Ansiklopedik Sözlük
O
- obje
- (Alm objekt, gegenstand, Fr objet, İng object) Felsefede, insan bilincinin dışında var olan gerçeklik. / Belli bir kütlesi ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey; parça, nesne.
- objektif
- (Alm linse, objektiv, Fr lentille, objectif, İng lens, objective) Fotoğraf makinesi, video kamera, mikroskop, dürbün, agrandisör ve projeksiyon makinesi gibi optik aletlerde cisim(ler)den gelen ışınları alıp ekran ya da duyar kata (film ya da algılayıcı yüzeyine) aktaran yakınsak mercek veya mercek sistemi. Genellikle birden fazla yakınsak mercekten oluşan ve temel işlevi duyar kat düzlemi üzerine seçik görüntü düşürmek olan, -mercek kusurlarını gidermek ya da en aza indirmek için eklenen- bir ya da daha fazla ıraksak mercek içerse de toplam olarak yakınsak özellikli mercek sistemidir. Normal objektif, bakaçtan (vizör) bakıldığında oluşturduğu görüntü insan gözünün gördüğü görüntüye eşdeğer algı yaratan objektiftir. Geniş açı objektif, normal objektife göre daha fazla görüntü alanı oluşturan objektiftir. Dar açı objektif, Normal objektiflere göre daha az görüntü alanı oluşturan objektiftir. Zum objektif (İng zoom lens), değişik açıların ayarlanarak elde edildiği objektiflerdir. Birden fazla objektifin görevini tek objektifin görmesi nedeniyle kullanım kolaylığı ve fiyat avantajı sağlar. Ancak çok mercekli sisteme sahip olmaları nedeniyle görüntü kalitesi daha düşüktür ve yavaştır. Tek objektif, ölçüsü ne olursa olsun, bir objektifin tek görüş açısına sahip olması durumudur. Bu objektifler, zum objektiflere göre daha kaliteli sonuçlar verir ve hızlıdır. Ayrıca bu objektiflerin diyafram açıklıkları daha fazladır. bkz mercek.
- objektif açıklığı
- (Alm linsenöffnung, objektivöffnung, Fr ouverture de la lentille, ouverture de l'objectif, İng lens aperture, objective aperture) bkz rölatif mercek açıklığı.
- objektif açıklık oranı
- (Alm relative öffnung einer linse, Fr ouverture relative d'une lentille, İng relative aperture of a lens) Bir fotoğraf makinesi objektifi veya mercek sisteminde, giriş bebeği (d) çapını tanımlayan d=f/n denklemindeki “l/n oranı”. Objektifin bağıl açıklığı, objektifin asal odak uzaklığının giriş bebeği çapına oranı. pratikte n sayısı, giriş bebeğinin yüzölçümü ile orantılı olarak mercek kenarında (n=l, 2, 4, 8, 16,…) sayılarıyla verilir.
- objektif ayırma derecesi
- (Alm auflösungsrate des objektivs, Fr taux de résolution de l'objectif, İng lens resolution rate) Birimi mm/çizgi olarak ifade edilen, bir objektifin 1 mm'lik aralıkta görüntüleyebildiği çizgi sayısı veya objektifin görüntüleyebilme gücü; mercek rezolüsyonu, objektif rezolüsyonu, mercek rezolüsyon oranı, objektif rezolüsyon oranı. Örneğin, 1 mm'de 20 çizgi birbirinden ayırt edilebilecek şekilde görüntülenebiliyorsa, bu objektifin ayırma derecesinin 1/20 veya sadece 20 çizgi/mm olduğu anlaşılır. Objektiflerin ayırma derecesi laboratuvarlarda özel testlerle belirtilir. objektifin ayırma derecesi ile onunla çekilmiş olan bir fotoğrafın ayırma derecesi birbirinden farklı kavramlar olup birbirleriyle karıştırmamak gerekir.
- objektif bağıl açıklığı
- (Alm relative blendenöffnung des objektivs, Fr ouverture relative de l'objectif, İng lens relative aperture) Belli bir ışık şiddeti altında, birim zamanda objektiften geçebilen ışık miktarının (n=f/d) tersi ile ifade edilen büyüklük.
- objektif başarımı
- (Alm objektivleistung, Fr ouverture relative de l'objectif, İng lens performance) Objektifin optik sisteminin; yüksek çözünürlük, yüksek kontrast, optik sapmalar ve biçim bozumu olmayan görüntü gibi özellikleri açısından niteliği; objektif performansı. Netleme aralığı, ışık ölçümü, görüntü alanını aydınlatması ve renkleri ayırma özelliği gibi konuları da içerir. bkz MTF grafiği.
- objektif çerçevesi
- (Alm objektivtubus, Fr barillet d'objectif, İng lens barrel) Bir objektifi oluşturan mercek ya da mercek gruplarını bir eksen üzerinde düzenleyen, boru biçimindeki mekanik uzantı. Objektifin mercek sistemi bu mekanik yapı içinde çeşitli değişiklikleri, ayarları, odaklamaları, ölçümleri yapar. Objektifin optik sistemini dış etkilerden korur. Objektifin makineye bağlantısını sağlayan bağlantı vidası bu yapı üzerinde yer alır.
- objektif desteği
- (Alm objektiv halterung, Fr support d'objectif, İng lens cradle) Uzun odaklı, tele ve ağır objektiflerin çekim sırasında sarsılmadan tutulmasını sağlayan parça.
- objektif distorsiyon hatası
- (Alm fehler bei der linsenverzerrung, Fr erreur de distorsion de l'objectif, İng lens distortion error) Birden fazla mercekten oluşan optik bir sistem olan objektiflerde, geometrik açıdan tek bir nokta olarak düşünülen izdüşüm merkezinin birisi cisim öbürü görüntü tarafında olmak üzere iki tane olması, ışının geometrik optiğe bu iki merkez (düğüm noktası) arasında ve optik eksene paralel olarak gelmesi sonucu oluşan hata; mercek distorsiyon hatası. Diğer bir tanımla, cisimden gelen herhangi bir ışının optik eksenle bir açısı yapması, diğer çeşitli mercek hatalarından dolayı objektiften çıkışta optik eksenle ' açısını yapması ve böylece doğadaki bir p noktasının p' görüntüsünün olması gereken yerden r kadar farklı bir yerde meydana gelmesi ile oluşan hata.
- objektif ekseni
- (Alm linsenachse, Fr axe de l'objectif, İng lens axis) Merceğin optik merkezinden doğrusal olarak geçen, objektifin çap doğrusuna, mercek düzlemine ve fotoğraf düzlemine dik olan hayali hat; fotoğraf makinesi asal ekseni, kamera esas ekseni, mercek ekseni, asal eksen, optik eksen, objektif ekseni, gözlem ekseni, gözleme ekseni, gözetleme ekseni, dürbün ekseni, bakış ekseni, görüş ekseni, çekim ekseni, pozlama ekseni. bkz fotoğraf makinesi asal ekseni.
- objektif elemanları
- (Alm linsen elemente, Fr éléments de lentille, İng lens elements) Bir objektif içindeki optik sistemi oluşturan her bir mercek. Objektiflerin içinde farklı amaçlara yönelik birden çok mercek bulunur.
- objektif gölgeliği
- (Alm gegenlicht blende, Linsenschutz, Fr pare-soleil, lunette de visée, İng lens hood, lens shade) Objektife istenmeyen ışıkların girmesini engelleyen, ışık geçirmez malzemeden yapılmış, objektifin önüne takılan silindirik ya da yaprak biçimli yardımcı donanım. Bunun sayesinde objektifin önünde gölgeli bir alan sağlanmış olur. bkz gölgelik. bkz ışık siperliği. bkz parasoley.
- objektif görüş açısı
- (Alm betrachtungswinkel des objektivs, Fr angle de vision de l'objectif, İng lens viewing angle) Tepesi objektif optik merkezinde bulunan ve görüntünün çevrel çemberinden geçen koninin tepe açısı.
- objektif gücü
- (Alm objektivgeschwindigkeit, Fr vitesse de l'objectif, İng lens speed) Bir objektifin çalışabilmesi için ne kadar az ışığa ihtiyacı olduğunun ölçümü; bağıntılı açıklık, objektif duyarlığı, objektif hızı. Güçlü ya da hızlı bir objektif az ışığa, yavaş olan ise fazla ışığa ihtiyaç duyar. En açık diyafram değeriyle ölçülür. Geniş diyafram açıklığı olanlar hızlı ya da güçlü objektif, daha az diyafram açıklığı olanlar yavaş objektif olarak bilinir. Örneğin f2 değerindeki bir objektif, f4 değerindeki objektife göre dört misli güçlüdür. Objektif gücü, objektifin filtre yuvası kenarında, 1/1.2; f1.2 gibi gösterilir. bu sayı ne kadar küçükse objektif duyarlığı o denli büyüktür ve az ışık koşullarında çalışır. bkz bağıntılı açıklık. bkz f/sayısı.
- objektif hızı
- (Alm objektiv geschwindigkeit, Fr vitesse de l'objectif, vitesse objective, İng lens speed, objective speed) Objektif gücü. bkz objektif gücü. bkz rölatif mercek açıklığı.
- objektif ızgarası
- (Alm objektives gitter, Fr grille d'objectif, İng objective grating) Yıldızların göreli olarak parlaklığını ölçmek amacıyla kullanılan optik donanım.
- objektif kapağı
- (Alm objektiv deckel, Fr capuchon d'objectif, İng lens cap) Objektifi ve objektifin optik sistemini toz, ter, ufak çarpmalardan kaynaklanabilecek çatlama, ezilme ve sıkışmalardan korumak amacıyla kullanılan, objektifin önüne takılan, metal ya da plastik koruyucu kapak. Objektifin makineden çıkarıldığı zamanlarda arka kapak da takılı tutulmalıdır. Ön kapak, bir misina ya da ip yardımıyla objektifin bileziğine bağlanırsa düşerek kaybolması engellenmiş olur.
- objektif kaplaması
- (Alm linsen beschichtung, Fr revêtement des lentilles, İng lens coating > coating) Objektiflerde çeşitli nedenlerle oluşan yansımaları gideren ve merceklerin yüzeylerine çok ince tabakalar halinde yapılan magnezyum florür kaplaması.
- objektif kavrama gücü
- (Alm linsen abdeckungsstärke, Fr pouvoir couvrant des lentilles, İng lens covering power) Herhangi bir objektifin kullanılır niteliklere sahip olacak biçimde üretebildiği en geniş alan. Bu alanın dışındaki görüntüde çeşitli bozukluklar söz konusudur.
- objektif kayması
- (Alm linsen verschiebung, Fr décalage d'objectif, İng lens shift) Objektifin, optik eksenle açısını değiştirmeden, yanlara hareket etmesini sağlayan mekanik sistem. Perspektif bozulmadan, objektifin bakış alanı değişir.
- objektif merceği
- (Alm objektiv linse, Fr lentille d'objectif, İng objective lens) Nesne, cisim veya topoğrafik arazi yüzeyinden ışığı alarak görüntü düzlemi üzerinde görüntünün oluşmasına olanak sağlayan, birinci ya da ilk görüntüyü oluşturan fotoğraf makinesi, teleskop ve mikroskoplarda, fotogrametrik analog ve analitik kıymetlendirme aletlerinde ve pek çok diğer sistemde kullanılan optik bir bileşim ya da sistem. Fotoğraf makinesi sistemlerinde objektif, mercek tarafından oluşturulan görüntü veya son görüntüdür. Teleskop ya da mikroskop gibi aletlerde ise, objektif merceği tarafından oluşturulan görüntü oküler tarafından büyütülür.
- objektif ortası örtücü
- (Alm zwischen dem objektivverschluss, Fr entre l'obturateur de l'objectif, İng between the lens shutter) Objektif içine yerleştirilmiş merkezden dışa açılıp, dıştan merkeze doğru kapanan ve metal yaprakçıklardan yapılmış örtücü türü.
- objektif parıltısı
- (Alm linsen effekt, Fr reflet, İng lens flare) Bir objektifin optik sisteminde görüntü yüzeyine düşen gereksiz ışık. Optik sistemdeki yansımalara neden olur. Yansımanın görüntüde yoğunlaştığı bölgelerde ışıklı noktalar oluşur.
- objektif performansı
- (Alm objektivleistung, Fr performances de l'objectif, İng lens performance) Objektifin optik sisteminin; yüksek çözünürlük, yüksek kontrast, optik sapmalar ve biçim bozumu olmayan görüntü gibi özellikleri açısından niteliği. Netleme aralığı, ışık ölçümü, görüntü alanını aydınlatması ve renkleri ayırma özelliği gibi konuları da içerir. bkz MTF. bkz objektif başarımı.
- objektif sabitesi
- (Alm linsen konstante, Fr constante de lentille, İng lens constant) Herhangi bir objektif sonsuza odaklandığında, görüntüyü düşürdüğü odak noktası ile objektifin optik merkezi arasındaki uzaklık; odak mesafesi, odak uzaklığı, odak uzunluğu. bkz odak uzaklığı. bkz odak uzunluğu.
- objektif sistemi
- (Alm linsen system, Fr système de lentilles, İng lens system) Birbiriyle bağlantılı olarak çalışmak amacıyla tasarlanmış olan iki ya da daha fazla mercek, mercekler grubu. / Farklı firmalar tarafından üretilen objektif takımı.
- objektif taşıyıcı
- (Alm objektiv platine, Fr panneau de lentille, İng lens board) Orta boy, büyük boy fotoğraf makinelerine ve agrandisörlere objektif takılmasını sağlayan, metal ya da plastikten yapılmış plaka. Plakanın ortasındaki deliğe objektif takılır.
- objektif uzatıcı
- (Alm objektiv verlängerer, Fr prolongateur d'objectif, İng lens extender) bkz telekonvertör.
- objektif yuvası
- (Alm objektiv halterung, Fr monture d'objectif, İng lens mount) Değişebilir objektifli fotoğraf makinelerinde; objektifli fotoğraf makinesinin gövdesine tutturmayı sağlayan vidalı, sürgülü ya da elektronik oyuk.
- objektiften
- (Alm durch die linse, Fr à travers l'objectif, İng Through-The-Lens - TTL) Fotoğraf makinesi ve video kameralarda netleme ve ışık ölçümünün objektif yoluyla yapıldığı optik ve elektronik sistem. bkz OTF.
- objektiften ışıkölçer
- (Alm durch die linse, Fr à travers l'objectif, İng Through The Lens - TTL) Yeni kuşak fotoğraf makinelerinde, objektiften girerek görüntüyü oluşturan ışıktan ölçüm yapan ışıkölçer. Bu sisteme TTL denmektedir.
- objektiften ölçüm
- (Alm messung durch linse, Fr mesure à travers une lentille, İng measurement through lens) Işık ölçümünü objektifin içinden gelen ışık şiddetine göre ölçme işlemi.
- obtüratör
- (Alm verschluss, Fr obturateur, İng shutter) Işığın objektiften geçerek filmi etkilemesi için belli bir süre açılabilen, ışık geçirmez bir engel; örtücü. Film düzlemine ulaşacak olan ışık miktarının filmi ne kadar süre ile etkileyeceğini belirleyen mekanik parçadır. Bir SLR fotoğraf makinesinde obtüratör odak düzleminin tam önündedir. Bir kompakt makinede ise obtüratör çoğunlukla objektifin içine yerleştirilmiştir. bkz enstantane. bkz örtücü.
- OCR
- (Alm optische zeichenerkennung, Fr reconnaissance optique de caractères, İng Optical Character Recognition - OCR) bkz optik karakter tanıma.
- odak
- (Alm fokus, brennpunkt, Fr focal, foyer, İng focus, focal point) Objektifin optik ekseni üzerinde, belli bir konudan/cisimlerden gelerek mercekten geçen ışık ışınlarının merceğin öbür tarafında bir görüntü oluşturması için mercek ekseni üzerinde toplandığı (odaklandığı), aynı zamanda en iyi görünen (sanal) görüntünün oluştuğu yer olarak da tanımlanan nokta; odak noktası, fokal, prensip odağı. Yakınsayan ışınların kesişme noktası (gerçek odak ki odak uzaklığı f'nin ön imi artıdır), ya da ıraksayan ışınların kaynaklanır göründüğü nokta (sanal odak ki odak uzaklığı f’nin ön imi eksidir). Odak noktası “F” kısaltması ile işaretlenir. / Optik bir sistemde odak düzlemindeki görüntünün keskin bir şekilde görünmesini sağlamak. / Arka ana odak noktası. / Bakacın dikkatinin sabitlendiği veya kompozisyondaki ögelerin görsel bir noktaya yönelmesi olan nokta veya alan.
- odak değişikliği
- (Alm fokus verschiebung, Fr changement de concentration, İng focus shift) En iyi netleme düzlemi konumunu değiştirme. Zum objektiflerde, odak uzunluğu çok az değiştiğinde odak değişikliği olur. Öbür objektiflerde, özellikle, özellikle agrandisör objektiflerinde, diyafram açıklığındaki değişim odak değişikliğine neden olur; bu durum, optik sistemdeki küresel sapmayı engellemekten dolayı olur.
- odak derinliği
- (Alm tiefenschärfe, Fr profondeur de mise au point, İng Depth of Focus - DOF) Objektifin yeniden odaklamasına gerek kalmaksızın duyar kat düzleminin hareket ettirilmesi durumunda yine de seçik görüntü alınmasını sağlayan optik olay. Optik yoluyla elde edilen görüntünün kabul edilebilir keskinlikte görüldüğü alan ya da oranın ölçümü. Odak derinliği, bir görüntüdeki odak alanın, en yakın odak noktasından en uzak odak noktasına kadar ölçülmesidir. Fotoğraf makinesinde, film düzlemini ileri-geri hareket ettirerek kabul edilebilir keskinlikte görüntü sağlanan alan.
- odak dışı
- (Alm ein fokussierter, unscharfer, Fr un point focal, un point flou, İng a focal, out-of-focus) Optik sistemde görüntünün odaklanamaması, net olarak ortaya çıkmaması.
- odak düzeyli örtücü
- (Alm Schlitzverschluss, Fr obturateur à plan focal, İng focal plane shutter) Film düzlemi önünde duran iki perdeden oluşan, belirli bir süre aralığında açık kalarak duyar katın (filmin ya da algılayıcının) pozlanmasını sağlayan örtücü sistemi. Fotoğraf makinesinin gövdesinde, film ya da algılayıcı düzleminin önünde yer alır. Bir jaluzi (şerit perde) şeklinde, yatay ya da dikey olarak açılır kapanır. Çekim düğmesine basıldığında örtücü sistemini oluşturan perde açılır, belirlenen süre kadar açık kaldıktan sonra yeniden kapanır. Perdenin açık kalma süresinde pozlama gerçekleşir. Pozlama sırasında, iki perdenin arası belli bir açıklıkta aralanarak film ya da algılayıcı belli süre ışıktan etkilenir. İki perde arasındaki açıklık pozlamayla belirlenir. bkz örtücü hızı. bkz örtücü süresi.
- odak düzlemi
- (Alm brennebene, Fr plan focal, İng focal plane) Bir mercek ya da küresel aynanın asal eksenlerine dik olan hayali (varsayımsal) yüzey. / Merceğin nesne tarafındaki cisim, nesne ve ayrıntıların görüntülerinin odaklandığı, yani bir merceğin cisim ve nesne uzayı tarafında kalan odak noktasını merkez olarak kabul eden ve merceğin optik eksenine dik olan odak noktasından geçen varsayımsal düzlem; fokal düzlem, mercek odak düzlemi. Seçik görüntü alınabilmesi için duyar kat (film ya da algılayıcı), fotoğraf makinelerinde bu varsayımsal düzlem üzerine yerleştirilir. bkz film düzlemi. bkz mercek odak düzlemi. bkz Petzval yüzey.
- odak düzlemi dizilemesi
- (Alm brennebenen montage, Fr ensemble de plan focal, İng focal plane assembly) Dedektör dizisi, elektronikler ve muhtemel kriyojenik soğutma sistemlerinin birbirlerine yakın yerleştirildiği ve odak düzleminde ya da yakınında olduğu kızılötesi görüntüleme aygıtı. Meteorolojik ve gözetleme uydularında, düşük ışıklı görüntü sistemlerinde, ısı güdümlü füzelerde kullanılır.
- odak düzlemi dizisi
- (Alm fokalebenen-array, Fr réseau à plan focal, İng focal plane array) Bir görüntüleme sisteminin odağına yerleştirilen fotodedektör grubu. Değişken şekilde bir çizgisel dizi ya da iki boyutlu kalıp olarak düzenlenir. Çoğu sayısal fotoğraf makinesi ve video kamera bu düzenlemeye sahiptir. bkz algılayıcı düzeni.
- odak düzlemi örtücüsü
- (Alm schlitzverschluss, Fr obturateur à plan focal, İng focal plane shutter) bkz perde örtücü.
- odak gücü
- (Alm brennkraft, Fr puissance focale, İng focal power) Bir mercek, ayna ya da öbür optik sistemlerin içinden geçen ya da yansıyan ışınlar üzerindeki optik sistemin etkisinin ölçümü; optik gücü.
- odak istifleme
- (Alm fokus stapel, Fr pile de focus, İng focus stack) Manzara fotoğraflarında büyük boy baskılar alma planlandığında kullanılan bir netleme yöntemi.
- odak kaydırma
- (Alm fokussierung, Fr focus sur le rayonnage, İng Racking Focus) Odak kaydırma, izleyicinin dikkatini bir video görüntüsünde ön plandaki bir nesneden arka plandaki bir nesneye veya tam tersine yönlendirmek için kullanılan bir tekniktir.
- odak kilidi
- (Alm fokus sperre, Fr verrouillage de la mise au point, İng Focus Lock - FL) Odaklama yapılan nesneye kilitlenmeyi sağlayan bir özellik. Optik zum yapabilen fotoğraf makinelerinin tamamında bulunan ve odaklama yapılan nesneye kilitlenmeyi sağlayan bir özelliktir. Bu işlem genelde deklanşöre yarım basıldığında, bazı makinelerde ise ayrı bir düğmeye basıldığında gerçekleşir. Örneğin bir yola doğru fotoğraf makinesi çevrilip deklanşöre yarım basıldığında netleme için makine hazırlanmış olur. O yoldan daha sonra geçecek bir araba çekilmek istendiğinde deklanşöre hızlıca ve tam basılarak araba kareye oturtulmaya çalışılır ki daha önceden netleme kilitlendiğinden resimde odaklama yani netleme sorunu yaşanmayacaktır.
- odak kontrol
- (Alm fokus kontrolle, Fr contrôle de la mise au point, İng focus control) Bir optik sistemde netlemeyi sağlama. Objektiflerde, elemanların kendi ekseni etrafında netleme bileziği yoluyla çevrilmesiyle ya da aygıtı ileri-geri hareket ettirerek optik sistemi odaklama.
- odak noktası
- (Alm fokus, fokuspunkt, Fr mise au point, point focal, İng focus, focus point) Objektifin optik ekseni üzerinde, belli bir konudan gelen paralel ışın demetinin toplandığı (odaklandığı) nokta; odak, mihrak. Odak noktası “F” kısaltması ile işaretlenir. bkz odak.
- odak uzaklığı
- (Alm brennweite, Fr distance focale, longueur focale, İng focal length, lens constant) Herhangi bir objektif sonsuza odaklandığında, görüntüyü düşürdüğü odak noktası ile objektifin optik merkezi arasındaki uzaklık; objektif sabitesi, odak uzunluğu, odak mesafesi. Odak uzaklığı “f” ile gösterilir; “mm” olarak ifade edilir. Sayısal fotoğraf makinelerinin objektiflerinde ise bu ölçek, objektif ile görüntü algılayıcı arasındaki mesafe anlamına gelir. Uzun odak uzaklıkları görüntü açısının daralması ile bağlantılı olurken kısa odak mesafeleri, geniş görüntü açıları ile ilişkilidir. Odak uzaklığı küçüldükçe görüş açısı artar, odak uzaklığı arttıkça görüş açısı azalır. Örneğin 18 mm bir objektif, 55 mm bir objektiften daha geniş bir alanı tarayabilir. / Küresel aynada aynanın optik merkezi ile gerçek ya da sanal odak noktası arasındaki uzaklık. bkz odak uzunluğu.
- odak uzaklığı büyütücü
- (Alm vergrößerungsglas für brennweiten, Fr loupe de distance focale, İng focal distance magnifier) Büyütme Faktörü veya Kırpma Faktörü olarak da bilinen bu terim, bir DSLR'de kullanılan bir objektifin görüş açısını (İng Angle of View - AOV) tam kare 35 mm fotoğraf makinesinde nasıl görüneceğiyle ilişkilendirmek için kullanılır. Örneğin, kompakt DSLR'ler, standart 35 mm bir çerçeveden yaklaşık % 50 daha küçük algılayıcılar içerir. Sonuç olarak, kompakt bir DSLR'de 50 mm objektifin etkin odak uzaklığı ve AOV'yi azaltılır veya 75 mm objektife eşdeğer olarak kırpılır. Canon EOS Rebels ve diğer kompakt Canon DSLR'ler 1.6x büyütme faktörüne sahiptir; bu da 50 mm bir objektifi fiilen 80 mm objektif yapar.
- odak uzunluğu
- (Alm brennweite, Fr distance focale, longueur focale, İng focal length) bkz odak uzaklığı.
- odaklama
- (Alm fokussieren, Fr se concentrer, se concentrer, İng focus, focusing) Fotoğrafı çekilecek olan cismin seçik (net) bir görüntüsünün eldesi için odak noktasının odak düzlemi/duyar kat (film ya da algılayıcı düzlemi) üzerine düşmesini sağlama işlemi; fokuslama, netleme. Optik sistemin odak düzlemiyle, fotoğraf makinesi ya da gösterim aygıtındaki görüntü düzleminin çakışmasıyla gerçekleşir. Bu şekilde, optik sistemde net görüntü oluşur. bkz odak. bkz netleme. / Bir görsel düzenlemede, dikkatin yoğunlaştığı nokta ya da yer.
- odaklama camı
- (Alm mattscheibe, Fr écran de mise au point, İng focusing screen) Fotoğraf makinelerinde fotoğrafı çekilecek cismin görülebilmesi ve odaklanmasını sağlayan, genellikle beyaz renkli buzlu cam; odaklama ekranı.
- odaklama ekranı
- (Alm mattscheibe, Fr écran de mise au point, İng focusing screen) Fotoğraf makinelerinde fotoğrafı çekilecek cismin görülebilmesi ve odaklanmasını sağlayan, genellikle beyaz renkli buzlu cam; odaklama camı.
- odaklama ölçeği
- (Alm fokussierungsskala, Fr échelle de mise au point, İng focusing scale) Netleme ölçeği. bkz netleme ölçeği.
- odaklama yardımcı ışığı
- (Alm fokus-hilfslicht, Fr lumière d'aide à la mise au point, İng focus assist light) Bu özellik daha çok gelişmiş model sayısal fotoğraf makinelerinde mevcuttur. Işık yetersiz olduğunda fotoğraf makineleri odaklamakta zorlanırlar. Odaklamanın doğru yapılabilmesi için bazı makinelerde kırmızı, beyaz ya da sarı renkli bir LED ışığı ya da kızılötesi ışık bulunur. Bu ışık objektifin gördüğü nokta veya alanı aydınlatarak odaklamaya yardımcı olur. Canon DSLR'leri gibi bazı gövdeler dahili flaşlarını seri olarak patlatarak odak yardımcı ışığı oluştururlar. Harici flaşların birçoğunda odaklama yardımcı ışığı bulunur.
- odaklamak
- (Alm fokussierung, Fr se concentrer, İng focusing) Odaklama eylemi. Görüntüyü keskin ve net (seçik) oluşturmak amacıyla, optik sistemi hareket ettirme; netlemek. Bu eylem optik sistemde, elle yönlendirilerek ya da otomatik olarak (kendiliğinden) yapılabilir. bkz netleme.
- odaklanmayı takip et
- (Alm folgen sie dem fokus, Fr suivre la mise au point, İng Follow Focus) Odak takibi, film yapımında (film kameralarıyla) ve televizyon yapımında (profesyonel video kameralarla) kullanılan bir odak kontrol mekanizmasıdır. Artık HDSLR fotoğraf makineleriyle birlikte kullanılmak üzere tasarlanmış ve video görüntü yakalamak için tasarlanmış odak takip üniteleri de bulunmaktadır.
- odakölçer
- (Alm fokusometer, fokusmesser, Fr focomètre, İng focometer) Fotoğraf makinelerinin objektiflerinin ve merceklerin odak uzaklığını ölçen ve sapınçlarını belirleyen aygıt; fokometre, lensometre. / Küresel aynaların odak uzaklıklarını doğrudan, okumaya yarayan aygıt.
- odakölçüm
- (Alm fokometrie, Fr focométrie, İng focometry) Merceklerin ve küresel aynaların odak uzaklıklarını ölçüm işi; fokometri.
- odakötesi uzaklığı
- (Alm hyperfokale distanz, Fr distance hyperfocale, İng hyperfocal distance) Bir fotoğraf makinesi objektifi sonsuza netlendiğinde, kabul edilebilir seçik görüntünün oluştuğu en yakın noktayla objektif arasındaki uzaklık.
- OEM
- (Alm erstausrüstungs herstellung, Fr fabricant d'équipement d'origine, İng Original Equipment Manufacture - OEM) Bilgisayarlar, tarayıcılar, sayısal fotoğraf makineleri, yazıcılar gibi araçların üreticileri; özgün araç üreticisi.
- oksidasyon
- (Alm oxidation, Fr oxydation, İng oxidation) Bir atom veya molekülün elektron kaybettiği kimyasal tepkimelere verilen ad. bkz yükseltgenme.
- oküler
- (Alm okular, Fr oculaire, İng eyepiece) Gözle ilgili olan. / Herhangi bir optik alette göze en yakın noktada bulunan, göz bazı ayarlama düzeneğini de içinde bulunduran, görüntülerin göze sunulmasına ve görüntünün oluşturulmasına olanak sağlayan bir mercek elemanı; adesei ayniye (adese-i ayniye), gözleme merceği. / Işık mikroskobunda objektiften gelen görüntüyü büyüten ve gözle bakılan mercek; gözleme merceği.
- okumak
- (Alm lesen, Fr lire, İng read) Bilgisayarda bir sayısal dosyaya erişmek, bellekten ya da arşivden bilgi elde etmek. Örneğin bir CD'yi okumak, içerisindeki dosyaları açabilmek ve kullanabilmektir.
- okunamayan renk
- (Alm nicht lesbare farbe, Fr couleur non lue, İng non-read color) Tarayıcı ya da optik okuyucuyunun okuyamadığı renk.
- okyanus çırpıntısı filtresi
- (İng ocean ripple) Adobe Photoshop distort (bozma) filtresinin altında yer alır ve bir görüntüyü suyun altındaymış gibi göstermek için okyanusta oluşan dalgaları görüntüye ekler (Filter > Distort > Ocean Ripple)
- olay
- (Alm ereignis, Fr événement, İng event) Bilgisayarlarda bir yazılım tarafından tespit edilen eylem ya da oluşum. Kullanıcılar tarafından bir fare tıklaması, klavyede bir tuşa basılması ya da bellekten veri alınması gibi sistem oluşumları sonucunda ortaya çıkar.
- OLED
- (Alm Organische Leuchtdiode, Fr diode électroluminescente organique, İng Organic Light Emitting Diode - OLED) Bir ekran teknolojisi; Organik Işık Yayan Diyot. Arka aydınlatmayagerek duymadığı için LCD'lere göre daha az enerji harcar ve daha canlı ve parlak görüntü verir, standart LCD'lere kıyasla daha yoğun siyah ve daha yüksek kontrast gösterir ve standart LCD'lere göre daha ince profillerle üretilebilir. OLED ekranlarda küçük kırmızı, yeşil ve mavi LED'ler bulunur –LCD ekranların aksine, arka ışık üzerinde kırmızı, yeşil ve mavi renk filtreleri bulunur– ve ışığı engellemek için kapanır. LCD'ye göre daha ince ve 160 dereceye kadar yandan hiç sorunsuz parlak görüntü verebilen bir ekran teknolojisidir.
- olimpik filtre
- (Alm olympiafilter, Fr filtre olympique, İng olympic filter) En yüksek ve en düşük değerleri boşa çıkaran filtre türü.
- omuz
- (Alm schulter, Fr épaule, İng shoulder) Duyarlık ölçümü eğrisinin üstte sağa doğru kıvrılan bölümü. Eğrinin bu bölümü bazı ayrıntıları ve yüksek değerleri temsil eder.
- onarım
- (Alm restitution, Fr restitution, İng restitution) Bir görüntüdeki noktaları, konu içerisindeki tanımlanmış olan örnek noktalara ilişkilendiren geometrik yapı. Fotogrametredeki anahtar işlem.
- onaylı baskı
- (Alm OK blatt, Fr OK feuille, İng OK sheet) Müşteri ya da yönetici tarafından onaylanan prova, baskı türü.
- opak
- (Alm undurchsichtig, Fr opaque, İng opaque) Işık geçirgenliği olmayan herhangi bir madde ya da cisim; geçirgen olmayan, ışıkgeçirmez, saydam olmayan, saydamsız, şeffaf olmayan. Örneğin renkli veya siyah beyaz karta basılı fotoğraflar birer opaktır. / Fotosensitif (ışığa duyarlı) materyalleri etkileyen özel dalga boyu (görülen veya görülmeyen) bölgelerine sahip ışınları geçirmeyen herhangi bir madde ya da cisim. / Donuk, mat renk. Herhangi bir madde bazı renklere donuk, diğerlerine donuk olmayabilir; görsel olarak geçirgen (şeffaf, saydam) olmasına rağmen, morötesi ışınların etkisiyle kimyasal değişikliklere karşı donuk (mat) olabilir. / Karta basılmış fotoğraf.
- opak mürekkep
- (Alm undurchsichtige tinte, Fr encre opaque, İng opaque ink) Fotoğrafları düzeltme (rötuş) işinde kullanılan ışık geçirmez kimyasal karışım, örtme boyası.
- opak orijinaller
- (Alm undurchsichtige originale, Fr originaux opaques, İng opaque originals) Işığı geçirmeyen orijinaller. Örneğin daha önce basılmış orijinaller, fotoğraflar, saydamsız kağıt üzerine çizilmiş resimler vb.
- opaklık seçeneği
- (Alm opazitätsoption, Fr option d'opacité, İng opacity option) Bilgisayarda Photoshop vb görüntü, resim ve grafik işleme programında bir katmanı şeffaf (saydam/transparan) hale getirmek için kullanılır. Opacity (opaklık) seçeneğindeki değerleri değiştirerek istenilen transparanlığa ulaşılabilir.
- opasite
- (Alm opazität, Fr opacité, İng opacity) Işıkgeçirmezlik, saydam olmama, saydamsızlık. bkz saydamsızlık.
- optiğe etkin malzeme
- (Alm optisch aktives material, Fr matériau optiquement actif, İng optically active material) Işığın polarizasyonunu döndürebilen, ışık ileten ortam. Bu ortamlar, sol ve sağ dairesel polarizasyon için farklı kırılma indisine sahiptir.
- optik
- (eTr ilm-i menazır, Alm optik, Fr optique, İng optic, optical) Görme ile ilgili olan. / Görme duyusuyla ilgili. / Fizik biliminin ışık olaylarını inceleyen kolu; optik bilimi. bkz fiziksel optik. bkz geometrik optik. bkz ışıksal. / Fotoğraf makinesi, video kamera, teleskop, dürbün gibi sistemlerde bulunan mercek ve objektif sistemlerin temelini oluşturan mercek, ayna, ya da ışık yönlendirici ögelerden her biri; optik öge. / Gözlükçü.
- optik akış
- (Alm optischer fluss, Fr flux optique, İng optical flow) Bir nesnenin veya fotoğraf makinesinin hareketinin neden olduğu ardışık iki çerçeve arasındaki nesnelerinin hareketinin modelidir. Yani arka arkaya gelen iki çerçeye karşılaştırıldığında hareketli nesnenin ayırt edilme işlemidir. Optik akış; “bir nesnenin piksel yoğunlukları ardışık kareler arasında değişime uğramaz” ve “komşu pikseller benzer harekete sahiptir” varsayımları ile çalışmaktadır. bkz Lucas-Kanade optik akış.
- optik aktarma işlemi
- (Alm optische übertragungs funktion, Fr fonction de transfert optique, İng optical transfer function) Bir merceğin ya da görüntü üreten aygıtın veriyi aktarmasının matematiksel tanımı.
- optik araya girme sistemi
- (Alm optisches schaltsystem, Fr système de commutation optique, İng optical switching system) bkz optik döndürme sistemi.
- optik ayırma gücü
- (Alm subjektives auflösungsvermögen, Fr pouvoir de résolution subjectif, pouvoir de résolution optique, İng subjective resolving power, optical resolution power) Optik bir aletin niteliğini ve kalitesini tanımlayan, belirten bir nicelik, özellik; optik çözümleme gücü.
- optik bakaç
- (Alm optischer sucher, Fr viseur optique, İng optical viewfinder) Bir monitör ekranı yoluyla değil mercekler yoluyla konuyu doğrudan gösteren bakaç türü. bkz bakaç. bkz SLR. bkz TLR.
- optik bakış
- (Alm optische ansicht, Fr vue optique, İng optic view, optical view) Bir konuya çıplak gözle değil, optik aracılığıyla (örneğin fotoğraf makinesinin objektifinden) bakma.
- optik bank
- (Alm optische bank, Fr banc optique, İng optical bench) Üzerinde, optik aletlerin ayar ve türlü deneylerinin yapılmasına elverişli olan masa veya düzene verilen ad. bkz optik tezgah.
- optik boyası
- (Alm optische schwärzung, Fr noircissement optique, İng optical blacking) Yansıyan ışığı emen boyalar ya da farklı uygulamalar, ışık emici malzemeler. Objektiflerde, merceklerin içinde durduğu tüp şeklindeki gövdenin iç yüzeyine ışık yansımalarını önlemek amacıyla bu malzemeler uygulanır.
- optik bozulmalar
- (Alm optische verzerrungen, Fr distorsions optiques, İng optical distortions) Objektif hatalarından oluşan bozukluklar. Renk bozulmaları, kedi gözü efektleri, eğrisel geometrik bozulma, odaklanma düzleminin doğrusal olmaması gibi bozukluklar bunlara örnektir.
- optik büyütme
- (Alm optischer zoom, Fr zoom optique, İng optic zoom, optical zoom) Optik zum. Sayısal fotoğraf makinesinin merceği ile yaklaşma oranını gösterir. Objektif üzerinde 2X, 4X, 6X, 8X, 10X… gibi yer alan sayılar fotoğraf makinesinin 2, 4, 6, 8, 10 kademe olarak çekim alanına yakınlaşması anlamındadır. 3X optik zuma sahip bir sayısal fotoğraf makinesi –dijital özelliklerini hiç kullanmaksızın– sadece merceği ile görüntüyü üç kat büyütebilir. Bu değer objektifin en yüksek odak uzunluğu ile en düşük odak uzunluğunun birbirine bölünmesiyle elde edilir. Örneğin DSLR fotoğraf makinelerindeki birçok kit objektif 18-55 mm odak uzunluğuna sahiptir, dolayısıyla 55/18 = 3X yaklaştırma değerine sahiptir. Benzer şekilde Nikon 50-200 mm VR'de 200/50 = 4X yaklaştırma oranına sahiptir. Bazı sayısal fotoğraf makinelerinde kullanılan dijital zum (sayısal yaklaştırma), fotoğrafı bir algoritma (interpolasyon) yoluyla büyüttüğü için optik yaklaştırmaya göre daha kötü sonuç verir.
- optik çözünürlük
- (Alm optische auflösung, Fr résolution optique, İng optical resolution) Bir optik sistemin görüntü yakalayabildiği fiziksel çözünürlük, ayrıntıyı ayırmadaki gücünü ölçme; optik rezolüsyon. Ayrıntıyı ayırma gücü, optik sistemin bir konuyu görüntülediğinde, ortaya çıkan görüntüdeki ayrıntıyı ortaya koyma yeteneği olarak kabul edilir. Bu terim en çok optik tarayıcılar ve sayısal makineler için kullanılır. Sayısal fotoğraf makinelerinde daha çok CCD çözünürlüğünü ifade eder. Fotoğraf makinelerinde kullanılan CCD'lerin bir çözünürlüğü vardır ki görüntü bu çözünürlük içinde oluşur. Dolayısıyla görüntü çözünürlüğü genelde CCD çözünürlüğünün biraz daha altındadır. Örneğin 3.34 Mp (megapiksel) CCD çözünürlüğü ve 3.1 milyon piksel görüntü çözünürlüğü gibi.
- optik değmeli
- (Alm optischer kontakt, Fr contact optique, İng optical contact) Aralarında hava kalmayacak şekilde iki yüzeyin yan yana getirilmesi. İki merceğin yüzlerinin, optik değmeli şekilde yapıştırılmasında iyi sonuç elde edebilmek için merceklerin kırılma indislerinin de birbirine yakın olması gerekir.
- optik dereceli silikon
- (Alm silizium in optischer qualität, Fr silicium de qualité optique, İng optical-grade silicon) Yüksek bir şekilde saflaştırılmış silikon. Çok yüksek bir elektrik direnci sergiler ve neredeyse 0.5-15 m arasındaki morötesine açıktır.
- optik dışı fotoğraf
- (Alm fotogramm, Fr photogramme, İng photogram) Objelerin ışığa duyarlı fotoğraf malzemesinin üzerine doğrudan konması. Optik sistem ya da fotoğraf makinesi kullanılmadan çekilen fotoğraf; fotogram. bkz fotogram.
- optik döndürme sistemi
- (Alm optisches schaltsystem, Fr système de commutation optique, İng optical switching system) Işınların çoğunlukla yönünü değiştirmek amacıyla mercek dizgesi arasına başka mercek veya prizmayı sokma, merceği çevirme sistemi veya dizgesi; optik çevirme sistemi.
- optik düzlük
- (Alm optisches aufflackern, Fr reflet optique, İng optical flate) Düzlüğü, yaklaşık olarak 60 nm'den genellikle daha iyi olan cam ya da benzeri malzemenin hassas yeri. bkz düz.
- optik eksen
- (Alm optische achse, Fr axe optique, axe optique, İng optical axis, optic axis) Bir merceğin ya da objektif sisteminin tam merkezinden geçen varsayımsal çizgi; mercek ekseni, asal eksen, esas eksen, gözlem ekseni, gözleme ekseni, bakış ekseni, çekim ekseni, alım ekseni, objektif ekseni, kamera ekseni. Bu çizgi boyunca hareket eden bir ışık ışınının hiçbir kırılmaya uğramaması gerekir.
- optik fiber
- (Alm optische faser, Fr fibre optique, İng optical fiber) Merkezi bir çekirdek ve daha düşük indisli bir dış kaplaması olan, çekme ya da kalıptan çekme cam, plastikten oluşan aşırı derecede ince tel.
- optik filtre
- (Alm optischer filter, Fr filtre optique, İng optical filter) Obje (nesne)'lerden yansıyan ışığın spektral karakteristiklerini denetim altına almak üzere fotoğraf makinesi objektiflerinin önüne yerleştirilen filtre.
- optik görüntü
- (Alm optisches bild, Fr image optique, İng optical image) Herhangi bir nesnenin optik sistem yoluyla oluşan görüntüsü.
- optik gözlem aygıtı
- (Alm optische bank, Fr banc optique, İng optical bench) Optikle ilgili olayları gözlemek ve ölçümlemek amacıyla kullanılan aygıt. Mercek, ışık kaynağı, prizma ve öbür optik bileşenlerden oluşur.
- optik gücü
- (Alm brennkraft, Fr puissance focale, İng focal power) Bir mercek, ayna ya da öbür optik sistemlerin içinden geçen ya da yansıyan ışınlar üzerindeki optik sistemin etkisinin ölçümü; odak gücü.
- optik ızgara
- (Alm gitter, Fr grille, İng grating) Işığı dağıtmak için kullanılan bileşen.
- optik kafes
- (Alm gitter, stangenzaun, Fr treillis, clôture en tiges, İng lattice, rod fence) Dikdörtgenin kenarlarına paralel veya genellikle köşegenlerine paralel olarak, çizgi veya dar ve ince çıtalardan yapılan bir çerçeve veya cam. / Bu kafesin açık olan bölümlerinden gelen ışınlardan faydalanarak üç boyutlu görmeyi sağlayan optik düzen.
- optik karakter tanıma
- (Alm optische zeichenerkennung, Fr reconnaissance optique de caractères, İng Optical Character Recognition - OCR) Harfleri tanıyarak metin haline dönüştüren bu teknoloji, kitap veya dergi gibi üzerinde yazı olan bir belgenin sayısal metin haline dönüşmesini olabildiğince pratik hale getirmektedir. OCR teknolojisi hemen her masaüstü tarayıcıda veya android cep telefonunda bulunan bir teknolojidir.
- optik karakter tanımlama
- (Alm optische zeichenerkennung, Fr reconnaissance optique de caractères, İng Optical Character Identification, Optical Character Recognition – OCR) bkz optik karakter tanıma.
- optik kat
- (Alm falten, Fr pli, İng fold) Dürbün ve katadioptrik gibi optik sistemlerde, prizma ya da ayna kullanarak asal eksenin ya da ışık yolunun değişimi; katlamak.
- optik kaydırma
- (Alm zoom, Fr zoom, İng zoom > zum) Fotoğraf makinesinin değişir odaklı objektifinin yakından uzağa veya uzaktan yakına doğru odaklanmasıyla elde edilen sonuç; zum.
- optik merkez
- (Alm optisches zentrum, Fr centre d'optique, İng optic center, optical center) Optik eksen üzerinde bulunan, çıkış doğrultuları düşüş doğrultularına paralel olan ışınlara sahip merceklerin içerisinde ışınları temsil eden doğruların kesişim noktası olan ve herhangi bir mercek sisteminin tüm yüzeyine gelen ışınların görüntü oluşturmak üzere üzerinden geçtiği varsayılan, mercek sisteminin yaklaşık ortasında ve merkezinde olduğu kabul edilen nokta; fotoğraf makinesi merkezi, ışıksal merkez, mercek merkezi, objektif merkezi. Eğik bir ışın eğer bu noktadan geçerse, merceğin kalınlığıyla artan boyuna bir yer değişimi gösterir ve cisme ait ışınlar, mercek odak uzaklığı ve cismin objektif merceğine olan uzaklığı ile orantılı olarak, merceğin diğer tarafında uygun büyüklükte bir görüntü oluştururlar.
- optik öge
- (Alm optisches element, Fr élément optique, İng optical element) Tek bir optik bileşeni. Örneğin objektifi oluşturan mercek grupları. bkz element. bkz optik.
- optik ölçme
- (Alm optische entfernungsmessung, Fr télémétrie optique, İng optical ranging) Stadya, telemetre gibi optik bir alet aracılığı ile uzaklık ölçme.
- optik parlatıcı
- (Alm optischer aufheller, Fr azurant optique, İng optical brightener) bkz beyazlatıcı. bkz parlatıcı.
- optik rezolüsyon
- (Alm optische auflösung, Fr résolution optique, İng optical resolution) bkz optik çözünürlük.
- optik röle
- (Alm optisches relais, Fr relais optique, İng optic relay) bkz röle.
- optik safir
- (Alm optischer saphir, Fr saphir optique, İng optical sapphire) Özel optiklerde kullanılan, sentetik kristal. Yakuta benzer, renksiz, kırılma indisi çok yüksek ve aşırı serttir.
- optik sistem
- (Alm optisches system, Fr système optique, İng optical system) Optikle ilgili görevleri yerine getirmek amacıyla birlikte çalışan mercekler, prizmalar, aynalar ve fiber optiklerin birleşimiyle oluşan sistem. bkz fotoğraf makinesi düzeneği.
- optik stop
- (Alm feldblende, blendenblende, Fr diaphragme de champ, diaphragme d'ouverture, İng field stop, aperture stop) Mercek birleşiminin bütün parçaları ve bir projeksiyon ekranındaki görüntünün, görülebilen görüntünün ya da fotoğrafik emülsiyon üzerindeki görüntünün oluşturulmasına yardımcı olmak için dizayn edilen yardımcı optik parçalar.
- optik tayf
- (Alm optisches spektrum, Fr spectre optique, İng optical spectrum) Elektromanyetik tayfın, dalga boyu neredeyse 40 nm olan morötesi ile dalgaboyu neredeyse 1 mm olan kızılötesi arasındaki bölümü. Optik tayf, görünen tayftan daha geniştir.
- optik tezgahı
- (Alm optische bank, Fr banc optique, İng optical bench) Üzerinde, optik aletlerin ayar ve türlü deneylerinin yapılmasına elverişli olan masa veya düzene verilen ad. bkz optik bank.
- optik uzaklık
- (Alm optische entfernung, Fr distance optique, İng optical distance) Bir ortamdaki ışık yolunun uzunluğuyla ortamın kırılma indisinin çarpımı.
- optik uzunluk ölçme
- (Alm optische distanz messung, Fr mesure de distance optique, İng optical distance measurement) bkz optik ölçme.
- optik yakınlaştırma-uzaklaştırma
- (Alm optischer zoom (ein/auszoomen, Fr zoom optique avant/arrière, İng optical zoom in/out) Mercekler aracılığıyla yakınlaştırma/uzaklaştırma işlevi. Hareket ettirilebilen mercek kümeleri kaydırılarak, objektifin odak uzaklığı değiştirilir. Böylece, geniş açı ile dar açı arasında odak uzaklıkları elde edilir. Bir objektifin odak uzaklığı değişebiliyorsa (örneğin 18-55 mm kit objektifler) o objektifte “optik yaklaştırma/uzaklaştırma” özelliği vardır. Bu yaklaştırma / uzaklaştırma işlemi, objektifin içindeki elemanları/mercekleri hareket ettirerek yapılır. Hareket ettirilebilen mercek kümeleri kaydırılarak, objektifin odak uzaklığı değiştirilir. Böylece geniş açı ile dar açı arasında odak uzaklıkları elde edilir. bkz optik zum. bkz sayısal yakınlaştırma.
- optik yanılsama
- (Alm optische täuschung, Fr illusion d'optique, İng optical illusion) bkz yanılsama.
- optik yoğunluk
- (Alm optische dichte, Fr densité optique, İng optical density) İletken bir maddenin, ışığı durdurma ya da yayma gücünün ölçümü. / Yansıtıcı bir maddenin ışığı yansıtma ya da yayma gücünün ölçümü. Fotoğrafçılıkta yoğunluk, genellikle bir alt yoğunluk olarak sıfıra standartlaştırılmıştır. / Herhangi bir fotoğraf makinesi veya içinde mercek ve objektif sistemleri bulunan cihazlarda, mercek optik sisteminin geçirgenliğinin ortak logaritması. bkz geçme karalığı. / bkz absorbans.
- optik yol farklılığı
- (Alm optischer wegunterschied, Fr différence de chemin optique, İng optical path difference) Bir optik sistemde, farklı ışınların optik yol uzunluğundaki çeşitliliği. Kuramsal olarak, mükemmel optik sistemlerde hiçbir optik yol farklılığı görülmez; uygulamada ise bütün sistemler küçük farklılıklar ortaya koyar.
- optik zum
- (Alm optischer zoom, Fr zoom optique, İng optic zoom, optical zoom) Sayısal fotoğraf makinesinde, objektif içindeki merceklerin uygun kombinasyonu (dizilişi) ile algılayıcıda yakınlaşan kısmın daha büyük çözünürlükte olmasını sağlama; optik yakınlaştırma, zum objektif. Zum objektifinin başka bir adı olan bu objektif, kullanıcının objektif namlusunu iterek, çekerek veya döndürerek büyütme oranını, yani odak uzaklığını değiştirmesini sağlayan bir objektiftir. Değişken odak uzaklıklı objektiflerin aksine, zumlar odaklığı bozmadan sürekli değişken odak mesafesine izin verecek şekilde tasarlanmıştır. Sayısal fotoğraf makineleri için optik zum yararlı bir özelliktir. bkz optik yakınlaştırma-uzaklaştırma.
- optikçi
- (Alm optiker, Fr opticien, İng optician) Gözlük satan veya onaran kimse; optik, optisyen, gözlükçü. Optikçi (resmi adıyla “optisyen”), göz hekimleri tarafından düzenlenen reçeteleri inceleyen ve buna uygun olarak gözlük veya kontakt lens hazırlayan, satan ve ayarlayan sağlık meslek profesyonelidir. Göz doktorunun (oftalmolog) belirlediği kırma kusuru (miyopi, hipermetropi, astigmat vb) değerlerini okur ve yorumlar. Reçeteye en uygun cam tipini (organik, cam, çok odaklı vb) ve hastanın yüz yapısına uygun çerçeveyi seçmesine yardımcı olur. Camları özel makinelerle kesip çerçeveye yerleştirir (montaj), müşterinin yüzüne göre gözlük ayarlarını yapar, kırılan veya bozulan gözlüklerin onarımını gerçekleştirir. İlk defa lens veya gözlük kullanacak kişilere ürünlerin takılması, çıkarılması ve bakımı hakkında ayrıntılı bilgi verir. Göz doktoru (oftalmolog); göz hastalıklarının tanısını koyar, detaylı göz muayenesi yapar ve ilaç ve/veya gözlük reçetesi yazar. Optikçi (optisyen) ise göz muayenesi veya tıbbi tanı yapmaz. Doktorun yazdığı reçetedeki verileri optik aletlerle hatasız bir şekilde cama ve çerçeveye aktarır. Ülkemizde optisyenlik yapmak için üniversitelerin sağlık hizmetleri meslek yüksekokulları bünyesinde yer alan 2 yıllık ön lisans programı olan Optisyenlik Bölümü'nden mezun olmak zorunludur. Mezunlar diplomalarıyla kendi optik mağazalarını açabilir veya mevcut mağazalarda sorumlu müdür olarak çalışabilirler. / Numaralı gözlük camını reçeteye bağlı olarak kullanıma hazırlayan kimse; gözlükçü. / Gözlük satılan ve onarılan iş yeri; optik, gözlükçü.
- opto
- (Alm opto, Fr opto, İng opto) “optik” anlamında İngilizce bir ön ek. / “göz”, “görme”, “görüş” anlamında İngilizce bir ön ek.
- optoelektronik
- (Alm optoelektronisch, Fr optoélectronique, İng opto-electronic) Elektrik enerjisini optik güce ya da optik etkileri elektrik gücüne dönüştüren aygıt.
- optometre
- (Alm optometer, Fr optomètre, İng optometer) Göz merceğinde, ışığın kırılmasında ortaya çıkan görüş bozukluğunu ölçen alet; görüşölçer.
- optotip
- (Alm optotyp, sehtafel, Fr optotype, tableau des yeux, İng optotype, eye chart) Optotip, göz muayenelerinde görme keskinliğini (netliğini) ölçmek amacıyla eşellerde (tablolarda) kullanılan standart harf, sayı veya şekil (çark, Landolt halkası vb) sembollerinin her birine verilen addır. Bu işaretler, belirli mesafelerden okunabilirliği bilimsel olarak test etmek için özel tasarımlara sahiptir ve genellikle yukarıdan aşağıya doğru küçülür. Amaç, hastanın görme netliğini (keskinliğini) öznel olarak ölçmek ve kırma kusurlarını belirlemektir. En yaygın kullanılan optotip tabloları arasında Snellen eşeli ve daha bilimsel ölçüm sağlayan LogMAR (İng Logarithm of the Minimum Angle of Resolution - LogMAR) çizelgeleri yer alır. bkz LogMAR Tablosu. bkz Snellen Tablosu.
- oran
- (Alm verhältnis, Fr rapport, İng ratio) İki ya da daha fazla benzer şey arasındaki büyüklük, miktar ve derece ilişkisi.
- orta
- (Alm mitte, Fr milieu, İng middle) Görüntü ya da fotoğrafın ortasında yer alan bölüm; ortasındaki yer.
- orta boy fotoğraf makinesi
- (Alm Mittelformatkamera, mittelgroße Kamera, Fr appareil photo moyen format, appareil photo de taille moyenne, İng medium format camera, medium size camera) 4.5 cm x 6 cm; 6 cm x 6 cm; 6 cm x 7 cm; 4 cm x 9 cm boyutlarındaki tabaka ya da rol film kullanılan analog ya da bu formatta üretilmiş sayısal fotoğraf makinelerinin genel adı. bkz orta format. bkz orta format fotoğraf makinesi.
- orta çekim
- (Alm mittlere aufnahme, Fr plan moyen, İng medium shot) Fotoğrafı çekilmek istenen nesnenin ya da konunun bütününün değil, sadece bir parçasının kadraj (çerçeve) içinde görüldüğü çekim ölçeği.
- orta değer
- (Alm mittlere, Fr médian, İng median) En küçükten en büyüğe doğru sıralanmış bir sayı kümesindeki orta değer.
- orta değer filtresi
- ( İng median) Adobe Photoshop noise (parazit) filtresinin altında bulunur ve seçilen bir alanda yer alan piksellerin açıklık koyuluk değerlerini birbirine yaklaştırarak görüntüdeki bozukluğu giderir (Filter > Noise > Median). bkz ortanca filtresi.
- orta format
- (Alm mittelformat, Fr moyen format, İng medium format) Geniş formatta olduğu gibi, 35 mm formatına göre daha kaliteli sonuçlar veren ve genellikle 4.5 cm x 6 cm, 6 cm x 6 cm, 6 cm x 7 cm ve 4 cm x 9 cm boyutlarındaki tabaka veya rol filmler ve bunları kullanan analog ya da bu formatta üretilmiş sayısal fotoğraf makineleri için kullanılan terim; orta boy fotoğraf makineleri.
- orta format fotoğraf makinesi
- (Alm Mittel format kameras, Fr appareils photo moyen format, İng medium format cameras) 4.5 cm x 6 cm; 6 cm x 6 cm; 6 cm x 7 cm; 4 cm x 9 cm boyutlarındaki tabaka ya da rol film kullanılan analog ya da bu formatta üretilmiş sayısal fotoğraf makinelerinin genel adı. bkz orta format. bkz orta boy fotoğraf makinesi.
- ortalama
- (Alm medium, Fr moyen, İng medium) Fotoğrafçılıkta, verilen iki aşırı uç arasında az ya da çok orta yol bir değer. Film hızı olarak, en yavaş ve en hızlı arasındaki film hızı değeri. / Görsel düzenlemede, asıl konuyu çerçevenin ortasına yerleştirme.
- ortalama gradyan
- (Alm durchschnittliche steigung, Fr pente moyenne, İng average gradient) Bir filmin karakteristik eğrisinin gama bölümünün kontrastlık ölçüsü; ortalama eğim. Kodak, bu terimi “kontrast dizini”, Ilford ise “G çizgisi” terimine uyarlamıştır. bkz G çizgisi. bkz kontrast dizini.
- ortalama ölçüm
- (Alm durchschnittliche dosierung, Fr comptage moyen, İng average metering) Ortalama ölçüm, belirli bir sahnenin tüm ışık değerlerini –vurgular, gölgeler ve orta tonlar– alıp ortalamalarını birleştirerek genel bir pozlama oluşturur. Ortalama ölçüm, ön ışıklı konular için ortalama ışık koşullarında en iyi şekilde kullanılır. Arka aydınlatmalı konular, ortalama modda ölçüldüğünde genellikle silüet şeklinde olur.
- ortam
- (Alm medium, medien, Fr médium, média, İng medium, media) Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi şartların bütünü; alem. / Sanatçının iletmek istediği düşünce ve duygularını görsel ve işitsel olarak algılanabilir bir yapıya dönüştüren teknik ve fiziksel yapı. / Verileri, görüntüleri, metinleri vb yayımlamak, saklamak, basmak amacıyla kullanılan gereç ya da düzen. Örneğin kayıt araçları, CD'ler gibi veri tutmayı sağlayan düzenler. / Oluşturulmuş olan bir içeriğin yayımlanması, yayılma yöntemi ya da düzeni. / Fizikte, bir kuvvatin etkilenmesini ya da bir etkinin iletilmesini sağlayan maddi çevre. / (İng medium > çoğulu “media”) Yaygın olarak kitle iletişim araçları. / Malzemelere dayalı sanat sınıflandırması.
- ortam ışığı
- (Alm umgebungslicht, Fr lumière ambiante, İng ambient light) Nesnelerin içinde bulunduğu ortamın ışığı. Doğrudan nesneyi aydınlatmaya yönelik değildir. Fotoğrafçı tarafından herhangi bir aydınlatma kaynağı kullanılmadan, iç ya da dış mekanlarda var olan ışık; dağınık ışık, yumuşak ışık. bkz dağınık ışık. bkz yumuşak ışık.
- ortanca filtresi
- (Alm median filter, Fr filtre médian, İng median filter) Merkez piksel değeri, çevreleyen dört ya da sekiz pikselin ortanca değeriyle değiştirilerek görüntüdeki gürültüyü azaltmak amacıyla kullanılan sayısal teknik. Kontrol olanağı olmayan, basit filtre tekniği. / Genellikle bir görüntüden, sinyalden ve videodan gürültüyü gidermek için kullanılan doğrusal olmayan bir sayısal filtreleme tekniği. Amaç belirli bir pencere aralığındaki sayıların ortancasını (median) alarak aşırı büyük atlamaları kaldırmaktır. Yani filtre uygulandıktan sonra fotoğrafta bulunan ve komşularından belirgin şekilde ayrılan imgeciklerin (piksel) tespit edilerek temizlenmesi sağlanır.
- orto
- (Alm ortho, Fr ortho, İng ortho) Ortokromatik filmlerin kısa adı.
- orto görüntü
- (Alm orthobild, Fr orthoimage, İng orthoimage) Perspektif bozulmalarını ortadan kaldırmak için işlemden geçirilmiş hava fotoğrafları ve uydu görüntüleri.
- ortofoto
- (Alm orthofoto, Fr orthophoto, İng orthophoto) Yeryüzüne ait 3 boyutlu koordinat (X, Y, Z) bilgisini içeren hava fotoğraflarının, dönüklük, yükseklik hataları giderilerek, ölçekli ve mevcut bozulmalardan arındırılıp yeniden düzenlenmesi ile elde edilen fotoğrafik ürünler. bkz ortofotoğraf.
- ortofoto mozaik
- (Alm orthofotomosaik, fotomosaik, Fr mosaïque orthophotographique, mosaïque photographique, İng orthophoto mosaic, photo mosaic) Aynı ölçeğe sahip olan ve mozaik oluşturan ortofoto görüntülerin birleştirilmesinden oluşan görüntü. bkz foto mozaik.
- ortofotoğraf
- (Alm orthofoto, Fr orthophoto, İng orthophoto) Hava fotoğrafı veya uydu görüntüsü kullanılarak elde edilen, hava fotoğraflarının eğiklik dönüklük ve yükseklik farklarından ileri gelen hataları giderilmiş ve ölçeklendirilerek oluşturulmuş, geometrik olarak harita gibi olan fotoğrafik görüntü; ortofoto.
- ortografik fotoğraf makinesi
- (Alm orthografische kamera, Fr caméra orthographique, İng orthographic camera) Görüş alanındaki nesneler arasında doğru perspektif ilişkisini kaydeden aygıt.
- ortokromatik
- (Alm orthochromatisch, Fr orthochromatique, İng orthochromatic) Mavi ve yeşil renklere duyarlı olmakla birlikte, kırmızı renge karşı duyarsız olan film (duyar kat) türü; izokromatik. bkz izokromatik.
- ortokromatik duyar kat
- (Alm orthochromatische emulsion, Fr émulsion orthochromatique, İng orthochromatic emulsion) Mavi, morötesi ve yeşil ışığa karşı duyarlık gösteren siyah beyaz duyar kat cinsi. bkz ortokromatik emülsiyon.
- ortokromatik emülsiyon
- (Alm orthochromatische emulsion, Fr émulsion orthochromatique, İng orthochromatic emulsion) Kırmızı ve kızılötesi ışınlardan etkilenmeyen, diğerlerinden etkilenen emülsiyon ve film türü. bkz ortokromatik duyar kat.
- ortokromatik film
- (Alm orthochromatic film, Fr émulsion orthochromatique, İng orthochromatic film) Bir tür siyah beyaz film duyar katı. Görülebilen tayfın içindeki mavi, morötesi ve yeşil ışığa karşı duyarlıdır; kırmızı ışığa duyarlı değildir. Kırmızı ışığa “kör film” olarak da kullanılır.
- ortokromatik filmler
- (Alm orthochromatische filme, Fr films orthochromatiques, İng orthochromatic films) Gri tonları olmayan tire filmdir. Simgesi “O”dur. Kırmızı ışığa karşı duyarsızdır. Karanlık oda güvenli ışığı kırmızıdır. Tire ve tramlı işlerde kullanılır.
- ortoskopik
- (Alm orthoskopisch, Fr orthoscopique, İng orthoscopic) Sağlıklı bir gözle, görsel sapmaları olmayan normal görme. / Optik sistemler kullanarak sapmaları olmayan görüntü sağlama.
- ortoskopik etki
- (Alm orthoskopischer effekt, Fr effet orthoscopique, İng orthoscopic effect) Bir bazın iki ucundan alınan aynı bir cismin sağ resmini sağ göze sol resmini sol göze aynı anda göstermek suretiyle üç boyutlu görme olayı veya doğadaki duruma uygun biçimde gerçekleşen üç boyutlu görme olayı.
- OS
- (Alm betriebs system, Fr système opérateur, İng Operatin System - OS) bkz işletim sistemi.
- OSS
- (Alm Optischer Super SteadyShot, Fr stabilisateur optique super steadyshot, İng Optical Super SteadyShot - OSS) bkz titreşim azaltma.
- Ostwald olgunlaşması
- (Alm Ostwald reifung, Fr affinage Ostwald, İng Ostwald ripening) Tuz kristallerinin belli bir büyüklüğe kadar gelişmesine izin verildiği süreçte, gümüş tuzu emülsiyonunun üretimindeki aşama. bkz fiziksel olgunlaşma.
- Ostwald sistemi
- (Alm Ostwald-system, Fr Système d'Ostwald, İng Ostwald system) Alman kimyager ve filozof Wilhelm Friedrich Ostwald tarafından önerilen renk sısnıflandırma sistemi. Bir zamanlar Avrupa'da yaygın bir biçimde kullanılan Munsell sisteminin aynısıdır.
- OTA
- (Alm öber die luft, Fr par voie aérienne, İng Over The Air) - OTA) "Havadan" veya "Kablosuz" güncellemeler/yüklemeler. veya "Kablosuz" güncellemeler/yüklemeler anlamına gelir. Özellikle akıllı telefonlar, IoT cihazları ve otomobillerde, yazılım veya işletim sistemi güncellemelerinin internet üzerinden (Wi-Fi veya hücresel veri) otomatik olarak indirilip kurulmasını ifade eder. Android/iOS güncellemeleri, akıllı araç yazılımları, IoT cihaz yapılandırmalarında kullanılır. Fiziksel bir bağlantıya (USB kablosu vb) veya teknik servise gitmeye gerek kalmadan güncellemeyi sağlar.
- OTF
- (Alm Off The Film messung, Fr mesure hors film, İng Off The Film – OTF, Off The Film metering) Single Lens Reflex - SLR (Tek Objektifli Yansıtmalı - TOY) fotoğraf makinelerinde kullanılan film düzlemi üzerinden ölçüm yapan ışık ölçüm türü; film dışı. Algılayıcıların konumundan, doğrudan objektif içinden ışık ölçümü yapan sistem.
- OTG
- (Alm für unterwegs, Fr en déplacement, İng On-The-Go - OTG) OTG adaptörleri ve OTG kabloları aracılığıyla, cihazın Mikro-USB veya USB Type-C arabirimi, standart bir USB Type-A dişi bağlantı noktasına dönüştürülebilir, böylece USB standart arabirimlerine sahip çoğu cihaz bağlanabilir ve kullanılabilir. Esas olarak cep telefonlarını, MP4 ve diğer cihazları USB flash sürücülere, mobil sabit sürücülere, klavyelere, farelere vb bağlamak gibi çeşitli cihazları bağlamak için kullanılır. Sayısal fotoğraf makinesindeki fotoğraflar telefona taşınmak isteniyorsa, dizüstü bilgisayarı veya SD kart okuyucusu kullanılmadan OTG üzerinden yapılabilir.
- otofokus
- (Alm autofokus, Fr mise au point automatique, İng autofocus - AF) Otomatik netlik ayarı. bkz otomatik odaklama. bkz otomatik netleme.
- otomatik
- (Alm automatisch, Fr automatique, İng automatic) Mekanik yollarla hareket ettirilen veya kendi kendini yöneten alet. / Araç ve gereçlerin çalışmasını, ayar ve düzenleme süreçlerini el değmeden gerçekleştirme. / Kendiliğinden.
- otomatik banyo makinesi
- (Alm automatische bademaschine, Fr machine de bain automatique, İng automatic bath machine) Pozlandırılmış fotoğrafik film ya da kağıtları kuru olarak alıp, sıra ile banyo, tespit banyosu, ve su tanklarından geçirip ve kurutarak dışarı çıkaracak biçimde tasarlanmış banyo makinesi. Bu makineler tire (lith), yarıton, kontak fotodizgi filmleri için ayrı ayrı özelliklere sahiptir. Günümüz reprodüksiyonunda otomatik banyo makineleri yaygın olarak kullanılmaktadır. Banyo işlemlerinde hep aynı kalitede sonuç vermesi, hızlı ve ekonomik olması temel özellikleridir.
- otomatik çizim kopyalama komutu
- (İng live trace) Adobe Illustrator yazılımına çağrılan bir resim veya fotoğrafı otomatik olarak vektörel hale getirmeye yarayan komut. bkz çizim kopyalama komutu.
- otomatik eşleme
- (Alm automatische ebenen, Fr niveaux automatiques, İng auto levels) Görüntünün her renk kanalındaki zirve noktasında ve en altta olan değerlerini alarak bu değerleri en yüksek ve en düşük değerlere getiren, aynı zamanda görüntünün öbür değerlerinin dağılımı ve sıkıştırmasını yapan bilgisayar yazılımı.
- otomatik netleme
- (Alm autofokus, Fr mise au point automatique, İng Auto Focus - AF) Netlik ayarını otomatik olarak (kendiliğinden) yapan objektif sistemi. Hedeflenen konu ile olan uzaklık, ultrases (ses üstü) veya infrared/enfraruj (kızılötesi) sinyalleri aracılığıyla ölçülür. Sayısal fotoğraf makinelerinde bulunan algılayıcıların kontrast (zıtlık) ölçüm sistemleri de üçüncü bir ölçüm yoludur. Netlenecek konu (alan veya nesne) fotoğrafçı tarafından ekranın belirli alanına getirildikten sonra objenin bulunduğu mesafe deklanşöre yarım basmak suretiyle netlenir.
- otomatik odaklama
- (Alm autofokus, Fr mise au point automatique, İng Auto Focus - AF) Genellikle agrandisörlerde, büyütme oranına paralel olarak agrandisör kafasının yükselmesinden etkilenmeksizin odaklama işlemini kendi kendine yapabilen sistem. / Kadrajlanan obje veya alanın fotoğraf makinesi objektifi tarafından otomatik olarak netlenmesi. Fotoğraf makinesi ve objektifin pozlama sırasında konuyu odakta tutma yeteneği. Otomatik odaklama sürekli olabilir, yani odaklanma karede nereye hareket ederse hareket ederse sürdürülür, ya da tek olabilir; yani odak noktası nereye hareket ederse etsin kilitlenir.
- otomatik poz ölçümü
- (Alm automatische belichtungsmessung, Fr mesure automatique de l'exposition, İng Automatic Exposure Metering) bkz otomatik pozlama.
- otomatik pozlama
- (Alm automatische belichtung, Fr exposition automatique, İng Automatic Exposure – AE > Auto Exposure - AE) Denetimi fotoğraf makinesinin içindeki ışığa duyarlı fotoelektrik hücreleriyle, fotoğrafı çekilecek olan konunun ışığının ölçülerek pozlamaya uygun diyafram ve örtücü değerinin otomatik olarak ayarlanması. Mevcut ışık şartlarında makinenin en uygun pozlamayı yapmasını hedefler. Sık kullanılan üç farklı tipi; Program (P), diyafram öncelikli (Av) ve enstantane öncelikli (S ya da Tv)'dir. / Işığın değerini ölçen, apertür ve örtücü perdeyi denetleyen ve otomatik olarak pozlandıran sistem. bkz optoelektronik. bkz tam otomatik pozlama. bkz yarı otomatik pozlama.
- otomatik pozlama basamaklaması
- (Alm AE-bracketing, Fr bracketing AE, İng AE bracketing) Otomatik Pozlama basamaklaması ile fotoğraf makinesi fotoğrafı üç farklı pozlama ayarında çekerek, daha sonra istenen görüntünün seçilmesine olanak tanır.
- otomatik pozlama kontrolü
- (Alm automatische belichtungssteuerung, Fr contrôle automatique de l'exposition, İng automatic exposure control) Fotoğraf makinesinin içindeki ışığa duyarlı foto elektrik hücreleriyle, fotoğrafı çekilecek konunun ışığının ölçülerek pozlamaya uygun diyafram örtücü değerlerinin otomatik olarak ayarlanması.
- otomatik zamanlayıcı
- (Alm selbstauslöser, Fr retardateur, İng self-timer) Fotoğraf makineleri ve akıllı telefonlarda bulunan otomatik zamanlayıcı özelliği; otomatik zamanlayıcı; self timer. Deklanşör düğmesine basıldıktan sonra fotoğraf çekimi için 2, 5 veya 10 saniyelik bir gecikme yaratarak, fotoğrafçının da kareye girmesine (selfie çekimine) veya özellikle uzun pozlamada makinenin titremesini önleyerek net çekimler yapılmasına olanak tanır. Fotoğraf makinesi üçayak üzerinde sabitlenerek çekim gerçekleştirilmelidir. bkz self timer.
- otoportre
- (Alm selbstporträt , Fr autoportrait, İng self potreit) Bir kimsenin kendi eliyle yaptığı portresi; self potreit. / Kişinin fotoğraf makinesini tek ya da üçayakla sabitleyip otomatik zamanlayıcı modunda (İng self timer) kendini çektiği fotoğrafı; self portre. bkz portre. bkz özçekim.
- otoskop
- (Alm otoskop, Fr otoscope, İng otoscope) İç kulağı incelemek için kullanılan optik aygıt.
- Otsu yöntemi
- (Alm Otsu-methode, Fr méthode Otsu, İng Otsu method, Jap Ōtsu-hō) Japon Nobuyuki Otsu tarafından 1979'da geliştirilen eşikleme ya da ikili tonlama gri tonlanmış bir resim veya fotoğrafın siyah-beyaz (ikili) uzaya dönüştürülmesi işlemi.
- output
- (Alm ausgabe, Fr sortir, İng output) bkz çıktı.
- oyalı maske
- (Alm cookaloris, Fr cuisinier, İng cookaloris) Aydınlatma kaynağının önüne konulan, üzerin e oyularak oluşturulmuş şekiller bulunan yaoma yüzey. Arka alanların yüzeyinde gölge şeklinde lekeler oluşturmak için kullanılır.
- oynanmış renk
- (Alm falsche farbe, Fr fausse couleur, İng false color) Görüntünün yorumlanmasına katkı sağlamak için fotoğrafik ya da bilgisayar yazılımı yoluyla görüntünün işlenmesi sürecinde renkler eklenmesi.
- oynar baş
- (Alm kugelkopf, Fr rotule, İng ball head) Tripod (üçayak) ya da monopod'da (tekayak) oynar baş olmadığı takdirde fotoğraf makinesi ile yalnızca yatay bir konumda fotoğraf çekimi gerçekleştirilebilir. Oynar başın ayağa eklenmesi, sıkıştırılan vidaların yardımıyla makinenin neredeyse her yöne çevrilmesini mümkün kılar. Oynar başın bir dezavantajı, fotoğraf karesinin tüm yönlerinin aynı anda kontrol edilmesi gerekliliğinden dolayı, doğru pozisyonu bulmanın daha zor olmasıdır.
- oyun fotoğrafı
- (Alm foto abspielen, Fr jouer à la photo, İng play photo) Bir oyundaki bölümlerin dramatik anlarında çekilmiş fotoğraflar. / Oyunda bölümleri gösteren fotoğraf. Hareket durumunda olan oyuncuların fotoğrafları çekileceğinden en az 400 ISO'luk film kullanmak veya sayısal fotoğraf makinelerinde ışık duyarlığını 400 ISO olarak ayarlamak gerekir.
- oyun hamuru filtresi
- (İng plaster) Adobe Photoshop sketch filtresinin altında bulunur ve görüntüyü üç boyutlu oyun hamurundan yapılmış gibi gösterir (Filter > Sketch > Plaster).
- oyuncu fotoğrafı
- (Alm kunst immer noch, Fr l'art encore, İng art still) Bir sinema oyuncusunun özel olarak çektirdiği ve tanıtılarda kullanılan fotoğrafı.
- ozalit
- (Alm ozalid, Fr ozalid, İng ozalid) Özgün çizim, harita, plan gibi şeylerin fotoğraf tekniğiyle çoğaltılması yöntemi. / Yüzeyi ışığa karşı duyarlı bir madde ile kaplı kağıt üzerine, kalıptan çekilmiş resim kopyası. / Matbaacılıkta, montajda yapılan hataları görmek için baskıya geçmeden önce yapılan prova.