Ansiklopedik Sözlük

D

← Tüm harfler
d
(Alm dichte, Fr densité, İng density > d) Yoğunluk'un kısaltması (d=m/V). bkz yoğunluk.
D
(İng) D ve G tipi objektiflerin AF Nikon fotoğraf makinesi ile elektronik bilgi alışverişini sağlayan özelliği ifade eder.
D en az
(Alm D min, Fr D-min, İng D-min) Görüntüdeki en az yoğunluğu tanımlamak için kullanılır; en az yoğunluk. Belli bir film ya da fotoğraf kağıdının en az yoğunluğu. / Negatif filmlerde karakteristik eğrinin altındaki, pozitif filmlerde ise eğrinin üstünde kalan alanlar. Filmin en az pozlamadan etkilenen bölgesidir.
D en fazla
(Alm D-max, Fr D-max, İng D-max) Görüntüdeki en yüksek yoğunluğu tanımlamak için kullanılır; en yüksek yoğunluk. / Negatif filmlerde karakteristik eğrinin üstündeki, pozitif filmlerde ise eğrinin altında kalan alanlar. Filmin pozlamadan en çok etkilenen bölgesidir.
D line
(Alm D-linie, Fr ligne D, İng D-line) 589.6 nm dalga boyundaki ışık.
D*
Bir algılayıcının duyarlığının ölçüsü. D* değerinin yükselmesi iyi algılamayı gösterir.
D-76
Kodak firmasının piyasaya sürdüğü film geliştiricisinin adı.
D6500
Monitör (göstergeç)'lere beyaz ayarı yapılırken kullanılan bir standart. Renk sıcaklığı olarak 6500 K beyazla bağıntılıdır.
DAC
(Alm digital-analog-wandler, Fr convertisseur numérique-analogique, İng Digital to Analog Converter - DAC) Sayısal ses sinyallerini analog ses sinyallerine çeviren bir elektronik bileşen; Sayısal-Analog Çevirici. Bu aygıt, bilgisayar, CD veya sayısal akış gibi kaynaklardan gelen sayısal verileri analog sinyale dönüştürerek analog sistemlerde kullanılmasını sağlar. DAC'ler sayısal sistemlerdeki verileri analog sistemlerde iletmek veya analog sistemlerdeki verileri sayısal sistemlerde kaydetmek için kullanılır.
dadaizm
(Alm dadaismus, Fr dadaïsme, İng dadaism) Birinci Dünya Savaşı sonrası Almanya ve Paris'te, Dada'nın doğaçlama uygulamalarından ve sürrealizmin yaratıcılığından ilham alan bir fotoğrafçılık pratiği ortaya çıktı. Fotoğraf, belgelemek, haber ve hikayeleri güçlendirmek için yaygın olarak bir araç olarak kullanılıyorken, sanatçılar, fotoğrafın o dönemki yaygın kullanım alanından aşırı bir şekilde kopuk görüntüler oluşturmak için kamera kullanmaya başladırlar. Fotoğraf akımları zamanın dinamiğine göre şekillenip ortak bir üslup oluştursa da dadaizmde durum daha farklıdır. Ortak bir üsluptan çok ortak inançlarla hareket eden Dadaistler, 20. yüzyılı şekillendirecek kolaj, montaj, toplama eser ve performans sanatı gibi birçok sanat formunun ilk örneklerini ortaya koymuşlardır. Gerçekdışılıktan beslenen bu sanatçılar resimselcilerin fotoğrafı resme benzeterek aradıkları sanatsallığı fotoğrafı yeni bir şeye dönüştürerek aramışlardır. Savaş karşıtlığı, geleneksel değerlere karşı gösterdikleri şüphecilik gibi fikirler etrafında eserler vermişlerdir. Sürrealizmden farklı olarak dadaizm, entellektüel bir devrimden ziyade toplumsal bir devrimi temsil ediyordu.
dagerreyotip
(Alm Daguerreotypie, Fr Daguerréotype, İng Daguerreotype) İlk fotoğraf yöntemlerinden biri. İyot buharında duyarlı hale getirilmiş gümüş levha, fotoğraf makinesinde yaklaşık 20 dakika pozlandıktan sonra cıva buharında geliştirme sağlanır. Elde edilen görüntü pozitiftir.
dağılımlı parlama filtresi
(İng diffuse glow) Adobe Photoshop distort (bozma) efektlerinin altında bulunur ve görüntüye gren ekleyerek yumuşatır ve merkezden kenarlara doğru rengini açar (Filter > Distort > Diffuse Glow).
dağınık ışık
(Alm streulicht, umgebungslicht, Fr lumière diffusée, lumière ambiante, İng scattered light, ambient light) Belli bir noktaya yönlendirilmeyen, geniş bir alana yayılan, noktasal olarak ışık vermeyen aydınlatma kaynağının yayınladığı ışık; yumuşak ışık. bkz yumuşak ışık.
dağınık yansıma
(Alm diffuse reflexion, Fr réflexion diffuse, İng diffuse reflection) Yansıtıcı yüzey düzlem olmakla birlikte, mikroskopik ölçekte girintili çıkıntılı yani pürüzlü ise, yüzeye gelen her bir ışın , yüzeye değme noktasında yansıma yasalarına uygun yansırsa da, yüzeye gelen ışın demetinin geriye dönüşü dağınık olur; yayınım, yayınma. Dağınık yansıma objelerin ayrıntılarını ve yapısını görmeye olanak sağlaması nedeniyle çok önemlidir. bkz düzgün yansıma. bkz ideal yansıma yüzeyi. bkz yansıma.
dağınım
(Alm streuung, Fr dispersion, İng dispersion) Işığın bir maddesel ortam içindeki yayışma hızı, -birkaç istisna fışında- genel olarak boşluktaki yayılma hızından (c=300000 km/s) daha küçüktür. Boşlukta tüm dalga boylarındaki ışıklar aynı hızla yayıldığı halde, maddesel ortam içinde her dalga boyundaki ışığın yayılma hızı ayrıdır. Bu olaya dağınım denir; dispersiyon, dağılım. bkz kırma indisi.
dağıtıcı güç
(Alm zerstreuungskraft, Fr pouvoir dispersif, İng dispersive power) Bir ortamın, ışığın bileşen renklerini ayırma gücünün ölçümü.
dağıtma filtresi
(İng diffuse) Adobe Photoshop stylize (stilize) filtresinin altında bulunur ve pikselleri gelişigüzel gruplar ve birkaç kez uygulandğında pastel ya da kömürle çizilmiş etkisi verir (Filter > Stiylize > Diffuse).
daguerreloji
(Alm daguerrelologue, Fr daguerréllogue, İng daguerrelologue) Kişinin kendisine ait fotoğraflarına bakıp konuşması.
daha bulanık filtresi
(İng blur more filter) Adobe Photoshop Blur (bulanıklaştırma) filtrelerinin altında bulunur ve normal blur filtresinden daha yoğun bir bulanıklık elde etmek için kullanılır (Filter > Blur > Blur More).
daha çok netleştirme filtresi
(İng sharpen more) Adobe Photoshop sharpen (netleştirme) filtresinin altında bulunur ve netliği artırmaya yarar (Filter > Sharpen > Sharpen More).
daha da parlak fotoğraf işlevi
(Alm noch hellere fotofunktion, Fr fonction photo encore plus lumineuse, İng even brighter photo function) Optik sistemlerin yapısından dolayı görüntüler köşelere doğru daha koyu çıkarlar. Kimi fotoğraf makinelerindeki bu özellik, paraziti artırmadan mükemmel homojenlikte bir görüntü elde etmek için köşelerde kazanımı artırarak bu sorunu ortadan kaldırır.
dairesel bulanıklık komutu
(İng radial blur) Adobe Photoshop Blur (bulanıklaştırma) filtrelerinin altında bulunur ve fotoğraf makinesini döndürerek fotoğraf çekmiş gibi görsellere ve bir objenin ekrana doğru hareketini gösterildiği durumlara radial blur (bulanıklaştırma) komutu aracılığıyla da ulaşılabilir (Filtre > Blur > Radial Blur).
dairesel çift kırılım
(Alm kreisförmige doppelbrechung, Fr biréfringence circulaire, İng circular birefringence)
dairesel degrade filtresi
(Alm radialer gradient, Fr gradient radial, İng radial gradient) Bir renkten başka bir renge veya saydama dairesel olarak geçiş yapmak için kullanılan seçenek.
dairesel polarize ışık
(Alm zirkular polarisiertes licht, Fr lumière polarisée circulairement, İng circularly polarized light) Işık dalgasının olağan iki boyutlu dalga biçiminden farklı olarak bir sarmal şeklinde yol alması durumu.
dakika
(Alm minute, Fr minute, İng minute) Açı birimi bir derecenin altmış eşit bölümünden her biri. / (Ar dakika, Alm minute, Fr minute, İng minute) Bir saatlik zamanın altmışta biri. / (Alm sofort, Fr instantané, İng instant) Zamanın bölünemeyecek kadar kısa olan parçası; an, lahza. bkz alaminüt. bkz alaminüt fotoğraf makinesi.
dakikalık fotoğraf
(Alm einminütiges foto, Fr photo minute, İng aminute photo) Çekildikten sonra hemen basılan fotoğraf. bkz alaminüt fotoğraf. bkz şipşak fotoğraf.
daldırma sıvısı
(Alm immersionsflüssigkeit, Fr fluide d'immersion, İng immersion fluid) Mikroskopların optik sistemi içine konulan sıvı. Mikroskobun optik yeterliliğini geliştirmek amacıyla, yüksek nitelikli mercek ile mikroskobun cam tepesi kayması arasındaki boşluğa doldurulur.
daldırma ve batırma
(Alm eintauchen und eintauchen, Fr tremper et tremper, İng dip and dunk) Orta boy, roll ve yaprak filmlerin, karanlık odada açık tank sisteminde elle batırılarak banyo yapılması yöntemi. abu yöntem, film banyo makinelerinde de uygulanır.
dalga bandı
(Alm wellenband, Fr bande d'onde, İng waveband) Ses, radyo ya da telsiz dalgaları gibi özel kullanıma ayrılmış olan frekans kuşakları.
dalga boyu
(Alm wellenlänge, Fr longueur d'onde, İng wavelength) Devirli hareketlerde bir devir içindeki hareketin yayıldığı uzaklık. Bir elektromanyetik dalganın tepesi (en yüksek yeri) ile onu takip eden, ardışık bir sonraki dalganın tepesi arasındaki uzaklık; dalga uzunluğu.
dalga bozumu
(Alm jitter, Fr gigue, İng jitter) Video konferans ya da CD-ROM çalarda görüntünün yansıtılmasında ortaya çıkan görüntünün sarsıntılı, düzensiz hareketi. / Kablolu görüntü aktarımında ortaya çıkan tırtıklı görüntüler. / Bir ağdaki terminallerin tepki zamanlarındaki düzensizlikler ya da küçük değişiklikler.
dalga filtresi
(İng wave) Adobe Photoshop distort bozma) efektlerinin altında bulunur. Ripple (çırpıntı) komutuna benzer, ancak wavw (dalga) çok daha ayrıntılı bir menü ile kontrol edilebilir (Filter > Distort > Wave).
dalga uzunluğu
(Alm wellenlänge, Fr longueur d'onde, İng wavelength) Dalga boyu. bkz dalga boyu.
dalga yüzü
(Alm wellenfront, wellenoberfläche, Fr front de vague, surface des vagues, İng wave front, wave surface) Dalganın yayıldığı ortam içinde aynı evrede salınan parçacıkların oluşturduğu yüzey; dalga cephesi.
dalgacık sıkıştırma
(Alm wavelet-komprimierung, Fr compression d'ondelettes, İng wavelet compression) Veriyi ham sayılardan çok bilgisayar ortalamasından alınan değerdeki değişimleri yansıtan bir biçimde ifade etmek amacıyla kullanılan matematiksel teknik.
dalgıçlık brövesi
(Alm tauchs chein, Fr certificat de plongée, İng diving certificate) Dalgıçlık brövesi, yetkili kuruluşlar; Dünya Sualtı Aktiviteleri Konfederasyonu (Fr Confédération Mondiale des Activités Subaquatiques – CMAS), Profesyonel Dalış Eğitmenleri Birliği (İng Professional Association of Diving Instructors – PADI) vb tarafından verilen, dalıcının eğitim seviyesini ve dalış limitlerini gösteren uluslararası geçerliliğe sahip dalış sertifikasıdır. Başlangıç seviyesi 1 Yıldız Dalgıç (CMAS 1 / PADI Open Water), yeni başlayanlar içindir; yanında en az 2 veya 3 yıldız dalgıç ile maksimum 18 metreye kadar dalış yapabilirler. Deneyimli 2 Yıldız Dalgıç (CMAS 2 / PADI Advanced Open Water), en az 20 onaylı dalış yaptıktan sonra alınabilir. Gece dalışı ve daha derin (30 metreye kadar) dalış planlama yetkisine sahip olunur. 3 Yıldız Dalgıç (CMAS 3 / PADI Rescue/Divemaster), lider dalgıç seviyesidir. Dalıcı gruplarına rehberlik edebilir ve derin dalışlar (30-42 metre arası) yapabilirler. Eğitimler, Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu (TSSF) onaylı merkezlerden alınabilir. Yetkili bir dalış merkezi aracılığıyla teorik ve pratik (deniz) eğitimlerini tamamlayıp, sınavları başarıyla geçerek Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu (TSSF) veya uluslararası eşdeğer (PADI, SSI) brövesine sahip olunabilir. Bröveler, dalış kurallarına uyulduğunu ve belirli bir teknik yetkinliğe ulaşıldığını kanıtlar. Dalış kayıt defteri (İng logbook) ile dalışların onaylanması gerekmektedir. Eğitim merkezlerinin TSSF yetki belgelerinin güncel olması zorunludur. bkz su altı fotoğrafçılığı.
damga
(Alm stempel, Fr tampon en caoutchouc, İng rubber stamp) Photoshop vb bilgisayarda görüntü işleme programlarında, kullanıcıya görüntünün bir bölümünü doğrudan aynı görüntüdeki başka bir yere veya öbür bir görüntüye kopyalamasına ya da çoğaltmasına olanak sağlayan görüntü işleme aracı; ıstampa. bkz damga filtresi. bkz ıstampa.
damga aracı
(İng stamp) Adobe Photoshop sketch filtresinin altında bulunur ve görüntüyü ağaç ya da linol ile basılmış etkisi verir. En iyi sonuç siyah beyaz görüntülerde elde edilir (Filter > Sketch > Stamp).
damlalık aracı
(Alm pipette, Fr pipette, İng eyedropper) Bilgisayarda Photoshop, Paint vb grafik, resim, görüntü işleme programlarında ekranda çalışılan görüntüde var olan bir rengi kopyalamada ya da belirlemede kullanılan araç.
dar açılı fotoğraf makinesi
(Alm engwinkelkamera, Fr caméra à angle étroit, İng Narrow Angle Camera - NAC) Odak uzaklığı 300 mm ve daha büyük olan, uzak noktalardan da büyük ölçekli fotoğraf çekimi yapabilen özel amaçlı fotoğraf makineleri.
dar açılı objektif
(Alm engwinkelobjektiv, Fr objectif à angle étroit, İng narrow angle lens) Dar bir açıklık açısına sahip olan, yaklaşık olarak objektif köşegeninin iki katı kadar büyüklükte ve 300 mm'den daha büyük bir odak uzaklığına sahip olan mercek sistemi, objektif.
dar bant filtresi
(Alm schmalbandfilter, Fr filtre à bande étroite, İng narrow-band filter) Sadece çok sınırlı oranda, belli dalga boyu ya da tayfın dar dalga boyundaki ışığı ileten filtre türü. Genellikle, yalıtkan elektrik materyallerinden yapılır ve dalga boyu yayılmasını sınırlamak için girişim etkisi yardımıyla çalışır.
darbeli lazer
(Alm gepulster laser, Fr laser pulsé, İng pulsed laser) Çok kısa atışlarda enerji yayan lazer türü.
day light balance
(Alm tageslichtbalance, Fr équilibre de la lumière du jour, İng day light balance) Analog makinelerde en çok kullanılan film türü. Film üzerinde “diğer ışık koşullarına dengelidir” notu belirtilmediği sürece, film muhtemelen gün ışığına dengeli olarak üretilmiştir; gün ışığı dengesi. Bu tür film, doğal ışık veya normal flaş koşulları altında doğal renkler üretecektir. Tungsten ışığında (akkor ışık ampulü) çekildiğinde kırmızımsı sarı bir renk, floresan ışığında yeşil bir renk alacaktır. bkz gün ışığına dengeli.
DC
(Alm gleichstrom, Fr courant continu, İng Direct Current - DC) Doğru akım. Sayısal fotoğraf makinelerinin adaptörleri düşük voltajlı (gerilimli) akımla çalışır. / (Alm bildsteuerung defokussieren, Fr contrôle de l'image de défocalisation, İng Defocus Image Control - DC) Nikon objektiflerde, odaklanan nesnenin arka ya da ön kısmına istenilen oranda bulanıklık verilebilmesi özelliğidir.
DCF
(Alm designregel für das kameradateisystem, Fr règle de conception pour le système de fichiers de l'appareil photo, İng Design rule for Camera File system - DCF) Sayısal fotoğraf makinesi dosya sistemi için tasarım ilkesi; Fotoğraf makinesi dosyalama sistemi tasarım kuralı.
DCI
(İng Digital Cinema Initiatives - DCI), Mart 2002'de Hollywood'un büyük stüdyoları (Disney, Fox, MGM, Paramount, Sony Pictures, Universal, Warner Bros) tarafından kurulan ve sayısal sinema sistemleri için teknik standartları belirleyen bir ortak girişimdir. Amacı, dünya genelindeki sinemalarda yüksek görüntü/ses kalitesi, güvenlik ve uyumluluk sağlamaktır. Sayısal projektörler, sunucular ve içerik paketleri (DCP) için açık mimari özelliklerini belirler. DCP, filmlerin sinemalara güvenli ve standart bir formatta dağıtılmasını sağlayan “Dijital Sinema Paketi” (İng Digital Cinema Package – DCP) standardını geliştirmiştir. Korsanlığı önlemek amacıyla şifreleme ve filigran (İng forensic watermarking) standartlarını belirler. Tüm salonlarda aynı yüksek kaliteyi garanti ederek, stüdyolar ve sinema işletmecileri arasında uyumluluk sağlar. DCI şartlarına uyum, modern sinema salonlarında gösterim yapabilmek için teknik bir zorunluluk haline gelmiştir. bkz DCP.
DCP
(İng Digital Cinema Package - DCP) Sinema filmlerinin sayısal projektörlerde oynatılması için kullanılan standartlaştırılmış dosya formatıdır. Geleneksel 35 mm film makaralarının yerini alan bu sistem; yüksek çözünürlüklü görüntü (MXF dosyaları), ses ve altyazı verilerini güvenli, şifreli ve sıkıştırılmış bir yapıda (XML meta verileri) bir araya getirerek sinema salonlarına dağıtılmasını sağlar. Amaç, filmlerin dünya çapındaki sinema salonlarına yüksek kaliteli ve güvenli bir şekilde ulaştırılmasını sağlamaktır. Genellikle görüntü ve ses için MXF (İng Material Exchange Format) dosyaları ve bu dosyaların nasıl oynatılacağını belirten XML dosyalarından oluşur. DCP dosyaları şifrelidir. Film, sinema salonuna gibi güvenli bir sayısal anahtar (İng Key Delivery Message - KDM) ile gönderilir ve bu anahtar sadece belirli bir süre ve salon için filmin oynatılmasına izin verir. Dijital Sinema Girişimleri (DCI) tarafından belirlenen standartlar sayesinde, dünyanın neresinde olursa olsun sayısal projektörlerin filmi doğru bir şekilde oynatması garantilenir. 35 mm'den Farkı; fiziksel film ruloları yerine hard diskler veya internet üzerinden teslim edilir, bu da dağıtım maliyetlerini önemli ölçüde düşürür. bkz KDM.
DCS
(Alm desktop-farbseparation, Fr séparation des couleurs du bureau, İng Desktop Color Seperation - DCS) Masaüstü renk ayrımı. Beş ayrı dosya olarak renk ayrımı yapma. Birinci dosyada bütün renkler, diğer dört dosyada CMYK olarak cyan, magenta, sarı ve siyah yer alır.
deformasyon
(Alm verformung, abweichung, Fr déformation, déviation, İng deformation, deviation) Herhangi bir fotoğrafta veya üç boyutlu bir modelde şekil veya biçim bakımından türlü nedenlerle meydana gelen değişme; biçim bozulması. Yüzeylerin şekil veya biçiminin çoğunlukla kenarları aynı kalmak üzere değişmesi durumu.
degauss
(Alm entmagnetisierung, Fr démagnétisation, İng degaussing) İstenmeyen manyetik alanlar için manyetik alan etkisinin azaltılması ya da yok edilmesi.
değer
(Alm wert, Fr valeur, İng value) Renk ya da pikselin parlaklık düzeyi. / Renk terminolojisinin Munsell sisteminde renklerin aydınlık tasarımı. / Subjektif (öznel) olarak, renk tonu ve parlaklığı; yüksek değerler açık renkleri verir, düşük renk değerlerinin görünüşü koyudur. / Alan sisteminde, belli başlı bir parlaklık aralığına karşılık gelen aşama ya da aln. / Örtücü süresi,diyafram açıklığı, pozlama değeri, ışıklılık ve film hızı ayarları ya da bu ayarlara dayalı olan fotoğraf makinesi ayarı; APEX sistem. bkz EV.
değerlendirmeli ölçüm
(Alm evaluative messung, Fr mesure évaluative, İng evaluative metering) Sayısal fotoğraf makinelerinde yazılımlar yoluyla çalışan ışık ölçüm sistemi. Sistem, konunun belirlenen çerçeve içindeki farklı ışık durumunu ölçer ve değerlendirir, bu verileri makinenin belleğindeki önceki pozlama değerleriyle karşılaştırarak konu için en uygun pozlama değerlerini sağlar.
değişebilir mercek sistemi
(Alm Wechselobjektivsystem, Fr système de lentilles interchangeables, İng interchangeable lens system) Fotoğraf makinelerinde farklı odak uzaklıklı objektifleri kullanabilmek için geliştirilmiş bir sistem.
değişen kaset
(Alm magazinplatte wechseln, Fr changer la plaque du chargeur, İng changing magazine plate) Analog fotoğraf makinesinde bir kaset içindeki filmin pozlaması bitince yerine takılabilen eşit nitelikteki ikinci bir film kaseti; değişebilir kaset, değişebilen kaset.
değişir netlemeli objektif
(Alm gleitsichtlinse, Fr lentille progressive, İng vari-focal lens) bkz değişir odak.
değişir odak
(Alm gleitsichtbrille, Fr varifocale, İng vari-focal) Odak uzunluğu (uzaklığı) değişen, bu arada netliği de değişen objektif tasarımı; çoklu odak ve değişir netlemeli objektif. Odak uzunluğundaki değişme, netleme ayarlamasını gerektirir. Zum objektifle karıştırılmamalıdır.
değişir odak uzaklıklı objektif
(Alm objektiv mit variabler brennweite, Fr lentille à focale variable, İng variable focal lens) bkz zum objektif.
değişir odaklı objektif
(Alm objektiv mit variabler brennweite, Fr lentille à focale variable, İng variable focal lens) bkz zum objektif.
değişir odaklı objektif
(Alm objektiv mit variablem fokus, Fr objectif à focale variable, İng variable focus lens) Belirli alt ve üst sınırlar içindeki tüm odak uzunluklarına sahip olabilen objektif türü; zum objektif. Görüntü sonuçları bazı benzerlikler gösterse de odak uzaklığı değişkenliği ile keskinliği sağlayan netleştirme ayarını karıştırmamak gerekir. Sayısal fotoğraf makinelerinde en çok kullanılan objektif türüdür. Odak uzaklığı değiştirilebilen her objektif bu kategoriye girer. Tokina 11-16 mm f2.8, Pentax 18-55 mm f3.5-5.6, Sony 70-200 mm f2.8 OSS, Sigma 120-300 mm f2.8 gibi objektifler bu kategoridedir.
değişken kontraslıklı kağıtlar
(Alm papiere mit variablem kontrast, Fr papiers à contraste variable, İng variable contrast papers) Baskı işlemi sırasında farklı renklerde ışık kullanılarak farklı kontrastlık derecelerinin elde edilebildiği özel bir fotoğraf kağıdı türü.
değişken kontrast
(Alm variabler kontrast, Fr contraste variable, İng variable contrast) Siyah beyaz fotoğra kağıtlarında kullanılan, ton kontrast değerinin farklılaşabildiği duyar kat kaplama türü. Kullanılan agrandisörün aydınlatma kaynağının niteliği değiştirilerek fotoğraf kağıdının kontrast değeri belirlenir. bkz çok dereceli.
değişmez odaklı objektif
(Alm erstklassiges objektiv, Fr objectif principal, İng prime lens) Odak uzunluğu sabit olan objektif türü. Bu objektiflerin odak uzunluğu ek donatılarla değiştirilebilir. Örneğin 300 mm bir objektif, 2X uzatma tüpü takıldığında, odak uzunluğu 600 mm olur. Bu durumda, objektifin diyafram değeri 2 durak azaltılarak kullanılır.
değiştirilebilir objektif
(Alm umwandelbares objektiv, Fr objectif convertible, İng convertible lens) Birlikte ve ayrı ayrı kullanabilmek için tasarlanmış olan ve en az iki parçadan oluşan objektif türü. / (Alm austauschbare linse, Fr objectif interchangeable, İng interchageable lens) Objektifin arkasında yer alan vidalama sistemiyle takılıp çıkarılabilen ve farklı fotoğtaf makinelerinde kullanılabilen objektif. türü. Objektifler, bağlantı vidalama sistemine uyumlu fotoğraf makinelerinde kullanılabilir.
değmeli baskı
(Alm kontaktdruck, Fr impression par contact, İng contact printing) Fotoğraf kağıdının üstüne doğrudan negatiflerin konmasıyla pozlandırılması işlemi; kontak baskı.
değmeli baskı çerçevesi
(Alm touch-druckrahmen, Fr cadre d'impression tactile, İng touch printing frame) Ahşap, metal ya da plastikten yapılmış değmeli baskıda kullanılan çerçevedir. Duyarlı malzeme, negatifin arkasından pozlandırılır.
değmeli baskı kağıdı
(Alm touch-druckpapier, Fr papier d'impression tactile, İng touch printing paper) Değmeli baskı ile pozitif yapmak için genellikle gümüş klorürlü duyar katı olan yavaş gelişen kağıtlar kullanılır.
degrade
(İng gradient) Koyu renkten açık renge ya da bir renkten başka bir renge veya saydama geçiş işlemi için kullanılan araç ve panel (Window > Gradient).
dekamired
(Alm dekamiriert, Fr décamiré, İng decamired) Renk sıcaklığı ölçüm birimi. Her 1 dekamired, 10 mired'i ifade eder. bkz mired.
deklanşör
(Alm auslöser, Fr declencheur, İng shutter release) Fotoğraf makinelerinde, örtücünün açılıp kapanmasını sağlayarak fotoğrafın çekilmesini sağlayan düğme. Sayısal fotoğraf makinelerinde örtücü (obtüratör) olarak adlandırılan ve fotoğrafın çekilmesi amacıyla görüntü sensörüne görüntünün gelmesini sağlayan perdeyi çalıştıran düğmedir. Senkronize flaş kullanıldığında flaş devresini tamamlayan ve pozlandırmak için obtüratörü çalıştıran ya da fotoğraf makinesinde diğer denetimleri de yapan düğmedir. Birçok 35 mm fotoğraf makinesinde deklanşör, otomatik diyafram denetimi ve pozometre düğmesi gibi diğer işlevlere de yarar.
deklanşör gecikmesi
(Alm auslöseverzögerung, Fr décalage d'obturation, İng shutter lag) Deklanşör düğmesine basılan an ile ışığa duyar katın (film ya da algılayıcının yüzeyinin) pozlanması arasında geçen süre ki bu sürede beyaz ayar dengesi, netleme ve bunlara göre pozlama gerçekleşmektedir. Basit sayısal makinelerde bu süre uzun olduğu için (1 s ya da daha fazla) dikkat edilmesi gerekir. Bu süre ne kadar azsa fotoğraf o kadar kısa sürede oluşur, bu yüzden seri çekim yapan profesyonel fotoğraf makinelerinde bu sürenin olabildiğince en az olması istenir.
deklanşör hızı
(Alm verschlusszeit, Fr vitesse d'obturation, İng shutter speed) Çekim hızı, enstantane ya da obtüratör hızı da denebilir. Duyar katın (filmin ya da algılayıcının) pozlandırılma süresidir ve ölçüsü saniye (s)'dir. Perde sisteminin duyar katı tamamen ışığa maruz bıraktığı süredir. Birçok DSLR makine 30 saniye ile 1/64000 saniye arasında hızlarda çekim yapabilir, Ek olarak birçok DSLR'de 30 saniyenin üzerinde de çekime izin veren B (Bulb) modu/ayarı ve kimi gelişmiş makinelerde T modu/ayarı bulunur. bkz enstantane.
deklanşör hızı önceliği
(Alm verschlusszeitpriorität, Fr priorité à la vitesse d'obturation, İng shutter speed priority) Bu modda, enstantane ayarlanır; diyafram açıklığı, fotoğraf makinesi tarafından belirlenir.
deklanşör kablosu
(Alm kabelauslöser, Fr libération du câble, İng cable release) Fotoğraf çekerken deklanşöre basıldığında doğabilecek titreşimleri önlemek ya da deklanşöre uzaktan kumanda edebilmek amacıyla kullanılan esnek ve bükülebilen tel biçimindeki deklanşör; kablo deklanşör, deklanşör çubuğu. bkz çekim düğmesi uzatma kablosu.
deklanşör modları
(Alm verschlussmodi, Fr modes d'obturation, İng shutter modes) Fotoğraf makinelerindeki çeşitli çekim modlarını ifade eden teker.
deklanşör önceliği
(Alm verschluss priorität, verschlusszeit priorität, Fr priorité à l'obturation, priorité à la vitesse d'obturation, İng shutter priority, shutter speed priority) Enstantane hızının sabit olduğu ve pozlamanın objektif diyaframının açılıp kapatılmasıyla kontrol edildiği bir ölçüm modu; deklanşör hızı önceliği. Çoğu modern fotoğraf makinesi, fotoğraf makinesinin en hızlı ve en yavaş enstantane hızları arasında sonsuz olarak açılıp kapanmak için tetiklenebilen basamaksız deklanşörlere sahiptir. bkz deklanşör hızı önceliği.
dekompres
(Alm dekomprimieren, Fr décompresser, İng decompress) Sıkıştırılmış veriyi önceki dosya boyutuna genişletme işlemi.
dekupe
(Alm decoupé, Fr découper, İng decoupe) Bir bütünden belli biçimlerde parçalar kesme ya da görüntü işleme sırasında bir görüntünün etrafını boşaltma işlemi.
delik
(Alm zähnung, Fr perforation, İng perforation) Filmin bir ya da iki kenarında düzenli aralıklarla uzunlamasına sıralanan belirli boy ve biçimdeki boşluklar; perforje. Film delik yoluyla fotoğraf makinesi, gösterim aygıtı ve film taşıyan mekanik sistemlerde düzenli bir şekilde ilerler.
delikli ızgara
(Alm blendengitter, Fr grille d'ouverture, İng aperture grille) Renkli monitör (göstergeç)'lerde, fosfor tabancasıyla katot arasında kullanılan, ekran maskelemesini sağlayan ince telden yapılmış araç.
demir işleme
(Alm eisenprozess, Fr processus de fer, İng iron process) Demir tuzlarının kimyasal dönüşümüne dayanan kopyalama süreci. / Demir bileşenlerini kullanarak yapılan tonlama yöntemi.
deneme sayfası
(Alm aufkleben, Fr coller, İng paste-up) Deneme çalışmalarının sayfa biçimine getirilmiş hali.
deneme şeridi
(Alm teststreifen, Fr bandelette de test, İng test strip) Baskıda doğru pozlamayı belirlemek için farklı pozlandırma aralıkları uygulanan ve banyoda geliştirilerek görülür duruma getirilmiş bir baskı kartı şeridi. Asıl baskı için bir pozlama kılavuzu olarak kullanılır.
deneysel fotoğraf
(Alm experimentelle fotografie, empirische fotografie, Fr photographie expérimentale, photographie empirique, İng experimental photograph, empirical photograph) Geleneksel fotoğrafçılık tekniklerinden saparak farklı ve özgün sonuçlar elde etmeyi amaçlayan bir sanat biçimi.
deneysel fotoğrafçılık
(Alm experimentelle fotografie, empirische fotografie, Fr photographie expérimentale, photographie empirique, İng experimental photography, empirical photography) Geleneksel fotoğrafçılıktan farklı olarak, deneylerle elde edilen ve deneyerek görülen sonuçlar ile tanımlanır. Bu sanat formu, fotoğrafçının sınırlarını zorlayarak yeni anlatım dilleri oluşturmayı amaçlar. Deneysel fotoğrafçılık; ışık, renk, form ve kompozisyon gibi ögeleri yönlendirerek sanatsal bir anlatım ortaya koyar. Deneysel fotoğrafçılık, fotoğrafın sınırlarını zorlayarak yeni olanaklar keşfettiği bir alan olarak kabul edilir ve sayısal fotoğrafçılığın yaygınlaşmasıyla daha da tanınır hale gelmiştir.
deneysel fotogrametri
(Alm experimentelle photogrammetrie, empirische photogrammetrie, Fr photogrammétrie expérimentale, photogrammétrie empirique, İng experimental photogrammetry, empirical photogrammetry) Genel fotogrametri ölçme tekniği konuları üzerinde deneysel ölçme ve araştırma yapan fotogrametri kolu; ampirik fotogrametri. Genel fotogrametri ölçme tekniğinin gelişmesi ve araştırma ve yetiştirme konularında eğitim vermek amacıyla, 1953'te Paris'te Birleşmiş Milletler (BM, UN; United Nation) kararıyla, Hollanda (Delft)'da, (Fr Organisation européenne pour les études de photogrammétrie expérimentale - OEEPE) "Avrupa Deneysel Fotogrametri Çalışmaları Organizasyonu" kurulmuştur.
denge
(Alm gleichgewicht, Fr équilibre, İng balance) Görüntü alanı içindeki görsel estetik ögelerin, renklerin, nesnelerin ya da olayların birbirini tartacak şekilde düzenlenmesi.
dengeleme filtresi
(Alm kompensationsfilter, Fr filtre compensateur, İng compensating filter) bkz dengeleyici süzgeç.
dengeleyici banyo
(Alm kompensatorische entwicklung, Fr développement compensatoire, İng compensating development, compensating developer) Fotoğraf çekimi, filmlerin ISO değerleri dikkate alınarak yapılmasına karşın bazı durumlarda mevcut filmin ISO değeri ile banyo süreleri değiştirilerek oynanabilir. Bu yöntem itme-çekme işlemi olarak bilinir. İtme sürecinde önerilen değerden daha hızlı çekim (pozlama) yapılırken banyo süresi belirli oranda artırılır. Filme, çekme prosesi uygulandığında ise önerilen değerden daha yavaş çekim (+ pozlama) yapılırken banyo süresi belirli oranda azaltılır. İtme-çekme işlemleri siyah-beyaz ve saydam filmlerde sıklıkla uygulanmaktadır. / Pozlama süresi az çok hatalı yapılmış olan veya çekim ortamının ışıklılığının değişmesi nedeniyle bu hal kendiliğinden meydana gelmiş olan filmlerinin bu hatasını giderebilecek bileşime sahip olan banyo.
dengeleyici süzgeç
(Alm kompensatorische entwicklung, Fr développement compensatoire, İng compensating filter, equalizing filter, gradient density filter) Işık tayfının bir kısmını geçirmeyen, böylece amaca göre yalnızca gerekli ışığa yol veren süzgeç.
Denisyuk hologramı
(Alm Denisyuk-hologramm, Fr hologramme de Denisyuk, İng Denisyuk hologram) Sovyet fizikçi Yuri Nikolayevich Denisyuk tarafından 1962'de bulunan, tek bir ışık demetiyle gerçekleştirilen hologram. Tek bir ışık demeti hem kaynak hem de nesnenin ışığı olarak kullanılarak yansıma hologramı oluşması sağlanır.
denkleştirici geliştirici
(Alm entwickler vergüten, Fr développeur rémunérateur, İng compensating developer) Negatif filmin az pozlandırılmış, düşük yoğunluktaki alanlarında daha etkin ve yüksek yoğunluktaki alanlarında ise daha az etkin olan bir tür geliştirme banyosu. Normal geliştiricilere göre daha düşük kontrastlı negatif sağlar.
denkleştirici gözyeri
(Alm kompensationsokular, Fr oculaire compensateur, İng compensating eyepiece) Mikroskoplarda kullanılan apokromatik objektiflerde yer alan yüksek kaliteli nokta alanlarına yönelik optik.
densitometre
(Alm densitometer, Fr densitomètre, İng densitometer) Yapılan kimyasal işlemler sonucunda siyah metalik gümüşe dönüşerek oluşan yoğunluğu ölçen araç; yoğunlukölçer. Orijinal, film ve baskı malzemelerinde koyuluğun derecesini sayısal değerlerle veren cihazlardır. Bunlar, transmision densitometreler (ışık geçirgenliği olan malzemelerin ölçümlerinde) ve reflexion densitometreler (ışığı geçirmeyen opak malzemelerin ölçümlerinde) kullanılan yoğunlukölçer olarak iki türlüdür. bkz yoğunlukölçer.
densitometri
(Alm densitometrie, Fr densitométrie, İng densitometry) Işığa maruz kalma nedeniyle fotoğraf kağıdı veya fotoğraf filmi gibi ışığa duyarlı malzemelerdeki optik yoğunluğun nicel ölçümü; yoğunluk ölçümü.
depolama kartı (bellek kartı)
(Alm speicherkarte, Fr carte de stockage, İng Storage Card, Memory Card) Sayısal fotoğraf makinesi tarafından kaydedilen verileri depolamak için kullanılan kompakt bellek depolama cihazı; bellek kartı. Depolama kartı formatları arasında CompactFlash (CF), Secure Digital (SD), xD, SmartMedia ve Memory Sticks bulunur.
depolama ortamı
(Alm speichermedien, Fr support de stockage, İng storage media) Kullanıcı ve uygulama verilerinin depolandığı aygıt. Bir bilgisayarda birincil depolama ortamı sabit disktir.
derece
(Alm grad, Fr degré, İng grade) Kontrast derecesinin kısa ifadesi. bkz kontrast düzeyi. / (Alm grad, Fr degré, İng degree) Çemberde tüm yayı gören merkez açının üç yüz altmışta biri. bkz açı ölçümü.
dereceli filtre
(Alm verlaufsfilter, Fr filtre gradué, İng graduated filter) Yüzeyindeki rengin ya da yoğunluğun en yüksek yoğunluktan saydama doğru düzenli bir şekilde değiştiği filtre türü.
dereceli gölgeleme
(Alm abfall, Fr chute, İng fall-off) Işıklı ve karanlık alanlar arasındaki geçişte oluşan zıtlık (kontrast) farkı. Dereceli gölgeleme; hızlı olduğunda karanlıktan ışığa geçişteki gri tonlama azalır, yavaş olduğunda ise karanlıktan ışığa geçişteki gri tonlama artar.
dereceli indis
(Alm abgestufter index, Fr indice gradué, İng graded-index) Kırılma oranı, merkezden dışadoğru hızla düşüş gösteren bir tür fiber optik; dereceli indeks.
derinlemesine görüntü
(Alm tiefenschärfe, Fr concentration profonde, İng deep-focus) Görüntüde, derinliği olan bir ortamın en önünde yer alan nesneler ile en gerideki nesnelerin net olarak görülmesi. Ortamın derinliği, kullanılan objektifin odak uzunluğuna, diyafram değerine ve alan derinliğine bağlıdır.
derinlik
(Alm tiefe, Fr profondeur, İng depth) İki boyutlu fotoğraf ya da bir yüzeyde ortaya çıkan üç boyutluluk duygusu. Görüntüde derinlemesine yapılan düzenlemeyle sağlanır. / Bir görüntünün keskinliği, alan derinliğinin benzer şekilde yakın tanımı. / Bir baskının veya saydamın siyah alanlarının zenginliğinin öznel değeri.
derinlik algısı
(Alm tiefenwahrnehmung, Fr perception de la profondeur, İng depth perception) Bakaçtan görülen bir nesnenin uzaklığının kesin veya yaklaşık olarak algılanması. / İnsanın görme sisteminin nesneleri üç boyutlu ve uzaklarda konumlanmış olarak görme yeteneği. Derinlik algısı yoluyla aortya şu belirli etkiler çıkar. Yakındaki nesneler uzaktakilerle örtüşür. Aynı boydaki nesneler uzaklaştıkça küçülür. Yolların iki kenarındaki çizgiler, uzaklaştıkça birleşir. Yüksekte olan nesneler uzaktaymış gibi algılanır. Küçük nesneler uzakta, büyük nesneler yakındaymış gibi algılanır. Nesneler uzaklaştıkça ayrıntı algılaması azalır.
derişik eriyik
(Alm stammlösung, Fr solution mère, İng stock, stock solution) Fotoğrafçılıkta kullanılmakta olan kimyasal eriyikler genellikle belirli oranlarda sulandırılarak kullanılırlar. Ancak kimilerinin sulandırılmadan kullanılmaları da mümkündür. Fakat bu eriyikler sulandırıldıklarında dayanma süreleri çok kısalır. Bu nedenle sulandırılmadan saklanırlar. Böylece hem dayanma süreleri uzar hem de sulandırılmadan kullanılmaları gerektiğinde bu mümkün olur. bkz konsantre eriyik. bkz sulandırılmamış eriyik.
desibel
(Alm desibel, Fr désibel, İng desibel) Ses şiddetini veya sinyal gücünü ölçmek için kullanılan logaritmik bir birimdir. İnsan kulağının duyabileceği en sessiz sesi (0 dB) referans alarak seslerin basınç seviyesini ölçer. 0-140 dB arası sesler sağlıklı bir insan kulağı tarafından algılanabilir; 85 dB üzeri sesler tehlikeli, 140 dB ise fiziksel ağrı/zarar verici düzeydir. Desibeller doğrusal değil, logaritmik olarak artar/azalır. Örneğin, her 10 dB'lik artış, sesin 10 kat daha yoğun hissedilmesine neden olur.
desibelmetre
(Alm dezibelmeter, Fr décibel mètre, İng desibel meter) Bir ortamdaki sesin şiddetini veya yoğunluğunu desibel (dB) cinsinden ölçen hassas bir cihaz; akustikölçer, gürültüölçer, desibelölçer, ses düzeyi ölçer. Mikrofonu yardımıyla ses dalgalarını algılar, logaritmik bir ölçekte işler ve gürültü kirliliğini, iş sağlığı sınırlarını veya akustik düzenlemeleri kontrol etmek için kullanılır.
detay
(Alm detail, Fr détail, İng detail) Bir bütünün en küçük parçası. Bir sanat eserinin bütününe göre küçük bir bölümü; ayrıntı.
devamlı ton
(Alm dauerton, Fr ton continu, İng continuous tone) Gri ton dengesinin kesintisiz bir şekilde ışık geçirgenliği farklarıyla sağlandığı çalışma.
developer
(Alm entwickler, Fr développeur, İng developer) Fotoğraf basımı işinde kullanılan yıkama aleti; geliştirici, yıkamaç. bkz geliştirici. bkz yıkamaç. / Işığa karşı duyarlı malzemelerde ışık görmüş gümüş tuzlarını ayrıştırarak siyah metalik gümüşe dönüşmesini sağlayan kimyasal bileşimlerdir. Film ve kart banyosunda ilk uygulanan banyo geliştirici banyodur. Bu banyoda, kart üzerine pozlanan gizli görüntü görülebilir hale gelir.
developman
(Alm entwicklung, Fr développement, İng development) Işığa karşı hassas malzemeye poz verdikten sonra kullanılan kimyevi banyo işlemi. bkz geliştirme işlemi.
devingen dizin
(Alm dynamikbereich, Fr plage dynamique, İng dynamic range) Temel bilimlerde, bir duyu organının en az duyumsadığı veriyle en yüksek olanının arasındaki oranı gösteren alan; dinamik aralık. Örneğin insan gözünün algıladığı en parlak ve karanlık alanlar arasındaki parlaklık farkı. Sayısal görüntüde, algılayıcı içindeki piksellerin ulaşan en yüksek ve en düşük ışık değerlerini algılama alanı. Bu şekilde, en ışıklı ve en karanlık alanlar arasındaki parlaklık farkı ortaya çıkar. bkz dinamik aralık.
Di-II
Tamron objektifteki bu kısaltma, sadece APS-C (Crop, DX) formatında sensöre sahip DSLR modelleri içindir. Full Frame (FX) sensöre sahip fotoğraf makinelerinde kullanılamaz.
dia
(Alm diapositiv, Fr diapositivie, İng diapositive > dia) Saydam tabaka üzerine çekilen pozitif fotoğraf, diapozitif > diyapozitif > dia > Tr diya; saydam, slayt. bkz saydam. bkz diapozitif. / (İng dia) Gözde, göz bozukluklarında, özellikle ileri derece miyoplarda göz camının çok fazla kalınlaşmasından dolayı kullanımı tercih edilen optik mercek (kontakt lens)'in mm cinsinden çapı.
diapozitif
(Alm diapositiv, Fr diapositivie, İng diapositive, slide) Diyapozitif > dia > Tr diya. Renkli veya siyah-beyaz saydam resim. Pozitif görüntü olarak perdeye yansıtılarak kullanılan film türü. bkz dia. bkz saydam.
DIB
(Alm geräteunabhängige bitmap, Fr bitmap indépendant du périphérique, İng Device Independent Bitmap - DIB) Bilgisayarda renkli dizinli kullanıma izin veren dosya biçimi; aygıttan bağımsız ikileşlemli.
diferansiyel büzülme
(Alm unterschiedliche schrumpfung, unterschiedliche filmschrumpfung, Fr retrait différentiel, retrait différentiel du film, İng differential shrinkage, differential film shrinkage) Boyuna film büzülmesi ile enine film büzülmesi farkının, boyuna film büzülmesine oranı. Nispi büzülme, fotoğrafik veya optik olarak türlü yol ve yöntemlerle giderilebilir. Ölçme işleminde, bölgesel büzülmeler daha büyük sorunlar meydana getirir.
difraksiyon
(Alm beugung, Fr diffraction, İng diffraction) bkz kırınım. bkz ışık bükülmesi.
difüzör
(Alm diffusor, Fr diffuseur, İng diffuser) Fotoğraf makinesinin objektifine giren ışığı yumuşatmak için konu ile ışık kaynağı arasında tutulan saydam materyal; ışık yumuşatıcısı. Işık yumuşatıcısı, ışık kaynağına yaklaştıkça yumuşatma etkisi azalır. / Portrelerde olduğu gibi yumuşak bir etki elde etmek için kullanılan filtre. / Işığı dağıtmak (yumuşatmak) için elektronik flaşlarda kullanılan eklenti.
dijital
(Alm digital, Fr numérique, İng digital > dijital) bkz sayısal.
dijital baskı sipariş formatı
(Alm digitales druckauftragsformat, Fr format de commande d'impression numérique, İng Digital Print Order Format - DPOF) bkz sayısal baskı sipariş dosyası.
dijital diyafram
(Alm numerische apertur, Fr ouverture numérique, İng numerical aperture) bkz sayısal diyafram.
dijital filtre
(Alm digitalfilter, Fr filtre numérique, İng digital filter) bkz sayısal filtre.
dijital fotoğraf
(Alm digitales Foto, Fr photographie numérique, İng digital photograph) bkz sayısal fotoğraf.
dijital fotoğraf makinesi
(Alm digitalkamera, Fr appareil photo numérique, İng digital camera) Sayısal fotoğraf makinesi.
dijital fotoğrafçılık
(Alm digitale fotografie, Fr photographie numérique, İng digital photography) Görüntüleri film yerine doğrudan digital (sayısal) ortamlara kaydeden teknolojilerin genel adı. bkz sayısal fotoğrafçılık.
dijital görüntü
(Alm digitales bild, Fr image numérique, İng digital image) bkz sayısal görüntü.
dijital kamera
(Alm digitalkamera, Fr appareil photo numérique, İng digital camera) Sayısal fotoğraf makinesi. bkz sayısal fotoğraf makinesi.
dijital negatif
(Alm digitales Negativ, Fr négatif numérique, İng Digital Negative - DNG) Sayısal Negatif (DNG), Adobe'ye ait ve dijital fotoğrafçılık için kullanılan halka açık bir ham görüntü formatıdır. TIFF/EP standart formatına dayanıyor ve meta veri kullanımını içeriyor.
dijital ofset
(Alm digitaler offset, Fr décalage numérique, İng digital offset) Matbaa mürekkebi kullanmadan bilgisayar bağlantılı bir düzenekle kuru sistemden yararlanılarak kağıt üzerine baskı yapabilen çağdaş bir baskı tekniği; sayısal baskı, sayısal çift kopyalı baskı tekniği. bkz sayısal baskı.
dijital orijinaller
Bilgisayar ekranındaki tüm dosyalardır. Örneğin, tarandıktan sonra tiff, eps, jpeg vb dosyalar, CD fotoğrafları, piksel veya vektörel esaslı görüntüler vb.
dijital veri
(Alm digitale daten, Fr données numériques, İng digital data) Sayısal veri; sayısallaştırılmış sinyal. bkz sayısal veri. bkz veri.
dijital yakınlaştırma
(Alm digitalzoom, Fr zoom numérique, İng digital zoom) bkz sayısal yakınlaştırma.
dijital yoğunlukölçer
(Alm digitale densitometrie, Fr densitométrie numérique, İng digital densitometry) bkz sayısal yoğunlukölçer.
dijital zum
(Alm digitalzoom, Fr zoom numérique, İng digital zoom) Fotoğraf makinesinin zum objektifinin optik olarak kayıpsız bir fonksiyonu olan optik zumun aksine, sayısal zum sayısal görüntünün merkezi kısmını alır ve içine kırparak zum etkisini elde eder. Bu, mevcut verinin geliştirilmediği veya eklenmediği, sadece daha düşük çözünürlükte gösterildiği ve böylece büyütülmüş bir görüntü illüzyonu (yanılsaması) yarattığı anlamına gelir. bkz sayısal yakınlaştırma.
dijitalizasyon
(Alm digitalisierung, Fr numérisation, İng digitalization) Dijital bir görüntünün herhangi bir resim, görüntü, grafik işleme programında % 100 (yüzde yüz)'ün üzerinde büyütülmesi ile görüntü üzerinde oluşan bozulma.
dijitalleştirme
(Alm digitalisieren, Fr numériser, İng digitize) bkz sayısallaştırma.
dijitizasyon
(Alm digitalisierung, Fr numérisation, İng digitization) bkz sayısallaştırma.
dijitize
(Alm digitalisieren, Fr numériser, İng digitize) bkz sayısallaştırma.
dik
(Alm steil, Fr raide, İng steep) Bir çizginin eğiminin dik olma durumu. Dik eğri ya da dik doğru, girişte yapılan bir değişikliğin çıktıda büyük bir değişikliğe neden olduğunu ifade eder.
dikdörtgen çizim aracı
(İng rectangle) Photoshop'ta kare ve dikdörtgen çizmeye yarayan vektörel çizim aracı.
diken filtresi
(Alm spike-filter, Fr filtre à pointes, İng spike filter) Sadece çok dar bir dalga boyu bandının geçmesi amacıyla tasarlanmış optik öge.
dikey adım
(Alm tonhöhe, Fr pas, İng pitch) Belirlenmiş bir eksen boyunca, örneğin bir monitörün fosfor noktalarının ya da CD'nin tarama hareketinin, komşu ve ilgili ögeleri arasındaki boşluk ya da ayrılma. / Hava fotoğrafçılığında, fotoğraf makinesinin dikey konumda uzağa doğru ya da yukarı çevirme hareketi yapması.
dikey bloklama
(Alm vertikale ausrichtung, Fr justification verticale, İng vertical justification) Bilgisayarlarda masaüstü uygulamalarda ve yazı tasarımlarında, sütunların aynı derinlikte olmasını sağlamak amacıyla metin satırları arasına boşluk ekleme ya da çıkartma işlemi.
dikey çerçeveleme
(Alm vertikaler rahmen, Fr cadrage vertical, İng vertical framing) Dikey çerçeveleme, fotoğraf makinesinin veya video kameranın dik bir şekilde tutularak, görüntünün yüksekliğinin genişliğinden daha fazla olacak şekilde çerçevelenmesi tekniği; dikey kadraj, düşey çerçeveleme, portre kadrajı. Bu teknik, özellikle dikey çizgileri vurgulamak, yükseklik hissini artırmak veya konunun yukarı-aşağı hareketini/uzantısını göstermek için kullanılır. Yüksek binalar, ağaçlar, şelaleler veya dağlar gibi yukarı doğru uzanan nesneleri fotoğraflarken yükseklik etkisini güçlendirir. İnsan vücudunun tamamını veya baş-omuz portrelerini çekmek için en yaygın kullanılan çerçeveleme şeklidir. İzleyicinin dikkatini yatay detaylardan ayırıp, dikey düzlemdeki konuya odaklanmasını sağlar. Genellikle dar alanlarda veya konu dikey bir formdayken tercih edilir. Düşey çerçeveleme (kadraj), fotoğrafın anlatım dilini güçlendirerek daha dramatik veya görkemli bir etki yaratabilir. bkz dikey kadraj. bkz portre kadrajı.
dikey kadraj
(Alm vertikaler rahmen, Fr cadrage vertical, İng vertical framing) Fotoğraf makinesi dikey olarak tutulup çekilen fotoğraf; portre kadrajı. bkz dikey çerçeveleme. bkz portre kadrajı.
dikiş
(Alm stich, Fr les point de suture, İng stitch) Çekilmiş 3-5 fotoğrafın bir araya getirilip tek bir fotoğraf (görüntü) şekline dönüştürülmesi. Bu sayede bir kerede kadraja alınamayan büyük bir alan birçok karede çekilip daha sonra tek görüntü şeklinde sunulabilir. Bu özellik Canon PowerShot sayısal fotoğraf makine serilerinde mevcuttur.
dikme
(Alm senkrecht, Fr perpendiculaire, İng perpendicular) Bir noktadan bir yüzeye dik açı olarak inen doğru. / Optikte, bir yüzeyle dik açı yapan doğru.
dikroik
(Alm dichroitisch, Fr dichroïque, İng dichroic) bkz iki renkli.
dikroizm
(Alm dichroismus, Fr dichroïsme, İng dichroism) bkz iki renklilik.
dikromat sakızı
(Alm gummidichromat, Fr gomme dichromate, İng gum dichromate) Potasyum dikromat ile renkli mürekkebe duyarlı hale getirilmiş olan Arap reçinesine dayanan baskı işlemi. Boyalı ve duyarlı reçineyle kaplı kağıt üzerine kontak baskı olarak negatif pozlanır, pozlanmış yerler yumuşak hale gelir ve sıcak suyla yıkandıktan sonra sertleşmiş bölgeler renkli olarak ortaya çıkar.
dil
(Alm sprache, Fr langue, İng language) İnsanlar arsında iletişimi sağlayan simgeler sistemi. / Bir görsel yapının özgünlüğünü sağlayan ve izleyiciyle iletişimini belirleyen göstergeler dizisi. Örneğin fotoğraf dili, video dili gibi.
DIMM
(Alm duales inline-speichermodul, Fr module de mémoire double en ligne, İng Dual In-line Memory Module - DIMM) Bağlantı pinlerinin, iki dizi halinde düzenlendiği bellek modülü türü; çift bellek modülü.
DIN
(Alm Deutsches Institut für Normung e.V. - DIN) Almanya'da sanayi standartlarını belirleyen Deutsche Industrie Norm (Alman Standartlar Enstitüsü) adlı kuruluşun kısaltması. / Alman standartlarına göre filmlerin duyar katlarının ışığa karşı duyarlılıklarını belirleyen değer. Birim duyarlılık skalası logaritmiktir. Her DIN duyarlılık birim değeri 3 kat arttığında duyarlılık 2 katı artar. Logaritmik ölçek tarafından sayı değeri 100 ASA (ISO), 21 °DIN'e denk gelir. Her durak arasında 3 DIN derecesi yer alır; 400 ASA (ISO), 27 °DIN, bir sonraki durak olan 800 ASA (ISO) ise 30 °DIN'e denktir.
dinamik aralık
(Alm dynamikbereich, Fr plage dynamique, İng Dynamic Range - DR) sayısal veya geleneksel (İng traditional) bir fotoğrafik görüntüdeki en parlak (aydınlık) ve en karanlık bölgeler arasındaki ton farkı; tonlama aralığı. Daha geniş dinamik aralık, en koyu gölgeler ile en parlak vurgular arasında daha büyük ton değerleri (ve ayrıntıları) anlamına gelir. Geniş bir aralık, hem karanlık hem de aydınlık alanları bir arada pozlamayı zorlaştırır. bkz devingen dizin.
dinamik aralık artışı
(Alm erhöhung des dynamikbereichs, Fr augmentation de la plage dynamique, İng Dynamic Range Increase - DRI) Fotoğraftaki ışık patlamalarını engellemek için kullanılan, farklı pozlama süreleriyle çekilen fotoğrafların birleştirilmesi tekniği. Örneğin 5, 10, 20, 25 ve 30 s gibi farklı pozlama sürelerinde çekilen 4 görüntünün birleştirilmesi bir DRI işlemidir. Böylece görüntüde uzun pozlamada ortaya çıkan patlamaların önüne geçilmiş olur.
dip fotoğrafı
(Alm fotounterlage, unterstützung, Fr support photo, support, İng photo backing, backing, (ABD İng) photographic mural) Dip bezemi olarak kullanılan, son derecede büyültülmüş fotoğraf.
dip yüzey
(Alm unterseite, Fr surface inférieure, İng bottom surface) Fotoğraf, ekran düzenlemesi veya resimde en arkada kalan yüzey, gerideki görünüm; arka alan, arka plan, fon. bkz arka alan. bkz arka plan. bkz fon.
direkt ışık kaynağı
(Alm direkte lichtquelle, Fr source de lumière directe, İng direct light source) bkz doğrudan ışık kaynağı. bkz noktasal ışık kaynağı.
dirsek teleskobu
(Alm ellenbogenteleskop, Fr télescope coudé, İng elbow telescope) Kullanıcı açısından görmeyi kolaylaştırmak için 45 ya da 90 derecelik optik eksenlere dayanan teleskop tasarımı.
dış
(Alm außen, Fr extérieur, İng exterior) Açık havada yapılan fotoğraf çekimi.
dış çizgi oluştur komutu
(İng create outlines) Adobe Illustrator yazılımında bir yazının resim haline dönüştürülmesini sağlayan komut. Macromedia Freehand yazılımında ise convert to paths (çizgiye dönüştür) olarak tanımlanır (Adobe Illustrator > Type > Create Outlines).
dış ışık
(Alm äußeres licht, Fr lumière extérieure, İng outer ligt) Güneş başta olmak üzere fotoğraf makinesinin önündeki aydınlatma kaynakları.
dışbükey mercek
(Alm konvexe linse, sammellinse, Fr lentille convexe, lentille convergente, İng convex lens, converging lens) Asal eksene paralel gelen ışınları, odak noktasında toplayan mercek türü. Ortası kenarlarına göre daha kalın mercek; pozitif mercek, kalın kenarlı mercek, yakınsak mercek.
dışbükey yüzeyli
(Alm plano konvex, Fr plan convexe, İng plano convex) Bir yüzeyi ve öbür yüzeyi dışbükey olan optik öge.
dişli
(Alm zacken, Fr jaggies, İng jaggies) Agrandisör ve büyük boy fotoğraf makinelerinde olduğu gibi körük uzatmalı bir sistemle bağlı olan objektifin, odaklama için ileri-geri hareketini sağlayan dişli sistemi. / Fotoğraf baskıları ve yaprak filmlerin kurutulması için kullanılan askı sistemi. bkz askı.
dişli kolu
(Alm gestell, Fr étagère, İng rack) Agrandisör ve büyük boy fotoğraf makinelerinde olduğu gibi körük uzatmalı bir sistemle bağlı olan objektifin, odaklama için ileri-geri hareketini sağlayan dişli sistemi. / Fotoğraf baskıları ve yaprak filmlerin kurutulması için kullanılan askı sistemi. bkz askı.
dıştan kestirim
(Alm extrapolation, Fr extrapolation, İng extrapolation) Denklem ve olaylara ilişkin değişken ve fonksiyon değerinden, elde olanların sınırlarını aşan bölgedeki değerlerin hesaplanması, yeni veri noktaları oluşturma işlemi; sistemin değişim hızının bilinen son birkaç değerinin devamı olduğu düşünülerek bilinen değerlerin dışına doğru bir değerin tahmin işi; dıştan kestirim, dışadeğerleme. ekstrapolasyon.
distorsiyon
(Alm verzerrung, Fr distorsion, İng distortion) Görüntünün kenarına rastlayan doğru çizgilerin içbükey veya dışbükey olarak bükülmesine neden olan optik kusur; biçim bozulması; biçimsel bozulma, burkulma; çarpıtma. Fotoğrafın perspektifi olağandışı durduğunda buna “perspektif bozulması” denir. / Fotoğraf baskı işleminde elde edilen, normal görüntünün büyüklüğünde, oranlarında ya da tonlarındaki herhangi bir değişim.
divergens mercek
(Alm konkave linse, Fr lentille concave, İng divergent lens, concave lens) bkz negatif mercek. bkz ıraksak mercek. bkz kalın kenarlı mercek.
diya
(Alm diapositiv, gleiten, Fr diapositivie, İng diapositive > dia) Saydam tabaka üzerine çekilen pozitif fotoğraf, diapozitif > Tr diyapozitif > diya; saydam, slayt. bkz saydam. bkz diapozitif.
diyafram
(Alm membran, die blende, Fr diaphragme, l'ouverture, İng aperture, diaphragm) Fotoğraf makinesinde bulunan bir mod. Fotoğraf makinelerinin objektiflerinde, açılıp kısılarak duyar kata (filme ya da algılayıcının yüzeyine) ulaşacak ışık miktarını ayarlayan ve böylece fotoğraf makinelerinde alan derinliğini denetleyen düzenek. Işık miktarı bu kapağın standart açıklıklarda durmasıyla ölçeklendirilir. Objektif açıklığının açıklığı, diyafram açıklığı anlamında kullanıldığı da olur. Yüksek diyafram değerleri küçük, düşük diyafram değerleri ise büyük açıklığı belirtir. / Diyafram, net alan derinliğini belirler. Açık diyafram az keskinlik, kapalı diyafram ise çok keskinlik anlamına gelir. Sayısal fotoğraf makinelerinin objektiflerinde oluşan net alan derinliği, yapıları gereği, zaten çok fazla olduğu için, birçok makine objektifinin diyafram açıklığı basamakları, “8” değerine kadar yapılır.
diyafram açıklığı
(Alm die blende, Fr ouverture, İng aperture) Işığın objektif üzerinden duyar kata (film ya da algılayıcı yüzeyine) doğru geçişindeki açıklıktır. Objektifin içindeki birbirine geçen metal yaprakçıkların oluşturduğu değişebilir çaptaki aralık. Gözün irisine benzeyen bir şekilde, yaprakçıkların üst üste gelmesi açıklığın çapını denetler. Bu standart açıklıklar "f" değerleri ile belirlenir. Diyafram açıklığı objektifin dış yüzünde, üzerinde f sayıları işaretli olan bir bilezik ile ayarlanır. Bazı otomatik makinelerde ise otomatik olarak yapılır. Fiyaframın açıklık derecesi filme ulaşan ışığın yoğunluğunu belirler. Alan derinliği denetleme araçlarından birisidir. Diyafram açıklığı büyükken net alan derinliği (NAD) azalır, buna karşılık diyafram açıklığı küçükken net alan derinliği (NAD) artar. Diyafram aralıklarında bir değer değiştirme, 1 stop değişiklik anlamına gelir. Bir değeri bir sonraki değere değiştirme (sayısal olarak büyütme yani ışık geçecek alanı küçültme), duyar kata (filme ya da algılayıcıya) ulaşan ışığın miktarını bir önceki geçen ışık miktarına göre yarıya indirecektir. Tersine olarak diyafram değerini bir önceki değere değiştirme (sayısal olarak küçültme yani ışık geçecek alanı büyütme), duyar kata ulaşan ışığın miktarını bir önceki geçen ışık miktarına göre iki katına çıkartacaktır. Diyafram açıklığı halkasındaki numaralar merceğin odak uzunluğu ile diyafram açıklığının çapı arasındaki orana denk gelir. bkz örtücü hızı. bkz alan derinliği.
diyafram açıklığı hatası
(Alm blendenfehler, blendenfehler, Fr erreur d'ouverture, défaut d'ouverture, İng aperture error, aperture defect) bkz diyafram hatası.
diyafram açıklığı önceliği
(Alm blendenpriorität, Fr priorité à l'ouverture, İng aperture priority) Kullanıcının istediğini diyafram açıklığını (apartür) seçmesine olanak sağlayan bir çalıştırma modu; diyafram öncelikli mod (A veya Av). Enstantaneyi (örtücü perde değerini) fotoğraf makinesi otomatik olarak belirler. Bu durum, kullanıcının alan derinliği üzerinde tam kontrole sahip olmasını sağlar. bkz apertür önceliği.
diyafram açma
(Alm öffnung des zwerchfells, öffnung der blende, Fr ouverture du diaphragme, ouverture de l'ouverture, İng opening of diaphragm, opening of aperture) / (Alm offenem Membran, öffnung der blende, Fr diaphragme ouvert, ouverture de l'ouverture, İng open diaphragm, opening of aperture) Optik sisteme daha çok ışık girmesi amacıyla diyafram açıklığını büyütme. / Diyaframı açma işi.
diyafram alanı
(Alm zwerchfellbereich, Fr zone du diaphragme, İng diaphragm area) Her bir diyafram değerinin oluşturduğu dairesel, altıgen ve sekizgen şeklindeki açıklık. Diyafram değeri ile diyafram alanı arasında ters orantı vardır. Diyafram değeri sayı olarak büyüdüğünde diyafram alanı küçülür.
diyafram ayarı
(Alm blendeneinstellung, Fr réglage du diaphragme, İng diaphragm setting) Pozlama değerine göre diyafram açıklığını, diyafram durağını belirleme.
diyafram bileziği
(Alm anschlagring, blendenring, Fr bague d'arrêt, bague d'ouverture, İng stop ring, aperture ring) Objektifin çerçevesinde yer alan bilezik biçimindeki parça. Üzerinde, f/sayıları göstergesi yer alır. Bilezik sağa-sola çevrilerek diyafram durağı belirlenir.
diyafram değeri
(Alm blendenzahl, blende, Fr f/numéro, f-stop, İng f/number, f-stop) Diyaframın çeşitli açıklık durumlarını simgeleyen sayılar; f-stop, f/sayısı, basamak. Diyafram değeri; objektif çapının, diyafram açıklığı çapına bölünmesi ile bulunur. Belirli bir diyafram değerine sahip tüm objektiflerin, o değerde, aynı miktarda ışık geçirmeleri gerekir. Diyafram değerlerinin sayısal olarak yükselmesi, makineye girecek ışığın azalacağını, küçülmesi ise artacağını gösterir. Diyafram değerleri arasındaki en önemli bağlantı ise herhangi bir değerin bir öncesindeki değerin kendisine göre tam iki misli, bir sonraki değerin ise yine kendisine göre tam yarısı kadar ışık geçirgenliğini ifade etmeleridir. Diyafram açıklığı standart bir ölçüdür ve her fotoğraf makinesinde aynı miktarı temsil eder. bkz f-stop. bkz f/sayısı. bkz diyafram durağı.
diyafram durağı
(Alm blende, Fr arrêt d'ouverture, İng aperture stop) Diyafram sisteminin sağladığı her bir açıklığın karşılığı olan tam diyafram değeri. f/sayısı ile belirlenir; f1.4, f5.6, … f22 gibi.
diyafram göstergesi
(Alm membrananzeige, Fr indicateur à membrane, İng diaphragm indicator) Objektif çerçevesi üzerinde f/sayısı'nın karşısına getirilerek istenilen diyafram durağını sağlayan çıkıntı.
diyafram halkası
(Alm blendenring, Fr bague d'ouverture, İng aperture ring) Bazı objektiflerde diyafram değeri bu halka sayesinde değiştirilir. Tam otomatik olan bazı objektiflerde (örneğin tüm Canon EF sistemi ve Nikon G objektiflerinde) bu halka bulunmaz.
diyafram hatası
(Alm blendenfehler, blendenfehler, Fr erreur d'ouverture, défaut d'ouverture, İng aperture error, aperture defect) Bir fotoğraf makinesi veya mercek sisteminde, optik bir dizgenin bir tek cisim noktasından gelen ışınları yine tek bir görüntü noktasında toplaması, objektifin kenarları ve açıklığı nedeniyle oluşan yetersizlik; diyafram açıklığı hatası.
diyafram kısma
(Alm anhalten, Fr s'arrêter, İng stopping down) Optik sisteme daha az ışık girmesi için diyafram açıklığını küçültme. / (Alm zwerchfell schließen, Fr fermer le diaphragme, İng close diaphragm) Diyaframı kısma işi.
diyafram noktası
(Alm zwerchfellpunkt, Fr point du diaphragme, İng diaphragm point) bkz bağıl mercek açıklığı.
diyafram ölçer
(Alm blendenmesser, Fr compteur d'ouverture, İng aperture meter) Bir objektifin etkili açıklığını ölçen aygıt.
diyafram önceliği modu
(Alm blendenpriorität, Fr priorité à l'ouverture, İng Aperture Priority - AP) Fotoğrafçının istediği objektif diyaframını (f-stop) ayarladığı ve fotoğraf makinesinin de kaydedilen sahneye uygun enstantane hızını otomatik olarak ayarladığı bir ölçüm modu. Otomatik fotoğraf makinelerinde, diyafram değerinin elle kumanda edilerek belirlendiği konum. Bu Fotoğraf makinelerinde mod kadranında A ya da Av ile gösterilen bu çekim modu diyafram öncelikli çekimi ifade eder. Nikon DSLR fotoğraf makinelerinde aperture anlamına gelen "A" harfiyle ifade edilir. Bu modda kullanıcı diyafram aralığını seçince fotoğraf makinesi perde hızını (enstantane) otomatik olarak ayarlayarak pozlamanın oluşması sağlar. Bu modda diyafram açıklığı istenildiği gibi değiştirilir ve fotoğraf makinesi de perde hızını otomatik olarak seçilen diyafram değerine göre ayarlar. Portre fotoğrafçıları genellikle daha az alan derinliği (İng Dept of Field - DOF) için daha geniş diyafram tercih ederken, peyzaj fotoğrafçıları daha küçük diyaframları tercih eder; bu diyafram sahnenin daha net netleşmesini sağlar. Diyafram önceliği, hızla değişen ışık koşullarında çekim yaparken sabit bir alan derinliği derecesini korumak için tercih edilen bir yöntemdir. bkz apertür önceliği. bkz diyafram öncelikli otomatik pozlama. bkz diyafram öncelikli mod.
diyafram öncelikli otomatik pozlama
(Alm blendenpriorität, Fr priorité à l'ouverture, İng Aperture Priority - AP) Kullanıcının diyafram açıklığını seçtiği ve doğru pozlama elde etmek için gerekli enstantane hızının makine tarafından ayarlandığı yarı otomatik fotoğraf makinesi ayarı; diyafram öncelikli pozlama. bkz diyafram önceliği modu.
diyafram öncelikli pozlama
(Alm blendenpriorität, Fr priorité à l'ouverture, İng Aperture Priority - AP) Birçok çekim koşulunda, belirli bir diyafram değerinin kullanımına ihtiyaç duyulabilir. Fotoğraf makinesinde “diyafram öncelikli pozlama” seçimi yapılırsa, diyafram açıklığı sabitlenir ve makine mevcut ışık koşullarına bağlı olarak uygun enstantaneyi verir. bkz örtücü hızı öncelikli pozlama. bkz ışıkölçer.
diyafram önizleme
(Alm tiefenschärfevorschau, Fr aperçu de la profondeur de champ, İng depth of field preview) Refleks (yansıtmalı) fotoğraf makinelerinde pozlama için belirlenen diyafram açıklığındaki alan derinliğini, pozlama öncesinde, bakaçtan görmeyi sağlayan sistem; alan derinliği önizleme. Canon, Leica, Pentax, Sigma ve Nikon fotoğraf makinelerinin kimi modellerinde bu DOF (İng Dept of Field - DOF) düğmesi vardır. bkz alan derinliği önizleme.
diyafram örtücü
(Alm blendenverschluss, Fr obturateur à diaphragme, İng diaphragm shutter) bkz merkezi örtücü. bkz yaprak örtücü.
diyafram sayısı
(Alm membrannummer, Fr numéro de diaphragme, İng diaphragm number) Pozlama süresinin 2 veya 1/2 oranı ile değişen ve f odak uzaklığı (uzunluğu) ile d diyafram çapı arasında (f=n x d → n=f/d) denklemi ile uluslararası alanda kabul edilmiş olan n sayısı.
diyafram verimi
(Alm verschlusseffizienz, Fr efficacité de l'obturateur, İng shutter efficiency) Bir fotoğraf makinesi veya mercek sisteminde diyaframın verimi veya diyaframın bir pozlama süresince tam açık kaldığı zamanın, açılmaya başlamasıyla kapanması arasında geçen zaman aralığına oranı. Bu oran 1'e ne kadar yakınsa diyafram o kadar çok verimli sayılır.
diyapozitif
(Alm diapositiv, transparentes positiv, Fr diapositive, positif transparent, İng diapositive, transparent positive) Saydam, transparan ve ışığı geçirebilme özelliğine sahip, banyo ve baskı işlemleri tamamlanmış, üzerinde herhangi bir nesne veya araziye ilişkin görüntüyü ihtiva eden, saydam cam veya polyester tabanlı film üzerine kaydedilmiş, içinden ışık geçirerek seyredilen pozitif, yani gerçek renkli görüntülü renkli film; (diapozitif > dia >) diya, slayt, saydam. / Saydam bir yüzey üzerine alınmış, projeksiyonda kullanılmaya özgü, pozitif görüntü; diya, slayt, saydam.
diyapozitif çerçeveleyici
(Alm diarahmen, Fr encadreur de diapositives, İng slide framer) Diyapozitif filmin karelerini tek tek keserek camlı ya da camsız çerçeveleme işleminin el değmeden yapılmasını sağlayan aygıt.
diyapozitif çerçevesi
(Alm diarahmen, Fr cadre de diapositive, İng slide frame) Diyapozitif film karelerinin dış etkilerden korunması ve projeksiyon makinesinde seyredilebilmesi amacıyla yerleştirildiği, camlı ya da camsız, plastik ya da karton çerçeve.
diyopter düzeltmesi
(Alm messendes okular, Fr oculaire de mesure, İng measuring eyepiece) Mikroskoplarda kullanılan göz uzaklığı ayarı. / Fotoğraf makinesinin bakacını kullanıcının göz numarasına göre ayarlaması; Bazı fotoğraf makinelerinin vizörünün (bakacının) hemen yanında bulunan ve ± 2.5 arasında göz kusurunu telafi ederek gözlüksüz netleme yapmaya olanak tanıyan düzenek; diyopter düzeltmesi diyoptri ayarı, gözyeri ayarı. Bu ayar, fotoğrafçının çektiği görüntülerin netliğini ve odak doğruluğunu artırmak için kritik öneme sahiptir. Unutulmamalıdır ki, diyopter ayarları kusurlu gözün sorununa çare değildir. Gözü kusursuz olan kullanıcının da, gözü kusurlu olanın da diyopter ayarını uygun konuma getirerek gözüne uyarlaması, özellikle manuel netlemede sorun yaşamaması için gereklidir. bkz diyoptri ayarı. bkz gözyeri ayarı.
diyoptri
(Alm dioptrie, Fr dioptrie, İng dioptre, diopter) Tek bir mercek ve bileşik mercek sistemlerinin (optik sistemlerin) kırma gücünü (yakınsamasını) anlatan birim; yakınsaklık birimi. “metre” olarak; odak uzaklığının tersine eşittir [Y (D)= 1/f (m) → 1 D=1/(m)]. Diyoptri değerinin ön imindeki (+) ince kenarlı (yakınsak), (-) kalın kenarlı (ıraksak) merceği gösterir.
diyoptri ayarı
(Alm messendes okular, Fr oculaire de mesure, İng measuring eyepiece) Mikroskoplarda kullanılan göz uzaklığı ayarı. / Fotoğraf makinesinin bakacını kullanıcının göz numarasına göre ayarlaması; Bazı fotoğraf makinelerinin vizörünün (bakacının) hemen yanında bulunan ve ± 2.5 arasında göz kusurunu telafi ederek gözlüksüz netleme yapmaya olanak tanıyan düzenek; diyopter düzeltmesi gözyeri ayarı. Bu ayar, fotoğrafçının çektiği görüntülerin netliğini ve odak doğruluğunu artırmak için kritik öneme sahiptir. Unutulmamalıdır ki, diyopter ayarları kusurlu gözün sorununa çare değildir. Gözü kusursuz olan kullanıcının da, gözü kusurlu olanın da diyopter ayarını uygun konuma getirerek gözüne uyarlaması, özellikle manuel netlemede sorun yaşamaması için gereklidir.
diyoptri gücü
(Alm dioptrienstärke, Fr puissance dioptrique, İng diopter power) Bir merceğin ışığı kırma gücü. Diyoptri ile gösterilir; simgesi D.
diyoptri hareketi
(Alm mouvement dioptrique, Fr dioptrienbewegung, İng diopter movement) Mercek ya da mercek sistemi yoluyla bakaç sisteminden bakıldığında gözyeri için kullanılan ayarlama kurulumu.
diyoptrik
(Alm dioptrisch, Fr dioptrique, İng dioptric) Bir görüntü oluşturmak amacıyla, ışığın kırılmasını kullananoptik sistem. Diyoptrik mercekler fotoğraf makinelerinin bakaç sistemlerinde kullanılır.
diyorama
(Alm diorama, Fr diorama, İng diorama) Işık oyunlarıyla gerçekleştirilen, gerçek ve hareket izlenimi uyandıran panoramik gösteri. / Eğitim veya eğlence amacıyla tipik olarak tarihi olayları, doğa manzaralarını veya şehir manzaralarını gösteren bir peyzajın kısmen üç boyutlu, tam boyutlu bir kopyası veya ölçekli modeli.
dizginleyici
(Alm zurückhalter, Fr dispositif de retenue, İng restrainer) bkz fogant önleyici.
dizi
(Alm sequenz, Fr séquence, İng sequence) Fotoğrafçılıkta ve sanatta görüntülerin, çoğunlukla zamansal olmayan bir tür oluşturacak biçimde art arda sıralanması. bkz sekans.
dizinli renk
(Alm indizierte farbe, Fr couleur indexée, İng indexed color) Bilgisayarda, renk dosyaları oluşturma ya da renk boyutuna karar verme yöntemi. Dizin, normal 8 bit'lik veri halinde tutulan 256 farklı renkten oluşur ve bu renkler tam 24 bit'lik paletten seçilir. bkz CLUT. bkz renk boyutu.
DOF
(Alm schärfentiefe, Fr profondeur de champ, İng Depth of Field -DOF) bkz alan derinliği.
doğa
(Alm natur, Fr nature, İng nature) Kendi kuralları çerçevesinde sürekli gelişen, değişen canlı ve cansız varlıkların hepsi; tabiat, natür. / İnsan eliyle büyük değişikliğe uğramamış, doğal yapısını koruyan çevre; tabiat.
doğa fotoğrafçılığı
(Alm natur fotografie, Fr photographie naturelle, İng nature photography) Doğa fotoğrafçılığı; manzara, vahşi yaşam, bitki örtüsü ve doğal oluşumlar gibi ögeleri, evcil olmayan ve kafeste bulunmayan halleriyle doğal ortamlarında belgeleyen veya sanatsal olarak görüntüleyen fotoğrafçılık dalıdır. Manzara, makro ve yaban hayatı gibi alt dalları kapsayan bu tür, doğanın estetik güzelliğini ve ekolojik çeşitliliği (flora-fauna) kaydetmeyi amaçlar. Dağlar, ormanlar, nehirler, vahşi hayvanlar, çiçekler ve hava olayları doğa fotoğrafçılığının ana konularıdır. Amaç, doğal çevrenin güzelliğini estetik bir şekilde sunmak, çevre bilincini artırmak ve nadir anları veya türleri belgelemektir. Manzara çekimleri için geniş açılı objektifler, yaban hayatı için telefoto objektifler ve ayrıntılar için makro objektifler olarak kullanılır. Doğanın korunmasına yönelik farkındalık yaratmada güçlü bir araçtır, belgesel niteliği taşır. Doğa fotoğrafçıları genellikle sabır, doğa bilgisi ve doğru ekipman kullanımı ile doğal dünyanın dinamiklerini yansıtan kareler yakalar. Temel amacı doğal çevreyi olduğu gibi yansıtmak olan bu tür, flora ve fauna çalışmaları için görüntü belgesi sağlar. En önemli ilke, çekilen fotoğraf üzerinde manipülasyon (oynama) yapılmaması ve canlılara zarar verilmemesidir. Başarı için ışığın özelliklerini, renkleri, derinlik ve nesne düzenini (kompozisyon) iyi anlamak gerekir. Dış çekimler için dayanıklı DSLR veya aynasız fotoğraf makineleri tercih edilmelidir. Doğa fotoğrafçılığı; manzara, yaban hayatı (makro) ve bitki çekimleri gibi farklı yaklaşımları kapsar. Doğa fotoğrafçılığı, doğal ortamdaki vahşi yaşamı ve manzaraları keşfetmeyi ve belgelemeyi içerir. Tarımsal bitkiler veya evcil hayvanlar bu türün kapsamına girmez. bkz drone fotoğrafçılığı. bkz manzara fotoğrafçılığı bkz su altı fotoğrafçılığı. bkz vahşi yaşam fotoğrafçılığı. bkz yaban hayatı fotoğrafçılığı.
doğa fotoğrafı
(Alm natur foto, Fr photos naturelles, İng nature photo) Doğal bir yaşam alanı içindeki canlı, evcil olmayan hayvanlar ve tarımsal olarak yetiştirilmeyen bitkileri, jeolojik oluşumları ve böceklerden buzdağlarına kadar, doğal sürecin geniş çeşitliliğini tanımlayan fotoğraf. bkz doğa fotoğrafçılığı.
doğal
(Alm natürlich, Fr naturel, İng natural) Işık kaynağı olarak güneş ışığının adı; doğal ışık kaynağı. / Renkli fotoğrafçılıkta, nesnenin ortamı içindeki herhangi bir etki yapılmamış olan rengi, “yapay” karşıtı.
doğal aydınlatma
(Alm natürliches licht, Fr éclairage naturel, İng natural lighting) Güneş ışığı kullanılarak yapılan aydınlatma türü.
doğal fotoğraf
(Alm naturalistische fotografie, Fr photographie naturaliste, İng naturalist photography) Çevre düzenlemesi veya kurgulanmış sahnelere dayanmadan, gerçek dünyayı olduğu gibi yakalamayı hedefleyerek çekilen fotoğraf; natüralist fotoğraf.
doğal fotoğrafçılık
(Alm naturalistische fotografie, Fr photographie naturaliste, İng naturalist photography) Yoğun işlem sonrası düzenlemelere veya kurgulanmış sahnelere dayanmadan, gerçek dünyayı olduğu gibi yakalamayı hedefleyen fotoğrafçılık tarzı; natüralist fotoğrafçılık. Konuların yapay müdahale veya abartı olmaksızın doğal ortamlarında tasvir edilmesini vurgulayan bir sanat tarzıdır. Doğa fotoğrafçılığından biraz farklıdır.
doğal ışık
(Alm natürliches licht, Fr lumière naturelle, İng natural light) Hiçbir dış etkide bulunulmaksızın ışık yayan Güneş, yıldızlar, ateşböceği gibi kaynaklardan salınan ışık. Ay bir ışık kaynağı değildir, yansıtıcıdır.
doğal ışık kaynağı
(Alm natürliche Lichtquelle, Fr source de lumière naturelle, İng natural light source) Bir dış etkiye gerek kalmaksızın, kendiliğinden ışık yayan nesneler. Örneğin tüm yıldızlar ve bu bağlamda Güneş, ateş böceği birer doğal ışık kaynağıdır. Ay bir ışık kaynağı değildir, yansıtıcıdır. bkz yapay ışık kaynağı.
doğru okuma
(Alm rechtslesung, Fr lecture à droite, İng right-reading) Bilgisayarda; görüntü, metin vb doğru bir şekilde görülmesi, tersine çevrilmiş durumda olmaması. bkz hatalı okuma.
doğru pozlama
(Alm richtige belichtung, Fr exposition correcte, İng correct exposure) Pozlamanın temel ögeleri olan diyafram, enstantane ve ISO değerlerinin doğru kullanılıp çekilmek istenen fotoğrafta ışığın olması gerektiği kadar alınması anlamına gelmektedir.
doğrudan
(Alm gerade, Fr droit, İng straight) Görüntü üzerinde hiçbir düzenleme yapılmadan fotoğraf baskısı gerçekleştirme. / (Alm direkt, Fr direct, İng direct) Aydınlatmada, kaynaktan çıkan ışığın filtreleme ya da yansımaya uğramadan doğrudan nesne üzerine düşmesi.
doğrudan bakaçta netleme
(Alm direkte bildschirmfokussierung, Fr mise au point directe de l'écran, İng direct screen focusing) Odak düzlemini film yerine bakaçtaki netleme camına yerleştirerek yapılan netleme sistemi. Görüntü, netleme camında odaklandığında film yüzeyinde de net olarak oluşur.
doğrudan bakaçtan görme
(Alm dDirektsichtsucher, Fr chercheur de vision directe, İng direct vision finder) Optik sistemlerde, görüntüyü yansıtıcı bir ayna sistemi yerine doğrudan optik yoluyla görmeyi sağlayan bakaç türü. Basit otomatik netlemeli sayısal fotoğraf makinelerinde kullanılır.
doğrudan fotoğrafçılık
(Alm direkte fotografie, Fr photographie directe, İng direct photography) Bir nesnenin, objenin görüntüsünün fotoğraf makinesinde doğrudan kaydedildiği fotoğrafçılık tekniği; direkt fotoğrafçılık.
doğrudan fotoğrafçılık akımı
(Alm direkte fotografie, Fr photographie droite, İng straight photography) 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkan ve fotoğrafın özgünlüğünü, doğrudanlığını ve sanatsal bağımsızlığını vurgulayan bir akım. Bu akım, fotoğrafçılığı, resim ve illüstrasyon gibi diğer sanat biçimlerinden ayrı bir disiplin olarak tanımlamayı amaçlar; piktoryalizm ve benzeri fotoğraf akımlarına tepki olarak doğmuştur; fotoğraf akımları da diğer sanat akımları gibi bir akıma veya bir toplumsal duruma göre tepki olarak şekillenmişlerdir. Doğrudan fotoğrafçılar, nesnelerin ve sahnelerin mümkün olduğunca gerçekçi ve doğal bir şekilde yakalanmasını savunur. Bu yaklaşım, fotoğrafın manipüle edilmeden (yönlendirilmeden), yani özel efektler veya aşırı işleme olmadan çekilmesini vurgular. Fotoğrafçıların, gerçeğe sadık kalmaları ve fotoğrafın kendine özgü niteliklerini kullanarak ifade yaratmaları teşvik edilir. Doğrudan fotoğrafçılık akımı, fotoğrafın sadece bir belgeleme aracı olmaktan öteye geçebileceğini ve kendi başına bir sanat formu olarak var olabileceğini göstermiştir. Bu akım, fotoğrafçıların teknik becerilerini ve yaratıcı görüşlerini ön plana çıkarırken, fotoğrafın kendine özgü estetik değerlerine odaklanır. Doğrudan fotoğrafçılık, modern fotoğrafçılığın şekillenmesinde kritik bir rol oynamış ve günümüzde hala popüler olan birçok fotoğrafçılık tekniği ve yaklaşımının temellerini atmıştır.
doğrudan ışık
(Alm direktes licht, Fr lumière directe, İng direct light) Geliş yönüne bağlı olarak cisimlerin yere düşen gölgeleri ve üçüncü boyutlarını dereceli olarak belirgenleştiren ışık türü; dolaysız ışık, direkt ışık. Doğrudan gelen ışık nesneye geliş doğrultusuna göre cephe ışığı, ters ışık, yan ışık, tepe ışığı, yatay ışık, … olarak adlandırılır.
doğrudan ışık kaynağı
(Alm direkte lichtquelle, Fr source de lumière directe, İng direct light source) bkz direkt ışık kaynağı. bkz noktasal ışık kaynağı.
doğrudan pozitif
(Alm direkt positiv, Fr positif direct, İng direct positive) Negatif kullanılmadan doğrudan elde edilen pozitif görüntü; direkt pozitif.
doğrulama
(Alm proofing, Fr vérification, İng proofing) Çok sayıda yapılacak olan bir baskıdan önce, sayısal görüntünün niteliğini ya da işlem sürecini kontrol etme.
doğrultum
(Alm berichtigung, Fr rectification, İng rectification) Yanlış bir hizalamanın neden olduğu bozukluğu düzeltmek amacıyla , ası nesne düzleminin baskı ya da gösterim düzlemine paralel olmasını sağlayan işlem.
doğrusal
(Alm linear, Fr linéaire, İng linear) Bir şeyin bir aşamadan öbürüne doğrudan değiştiği ya da ilerlediği, bir başlangıç ve bitiş noktası olan süreç. Doğrusal özellik, karşılıklı ilişkide düz çizgide olma durumu. / Doğrusal büyültme, görüntü genişliğinin nesne genişliğine oranı. Örneğin 24 mm x 36 mm'lik bir görüntü 48 mm x 72 mm'ye büyütüldüğünde, doğrusal büyültme 2X olur. / Doğrusal perspektif, derinlik ya da uzaklık algısının, gerçek hayatta paralel olarak bilinen çizgilerin uyumuyla ortaya çıkması. / Doğrusal ölçek, ölçü sisteminde her sayı arasında eşit aralık olması. Örneğin metre kuralı doğrusaldır. Pozlama değerlerini gösteren, f değeri ya da ASA (ISO) film duyarlık hızı değerler serisi doğrusal değildir. bkz eşdeğerlik yasası. / (Alm geradlinig, Fr rectiligne, İng rectilinear) Optikte, düz çizgilere ait görüntülerin kendiliğinden düz olması,bozulmaması. Bunu sağlamak amacıyla optik ögeler ya da optik sistemler küresel sapma ve bozulmaları düzeltir.
doğrusal degrade seçeneği
(Alm linearer farbverlauf, Fr dégradé linéaire, İng linear gradient) Photoshop vb görüntü, fotoğraf , grafik işleme programında, bir renkten başka bir renge veya saydama doğrusal olarak geçiş yapmak için kullanılan seçenek.
doğrusal dizilim
(Alm lineares array, Fr réseau linéaire, İng linear array) Düz tarayıcılarda, geri taramalı kameralarda kullanılan; tek sıralı halde, ışığa duyarlı donanımdan oluşan foto algılayıcı.
doğrusal görüntü
(Alm lineares video, Fr vidéo linéaire, İng linear video) Baştan sona kesintisiz tek bir çekim şeklinde gösterilmekiçin yapılmış video görüntüsü.
doğrusal olmayan
(Alm nichtlinear, Fr non linéaire, İng non-linear) Durağan olmayan iki değişken arasındaki ilişki. Örneğin filmin ışığa karşı doğrusal olmayan bir tepkisi. / Doğrusal olmayan yolla saklanan veri, her düzende ulaşılabilir ve düzenlenebilir. Örneğin sabit disk üzerindeki müzik klipleri.
doğum fotoğrafçılığı
(Alm geburts fotografie, Fr photographie de naissance, İng birth photography) Bebeğin anne karnındaki son anlarından başlayıp, doğum anı, ilk karşılaşma, ten tene temas ve hastanedeki ilk günlerini kapsayan sürecin profesyonelce belgelenmesidir. Bu özel çekimler, ailenin yaşadığı heyecanı ve bebeğin dünyaya gelişini en doğal halleriyle ölümsüzleştiren anı fotoğrafçılığıdır. Sadece doğum anını değil, hamilelik sürecinin son dönemi, hastaneye giriş, doğumhanedeki anlar ve doğum sonrası ilk "aile" fotoğraflarını içerir. Amaç, ailelerin bu tekrarı olmayan, duygusal ve heyecanlı anlarını, profesyonel bir bakış açısıyla, estetik ve duyguyu ön plana çıkararak kaydetmektir. Genellikle flaş kullanılmadan, ortamın doğal ışığıyla, hastane odası ve doğumhane ortamında çekimler yapılır. Bebeğin ilk ağlayışı, annenin bebeği ilk görüşü, babanın heyecanı, göbek bağı kesimi, bebeğin ilk muayenesi gibi ayrıntılar belgelenir. Fotoğrafın yanı sıra, doğum hikayesi adı altında kısa videolar (doğum filmi) da bu hizmetin bir parçası olabilir. Doğum fotoğrafçıları, hastane ortamının kurallarına hakim, temizlik ve gizlilik kurallarına önem veren profesyonellerdir.
doku
(Alm textur, Fr texture, İng texture) Yüzeyin niteliği. Bir nesnenin yüzey görünümünün düz, parlak, mat gibi dokunma duyusuna hitap edebilme durumu.
doku filtreleri
(İng texture) Adobe Photoshop filtre ailesinden biri olan texture (doku) filtreleri derinlik yaratmak ya da organik bir görüntü yartmak amacıyla kullanılır.
doku kaplama
(Alm textur-mapping, Fr mappage de texture, İng texture mapping) Üç boyutlu bir görüntünün, iki boyutlu bir görüntü üzerine eşlenmesi ya da tekrar edilme işlemi.
doku optiği
(Alm gewebeoptik, Fr optique tissulaire, İng tissue optics) Canlı dokuların optik özelliklerinin incelenmesi.
doku verici filtre
(İng texturizer) Adobe Photoshop texture (doku) filtresinin altında bulunur ve görüntüye kullanıcı tarafından seçilen veya yaratılan dokuyu vermeye yarar ( Filter > Texture).
dolaşma
(Alm navigation, Fr navigation, İng navigation) Bir web sitesinin ya da çoklu medya programının, köprüler, bağlantılar ve düğmeler aracılığıyla, bir bölümünden öbür bölüme hareket etmesi.
dolaylı
(Alm indirekt, Fr indirect, İng indirect) Doğrudan doğruya olmayan, dolayısıyla olan; vasıtalı, bilvasıta, endirekt.
dolaylı fotoğrafçılık
(Alm indirekte fotografie, Fr photographie indirecte, İng indirect photography) Herhangi bir görüntünün ekrandan, benzer elektronik yüzeylerden (televizyon, radar, bilgisayar ekranı vb) veya diğer yerlerden fotoğraf makinesi yardımıyla çekiminin yapıldığı fotoğrafçılık türü; endirekt fotoğrafçılık. bkz endirekt fotoğrafçılık.
dolaylı ışık
(Alm indirektes licht, Fr lumière indirecte, İng indirect light) Kapalı havada gün ışığı, güneşli havada gölgeli bir alan içindeki nesnelere gelen ışık ya da opak (saydamsız) bir cismin gerisinden gelen yapay ışık; indirekt ışık.
doldurma ışık
(Alm ausfüllen, Fr remplir, İng fill-in) Stüdyo ve dış çekim ortamlarında kullanılan; anahtar ışığın yarattığı keskin gölgeleri yumuşatmak ve anahtar ışığı desteklemek için kullanılan yumuşak ışık kaynağı.
doldurmak
(Alm füllen, Fr remplir, İng fill) Bilgisayrlardaki yazılım programlarında, belirlenen bir alana doku, gradyan, renk ya da renklerin uygulanması.
dolgu
(Alm füllen, Fr remplir, İng fill) Konuyu aydınlatmak ya da başka bir ışık kaynağı veya yansıtıcı tarafından ana ışık sayesinde gölgelerin aydınlatmayla atılması, ana kaynaktan gelen ışığın yayınarak gölgelere girmesi. / Gölgelerin ışıkla aydınlatılmasında veya parlatılmasında kullanılan ışık. / Bir alanın renk ile örtülmesi.
dolgu flaşı
(Alm füllblitz, Fr flash d'appoint, İng fill flash) Ana ışık kaynağına ek olarak, gölgeleri yumuşatmak ya da konuyu aydınlatmak amacıyla kullanılan flaş aydınlatması. Örneğin güneşli bir günde fotoğrafı çekilen kişinin yüzünün bir tarafı ya da tamamı gölgede kalıyorsa, makinedeki flaş “dolgu flaşı” olarak kullanılabilir. Bunun için özel bir işlem uygulanmasına gerek yoktur, sadece flaşın patlatılması yeterlidir. Dolgu flaşı, güneş ışığından daha düşük seviyede olduğu için yumuşak gölgeleri korur.
dolgu menüsü
(İng fill) Vektörel yazılımlarda çizginin çevrelediği alanı dolduran renk, doku, degrade ve transparanlık seçeneklerine bu menüden ulaşılır.
donanım
(Alm hardware, Fr matériel, İng hardware) Bir iş ya da görevin yapılabilmesi için sahip olunan araç-gereç (alet edevat); örneğin fotoğraf makinesi, tarayıcı. Özellikle HDSLR fotoğraf makinesi ile video görüntü yakalamak için tasarlanmış bir destek ve odak sistemidir. DSLR fotoğraf makinesinin ergonomisi video yakalama süreci için tasarlanmadığından, HDSLR donanımı tek amaçlı video kameralarda daha fazla bulunan destek, odaklama ve izleme yeteneklerini sağlar. / Bir bilgisayarda bulunan kasa, merkezi işlem birimi, monitör, fare, klavye, bilgisayar veri depolama, grafik kartı, ses kartı, hoparlörler ve anakart gibi fiziksel birimler. Kameralarda, depolama ortamları ya da yazılımlar dışındaki birleştirici parçalar.
donanım kalibrasyonu
(Alm hardwarekalibrierung, Fr calibrage du matériel, İng hardware calibration) Renkölçerler, densitometre (yoğunlukölçer)'ler ve spektrometre (spektrumölçer)'ler gibi özel ekipmanlar kullanılarak sayısal fotoğraf makinesi, tarayıcı, yazıcı veya monitörün kalibre edilmesi yöntemidir.
donatı
(Alm ausrüstung, Fr équipement, İng equipment, outfit) Donatmaya yarayan şeyler; teçhizat, ekipman.
döndürme aracı
(Alm drehen, Fr tourner, İng rotate) Seçilen bir şeklin ya da çizimin döndürülmesini sağlayan araç.
dönen prizmalı fotoğraf makinesi
(Alm rotierende prismenkamera, Fr caméra à prisme rotatif, İng rotating prism camera) 180º ve üzeri bir perspektifi görüntüleyebilen, bir fotoğraf makinesi mercek sistemi sabit dururken bir çift güvercin prizmasının döndüğü bir tür panoramik fotoğraf makinesi.
döner arkalık
(Alm zurückdrehend, Fr tournant en arrière, İng revolving back) Fotoğraf makinelerinde, optik eksen çevresinde dönebilen film taşıyıcı ya da sayısal arkalık.
döner çok açılı objektif
(Alm drehbares mehrwinkelobjektiv, Fr objectif multi-angle rotatif, İng rotating multi-angle lens) Çok sayıda yaratıcı çekim açısına izin verdiğinden, kullanıcının kendi fotoğrafını (özçekim) ve zor fotoğrafları çekmeyi kolaylaştırmaktadır.
döner diyafram
(Alm rotierende membran, Fr diaphragme tournant, İng revolving diaphragm) Üzerinde çeşitli açıklıklarda delikleri bulunan, dönme sırasında bu deliklerden belirlenenin objektif önünden geçmesiyle pozlama yapan obtüratör.
döner fotoğraf makinesi
(Alm revolverkamera, Fr caméra-revolver, İng revolver camera) Tabanca obtüratör ilkesi ile çalışan bir fotoğraf makinesi.
döner kafa
(Alm pfanne, Fr poêle, İng pan) Döner veya top kafaya sahip olmayan bir tripod (üçayak) ya da monopod (tekayak) ile yalnızca yatay formatta fotoğraf çekilebilir. Döner kafa sayesinde, fotoğraf makinesi değişik yönlerde çevrilerek tam bir çekim kontrolü sağlanır. bkz tekayak. bkz üçayak.
donmak
(Alm einfrieren, Fr geler, İng freeze) Bir bilgisayar sisteminde klavye, fare ve benzerinden gelen komutların reddedilmesine neden olan bozulma.
donuk
(Alm undurchsichtig, Fr opaque, İng opaque) Parlaklığı olmayan, donuk renkli, mat. bkz opak.
donukluk
(Alm verschleierung, Fr voilage, İng veiling) Negatifler ve baskılarda görüntünün bir bölümünü ya da tamamını kaplayan bulanıklık düzeyi. / Optik bileşenlerin içindeki ışık yansımaları. Bulanıklığa, kontrast kaybına ve yoğunluk yükselmesine neden olur.
dönüşebilir işlem
(Alm umkehrbare transaktion, Fr transaction réversible, İng reversible transaction) Pozitif görüntü oluşturmak amacıyla yapılan pozlandırma işlemine verilen ad. Normal negatif görüntüyü oluşturmak için geliştirerek bu görüntü ağartılır. Aside olmuş potasyum bikromat eriyiğinde kalan gümüş bromürü gelişebilir duruma getirmek için beyaz ışık ile ara pozlandırma yapılır. Kalan görüntüyü karartmak için; ikinci kez geliştirilerek pozitif oluşturulur. Böylelikle kalan görüntü karartılmış olur. Gelişmemiş gümüş bromürü ortadan kaldırmak için de saptama banyosu uygulanır. Çok tabanlı renkli dönüşebilir malzemelerde ise; bir renk geliştiricisi karartan geliştirici yerine kullanılır, pozitif gümüş görüntü ağartılır ve saptanarak boyalardan oluşan bir görüntü elde edilir.
dönüşebilir malzeme
(Alm wandelbares material, Fr matériau transformable, İng transformable material) Fotoğraf makinesinde pozlandırılmış film üzerinde pozitif görüntülerin oluşumu için tasarlanmış fotoğrafik malzeme.
dönüşgözler
(Alm blitz, Fr stroboscope, İng strobe) Flaşın, daha hızlı ya da daha yavaş tekrarlandığı bir tür elektronik flaş; stroboskop. Dönen ya da salınan nesneleri duruyormuş gibi gösterir.
dönüştürücü
(Alm konverter, Fr convertisseur, İng converter > Tr konvertör) Objektifle fotoğraf makinesi arasına takılan ve objektifin odak uzunluğunun artırılması amacıyla kullanılan araç; konvertör. Bu araçlar odak uzunluğunu üzerlerinde yazılı değerlere göre iki ya da üç misli gibi değerlere yükseltirler. Bu arada görüntü kalitesinde kayba da neden olurlar.
dönüşümlü malzeme
(Alm umkehrmaterial, Fr matériau d'inversion, İng reversal material) Çekimden sonra geçirdiği kimyasal aşamalar sonucunda doğrudan doğruya gerçekteki renk ve tonlara uygun görüntü veren malzeme.
dördüncü kural kosinüsü
(Alm kosinusgesetz der beleuchtung, Fr loi du cosinus de l'illumination, İng cosine law of illumination) Optik eksenden uzaktaki bir görüntünün parlaklığı, odak düzlemine yaptığı dik açının dördüncü güç kosinüsüne orantılı bir oranda düşer.
dört hızlı sürücü
(Alm quad-speed-antrieb, Fr entraînement à quatre vitesses, İng quad-speed drive) 600 kb'ta veriyi aktaran CD-ROM sürücüsü türü. Bilinen standartlardan dört kat daha fazladır. Hız, veri aktarma oranını ifade eder. bkz erişim süresi.
dört katmanlı film
(Alm vierschichtiger film, Fr film à quatre couches, İng four layer film) Dört katmanlı fotoğraf filmi, renkli fotoğrafçılıkta doğal renkleri (özellikle kırmızı tonlarını) daha doğru ve canlı yansıtmak amacıyla tasarlanmış, standart üç katmana ek olarak dördüncü bir renk duyarlılık katmanı (genellikle ek bir kırmızı veya renk geliştirici katman) içeren özel bir film türüdür. Bu yapı, tungsten veya karmaşık ışık koşullarında renk sapmalarını azaltır. Standart kırmızı, yeşil ve mavi (RGB) katmanlara ek olarak, özellikle cilt tonları ve kırmızı renkler için daha yüksek renk doygunluğu ve tutarlılık sağlar. Işık koşullarındaki farklılıklara daha iyi uyum sağlayarak, gölge ve parlak alanlarda daha detaylı sonuçlar verir. Bazı özel efektli veya "deneysel" 35 mm filmler, farklı renk sanrıları veya nostaljik görünümler yaratmak için ekstra katmanlar kullanabilir. Bu filmler, genellikle profesyonel çekimlerde veya stüdyo aydınlatmalarında renk doğruluğunun kritik olduğu durumlarda tercih edilir.
dört renk
(Alm vierfarbig, Fr quadrichromie, İng four-color) Baskı işleminde, renk yelpazesine benzerlik sağlamak amacıyla siyan, macenta, sarı ve siyah renkli dört çeşit mürekkep kullanarak baskı yapma işlemi.
dörtton
(Alm quadton, Fr quadton, İng quadtone) Tonal dizgeyi artırmak amacıyla dört çeşit mürekkep kullanarak yapılan fotomekanik baskı işlemi. / Her birinin ayrı çoğaltım eğrisi olan dört çeşit mürekkeple görüntü baskısı sağlayan görüntü işleme yazılımıyla çalışma modu.
doruğa ulaştırma
(Alm höhepunkt, Fr culminant, İng peaking) Bir ayrıntının sınırlarındaki yoğunluk farkını abartarak kenarı geliştirme. bkz USM.
doruk
(Alm gipfel, Fr culminer, İng peak) Çıktı olarak, yoğunluğun en yüksek olduğu durum. Flaş ampulünün en yüksek olduğu durumda , fotoğraf makinesi örtücü sisteminin tam açık olması durumu. / Gecikme olarak, flaş ampulünün başlama ve en yüksek yoğunluğa ulaşması durumu arasındaki süre. / Dalga boyu olarak, bir ışınım kaynağının en yüksek güçte ışınım durumu.
dosya
(Alm datei, Fr déposer, İng file) Bilgisayar ortamında, program, veri, metin, görüntü vb bilgilerin bir düzen içinde saklanmasını sağlayan, tek anlamlı bir isimle ulaşılabilen, birbiriyle ilişkili bilgiler topluluğu birimi.
dosya aktarım iletişim kuralı
(Alm dateiübertragungsprotokoll, Fr protocole de transfert de fichiers, İng file transfer protocol - ftp) bkz ftp.
dosya boyutu
(Alm dateigröße, Fr taille du fichier, İng file size) Dosyanın disk üzerinde kapladığı alan miktarı.
dosya formatı
(Alm dateiformat, Fr format de fichier, İng file format) Bilgisayarda, verilerin saklanma, arşivlenme ya da iletilmesi için kodlanmış olan bir yazılım programının veriyi depolama biçimi. TIFF, jpg/jpeg, gif, bmp görüntü dosya formatlarından birkaçıdır. Ses veya video görüntülerinin de kendilerine göre dosya formatları vardır. / Bir görüntünün sayısal fotoğraf makinesinin belleğine kaydedilme şekli. JPEG, TIFF ve raw (DNG veya diğer özel dosya formatları) sayısal fotoğraf makinelerinde bulunan en yaygın dosya formatlarıdır.
dosya niteliği
(Alm dateiattribut, Fr attribut de fichier, İng file atribute) Bilgisayarda dosyaların bilgi diziniyle ilgili tutulan kod. Bu kod ilgili dosyanın; sistem taraından gizli, kullanılabilir ya da kilitli, sadece okunabilir olup olmadığını gösterir.
dosya sıkıştırma
(Alm dateikomprimierung, Fr compression de fichiers, İng file compression) Bilgisayarda, verilerin yeniden düzenlenmesiyle bir sayısal ya dabilgisayar dosyasının boyutundaki küçültme.
dosya yapılandırma
(Alm dateistrukturierung, Fr structuration des fichiers, İng file structuring) Bir dosyanın, bir grup kayda belirli bir dosya organizasyonu ve altyapısının uygulanması ile oluşan mantıksal şekli.
Dove prizma
(Alm taubenprisma, rotationsprisma, Fr prisme de colombe, prisme de rotation, İng Dove prism, rotation prism) Prusyalı bir fizikçi ve meteorolog Heinrich Wilhelm Dove tarafından icat edilen, bir görüntüyü döndüren fakat fotoğraflardan göze gelen ışının yolunu saptırmayan ve konumunu değiştirmeyen prizma; döndürme prizması, rotasyon prizması.
doygunluk
(Alm sättigung, Fr saturation, İng saturation) Fotoğrafik bir görüntüdeki renklerin derinliğidir. Bir renkteki beyaz eksikliğinin derecesi, rengin saflık derecesi; doyma, satürasyon. Beyaz ışığın bir renk üzerine düşen tonlanma derecesini ifade eder. Bir renk beyazdan ne kadar uzaksa o denli doymuştur, doygundur. Derin renk seviyelerine sahip fotoğraflar doygun olarak tanımlanır. Daha açık doygunluk seviyesine sahip bir fotoğraf, soluk renk paletine sahip olarak tanımlanır. Örneğin bir renk yüzde yüz doygunlaşmışsa hiç beyaz ışık içermediği söylenebilir. Canlı ve parlak renklerin doyma (doygunluk) derecesi yüksektir. Tümüyle doygun olmayan renkli bir fotoğraf monoton olur -ya da siyah-beyaz-. bkz HSB.
doygunluk filtresi
(İng saturation) Bir rengin az ya da çok pigment ile doygun olup olmaması saturation (doygunluk) ayarlarını değiştirerek belirlenebilir (Adobe Photoshop > Image > Adjustment > Hue/Saturation).
doyma
(Alm sättigung, Fr saturation, İng saturation) bkz doygunluk.
DPI / dpi
(Alm punkte pro zoll, Fr points par pouce, İng Dots Per Inch - DPI) Yazıcı ve ekranlarda görüntü çözünürlük ölçüsü; inç karedeki nokta sayısı. Bu ölçüm daha çok ekran teknolojisi ya da sayısal baskı sistemlerinde kullanılmaktadır. İnç (uzunluk ölçüsü = 2.54 cm) başına düşen nokta sayısı olarak bilinir. İnç başına düşen nokta ne kadar fazlaysa çözünürlük o kadar yüksek olur. Örneğin çözünürlüğü 600x600 dpi olan bir görüntü ya da bir tarayıcı tarafından taranan bir doküman, eni ve boyu her inç için 600 nokta ile taranmış veya baskı yapılmış anlamına gelmektedir. 400 dpi'nin milimetrik karşılığı 1 mm'de 15.7 noktadır. Örneğin boyu 500 mm, eni 300 mm olan bir fotoğraf tarayıcı ile tarandığında; tarama yoğunluğu enine 500x15.7=7850 nokta, boyuna 300x15.7=4710 noktadır. Buna göre bu boyuttaki taramada toplam nokta sayısı 7850x4710=36 973 500 noktadır. Lazer yazıcıların çoğu 300 dpi, ekranların çoğu 72 dpi, inkjet yazıcılar 1200-2400 dpi çözünürlüğe sahiptir. Bu ölçüm daha çok ekran teknolojisi ya da sayısal baskı sistemlerinde kullanılmaktadır ve makinedeki fotoğraf kalitesini etkilemez. Monitör çözünürlüğü tanımlanırken aynı zamanda ppi (İng piksel per inch) olarak da adlandırılır. PPI/DPI ne kadar yüksekse, ortaya çıkan görüntünün çözünürlüğü o kadar yüksek olur. Bilgisayar ekranında yaşam boyutuna kadar büyütmelerle görüntüleri izlemek için sadece 72 dpi yeterlidir. Ofset baskı için, görüntü istenen baskı boyutunda 300 dpi'ye, mürekkep jetli baskılarda ise istenen baskı boyutunda 180 ila 360 dpi arasında –tercihen 3'e bölünebilir– bir sayı ile ayarlanmalıdır. DPI ayarları 400'ün üzerinde olursa, InjJet çıkışının kalitesini düşürebilir. / Bilgisayar farelerinde (İng Mouse DPI), farenin duyarlılığını belirler. Fare fiziksel olarak 1 inç (2.54 cm) hareket ettiğinde, ekrandaki imlecin kaç piksel ilerleyeceğini gösterir. Örneğin 800 DPI bir fare, 1 inçlik harekette ekranda 800 piksel kayar. Yüksek DPI hızlı imleç hareketi sağlarken, düşük DPI özellikle FPS oyunlarında hassas nişan alma kolaylığı sunar.
DPOF
(Alm digitales druckauftragsformat, Fr format de commande d'impression numérique, İng Digital Pint Order Format - DPOF) Arada bir bilgisayar olmaksızın bir sayısal fotoğraf makinesinin, yine DPOF destekleyen bir yazıcıya doğrudan bağlanarak çekilen fotoğrafların nasıl basılacağını belirleyen bir düzenlemedir. Birçok sayısal makinede bu özellik vardır. DPOF uyumlu fotoğraf makineleri, sayısal baskılar için sipariş verisi oluşturabilirler. Kullanıcı, her fotoğrafın kaç tane basılacağını belirleyebilir. Fotoğraf tarihi de basılabilir. DPOF ile, her fotoğrafın küçük halini içeren bir dizin baskısı da istenebilir. bkz dijital baskı sipariş formatı. bkz sayısal baskı sipariş dosyası.
DR
(Alm dynamik bereich, Fr plage dynamique, İng Dynamic Range - DR) bkz dinamik aralık.
DRI
(Alm erhöhung des dynamik bereichs, Fr augmentation de la plage dynamique, İng Dynamic Range Increase - DRI) Fotoğraftaki ışık patlamalarını engellemek için kullanılan, farklı pozlama süreleriyle çekilen fotoğrafların birleştirilmesi tekniği; dinamik aralık artışı. Örneğin 5, 10, 20, 25 ve 30 s gibi farklı pozlama sürelerinde çekilen 4 görüntünün birleştirilmesi bir DRI işlemidir. Böylece görüntüde uzun pozlamada ortaya çıkan patlamaların önüne geçilmiş olur. bkz dinamik aralık artışı.
drone
(Alm drohne, Fr drone, İng drone) Drone, içinde insan bulunmayan, uzaktan kumanda veya otonom yazılımlarla kontrol edilebilen İnsansız Hava Araçlarına (İHA) verilen genel ad; "uçangöz", "arıgözü", "uçarçeker" ve "uçan kamera/fotoğraf makinesi”. Genellikle vızıltıya benzeyen sesi nedeniyle "erkek arı" anlamına gelen İngilizce kelimeden türemiştir. Fotoğrafçılık, tarım, askeri gözetim ve hobi amaçlı kullanılırlar. İçinde pilot olmayan, havadan görüntü/ses kaydı yapabilen veya taşıma işlevi gören hava aracıdır. Yerleşik algılayıcılar, GPS ve motorlar sayesinde kumanda ile veya otomatik uçuş planıyla hareket ederler. Havadan fotoğraf/film çekimi, tarımsal ilaçlama, arama-kurtarma, güvenlik, kargo taşımacılığı ve hobi/eğlence amacıyla kullanılır. Pervane sayısına göre kuadrokopter (4 pervaneli) en yaygın olanıdır. Ayrıca sabit kanatlı modelleri de vardır. Türkçe Karşılığı: Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından önerilen karşılıklar arasında "uçangöz", "arıgözü", "uçarçeker" ve "uçan kamera" yer almaktadır. Drone'lar, hafif kompozit malzemelerden üretildikleri için hızlı hareket edebilir ve yüksek irtifalara çıkabilirler. Kullanımları yasal düzenlemelere tabi olup, belirli alanlarda uçuş izni gerektirebilir. Türkiye'de drone kullanımı, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) tarafından belirlenen kurallara ve ayrılmış hava sahalarına tabidir. bkz drone ehliyeti. bkz drone fotoğrafçılığı. bkz İHA.
drone ehliyeti
Türkiye'de 500 gram üzerindeki dronelar için Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) onayı ve ehliyet zorunludur. Hobi amaçlı küçük cihazlar kayıt gerektirmese de, ticari veya İHA-0/İHA-1 sınıfı cihazlar için iha.shgm.gov.tr üzerinden kayıt ve yetkili kurumlardan eğitim/ehliyet alınmalıdır. 500 gram ve üzeri tüm dronelar (İHA) için ehliyet (İHA Pilot Sertifikası, Ticari İHA Pilotu Belgesi, İHA0/İHA1/İHA2 Sertifikası) ve kayıt zorunludur. İHA-0 (25 kg altı), genellikle hobi ve hafif ticari uçuşlar için uygundur. İHA-1 (25 kg altı), ticari amaçlı, daha kapsamlı uçuşlar için gereklidir. İHA-2 ve İHA-3, 25 kg ve üzeri profesyonel, ağır sanayi droneları için gerekir. İHA-0 ve İHA-1 ehliyetleri, SHGM tarafından yetkilendirilmiş uçuş okulları veya eğitim kurumlarından alınan teorik ve pratik eğitimlerle kazanılır. iha.shgm.gov.tr üzerinden pilot kaydı yapılmalı ve ehliyet sisteme yüklenmelidir. Amatör kullanıcılar için Droneturk gibi kaynaklar üzerinden ücretsiz sportif pilot sertifikası başvurusu yapılabilir. Havaalanları, askeri bölgeler ve kalabalık alanlar yasaklı bölgeler kapsamındadır. 500 gram altı olsa bile, tehlike arz edebilecek uçuşlar veya izinsiz görüntü kaydı yasal sorumluluk doğurur. Ticari Çekimler, düğün, reklam, sinema, tanıtım filmi ve fotoğraf çekimi yapmak (İHA-0 veya İHA-1 sertifikası ile); haritalama ve inceleme; arazi ölçümü, enerji hattı kontrolü, tarımsal faaliyetler (İHA-1 veya İHA-2); hobi uçuşları, 4 kg'dan ağır cihazlarla veya yasaklı olmayan alanlarda, ağırlık sınıfına uygun ehliyetle uçuş kullanım örnekleri (İng Usage Examples)'dir. 500 g altı drone'lar için de SHGM'den (iha.shgm.gov.tr) kayıt ve uçuş izni (FR-19 belgesi) alınması şarttır. bkz drone. bkz drone fotoğrafçılığı. bkz İHA. bkz SHGM.
drone fotoğrafçılığı
(Alm drohnen fotografie, Fr photographie par drone, İng drone photography) Drone fotoğrafçılığı, yüksek çözünürlüklü fotoğraf makineleri ve video kameralarla donatılmış insansız hava araçları (İHA) kullanılarak yerden yüksek noktalardan fotoğraf veya video çekme sanatıdır. Geleneksel yöntemlerle ulaşılamayan kuş bakışı perspektifler sunan bu teknoloji; manzara, mimari, emlak, haritalama ve sinema gibi birçok alanda görsel anlatımı zenginleştirmek için kullanılır. Drone'lar, kullanıcıya havada asılı kalma, hareket etme ve fotoğraf makinesi veya video kamerayı farklı açılara (pan, tilt) döndürme imkanı tanır. Haber ajansları, reklamcılık, tarımsal analizler, arama-kurtarma çalışmaları ve turizm sektörü drone görüntülerini sıkça kullanır. Drone fotoğraf makinesi veya video kameraları da manuel ve otomatik çekim modlarına sahiptir, bu sayede ışık ve kompozisyon ayarlanabilir. Havadan çekim yaparken, ilgi çekici sahneler oluşturmak için "altın kesim/üçler kuralı" ve simetri gibi tekniklerden yararlanılır. Türkiye'de 500 gram üzerindeki dronelar için Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) kaydı ve belirli bölgelerde uçuş izni zorunludur. Başarılı çekimler için rüzgarsız havalar seçilmeli ve güneşin en iyi ışığı verdiği "altın saatler" (gün doğumu/batımı) değerlendirilmelidir. bkz drone fotoğrafçılığı.
Drum Tarayıcılar
(Alm Trommel scanner, Fr Scanners à tambour, İng Drum Scanners) Silindir Yüzeyli-Tamburlu Tarayıcı. Bu tarayıcılarda orijinal hareketli okuyucu göz sabittir. Orijinal silindire sabitleştirilir ve silindir 600-1600 devir arasında dönmeye başlar. Bu tip orijinallerle dia, fazla kalınlığı olmayan opak ve transparan orijinaller kaliteli bir şekilde taranır.Tamburlu tarayıcılar ışığı algılamak için bir CCD yerine genellikle PMT (Photomultiplier Tubes) elektromanyetik spektrumun ultraviyole, görünür ve yakın kızılötesi aralıklarında ışığın son derece hassas dedektörleridir. Bunlar, vakum tüpleri sınıfının, daha spesifik olarak vakum fototüplerinin üyeleri olarak adlandırılan bir foto çoğaltıcı tüp kullanılır. PMT teknolojisinde taranan görüntü bir tambur etrafında dönerken sabit bir kaynak ışığı, foto çoğaltıcı tüpler kullanarak aktarır. Dönen tamburun gelişmiş foto algılayıcıları ve ileri seviye optik donanımı, tamburlu tarayıcıyı parlak ve koyu bölgelere karşı çoğu CCD tarayıcıdan çok daha duyarlı kılar. Servis büroya gelen orijinal dia ise küçük silindire, opak ise büyük silindire takılıp orijinalin ebatı ve istenilen ölçüsü makineye tanıtılır. Orijinalin renk ve ton durumu göz önünde bulundurularak en açık yerinden beyaz ve en koyu yerinden de siyah makineye bildirilir. Makine böylelikle aratonları ve renkleri kendisi otomatik olarak ayarlar. Şayet operatör tatmin olmamış ise kendi renk bilgisi dahilinde renklere müdahele edip orijinalin en iyi şekilde süzümünün gerçekleşmesini sağlar.
DSLR
(Alm digitale spiegel reflex kamera, Fr Reflex numérique mono-objectif, İng Digital Single Lens Reflex - DSLR) Dijital (sayısal) Tek Objektifli Yansıtmalı fotoğraf makinesi. Olası görüntüyü bakaçtan göstermek için ayna kullanan elektronik fotoğraf makinesi. Örtücü açıldığında ayna yukarı kalkar ve görüntü bakaçtaki haliyle duyar kata ulaşır. bkz SLR.
DSP
(Alm digitale signal verarbeitung, Fr traitement du signal numérique, İng Digital Signal Processing - DSP) Sayısal sinyal işlemci. bkz sayısal sinyal işlemci.
düğüm
(Alm knoten, Fr nœud, İng node) Bir ağ ya da internet üzerinden öbürlerine bağlanan bilgisayar. Verinin değiş tokuş yapıldığı nokta. / Hipermetin belgelerinde, herhangi bir yerinden öbür metne bağlı olan kelime (sözcük) ya da ifade.
düğüm düzlemi
(Alm knotenebene, Fr plan nodal, İng nodal plane) Basit bir merceğin optik merkezine karşılık gelen düzlem. / Fotoğraf makinesi ve kamera sistemlerinde, objektifin her iki tarafındaki düğüm noktalarında optik eksene dik olan, objektifin oluşturduğu düzleme yaklaşık olarak paralel olan düzlem.
düğüm noktaları
(Alm knotenpunkte, Fr points nodaux, İng nodal points) Optik sistemde ya da bir mercekte, asal eksen üzerindeki iki nokta; nodal noktaları. Bir ışın, optik ortama bir noktadan girdikten sonra optik ortam içinde yol alıp ikinci bir noktadan çıkar. Birincisine (giriş noktasına) ön düğüm noktası, ikincisine (çıkış noktasına) arka düğüm noktası denir. Işının optik ortama girdiği ilk nokta ile ikinci noktasında, ışık ışınının asal eksene olan açısı aynıdır. Nesne (cisim) uzaklığı, ön düğüm noktasından, görüntü uzaklığı ise arka düğüm noktasından hesaplanır. bkz nodal noktaları.
düğüm noktası
(Alm knotenpunkt, Fr point nodal, İng nodal point, node) Bir mercek ya da mercekler sisteminin optik ekseni üzerinde bulunan ve biri cisim tarafında diğeri görüntü tarafında bulunan, ön odak ve arka odak noktaları olarak da adlandırılan tanımlı noktalar; düğüm, nodal nokta, mercek düğüm noktası, mercek asal (esas) noktası veya mercek nodal noktası. Merceklerde, ikinci noktadan çıkan ışın birinci noktaya paralel olarak düşer. Birinci düğüm noktası ayrıca ön düğüm noktası, ön nodal nokta, düşme düğüm noktası ya da düşüşün düğüm noktası olarak; ikinci düğüm noktası ise arka düğüm noktası, arka nodal nokta, çıkış düğüm noktası veya çıkışın düğüm noktası olarak da adlandırılır.
düğüm testi
(Alm knotenprüfung, Fr test nodal, İng nodal testing) Merceğin ve oluşturduğu görüntünün temel optik özelliklerinin ölçümü; nodal testi. Bu ölçüm; etkili odak uzunluğu (asal odak noktasına olan uzaklık), geri odak uzunluğu (ikincil odak noktasına olan uzaklık), düğüm noktası ayrımı, T sayısı ve çok önemli olan mercek sapmalarını kapsar.
düğün fotoğrafçılığı
(Alm hochzeits fotografie, Fr photographie de mariage, İng wedding photography) Düğün fotoğrafçılığı, çiftlerin evlilik hazırlıkları, nikah, düğün töreni ve eğlence anlarını belgeleyen, profesyonelce kayıt altına alma sanatıdır. Hazırlık, dış çekim, nikah ve eğlence gibi süreci kapsayan bu çekimler, gelin ve damadın özel gününü ölümsüzleştiren, pozlu (geleneksel) veya belgesel (doğal) tarzda yapılabilecek bir sektördür. Çiftin düğün günü yaşanan tüm önemli anlarını; hazırlık aşamaları, gelin alma, nikah töreni ve düğün eğlencesi gibi anların fotoğraflanmasını içerir. Geleneksel tarzda; pozlu, kurgusal ve stüdyo/dış mekan odaklı çekimlerdir. Belgesel/hikaye tarzında; Düğün gününün akışını müdahale etmeden, doğal anları yakalayarak anlatan, modern yaklaşımdır. Amaç, çiftlerin en mutlu günlerini, yıllar sonra hatırlayacakları şekilde ölümsüzleştirmek ve bir hikaye oluşturmaktır. Düğün günü çekimlerinin yanı sıra, düğün öncesi "İng save the date" veya düğün sonrası " İng trash the dress" çekimlerini de kapsayabilir. Düğün fotoğrafçılığı, eylemin tekrarı ol(a)mayacağı için amatörlere bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir.
dünya çapında ağ
(Alm world wide web, weltweites netz, Fr world wide web, İng world wide web - www) bkz www.
durak
(Alm stoppen, Fr arrêt, İng stop) Pozlamada birim ya da aşama değişikliği yeri. Fotoğraf çekerken bir durak, pozlamanın iki katına çıkması ya da yarıya indirilmesidir. Örneğin pozlamanın 1 durak artırılması demek, öncekine göre 2 kat fazla ışık vermek demektir. Pozlamayı kontrol ederken 3 farklı katsayı yoluyla durak düzenlenebilir; diyafram, örtücü ve ISO durakları. Örneğin diyafram f4, örtücü 1/100 ve ISO 100 olduğunda; sadece ISO 200 olarak artırıldığında, pozlama 1 durak artırılmış olur. bkz diyafram değeri, basamak.
dürbün
(Far dürbin, Alm fernglas, Fr binoculaire, İng binocular) Uzaktaki cisimlerin görüntülerini büyütmeye veya yaklaştırmaya yarayan, objektif ve oküler adlı iki mercekten oluşan optik alet; bakaç. İki teleskobun birlikte ve yan yana yer aldığı optik araçtır. İki gözle birlikte kullanılmasıyla göze büyütülmüş ve steroskopik görüntü sağlar.
durdurma banyosu
(Alm stoppen sie das bad, Fr arrêter le bain, İng stop bath) Geliştirme banyosunda uygun görüntü yoğunluğuna ulaşıldığında filmdeki ya da baskı kartındaki kimyasal işlemi durdurmak ve geliştirme banyosunun film ya da kağıt aracılığıyla saptama banyosuna taşınıp bu banyonun kimyasal bileşimini bozmasını önlemek için kullanılan kimyasal solüsyon.
durdurmak
(Alm töten, Fr tuer, İng kill) Bir fotoğraf, resim, öykü ya da başka bir malzemeyi yayımlandıktan ya da basmaktan tamamen vazgeçmek.
dürtmek
(Alm schubs, Fr coup de coude, İng nudge) Grafik ögeleri ya da görüntüyü küçük uzaklıklarda hareket ettirmek. / İnternet ortamında mesajlaşmada birine kışkırtıcı söz söylemek veya tahrik etmek için kullanılan bir yöntem.
duruş
(Alm pose, Fr pose, İng pose, posture) Resim, fotoğraf ve heykelde canlı modelin duruşu; poz Fotoğrafçılıkta insan vücudunun duruş biçimi veya fotoğraf çekilirken belirli bir durum almak; poz vermek. / (Alm belichtung, Fr exposition, pose, İng exposure) Fotoğraf çekilirken fotoğraf makinesinin örtücüsünün açılıp kapanması.
düşen ışık
(Alm einfallendes licht, Fr lumière incidente, İng incident light) Herhangi bir ışık kaynağından herhangi bir cisme düşen ışık. Cismin yüzeyinden yansıyan ışık, düşen ışık değildir. bkz gelen ışık.
düşen ışıkölçer
(Alm einfallendes lichtmessgerät, Fr photomètre incident, İng incident light-meter) Fotoğrafı çekilecek cisim üzerine düşen ışığı ölçmek için kullanılan, ışığa karşı duyarlı "göz"ünün üzerinde beyaz renkli küresel bir parça bulunan ışıkölçer türü. bkz gelen ışıkölçer.
düşen ışıkölçümü
(Alm messung bei einfallendem licht, Fr lecture de lumière incidente, İng incident light metry, incident light measurement) Herhangi bir cisim üzerine herhangi bir ışık kaynağından düşen ışığın, bir düşen ışıkölçer yardımıyla ölçülmesi. Düşen ışıkölçer konudan ışık kaynağına doğru yöneltilir.
düşey çevrinme
(Alm neigung, Fr inclinaison, İng tilt) Fotoğraf makinesi veya kameranın yatay eksen çevresinde, aşağı ya da yukarıya doğru hareket etmesi. bkz salınım.
düşey fotoğraf
(Alm vertikale fotografie, Fr photographie verticale, İng vertical photography) Çekim ekseni yaklaşık 3 derece içerisinde düşey (ayak ucu) doğrultusunda olan fotoğraf veya çekim; ayakucu fotoğrafı. / Hava fotoğrafçılığında, çekilen sonuç fotoğrafın yaklaşık yatay düzlemde veya yatay düzleme paralel olduğu, fotoğraf makinesi ekseninin mümkün olduğu kadar gerçek düşey konuma yakın olduğu durumda çekilen hava fotoğrafı; normal hava fotoğrafı çekim durumu.
düşey kadraj
(Alm vertikaler rahmen, Fr cadrage vertical, İng vertical framing) Düşey kadraj, fotoğraf makinesinin veya video kameranın dik bir şekilde tutularak, görüntünün yüksekliğinin genişliğinden daha fazla olacak şekilde çerçevelenmesi tekniği; dikey çerçeveleme. bkz dikey çerçeveleme.
düşey paralaks
(Alm vertikale parallaxe, Fr parallaxe verticale, İng vertical parallax) Aynı bir cismin iki göz yuvarlağı üzerindeki görüntüsünün konum ve yükseklik bakımından farklı yerlerde meydana gelmesi sonucu, görüntülerin birbirine göre düşey yönde farklılığa sahip olması ile oluşan ve stereoskopik görüşü bozan, bozucu etki yapan ve giderilmesi gereken paralaks. Üç boyutlu görmede, aynı bir cisim noktasının her iki gözün ağ tabakasında göz bazına dik düzlem boyunca ortaya çıkan konum farkı.
düşme süresi
(Alm herbstzeit, Fr temps d'automne, İng fall time) Bir ışık dedektörü sinyalinin % 90'dan, % 10'a düşmesi sırasındaki zaman aralığı.
düşük enstantane
(Alm unentdeckt, Fr sous-exposition, İng undrexposure) Pozlanma süresi saniyenin 25'te biri ya da daha kısa olan hızla bir hareketi çekme yöntemi ve bu yöntemle çekilen fotoğraf. bkz düşük pozlama.
düşük geçiş filtresi
(Alm tiefpassfilter, Fr filtre passe-bas, İng low-pass filter) Düşük frekanslı veriyi geçiren ve daha yüksek frekanslı verinin geçişini engelleyen optik filtre ya da yazılım; alçak geçiş filtresi, tiz kesim filtresi. Seçilen kesme frekansından daha düşük frekansa sahip sinyalleri geçiren ve kesme frekansından daha yüksek frekanslara sahip sinyalleri zayıflatan bir filtredir. Filtrenin tam frekans tepkisi, filtrenin tasarımına bağlıdır Optik türü, portre çekimlerinde yumuşak geçişler sağlamak amacıyla kullanılan yumuşatıcı filtrelerdir. Yazılım türü, komşu piksellerin değerlerindeki farklılıkları düzelterek gürültüyü azaltmak amacıyla kullanılır. Sayısal görüntüleme ile kullanılan alçak geçirici filtreler, aliasing ve moiré'yi bastırmak için birçok sayısal akgılayıcıya entegre edilmiştir. bkz evrişim. bkz tram kırımı.
düşük ışık fotoğrafı
(Alm zurückhaltendes foto, Fr photographie discrète, İng low key photograph) Genellikle derin duygusal bir hava yaratmayı hedefleyen bir fotoğrafçılık tekniği; siyahta siyahı çekmek. Bu teknik, karanlık ve aydınlık alanların ustaca bir şekilde dengelendiği ve izleyiciyi derin düşüncelere yönelten bir sanat biçimidir. Bu fotoğraflar, genellikle tek bir ışık kaynağı kullanılarak düşük ışık koşullarında çekilir ve sahnenin belirli kısımları vurgulanarak dikkat çekici bir kompozisyon oluşturulur. Bu sayede izleyicide gizem, melankoli ve dram gibi duyguları çağrıştırır. Key'de baskı sırasında eksik pozlama yapılması ve sert kart kullanılması gerektiği teknik bir ayrıntıdır. bkz yüksek ışık fotoğrafı.
düşük pozlama
(Alm unterbelichtung, unentdeckt, Fr sous-exposition, İng underexposure) Fotoğrafı çekilen sahnenin pozlamasının olduğundan az yapılması; eksik pozlama. Fotoğraf çekerken çok az ışık kaydedilmesinin sonucu koyu bir görüntü ortaya çıkar. Bu durum görüntünün karanlık çıkmasına yani hatalı pozlama sonucunu doğurur. Bunun nedeni CCD'ye yeterli ışık akısının gidememesidir. Sayısal görüntülemede, görüntü düzenleme yazılımı kullanılarak düşük pozlama, görüntünün ne kadar az pozlandığına bağlı olarak belli bir ölçüde düzeltilebilir. Ham dosyalar, düşük pozlamayı düzeltmede JPEG ve TIFF'lere göre daha fazla özgürlük sunar. bkz düşük enstantane.
düşünülmüş örnekleme
(Alm downsampling, Fr sous-échantillonnage, İng down-samping) İkileşlemli bir görüntünün çözünürlüğü düşürüldüğünde dosya boyutundaki küçülme.
duvar resmi filtresi
(İng fresco) Adobe Photoshop artistic (sanatsal) filtrelerinin altında bulunur ve kaba fırça darbeleri ile resimsel bir etki yaratır (Filter > Artistic > Fresco).
duyar kat
(Alm emulsion, Fr émulsion, İng emulsion) Fotoğraf film ve kağıtlarında, görüntünün oluşturulabilmesi için kullanılan ve gümüş tuzlarından oluşan, ışığa karşı duyarlı katman. / Objektiften geçen ışığın görüntü oluşturmak üzere üzerine düştüğü ışığa karşı duyarlı film ya da algılayıcı yüzeyi.
duyar kat hızı
(Alm emulsions geschwindigkeit, Fr vitesse d'émulsion, İng emulsion speed) Duyar katın ışığa karşı olan duyarlılığı. Filmlerde ASA (ISO) ve DIN ve ISO; algılayıcılarda ise ISO değerleriyle belirlenir.
duyar kat numarası
(Alm Emulsions nummer, Fr numéro d'émulsion, İng emulsion number) Bir filmin üretim numarasını gösteren ya da üretildiği grubu tanımlayan kod sistemi. Filmlerin duyar kat hızı, zıtlık ve renk dengesi açısından uyumlu olması için filmlerin aynı duyar kat numarasını izlemesi gerekir.
Duyar kat Seri Numarası
(Alm seriennummer der empfindlichkeits schicht, Fr numéro de série de la couche de sensibilité, İng Sensitivity Layer Serial Number) Fotoğraf filminde bir seride üretilen duyar katı belirlemek için ambalajın üzerine yazılan seri numarası.
duyar kat taşıyıcıları
(Alm empfindliche bodenträger, Fr supports de sol sensibles, İng sensitive floor carriers) Üzerine fotoğrafik duyar katın kaplandığı cam, plastik ya da kağıt taban.
duyar katın çatlaması
(Alm rissbildung in der empfindlichen schicht, Fr fissuration de la couche sensible, İng cracking of the sensitive layer) Genellikle eriyiklerin sıcaklık farklılıkları nedeniyle fotoğrafik malzemenin duyar kat yüzeyinin buruşukluğudur. Çatlamadan dolayı ağ benzeri bir doku oluşur.
duyar katın olgunlaşması
(Alm reifung der empfindlichen schicht, Fr maturation de la couche sensible, İng maturation of the sensitive layer) Duyar katın hazırlanmasında bir evre. Jelatin çözeltisi içerisindeki gümüş halejenürlerin çöktürülmesi sırasında oluşan gümüş halojenür kristal çekirdeklerinin büyümesi için yapılan işlem; Ostwald olgunlaşması.
duyarlık
(Alm empfindlichkeit, Fr sensibilite, İng speed, sensitivity) Bir sistemin, bir uyarıcıya tepki verme yeteneğinin ölçümü. / Bir fotoğrafik duyar katın; filmlerde emülsiyonun ışıktan etkilenme, ışık etkisiyle gizli görüntü oluşturma yeteneği; duyarlılık, ışık duyarlılığı. Filmlerde duyar katın (emülsiyon'un) ışığa karşı duyarlılığını belirleyen ve ASA (ISO)/DIN/BSI/GOST gibi birimlerle ifade edilen özellik. Filmlerde, duyarlık ne denli yüksekse, ışığa duyarlı gümüş tuzları o kadar çoktur. Sayısal fotoğraf makinelerinde duyar katın (algılayıcının) ışıktan etkilenme yeteneği, ışığa karşı olan hassasiyet derecesi. Bir fotoğrafın, mevcut olan ortam ışığında, ne kadar aydınlık veya karanlık olacağını belirler. Sayısal fotoğraf makinelerinde fazla duyarlılık çok kumlanmaya, düşük duyarlılık ise daha az kumlanmaya neden olur. ISO birimi ile ifade edilir. / Bilgisayarda fare ve grafik tablet gibi işaretleme aygıtlarında, aygıtın hareketine karşı imlecin ne kadar hareket ettiği.
duyarlık artırma
(Alm überempfindlichkeit, Fr hypersensibilisation, İng hypersensitizing) Işığa karşı duyarlı yüzeylerin çekimden önce ışık duyarlılıklarını artırma işlemi. Bu yöntemle yaklaşık % 50'lik bir duyarlık artışı sağlanabilir. Bunun için kullanılması gereken formül; 0.880 amonyak > 3 ml; saf alkol > 24 ml, su > 1 litre. Film bu eriyiğe mutlaka karanlıkta batırılmalı, süzüldükten sonra hızla kurutulmalıdır. Duyarlığı artırılan film mümkün olan en kısa zamanda kullanılmalıdır.
duyarlık ölçüm eğrisi
(Alm kennlinie, Fr courbe caractéristique, İng characteristic curve) bkz karakteristik eğri.
duyarlık ölçümü
(Alm sensitometrie, Fr sensitométrie, İng sensitometry) Filmin ışığa gösterdiği tepkinin incelenmesi. bkz karakteristik eğri.
duyarlıkölçer
(Alm sensitometer, Fr sensitomètre, İng sensitometer) Işığa duyarlı malzemenin niteliğini incelemek amacıyla kullanılan aygıt.
duyum
(Alm sensation, Fr sensation, İng sensation) Dıştan gelen uyarıların görme, işitme, tatma, dokunma gibi duyu organları tarafından alınarak duyum sinirleri yoluyla beyne iletilmesi.
düz
(Alm wohnung, Fr plat, İng flat) Düz ton, düz kontrast; sadece gri tonları içeren düşük kontrastlı negatif ya da baskı. / Düz ışık; düşük kontrast oluşturmak için yapılan aydınlatma. Düz aydınlatmada, konunun en aydınlık ve en karanlık alanları arasındaki geçiş yumuşaktır. / Düz alan; optik düzleminde düşük bir alan sapma sunan optik sistem. Agrandisör ve makroçekim objektifleri bu niteliktedir. / Düz film; bir film optik sistemdeki film penceresinde netlik sağlayacak şekilde kıvrılmadan ve eğilmeden durması durumu. Düz ortam; genellikle yatay durumda, eğik ve dik olmayan bir yüzey anlamına gelir. Bu terim, genellikle yapı, mimari veya iç mekanlar gibi alanlarda kullanılır. Düz ortam, kıvrımlı olmayan, doğru ve stabil bir yapıya sahip olup genellikle seçimsiz ve süssüz bir görünüm sunar. / Düz dosya veri tabanı; herhangi bir veri tabanının benzeri yapıdaki bilgileri düzenlemesi. Düz yapı; sergileme için kullanılan panel ya da düz yüzeyler.
düz alan
(Alm flaches feld, Fr champ plat, İng flat field) Optik düzleminde düşük bir alan sapma sunan optik sistem. Agrandisör ve makroçekim objektifleri bu niteliktedir. bkz düz.
düz aydınlatma
(Alm éclairage plat, Fr éclairage plat, İng flat lighting) Nesnelerin görülebilmesi için ortamın var olan ışığıyla, aydınlık-karanlık zıtlığının amaçlanmadığı aydınlatma biçimi; notan aydınlatma, düz ışık. Ortamın var olan ışığı, floresan aydınlatma gibi. bkz notan aydınlatma.
düz ayna
(Alm planspiegel, Fr miroir plan, İng flat mirror, plone mirror) Yansıtıcı yüzeyi düzlem biçiminde olan ayna; düz ayna, musattah âyine, müstevi ayna. Bir kişinin bkz düzlem ayna.
düz büyültme
(Alm lineare vergrößerung, Fr grossissement linéaire, İng linear magnifacation) bkz büyültme.
düz çizgi aracı
(Alm linie, liniensegment, Fr doubler, segment de ligne, İng line, line segment) İki noktanın birleşmesiyle oluşan doğru şeklinde çizgiler çizer.
düz çizgi objektifi
(Alm geradlinige linse, Fr lentille en ligne droite, İng straight line lens) Balıkgözü objektiflerde ortaya çıkan bozulmayı yapmayan, çizgileri doğru olarak yansıtan çok geniş açılı objektif.
düz dosya veritabanı
(Alm flatfile-datenbank, Fr base de données de fichiers plats, İng flat file database) Herhangi bir veri tabanının benzeri yapıdaki bilgileri düzenlemesi. bkz düz.
düz ekran
(Alm flachbildschirm, Fr écran plat, İng flat screen) Ekran yüzeyi düz olan katot ışınlı televizyon tüpü. / (Alm linienschirm, Fr écran de lignes, İng linesscreen) Doğru açılarla karşılanan bir dizi şeffaf camla belirginleştirilmiş cam yüzey.
düz film
(Alm flachfolie, Fr film plat, İng flat film) Bir film optik sistemdeki film penceresinde netlik sağlayacak şekilde kıvrılmadan ve eğilmeden durması durumu. bkz düz.
düz görüntü
(Alm aufrechtes bild, Fr image dressée, İng erect image) Bir görüntünün ağ tabakada olduğu gibi ters, baş aşağı değil düz olarak görünümü.
düz ışık
(Alm flaches licht, Fr lumière plate, İng flat light) Düşük kontrast oluşturmak için yapılan aydınlatma. bkz düz.
düz kontrast
(Alm flacher kontrast, Fr contraste plat, İng flat contrast) Bir görüntüde en parlak ve en karanlık alanların arasındaki farkı ifade eder. Sadece gri tonları içeren düşük kontrastlı negatif ya da baskı. Düz kontrast, genellikle daha yumuşak ve ince geçişler sunarak, detayları daha belirgin hale getirir. Bu tür kontrast, fotoğraflarda derinlik ve boyut hissi yaratır ve izleyicinin dikkatini belirli bir nesneye çekmek için kullanılır. Yüksek kontrast, dramatik ve çarpıcı görüntüler oluştururken, düşük kontrast daha yumuşak ve ince geçişler sunar. bkz düz.
düz ortam
(Alm flacher zustand, Fr état plat, İng flat condition) Genellikle yatay durumda, eğik ve dik olmayan bir yüzey anlamına gelir. Bu terim, genellikle yapı, mimari veya iç mekanlar gibi alanlarda kullanılır. Düz ortam, kıvrımlı olmayan, doğru ve stabil bir yapıya sahip olup genellikle seçimsiz ve süssüz bir görünüm sunar. bkz düz.
düz ton
(Alm flacher ton, Fr ton plat, İng flat tone) Sadece gri tonları içeren düşük kontrastlı negatif ya da baskı. bkz düz.
düz yapı
(Alm flache struktur, Fr structure plate, İng flat structure) Sergileme için kullanılan panel ya da düz yüzeyler. bkz düz.
düz yataklı tarayıcı
(Alm flachbettscanner , Fr scanner à plat, İng flat-bed scanner) Bir optik tarayıcı türü. Tarayıcı; kağıt sayfası, kitap ya da film gibi şeffaf malzemelerin konulduğu cam yüzeyde taramayı yapar.
düzeltilmemiş
(Alm unkorrigiert, Fr non corrigé, İng uncorrected) Optik sapmaların çoğunu gösteren optik sistemler. Bu tür objektifler küçük diyafram açıklıklarında ve optik eksen çevresindeki küçük görüntü alanı üzerinde çok net görüntü üretir.
düzeltme filtreleri
(Alm korrekturfilter, Fr filtres correcteurs, İng correction filters) Renklerin, gözün gördüğüne en yakın biçimde elde edilmesini sağlayan filtreler. S-B pankromatik filmlerin pek çoğu renk tayfındaki tüm renklere duyarlı olmakla birlikte bu duyarlılık gözün duyarlılığına denk değildir. Düzeltme filtreleri bu denkliği sağlamak amacıyla kullanılan ve genellikle sarı ve sarı-yeşil renkteki filtrelerdir. Böylece S-B pankromatik filmlerin mavi renge olan aşırı duyarlılıkları azaltılır.
düzeltme merceği
(Alm ausgleichslinse, korrekturlinse, Fr lentille compensatrice, lentille correctrice, İng compensating lens, correcting lens) Fotoğraf makinesi objektifindeki radyal distorsiyonları düzeltmek için optik sistemin önüne yerleştirilen mercek.
düzeltme plakası
(Alm korrekturplatte, Fr plaque correctrice, İng corrector plate) Küresel sapmaları düzelten optik öge. Yaygın olarak teleskoplardakullanılır.
düzeltmeli gözyeri
(Alm aufrichtendes okular, Fr oculaire de redressement, İng erecting eyepiece) Prizma, ayna ve mercek kullanılarak düz bir görüntünün görülmesini sağlamak için tasarlanmış olan optik sistem.
düzenle menüsü
(İng arrange) Vektörel yazılımlarda bir çizim ya da şeklin olduğu yerde öne veya arkaya doğru götürülmesine yarayan komut [(Adobr Illustrator > Object > Arrange), (Adobe InDesigne > Object > Arrange)].
düzensiz ışık
(Alm inkohärentes licht, Fr lumière incohérente, İng incoherent light) Işık dalgaları arasındaki sabit faz ilişkisinin bulunmaması nedeniyle düzensiz olarak ya da birbirlerinden ayrı titreşen ışık dalgaları.
düzgün yansıma
(Alm glatte reflexion, Fr réflexion douce, İng smooth reflection) Işık ışınlarının düzgün, pürüzsüz bir yüzeyden yansıması. bkz dağınık yansıma. bkz yansıma.
düzlem ayna
(Alm planspiegel, Fr miroir plan, İng flat mirror, plone mirror) Yansıtıcı yüzeyi tamamen pürüzsüz ve düz olan, üzerine düşen ışığı yansıtma kanunlarına göre yansıtan ayna türü; düz ayna, musattah ayine, müstevi ayna. Cisimlerin görüntüsünü gerçeğe en yakın, yani aynı boyutta ve düz olarak gösterir. Evlerde, boy aynalarında, periskop ve projeksiyon cihazlarında kullanılır. Görüntünün boyu (g), cismin boyuna (c) eşittir (g=c). Cismin aynaya olan uzaklığı (u), görüntünün aynaya olan uzaklığına (u') eşittir (u= u'). Görüntü sanal (zahiri), düz ve simetriktir. Düzlem aynada sağ elinizi kaldırdığınızda görüntü sol elini kaldırır (yanal terslenme). Gerçek cismin görüntüsü aynanın arkasında (içinde) oluşur (sanal görüntü); sanal cismin görüntüsü ise aynanın önünde oluşur (gerçek görüntü). Düzlem ayna, evlerde banyo ve makyaj aynası olarak; mağazalardaki boy aynası olarak; kuaförler ve berberlerde; denizaltılarda periskopta ve projeksiyon cihazlarında kullanılır. Düzlem aynalar, ışığı geliş açısıyla aynı yansıma açısında yansıttığı için görüntüde bozulma oluşturmaz. bkz boy aynası. bkz endam aynası.
düzlem polarize ışık
(Alm linear polarisiertes licht, Fr lumière polarisée plane, İng plane-polarized light) Işık dalgalarının çoğunun aynı yönelimle titreştiği ışık demeti.
düzlemsel
(Alm planar, Fr planaire, İng planar) Düzlem niteliğinde olan. / Düz ya da neredeyse düz olan, üç boyutlu bir yapıdaki herhangi bir yüzey. / Düzlemsel olarak, düz bir alan veren çift Gauss tasarımından oluşan fotoğraf makinesi optik sistemi.
düzleştirici kareleştirici tüp
(Alm flacheres vierkantrohr, Fr tube plus plat et plus carré, İng Flatter Squarer Tube - FST) bkz FST.
düzleştirme
(Alm abflachen, Fr aplatir, İng flatten) Çok katmanlı, sayısal olarak işlenmiş ya da birleştirilmiş olan bir görüntünün tek bir düz görüntü içinde bir araya getirilmesi.
DVB
(İng Digital Video Broadcasting – DVB) Sayısal Video Yayıncılığı. DVB, 270'ten fazla üyeye sahip uluslararası bir endüstri konsorsiyumu olan DVB Project tarafından sürdürülen, uluslararası kabul görmüş dijital televizyon açık standartlarından oluşan Digital Video Broadcasting'in kısaltmasıdır.
DVD
(Alm Digitale Vielseitige Disc, Fr disque numérique polyvalent, İng Digital Versatile Disc - DVD) Optik disk teknolojisinin ürünü, CD-ROM görünümünde elektronik kayıt ortamı; çok amaçlı sayısal disk. CD'ye göre çok daha yüksek (en az 4 Gb, en çok da 17 Gb) kayıt sığasına sahiptir. Öbür ortamlara göre 25 kat depolama ve 10 kat daha hızlı erişim ve veri aktarma oalnağı sağlar.
DVD+R
(Digital Versatile Disc plus Recordable, Fr Disque numérique polyvalent plus enregistrable, İng Digital Versatile Disc plus Recordable – DVD+R) Çok yazılımlı ve birçok kez okunabilen DVD. DVD-R'ye kıyasla daha az hata yapan, daha pahalı bir DVD türü.
DVD-R
(Alm Digital Versatile Disc-Recordable, Fr disque enregistrable numérique polyvalent, İng Digital Versatile Disc-Recordable – DVD-R) Tek yazılımlı, birçok kez okunur DVD. Genellikle video, fotoğraf ve müzik gibi verileri uzun süreli saklamak için kullanılır.
DVD-RAM
(Alm Digital Versatile Disc-RAM, Fr disque-RAM numérique polyvalent, İng Digital Versatile Disc-RAM – DVD-RAM) Birçok kez yazılabilir ve okunabilir DVD; Sayısal çok yönlü disk rastgele erişim belleği.
DVD-ROM
(Alm Digitale Vielseitige Disc, Fr disque numérique polyvalent, İng Digital Versatile Disc-Read Only Memory – DVD-ROM) Sadece okumayı sağlayan; görüntü, ses ve veriyi aynı ortamda saklayan DVD. Üzerine veri yazılamaz ve var olan da silinemez.
DVD-RW
(Alm DVD-wiederbeschreibbar, Fr DVD réinscriptible, İng DVD-Rewriteable – DVD-RW) Tekrar yazılabilir DVD. Üzerine defalarca veri kaydedilebilir ve silinebilir.
DVD-Video
(Alm Digital Versatile Disc-Video, Fr Disque vidéo numérique polyvalent, İng Digital Versatile Disc-Video – DVD-Video) Video kullanımı için tasarlanmış DVD. Video verilerinin okunmasını sağlar, bilgisayar kullanımı için üretilmemiştir.
DX
Nikon DSLR makineler için tasarlanmış, ışığın CCD'ye dik açı ile düşmesini sağlayan objektif.
DX ayarı
(Alm DX-einstellung, Fr paramètre DX, İng Digital Index > DX setting) Film kasetlerinde bulunan ve film duyarlılığını otomatik olarak makineye aktaran sistem. bkz DX kodu.
DX kodu
(Alm DX-einstellung, Fr paramètre DX, İng Digital Index > DX setting) Fotoğraf ve film banyo makinelerinde, film kaseti üzerindeki filmin duyarlılığını, poz sayısı gibi bilgileri içeren kodlama sistemi; DX ayarı. Film kaseti üzerinde, filmle ilgili bilgileri (hızı, poz sayısı vs) içeren kodlama sistemi; sayısal gösterge. Bu, hem fotoğraf makinesi hem de film banyo aygıtlarındaki alıcılar tarafından okunur.
DXP işlemci
(Alm DXP-prozessor, Fr processeur DXP, İng DXP processor) Bu işlemci, üstün dinamik aydınlık aralığı ve daha ince kuantizasyon sunarak görüntü ayrıntılarının iyileştirilmesini sağlar. Sony Super HAD CCD™ ile birlikte bu teknoloji, müthiş pürüzsüz, gerçekçi kontrast ve daha iyi renkler sunar. Geleneksel 10 bit sistemlerde analog görüntü sayısala çevrilirken sinyalin az bir kısmı kesintiye uğrar, ayrıntılarda ve kontrastta kayıp yaşanır.
dye sub
(Alm farbsublimation, Fr sublimation, İng dye sublimation) Baskının termik (ısıl) yani ısı ile bir kerede daha kaliteli fotoğraf kağıtları veya kumaş üzerine yapıldığı bir baskı yöntemini ifade eder ki bu sistemle baskı yapan yazıcılar kendi alanlarındaki neredeyse en pahalı olanlarıdır. Zira bu baskı suya, neme daha dayanıklı ve uzun ömürlü kalabilen ve daha hızlı baskı olanağı sağlayan bir baskı yöntemidir.