Ansiklopedik Sözlük
A
- A
- (İng apertur > A, Av) Sayısal fotoğraf makinelerinde diyafram (Apertür) öncelikli konumun (modun) kısaltması. / (İng amper > A) Elektrikte kullanılan akım şiddeti birimi amper'in kısaltması.
- A kalite cam
- (Alm ein qualitätsglas, Fr un verre de qualité, İng A quality glass) Optik sistemlerde kullanılan aynaların üretiminde ve jelatin filtrelerin yapıştırılmasında kullanılan optik düzgünlük kalitesindeki cam levha.
- A tipi
- (Alm Typ A, Fr tapez A, İng type A) Renk sıcaklığı 3400 K tungsten ışığa dengelenmiş olan renkli film.
- A tipi renkli film
- (Alm farbfilm vom typ A, Fr film couleur de type A, İng type A color film) 3400 K renk sıcaklığına sahip, yapay aydınlatmaya dengelenmiş renkli filmlerin genel adı.
- A-D dönüştürücü < Analog-Dijital çevirici
- (Alm Analog-Digital-wandler, Fr convertisseur Analogique-Numérique, İng Analog to Digital converter > A-D convertor) Analog/Dijital konvertör. Uygun olan, karşılaştırılabilen analog verilerin/sinyalin dijital (sayısal) verilere çevrilmesini sağlayan düzenek. A-D Dönüştürücü, görüntü algılayıcısından yayılan analog sinyali dijital (sayısal) sinyale dönüştürür. Bilgisayarlar ancak sayısala dönüşmüş sinyalleri tanıyabildiği için böylece analog verilerin bilgisayar tarafından anlaşılması sağlanır.
- A/B
- İki sinyalin ya da farklı iki örneğin –fotoğraf baskıları da olabilir– hızlı bir şekilde ileri geri çevrilerek hangisinin daha iyi olduğuna karar verilmesi durumu.
- AA piller
- (Alm AA-batterien, Fr piles AA, İng AA batteries) Halk dilinde “kalem pil” olarak adlandırılan pil boyutunu ifade eder. Örneğin 4 AA NiMH pil demek, 4 adet kalem pil büyüklüğünde NiMH teknolojili pil anlamına gelmektedir.
- AAA piller
- (Alm AAA-batterien, Fr piles AAA, İng AAA batteries) Kalem pillerden daha ince ve küçük olan pillerdir.
- abaksiyal
- (Alm abaxial, Fr abaxial, İng abaxial) Optik eksenden uzaklaşan ışık ya da optik eksenden uzaklaşan bir bakış açısı.
- abaküs stadyum lens
- (Alm Abakus High Definition Stadium Objektiv, Fr objectif de stade haute définition abakus, İng Abakus High Definition Stadium lens) Stadyum, konser ve spor salonu gibi büyük mekanlarda genel plan çekim yapabilmek için kullanılan geniş (diyagonal 210°) açılı özel objektif; F-teta lens.
- Abbe kondansatör
- (Alm Abbe-kondensator, Fr condenseur d'Abbé, İng Abbe condenser) Alman fizikçi Ernst Abbe tarafından bulunan, iki merceğin birleşmesinden oluşan ve ışınların geçmesi için sayısal olarak dairesel açıklık sağlayan, orta ya da yüksek dereceli mikroskoplarda kullanılan bir optik öge; aydınlatma merceği, Abbe kondensör.
- Abbe sabiti
- (Alm Abbe-konstante, Fr constante d'Abbé, İng Abbe constant) Mercek, cam, plastik gibi saydam optik ögelerin ışığı kırma ve dağıtma arasındaki ilişkiyi gösteren fiziksel değişmez. Optik ögelerin niteliği, kırılma indeksi (indisi) ve Abbe sabitine göre belirlenir.
- Abbe sayısı
- (Alm Abbe-zahl, Fr numéro Abbé, İng Abbe number) Alman fizikçi Ernst Abbe tarafından belirlenen, cam gibi geçirgen optik ögelerin farklı renklerdeki (400 nm – 700 nm dalga boylarındaki) görünür ışıkları dağıtma miktarının ölçüsü. bkz ayrılma.
- Abbe sinüs şartı
- (Alm Abbe-sinus-bedingung, Fr condition d'Abbé sine, İng Abbe sine condition) Alman fizikçi Ernst Abbe tarafından belirlenen, bir objektif ya da optik sistemin optik eksen dışındaki nesnenin görüntüsünü optik eksen üzerindeki kadar nitelikli üretmeyi sağlama koşulu.
- abdek boya
- (Alm abdeck farbe, Fr couleur d'abdeck, İng abdeck farbe) Film rötuşunda kullanılan, istenmeyen yerlerin kapatılmasında kullanılan, kapatıcı (örtücü) özelliğe sahip, çabuk kuruyan, su ve alkol ile eriyen bir cins boya; aptek boya. bkz aptek boya.
- aberasyon
- (Alm aberration, Fr aberration, İng aberration) Görüntü bozulması. Çekilen fotoğrafların genellikle kenarlarında meydana gelen ve objektiften kaynaklanan görüntü bozulmalarıdır. bkz görüntü bozulması.
- Abney etkisi
- (Alm Abney-effekt, Fr effet Abney, İng Abney effect) Renkli ışığa, beyaz ışık katıldığında temel renklerin değişmiş olarak görülmesi. Mavi ışığa beyaz ışık katıldığında mavi ışık kırmızıya döner.
- AC adaptörü
- (Alm netzteil, Fr adaptateur AC, İng AC adapter) Fotoğraf makineleri veya video kameraların elektrik bağlantı yuvaları vardır ki buraya bağlanacak bir elektrik adaptörünü ifade eder. Bunun ile fotoğraf makinesi veya video kamerayı pilsiz yani elektrik ile çalıştırmak mümkündür. Özellikle iç çekimlerde işe yarayan elektrik adaptörleri fotoğraf makinesi veya video kamera paketlerinden genelde çıkmayabilir, zira opsiyonel (isteğe bağlı) ürünlerdendir. bkz elektrik uyarlayıcı.
- açı
- (Alm winkel, Fr angle, İng angle) Birbirini kesen iki yüzey ya da aynı noktadan çıkan iki yarım doğru veya ışının oluşturduğu geometrik biçim. Bu geometrik biçim, gözde sınırları kesin olmayan, optik sistemde ise kesin olan bir açı oluşturur. / Bir objektifin gördüğü alanın dereceyle ifade edilen açısı.
- açı ölçüsü birimleri
- (Alm winkelmesseinheiten, Fr unités de mesure d'angle, İng angular measure) Çemberin 400 eşit parçaya bölünmesinden elde edilen her biri 1 grad değerindeki açı. / Çemberin 360 eşit parçaya bölünmesinden elde edilen her biri 1 derece değerindeki açı. / Çemberin 2 pi'ye bölünmesinden elde edilen her biri 1 radyan değerindeki açı. / Çemberin 6400 eşit parçaya bölünmesinden elde edilen her biri 1 milyem değerindeki açı.
- açık kompozisyon
- (Alm offene komposition, Fr composition ouverte, İng open composition) Fotoğraf düzlemi üzerinde betimlenen gerçekliğin, gerçekte fotoğrafın sınırları dışında da sürüp giden doğal gerçekliğin bir parçası olduğu izlenimini verecek şekilde düzenlenmesi.
- açıkhava fotoğrafı
- (Alm außenfotografie, Fr photographie extérieure, İng outdoor photograph) Konu olarak doğayı gösteren fotoğraf.
- açıklık
- (Alm offenheit, Fr ouverture, İng aperture) Bir saydam olmayan yüzey üzerinde ışığın geçmesi için hazırlanan dairesel veya altıgen, sekizgen biçimli delik. / Fotoğraf makinesi, dürbün, teleskop gibi optik araçlarda optik sisteme ışığın belirlenen miktarda girmesini sağlayan ağız çapı, ışığın girebildiği delik; diyafram. / Bir fotoğraf makinesi objektifinin ayarlanabilir açılışı –yani f/stop– sistemi, objektifin film düzlemine veya günümüzde fotoğraf makinesinin görüntüleme algılayıcısının yüzeyine giden ışığın ne kadar geçtiğini belirler. "Daha hızlı" objektifler daha geniş diyaframa sahiptir, bu da daha yüksek enstantane hızları sağlar. Diyafram ne kadar genişlerse, ortaya çıkan görüntüdeki alan derinliği o kadar sığ olur. Daha geniş diyaframlar, seçici odaklama sağlar; yani konuyu arka plan ve ön plan ögelerinden yalıtma olanağı sunar. Buna karşılık, objektif diyaframı en küçük açıklıklarına kadar azaltılırsa, alan derinliği veya ön plandan arka plana odaklanma miktarı artırılmış olur. Genel olarak, çoğu objektif en geniş diyafram açıklığından yaklaşık üç stop aşağıya ayarlandığında en yüksek çözünürlük gücünü gösterir. "En yüksek çözümleme gücü seviyesi" terimi, en yüksek alan derinliği seviyesi anlamına gelmez. Sadece, odaktaki şeyin, görüntünün alan derinliği ne olursa olsun o objektif tarafından daha keskin hale getirilemeyeceği anlamına gelir. bkz diyafram.
- açıklık açısı
- (Alm freiwinkel, Fr angle de dépouille, İng clearance angle) Bir mercek yüzeyinin etkin çapının odak uzaklığına oranı.
- açıklık alanı
- (Alm räumungsgebiet Fr zone du diaphragme, İng aperture area) bkz diyafram alanı.
- açıklık/koyuluk ayarı
- (İng brightness) Rengin açıklık koyuluk oranını belirler. Photoshop'ta bu ayar, rengi sabit tutup ışık ile oynayarak rengi beyaza ya da siyaha doğru yaklaştırarak açar ya da koyulaştırır (Image > Adjustmens > Brightness/Contrast).
- açıklık/koyuluk/kontrast ayarı
- (İng brightness/contrast adjustment) Photoshop'ta görüntünün genel açıklık koyuluğu ve kontrastlığı üzerine müdahale için kullanılabilen ton kontrolü seçeneği (Image > Adjustments > Brightness/Contrast).
- açılı çizgiler filtresi
- (İng angled strokes) Adobe Photoshop Brush Strokes (Fırça Ucu) efektlerinin altında bulunur. Açılı çizgilerle görüntüyü yeniden tarar (Filter > Brush Strokes > Angled Strokes).
- açılma
- (Alm einblenden, Fr fondu, İng fade-in) Bir görüntünün tam karanlıktan yavaş yavaş aydınlanarak görünür hale gelmesi.
- açılma-kararma
- (Alm aufhellung-verdunkelung, Fr éclaircissement-obscurcissement, İng fade) Bir görüntünün tam karanlıktan yavaş yavaş aydınlanması ya da bunun tersine görüntünün yavaş yavaş karanlığa dönmesi. bkz zincirleme.
- açındırmak
- (Alm zu erweitern, , Fr élargir, İng to expand) Fotoğraf makinesi veya video kamerada kullanılan boş film üzerindeki gizli görüntüyü görülebilir biçime sokmak amacıyla filmi kimyasal işlemden geçirmek.
- açısal büyütme
- (Alm winkelvergrößerung, Fr grossissement angulaire, İng angular magnification) bkz büyültme.
- açısal çözünürlük
- (Alm winkel auflösung, Fr résolution angulaire, İng angular resolution) Optik çözünürlük, açısal rezolüsyon. bkz optik çözünürlük.
- açma
- (Alm verblassen, Fr s'estomper, İng fade up) Normalden fazla pozlanmış ve geliştirme banyosundan etkilenmiş film ya da baskılardaki yoğunluğun kimyasal yöntemlerle azaltılması.
- açmak
- (Alm erleichtern, Fr alléger, İng lighten) Rengin koyuluğunu azaltmak.
- adaptasyon
- (Alm anpassung, Fr adaptation, İng adaptation) Fotoğraf makinelerindeki diyafram açıklığı ayarına karşılık gelen, göze gelen ışık miktarının göz bebeği tarafından ayarlanması, karanlıkta göz bebeğinin büyümesi ve çok ışıklı objelere bakıldığında –göze fazla ışık geldiğinde– küçülmesi olayı; uyarlama, uyum yapma. Değişen ışık miktarlarına ve şiddetine göre insan gözünün net görüntü oluşturulması için gerekli olan ışık miktarına göre kendini ayarlaması yeteneği; gözün ışığa uyumu.
- adaptör
- (Alm adapter, Fr adapteur, İng adaptor) Fotoğraf makinesi bataryasının kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı, uyarlaç.
- adaptör halkası
- (Alm adapterring, Fr bague d'adaptation, İng adaptor ring) Çapları birbirinden farklı olan objektif parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan farklı boy ve şekillerdeki metal tüp, soket, bilezik benzeri parça bağlayıcı; adaptör çemberi, adaptör halkası.
- adım ve tekrar
- (Alm schritt und wiederholung, Fr étape et répétition, İng step and repeat) Yazılımlarda, bir komutla bir miktar ilerleyen ve komutu tekrar yerine getiren yazılım işlemi.
- adli fotoğrafçılık
- (Alm forensische fotografie, Fr photographie médico-légale, İng forensic photography) Polise kanıt toplamak, suç kaydı sağlamak vb durumlar için yapılan fotoğrafçılık. Adli fotoğrafçılık, suç mahallinin, delillerin ve kazaların adli amaçlarla ayrıntılı, objektif ve kalıcı görsel kaydını alma işlemidir. Olay yerindeki fiziksel kanıtları (parmak izi, kan lekeleri, ceset pozisyonu vb) inceleme ve mahkeme sürecinde sunulmak üzere belgeleyen özel bir suç mahalli inceleme tekniğidir. Adli fotoğrafçı, olay yerinin başlangıçtaki halini (cesetler, deliller, çevre) olduğu gibi kaydeder. Suç mahallindeki fiziksel kanıtların yerini ve durumunu korur. Delillerin yakın çekim, orta ve genel plan fotoğraflarını çekerek ayrıntıları belirginleştirir. Mahkemede delillerin görsel kanıtı olarak sunulur. Normal fotoğraf çekimleriyle birlikte, morötesi, X ışını, kızılötesi ışın ve benzer özellikli ışık kaynakları kullanılarak özel ışıklandırma ve görüntüleme teknikleri (adli diş hekimliği, parmak izi analizi vb) ile çekim yapılır. Adli fotoğrafçı olmak, teknik fotoğrafçılık ve adli bilimler eğitimi gerektiren bir süreçtir.
- Adobe Photoshop
- (İng) Piksel tabanlı görüntü, resim ve fotoğraf düzenlemede bir tek biçim olan, Adobe Systems'in sayısal görüntü/fotoğraf işleme yazılımıdır. Vektörel işlemlerde ve yazı işleme konusunda yeteneklidir.
- Adobe RGB
- (İng) Daha yaygın kullanılan sRGB renk uzayından daha geniş bir renk yelpazesini kapsayan yaygın olarak kabul gören bir renk alanı; Adobe RGB 1998. Adobe RGB, prepress (baskı öncesi) uygulamaları için tasarlanmış görüntülerde tercih edilen renk uzayıdır.
- adres
- (Alm adresse, Fr adresse, İng address) Fiziki, sanal bir ögenin yerini, fiziki ya da sanal olarak ifade etmek, tanımlamak amacıyla verilen; referans, kod ya da veriler. Örneğin RAM, ROM ve Cd ROM gibi bilgi saklama ortamının içinde yer alan belli bir bölge. Ana bellekte bilginin saklandığı yer.
- adreslenebilir
- (Alm adressierbar, Fr adressable, İng addressable) Bir şeyin çevresindeki ögelerden bağımsız olarak yönlendirilmesi, tanımlanması ve ona ulaşılabilmesi. Aranan bilgilerin konumunu belirten adreslerin kullanımı yoluyla erişilen bellek için kullanılır. Örneğin ekrandaki pikseller ve RAM bellekler adreslenbilir; ekrandaki her bir piksel tek tek açılır kapanır; RAM bellekteki her bayt diğerinden ayrı olarak yazılabilir ve okunabilir.
- adreslenebilirlik
- (Alm adressierbarkeit, Fr adressabilité, İng addressability) LCD ekranı ya da bir katot tüpün yatay vedikeydeki piksel sayısıyla belirlenen çözünürlüğünü ölçengörüntü özelliği. Her inç (spi) ya da santimetreye (spc) düşen nokta sayısı. dpi, her inç'e düşen nokta sayısıdır.
- AE
- (Alm automatische belichtung, Fr Exposition automatique, İng Automatic Exposure > Auto Exposure > AE) Otomatik pozlama işlemi. Mevcut ışık şartlarında makinenin en uygun pozlamayı yapmasını hedefler. Sık kullanılan üç farklı tipi; Programmed (P), diyafram öncelikli/Aperture priority (Av) ve enstantane öncelikli/Shutter priority (S ya da Tv)'dir. bkz otomatik pozlama. / (İng Automatic Exposure Metering) otomatik pozlama ölçümü.
- AE bracketing
- (İng) bkz otomatik pozlama basamaklaması.
- AE otomatik poz kilidi
- (Alm automatische belichtungssperre, Fr verrouillage automatique de l'exposition, İng Auto Exposure-lock – AE-lock) Otomatik pozlamayı kilitleme anlamına gelir. Amaç poz ölçümünden sonra değişmemesini sağlamaktır. Otomatik pozun alınması için makine ölçüm yapılacak nesne veya alana doğrultulur, deklanşöre yarım basılı tutarak bu değerlerin değişmemesi sağlanır ve kompozisyon ayarlanır, çekimin tamamlanması için deklanşöre tam basılır. Pozlama kilitlendiği sürece kadraj değiştirilse bile pozlama değerleri değişmeyecektir.
- AE-lock
- bkz AE otomatik pozlama kilidi.
- aerokartograf
- (Alm Aerocartograph, Fr aérocartographie, İng aerocartograph) Havadan harita çıkarmaya yarayan fotogrametri aleti; hava kartografı. Çift fotoğraf fotogrametri ilkelerine göre çalışan ve bu maksatla üretilen ilk optik aletlerden bir tanesi. bkz hava fotogrametrisi.
- AF
- (Alm autofokus, Fr mise au point automatique, İng AutoFocus - AF) Otomatik odaklama, otomatik netleme. Otomatik netleştirme işlevi/ayarı. Netlenecek konu (alan veya nesne) fotoğrafçı tarafından ekranın belirli alanına getirildikten sonra objenin bulunduğu mesafe deklanşöre yarım basmak suretiyle fotoğraf makinesi tarafından kendiliğinden netlenir. bkz otomatik netleme.
- AF kilidi
- (Alm AF-sperre, Fr verrouillage AF, İng AF lock) Otomatik netleştirme kilidi, otomatik pozlama kilidi. Otomatik netlik yapıldıktan sonra değişmesini önleyen mekanizma.
- AF ölçüm alanı
- (Alm AF-messbereich, Fr zone de mesure AF, İng AF metering area) Bir fotoğraf makinesinin otomatik netleme sisteminin, keskinliği ölçtüğü ve ayarladığı nokta veya alan.
- AF otomatik odaklama aydınlatıcı
- (Alm autofokus-beleuchtung, Fr illuminateur autofocus AF, İng AF autofocus illuminator) Zayıf aydınlatma koşullarında fotoğraf makinesinin otomatik odaklama işlemini gerçekleştirebilmesi için yeterli aydınlatma sağlamakta kullanılan, düşük güçte bir kırmızı ışık kaynağıdır.
- AF Servo
- (Alm AF-Servo, Fr Servo AF, İng AF Servo, Continuous Focus) Sürekli Odaklanma olarak da bilinen AF Servo, fotoğraf makinesinin deklanşör bırakma düğmesine kısmen basılır; bu da konu çerçeve içinde hareket ederken hareketli bir konuya sürekli odaklanmayı sağlar. AF Servo'da enstantane yanıt süreleri genellikle daha hızlıdır, çünkü konu zaten odakta. bkz sürekli odaklanma.
- AF-S
- Nikon objektiflerde, hızlı odaklama yapabilmeyi sağlayan sistemdir.
- AF/AE kilidi
- (Alm Autofokus, automatische belichtungsspeicherung, Fr verrouillage automatique de la mise au point et de l'exposition, İng AutoFocus / Auto Exposure-lock – AF/AE kilidi) Otomatik netleştirme kilidi, otomatik pozlama kilidi.
- AFNor Standartları
- (Fr Association Française de Normalisation - AFNor) Fransız Standardizasyon Derneği. Fransız Standardizasyon Ajansı (Fr Agence Française de Normalisation) tarafından yayınlanmış olan standartlara verilen ad.
- ağ
- (Alm netzwerk, Fr réseau, İng network) Ulusal ve uluslararası düzeyde yaygınlaştırılmış ulaşım ve iletişim ağı, şebeke. Temel olarak veri paylaşımı amacıyla kablolu veya kablosuz olarak bilgisayar sistemleri gibi çeşitli cihazları birbirine bağlayan sistem. Sistemler arası bilgi alışverişini sağlar.
- ağ filtresi
- (İng reticulation) Adobe Photoshop Sketch (Çizim) Filtresinin altında bulunur ve film emisyonunun bozulması ile meydana gelen ağımsı görüntüyü taklit eder (Filter > Sketch > Reticulation).
- ağ ölçeği
- (Alm rastermaßstab, Fr échelle de grille, İng grid scale) Görüntü düzlemi yerine geçen gözün ağ tabakası üzerinde, cisimlerden gelen ışınların göz merceğinden geçerek meydana getirdikleri görüntü. Gözün ağ tabakasındaki görme noktasına düşen görüntülerin, kendilerini meydana getiren fiziksel olay sona erdikten sonra da bir süre açık kalması (genel olarak bu süre saniyenin 1/12'si kadardır). Ağ tabaka izlenimi, eşlemeli üç boyutlu görmenin dayandığı temel olaydır.
- ağ tabaka
- (Alm retina, Fr rétine, İng retina) İnsan gözünün içerisinde, üzerine göze giren ışığın düştüğü, ışığa duyarlı alan; retina. İnsanlarda saydam, çok ince sinir ve sinir uçları açısından zengindir. / Optik karakter tanıma amacıyla, sayısal okuyuculardaki tarama mekanizması; retina.
- ağ tabaka etkisi
- (Alm aniseikonie, Fr aniséiconie, İng aniseikonia) Her iki gözün ağ tabakasında oluşan görüntünün, boyut ve şekil olarak farklılık göstermesi.
- ağartma
- (Alm bleichen, Fr blanchiment, İng bleaching) Duyar katın koyu renginin kimyasal işlemle veya pozlama yoluyla açılması. Bu işlemle film banyosu aşamasından geçmiş olan gümüş görüntü, gümüş bileşiklerine çevrilir. / Reversal (evrilir) filmlerde, banyo sürecinde görüntünün aldığı koyu rengi gidermek için kullanılan kimyasal işlem.
- ağartma banyosu
- (Alm bleichbad, Fr bain de blanchiment, İng bleach bath, bleaching bath) Görüntünün yoğunluğunu azaltmak ya da soldurmak (ağartma işlemi) için kullanılan kimyasal eriyik/banyo.
- ağartmak
- (Alm bleichen, Fr eau de javel, İng bleach) Ağartma işlemini gerçekleştirmek.
- ağıl
- (Alm halo, Fr halo, İng halo) Kimi görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker, hale.
- ağırlık
- (Alm gewicht, Fr poids, İng weight) Bir cisme etki eden yerçekimi kuvveti; sıklet. Halk ağzında galatı meşhur (yaygın yanlış) olarak “kütle” yerine kullanılmakla birlikte kütle sabittir oysa ağırlık cismin bulunduğu konuma göre değişir. / Bir görsel düzenlemede, dikkati belli bir nokta ya da alana yöneltmek amacıyla görsel estetik ögeleri düzenleme.
- agrandisman
- (Alm erweiterung, Fr agrandissement, İng enlargement) Negatif fotoğraf filminden büyüterek tab etme (baskı alma) işlemi. / Fotoğraflara boyut kazandırma işlemi, büyütme.
- agrandisör
- (Alm vergrößerungsgerät, Fr agrandisseur, İng enlarger) Negatif ve saydam film görüntüsünü, fotoğraf kağıdına kendi orijinal boyutlarından daha büyük boyutlarda ve net olarak basılabilmesini sağlayan optik düzenek; büyültücü, büyülteç. Bir ışık kaynağı yoluyla negatif veya pozitif saydam görüntüleri fotoğraf kağıdı üzerine aktarır. Görüntü netlendiğinde büyültme işlemi tamamlanır. Bir agrandisörü oluşturan temel parçalar; aydınlatma kaynağı, taşıyıcı kol, negatif taşıyıcı, objektif ve netleme sistemidir. Fotoğraf makinelerine oranla daha çok büyütme imkanına sahiptir. Esas olarak amatör fotoğraf makinelerinde çekilen negatiflerden fotoğraf baskısı yapmakta kullanılır. Matbaalarda agrandizör şeffaf negatif veya dia pozitiflerden çekim yapmak için kullanılır.
- agrandisör ışıkölçeri
- (Alm vergrößerungsmesser, Fr photomètre d'agrandisseur, İng enlarger meter) Agrandisörde baskı işlemi sürecinde kullanılan ışıkölçer.
- agrandisör objektifi
- (Alm vergrößerungsobjektiv, Fr lentille agrandisseur, İng enlarging lens) Agrandisörde baskı yapmak için tasarlanmış objektif. Netlemeyi çok kısa bir uzaklık içinde sağlaması nedeniyle geometrik bozulması çok azdır.
- ağsılaştırma
- (Alm retikulation, Fr réticulation, İng reticulation) Duyar katın, dolayısıyla görüntünün, ağı andıran çatlamalara uğramasından doğan durum. Filmin jelatin katmanına yansıyan, banyo PH'sinin, sıcaklığın ya da yoğunluğun ani değişimi nedeniyle jelatin katman yapısındaki basınç bu duruma neden olur.
- AI
- (İng Adobe Illustrator - AI) Adobe Illustrator belgelerinin veri formatı. Illustrator versiyonlarına göre pek çok farklı çeşidi vardır. Yeni Illustrator sürümleri eski formatları tanımada güçlük çekebilmekte, bu nedenle Illustrator ile çalışırken farklı formatlarda kaydetmek kerekebilmektedir. / (İng Artificial Intelligence – AI) bkz yapay zeka.
- aile fotoğrafı
- (Alm familien album, Fr photo de famille, İng family albüm) Aile bireylerinin bir arada bulunduğu fotoğraf. / (mec) Belli bir konuda iş birliği yapan güçlü kişilerin ortaya koyduğu görüntü.
- ajans
- (Alm agentur, Fr agence, İng agency) Basım sanayisinde daha çok basılacak görsel ağırlıklı materyallerin hazırlık işlemlerini yürüten, fiziksel üretimden ziyade düşünce üreten ve satan kuruluş. Ajanslar, resmi ve özel kuruluşların hizmet ve mallarını tanıtmaya, sevdirmeye ve satmaya yönelik reklam/tanıtım kampanyalarını düzenler ve yürütürler. Bünyelerinde sanat yönetmeni, fotoğrafçı, grafik tasarımcı, metin yazarı, dizgici ve müşteri temsilcisi bulundurmak ya da çözüm ortağı olarak bunlarla yakın bağlantı kurmak durumundadır.
- ajitasyon
- (Alm agitation, Fr agitation, İng agitation) Kimyasal işlemler sırasında, duyarlı yüzeye sürekli olarak bozulmamış banyonun temas etmesini sağlamak amacıyla film tankının belirli aralıklarla sallanması işlemi. Bu yöntem özellikle film ve kağıtların geliştirme banyosunda bulundukları sırada ve saptama banyosunun (tespit banyosu ya da fix) ilk birkaç dakikasında film veya kağıt tankının sallanması çok önemlidir. Üretici firmaların bu konudaki uyarılarına aynen uyulmalıdır.
- akı
- (Alm fluss, Fr flux, İng flux) Birim yüzeyden birm zamanda geçen ışık enerjisinin niceliği. Birimi lümen, kısaltması lm. bkz ışık akısı.
- akıllı bulanıklık filtresi
- (İng smart blur) Adobe Photoshop blur (bulanıklaştırma) filtresinin altında bulunur ve bulanıklığı olabildiğince kontrollü bir biçimde gerçekleştirebilmek için ayrıntılı bir menü sunar (Filter > Blur > Smart Blur).
- akıllı cep telefonu
- (Alm smartphone, Fr téléphone intelligent, İng smart-phone) Video kamera, fotoğraf makinesi, sesli mesaj, GPS (Global Positioning System - Küresel Konumlandırma Sistemi), kablosuz internet bağlantısı, mp3 çalar gibi pek çok özelliği bir arada bulunduran yeni nesil cep telefonu.
- akıllı netlik filtresi
- (İng smart sharpen) Adobe Photoshop sharpen (netleştirme) filtresinin altında bulunur. Işık ve gölgelerdeki netliğin kontrol edilmesine izin vererek genelnetlik oluşturmaya yarar (Filter > Sharpen > Smart Sharpen).
- akıllı zum
- (Alm smart-zoom, Fr zoom intelligent, İng smart zoom) Seçilen görüntü çözünürlüğüne bağlı olarak zum oranını ayarlar. Özellikle akıllı telefon kameralarında ve sayısal görüntülemede, optik zumun fiziksel sınırlarını aşmak için yazılım ve yüksek çözünürlüklü sensörleri (algılayıcıları) kullanan gelişmiş yakınlaştırma teknolojisidir. Algılayıcının merkezindeki pikselleri kullanarak görüntü kalitesini bozmadan (sayısal zum gibi pikselleri büyütmeden) görüntüye yakınlaşır. Yakınlaştırma sırasında oluşan detay kaybını Yapay Zeka (İng Artificial Intelligence - AI) algoritmalarıyla yapay olarak tamamlar ve görüntüyü netleştirir. Optik zum kadar mükemmel olmasa da, geleneksel sayısal zuma göre çok daha kaliteli ve net sonuçlar verir.
- akım
- (Alm bewegung, Fr tendance, İng style) Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, tarz. / Bir sanatçının kendisine özgü görüş ve duyuşunun sanatın bir alanında ortaya koyduğu özellik; biçem. / (Alm elektrischer strom, Fr courant électrique, İng electric current) Elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi; cereyan.
- akış derecesi
- (Alm fluss, Fr flux, İng flux) Birim yüzeyden birim zamanda geçen ışık enerjisinin niceliği, farkı. Birimi lümen, kısaltması “lm”.
- akış fotoğraf makinesi
- (Alm strömungskamera, Fr caméra à flux, İng flow camera) Canlı yayın (streaming) veya anlık içerik üretimi için kullanılan yüksek performanslı, "temiz" görüntü çıkışı verebilen fotoğraf makineleri. Bu makineler, anlık görüntü akışını kesintisiz ve yüksek kalitede bilgisayara veya internete aktarabilirler. Yüksek hızda belge kaydı yapan aygıt. Film ve belgeler ters yönde hareket ederek dakikada 500 adedin üzerinde kayıt yapar. YouTuber ve influencer'lar (etki sahiplaeri), kompakt ancak yüksek kaliteli görüntü sunan aynasız fotoğraf makinelerini (Sony ZV-E10, Canon EOS M50 Mark II vb) tercih ederler.
- akkas
- (Ar 'aks/geri döndürmek'ten 'akkas, esk) Fotoğrafçı.
- akkor
- (Alm glühend, Fr incandescent, İng incandescent) Işık saçacak kadar ısıtılmış olan; narıbeyza. / Sayısal fotoğraf makinelerinde yaklaşık 3000 K değerini belirleyen beyaz ayarı konumu.
- akkor ışık kaynağı
- (Alm glühlampenquelle, Fr source de lumière incandescente, İng incandescent light source) Işığın rengi ve parlaklığı sıcaklığa bağlı olarak değişen ışık kaynaklarına verilen ad. Örneğin ısıtılan demir çubuk, flamanlı ampul, lüks aydınlatma aracı, Güneş birer akkor ışık kaynağıdır. bkz soğuk ışık kaynağı.
- akkorluk
- (Alm glühen, Fr incandescence, İng incandescence) Isıtılan bir nesnenin ışık saçması durumu. Isısal yolla ortaya çıkan ışık.
- aklık
- (Alm albedo, Fr albédo, İng albedo) Bir cismin yüzeyine düşen ışığı, cismin yüzey dokusuna, rengine ve alanına bağlı olarak yansıtma gücü; yansıtabilirlik, beyazlık derecesi, aklık. Ay'ın ve taşkömürünün beyazlığı 0.12'dir. bkz albedo. bkz beyazlık derecesi. bkz yansıtabilirlik.
- akomodasyon
- (Alm unterkunft, Fr hébergement, İng accommodation) Farklı mesafelerde bulunan nesnelerin net bir görüntüsünü elde etmek için insan gözünün kaslar aracılığıyla göz merceğinin bu değişik mesafelere kendisini ayarlaması veya uyum sağlama mekanizması/yeteneği; uyum. / Gözün karanlığa ya da aydınlığa uyumu. / Stereoskopide, steroskopik bir görüş elde etmek için insan gözünün iki görüntüyü üst üste bindirme yeteneği.
- akort
- (Alm tuning, Fr réglage, İng tuning) Belli nitelikte sonuçları üretmek, garantiye almak amacıyla yapılan işlem ve kurulum ayarlama süreci.
- akromat renksiz objektif
- (Alm achromatische klare linse, Fr lentilles claires achromatiques, İng achromate clear lens) Renk sapması kusuru düzeltilmiş, görünen tayftaki tüm ışıklar için kırılma indisi aynı olan, yani aynı noktadaki bütün renklerin görüntülerini aynı noktada netleştirebilen birleşik mercek türü; renksemez objektif.
- akromatik
- (Alm achromatisch, Fr achromatique, İng achromatic) Beyaz ışığı çözümlemeden geçiren; renksemez, akromatoz. bkz kromatik. / Kromatik renklerin dışında kalan siyah, beyaz ve gri. / Kromatik görüntü bozulmasına karşı gerekli düzeltme yapılmış objektif. bkz akromatik objektif. bkz akromat renksiz objektif. bkz kromatik görüntü bozulması.
- akromatik nokta
- (Alm achromatischer punkt, Fr point achromatique, İng achromatic point) CIE (Fr Commission Internationale de Léclairage – Uluslararası Aydınlatma Komiayonu) kromatiklik şemasında, belirli bir renk sıcaklığında beyaz renk üreten yer.
- akromatik objektif
- (Alm achromatische linse, Fr lentille achromatique, İng achromatic lens) "Kromatik" görüntü bozulmasına karşı gerekli düzeltme yapılmış olan objektif. bkz kromatik görüntü bozulması.
- akromatik renk
- (Alm achromatische farbe, Fr couleur achromatique, İng achromatic color) Renk ya da temel renk nedeniyle değil, ışıktaki farklılıkların tondan yoksun bir şekilde ayırt edilmesiyle oluşan renk; siyah, beyaz ve gri gibi.
- akromatik renk tonu
- (Alm achromatischer farbton, Fr teinte achromatique, İng achromatic hue) Oswald'ın renk sisteminde de kullanıldığı gibi; bir rengin içerisindeki siyah beyaz oranının değişimi sonundaki etki.
- akşam görmesi
- (Alm mesopisches sehen, Fr vision mésopique, İng mesopic vision) Ağ tabakadaki hem konilerin hem de çubukların uyarıldığı yüksek seviyelerdeki görüntü; gündüz görmesi ile gece görmesi arasındaki ara görüntü. bkz az ışık görmesi.
- aksesuar
- (Alm zubehör, Fr accessoire, İng accessory) Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. / Görüntüyü zenginleştirmek için konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan çeşitli eşya.
- aksesuar yuvası
- (Alm zubehörsteckplatz, Fr emplacement pour accessoires, İng accessory slot) Fotoğraf makinelerinin üzerinde, genellikle flaş takmak için kullanılan, ek bakaç gibi başka aksesuarların da takılabileceği yuva. Bu yuvada ekseriyetle flaş bağlantısı pimleri de yer alır. Ölçekleri standarttır.
- aksi ziya sanatı
- (aks-i ziya sanatı, eskiden) Taş veya maden üzerindeki örneklerin, ışığa duyarlı tabakalar üzerinde fotoğraf veya kopya yoluyla çıkarılmasında kullanılan baskı tekniği. Fotoğraf tekniği ile taş baskısı. bkz fotolitografi.
- aksikon
- (Alm axsicon, Fr axsicon, İng axsicon) Yüzeyi koni biçiminde tasarlanmış mercek.
- aktarım hızı
- (Alm übertragungsrate, Fr taux de transfert, İng transfer rate) Bilgisayarlarda verinin bir araçtan öbürüne taşınma hızı.
- aktif AF
- (Alm aktiver AF, Fr AF actif, İng active AF) Aktif otomatik netleme. bkz aktif otomatik netleme.
- aktif katman
- (Alm aktive schicht, Fr calque actif, İng active layer) Photoshop'ta dokümanı oluşturan kanalların dışındaki her yeni kanala verilen ad.
- aktif otomatik netleme
- (Alm aktiver AF, Fr AF actif, İng active AF) Fotoğraf makinelerinde nesneyle olan uzaklığı ölçen ve daha sonra doğru netlemeyi sağlamak için bu ölçümü objektife uyarlayan sistem. Optik sistemden bağımsız olarak çalışır. Netleme, ultrasonik ses dalgalarıyla ve kızılötesi ışık kullanılarak iki şekilde yapılır.
- aktinik
- (Alm aktinisch, Fr actinique, İng actinic) Işığın herhangi bir madde üzerinde kimyasal ya da fiziksel değişim yaratabilme gücü. Film üzerine düşen ışık duyar katı oluşturan gümüş tuzlarının yapı değişikliğine uğramalarını, siyah metalik gümüşe dönüşerek görüntüyü oluşturma ayarını sağlamaktadır. / Bir emülsiyon üzerine etki yapan kısa dalgalı yeşil, mavi ve morötesi ışıma özelliğinde ve niteliğinde olan; elektromanyetik ışınım.
- aktinik ışık
- (Alm aktinisches licht, Fr lumière actinique, İng actinic light) Elektromanyetik spektrumun, hassaslaştırılmış emülsiyonda fotokimyasal değişiklikler gerçekleştirebilen kısmındaki ışık.
- aktinik netleme
- (Alm aktinischer fokus, Fr foyer actinique, İng actinic focus) Bir optik sistemde aktinik etkileşim yoluyla oluşan netlik noktası; kimyasal netleme.
- aktinik olmayan
- (Alm nicht-aktinisch, Fr non actinique, İng non-actinic) Işığa duyarlı malzemeleri etkilemeyen.
- aktinoölçer
- (Alm aktinometer, Fr actinomètre, İng actinometer) 1890'larda kullanılmış olan, nesneye düşen ışığı ölçen ışıkölçer; aktinometre. ışığa duyarlı küçük bir parça fotoğraf kağıdı taşıyıcının içine yerleştirilir ve aygıt üzerindeki pencere açılarak kağıdın hemen yaındaki referans kadar kararması beklenir. Bu kararma sırasındaki süre bir cetvele uygulanarak ortamın pozlama değeri, örtücü hızları ve diyafram değerleri kullanılan filme göre belirlenir. / Güneş ışınlarının ya da ışığın aktinik etkisini ölçen alet. bkz ışık ölçer.
- aktivitoller
- (Alm aktivitole, Fr activitols, İng activitols) Banyo içindeki kimyasal aktiviteyi hızlandıran maddeler.
- akütans
- (Alm schärfe, Fr acuité, İng acutance) Görüntü keskinliğinin bir filmin farklı ton alanları, ışıklı-karanlık arasındaki sınırı keskin kaydedebilme ölçüsü; keskinlik. Görüntüyü oluşturan yoğunluk bölgesindeki sınırların eğim açısının darlığı görüntünün keskinlik derecesini belirler. Bu açı büyüdükçe görüntü keskinliği kaybolur. bkz keskinlik. bkz yüksek akütans.
- alaca
- (Alm buntscheckiges, farbengemisch, moire, Fr bariolage, moiré, İng medley of colours, moire) Resimde, birbiri ile uyuşması düşünülmeden sürülmüş birçok rengin bir arada görünüşü, deli alacası, hareli. / Fotoğrafta, genel olarak renklerin veya desenlerin karışık ve lekeli görünümü; hare.
- alacayı giderme
- (Alm beseitigung von moiré, Fr élimination du moiré, İng elimination of moire) Bir tram kullanarak alımda görülen alaca gölgeleri, ikinci bir tramı araya sokmak yoluyla veya tram açılarını değiştirmek suretiyle giderme ve yok etme işlemi.
- alaminüt
- (Alm im moment, Fr à la minute, İng at the minute) Çarçabuk, anında, hemen, şipşak. bkz dakika. bkz şipşak. / Banyosu içinde, bir karanlık kutu ve objektiften oluşan basit, körüklü fotoğraf makinesine verilen ad. bkz alaminüt fotoğraf. bkz şipşak fotoğraf.
- alaminüt fotoğraf
- (Alm einminütiges foto, Fr photo minute, İng aminute photo) Çekildikten sonra hemen basılan fotoğraf. bkz şipşak fotoğraf.
- alaminüt fotoğraf makinesi
- (Alm Sofort bildkamera, Fr appareil photo instantané, İng instant camera) Alaminüt fotoğraf makinesi, Fransızca "à la minute" (anında, çabuk, dakikalık) ifadesinden türetilmiş, fotoğrafın çekildiği yerde karanlık oda işlemine tabi tutularak birkaç dakika içinde teslim edilmesini sağlayan nostaljik, ahşap, körüklü seyyar fotoğraf makinesidir. Bu makineler, kamera ve karanlık odayı tek bir yapıda birleştirir. Ahşap kutunun ön tarafında körüklü objektif bulunur, iç kısmı ise fotoğrafın banyo ve tespit işlemlerinin (geliştirilmesinin) yapıldığı karanlık oda olarak kullanılır. Çekilen fotoğraf, geliştirme kimyasalları (sulu fotoğrafçılık) kullanılarak dakikalar içinde hazır hale getirilir. Genellikle üç ayak (tripod) üzerine kurulan, siyah kumaşla örtülü, eski tip ahşap makinelerdir. Özellikle vesikalık fotoğraf ihtiyacını karşılamak için sokaklarda, parklarda veya nüfus müdürlükleri önünde sıkça kullanılmıştır. Türk fotoğrafçılık tarihinde "şipşak" fotoğrafçılığın öncüsü olan bu cihazlar, genellikle sokak fotoğrafçılarının (alaminütçülerin) kullandığı bir yöntemdi. Alaminüt fotoğraf makinesi, nostaljik bir "anında görüntü" sistemidir.
- alan
- (Alm feld, Fr champ, İng field) Bir televizyon ya da video göstericisinde oluşan görüntünün en üst satırından en alt satırına kadar taramanın tümü. / Bir optiğin, seçik ve diyafram açıklığı uygun bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve enin tümü; alan derinliği. / Bir optik aygıtın sağladığı görüntünün ya da görülen konunun tümü; bakış alanı. / Bilgisayarda bir kayıtta özel bir veri türüne ayrılmış olan bölge. Bir yazılım uygulaması tarafından sunulan diyalog kutusu ya da kutu biçimindeki bu bölgeyi kullanıcı doldurur.
- alan açısı
- (Alm feldwinkel, Fr angle de champ, İng field angle) Objektiflerin kapsadığı yatay alanın açısı.
- alan bükülmesi
- (Alm krümmung des feldes, Fr courbure du champ, İng curvature of field) Objektiflerin neden olduğu ve odak düzleminde bükülme ile sonuçlanan görüntü bozulması.
- alan büyültme
- (Alm bereichsvergrößerung, Fr grossissement de la zone, İng area magnification) bkz büyültme.
- alan camı
- (Alm feldstecher, Fr jumelle, İng field glass) Bir çift Galileo teleskobundan oluşan basit dürbün.
- alan değeri
- (Alm raumwert, Fr valeur spatiale, İng space value) bkz değer.
- alan derinliği
- (Alm schärfentiefe, Fr profondeur de champ, İng dept of field - DOF) Üzerinde odaklama yapılan cismin önünde ve arkasında oluşan seçik/net alan; seçiklik alanı. Bu alanın derinlik olarak yaklaşık 1/3 kadarı cismin önünde, yaklaşık 2/3 kadarı ise arkasında oluşur. Alan derinliği yüksek olan fotoğraflarda görüntünün tamamı nettir. Alan derinliği düşük olan fotoğraflarda ana konu net, ana konunun önünde ve arkasındaki boşluk fludur. Alan derinliğinin darlığını ya da genişliğini etkileyen üç öge objektifin odak uzunluğu, kullanılan diyaframın açıklığı ve cismin fotoğraf makinesine olan uzaklığıdır. bkz net alan derinliği - NAD.
- alan derinliği ön gösterimi
- (Alm tiefenschärfevorschau, Fr aperçu de la profondeur de champ, İng depth of field preview) Kimi fotoğraf makinelerinde alan derinliğinin kullanıcı tarafından görülmesini sağlayan, diyafram açıklığının sağladığı görüntüyü donduran bir düğme veya kol bulunmaktadır. Tüm netleme, objektif açıkken veya en büyük diyafram açıklığı ayarında iken yapılır. Analog makinelerde yaygın olarak kullanılan bu alan derinliği ön izleme özelliği günümüzde yaygın olarak kullanılan otomatik SLR makinelerin çoğunda yer almaktadır. bkz diyafram önizleme.
- alan durağı
- (Alm feldstopp, Fr arrêt sur le terrain, İng field stop) Görüntünün büyüklüğü ve biçimini belirleyen maske ya da diyafram açıklığı. Alan durağı, optik bir sistemin odak düzlemine yakın yerleştirilir.
- alan düzleyici
- (Alm feldglätter, Fr aplatisseur de champ, İng field flattaner) Alan sapması kusurunu düzeltmek için tasarlanmış mercek.
- alan ekseni
- (Alm bereichsachse, Fr axe de plage, İng range axis) Konu ve bir görüntüleme sistemi arasındaki uzaklığın derinliği, ekseni. Üçüncü boyut ya da x ekseni.
- alan merceği
- (Alm feldlinse, Fr lentille de champ, İng field lens) Bakaca ışığı toplamak için tasarlanmış olan mercek. Odak düzleminde ya da yakınında yer alır. Bunun için fotoğraf makinelerinde Fresnel mercek kullanılır.
- alan monitörü
- (Alm feld monitor, Fr moniteur de terrain, İng field monitor) Köşegensel olarak birkaç inç'ten yaklaşık bir feet'e (30.48 cm'ye) kadar değişen alan monitörleri, çoğu video kamera ve fotoğraf makinelerinde bulunan daha küçük izleme ekranlarına son derece hassas bir alternatif olarak hizmet vererek kritik odaklama ve pozlama kalibrasyonuna yardımcı olur. HDSLR'ler kullanılarak video yakalamanın ortaya çıkmasıyla birlikte, izleme ekranları birçok HDSLR kullanıcısının ekipman envanterinin ayrılmaz bir parçası haline geldi.
- alan netliği
- (Alm zonenfokussierung, Fr mise au point de zone, İng zone focusing) Objektiflerde yer alan bir netleme yöntemi. Alan derinliği uzunluğunun önceden belli olan aralığına karşılık gelen uzunluk. Örneğin 35 mm'lik bir objektifle f11 diyafram değerinde ve 1.3 m'ye netleme yapıldığında, alan netliği 1-2 m kadar bir uzunluğu kapsar. Bu uzunluk seçilen diyafram değerine bağlı olarak objektif üzerinde diyafram bileziğinin yanında yer alır.
- alan parlaklığı
- (Alm flächenausleuchtung, Fr éclairage de zone, İng area illumination) Bir yüzeyin sonsuz küçük alanına düşen ışık akısının bu alana oranı ile tanımlanan aydınlatma şiddetinin belirli bir alan boyunca değeri ve bu değerlerin ortalaması.
- alan sapması
- (Alm feldkrümmung, Fr courbure du champ, İng field curvature) Seçik görüntüyü düz bir yüzey yerine eğimli bir yüzeyde oluşturan bir tür mercek kusuru; Petzval sapması.
- alan seçimi modu
- (Alm bereichsauswahlmodus, Fr mode de sélection de zone, İng area selection mode) Sony'nin sunduğu, çekim durumu gereksinimlerini karşılayacak bir dizi önceden ayarlanmış fotoğraf makinesi ayar seçeneği.
- alan tarayıcı
- (Alm flächendetektor, Fr détecteur de zone, İng area dedector) Algılayıcı düzeni. bkz algılayıcı düzeni.
- Albada bakacı
- (Alm Albada-visier, Fr Visière Albada, İng Albada visor) Görüntü alanının parlak bir çizgiyle işaretlendiği bir çeşit fotoğraf makinesi bakacı. 1932'de Hollandalı subay ve optik tasarımcı Lieuwe Evert Willem van Albada tarafından yapılmıştır.
- albedo
- (Alm albedo, Fr albédo, İng albedo) Bir cismin yüzeyine düşen ışığı, cismin yüzey dokusuna, rengine ve alanına bağlı olarak yansıtma gücü; yansıtabilirlik, beyazlık derecesi, aklık. bkz aklık. bkz beyazlık derecesi. bkz yansıtabilirlik.
- albüm
- (Alm album, Fr album, İng album) Resim, fotoğraf, pul gibi şeyleri dizip saklamaya yarayan, tek tek görme amacıyla tasarlanmış bir tür defter.
- albümin
- (Alm eiweiß, Fr albumine, İng albumen) Fotoğrafla ilgili duyar katlarda nadiren kullanılan kimyasal madde. Gümüş bileşiminin yumurta akıyla karıştırılarak yüzey üzerine sürüldüğü duyar kat eriyiği.
- albümin baskı
- (Alm albumindruck, Fr impression à l'albumine, İng albumen print) LOuis D. B. Evrard tarafından 1850'de geliştirilen fotoğrafik baskı yöntemi. Albümin eriyiği kullanılarak duyarlı hale getirilen levhaların pozlanmasıyla gerçekleşir.
- albümin kağıt
- (Alm albuminpapier, Fr papier albuminé, İng albumen paper) Albümin, tuz ve sitrik asitle kaplı ve gümüş nitratla duyarlı hale getirilen fotoğraf kağıdı.
- alçak kabartma
- (Alm basrelief, Fr bas-relief, İng bas-relief) Yüzey üzerinde dişarıya çıkıyormuş gibi kabartma heykelleri andıran özel fotoğraf hilesi. Nesnenin negatif ve pozitif filmi çok az kaydırılmış şekilde üst üste getirilerek yapılan baskıyla alçak rölyef etkisi elde edilir. /
- alçak kabartma efekti
- Adobe Photoshop Sketch (Çizim) filtresinin altında bulunur ve metal plakanın oyularak görüntünün elde edilmesi etkisini verir.
- Alexander şeridi
- (Alm Alexander-Gasse, Fr voie Alexandre, İng Alexander lane) Birincil ve ikincil gökkuşağı arasında kalan karanlık bölge.
- alfanümerik
- (Alm alphanumerisch, Fr alphanumérique, İng alphanumeric) İçinde hem harf hem de rakam karakteri dizilerini içeren. Alfabetik (abecesel) ve numerik (sayısal) karakterlerin birleşiminden oluşan.
- algı
- (Alm wahrnehmung, Fr perception, İng perception) Psikolojide, bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma; idrak. Bir olayın, bir nesnenin, duyular aracılığıyla bilgisinin alınması, yorumlanması, seçilmesi ve düzenlenerek anlamlı hale getirilmesi durumu. / Sanatta, duyu organları aracılığıyla, her türlü gerçekliğin fark edilmesi, kişileştirilmesi, zihinde imgesel olarak tasarımı. bkz algılama.
- algılama
- (Alm wahrnehmen, Fr percevoir, İng percieve) Pisikolojide, bir olayı, bir nesneyi, sanatta her türlü gerçekliği duyumlar yoluyla kavrama, bilincine varma; idrak, idrak etme. bkz algı.
- algılama birimi
- (Alm sensoreinheit, Fr unité de capteur, İng sensor unit) bkz algılayıcı.
- algılanan renk
- (Alm wahrgenommene farbe, Fr couleur perçue, İng perceived color) Rengin algısı ya da renk algısının bilgisi. Fiziksel olarak ölçüldüğünde, –renk körlüğünde olduğu gibi– renk farklılığı görülebilir.
- algılayıcı
- (Alm sensor, Fr capteur, İng sensor) Hareket, renk, ısı, sıcaklık, ışık, nemlilik, konum, ses düzeyi vb fiziksel durumları algılayan aygıt; sensör. / Sayısal fotoğraf makinelerinde, filmin yerini alan, ışığa duyarlı yüzey, ışığa duyarlı piksellere sahip elektronik yonga. Görüntü, algılayıcı üzerinde oluşur. Objektif yoluyla oluşan görüntüyü algılar. Sayısal fotoğraf makinelerindeki CCD ve CMOS gibi görüntü algılayıcı çiplerin (yongaların) genel adıdır. Algılayıcı ne kadar büyükse o kadar fazla piksel olur, algılayıcı o kadar fazla bilgi yakalar. Işığın değerini ve kalitesini “algıladığı” için bu ad verilmiştir. bkz CCD algılayıcı. bkz CMOS algılayıcı.
- algılayıcı düzeni
- (Alm array, Fr tableau, İng array) Görüntü algılayıcılarının oluşturduğu düzen; alan tarayıcı. İki tür yapılandırma vardır. Birincisi mozaik, matris, ızgara ya da geniş algılayıcı düzenidir. İkincisi doğrusal düzendir. bkz geniş algılayıcı düzeni.
- algısal sanat
- (Alm wahrnehmungskunst, Fr art perceptuel, İng perceptional art) Bir eserin görsel olarak uyandırdığı ilgi ve görünüme önem veren sanat.
- algoritma
- (Alm algorithmus, Fr algorithme, İng algorythm) Bir amacı gerçekleştirmek amacıyla ortaya çıkmış, tanımlı mantıksal veya matematiksel kural setleri.
- alıcı ana renkler
- (Alm empfänger-vorwahlen, Fr primaires du récepteur, İng receiver primaries) Farklı parlklığı olan sabit temel rengin ol uşturduğu, üç renk takımı. Televizyon alıcılarında kullanılmasıyla yaygınlaştı. Bu renkler siyah, macenta ve sarı renkleri de üretir. Kırmız, yeşil ve mavi çok yaygın olarak kullanılır.
- alıcı kuantum etkinliği
- (Alm detektivische quanteneffizienz, Fr efficacité quantique de détection, İng detective quantum efficiency) Işık saptayıcı bir sistemin yeterliliği.
- alıcılık
- (Alm detektiv, Fr détective, İng detectivity) Bir bulucunun duyarlığının ölçümü. Dalga boyu, süre gibi özellikler örnek alınmadan yapılır.
- alikne
- (Alm alychne, Fr alychné, İng alychne) Işıksız durum. CIE kromatiklik diyagramında, y=0 olduğu az rastlanan ışık durumu. Aydınlatmanın sıfır olduğu durumda CIE kromatiklik diyagramının düz bir çizgi oluşturması. Monitör gibi çoğaltma sistemi renk dizini hesaplamaları için kullanılır.
- alıntı
- (Alm zitat, Fr citation, İng quotation, citation) Fotoğrafçının, isim ve eser adını anarak kullandığı bir başka sanatçıya ait eserin tamamı veya bir parçası; aktarma, iktibas. Alıntı, hukuksal bakımdan ceza sonucunu doğuran bir işlemdir.
- alkali
- (Alm alkali, Fr alcali, İng alkali) Asitlerin tam tersi etki yaratan kimyasal bileşimler. Kimyasal baz. Asitleri nötralize eden ve suda çözeltide 7.0'ın üstünde bir pH değerine sahip olan madde. Geliştirme banyosu formüllerinde hızlandırıcı olarak kullanılır. En yaygın olarak kullanılan alkali hızlandırıcı sodyum karbonattır.
- alokromi
- (Alm allochromie, Fr allochromie, İng allochromy) Renk değiştirim. bkz renk değiştirim.
- alt açı
- (Alm unterer winkel, Fr angle inférieur, İng lower angle) Fotoğraf makinesinin konuya göz seviyesinin altından bakması. Fotoğraf makinesinin aşağıdan yukarıya doğru bir bakış oluşturması.
- alt gizli görüntü
- (Alm latentes unterbild, Fr sous-image latente, İng latent sub image) Elektron tuzağında ortaya çıkan gizli görüntü. bkz elektron tuzağı.
- alt gizli görüntü merkezi
- (Alm zentrum des latenten teilbildes, Fr centre de sous-image latent, İng latent sub image center) Elektron tuzağı. bkz elektron tuzağı.
- alt kademe kondansör
- (Alm unter stufen kondensator, Fr condenseur de sous-étage, İng substage condenser) Mikroskoplarda, ışığı toplayıp örnek/numune üzerine odaklamak için kullanılan optik düzenek.
- altı renk
- (Alm hexachrom, Fr hexachrom, İng hexachrome) Altı farklı rengin kullanımına dayanan baskı işlemi. Turuncu , yeşil, siyah , macenta, sarı ve siyah renklerinden oluşur. CMYK'ye göre daha geniş bir renk gamı sağlar. Patenti, 1962'de ABD'nin New York kentinde Lawrence Herbert tarafından kurulan Pantone firmasına aittir. Pantone Colour Formula Guide 2058 tire renk içeren ve her rengin ofset baskı sisteminde nasıl elde edileceğini karışım formülleriyle veren renk kataloğu, tüm sayısal baskı işiyle uğraşanlar tarafından bilinir ve kullanılır. bkz dört renk.
- altın kesim kuralı
- (Alm goldener schnitt, drittelregel, Fr nombre d'or, règle des tiers, İng rule of thirds, golden section) Çekilen görüntünün daha rahat algılanması için yaygın olarak kullanılan bir teknik; altın bölüm, 1/3 kuralı, üçler kuralı. 1797'de John Thomas Smith tarafından 1773 tarihli bir gravür/resimdeki gölge ve ışık dengesini ele aldığı Remarks on Rural Scenery kitabından alıntı yaparak oluşturduğu bir tekniktir. Fotoğraf karesi olarak da adlandırılan kayıt ya da görüntü düzlemi (ki dikdörtgensel ya da kare biçimli de olabilir) yatay ve düşey üçer bölgeye ayrıldığında üç satır ve üç sütunda toplam dokuz bölge (hücre) oluşur. Göz, alfabemizin yapısından kaynaklanan okuma alışkanlığımız gereği öncelikle hiçbir çabalama olmaksızın, kendiliğinden 1-2 ve 4-5 hücrelerinin kesiştiği bölüme yönelir (˜% 43-46). Gözün yönelmesi ikinci sırada 3-4 ve 7-8 hücrelerinin kesiştiği bölüme (˜% 25-29), sonra 2-3 ve 5-6 hücrelerinin kesiştiği bölüme (˜% 19-23) ve en son 5-6 ve 8-9 hücrelerinin kesiştiği bölümedir (˜% 13-17). Bu durum fotoğrafçıya, fotoğraf karesine konu içeriğinde yer alan ögeleri yerleştirirken nasıl davranması gerektiğinde yol göstericidir. bkz üçler kuralı.
- altın oran
- (Alm goldenes verhältnis, Fr ration d'or, İng golden ratio) Resim, heykel ve mimaride kullanılan, çok güzel olduğu düşünülen matematiksel bir oran. Herhangi bir geometrik biçimde, varlığı estetik bir üstünlük sayılan oran; altın oran, ilahi oran. Bu oransal yaklaşım doğadaki pek çok biçimde de görülür. Altın Oran geometrik olarak, iki kareden oluşan bir dikdörtgenin köşegeni aracılığıyla kurulur. Parçalar arasındaki orantıda, küçük parçanın büyüğe oranı, büyük parçanın bütün parçaya oranına eşittir. Cebirsel olarak; a/b= b/(a/b) biçiminde ifade edilir. Parçalar arasındaki oranın değeri olan (ilk onbeş basamağıyla) 1.618033988749894... ya da yaklaşık 3/5'tir ve "altın sayı" adı da verilir. Bu sayı, Fibonacci dizisiyle yakından ilişkilidir. Bu oranın kısaca gösterimi, φ= dir. “Altın oran”ın fotoğrafçılıktaki “altın kesim (1/3) kuralı” ile hiçbir ilgisi yoktur.
- altın rengi tonlama
- (Alm gold tönung, Fr tonification de l'or, İng gold toning) Klasik fotoğraf kağıdına basılmış olan bir fotoğrafın, baskın bir kırmızı ya da kahverengi görüntü sağlaması amacıyla yapılan tonlama işlemi. Altın klorid kullanılarak yapılır. “Altın işleme işlemi” ile, karıştırmamak gerekir.
- altın saat
- (Alm goldene stunde, magische stunde, Fr heure d'or, heure magique, İng golden hour, magic hour) Gün doğumundan kısa bir süre sonraki ve gün batımından kısa bir süre önceki, ışığın yumuşak, gökyüzünün kırmızı (sarı-kızıl) ve gölgelerin uzun olduğu en ideal çekim zamanı; sihirli saat. Gün doğumu ve gurup (gün batımı) fotoğraflarının çekimi için en uygun zaman dilimidir. Bu zaman dilimi, düşük kontrastlı ve profesyonel kalitede, romantik etkili fotoğraflar için en iyi doğal aydınlatmayı sunar. Işık yaygındır (diffused), yumuşaktır ve sıcak renk tonları hakimdir. Gölgeler uzundur ve kontrast daha düşüktür, bu da detayların belirginleştirir, kaybolmasını önler. Manzara, portre, sokak fotoğrafçılığı ve dış çekimler için mükemmeldir ışık ortamıdır. Portre çekiminde, yüzde sert gölgeler oluşturmaz, cilde yumuşak ve altın rengi bir ışıltı katar. Manzara çekiminde, dağlar, denizler veya şehir manzaraları, uzun gölgeler ve sıcak renklerle derinlik kazanır. Günün bu saatinde çekilen fotoğraflar daha keskin ve kaliteli görünür. Saat kelimesi kullanılsa da, bu süre ekvatora yakın yerlerde daha kısa, kutuplarda daha uzun olabilir. Fotoğrafçılıkta altın saat çekimleri için hava durumu ve çekim açısı önceden planlanmalıdır. Eğer altın saat kaçırılırsa, hemen ardından (veya öncesinde) güneşin ufkun altında olduğu "mavi saat" (İng blue hour) başlar.
- altlık
- (Alm matte, Fr tapis, İng mat) Fotoğrafların gösterimi için kullanılan karton altlık. / Bilgisayar faresinin üzerinde düzgün çalışmasını sağlayan düz yüzey; mat, paspartu. bkz paspartu.
- amatör
- (Alm amateur, Fr amateur, İng amateur) Para kazanma kaygısı dışında, zevki için fotoğraf çeken kişi, özengen. Bu fotoğraf becerisinin değil, amacının tanımıdır. bkz özengen. bkz profesyonel.
- amber
- (Far anber, Alm bernstein, Fr ambre, İng amber) Portakal sarısı renk; kehribar rengi. Sarı ve turuncu tonları arasında yer alan, gözle algılanabilir şekilde sıcak bir ışık tonudur. Bu renk, genellikle 1800 K ile 2200 K arasındaki renk sıcaklıklarına karşılık gelir ve doğal gün batımı ışığına benzer bir etki yaratır.
- ametropi
- (Alm fehlsichtigkeit, Fr amétropie, İng ametropia) Objektifin sonsuzu netleyemediği durumda ortya çıkan bozukluk. Bir tür göz kusuru, gözün ışığı kırma yeteneğinin bozulması.
- Amici prizması
- (Alm Amici-prisma, aufrichtendes prisma, Fr prisme Amici, prisme dresseur, İng Amici prism, erecting prism) bkz tersinir prizma.
- AMLCD
- (Alm aktiv matrix-flüssig kristallanzeige, Fr écran à cristaux liquides à matrice active, İng Active-Matrix Liquid Crystal Display) Etkin matris sıvı kristal ekran. Her bir pikseli açıp kapamak için mikroelektronik değiştiriciler kullanarak pikselleri ayrı ayrı tutan bir görünüm tipi.
- AMOLED
- (Alm Aktive Matrix-Organische Leuchtdiode, Fr diode électroluminescente organique à matrice active, İng Active Matrix Organic Light Emitting Diode - AMOLED) Aktif Matriks Organik Işık Yayan Diyot) bkz OLED.
- amonyak
- (Alm ammoniak, Fr ammoniac, İng ammonia) Yumuşak duyar katlarda kullanılan alkalin gaz.
- amonyum tiyosülfat
- (Alm ammoniumthiosulfat, Fr thiosulfate d'ammonium, İng ammonium thiosulphate) Hızlı çalışan sabitleme banyolarında kullanılan çözünür amonyum tuzu. Gümüş tuzlarıyla çok hızlı tepkimeye girer, geliştirme banyosundan az etkilenmiş duyar katlar için kullanılır.
- amper
- (Alm ampere, Fr ampère, İng ampere) Elektrik akımı ölçü birimi, simgesi A (Fransız fizikçi André-Marie Ampère özel adından). Bir iletkenin belli kesitinden saniyede bir coulomb (kulon)'luk elektrik yükü geçerse, akım şiddeti bir amper (A) olur.
- ampirik fotoğraf
- (Alm empirische fotografie, experimentelle fotografie, Fr photographie empirique, photographie expérimentale, İng empirical photograph, experimental photograph) bkz deneysel fotoğraf.
- ampirik fotoğrafçılık
- (Alm empirische fotografie, experimentelle fotografie, Fr photographie empirique, photographie expérimentale, İng empirical photography, experimental photography) bkz deneysel fotoğrafçılık.
- ampirik fotogrametri
- (Alm empirische photogrammetrie, experimentelle photogrammetrie, Fr photogrammétrie empirique, photogrammétrie expérimentale, İng empirical photogrammetry, experimental photogrammetry) bkz deneysel fotogrametri.
- an
- (Alm sofort, Fr instantané, İng instant) Zamanın bölünemeyecek kadar kısa bir parçası; lahza. bkz enstantane.
- an fotoğrafı
- (Alm schnappschuss, Fr instantané, İng snapshot) Pozlama süresi 1/25 saniye ya da daha kısa olan hızlı bir devinimi, oluşumu anında saptayan fotoğraf çekme yöntemi. / Bu yöntemle çekilen fotoğraf. / an fotoğrafı "An fotoğrafı" veya "anlık fotoğraf", o anda, o saniyede, önceden planlanmamış veya kurgulanmamış şekilde çekilen, o anki durumu doğal haliyle yansıtan fotoğraf. Poz verilmemiş, aniden gelişen doğal bir durum (gülüşme, şaşkınlık, manzara vb) yakalanır. Genellikle "şipşak" olarak da tabir edilen, hızlıca çekilen fotoğraflardır. Özel bir çaba harcamadan, o anı ölümsüzleştirmek için çekilirler. Günümüzde "anlık foto" (anlık foto atar mısın?) ifadesi, bir kişinin o sırada nerede olduğunu veya ne yaptığını kanıtlaması/göstermesi için o saniyede çektiği fotoğrafı ifade eder. Bazen "an fotoğrafçılığı", çekildiği anda özel gözükmeyen ama yıllar sonra değer kazanan anları sabitleme sanatı olarak da tanımlanır.
- ana
- (Alm meisterin, Fr maîtresse, İng master) Fotoğraf ya da sayısal ortamdaki dosya, kayıtların asıl ya da ilk hali. / Kopyalama ya da çoğaltmasının yapılacağı örnek. / Bir ana CD'de yeni bir CD oluşturmak amacıyla bir fotoğrafın, dosyanın ya da kaydın ilk kopyası; ana kopya.
- ana bellek
- (Alm arbeitsspeicher, Fr mémoire principale, İng main memory) RAM. bkz RAM.
- ana kart
- (Alm hauptplatine, Fr carte mère, İng motherboard) Bilgisayar sistemini oluşturan bütün parçaların üzerine takıldığı, cam yününden yapılma baskı devresi.
- ana odak
- (Alm hauptaugenmerk, Fr objectif principal, İng principal focus) Odak. bkz odak.
- ana renkler
- (Alm primärfarben, Fr couleurs primaires, İng primary colours) Birincil renklerin tümleri olan renkler, esas renkler. bkz birincil renkler. Işık olarak ana renkler; kırmızı (red), yeşil (green) ve mavi (blue)'dir.
- ana sayfa
- (Alm homepage, Fr page d'accueil, İng home page) Web kullanıcıları için, bir internet tarayıcısını başlattıktan sonra karşılarına çıkan ilk başlangıç sayfasıdır. Geliştiriciler açısından ise bir web sitesinin ana sayfası, genellikle sitenin içeriğine ve yapısına yönlendiren önemli bir sayfadır. Ana sayfa; bir kişi, bir şirket veya bir örgüte ait olabilir ve sınırsız sayıda alt sayfalara açılabilir. Genel ağın merkezi olmayan yapısından kaynaklanan nedenlerle bütün genel ağ sayfalarını, çok çeşitli şekillerde birbirleri ile bağlamak mümkündür. Genellikle, ana sayfa üzerinde oluşturulmuş bağlantılar (link) üzerinden, alt sayfalara ulaşılır. Ana sayfada bulunan bir bağlantı, başka bir genel ağ sayfasına yönlendiriyorsa, bu bağlantı seçildiğinde ziyaret edilen sayfa terk edilmiş olur.
- anaglif
- (Alm anaglyphe, Fr anaglyphe, İng anaglyph) Birbiriyle bindirme alanına sahip iki görüntünün, genellikle kırmızı ve mavi veya kırmızı ve yeşil gibi uygun iki renkte üst üste basıldığı veya yansıtıldığı görüntü. İki ayrı renkte basılan bu görüntülere uygun tamamlayıcı renklerdeki filtrelere sahip gözlük ile bakıldığında üç boyutlu görüntü oluşur. Bir konunun biri kırmızı, öbürü mavi-yeşil iki fotoğrafı çekilerek çok az perspektif farkı oluşturacak şekilde kaydırılarak üst üste basılır. Bu fotoğrafa, bir tarafında mavi-yeşil, öbür tarafında kırmızı filtre takılı bir gözlükle, belli bir açıdan bakıldığında, fotoğraf kabartma olarak görülür ve renkler kaybolur.
- anaglif baskı
- (Alm anaglyphen druck, Fr impression anaglyphique, İng anaglyphic print) Anaglif yönteme göre yapılan baskı işlemi.
- anaglif çıktı
- (Alm anaglyphenaus druck, Fr impression anaglyphe, İng anaglyph print, anaglyph printout) Doğal beyaz rengin yedi rengini kırmızı ve mavi şeklinde iki bölüme ayırıp, bindirmeli iki fotoğrafın birini mavi (veya yeşil) diğerini kırmızı renkte basarak, gözün birine mavi (veya yeşil) diğerine kırmızı gözlük takmak suretiyle, sağ göze yalnız sağ resmi, sol göze yalnızca sol fotoğrafı gösterme yöntemi ile üç boyutlu görme tekniği. Önünde mavi (veya yeşil) gözlük olan göz yalnızca kırmızı ile basılmış fotoğrafı, kırmızı gözlük olan göz ise yalnızca mavi (veya yeşil) fotoğrafı veya tam tersi renkleri görür, böylece doğal üç boyutlu görme yapay olarak elde edilmiş olur. Anaglif yöntemde elde edilen stereoskopik modelin rengi siyah-beyazdır.
- anaglif film
- (Alm anaglyphen film, Fr film anaglyphe, İng anaglyph film) Anaglif yönteme uygun olarak fotoğraf çekmeye yarayan nitelikte film.
- anaglif fotoğraf
- (Alm anaglyphen bild, anaglyphenfoto, Fr image anaglyphe, photo anaglyphe, İng anaglyph picture, anaglyph photo) Anaglif yönteme göre basılmış olan fotoğraf; sağ fotoğraf mavi veya yeşil, sol fotoğraf kırmızı renkli olarak üst üste izdüşürülmüş veya basılmış olan fotoğraf.
- anaglif kağıdı
- (Alm Anaglyphen papier, Fr papier anaglyphe bicolore, İng anaglyph two colored paper) Anaglif baskıya elverişli nitelikte iki renkli fotoğraf kağıdı.
- anaglif mozaik
- (Alm anaglyphen mosaik, Fr mosaïque anaglyphique, İng anaglyphic mosaic) Haritacılıkta, anaglif fotoğrafları yan yana düzenli olarak yapıştırarak elde edilen plan, üç boyutlu fotoğraf planı.
- anaglif yöntem
- (Alm anaglyphen methode, Fr méthode anaglyphique, İng anaglyph method, anaglyphic method) Aynı konuya ait iki ayrı noktadan çekilen fotoğrafların birbirini tamamlayan ve bütünleyen renklerde (kırmızı-yeşil veya kırmızı-mavi gibi) birbiri üzerine izdüşürülmesi veya basılması şeklinde uygulanan yapay bir stereoskopik (üç boyutlu) görme yöntemi.
- anahtar
- (Alm schlüssel, Fr clé, İng key) Veritabanı içinde, uygulama programı tarafından kullanılan belli bir veri kaydı veya kayıt grubunu bulmak için kullanılan veri elemanı.
- anahtar
- (Alm schlüssel, Fr clé, İng key) bkz anahtar ışık. / bkz anahtar kelime. bkz anahtar ton.
- anahtar ışık
- (Alm schlüssel licht, Fr lumière clé, İng key light) Bir aydınlatmada kullanılan, konuyu aydınlatan ana ışık kaynağı. Genellikle noktasal ışık veren sert ışık kaynağıdır ve keskin gölge oluşturur.
- anahtar kelime
- (Alm schlüssel wort, Fr mot clé, İng key word) Bilgisayarda arama motorunun işini kolaylaştırmak için sayısal görsellere eklenen veri; anahtar sözcük, etiket.
- anahtar ton
- (Alm tasten ton, Fr ton clé, İng key tone) Dört renkli işlem sürecinde, siyah ayrımında K'nin CMYK'deki kodu, CMYK görüntüdeki siyah. / Bir görüntüdeki en önemli veya ana ton, özellikle siyah ve beyaz arasındaki orta tondur. Ortalama bir görüntü için genellikle grinin % 18'e yakın yansıması kadardır. Bu nedenle açık tonlu görüntülerde anahtar ton yüksek değerdedir. Koyu renkli görüntüde anahtar ton orta renkten daha düşüktür. Örneğin normalden daha koyu olduğunda, bütün görüntünün parlaklığını düşürür.
- analemma
- (Alm analemma, Fr analème, İng analemma) Bir gök cisminin bir başka gök cisminden gözlendiği zaman, gökküre üzerinde belli bir noktadan, günün belli bir anındaki ortalama konumuna göre yıl içerisindeki hareketini gösteren eğri; analemma eğrisi, günsekizi eğrisi, günizi.
- analemma fotoğrafı
- (Alm analemma-foto, Fr photographie d'analemme, İng analemma photograph) Bir gök cisminin, yerküre üzerinde belli bir noktadan, günün belli bir anında alınan görüntülerin birleştirilmesiyle oluşan fotoğraf; analemma fotoğrafı, günsekizi fotoğrafı, günizi fotoğrafı. Yılda en az 50 gün, aynı saatte, aynı yerden çekim yapmak gerekir. Güneş çekiliyorsa filtre kullanılmalıdır. Günsekizinin altına uygun bir konuma bir tarihi doku veya anıtsal bir bina yerleştirmek görüntüyü zenginleştirir.
- analitik fotoğrafçılık
- (Alm analytische fotografie, Fr photographie analytique, İng analytical photography) Özel bir olayın nitelik, nicelik ve diğer bazı özellikler bakımından gerçekleşip gerçekleşmediğini belirlemek için hareketli veya sabit bir şekilde uygulanan fotoğrafçılık tekniği.
- analitik fotogrametri
- (Alm analytische photogrammetrie, Fr photogrammétrie analytique, İng analytic photogrammetry, analytical photogrammetry) bkz analitik fotoğrafçılık.
- analitik yoğunluk
- (Alm analytische dichte, Fr densité analytique, İng analytical density, integral density) bkz tümleşik yoğunluk. bkz n.
- analiz cihazı
- (Alm analysator, Fr analyseur, İng analyzer) Renkli baskı yaparken doğru filtre kullanımını anlamak için uygulanan çizelge veya elektronik cihaz.
- analog
- (Alm analog, Fr analogue, İng analog, analogue) Orantılı bir etkinin, göstergenin veya kaydın bir diğerinin fiziksel özellik veya değişime oranı; benzer. / Görüntü ve ses anlamında sayısal olmayan görüntü ve ses sistemlerine verilen genel ad.
- analog fotoğraf
- (Alm analoges foto, Fr photo analogique, İng analog photo) Analog fotoğraf, görüntülerin sayısal algılayıcılar yerine kimyasal maddelerle kaplı fiziksel bir film şeridi üzerine, ışık aracılığıyla kaydedildiği geleneksel fotoğraf; fotoğrafın saf hali. Pozlama sonrası film, karanlık odada kimyasal banyo süreçlerinden geçirilerek fiziksel bir negatif ve ardından baskı elde edilir. bkz analog fotoğrafçılık.
- analog fotoğrafçılık
- (Alm analoge fotografie, Fr photographie analogique, İng analog photography) Analog fotoğraf, görüntülerin sayısal sensörler yerine kimyasal maddelerle kaplı fiziksel bir film şeridi üzerine, ışık aracılığıyla kaydedildiği geleneksel fotoğrafçılık yöntemi; "film fotoğrafçılığı", "geleneksel fotoğrafçılık", "film ile çekim". Pozlama sonrası film, karanlık odada kimyasal banyo süreçlerinden geçirilerek fiziksel bir negatif ve ardından baskı elde edilir. Çekimler 35 mm veya orta format filmlere yapılır. Sayısalın aksine, fotoğraflar banyoya verilip basılana kadar görülemez. Işık, gümüş halojenürlü film katmanına yazılır (pozlanır). Sayısaldan farklı olarak gren (noise) yapısı ve daha yüksek dinamik aralık sunabilir. Günümüzde analog fotoğrafçılık, fotoğrafın "saf hali" olarak da adlandırılır; banyo, tarama ve baskı süreçlerini içeren bir hobidir.
- analog veri
- (Alm analoge daten, Fr données analogiques, İng analog data) Zamana göre değişen başka bir türden niceliği temsil edip kendisi de zamana göre değişen ve sürekli bir özellik gösteren veri. Bir aygıt ya da sistemle ilişkili olarak bilgilerin, verilerin fiziksel temsili. Kaynağındaki biçimiyle, sürekli ve kesintisiz olarak kaydedilen, saklanabilen ve iletilebilen bilgi, veri. Örneğin doğadaki hareket halinde olan ışık ve ses dalgaları sürekli ve kesintisizdir. Ses ve ışık dalgalarının doğal haliyle, fiziksel niteliğini değiştirmeden kaydetmek analog kayıttır. Sayısal fotoğraf makinelerindeki foto sensörler tarafından oluşturulan elektrik yükünü (ki bir analog veridir), bilgisayarın ya da yazıcının algılayabilmesi için 1 ve 0 değerlerine (sayısal veriye) çevrilir.
- Analog/Dijital çevirici
- (Alm A/D-wandler, Fr convertisseur A/N, İng A/D converter) Algılayıcı (CCD ya da CMOS) üzerindeki analog ışık bilgisini sayısala çeviren bir düzenek. Analog ışık bilgisinden sayısal verilere dönüştürülen bilgileri fotoğraf makinelerinin içindeki bilgisayarlar algılayıp tanımlayabilir. Piyasadaki DSLR Fotoğraf makinelerinde yaygın olarak 12, 14 ve 16 bitlik A/D çeviriciler bulunur.
- anamorfik
- (Alm anamorph, Fr anamorphique, İng anamorphic) Yeniden form vermek. / Bir görüntünün (fotoğrafın, resmin) belirli bir noktadan bakıldığında normal, başka bir noktadan bakıldığında ise çarpık ve bozuk halde görüldüğü bir perspektif tekniği; anamorfoz. bkz anamorfoz.
- anamorfik objektif
- (Alm anamorphotische linse, Fr lentille anamorphique, İng anamorphic lens) Filmin boyutunu değiştirmeden, objektifin açısını genişleten optik sistem. Dikdörtgen bir konu, kare boyutlu filme uyarlanır. Geniş bir görüş açısındaki görüntüyü sıkıştırarak belirli bir çerçeveye sığdıran objektif türüdür. Sinemaskop filmler de bu objektiflerle çekilmektedir. Daha sonra göstericiye takılan bir parça ile görüntünün yayılması sağlanmakta ve görüntü tüm perdeyi kaplamaktadır.
- anamorfoz
- (Alm anamorphose, Fr anamorphose, İng anamorphosis) Ancak belli bir açıdan (yamuk) bakılınca algılanabilir olma, anamorfik. / Bir görüntünün (fotoğrafın, resmin) belli bir bakış noktası dışında bozuk ve çarpık görünmesi; anamorfik. bkz anamorfik.
- anastigmat
- (Alm anastigmat, Fr anastigmate, İng anastigmat, anastigmatism) Fotoğrafçılıkta kullanılmak üzere küresel sapma, koma ve astigmatizma gibi üç ana optik sapma için tamamen düzeltilmiş bir bileşik mercek sistemi. Genellikle iki grupta, dördü yakınsak ikisi ıraksak mercekten oluşturulmuş bir bileşik mercek sistemi. Bir cismin bir tek noktasından gelen ışınların mercekteki tek bir odak noktasında kesişmemesi nedeniyle, noktaların bir çizgi ve çizgilerin ise kendisine dik çizgilere oranla daha az belirli görüntü vermesine yol açan hatalara sahip olmayan mercek veya ayna.
- anastigmatik mercek
- (Alm anastigmatische linse, Fr lentille anastigmatique, İng anastigmatic lens) Astigmatizma hatası ve bilinen pek çok mercek kusurları, sapmaları ve hataları giderilmiş ve bundan dolayı yatay ve düşey çizgilerde eşit parlaklık ve netlikte odaklanabilen mercek.
- angström
- (Alm angström, Fr angström, İng angstrom) Sayısal olarak 1x10-10 m (1 metre'nin 10 000 000 000'da birine) eşit olan uzunluk birimi. Simgesi Å. Işık dalga boylarını ölçme birimidir. İsveçli fizikçi ve spektroskopinin kurucularından biri olan Anders Jonas Ångström'ün adını taşır.
- anı fotoğrafçılığı
- (Alm erinnerungs fotografie, Fr photographie de mémoire, İng memory photography) Özel günleri (düğün, doğum günü, toplantı), günlük yaşamı veya spontane anları kalıcı hale getirmek amacıyla poz verilmemiş, doğal ve samimi görüntülerin kaydedilmesidir. Fotoğrafçılıkta anı yakalamak, sahneyi gözlemleyip anlamayı ve o anın hissini yansıtmayı gerektirir. Çoğunlukla poz verilmemiş, habersiz çekilen fotoğraflardır. Amaç, zamanı durdurmak, geçmişe dair anıları saklamak ve hikaye anlatmaktır. Aile, arkadaşlar, sevdiklerimiz ve özel anlarımız anı fotoğrafçılığının temel konusudur. Mükemmel teknikten ziyade, o anın duygusunu yakalamak ön plandadır. Anı fotoğrafçılığı, teknik bilgiye dayanmaktan ziyade çevreyi gözlemleme ve spontane anları yakalama yeteneğine dayanır. Fotoğraf makinesini bir sahneye doğrultup deklanşöre basmaktan çok daha fazlasıdır; o anı anlamayı içerir. Anı fotoğrafları, bazen yıllar sonra büyük önem kazanır, anların sabitlenmesi sonucu yaşamın bir parçası olur, dönem fotoğrafı olarak belgesel fotoğraf a dönüşür. Özel günlerin (düğün, nişan, askerlik vb) anılarını saklamanın en etkili yolu bu fotoğrafçılık türüdür.
- anı fotoğrafı
- (Alm erinnerungs foto, Fr photo souvenir, İng memory photo) Anı fotoğrafı, düğün, doğum günü, tatil veya günlük yaşam gibi özel ve değerli anları, yaşandığı anda dondurarak geleceğe taşımak amacıyla çekilen, duyguyu ve atmosferi yansıtan spontane veya kurgulu fotoğraf türüdür. Kişisel tarihi belgeleyen bu kareler, hafızayı tazeleyen ve özlem gidermeye yardımcı olan görsel hafıza araçlarıdır. Genellikle poz verilmemiş, anlık gelişen doğal durumları (spontane, candid) içerir. Amaç, kişinin sevdikleriyle olan özel anlarını kalıcı hale getirmek, yaşanmışlıkları ölümsüzleştirmektir. Aile üyeleri, arkadaşlar, tatil anıları veya önemli davetler (nişan, askerlik vb) sıkça konu edilir. Hem profesyonel fotoğraf makineleri hem de günümüzde yüksek kaliteli çekim yapabilen akıllı telefonlarla, o anın ışığı ve duygusu kullanılarak çekilir. Sayısal ortamlarda veya fiziksel albümlerde yıllar sonra hatırlanmak üzere korunur. "Hayattan çalınmış anlar" olarak da tanımlanan anı fotoğrafları, o anki sevinç ve mutlulukları, yıllar sonra özlemle anımsamak için sabitler.
- ani sıçrama
- (Alm spitze, Fr pointe, İng spike) Bir elektrik voltajındaki (gerilimindeki) kısa süreli ve çok büyük artış. Bu nedenle aygıtın elektriği kesilir. Yıldırım düşmesi ve elektrik kesilmesinden sonra elektrik yeniden geldiğinde olur. bkz aşırı gerilim. bkz UPS.
- anıt
- (Alm monument, Fr monument, İng monument) Önemli bir olayı ya da büyük bir insanın anısını ileri kuşaklara anlatmak amacıyla, göze çarpacak büyüklükte, simge niteliğinde heykel veya yapı; abide. / Tarih ve sanat değeri büyük yapı. / (mecaz) Önemi ve değeri çok olan eser veya kişi; abide.
- anizofotik ışık kaynağı
- (Alm anisophotische lichtquelle, Fr source lumineuse anisophotique, İng anisophotic light-source) Görünen ışık tayfında eşit olmayan düzensiz olarak ışıyan, enerji yayan ışık üretim aracı.
- anlık fotoğraf
- (Alm Momentaufnahme, Fr exposition photographique instantanée, İng instantaneous photograph exposure) bkz enstantane fotoğraf.
- anormal üç renk
- (Alm anomaler trichromismus, Fr trichromatisme anormal, İng anomalous trichromatism) Normal duyarlıktan daha az olarak bir rengi ya da kırmızı, yeşil, mavi renklerin az algılanmasıyla oluşan anormal renk.
- anot
- (Alm anode, Fr anode, İng anode) Pozitif yüklü olan ve katodun yaydığı elektronlerı çeken elektrot; eksi uç. “katot”un tersi. bkz katot.
- anot netleme
- (Alm fokussierungsanode, Fr anode de focalisation, İng focusing anode) Bir katot ışını tüpünün elektron ışını demetinin gerilimini değiştirerek netleme yapmak amacıyla pozitif yüklü elektron (proton)'ları) kullanmak.
- ANSI
- (İng American National Standarts Institute - ANSI) Amerikan Ulusal Standartlar Enstitüsü. / Amerikan Ulusal Standartlar Enstitüsü'nün standartları. ABD'de endüstiyel şartname ve standartları belirlemek amacıyla, 1918'de sanayi kuruluşlarınca oluşturulan bir özel şirket. ABD federal devletinin standart enstitüsü ise ABD Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü (İng) National Institute of Standards and Technology - NIST)'dür.
- antialiasing
- (Alm kantenglättung, Fr anticrénelage, İng anti-aliasing) Photoshop programında alan rengi ile alan kenarındaki renk arasındaki geçişi sağlayan farklı tonlardaki piksellere verilen ad.
- antihalojen tabaka
- (Alm anti-halations-rückseite, Fr support anti-halogénation, İng anti-halation backing) Fotoğraf duyar katı ile taşıyıcı taban arasına ya da taşıyıcının arkasına sürülen yansımayı önleyici tabaka; antihalasyon arka tabakası. bkz antihalosyon arka tabakası.
- antihalosyon arka tabakası
- (Alm anti-halations-rückseite, Fr support anti-halogénation, İng anti-halation backing) Bazen ışığa duyarlı emülsiyon ve taban arasına dahil edilmesine rağmen, genellikle film tabanının arkasına sürülen ve taşıyıcı taban ya da fotoğraf makinesinin arka kısmından yansıyarak yeniden filme dönüp "halelenme"ye neden olan ışığı emerek yok eden boyalı katman; antihalojen katman, anti halojen tabaka.
- antihol
- (Alm antiloch, Fr antitrou, İng antihole) Film yüzeyinden yansıyan ışınların tekrar film üzerine gelerek istenmeyen görüntülerin oluşmasını önleyen film tabakası. bkz antihol tabakası.
- antihol tabakası
- (Alm antiloch schicht, Fr couche anti-trou, İng antihole layer, antiholation coating) Bir filmin en altında bulunan ve ışığı yutan tabaka veya fotoğraf filminin taşıyıcı tabakasının altına uygulanan ışık emici kaplama tabakası; antihol, antihalide. Antihol tabakası, cam veya film gibi emülsiyon taşıyıcısı şeffaf malzemenin tespit banyosunda yıkanır ve o zaman film şeffaf görünüm kazanır.
- antinewton halkaları cam
- (Alm antinewton-ringe aus glas, Fr anneaux antinewton en verre, İng antinewton rings glass) Slaytların (saydamların) yerleştirildiği camlı çerçevelerin neden olduğu film üzerindeki renkli newton halkalarının giderilmesi için kullanılan cam.
- antioksidan
- (Alm antioxidans, Fr antioxydant, İng antioxydant) Duyar kat ya da banyodaki kimyasalların özelliklerinin bozulmasını engelleyen kimyasallar.
- antiplant
- (Alm antipflanze, Fr antiplante, İng antiplant) Küresellik kusuru düzeltilmiş objektif.
- antisolar nokta
- (Alm antisolarer punkt, Fr point antisolaire, İng antisolar point) Yeryüzünden güneşe doğru bakan bir gözlemcinin, uzayda güneşle arasına bir düz hat çekildiğinde bu hat yoluyla yerde ulaşılan nokta. Güneş ışınlarının atmosferde kırılması nedeniyle gözlemcinin gözünde güneş gerçek yerinin üstüne denk gelir.
- antistatik bez
- (Alm antistatisches tuch, Fr tissu antistatique, İng antistatic cloth) Objektif ya da saydamları silmek ve statik elektrikten kaynaklanan toz zerreciklerini uzaklaştırmak için kullanılan ilaçlı bez.
- antistatik kaplama
- (Alm antistatische beschichtung, Fr revêtement antistatique, İng antistatic coating) Film tabakalarının arka yüzeyine uygulanan nem çekici madde ya da metal tuzu içeren katman. Elektriksel iletkenliği arttırır. Böylelikle kuru hava küçük sürtünmelerin neden olduğu elektrostatik yüklerin zararsızca boşalmasını sağlar. Duyar kat yüzeyi ve taşıyıcının arkasında toplanan karşı kutup elektrostatik yükler, giderilmediği takdirde kıvılcım olarak boşalır ve duyar katta statik sis lekeleri oluşur.
- antivignet filtresi
- (Alm antivignettierungsfilter, Fr filtre anti-vignettag, İng antivignetting filter) bkz gölgeli görüntü önleyici filtre.
- antotip
- (Alm anthotyp, Fr anthotype, İng anthotype) Doğal yöntemlerle fotoğraf baskısı elde etme yöntemi, bir tür baskı tekniği. Taze koparılmış çiçeklerden elde edilen boyar maddeler ile alkol karıştırılır. Daha sonra bitkisel boyalarla kaplanmış kağıtlar güneş ışığı altında pozlandırılır. Pozlandırma süreci bazen haftalar boyu sürebilir. Yöntemi ilk olarak Sir John Herschel uygulamıştır.
- AOV
- (Alm blickwinkel, Fr angle de vue, İng Angle of View – AOV) Fotoğrafçılık ve videografide bir objektifin, algılayıcı veya film düzlemi üzerine yansıtabildiği sahnenin derecesel (açısal) genişliği; görüş açısı, görüüş alanı, kapsama açısı. Odak uzaklığı ve algılayıcı boyutuna bağlı olarak yatay, dikey veya çapraz ölçülebilir. Objektifin görüş alanının derece cinsinden ne kadar geniş veya dar olduğunu ifade eder. Odak uzaklığı arttıkça (telefoto), görüş açısı daralır. Odak uzaklığı azaldıkça (geniş açı), görüş açısı genişler. Geniş açı (< 35 mm) objektiflerde, manzara veya mimari çekimlerinde geniş sahne kapsamı (yaklaşık 84°) sağlar. Standart objektif (50 mm), insan gözüne yakın, yaklaşık 46° görüş açısı sunar. Telefoto (200 mm objektif), uzaktaki nesneleri yakınlaştırmak için dar bir görüş açısı (yaklaşık 12°) kullanır. Geniş açılar peyzaj ve mimari çekimlerde, dar açılar (telefoto) ise vahşi yaşam veya spor fotoğrafçılığında kullanılır. bkz görüş açısı.
- AP
- (Alm blendenpriorität, Fr priorité à l'ouverture, İng Aperture Priority - AP) bkz diyafram öncelikli mod.
- apertür
- (Alm öffnung, Fr diaphragme, İng aperture) Açıklık, diyafram. bkz diyafram. / Diyafram açıklığı. bkz diyafram açıklığı.
- apertür önceliği
- (Alm blenden priorität, Fr priorité à l'ouverture, İng aperture priority) Kullanıcının istediğini diyafram açıklığını (apartür) seçmesine olanak sağlayan bir çalıştırma modu; diyafram öncelikli mod (A veya Av). Enstantaneyi (örtücü perde değerini) fotoğraf makinesi otomatik olarak belirler. Bu durum, kullanıcının alan derinliği üzerinde tam kontrole sahip olmasını sağlar. bkz diyafram önceliği.
- APEX
- (Alm additives system der fotografischen belichtung, Fr système additif d'exposition photographique, İng Additive System of Photographic Exposure - APEX) Pozlandırmada toplamsal yönteme verilen ad. Belirleyici farklı etkenleri dahil ederek fotoğraf makineleri için doğru pozlamayı logaritmik sistemle hesaplama. Diyafram değeri, örtücü hızı, Ev değeri, parlaklık düzeyi ve ISO (ASA) değerinin yer aldığı Ev = Av + Tv = Bv - Sv eşitliğiyle verir. Burada Av, Diyafram açıklığı (log2f²); Tv, saniye türünden poz süresi; T = log2 (1/T) Bv, mum cinsinden aydınlama seviyesi (foot cinsinden) log2(B/6); Sv, duyarlılık (2 tabanına göre logaritmik pozlandırma cetveli. ASA ya da BS); Ev, pozlandırma değeridir.
- aplanat
- (Alm applanieren, Fr aplanir, İng applanate) Küresel görüntü bozulmasına karşı gerekli düzeltme yapılmış olan objektif. bkz küresel görüntü bozulması. bkz aplanatik mercek.
- aplanatik mercek
- (Alm aplanatische linse, Fr lentille aplanatique, İng aplanatic lens) Küresel sapma olmadan ışığı ileten, küresel sapmaları düzelten mercek. Düzeltmeler daha çok belirli dalga boyundaki ışınlara yöneliktir.
- APO
- (Alm apochromatisch, Fr apochromatique, İng apochromatic - APO) bkz apokromatik. / bkz apokromatik objektif.
- apokromat
- (Alm apochromat, Fr apochromate, İng apochromat) Üç ana ışık rengi; kırmızı, yeşil ve maviyi aynı odak noktasında toplayarak kromatik (renkser) sapmayı ortadan kaldıran optik sistem. İkincil tayfı azaltan optik sistem ve objektifler. bkz ikincil tayf. / Fotoğrafçılıkta, genellikle 180 mm üzeri odak uzaklıklı objektifler için kullanılan bir terim.
- apokromatik objektif
- (Alm apochromat linse, Fr lentille apochromatique, İng apochromat lens) Spektrumun tüm renkleri için kromatik görüntü bozulmasına karşı gerekli düzeltme işlemi yapılmış olan objektif; APO objektif. Renk bozulması (renkser sapınç) olmayan objektifleri ifade eder. Fotoğrafçılıkta, genellikle 180 mm üzeri uzun odak uzunluğu olan objektifler için kullanılan bir terim. Bu tip objektiflerde tüm renk dalga boyları aynı odak noktasına düşerler. Gerçek APO objektifler çok pahalıdır. Bazı markalar objektif adlarında “APO” kısaltmasını kullanmaktadırlar ama bu objektifler gerçek APO objektif değildir. bkz kromatik görüntü bozulması.
- apostilb
- (Alm apostille, Fr apostille, İng apostilb) Işık akısının metrekarede 1 lümen olduğu aydınlatma birimi. SI birim sistemine geçildikten sonra terkedilmiştir. Onun yerine SI birim sisteminde lüks (lx) kullanılır. Tanım bağıntısından (E = /A) yola çıkılarak (1 lümen)/(1 metrekare) = 1 (lm) / 1 (m2)= 1 (lx) kullanılır. Simgesi “lx”.
- apps
- (İng application (aplikasyon; "uyarlama, bir şeyi başka bir şeye uygulama") teriminin İngilizce argodaki kısaltması- apps)
- APR
- (Alm luftprofilrekorder, Fr enregistreur de profil aéroporté, İng airborne profile recorder) Haritacılıkta hava fotoğrafı çekilen her noktada uçağın yerden yüksekliğini ölçmeye yarayan sistem. Özellikle fotogrametrik nirengi ölçümü ve blok dengeleme çalışmalarında önemli bir bilgi olan bu değerler, APR sistemi yardımı ile belirlenmektedir.
- apron sarma şeridi
- (Alm schürzen wickel streifen, Fr bande d'emballage du tablier, İng apron wrapping strip) Roll ya da 35 mm filmleri tankta geliştirmek için filmle birlikte sarılan kenarları girintili çıkıntılı plastik şerit. Kenardaki kabarcık şeklindeki girintili çıkıntılar film yüzeyinin şeride değmesini engeller ve araya banyonun girmesini sağlar. / Tamburlu parlatma makinelerindeki fotoğraf kağıtlarının konulduğu bezden bant.
- APS
- (Alm fortschrittliches fotografisches system, Fr système photographique avancé, İng Advanced Phototografic System - APS) İleri fotoğrafik sistem. Gelişmiş fotoğraf sistemi anlamına gelen ''akıllı'' bir film türü. Fotoğrafı üç değişik şekilde (geleneksel oran, geniş oran ve panoramik) olarak çekim olanağı sağlayan ve bunları film yüzeyine işleyebilen bir sistemdir. Özel kartuş içindeki filmi 30 mm x 17 mm (135 boyutundan % 40 daha küçük) boyuttadır. Filmi basım işleminden sonra minilab otomatik olarak tekrar kasedinin içine sarar. Ayrıca bu filmler fotoğraf makinesine yerleştirildiğinde makine otomatik olarak en son kareden (kullanılmamış ise ilk kareye gelecek şekilde) filmi kullanıma hazır hale getirir. APS fotoğraf makinelerine film takıp çıkarılması kolaydır. Ancak oldukça düşük kalitede çekim yapabilirler. Amaçlanan özellikle anı fotoğrafına yönelen kişilere daha kolay ve pratik bir alternatif sunmak olsa da filme gereksinim duymayan ve daha pratik sayısal fotoğraf makinelerinin çıkışıyla beraber kullanımı azalmıştır.
- APS-C
- (Alm fortgeschrittenes fototografie system-C, Fr Système photographique avancé-C, İng Advanced Phototografic System-C) Birçok kompakt DSLR Fotoğraf makinesinde kullanılan sayısal algılayıcı boyutu. İsim, 1996'da amatör nokta ve çekim pazarı için tanıtılan APS (Gelişmiş Fotoğraf Sistemi) film formatından türetilmiştir. APS formatı, standart bir 35 mm karenin (24 mm x 36 mm) yaklaşık yarısı büyüklüğündedir (23.6 mm x 15.8 mm) ve APS-C formatlı fotoğraf makinesilerinde kullanılan objektiflerin 35 mm eşdeğer odak uzaklığını belirlemek için 1.5x büyütme faktörü (odak uzaklığını x 1.5) içerir. 2013 yılı itibariyle Canon EOS sisteminde 1D, 5D ve 6D serileri haricindeki tüm DSLR'ler; EOS-M; Nikon D600, D700, D800/E, D3/s/x, D4 haricindeki tüm DSLR'ler; Nikon Coolpix A, Sony A850/900/99 haricindeki tüm DSLR'ler, SLT'ler ve NEX serisi; Tüm Pentax DSLR'ler, Samsung NX serisi, Sigma DSLR'ler bu boyutta algılayıcı kullanır. Kesme çarpanı 1.5-1.7x arasında değişir.
- APS-H
- (Alm fortschrittliches fotosystem-H, Fr système photographique avancé-H), İng Advanced Photographic System-H) APS-H (Gelişmiş Fotoğraf Sistemi) formatı görüntüleme sensörleri (1.3x), tam kare (24 x 36mm) görüntüleme sensörlerinden daha küçük, ancak APS-C (1.5x) görüntüleme sensörlerinden daha büyüktür. Şu anda sadece Canon'un yüksek hızlı 1D serisi (1Ds değil) fotoğraf makinelerinde mevcut olsa da, APS-H formatı sensörleri Leica'nın ilk sayısal mesafe ölçeri M8'de ve Leica'nın kısa ömürlü Leica R refleks fotoğraf makinesi sistemi için kısa ömürlü ek sayısal arka modelinde de kullanıldı. Canon 1D serisinde (1Ds değil) ve Leica M8'de kullanılan algılayıcı tipi. APS-C'den büyük, tam kare algılayıcılardan küçüktür. Kesme çarpanı 1.3x'tir.
- aptek boya
- (Alm abdeck farbe, Fr couleur d'abdeck, İng abdeckfarbe) Film rötuşunda kullanılan, kapatıcı özelliğe sahip, çabuk kuruyan, su ve alkol ile eriyen bir cins boya; abdek boya. bkz abdek boya.
- APZ
- (Alm Erweitertes Programm-Zoom-System, Fr Système de zoom avancé, İng Advanced Program-Zoom-System) İleri Program Zum sistemi.
- AR
- (Alm erweiterte realität, Fr réalité augmentée, İng Augmented Reality - AR) bkz Augmented Reality – AR.
- ara
- (Alm anruf, anthrazit, Fr appel, anthracite, İng call, anthrac) İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık; çatlak, mesafe. / Bir oyun, filmde ya da sunum/gösteri izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre; antrakt.
- ara ayarlayıcı
- (Alm intervallmesser, Fr intervalometer, İng intervalometer) Zaman atlamalı fotoğraf çekimleri için her bir pozlama arasını belirleyen zamanlama aygıtı.
- ara banyosu
- (Alm stoppen sie das bad, Fr arrêter le bain, İng stop bath) bkz durdurma banyosu.
- ara bellek
- (Alm puffer, Fr tampon, İng buffer) Bilgisayarda geçici bilgi saklama alanı. Sayısal fotoğraf makinelerinde, çekilen fotoğrafın bellek kartına aktarılmadan önce bulunduğu alan; buffer, geçici bellek, tampon bellek.
- ara görüntü etkisi
- (Alm interimage-effekt, Fr effet inter-images, İng interimage effect) Çok katmanlı renkli filmlerde, film banyosu sürecindeki geliştirme banyosu ya da diğer aşamalar nedeniyle, bir katman dışında komşu katmanların da etkilenerek görüntü kalitesinin düşmesi.
- ara kare algılayıcı
- (Alm inter-frame-sensor, Fr capteur inter-cadre, İng inter-frame sensor) Her hücrenin, ışık alan bir çevreden ve ışıkla kaplı bitişik depolama alanlarında oluşan yüklenebilir çip (CCD) tasarımı türü; satır arası algılayıcı. Işık alan bölgeden gelen bilgi, ışık alanının bir sonraki okumayı, üstlenmesi için depolama alanına iletir. bkz satır arası algılayıcı.
- ara negatif
- (Alm internegativ, mittleres negativ, Fr internégatif, négatif intermédiaire, İng internegative, intermediate negative) Saydam renkli veya siyah beyaz pozitif filmlerden renkli veya S-B baskılar yapmak veya çoğaltmak için alınan negatif kopya ve bu amaçla üretilmekte olan özel bir film türü; ara negatif filmi. Ara negatif için kullanılan özel filmler, kopya sürecinde ortaya çıkan kontrastlığı önler. Ara negatif kullanıldığında genel amaçlı ince gren geliştirici banyoların yapılması gerekir.
- ara pozlandırma
- (Alm zwischenbelichtung, Fr exposition intermédiaire, İng intermediate exposure) İlk gelişmeden sonra duyar katta kalan pozlanmamış gümüş tuzcuklarının gelişebilmesini sağlamak için, bir dönüşebilir (reversal) malzemenin ikinci gelişiminden önce uygulanan pozlandırma.
- ara saçı
- (Alm unterlegscheibe, Fr cale, İng shim) İnce metal parçası veya dayanıklı başka bir madde. Ara parça olarak optik aracı ayarlamak amcıyla kullanılır.
- ara ton
- (Alm mittelton, Fr ton moyen, İng mid-tone) Aydınlık ve karanlık arasındaki ara ton değeri. % 50 gri, mürekkeple kaplı nokta alanın % 50'si ya da 8 bit gri tonlamada 128 gri düzeyi.
- ara tonlar
- (Alm mitteltöne, Fr tons moyens, İng mid-tones) Aydınlık ve karanlıktaki ayrıntılar arasında kalan tonlar dizisi.
- araç
- (Alm medium, Fr médium, İng medium) Bir iletişim mesajını, bir yapı içinde ileten teknik ve fiziksel ortam; medya'nın tekili. / (Alm umfeld, Fr environnement, İng environment) Sanatçının eserini ortaya koyarken kullandığı malzemeler ve araç gerece dayalı sanat sınıflandırması; çevre, ortam. bkz ortam. / (Alm werkzeug, Fr outil, İng tool) Bilgisayarlarda, yazılım uygulamalarında işlemcinin doğrudan kontrolü altında, seçici olarak ekrana uygulanan etki ya da işlev. / (Alm werkzeug, Fr outil, İng tool) Bilgisayarlarda, kolay erişim amacıyla uygulamada gruplanan ve beraber gösterilen yazılım işlevleri ya da etki grupları.
- araçlar paneli
- (Alm werkzeuge, Fr outils, İng tools) Tüm çizim, boyama, görüntüleme araçlarının bir arada bulunduğu panel (Window > Tools).
- arada
- (Alm tweens, Fr préadolescents, İng tweens) Bir hareketin başlaması ve bitmesi gibi anahtar kareler arasına ekleme yapılarak üretilen, çizgi filmlerdeki ardışık yapılar. Bu şekilde anahtar kareler arasındaki ardışık kareler oluşturulur.
- aradalama
- (Alm zwischenphase, Fr interpolation, İng tweening) Çizgi filmlerde ardışık yapı oluşturmak amacıyla yapılan arada işleminin yumuşak bir geçişle oluşmasını sağlayan hesaplama.
- Arago beneği
- (Alm Arago-spot, Fr spot d'Arago, İng Arago spot) Yuvarlak nesneler, noktasal ışık kaynağıyla aydınlatıldığında ortaya çıkan gölgenin merkezinde görülen ışık beneği ya da noktası.
- aralama
- (Alm verfolgung, Fr suivi, İng tracking) bkz kaydırma.
- aralık
- (Alm zwischenurlaub, Fr entre-congés, İng inter-leave) Rastgele erişimli bellek (RAM) için çalışmayı hızlandıran bir tür düzenleme.
- aralık etkisi
- (Alm intermittenzeffekt, Fr effet d'intermittence, İng intermittency effect) Kısa pozlama durumlarında, ışığa duyarlı malzemenin duyarlığının değişmesi. Örneğin saniyenin on binde birindeki (1/10000 s) örtücü hızıyla yapılan on kare pozlamayla, saniyenin binde biri (1/1000 s) örtücü hızında tek kare pozlama aynı yoğunlukta olan görüntüler ortaya çıkartmaz.
- aralıklı çalkalama
- (Alm intermittiuerende unruhe, Fr agitation intermittente, İng intermittent agitation) Film banyosu sürecine, belli aralıklarla yapılan döndürme ya da karıştırma işlemi. Örneğin el tankıya yapılan film geliştirme banyosunda, her 60 saniyede beş kez banyo tankı, içindeki film dönecek şekilde çevrilir.
- aralıklı çekim
- (Alm Zeitraffer, Fr Accéléré, İng Time-Lapse) Belli aralıklar ile yapılan bir seri çekim modunu ifade eder; aralıklı çekim, zaman atlamalı çekim. Örneğin bir çiçeğin sabah açılması bu mod seçilerek çekildiğinde seçtiğiniz zaman aralıklarına göre kare kare yakalanabilir. Bu modda yapılan ardışık çekim aralıklarını kullanıcı belirler. Buna göre saatte 60 kare çekim de mümkündür, 15 kare çekim de. Fotoğraf makinelerinde bu özelliği olanlar, belirlediği zaman diliminde belirlediği kadar sayıda fotoğraf çekebilirler. Bu fotoğraflarla time lapse video oluşturabilirler. Aralıklı çekimde asıl amaç hareket halindeki öğeleri fotoğraflayarak hareket hissini elde edebilmektir. Time lapse'ta çok sayıda görüntü çekilerek hareket eden objenin hareketleri belirli aralıklarda kaydedilir. Sonra bu görüntüler çeşitli programlarla işlenerek ya çoklu görüntü fotoğrafı oluşturulur ya da time lapse filmi oluşturulur. bkz Time Lapse.
- arap
- (halk ağzı) Negatif fotoğraf. Filmin negatifine halk arasında verilen ad.
- arap zamkı
- (Alm gummi arabicum, Fr gomme arabique, İng gum arabic) Akasya ağacı reçinesi ve bitkilerden elde edilen ve çözünmeyen maddeleri süspansiyon biçiminde tutmak için ilaç üretimi sırasında taşıt madde ve sığır beslenmesinde yemlere prebiyotik olarak katılan bir polisakkarit zamk çeşidi; zamkı arabi (zamk-ı arabi), guar gum, akasya sakızı. Suda çözünür. Işıkla pozlandırıldığında bikromatlı kaplamalar çözülemez duruma gelir. Bu özelliklerinden dolayı gum bikromat fotoğraf kağıdı yapımında kullanılır.
- araya girme
- (Alm interpolieren, Fr interpoler, İng interpolate) bkz interpolasyon.
- arayıcı fotoğraf makinesi
- (Alm sucherkamera, Fr caméra de recherche, İng finder camera) bkz kılavuz fotoğraf makinesi.
- arayüz
- (Alm schnittstelle, Fr interface, İng interface) Bilgisayar yazılımlarının kullanıcı tarafından çalıştırılmasını sağlayan, çeşitli resimlerin, grafiklerin, yazıların yer aldığı ön sayfa. Yazılım ile kullanıcının etkileşimini sağlamak üzere düzenlenmiş ekran görüntüsü. / Farklı yazılımların birbiriyle iletişimini sağlayan bileşenler.
- arazi fotoğrafı
- (Alm bodenfoto, Fr photographie au sol, İng ground photograph) bkz yersel fotoğraf.
- ardışık fotoğraf
- (Alm aufeinanderfolgendes foto, Fr photographie successive, İng successive photograph) Kendisinden bir önceki ve bir sonraki fotoğraflarla belirli oranda ileri bindirmeye sahip komşu fotoğraf.
- ardışık veri
- (Alm sequentielle daten, Fr données séquentielles, İng sequential data) Sıralı veri.
- ardışık veri aktarımı
- (Alm platzen, Fr éclatement, İng burst) Sistemin izin verdiği şekilde ardışık olarak ve mümkün olan en yüksek hızla veri aktarım işi. Örneğin sabit disk üzerine. / Bilgisayarda bütün kaynakları ve imkanları kullanarak veriyi en hızlı şekilde aktarma yöntemi.
- argentotip
- (Alm argentotyp, Fr argentotype, İng argentotype) Alman asıllı İngiliz gökbilimci Sir Friedrich William Herschell tarafından 1842'de bulunan, kalitype ve sepya kağıt işleminin temeli olan ilk pozitif gümüş baskı yöntemlerinden birisi. / Bromür baskı işlemlerinin ilk şekli.
- argon flaş lambası
- (Alm argon-blitzlampe, Fr lampe flash à argon, İng argon flash lamp) Mikrosaniyede 600 megalümen ışık verebilen, patlamalı (phyrotechnic) ışık kaynağı. Bir yüzü saydam cam kaplı konik bir reflektörün içine doldurulan argon gazı, patlayıcı bir madde ile patlatılır.
- arıza
- (Alm unebenheit, Fr irrégularité, İng unevenness) Bir işlem sürecindeki etkinlikler, yoğunluk, ışık gibi istenilen etkilerde ortaya çıkan beklenmedik değişim.
- ark lambaları
- (Alm bogenlampen, Fr lampes à arc, İng arc lamps) Fotoğrafçılıkta aydınlatma amacıyla kullanılan, iki karbon çubuğun birinden diğerine elektrik atlaması ilkesine göre çalışan bir aydınlatma kaynağı türü.
- arka alan
- (Alm hintergrund, Fr fond, arrière-plan, İng background) Fotoğraf, ekran düzenlemesi veya resimde arka alan, fotoğrafta en arkada kalan yüzey, gerideki görünüm; arka plan, dipyüzey, fon, “ön alan” karşıtı.
- arka alan perdesi
- (Alm hintergrund, Fr toile de fond, İng backdrop) Fotoğraf çekiminde arka alanda kullanılmak üzere kağıt ya da kumaş gibi malzemelerin renklendirilmesiyle elde edilen yüzey. Genellikle stüdyo ortamlarındaki portre ve natürmort çekimlerinde kullanılır.
- arka ışık
- (Alm hintergrundbeleuchtung, Fr rétroéclairage, İng back light) Fotoğraf makinesine doğru, konuya arkadan gelen doğal ya da yapay ışık; arka ışığı. Konuyu fazladan aydınlatmak için kullanılır. bkz ters ışık. bkz arkadan aydınlatma.
- arka netlik
- (Alm zurück schärfe, Fr netteté du dos, İng back sharpness) Objektif sonsuza netlendiğinde objektifin en arka elemanının tepe noktasıyla film ya da algılayıcı düzlemi arasındaki uzaklık. Bu, her zaman objektifin odak uzaklığına eşit değildir. / Bazen netlik ayarının arka plana yapılması anlamında da kullanılır.
- arka plan
- (Alm hintergrund, Fr fond, arrière-plan, İng background) Fotoğraf, ekran düzenlemesi veya resimde arka alan, fotoğrafta en arkada kalan yüzey, gerideki görünüm; arka alan, dipyüzey, fon. bkz arka alan. bkz dipyüzey. bkz fon. / Üstüne figür veya canlandırma bindirilen görüntü. Çizim, resim, fotoğraf ve bilgisayarlı grafik yöntemleriyle yaratılabilir.
- arka verme
- (Alm zeigenobwohl, Fr bien que, İng showthough) Basılmış yüzeydeki mürekkebin kurumaması halinde üzerine gelen ikinci kağıdın yüzeyini kirletmesi.
- arkadan aydınlatma
- (Alm hintergrundbeleuchtung, Fr rétroéclairage, İng back light) Fotoğrafı çekilen objenin arkasından, fotoğraf makinesine doğru verilen aydınlatma türü. Objenin çevresinde ışıklı bir çizgi ya da silüet elde etmeye yarar.
- arkadan gösterim
- (Alm rückprojektion, Fr rétroprojection, İng back projection) Yarı geçirgen (yarı saydam) bir perdeye arkadan saydam gösterim cihazı (projeksiyon) ile görüntü yansıtmak; arkadan projeksiyon. Bu yöntem, izleyiciye saydam göstermek ve stüdyo çekimlerinde yanılsama olarak arka alan oluşturmak için kullanılır. bkz arkadan projeksiyon.
- arkadan projeksiyon
- (Alm rückprojektion, Fr rétroprojection, İng back projection) Fondaki perdeye projeksiyon aletiyle görüntü düşürme işlemi. Bu yöntemle stüdyo çekimlerinde istenilen fon sağlanır.
- arkaya gönder komutu
- (İng send to back) Vektörel yazılımlarda bir çizimi ya da şekli olduğu yerden arkaya doğru götürülmesine yarayan komut [(Adobe Illustrator > Object > Arrange > Send to Back), (Adobe InDesign > Object > Arrange > Send to Back), Macromedia Freehand > Modify > Arrange > Send to Back)].
- armoni
- (Alm harmonie, Fr harmonie, İng harmony) Fotoğraf düzlemi içinde konu içeriğindeki nesnelerin, şekil ve renklerinin birbiriyle uyumu; uyum. Aynı özellikleri taşıyan benzer ögelerin bir arada kullanılması ile armoni, uyum etkisi elde edilmektedir. Fotoğrafta armoni; 1. “Biçimde armoni”; 2. “Doğrultularda armoni”; 3. “Renkte armoni”; 4. “Siyah beyaz fotoğrafta ton değerlerinde armoni” ve 5. “İçerikte armoni” olarak beş ayrı şekilde görülebilir. Biçimde armoni; uyumlu, benzer özelliklere sahip konuların oluşturduğu görüntüler vurgulayıcı bir etkinliğe sahiptir. Örneğin köşeli biçimlerin bir arada, yuvarlak hatlı nesnelerin bir arada kullanılması gibi. Konuların biçim olarak benzerlikleri yanında doğrultuların da aynı yönde olması sayesinde uyum etkisine ulaşılabilir. Fotoğraf karesinde yer alan bütün ögelerin durağan olması da, bütün ögelerin bir yöne hareket izlenimi vermesi de bir belirginlik ögesi olan uyumu oluşturmaktadır. Biçim ve hareket benzerliği gibi uyumlu renklerin, birbirine yakın ton değerlerinin bir arada kullanılması ve içerik olarak konuda bir birlik ve bütünlük olması ile fotoğrafta uyum etkisi elde edilir. Fotoğraf bakımından renkler, sıcak (kırmızı, turuncu, sarı) ve soğuk (yeşil, mavi, mor) olarak sınıflandırabilir. Aynı gruptan renklerin bir arada kullanılması bir armoni sağlamaktadır. Siyah beyaz fotoğrafta ise açık ton değerlerinin bir arada kullanılması ile armoniye ve belirginliğe ulaşılır. Ton skalasında beyaza yakın olan tonların bir arada kullanılması ile high key fotoğraflar elde edilir. High key fotoğraflarda dikkat çekilmek istenen konu üzerinde detay görülür, diğer tonlar beyaz içinde kaybolup gitmektedir. Low key fotoğraflarda ise ton skalasının siyaha yakın tonlarının bir arada kullanılması ile ilgi konu üzerine çekilmekte, geri kalan görüntüler siyah içinde dikkatten uzaklaştırılmaktadır.
- arşiv
- (Alm archiv, Fr archive, İng archive) Bilgisayarda, ortak kullanıma açık uzun süreden beri biriktirilerek toplanan bilgisayar dosyaları. / İnternette, istenilen bilgikleri arayıp bulan ve bu bilgileri düzenleyen bilgisayar programı. / Fotoğrafların gerektiğinde kullanılmak üzere belge olarak saklandığı yer.
- arşivleme
- (Alm archivierung, Fr archivage, İng archiving) Her türlü sayısal ve sayısal olmayan bilgi ve belgenin belirlenmiş esaslar dahilinde düzenlenerek muhafaza edilmesi; Arşive kaldırmak, arşivde saklamak. / Arşive kaldırılacak belgeleri tasnif etmek, bölümlemek.
- arşivlik işlem
- (Alm archivierungsprozess, Fr processus d'archivage, İng archival process) Fotoğraf baskılarının uzun süre bozulmadan kalması için özel yöntemlerle yapılan özenli işlemler. İşlem sonunda baskıda kalan (tiyosülfat) hipo miktarı inç karede 0.005 miligramı geçmemeli, kalan gümüş bileşiklerini saptama testi de olumsuz sonuç vermemelidir. Baskı kağıdı selenyum, sülfit ya da tercihen altın tonlu olmalıdır.
- art alan
- (Alm hintergrund, Fr fond, arrière-plan, İng background) Bir fotoğrafın çekilebilmesi, bir sözün söylenebilmesi, bir yazının yazılabilmesi, anlaşılabilmesi için önceden edinilmesi gerekli olan bilgilerin, yaşantıların ve kanıların oluşturduğu zihinsel olgunluk; art yetişim.
- art imge
- (Alm nach dem bild, Fr après l'image, İng after image) Bir tür optik yanılsama. Görsel imgelerin, uyarım ortadan kalktıktan sonra devam etmesi. İnsan gözünde art imgeler genellikle ana renk uyarımıyla oluşur. Örneğin bir görsel yapıda, parlak bir kırmızı uyarımı ortadan kalktığında siyan rengi görülmeye devam eder. Pozitif ve negatif art imge olarak iki türü vardır.
- artifakt
- (Alm artefakt, Fr artefact, İng artifact) Gerçekte var olmayıp görüntü oluşumu, kayıt ya da baskı esnasında oluşan renk, doku ve şekil bozulmalarına verilen ad. Objektif, film, CCD, sıkıştırma algoritması veya yazıcıdan kaynaklanabilir. bkz sıkıştırma bozulması. / Bilgisayarda işlem probleminin neden olduğu bir görüntü hatası.
- Artigue yöntemi
- (Alm Artigue-methode, Fr méthode Artigue, İng Artigue method) 1878'de Frederic Artigue tarafından bulunan ve 1893'te oğlu tarafından değiştirilip geliştirilen baskı yöntemi. Resim kağıdı, siyah renk veren bir kmyasal maddeyle kaplanır ve yapışkan (kollodyon) çözeltisi içersinde bekletilir. Baskıdan önce kağıt potasyum bikromat çözeltisi ile ışığa karşı duyarlılaştırılır. Kağıt kuruduğundan baskı işlemine hazır olur.
- artık
- (Alm rest, Fr résiduel, İng residual) Belirli bir işlem sonucunda geriye kalan, artan. Bir görüntünün, yeterliğine zarar vermeyecek düzeyde düşük optik sapmalar ya da düzeltilmemiş aksaklıklar. / karanlık oda sürecinde, film ya da fotoğraf kağıdında kalan çok düşük yoğunluktaki sabitleme banyosu.
- artırılmış gerçeklik
- (Alm erweiterte realität, Fr réalité augmentée, İng Augmented Reality - AR ) Fiziksel, gerçek dünyanın görüntüsünü alarak üzerine bilgisayarda geliştirilmiş görsel, video veya sesleri ekleme teknolojisi. Gerçekliğin bilgisayar tarafından değiştirilmesi ve artırılmasıdır.
- ASA
- (İng American Standards Association - ASA / Amerikan Standartlar Birliği) Fotoğraf filminin ışığa karşı duyarlığını, aritmetiksel olarak ilerleyen bir dereceleme ile gösteren ölçü birimi. ASA değeri arttıkça filmin ışığa karşı duyarlığı da artar. ASA, Günümüzde yerini uluslararası onaylanmış ISO sistemine bırakmıştır. bkz ISO.
- aşağı yükleme
- (Alm herunterladen, Fr télécharger, İng download) Bir bilgisayardan başka bir bilgisayara doğru bilgi akışını belirten terim.
- asal düzlem
- (Alm hauptebene, Fr plan principal, İng principal plane) Bir merceğin oluşturduğu görüntünün düştüğü yüzey. Bir optik sistemin, düşen ve yansıttığı ışınların kesiştiği yer.
- asal eksen
- (Alm hauptachse, Fr axe principal, İng principal axis) Bir mercek ya da aynanın ışıksal (optik) merkezinden geçen hayali doğru.
- asal ışın
- (Alm hauptstrahl, Fr rayon principal, İng principal ray) Nesnenin herhangi bir noktasından optik aygıta giren ışın demetinin, diyafram açıklığının tam ortasından geçeni.
- asal kesit
- (Alm hauptteil, Fr section principale, İng principal section) Bir kristalin optik ekseni boyunca geçen bir düzlem.
- asal nokta
- (Alm hauptpunkt, Fr point principal, İng cardinal point, principal point) Cisim alanından gelen paralel ışınların mercek sistemi (dizgesi) içinde optik eksen üzerinde ilk yakınsadıkları ve çıkıştan evvel ıraksadıkları noktalarda optik eksene dik olan düzlemler veya Gauss düzlemleri yani bir merceğin optik ekseniyle asal düzleminin kesiştiği yer.
- asal noktalar
- (Alm hauptpunkte, Fr points principaux, İng cardinal points, principal points) Cisim alanından gelen paralel ışınların mercek sistemi (dizgesi) içinde optik eksen üzerinde ilk yakınsadıkları ve çıkıştan evvel ıraksadıkları noktalar yani bir merceğin optik ekseniyle asal düzleminin kesiştiği yerler.
- asal objektif
- (Alm erstklassiges objektiv, Fr objectif principal, İng prime lens) Sabit odak uzaklığına sahip objektif. “Zum objektif (değişken odak uzaklıklı objektif)” karşıtı.
- aşamalı deklanşör sistemi
- (Alm progressives verschlusssystem, Fr système de volet progressif, İng progressive shutter system) Bilgi, mekanik bir deklanşör kullanılarak bir bir her satırdan toplanır ve işlenir. Benzer sonuçlar sağlayan Aşamalı Tarama Sistemine benzer bir işlemdir.
- aşamalı tarama sistemi
- (Alm progressives scansystem, Fr système de balayage progressif, İng progressive scanning system) Sırayla her bir satırın verilerini toplayan ve işleyen bir görüntü algılayıcısını tanımlamak için kullanılan bir terim.
- ASCII
- (İng American Standard Code for Information Interchange - ASCII) Amerikan bilgi değiş tokuşu için geliştirilmiş Bilgi Değişimi İçin Amerikan Standart Kodu'nun kısaltması. / Bilgisayarda ve başkaca bilgi işlem ve bilgi iletişim araçları arasındaki bilgi alışverişini, değiş tokuşu kolaylaştırmak amacıyla geliştirilmiş, alfabetik, sayısal ve alfasayısal karakterlere karşılık gelen ve ikili tabanda sayılardan oluşan bir kodlama yöntemi. Bu kodlama sisteminde her bir karakter, 1 bit'ten oluşur.
- asetat
- (Alm acetat, Fr acétate, İng acetate) Filmin taban malzemesini oluşturan asetik asidin tuzu. / Emülsiyon taşıyıcı film taban, asetat taban. bkz asetat taban.
- asetat film
- (Alm acetatfilm, Fr film d'acétate, İng acetate film) Saydam ya da yarı saydam ince plastik tabakalardan oluşan, yanmaz film olarak da adlandırılan film türü. Selülozasetat, triasetat ya da diğer asetat bileşiklerinden yapılan film taşıyıcı.
- asetat taban
- (Alm acetatbasis, Fr base d'acétate, İng acetate base) Filmlerde ışığa karşı duyarlı katmanın üzerine sürüldüğü, selüloz asetattan yapılmış, yanmaz ve saydam taşıyıcı taban katmanı.
- asetik asit
- (Alm essigsäure, Fr acide acétique, İng asetic acid) Ara banyo ya da durdurma banyosunun hazırlanmasında kullanılan, suda eriyebilen, kristal şeklinde, keskin kokulu renksiz bir sıvı madde; sirke asidi. Filmlerin temizlenmesinde kullanılır.
- asfalt
- (Alm asphalt, Fr asphalte, İng asphalt) Işığa duyarlı bitüm maddesinin doğal hali. Ağır hidrokarbonların kolloidal karışımı. Fotoğrafın bulunuş döneminde, Fransız Nicéphore Niépce tarafında, heyografi işleminde ışığa karşı duyarlı malzeme olarak kullanıldı.
- asferik
- (Alm asphärisch, Fr asphérique, İng aspheric) Yuvarlaklıktan kaçan. / Fotoğrafçılıkta, küresel olmayan optik sistemleri bulunan. Bir objektifte asferik yüzeyli optikler kullanıldığında, optik sapmalar en aza iner.
- asferik objektif
- (Alm asphärische linse, Fr lentille asphérique, İng aspherical lens) İçerisinde bir ya da daha fazla elemanı olan, küresel ve diğer sapmaları azaltmak için şekillendirilmiş, küresel olmayan yüzeylere sahip objektif. Tam küresel objektif elemanları (mercekler) ışığı her zaman istendiği gibi kırmazlar, bu yüzden objektif üreticileri “dairesel olmayan objektif elemanı” kullanarak ışığı istedikleri noktaya düşürmeye çalışırlar.
- asferik yüzey
- (Alm asphärische oberfläche, Fr surface asphérique, İng aspheric surface) Asferik bir objektif yüzeyi, birden fazla eğrilik yarıçapına sahiptir ve bu da daha basit mercek tasarımlarında yaygın olan mercek sapmalarının düzeltilmesine olanak tanır. Asferik elemanlar içeren bir objektifin en yaygın avantajı, görüntünün kenarlarına doğru daha keskin bir netlik sağlamasıdır.
- asgari bulanıklık dairesi
- (Alm kreis der geringsten verwirrung, Fr cercle de moindre confusion, İng circle of least confusion) Bir objektifin ürettiği daire şeklindeki çok küçük leke. Objektifler gelen tüm ışınları en iyi şekilde odaklayamazlar, en iyi netleme durumunda bile, bir noktanın görüntüsü noktadan çok leke şeklinde oluşur. Optik sistem netleme içine ve dışına doğru hareket ettiridiğinde, daire şeklindeki küçük leke büyür ve küçülür. alekenin en küçük olduğu dudrumda optik sistem netlenmiş sayılır.
- asgari zaman ilkesi
- (Alm prinzip der kürzesten zeit, Fr principe du moindre temps, İng principle of least time) En kısa zaman ilkesi. bkz Fermat ilkesi.
- aşık
- (Alm nocken, Fr came, İng cam) Hareketi bir düzlem ya da eksenden öbürüne, eksantrik ya da doğrusal olmayan biçimde dönüştürmek için tasarlanmış mekanik bileşen. Zum objektiflerde, zum sistemi ekseninde dönerek objektifin merceklerden oluşan elemanlarına kaydırır. Agrandisörün kafasına yatay bir eksende bağlı olan aşık yoluyla, objektif sistemi aşağı-yukarı hareket ettirilerek netleme yapılır.
- asimetrik
- (Alm asymmetrisch, Fr asymétrique, İng asymetric) Bir objektif tasarım biçimi. Objektifin grupları ya da elemanlarının diyaframın her iki tarafında farklılık gösterecek şekilde yer alması.
- aşınma izleri
- (Alm abriebspuren, Fr marques d'abrasion, İng abrasion marks) Filmin emisyon yüzünde oluşan çizik izleri.
- aşırı DMA
- (Alm ultradirekter speicherzugriff, Fr accès mémoire ultra direct, İng ultra Direct Memory Access – ultra DMA) Sabit diskten bilgisayara ya da bilgisayardan sabit diske veri aktarımı protokolü. Saniyede 33 MB'a kadar veri aktarımı için tasarlanmıştır.
- aşırı duyarlaştırma
- (Alm überempfindlichkeit, Fr hypersensibilisation, İng hypersensitizing) Fotoğraf makinesinde pozlandırma öncesi ya da sonrasında, bir duyar katın üretildikten sonraki etki hızını arttırmak için tasarlanan işlemler ya da teknikler; aşırı duyarlılaştırma. bkz ön pozlandırma.
- aşırı düzeltme
- (Alm überkorrigieren, Fr sur-correction, İng over-correct) Optik tasarımda, bir sapma için tam anlamıyla gereğinden fazla doğrulama yapmak. / Tonlamayı çoğaltma amacıyla, siyah beyaz filmlerde renkli filtre kullanarak ton değerleri arasındaki farklılığı aşırı abartmak. Örneğin mavi gökyüzünü karartmak ve bulutları öne çıkarmak amacıyla kırmızı filtre kullanılması.
- aşırı geliştirme
- (Alm überentwicklung, Fr surdévelopper, İng over-develop) Film ve baskı işlemlerinde geliştiricinin fazla uygulanması. Geliştirme banyosunun süresini uzatmak ya da sıcaklığını yükseltmek ve çalkalamayı artırmak buna neden olur. Bunun sonucu olarak da negatif çalışmalarda aşırı yoğunluk, pozitif çalışmalarda ise aşırı parklaklığa neden olur; kontrast, sislenme ve lekelenme görülür.
- aşırı gerilim
- (Alm anstieg, Fr surtension, İng surge) Bir elektrik kaynağının voltajında (geriliminde) oluşan ani ve büyük artış.
- aşırı oranda indirgeme
- (Alm übermäßige reduktion, Fr réduction excessive, İng excessive reduction) Filmdeki kontrastın azaltılması işlemi. Amonyum ya da potasyum persülfat ile ya da potasyum bikromat ile aside olmuş bir eriyikte görüntü ağartılarak, sulandırılmış bir geliştiricide kısmen tekrar geliştirme yapılır.
- aşırı oranda kuvvetlendirme
- (Alm übermäßige stärkung, Fr renforcement excessif, İng excessive strengthening) Filmdeki düşük kontrastın güçlendirilmesi işlemi.
- aşırı pozlama
- (Alm sehr ausgesetzt, Fr surexposition, İng over-exposure) Işığa karşı duyarlı malzemeye, aşırı ışık verme (pozlama, pozlandırma) sonucunda ortaya çıkan sonuç daha açık bir görüntüdür. Böylece yoğunluk artar ve kontrastlık azalır. Negatiflerde gölgeler koyu, aydınlık alanlar ise detaysızdır. Fotoğraf, orijinal halinden daha parlaktır. Özel olarak bir sanatsal amaçla kullanılmayacaksa önerilmez. Görüntünün çok fazla pozlanmasını yani neredeyse bembeyaz olacak biçimde pozlanmasını ifade eder ki bu tür görüntülerin yazılımlar ile bile düzeltilmesi mümkün değildir. Sayısal fotoğraf makinelerinde bu tür bir durumla karşılaşıldığında kullanıcı yanıp sönen bir yumruk işaretiyle uyarılır. Genelde ortamdaki ışık değeri ya gereğinden çok az veya fazladır ya da objektif pozlama yapılan nesneye odaklama yapamayacak kadar yakın veya uzakta bulunmaktadır. Sayısal görüntülemede, aşırı pozlama genellikle görüntü düzenleme yazılımı kullanılarak belirli bir dereceye kadar düzeltilebilir; bu, görüntünün aşırı pozlanma derecesine bağlı olarak değişir. Raw dosyalar, aşırı pozlamayı düzeltmek için JPEG ve TIFF'lere göre daha fazla özgürlük sunar.
- aşırı sert
- (Alm hoher kontrast, Fr contraste élevé, İng high contrast) Bir fotoğraf ya da görüntünün, karanlık ile aydınlık alanları arasındaki karşıtlığın aşırı olması; karanlık alanlarıyla aydınlık alanları arasında kesin ayrım bulunması.
- aşırı stereoskopi
- (Alm hyperstereoskopie, Fr hyperstéréoscopie, İng hyperstereoscopy) İki ayrı bakış noktası arasındaki uzaklığın, izleyicinin iki gözü arasındaki uzaklıktan daha fazla olduğu spektroskopik fotoğraf. Bu şekilde derinlik duygusu artar, spereoskopik etki abartılmış olur. bkz hiperstereoskopi.
- aşırı tarama
- (Alm überscannen, Fr surbalayage, İng over-scanning) Bir kereden daha fazla tarama süreci; çok taratma.
- aşırı yüksek hız
- (Alm ultra hochgeschwindigkeit, Fr ultra-rapide, İng ultra high-speed) Filmlerde 1600 ve daha yüksek ISO değerli filmler. / Saniyede 1 milyonun (1/1000000 s) üzerinde pozlama işlemi yapmak üzere tasarlanmış fotoğraf makinesi.
- aşırı yumuşak
- (Alm zu weich, Fr trop mou, İng too soft) Karanlık ile aydınlık alanlar arasındaki karşıtlık en aza inmiş, karanlık alanlarıyla aydınlık alanları arasında kesin ayrım bulunmayan.
- aşırma
- (Ar intihal, Alm plagiat, Fr plagiat, İng plagiarism) Başkalarının yazılarından bölümler, dizeler alıp kendisininmiş gibi gösterme veya başkalarının konularını benimseyip değişik bir biçimde anlatma; aşırma, gizli alıntı, intihal. / Fotoğrafçının kendi düşünşel çabasının sonucu olmayan, bir başka fotoğrafçının bir fotoğrafının tamamını ya da bazı bölümlerini olduğu gibi kopyalaması ve kendi ismini yazarak kendi eseriymiş gibi göstermesi, onu sahiplenmesi; aşırma, gizli alıntı. Aşırma, hukuksal bakımdan ceza sonucunu doğuran bir işlemdir. bkz aşırma. bkz alıntı. bkz gizli alıntı. bkz iktibas.
- asit
- (Alm säure, Fr acide, İng acid) Suda çözündüğünde hidronyum (hidrojen yükünü, oksonyum ve hidroksonyum olarak da bilinir) iyonu veren kimyasal madde; hamız. Bu grup içinde asitik asit ve sitrik asit, fotoğrafla ilgili kimyasal bileşimlerde yaygın olarak kullanılır.
- asit sabitleme banyosu
- (Alm fixer, acit-befestigungslösungen, Fr fixateur, solutions de fixation d'acide, İng fixer, acit fixing solutions) Banyo edilen film ya da kağıtlarla tespit (saptama) banyosuna taşınan geliştirici banyoların etkisini hızla yok etmek amacıyla kullanılan ve asit özelliği gösteren tespit banyolarıdır. Sertleştirici asit banyosu bundan farklı bir şeydir. bkz hipo.
- askı
- (Alm gestell, Fr étagère, İng rack) bkz dişli kolu.
- askı sistemi
- (Alm suspension, aufhängevorrichtung, Fr suspension, dispositif de suspension, İng suspension, suspension device) Ülkelerin fiziki, beşeri ve ekonomik özellikleri ile siyasi ve stratejik durumlarını inceleyen bir bilim dalı. / (Alm astigmatismus-korrekturlinse, Fr lentilles correctrices pour astigmatisme, İng astigmatic correction) Fotoğrafçılıkta askı sistemi, fotoğraf makineleri ve mercek veya objektifleri arasındaki uyumluluğu sağlayan mekanizmadır. Bu sistem, mercek ve makine gövdesine fiziksel olarak nasıl oturduğunu tanımlar ve mercek veya objektifin yerine tam oturmasını ve güvenli bir şekilde sabitlenmesini sağlar; mercek veya objektifin makine ile elektronik iletişim kurmasına olanak tanır. Diyafram kontrolü, otomatik odaklama ve görüntü sabitleme gibi özellikler için elektronik bağlantı önemlidir. Montaj çapı, montaj açıklığının genişliğini ifade eder. Daha büyük çap, geniş diyafram açıklıklarını ve daha fazla mercek veya objektif tasarım esnekliğini mümkün kılar. Flanş mesafesi, mercek veya objektif montaj noktası ile algılayıcı arasındaki mesafedir. Daha kısa flanş mesafesi, daha kompakt mercek veya objektif tasarımlarına olanak sağlar. Fotoğraf makineleri üreticileri, genellikle kendi özel montaj sistemlerini geliştirirler.
- aşnılama
- (Alm abrieb, Fr abrasion, İng abrasion) Bir dekora eskimiş görünümü vermek için, tozlandırma, örümcek ağları takma gibi türlü yollara başvurarak yapılan işlem.
- ASP
- (İng Active Server Pages) Microsoft tarafından geliştirilen bir web uygulama çerçevesidir ve dinamik web sayfaları oluşturma konusunda kullanılır. / (İng Aspherical - ASP) Asferik (İng aspherical) mercekler, geleneksel küresel merceklere göre daha karmaşık bir şekle sahiptir. Bu nedenle, daha az bozulmaya ve daha yüksek optik performansa sahiptirler. ASP objektifler, düşük ışıkta daha net ve daha keskin görüntüler sağlayabilir. ASP mercekler ayrıca, düşük ışık koşullarında odaklanmayı hızlandırabilir ve daha hassas bir otomatik netleme sunabilir. Genellikle portre, manzara ve mimari fotoğrafçılık gibi alanlarda tercih edilen ASP mercekler, detaylı ve gerçekçi görüntüler elde etme olanağı sunar. ASP mercekler, genellikle Nikon'un geniş açılı objektiflerinde distorsiyonu (dış bükey etkisini) azaltan elemandır ve ileri düzey DSLR fotoğraf makinesi modelleriyle uyumludur, genellikle kompakt ve hafiftir, bu da taşıma ve kullanım kolaylığı sağlar. ASP objektifler, Nikon kullanıcılarının yaratıcılıklarını geliştirmelerine yardımcı olacak birçok farklı odak uzaklığına sahiptir.
- astar boyama filtresi
- (İng underpainting) Adobe Photoshop artistic (sanatsal) filtresinin altında bulunur ve resmi tuval zeminde transparan olarak aktarıp üzerine yeniden boyanmış gibi göstermek için kullanılır (Filter > Artistic > Underpainting).
- astigmat
- (Alm astigmat, Fr astigmate, İng astigmat) Gözün kornea veya merceğindeki düzensiz eğrilik nedeniyle ışığın retina üzerinde düzgün odaklanamaması sonucu oluşan yaygın bir görme kusuru. Bu durum, bulanık veya çarpık görmeye neden olur ve baş ağrısı, göz yorgunluğu gibi belirtilerle kendini gösterir.
- astigmat düzeltici mercek
- (Alm astigmatismus-korrekturlinse, Fr lentilles correctrices pour astigmatisme, İng astigmatism corrective lens) Astigmatizmi oluşturan çoğu optiksel yanılmaların düzeltilmesiyle oluşturulan bileşik mercek sistemi.
- astigmat mercek
- (Alm astigmatische linse, Fr lentille astigmatique, İng astigmatic lens) Astigmat sapmaya neden olan mercek.
- astigmatik düzeltme
- (Alm astigmatismus-korrekturlinse, Fr lent illes correctrices pour astigmatisme, İng astigmatic correction) bkz askı sistemi.
- astigmatizm
- (Alm astigmatismus, Fr astigmatisme, İng astigmatism) Merceklerden gelen paralel ışınların eğik demetleri, bir noktadan daha çok, bir çizgi gibi odağa gelmesi sonucu oluşan mercek kusuru (sapması); astigmatlık. Örneğin at arabasının tekerleğinin parçaları keskin görülürken kenarları aynı keskinlikte değildir. Tekerleğin kenarları keskin görülürken öbür parçaları keskin görülmez. bkz yumru mercek.
- astigmatlık
- (Alm astigmatismus, Fr astigmatisme, İng astigmatism) Astigmat olma durumu. bkz astigmatizm.
- astrofotoğrafçılık
- (Alm astrofotografie, Fr astrophotographie, İng astrophotography) Astrofotoğrafçılık, gece gökyüzündeki yıldızlar, gezegenler, nebulalar (bulutsular) ve galaksiler gibi astronomik cisimlerin veya göktaşı kaymaları gibi gök olaylarının özel teknikler ve ekipmanlar kullanılarak fotoğraflanması sanatı; astrofotografi. Uzun pozlama ve takip sistemleri sayesinde, çıplak gözle görülmeyen sönük ayrıntıları ve renkleri yakalamayı amaçlayan bir tür derin uzay veya gece manzara gözlemidir. Genellikle yüksek ISO başarımı olan DSLR veya aynasız fotoğraf makineleri, geniş diyaframlı objektifler, üçayak, teleskoplar ve gök cisimlerini takip eden "takip mekanizmaları" (İng tracker) kullanılır. Yıldız ışığının duyar kata (film ya da algılayıcıya) yeterince düşmesi için saniyeler hatta dakikalarca süren pozlamalar yapılır. Dünya'nın dönüşü nedeniyle oluşan yıldız kaymalarını önlemek için, fotoğraf makinesini gökyüzüyle birlikte hareket ettiren cihazlar kullanılır. Gürültüyü (İng noise) azaltmak ve netliği artırmak için üst üste çekilen onlarca fotoğraf özel yazılımlarla birleştirilir. Geniş alan (Samanyolu), gezegen fotoğrafçılığı ve derin uzay (İng deep sky) fotoğrafçılığı olarak kategorize edilebilir. Astrofotoğrafçılık, teknik bilgiyle sanatsal bakış açısını birleştiren, sabır gerektiren bir alandır.
- atıf
- (Ar atf, Alm zuschreibung, Fr citation, İng attribution) Bir başkasının daha önce yayımlanmış çalışmasına yapılan gönderme. Etik olarak alıntının “tırnak” içinde verilmesi; kaynakça ya da dipnotta alınan eser, yazar adı, soyadı vb bilgilere yer verilmesi gerekir. Aksi durumda iktibas, intihal durumuna düşer. Hukuksal bakımdan telif hakları bağlamında sorumluluk doğurur. bkz aşırma. bkz alıntı. bkz gizli alıntı. bkz iktibas. bkz intihal.
- atılan gölge
- (Alm schatten werfen, Fr ombre portée, İng cast shadow) Bir nesnenin üzerine düşen ışığı engellemesi sonucu, o nesnenin bulunduğu yüzeyde veya başka bir nesne üzerinde oluşturduğu karanlık izdir. Işığın doğrusal yayılımı ile oluşan bu gölge türü, cismin kendi üzerindeki karanlık kısımdan (bağıl gölge) farklı olarak, başka bir düzleme yansıyan izdüşümdür. Nesnenin arkasında, ışık kaynağının ters yönünde oluşur. Resim ve fotoğrafta, nesnelere hacim, derinlik ve üç boyutlu bir görünüm kazandırmak için kullanılır. Işık kaynağının boyutuna ve uzaklığına göre keskin veya yumuşak kenarlı olabilir. Nesnenin kendi gölgesi (üzerindeki karanlık) değil, objenin arkasındaki duvara veya zemine yansıyan gölgedir. bkz nesnesine bağlı olmayan gölge.
- atlatıcı
- (Alm jumper, Fr cavalier, İng jumper) Bir devreyi (çevrimi) tamamlamak amacıyla kullanılan metal köprü. Sabit disk sürücülerini, ağ bağlantılarını vb yapılandırmak amacıyla kullanılır.
- atmosferik güç yitimi
- (Alm atmosphärische dämpfung, Fr atténuation atmosphérique, İng atmospheric attenuation) Işığın atmosfer (havaküre) nedeniyle parlaklığını yitirmesi. Atmosferden yerküreye doğru oluşan serpintiler ve emmeler nedeniyle ışın demetleri aydınlatma gücünğ yitirir.
- atmosferik perspektif
- (Alm atmosphärische perspektive, Fr perspective atmosphérique, İng atmospheric perspective, aerial perspective) Atmosferde oluşan sis ve pus gibi meteorolojik olayların fotoğrafta yarattığı uzaklık ya da derinlik duygusu. Sis ve pus havada zaten var olan ve tüm filmlerin aşırı derecede duyarlı oldukları morötesi ışınları olağanüstü derecede artırır. Bu ise duyar kat üzerinde genel bir yoğunluk yaratır. Sonuçta çekime konu olan cisimler uzakta, silik, ayrıntıdan yoksun ve belli belirsiz görülürler. Buna “atmosferik perspektif” denir.
- ATSC
- (İng Advanced Television Systems Committee – ATSC), Karasal, kablo ve uydu ağları üzerinden sayısal televizyon iletimi için bir dizi standart geliştiren Gelişmiş Televizyon Sistemleri Komitesi'nin kısaltmasıdır. /
- Augmented Reality - AR
- (Alm erweiterte realität, Fr réalité augmentée, İng augmented reality - AR) bkz artırılmış gerçeklik. Fiziksel, gerçek dünyanın görüntüsünü alarak üzerine bilgisayarda geliştirilmiş görüntü, video veya sesleri ekleme teknolojisi; artırılmış gerçeklik. bkz artırılmış gerçeklik.
- Av
- (Alm blendenwert, Fr valeur d'ouverture, İng Aperture value - AV - Av) Bazı fotoğraf makinelerinde, otomatik pozlama kontrolü konusunda diyaframın öncelikli durumunu gösterir. / Otomatik fotoğraf makinelerinde, diyafram değerinin elle kumanda edilerek belirlendiği konum; diyafram önceliği. Bu konumda, belirlenen diyafram değerine göre makine otomatik olarak pozlamaya uygun olan örtücü değerini belirler. Mod kadranında A veya Av olarak gösterilir. bkz diyafram öncelikli mod. bkz A.
- AV sürücü
- (Alm audiovisueller fahrt, Fr lecteur audiovisuel, İng Audiovisual drive > AV drive) Görsel-işitsel çalışmalar için tasarlanmış sabit disk sürücüsü.
- avatar
- (Alm awatar, Fr avatar, İng awatar) İnternette, kullanıcıyı temsil eden grafik, resim ya da fotoğraftan oluşan görüntü. Dijital dünyada (sosyal medya, oyunlar, forumlar) bir kullanıcı adının altında yer alan, bir kullanıcıyı temsil eden grafik, fotoğraf, resim, simge veya üç boyutlu karakter. Gerçek kimliği yansıtabileceği gibi kurgusal da olabilir. Sanal dünyada, çevrimiçi platformlarda, oyunlarda veya sohbet odalarında kullanıcının kendini ifade etme yöntemidir. Profil fotoğrafı veya resmi, 2D simge veya 3D sanal karakter (metaverse vb) şeklinde olabilir. Kullanıcılar kendi kişiliklerini veya ilgi alanlarını yansıtan avatarlar oluşturabilirler. Günümüzde, üretken yapay zeka araçları kullanılarak metin betimlemeleriyle (İng prompt) kişiye özel avatarlar tasarlanabilmektedir. Kelime kökeni olarak Sanskritçe "iniş" (avatara) anlamına gelir ve Hinduizm'de tanrısal varlığın yeryüzündeki fiziksel bedenlenmesini ifade eder.
- AVI
- (Alm Audio Video Interleave, Fr entrelacement audio-vidéo, İng Audio Video Interleave - AVI) Duyusal ve görsel birleşim. Bazı sayısal fotoğraf makinelerinde de bulunan yaygın bir video formatı. Bu veri düzenlemesi, bilgisayarda veya sayısal fotoğraf makinesinde hareketli resim (video) çekimlerinin kayıt düzenlemesi olarak kullanılır. Farklı sıkıştırma oranları ve çözünürlükte video çekimlerini işletebildiği için tercih edilir.
- AWB
- (Alm Automatischer Weißabgleich, Fr balance des blancs automatique, İng Automatic White Balance - AWB) (Ortam ışık kaynağının renk özelliklerinden bağımsız olarak, sahnenin kromatik dengesini otomatik olarak nötr bir ayara ayarlayan fotoğraf makinesi içi bir fonksiyon; Otomatik Beyaz Denge. AWB genellikle sahnenin renk dengesini temizlemede kabul edilebilir bir iş çıkarsa da, bazen AWB kullanılmaması gerekir. AWB'den kaçınılması gereken zamanlara örnek olarak gün doğumu ve gün batımı –bu tür sahneler fotoğraf makinesi AWB'ye ayarlandığında sıcak özelliklerini kaybeder.– Gün doğumu ve gün batımını yakalarken, fotoğraf makinesi Gün ışığına ayarlanmalıdır ki şafak ve alacakaranlığı görsel olarak davetkar kılan sıcak tonları koruyor. bkz beyaz ayarı.
- ayak
- (İng foot) İngiliz uzunluk birimi; foot (fut okunur), simgesi “ft”; çoğulu feet (1 ft=30.48 cm). "35 mm'lik filmin 1 ayak uzunluğunda 16 fotoğraf, 64 delik (perfore); 16 mm'lik filmin 1 ayağında 40 fotoğraf vardır."
- ayakucu
- (Alm zehe, Fr orteil, İng toe) Film karakteristik eğrisinin altta sola doğru kıvrılan bölümü. Eğrinin gölgeli bölgesi. Konunun gölgedeki yerleri burada yoğunlaşır. bkz H - D eğrisi.
- ayar
- (Alm kalibrierung, Fr étalonnage, İng calibration) Bir aygıtın özelliklerini ya da çalışmasını bir standarda bağlama süreci; ölçümleme, ölçülüleme, kalibrasyon.
- ayar büyüteci
- (Alm fokussierlinse, Fr lentille de focalisation, İng focussing lens) Ölçme alet ve sistemlerinde ayar için kullanılan büyüteç. bkz netleştirme merceği.
- ayarlanabilir lazer
- (Alm abstimmbarer laser, Fr laser accordable, İng tunable laser) Dalga boyunun sonuçları nispeten geniş aralıklarla ayarlanabilen lazer türü.
- ayarlanmış odak uzaklığı
- (Alm angepasste brennweite, Fr distance focale ajustée, İng adjusted focal length) Bir objektifin görüntü alanının tümünde en iyi sonucu veren netlik uzaklığı.
- ayarlar
- (Alm einstellungen, Fr paramètres, İng settings) Fotoğraf makinelerinde netleme ve pozlama sistemiyle ilgili olarak yapılan temel kontrol düzenlemeleri. Netleme, konunun içindeki nesnelerin durumuna göre yapılabilir. Pozlama, diyafram ve örtücü değerleri belirlenerek yapılır. / Bilgisayarda bir uygulama yazılımının nasıl işlemesi gerektiği konusunda yapılan seçimler.
- ayarlı büyüteç
- (Alm fokussierlupe, Fr loupe de mise au point, İng focusing magnifier) Büyük boy fotoğraf makinelerinde nitelikli netleme yapmak amacıyla netleme camı üzerine takılan büyüteç.
- ayça
- (Alm meniskus, Fr ménisque, İng meniscus) Sıvı yüzeyinin çukurlaşması ya da tümsekleşmesi sonucu oluşan şekil.Optikte, bir yüzeyi içbükey, diğer yüzeyi dışbükey mercekler; iç-dışbükey mercek, menisk, menisküs. bkz ayça mercek.
- ayça mercek
- (Alm meniskuslinse, Fr lentille ménisque, İng meniscus lens) Bir yüzü içbükey, öbür yüzü dışbükey olan mercek türü. Tek kullanımlık fotoğraf makinelerinde sık kullanılır.
- aydınlanma
- (Alm aufklärung, Fr éclaircissement, İng enlightenment) Rönesansla başlayan insanın uyanışını gerçekleştirerek dogmalardan kurtulmuş, kendi aklı ve ve görgüleriyle bizzat kendi varlığını aydınlatmaya başladığını kabul eden düşünce sistemi.
- aydınlanma yasası
- (Alm gesetz der aufklärung, Fr loi des lumières, İng law of enlightenment) Bir yüzey elemanında, bir noktasal kaynağın oluşturduğu aydınlanma, kaynağın şiddeti ve yüzeyin normaliyle yüzeyi kaynağa birleştiren doğrultu arasındaki açı ()'nın kosinüsü ile doğru orantılı; yüzeyin kaynağa olan uzaklığının karesi ile ters orantılıdır (E = (I cos) / r2). Burada I, yüzeye düşen ışığın ışık akısı miktarı (lümen > lm); r, ışık kaynağının yüzeye olan uzaklığı (metre > m) ve E aydınlanma (aydınlatma) şiddeti (lüx > lx) 'dir. Bir yüzey elemanı birkaç kaynak tarafından aydınlatıldığında toplam aydınlanma, tek tek kaynaklar tarafından oluşturulan aydınlanmaların aritmetik toplamıdır.
- aydınlatıcı
- (Alm leuchtmittel, Fr illuminant, İng illuminant) Aydınlatmayı sağlayan ışık kaynağı. Genellikle verdiği renk sıcaklığına göre gruplandırılır. D kısaltmasıyla belirtilenler, gün ışığı 6500 K renk sıcaklığı verir. A kısaltmasıyla belirtilen, 5500 K renk sıcaklığı veren tungsten türü ışık kaynaklarıdır.
- aydınlatma
- (Alm beleuchtung, Fr éclairage, İng illumination) Çevredeki nesneleri ortaya çıkarmak ve yönlendirmek kaygısıyla ışıklandırmak. Bir nesne ya da konunun üzerine ışık kaynakları yoluyla ışık yönlendirmek. / Yapılan aydınlatmanın türü ya da niteliği. Düz, Cameo, ışık-gölge karışımı aydınlatması, yumuşak ya da sert, noktasal ışık kaynağı kullanılarak yapılan aydınlatma.
- aydınlatma kaynağı
- (Alm leuchte, Fr luminaire, İng lumianire) Işık kaynağıyla birlikte yansıtıcı, yumuşatıcı ve öbür ışık yönlendiricileriyle birlikte, koruyucu parçalar ve şebeke bağlantısını sağlayan parçaları da içeren aygıt.
- aydınlatma merceği
- (Alm kondensator, Fr condenseur, İng condenser) Bir kaynaktan gelen ışığı toplayan mercek türü; kondansör. Fresnel mercek ya da bir grup merceğin birleşmesinden oluşur. Film ve saydam göstericileri, tepegöz ve agrandisörlerde kullanılır.
- aydınlatma toplamı
- (Alm addition der leuchtdichte, Fr additif de luminance, İng additive of luminance) İki ya da daha fazla ışık kaynağının oluşturduğu toplam aydınlatma.
- aydınlatmanın kosinüs kuralı
- (Alm kosinusgesetz der beleuchtung, Fr loi du cosinus de l'illumination, İng cosine law of illumination) Bir yüzeye düşen ışığın, yüzeye dikey gelen düz bir çizgi (ışığın yüzeye değme noktasından çıkılan dikme yani yüzey normali) ile yaptığı açı ()'nın kosinüsüne göre değişir olması (E = (I cos) / r2). Burada I, yüzeye düşen ışığın ışık akısı miktarı (lümen > lm); r, ışık kaynağının yüzeye uzaklığı (metre > m) ve E aydınlanma (aydınlatma) şiddeti (lüx > lx)'dir.
- aydınlık
- (Alm leichtigkeit, Fr légèreté, İng lightness) Rengin algılanan doymuşluğunu etkileyen renkteki beyaz oranı. Bir renk ne kadar açıksa o kadar az doymuş görülür. / Yoğunluğun karşıtı.
- aydınlık kutu
- (Lat camera lucida, Alm kamera klar, Fr caméra lucide, İng camera lucida) Mekanik olarak kağıt üzerine resim yapmayı sağlayan, bir sehpa ve sehpaya takılan içten yansıtmalı prizmadan oluşan aygıt ki fotoğraf makinesinin ilk taslağıdır. Dört taraflı yansıtma prizması ya da aynı işi gören aynalar yoluyla görülen bir konunun görüntüsünü kağıt üzerinde oluşturur. Genellikle elde talınabilecek kadar küçüktür, sökülüp takılabilir ve masa ya da sehpaya takılarak kullanılır.
- aydınlık sabitleme
- (Alm helligkeitskonstanz, Fr constance de la légèreté, İng lightness constancy) Farklı ışıklandırma ortamlarında, rengin aynı aydınlıkta olduğuyla ilgili görsel algı durumu. Örneğin beyaz bir defter, yüksek ışıklı ortamda ve loş ortamda da beyaz olarak görülür.
- aygıt çözünürlüğü
- (Alm geräteauflösung, Fr résolution de l'appareil, İng device resolution) Tarayıcı ve yazıcı gibi aygıtların, ayrıntıyı ayrt etme becerisi. Çıktı üzerindeki ayrıntıyı fark etmesiyle belirlenir.
- aygıt miyopluğu
- (Alm instrumentenmyopie, Fr myopie instrumentale, İng instrument myopia) Görüntüleme aygıtlarında, elde edilen görüntünün sonsuz konumunda yakın görülmesi durumu.
- ayıklama
- (Alm fleckig, Fr repérage, İng spotting) Bir fotoğraf ya da görüntü üzerindeki toz lekeleri, kıllar ve öbür küçük lekeleri kaldırma işlemi. Görüntünün temel niteliği değiştirilmeden yapılır. Rötuş yapmaktan farklıdır.
- ayırma
- (Alm trennung, Fr séparation, İng separation) Renkli bir görüntüyü, her biri bir ana renkten oluşan üç ayrı görüntüye dönüştürme işlemi. / Filtre sisteminde, ayırma işlemi yaparken kullanılan kırmızı, mavi ya da yeşil filtre. / Renkli fotoğraf baskısında, ayırma filtreleriyle ayrı ayrı pozlama yapma işlemi. Bu filtreleri kullanarak siyah beyaz agrandisörle renkli baskı yapılabilir.
- ayırma gücü
- (Alm auflösungsvermögen, Fr pouvoir de résolution, İng resolving power) İnsan gözü, objektiflerin ya da ışığa karşı duyarlı yüzeylerin (duyar katın) görüntü üzerindeki ince ayrıntıları algılama gücü. Fotoğrafçılıkta sonuçsal görüntü hem objektifin hem de duyar katın ayırma gücü ile yakından ilgilidir. Ayırma gücü bir anlamda, her milimetre kareye düşen çizgi sayısı ile ifade edilir.
- ayırma gücü oranı
- (Alm auflösungsrate, auflösungsbewertung, Fr taux de résolution, note de résolution, İng resolution rate, resolution rating) Emülsiyon üzerinde her milimetrede net olarak sayılabilen, görüntüsü ile tanımlanmış olan çizgi sayısı veya filmin veya emülsiyonun ayırma gücünün ölçüsü olarak kullanılan sayı; çözümleme gücü oranı, film ayırma derecesi. bkz film ayırma derecesi.
- ayırma gücü sınırı
- (Alm grenze der auflösung, Fr limite de résolution, İng limit of resolution, resolution limit) Ayırma gücünün erişebildiği en büyük değer; rezolüsyon limiti.
- ayna
- (Alm spiegel, Fr miroir, İng mirror) Özel bir ışınım kümesini yansıtmak için tasarlanmış her türlü yüzey. Düzlem, çukur (içbükey) veya tümsek (dışbükey) olabilir. Işığı yansıtan yüzeyi parlatılmış, arka yüzü cıva ve kurşun karışımı bir sır ile sıvanmış, çoğunlukla düz, bazen de küresel biçimde yapılmış olan, cam veya yüzü düzgünleştirilmiş maden; yansıtaç. Cam ayna yapımında, elektriksiz kaplama yönteminden yararlanılır. Bu amaçla temiz bir cam yüzey, nitrik asit ve şeker kamışından elde edilmiş bir alkol çözeltisi ile, amonyaklı bir gümüş çözeltisinin karışımından oluşan sıvının içine daldırılarak cam yüzeyinin gümüş ile kaplanması sağlanır. Genellikle düzlem olanı etkili yansıtma ya uygundur. Işık ışınlarının ilk karşılaştığı yüzey , asıl yansıtıcı yüzey olmayabilir. bkz çukur ayna. bkz düzlem ayna. bkz küresel ayna. bkz tümsek ayna.
- ayna kilidi
- (Alm spiegelverriegelung, Fr verrouillage du miroir, İng mirror lock) Tek objektifli yansıtmalı (SLR veya DSLR) fotoğraf makinesinde fotoğraf çekerken ışığın duyar kata (film veya algılayıcıya) ulaşabilmesi için ayna hareket eder. Bu hareket sırasında bir titreşim olur ve bu titreşim fotoğrafta bulanıklığa/netsizliğe yol açabilir. Uzun poz sürelerini gerektiren çekimlerde fotoğraf makinesinin olabildiğince sabit durması gerekmektedir. Ayna kilitleme sistemi sayesinde, ayna yukarı kalkık durumda kilitlenir ve örtücü kapanana kadar bu durumda kalır. Böylece aynanın hareketinden oluşan sarsıntı ortadan kalkar. Özellikle çok yakın çekimlerde (makro gibi) ve süper-telefoto çekimlerinde (600 mm ve üzeri) fotoğraf makinesini üçayak üzerine koyup ayna kilitleme fonksiyonunu kullanmak bu titreşimi önler. Deklanşöre bir defa bastığınızda ayna kalkar, ikinci defa bastığınızda iner. Fotoğrafçının, kablolu ya da kablosuz kumandası yoksa bu fonksiyonun zaman gecikmeli çekimle birleştirilmesi önerilir.
- ayna kilitleme
- (Alm spiegelverriegelung, Fr verrouillage du miroir, İng mirror locking) bkz ayna kilidi.
- ayna sürgüsü
- (Alm spiegelausschnitt, Fr coupure du miroir, İng mirror cut-off) Tek mercekli yansıtmalı bakaç görüntüsünün, karanlıkta kalan üst bölümü. Teleobjektif ya da çok aşırı uzatma tüpü kullanıldığında görülür.
- aynalı objektif
- (Alm spiegellinse, Fr lentille miroir, İng mirror lens) Çok kısa bir gövdede uzun odak uzaklığı sağlayan, yapılışında çeşitli aynaların kullanıldığı objektif türü; "cathodioptric lens - CAT" (katadioptrik objektif). Çok büyük odak uzunluklarını, objektifin gövdesini uzatmadan sağlarlar. Morötesi ve kızılötesi radyasyonun ışık tayfını emerek ve renksel dağılım yapmadan, yansıma yüzeyleri üzerinde gerçek görüntü yaratmasını sağlayan bir sistemdir. bkz katadioptrik objektif.
- aynalı teleobjektif
- (Alm kathodioptrisches teleobjektiv, Fr lentille télé cathodioptrique, İng cathodioptric tele lens) Bu objektiflerin ismi catoptrik (yansıma) ve dioptrik (kırılma) kelimelerinin bir araya gelmesinden oluşmuştur; katadioptrik tele objektif. Objektif içindeki ışık, sadece merceklerden kırılarak geçmekle kalmaz, aynalar yardımıyla katlanarak yolunu uzatır. Böylece, optiğin yapısı küçük tutularak odak uzaklığı arttırılmış olur. Bu objektifte diyafram açıklığı sabittir.
- aynasal yansıma
- (Alm spiegelnde reflexion, Fr réflexion spéculaire, İng specular reflection) Bir ayna ya da parlak metal yüzeylerde gelen ışık ışınlarının en az yayılmayla yansımasını belirlemekte kullanılır.
- aynasız
- (Alm spiegellos, Fr sans miroir, İng mirrorless) bkz aynasız fotoğraf makinesi.
- aynasız fotoğraf makinesi
- (Alm spiegellose kamera, Fr appareil photo sans miroir, İng mirrorless camera) DSLR gibi objektifi değişen ancak içerisinde ayna sistemi bulunmayan daha küçük boyutlarda olan profesyonel fotoğraf makineleri.
- aynı karede bulunmak
- (deyim) Fotoğraf makinesinin çektiği görüntü içinde birlikte bulunmak; aynı fotoğraf karesinde yer almak.
- aynı karede yer almak
- (deyim) Fotoğraf makinesinin çektiği görüntü içinde birlikte bulunmak; aynı fotoğraf karesinde bulunmak.
- aynı odaklı tarama mikroskobu
- (Alm konfokales rastermikroskop, Fr microscope confocal à balayage, İng confocal scanning microscope) Noktalı baskı ızgara tarama üretmeye yarayan bir Nipkow disk ya da lazer kullanan mikroskop. Üçüncü boyutta olabildiğince yüksek kontrast sağlar. bkz tarayıcı elektron mikroskop.
- ayrık görüntü
- (Alm geteiltes bild, Fr image divisée, İng split image) Görüntünün ikiye bölündüğü bir tür telemetre görüntüsü. Görüntüyü oluşturan iki parça tam olarak eşleştiğinde, netleme yapılır ve objektifle konu arasındaki uzaklık belirlenir.
- ayrık objektif
- (Alm geteilte linse, Fr lentille divisée, İng split lens) Çok yakın çekimlerde, nesnenin ve arka alanın net görüldüğü bir sonuç elde etmek amacıyla objektif önüne takılan yardımcı araç.
- ayrılabilir film
- (Alm abnehmbare folie, Fr film détachable, İng detachable film) Fotogravürde kullanılan ve duyar katı, dayanaktan ayrı duruma getirip ayırma yoluyla maden üzerine uygulanabilen film.
- ayrılma
- (Alm streuung, Fr dispersion, İng dispersion) Prizmadan geçen beyaz ışığın farklı dalga boylarından oluşan bileşenlerinin birbirinden ayrılarak renk tayfı ya da gökkuşağı renkleri oluşturması olayı; tayf, spektrum.
- ayrılma filtresi
- (Alm dispersionsfilter, Fr filtre de dispersion, İng dispersion filter) Işığı neredeyse tek renk, siyah beyaz olarak geçiren filtre. Polarizasyon ve yanardöner renk etkilerinde kullanılır.
- ayrılmak
- (Alm aufhören, Fr quitter, İng quit) Bilgisayarda, normal emirler yoluyla bir programı kapatmak ya da bir programdan çıkmak. bkz yeniden başlatmak.
- ayrım
- (Alm sequenz, filmsequenz, szenenfolge, ausschnitt, Fr séquence, İng sequence) Çeşitli sahnelerin bir araya gelmesinden oluşan, yapımın tamamlanmış bir bölümünü sergileyen, çekim ve sahne gibi parçaları da içine alan yapımın en büyük parçası; sekans, sahne, bölüm, olaylar dizisi.
- AZ
- (Alm Automatischer Zoom, Fr Zoom Automatique, İng Automatic Zoom - AZ) Otomatik zumlama.
- az gelişmiş
- (Alm unterentwickelt, Fr sous-développé, İng under-developed) Fotoğrafik malzemenin geliştirme banyosunda gereğinden az gelişmesi işlemi. Bu durum, banyo süresi kısa tutulduğunda, kimyasallar çok seyreltildiğinde, kimyasallar düşük sıcaklıkta olduğunda, yeterli çalkalama işlemi yapılmadığında ve uygun kimyasallar kullanılmadığında ortya çıkar.
- az geliştirme
- (Alm in entwicklung, Fr en cours de développement, İng under development) Geliştirme işlemi sırasında sıcaklığın yetersiz olmasından ya da sürenin kısa tutulmasından kaynaklanan durum. Bu durumda görüntü yoğunluğu ve kontrastı azalır.
- az ışık
- (Alm zurückhaltend, Fr discret, İng low key) Fotoğrafa ton değeri olarak hakim olan karanlık alan.
- az ışık görmesi
- (Alm dämmerungssicht, Fr vision crépusculaire, İng twilight vision) Renk ayrımının neredeyse hiç olmadığı, ayrıntı ayrımının az olduğu düşük ışık düzeyindeki görüş; gece görmesi. bkz koniler. bkz akşam görmesi.
- az ışıklı görüntü
- (Alm bild bei schwachem licht, Fr image en basse lumière, İng low light image) Koyu tonların baskın olduğu bir görüntü. Az ışıklı bir görüntünün etkisi biraz daha pozlandırılarak az ışıklılık etkisi artırılabilir.
- az pozlandırma
- (Alm unterbelichten, Fr sous-exposer, İng under-expose) Fotoğraf çekimi sırasında duyar katın (filmin, algılayıcının) ya da agrandisörle baskı aşamasında fotoğraf kartının görüntünün yoğunluğunu ve kontrastlığını azaltmak amacıyla normalden daha az az ışığa maruz bırakılması, normalden daha kısa süre pozlanması; az pozlama. Az pozlama sonunda negatif görüntü silik, pozitif görüntü koyu tonlu çıkar.
- A°
- (Alm angström, Fr angström, İng angström) (İsveçli fizikçi Anders Jonas Ångström özel adından) Işığın dalga boyunu ölçmekte kullanılan uzunluk ölçü birimi angström'ün simgesi. Uzunluk ölçüsü birimi metre'nin askatlarından, 10-10 m'ye eşit uzunluk birimi olan nanometre (nm) yerine de kullanılır (10 A°=1 nm). Örneğin 5500 A° olan yeşil ışığın dalga boyu 550 nm'dir. bkz angström.