Ansiklopedik Sözlük

T

← Tüm harfler
T
Süre olarak; fotoğraf makinesinin örtücü hızı. / (Alm T einstellung, Fr réglage T, İng T setting) Pozlama birimi olarak; Örtücü T moduna ayarlanıp deklanşöre (çekim düğmesine) basıldığında örtücü açılır ve ikinci basmaya kadar açık kalır. Uzun pozlamalarda kullanılır. B (Bulb) ayarından farklı olarak iki basış arasındaki sürede kullanıcı özgürdür. bkz T ayarı. bkz T sayısı.
T ayarı
(Alm T einstellung, Fr réglage T, İng T setting) Uzun pozlama için kullanılan örtücü ayarı. Örtücü T konumuna getirilip deklanşöre (çekim düğmesine) basıldığında örtücü açılır ve ikinci kez basılıncaya değin açık kalır. B (Bulb) ayarından farklı olarak iki basış arasındaki sürede kullanıcı özgürdür. bkz B ayarı.
T durağı
(Alm T-stopp, Fr arrêt en T, İng T-stop) T sayısı. bkz T sayısı.
t gren
(Alm t-korn, Fr grain en T, İng t-grain) Kodak firması tarafından geliştirilen duyar kat kristallere verilen ad. Klasik duyar katlardaki gümüş kristallerinin şekillerini değiştirerek duyarlılığının artmasını sağlayan sistem. Bu sistemde gren yapısı değişmeden filmin hızı artar.
T kalite cam
(Alm T-qualitäts glas, Fr verre de qualité T, İng T quality glass) İki yüzeyi de düzgün paralel olan optik cam; B kalite cam, paralel yüzlü lam, paralel yüzlü levha. Filtre yapımında kullanılır. bkz paralel yüzlü levha.
T sayısı
(Alm T-Nummer, Fr Numéro T, İng T-number) Objektiften iletim sürecinde kaybolan, objektif ortamında emilen ışık değeri; T durağı. Objektiflerde “f/sayısı”na benzer sistem. “fsayısı”, objektife gelen ışığa göre belirlenirken, T sayısı objektifin optik sisteminden görüntüyü oluşturan ışık gücünü belirler. T sayısı ile f sayısı arasındaki oran bütün optik sistemlere uygulacak değişmez bir oran değildir.
t stop
(Alm T-stopp, Fr arrêt en T, İng T-stop) Diyafram ya da enstantane ayarları arasındaki derece farkları. bkz f-stop.
tab
(Ar tab, Alm drucken, Fr impression, İng printing) Bası.
tab etmek
(Alm entwickeln, Fr développer, İng develop) Fotoğraf basmak, baskı yapmak.
tab ettirmek
(Alm zu entwickeln, Fr développer, İng to develop) Filmli fotoğraf makinesinde çekilen fotoğrafları kağıda bastırma eylemi.
tabaka film
(Alm plan film, schnitt film, Fr feuille, film en feuille, film découpé, İng sheet film, cut film) Belirli boyutlarda kesilmiş, genellikle büyük boy fotoğraf makinelerinde bir film şasesi yardımıyla kullanılan filmler. En yaygın olarak kullanılan filmler 10.2 cm x 12.7 cm ve 20.3 cm x 25.4 cm boyutlarındakilerdir. Ayrıca orta boy fotoğraf makinelerinde kullanılan 6 cm x 7 cm, 6 cm x 9 cm boyutlarında tabaka filmler de bulunmaktadır.
taban
(Alm basis, unterstützung, Fr socle, support, İng base, support) Fotoğraf filmleri ve kağıtlarında ışığa karşı duyarlı katmanın sürüldüğü, filmlerde asetattan; fotoğraf kağıtlarında ise genellikle kağıttan yapılmış taşıyıcı taban. bkz taşıyıcı taban.
taban sisi
(Alm basis plus nebel, Fr base plus brouillard, İng base plus fog) Banyo edilmiş olan filmib pozlanmamış bir alanının optik yoğunluğu. Bunun için film tabanı ve duyar katın yoğunluğu birlikte dikkate alınır.
tabanca fotoğraf makinesi
(Alm gummi kamera, Fr caméra de gomme, İng gum camera) Bir silahın performansının fotoğrafik kaydını yapmak için silah sistemi üzerine kurulmuş tek kare ya da hareketli görüntü çeken fotoğraf makinesi. / Tabanca biçimindeki, tabanca görünümlü fotoğraf makinesi.
tablet
(Alm tablette, Fr tablette, İng tablet) Ekranda özel kalemiyle doğrudan çizim yapmayı sağlayan ve fareye kıyasla daha hassas çalışan aygıt.
tafave
(Ar tavafe, Alm sonnen halo, Fr halo solaire, İng solar halo) Çok nadir görülen atmosferik/optik bir doğa olayı; Güneş ışığının havada bulunan buhar veya bulut tabakası (rakika) ile etkileşimi sonucu oluşan, Şeyh Reis tarafından hale-i tame (tam hale) veya hale-i nakıs (eksik hale) olarak tarif edilen bir tür hale; Güneş halesi. bkz hale.
tahayyül
(Alm vorstellung, Fr imagination, İng imagination) Hayalde canlandırma işi.
tahmini otomatik netlik
(Alm vorhersage der automatischen schärfe, Fr netteté automatique prédictive, İng predictive auto sharpness) bkz netlik takibi.
takas dosyası
(Alm auslagerungsdatei, Fr fichier d'échange, İng swap file) Sabit disk üzerinde, işletim sistemi tarafından ayrılmış ve belleğin yetmediği durumlarda geçici olarak devreye giren, bilgisayar belleği gibi işlev gören dosya ya da bölüm.
takçalıştır
(Alm plug-and-play, Fr prêt à l'emploi, İng plug-and-play) Bilgisayar bağlandığında, en az ayar ve kurulumla çalışan donatı. Bunlar özel bir durum gerektirmeden bilgisayara bağlanır.
taklit
(Alm nachahmung, Fr imitation, İng imitation) Fotoğrafçının kopyaladığı fotoğrafı örnek alarak yeni yapıt üretmesi. İki eser arasında kopyalanan ve kopyalayan ilişkisi vardır. Bir fotoğrafı taklit etmek onun düşüncesini ve biçemini özümlemeyi; aynı zamanda bir başka biçeme uyarlamayı da içerir. bkz imitasyon.
takma ad
(Alm spitzname, Fr surnom, İng alias, nickname) Bilgisayarda kullanıcıların, kendi isimleri yerine kullandıkları kısa ve hatırlanması kolay ad. İnternet ağı İnternet ağı sisteminde, aynı internet adresinde kullanılan alternetif ad. / Apple tarafından Macintosh bilgisayarları için tasarlanmış bir işletim sistemi olan macOS sisteminde asıl dosyayı kopya ederken kullanılan ikon. / (Alm spitzname, pseudonym, Fr nom d'emprunt, pseudonyme, İng nickname, pseudonym) Sanatçının, yapıtlarında kullandığı kendi asıl ad ve soyadından ayrı bir ad ve/veya soyad; mahlas, müstear isim, nam-ı müstear.
takma ışık
(Alm licht einstecken, Fr brancher la lumière, İng plug in light) Küçük, lokalize, parlak ışık.
Talbot
(Alm Talbot, Fr Talbot, İng Talbot) SI birim sisteminde, ışık enerjisi (ışık akısı) birimi lümen (lm)'dir. İngiliz bilim insanı ve mucit William Henry Fox Talbot'un onuruna gayri resmi biçimde "Talbot" (Tl) olarak da kullanılmaktadır. SI birim sistemi dışında kaldığı için kullanımı doğru değildir.
talbottip
(Alm talbottyp, Fr typetalbot, İng talbottype) 1841'de İngiliz bilim insanı ve mucit William Henry Fox Talbot tarafından patenti alınmış negatif kağıt işlemi; kalotip (İng calotype) olarak da bilinir. bkz kalotip.
tam gölge
(Alm umbra, Fr ombre, İng umbra) Bir nesnenin başka bir yüzey üzerinde oluşan atılan gölgesinin en koyu ve merkezi yeri. Noktasal ışık kaynağı bir tam gölge oluşturur. Boyutlu bir kaynak ise bir tam gölge ile onu çevreleyen yarı gölge oluşturur. bkz gölge. bkz yarı gölge.
tam işler sistem
(Alm schlüsselfertiges system, Fr système clé en main, İng turnkey system) Bilgisayar ya da öbür sistemlerin kendi kendine yetmesi; anahtar teslimi sistem.
tam kare
(Alm vollformat, Fr plein format, İng full frame - FF) Fotoğrafçılıkta, çekilen fotoğrafın bütünüyle basılması; tam çerçeve. Çekim sırasında yapılan çerçevelemenin baskıda aynı şekilde kullanıldığını belirtir. / 35 mm film boyutunda (36 mm x 24 mm) sensöre (algılayıcıya) sahip olan fotoğraf makinesini ifade eden terim; tam kare. Sayısal teknolojide, algılayıcı boyutunun film ölçüsü ile aynı olduğunu belirtir. bkz tam kare algılayıcı.
tam kare algılayıcı
(Alm voll format sensor, Fr capteur plein format, İng full frame sensor) Sayısal makinelerde, 35 mm film boyutuna eş değer algılayıcı türü. Bu algılayıcıların boyutu 36 mm x 24 mm'dir.
tam otomatik diyafram
(Alm vollautomatische membran, Fr diaphragme entièrement automatique, İng fully automatic diaphragm) Refleks makinelerdeki diyafram çalışması sistemi. Pozlama anında diyafram açık konumdadır. Böylece konunun netleme ayarı kolaylıkla yapılır. Örtücü sistemi açıldığı zaman, hareketli ayna ile bağlantılı olarak diyafram otomatik olarak belirlenen açıklığa gelir.
tam otomatik pozlama
(Alm vollautomatischer belichtungsmodus, Fr mode d'exposition entièrement automatique, İng full automatic exposure mode) Otomatik pozlama kontrolünü sağlayan sistem. Fotoğrafçının belirlediği ön programlar ve kullanıcı tercihleri, ortamın ışık koşulları gibi verilere göre diyafram değeri ve örtücü hızının birlikte farklı pozlama değerleri olarak sistem tarafından belirlenmesi.
tam ton
(Alm voller ton, Fr ton plein, İng full tone) Bir negatif görüntünün kağıt üzerindeki fotoğraf gibi dereceli olarak tonları içermesi.
tam uzaklık
(Alm gesamt distanz, Fr distance totale, İng overall distance) Objektif ya da merceğin optik ekseni üzerinde, konuyu görüntüye bağlayan hayali (varsayımsal) düz çizginin uzunluğu.
tamamlayıcı dalga boyu
(Alm komplementäre wellenlänge, Fr longueur d'onde complémentaire, İng complementary wavelength) Örnek bir renkle karıştırıldığında, rengi içermeyen gri rengi ortaya çıkartan ışığın dalga boyu.
tamamlayıcı renkler
(Alm Komplementär farben, Fr couleurs complémentaires, İng complementary colors) Birbirlerine üst üste eklendiklerinde beyaz rengini veren renk çiftleri. İki rengin biri diğerinin tamamlayıcısı, bütünleyicisidir. Doğru oranlarda birleştirildiklerinde beyaz rengi meydana getirirler. Üç temel renk kırmızı (Red), yeşil (Green) ve mavi (Blue) RGB'dir. Örneğin ikincil renkler (siyan, macenta ve Yellow (sarı)), birincil renklerin (sırasıyla kırmızı (Red), yeşil (Green) ve mavi (Blue)) tamamlayıcısıdır. Bu renkler, renk çarkında birbirlerinin karşısında yer alır. Bir ikincil renkle bir ana renk birbirini tamamlar.
tambur fotoğraf makinesi
(Alm trommel kamera, Fr caméra à tambour, İng drum camera) Yıldırım düşmesi, şimşek çakması gibi çok kısa süreli olayları çeken, yüksek örtücü hızlı fotoğraf makinesi. Tambur biçimindeki gövdenin iç yüzeyinde film yer alır, gövde yüksek hızla ve kesintisiz olarak dönerken örtücü yoluyla pozlama yapılır.
tambur tarayıcı
(Alm trommel scanner, Fr scanner à tambour, İng drum scanner) Tambur şeklinde bir silindir yüzeyinden oluşan tarayıcı türü. Taranacak olan iki boyutlu kağıt ya da film tamburun çevresini kavrayacak şekilde yerleştirilir. Tambur ekseni çevresinde dönerken, noktasal bir ışık yoluyla bütün yüzey taranır. Bu şekilde, tamburun yüzeyine düşen ışık yansıyarak elektron çoğaltıcılara ulaşıp taramayı gerçekleştirir. Bu aygıtlar en yüksek nitelikli taramayı sağlar.
tampon bellek
(Alm puffer, Fr tampon, İng buffer) Herhangi bir hafıza alanında geçici bir kayıt alanının oluşumudur. Bir cihazda verilerin topluca yazılmadan önce biriktirildikleri bellek; ara bellek. Fotoğraf makineleri fotoğrafı çekince karta yazmadan önce ışık bilgisini önce tampon belleğe yazarlar, oradan karta aktarırlar. Büyük dosya boyutu olan ya da saniyede çok fazla sayıda kare çeken (örneğin saniyede 10 kare) makinelerde büyük tampon bellek bulunması gerekir, tampon bellek ne kadar ufaksa seri çekim hızı o kadar hızlı bir şekilde düşecektir. bkz ara bellek.
tanıtıcı
(Alm handle, identifikator, Fr poignée, identifiant, İng handle, identifier) Bilgisayarda, grafikleri, resmi ya da metni çevreleyen kutu; tanımlayıcı. Genellikle küçük bir simge tarafından gösterilir ve fare ile yönlendirilir.
tanıtımlık
(Alm werblich, generisch, Fr promotionnel, générique, İng promotional, generic) Bir film veya sunumda emeği geçenlerin adlarını, yapımla ilgili bilgileri içine alan ve film veya sunumun başında (bazen sonunda, bazen de hem başında hem de sonunda) sunulan liste; tanıtımlık, tanıtma adı, tanıtma yazısı. bkz jenerik.
tanıtma filmi
(Alm fragment, Fr fragment, İng fragment) Bir sinemada bir sonraki programı veya filmi tanıtmak için filmden önce gösterilen örnek parçalar; fragman, gelecek program. / Televizyonda dizi filmlerin bir sonraki haftadaki programda yer alan diziyi izletmeye yöneltecek görüntüler; fragman, gelecek program. bkz fragman.
tank
(Alm tank, Fr tank, réservoir, İng tank) bkz film banyo tankı.
tarama
(Alm kriechen, Fr crawl, İng crawl) Yeni sayfaları, güncellenen sayfaları, silinen sayfaları veya yeniden yönlendirilmiş sayfaları bulmak için bir web sitesini tarama işlemi; haşur. / (Alm scannen, Fr scansion, balayage, İng scanning) Kağıt verilerin (belge, magazin kupürleri, fotoğraflar, elle çizilen çizimler vb gibi) optik bilgilerini dijital (sayısal) görüntü verilerine dönüştürme işlemi. Taranan veriler JPEG veya PDF gibi sayısal görüntü olarak kaydedilebilir. Görüntü yazdırılabilir, e-posta ile gönderilebilir. / Bir elektronik görüntüyü, televizyon alıcısı ya da monitör ekranında olduğu gibi sistematik bir şekilde geliştirerek sentezleme işlemi.
tarama kafesi
(Alm raster, Fr trame, İng raster)Yazıcı, film yazıcı vb herhangi bir çıktı aygıtının, bir resmi oluşturduğunda ortaya çıkan biçim. / Monitörler, lazer yazıcılar gibi gösterme ya da çıktı sistemlerinde; tarama izlenen çizgilerin örüntüsü. / Görüntü ya da grafikte; bit eşlemli ya da bir tarama kafesine dayalı görüntü. Bu terim, elektromanyetik kalkanlama sağlayan Faraday kafesi ile karıştırılmamalıdır; Faraday kafesi bir koruma yöntemidir. bkz adreslenebilir. bkz biteşlemli. bkz RIP.
tarama kafesi birimi
(Alm rasterein heit, Fr unité raster, İng raster unit) Bir tarama kafesi tabanlı çıktı aygıtındaki iki adreslenebilir nokta arasındaki uzaklık. Yatay ve dikey olarak ölçülen bu durum, aygıtın temel çözünürlüğünün ölçümüdür.
tarama kafesi görüntü işlemcisi
(Alm raster bild prozessor, Fr processeur d'images raster, İng Raster Image Processor) bkz RIP.
taramalı elektron mikroskobu
(Alm rasterelektronenmikroskopie, Fr microscopie électronique à balayage, İng scanning electron microscope) Hücre doku ve organların üç boyutlu yüzey ayrıntılarını görüntüleyen, elde edilen elektron demeti elektronik devrelerce örnek yüzey üzerinde ince bir metal tabakasıyla etkilenerek yayılan elektronları oluşturan elektron mikroskop türü; tarayıcı elektron mikroskobu. Taranan alanın küçük veya büyük oluşu büyütme oranına yansır. Küçük alanda büyütme oranı yükseklik gösterir. Transmisyon elektron mikroskobu ve taramalı elektron mikroskobu tipleri aynı ünite içerisinde yer alan elektron mikroskopları bulunur.
tarayıcı
(Alm scanner, flachbettscanner, Fr scanner, scanner à plat, İng scanner, flat bed scanner) Bir fotoğraf, resim, kitap sayfası, el yazısı veya bir objeyi optik olarak okuyup sayısal veri haline dönüştürmeye yarayan optik aygıt. Fotoğrafçılık alanında çoğunlukla yatay, film ve saydam tarayıcılar kullanılmaktadır. bkz düz yataklı tarayıcı. bkz film tarayıcı. bkz scanner. bkz tambur tarayıcı. scanner.
tarihi geçmiş
(Alm veraltet, Fr obsolète, İng out-of-date) Satış tarihi geçmiş ya da etkin özelliklerini yitirmiş malzemeler; güncelliğini yitirmiş. Tarihi geçmiş olan filmlerde; duyarlık ve kontrastlık niteliği düşer, puslu görünme etkisi artar. Tarihi geçmiş kimyasal maddelerin etkinlik düzeyi azalır, beklenmeyen sonuçlar ortaya çıkar.
tartarik asit
(Alm weinsäure, Fr acide tartrique, İng tartaric acid) Pastacılıkta, kumaş basmacılığında, bazı içkilerin hazırlanmasında, fotoğrafçılıkta kullanılan, izomerli kristal organik bileşik (C4H6O6).
taşınabilir belge formatı
(Alm tragbares dokument format, Fr format de document portable, İng portable document format) bkz PDF.
taşınabilir bellek
(Alm flash-speicher, Fr mémoire flash, İng flash memory > Tr flaş bellek, taşınabilir bellek) Bilişim uygulamalarıyla üretilmiş olan yazı, fotoğraf, müzik vb verilerin gerektiğinde kullanılmak üzere saklandığı araç. Sayısal fotoğraf makinelerinde kullanılan sayısal film ya da hafıza (bellek) anlamına kullanılan bir terimdir. Compact Flash, Smart Media, Memory Stick, SD ve MMC ve IBM Microdrive gibi sayısal bellek kartlarını ifade eder.
taşıyıcı
(Alm träger, Fr transporteur, İng carrier) Özelliklerinden bir tanesinin değiştirilmesiyle bilgi taşıyabilen enerji akımı. Frekansın modülasyonu (düzenlemesi), bilgi taşımasını sağlayan bir analog sinyalin genliği ya da fazı. / İçinde ya da eklentisinde virüs taşıyan e-posta ya da öbür veriler. Virüsün harekete geçmesi için eklentinin açılması ya da serbest bırakulması gerekir.
taşıyıcı taban
(Alm basis, stütze, Fr socle, support, İng base, support) bkz taban.
taşlama
(Alm schleifen, Fr affûtage, İng grinding) Bir optik ögenin üretim sürecinde, tasarımcı tarafından belirlenen biçimin verilme aşaması.
tau
(Alm du, Fr tu, İng thou) Kağıt kalınlığını ya da ince parçaların çapını ifade etmekte kullanılan eski bir İngiliz uzunluk ölçü birimi, ABD'de genellikle “mil” olarak kullanılır. Kısaltması th (1 thou (th) = 1x10-3 inç). Özellikle mühendislik, imalat ve hassas ölçümlerde kullanılır. Metrik sistemde karşılığı 1 th=0.0254 mm = 25.4 m olarak hesaplanır.
tavlanmış cam
(Alm geglühtes glas, Fr verre recuit, İng annealed glass) Tavlanmış cam, erimiş camın iç gerilimlerini gidermek için kontrollü bir şekilde yavaşça soğutulmasıyla üretilen standart, temel bir düz cam türü. Temperlenmemiş (sertleştirilmemiş) olan bu cam, kolayca kesilebilir, delinebilir ve şekillendirilebilir. Kırıldığında büyük, keskin parçalara ayrıldığı için güvenlik gerektirmeyen alanlarda, ev pencereleri, masa tablaları, aynalar, vitrinler ve düşük darbe riski taşıyan dekoratif iç mekan uygulamalarında tercih edilir. bkz temperli cam.
tavsıl
(halk ağzı, Ahırlı-Ankara yöresi) Fotoğraf, tasvir. bkz tavsır.
tavsır
(halk ağzı, Ayaklıcaoluk-Maraş; Bor-Niğde; -Sivas; Akdağmadeni-Yozgat; Afşar, Pınarbaşı-Kayseri; Karapınar-Konya; Gülnar-Mersin; Fethiye-Muğla yöresi) Fotoğraf, tasvir.
tayf
(Alm spektrum, Fr spectre, İng spectrum) Genel olarak elektromanyetik ışınımların, dalga boylarına göre bir dizi içinde gösterimi. Elektromanyetik tayf, en kısa dalga boylu olan gama ışınımından en uzun dalga boylu olan radyo ışınımına kadar tüm ışınımları kapsarsa da optikte, elektromanyetik tayfın çıplak gözle görülebilen bölümü olan görünür ışık ve ışınımların dalga boylarına göre sıralanarak dizilmesi anlamında kullanılır. Bileşik bir ışın demetinin (beyaz ışığın) bir prizmadan (biçmeden) geçtikten sonra ayrıldığı basit renklerden (kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert, mor) oluşmuş görüntü; spektrum. bkz fotoğrafik tayf. bkz görünen ışık.
tayf renkleri
(Alm spektrum farben, Fr couleurs du spectre, İng spectrum colors) Bileşik bir ışın demetinin (beyaz ışığın) bir prizmadan (biçmeden) geçtikten sonra ayrıldığı basit renklerden (kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert, mor) oluşmuş görülebilir renk kuşağı; spektrum. Renklerin geçişi kesintisizdir.
tayf yörüngesi
(Alm spektrumsort, Fr lieu du spectre, İng spectrum locus) At nalı biçimindeki kromatiklik şemasının dış sınır çizgisi; mor sınırı. bkz kromatiklik şeması. bkz mor sınırı.
tayfçeker
(Alm spektrograph, Fr spectrographe, İng spectrograph) Işık kaynağından tayf oluşturan ve bunu filme kaydeden araç; spektrograf.
tayfsal güç dağıtımı
(Alm spektrale leistungs verteilung, Fr distribution spectrale de puissance, İng spectral power distribution) Belirli bir dalga boyundaki ışık kaynağından yayılan belirli bir miktar enerjinin görüntüsü ya da grafiksel planı.
tayfsal tepki
(Alm spektrale reaktion, Fr réponse spectrale, İng spectral response) Işık algılayıcı sinyalinin ya da ışığa duyarlı maddenin çeşitli dalga boylarında ışınıma maruz kaldığında oluşan yoğunluğun ölçümü.
tazeleme
(Alm auffrischen, Fr rafraîchir, İng refresh) Film ve baskı banyo işleminde, özellikle geliştiricilerde kullanılan banyonun etkisini yerinde tutmak amacıyla eriyik içine kimyasal madde ekleme.
tazeleyici
(Alm auffrischung, Fr remise à niveau, İng refresher) Gelişim banyosu sırasında yer alan, etkinlik oluşturan kimyasal maddelerin etkinliğini düzenlemek için saptayıcı ve geliştiriciye eklenen eriyik.
TCP/IP
(Alm Transmission Control Protocol/Internet Protocol, Fr Protocole de contrôle de transmission/Protocole Internet, İng Transmission Control Protocol/Internet Protocol – TCP/IP) ABD Savunma Bakanlığı tarafından tasarlanmış ve işletim sisteminden ayrı bir hizmet programı; iletişim kontrol protokolğ/internet protoklü. Günümüzde MacOS ve Windows'un standart bir bölümü olarak çalışır. Çok kullanıcılı (multiuser), çok görevli (multitasking) ve taşınabilir, tescilli bir işletim sistemi olan UNIX ile birleştirilmiştir.
tebeşir ve kömür filtresi
(İng chalk and charcoal) Adobe Photoshop sketch (çizim) filtresinin altında bulunur ve gölge olan alanları siyah kömür, ışıklı olan alanları ise beyaz tebeşir ile diyagonal çizgilerle kaplar (Filter > Sketch > Chalk and Charcoat).
teğetsel
(Alm tangential, Fr tangentiel, İng tagential) Objektif ve merceklerde, optik eksene dik açılarla çizilmiş hayali bir daire.
tek atış
(Alm ein schuss, Fr un coup, İng one shot) Bir tek kısa pozlamayla renk kaydı yapan görüntüleme aygıtı. Uzun pozlama ya da üç ayrı pozlamayla çalışan aygıtların karşıtıdır. / Bir kez kullanılmak için hazırlanmışolan kimyasal eriyik. Bu tür kimyasallar -tazeleme yapılarak dahi- birden fazla kullanılmaz.
tek banyo
(Alm monobad, Fr monobain, İng monobath) Siyah beyaz filmlerde hem geliştirme hem de saptama işlemlerinin aynı anda yapıldığı banyo türü. Çabuk ve kolay bir yöntem olmakla birlikte, geliştirme işleminin kontrol dışına çıkması nedeniyle pek yaygın olarak kullanılmamaktadır.
tek gözle görme
(Alm monokulare betrachtung, monoskopie, Fr vision monoculaire, monoscopie, İng monocular viewing, monoscopy) Tek gözle yalnız iki boyutlu (düzlemsel) olarak görme olayı; monoküler görme, tek gözle görme, monoskopi, monoskopik görüş. Tek gözle görmede derinlik duygusu oluşmaz.
tek gözlü
(Alm monokular, Fr monoculaire, İng monocular) Teleskop, mikroskop, tek objektifi yansıtmalı fotoğraf makinesi (SLR) gibi tek gözlü bakaç sistemi olan aygıtlar. / Tek gözle görülen gibi tek bir açıdan görüntü ya da algılama.
tek gözün görme keskinliği
(Alm sehschärfe beim betrachten mit einem auge, Fr netteté de la vision monoculaire, İng single eye viewing sharpness) Tek bir gözün cisimlere bakarken görebildiği en küçük açı değeri. Tek gözün görebildiği en küçük açı 1 derece dakikası veya 2 grad dakikası (yaklaşık 1.85 dakika)'dır. Ancak yan yana çizilmiş paralel çizgilerin gözlenmesinde bu açı 0.25 derece dakikasına kadar düşmektedir. / Gözün ayrıntıları ayırt etme yeteneğidir ve genellikle Snellen tablosu kullanılarak 20 fit (yaklaşık 6 metre) mesafeden ölçülür. Normal görüş 20/20 (veya 6/6) olarak kabul edilir; bu, 20 fit mesafeden, normal bir gözün 20 fit mesafeden gördüğü harflerin görülebildiği anlamına gelir. Test sırasında bir göz kapatılır ve diğer gözün en küçük harfleri okuma kapasitesine bakılır. 20/20'den düşük değerler (örneğin, 20/40 veya 6/12) uzağı görmede zorluk veya görme azlığına işaret eder. Görme keskinliği, kırma kusurları (miyopi, hipermetropi) veya göz hastalıkları (katarakt, sarı nokta) nedeniyle düşebilir.
tek kullanımlık piller
(Alm primär zelle, Fr cellule primaire, İng primary cell) Piller ve bataryalar; voltaj (gerilim), akım, iç yapısı, kapasitesi, şarj olma özelliği, boyutu ve fiyatlarına göre birincil (tek kullanımlık) ve ikincil (çok kullanımlık, yeniden şarj edilebilir) olarak iki ana tipte tasarlanıp üretilir. Tek kullanımlık pillerde elektrik üretiminin pil içinde neden olduğu kimyasal reaksiyonun ters yönde elektrik verildiğinde ters yönde kimyasal reaksiyon olarak gerçekleştirilmeye müsait olmadığı pillerdir; birincil piller, şarj edilmeyen piller. Çinko-karbon pil; düşük maliyetlidir. Az enerji gerektiren uygulamalar için uygundur. Çinko-klorür pil; çinko-karbon pilden biraz daha uzun ömürlüdür. Alkalin pil; alkaline/manganez "uzun ömürlü" pillerdir. Daha fazla güç ihtiyacı gerektiren uygulamalarda da kullanılabilir. Gümüş oksit pil; genelde işitme cihazlarında kullanılır. Lityum pil; genelde sayısal fotoğraf makinelerinde kullanılır. Saat ve bilgisayar saatlerinde de kullanıldığı görülür. Çok uzun ömürlüdür, fakat pahalıdır. Cıvalı pil; genelde sayısal saatlerde kullanılır. Çinko-hava pili; genel olarak işitme cihazlarında kullanılır. Isıl (termal) pil; yüksek sıcaklık depolar. Askeri uygulamalarda önem taşır. bkz çok kullanımlık piller. bkz ikincil piller. bkz pil.
tek kuşak
(Alm integraler dreierpack, Fr trippack intégral, İng integral tripack) Renkli filmlerde, tek taban üzerinde üç ana renge duyarlı olan üç katman taşıyan boş film türü.
tek objektif
(Alm ein linsen, einstärken linse, Fr lentille unique, lentille à vision unique, İng single lens, single vision lens) Ölçüsü ne olursa olsun, bir objektifin tek görüş açısına sahip olması durumu; tek odaklı objektif. Bu objektifler, zum objektiflere göre daha kaliteli sonuçlar verirler ve hızlıdırlar. Ayrıca bu objektiflerin diyafram açıklıkları daha fazladır. bkz tek odaklı objektif.
tek objektifli yansıtmalı
(Alm einzel linsen reflex, Fr réflexe à objectif unique, İng Single Lens Reflex - SLR) Günümüzde en yaygın kullanılan fotoğraf makineleridir. Bu tür makinelerde, objektif ve duyar kat (film ya da algılayıcı) aynı düzlemde olduklarından ve objektifin yakaladığı görüntü bir penta prizma yardımı ile bakaç'a (vizör'e) doğrudan aktarıldığından bakaçtan görülen görüntü ile duyar kat üzerinde elde edilen görüntü bire bir aynıdır.
tek odaklı objektif
(Alm ein linsen, einstärken linse, Fr lentille unique, lentille à vision unique, İng single lens, single vision lens) Ölçüsü ne olursa olsun, bir objektifin tek görüş açısına sahip olması durumu; tek objektif. Bu objektifler, zum objektiflere göre daha kaliteli sonuçlar verirler ve hızlıdırlar. Ayrıca bu objektiflerin diyafram açıklıkları daha fazladır. bkz tek objektif.
tek renk
(Alm ein farbig, Fr monochrome, İng monochrome) Siyah beyaz ve griden oluşan fotoğraf ya da görüntü; siyah beyaz. bkz siyah beyaz.
tek renk yapar
(Alm monochromator, Fr monochromateur, İng monochromator) Tayfı oluşturan bir ışık demetinden belli dalga boyundaki tek renkli ışığı ayıran aygıt.
tek renkli
(Alm monochromatisch, Fr monochromatique, İng monochromatic) Belirli bir dalga boyunda olan ya da çok dar aralıklı sıralanan dalga boylarından oluşan ışık; monokromatik, tek renk. Örneğin lazer ışığı. / Çok sınırlı temel renk sergileyen fotoğraf ya da görüntü. Bir rengin farklı tonları ya da siyah beyaz fotoğraf için de kullanılır.
tek renkli emülsiyon
(Alm panchromatische emulsion, Fr émulsion panchromatique, İng panchromatic emulsion, monochromatic emulsion) Kırmızı ötesi (kızılötesi) hariç tüm renklerden etkilenen emülsiyon ve film türü. bkz pankromatik emülsiyon.
tek seçici
(Alm einzel selektor, Fr sélecteur unique, İng single selector) Herhangi bir seçimde tek yetkili olan kimse. / Fotoğraf yarışmalarında fotoğrafları seçmekle yetkilendirilmiş, görevlendirilmiş olan tek kişi.
tekayak
(Alm einbeinstativ, Fr monopode, İng monopod, unipod) Fotoğraf makinesinin üzerine takıldığı, tek bir çubuktan oluşan ayak düzeneği. Üçayağa (İng tripod) göre taşıma kolaylığı sağlamasına rağmen, makinenin hala el ile tutuluyor olması nedeniyle sallantı sorunu tam olarak giderilemez. Ancak üçayağın kullanımının zamanlama veya fiziki nedenlerle mümkün olmadığı yerlerde gereklidir. Üçayak kadar etkili olmasa da genelde çekimlerde 1-2 durak arası etkisi olabilir. Özellikle ağır objektiflerle kullanmak çekimi kolaylaştırır, ayrıca taşımak üçayağa göre daha kolaydır.
tekdüze pozlama
(Alm gleichmäßige belichtung, Fr exposition uniforme, İng uniform exposure) Fotoğraf filmi ya da kağıdı gibi ışığa duyarlı malzemelerde, duyarlı yüzeyin bütün alanının aynı ışık yoğunluğunda pozlanma işi.
teknik
(Alm technik, Fr technique, İng technic) Bir bilim, sanat veya meslek dalında uygulanan yöntemlerin bütünü. Fotoğğraçılıkta kullanılan yöntemlerin hepsi fotoğrafın tekniğini ifade eder.
tekrar üretim oranı
(Alm Reproduktionsverhältnis, Fr taux de reproduction, İng reproduction ratio) Eldeki özgün üründen, fotomekanik ve baskı çalışmaları sonucu, orijinale benzer şekilde, seri ve ekonomik çoğaltma işlemi sırasında kullanılan büyültme ya da küçültme oranı. bkz röprodüksiyon ölçeği.
tel çerçeve
(Alm drahtfarm, Fr fil de fer, İng wire-farm) Bir 3 D modelin, şekli kuşatan çizgiler kümesiyle temsili.
tele
(Lat tele/uzak, Alm tele, Fr téléobjectif, télé, İng telephoto > tele) Uzakta olan konuların büyültülerek gösterildiği objektiflerin dar açılı (büyük odak uzaklıklı) olanları için kullanılan bir terim. bkz telefoto. bkz teleobjektif. bkz uzun odak uzaklıklı objektif.
teleçevireç
(Alm telekonverter, Fr téléconvertisseur, İng teleconverter) Objektifin etkili odak uzunluğunu artırmak için tasarlanmış optik bileşen. bkz Barlow merceği.
teledönüştürücü
(Alm telekonverter, Fr téléconvertisseur, İng teleconverter) Objektiflerin odak uzunluklarını arttırmaya yarayan, içinde optik elemanlar/mercekler bulunan dönüştürücü tipi; teleçevireç, telekonvertör. bkz teleçevireç. bkz telekonvertör.
telefoto
(Alm teleobjektiv, Fr téléobjectif, İng telephoto) Uzun odak uzaklıklı objektif; teleobjektif, tele, uzun odaklı objektif. Odak uzunluğu, kullanılan filmin diyagonal (köşegensel) uzunluğundan fazla olan objektiflerdir. 35 mm film formatındaki makineler için 50 mm normal objektif, 55 mm ve üzerinde odak uzaklıklı objektifler -örneğin 135 mm- telefoto objektiftir. Bu objektifler “dar açılı” olarak da anılır. Örneğin Canon 55-250 mm IS, Nikon 300 mm f4 AF-S, Sony 135 mm f1.8 dar açılı telefoto objektiflerdir. bkz uzun odak uzaklıklı objektif.
telefoto oranı
(Alm televerhältnis, Fr rapport téléobjectif, İng telephoto ratio) bkz telefoto.
telefotometre
(Alm telefotometer, Fr téléphotomètre, İng telephotometer) Uzaktaki bir nesnenin ışıklılığını ölçmek amacıyla kullanılan aygıt; spotölçer. bkz spotölçer.
telekonvertör
(Alm telekonverter, extender, Fr téléconvertisseur, prolongateur, İng teleconverter, extender) Objektifin odak uzaklığını artırmak için fotoğraf makinesinin gövdesi ile objektif arasına takılan bir optik araç. En yaygın olarak 2X (iki kat) ve 1.4X (1.4 kat) kullanılır. “Teledönüştürücü”, “tele uzatıcı”, “objektif konvertör” ve “objektif uzatıcı” olarak da adlandırılır. bkz teledönüştürücü.
telemetre
(Alm entfernungsmesser, Fr télémètre, İng telemetre, range-finder) Fotoğraf makinelerinde, fotoğrafı çekilecek olan nesnenin uzaklığını belirleyerek objektifin uzaklık ayarını yapan düzenek; uzaklıkölçer, uzölçer. Objektiften ayrı çalışan bir sistemdir. Nesnenin fotoğraf makinesine olan uzaklığını iki farklı pozisyondan görüntüsünü alarak belirler. Analog makinelerde nesne net değilken her iki görüntü de bakaçtan görülebilir, netleme yapıldığında ise iki görüntü üst üste binerek tek görüntüymüş gibi net olarak görünür. Sayısal makinelerde telemetre kızılötesi ışınlar ya da yüksek frekanslı seslerle yapılmaktadır.
telemetre ile ölçüm
(Alm telemetrie, Fr télémétrie, İng telemetry) bkz telemetri.
telemetreli fotoğraf makineleri
(Alm messsucher kameras, Fr caméras télémétriques, İng rangefinder cameras) Görüntünün film düzlemi üzerine aktarıldığı objektiften ayrı olarak, gözün görüntüyü yakalaması için farklı bir basit merceğin kullanıldığı fotoğraf makineleridir. Tek mercekli yansıtmalı makinelere göre, duyar kat (film ya da algılayıcı) düzlemi üzerindeki görüntü ile gözün gördüğü görüntü arasında farklılık (paralaks hatası) olması nedeniyle dezavantajlıdırlar. bkz paralaks.
telemetreli netleme sistemi
(Alm entfernungsmesser-fokussierungs system, Fr système de mise au point télémétrique, İng rangefinder focusing system) Fotoğraf makinesiyle konu arasındaki uzaklığı ölçen optik düzenek. Fotoğrafı çekilecek olan konuya iki farklı noktadan bakarak netleme yapan ve objektiften ayrı çalışan netleme sistemi.
telemetri
(Alm telemetrie, Fr télémètrie, İng telemetry) Uzaklık ölçüm işlemi; uzaklıkölçümü, uzölçüm.
teleobjektif
(Alm teleobjektiv, Fr téléobjectif, İng telephoto lens) Filmin boyutuna göre, görüntü alanının köşegen uzunluğundan, odak uzaklığı fazla olan objektif; telefoto, tele. bkz uzun odak uzaklıklı objektif.
teleobjektif oranı
(Alm tele verhältnis, Fr rapport téléobjectif, İng telephoto ratio) Bir objektifin eşitsel odaksal uzunluğunun, arka odaksal uzunluğuna oranı; teleobjektifin gücü. Bu fark edilebilir şekilde kendisinden büyük ise objektif bir teleobjektiftir.
telesentrik
(Alm telezentrisch, Fr télécentrique, İng telecentric) Fotoğraf makinesinde film veya algılayıcıya ulaşan ıiığın sadece gerekli olan paralel ışınlarını sağlayan optik tasarım. Alan derinliğini artırır ve parlaksı azaltılabilir.
teleskop
(Alm teleskop, Fr télescope, İng telescope) Sonsuzdaki bir nesnenin gerçek görüntüsünü, içbükey bir aynadan yapılmış merceğinin odak düzleminde veren ve gök bilimiyle ilgili gözlemlerde kullanılan optik aygıt; gözlemci, ırakgörür.
telif hakkı
(Alm copyright, Fr droit d'auteur, İng copyright) Bilgi ya da düşünce ürünü olarak ortaya çıkan; edebi çalışmaların, sahne gösterilerinin, her türlü sanatsal çalışmaların yazarları, üreticileri olan eser sahiplerine ait asıl çalışmalara sağlanmış bir koruma biçimi. Uluslararası kabul edilmiş yasalara göre koruma sağlanır. Bu koruma hem basılı olan hem de basılı olmayan çalışmalar için geçerlidir ve fotoğrafı da kapsar. Telif hakkı, hak sahiplerine eseri yeniden üretmek, kopyalamak, eseri dağıtmak, herkese açık kullanmak ve göstermek haklarını kullanmaya veya başkalarına kullandırmaya olanak sağlar. Bunlardan herhangi birini izinsiz olarak yapmak eser sahibinin haklarına tecavüz anlamına gelir. Türkiye'de 5846 sayılı “Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu” ile düzenlenmiştir.
telifsiz
(Alm lizenzfrei, Fr libre de droits, İng royalt-free) Telif hakkı olan bir eseri, hiçbir telif ücreti ödemeden kullanmak. Telif hakkı eserin yaratıcısı ya da yayımcısına aittir.
temel renk
(Alm farbton, Fr teinte, İng hue) Rengin kendisi, renk özü. Renk ölçeğindeki değişik dalga boylarından her biri. İzleyici tarafından mavi, kırmızı, yeşil, sarı gibi renklerin görsel algılamasına verilen ad. Siyah, beyaz ve gri gibi nötr renkler, temel renk bilgisi içermez, bu nedenle akromatik (renksemez) renkler olarak adlandırılır. bkz renk özü.
temiz çalışma uzaklığı
(Alm freier arbeitsabstand, Fr distance de travail libre, İng free working distance) Normalde objektiflerin minimum odaklanma mesafeleri algılayıcı-obje arasındaki uzaklığı gösterir. “Temiz çalışma uzaklığı” ise objektifin ön elemanı ile minimum odaklayabildiği uzaklık arasındaki mesafedir; temiz çalışma mesafesi. Yakın plan çekimlerde (özellikle makro) bu uzaklık önemlidir. Odak uzunluğu arttıkça bu mesafe de artar.
temiz diyafram açıklığı
(Alm klare blende, Fr ouverture claire, İng clear aperture) Bir optik sistemin ışık toplama alanı sınırı. Bu sınır, optik bileşenin çerçevesindeki açıklıktır.
temizleme
(Alm reinigung, klar, Fr nettoyage, clair, İng cleaning, clear) Filmin veya fotoğraf kağıdının üzerinden, banyo sürecindeki istenmayen gümüş tuzlarının çıkarılması. / Netleme camı gibi temizleme yeri, yüzeyinde doku olmayan optik bileşen alanı.
temizleme banyosu
(Alm reinigungsbad, Fr bain nettoyant, İng cleansing bath) Duyarlı malzeme kullanılarak leke çıkartmak ya da daha önceki banyodan taşınmış kimyasal maddeleri nötralize etmek için kullanılan banyo.
temperli cam
(Alm gehärtetes glas, Fr verre trempé, İng tempered glass) Normal camın yaklaşık 600-700°C'ye kadar ısıtılıp hızla soğutulmasıyla elde edilen, darbelere ve yüksek sıcaklığa 4-5 kat daha dayanıklı güvenlik camı; güvenlik camı, ısıl işlem görmüş cam, temperlenmiş cam. Kırıldığında keskin olmayan küçük parçalara ayrılır. Duşakabin, cam masa/sehpa, fırın kapağı, otomobil camları ve bina dış cephelerinde kullanılır. Temperleme işlemi bittikten sonra kesme, delme veya taşlama işlemleri yapılamaz. bkz tavlanmış cam.
temsil
(Alm darstellung, symbolisieren, Fr représentation, symboliser, İng representation, symbolize) Herhangi bir şeyi belirgin özellikleri ile yansıtmak, sembolü olmak, simgelemek. Gerçekliğin farklı biçimlerde ve çeşitli belirtilerle simgelenmesi.
TEN AND ONE Yıllık Lomography Fotoğraf Ödülleri
(İng Lomography Annual Photography Awards) TEN AND ONE Yıllık Lomography Fotoğraf Ödülleri, deneysel ve analog fotoğrafçılığa adanmış dünyanın en büyük yarışma serilerinden biridir. 10 farklı kategori ve özel temalardan oluşan yarışma, yaratıcılığı teşvik eder. Kazananlar, Viyana'daki Lomography Genel Merkezi'nde konaklama ve çeşitli fotoğraf ekipmanları gibi ödüller için yarışır. Dünya çapında binlerce fotoğrafçının katıldığı, analog tutkusunu kutlayan bir yarışmadır. Kategoriler; "Analogue Intelligence", "Adrenaline Junkies", siyah-beyaz, deneysel ve sinematik gibi çeşitli temalar içerir. Viyana'da bir hafta tatil, Lomography fotoğraf makineleri ve çeşitli özel ödüller verilmektedir. Yarışmalara Lomography Yarışmaları sayfası üzerinden arşivdeki veya yeni çekilen fotoğraflar ile başvuru yapılabilir. Amaç, sıradan olanda olağanüstüyü bulmak ve yaratıcı deneysel fotoğrafçılığı desteklemektir. Bu fotoğraf ödülleri de 11 farklı kategoriden oluşan yapısı ile dikkat çeker. Katılımcılar açısından istenilen kategoride yarışmaya katılmak mümkün olurken doğa, siyah beyaz ya da deneysel fotoğrafçılık gibi pek çok kategoride yarışmaya katılmak mümkündür.
tepe ışığı
(Alm decken leuchte, Fr plafonnier, İng overhead light) Nesneye üstten düşey olarak düşen ışıktır. Ekvatoral bölge dışında yalnız yapay koşullarda olabilir. Doğada tepe ışığının nesneye geliş açısı 90 dereceden azdır (optikteki geliş açısı tanımıyla birkaç derecedir). Nesnelerin tepeleri ve bir yanları aydınlıktır. Kontrast, rölyef ve derinlik izlenimi vardır. Ayrıntıları azdır ve renkler doygun değildir. Bu ışıkla portre çekimi önerilmez.
tepegöz
(Alm overhead-projektor, Fr rétroprojecteur, İng overhead projector) Karartılmış bir ortamda, beyaz renkli duvar veya perde yüzeyine saydamları büyüterek ve fakat tersine çevirerek gösteren aygıt. Görüntüyü tersine çevirdiği için aygıta konulan saydamın ters konumda yerleştirilmesi gerekir.
tepki
(Alm antwort, Fr réponse, İng response) Fotoğrafçılıkta; ışığa duyarlı veya duyarlaştırılmış bir sistem üzerine düşen ışınım ya da öbür etkilerden kaynaklanan işaretler veya kayıtlar./ Zaman olarak; bir etki veya işaret ile, verilen tepki arasındaki gecikme uzunluğu. Örneğin bir algılayıcının çevredeki bir değişikliği kaydetmesinin ne kadar uzun süreceği, fotoğraf makinesinde çekim düğmesine basıldığında ne kadar hızlı bir şekilde fotoğrafın çekildiği. bkz örtücü gecikmesi.
tepkime
(Alm reaktion, Fr réaction, İng reaction) Bir veya daha çok iyon, atom veya molekülün başka iyon başka iyon, atom ya da moleküllere dönüşmesi olayı.
termal boya süblimleşmesi
(Alm thermische farbstoff sublimation, Fr sublimation thermique, İng thermal dye sublimation) bkz boya süblimleşmesi.
termal görüntü
(Alm wärmebildtechnik, Fr imagerie thermique, İng thermal imaging) Bir konudan yayılan kızılötesi ışınım sıcaklığındaki değişkenleri görünür kılma. bkz ısıl değişim. bkz termal görüntüleme.
termal görüntüleme
(Alm wärmebilder, Fr imagerie thermique, İng thermal imagery) Uzaktan algılamada, görüntülenen nesnelerden yansıtılan veya gönderilen termal enerjinin kaydedilmesi ve algılanması ile elde edilen görüntüleme. Termal görüntüleme, insan gözünün göremediği kızılötesi (IR) enerji (ısı) ışınımlarını algılayıp, sıcaklık farklarını renkli veya siyah-beyaz görüntülere (termogram) dönüştüren bir teknolojidir. Işık kaynağına ihtiyaç duymadan, sıcaklığı olan tüm varlıkları karanlıkta veya zorlu hava şartlarında tespit edebilir. Cisimlerin yaydığı IR radyasyonu algılayan dedektörler, bu verileri işleyerek sıcaklık haritası oluşturur. Elektrik/mekanikte, elektrik panolarında aşırı ısınma, rulman arızaları, trafolar; yapı/inşaatta, binalarda yalıtım hataları ve ısı kayıpları; güvenlik/savunmada, gece görüş sistemleri, sınır güvenliği, arama-kurtarma ve sağlıkta yüksek ateşli hastaların tespitinde kullanılır. Temassız ölçüm imkanı sağlar, arızaları önceden belirler ve karanlık, dumanlı, sisli ortamlarda çalışabilir. Termal kameralar, ısıyı "gören" kameralar olarak da bilinir ve güvenlikten mühendisliğe kadar çok geniş bir yelpazede arıza tespiti ve güvenlik amacıyla kullanılır. bkz termal görüntü.
termal kamera
(Alm wärmebildkamera, Fr caméra thermique, İng thermal camera) Termal kameralar, çıplak gözle görülmeyen kızılötesi (ısı) enerjisini algılayıp bunu renkli bir görüntüye (termogram) dönüştüren cihazlardır. Işığa değil, sıcaklık farklarına odaklanarak karanlıkta, dumanda veya tam gizlilikte nesnelerin ve canlıların sıcaklık haritasını çıkarırlar. Bu cihazlar genellikle elektrik arızaları, yalıtım kaçakları, askeri gözetleme ve tıbbi ateş ölçümü gibi alanlarda kullanılır. Nesnelerin yaydığı kızılötesi enerjiyi, özel dedektör pikselleri (mikrobolometre) aracılığıyla tespit eder. Algılanan farklı sıcaklık değerleri, ekranda farklı renklerle (sıcak yerler sarı/beyaz, soğuk yerler mavi/mor) haritalanır. Fiziksel temas olmadan uzaktan sıcaklık tespiti yapar. Elektrik panolarındaki ısınmalar, bağlantı hataları ve mekanik ekipman arızalarının tespiti; inşaat ve yalıtım; binalardaki ısı kaçakları, su sızıntıları ve nem sorunlarının belirlenmesi; Gece görüşü, sınır güvenliği, arama-kurtarma ve dumanlı ortamda canlı tespiti; havaalanları ve hastanelerde, insan vücut sıcaklığını ölçerek yüksek ateş tespiti alanlarında kullanılır. Tam karanlıkta çalışabilirler. Dumanın arkasını görebilirler. Uzaktan güvenli ölçüm sağlarlar. Geniş alanlarda anlık sıcaklık takibi yapabilirler. Termal kameralar, özellikle bakım ve arıza tespit süreçlerinde "görünmeyeni görünür kılan" kritik bir teknolojidir.
termal kızılötesi ışın
(Alm thermisches Infrarotlicht, Fr lumière infrarouge thermique, İng thermal infrared light) Materyallerin, cisimlerin ve yeryüzündeki nesnelerin yaydığı ısı enerjisinin yer aldığı uzaktan algılamada kullanılan bir dalga boyu bant aralığı.
termal kızılötesi satır tarayıcı
(Alm thermischer infrarot-linienscanner, Fr scanner de ligne infrarouge thermique, İng thermal infrared line scanner) Elektromanyetik spektrumun 8-14 mikron dalga boyu bölgesindeki atmosferik pencereye karşılık gelen ve yayılan kızılötesi ışınımı ve radyasyonu kayıt etme esasına göre çalışan tarayıcı sistemleri.
termal mum
(Alm wachs thermisch, Fr cire thermique, İng wax thermal) Mum tabanlı bir mürekkep kullanarak yapılan baskı sistemi.
termal mum aktarımı
(Alm thermowachsübertragung, Fr transfert de cire thermique, İng thermal wax transfer) bkz termal mum.
termal optikleme
(Alm thermische linsenwirkung, Fr lentille thermique, İng thermal lensing) Sıcaklık nedeniyle optik bileşenin biçim değiştirmesi.
termograf
(Alm thermograph, Fr thermographe, İng thermograph) Bir cismin sıcaklık değişikliklerini, yaydığı kızılötesi ışınları kaydeden cihaz; sıcaklıkyazar.
termografi
(Alm thermografie, Fr thermographie, İng thermography) Bir nesnenin yüzey sıcaklığını görselleştirmek ve ölçmek için kullanılan bir teknik; ısıl fotoğraf çekimi. Bu işlem, nesnenin yaydığı Kızılötesi Radyasyon (IR) miktarını algılayan bir termal kamera (ısıl fotoğraf makinesi) kullanılarak gerçekleştirilir. Elde edilen görüntüye termogram denir. bkz ısıl fotoğraf çekimi. bkz sıcaklıkla geliştirme. bkz termograf.
termogram
(Alm thermogramm, Fr thermogramme, İng thermogram) Bir görüntüdeki farklı sıcaklıkların renkler kullanılarak temsil edildiği bir grafik; ısıl değişim. Termogram, genellikle vücuttaki veya ortamdaki farklı sıcaklıkları analiz etmek için kullanılır. Örneğin, tıpta insan vücudunun her bir bölümünün sıcaklığını değerlendirmek için kullanılır. Termogram, kanser tanısı gibi sağlık uygulamalarında da önemli bir rol oynar. bkz ısıl değişim.
termometre
(Alm thermometer, Fr thermomètre, İng thermometer) Latince thermo (ısı) ve metrum (ölçü) kelimelerinden türemiştir. Sıcaklık ve sıcaklık değişimlerini ölçen cihaz; mizanül-harare, sıcaklıkölçer. Özellikle fotoğraf filmi ve baskı kağıdı banyo işlemlerinde sıcaklıkların belirlenmesinde kullanılan bir cihazdır. Termometre, katı, sıvı veya gaz halindeki maddelerin veya ortamın sıcaklık derecesini ölçmek için kullanılan bilimsel ve teknik alettir. Genellikle sıvıların ısı karşısında genleşmesi ilkesiyle çalışan bu cihazlar, tıp, meteoroloji, endüstri ve günlük yaşamda sıcaklığı (Celsius, Fahrenheit, Kelvin eşellerinde) belirlemede kullanılır. Tıpta, ateş ölçerler (vücut sıcaklığı); meteorolojide, hava sıcaklığı takibi; ev ve endüsride, oda sıcaklığı, fırın veya yemeğin sıcaklığını kontrol etme; tarımda, sera içindeki toprak ve hava sıcaklığının takibinde kullanılır. Termometre türleri, genleşme ilkesiyle çalışan sıvılı (civalı, alkollü) termometreler; genellikle endüstride ve yüksek sıcaklıklarda kullanılan metal termometreler; algılayıcılar aracılığıyla hızlı ve hassas ölçüm yapan sayısal, elektronik termometreler; belli bir süredeki en yüksek ve en düşük sıcaklıkları kaydeden maksimum-minimum termometreler olmak üzere birkaç türü vardıt. bkz sıcaklıkölçer.
ters çevrilmiş
(Alm invertiert, Fr inversé, İng inverted) Ters çevrilmiş görüntü; görüldüğünde ya da yansıtıldığında, nesneyi baş aşağı gösteren görüntü. / Bir optik sistemde; negatif grubun önde ve pozitif grubun arkada olması.
ters çevrilmiş teleobjektif
(Alm invertiertes Teleobjektiv, Fr téléobjectif inversé, İng inverted telephoto) bkz geri odaklı objektif.
ters ışık
(Alm hintergrundbeleuchtung, Fr rétroéclairage, İng back light) Çekimi yapılacak alan ya da nesneye arkadan, fotoğrafçının tam karşısından gelen ışığa verilen ad. Böylesi bir ışık geliyor ise doğru ayarlamaları yapmadıkça pozlama hatalı olacak ve fotoğraf genelde karanlık çıkacaktır. Dış çizgilerde konturlar oluşur. Yarım tonlar azalır. Peşpeşe sıralanmış nesneler arasındaki plan farkları belirginleşir. Renk parlaklığı azdır. Siyah beyaz etkisi çok güçlüdür. bkz arka ışık. bkz silüet.
ters kare yasası
(Alm gesetz des umgekehrten quadrats, Fr loi du carré inverse, İng inverse square law) Bir noktasal ışık kaynağıyla aydınlatılan yüzeydeki aydınlanma ışık kaynağı geri çekildikçe aradaki uzaklığın karesiyle ters orantılı olarak azaldığını belirleyen kural; ters kare kuralı. Uzaklık iki katına çıktığında aydınlanma dörtte bir olur; uzaklık üç kat olduğunda parlaklık ise dokuzda biri olur. Örneğin flaşa olan uzaklığı iki katına çıkarılan konuya, flaş ışığının ancak dörtte biri ulaşır.
ters teleobjektif
(Alm retrofilm-objektiv, Fr lentille rétrofilm, İng retrofilm lens) bkz geri odaklı objektif.
ters yol ilkesi
(Alm pfadumkehr prinzip, Fr principe d'inversion de chemin, İng path-reversal principle) Işık ışınları bir saydam ortamdan diğerine geçişte hangi yolu izliyorsa, tersine olarak ikinci ortamdan gönderildiğinde de aynı yoldan geriye döner; ışığın aynı yoldan geriye dönebilme özelliği, ışığın tersinirlik ilkesi. bkz ışığın tersinirlik ilkesi.
ters yüz görüntü
(Alm umgedreht, Fr renversé, İng flipped) Yanlış tarafından görülmemesi için çevrilen ve bu şekilde görüldükten sonra ters çevrilen görüntü türü; yeniden çevrilmiş görüntü. Görüntünün sol tarafı sağda, sağ tarafı ise soldadır.
tersim biş şems
(Ar tersim-bi'ş-şems, esk) Fotoğraf.
tersim biz ziya
(Ar tersim-bi'z-ziya', esk) Fotoğraf.
tersine görüntü
(Alm umgekehrtes bild, Fr image inversée, İng reverted image) Gerçeğine göre sağ-sol ve alt-üst olarak ters görülen görüntü türü.
tersine okuma
(Alm umgekehrtes lesen, Fr lecture inversée, İng reverse-reading) bkz hatalı okuma.
tersinir
(Alm reversibel, Fr réversible, İng reversible) Bir olayın ortaya çıkma şartlarındaki sonsuz küçük bir değişikliğin etkisiyle herhangi bir anda yön değiştirebilen kimyasal, fiziksel ve mekanik dönüşüm.
tersinir prizma
(Alm Amici-prisma, aufrichtendes prisma, Fr Amici prisme, prisme érigataire, İng Amici prism, erecting prism) Ölçme aletlerinde kullanılan doğrultucu prizma; Wollaston prizması. bkz Amici prizması.
tersinirlik
(Alm reversibilität, Fr réversibilité, İng reversibility) Kimyasal, fiziksel ve mekanik olarak geri dönüşebilir olma durumu.
tersinirlik yasası
(Alm gesetz der umkehrbarkeit, Fr loi de réversibilité, İng law of reversibility) Bir ışık demetinin, akımın yönüyle bağlantısız olarak aynı yolu izlediğini belirleyen ilke, yasa. “Işık ışınları bir saydam ortamdan diğerine geçişte hangi yolu izliyorsa, tersine olarak ikinci ortamdan gönderildiğinde de aynı yoldan geriye döner”; ışığın aynı yoldan geriye dönebilme özelliği, ışığın ters yol ilkesi. bkz ışığın tersinirlik yasası. bkz ışığın tersinirlik yasası. bkz ters yol ilkesi.
tespit
(Alm fixierung, Fr fixation, İng fixation) Fotoğrafçılıkta, görüntü kaydedilmiş film üzerindeki aktif gümüş tuzlarını çözüp yıkayarak filmi ışığa duyarsız hale getirme işlemi; fiksasyon. bkz saptama işlemi. bkz tespit işlemi. / Görüntünün retinada sarı leke üzerine düşmesini temin edecek biçimde her iki gözün obje üzerinde odaklanması.
tespit banyosu
(Alm reparatur, reparaturentwicklung, entwickler, Fr correction, développement de correcteurs, développeur, İng fixing, fixer development, developer) Bir video kamera veya fotoğraf makinesi kullanılarak ışığa duyarlı emülsiyon tabakası ile kaplanmış olan bir malzeme (kağıt, film, cam gibi) üzerine kaydedilmiş olan fotoğrafik görüntüyü, muhtelif kimyasal maddelerle yapılan film banyo işlemleri ile ışığa duyarlı materyali kaldırma ve fotoğrafik görüntüyü elde etme işlemi; birinci banyo, fiksleme banyosu, ihzar banyosu, sabitleştirme banyosu, saptama banyosu. Herhangi bir filmin emülsiyonu üzerine kaydedilmiş olan gizli görüntünün görünür hale getirilmesi için yapılan film banyosudur. bkz saptama banyosu.
tespit işlemi
(Alm fixierung, Fr fixation, İng fixation, fixing bath) bkz saptama işlemi.
Tessar
(Alm Tessar, Fr Tessar, İng Tessar) Alman fizikçi Paul Rudolph tarfından 1902'de tasarlanan, Zeiss tarafından patentlenen ve fotoğrafçılıkta kullanılan objektif. Normal odak uzunluğunda ve orta hızlı objektiflerden sayılır. Üç grupta, önde bir pozitif taç cam elemanı, ortada bir negatif çakmaktaşı cam elemanı ve arka tarafta pozitif konveks bir taç cam elemanıyla çimentolanmış negatif içbükey çakmaktaşı cam elemanı olmak üzere.dört küresel mercek kullanır.
test baskı
(Alm test druck, Fr test d'impression, İng test print) Agrandisörde negatif görüntüyü fotoğraf kağıdına basarken aynı fotoğraf kağıdı üzerine yan yana farklı pozlama sürelerinde olan birden çok baskı yapmak.
test şeridi
(Alm test streifen, Fr bandelette de test, İng test strip) Fotoğraf baskısı işleminde sınama yanılma yöntemiyle doğru pozlama dengesinin saptanmasında kullanılan yöntem.
TFT
(Alm dünn schicht transistor, Fr transistor à couches minces, İng Thin Film Transistor - TFT) İnce film transistör. İnce Film Transistör (TFT), aktif bir yarı iletken katmanın ince filmlerini biriktirerek yapılmış özel bir tür alan etkili transistördür. TFT teknolojisi, iki cam plaka arasına sıvı kristal malzeme doldurulmuş sandviç benzeri bir yapıya sahiptir; sıvı kristal ekranlar (LCD) için yaygın olarak kullanılır ve her piksel için bir transistör ile kontrol edilir. Bu, ekranı aydınlatan elektrik akımının daha hızlı açılmasını ve kapatılmasını sağlar, böylece ekran daha parlak ve hareketli hale gelir. TFT ekranlar, yüksek çözünürlük, geniş görüş açısı ve hızlı tepki süresi gibi avantajlar sunar ve bilgisayar monitörleri, televizyonlar, akıllı telefonlar gibi birçok elektronik cihazda kullanılır.
TIFF / tiff
(Alm format für beschriftete bilddateien, Fr format de fichier image balisé, İng Tagged Image File Format - TIFF) Kayıpsız sıkıştırmalı veya sıkıştırmasız görüntü dosya düzenlemesi; Etiketli Görüntü Dosya Formatı. TIFF dosyaları, neredeyse tüm boya, görüntü düzenleme ve sayfa düzeni uygulamaları tarafından desteklenen esnek bitmap görüntü dosyalarıdır. Ayrıca, neredeyse tüm masaüstü tarayıcıları TIFF görüntüleri üretebiliyor. “.tif” uzantısını kullanan bu format, alfa kanallı CMYK, RGB, Lab ve gri tonlu dosyaları ile alfa kanalları olmayan Bitmap dosyalarını destekler. TIFF ayrıca kayıpsız bir sıkıştırma formatı olan LZW sıkıştırmasını da destekler. TIFF dosyaları bmp dosyalarından küçük, jpg/jpeg dosyalarından büyük olurlar ancak sıkıştırma halinde bile var olan tüm fotoğraf verilerini korurlar. Tasarımcılar tarafından yüksek kalitesi ile tercih edilen bir formattır. Sıkıştırma yapmadan çekim imkanı sağlayan bir fotoğraf formatıdır. Bazı fotoğraf makineleri bu formatta çekmeye izin verir, birçok tarayıcı da taradığı görüntüyü TIFF olarak saklayabilir. Sıkıştırma yapmadan dosya oluşturulabildiği için görüntü kalitesi JPEG'den daha yüksektir ama dosya boyutları çok fazla olur (80 MB'ın üzerinde). Birçok imaj/görüntü işleme programı bu formatı tanır. 12-16 bit arasında veri depolayabilir.
tilt
(Alm neigung, Fr inclinaison, İng tilt) Teknik fotoğraf makinesinin düşey ekseni üzerinde hareketi; aşağıya ya da yukarıya hareket ettirilmesi. bkz çevrinme.
Time Lapse
(Alm Zeitraffer, Fr Accéléré, İng Time-Lapse) Bir süre boyunca, belli aralıklar ile yapılan bir seri fotoğraf çekim modunu ve bir dizi fotoğrafı ifade eder; aralıklı çekim, zaman atlamalı çekim. Örneğin bir çiçeğin sabah açılması bu mod seçilerek çekildiğinde seçtiğiniz zaman aralıklarına göre kare kare yakalanabilir. Bu görüntüler, saniyeler, dakikalar, saatler, günler, haftalar vb süreyle değişken veya belirlenmiş zaman aralıklarında çekilebilir. Bu modda yapılan ardışık çekim aralıklarını kullanıcı belirler. Buna göre saatte 60 kare çekim de mümkündür, 15 kare çekim de. Daha gelişmiş birkaç fotoğraf makinesi özel fonksiyonlu zaman geçişli görüntüleme seçeneği sunsa da, çoğu fotoğraf makinesi zaman geçişli görüntüleri yakalamak için isteğe bağlı sabit kablolu veya uzaktan kumandalı tetikleyici cihazlar gerektirir. bkz aralıklı çekim.
tire
(Alm litho, Fr lithique, İng lith) Siyah ve beyaz gibi iki tondan oluşma, yani ara tonların bulunmaması durumu. Hiçbir yumuşak tonu olmayan ve yalnızca iki uç yoğunluğu bulunan fotoğraf.
tire film
(Alm litho film, Fr film lithique, İng lith film) Fotoğrafik çalışmalarda kullanılan siyah beyaz sonuç veren, ışığa duyarlılığı az (20 ISO) ortokromatik film. Çok yüksek kontrastlı bir filmdir. Özel banyosu ile birlikte kullanılır ve ara tonların olmadığı, sadece siyahla beyazın yer aldığı görüntüler oluşur.
tire geliştirici
(Alm bindestrich-entwickler, Fr développeur de traits d'union, İng hyphen developer) Çok kontrast görüntüler veren tire filmler için formaldehid-hidrokinon geliştirici banyo.
tire negatif
(Alm bindestrich negativ, Fr trait d'union négatif, İng hyphen negative) Gri tonları olmayan ve yalnız siyah beyaz olan negatif.
tırnaklı objektif bağlantısı
(Alm bajonettverschluss, Fr monture à baïonnette, İng bayonet mount) Değiştirilebilir objektiflere sahip fotoğraf makinelerinde objektifleri makine gövdesine bağlayarak kilitleyen sistem.
titrek görüntü
(Alm unscharfes bild, Fr image floue, İng unsharp image) Hareketin dondurulamaması ya da makinenin titremesinden kaynaklanan netsizlik; flu görüntü. bkz flu. bkz fluluk.
titrek ışıltı
(Alm flackern, Fr vaciller, İng flicker) Bilgisayar ekranında görünen, hızla değişen ve düzensiz etkiler.
titreşim
(Alm schwingung, Fr vibration, İng vibration) Küçük ve hızlı salınım; ihtizaz, vibrasyon, rezonans.
titreşim azaltma
(Alm vibrationsreduzierung, Fr réduction des vibrations, İng vibration reduction) Düşük perde hızlarında elde fotoğraf çekerken eli hiç titretmeden fotoğraf çekmek oldukça zordur. Perde hızı yavaşladıkça bunu başarmak olanaksız hale gelir. Ortalama bir insan için genel kural olarak elde çekimde perde hızı sınırı 1/60 saniye olarak kabul edilir. Bu sınır, kullanılan fotoğraf makinesi algılayıcısının çözünürlüğü, kullanılan objektifin odak uzunluğu gibi başka birçok etmene de bağlıdır. Gelişmiş sayısal fotoğraf makinelerinde, örneğin Nikon'un VR (İng Vibration Reduction) ve Canon'un IS (İng Image Stabilization) sistemleri, el titremesini algılayarak objektifin hareketini dengeleyerek daha net fotoğraflar elde edilmesini sağlar. Nikon ve Canon için üçüncü parti bir objektif üreticisi olan Tamron'da aynı teknoloji “Vibrasyon Telafisi” (İng Vibration Compensation - VC) olarak geçer. Ayrıca Sony'ninkine SSS (A bayonetli makinelerinde gövdede, İng Super SteadyShot) ve OSS (E bayonetli NEX'lerin objektiflerinde, İng Optical Super SteadyShot), Pentax'ınkine SR (gövdede, İng Shake Reduction), Panasonic'tekine OIS ya da MOIS (İng Mega Optical Image Stabilization), Sigma'nınkine OS (İng Oprital Stabilization) adı verilmiştir. Bu sistemler, özellikle düşük ışık koşullarında veya uzun odaklı objektiflerle çekim yaparken kritik öneme sahiptir. Fotoğraf makinesinin titremesinden kaynaklanan görüntü bulanıklığını telafi etmek için, açısal hız (kamera titremesi miktarı) doğru şekilde tespit edilmelidir. VR Sisteminde iki tane açısal hız sensörü kullanılır. Biri “dikey hareketi” (İng pitching) algılarken diğeri “yatay hareketi” (İng yawing) algılar. Diyagonal hareketler her iki sensörün sonuçları birleştirilerek tespit edilir. Bu sensörler fotoğraf makinesi hareketini her 1/1000 saniyede açısal hız olarak algılarlar. Açısal hız verileri objektifin içine yerleştirilmiş olan bir mikrobilgisayara gönderilir ve daha sonra aksi yönde yapılması gereken hareket miktarını hesaplar. Bu veriler VR ünitesine iletildikten sonra ayarlar anında yapılır. Titreşim azaltma, fotoğrafçılara tripod (üçayak) kullanmadan daha uzun pozlama süreleriyle çalışmalarını ve hızlı sahnelerde keskin kareler elde etmelerini sağlar. Ayrıca, Nikon'un gövde içi titreşim engelleme (İng In Body Image Stabilization - IBIS) ve Canon'un objektif içi görüntü sabitleme (İng Image Stabilization - IS) teknolojileri, fotoğraf çekiminde daha kararlı bir başarım sunar. bkz anti shake.
TLR
(Alm doppel linsen reflex, Fr réflexe à double objectif, İng Twin Lens Reflex - TLR) Çift objektifli yansıtmalı fotoğraf makinelerinin kısa ve genel adı; çift objektifli yansıtmalı. Aynı odak uzunluğunda olan iki objektifin üst üste yer aldığı, bir dişli yardımıyla birlikte hareket ettiği fotoğraf makinesi tasarımı. Üstteki objektif, yansıtmalı sistemle görüntüyü bakaca aktarır. Alttaki objektif ise görüntüyü duyar kata (film ya da algılayıcıya) ulaştırarak fotoğraf çekimini yapar. Görmeyi sağlayan üstteki objektşfte netleme yapıldığında, alttaki objektifte de otomatik olarak net görüntü sağlanır. Orta boy kutu türü, roll film kullanan fotoğraf makinelerinde, nadiren de küçük ve büyük boy fotoğraf makinelerinde kullanılır. bkz çift objektifli yansıtmalı.
TLS
(Alm transport schicht sicherheit, Fr sécurité de la couche de transport, İng Transport Layer Security - TLS). İnternet üzerinden veri iletimini güvenli hale getirmek için kullanılan bir kriptografik protokol; Taşıma Katmanı Güvenliği. TLS, istemci (örneğin, web tarayıcısı) ile sunucu arasındaki iletişimi şifreleyerek, verilerin gizliliğini, bütünlüğünü ve kimlik doğrulamasını sağlar. TLS, asimetrik ve simetrik şifreleme tekniklerini birleştirerek, verilerin üçüncü taraflar tarafından ele geçirilmesini engeller. Günümüzde, özellikle HTTPS protokolü ile birlikte kullanılarak, web siteleri, e-posta servisleri ve diğer çevrimiçi platformlar arasında gönderilen bilgilerin güvenliğini korumak için yaygın olarak tercih edilmektedir.
TN ekran
(Alm Twist Nematic anzeige, Fr ecran Twist Nematic, İng Twist Nematic display > TN display) bkz kıvrık nematik.
TOC
(Alm ziel objekt kontrast, Fr Contraste de l'objet cible, İng Target Object Contrast - TOC) Hedefin, karanlık alanının aydınlık alanına oranı. Yüksek kontrastlı bir hedef, 1/1000'i aşan bir oranda olurken düşük kontrastlı hedef ¼ ya da daha düşük bir oranda olabilir. bkz hedef nesne kontrastı. / (Alm inhaltsverzeichnis, Fr table des matières, İng Table of Contents - TOC) Bir belgenin veya sayısal içeriğin ana bölümlerini ve alt başlıklarını sistematik bir şekilde listeleyen bir yapı; "İçindekiler Tablosu". Bu tablo, okuyuculara içeriğin genel yapısını özetleyerek, belirli bölümlere veya alt başlıklara hızlıca ulaşmalarını sağlar. İçindekiler Tablosu hem basılı hem de sayısal dokümanlarda sıklıkla kullanılan ve içeriğin organizasyonunu, okunabilirliğini ve erişilebilirliğini büyük ölçüde artıran bir araçtır. bkz İçindekiler Tablosu.
tomografi
(Alm tomographie, Fr tomographie, İng tomography) Üç boyutlu görüntünün; X ışınları, radyoaktif yazılımlar veya ultrason görüntüye dayalı çapraz kesitler ya da saydam gruplarıyla oluşturulduğu görüntüleme teknolojisi; kesitçekim. Tomografi, vücudun iç yapılarının ayrıntılı biçimde görüntülenmesini sağlayan modern tıpta yaygın olarak kullanılan bir görüntüleme yöntemidir. Bilgisayarlı tomografi (BT), X-ışınları kullanılarak vücudun kesitsel görüntülerinin elde edildiği bir radyolojik inceleme yöntemidir. Tomografi, kemik yapıları, akciğerler, beyin ve iç organların hızlı ve ayrıntılı değerlendirilmesinde önemli rol oynar. Ayrıca, tanı koyma, hastalıkların yaygınlığını belirleme ve tedavi planlaması gibi birçok alanda kullanılır.
ton
(Alm ton, Fr tonifier, İng tone) Belirli bir rengin doygunluğu; ton değeri. En basit anlamıyla siyah ve beyaz renkler arasındaki grilerin açıklığı ya da koyuluğudur. Ton, konunun parlaklık, açıklık ya da koyuluk gibi özellikleri ile yakından ilintilidir. Aydınlatma da tonları yakından etkiler. “Rengin parlaklığı” da denebilir.
ton aralığı
(Alm Ton umfang, Fr gamme tonale, İng tonal range) Bir negatifte ya da baskıda siyah ile beyaz arasındaki gri tonlar; ton aralığı, ton skalası, renk/ışık erimi. Bir görüntünün gölge detaylarından en parlak vurgu detaylarına kadar, bu uç noktalar arasındaki tüm geçişleri de içeren renk ve ton kalitesini tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Bir görüntüdeki en koyu gölgelerden en açık vurgulara kadar olan gri tonlarının veya renklerin çeşitliliğini ve zenginliğini ifade eder. Geniş tonal aralık, siyah, beyaz ve tüm gri tonlarını barındıran zengin görüntü; dar tonal aralık ise sadece grinin tonlarını barındıran düşük kontrastlı görüntü; geniş bir tonal aralık, detay zenginliği demektir. "tonal" sözcüğü” müzikte ses perdesiyle ilgili (tonal) anlamına gelirken, görsel sanatlarda ton (renk değeri) ile ilgilidir. "range" ise aralık, dizi veya menzil anlamına gelir. bkz ton yelpazesi. bkz gamut.
ton dağılımı grafiği
(Alm ton verteilungs diagramm, Fr tableau de distribution des tons, İng tone distribution chart) Bir konu veya görüntünün bir bölümünün ışıklılık değeri olarak belirlenmesi. Bir görüntünün piksellerinin dağılımını gösteren grafik. Gri ölçeğiyle ilişkilidir. Gölgeli yani koyu tonlar solda, orta tonlar ortada, ışıklı tonlar ise sağ tarafta yer alır. Grafikteki ağırlık solda ise bu fotoğrafın koyu tonlarının ağırlıklı olduğunu ifade eder. / Işıklılık olarak; yüksek ışıklıtonlar yüksek ışık değeri içerir. Gölgeler düşük ışık değeri içerir.
ton değeri
(Alm tonwert, Fr valeur tonale, İng tone value) Fotoğrafçılıkta ton değeri, bir fotoğrafın parlaklık ve kontrast dağılımını kontrol etmeye yarayan bir terimdir; tonu ifade etmek için kullanılır. Tonlar, açık, orta ve koyu olmak üzere üç temel ton değeri bulunmaktadır. Yüksek tonlar, normal tonlar veya düşük tonlar olarak sınıflandırılabilir; yüksek tonlar genellikle siyah ve beyaz fotoğraflar, normal tonlar ise beyaz ve bazı siyah tonları içerirken, düşük tonlar ise neredeyse hiçbir vurgu veya gölgenin bulunmadığı görüntülerdir. Ton değerleri, bir fotoğrafın gerçekçi görünmesini ve derinliğini etkileyen önemli bir etmendir.
ton eğrisi paneli
(Alm kurven, Fr courbes, İng curves) Kontrastlık ayarları için kullanılan curves (ton eğrisi) paneli tek bir çizgiden oluşan bir grafik ile açıktan koyuya doğru tonların dizilimini gösterir. Grafikteki diyagonal (köşegensel) çizgi dümdüz bir çizgi halindeyken dağılım eşittir (Image > Adjustments > Curves).
ton kontrolü
(Alm klangregelung, Fr contrôle de la tonalité, İng tone control) İstenilen etkiyi sağlamak amacıyla görüntünün yoğunluğunu değiştirme yöntemi. / Gümüş tabanlı filmlerde; fotoğraf makinesinin pozlama değerini değiştirerek , baskı aşamasında pozlamayı değiştirerek ve belli alanları özel pozlandırarak, geliştirme banyosunun şartlarını değiştirerek yapılır. / Sayısal süreçte; eğriler, düzeyler, kontrastlık ve parlaklık ayarlarıyla, baskı ayarlarını değiştirerek, farklı yapıdaki kağıtlara baskı yaparak gerçekleştirilir.
ton seperasyon
(Alm ton trennung, Fr séparation des tons, İng tone seperation) bkz ton ayrımı. bkz posterizasyon.
ton seviyesi paneli
(İng levels) Bir görüntünün ton aralığı görüntülenir ve ton kontrolü için kullanılır (Adobe Photoshop > Image > Adjustments > Levels).
ton yelpazesi
(Alm Ton umfang, Fr gamme tonale, İng tonal range) Bir negatifte ya da baskıda siyah ile beyaz arasındaki gri tonlar; ton aralığı. Bir görüntünün gölge detaylarından en parlak vurgu detaylarına kadar, bu uç noktalar arasındaki tüm geçişleri de içeren renk ve ton kalitesini tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Ton aralığı "gamut" olarak da tanımlanabilir. bkz ton aralığı. bkz gamut.
tonal bozulma
(Alm tonale verzerrung, Fr distorsion tonale, İng tonal distortion) Kontrastlık, parlaklık arlığı ya da renklerin konudan önemli derecede farklı olduğu fotoğraf özelliği.
tonal kontrol
(Alm ton kontrolle, Fr contrôle tonal, İng tonal control) bkz ton kontrolü.
toner
(Alm toner, Fr tonique, İng toner) Bilgisayar yazıcısı veya fotokopi makinesinde kullanılan, toz durumundaki organik boyar madde, mürekkep. / Fotoğraf baskılarının renklerini değiştirmek amacıyla kullanılan, sepya toner, selenyum toner gibi kimyasal banyo. Bu yöntemle baskıları kahverengi, mavi, bakır rengi ve kırmızı gibi renklere boyamak mümkündür.
tonlama
(Alm tonung, Fr tonifiant, İng toning) Siyah beyaz bir görüntünün rengini değiştirmek için çeşitli kimyasalların kullanılması. / Bir görüntüdeki tonların dağılımı.
tonlandırma
(Alm posterisierung, Fr postérisation, İng posterization) Görüntünün ton değerlerini üç, beş gibi belli bir sayıda sınırlayacak şekilde düzenleme.
toplam iç yansıma
(Alm totale innere reflexion, Fr réflexion interne totale, İng total internal reflection) Işığın çok yoğun bir ortamda yansıması; içten tam yansıma. bkz içten tam yansıma. bkz sınır açısı.
toplamsal
(Alm Zusatzstoff, Fr additif, İng additive) Katmalı. bkz katmalı.
toplamsal renk karışımı
(Alm additive farbe, Fr couleur additive, İng additive color) Katmalı renk karışımı. bkz katmalı renk karışımı.
toplamsal renk sentezi
(Alm additive synthese, Fr synthèse additive, İng additive synthesis) Toplamsal temel renkleri (Red/kırmızı, Green/yeşil ve Blue/mavi) esas alan ve diğer renkleri bunların çeşitli oranlarda birleştirilmesinden oluşturan renk sistemi; toplamsal renk karışımı. bkz toplamsal renk karışımı.
toplamsal renk yöntemi
(Alm additive farb methode, Fr méthode de couleur additive, İng additive color method) Katmalı renk yöntemi. Red, Green, Blue (RGB); "Kırmızı, Yeşil ve Mavi" tonları ile oluşturulan toplamsal senteze dayalı renk modelini temsil eder. Bu modda her rengin (28=) 256 tonluk bilgileri saklanabilir. bkz RGB.
toplamsal renkler
(Alm komplementär farben, Fr couleurs complémentaires, İng complementary colors) Üç temel renk Red (kırmızı), Green (yeşil) ve Blue (mavi)'dur. Toplamsal renkler kırmızı+mavi (Cyan), mavi+yeşil (Magenta) ve kırmızı+yeşil (Yellow/sarı)'dir. Toplamsal renklerde İki rengin biri diğerinin tamamlayıcısı, bütünleyicisidir. Tüm temel renklerin tam güç yayımlanması beyazı oluşturur. Doğru oranlarda birleştirildiklerinde beyaz rengi meydana getirirler.
toplamsal renkli baskı
(Alm additiver farbdruck, Fr impression couleur additive, İng additive color printing) Katmalı renkli baskı. bkz katmalı renkli baskı.
toplumsal gerçekçilik
(Alm sozialer realismus, Fr réalisme social, İng social realism) Dünyanın gördüğü en büyük ekonomik krizlerden biri olan; 1929'da başlayıp Amerika ve Avrupa merkezli olmasına rağmen bütün dünyayı kasıp kavuran Büyük Buhran'ın sanatta da çeşitli yansımaları olmuştur. Kötü giden ekonomi birçok fabrikanın kapanmasına neden olmuş, halen daha çalışacak iş bulabilen işçiler ise çok daha düşük ücretlere razı olmuşlardır. Bu akımın temel amacı, toplumun gerçeklerini, özellikle işçi sınıfı ve ezilenlerin yaşamlarını, sorunlarını ve mücadelelerini yansıtmak ve toplumsal farkındalık yaratmaktır. Artan yoksulluk ve kötüleşen yaşam şartlarını en doğru şekilde aktarmayı amaçlayan fotoğrafçılar tarafından ortaya çıkmıştır. Büyük buhran sırasında US Farm Safety Administration / Amerika Tarım Güvenlik İdaresi'nin görevlendirdiği Amerikalı fotoğrafçılar tarafından ortaya konan görüntüler akımın en güçlü örnekleriydi ve toplumsal belgesel türüne yön verdi.
torba körüğü
(Alm taschen balg, Fr soufflet de sac, İng bag belows) Küçük odak uzunluklu -geniş açılı- objektifler için tasarlanmış büyük boy fotoğraf makinesi yardımcı malzemesi. Normal körüklerden daha geniş olurlar, körüğün malzemesi katlanmaz ve torba şeklinde durur.
TOYO
(Alm TOYO Farbfinder, Fr TOYO Color Finder, İng TOYO Color Finder) Toyo 88 Renk bulucu, 1050 olarak bilinen baskı mürekkebine dayalı 1000'in üzerinde renk sağlayan bir renk sistemi. Japonya merkezli dünyada çok yaygın bir renk bulucudur.
toz ve çiçekler filtresi
(İng dust & sctratches) Adobe Photoshop filtresinin altında bulunur ve görüntüdeki parazitleri, birbirine benzemeyen pikselleri tespit edip renk ve ton değerlerini birbirine yakınlaştırarak azaltır (Filter > Noise > dust & sctratches).
TRAD Photo
(Alm Traditionelles Foto, Fr Photo traditionnelle, İng TRADitional Photo) “Geleneksel fotoğraf” anlamındadır. FIAP Geleneksel Fotoğraf (TRADitional Photo) tanımı; “Minimal düzeltmelerle orijinal görüntünün içerik ve mekanın gerçekliği değiştirilmeyen, doğal görünen fotoğraftır. Kadrajlama dışında orijinal fotoğraf üzerinde düzenleme, değiştirme, ekleme ve çıkarmalar kesinlikle yapılamaz.” biçimindedir. bkz geleneksel fotoğraf.
tram
(Alm straßenbahn, farbraster, Fr tram, demi-teinte couleur, İng tram, color halftone) Renkli dokümanların 4 renkten tekrar oluşturularak basılmasında kullanılan bir teknik. Çok farklı renklerde algılanılan fotoğrafik görüntüler 4 renk bileşenine ayrılabilir (CMYK - Cyan, Magenta, Yellow, blacK). Bu dört renk sayfa üzerinde farklı açılarla yerleştirilir. Böylelikle üst üste binmeleri engellenir. Yan yana duran iki noktacığı ise göz farklı bir renk olarak algılar. Çünkü bu renkler o kadar küçüktür ki ancak büyüteç ile bakıldığında ayrı ayrı görülebilir. Örneğin fotoğraf üzerindeki turuncu bir bölge eşit büyüklükteki magenta ve sarı noktacıkların yan yana basılması ile oluşmuştur. / Fotomekanik işlemlerde duyarlı tabaka önüne yerleştirilen kareli veya ağımsı saydam bir malzemeden oluşan elek. / Matbaacılıkta, 1 cm çizgi üzerindeki nokta sayısıdır. Orijinaldeki koyuluk farklarını, koyulukların oranına göre, büyüklü küçüklü nokta zeminlerine böler. Zemin veya ara tonlarının noktalara dönüştürülmesi için yararlanılan cam veya filmden yapılmış bir reprodüksiyon aracıdır. Diğer adı da kontak tramdır. Renk olarak Gri Kontak Tram ve Magenta Kontak Tram. olmak üzere iki çeşittir.
tram çizgi sayısı
(Alm anzahl der straßenbahnlinien, Fr nombre de lignes de tramway, İng number of tram lines) 1cm'lik çizgi üzerindeki tram noktalarının sayısıdır.
tram dokusu filtresi
(İng halftone pattern) Adobe Photoshop sketch (çizim) filtresinin altında bulunur ve baskıdaki tram görüntüsünü taklit ederken görüntünün sahip olduğu renk değerlerini korur (Filter > Sketch > Halftone Pattern).
tram filtresi
(İng color halftone) Adobe Photoshop pixelate (pikselleştirme) filtresinin altında bulunur ve kanallarına ayrılmış tramlı baskı görüntüsünü taklit eder. (Filter > Pixelate > Color Halftone).
tram kırımı
(Alm entrasterung, Fr détramage, İng descreening) Yarım ton değerinde bir fotoğraf tarandığında ekranda ortaya çıkan noktaların yok edilmesi işlemi. Bu noktalar görüntünün belirginliğini olumsuz olarak etkiler.
tramlama
(İng + Tr) Baskıda ton farklılıklarını hep aynı koyulukta farklı büyüklükte (AM) veya miktarda (FM) nokta zemine dönüştürme işlemi.
transparan
(Alm transparent, Fr transparent, İng transparent) İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmayan cisim; saydam, şeffaf. bkz saydam.
transparan bulut filtresi
(İng difference clouds) Adobe Photoshop render (canlandırma) filtresinin altında bulunur ve yaratılan bulut dokusu görüntünün üzerinde transparan (saydam) olarak yer alır. Bu filtrenin birkaç kez üst üste uygulanmasıyla mermerimsi bir doku elde edilir (Filter > Render > Difference Clouds).
transparan katman
(Alm transparente schicht, Fr couche transparente, İng transparent layer) Sayısal tasarımda arka planın boş olması ve ana objenin arkasındaki diğer görsellerle veya renklerle birleşebilmesini sağlar.
transparan orijinaller
(Alm transparente originale, Fr originaux transparents, İng transparent originals) Işığı geçiren orijinallerdir. Örneğin, diapozitifler, negatif fotoğraf filmleri, transparan malzeme üzerine çizilmiş resimler…
transparanlık paneli
(İng transparency) Çizilen bir objenin ya da alanın saydamlığını belirlemeye yarayan seçeneklerin bulunduğu panel (Window > Transparency).
trap
(Alm fangen, Fr piège, İng trap) bkz şişirme.
trase
(Alm trase, Fr trase, İng trase) Basılacak işin filmlerinin montajı için gerekli olan çizimlerin yapıldığı karton veya kağıt.
trimetrogon fotoğraf makinesi
(Alm trimethogon kamera, Fr caméra trimétrogone, İng trimetrogon camera) Hava fotoğrafçılığında, fotoğraf makinesi eksenlerinin her üçünün de uçuş eksenine dik bir düzlem içinde yer aldığı, birisi düşey, ikisi sabit eğik açılı üçlü fotoğraf makinesi düzeneği; üçlü fotoğraf makinesi.
trimetrogon fotoğrafçılık
(Alm trimetrogon fotografie, Fr photographie de trimétrogone, İng trimetrogon photography) bkz üçlü fotoğraf makinesi fotoğrafçılığı.
trinitron
(Alm trinitron, Fr trinitron, İng trinitron) Elektron ışın demetini monitör ekranındaki fosforlara yönlendirilen ince dikey tellere dayalı katot ışınlı renkli tüp tasarımı. bkz maskeleme tabakası.
tripod
(Alm ständer, stativ, Fr support, trépied, İng stand, tripod) Fotoğraf çekimi sırasında, makinenin sarsılmasını önlemek için kullanılan üçayaklı sehpa; üçayak. bkz üçayak.
tristör
(Alm thyristor, Fr thyristor, İng thyristor) Akımı kontrol etmek amacıyla kullanılan bir tür yarı iletken.
tritanomali
(Alm tritanomalie, Fr tritanomalie, İng tritanomaly) Sarı ve mavi rengi görme kusuru. bkz anormal üç renk.
tropikal kimyasallar
(Alm tropische chemikalien, Fr produits chimiques tropicaux, İng tropical chemicals) Siyah beyaz film ve baskı geliştirme banyosunun 20 °C'nin üzerindeki sıcaklıkta uygulandığı kimyasal işlem.
true colors
(Alm wahre farben, Fr vraies couleurs, İng true colors) Sayısal terminolojide 24 bit yani 16.7 milyon renk derinliğini ifade eden bir terim; gerçek renkler. Bir başka deyişle, gözün gördüğü gibi olan renkleri ifade eder. bkz gerçek renkler.
Trumatch
(Alm Trumatch, Fr Trumatch, İng Trumatch) Bilgisayarlı elektronik baskı sistemine uygun olarak tasarlanmış olan 2000'in üzerinde renk sağlayan bir renk sistemi. Dengeli bir şekilde kademeli adımlarla düzenlenmiştir. Tamamına CMYK'de ulaşılabilir. Sayısal görüntü ayarlarına uygundur ve monitör rengiyle uyumludur.
TTL
(Alm durch die linse, Fr à travers l'objectif, İng Through The Lens - TTL) Fotoğraf makinelerinde, netleme ve ışığın objektiften geçip makineye girdikten sonra gerçekleştiğini ifade eden kısaltma; objektif üzerinden (ölçüm). TTL, fotoğraf makinesi objektifinden geçtikten sonra görüntü algılayıcısına (veya film düzlemine) çarpan ışığı ölçerek doğru pozlamayı belirleyen optik ve elektronik bir ölçüm sistemidir. Böylece objektifte ve objektife takılacak diğer araçların neden olduğu çeşitli ışık kaybını hesaba katmaya gerek kalmamaktadır. Çünkü ölçüm bütün kayıplardan sonra yapılmaktadır. TTL okumaları genellikle elde taşınan sayaç ölçümlerinden daha doğrudur çünkü nihai pozlama belirlenirken filtreleme ve optik özellikler dahil tüm poz faktörleri dikkate alınır. Birçok özel fotoğraf makinesi flaşı, uygun flaş pozlamasını belirlemek için TTL ölçüm yöntemi de kullanır. bkz objektiften ışıkölçer.
tümleşik küre
(Alm ulbrichtkugel, Fr sphère d'intégration, İng integrating sphere) Işık tarayıcıların üzerinde geniş bir alandan gelen ışığı toplamak veya birleştirmek amacıyla kullanılan yarım küre. Beyaz, yumuşak ışık geçiren malzemelerden yapılır. Düşen, gelen ışık ölçümünde ve yoğunlukölçerlerde de kullanılır.
tümleşik yoğunluk
(Alm analytische dichte, Fr densité analytique, İng analytical density, integral density) Renkli filmlerde bütün katmanların dahil edildiği yoğunluk ölçümü; analitik yoğunluk.
tümsek ayna
(Alm konvexspiegel, Fr miroir convexe, İng convex mirror) Yansıtıcı yüzeyi tümsek olan dışbükey ayna; dışbükey ayna, konveks ayna, muhaddep ayna. Kürenin dış yüzeyinin yansıtıcı olduğu aynalardır. Üzerine gelen paralel ışınları dağıtarak yansıtırlar. Görüntü her zaman düz ve cisimden küçüktür. Daha geniş bir görüş alanı sağladıkları için araç yan aynaları, kavşak aynaları ve mağaza güvenlik aynalarında kullanılırlar. Bir parabolik aynanın etkin (yansıtıcı yüzü), bir küre parçasına (küre kapağına) çok benzer. Fark, asal eksenden uzaklaştıkça belirginleşir. Küre kapağının uçları kendi üzerine kapanırken parabolün ayakları açılır ve sonsuza gider. Aynanın orta kısmı kullanılmak koşuluyla küresel aynalar, parabolik aynalar yerine kullanılabilir. Uygulamada, küresel ayna yapmak daha kolay olduğundan aşırı duyarlı olmayan çalışmalar için parabolik ayna yerine küresel aynalar kullanılır. bkz çukur ayna. bkz düzlem ayna. bkz parabolik ayna. bkz tümsek ayna.
tümsek mercek
(Alm konvexe linse, Fr lentille convexe, İng convex lens) Dışbükey mercek. bkz dışbükey mercek.
tungsten
(Alm wolfram, Fr tungstène, İng tungsten) Atom numarası 74, atom ağırlığı 183.85, yoğunluğu 19.3 olan, sert, yüksek sıcaklığa dayanabilir, 3482 °C'de eriyebilen bir element; wolfram (simgesi W). / Halojen gazı içeren bir tür parlak ışık kaynağı. bkz kuvars halojen ampul.
tungsten dengeli
(Alm Wolfram ausbalanciert, Fr équilibrage en tungstène, İng tungsten balanced) bkz tungsten.
tungsten film
(Alm wolfram film, Fr film de tungstène, İng tungsten film) Yapay akkor ışık (yaklaşık 3200 K-3400 K) altında çekim yaparken renklerin sarı-turuncu yerine doğal (beyaz) görünmesini sağlayan, özel renk dengeli bir fotoğraf/sinema filmidir. Gün ışığı filmlerinin aksine, tungsten dengeli filmler iç mekanlarda doğru renk üretimi sağlar. Stüdyo ışıkları, akkor lambalar veya sıcak iç mekan aydınlatmaları altında renk tutarlılığı için kullanılır. Gün ışığında (dış mekanda) kullanıldığında fotoğraflar yoğun mavi/soğuk bir tona sahip olur. Sinema endüstrisinde (örneğin Cine200, Cinestill 800T) ve bazı slayt filmlerinde ISO 64, 160, 320, 800 gibi hızlarda bulunur. Sinemada, "gece gibi gündüz" (day-for-night) etkisi yaratmak için dış mekan çekimlerinde tungsten film tercih edilir. Tungsten film, akkor ışık altında renkleri daha doğru yansıtır ve gün ışığı filmine göre daha iyi bir spektral denge sunar.
tungsten ışık
(Alm wolfram licht, Fr lumière au tungstène, İng tungsten light) Tugsten tellerine sahip ampuller tarafından sağlanan ışık. Bu ışık, açık mavi filtre ya da özel tungsten dengeleme filmi kullanılmadığı sürece fotoğraftaki renklerin sarı-turuncu görünmesine neden olur.
tüp
(Alm rohr, Fr tube, İng tube) Katot ışını tüpü, televizyon monitörü ve ekran elektrotlarını çevreleyen cam zarf/kılıf. ; göstergeç, monitör.
turuncu döküm
(Alm orangefarbener schimmer, Fr dominante orange, İng orange cast) Fotoğrafta tungsten ışıklar, gün batımı gibi sıcak ışık kaynakları nedeniyle oluşan istem dışı, yoğun turuncu renk tonu; turuncu kabuk. Beyaz dengesi (white balance) yanlış ayarlandığında, beyaz yüzeyler turuncu görünür. Bu durum, özellikle renk kontrastı yaratmak veya sıcaklık hissi vermek için bilinçli kullanılmadıkça, genellikle bir renk sapması olarak görülür. Fotoğraf makinesi beyaz dengesi "gün ışığı" (daylight) modundayken bu tür ışıkta çekim yapılırsa, ortamın sıcaklığı olduğu gibi aktarılır ve fotoğrafa turuncu bir "kabuk" veya "döküm" (cast) yansır. Beyaz dengesini "tungsten" veya "ampul" moduna getirmek veya renk sıcaklığını (Kelvin) düşürmek bu turunculuğu nötrler. Düzenleme aşamasında (Lightroom/Photoshop) "Sıcaklık" (Temperature) kaydırıcısını maviye doğru çekerek de düzeltilebilir. bkz turuncu kabuk.
turuncu filtre
(Alm orangen filter, Fr filtre orange, İng orange filter) Siyah beyaz fotoğrafçılıkta, mavi gökyüzünü koyulaştırmak ve manzarada dramatik bir kontrast (bulutları belirginleştirme) yaratmak için kullanılan renkli filtre.
turuncu kabuk
(Alm orangens chale, Fr zeste d'orange, İng orange peel) Tipik olarak kalıp içindeki merceklerde görülen, mercek yüzeyinin görünüşü ve durumu. Yetersiz, tamamlanmamış parlatmayı veya düşük nitelikli ısı parlatmasını ifade eder. / Fotoğrafta tungsten ışıklar, gün batımı gibi sıcak ışık kaynakları nedeniyle oluşan istem dışı, yoğun turuncu renk tonu; turuncu kabuk. bkz turuncu döküm.
turuncu kitap
(Alm orangefarbenes buch, Fr livre orange, İng orange book) CD-ROM ve DVD gibi optik diskler için geliştirilmiş, farklı işletim sistemleri (Windows, Mac, Linux) arasında veri uyumluluğunu sağlayan uluslararası standart bir dosya sistemidir. Verilerin disk üzerinde nasıl düzenleneceğini tanım lar, genellikle ".iso" uzantılı dosya imajları için temel oluşturur ve donanımdan bağımsız okuma sağlar. 1988'de Uluslararası Standartlar Teşkilatı (ISO) tarafından belirlenmiştir. Standart sürümü, maksimum 8+3 karakter (DOS benzeri) dosya adı yapısını ve sınırlı klasör derinliğini destekler. Yazılım dağıtımı, veri yedekleme, işletim sistemi kurulum medyaları ve önyüklenebilir (bootable) CD/DVD'lerde kullanılır. "Joliet" (Microsoft) veya "Rock Ridge" (Unix) gibi uzantılarla daha uzun dosya adları ve derin dizin yapıları desteklenebilir. Günümüzde yerini daha esnek olan UDF (Universal Disk Format) standardına bırakmaktadır, ancak ISO 9660 hala geniş destek görmektedir. bkz ISO 9660.
tuş
(Alm schlüssel, Fr clé, İng key) Bilgisayarda, karakter üreten, klavye veya donanım aracı. Klavyede, tuşlayarak karakterleri ya da metni görmek.
tuz
(Alm salz, Fr sel, İng salt) Bir asidin hidrojenlerinin tamamının ya da bir kısmının metallerle yer değiştirmesiyle oluşan bileşik. Örneğin gümüş nitrat, metalik gümüş üzerine nitrat asidin etkilemesiyle ortaya çıkan gümüş tuzu.
tuzaklama
(Alm tropft, Fr troppage, İng tropping) Zayıf renk örtüşümünü göstererek bitişik renk blokları arasında görünen boşlukları engelleyen teknikler. Fotomekanik üretimde kullanılır.
Tv
(Alm zeitwert, Fr valeur temporelle, İng Time value) Enstantane seçimini fotoğrafçının yaptığı, diyafram ayarının buna göre otomatik ayarlandığı enstantane öncelikli çekim modu; S (İng Shutter). bkz örtücü önceliği.
TWAIN
(İng Toolkit Without An Important Name - TWAIN) Görüntü işleme programlarında, sayısal fotoğraf makinesi (DSLR) veya tarayıcı tarafından yakalanan görüntülere girilmesini sağlayan birimi sunan yazılım protokolü; adsız araç kiti. Bilgisayarların, tarayıcı gibi giriş birimlerini kontrol etmek amacıyla kullandığı standart sürücü. Tarayıcılar, görüntüleme cihazları, sayısal fotoğraf makineleri ve bilgisayar yazılımı arasındaki iletişim için standart olarak geliştirilen bir "edin" veya içe aktarma arayüzüdür. TWAIN, bir görüntünün yazılıma aktarılmasına (edinilmesine) izin verir. Bu, genellikle Windows platformu için tercih edilen arayüzdür.