve uzaklık görünümünün abartılması. bkz stereskopik yarıçap.
stereoskopik çifti
(Alm stereoskopisches Paar, Fr paire stéréoscopique, İng stereoscopic pair) Stereoskopla incelemek için aynı görünüşün, farklı görüş noktalarından alınmış iki fotoğrafından oluşan bütün.
stereoskopik fotoğraf
(Alm stereoskopische fotografie, Fr photographie stéréoscopique, İng stereoskopic photography) Üç boyutlu bir etkiye benzetmek amacıyla iki farklı bakış noktasından kaydedilen iki görüntü yoluyla elde edilen fotoğraf türü. Bu şekilde, derinliği ve kabartması olan üç boyutlu bir görüntü etkisi oluşur.
stereoskopik fotoğraf makinesi
(Alm stereoskopische kamera, Fr caméra stéréoscopique, İng stereoskopic camera) İki boyutlu bir yüzeyde, birbirine çok yakın farklı noktalardan çekilen bir çift fotoğrafla üç boyutluluk yaratan fotoğrafları çeken özel tasarım fotoğraf makinesi türü; stero fotoğraf makinesi. İnsan gözünde olduğu gibi iki gözün arasındaki uzaklık kadar bir aralıkla konumlandırılmış iki ayrı objektiften gelen aynı konuya ait görüntü(ler) iki ayrı film karesi ya da algılayıcı üzerine düşürülür. Bu iki fotoğrafa dürbüne benzer stereoskop adı verilen özel bir araçla bakılır. bkz stereo fotoğraf. bkz stereo fotoğraf makinesi.
stereoskopik yarıçap
(Alm stereoskopischer radius, Fr rayon stéréoscopique, İng stereoskopic radius) Üç boyutlu etkinin gözlenebildiği en fazla uzaklık. Gözün nesnenin sonsuzda olup olmadığını söyleyemediği uzaklık. Normal bir gözde bu uzaklık 500 mm'dir.
stilize filtresi
(İng stylize) Adobe Photoshop filtrelerinden biri olan stylize (stilize) filtreleri bir görüntünün piksellerinin arasındaki kontrast değerleri artırarak boyanmış resim görüntüsü vermeye yarar (Filter > Stylize).
stitch
(Alm stich, Fr les point de suture, İng stitch) Çekilmiş 3-5 fotoğrafın bir araya getirilip tek bir fotoğraf (görüntü) şekline dönüştürülmesi; dikiş. Bu sayede bir kerede kadraja alınamayan büyük bir alan birçok karede çekilip daha sonra tek görüntü şeklinde sunulabilir. Bu özellik Canon PowerShot dijital fotoğraf makine serilerinde mevcuttur. bkz dikiş.
stok
(Alm stock, Fr stock, İng stock) Henüz fotoğraf makinesinde kullanılmamış, duyar katı ışıktan etkilenmemiş olan film şeridi; stok. Fotoğraf kağıtları için de kullanılır. bkz boş film. / (Alm stammlösung, Fr solution mère, İng stock, stock solution) Fotoğrafçılıkta kullanılmakta olan kimyasal eriyikler genellikle belirli oranlarda sulandırılarak kullanılırlar. Ancak kimilerinin sulandırılmadan kullanılmaları da mümkündür. Fakat bu eriyikler sulandırıldıklarında dayanma süreleri çok kısalır. Bu nedenle sulandırılmadan saklanırlar. Böylece hem dayanma süreleri uzar hem de sulandırılmadan kullanılmaları gerektiğinde bu mümkün olur. bkz derişik eriyik.
stok solüsyon
(Alm stammlösung, Fr solution mère, İng stock solution) Stok eriyik, derişik eriyik. Fotoğrafçılıkta kullanılmakta olan kimyasal eriyikler genellikle belirli oranlarda sulandırılarak kullanılırlar. Ancak kimilerinin sulandırılmadan kullanılmaları da mümkündür. Fakat bu eriyikler sulandırıldıklarında dayanma süreleri çok kısalır. Bu nedenle sulandırılmadan saklanırlar. Böylece hem dayanma süreleri uzar hem de sulandırılmadan kullanılmaları gerektiğinde bu mümkün olur. bkz sulandırılmamış eriyik.
stop
(Alm blende, Fr f-stop, İng f-stop) Diyafram veya enstantane ayarları arasındaki derece farkları; adım, durak. bkz diyafram değeri. bkz f-stop.
stres işaretleri
(Alm spannungs zeichen, Fr marques de stress, İng stress marks) Filmlerde banyo önce baskı ya da kıvrılma sonucu oluşan bozukluk.
stroboskop
(Alm blitz, Fr stroboscope, İng strobe) Güçlü ve kısa süreli ışık üreten elektronik flaş ünitesi; dönüşgözler, stroboskopik lamba. bkz dönüşgözler.
studyum
(Alm studium, Fr studio, İng studium) Bir fotoğraf içerisinde hangi anlamların yer aldığını anlama, anlamlar arasındaki benzerlikleri ve ilişkileri araştırıp onları bakış açımıza göre değerlendirip fotoğrafı anlamlandırma süreci. Fotoğrafın, semiyolojik (göstergebilimsel) bir incelemesini, fotoğraf içerisindeki simge ve semboller ile anlamlar arasında anolojiler (andırmalar) kurmaya dayalı fikir yürütmeyi kapsar. bkz punctum.
su altı flaşı
(Alm unterwasser blitz, Fr flash sous-marin, İng underwater flash) Suyun altında fotoğraf ya da film çekmek için gerekli ışığı veren cihaz.
su altı fotoğrafçılığı
(Alm unterwasser fotografie, Fr photographie sous-marine, İng underwater photography) Su altında fotoğraf çekme mesleği veya işi. Su altı fotoğrafçılığı, tüplü dalış, şnorkel veya yüzeyden yapılan çekimlerle deniz, göl ya da havuz gibi su altı ekosistemlerinin görüntülenmesi sanatıdır. Hem hobi hem de profesyonel bir meslek olarak icra edilen bu tür, özel su geçirmez ekipmanlar ve aydınlatma teknikleri gerektirir. Deniz canlıları, enkazlar ve mağaralar sıkça konu alınır. Fotoğraf makinesi ve video kameralar için su altı muhafazaları (İng housing), su geçirmez kompakt makineler veya aksiyon kameraları kullanılır. Su derinleştikçe renkler kaybolduğu (özellikle kırmızı) için harici flaşlar veya ışık kaynakları (stroboskop) kullanımı renklerin geri kazanılması için şarttır. Suyun kırıcılığı nedeniyle nesneler olduğundan daha yakın görünür. Odaklama genellikle otomatik yapılır ancak makro çekimlerde manuel odaklama teknikleri gerekebilir. Geniş açılı su altı manzaraları, batıklar veya makro (yakın plan) deniz canlısı çekimleri en yaygın fotoğraflama türleridir. Su altı fotoğrafçılığı, deniz ekosistemini belgelemek, bilimsel veri toplamak veya sanatsal içerik üretmek amacıyla hem hobi hem de profesyonel bir uğraş olarak yapılmaktadır. Su altı çekimleri için fotoğrafçının dalgıçlık brövesi alması önerilir. Perde hızı, diyafram değeri ve ISO değerinin dengeli bir şekilde ayarlanması gerekir. Su altı fotoğraflarında genellikle 250'nin üzerinde perde hızı kullanılmaz. Geniş açı çekimlerinde genellikle diyafram değeri 8-16 arasında, makro çekimlerde ise 25'in üzerinde kullanılır. Çekilen fotoğraflarda Bokeh etkisi (odaktaki objenin arka planındaki nesnelerin belirsiz ve bulanık olması) oluşturulmak istendiğinde objektifin özelliğine göre en düşük diyafram değeri kullanılabilir. ISO değerlerinin yüksek olması görüntünün kumlu gibi görünmesine neden olacağı için genellikle en düşük ISO değeri seçilmelidir. Son yıllarda güçlü flaşlar kullanılarak fotoğrafların karanlık çıkması engellenebiliyor. bkz dalgıçlık brövesi.
su banyolu geliştirme
(Alm wasserbadentwicklung, Fr développement du bain-marie, İng water bath development) Negatifi ya da kağıdı geliştiricinin içerisine kısa bir süre daldırdıktan sonra durgun suya koyarak kontrastlarının yumuşatılması ve gölge ayrıntılarının kazandırılması yöntemi.
su lekesi
(Alm wasser fleck, Fr point d'eau, İng water spot) Filmlerin banyo sürecinden sonra yüzeyinde oluşan su izleri.
süblimleşme
(Alm sublimation, Fr sublimation, İng sublimation) Bazı katı maddelerin sıvı hale geçmeden gaz fazına geçmesi; süblimasyon, uçunma. / Katının sıcaklık kullanılarak doğrudan buhar haline geçmesi; süblimasyon, uçunma.
suda yansıma ile gölge farkı
(İng The difference between reflection and shadow in water) Suda yansıma görüntüsü ile gölge arasındaki temel fark, yansımanın ışığın yüzeyden geri dönmesiyle oluşan net ve renkli bir görüntü, gölgenin ise ışığın engellenmesiyle oluşan karanlık bir silüet olmasıdır. Yansıma cismin aynadaki ikizi gibiyken, gölge sadece cismin ışığı kesen şeklidir. Yansıma, ışığın su yüzeyine çarpıp göze geri dönmesiyle (ayna etkisi) oluşur. Gölge ise ışık kaynağının (güneş vb) bir cisim tarafından kesilmesiyle oluşur. Yansıma, su durgunsa cismin renklerini ve detaylarını gösterir; gölge ise sadece siyah veya koyu renkli, detaysız bir karaltıdır. Yansıma su yüzeyindedir ve genellikle cismin altında, ters görünür. Gölge ise ışık kaynağının zıt tarafındaki yüzeyde (genellikle suyun dibinde veya arkasında) oluşur. Gölge ışık kaynağı yer değiştirmediği sürece konumunu korurken, yansıam fotoğrafçının durduğu yer değiştikçe yansıma görüntüsü de onu izler. Yansıma için suyun parlak/durgun bir yüzey olması gerekir. Gölge oluşumu için ise ışığı kesen, opak veya yarı saydam bir nesne yeterlidir. Yansıma, suyun yüzeyindeki "ayna" görüntüsüdür. Gölge ise ışığın suya/nesneye çarpmasıyla arkasında/altında oluşan karanlık bölgedir.
süğret
(halk ağzı, Daday-Kastamonu yöresi) Fotoğraf. bkz suret.
sulandırılmamış eriyik
(Alm stammlösung, Fr solution mère, İng stock solution) Film veya fotoğraf kağıdı banyosunda kullanılmak üzere henüz sulandırılmamış konsantre/yoğun/derişik eriyiğe verilen ad; stok solüsyon. Fotoğrafçılıkta kullanılmakta olan kimyasal eriyikler genellikle belirli oranlarda sulandırılarak kullanılırlar. Ancak kimilerinin sulandırılmadan kullanılmaları da mümkündür. Fakat bu eriyikler sulandırıldıklarında dayanma süreleri çok kısalır. Bu nedenle sulandırılmadan saklanırlar. Böylece hem dayanma süreleri uzar hem de sulandırılmadan kullanılmaları gerektiğinde bu mümkün olur.
sulandırılmış eriyik
(Alm verdünnte lösung, Fr solution diluée, İng dilute solution) Sulandırma yapılmış konsantre (derişik) eriyik; seyreltilmiş eriyik.
sulandırma
(Alm verdünnung, Fr dilution, İng dilution) Bir konsantre (derişik) eriyiği kullanmak amacıyla içine su katma; seyreltme. / Eriyiğin etkisini güçsüzleştirmek amacıyla derişik eriyik içine belli oranda katılan su. Örneğin ½ ifadesi, 1 birim derişik eriyik ve 2 birim su katmayı ifade eder. bkz seyreltme.
sulu boya filtresi
(İng watercolor) Adobe Photoshop artistic (sanatsal) filtrelerinin altında bulunur. Görüntüyü sulu boya tekniği ile resmedilmiş gibi göstererek ayrıntılardan arındırır (Filter > Artistic > Watercolor).
sulu kağıt filtresi
(İng water paper) Adobe Photoshop sketch (çizim) filtresinin altında bulunur ve görüntü ıslak bir kağıt üzerine resmedilmiş ve renkler birbirine geçmiş gibi görünür (Filter > Sketch > Water Paper).
sünger filtresi
(İng sponge) Adobe Photoshop artistic (sanatsal) filtrelerinin altında bulunur ve resme sanki süngerle boyanmış gibi kaba bir hava verir (Filter > Artistic > Sponge).
sunucu
(Alm server, Fr serveur, İng server) Yerel ağ, iç ağ ya da internet gibi bir ağa bağlanarak ağdaki diğer bilgisayarlara belirli bir hizmet sunan bilgisayar ya da aynı bilgisayardaki diğer uygulamalara hizmet sunan yazılım. Ağa girişi denetler, bilgisayarlar arası iletişimi, yerel ağda yazıcı, tarayıcı gibi aygıtların kullanılmasını ve uygulama yazılımı, veri depolama alanı gibi kaynak yazılımları sağlar. / İnternet ya da başka bir ağ üzerinden servis ve veri vb sağlamak için istemci bilgisayardan komut bekleyen yazılım.
süper kıvrık ekran
(Alm superverdrehte anzeige, Fr écran super-torsadé, İng supertwisted display) bkz süper kıvrık nematik.
süper kıvrık nematik
(Alm supertwisted nematic, Fr nématique supertorsadé, İng supertwisted nematic) Nematik kristalleri sıkıştıran iki plaka arasındaki açının 180-170 derece arasında olduğu kıvrımlı nematik fazdaki sıvı kristal görüntü. bkz kıvrık nematik. bkz nematik. bkz nematik faz.
süper kromat
(Alm superchromat, Fr superchromate, İng superchromat) Dört ayrı dalga boyunun ortak bir odağa getirildiği optik tasarım. Apokramatta olduğu gibi üç dalga boyuna ortak bir odakta toplamak yüksek nitelikteki görüntüler için yeterlidir. Dördüncü dalga boyu genellikle morötesi ya da kızılötesi ışınların düzeltilmesi amacıyla kullanılır. Bunlar fotoğrafçılar için çok nitelikli optiklerdir.
surat
(halk ağzı, Çal, Alaattin-Acıpayam, Kösten-Denizli; Şehköy-Aydın; Arapkir-Malatya; Nizip-Gaziantep; Bor-Niğde; Gölhisar-Burdur; Güdül ve köyleri-Ankara yöresi) Fotoğraf. bkz suret.
sürekli mürekkep püskürtme
(Alm kontinuierlicher tintenstrahl, Fr jet d'encre continu, İng continuous ink-jet) Bası sırasında bir şişeden sürekli olarak mürekkep damlaları püskürten yazıcı türü.
sürekli odaklanma
(Alm kontinuierlicher fokus, Fr mise au point continue, İng Continuous Focus), fotoğraf makinesinin deklanşör düğmesine yarım basıldığı sürece hareketli bir konuyu sürekli takip ederek netliği güncel tutan otomatik odaklama modu; AF Servo, AI Servo. Spor, vahşi yaşam ve sokak fotoğrafçılığı gibi konuların sürekli hareket ettiği durumlar için idealdir. Sabit konular için kullanılan "Tek Çekim" (İng One-Shot) modundan farklı olarak odak kilidi yapmaz. Fotoğrafçı çekim yapana kadar makine, konunun hareketine göre odak noktasını anlık olarak günceller. Koşan bir insan, hareket halindeki bir araç veya uçan bir kuş gibi nesnelerde keskin sonuçlar sağlar. Özellikle Canon fotoğraf makinelerinde "AI Servo" olarak adlandırılırken, genel fotoğrafçılık terimlerinde “sürekli AF” (Continuous AF) veya AF-C olarak bilinir. Sürekli netleme sayesinde hareketli objelerin takibinde büyük kolaylık sağlar. AF Servo modu, konunun hızı ne olursa olsun netliğin korunmasına yardımcı olur ve hareketli nesneler için sıkça tavsiye edilir. Bu teknoloji özellikle aksiyon çekimlerinde netleme başarısını önemli ölçüde artırır. bkz AF Servo. bkz sürekli otomatik odaklama.
sürekli otomatik odaklanma
(Alm kontinuierlicher autofokus, Fr mise au point automatique continue, İng continuous autofocus) Deklanşöre yarım basıldığında otomatik odaklamanın sürekli yapılması demektir. Bazı kompakt makinelerde bu ayar seçildiğinde kullanıcı deklanşöre basmasa bile otomatik odaklama sürekli yapılır. Bazı fotoğraf makinelerinde video çekimi sırasında da sürekli otomatik odaklama yapılabilir. Daha çok Nikon Coolpix 900 serisi fotoğraf makinelerinde bu özellik mevcuttur. bkz sürekli odaklanma.
sürekli ton
(Alm zurückhaltender ton, Fr ton contenu, İng containous tone) Siyah beyaz baskılarda gri tonlamasının eksiksiz olması; beyazdan, tüm ara gri tonlarını içerek biçimde siyaha ulaşmasıdır.
suret
(Ar ve halk ağzı, Bulancak-Giresun; Fırnıs-Maraş; Ayaş-Ankara; Sarıoğlan-Kayseri yöresi) Fotoğraf.
sürreal fotoğrafçılık
(Alm surreale fotografie, Fr photographie surréaliste, İng surreal photography) Gerçeküstü fotoğrafçılık. bkz gerçeküstü fotoğrafçılık.
sürrealist fotoğraf
(Alm surrealistische fotografie, Fr photographie surréaliste, İng surrealist photography) Gerçeküstü fotoğraf. bkz gerçeküstü fotoğraf.
sürrealizm
(Alm surrealismus, Fr surréalisme, İng surrealism) 20. yüzyılın ikinci çeyreği ile başlayan ve Sigmund Freud'ün görüşleri ve çalışmaları etrafında şekillenen psikoanalitikten ilham alan sürrealizm; bilinçdışı zihni keşfetme ve bunu fotoğraf aracılığıyla görselleştirme arzusu güden fotoğrafçılar tarafından ortaya çıkarılmıştır. Sürrealist fotoğrafçılık sanat karşıtı bir “sanat akımı” olarak kabul edilir. Uygulayıcıları, insan aklının hayatın gizemlerini açıklayamayacağına savunmuşlardır. Bu yüzden gerçekte var olamayacak şeylerin görüntülerini yaratmaya odaklandılar. Birinci Dünya Savaşı sonrası toplumu hayata döndürmek ve bilinçdışı düşünceyi özgürleştirmek gibi konuları benimsemişlerdir. bkz gerçeküstücülük.
sürücü
(Alm treiber, Fr conducteur, İng driver) Bilgisayara bağlı olarak kullanılan aygıtların ve işletim sistemlerinin iletişimini sağlayan yazılım. Bilgisayara bağlı olarak kullanılan tarayıcı, yazıcı, çıkarılabilir ortam sürücüleri gibi yan birimleri kontrol etmek ve yönetmek için kullanılır.
sürükle bırak
(Alm per drag & drop, Fr glisser-déposer, İng drag-and-drop) Bir dosya ya da nesneyi işaretleyerek bir başka dosya ya da nesne içine koymak için hazırlanmış bilgisayar yazılımı. Bu işlem bir fare hareketiyle sürüklenerek istenilen yere bırakılır. Bu yazılımda sürükleme işlemi sırasında fare düğmesi basılı tutulur ve bırakma için fare düğmesi serbest bırakılır.
süspansiyon
(Alm suspension, Fr suspension, İng suspension) Küçük parçacıkların bir sıvı içinde homojen (bağdaşık, mütecanis, tektürel) olarak dağılmasıyla oluşan sistem.
susuz ofset
(Alm wasserloser offsetdruck, Fr compensation sans eau, İng waterless offset) Mürekkebin kıvamını kontrol etmek için suyun kullanılmadığı ofset baskı türü. Geleneksel ofset baskıdaki su (nemlendirme çözeltisi) kullanımını ortadan kaldıran, silikon kaplı özel kalıplar ve mürekkeplerle çalışan çevre dostu bir baskı tekniğidir. Su yerine mürekkebi iten silikon tabakası sayesinde daha yüksek mürekkep yoğunluğu, daha net görüntüler ve daha geniş renk yelpazesi sunar. Daha yüksek nokta kazancı kontrolü ve kontrast sağlar; özellikle yüksek kaliteli ambalaj ve sanat kitapları baskısında tercih edilir.
süt gibi
(Alm milchig, Fr laiteux, İng milky) Bir nesne ya da maddedeki bulutlu, bulanık görünüm. Filmler, sabitleme banyosundan tam etkilenmediğinde, film yüzeyinde ortaya çıkar.
sütunlar
(İng columns) Bir metin alanında yer alan yazı sütunları (Adobe Illustrator > Type > rea Type Options > Columns).
SVG / svg
(Alm skalierbare vektorgrafiken, Fr graphiques vectoriels évolutifs, İng Scalable Vector Graphics - SVG) Vektörel görüntülerin ağ sunucularında etkin bir biçimde görüntülenebilmesine olanak veren bir format. Sunucuların destek vermemesi nedeniyle az kullanılmaktadır.
SVGA
(İng Super Video Graphics Array - SVGA) Fotoğraf makinesi, video kamera ve ekran teknolojisinde 800 piksel x 600 piksel çözünürlüğü ifade eder. bkz VGA.
SWF / swf
(Alm kleines webformat, Fr petit format web, İng Small Web Format - Shockwave Flash - SWF) Adobe Flash tarafından geliştirilen, görseller, vektör tabanlı animasyonlar, oyunlar ve etkileşimli web içerikleri için kullanılan bir dosya formatıdır. Tarayıcı tabanlı içeriklerde yaygın olan bu dosyalar, düşük bant genişliğinde bile yüksek performans göstermek üzere tasarlanmıştır. Flash Plug-In'in yaygın olarak kullanılması nedeniyle çoğu sunucularda kullanılabiliyor. Adobe, Flash Player desteğini 2020 sonunda sonlandırdığı için güncel tarayıcılar bu dosyaları doğrudan oynatmaz. VLC Media Player veya özel SWF oynatıcılarca oynatılır.
SWM
(Alm leiser wellenmotor, Fr moteur ondulatoire silencieux, İng Silent Wave Motor - SWM) Nikon objektiflerde, yüksek hızda odaklama ve süper sessizlikte çalışmasını sağlayan sistem; sessiz dalga motoru.
SWOP
(Alm standard-rollenoffset druck, Fr presse offset rotative standard, İng Standard Web Off-set Press - SWOP) Baskı sanyisinde, CMYK mürekkeplerinin renk dizisini belirlemek için kullanılan mürekkep takımı; standart web off-set baskı. bkz CMYK. bkz renk gamı.
Syguest sürücü
(Alm Syguest-laufwerk, Fr lecteur Syguest, İng Syguest drive) Çok eski taşınabilir araçların adı.