Ansiklopedik Sözlük
R
- R ayarı
- (Alm R einstellung, Fr réglage R, İng R setting) bkz IR ayarı.
- radar fotoğrafçılığı
- (Alm radar fotografie, Fr photographie radar, İng radar photography) Uzaktan algılamada fotoğrafik işlemlerin ve radar tekniklerinin birleşimi olarak ifade edilen, elektriksel dalgaların önceden belirlenmiş yönlere gönderilmesi ve yansıyan veya geri dönen ışınların katot ışını tüplerde toplanarak görüntülerin hazırlanmasında kullanılan, katot ışınlı tüplerdeki bilgilerin görüntülenmesiyle fotoğraflar ve görüntülerin elde edilmesinde uygulanan bir görüntüleme tekniği.
- radar görüntüsü
- (Alm radar bild, radaraufnahmen, Fr image radar, imagerie radar, İng radar image, radar imagery) Radyo dalgalarından yararlanarak uzaktaki nesnelerin mesafe ve hızlarını ölçmek için kullanılan görüntü. Radar aktif sistemi kullanılarak yapay bir mikro dalga ışınına maruz kalan nesnelerin bu ışını geriye yansıtmasıyla elde edilen görüntü.
- radyal
- (Alm radial, Fr radial, İng radial) bkz ışınsal.
- radyal bozulma
- (Alm radiale verzerrung, Fr distorsion radiale, İng radial distortion) bkz ışınsal bozulma.
- radyoaktif
- (Alm radioaktiv, Fr radioactif, İng radioactive) Fizyolojik değişikliklere yol açan ışınım yayan nesneler; ışın etkin. bkz ışın etkin.
- radyoaktivite
- (Alm radioaktivität, Fr radioactivité, İng radioactivity) Atom çekirdeğinin, tanecikler ya da elektromanyetik ışınımlar yayarak kendiliğinden parçalanması; ışınetkinlik. Bir enerji türüdür.
- radyofoto
- (Alm radiofoto, Fr radiophoto, İng radiophoto) Fotoğraf, yazı gibi görüntülerin radyo dalgalarıyla uzaktan iletilmesini sağlayan sistem.
- radyograf
- (Alm röntgenbild, Fr radiographie, İng radiograph) Duyarlı filmi, X ışınlarıyla pozlandırarak görüntü üretme. Nesne ışınları saptırmaz, nesnenin ışınları emmedeki farklılığı kaydedilir. Görüntü, nesneyle aynı boyuttadır.
- radyografi
- (Alm radiographie, Fr radiographie, İng radiography) X ışını ile belirli engelleri aşarak görüntü eldesi yöntemi. Bir nesnenin iç formunu görüntülemek için X ışınları, gama ışınları veya benzer radyasyon türleri kullanan bir görüntüleme tekniğidir.
- RAID
- (Alm redundantes array unabhängiger geräte, Fr réseau redondant de dispositifs indépendants, İng Redundant Array of Independed Devices - RAID) Bilgisayarda bir sürücünün bozulmasından ve aksamasından dolayı kaybı en aza indirmek amacıyla veri sağlamak için veri paylaşan sabit disk sürücülerinin düzeni; Bağımsız Cihazların Yedekli Dizisi.
- RAM
- (Alm direkt zugriffs speicher, Fr mémoire vive, İng Random Access Memory - RAM) Bilgisayardaki merkezi işlem biriminin gerek duyduğu verinin depolandığı gerekse doğrudan erişildiği bilgisayar bileşeni; Rastgele Erişimli Bellek. Bilgisayarın çalışması için RAM gereklidir. Bilgisayardaki program verileri ve merkezi işlem biriminin kullanımı amacıyla verilerin depolandığı ana bellektir. Bu nedenle RAM'ın sığası ne kadar büyükse bilgisayar da o kadar hızlı çalışır. bkz aralık. bkz çalışma belleği. bkz ROM.
- Raman etkisi
- (Alm Raman-effekt, Fr effet Raman, İng Raman effect) Hintli fizikçi Sir Chandrasekhara Venkata Raman tarafından 1928'de geliştirilen, şeffaf bir malzemeden oluşan ortamın dağıttığı tek renk ışık tayfında ek hatların ortaya çıkması durumu.
- Ramsden dairesi
- (Alm Ramsden-kreis, Fr cercle de Ramsden, İng Ramsden circle) İngiliz matematikçi, astronomik ve bilimsel alet yapımcısı Jesse Ramsden tarafından 1735'te geliştirilen; göz bakaçtan hafifçe kaldırıldığında, teleskop ve dürbün gibi aygıtların bakacında görülen dairesel görüntü.
- rangefinder
- (Alm entfernungsmesser, Fr télémètre, İng rangefinder) Uzaktaki nesnelere olan mesafeyi ölçmek için kullanılan optik veya elektronik bir cihaz. Fotoğrafçılıkta, vizördeki iki hayalet görüntüyü eşleştirerek odaklama yapan, aynasız ve sessiz makine türünü ifade eder. Ayrıca askeri, denizcilik ve yapı sektöründe mesafe belirlemek için de kullanılır. bkz telemetre. / Sayısal fotoğraf makinelerinde iki objektif kullanan bir optik bakaç çeşididir. Biri görüntüyü kadrajlamak için kullanılır diğeri ise CCD'ye ulaşan ışık bilgisinin geçişi içindir.
- Rapid-Access
- (Alm schnell zugriff, Fr accès rapide, İng Rapid-Access - RA) Özellikle tire repro işlemlerinde hızla çalışan film ve banyo sistemlerine verilen ad.
- rastlantılı telemetre
- (Alm Zufall sentfernungsmesser, Fr télémètre de coïncidence, İng coincidence rangefinder) Fotoğrafı çekilen cisimle fotoğraf makinesi arasındaki uzaklığı optik olarak ölçebilen odaklama sistemi; telemetre, uzaklıkölçer. Hedef ne kadar uzaksa, hedefle fotoğrafçı arsında bir sabit çizgi üzerinde oluşan açı o kadar küçük olur. Örneğin Leica telemetre; hedef , iki optik asistem yoluyla görülür. Bunlardan biri doğrudan öbürü ise hareketli iki görüntü oluşturan optik sistemdir. Biri doğrudan öbürü ise hareketli prizmanın dönmesiyle hedefi görür. Prizma döndürüldüğünde, yansıtılan görüntü konum değiştirir, iki görüntü üst üste doğru şekilde çakıştığında ya da görüntü doğru biçimde sabitlendiğinde prizmanın konumu, uzaklığı ölçer.
- rastlantısal
- (Alm zufällig, Fr aléatoire, İng random) Rastgele olayların neden olduğu farklılıklar ya da karakteristikler. Örneğin gümüş tabanlı duyar katlarda, aşırı büyültme yapıldığında fotoğrafta ortaya çıkan leke dağılımı.
- RAW
- (Alm RAW, ROH, Fr BRUT, İng RAW) Sayısal fotoğraf makinelerinin kayıt düzenlemelerinden biri; ham, işlenmemiş. Bu türdeki veriler düzenlenmemiş, işlenmemiş ham ve kayıpsız verilerdir. Makine içinde beyaz dengelemesi veya keskinleştirme işlemleri yapılmaz. Özellikle sıkıştırmama özelliği sayesinde veriler, kayıpsız olarak kayıt edilir. TIFF düzenlemesinde benzer neticeler elde edilse de RAW düzenlemesinde dosyalar daha küçük olurlar ve fotoğraf, daha hızlı çekilir.
- RAW dosyası
- (Alm RAW datei, Fr fichier BRUT, İng RAW file) Fotoğraf makinesi algılayıcısında oluşan tüm bilgiyi saklayan dosya; ham, işlenmemiş dosya. Çekilen bir fotoğraf, jpg/JPEG olarak kaydedilmeden önce ona white balance uygulanır, ardından keskinlik (sharpening) ayarı (makinede vardır, kullanıcı tarafından belirlenen bir değerdir) uygulanır, benzer şekilde kontrast uygulanır ve son olarak, fotoğraf tanımlanan ölçüde kayıplı olarak sıkıştırılarak, belleğe saklanır. RAW ise, bunların hiçbirini yapmadan fotoğrafı “ham haliyle” kaydeder ve bir RAW editör yazılımıyla, bu ayarları bilgisayar başında kullanıcının kendisinin yapmasını sağlar. Bu bir anlamda “dijital film banyosu” olarak düşünülebilir. Her dijital fotoğraf makinesi RAW formatında kaydedemez. Yeni ve gelişmiş makineler bu işlemi yapabilmektedir. RAW formatı, kayıplı bir sıkıştırma olmadığından, disk ve dijital bellek üzerinde fazla yer tutar, kaydetmesi ve aktarması da fazla zaman alır. Ama ciddi fotoğraflar genellikle RAW formatıyla çekilir ki, üzerinde istenen ayarlamalar yapılabilsin. RAW dosyalar; JPEG veya TIFF gibi hazır fotoğraf dosyası değildir. Fotoğrafa dönüşmeleri için bazı özel yazılımlarla işlenmeleri gerekir.
- Rayleigh ölçütleri
- (Alm Rayleigh-kriterium, Fr critère de Rayleigh, İng Rayleigh criterion) Bir optik sistemin sapmalarından bğımsız olarak çözünürlüğünün oluşturduğu sınırın tanımı.
- Rayleigh saçılması
- (Alm Rayleigh-streuung, Fr diffusion de Rayleigh, İng Rayleigh scattering) Uzaktan algılama çalışmalarında, ışık dalga boyunun, oksijen ve nitrojen gibi moleküllerin boyutlarından çok daha büyük olduğu durumlarda oluşan saçılma.
- RC
- (Alm harzbeschichtet, Fr enduit de résine, İng Resin Coated - RC) Reçine kaplı fotoğraf kağıdı için kullanılan kısaltma; reçine kaplı. Elyaf tabanlı bu fotoğraf kağıtları, iki tarafından suya dayanıklı reçine ile ince bir tabaka oalrak kaplıdır. Bu şekilde kağıt sabitleme banyosunu kolayca emerken su ve kimyasalların emilmesini azaltır.
- refle
- (Alm spiegelung, Fr réflexion, İng reflection > refle) bkz yansıma.
- reflected light reading
- (Alm messung im reflektierten licht, Fr lecture de lumière réfléchie, İng reflected light reading) bkz yansıyan ışık ölçümü.
- refleks
- (Alm reflex, Fr réflexe, İng reflex) Fotoğraf makinesine objektiften ışık yoluyla, objektifin hemen arkasında 45°'lik bir açıyla asılı olan eklemli düzlem aynada yansıyarak pentaprizmaya ve oradan da bakaca görüntü ulaştıran sistem; yansıtmalı. Ayna asılı olduğu yerden yukarı kalkarak görüntünün pozlama için duyarlı yüzeye ulaşmasını sağlar. bkz yansıtmalı. / (Alm spiegel reflex kameras, Fr appareils photo reflex, İng reflex cameras > reflex) Objektiften geçen ışığı (veya gizil görüntüyü) görünür bir ekrana yansıtmak için ayna sistemi kullanan fotoğraf makinesine verilen kısa ad; yansıtmalı, yansıtmalı fotoğraf makinesi. Fotoğraf makinesinin bakacında görülen görüntü, fotoğraf makinesinin görüntü algılayıcısına (veya film düzlemine) çarpan görüntüyle aynıdır. Bu sistem, çerçeve ve odaklama için en doğru yolu sunar. Yansıtma sistemi, çoğu doğrudan görüş fotoğraf makinesini etkileyen paralaks sorunundan kaçınır. Yansıtmalı fotoğraf makinelerine ayrıca SLR veya DSLR denir. bkz refleks fotoğraf makinesi. bkz yansıtmalı fotoğraf makinesi.
- refleks fotoğraf makinesi
- (Alm spiegel reflex kameras, Fr appareils photo reflex, İng reflex cameras) Objektiften geçerek makineye giren görüntüyü bir aynalar sistemi ile bakaca, netleme camın film yüzeyine ileten fotoğraf makinesi türü; yansıtmalı fotoğraf makinesi. Bunlar; genelde “Tek Objektifli Yansıtmalı” (Single Lens Reflex - SLR), “Çift Objektifli Yansıtmalı” Twin Lens Reflex - TLR) fotoğraf makinesi olmak üzere iki türdür. bkz yansıtmalı fotoğraf makinesi.
- refleks netleme
- (Alm reflex fokussierung, Fr mise au point réflexe, İng reflex focusing) Yansıtmalı sistem kullanılarak netleme yapılması. Yaygın olarak tek objektifli yansıtmalı fotoğraf makinelerinde kullanılır. Yansıtmalı sistem, doğrudan objektif yoluyla nesnenin netleme camında görülerek netlenmesini sağlar. Objektif değiştiğinde sistemin çalışması değişmez. bkz yansıtmalı netleme. bkz yansıtmalı fotoğraf makinesi.
- reflektör
- (Alm reflektor, Fr réflecteur, İng reflector) bkz yansıtıcı.
- refraksiyon açısı
- (Alm brechungs winkel, Fr angle de réfraction, İng angle of refraction) bkz kırılma açısı.
- refraksiyon katsayısı
- (Alm brechungs koeffizient, Fr coefficient de réfraction, İng coefficient of refraction) bkz kırılma katsayısı. bkz kırılma indisi. bkz kırma indisi.
- regenratör
- (Alm regenerator, Fr régénérateur, İng regenerator) Filmin oksitlenmesini ve yıpranmasını önlemek amacıyla banyoya katılan banyo tazeleyici madde.
- reklam fotoğrafçılığı
- (Alm werbe fotografie, Fr photographie publicitaire, İng advertising photography) Reklam fotoğrafçılığı; ürün, hizmet veya markaların görsel olarak tanıtılması, hedef kitleye aktarılması ve satışların artırılması amacıyla stratejik olarak planlanan, tasarlanan ve profesyonel ışık/kurgu ile çekilen fotoğraf türüdür. Marka kimliğini yansıtan, ilgi çekici ve genellikle reklam ajanslarıyla işbirliği içinde üretilen yaratıcı bir iletişim aracıdır. Amaç, tüketiciyi etkilemek, markaya değer katmak ve ürünü en cazip haliyle göstermektir. Kataloglar, broşürler, afişler, e-ticaret siteleri, sosyal medya görselleri, billboardlar, dergiler ve ambalaj tasarımları başlıca kullanım alanlarıdır. Bir kozmetik ürününün profesyonel stüdyo çekimi, yiyecek markası için hazırlanan iştah açıcı "stillife" (natürmort) fotoğraflar, moda markalarının katalog çekimleri reklam fotoğrafçılığı örnekleridir. İhtiyaç analizi, konsept geliştirme, ışık/mekan kurulumu ve çekim sonrası düzenleme (post-prodüksiyon) aşamalarını içerir. Reklam fotoğrafçılığı ile eş anlamlı olarak kullanılan terimler; “ticari fotoğrafçılık” (en yaygın eş anlamlısıdır), “sektörel fotoğrafçılık” (ürün veya hizmet odaklı olması nedeniyle kullanılır), stillife (natürmort) fotoğrafçılık” (özellikle ürün çekimlerinde masaüstü kurgular için kullanılır) ve “tanıtım fotoğrafçılığı” (ürünün özelliklerini ön plana çıkaran yaklaşım)'dır. Reklam fotoğrafçılığı, sadece teknik bir çekim değil, aynı zamanda görsel pazarlamanın temelini oluşturan bir sanat dalı olarak kabul edilir.
- reklam fotoğrafı
- (Alm werbe foto, Fr photo publicitaire, İng advertising photo) Reklam fotoğrafı, markaların ürün veya hizmetlerini pazarlamak, hedef kitleyi etkilemek ve satışları artırmak amacıyla stratejik olarak kurgulanıp çekilen profesyonel görsellerdir. Genellikle katalog, web sitesi, sosyal medya veya billboard gibi mecralarda kullanılan bu fotoğraflar, ürünün en iyi özelliklerini vurgular. Sadece estetik değil, bir pazarlama mesajı iletmek için tasarlanır. Ürünün detaylarına, ışıklandırmasına ve kompozisyonuna odaklanan uzmanlar tarafından çekilir. Marka imajını güçlendirmek için yüksek çözünürlük ve kaliteli düzenleme (post-prodüksiyon) içerir. Hedef kitlenin ilgisini hızlıca çekmek ve akılda kalmak amacı taşır. Bu fotoğraflar genellikle ürünün kullanım şeklini veya vaat ettiği deneyimi yansıtır.
- Rembrandt aydınlatması
- (Alm Rembrandt-beleuchtung, Fr éclairage Rembrandt, İng Rembrandt lighting) Konunun amaca uygun olarak belli bölgelerinin aydınlatıldığı diğer bölgelerin göreli olarak karanlık kaldığı bir tür chiaroscuro aydınlatması. Bu yöntem, seçici bir aydınlatma biçimidir. Nokta ışık oluşturan aydınlatma kaynaklarıyla yapılır. Çerçevelenmiş konunun belli yerleri aydınlatılırken, diğer yerler tam ya da yarı karanlıktır. Bu aydınlatmanın temel biçimi zayıf bir aydınlatma kullanılmasıdır. Görüntüde yer alan nesnelerin düzenlenmesinde, aydınlatmayla yaratılan seçicilik özellikle öndekiler üzerinde yoğunlaşmıştır. Arka alandakiler, göreli olarak daha karanlıktadır. Işıklı alanlardan gölgeli alanlara geçiş yumuşaktır.
- render
- (Alm machen, Fr rendre, İng render) Render, bilgisayarda hazırlanan 3 boyutlu modellemelerin, animasyonların veya videoların bir yazılım yoluyla ışık, doku ve gölge hesaplamaları yapılarak fotoğraf kalitesinde 2 boyutlu nihai görüntüye (resim/video) dönüştürülmesi işlemi. Bu işlemi yapan yazılıma İngilizcede “render” denir. Türkçeye "işlemek", "sunuş" veya "görselleştirme" olarak çevrilebilir. Mimarlık, oyun, sinema ve tasarım sektörlerinde kullanılır.
- renge bağlı
- (Alm Unterfarbe, Fr sous-coloration, İng undercolor) Dört renkli (CMYK) baskıda, doğal gri ya da siyah alanlarda bulunan sarı, macenta ve siyan renkleri.
- renge bağlı katkı
- (Alm unterfarben zusatz, Fr ajout de sous-coloration, İng undercolor addition) bkz UCA.
- rengin niteliği
- (Alm qualität der farbe, Fr qualité de couleur, İng quality of color) Rengin oluşturduğu duygu, duyarlık. Her rengin insanda uyandırdığı duygu farklıdır. Renklerin insanlar üzerindeki etkisi kimi zaman evrenseldir. Farklı kültür ve inançlara göre farklılık gösterebilir. bkz renklerin psikolojik etkileri. bkz renklerin çalışma ortamı üzerindeki etkisi. bkz renklerin eğitim ve öğrenme üzerindeki rolü. bkz renklerin tarihsel kökenleri. bkz renklerin tüketici davranışlarını etkilemedeki rolü.
- renk
- (Alm farbe, Fr couleur, İng colour, color) Belirli dalga boyundaki elektromanyetik ışınımın insan gözünün görebildiği ışık tayfının gözde oluşturduğu duyum. Doğrudan ya da üzerine düştüğü nesnelerde yansıma, kırılma, soğurulma gibi olaylar sonucu göze ulaşan ışığın, dalga boyuna göre bilinçte uyandırdığı imge. Temel renk, doyma ve parlaklık niteliğiyle belirlenir. Bir nesneden yansıyan ışığın, göz ve beyinle olan ilişkisi sonucında ortaya çıkar. Nesneden yansıyan ışığın niteliği belirleyicidir. Görülen nesnelerin varlığıyla ilgili bir nitelik olarak algılanır. İnsan gözünün görme aralığı, 300-800 nm dalga boyu arasında olmasına rağmen kişinin algılama yeteneğine, renk görüşüyle ilgili bozukluk olup olmadığına ve ortamın ışık şartına bağlı olarak değişir. Siyah, beyaz ve gri olarak algılanabilir. / (İng hue) Hue seçeneği, hemen her yazılımda bir rengi seçmeye ya da var olan bir rengi başka bir renge doğru dönüştürmeye yarar. Renk anlamına gelen hue, açıklık/koyuluk ya da doygunluk seçeneklerinden önce rengin ana tonunun belirlenmesinde kullanılır (Adobe Photoshop > Image > Adjustments > Hue/Saturation).
- renk ahengi
- (Alm farb harmonie, Fr harmonie des couleurs, İng color harmony) Renkli bir görüntünün temel renk dengesi, renk seçimi ve kullanımının niteliği gibi konulardaki öznel değerlendirme.
- renk algılama testleri
- (Alm farb wahrnehmungs tests, Fr tests de perception des couleurs, İng color perception tests) Bir gözlemcinin renk görüşünü değerlendirmek için kullanılan donanım, yardımcı malzemeler.
- renk algısı
- (Alm Farbwahrnehmung, Fr perception des couleurs, İng color perception) Bir gözlemcinin renk görüşü.
- renk aralığı
- (Alm farb palette, Fr gamme de couleurs, İng color range) Bir aygıt veya üretim sistemiyle üretilebilir renk dizisi, gamut. Renkli film en geniş diziye sahiptir. Monitörler renkli filmden daha az diziye sahiptir ama mürekkep püskürtmeli yazıcılardan daha fazla renge sahiptir. En kaliteli mürekkep püskürtmeli yazıcılar, dört renkli CMYK baskıdan daha fazla diziye sahiptir. bkz gam. bkz gamut.
- renk ayırma gücü
- (Alm farb auflösungsrate, Fr taux de résolution des couleurs, İng color resolution rate) Mevcut renk paleti dışında, crt ekranı (monitör/görüntülük) üzerinde aynı anda sergilenebilen gri tonu ve/veya renk sayısı (örneğin, 16.7 milyon renk gibi).
- renk ayrımı kılavuzu
- (Alm anleitung zur farbseparation, Fr guide de séparation des couleurs, İng color separation guide) Baskıda istenen renkleri elde etmek için belli renklerin ve renk kombinasyonlarının önceden görünmesi için kullanılan basılı kılavuz.
- renk bağlayıcı
- (Alm farb binder, farb kuppler, Fr liant de couleur, coupleur de couleur, İng color binder, color coupler) Renkli film banyo sürecine kullanılan, rengi geliştiren kimyasal bileşim.
- renk bileşimi
- (Alm farb synthese, Fr synthèse des couleurs, İng color synthesis) İki ya da daha fazla rengi birleştirerek özgün renk duyarlığını yeniden meydana getirmek. İki yöntemi vardır. Katmalı renk karışımında sonuç görüntü; kırmızı, mavi ve yeşil gibi ana renkleribirleştirerek yapılır. Çıkarmalı renk karışımında ise sonuç görüntü; siyan, macenta ve satı gibi ara renkler birleştirilerek yapılır.
- renk bilgisi
- (Alm chromatik, Fr chromatique, İng chromatics) Renk ve renkle ilgili olayları inceleyen bilim dalı.
- renk boyutu
- (Alm farb raum, Fr espace colorimétrique, İng color space) Renklerin oluşturduğu dizini tanımlayan kuramsal yapı. Bir çıktı yoluyla yeniden çoğaltılan renkler ya da insan gözüyle görülebilen renkler. bkz renk uzayı.
- renk bozulması
- (Alm verfärbung, Fr décoloration, İng discoloration) Objektifin, ışığın tüm renklerini belli bir yüzeyde (yani film veya algılayıcı düzleminde) toplayamadığı zaman oluşan optik hata; diskolarosyon, solma. Konunun etrafında “renk saçaklanması” adı verilen ekstra renkler oluşturur ve netliği azaltır. En çok geniş diyafram açıklığıyla kullanılan teleobjektiflerde görülür. Düşük dağılımlı cam veya farklı optik teknolojilerle düzeltilebilir.
- renk çarkı
- (Alm farb kreis, Fr cercle de couleurs, İng color circle) Renkler arasındaki ilişkileri, ana (birincil), ara (ikincil) ve tamamlayıcı (üçüncül) renkleri gösteren dairesel bir şema; renk çemberi. İngiliz bilim insanı Sir İsaac Newton tarafından 1666'da icat edildi. Tam doymuş renkler tayftaki sırasına göre bir çark içinde düzenlenir. Bu çarkta tamamlayıcı renkler birbirinin karşısında yer alır. Goethe, Itte ve Munsell gibi klasikler, renk üzerine yaptıkları erken dönem bilimsel çalışmalarında bu çarkı kullanmışlardır. Renk çarkı; sanatçılar, tasarımcılar ve iç mimarlar tarafından renk uyumlarını (tamamlayıcı, zıt) belirlemek için kullanılır. Genellikle 12 renkten oluşur ve renk teorisinin temelini oluşturur. Ana Renkler; karışımla elde edilemeyen temel renklerdir (kırmızı, sarı ve mavi). Ara Renkler; iki ana rengin karışımıyla oluşan renklerdir (Yeşil (mavi+sarı), Turuncu (kırmızı+sarı) ve Mor (kırmızı+mavi)). Üçüncül (Ara) Renkler; bir ana renk ile bir ikincil rengin karışımıyla oluşan renklerdir (örneğin Sarı-yeşil gibi). Kontrast (Tamamlayıcı) Renkler; çarkta birbirinin tam karşısında yer alan, en yüksek zıtlığı sağlayan renk çiftleridir (örneğin Mavi-Turuncu, Kırmızı-Yeşil). Sıcak ve Soğuk Renkler; çark, kırmızıdan sarıya uzanan sıcak renkler ve yeşilden mora uzanan soğuk renkler olarak ikiye ayrılabilir. bkz renk çemberi.
- renk çemberi
- (Alm farb kreis, Fr cercle chromatique, cercle de couleurs, İng chromatic circle, colour circle) Renk tayfının bir çember üzerinde gösterilmesi; renk çarkı. Renk çarkı ana renklere göre bölümlenir; bu renkler kırmızı (Red), mavi (Blue) ve yeşil (Green)'dir. Bu renklerin karşılarında ise tamamlayıcıları (CMY) yer alır. bkz renk çarkı.
- renk çözümleyicisi
- (Alm farb analysator, Fr analyseur de couleurs, İng color analyzer) Görüntünün renk dengesini ölçen araç. Renkli filmle ilgili karanlık oda çalışmalarında, renk dengesini sağlamak için kullanılacak olan filtrelerin belirlenmesi için kullanılır.
- renk değeri
- (Alm farb wert, Fr valeur de couleur, İng color value) bkz değer.
- renk değiştirim
- (Alm allochromie, Fr allochromie, İng allochromy) Floresan ışık kaynaklarında, emilen ışık dalga boyunun yayılan ışıktan farklı olması durumu; alokromi.
- renk dengeleme filtreleri
- (Alm farb kompensations filter, Fr filtres de compensation de couleur, İng color compensating filters) Filmin renk sıcaklığını ortam ışığına eşlemek için üretilmiş kırmızı, yeşil, mavi, siyan, macenta ve sarının farklı yoğunluk aralıklarında hafif renklendirilmiş filtreler. Bu filtrelerlegün ışığına uyumlu film, yapay ışık renk sıcaklığına dönüştürülemez.
- renk dengesi
- (Alm farb balance, Fr balance des couleurs, İng color balance) Bir görüntü ya da çıktıdaki renkler arasında karşılıklı olarak, kontrastlık ve yoğunluk ilişkisi yani renk uygunluğunu ifade eder. Gerçek görüntü renkleriyle sayısal olarak elde edilmiş renklerin uyuşması demektir. Renkli fotoğrafçılığın herhangi bir aşamasında renk dengesi, temel renklerin gri ölçeğindeki ton değerine göre ayarlanır. Bu ayarlamada, temel renklerin etkinliği ya da eksikliği değerlendirilir. Doğru ya da nötr renk dengesi; görüntüdeki temel renklerin görünenleri doğru biçimde yansıttığı, hiçbir temel rengin baskın olmadığını, grilerin ve beyazların nötr olduğunu gösterir. Sıcak renk dengesi; görüntüde tamamen kırmızı, sarı ya da turuncu eğilimi olduğunu gösterir. Soğuk renk dengesi; görüntüde tümüyle siyan ya da mavi eğilimi olduğunu gösterir.
- renk dengesi filtreleri
- (Alm farb ausgleichs filter, Fr filtres d'équilibrage des couleurs, İng color balancing filters) Renk dengesi sağlamak amacıyla kullanılan filtre türü; renk düzeltme filtreleri. Kullanılan filmle var olan ışık kaynaklarının renk sıcaklığı uyumunu sağlar. Objektifin önüne cam ya da ışık kaynağının önüne jelatin olarak kullanılır. Bu filtreler, renk sıcaklığı değişim değerini gösteren mired sayılarına göre belirlenir. bkz mired.
- renk dengesi paneli
- (İng color balance) Renk dengesi (color balance) kontrol paneli renkli bir görüntünün renk karışımının değiştirilebilmesine yarar (Image > Adjustmants > Color Balance).
- renk derinliği
- (Alm farb tiefe, Fr profondeur de couleur, İng color depth) Bir donanım veya yazılım parçası tarafından temsil edilebilen belirgin renk sayısı. Renk derinliği bazen "bit" derinliği olarak adlandırılır çünkü her piksel için kullanılan bit sayısıyla doğrudan ilişkilidir. Örneğin, 24 bit sayısal fotoğraf makinesinin renk derinliği 2 (2 bit renk) ile 24. kuvvete kadar değişir ve bu da 16777216 renk dinamik aralığına ulaşır. Benzer şekilde, ucuz bir 8 bit renkli monitör toplamda sadece 256 renk üretebilir; bu, neredeyse tüm tüketici sayısal fotoğraf makinelerinin yakalandığı sayısal görüntü dosyalarındaki geniş renk aralığından çok daha azdır. Tüm dijital (sayısal) sistemler artık en az 24 bit yani 16.7 milyon renk derinliği kullanırlar. Bu RGB yani Red (Kırmızı), Green (Yeşil), Blue (Mavi) olan üç temel rengin 16.7 milyon tondan oluşumu demektir. Elbette bu da gerçek renkleri ifade etmektedir. Bu arada milyar renk tonunu yakalamış sayısal sistemler de bulunmaktadır.
- renk diyagramı
- (Alm farb diagramm, Fr diagramme de chromaticité, İng chromaticitiy diagram) Renk sisteminde standart renk değerlerinin renk (kromatik) koordinatları olarak temsil edildiği, üç boyutlu diyagram. bkz renk üçgeni.
- renk doğruluğu
- (Alm farb treue, Fr fidélité des couleurs, İng color fidelity) Renklerin fiziksel gerçekliğine uygun olarak aktarılması; “renk yanlışlığı”nın karşıtı.
- renk dönüşüm filtreleri
- (Alm Farb konvertierungs filter, Fr filtres de conversion de couleurs, İng color conversion filters) Renk dengeleme filtreleri. bkz renk dengeleme filtreleri.
- renk duyarlılığı
- (Alm farb empfindlichkeit, Fr sensibilité aux couleurs, İng color sensitivity) Herhangi bir ışığa karşı duyarlı malzemenin/duyar katın, çeşitli dalga boylarına sahip renklere karşı duyarlılığını ifade eder. Bir malzemenin renk duyarlılığı onun mutlaka renkli bir malzeme olmasını gerektirmez. Siyah beyaz malzemeler için de renk duyarlılığı söz konusudur. Örneğin film mavi renkteki ışığa kırmızı ışığa göre daha duyarlı ise aynı ışık ortamı ya da yoğunluğunda, film mavi ışığı kırmızı ışıktan daha yüksek bir yoğunlukta kaydeder.
- renk düzeltme filtreleri
- (Alm farbkorrekturfilter, Fr filtres de correction des couleurs, İng Color Correction filters - CC filters) Renkli fotoğrafçılıkta çekim aşamasında, renklerin gerçeğe uygun olarak elde edilmesi, ışığın renk dengesini (renk sıcaklığını) düzenlemek amacıyla kullanılan filtre; renk dengesi filtreleri. Çekimlerde objektife takılır. Renkli filmlerden fotoğraf kağıdına pozitif baskı sürecinde de kullanılır. bkz renk dengesi filtreleri.
- renk düzeltmesi
- (Alm farb korrektur, Fr Correction des Couleurs, İng Color Correction - CC) Bir optik sistemdeki kromatik sapmaların azalması. Işıksal olarak kırmızı ve yeşil renkler ortak bir odağa getirilir. / Bir görüntüyü nötr bir renge getirmeyi amaçlayan görüntü düzenleme ya da yönlendirme çalışması.
- renk enerjisi
- (Alm farb energie, Fr énergie de couleur, İng color energy) Görüntü alanı içinde renklerin ortaya çıkardığı enerji.
- renk eskime testi
- (Alm farb alterungs test, Fr test de vieillissement des couleurs, İng color ageing test) Renkli malzemelerin solma hızını ölçmeye yarayan standart işlem.
- renk eşleme
- (Alm ColorSyn, Fr CouleurSyn, İng ColorSyn) Ekranda görülen renklerin üretilen veya yazıcı tarafından çoğaltılırken çıkacak renklerle aynı olmasına emin olmak için tescilli bir renk yönetme sistemi, yazılımı; renk senkronizasyonu.
- renk eşlemleme
- (Alm farb zuordnung, Fr cartographie des couleurs, İng color mapping) Belli bir temel renk ya da rengi, geniş ya da sınırsız renk aralığından belirleme yerine, renk bulma tablosu gibi sınırlı renk aralığına dönüştürme işlemi. Bu işlemle görüntüler kendilerine milyonlarca ya da binlerce renk paletlerinden GIF ya da SVGA gibi sınırlı renk paletine dönüştürülür.
- renk gamı
- (Alm farb raum, Fr gamme de couleurs, İng color gamut) Bir aygıt ya da yeniden çoğaltım sistemi yoluyla üretilen renk dizisi. bkz gam. bkz gam dışı. bkz renk eşlemleme. bkz SWOP.
- renk geçişi
- (Alm farb verläufe, Fr dégradés de couleurs, İng color gradients) Bir yüzeyin; başlangıç ve son renkleri belirtilmek suretiyle belli bir doğrultuda ara tonlarla otomatik olarak doldurulması; renk gradyeni.
- renk genişliği
- (Alm farb skala, Fr gamme, İng gamut) Belirli bir sistemin üretebildiği ya da gösterebildiği renk kapsamı ya da aralığı; gam. bkz gam.
- renk görüşü
- (Alm farb sehen, Fr vision des couleurs, İng color vision) Rengin algılandığı fiziksel, fizyolojik ve psikolojik süreçler. İnsanlarda renk görüşü, gün ışığında gerçekleşir. Ağ tabakadaki gerekli algılayıcılar kırmızımsı, yeşilimsi ve mavimsi ışığa yüksek duyarlı olan üç tür konilerden oluşur. Sağlıklı bir insan gözü uygun ışık koşullarında bir milyon farklı temel rengi ayırt edebilecek güçtedir.
- renk göstergesi
- (Alm farb indikator, Fr indicateur de couleur, İng color indicator) 16.8 milyon farklı renkten seçilmiş renk tablolarına dayanan, renk dosyaları yaratmada veya bir renk boşluğu tanımlamada kullanılan yöntem; renk bakma tablosu. Verili pikselin rengi, tablodaki pozisyondan veya indeksinden tanımlanır.
- renk gradyeni
- (Alm farb verläufe, Fr dégradés de couleurs, İng color gradients) bkz renk geçişi.
- renk holografisi
- (Alm farb holographie, Fr holographie couleur, İng color holography) Görüntünün yeniden yapılandırılmasında, her birinin bir ana rengi taşıdığı üç ayrı dalga yüzünün oluşturduğu üç ayrı hologram kullanılarak yapılan tam renk hologramı oluşturma yöntemi.
- renk kalibrasyonu
- (Alm farb kalibrierung, Fr calibrage des couleurs, İng color calibration) Görüntü kaynağının (sayısal fotoğraf makinesi veya tarayıcı), monitör ve çıkışın (yazıcı) aynı veya benzer renk standardını, yani Adobe RGB, sRGB vb kullanacak şekilde kalibre edilmesi süreci. Bu, monitörde izlenen görüntünün basılan görüntüyle aynı renk aralığına sahip olmasını ve bilgisayarda görüntünün rengine yapılan ayarlamaların görüntü basıldığında doğru şekilde temsil edilmesini sağlar.
- renk kontrastı
- (Alm farb kontrast, Fr contraste de couleurs, İng color contrast) Yan yana gelen iki renk arasındaki yoğunluğun hissedilişi.
- renk körlüğü
- (Alm farb enblindheit, Fr daltonisme, İng color blindness) Renk körlüğü, gözün retina tabakasındaki koni hücrelerinin (renk algılayıcılar) eksikliği veya hatalı çalışması sonucu belirli renklerin (özellikle kırmızı-yeşil) ayırt edilemediği, genellikle kalıtsal bir görme bozukluğu; Daltonizm. En sık kırmızı-yeşil karışıklığı görülse de nadiren mavi-sarı veya tam renk körlüğü (sadece gri tonları) yaşanabilir. Nedeni, çoğunlukla genetik geçişlidir (özellikle X kromozomuna bağlı olarak erkeklerde daha sık). Bazı göz hastalıkları veya ilaç kullanımları da sonradan renk körlüğüne yol açabilir. Türleri, protanopi (protanomali), kırmızı algı eksikliği (zayıflığı); deuteranopi (deuteranomali), yeşil algı eksikliği (zayıflığı), en sık görülendir; tritanopi (tritanomali), mavi-sarı algı eksikliği (zayıflığı); akromatopsi, tam renk körlüğü, renklerin sadece gri tonlarında görülmesidir. Renklerin parlaklığında azalma, benzer renk tonlarını (yeşil-kırmızı, mavi-sarı) ayırt etmede zorluk biçiminde belirir. Tanı, renkli noktalarla gizlenmiş sayıları içeren Ishihara testi ile yapılır. Kalıtsal renk körlüğünün kesin bir tedavisi yoktur, ancak renkli mercekler veya özel gözlükler (örneğin ChromaGen) renk ayrımını iyileştirebilir. Renk körlüğü, görsel keskinliği (net görmeyi) etkilemez ancak renkli sinyalleri ayırt etme zorluğu nedeniyle sürücülük gibi bazı meslekleri kısıtlayabilir. bkz anormal üç renk.
- renk merkezi
- (Alm farb zentrum, Fr centre de couleur, İng color center) Emdiği ışık nedeniyle saydam bir kristalin, renkli ya da parçalı renkli görülmesi şeklinde kristallerde ortaya çıkan bir tür hata.
- renk modeli
- (Alm farb modell, Fr modèle de couleur, İng color model) Üç ya da daha fazla temel ölçüm açısından herhangi bir renk algısını tanımlayarak rengin görsel deneyimini temsil eden sistematik şema ya da kuram. Bütün renk modelleri temel renk ve parlaklığın algısal ayrımını ifade ederler ancak doygunluk farklı değerlendirilir. Renk boyutuyla karıştırılmamalıdır. bkz CIE L*a*b. bkz Munsell sistemi. bkz YCC.
- renk niteliği
- (Alm farb attribut, farb qualität, Fr attribut de couleur, qualité de la couleur, İng color attribute, color quality) Rengin oluşturduğu duygu, duyarlık. Üç temel renk niteliği temel renk (İng hue), rengin saflık derecesi (İng satürasyon) ve parlaklık (İng brightness)'tır.
- renk ölçümü
- (Alm kolorimetrie, farb messung, Fr colorimétrie, mesure de la couleur, İng colorimetry, color measurement) Görsel duyulara yönelik olarak renk niteliğinin ölçme işi. Temel renk, doygunluk ve parlaklık olarak ölçüm yapılır. Öznel ve nesnel yöntemlerle yapılır. Öznel yöntemler; gözlemcinin örnekleri renk dizin sistemi, Munsell renk boyutu ya da ICI renk atlası gibi renk atlaslarındaki temel renk, renk ve değer açısından eşleştirmesini gerektirir. Nesnel yöntemler; rengin ışık olarak dağılımının oluşturduğu bileşimin ölçümünü içerir. Bu yöntemin bir diğer şeklinde renkölçer aracıyla örnek renkle, görsel eşleme sağlayacak ana renklerin oranının belirlenmesini içerir.
- renk ölçütü saflığı
- (Alm kolorimetrische reinheit, Fr pureté colorimétrique, İng colorimetric purity) Beyaz ışıkla karıştığında, test rengiyle örtüşen tayf renginin parlaklığının, test renginin parlaklığına oranı.
- renk örneği kitaplığı menüsü
- (İng swach libraries menu) Çeşitli renk gruplarını belirgin özelliklerine göre gruplayan ve renklere karar vermede yol gösteren menü (Windows > Swatches).
- renk örnekleri
- (Alm farbfelder, Fr échantillons, İng swatches) Hazır renkler ile, yeni yaratılan renklerin bir arada bulunduğu panel (İng Windows > Swatches). bkz renk paleti. bkz renk paneli.
- renk özü
- (Alm farbton, Fr teinte, İng hue) Temel renk. bkz temel renk.
- renk paleti
- (Alm farb palette, Fr palette de couleurs, İng color palette) Palet, mevcut renklerin kümesidir. Belirli bir uygulama için, palet fiziksel olarak gösterilebilen tüm renklerin sadece bir alt kümesi olabilir. Örneğin, birçok bilgisayar sistemi 16 milyon benzersiz renk gösterebilir, ancak bir program ekran 256 renk modunda olsaydı aynı anda sadece 256 renk kullanırdı. Bu nedenle, bilgisayar sisteminin paleti 16 milyon renkten oluşacak, ancak programın paleti sadece 256 renk alt kümesini içerecekti.
- renk paneli
- (Alm farb tafel, Fr panneau de couleur, İng color panel) Yeni bir renk yaratırken renkleri karşılaştırmada kullanılan ve aynı zamanda dolgu (İng fill) ve kontur (İng stroke) seçeneklerini de barındıran panel.
- renk saçaklaması
- (Alm farb säume, Fr franges de couleur, İng color fringing) Görüntüyü oluşturan optik sistemdeki sapmaya bağlı olarak görüntüde ortaya çıkan bozukluk; yanal renk. Bu bozukluğun en belirgin örneği, yanal renk sapmasıdır. Basit büyüteçlerde çok sık görülür. Özellikle geniş açılı objektiflerde görüntünün niteliğini olumsuz olarak etkiler. bkz saçak. bkz saçaklama.
- renk saflığı
- (Alm farb reinheit, Fr pureté des couleurs, İng color purity) Bir renkte beyaz ve başka renklerin bulunmaması. Beyazın % 0, tayf renklerinin de % 100 olması durumu.
- renk sapması
- (Alm farb fehler, Fr aberration des couleurs, İng color aberration) Bir görüntüyü kaplayan açık veya koyu renk tonu; kromatik sapma, renkser sapınç. bkz kromatik sapma. bkz renkser sapınç.
- renk seçici
- (Alm farb auswahl, Fr sélecteur de couleurs, İng color picker) Bilgisayarda kullanıcının bir rengi seçebilmesini sağlayan işletim sistemi ya da uygulama.
- renk sentezi
- (Alm farb synthese, Fr synthèse des couleurs, İng color synthesis) Orijinal renk duygusunu iki veya daha fazla rengin bir araya getirerek yeniden yaratma. Temel renklerden oluşturulan renk birleşimlerini açıklamaya yarayan sistem. En çok kullanılan sentezler toplamsal RGB ve çıkarımsal CMY düzenlemeleridir. Baskı ile bağlantılı olarak kullanıldığında CMY sentezine blacK (siyah) eklenerek CMYK haline dönüştürülür.
- renk sıcaklığı
- (Alm farb temperatur, Fr température de couleur, İng color temperature) Bir akkor ışık kaynağından gelen renk niteliğinin ölçüsüdür. “Kelvin > kelvin” birimi ile ölçülür. Simgesi K. Işık kaynağı veya kaynaklarına bağlı olan değer fotoğrafın etkisi için belirleyici olmaktadır. Yüksek mavi hisseli ışığın yüksek, düşük mavi hisseli ışığın ise düşük renk sıcaklığı vardır. Sarı renkten maviye kadar Kelvin değerleri artar. Renk sıcaklığı derecelemesi açısından yaklaşık olarak 5400 K standart (gün ışığı) olarak kabul edilir. Mum ışığının renk sıcaklığı yaklaşık 800 Kelvin, açık bir havada masmavi gökyüzü ise yaklaşık 10000 Kelvin'dir. 2000 K renk sıcaklığında fotoğraf kırmızılaşırken 6000 K'de mavileşir. Renk sıcaklığı ölçüm birimi,1848'de termodinamik sıcaklık ölçeğini (eşelini)tasarlayan İngiliz mühendis ve fizikçi Lord William Thomson Kelvin'in adını taşıyor. “renk sıcaklığı” teriminin, “renk ısısı” biçiminde kullanılması yanlıştır.
- renk sıcaklığı ölçer
- (Alm farb temperatur messer, Fr compteur de température de couleur, İng color temperature meter) Işığın renk sıcaklığını ölçen araç. Işığın renk sıcaklığını, kırmızıyla yeşil ya da mavinin oranlarını ölçerek dolaylı yoldan sonuca ulaşır.
- renk sıçraması
- (Alm farb stich, Fr dominante de couleur, İng color cast) Bir görüntüyü dengeli bir biçimde kaplayan boya ya da hafif renk etkisi. Genellikle ışıkta ve orta yoğunlukta nötr renk tonlarında en iyi şekilde görünür.
- renk tayfı
- (Alm farb spektrum, Fr spectre de couleurs, İng color spectrum) Genellikle dalga boyu özelliklerine göre görülebilir renklerin tümüne birden verilen ad; spektrum.
- renk tonu
- (Alm farb ton, Fr teinte, İng hue) Rengin görsel algılanmasına verilen ad. Bir rengin kırmızı, sarı, mavi gibi saf, temel kimliğini ifade eden ve renk çemberindeki yerini belirleyen ögedir. Işığın renk değeri de denebilir. Örneğin kırmızı, yeşil, mavi gibi kavramlar aslında “renk özü”nü tanımlamaktadır.
- renk üçgeni
- (Alm farb dreieck, Fr triangle de couleur, İng color triangle) Renk ölçümünde bazı hesapların yapılması, özelliklerinin belirtilmesi için renkleri bir dik üçgenin içindeki noktalarla gösterme yöntemi. Ana renklerin (kırmızı, sarı, mavi veya RGB) köşelere yerleştirildiği, ara renklerin ise bu köşeler arasında karıştırılarak oluşturulduğu, renklerin birbirleriyle ilişkisini gösteren temel bir renk teorisi modelidir. Özellikle sanat, tasarım ve renk karıştırma eğitiminde kullanılan bu diyagram, ana ve ikincil renkleri görselleştirir. Renk üçgeni ile renk çarkı benzer amaçlara hizmet etse de, üçgen yapısı özellikle triadik (üçlü) renk uyumlarını vurgulamak için kullanılır. bkz renk çarkı.
- renk uyarlama
- (Alm farb anpassung, Fr adaptation des couleurs, İng color adaptation) Kişinin görsel algılama sisteminin, renk uyarılarındaki değişime göre yaptığı ayar süreci.
- renk uyumu
- (Alm farb harmonie, Fr harmonie des couleurs, İng color harmony) Renk ahengi. bkz renk ahengi.
- renk uyuşumlama
- (Alm farb abstimmung, Fr correspondance des couleurs, İng color matching) Bir renk örneklemine uyuşumu sağlamak için araçları ya da renklendiricileri ayarlama süreci, işlemleri.
- renk uyuşumu
- (Alm farb übereinstimmung, Fr correspondance des couleurs, İng color match) İki ya da daha fazla örneklemin gözlemciye aynı renkte ya da temel renkteymiş gibi görünmesi durumu; parlaklık ya da doyma değerleri aynı olmayabilir. Dikkat edilmesi gereken konu, her iki örneklemin eşit olarak aydınlatılmasıdır. bkz metamerizm.
- renk uzayı
- (Alm farb raum, Fr espace colorimétrique, İng color space) Bilgisayar monitöründe veya basılı olarak yeniden üretilebilen renk aralığı. Algılayıcı, baskı ya da monitörde gösterilebilen renklerin uzayını temsil eder. Günümüzde sayısal görüntüleme için en yaygın kullanılan renk uzayları, temel sRGB ve daha geniş gamut Adobe RGB (1998)'dir. bkz renk boyutu.
- renk verme indisi
- (Alm Farb wiedergabe index, Fr indice de rendu des couleurs, İng color rendering index) Bir ışık kaynağının bir renk dizinine ne kadar ışık verdiğinin ölçümü; renk verme indeksi. Tek renkli bir ışık kaynağı, renkleri daha zayıf verir, renk verme indeksi (indisi) düşüktür, bu değer yaklaşık 20'dir. Güneş ışığı ise daha iyi renk verir, renk verme indisi yüksektir, yaklaşık 100'dür.
- renk yanlışlığı
- (Alm farb fehler, Fr erreur de couleur, İng color error) Renklerin fiziksel gerçekliüine uygun olarak aktarılmaması; “renk doğruluğu”nun karşıtı.
- renk yönetimi
- (Alm farb management, Fr gestion des couleurs, İng color management) Bir üretim zincirinde, rengin yeniden çoğaltımı açısından en son alınan kesin sonuçların güvenilirlik ve tekrar edilebilirliğinden emin olmak için tüm aygıtların çıktılarını denetleme işlemi, süreci. Sayısal fotoğraf makineleri, tarayıcılar, monitörler ve yazıcıların renk alanlarını koordine eden ve kalibre eden bir sistem, ekranda gördüğünüz görüntünün renk ve ton değerlerinin nihai baskı görseliyle uyumlu olmasını sağlar. bkz renk eşleme.
- renk/doygunluk paneli
- (İng hue/saturation panel) Görüntünün rengini, doygunluğunu ve açıklık/koyuluğunu ayarlamaya yarayan bir panel (Adobe Photoshop > Image > Adjustment > Hue/Saturation).
- renklendirici
- (Alm farb stoff, Fr matière colorante, İng coloring matter) Renk veren madde. / (Alm farb stoff, Fr colorant, İng colorant) Fotoğrafçılıkta renk yaratma işlemini yapan alet.
- renklendirme
- (Alm färbung, Fr coloration, İng coloring) Gri tonlardaki görüntüye orijinal ışık değerlerini değiştirmeden renk ekleme.
- renklerin çalışma ortamı üzerindeki etkisi
- (Alm die wirkung von farben auf die Arbeitsumgebung, Fr l'effet des couleurs sur l'environnement de travail, İng the effect of colors on the work environment) Renklerin insan psikolojisi üzerindeki etkileri, çalışma ortamlarında da belirgin bir şekilde hissedilir. Ofis tasarımlarında kullanılan renk, çalışanların verimliliğini, motivasyonunu ve ruh halini doğrudan etkiler. Örneğin; Mavi rengin sakinleştirici etkisi vardır ve konsantrasyonu artırır, stresli iş ortamlarında idealdir. Sarı; enerji ve yaratıcılığı ifade eder, ancak koyu tonları dikkat dağıtabilir. Yeşil; uzun süreli çalışmalarda göz yorgunluğunu azaltır ve huzur sağlar. Ancak, renklerin yanlış kullanımı olumsuz sonuçlar doğurabilir. Örneğin, kırmızı rengin fazla kullanımı agresif bir atmosfer yaratabilir. Çalışma ortamı tasarlanırken, renklerin anlamları dikkate alınarak hem estetik hem de fonksiyonel bir alan yaratılabilir. Çalışanların daha üretken olması isteniyorsa, renk seçimine özen gösterilmelidir. Ofiste renklerin gücünden yararlanmak için bir iç mimar veya renk uzmanıyla çalışılmalıdır.
- renklerin eğitim ve öğrenme üzerindeki rolü
- (Alm die rolle der farben in bildung und lernen, Fr le rôle des couleurs dans l'éducation et l'apprentissage, İng the role of colors in education and learning) Renk psikolojisi, eğitim ve öğrenme süreçlerinde de önemli bir rol oynar. Uygun seçilen bir renkle, öğrencilerin dikkatini çekme, güdülenmelerini artırma ve öğrenme ortamını daha etkili hale getirmek mümkün olur. Mavi; odaklanmayı ve sakinliği teşvik eder, sınav ortamları için idealdir. Yeşil; uzun süreli öğrenme süreçlerinde rahatlama sağlar. Sarı; yaratıcılığı ifade eder, ancak koyu tonları huzursuzluğa yol açabilir. Eğitim ortamlarında renk ve anlamının doğru kullanımı, öğrencilerin performansını artırabilir. Örneğin, bir sınıfın duvarlarında mavi renk kullanılması, öğrencilerin daha sakin ve odaklanmış hissetmesine yardımcı olur. Ancak, renklerin aşırı kullanımı dikkat dağıtıcı olabilir. Eğitimciler ve okul yöneticileri, renklerin insan psikolojisi üzerindeki etkilerini dikkate alarak öğrenme ortamlarını optimize edebilirler.
- renklerin psikolojik etkileri
- (Alm psychologische wirkung von farben, Fr effets psychologiques des couleurs, İng psychological effects of colors) “Duygusal tetikleyiciler” bağlamında renkler, sevinç, huzur, öfke veya melankoli gibi duyguları ifade eder. “Davranışsal etkiler” bağlamında alışveriş yaparken, bir ürünün rengi olarak seçilen ton, satın alma kararını doğrudan etkileyebilir. “Kültürel farklılıklar” bağlamında renklerin anlamları, kültürden kültüre değişiklik gösterebilir. Örneğin, beyaz renk batı kültüründe saflığı ifade eder, ancak bazı doğu kültürlerinde yas ile ilişkilendirilir. Renklerin psikolojik etkileri, bireylerin ruh haline, çevresel etkenlere ve kişisel deneyimlere bağlı olarak da değişebilir. Ancak genel olarak, her renk kendine özgü bir enerji ve mesaj taşır. Bu nedenle, renklerin insan psikolojisi üzerindeki etkilerini anlamak, özellikle reklam, tasarım ve eğitim gibi alanlarda kritik bir öneme sahiptir.
- renklerin tarihsel kökenleri
- (Alm historische Ursprünge der Farben, Fr origines historiques des couleurs, İng historical origins of colors) Renklerin psikolojik etkilerini anlamak için onların tarihsel bağlamlarını bilmek gerekir. Her renk, kendine özgü bir dalga boyu ve enerjisiyle insan beyninde farklı tepkiler uyandırır. Tarih boyunca, renkler farklı kültürlerde sembolizmle ilişkilendirilmiştir. Örneğin, antik Mısır'da mavi renk, tanrısallığı ve korumayı ifade eder, Roma'da ise mor renk, zenginlik ve asaletin rengi olarak kabul edilmiştir. Renklerin anlamları, hem biyolojik hem de kültürel etkenlerden etkilenir.
- renklerin tüketici davranışlarını etkilemedeki rolü
- (Alm die rolle von farben bei der beeinflussung des konsumverhaltens, Fr le rôle des couleurs dans l'influence du comportement du consommateur, İng the role of colors in influencing consumer behavior) Renklerin insan psikolojisi üzerindeki etkileri, markaların tüketici davranışlarını şekillendirmede kritik bir rol oynar. Renk bir markanın algısını doğrudan etkiler ve tüketicilerin satın alma kararlarını yönlendirebilir. Örneğin Kırmızı; Akbank, Cnet, Coca-Cola, Eti, Vestel gibi markalar, kırmızıyı kullanarak enerji ve heyecan hissi uyandırır. Mavi; American Express, Facebook, Ford, IBM, Mavi, Samsung, Skype vd maviyi güven ve profesyonelliğin rengi olarak tercih eder. Yeşil; John Deere, Land Rover, Sprite, Starbucks, çevresel sürdürülebilirlik ve doğallık mesajını yeşille ifade eder. Sarı; McDonald's, Pırelli, Shell, sarı rengi neşe ve erişilebilirlik hissi yaratmak için kullanır. Renklerin doğru kullanımı, bir markanın hedef kitlesiyle bağ kurmasına yardımcı olur. Ancak, yanlış renk seçimi ters etki yaratabilir. Örneğin, bir sağlık markasının agresif kırmızı tonları kullanması güven kırıcı olabilir. Bu nedenle, renk psikolojisi, pazarlama stratejilerinde dikkatle ele alınmalıdır. Markanın hangi duyguyu ifade edeceğine karar verilir ve renk paleti buna göre oluşturulur.
- renkli
- (Alm bunt, Fr coloré, İng colourful) Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı sağlayan film; renkli film.
- renkli boş film
- (Alm farb bestand, Fr stock de couleur, İng color stock) Henüz pozlanmamış renkli film.
- renkli film
- (Alm farb film, Fr film couleur, İng color film) Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı sağlayan film; renkli.
- renkli fotoğrafçılık akımı
- (Alm heliochromie, farb fotografie-bewegung, Fr héliochromie, mouvement de la photographie couleur, İng heliochromy, color photography movement) İkinci Dünya Savaşı sonrasında, renkli fotoğrafçılık önemli bir gelişme göstermiştir. Bu dönemde piyasaya sürülen yeni film türleri, saydamlar ve gelişmiş baskı teknikleri, renkli fotoğrafçılığın popülerleşmesine ve güzel sanatlar alanında kabul görmesine büyük katkıda bulunmuştur. Bu dönemin öncüleri, renkli fotoğrafçılığı sadece bir teknik yenilik olarak değil, aynı zamanda güçlü bir sanatsal ifade biçimi olarak benimsemişlerdir. Bu akımın sanatçıları, renkli fotoğrafçılığın sadece teknik bir gelişme olmadığını, aynı zamanda anlatısal ve estetik potansiyelleri olan bir sanat formu olduğunu göstermişlerdir. Onların çalışmaları, renkli fotoğrafçılığın güzel sanatlar içindeki yerini sağlamlaştırmış ve bu alanda yeni yollar açmıştır.
- renkli kafa
- (Alm bunter Kopf, Fr tête colorée, İng colorful head) Renkli filtre sisteminde bulunan agrandisör kafası.
- renkli kamera
- (Alm farb kamera, Fr caméra couleur, İng color camera) Görüntü sensörleri ve özel filtreler (genellikle RGB) kullanarak ışığı renkli olarak kaydeden ve görüntüleyen video kameralardır. Özellikle güvenlikte, ColorVu veya Full Color teknolojileriyle düşük ışıkta bile renkli ve net görüntüler sunarak, siyah-beyaz (IR) kameralara göre daha fazla detay (plaka, kıyafet rengi vb) sağlar.
- renkli negatif film
- (Alm farb negativ film, Fr film négatif couleur, İng color negative film) Fotoğraf kağıdına baskı için kullanılan renkli film. Nesnelerin renkli görüntüsü, tamamlayıcı renklerin eklenmesiyle pozitife dönüşür.
- renkli saydam film
- (Alm farb transparente folie, Fr film transparent couleur, İng color transparent film) Renkli pozitif görüntü veren film; renkli saydam, renkli slayt, renkli dia.
- renkmetre
- (Alm earbmessgerät, kolorimetre, Fr colorimètre, İng colorimeter) bkz renkölçer.
- renkölçer
- (Alm kolorimeter, Fr colorimètre, İng colorimeter) Rengin, elektromanyetik dalga boyunun ölçümünü yapmak için tasarlanmış alet; kolorimetre. / Bir numunenin rengini insan gözüne benzer şekilde (kırmızı, yeşil, mavi) analiz eden ve ışık emilimini ölçerek renk yoğunluğunu belirleyen cihaz; renkölçer. Üretimde kalite kontrol sağlamak, çözelti konsantrasyonlarını (yeğinliklerini) tespit etmek ve renk standartlarını karşılaştırmak amacıyla laboratuvar ile endüstride yaygın olarak kullanılır. bkz kolorimetre.
- renkölçüm
- (Alm farbmessung, kolorimetrie, Fr colorimétrie, İng colorimetry) Derişimi bilinen ve bilinmeyen çözeltilerde ölçün renkte bir ayıraçla oluşturulan renklerin yeğinliklerini karşılaştırarak yapılan çözümleme; kolorimetri.
- renksemez
- (Alm achromat, Fr achromate, İng achromat) İki farklı dalga boyundaki ışığı aynı odak noktasında birleştiren mercek tipi; renksemez mercek. Renksemez mercek, bir yakınsak (pozitif) mercek ile bir ıraksak (negatif) elemanın dağılımını birleştirir. Bu da farklı dalga boyundaki iki ışığı aynı odak noktasında birleştirerek renk sapmasını önler.
- renkser
- (Alm chromatisch, Fr chromatique, İng chromatic) Renklerle ilgili olan; kromatik. / İçinden geçen güneş ışığını tek renkli bileşenlerine ayıran madde (özdek); kromatik.
- renkser sapınç
- (Alm chromatische aberration, Fr aberration chromatique, İng chromatic aberration) Beyaz ışıkla aydınlatılmış konuda, renkli kenarlar şeklinde ortaya çıkan bir görüntü kusuru; kromatik görüntü bozulması, koromatik sapınç, kromatik sapma. Merceklerin aynı konu üzerindeki farklı dalga boylarına sahip renklerden yansıyarak gelen ışık ışınlarını aynı noktada odaklayamamasından doğan görüntü bozulmasıdır. bkz kromatik sapma.
- renksiz
- (Alm achromatisch, Fr achromatique, İng achromatic) Renk değişikliği yapmayan, ışığı renklerine ayırmadan kıran; renksemez, akromatik, akromatoz.
- renksiz filtre
- (Alm farb loser filter, Fr filtre incolore, İng colorless filter) Elektromanyetik spektrumdaki morötesi ışınları yutan filtreye verilen ad.
- renksiz mercek
- (Alm achromatische linse, Fr lentille achromatique, İng achromatic lens) Renk sapması kısmen düzeltilmiş olan, yeşil ve kırmızı renkleri yaklaşık aynı odak noktasına düşürmek üzere tasarlanmış ve bir çok elemandan oluşan mercek.
- renksiz renk
- (Alm achromatische farbe, Fr couleur achromatique, İng achromatic color) Hue içermediğinden dolayı renk meydana çıkartmayan; siyah, beyaz ya da gri tonlarından biri olan renk.
- replika
- (Alm replik, Fr réplique, İng replica) Herhangi bir eserin, birebir ölçüleriyle veya daha küçük ölçülerle orijinaline dayanarak kopyalanmış olan sürümü; kopya. Sahtecilik amacıyla üretilebileceği gibi orijinal ürünü korumak amacıyla onun yerine kullanılmak amacıyla da da üretilebilmektedir.
- reprodüksiyon
- (Alm reproduktion, Fr reproduction, İng reproduction) Yeniden üretim. Fotoğrafçılıkta, bir orijinalden kopya elde etme işlemi; çoğaltma. / (güzs) Bir sanat eserinin aslına uygun kopyası. / Baskı yoluyla çoğaltılması istenen orijinallerden kalıp hazırlamaya uyumlu filmlerin hazırlanması işlemi.
- reprodüksiyon fotoğraf makineleri
- (Alm reproduktionskameras, Fr caméras de reproduction, İng reproduction cameras) Eni, boyu olan fakat derinliği olmayan orijinallerden film veya fotoğraf çeken makinelerdir. Fotoğraf makinelerinde çekilen fotoğraflar, reprodüksiyon fotoğraf makineleri için orijinal olarak kullanılır. En dikkat çeken farkları repro fotoğraf makinelerinin daha büyük olmalarıdır. Repro fotoğraf makinelerinin diğer bir farkı çift boyutlu derinliği olmayan orijinallerden fotoğraf çekmeleridir. Repro fotoğraf makineleri ile derinlik netliği sağlanamadığı için bir portre veya bir nesne fotoğrafı çekilemez.
- RER
- (Alm reduzierung roter augen, Fr réduction des yeux rouges, İng İng Red-Eye Reduction - RER) bkz kırmızı göz düzeltmesi.
- res
- (Alm res, Fr rés, İng res) Rengin yeniden çoğaltımı açısından en son alına sonuçların güvenilir ve tekrar edilebilir olduğundan emin olmak için bir üretim zincirindeki bütün aygıtların ürettiği çıktıları kontrol etme süreci. bkz renk eşleme.
- resim
- (Ar resm, Alm bild, Fr image, la peinture, İng picture) Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb üzerinde yapılan biçimleri; boya ya da çizim yoluyla oluşturulmuş yapıt; resim. Gerçek bir nesne tasarlanmış ya da soyut bir konunun çeşitli resmetme teknikleriyle belirli estetik kurallarına göre iki boyutlu yüzey üzerine yapılan temsili. Çizerek, boyayarak, kazıyarak ve ışık yoluyla yüzey üzerine yapılır. Geleneksel resmetme tekniklerinde; tuval, kağıt ya da benzeri düz yüzeyler; fotoğrafın resmetme tekniğinde ışığa duyarlı yüzey kullanılır. / (Galatı meşhur (Galat-ı meşhur / yaygın yanlış kullanım) olarak) Fotoğraf. / (Yaygın yanlış kullanım olarak) film şeridi üzerinde çerçeve içinde yer alan görüntülerden her biri.
- resim çekilmek
- (Galat-ı meşhur (yaygın yanlış kullanım) olarak) Fotoğraf çekilmek.
- resim sepeti
- (Alm bilder korb, Fr panier photo, İng picture basket) Görüntü servisi sağlayan kurumlardan ya da bir bağlantı üzerinden abonelerin belli aralıklarla gönderdikleri resimler için kullanılan iş istasyonu ya da hizmet bilgisayarı. Erişilene kadar bu görüntüler, sepette bekler. bkz fotoğraf sepeti.
- resimsi fotoğraf
- (Alm bild haftigkeit, Fr pictorialisme, İng pictorialism) 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında fotoğrafa egemen olan uluslararası bir estetik hareket; resimselcilik, resimsel fotoğraf, resimsi fotoğraf, resimsi fotoğrafçılık. Fotoğrafın da bir sanat olduğunu öne süren fotoğrafçılar ve fotoğraf toplulukları tarafından 1850'li yıllarda ilk örnekleri verilen piktoryalizmin aslında temel bir standart tanımı yoktur. Fotoğrafın mevcut bir görüntüyü basitçe kaydetmek yerine bir mizansen oluşturma veya yönlendirmelerle resimsel bir eser oluşturma arzusu güden sanatçılara atfedilir. Fotoğrafı sanatsallaştırmak için resme benzetme yolunda çalışmaları kapsar. Resimselci dönemde sembolizm, empresyonizm ve ntüralizm gibi sanat akımlarından etkilenen eserler ortaya çıkmıştır. Fotoğrafçılar tamamen sanatçının hayal gücünden doğan eserler vermek için çeşitli baskı yöntemleri ve mizansenler kullanmışlardır. Resimsi fotoğrafçılardan birkaçı; F. Holland Day, Alfred Stieglitz, Man Ray, Paul Strand; Julia Margaret Cameron, Henry Peach Robinson, Sabit Puyo, Andre Kertesz, Laszlo Moholy-Nagy, ...
- resm
- (Ar) Fotoğraf.
- resmedilen an
- (Alm moment der darstellung, Fr moment de représentation, İng moment of depicting) Bir nesnenin ya da konunun resmedildiği anın süresi. Bir insanın duruş, bakış gibi resmedilme anının süresi. / Fotoğrafın çekildiği an. bkz fotoğraflanan an. bkz resmedilme eylemi anı.
- resmedilme eylemi anı
- (Alm moment der darstellung des aktes, Fr moment de représentation de l'acte, İng moment of depicting act) Yüzey üzerine resmeden kişinin resmetme süresi. Ressamın bir resmi yapma süresi. / Fotoğrafçının bir fotoğrafı çekme, pozlama süresi. bkz fotoğraflanma eylemi anı. bkz resmedilen an.
- resmetme
- (Alm darstellend, Fr représentant, İng depicting) Geleneksel resmetme tekniklerinde, yüzey üzerinde bir şeyi çizerek boyayarak ya da kazıyarak temsil etme. bkz fotoğraflama.
- resmetme teknikleri
- (Alm darstellungs techniken, Fr techniques de représentation, İng depicting techniques) Bir nesne ya da konunun, iki boyutlu yüzey üzerinde temsilini yaparken kullanılan teknik. Geleneksel resmetme teknikleri; çizerek, boyayarak ve kazıyarak, baskı yoluyla yüzey üzerine yapılır. Fotoğrafın resmetme tekniği, ışık yoluyla ışığa duyarlı yüzey üzerine yapılır. bkz fotoğraflama teknikleri.
- retina
- (Lat retina, Alm retina, Fr rétine, İng retina) İnsan gözünün küresi içinde görme sinirinin dağılmasından meydana gelen ağımsı zar veya üzerinde nesne ve cisimlere ait görüntülerin meydana geldiği, göz'ün ışığa duyarlı ağımsı tabakası; ağ tabaka. İnsanlarda saydam, çok ince sinirler ve sinir uçları açısından zengindir. / Optik karakter tanıma amacıyla, sayısal okuyuculardaki tarama mekanizması.
- retina fotoğraf makinesi
- (Alm retina-kamera, Fr caméra rétinienne, İng retina camera) Gözün ağ tabaka alanının fotoğrafını çekme amcına yönelik olarak tasarlanmış olan fotoğraf makinesi. Bu makinelerde, gözün merceği de optik bir öge olarak kullanılır.
- reversal
- (Alm umkehrung, Fr renversement, İng reversal) bkz evrilir.
- reversal banyo
- (Alm umkehr bad, Fr bain d'inversion, İng reversal bath) Negatif görüntüyü pozitife dönüştüren kimyasal eriyik. Renkli saydam filmlerin banyosunda kullanılır. bkz evrilir banyo.
- reversal film
- (Alm umkehr film, Fr film inversible, İng reversal film) bkz evrilir film.
- reversal malzeme
- (Alm umkehr material, Fr matériau d'inversion, İng reversal material) Pozlandırıldıktan sonra doğrudan pozitif görüntü veren fotoğrafik malzemeler. bkz evrilir malzeme.
- rezolüsyon
- (Alm auflösung, Fr résolution, İng resolution) bkz ayırma gücü. bkz çözünürlük.
- rezolüsyon limiti
- (Alm auflösungs grenze, Fr limite de résolution, İng resolution limit) bkz ayırma gücü sınırı.
- RF CD
- (Alm lizenz freie CD, Fr disque compact libre de droits, İng Royalty-Free Compact Disc – RF CD) “Telifsiz kompakt disk” teriminin İngilizce kısaltması. bkz telifsiz.
- RGB
- (Alm Rot, Grün, Blau, Fr Rouge, Vert, Bleu, İng Red, Green, Blue - RGB) Red (kırmızı), Green (yeşil) ve Blue (mavi) renklerinden oluşan; monitör (CRT-LCD), projektör, televizyon (CRT-LCD-plazma), video kamera, fotoğraf makinesi, cep telefonu, oyun konsolu, tarayıcı ve bazı kişisel yazıcılar gibi sayısal görüntüleme ve baskı cihazlarının kullandığı, toplamsal (additive (eklemeli)) bir renk modeli, renk uzayı. Bu renklerden üst üste eklendikçe beyaz elde edildiğinden RGB renk modeline toplamsal renk modeli adı da verilir. Hiçbir renk yokken tümüyle siyah olan bir alanda, bu üç rengin karışımı ile beyaz elde edilebilir. Bilgisayar monitörleri, televizyonlar ve projeksiyonlar RGB yöntemi ile renk elde ederler (Adobe Photoshop > Image > Mode > RGB). Bu modda her rengin (28=) 256 tonluk bilgileri saklanabilir. "Kırmızı, Yeşil ve Mavi" tonları ile oluşturulan toplamsal senteze dayalı renk modelini temsil eder. bkz toplamsal renk yöntemi.
- RGB renk (Kırmızı, Yeşil, Mavi)
- (Alm RGB-farben (Rot, Grün, Blau), Fr couleurs RVB (Rouge, Vert, Bleu), İng RGB color (Red, Green, Blue) RGB, kırmızı, yeşil ve mavi ışığın çeşitli şekillerde birleştirilerek geniş bir renk yelpazesi yeniden üretilerek bilgisayarlarda ve diğer sayısal cihazlarda görüntü olarak görüntülenmesi ve gösterilmesi için eklenen bir renk modelidir. bkz RGB.
- rhomboidal prizma
- (Alm rhombisches prisma, Fr prisme rhomboïdal, İng rhomboidal prism) Bir ışın demetinin eksenini yana kaydıran prizma. Bu prizma, optik sistemlerde ışığın kaydırılması veya yansıması için kullanılır ve genellikle birden fazla kesişen ancak paralel olmayan yüzeylerden oluşur. Altı yüzünün tamamı eşkenar dörtgen (İng rhombus) olan bir rombohedrondur (eşkenardörtgenyüzlüdür), küpün özel bir formu olarak kabul edilir. Tüm kenar uzunlukları eşittir ve karşılıklı yüzleri paraleldir. Özellikle kristalografide rombohedral kristal sistemini tanımlamak için kullanılır.
- RIFF
- (Alm Resource Interchange File Format, Fr Format de fichier d'échange de ressources, İng Resource Interchange File Format - RIFF) Bilgisayarda, platformlar karşısında çoklu ortam kullanımı için dosya formatı; Kaynak Değiştirme Dosya Formatı (KDDF).
- RIP
- (Alm raster bild prozessor, Fr processeur d'images raster, İng Raster Image Processor - RIP) Film banyo makinesi ile film pozlama makinesinin masaüstü yayıncılık cihazlarını tanımasını sağlayan bir yazılım türü; tarama kafesi görüntü işlemcisi. Vektör ifadeleriyle tanımlanmış görüntüyü olşuturan donanım ya da yazılım bileşimidir. Film makinelerinin tram noktalarını oluşturabilmesi için ajanslardan gelen postscript dökümanları gerekli olan “bitmap” (noktasal görünüm) moduna çevirir.
- RISC
- (Alm reduzierter befehlssatz-computer, Fr ordinateur à jeu d'instructions réduit, İng Reduced Instruction Set Computer - RISC) Merkezi işlem birimlerinin hızını artırmak amacıyla daha az bellek erişimi yapan mikroişlemci tasarı mimarisi; İndirgenmiş Komut Takımıyla Hesaplama.
- RLE
- (Alm lauflängenkodierung, Fr encodage par plage, İng Run-Length Encoding - RLE) Birbirini izleyn karakterlerin hepsini tutmak yerine, sadece kaç tane olduklarını sayarak tutma mantığına dayanan sıkıştırma yöntemi; Satır Boyunca Kodlama.
- Rochon prizması
- (Alm Rochon-prisma, Fr prisme de Rochon, İng Rochon prism) Fransız astronom, fizikçi ve gezgin Abbé Alexis Marie Rochon tarafından geliştirilen bu prizma, sıradan ışını sapmadan geçirirken, sıradışı ışını kırarak saptırır ve böylece net bir polarizasyon ayrımı sağlar. Kalsit veya çift yansıma yapan başka bir maddeden yapılan ve çift görüntü veren prizmadır.
- rodopsin
- (Alm rhodopsin, visuelles lila, Fr rhodopsine, violet visuel, İng rhodopsin, visual purple) Gözün ağ tabakasında çubuk hücreleri içinde bulunan, ışığa duyarlı morumsu pigment.
- röle
- (Alm relais, Fr relais, İng relay) Bir çevirimi uzaktan açıp kapamak amacıyla kullanılan elektromanyetik bileşen; optik röle. / Optik sistemlerde, aygıtın bir parçasından ışığı toplayıp öbürüne yansıtmak amacıyla kullanılan optik bileşeni. Göstericilerde, ampulden gelen ışığı toplayıp film görüntüsü üzerine odaklayn yoğunlaç sistemi. Fotoğraf makinelerinde, duyarlı yüzeye ya da bakaca görüntüyü yansıtan optik sistem; optik röle.
- roll film
- (Alm roll film, Fr film en rouleau, İng roll film) Bir tarafı ışığa karşı duyarlı duyarkat ile kaplanmış ve diğer tarafı kıvrılmaya karşı işlem görmüş, siyah bir kağıtla birlikte makaraya sarılmış, orta boy fotoğraf makinelerinde 4.5 cm x 6 cm, 6 cm x 6 cm ve 6 cm x 7 cm boyutlarında kullanılan, plastik kaplı ince saydam film türü. 120 ve 220 koduyla iki farklı boyutu vardır.
- rölyef
- (Alm erleichterung, Fr relief, İng relief) Konunun ton dağılımı nedeniyle iki boyutlu bir görüntüde, üç boyutluluk etkisi vermesi; kabartma.
- rölyef baskı
- (Alm relief druck, Fr impression en relief, İng relief print) Baskı kalıbı üzerine yapılan yükseltme ya da çökertmelerle elde edilen görselin kağıda ya da başka bir yüzeye aktarıldığı baskı tekniği.
- ROM
- (Alm nur-lese-speicher, Fr mémoire en lecture seule, İng Read Only Memory - ROM) Bilgisayarda; okunabilen, erişilebilen, verisi herhangi bir şekilde düzenlenemeyen sayısal depolama sistemi; Salt Okunur Bellek. Bilgisayar işletim sisteminin belli bölümleri ROM'da saklanabilir, enerji kesildiğinde kaybolmazlar.
- röntgen ışığı
- (Alm Röntgen strahlen, Fr rayons X, İng X-rays) X ışığı. bkz X ışığı.
- röntgen ışığı filmi
- (Alm Röntgen film, Fr film radiographique, İng X-ray film) bkz X ışığı filmi.
- röprodüksiyon
- (Alm reproduktion, Fr reproduction, İng reproduction) Elde mevcut orijinal (özgün) üründen, fotomekanik ve baskı çalışmaları sonucu, orijinale benzer şekilde, seri ve ekonomik çoğaltma yapma işlemi. bkz yeniden üretim.
- röprodüksiyon materyali
- (Alm reproduktions material, Fr matériel de reproduction, İng reproduction material) Genelde her katman veya renk için film veya cam üzerinde bulunan negatif veya pozitif formlarındaki materyal; röpromat.
- röprodüksiyon ölçeği
- (Alm reproduktionsmaßstab, Fr échelle de reproduction, İng reproduction scale) Eldeki özgün üründen, fotomekanik ve baskı çalışmaları sonucu, orijinale benzer şekilde, seri ve ekonomik çoğaltma işlemi sırasında kullanılan büyültme ya da küçültme ölçeği. bkz yeniden üretim oranı.
- rotasyon prizması
- (Alm taubenprisma, rotationsprisma, Fr prisme de colombe, prisme de rotation, İng Dove prism, rotation prism) bkz Dove prizma.
- rotogravür
- (Alm tiefdruck, Fr rotogravure, İng rotogravure) Yüzeyi çukur bir baskı silindirine dayanan baskı işlemi; çukur baskı, tifdruk baskı.
- rötuş
- (Alm retuschieren, Fr retoucher, İng retouch, retouching) Analog fotoğrafçılıkta, negatif ya da baskıdaki görsel üzerinde bulunan çizik, toz ve benzeri kusurları kapatmak için abdek boya ya da pigmentleri ince uçlu bir kalem ya da bir fırçayla gerekli alana uygulama ya da fazlalıkları kazıma işlemi/yöntemi; rötuşlama. Rötuş işlemi, 2H veya HB kalemler iyice sivriltilerek (sivriltme için çoğu kere ince zımpara kağıdı kullanılır) ve pamuğa sürülen mentol ile film yumuşatılarak yapılır. Renklendirme gerekiyorsa anilin boya kullanılır. Sayısal fotoğrafçılıkta, bilgisayar ortamında rötuş yapmak için kullanılan en yaygın programlardan birisi Adobe firmasının bir ürünü olan Adobe Photoshop'tur.
- rötuş fırçası
- (Alm retuschierpinsel, Fr pinceau de retouche, İng retouching brush) Rötuş yaparken kullanılan, inceden kalına doğru 2, 4, 6, 8 gibi numaralandırılan kıl fırça.
- rötuş masası
- (Alm retuschiertisch, Fr table de retouche, İng retouching table) Üzerinde rötuş yapılabilecek şekilde tasarlanmış, alttan ışıklandırılan, üstü yarı mat cam ile kaplı masa; pipitre, pipitri. Analog fotoğrafçılıkta negatif filmler üzerinde rötuş (İng retouch) yapmak için kullanılan, ışıklı ve şeffaf bir tezgah üstü düzeneğidir. Kelimenin kökeni muhtemelen Fransızca "yazı masası" veya "rahle" anlamına gelen pupitre kelimesinden türetilmiştir. Aletin işlevi; negatif film üzerindeki kusurları gidermek veya fotoğrafı sanatsal olarak işlemek için kullanılır. Kimyasallarla yumuşatılmış negatif film, pipitre üzerindeki ışıklı yüzeye yerleştirilir. Sanatçı, ucu iyice inceltilmiş kurşun kalemler veya özel boyalar kullanarak adeta bir ressam gibi film üzerinde düzeltmeler yapar. Photoshop vb sayısal düzenleme yazılımları yaygınlaşmadan önce, stüdyo fotoğrafçılığında; portrelerdeki cilt kusurlarını düzeltmek için kullanılan en temel araçlardan biriydi. Gerçek görüntüyü (gerçeği) manipüle etme ihtiyacı, fotoğrafın dijitalize olmasından çok önceye dayandığı için, fotoğraf ya da işlemenin geçmişi “Photoshop”tan çok daha eski bir geçmişe sahiptir. Karanlık oda fotoğrafçılığının rötuş teknikleri görüntünün manipülasyonu konusunda dönemin ihtiyacına hizmet ederken, istenmeyen benleri, çilleri, yüzdeki kusurları silebilmekte, hatta siyah beyaz fotoğrafları renklendirebilmekteydi. Bu elbette elle yapılan bir sanattı ve fotoğrafçının “pipitri” ya da “pipitre” olarak adlandırılan ışıklı şeffaf bir tezgah üstünde, kimyasal sürülerek yumuşatılmış negatifin üzerinde ucu ince zımparalarla iyice inceltilmiş HB kurşun kalemler kullanılarak fotoğrafın işlenmesi, ya da özel kimyasallardan oluşan boyalarla adeta ressam gibi renklendirilmesi işlemlerini içermekteydi. Görüntülerin üst üste bindirilerek yeni bir kurgusal gerçeklik yaratılması da bu rötuş teknikleri yardımıyla mümkün olabiliyordu. bkz rötuş sandığı.
- rötuş sandığı
- (Alm brust retuschieren, Fr retouche poitrine , İng retouching chest) Analog fotoğrafçılıkta kullanılan, 40 cm x 50 cm boyutunda, üst yüzünün ortasında 6 cm x 8 cm boyutunda mat cam bulunan, altında ampul yanan ve masa veya tezgah üstüne konan tahta kasalı rötuş sandığı; pipitre, pipitri. Pipitre, analog fotoğrafçılık döneminde negatif filmlerin veya cam negatiflerin üzerine elle rötuş (retouch) yapabilmek için kullanılan ışıklı, şeffaf bir tezgah veya aygıttır. Günümüzde bilgisayarda yapılan Photoshop rötuş işlemlerinin, eski yıllardaki manuel karşılığıdır. Üzerinde mat bir cam bulunan ve altından kuvvetli ışık veren bir kutu düzeneğidir. Işık, negatif filmi aydınlatarak detayların net bir şekilde görülmesini sağlar. Işıklı masanın etrafındaki yansımaları engellemek ve konsantrasyonu sağlamak için genellikle üzerine siyah bir örtü örtülür ve rötuş yapan kişi bu örtünün altına girerdi. HB kurşun kalemler veya fırçalar yardımıyla, film üzerindeki çizikler, sivilceler veya istenmeyen detaylar temizlenir veya düzeltilirdi. Eski yıllardaki mahalle fotoğrafçılarının dükkanlarında sıkça yer alan bu alet, fotoğraf baskısının kusursuz çıkması için büyük bir ustalık ve el becerisi gerektirirdi. bkz rötuş masası.
- rötuşlama
- (Alm retusche, Fr retouche, İng retouching) Rötuş yapma.
- röyalti
- (Alm königtum, Fr royauté, İng royalty) Bir fikir veya sanat eserini yaratan kişinin, bu eserden doğan haklarının hepsi; telif hakkı. Telif Hakları Yasası, eser sahiplerinin (yazar, sanatçı, yazılımcı vb) ürettikleri fikir ve sanat ürünleri üzerindeki maddi/manevi haklarını koruyan yasal düzenlemelerdir. Türkiye'de 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) geçerlidir. Eserin üretilmesiyle telif hakkı otomatik doğar, tescil gerekmez. Koruma süresi genellikle eser sahibi yaşadığı sürece ve ölümünden itibaren 70 yıldır. bkz telif hakkı.
- rpm
- (Alm umdrehung pro minute, Fr tour par minute, İng revolution per minute - rpm) Sabit bir eksende, 1 dakika içersinde gerçekleşen dönüş yani devir sayısı; dakikada devir sayısı.
- RS-232
- IBM tabanlı bilgisayarlarda bir bağlantı kapısını ifade eder. “Seri bağlantı kapısı” da denir. Eskilerde dijital fotoğraf makineleri ve kameralar daha çok bu kapı ile bilgisayara bağlanır/bağlantılanırdı.
- rulo film
- (Alm roll film, Fr film en rouleau, İng roll film) Bir makara üzerine sarılı olan film yumağı.
- rüzgar filtresi
- (İng wind) Adobe Photoshop stylize ((stilize) filtresinin altında bulunur ve filtresi görüntüye küçük yatay çizgiler atarak rüzgar esmiş etkisini getirir (Filter > Stylize > Wind).