Ansiklopedik Sözlük

I

← Tüm harfler
I
Parlaklık ve ışınım yoğunluğunun (ışık kaynağının şiddetinin) kısaltması.
I profil
(Alm Ich strahle, Fr je rayonne, İng I beam) Monitörde büyük “I” şeklinde görülen, kaldırılabilir işaret ya da imleç. Bilgisayar kullanıcısına düzenleme noktasının konumunu göstermek için kullanılır.
(Alm innere, Fr intérieur, İng interior) Kapalı alanlarda yapılan fotoğraf çekimi.
iç eğri
(Alm innen kurve, Fr courbe intérieure, İng inside curve) bkz yüzeye dolgu.
iç ışık
(Alm inneres licht, innenbeleuchtung, Fr lumière intérieure, éclairage intérieur, İng inner light, interior light) Fotoğrafçılıkta; fotoğraf kağıdına negatif görüntüyü pozlayan, agrandisör aygıtının ışığı. / Video görüntüsünün monitörde oluşmasını sağlayan, ekrandaki piksellerden (ışıklı elektronik noktacıklardan) oluşan ışık.
içbükey
(Alm konkav, Fr concave, İng concave) İçinde sıvıyı tutabilecek çekildeki çukur yüzey. Yüzeyi düzgün ve pürüzsüz yuvarlak bir çukur biçiminde olan cam, mercek, küresel ayna vb; obruk, mukaar, konkav.
içbükey mercek
(Alm konkave linse, zerstreuungs linse, Fr lentille concave, lentille divergente, İng concave lens, diverging lens) Paralel ışın demeti olarak yüzeyine ulaşan ışık ışınlarınının yayılmasına (ıraksamasına) neden olan mercek türü; ıraksak mercek, ıraksal mercek, negatif mercek. Bu merceklerin iki yüzü de içbükey; bir yüzü içbükey, diğer yüzü dışbükey veya bir yüzü düz diğer yüzü içbükey ya da bir yüzü içbükey diğer yüzü düz olabilir.
içbükey optik ağ
(Alm konkaves gitter, Fr grille concave, İng concave grating) Çukur bir yansıtıcı yüzey üzerine aynı anda odaklanan ve dağılan ışıklaçizilen ışık ağı.
içbükey yüzeyli
(Alm plano konkav, Fr plan concave, İng plano concave) Bir yüzeyi düz , öbür yüzeyi içbükey olan optik öge.
içbükey-dışbükey mercek
(Alm konkav-konvexe linse, Fr lentille concave-convexe, İng concave-convex lens) Bir yüzeyi içbükey öbür yüzeyi dışbükey olan mercek türü; ayça, menisk ya da menisküs. bkz ayça. bkz menisk. bkz menisküs.
ICC
(Alm Internationales Farb Konsortium, Fr Consortium International de la Couleur, İng International Color Consortium - ICC) Görüntüleme ve baskı ortamlarında kullanılan “Uluslararası Renk Konsorsiyumu” profili. www.color.org/ / (Alm Internationale Farb Kontrolle, Fr Contrôle International des Couleurs, İng International Color Control - ICC) Matbaacılıkta, “Uluslararası Renk Standartlarına Uygunluk” anlamında kısaltma. bkz ICC profili.
ICC profili
(Alm profil des international color consortium, Fr profil du consortium international des couleurs, İng International Color Consortium profile) Uluslararası Renk Konsorsiyumu profili. Sayısal görüntüleme cihazlarının (tarayıcılar, sayısal makineler, monitörler ve yazıcılar) renk özelliklerini belirlemek için evrensel olarak tanınan –görüntünün çekim noktasından çıkış aşamasına kadar doğru renk tutarlılığını korumak amaçlı– bir renk yönetimi standardı.
ICM
(Alm absichtliche kamera bewegung, Fr mouvement intentionnel de la caméra, İng Intentional Camera Movement - ICM) bkz kasıtlı fotoğraf makinesi hareketi.
ICP
(Alm Internet-Computer Protokoll, Fr Protocole Informatique Internet, İng Internet Computer Protocol - ICP) Dfinity Vakfı tarafından geliştirilen, internetin temel yapısını merkeziyetsiz bir blok zinciri altyapısı üzerine taşıma hedefiyle oluşturulmuş yenilikçi bir web3 projesi. Bu proje, yalnızca kripto işlemlerine değil, aynı zamanda merkeziyetsiz uygulama (DApp) ve web hizmetleri geliştirme imkanı sunar. / (Alm Internationales Zentrum für Fotografie, Fr Centre International de Photographie, İng International Center of Photography - ICP) (ICP); 1974'te Cornell Capa tarafından New York'ta kurulmuş bir fotoğraf müzesi ve okulu; Uluslararası Fotoğrafçılık Merkezi. ICP'nin fotoğraf koleksiyonu, okuma salonu ve arşivleri New Jersey, Jersey City'deki Mana Contemporary'de bulunmaktadır. ICP, 1985'te "alanda seçkin kariyere sahip bireyleri onurlandırmak ve geleceğin önde gelecek isimlerini belirleyerek fotoğrafçılıktaki olağanüstü başarılara kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla başlatılan Infinity Ödülleri'ne ev sahipliği yapmaktadır. www.icp.org/
içten kestirim
(Alm interpolation, Fr interpolation, İng interpolation) Bir serideki eksik verilerin hesaplanabilmesi için geliştirilen bir matematiksel yöntem. Kısaca verilen değerler arasındaki bir “Ara değeri bulma” bir başka deyişle ara boşluklara piksel ekleyerek sayısal görselin boyutunu artırma işlemidir; “enterpolasyon”. Fotoğraf sektöründe yazılım aracılığıyla bir resim çözünürlüğünün matematiksel algoritma ile daha büyük hale dönüştürülmesi anlamına gelir. Örneğin 10 Mp'lik bir fotoğraf dosyasının 16 Mp'e çıkarılması bir içten kestirimdir. Bazı kompakt makineler bu yöntemi kullanarak aslında daha düşük piksel sayısı olan algılayıcılarını daha yüksek piksel sayısına sahipmiş gibi gösterir. Gene bazı makinelerdeki “digital zoom” (sayısal zum) denen özellik de enterpolasyon ile yapılır. Sonuçta elde edilen görüntüdeki piksel sayısı daha çok olsa da kalite anlamında bir kazanım olmaz, hatta kalite düşebilir.
içten kestirimli çözünürlük
(Alm interpolierte auflösung, Fr résolution interpolée, İng interpolated resolution) Optik çözünürlüğün gerek fotoğraf makinesi içerisinde kullanılan bir yazılım ile gerekse de bilgisayar ortamında kullanılan bir grafik, fotoğraf işleme programı ile arttırılması ile oluşan çözünürlüğe denir. Bu büyütme işlemi yapay bir büyütme olduğundan resmin belli ölçülerde bozulması söz konusu olabilir.
içten tam yansıma
(Alm totale innere reflexion, Fr réflexion interne totale, İng total internal reflection) Işığın kırıcılık indisi yüksek bir ortamdan daha düşük bir ortama geçerken, yüzeye belirli bir "kritik açıdan" daha büyük bir açıyla çarpması sonucu diğer ortama geçemeden geldiği ortama %100 yansıması olayı; toplam iç yansıma. Işık hiçbir enerji veya parlaklık kaybı yaşamaz. Gerçekleşmesi için gereken iki temel koşul vardır. Işık, cam veya su gibi çok yoğun bir ortamdan, hava gibi daha az yoğun bir ortama geçmelidir. Işığın yüzeye gelme açısı, kritik açıdan büyük olmalıdır. Az yoğun bir ortamdan çok yoğun bir ortamı (n1 > n2) ayıran düzlem kıranyüze gelen ışınlar için çok yoğun ortamda daima bir kırılan ışın söz konusudur. Gelme açısı 0 < ≤ 90° arasında değerler alabilir. Kırılan ışın için kırılma açısının =90° olması durumunda ışın düzlem yüzeyi tam yalayarak (teğet olarak) çıkar. Bu kırılma açısına karşılık gelen gelme açısından daha büyük açılarda gelen ışın ikinci ortama geçemeyecek, sınır yüzeyde tam olarak gelme ortamına geri yansıyacaktır. Bu olaya “içten tam yansıma” (İng total internal reflection/toplam iç yansıma) denir. Kırılan ışının yüzeye teğet olarak çıkmasına ( kırılma açısının 90°'lik değerine) karşılık gelen gelme açısına “sınır açısı” (kritik açı) denir ve s olarak gösterilir; içten tam yansıma sınır açısı. Bu sınır açısı su-hava düzlem kıran yüzeyi için s(sh)=48.59°, cam-su için s(cs)=62.73° ve cam-hava için s(ch)=41.81°'dir. İçten tam yansımanın günlük yaşamda örnekleri çoktur. Fiber optik kablolar; internet ve veri iletiminde ışığın kablo içerisinde kırılmadan, kilometrelerce uzağa kayıpsız bir şekilde taşınmasını sağlar. Serap olayları; sıcak yaz günlerinde asfaltta su birikintisi varmış gibi görünmesi, farklı sıcaklıktaki hava katmanları arasında ışığın tam iç yansımaya uğramasıdır. Kuyumculukta pırlanta ve elmasların o göz kamaştırıcı parıltısı, taşın içine giren ışığın özel kesim açıları sayesinde sürekli içten tam yansıma yapması ile oluşur. bkz kritik açı. bkz sınır açısı.. bkz Snell yasası. bkz toplam iç yansıma.
ideal dağınık yansıma yüzeyi
(Alm ideale diffuse Reflexionsfläche, Fr surface de réflexion diffuse idéale, İng ideal diffuse reflection surface) İdeal dağınık yansıma yüzeyi, üzerine düşen ışığı her yöne eşit şiddette ve oranda yansıtan, Lambert (Lambertian) yüzeyi olarak bilinir. Bu tür yüzeylerde yansıyan ışığın parlaklığı, gözlemcinin baktığı açıdan bağımsız olarak her yönde aynı kalır. Yüzeye hangi açıdan bakılırsa bakılsın, yansıyan ışık miktarı (parlaklık) tüm yönlerde aynıdır. Işık ışınları her yöne saçıldığı için yüzeyde net bir ayna görüntüsü oluşmaz. Işık odaklanmadığı için yüzey parlak değil, pürüzlü ve mat görünür. Günlük yaşamda kullanılan mat beyaz kağıt, beyaz duvarlar, kumaşlar (örneğin halı veya perde), işlenmemiş ahşap yüzeyler çevremizdeki nesnelerin net bir yansıma olmadan, doğal ve her açıdan eşit şekilde aydınlanmış olarak görünmesini sağlar. bkz düzgün yansıma. bkz Lambert yüzeyi. bkz yansıma.
IEEE
(Alm Institut für Elektrotechnik und Elektronik, Fr Institut des Ingénieurs Électriciens et Électroniciens, İng Institute of Electrical and Electronic Engineers - IEEE) Bilgisayar, elektronik vb konularda forum oluşturan, belli standartları koyan, 1884'te kurulmuş bir ABD kuruluşu; Elektrik ve Elektronik Mühendisleri Enstitüsü.
IEEE 1284
(İng Institute of Electrical and Electronic Engineers - IEEE 1284) Yüksek hızlı yeni bir bağlantı kapısını ifade eder. Daha çok kart okuyucular ve yazıcıların bilgisayara bağlantılarında kullanılır.
IEEE 1394
(İng Institute of Electrical and Electronic Engineers - IEEE 1394) Daha çok yeni versiyon bilgisayarlarda özellikle Macintosh'larda var olan, elektronik araçlara çevr ayfıtları bağlamada kullanılan, bağlama standardı, bir nevi bağlantı kapısıdır. FireWire olarak da adlandırılan bu bağlantı, resim, fotoğraf ve video gibi çok yer kaplayan büyük dosyaların bilgisayar ortamına seri, paralel ve USB bağlantı kapılarına göre (2 Gbps'ye kadar) çok daha hızlı bir şekilde aktarılmasını sağlar. Sony fotoğraf makinelerindeki adı i-Link'tir.
IEEE 802
(İng Institute of Electrical and Electronic Engineers – IEEE 802) Institute of Engineers and Everyone Else - IEEE standartlarından biri. Bilgisayar ağlarının yönetim protokolünü, veri yapılarını, yapılanmasını vb düzenleyen standart.
IF
(İng Internal Focus) Nikon objektiflerde, bu terim, netleme yaparken objektifin boyu değişmeyen ve öndeki elemanların dönmemesi anlamına gelir. Netleme esnasında hareket eden tüm elemanlar objektif içindeki hareketini oluştururlar. Nikon objektiflerde, odaklama işleminin objektifin içinde yapılmasını sağlayan sistemdir; dahili odaklama. IF objektiflerde odaklama işlemi yapılırken objektifin gövdesinde hareket eden elemanlar bulunmaz.
iğne deliği
(Alm lochblende, Fr sténopé, İng pinhole) Bir iğne ucuyla yapılabilecek kadar küçük, dairesel bir delik. / Karanlık kutunun ön yüzüne objektif yerine geçmek üzere açılan 0.25-1 mm çapındaki bir iğne deliğinden geçen ışınların kutunun arka yüzünde duyar kat (film ya da algılayıcı) üzerinde görüntü oluşturmasına dayanan yöntem.
iğne deliği fotoğraf makinesi
(Alm lochkamera, Fr sténopé, İng pinhole camera) Bir yanında küçük bir delik olan ışık geçirmez bir kutu biçimindeki objektifsiz, ilkel fotoğraf makinesi; pinhole fotoğraf makinesi. Dört tarafı kapalı, içine ışık sızdırmayan, objektif yerine iğne deliği olan fotoğraf makinesi. Küçük delikten giren ışık, deliğin tam karşısındaki duvarda ters bir görüntü oluşturur. Görüntünün oluştuğu yere duyarlı malzeme konularak fotoğraf çekilir. Küçük iğne deliği objektif yerine geçer. Bu fotoğraf makinelerinde objektif vb bir yönlendirici (kolimatör) olmadığı için geniş açılı görüntü elde edilir. Her türlü biçim bozumu ve optik sapma ortaya çıkar. Netleme gerektirmez, görüntü eğilir ve kromatik sapma (renkser sapınç) oluşur. Kullanılacak deliğin çok temiz bir şekilde oyulması ve deliğin kenarlarının düz, pürüzsüz olması gerekir.
iğne deliği gözyeri
(Alm lochokular, Fr oculaire à sténopé, İng pinhole eyepiece) Göz merceği olarak bir iğne deliğinin kullanıldığı bakaç türü. Mikroskopları ayarlarken kullanılır.
ihracat
(Alm export, Fr exporter, İng export) Bir dosyayı özel bir mini uygulama veya eklenti aracılığıyla göndermek ve böylece onu yazdırmak veya sıkıştırmak için gönderme süreci. Bu terim aynı zamanda verilerin özel bir dosya formatı, örneğin JPEG veya GIF'e kaydedilmesi eylemini tanımlamak için de kullanılır.
iki banyolu geliştirme
(Alm entwicklung von zwei badezimmern, Fr aménagement de deux salles de bains, İng two bathroom development) Negatifl(Alm zwei dimensional, Fr deux dimensions, İng two dimension) erin ya da baskıların önce geliştiricide banyo edilmesi ve ardından alkali içeren bir banyodan geçirilmesi işlemidir. Alkali banyo yerine sadece su banyosu da kullanılabilir. Sonuçta; çok ışıklı ve gölge yerlerde, normal ayrıntılı kontrast görüntüler elde edilebilir. Fakat çok yoğun alanlarda duyar kat tarafından sonraya bırakılmış geliştirici eriyik, az yoğun alanlarda geliştirici etkisine devam ederken bayat olduğunda, bütün yoğunluk dağılımı indirgenir.
iki boyut
Bir nesnenin eni ve boyu yönündeki uzantısı. “En” ve “boy”u ifade eder.
iki boyutlu
(Alm zwei dimensional, Fr bi dimensionnel, İng two dimensional) Eni ve boyu, iki boyutu olan nesne. Sanatın ortamında; yüzey üzerinde gerçekleştirilen resim, fotoğraf vb iki boyutludur. Fotoğraf karesinin eni “X” (X ekseni), boyu “Y” (Y ekseni) olarak gösterilir. Bu eksenler sabittir ve değişmez.
iki boyutlu kopya
(Alm flache kopie, Fr copie à plat, İng flat copy) Fotoğraf, resim, baskı resim, dergilerden sayfalar vb iki boyutlu nesnelerin fotoğrafları.
iki renkli
(Alm dichroitisch, Fr dichroïque, İng dichroic) Bazı maddelerin iki ayrı renge bürünme özelliği; dikroik. Bazı dalga boyu ışıkları geçirme, bazılarını da yansıtması nedeniyle farklı renkte görülür. / (Alm duoton, Fr bichromie, İng duotone) İki rengin bir arada kullanılması ile oluşan renk modu. Siyah ve beyaz ile sınırlı kalmadan, tercih edilebilecek herhangi iki renk ile görüntüyü elde etmek için kullanılır. Monotone (monoton) tek renk ile, tritone üç renk ile, quadtone ise dört renk ile görüntü elde etmek için kullanılır (Adobe Photoshop > Image > Mode > Duotone).
iki renklilik
(Alm dichroismus, Fr dichroïsme, İng dichroism) Bazı maddelerde görülen, iki ayrı gözlem doğrultusuna göre iki ayrı renge bürünme özelliği; dikroizm.
ikil
(Alm bisschen, Fr peu, İng bit) “bit”. bkz bit.
ikileşlemli
(Alm bitmap, Fr bitmap, İng bit-mapped) Bilgisayar ekranındaki görüntünün, bellekteki veri bitlerinin doğrudan karşılığı olan renkli noktalarla tanımlama işi; ikieşlemli. Görüntü, her bir ögenin bit değeriyle tanımlanır. TIFF, BMP, JPEG, PNE, GIF gibi yaygın olarak kullanılan dosyalar bu format dosyalarıdır. / Siyah beyaz ya da 0-1 gibi değerlerle tanımlanan görüntü, bit derinliği 1'dir. bkz biteşlemli.
ikili görüntü
(Alm binäres bild, Fr image binaire, İng binary image) Sadece iki parlaklık düzeyi sergileyen görüntü. Örneğin siyah çizgi resimde olduğu gibi siyah ya da beyaz. / Sayısal görüntü dosyasında iki parlaklık değeri olan görüntü. Örneğin bit derinliği 1 olan bir görüntü.
ikili kırılım
(Alm doppelbrechung, Fr biréfringence, İng birefringence) Işık geçiren ortamlara özgü bir özellik; çift kırılım. Örneğin kalsit ya da kuvars maddeleri gibi ortamlarda, ışık kırılım indeksi (kırılma indisi) iletilen ışığın polarizasyon açısına göre değişir.
ikili optik
(Alm binäre optik, Fr optique binaire, İng binary optics) Işığın kırınım etkisiyle görüntü oluşturan optik öge. Işığın kırılması ve yansımasına göre çalışan geleneksel merceklerin aksine ışığın kırınım etkisini uygular. Mikroişleme, litografi ya da vakum yoluyla üretilir.
ikilmercek
(Alm wams, Fr pourpoint, İng doublet) İki optik ögenin birleşmesinden meydana gelen mercek tasarımı.
ikinci banyo
(Alm fixierung, Fr fixation, İng fixation) “Saptama banyosu”/”sabitleme banyosu” yerine yaygın ve yanlış olarak kullanılan bir terimdir. Aslında kimyasal işlem olarak üçüncü sırada yer almakla birlikte, kendisinden önceki aşamaya “ara banyo” denildiğinden kimilerince “ikinci banyo” olarak adlandırılmaktadır. bkz sabitleme banyosu.
ikinci kuşak kopya
(Alm Kopie der zweiten Generation, Fr copie de deuxième génération, İng second-generation copy) Özgün görüntü ya da kaydın birinci örneğinden yapılan örnek; kopyanın kopyası. Özgün bir çalışmanın ilk kopyası birinci kuşak, bundan yapılan kopya birinci kuşağın hatalarını taşır ve hatta artırabilir. Bu durum analog kopyalarda geçerlidir. Sayısal kopyalar, genel olarak kalite yönünden kuşakla ilgili bozulma oluşturmaz.
ikincil gökkuşağı
(Alm sekundär bogen, Fr arc secondaire, İng secondary bow) İçteki ilk (birincil) gökkuşağının ardından gelen yay biçiminde, dıştaki yedi renkli görüntü; sekonder gökkuşağı. İçteki birincil kuşak daha parlaktır ve renk sıralaması dıştan içe doğru kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, laciver, mor sırasında; dıştaki ikincil kuşağın ise içi kırmızı, dışı mordur. bkz gökkuşağı.
ikincil piller
(Alm sekundär batterien, Fr piles secondaires, İng secondary batteries) Piller ve bataryalar; voltaj (gerilim), akım, iç yapısı, kapasitesi, şarj olma özelliği, boyutu ve fiyatlarına göre birincil (tek kullanımlık) ve ikincil (çok kullanımlık, yeniden şarj edilebilir) olarak iki ana tipte tasarlanıp üretilir. İkincil pil ve bataryalar nikel kadmiyum, nikel hidrit, kurşun asidi gibi maddelerden oluşur. Gerilimi düştüğünde yeniden şarj edilebilen bu ikincil pil veya bataryalar, elektrik depolayan bir tür aküdür. bkz birincil piller. bkz tek kullanımlık piller.
ikincil renkler
(Alm sekundärfarbe, Fr couleur secondaire, İng secondary color) İki birincil rengin toplamsal karışımından doğan renk algısı. İkincil renkler; siyan, macenta ve sarıdır.
ikincil sapmalar
(Alm sekundäre aberrationen, Fr aberrations secondaires, İng secondary aberrations) Beşincil sapmalar. bkz beşincil sapmalar.
ikincil tayf
(Alm sekundär spektrum, Fr spectre secondaire, İng secondary spectrum) Bir akromatik (renksemez) mercekteki kromatik sapmalar.
ikon
(Alm symbol, Fr icône, İng icon) Bir görüntü, resim, sunum veya benzeri için temsilen kullanılan, onu temsil eden işaret veya semboller.
iktibas
(Ar iktibas, Alm zitat, Fr citation, İng quotation) Edebiyatta bir yazarın ya da şairin eserinden ya da yazardan alınan söz, düşünce, ifade ya da metin parçasının başka bir eserde kullanılması; ödünç alma, alıntı ya da ödünç alınan şey. Etik olarak alıntının “tırnak” içinde verilmesi; kaynakça ya da dipnotta alınan eser, yazar adı, soyadı vb bilgilere yer verilmesi gerekir. Aksi durumda iktibas intihal durumuna düşer. Hukuksal bakımdan telif hakları bağlamında sorumluluk doğurur. bkz aşırma. bkz alıntı. bkz gizli alıntı. bkz intihal.
iletim hologramı
(Alm transmissions hologramm, Fr hologramme de transmission, İng transmission hologram) Yeniden oluşturulan görüntünün, hologramın kendisiyle görüntülendiği hologram türü.
ilk ana nokta
(Alm erster hauptpunkt, Fr premier point principal, İng first principal point) Nesne alanına en yakın merceğin birinci düğüm noktası. bkz düğüm noktaları.
ilk nesil kopya
(Alm kopie der ersten generation, Fr copie de première génération, İng first-generation copy) Fotoğraf, resim vb özgün eserlerden doğrudan alınan analog örnek. Bu şekilde yapılan her kopya birinci nesil kopyadır.
illüstrasyon
(Alm illustration, Fr illustration, İng illustration) Başlık, slogan ya da metin gibi sözel ögeleri görsel olarak betimleyen ya da yorumlayan bütün ögeler; resimleme. İllüstrasyonların hazırlanmasında geleneksel çizim ve boyama malzemelerinin yanı sıra fotoğraf, kolaj ve bilgisayar tekniklerinden de yararlanılır.
ilmi menazır
(eTr ilm-i menazır, esk) bkz optik bilimi.
ilmi merayayi muhrika
(eTr ilm-i meraya-yi muhrika, esk) bkz mercekbilim.
imaj
(Alm bild, Fr image, İng image) İmge. bkz imge.
imaj rezolüsyonu
(Alm bild auflösung, Fr résolution d'image, İng image resolution) bkz görüntü çözünürlüğü.
imaj sensörü
(Alm bild sensor, Fr capteur d'images, İng image sensor) bkz görüntü algılayıcısı.
imaj stabilizasyon
(Alm bild stabilisierung, Fr stabilisation d'image, İng image stabilization) bkz görüntü sabitleme. bkz titreşim azaltma.
imge
(Alm bild, Fr image, İng image) Duyularla algılanan, bir uyaran söz konusu olmaksızın bilinçte beliren nesne ve olaylar. Olay, kişi ya da nesnelerin zihinde beliren görüntüleri. Daha önce algılanan nesne ve olayların zihinde yeniden canlandırılması, algıların zihindeki izleri.
imitasyon
(Alm nachahmung, Fr imitation, İng imitation) bkz taklit.
imleç
(Alm cursor, Fr curseur, İng cursor) Bilgisayar arabirimi ve multimedya sistemlerinde fare gibi gösterge aygıtlarının ekrandaki konumlarını gösteren simge.
inç başına nokta
(Alm punkte pro zoll, Fr points par pouce, İng dots per inch) Sayısal görüntüleme sistemlerinde, 1 inç (1 inch=2.54 cm) uzunluk içinde yer alan nokta sayısı. Sayısal sistemlerde çözünürlük olarak bilinir ve çözünürlük ölçüsü olarak da kullanılır. İnç başına düşen nokta asayısı çözünürlük yükselir.
ince
(Alm bußgeld, Fr bien, İng fine) Film duyar katında, gren taneciklerinin çok ince yapısı. / Siyah beyaz fotoğraf filmlerinde, çok ince gren sağlayan geliştirici. / Püeüzsüz akıcı bir dokuya sahip netleme camı, kağıt vb yüzeyler. / (Alm dünn, Fr mince, İng thin) Filmlerde birkaç atom kalınlığında olan çok ince bir tabakaya depo edilmiş materyal katmanı.
ince ayar
(Alm optimieren, Fr peaufiner, İng tweak) Üretimdeki çıktının niteliğini artırmak amacıyla yapılan küçük değişiklik ve ayarlama. Örneğin görüntünün kontrastlığıyla ilgili ince ayar, görüntüde önemli değişikliğe neden olur ve görüntünün niteliğini artırabilir.
ince bez
(Alm gelege, Fr canevas, İng scrim) Işık kaynağının ışığını az bir şekilde dağıtan saydam ya da yarı saydam kumaş parçası.
ince gren
(Alm feine körnung, Fr grain fin, İng fine grain) Emülsiyonun ayırma gücünü milimetrede 120 çizgi gibi yüksek bir sayıya çıkaracak kadar küçük boyutlu tanecik. Duyar katı oluşturan gümüş tuzu katmanının çok küçük zerreciklerden oluşmasıdır. Zerreciklerin küçüklüğü filmin ışığa karşı duyarlığını azaltırken film kontrastını artırır.
ince gren geliştirici banyoları
(Alm fein körnige entwickler, Fr révélateurs de grains fins, İng fine grain developers) Filmlerin geliştirilmesi işlemi sırasında zerreciklerin birleşme eğilimlerini kıran bir özelliğe sahip geliştirici banyo türü.
ince kenarlı mercek
(Alm konvexe linse, Fr lentille convexe, İng convex lens) Kenarları ortasından ince olan, optik eksene paralel gelen paralel ışık ışınlarını birbirine yaklaştırarak kıran, yakınsatan mercek; yakınsak mercek, pozitif mercek. İki yüzü de dış bükey veya bir yüzü düz, diğer yüzü dış bükey olabilir. bkz yakınsak mercek.
ince tanecikli
(Alm fein körnig, Fr grain fin, İng fine grained) Emülsiyonundaki tanecikleri çok ince yapıda olan. bkz ince gren.
indeks baskı
(Alm indexdruck, Fr impression d'index, İng index printing) Yeni sistem fotoğraf baskı makinelerinde bulunan ve filmle birlikte verilen ve filmdeki tüm fotoğrafların sıralı olarak pul büyüklüğünde basılı olduğu karta verilen ad; pul baskı.
indeksli renk modu
(İng indexed color mode) Bir görüntünün toplam en fazla 256 renkten oluştuğu renk modu. Renkli bir görüntü indeksli renk moduna dönüştürüldüğünde renkler 256 renk paletinden en yakın olanına dönüştürülür ve böylece bir renk sınırlaması yapılmış olur. Renk kalitesi çok fazla bozulmadan dosya boyutu düşürüldüğünden multimedya ve internette kullanım için elverişli bir renk modu (Adobe Photoshop > Image > Mode > Indexed Color).
indikatör
(Alm indikator, Fr indicateur), İng indicator) Fotoğraf filmi veya baskı kartının banyo sürecinin kimyasal koşullarına göre renk değişimi gibi fiziksel görünümü değişen madde.
indikatör durdurma banyosu
(Alm indikatorenstop-bad , Fr indicateursarrêt du bain, İng indicatorstop bath) bkz durdurma banyosu.
indirgen
(Alm reduzierer, Fr réducteur, İng reducer) Fotoğrafçılıkta, görüntünün yoğunluğunu azaltmak amacıyla kullanılan banyolar. Örneğin Farmer indirgen banyosuyla gümüş ağartılarak görüntünü yoğunluğu azaltılır. / Matbaa baskı işleminde, kullanılan mürekkep katkı maddesi. Yapışkanlığı azaltarak daha kolay bir şekilde işlem yapmak amacıyla kullanılır.
indirmek
(Alm herunterladen, Fr télécharger, İng download) Uzaktaki bir sunucudan bir bilgisayara dosya ya da veri kopyalama işlemi. İnternetten güncellemeler ve paylaşım dosyalarının aktarımı için kullanılır.
infrared
(Alm infrarot, Fr infrarouge, İng infrared) bkz kızılötesi. bkz kızılötesi ışınlar.
infrared emülsiyon
(Alm infrarot-emulsion, Fr émulsion infrarouge, İng infrared emulsion) bkz kızılötesi emülsiyon.
infrared ışın
(Alm infrarot strahl, Fr rayon infrarouge, İng infrared ray) bkz kızılötesi ışın.
inkjet yazıcı
(Alm tintenstrahl drucker, Fr imprimante à jet d'encre, İng inkjet printer) Mürekkep püskürtmeli yazıcı. bkz püskürtmeli yazıcı.
intensifikasyon
(Alm intensivierung, Fr intensification, İng intensification) bkz yoğunlaştırma.
interferometre
(Alm interferometer, Fr interféromètre, İng interferometer) Aynı kaynaktan yayılan iki veya daha fazla dalga silsilesinin girişimini ölçmeye ya da girişim üretmeye yarayan düzenek; enterferometre, girişimölçer. Kaynakların açısal genişliğini ölçmede ya da diğer maksatlar için dalga boylarını ölçmede kullanılır.
interferometri
(Alm interferometrie, Fr interférométrie, İng interferometry) Aynı kaynaktan yayılan iki veya daha fazla dalga silsilesinin girişimini ölçme işlemi; girişim ölçümü.
interlaced
(Alm verschachtelt, Fr entrelacé, İng interlaced) Bir nevi CCD çeşididir ki daha sonraları "Progressive Scan" CCD'ler çıkmıştır.
internegatif filmi
(Alm internegativ film, Fr film internégatif, İng internegative film) bkz ara negatif filmi.
internet
(Alm internet, Fr internet, İng internet) Dünyadaki en büyük bilgisayar ağı sistemi. TCP/IP protokollerine dayanan ağ sistemi yoluyla milyonlarca kullanıcı iletişim halindedir. Kullanıcılar internete, servis sağlayıcılar aracılığıyla ulaşıyor ve kendi bilgisayarlarını ağa katıyor. bkz intranet.
interoküler uzaklık
(Alm augenab stand, Fr distance interoculaire, İng interocular distance) Gözlerin yönelme merkezleri arasındaki uzaklık. bkz göz aralığı.
interpolasyon
(Alm interpolation, Fr interpolation, İng interpolation) bkz enterpolasyon. bkz içten kestirim.
intihal
(Ar intihal, Alm plagiat, Fr plagiat, İng plagiarism) Başkalarının yazılarından bölümler, dizeler alıp kendisininmiş gibi gösterme veya başkalarının konularını benimseyip değişik bir biçimde anlatma; aşırma, gizli alıntı. / Fotoğrafçının kendi düşünşel çabasının sonucu olmayan, bir başka fotoğrafçının bir fotoğrafının tamamını ya da bazı bölümlerini olduğu gibi kopyalaması ve kendi ismini yazarak kendi eseriymiş gibi göstermesi, onu sahiplenmesi; aşırma, intihal. Aşırma, hukuksal bakımdan telif hakları bağlamında ceza sonucunu doğuran bir işlemdir. bkz aşırma. bkz alıntı. bkz gizli alıntı.
intranet
(Alm intranet, Fr intranet, İng intranet) İnternet bağlantılarıyla birlikte, TCP/IP ya da benzer protokollerde, bir grup düzenlemesi kapsamında, bilgisayarların ya da sunucuların bağlantısı.
IP adresi
(Alm IP-adresse, Fr adresse IP, İng IP address) İnternete bağlı olan her bilgisayara özgü olan özel numara; internet protokol adresi, IP numarası. 32 bitlik olan bu numaralar, noktalarla ayrılmış dört gruptan oluşur. Örneğin 195.6.141.183'te ilk grup ağı, öbürleri özel bilgisayarı tanımlar.
IP numarası
(Alm IP-adresse, Fr adresse IP, İng IP address) bkz IP adresi.
IQ
(Alm Bild Qualität, Fr Qualité des Images, İng Image Quality - IQ) “Görüntü kalitesi” anlamındadır. Bu terim, fotoğraf makinasının performansını ve çektiğimiz fotoğrafların kalitesini etkileyen birçok faktöre dayanır. IQ, genellikle fotoğraf makinesinin kalitesini ifade eder ve belli bir tanımı yoktur, her üreticinin kendi değerlerine göre belirlediği bir öznel kavramdır. Yüksek IQ makineler, doğru kullanıldığında daha iyi fotoğraflar çekmelerine yardımcı olur.
IR
(Alm Infrarot, Fr Infrarouge, İng InfraRed - IR) Kızılötesi'nin kısaltılmasıdır. Çıplak gözle görülmeyen bir ışık sinyali ile bir sayısal verinin yani görüntünün makineden bilgisayar ortamına aktarılmasındaki bağlantı teknolojisi. Buna kızılötesi bağlantı ya da infrared bağlantı da denir. 1999 yılında yaygın biçimde bazı markaların sayısal fotoğraf makinesi modellerinde kullandıkları bu teknoloji şimdilerde pek kullanılmamaktadır. Zira bilgisayarlarda kızılötesi alıcı bir türlü standart hale getirilemediğinden sırf fotoğraf makinesinde vericinin olması bir anlam taşımamaktadır.
IR ayarı
(Alm Infrarot-einstellung, Fr réglage Infrarouge, İng InfraRed setting > IR setting) Hemen hemen tüm fotoğraf makinelerinin odaklama bilezikleri üzerinde kırmızı renkle işaretlenmiş olan bir çizgi olup kızıl ötesi film kullanıldığında odaklama yapılabilmesi için referans noktasını oluşturur. Kimi zaman yalnızca "R" harfi ile de ifade edilmektedir.
IR film
(Alm infrarot film, Fr film infrarouge, İng InfraRed film) Kızılötesi ışığa duyarlı bir tür film; kızılötesi film.
IR setting
(Alm Infrarot-einstellung, Fr réglage Infrarouge, İng InfraRed setting > IR setting) bkz IR ayarı.
ıraksak
(Alm divergiere, Fr divergent, İng divergent) Birbirinden gittikçe uzaklaşan ışınlar, çizgiler; mütebait. / Ortak bir doğrultudan açılarak giden ya da bir noktadan ayrılan doğrultuları izleyerek yayılan. / Görüntüyü uzaklaştırma özelliği taşıyan mercek vb.
ıraksak mercek
(Alm konkave linse, Fr lentille concave, İng divergent lens, concave lens) Kenarları ortasına göre kalın olan, optik eksene paralel (koşut) gelen ışın demetinin ışınlarını gerçek odak olmaksızın ıraksatan ve dışa doğru ayrılarak ilerlemesini sağlayan mercek; ıraksal mercek, konkav mercek, içbükey mercek, çukur mercek, dağıtıcı mercek, negatif mercek. İki yüzü de içbükey veya bir yüzü içbükey diğer yüzü düz olabilir. bkz kalın kenarlı mercek. bkz negatif mercek.
ıraksaklık
(Alm divergenz, Fr divergence, İng divergence) Kenarları ortalarında kalın olan merceklerde, paralel ışın demetinin merceği geçtikten sonra birbirinden uzaklaşarak ilerlemesi durumu.
ıraksal ayça
(Alm divergierender meniskus, Fr ménisque divergent, İng diverging meniscus) Bir yüzü içbükey öbürü dışbükey olan ıraksal mercek. Iraksal menisk ya da ıraksak menisküs.
ıraksal menisk
(Alm divergierender meniskus, Fr ménisque divergent, İng diverging meniscus) bkz ıraksal ayça.
ıraksal menisküs
(Alm divergierender meniskus, Fr ménisque divergent, İng diverging meniscus) bkz ıraksal ayça.
ıraksal mercek
(Alm konkave linse, zerstreuungs linse, Fr lentille concave, lentille divergente , İng concave lens, diverging lens) bkz içbükey mercek.
IrDA
(İng Infrared Data Association - IrDA) Çıplak gözle görülmeyen bir ışık sinyali ile bir sayısal verinin yani görüntünün makineden bilgisayar ortamına aktarılmasındaki bağlantı teknolojisi; Kızılötesi Veri Birliği. Buna kızılötesi bağlantı ya da infrared bağlantı da denir. Bilgisayar ve yazılım kuruluşları tarafından belirlenmiş bir standart. Bilgisayarlar ve bağlanrak kullanılan sayısal fotoğraf makineleri, yazıcılar, avuç içi araçların arasındaki kızılötesi iletişimin standardı. 1999'da yaygın biçimde bazı markaların sayısal fotoğraf makinesi modellerinde kullandıkları bu teknoloji şimdilerde pek kullanılmamaktadır. Zira bilgisayarlarda kızılötesi alıcı bir türlü standart hale getirilemediğinden sırf fotoğraf makinesinde vericinin olması bir anlam taşımamaktadır.
iri gren
(Alm grobes korn, Fr céréales secondaires, İng coarse grain) Duyar katı oluşturan gümüş tuzu katmanının iri zerreciklerden oluşması. İri yapılı gümüş bromür kristali. Zerreciklerin büyüklüğü filmin ışığa karşı duyarlılığını artırırken film kontrastını azaltır.
iri grenli görüntü
(Alm grob körniges bild, Fr image de gros grains, İng coarse grain image) İri yapılı gümüş bromür kristalinin yoğun olduğu görüntü.
iris
(Alm iris, Fr iris, İng iris) Gözün ön bölümünde kornea ile göz merceğinin arasında yer alan pigmentli kas perdesi. Tam ortasında gözbebeği adı verilen bir delik bulunur. Genişleyip daralarak ağ tabadaki ışığa duyarlı dokuya ulaşan ışık miktarını denetler.
iris diyafram
(Alm iris-zwerchfell, Fr diaphragme iris, İng iris diaphragm) Fotoğraf makinesi, kamera, mikroskop ve diğer optik aletlerde bir bileziğe bağlı olup, dönme sonucunda mercek açıklığının çapını değiştirerek objektifin içinden belli miktarda ışığın geçmesini sağlayan ince ve ışık geçirmez yapraklardan yapılmış, ayarlanabilir sistem. Bir bilezik üstüne bağlanmış olan birbiri üzerine binen incecik metal yüzeylerden oluşan yapraklar, objektif üzerindeki bu bileziğin hareketiyle açılır kapanır.
iş akışı
(Alm arbeitsablauf, Fr flux de travail, İng workflow) Bir bilgisayar sistemindeki görevlerin tanımlanması.
is istasyonu
(Alm arbeits platz, Fr poste de travail, İng work station) Güçlü, çok işlemcili, yüksek RAMlı çizgi film canlandırma oluşturma ve 3D yapım gibi belirli uygulamalara yönelik tasarlanan bağımsız bilgisayr. / Gereken bütün giriş ve çıkış birimlerine doğrudan bağlanmış olan bilgisayarların oluşturduğu düzen. Örneğin temel bilgisayarın yanı sıra DVD-RAM yazıcı, tarayıcı, grafik tableti, film okuyucu vb içerebilir.
ISDN
(Alm Digitales Netzwerk für Integrierte Dienste, Fr Réseau Numérique à Intégration de Services, İng Integrated Services Digital Network - ISDN) Tümleşik Hizmetler Sayısal Ağı. Telefon hizmetlerinde kullanılan sayısal iletişim, geniş bir ağ alanı üzerinden ses aktarımı gibi sayısal veriyi de taşımak için tasarlanmıştır. Konuşmayla birlikte etkileşimli verileri, görüntüleri ve öbür görsel-işitsel malzemelerin iletilmesini sağlar.
ısı emme filtresi
(Alm wärme absorptions filter, Fr filtre absorbant la chaleur, İng heat-absorption filter) Beyaz ışığı iletirken, kızılötesi ya da ısı enerjisini emme amacına yönelik tasarlanmış filtre. Agrandisör ve gösterim aygıtlarında kullanılır.
ısı ölçüm
(Alm kalorimetrie, Fr calorimétrie, İng calorimetry) Bir sistem ya da bir nesnedeki ısı niceliğinin ölçümü. Renk ölçümüyle karıştırılmamalıdır.
ışığa duyarlı
(Alm lichtempfindlich, Fr photosensible, İng photosensitive) Işınımdan, özellikle beyaz ışıktan etkilendiğinde fiziksel ya da kimyasal değişikliğe uğrama. Fotoğrafik malzemeler ve fotosel için kullanılır. bkz ışığa duyarlı elektriksel hücre.
ışığa duyarlı elektriksel hücre
(Alm fotoelektrische zelle, Fr cellule photoélectrique, İng photo-electric cell) Işıkölçerlerde ve algılayıcılarda kullanılan ve üzerine ışık düştüğünde bundan etkilenen bir hücre; fotoelektriksel hücre; fotosel. Üzerine ışık düşmesi durumunda bu hücrelerde küçük bir elektrik akımı oluşur. Düşen ışığın şiddeti arttıkça oluşan elektrik akımının şiddeti de artar.
ışığa tutma
(Alm beschlagen, Fr buée, İng fogging) Bir fotoğraf filmini çekimden önce ya da sonra çok düşük ışıkla pozlama.
ışığın dalga boyu
(Alm wellenlänge des lichts, Fr longueur d'onde de la lumière, İng wavelength of light) Bir ışık dalgasının tepe noktaları arasındaki uzaklık. Bu uzaklık renkleri belirler.
ışığın kırılması
(Alm licht brechung, Fr réfraction de la lumière, İng refraction of light) Hareket halindeki ışığın yarı geçirgen bir ortamdan farklı yoğunluktaki bir başka ortama geçtikten sonra yönünü değiştirerek ilerlemesi; kırılma. bkz kırılma.
ışığın tersinirlik ilkesi
(Alm das Prinzip der Umkehrbarkeit des Lichts, Fr le principe de réversibilité de la lumière, İng the principle of reversibility of light) Işık ışınları bir saydam ortamdan diğerine geçişte hangi yolu izliyorsa, tersine olarak ikinci ortamdan gönderildiğinde de aynı yoldan geriye döner; ışığın aynı yoldan geriye dönebilme özelliği, ışığın ters yol ilkesi. bkz ışığın tersinirlik yasası. bkz ters yol ilkesi.
ışık
(Alm licht, Fr lumiere, İng light) Fiziksel anlamda ışık bir duygu değil, cisimlerin görülmesini sağlayan bir araç ve bir tür enerjidir. Elektromanyetik tayfta 3800-7600 Å (380-760 nm) dalga boyuna sahip olan ve insan gözüyle görülebilir nitelikte yayılan ışınım enerjisidir. Farklı dalga boyları farklı renklerdeki ışığı simgeler. Örneğin kırmızı ışık 700 nm, mavi ise yaklaşık 400 nm dalga boyundadır. İnsan gözünün algılayamadığı, görünmez bölgedeki ışıklar da vardır. bkz ışık yönlendirici.
ışık açısı
(Alm licht strahl winkel, Fr angle du faisceau lumineux, İng light beam angle) Bir göstericinin objektifinden çıkarak perdede görüntüyü oluşturan ıraksak ışın demetinin oluşturduğu aralık.
ışık akısı
(Alm licht strom, Fr flux lumineux, İng luminous flux) Bir ışık kaynağından birim zamanda birim yüzeye düşen ışık miktarı. Fiziksel bir niceliktir. bkz akı.
ışık algılayıcı
(Alm licht sensor, Fr capteur de lumière, İng light sensor) Üzerine düşen ışığı algılayarak başka ünitelere ileten aygıt.
ışık artırmak
(Alm licht erhöhen, Fr augmenter la lumière, İng increase light) Işık ayarlayıcı (varyatör, ışık değiştirici) kullanarak aydınlatma aygıtının ışığını artırma işini gerçekleştirmek. bkz ışık ayarlayıcı. bkz ışık azaltmak.
ışık ayarlayıcı
(Alm dimmer, Fr variateur, İng dimmer) Bir aydınlatma aygıtının verdiği ışığı azaltma ve çoğaltmaya yarayan düzenek; varyatör, ışık değiştirici.
ışık aynası
(Alm spiegel, licht spiegel, Fr miroir, miroir lumineux, İng mirror, light mirror) Fotoğrafçılıkta ışığı yansıtmak için ışık kaynağının önüne konulan yansıtıcı nesne. bkz ayna.
ışık azaltmak
(Alm schwach, Fr faible, İng dim) Işık ayarlayıcı (varyatör, ışık değiştirici) kullanarak aydınlatma aygıtının ışığını azaltma işini gerçekleştirmek. bkz ışık ayarlayıcı.
ışık bükülmesi
(Alm beugung, Fr diffraction, İng diffraction) İnce bir yarıktan geçen ışık ışınlarının bükülerek yayılması; kırınım, difraksiyon. bkz kırınım.
ışık dalga boyu
(Alm licht well enlänge, Fr longueur d'onde de la lumière, İng light wavelength) Bir ışık dalgasındaki ardışık iki dalganın tepe noktaları arasındaki uzaklık. Bu uzaklık renkleri belirler.
ışık demeti
(Alm strahl, Fr faisceau, İng beam) Belirli bir yönde yol alan ışınım.
ışık dengeleyici filtre
(Alm licht ausgleichs filter, Fr filtre d'équilibrage de la lumière, İng light-balancing filter) Kullanılan fotoğraf filmini eşlemek ya da dengelemek amacıyla renk sıcaklığında küçük değişiklikler sağlamaya yönelik olarak ışık kaynağı üzerinde kullanılan filtre.
ışık direnci
(Alm fotolack, Fr photorésist, İng photoresist) Mikro şemaların yapımında kullanılan ışığa direnci olan madde. Işıktan etkilenen alanlar madde üzerinde kalır, ışıktan etkilenmeyen alanlar kaldırılır.
ışık diyodu
(Alm fotodiode, Fr photodiode, İng photodiode) Üzerine düşen ışığa çok hızlı ve orantılı bir şekilde karşılık veren, ışık enerjisiyle iletime geçen yarı iletken malzeme; fotodiyot, fotosel. Üzerine düşen ışığa göre gerilim üretir. Fotoğraf makineleri ve flaşlarda, pozlamayı ölçmek amacıyla ışık algılayıcı olarak kullanılır. bkz fotodiyot. bkz fotosel.
ışık ekseni
(Alm optische achse, Fr axe optique, İng optic axis) Çift kırıcı bir kristalin, çift kırıcı olmayan doğrultusu. Optik eksenle karıştırılmamalıdır. bkz ikili kırılım.
ışık esnekliği
(Alm photoelastizität, Fr photoélasticité, İng photoelasticity) Basınç altındaki maddelerin optik özelliklerindeki değişiklik.
ışık geçirgenliği
(Alm übertragung, Fr transmission, İng transmission) Saydam nesnelerin ışık geçirme yeteneği.
ışık gözü
(Alm fotozelle, Fr photocellule, İng photocell) Üzerine ışık düştüğünde bunu elektrik erkesine çeviren aygıt, fotosel.
ışık halesi
(Alm halo, Fr halo, İng halo) Görüntüdeki bir nesnenin çevresinde oluşan yüksek ışık; hale, ağıl. Bazı durumlarda duyar katı geçen ışık, filmin tabanına çarparak ışığa duyarlı tabakaya yeniden yansır. Bu durum ışık halesine neden olur.
ışık haslığı
(Alm lichtechtheit, Fr solidité à la lumière, İng lightfastness) Bir rengin ve o rengi oluşturan temel rengin ultraviyole ışık karşısında uğradığı kaybın derecesi. Gün ışığı içindeki ultraviyole, renk bileşenlerinin yapısını bozar ve renkler bozulur ya da solar. Işık haslığının derecesi, ultraviyole ışığın gücüyle orantılıdır. bkz mavi kumaş testi.
ışık hızı
(Alm lichtgeschwindigkeit, Fr vitesse de la lumière, İng light speed) Işığın boşlukta birim zamanda aldığı yol. Işık hızı “c” ile gösterilir ve değeri c=299792458 m/s olarak kabul edilir. Bu değer, yaklaşık olarak 300000 km/saniye'ye denk gelir. Işık hızı, evrendeki en yüksek hız sınırını oluşturur ve tüm gözlemciler için sabittir.
ışık iletme
(Alm leitung, Fr conduction, İng photo conduction) Işıkla aydınlatıldığında, bir maddedeki ya da yarı iletken araçtaki elektrik direncindeki değişiklik.
ışık ışını
(Alm licht strahl, Fr rayon de lumière, İng light ray) Işığın kaynağından çıktıktan sonra herhangi bir yönde giderken, ışığın yayılma doğrultularını gösteren ya da gösterdiği varsayılan çizgilere ışın, ışık ışını denir. Işık kaynağından çıkarak boşluktan bir nesneye gelen ve nesnenin yüzeyinden fotoğraf makinesinin objektifini geçerek film yüzeyine ya da algılayıcıya ulaşarak pozlamayı sağlayan ışık taneciğinin izlediği yol. Dalga kuramında ise bir ışık dalgasının yayılma doğrultusunu gösteren ya da gösterdiği varsayılan çizgi, “ışın”, “ışık ışını” olarak kabul edilir.
ışık kaynağı
(Alm lichtquelle, Fr source de lumière, İng light source) Işık yayarak konunun aydınlatılmasında kullanılan araçların genel adı. Örneğin Güneş, tungsten lamba, flaş, mum, ateş böceği vb birer ışık kaynağıdır. Ay, ayna ve yansıtıcılar optiksel olarak ışık kaynağı değildir. Işık kaynakları doğal, yapay; akkor (sıcak), soğuk ve noktasal, boyutlu olarak gruplandırılır. Örneğin Güneş; doğal, akkor ve boyutlu bir kaynaktır. Yıldızlar ise doğal, akkor ve boyutlu ışık kaynağı olmakla birlikte çok uzakta olduklarından noktasal görünürler,
ışık kutusu
(Alm leuchtkasten, Fr caisson lumineux, İng light box) İçinde ışık kaynakları olan ve ön yüzü yumuşatıcı ile kaplı kutu. Kutu içindeki ışık, yumuşatıcı yoluyla yayılır. Masa üstünde negatif film görüntülerine ve saydamlara bakma için kullanılır.
ışık modülatörü
(Alm lichtmodulator, Fr modulateur de lumière, İng light modulator) Işık demeti üzerinde hareket ederek ışığın niteliğini değiştiren aygıt.
ışık özü
(Alm photon, Fr photon, İng photon) Işık enerjisinin tek parçacığı. Her ışık özü ışığın dalga tekrarına göre belirli bir enerjiyi taşır.
ışık saçılması
(Alm streuung, lichtstreuung , Fr diffusion, diffusion de la lumière, İng scattering, light scattering) Işık, opak (ışık geçirmeyen) bir objenin kenarlarından geçerken “dağılır”. Bir lambanın önüne madeni bir para konulup duvarda gölge oluşturulursa, oluşan gölgenin kenarlarının keskin olmadığı görülür. Aynı şekilde, çok ufak açıklıklardan geçen ışık da saçılır. Objektiflerde çok büyük diyafram değerleri kullanınca (f22 gibi örneğin) keskinliğin ve kontrastın azalmasının ana nedeni budur. Algılayıcı boyutu ne kadar küçükse ışık saçılması o kadar ufak diyafram değerinde başlar, örneğin kompakt makinelerde ışık saçılması f4 gibi çok ufak diyafram değerlerinde görülür.
ışık siperliği
(Alm gegenlicht blende, streulicht blende, Fr pare-soleil, abat-jour, İng lens hood, lens shade) Metal ya da kauçuktan yapılan, objektifin ucuna takılan, silindir biçimli ve istenmeyen ışıkların objektif yüzeyine düşmesini önleyen parça. bkz güneşlik. bkz objektif gölgeliği.
ışık toplayıcı
(Alm kondensator, Fr condenseur, İng condenser) Düz yüzeyleri dışarı gelecek şekilde kullanılan bir çift düz kenarlı dış bükey merceklerden oluşan, dağınık ışın demetlerini toplayarak yoğunlaştıran optik sistem; kondansör, kondansatör. Işık toplayıcıları hem aydınlatma kaynaklarında (fresnel cam olarak) hem de agrandisörlerde kullanılır.
ışık uyumu
(Alm anpassung, Fr adaptation, İng light adaptation) Işığın parlaklığına bağlı olarak özellikle parlaklık arttığında insan gözünün fiziksel ve psikolojik olarak değişimi. Parlaklık azaldığındaki duruma, karanlık uyumu adı verilir.
ışık yayan diyot
(Alm leucht diode, Fr diode électroluminescente, İng Light-Emitting Diode - LED) bkz LED.
ışık yemiş
(Alm lichtdurchflutet, Fr frappé par la lumière, İng light-struck) Pozlanmamış bir fotoğraf filminin herhangi bir nedenle ışıktan etkilenmesi.
ışık yılı
(Alm licht jahr, Fr année lumière, İng light year) Işığın boşlukta bir yılda aldığı yol. / Işık yılı, astronomi (gökbilim)'de mesafeleri ifade etmek için kullanılan bir uzunluk birimidir ve yaklaşık 9.46 trilyon kilometre (9.46×1012 km)'ye eşittir. Uluslararası Astronomi Birliği (İng International Astronomical Union - IAU)'nin tanımına göre, bir ışık yılı, ışığın bir Jülyen yılında (365.25 gün) uzayda (boşlukta) kat ettiği mesafedir. Örneğin, bize en yakın yıldız (Güneş hariç) Proxima Centauri, yaklaşık 4.24 ışık yılı uzaklıktadır. Bir gök cismi 10 ışık yılı uzaktaysa, o cisimden çıkan ışık dünyaya 10 yılda ulaşır. Bu, o cismin şu anda 10 yıl önceki haliyle görüldüğü anlamına gelir.
ışık yoğunluğu
(Alm lichtintensität, Fr luminosite, İng light intensity) Birim alan başına bir yüzeye düşen ışık enerjisi miktarı. “lüks” (lx) cinsinden ölçülür. 1 “lüks” (lx), metre kare başına bir lümenlik ışık miktarı demektir. bkz aydınlık.
ışık yönlendirici
(Alm licht former, Fr façonneur de lumière, İng light-shaper) Işık kaynağının yanlarında bulunan, açılıp kapanarak ışığın biçimini düzenleyen yardımcı donanım.
ışık yumuşatıcı
(Alm diffusor, Fr diffuseur, İng diffuser) Işığı yayan ya da yumuşatan her türlü malzemeye verilen genel ad; difüzör. Işık yumuşatıcısı ışık kaynağına yaklaştıkça yumuşatma etkisi azalır.
ışık-gölge etkisi
(Alm lichtschatteneffekt, Fr effet d'ombre légère, İng light shadow effect, İt chiaroscuro) Resim ve fotoğraf sanatında kabartma, derinlik izlenimi vermeye yarayan etki; ışık-gölge karışımı. bkz chiaroscuro.
ışık-gölge karışımı
(Alm helldunkel, chiaroscuro, Fr claire obscura, İng clare-obscure, chiaroscuro) Resim ve fotoğrafta ışıklı ve gölgeli bölümlerin birbirine göre dağılımını gösteren kısımlar. / Resim ve fotoğrafta belirtilecek önemli yerlerin koyu-açık lekeler zıtlığı içinde anlatımı. bkz açık-koyu. bkz chiaroscuro.
ışıkçı
(Alm lampenbetreiber, Fr opérateur de lampe, İng lamp operator) Fotoğrafçılıkta; ışık kaynaklarını yerleştiren, elektrik bağlantısını kuran, konuya yönlendiren kişi. / Sinema filmlerinin çekiminde veya tiyatro, opera, bale vb gösteri sanatlarında sahnenin aydınlatılması için gerekli ışık ve elektrik işlemini düzenleyip yapan kimse.
ışıkçılık
(Alm luminismus, luminarismus, Fr luminisme, luminaire, İng luminism, luminarism) Resim ve fotoğraf sanatında ışık ya da ışık-gölge etkilerine ağırlık veren eğilim. / Işıkçının yaptığı iş.
ışıkelektrik
(Alm photoelektrizität, Fr photoélectricité, İng photoelectricity) Işıkla üretilen elektrik yükleri ve elektrik akımı.
ışıkelektrikli çoğaltıcı
(Alm photoelektrischer verstärker, Fr multiplicateur photoélectrique, İng photoelectric multiplier) bkz elektron çoğaltıcı.
ışıkelektrikli etki
(Alm photoelektrischer effekt, Fr effet photoélectrique, İng photelectric effect) Metaller gibi yüzeylerden üzerine düşen ışık sonucunda elektronlerın dışarı atılması. Elektron enerjisi, ışığın yoğunluğuna değil frekansına bağlıdır.
ışıkgerilim hücresi
(Alm photovoltaik zelle, Fr cellule photovoltaïque, İng photovoltaic cell) Işığın elektriksel etkiye dayalı ışıksezici ünitesi.
ışıkkesen
(Alm blendend, Fr éblouissant, İng dazzling) Karanlık odaya girip çıkarken bu yere ışık sızmasını önleyen düzen. / Analog makineye filmin takılıp çıkarılması sırasında ışıktan etkilenmesini önleyen düzen.
ışıkla boyamak
(Alm malen mit licht, Fr peindre avec la lumière, İng painting with light) Örtücü perdeyi açık tutup ışığı çevrede gezdirerek yapılan işlem.
ışıklama
(Alm beleuchtung, Fr éclairage, İng lighting) Çekim sırasında, aydınlatılmış olan kişi ya da nesnelerin görüntüsünün duyar kat üzerine belirli bir süre düşerek etkilemesi; pozlama.
ışıklama süresi
(Alm expositions zeit, Fr délai d'exposition, İng exposure time) Bir görüntünün duyar kata başarılı olarak saptanabilmesi için ışıklamanın sürdürüldüğü duyar kata göre belirlenen süre; pozlama süresi.
ışıklandırma efektleri
(İng lighting effects) Adobe Photoshop render (canlandırma) filtresinin altında bulunur ve pek çok farklı alt seçenek ile ışık ve gölge üzerinde oynamalar yapmaya olanak sağlar (Filter > Render > Lighting Effects).
ışıklandırma oranı
(Alm beleuchtungsverhältnis, Fr rapport d'éclairage, İng lighting ratio) Aydınlatılan bir nesnenin üzerinde oluşan parlaklık alanlarının karşılaştırılması. İkinci derecedeki parlaklık alanı karşılaştırılır.
ışıklı
(Alm leuchtend, Fr lumineux, İng luminous) Işıklı, ışık yayan ya da parlak görünen nesne. / Işıklı ışınım, elektromanyetik tayfın görülebilir bölümü. / Işıklı yeterlilik, farklı dalga boylarına karşı verilen görsel tepkinin ölçümü. Yüksek yeterlilikteki dalga boyları daha büyük görsel tepkiye neden olur.
ışıklı masa
(Alm leucht tisch, Fr table lumineuse, İng light table) Saydam ve negatif filmlerin rahat bir şekilde incelenebilmesi için tasarlanmış, içinde ışık ve üstünde cam bulunan masa. Masanın içine renklerin doğru algılanması için gün ışığı tipi ışık kaynağı konur.
ışıklılık
(Alm leuchtdichte, Fr luminance, İng luminance) Aydınlık, ışıklı olma durumu. / Üzerine eşit ışık akısı düşen eşit alanlı iki yüzeyin aydınlanmaları da eşit (aynı) olur. Bununla birlikte yüzeyler pürüzlü, cilalı, mat oluşları nedeniyle üzerlerine düşen ışık ışınlarını farklı miktarda yansıtır ya da yayındırır. Dolayısıyla bunlara bakan göz yüzeylerden birini daha parlak olarak algılar. Böyle yüzeyler için “daha ışıklı” veya “ışıklılık düzeyi yüksek” denir. Aydınlanma, birim yüzeyin aldığı ışık akısını; ışıklılık (luminans) ise bu yüzeyin yansıttığı ışık akısını anlatır. Işıklılık çoğu kez yüzeye bakış doğrultusuna göre değişir. Işıklılık birimi de, parlaklık birimi gibi nit'tir (1 nt = 1 cd/m2). / Bir merceğin geçirebileceği en çok ışık niceliği. / (Alm beleuchtungsstärke, Fr éclairement, İng illuminance) Yüzey üzerinde aydınlatılmış olan belirli bir noktadaki ışık enerjisinin güç derecesi. Yüzey üzerine düşen ışığın ölçüsü. Birimi olan lüxs (lx), 1 m2'ye dağılan 1 lümen (lm) ışığın oluşturduğu aydınlığa eşittir. / (Alm helligkeit, Fr luminosité, İng luminosity) Bir nesnenin az ya da çok ışık yaydığını gösteren özelliği; parlaklık.
ışıklılık aralığı
(Alm leuchtdichte bereich, Fr plage de luminance, İng luminance range) Bir nesnenin kontrastlık seviyesinin ölçüsü. Bir nesne üzerinde geniş bir aralıkta, yüksek ve düşük ışıklı alanlar geniş bir farklılık oluşturuyorsa, nesnenin yüksek kontrastlı aydınlatıldığını gösterir. Dar bir aralıkta, yüksek ve düşük ışıklı alanlar dar bir farklılık oluşturuyorsa, nesnenin düşük kontrastlı ya da düz aydınlatıldığını gösterir.
ışıklılıkölçer
(Alm leuchtdichtemesser, Fr luminancemètre, İng luminancemeter) Işıklılıkları ölçmeye yarayan aygıt; lüminansmetre.
ışıkmetre
(Alm nephelometer, Fr néphélomètre, İng nephelometer) Kesintisiz veya çeşitli dalga boylarındaki ışımanın şiddetini ölçmeye yarayan, nefelometre, kolorimetre gibi cihazların genel adı; fotometre, ışıkölçer.
ışıkölçer
(Alm belichtungsmesser, Fr posemètre, İng exposuremeter) Pozometre; pozlamaölçer. Fotoğraf makinesinde, doğru diyafram açıklığı ve örtücü hızını belirleyebilmek için var olan ışığın miktarını ölçerek uygun diyafram ve enstantane değerini veren düzenek; pozometre, pozlama ölçer. bkz pozlama ölçer. bkz pozometre. bkz düşen ışıkölçer. bkz yansıyan ışıkölçer. / (İng lightmeter, illuminometre) Işık miktarını ölçmek için kullanılan bir cihaz. Bir ışıkölçer göstergelerini lüks (lx) olarak veriyorsa buna "lüksmetre" denir.
ışıksal
(Alm optik, Fr optique, İng optic) Görme ve görme aygıtlarıyla ilişkili olan. / Fizik biliminin, ışık olaylarını inceleyen kolu; optik. bkz fiziksel optik. bkz geometrik optik. bkz optik.
ışıksal etkinlik
(Alm optische aktivität, Fr activité optique, İng optical activity) Bir ortamın, gelen ışığın polarize olduğu düzlemi döndürme yeteneği. bkz ikili kırılım. bkz optiğe etkin malzeme.
ışıksal gradiyent mercek
(Alm radiale verlaufslinse, Fr lentille à gradient radial, İng radial gradient lens) Maddenin kırılma indeksi (indisi), yarı çapıyla eşitlik gösteren optik bileşen. Bu mercekler, düzlemsel olduklarında bile ışığı bir noktada toplayabilirler; Wood mercek. bkz gradiyent index (indis) merceği. bkz Wood mercek.
ışıksal merkez
(Alm optisches zentrum, Fr centre optique, İng optic center, optical center) Merceğin içinde, ışınların kırılmadan geçtiği nokta; optik merkez. bkz optik merkez.
ışıksal sapınç
(Alm optische aberration, Fr aberration optique, İng optical aberration) Bir noktadan gelen ışınları tam olarak bir noktada toplayamayan mercek ya da ayna gibi ışıksal araçların kusuru; optikal aberasyon.
ışıksezici
(Alm fotodetektor, Fr photodétecteur, İng photpdedector) Işığı yakalayan ve gelen ışığın gücüne göre çıktı yapmak için tasarlanmış aygıt.
ışıkyeri
(Alm fotoseite, Fr photosite, İng photosite) Sayısal görüntü algılayıcı üzerindeki ışığa duyarlı her bir öge; piksel. bkz piksel.
ısıl
(Alm thermisch, kalorisch, Fr thermique, calorique, İng termal, calorific) Isı ve sıcaklıkla ilgili olay, süreç ve tepkimelerin genel niteliği.
ışıl
(Alm leuchtend, Fr brillant, İng shining) Işığı olan, aydınlık, ışıklandırılmış; ışıl, nurlu, nurani, ziyalı, ziyadar. / Işıldayan, parlayan.
ısıl değişim
(Alm thermogramm, Fr thermogramme, İng thermogram) Nesnenin sıcaklık değişimine karşılık gelen görüntü; termogram. bkz termogram.
ısıl fotoğraf çekimi
(Alm thermografie, Fr thermographie, İng thermography) Bir nesnenin yüzey sıcaklığını görselleştirmek ve ölçmek için kullanılan bir teknik; termografi. Bu işlem, nesnenin yaydığı Kızılötesi Radyasyon (IR) miktarını algılayan bir termal kamera (ısıl fotoğraf makinesi) kullanılarak gerçekleştirilir. Elde edilen görüntüye termogram denir. Termografi (ısıl fotoğraf çekimi), her nesnenin sıcaklığına bağlı olarak Elektromanyetik Spektrum'un kızılötesi bölgesinde radyasyon yaydığı ilkesine dayanır. Yayılan bu kızılötesi ışınım miktarı, nesnenin sıcaklığıyla doğru orantılıdır. Isıl fotoğraf makinesi bu radyasyonu algılayarak sıcaklık değerlerine dönüştürür ve bir termogram oluşturur. Bu termogram, farklı sıcaklıkların farklı renklerle temsil edildiği bir görüntüdür. Emisyon (İng emisivite), bir malzemenin kızılötesi radyasyon yayma yeteneğini tanımlayan önemli bir kavramdır. Her malzemenin farklı bir emisivite değeri vardır ve doğru ölçümler için bu değerin dikkate alınması gerekir. Isıl fotoğraf makinesi, kızılötesi radyasyonu algılayan ve bir termogram oluşturan bir cihazdır. Temel olarak, bir mercek, bir dedektör ve bir işleme biriminden oluşur. Mercek; kızılötesi radyasyonu dedektöre odaklar. Dedektör; radyasyonu elektrik sinyallerine dönüştürür. İşleme birimi; sinyalleri işleyerek bir termogram oluşturur ve sıcaklık değerlerini hesaplar. Isıl fotoğraf makinesi, soğutmalı ve soğutmasız olmak üzere iki ana kategoriye ayrılır. Soğutmalı ısıl fotoğraf makineleri; daha yüksek hassasiyet ve çözünürlük sunar. Genellikle bilimsel araştırmalar ve yüksek hassasiyet gerektiren uygulamalarda kullanılır. Soğutmasız ısıl fotoğraf makineleri; daha ekonomiktir ve daha az bakım gerektirir. İnşaat, endüstriyel bakım ve güvenlik gibi birçok alanda yaygın olarak kullanılır.
ışıl ışıl
(Alm brillant, hell, Fr brillant, İng brilliant, bright) Işıltısı olan, ışıltı yapan; ışıltılı.
ısıl özrenkser
(Alm thermo-autochrom, Fr thermochrome, İng thermo autochrome) Isı yoluyla renkleri açığa çıkartan bir baskı sistemi.
ışılak
(halk ağzı) Parıldama, göze çarpan parlaklık; balkır, parıltı, şaşaa, şimşek, şule.
ışıldak
(Alm scheinwerfer, Fr projecteur, İng projector, searchlight) Oluşturduğu yüksek ışık yeğinliği ile, karanlıkta uzağı aydınlatma işini gören ışık kaynağı, ışıklık. / Karanlıkta bir hedefi aydınlatmak için kullanılan dar, uzun bir ışın demeti çıkaran ışık kaynağı; projektör.
ışıldama
(Alm lumineszenz, Fr luminescence, İng luminescene) Herhangi bir maddenin yüksek sıcaklık dışında herhangi bir nedenle ışık yayma özelliği. bkz fosfor.
ışılölçer
(Alm photometer, Fr photomètre, İng photometer) İki ışık kaynağının yeğinliklerini karşılaştırmaya yarayan aygıt; fotometre. bkz fotometre.
ışılölçüm
(Alm photometrie, Fr photométrie, İng photometry) Elverişli aydınlatma koşulları sağlamak için ışık yeğinliği ölçümü; fotometri. bkz fotometri.
ışılrenkseme
(Alm schimmernd, Fr chatoyant, İng shimmering) Güneş ışığına bırakıldıklarında kimi maddelerin renk değişimine uğraması.
ışıma
(Alm strahlend, Fr radiant, İng radiant) Enerji ve yoğunluk olarak dalga boyuna bakmaksızın, elektromanyetik ışınım.
isimsiz
(Alm kein name, Fr sans nom, İng noname) Markasız olarak satışa sunulan donanımlara verilen genel ad; markasız ürün. No-name ürünler, genellikle markalı ürünlerden daha ucuzdur. Ancak bu fiyat farkı, kaliteye de doğrudan yansır. Markasız ürünlerin sunduğu kalite, markalı ürünlere oranla daha düşüktür. / Tanınabilir bir adı, kimliği veya itibarı olmayan biri veya bir şey; dikkate değer olmayan.
ışın
(Alm Strahl, Fr rayon, İng ray) Işığın herhangi bir yönde ilerlerkenki yayılma yolu ya da dalganın yayılma doğrultusunu gösteren kuramsal (hayali) çizgilere verilen ad. bkz geometrik optik.
ışın ayırıcı
(Alm strahlteiler, Fr diviseur de faisceau, İng beam splitter) Işın ya da ışın demetini ayırmak için kullanılan; prizma, sistem aynası, yarı yansıtıcı aynalar gibi optik gereçler.
ışın demeti
(Alm strahl, Fr faisceau, İng beam) Işık ışınlarının paralel, yakınsak (yaklaşan) ve ıraksak (uzaklaşan) veya dağınık şekilde ortaya çıkardığı ışın demeti ya da grubu. Işın demetleri paralel ya da konik olabilir. Paralel ışın demeti, birbirine paralel gelen ışınların oluşturduğu demettir. Konik ışın demetinin ışınları ise bir koni oluştururlar. Konik demetteki ışınların yönü koninin tepesine doğru ise bu demete “yakınsak ışın demeti”; aksi halde ise “ıraksak ışın demeti” denir. Hiçbir kurala bağlı olmayan demet ise “dağınık ışın demeti” olarak adlandırılır. Konik ya da paralel ışın demetinin simetri eksenini oluşturan ışın, demetin asal ışın”ıdır.
ışın etkin
(Alm radioaktiv, Fr radioactif, İng radioactive) Atom çekirdeğinin, tanecikler ya da elektromanyetik ışınımlar yayarak kendiliğinden parçalanması. Bir enerji türüdür. Fizyolojik değişikliklere yol açan ışınım yayan nesneler; radyoaktivite. bkz radyoaktivite.
ışın izleme
(Alm strahlspur, Fr trace de rayons, İng ray trace) Bir optik sistem yoluyla, ışık ışınlarının ya da yörüngesinin, geometrik çizimi ya da matematiksel hesaplaması.
ışın zarfı
(Alm ätzend, Fr caustique, İng caustic) Küresel sapmaya bağlı olarak birbirini kesen ışınların kesişmesiyle oluşan, yüzey üzerinde parlayan ışın kıvrımı. Işığın yansıması ve kırılması sonucunda ortaya çıkar.
ışınım
(Alm strahlung, Fr radiation, İng radiation) Elektromanyetik enerjiyi üretme, yayma ve çoğaltma işlemi. / Elektromıknatısal enerjinin çoğaltılması ya da yayılması.
ışınım dozimetresi
(Alm strahlungs dosimetrie, Fr dosimétrie des rayonnements, İng radiation dosimetry) İyonlaştırıcı ışınımı kaydetmek amacıyla özel olarak duyarlaştırılmış film kullanılarak film yoğunluğu ışınım düzeyinin ölçümü; ışınım izleme. Örneğin X ışınları, gama ışınlarıyla film pozlanması.
ışınım izleme
(Alm strahlungs überwachung, Fr surveillance des rayonnements, İng radiation monitoring) bkz ışınım dozimetresi.
ışınım korunumu
(Alm erhaltung der strahlkraft, Fr conservation de l'éclat, İng conservation of radiance) Hava içindeki ideal bir optik sistemden çıkan ışınımın, giren ışınımla aynı olma ilkesi. Buna göre bir görüntünün ışınımı, nesnenin ışınımını aşamaz.
ışınım pozlaması
(Alm strahlungs belastung, Fr exposition radiante, İng radiant exposure) bkz pozlama.
ışınlama
(Alm solarisation, Fr solarisation, İng solarisation, solarization) Normal geliştirme işlemi sırasında duyarlı malzemenin ışık görmemesi gerekir. Ancak bunun tersi yapılırsa yani çok kısa süreli olarak beyaz ışığa gösterilirse, yarı negatif, yarı pozitif bir görüntü elde edilecektir. Solarizasyon işleminin en can alıcı noktası, normal geliştirme işlemi sırasında duyar katın çok kısa süreli olarak beyaz ışığa gösterilmesi ve daha sonra geliştirme işlemine devam edilmesidir. / (Alm bestrahlung, Fr irradiation, İng irradiation) Görüntü ölçüsü ya da sinyalinde büyümeye neden olan, ışığa duyarlı katmanda ya da foto tarayıcıdaki enerji saçılması ya da dağılması.
ısınma
(Alm sich warm laufen, Fr réchauffer, İng warm-up) Duyarlı fotoğraf malzemeleri, algılayıcılar, işlemciler ya da öbür aygıtların çalışma sıcaklıklarına ulaşmaları için gereken süre. Örneğin buzdolabından çıkartılan bir filmin oda sıcaklığına ulaşması için birkaç saat bekletilmesi gerekir.
ışınsal
(Alm radial, Fr radial, İng radial) bkz sagital.
ışınsal astigmatizm
(Alm radialer astigmatismus, Fr astigmatisme radial, İng radial astigmatism) bkz astigmatizm.
ışınsal bozulma
(Alm radiale verzerrung, Fr distorsion radiale, İng radial distortion) Optik alan merkezinden, dış kenara doğru büyültmedeki değişim. Bir optik sapmadır. bkz geometrik bozulma.
ışınsallık
(Alm radiosität, Fr radiosité, İng radiosity) Katı bir nesnenin yüzeyinin görünüşünü hesaplamak amacıyla kullanılan matematik modeli.
ışıyan enerji
(Alm strahlungs energie, Fr énergie rayonnante, İng radiant energy) Güneşten gelen ışıyan enerji. Fotosentez, ışık ve ısı enerjisinin ikisini de içeren elektromanyetik dalgaların enerjisi.
ıslak
(Alm mouillé, Fr mouillé, İng wet) Islak süreç; sıvı banyoların ya da başka sıvı eriyiklerin kullanıldığı işlem. / Sayısal etki; suyun kullanıldığını taklit eden sayısal etki, suluboya etkisi gibi.
ıslak tabak kolodyon fotoğrafçılık
(Alm nassplatten-kollodium-fotografie, Fr photographie au collodion humide, İng wet plate collodion photography) 1851'de İngiliz akademisyen Frederick Scott Archer, cam fotoğrafçılık tabaklarında kolodyonun yumurta akı (albumen) yerine kullanılabileceğini keşfetti. Kolodyon görüntü oluşturmak için gereken poz süresini kısalttı. Bu yöntem "ıslak tabak kolodyon" ya da "ıslak kolodyon" yöntemi olarak bilinir. Kolodyon nispeten taneciksiz ve renksizdir, negatif olarak da bilinen ilk yüksek kaliteli çoğaltma yöntemlerinden biri bu sayede elde edilmiştir. Bu süreç aynı zamanda “ambrotip” ve “tintip” (ferrotip) olarak iki tür pozitif üretmiştir. Bu süreç için büyük beceri gereklidir ve aşağıdaki adımların hızlıca yapılmasını gerektirir. Işık altında, "tuzlu" (iyodür ya da bromür tuzları içeren) kolodyonu son derece temiz cam tabak üzerine dökme, eğerek tabağın her köşesine ulaşmasını sağlama. Fazlasını şişeye geri dökme. Tabağı karanlık odaya ya da turuncu çadıra alma (tabak sadece mavi ışığa duyarlıdır) ve tabağı hassaslaştırıcı gümüş nitrat banyosuna batırma (3-5 dakika). Tabağı banyodan kaldırıp arkasını akıtıp kurulama, tabak tutucuya yükleme ve koyu slayt yardımıyla ışıktan koruma. Tabak tutucuyu fotoğraf makinesine yükleme, koyu slaytı kaldırma ve tabağı ışığa maruz bırakma (saniyeden birkaç dakikaya kadar sürebilir). Demir sülfat tabanlı geliştirici kullanarak tabağı geliştirme. Tabağı potasyum siyanür veya sodyum tiyosülfat ile sabitleme. Tüm bunlar birkaç dakika içinde yapılır ve bazı adımlar (kırmızı) güvenlik ışığı koşullarında yapılır, bu nedenle fotoğrafçı tüm kimyasalları ve taşınabilir karanlık odayı her gittiği yere beraberinde götürmek zorundadır. Bu adımlardan sonra tabağın taze suyla yıkanması gerekir. Son olarak, tabaklar kurulanır ve sandarak, alkol ve lavanta yağından oluşan bir vernikle cilalanır. bkz ıslak tabak tekniği.
ıslak tabak tekniği
(Alm nasses kollodium, Fr collodion humide, İng wet collodion) İngiliz heykeltıraş Frederick Scott Archer (1813-1857) tarafından 1851'de geliştirilen bir fotoğraf çekim tekniği. Fotoğrafçı bir kimyager gibi çalışarak istenilen boyutta cam veya parlak siyah metalin yüzeyinin önceden hazırlanan kimyasal karışım ile kaplayıp gümüş nitrat banyosunda bekletilerek ışığa duyar hale getirilip fotoğraf makinesi içine yerleştirilerek pozlanması biçiminde uygulanan bir yöntem. Pozlamadan sonra karanlık odada geliştirici ve sabitleyici banyo işlemi ile gizli görüntü açığa çıkarılır. Kimyasal karışımın kuruyup negatif fotoğrafın bozulmaması için çekim ve banyo işleminin 5-10 dakika gibi kısa sürede tamamlanması gerekir. Plaka kuruduktan sonra verniklenerek uzun yıllar bozulmadan saklanması sağlanabilir. bkz ıslak tabak kolodyon fotoğrafçılık.
ıslatıcı etken
(Alm benetzungs mittel, Fr mouillant, İng wetting agent) Suyun film yüzeyine nüfuz etmesini artırarak filmin kurumasını düzenlemek amacıyla kullanılan kimyasal madde. Filmin temiz suyla yıkama (durulama) işlemine eklenir.
işlem formatı
(Alm transaktions format, Fr format de transaction, İng transaction format) Sayısal fotoğrafçılıkta görselleri kaydetmekte kullanılan biçimlendirme; format. Çoğu dijital fotoğraf makinesinde jpeg (jpg) ve raw (RAW) kullanılır.
işlem kontrolü
(Alm prozess kontrolle, Fr contrôle de processus, İng process control) Fotoğraf filmi banyosu ya da baskı süreçlerinde, belirlenen çıktı niteliğini sürdürebilmek amacıyla üretim sürecini gözlemleyen bilginin toplanması, analizi ve kullanımı.
işlem objektifi
(Alm prozess objektiv, Fr lentille de traitement, İng process lens) Renkli matbaa baskısı için renk ayrımı filmleri oluşturulurken kullanılan objektif türü.
işleme
(Alm verarbeitung, Fr traitement, İng processing) Pozlanmış filmdeki gizli görüntüyü geliştirerek sabitleyen kimyasal işlemlerle birlikte filmin yıkama ve kurutma süreci.
işleme uzaklığı
(Alm arbeitsab stand, Fr distance de travail, İng working distance) Bir nesne netlendiğinde, objektifin ön kenarıyla nesnenin yüzeyi arasındaki boşluk ya da uzaklık. Objektife takılan gölgelik ve öbür yardımcı malzemeler bu uzaklığı azaltır.
işletim sistemi
(Alm betriebs system, Fr système opérateur, İng operating system) Bilgisayarın kullanımını sağlayarak bilgisayaraın çalışmasının temelini oluşturan yazılım. Verinin, bilgisayara alınma ve yollanma şekli, işlenmesi gibi iç işleri işletim sistemi denetler. Aynı zamanda, bilgisayarın parçalarının çalışmasını ve çevresel donanımların ilişkisini denetler ve düzenler.
ISO
(Alm Internationale Organisation für Normung-ION, Fr Organisation Internationale de Normalisation-OIN, İng International Organization for Standardization - IOS) kısaltmaları yerine Yun isos/eşit > ISO) Uluslararası Standardizasyon Örgütü. Duyar katın (filmin ya da algılayıcının) ışığa karşı duyarlılığını ya da hızını gösteren standart bir sayılandırma sistemi. ISO sisteminin sayıları artık kullanılmayan ASA (American Standards Association - Amerikan Standartlar Birliği) sayılarıyla aynıdır; DIN değerleriyle de uyumludur. Örneğin ISO 400; 400 ASA ve 27 DIN'dir. ISO değeri büyüdükçe duyar katın (filmin ya da algılayıcının) ışığa karşı duyarlılığı da artar. ISO değeri azaldıkça duyar katın ışığa hassasiyeti azalır. Örneğin 400 ISO'luk filmin hızı, 200 ISO'luk filmin hızından iki kat fazladır. Genelde auto, 100, 200, 400, 800, … gibi standart sayılarla ifade edilir. Bazı makineler 1/3'lük ya da ½'lik duraklarla değişime de izin verebilir. Sayının yükseltilmesi ile fotoğraf makinesinin loş ortamlarda bile mükemmel çekimler yapabilmesi sağlanır. Geleneksel fotoğraf makinelerinin belirli bir ISO derecesi olmasa da, sayısal fotoğraf makineleri ışığa duyarlılıklarını kalibre etmek için bu dereceye sahiptir. Çoğu sayısal fotoğraf makinesinin temel ISO dereceleri yaklaşık 100'dür, ancak düşük ışık koşullarında keskin görüntüler yakalamak için bu temel derecenin çok ötesine "uzatılabilir". Genişletilmiş ISO seviyelerinde çekim yaparken, görüntü kalitesi keskinlik, gürültü, kontrast ve ek "grenlik" açısından bozulmaya başlar.
ISO 9660
(İng) CD-ROM'lar için dosya, mantık ve kayıt yapılarını belirleyen bir standart.
ISO ölçümleri
(Alm ISO-standards, Fr normes ISO, İng ISO standards) Uluslararası Standardizasyon Örgütü'nün fotoğrafçılıktaki duyarlık değerleriyle ilgili standartları.
isokandela şeması
(Alm isocandel diagramm, Fr diagramme isocandela, İng isocandela diagram) Bir ışık kaynağının parlaklık yayılışının grafiksel sunumu. Çizgiler, eş yükselti haritaları gibi aynı parlaklık noktalarında birleşir. Şemadaki eğriler, merkezinde ışık kaynağı bulunan hayali bir küreden yansıtılır.
isoplanatik
(Alm isoplanatisch, Fr isoplanatique, İng isoplanatic) Koma için düzeltmeyi en iyi şekilde sunan optik tasarım. bkz koma.
ıstampa
(Alm stempel, Fr tampon en caoutchouc, İng rubber stamp) Photoshop vb bilgisayarda görüntü işleme programlarında, kullanıcıya görüntünün bir bölümünü doğrudan aynı görüntüdeki başka bir yere veya öbür bir görüntüye kopyalamasına ya da çoğaltmasına olanak sağlayan görüntü işleme aracı; damga. bkz damga. bkz damga aracı.
istatistik
(Alm statistiken, Fr statistiques, İng statistics) Görüntü kurgu işleminde, piksel değerlerinin dağılımının sütun diyagramı şeklinde gösterilmesi.
istenmeyen emilim
(Alm unerwünschte absorption, Fr absorption indésirable, İng unwanted absorption) Boya ya da filtre yoluyla tayfın belli dalga boyu ışınımlarının emilmesi.
IT 8
(Alm farbanpassungs standard, Fr norme de réglage des couleurs, İng color adjustment standardı) Farklı ortamlar için, renk ayarlama standardı. Bu şekilde, tutarlı renkler elde edilir. Baskı endüstrisinde, aygıtların renk ayarlaması için yaygın olarak kullanılır. RGB için IT 8.7/1 ve IT 8.7/2; CMYK için IT 8.7/3 yaygın olarak kullanılan standartlardır. bkz ayar.
italik
(Alm kursiv, Fr italique, İng italic) Bir yazının yana doğru yatmış halidir, vurgulanması gereken yerlere dikkat çekmede ve metnin genelinden ayırmada kullanılır. Hemen her yazı karakterinin karakter stilinde italic (italik) seçeneği vardır.
iterek tarama
(Alm pushbroom-scannen, Fr numérisation par balai, İng pushbroom scanning) Spektroskopik sensörlerle görüntü elde etmek için kullanılan bir aygıt. Geleneksel fotokopiy makinesi, tarayıcı veya faks makinesindendeki gibi hareketli tarayıcı hattın üzerindeki algılayıcılarla süpürerek yapılan tarama. İtmeli süpürge taraması veya çırpma süpürge taraması biçiminde olabilir. bkz koşut tarama.
Ivanoff düzelticisi
(Alm Ivanoff-korrektor, Fr Correcteur Ivanoff, İng Ivanoff corrector) Ivanoff corrector, su altı fotoğrafçılığı için özel olarak tasarlanmış bir ışık kaynağı ve optik sistem. Su altındaki ışığın yoğunluğu ve hareketi gibi faktörler, fotoğrafların kalitesini doğrudan etkileyebilir. Ivanoff corrector, su altındaki ışığın daha iyi bir şekilde kullanılmasını sağlayarak, fotoğrafların daha canlı ve net görünmesini sağlar. Su altı fotoğrafçılığı yaparken, Ivanoff düzelticisi kullanarak ışığın yönü ve açısını ayarlamak, fotoğrafların kalitesini doğrudan etkileyen önemli bir faktördür.
IVUE
(Alm Live-Bild IVUE-Bild, Fr Image en direct IVUE, İng Live Picture IVUE Image) Bir “Canlı Resim IVUE Görüntü”. Mac OS Classic için artık kullanılmayan bir görüntü düzenleme uygulaması olan Live Picture tarafından oluşturulan raster görüntü; FlashPix (.FPX dosyaları) için temel olarak kullanılan çok çözünürlüklü bir görüntü formatı olan IVUE formatını kullanır.
IX240
(Alm informations austausch, Fr échange d'informations, İng Information Exchange) 1990'lı yılların ikinci yarısında yaygınlaşan ileri fotoğraf sistemi APS için teknik özellikleri içeren satandart; Bilgi Takası.
iyon
(Alm ion, Fr ion, İng ion) Net bir elektrik yüküne sahip, bir ya da daha fazla elektron kazanmış ya da kaybetmiş atom. Gümüş halejenür kristalleri sıralı olarak gümüş ve brom, klor, iyot iyonlarından oluşur.
iyon değiştirme
(Alm ion enaustausch, Fr échange d'ions, İng ion exchange) İyonların arıtılması işlemi.
iyon destekli kaplama
(Alm ion enunterstützte abscheidung, Fr dépôt assisté par ions, İng ion-assisted deposition) Renk dengesini sağlamak ve yansımaları azaltmak amacıyla mercekleri ince filmlerle kaplamak için kullanılan süreç.
iyonlaşma
(Alm ionisation, Fr ionisation, İng ionization) Bir atom ya da molekülün elektron kazanımı ya da kaybetmesi işleminden dolayı iyon oluşumu; iyonizayon.
iz
(Alm schiene, Fr piste, İng track) Bilgisayarlarda, veriyi yerleştirmek ve adreslemek için daha küçük parçalara bölünen sabit disk. Verileri yerleştirmek amacıyla küçük bölümlere ayrılmış olan CD ROM ya da DVD.
iz fotoğraf makinesi
(Alm streak-kamera, Fr caméra à balayage de faisceau, İng streak camera) Çok hızlı gerçekleşip biten, anlık olayları kaydetmek için kullanılan fotoğraf makinesi türü; çizgi fotoğraf makinesi. Olay anında fotoğraf makinesindeki film çok yüksek hızda hareket ederek olayı kaydeder. Bu gelişmiş cihazlar, zamansal bilgileri mekansal verilere dönüştürerek, ışık yoğunluğu değişimlerinin son derece kısa sürelerde hassas ölçülmesini sağlar. Mühendisler ve araştırmacılar, femtosaniyelerden nanosaniyelere kadar değişen olayları analiz etmek için çizgi fotoğraf makinelerine güvenir; bu özellik, lazer fiziği, plazma tanılaması ve biyomedikal görüntüleme gibi alanlardaki gelişmelerin merkezinde yer alıyor.
izleme
(Alm ansehen, Fr visualisation, İng viewing) Gösterici yoluyla yüzey üzerine yansıtılan görüntüleri seyretme; görüntüleme. İzleme, çıplak gözle yapılır. Görüş ile karıştırılmamalıdır.
izleme ekranı
(Alm Anzeigebild schirm, Fr ecran d'affichage, İng viewing screen, display screen) bkz netleme ekranı. bkz alan monitörü.
izleme filtresi
(Alm Anzeige filter, Fr filtre d'affichage, İng viwing filter) Siyah beyaz filmlerde, parlak noktaların ve kontrastlığın nasıl görüleceğini anlamak amacıyla çekimden önce kullanılan filtre.
izleme fotoğraf makinesi
(Alm ballistische kamera, Fr caméra balistique, İng ballistic camera) Roketler, füzeler ve uydular gibi nesneleri fotoğraflamak için genellikle geceleri kullanılan, hassas, yer fotoğraf makinesi.
izleme objektifi
(Alm Betrachtungs objektiv, Fr lentille de visualisation, İng viwing lens) Refleks (yansıtmalı) sistemde görüntüyü bakaca yansıtma amacıyla kullanılan, çift objektifli yansıtmalı fotoğraf makinelerinde üstte yer alan objektif türü. bkz TLR.
izleme uzaklığı
(Alm Betrachtungsab stand, Fr distance de visualisation, İng viwing distance) İzleyenle, nesne arasındaki uzaklık.
izokromatik
(Alm isochromatisch, Fr isochromatique, İng isochromatic) Mavi ve yeşil renklere duyarlı olmakla birlikte, kırmızı renge karşı duyarsız olan film (duyar kat) türü; aynı renkli, eşrenkli, ortokromatik. Kimilerince ortokromatik (Fr orthochromatique, İng orthochromatic) sözcüğü yerine kullanılır.
iztopu
(Alm trackball, Fr boule de commande, İng trackball) Bilgisayarın imleci kontrol etmesini sağlayan giriş aracı. Fare yerine başparmak ya da parmakla hareket ettirilen top.